Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7921Soru

Sporcular evreninde (EE) tanımlanmış olan; F(x)F(x): 'xx futbolcudur.' ve K(x)K(x): 'xx kalecidir.' yüklemleri verilmiştir. Buna göre, 'Bazı futbolcular kaleci değildir.' önermesinin yüklemler mantığındaki doğru sembolik ifadesi x(F(x)K(x))\exists x (F(x) \rightarrow \sim K(x)) şeklindedir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen ifade yanlıştır çünkü tikel niceleme önermelerinin sembolleştirilmesinde koşul eklemi (\rightarrow) yerine tümel evetleme eklemi (\wedge) kullanılmalıdır.
Verilen ifade yanlıştır çünkü tikel niceleyici (\exists) ile kurulan önermelerin sembolleştirilmesinde tümel evetleme eklemi (\wedge) kullanılmalıdır. Koşul eklemi (\rightarrow) kullanımı hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Önermenin yapısını ve niceleyicisini belirleme.
Önerme 'Bazı...' ifadesiyle başladığı için tikel niceleyici (\exists) kullanılmalıdır.
Tikel niceleyici, evrendeki en az bir nesnenin belirtilen özellikleri taşıdığını ifade etmek için kullanılır.
2
Yüklemleri ve olumsuzluk (değilleme) durumunu analiz etme.
'futbolcudur' kısmı için F(x)F(x), 'kaleci değildir' kısmı için ise K(x)\sim K(x) ifadesi elde edilir.
Önermedeki olumsuzluk eki olan 'değildir', kaleci olma yükleminin (K(x)K(x)) önüne değilleme işareti (\sim) getirilmesini gerektirir.
3
Niceleyici ile yüklemler arasındaki ana eklemi belirleme.
Tikel niceleyici (\exists) ile sembolleştirilen önermelerin ana eklemi tümel evetleme eklemi (\wedge) olmalıdır. Bu durumda doğru sembolleştirme x(F(x)K(x))\exists x (F(x) \wedge \sim K(x)) olur.
Eğer koşul eklemi (\rightarrow) kullanılırsa, futbolcu olmayan herhangi bir nesne bile bu önermeyi doğru kılacağı için önermenin asıl anlamı kaybolur. Bu nedenle tikel niceleme önermelerinde tümel evetleme kullanılmalıdır.

Anahtar Kavram

Yüklemler mantığında tikel niceleyici (\exists) ve mantıksal eklemlerin uyumu.
Soru 7922Soru

Nedîm'e ait bir gazelden alınan aşağıdaki iki beyit verilmiştir:

I. Beyit:
*Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana*
*Mey süzülmüş şîşeden ruhsâr-ı âl olmuş sana*

II. Beyit:
*Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedîm*
*Bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana*

Bu beyitlerle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. beyit, musarra (dizeleri kendi arasında uyaklı) bir özellik göstermediği için bu gazelin matla dışındaki herhangi bir yerinde bulunan ortabeyitidir.

Cevap

I. beyit, musarra (dizeleri kendi arasında uyaklı) bir özellik göstermediği için bu gazelin matla dışındaki herhangi bir yerinde bulunan ortabeyitidir.
I. beyit kendi içinde uyaklı (aaaa şeklinde) olduğu için gazelin ilk beyiti, yani matla beyitidir. Bu nedenle bu beytin musarra özellik göstermediğini ve gazelin ortalarında yer alan bir ortabeyit olduğunu iddia eden yargı yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk beytin kafiye yapısı incelenir.
"yâl ü bâl olmuş sana" ve "ruhsâr-ı âl olmuş sana" dizelerinin sonundaki "olmuş sana" ifadeleri redif, "yâl ü bâl" ile "âl" kelimelerindeki "-âl" sesleri ise kafiyedir. Dolayısıyla beyit kendi içinde uyaklıdır (aaaa).
Uyak örgüsünün belirlenmesi, beytin şiir içindeki konumunu (matla, makta veya ortabeyit) tespit etmek için gereklidir.
2
Kendi arasında uyaklı (musarra) beyitlerin gazeldeki işlevi değerlendirilir.
Gazellerde sadece ilk beyit (matla) kendi içinde uyaklı (aaaa) olur. Ortabeyitler ise ba,ca,da...ba, ca, da... şeklinde kafiyelenir.
Musarra yapının sadece matla beyitine özgü bir şekil özelliği olduğunu hatırlamak, beytin ortabeyit olamayacağını kavramayı sağlar.
3
Diğer beyit (II. beyit) ve genel özellikler incelenir.
II. beyitte şairin mahlası ("Nedîm") geçtiği için makta beyitidir. Dil, ölçü ve nazım birimi özellikleri de eserin Divan şiiri geleneğine ait olduğunu kesinleştirir.
Tüm seçeneklerin doğruluğunu teyit ederek yanlış olan yargıyı kesin olarak belirlemek için kullanılır.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında gazel nazım şeklinin yapısal özellikleri, matla ve makta beyitlerinin tespiti.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7923Soru

Aşağıda sol sütunda verilen âşık edebiyatı temsilcilerini, sağ sütunda yer alan belirleyici edebî nitelik ve eser bilgileriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ercişli Emrah
Dertli
Ruhsati
Murat Çobanoğlu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ercişli Emrah - 17. yüzyılda yaşamış, sadece hece ölçüsüyle yazan âşık; Dertli - Telli Saz taşlamasıyla tanınan 19. yüzyıl ozanı; Ruhsati - Sivas Deliktaş doğumlu Ruhsati Kolu kurucusu; Murat Çobanoğlu - Kiziroğlu Mustafa Bey türküsüyle tanınan Karslı Cumhuriyet Dönemi âşığı.
Doğru eşleştirmede; Ercişli Emrah aruzdan etkilenmeyen 17. yüzyıl şairi ve "Emrah ile Selvi" hikâyesinin kahramanı olarak; Dertli softalığı hicveden ünlü "Telli Saz" şiirinin sahibi olarak; Ruhsati Sivas Deliktaş kökenli "Ruhsati Kolu" kurucusu olarak; Murat Çobanoğlu ise "Kiziroğlu Mustafa Bey" türküsüyle tanınan Cumhuriyet Dönemi Karslı âşığı olarak birbiriyle tam uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sanatçıların yüzyıllarını ve ölçü tercihlerini analiz etme.
Ercişli Emrah 17. yüzyılda sadece hece ölçüsü kullanmıştır. Dertli ve Ruhsati 19. yüzyılda hem hece hem aruzla yazmışlardır. Murat Çobanoğlu ise 20. yüzyıl Cumhuriyet Dönemi ozanıdır.
Zaman dilimi ve dil özellikleri, âşık edebiyatı sanatçılarını ayırt etmede ilk temel adımdır.
2
Sanatçıların öne çıkan belirleyici eserlerini ve edebi kavramlarını eşleştirme.
Ercişli Emrah "Emrah ile Selvi" hikâyesiyle, Dertli "Telli Saz" taşlamasıyla, Ruhsati "Ruhsati Kolu" ile, Murat Çobanoğlu ise "Kiziroğlu Mustafa Bey" türküsüyle eşleşir.
Bu eserler ve kavramlar, bu sanatçıların edebiyat tarihindeki en belirgin imzalarıdır.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Temsilcilerinin Yüzyılları, Edebî Özellikleri ve Eserleri
Soru 7924Soru

Aşağıda sol sütunda verilen argüman örneklerini, sağ sütunda verilen kıyas çeşitleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Erdemli insanlar adildir, o hâlde Bilge de adildir.
Bütün filozoflar sorgulayıcıdır. Bütün sorgulayıcılar şüphecidir. Bütün şüpheciler gerçeği arar. Bütün gerçeği arayanlar değerlidir. O hâlde bütün filozoflar değerlidir.
Eğer adil davranırsan güçlüler sana düşman olur, eğer adil davranmazsan vicdanın sana düşman olur. Ya adil davranacaksın ya da davranmayacaksın. O hâlde her durumda bir düşmanın olacak.
Bütün planlı çalışanlar başarılı olur. Bütün başarılı olanlar öz güven kazanır. O hâlde bütün planlı çalışanlar öz güven kazanır. Bütün planlı çalışanlar öz güven kazanır. Bütün öz güven kazananlar mutlu olur. O hâlde bütün planlı çalışanlar mutlu olur.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Erdemli insanlar adildir argümanı Entimem; filozoflar sorgulayıcıdır argümanı Sorit; adil davranırsan argümanı İkilem; planlı çalışanlar argümanı ise Zincirleme Kıyas ile eşleşir.
Verilen eşleştirmelerde; erdemli insanlar argümanında gizli bir öncül olduğundan entimem; filozoflar argümanında ara sonuçlar atlandığından sorit; adil olma argümanında koşullu ve ayrıklı önermeler bir arada sunulup iki yollu bir çıkmaza götürdüğünden ikilem; planlı çalışma argümanında ise ara sonuçlar açıkça yazıldığından zincirleme kıyas ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk argümanı analiz etmek.
Erdemli insanlar adildir önermesinden doğrudan Bilge'nin adil olduğu sonucuna geçilmiş, 'Bilge erdemlidir' öncülü gizli tutulmuştur. Bu durum entimem (kısaltılmış kıyas) yapısını gösterir.
Öncüllerinden biri veya sonucu eksik bırakılarak yapılan kıyas türünü belirlemek.
2
İkinci argümanı analiz etmek.
Önermelerin zincirleme şekilde birbirine bağlandığı ancak ara sonuçların (örneğin 'Bütün filozoflar şüphecidir', 'Bütün filozoflar gerçeği arar') atlanarak doğrudan ilk konu ile son yüklemin bağlandığı görülmüştür. Bu yapı sorit kıyasıdır.
Ara önermelerin sonuçlarının çıkarılmasıyla kısaltılmış olan zincirleme kıyas türünü saptamak.
3
Üçüncü argümanı analiz etmek.
İki koşullu önerme ('adil davranırsan...' ve 'adil davranmazsan...') ve bunları birleştiren bir ayrık önerme ile her iki seçeneğin de kaçınılmaz bir sonuca çıktığı yapı tespit edilmiştir. Bu yapı ikilem (dilemna) kıyasıdır.
Koşullu ve ayrıklı önermelerin bir arada kullanıldığı ikilem yapısını teşhis etmek.
4
Dördüncü argümanı analiz etmek.
Birden fazla basit kıyasın bir araya geldiği, ilk kıyasın sonucunun ikinci kıyasın öncülü yapıldığı ve ara sonuçların dilde açıkça ifade edildiği yapı görülmüştür. Bu yapı zincirleme kıyas örneğidir.
Öncül ve sonuç ilişkilerinin basamaklı şekilde açıkça yazıldığı bileşik kıyas türünü doğrulamak.

Anahtar Kavram

Kıyasların yapılarına ve öncül sayılarına göre basit, bileşik ve düzensiz olarak sınıflandırılması ve bunların ayırt edici mantıksal özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7925Soru

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) örnekliği (üsve-i hasene) ve sünneti, Müslümanlar için dini ve ahlaki hayatın en temel rehberidir. İslam teolojisinde sünnet; kavli, fiili ve takriri olmak üzere üç temel kategoriye ayrılır.

Buna göre, aşağıda sol sütunda verilen sünnet örneklerini sa�� sütundaki uygun sünnet çeşitleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hz. Peygamber'in yolculukta su bulamadığı için teyemmümle namaz kılan ve sonrasında su bulmasına rağmen namazı tekrar etmeyen sahabinin bu uygulamasını tebessümle karşılayıp sessiz kalması
Hz. Peygamber'in, 'Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların güvende olduğu kimsedir.' buyurarak ideal müminin ahlaki olgunluğunu sözlü olarak ifade etmesi
Hz. Peygamber'in, hac ibadetinin rükünlerini bizzat yerine getirerek ashabına uygulamalı olarak göstermesi ve 'Hac ibadetiyle ilgili uygulamaları benden öğreniniz.' demesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki sahabinin teyemmüm uygulamasını onaylama örneği 'Takriri Sünnet' ile; dil ve el güvenliği hakkındaki sözlü tanım 'Kavli Sünnet' ile; hac rükünlerinin bizzat uygulanarak gösterilmesi ise 'Fiili Sünnet' ile eşleşmelidir.
Hz. Peygamber'in onaylamaları (teyemmüm örneğinde olduğu gibi sessiz kalması ve tebessümü) takriri sünnete; sözlü beyanları (güvenilirlik hakkındaki hadisi) kavli sünnete; bizzat sergilediği uygulamalar (hac rükünlerini yerine getirmesi) ise fiili sünnete girer. Üsve-i hasene kavramı, Hz. Peygamber'in yalnızca şekilsel davranışlarını değil, onun tüm ahlaki karakterini ve yaşantısını model almayı da kapsar ve bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler sünnetin ahlaki boyutlarını yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk örnekteki davranışı incelemek
Sahabinin teyemmümle kıldığı namazı tekrar etmemesi üzerine Hz. Peygamber'in sessiz kalıp tebessüm etmesi, bir onaylama (takrir) durumudur. Bu yüzden Takriri Sünnet ile eşleşir.
Hz. Peygamber'in onay ve sükutunu bildiren sünnet çeşidini belirlemek.
2
İkinci örnekteki ifadeyi incelemek
Hz. Peygamber'in sözlü beyanı (kavl) içeren hadis-i şerif, doğrudan Kavli Sünnet ile eşleşir.
Sözlü açıklamaların hangi sünnet türüne dahil olduğunu tespit etmek.
3
Üçüncü örnekteki eylemi incelemek
Hz. Peygamber'in hac ibadetinin rükünlerini bizzat yapması ve uygulamalı olarak göstermesi Fiili Sünnet ile eşleşir.
Uygulamalı ibadet ve davranışların sünnet türünü belirlemek.

Anahtar Kavram

Sünnet çeşitlerinin (kavli, fiili, takriri) tanımları ve örnekleri üzerinden Hz. Muhammed'in (s.a.v.) örnekliğinin (üsve-i hasene) ahlaki ve pratik boyutlarıyla kavranması.
Soru 7926Soru

Kaside, Divan edebiyatında belirli kurallar çerçevesinde yazılan ve kendi içinde bölümlere ayrılan beyitlerle kurulmuş en önemli nazım şekillerinden biridir. Bu bölümlerin her biri kendine has bir tema ve anlatım üslubuna sahiptir.

Buna göre, aşağıdaki beyitlerden hangisi bir kasidenin şairin kendi sanatını ve şiirdeki gücünü övdüğü "fahriye" bölümünden alınmış olabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şair-i mu'ciz-nümâyım kim füsûn-ı şi'r ile
Her kelâmım bir nihâl-i taze-i gülzâr olur

Cevap

Şairin kendi sanat��nı ve şiirdeki gücünü övdüğü "Şair-i mu'ciz-nümâyım kim füsûn-ı şi'r ile / Her kelâmım bir nihâl-i taze-i gülzâr olur" beytidir.
Şairin kendisini, sanatını ve şiirdeki gücünü övdüğü beyit, kasidenin fahriye bölümüne aittir. Mucizeler gösteren şair anlamına gelen "şair-i mu'ciz-nümâ" ifadesi ve şairin kendi sözlerini gül bahçesinin taze fidanına benzetmesi, doğrudan kendi sanatını ve şairlik yeteneğini yücelttiğini göstermektedir. Bu nedenle doğru cevap bu beytin yer aldığı seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Kaside bölümlerinin işlevlerini belirlemek
Kaside bölümleri; nesib/teşbib (tasvir), girizgâh (geçiş), medhiye (övgü), fahriye (şairin kendini övmesi) ve duadır.
Hangi beytin hangi bölüme ait olduğunu doğru tespit edebilmek için temel teorik bilgiyi geri çağırmak gerekir.
2
Beyitlerdeki ifadeleri ve edebî sanatları çözümlemek
Şairin kendisini 'mucizeler gösteren şair' (şair-i mu'ciz-nümâ) olarak nitelemesi ve sözünü övmesi tespit edilmiştir.
Fahriye bölümünün şairin kendi sanatını övdüğü kısım olduğu bilgisini metin üzerinde test etmek gerekir.
3
Doğru seçeneği belirlemek
Şairin kendi sanatını övdüğü beyit olan seçeneğin doğru cevap olduğu anlaşılmıştır.
Diğer beyitlerin nesib, medhiye, girizgâh ve dua bölümlerine ait olduğu kanıtlanarak doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Kasidenin Bölümleri ve Beyitlerin İşlevsel Analizi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7927Soru

Divan şiirinin gelişim sürecinde farklı yönelimleri temsil eden iki şair hakkında şu bilgiler verilmiştir:

* İlki, XVII. yüzyılda yaşamış olup şiirde hikmet ve tefekkürü (düşünceyi) ön plana çıkarmış, toplumsal aksaklıkları eleştirerek ahlaki öğütler barındıran didaktik bir tarz geliştirmiştir.
* İkincisi ise XVIII. yüzyılda yaşamış, şiirde somutlaşmayı ve yerelleşmeyi savunarak Lale Devri'nin neşeli atmosferini, şarkı formunda İstanbul Türkçesinin kıvraklığıyla dile getirmiştir.

Bu özellikler dikkate alındığında, hakkında bilgi verilen şairler aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nâbî - Nedim

Cevap

Nâbî - Nedim
Hikmetli ve düşünceye dayalı (hikemî) şiirleriyle tanınan ve XVII. yüzyılda yaşayan şair Nâbî'dir. XVIII. yüzyılda Lale Devri'nin neşesini, canlı İstanbul Türkçesiyle şarkı formunda dile getiren ve mahallileşme akımının en büyük temsilcisi olan şair ise Nedim'dir. Dolayısıyla doğru sıralama Nâbî ve Nedim olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Şiirde hikmet, tefekkür ve ahlaki öğütleri ön plana çıkaran XVII. yüzyıl sanatçısının tespit edilmesi.
Bu özelliklerin divan şiirinde 'hikemî tarz' olarak adlandırıldığı ve bu tarzın XVII. yüzyıldaki en büyük temsilcisinin Nâbî olduğu belirlenir.
Şairin didaktik üslubu ve toplumsal aksaklıklara yönelik eleştirileri doğrudan Nâbî'yi işaret eder.
2
Şiirde somutlaşmayı, yerelleşmeyi ve Lale Devri'nin eğlence atmosferini şarkı formunda İstanbul Türkçesiyle dile getiren XVIII. yüzyıl sanatçısının tespit edilmesi.
Mahallileşme akımının öncülerinden olan, şarkı formundaki eserleriyle tanınan ve Lale Devri ile özdeşleşen XVIII. yüzyıl şairinin Nedim olduğu belirlenir.
Nedim, Lale Devri'nin coşkusunu ve İstanbul şivesini divan şiirine kazandıran en önemli isimdir.
3
Belirlenen şairlerin sırasıyla eşleştirilmesi.
İlk şairin Nâbî, ikinci şairin ise Nedim olduğu görülür.
Soruda sırasıyla verilmesi istendiği için Nâbî - Nedim eşleşmesi doğru sonuca ulaştırır.

Anahtar Kavram

17. ve 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairlerinin Üslup ve Akım Özellikleri
Soru 7928Soru

Aşağıda Türk edebiyatından seçilmiş bazı şiir parçalar�� ve bu parçalarla ilgili açıklamalar verilmiştir:

I. Parça
*Kalktı göç eyledi Avşar elleri,*
*Ağır ağır giden eller bizimdir.*
*Arap atlar yakın eder ırağı,*
*Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.*
Açıklama: Bu dizelerde göç, dağ, yol gibi göçebe yaşam unsurları yer alsa da kabilelerin iskân politikasına direnişini ve yiğitçe bir mücadeleyi konu edindiği için epik şiir türünün özelliklerini yansıtmaktadır.

II. Parça
*Dinle sana bir nasihat edeyim:*
*Hatırdan gönülden geçici olma.*
*Yiğidin başına bir iş gelince,*
*An�� yad ellere açıcı olma.*
Açıklama: Bu dizelerde şair, okuyucuya doğrudan ahlaki tavsiyelerde bulunup öğüt verdiği için didaktik şiir kategorisinde değerlendirilmelidir.

III. Parça
*Ala gözlüm, ben bu ilden giderim,*
*Üç güne dek helalliğim dilerim.*
*Ağlama göynümün nuru, ağlama,*
*Kaderim buymuş, yine dönerim.*
Açıklama: Bu dizelerde şairin gurbete gidiş hüznü, sevdiğinden ayrılma acısı ve duygusal coşkusu ön planda olduğundan lirik şiire örnektir.

IV. Parça
*Bir bakışla yıktın gönül tahtını,*
*Karanlığa gömdün garip bahtımı.*
*Söyle zalim, benden ne istiyorsun,*
*Geri ver bana geçen vaktimi.*
Açıklama: Bu dizelerde aşk acısından kaynaklanan sitemkar ve şikayetçi bir üslup kullanılarak bir kişi hedeflendiği için satirik şiir türünün tipik bir örneği kabul edilmelidir.

V. Parça
*Çoban:*
*Nereye böyle, elinde asanla bu erken vakitte?*
*Rüzgâr sert esiyor, kurtlar uluyor bu vadide.*
*Yolcu:*
*Dağları aşmalıyım, obaya haber salmalıyım,*
*Fırtına kopmadan önce menzile varmalıyım.*
Açıklama: Bu dizeler, tiyatro oyunlarında olduğu gibi karşılıklı konuşma (diyalog) şeklinde kurgulandığı ve bir olay örgüsü içinde eylemi yansıttığı için dramatik şiir örneğidir.

Buna göre, numaralanmış parçalardan hangisine ait açıklama yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV. parça

Cevap

Dördüncü parçaya ait açıklama yanlıştır. Bu dizelerde aşk acısı ve sevgiliye yönelik sitem lirik bir üslupla işlenmiştir, satirik şiir özellikleri taşımamaktadır.
Dördüncü parçadaki dizelerde şair, sevgiliye olan aşkını, uğradığı hayal kırıklığını ve geçen vaktin sitemini dile getirmektedir. Bu coşkulu ve bireysel duyguların ifadesi lirik şiirin kapsamındadır. Açıklamada ise bu durumun satirik şiir örneği olduğu iddia edilmiştir. Satirik şiir; bir kişiyi, toplumu ya da düzensizliği eleştirmek, yermek amacıyla yazılır. Dolayısıyla bu açıklama yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinlerdeki anahtar kavramları ve baskın duyguları analiz etmek.
Birinci parçada 'mücadele, göç, dağlar bizimdir' (epik); ikinci parçada 'nasihat, öğüt' (didaktik); üçüncü parçada 'ayrılık, aşk, ağlama' (lirik); dördüncü parçada 'gönül tahtı, zalim, aşk sitemi' (lirik); beşinci parçada ise karşılıklı konuşma düzeni (dramatik) tespit edilir.
Her bir şiir parçasının hangi şiir türünün karakteristik özelliklerini barındırdığını belirlemek için bu analiz gereklidir.
2
Açıklamalarda verilen şiir türü tanımları ile metinlerin uyuşup uyuşmadığını kontrol etmek.
Dördüncü parçada aşk sitemi işlendiği için lirik şiir özellikleri baskındır. Ancak açıklamada bu dizelerin 'satirik' şiir olduğu iddia edilmiştir.
Satirik şiirin tanımı toplumsal aksaklıkları veya bireysel kusurları yermek, alaya almaktır. Aşk acısı ve sevgiliye sitem ise satirik değil, lirik şiirin temel konusudur. Dolayısıyla bu açıklama hatalıdır.

Anahtar Kavram

Şiir Türleri ve Tematik Çözümleme
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7929Soru

Divan şairleri, şiirlerinde geniş bir bilgi birikimini ve kültürel arka planı yansıtırlar. Bu doğrultuda klasik ��iirde telmih, teşbih veya mazmunlar aracılığıyla gök biliminden tasavvufa, destanlardan günlük ritüellere kadar uzanan zengin bir referans ağı kurulmuştur.

Buna göre, sol sütunda verilen edebî imgeleri ve anahtar terimleri, sağ sütunda yer alan divan şiirinin esinlendiği kaynak alanlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Câm-ı Cem", "Afrasiyab" ve "Feridun" gibi adların cömertlik, güç veya meclis adabı bağlamında memdûhu (övülen kişiyi) yüceltmek için telmih yoluyla kullanılması
"Çarh-ı felek", "Müşteri" ve "Zühre" gibi kavramların şairin talihi, sevgilinin musikideki yeteneği veya zamanın adaletsizliğiyle ilişkilendirilerek şiire taşınması
Sevgilinin güzelliğinin "Kenan ili", aşığın hasretinin "külbe-i ahzan" (hüzünler evi), mucizelerin ise "yed-i beyza" gibi ifadelerle beyitlerde canlandırılması
"Sûr-ı hümayun" törenlerinin, mesire alanlarındaki eğlencelerin, helva sohbetlerinin ve "ıydiyye" türü şiirlerdeki bayramlaşma ritüellerinin işlenmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler şu şekildedir: 1. İran mitolojisi ve epik geleneği, 2. Klasik dönem astronomi ve kozmoloji bilgileri, 3. Kur'an-ı Kerim, hadisler ve peygamber kıssaları, 4. Sosyal hayat, yerel kültür ve tarihî/toplumsal gerçeklikler.
Eşleştirmelerin tamamı divan şiirinin kaynaklarının doğru sınıflandırılmasıyla yapılmıştır. Şehname kahramanları İran mitolojisini; gezegenler ve felekler astronomiyi; peygamberlerin hayatlarına dair mazmunlar dinî kaynakları; mesireler, şenlikler ve düğünler ise günlük sosyal hayatı temsil etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki kahramanları ve kavramları analiz etmek
Câm-ı Cem (Cemşid'in kadehi), Afrasiyab ve Feridun gibi isimlerin İran mitolojisine ve Firdevsi'nin Şehname'sine dayandığı tespit edilir. Bu nedenle birinci öncül İran mitolojisi ve epik geleneği ile eşleşir.
Şairlerin telmih ve teşbihlerde kullandığı mitolojik figürlerin kökenini belirlemek.
2
İkinci öncüldeki kavramları analiz etmek
Çarh-ı felek, Müşteri ve Zühre gibi kelimelerin gök cisimleri ve astronomi terimleri olduğu belirlenir. Bu unsurlar şairlerin kozmolojik ve astrolojik (ilm-i nücum) tasavvurlarını yansıtır ve ilgili seçenekle eşleşir.
Şiirlerdeki kozmik ve astrolojik ögelerin kaynağını saptamak.
3
Üçüncü öncüldeki ifadeleri ve telmihleri analiz etmek
Kenan ili, külbe-i ahzan (Yusuf peygamberin babası Yakub'un hasret çektiği kulübe) ve yed-i beyza (Musa peygamberin beyaz eli mucizesi) dinî-tasavvufi kaynaklar ve peygamber kıssaları (Kısas-ı Enbiya) ile ilişkilidir. Bu yüzden üçüncü öncül dinî kaynaklarla eşleşir.
İncil, Tevrat veya Kur'an kaynaklı anlatıların edebiyattaki izlerini bulmak.
4
Dördüncü öncüldeki sosyal unsurları analiz etmek
Sûr-ı hümayun, helva sohbetleri, bayramlar ve mesire alanları doğrudan Osmanlı toplumunun günlük ve sosyal yaşamına aittir. Bu nedenle dördüncü öncül sosyal hayat ve yerel kültür ile eşleşir.
Eserlerdeki gerçekçi ve yerel kültürel ögeleri ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatının beslendiği dinî, mitolojik, bilimsel ve toplumsal kaynakların şiirlerdeki yansımaları.
Soru 7930Soru

İslam dininde bir ibadetin şekilsel olarak geçerli (sahih) olması fıkhi kurallara uygunluğuyla sağlanırken, Allah katında manevi olarak kabul edilmesi belirli ahlaki, inançsal ve yöntemsel şartlara bağlıdır.

Buna göre, sol sütunda verilen ibadetlerin kabul şartları ile sağ sütundaki açıklamaları doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İhlas
Sünnete Uygunluk
İman

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İhlas kavramı ibadetin yalnızca Allah rızası için yapılmasıyla; Sünnete uygunluk ibadetin Hz. Peygamber'in gösterdiği biçimde yerine getirilmesiyle; İman ise ibadetin kabulünün temel inançsal ön şartı olmasıyla eşleşmelidir.
İbadetlerin kabul şartlarından ihlas, ibadetin yalnızca Allah rızası için yapılmasını; sünnete uygunluk, ibadetin Hz. Peygamber'in öğrettiği biçimde ifa edilmesini; iman ise ibadetlerin kabul edilmesinin inançsal ön şartı olmasını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki kavramların tanımlarını ve İslam dinindeki ibadetlerin kabul edilme şartlarındaki yerini analiz edin.
İhlas, sünnete uygunluk ve iman kavramlarının ibadetlerin kabul edilmesindeki ahlaki, fıkhi ve inançsal rollerini belirledik.
Kavramların doğru tanımlarıyla eşleştirilebilmesi için öncelikle terimlerin anlam sınırlarının netleştirilmesi gerekir.
2
Sağ sütunda yer alan tanımları sol sütundaki kavramlarla birebir karşılaştırarak eşleştirin.
İhlas kavramı yalnızca Allah rızasını gözetmeyi içeren tanımla, Sünnete uygunluk Hz. Peygamber'in uygulamalarını esas alan tanımla, İman ise ibadetlerin kabul edilmesinin inançsal ön şartı olan tanımla eşleşir.
Her bir kavramın kendine özgü nitelikleri sağ taraftaki tanımlarda açıkça belirtilmiştir.

Anahtar Kavram

İbadetlerin Kabul Şartları (İman, İhlas, Sünnete Uygunluk)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7931Soru

A��ağıdaki sol sütunda verilen İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Yazılı Dönemi'ne ait eser ve yazıtları, sağ sütunda yer alan belirleyici açıklamalarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Irk Bitig
Kalyanamkara ve Papamkara
Tonyukuk Yazıt��
Sekiz Yükmeç

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme sonucunda Irk Bitig adlı eser Göktürk alfabesiyle yazılan fal kitabıyla, Kalyanamkara ve Papamkara iyi ve kötü kalpli prenslerin masalıyla, Tonyukuk Yazıtı Vezir Tonyukuk'un kendi adına diktirdiği anı niteliğindeki taşla, Sekiz Yükmeç ise Budizm öğretilerini toplayan dinî-didaktik metinle eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede her eser kendi belirgin içerik ve biçimsel özelliğiyle eşleşmiştir. Irk Bitig fal kitabıyla, Kalyanamkara ve Papamkara iyi-kötü prens masalıyla, Tonyukuk Yazıtı vezirin kendi anılarıyla, Sekiz Yükmeç ise Budist ahlak esaslarıyla eşleşmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin hangi dönemlere ve hangi inanç/kültür çevrelerine ait olduğunu belirleme
Irk Bitig ve Tonyukuk Yazıtı Göktürk harfli metinler; Kalyanamkara ve Papamkara ile Sekiz Yükmeç ise Uygur alfabesi ve Budist çevreye ait eserlerdir.
Eserlerin yazım dili, alfabesi ve içeriksel temaları doğru eşleştirmenin temelini oluşturur.
2
Eserlerin içerik özelliklerini tanımlarla karşılaştırma
Irk Bitig fal kitabıdır; Kalyanamkara masal üslubundadır; Tonyukuk anı ve tarih niteliğindedir; Sekiz Yükmeç ise dinî-ahlaki bilgiler içeren bir yığındır.
Her eserin kendine özgü edebi tür ve içerik niteliği onu diğerlerinden ayırır.
3
Doğru eşleşmeleri kurma
Irk Bitig kehanet içerikli fal kitabıyla, Kalyanamkara iki kardeşin masalıyla, Tonyukuk anı üsluplu yazıtla, Sekiz Yükmeç ise sekiz yığın anlamındaki dinî metinle eşleştirilir.
Elde edilen veriler doğrultusunda her kavram kendi tanımıyla eşleşmiş olur.

Anahtar Kavram

Yazılı Dönem Türk Edebiyatı eserlerinin içerik, alfabe, yazar ve tür özelliklerinin ayırt edilmesi
Soru 7932Soru

Aşağıda bazı önermeler verilmiştir:

I. Kant ve Hegel idealist filozoflardır.
II. Platon ile Aristoteles arkadaştır.
III. Hava bulutlu ise yağmur yağabilir.
IV. Bazı sanatçılar topluma yön verir.

Bu önermelerin yapısal ve mantıksal özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II. önermelerin her ikisi de yüklemleri ortak olan bağlantılı bileşik önermelerdir.

Cevap

Birinci ve ikinci önermelerin her ikisinin de yüklemleri ortak olan bağlantılı bileşik önermeler olduğunu iddia eden seçenek yanlıştır.
Doğru cevap, birinci ve ikinci önermelerin her ikisinin de yüklemleri ortak olan bağlantılı bileşik önermeler olduğunu savunan seçenektir. Çünkü ikinci önerme olan 'Platon ile Aristoteles arkadaştır.' ifadesi, iki terim arasındaki bir ilişkiyi bildiren bağıntılı basit bir önermedir. Yargı tektir ve bölünemez. Dolayısıyla bu önerme bileşik değil, basittir.

Adım Adım Çözüm

1
Önermelerin yargı sayılarını tespit etmek.
Birinci önerme iki yargı içerirken, ikinci önerme tek bir ilişkiyi bildirmekte, üçüncü önerme koşula bağlı yargı taşımakta, dördüncü önerme ise tek yargı barındırmaktadır.
Bir önermenin basit veya bileşik olduğunu belirlemenin temel kriteri bildirdiği yargı sayısıdır.
2
Dil bilgisindeki bağlaçların mantıksal işlevini analiz etmek.
İkinci önermedeki 'ile' kelimesi iki ayrı yargıyı bağlamamış, Platon ile Aristoteles arasındaki arkadaşlık bağıntısını kurmuştur. Bu yüzden bu önerme bağıntılı basit önermedir.
Dil bilgisel bağlaçların varlığı her zaman bileşik önerme anlamına gelmez; bağıntılı basit önermelerle karıştırılmamalıdır.
3
Seçeneklerin doğruluk değerlerini kıyaslayarak yanlış olanı bulmak.
Birinci ve ikinci önermelerin her ikisini birden bileşik olarak kabul eden yargının yanlış olduğu belirlenir.
İkinci önerme basit yapılı olduğu için her ikisinin de bileşik olduğunu söyleyen seçenek hatalıdır.

Anahtar Kavram

Basit ve Bileşik Önerme Ayrımı ile Bağıntılı Önermelerin Yapısı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7933Soru

Gül erken
Dost ağlasın gül erken
Feleğin bir işi var
Ağlatır o gülerken

Bu dizelerin nazım biçimi ve özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlk dizesinin hece sayısı diğerlerinden az olan, dize sonlarında cinaslı kafiyeye yer verilmiş bir kesik (cinaslı) manidir.

Cevap

İlk dizesinin hece sayısı diğerlerinden az olan, dize sonlarında cinaslı kafiyeye yer verilmiş bir kesik (cinaslı) manidir.
Şiir, aaba kafiye örgüsüyle yazılmış tek bir dörtlükten oluşmaktadır. İlk dizesi yedi heceli standart mani dizelerinden kısa olup ('Gül erken' 3 heceli) dize sonlarındaki 'gül erken' ve 'gülerken' sözcükleri cinaslı kafiye oluşturmuştur. Bu özellikleri taşıyan manilere kesik veya cinaslı mani denir. Bu nedenle doğru cevap bu özellikleri açıklayan seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin hece sayılarını ve kafiye şemasını belirleme
Şiir tek dörtlükten oluşmaktadır ve aaba kafiye şemasına sahiptir. İlk dize 'Gül erken' 3 heceli, diğer dizeler ise 7 hecelidir.
Mani nazım biçiminin temel özelliklerinden biri aaba kafiye düzeni ve genellikle 7'li hece ölçüsüdür. İlk dizesi 7 heceden kısa olan maniler kesik mani adını alır.
2
Dize sonlarındaki ses benzerliklerini (kafiyeyi) analiz etme
Dize sonlarındaki 'gül erken' (gülün erken açması/vakti) ile 'gülerken' (gülümserken) ifadeleri yazılış ve okunuş olarak aynı olmalarına rağmen farklı anlamlara sahiptir.
Yazılışları aynı, anlamları farklı sözcüklerin dize sonunda kullanılması cinaslı kafiyeyi oluşturur.
3
Şiirin nazım biçimini nihai olarak tespit etme
Dize sonlarında cinas barındıran ve ilk dizesi eksik (kesik) olan bu tek dörtlük, anonim halk edebiyatı nazım biçimlerinden kesik (cinaslı) manidir.
Elde edilen biçimsel ve içeriksel veriler bizi doğrudan kesik mani kavramına götürür.

Anahtar Kavram

Anonim halk edebiyatı nazım biçimlerinden kesik (cinaslı) maninin yapısal ve ahenk özellikleri
Soru 7934Soru

Aşağıdaki parçada Tanzimat Dönemi Türk şiirindeki 'eski-yeni' tartışmasıyla ilgili boş bırakılan yerleri uygun eser isimleriyle doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Tanzimat Dönemi Türk şiirinde eskilik-yenilik tartışması, edebiyat tarihinin en hareketli süreçlerinden birini oluşturur. Bu tartışmanın merkezinde yer alan ve yenilikçi şiir anlayışının teorisyenliğini üstlenen Recaizade Mahmut Ekrem, şiir hakkındaki görüşlerini ve estetik anlayışını adlı eserinin mukaddimesinde açıklamıştır. Onun bu görüşlerine karşı eski şiir geleneğini savunan Muallim Naci ise kendi şiir görüşünü ve Ekrem'e yönelik eleştirilerini başlığı altında yayımladığı yazılarda bir araya getirmiştir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci boşluğa Recaizade Mahmut Ekrem'in şiir ve edebiyat üzerine görüşlerini serdettiği 'Zemzeme' eseri, ikinci boşluğa ise Muallim Naci'nin ona karşılık olarak yazdığ�� eleştiri türündeki 'Demdeme' eseri getirilmelidir.
Tanzimat Dönemi Türk şiirinin en belirgin tartışma aksı olan eski-yeni kutuplaşmasında; Recaizade Mahmut Ekrem yenilikçi kanadı temsil eder ve görüşlerini 'Zemzeme' eserinin ön sözünde açıklar. Klasik şiir zevkini sürdürmek isteyen Muallim Naci ise ona karşı 'Demdeme' başlıklı yazılarıyla muhalefet eder. Bu nedenle boşluklara sırasıyla bu iki eser gelmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Recaizade Mahmut Ekrem'in yenilikçi şiir görüşlerini sistemleştirdiği eseri tespit etmek.
Bu eser yazarın 'Zemzeme' (özellikle 3. Zemzeme ön sözü) adlı çalışmasıdır.
Zemzeme mukaddimesi, Tanzimat ikinci döneminde yeni şiirin poetikası niteliğindedir.
2
Muallim Naci'nin bu yenilikçi poetikaya karşı eski şiir geleneğini savunduğu eleştirel eseri tespit etmek.
Bu eser Muallim Naci'nin kaleme aldığı 'Demdeme'dir.
Demdeme, Zemzeme'deki görüşlere doğrudan cevap vermek ve eski şiir tarzının estetiğini savunmak amacıyla yazılmıştır.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi şiirinde eski-yeni tartışması (Zemzeme-Demdeme tartışması)
Soru 7935Soru

16. yüzyılda yaşamış, şiirlerinde din dışı konulara da yer vermekle birlikte Alevi-Bektaşi tasavvuf anlayışını coşkulu ve lirik bir dille savunmuştur. Şiirlerinin tamamını hece ölçüsüyle yazmış, divan edebiyatının etkisinden uzak durmuştur. Sivas ��evresinde yaşamış ve inançları uğruna asılarak idam edilmiştir.

Aşağıdaki dizeler bu şairin edebi üslubunu yansıtmaktadır:

*Kadılar müftüler fetva yazarsa*
*İşte kement işte boynum asarsa*
*İşte hançer işte başım keserse*
*Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan*

Bu parçada söz edilen ve şiirinden bir bölüm verilen dinî-tasavvufî halk edebiyatı temsilcisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pir Sultan Abdal

Cevap

Parçada tanıtılan ve şiirinden örnek verilen sanatçı Pir Sultan Abdal'dır.
Parçada özellikleri ve şiirinden bir bölümü verilen şair Pir Sultan Abdal'dır. Kendisi 16. yüzyılda yaşamış, Alevi-Bektaşi tasavvuf geleneğinin en önemli isimlerinden biri olmuştur. Divan edebiyatı etkisinden uzak kalarak tüm şiirlerini hece ölçüsüyle yazmış, Sivas'ta inançları ve siyasi olaylar sebebiyle idam edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen edebi ve biyografik özellikleri analiz etmek.
Şairin 16. yüzyılda yaşadığı, hece ölçüsünü kullandığı, divan etkisinden uzak durduğu ve Sivas'ta idam edildiği bilgileri belirlenir.
Sanatçıyı ayırt etmek için biyografik ipuçları kullanılır.
2
Verilen şiir kesitinin dil, üslup ve tema özelliklerini değerlendirmek.
Dizelerin coşkulu bir direniş ve kararlılık (yolundan dönmeme) içerdiği, yalın bir dille yazıldığı görülür.
Bu üslup ve tema, Alevi-Bektaşi edebiyatındaki nefeslerin genel karakteristiğidir.
3
Tüm verileri birleştirerek şairi tespit etmek.
Verilen bilgilerin ve 'dönen dönsün ben dönmezem yolumdan' dizelerinin Pir Sultan Abdal'a ait olduğu sonucuna ulaşılır.
Bu özelliklerin tamamı ve ünlü dizeler sadece Pir Sultan Abdal ile eşleşmektedir.

Anahtar Kavram

Tekke (Dinî-Tasavvufî) Edebiyatı Temsilcileri ve Edebi Şahsiyetleri
Soru 7936Soru

Tasavvuf düşüncesini ve özellikle Hurufilik inancını coşkulu ve lirik bir dille şiirlerine aktaran şair, Azeri Türkçesinin özellikleri taşıyan eserleriyle dil tarihimiz açısından büyük önem taşır. Türkçe ve Farsça olmak üzere iki divanı bulunan sanatçı, inançlarından taviz vermeyen dik duruşu ve şiirlerindeki heyecanlı söyleyişiyle tanınmış, inançları sebebiyle Halep'te öldürülmüştür. Gazellerinin yanı sıra tuyuğ nazım şekliyle yazdığı şiirlerle de bu türün edebiyatımızdaki en önemli temsilcilerinden biri olmuştur.

Bu parçada özellikleri belirtilen şair aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seyyid Nesîmî

Cevap

Seyyid Nesîmî
Seyyid Nesîmî; 14. yüzyıl Divan edebiyatında coşkulu, lirik şiirleri ve Hurufilik inancını yayma çabasıyla tanınır. Bu inançları yüzünden Halep'te derisi yüzülerek öldürülmüştür. Ayrıca Azeri Türkçesini kullanması ve tuyuğ nazım biçiminin edebiyatımızdaki en önemli temsilcilerinden biri olması parçada verilen tüm özellikleri karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen şair özelliklerini analiz etmek.
Şairin 14. yüzyılda yaşadığı, Azeri Türkçesiyle yazdığı, Hurufilik inancına sahip olduğu, Halep'te öldürüldüğü ve tuyuğ nazım şeklini kullandığı belirlenmiştir.
Soruda hedeflenen sanatçıyı doğru teşhis edebilmek için ayırt edici niteliklerin bir araya getirilmesi gerekir.
2
Elde edilen nitelikleri seçeneklerdeki sanatçılarla karşılaştırmak.
Hurufilik inancı yüzünden Halep'te öldürülen ve tuyuğlarıyla bilinen şairin Seyyid Nesîmî olduğu tespit edilmiştir.
Seçeneklerde yer alan diğer 13. ve 14. yüzyıl şairlerinin bu biyografik özelliklere sahip olmaması doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

13. ve 14. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri ve Eserleri
Soru 7937Soru

Aşağıdaki metinde boş bırakılan yerleri sosyolojik açıdan uygun kavramlarla doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Sosyolojide kültürel değişim süreçlerini inceleyen bir araştırmacı, sınır bölgesindeki iki farklı etnik grubun yüzyıllar süren ticari ilişkileri sonucunda birbirlerinin mutfak kültürlerinden etkilenmelerini kavramıyla açıklamaktadır. Diğer taraftan, bir ulus devletin kendi sınırları içerisindeki azınlık grupları resmi eğitim politikaları yoluyla baskın kültür potasında eriterek kendi kimliklerini unutturma çabası ise sosyolojide olarak nitelendirilir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa 'kültürleşme', ikinci boşluğa ise 'asimilasyon' (özümseme) kavramı gelmelidir.
Sınır bölgesindeki iki farklı etnik grubun ticari ilişkiler sonucu mutfak kültürlerinde yaşadığı karşılıklı değişim 'kültürleşme' olarak adlandırılır. Azınlık grupların baskın kültür içinde eritilerek özgün kimliklerini kaybetmesi ise 'asimilasyon' (özümseme) olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk boşluktaki senaryonun analizi
İki farklı etnik grubun ticari ilişkiler yoluyla karşılıklı etkileşime girmesi ve mutfak kültürlerini paylaşması 'kültürleşme' (acculturation) kavramına işaret eder.
Karşılıklı kültürel alışveriş ve etkileşim durumları sosyolojide kültürleşme ile açıklanır.
2
İkinci boşluktaki senaryonun analizi
Azınlık gruplarının baskın kültür içinde eritilerek kendi kimliklerinin unutturulması süreci 'asimilasyon' (özümseme) kavramına karşılık gelir.
Bir kültürün başka bir kültürü kendi içinde eriterek yok etmesi asimilasyon sürecidir.

Anahtar Kavram

Kültürleşme ve Asimilasyon Süreçleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7938Soru

Ülkeler evreninde (EE) tanımlanmış olan;

A(x)A(x): "xx Asya kıtasındadır."
D(x)D(x): "xx demokratik bir devlettir."

yüklemleri verilmiştir.

Buna göre, "Asya kıtasındaki bazı ülkeler demokratik değildir." önermesinin sembolik mantık dilindeki ifadesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: x(A(x)D(x))\exists x (A(x) \wedge \sim D(x))

Cevap

Tikel niceleyici altında tikel evetleme eklemi ve yüklem değillemesi içeren x(A(x)D(x))\exists x (A(x) \wedge \sim D(x)) ifadesi
"Asya kıtasındaki bazı ülkeler demokratik değildir" önermesi tikel bir önermedir. Yüklemler mantığında tikel niceleyici (x\exists x) ile kurulan önermelerde, niceleyicinin etki alanındaki yüklemler tikel evetleme eklemi (\wedge) ile bağlanır. Özne durumundaki 'Asya kıtasında olma' A(x)A(x) ile, yüklem durumundaki 'demokratik olmama' D(x)\sim D(x) ile gösterildiğinde, bu iki ifadenin tikel niceleyici altında tikel evetleme eklemiyle birleşimi x(A(x)D(x))\exists x (A(x) \wedge \sim D(x)) biçimini alır.

Adım Adım Çözüm

1
Önermenin niceliğini belirleme
"Bazı" ifadesi tikel niceleyiciyi (x\exists x) gerektirir.
Önermenin tikel bir yargı bildirdiğini saptamak amacıyla tikel niceleyici seçilmiştir.
2
Önermedeki yüklemleri ve değillemeleri belirleme
"Asya kıtasındaki" ifadesi A(x)A(x) yüklemine, "demokratik değildir" ifadesi ise demokratik olma yükleminin değili olan D(x)\sim D(x) ifadesine karşılık gelir.
Önermenin özneler ve yüklemler düzeyindeki sembolik karşılıklarını ve olumsuzluk durumunu netleştirmek için.
3
Tikel niceleme kuralına göre uygun eklem ile birleştirme
Tikel niceleme altında ana eklem tikel evetleme eklemi (\wedge) olmalıdır. Bu doğrultuda sembolleştirme x(A(x)D(x))\exists x (A(x) \wedge \sim D(x)) şeklinde tamamlanır.
Yüklemler mantığında tikel niceleyici ile koşul ekleminin değil, tikel evetleme ekleminin kullanılması gerektiği kuralını uygulamak için.

Anahtar Kavram

Yüklemler Mantığında Tikel Niceleyici Sembolleştirmesi
Soru 7939Soru

Edebi türler üzerine hazırlanan aşağıdaki çalışma notunda boş bırakılan yerler sırasıyla hangi terimlerle tamamlanmalıdır?

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Tiyatroda oyuncuların rollerine göre sahnede söyleyecekleri manzum sözlerden oluşan veya tiyatro türlerinin gelişiminden önce doğrudan manzum olarak kaleme alınan oyunların şiir şeklindeki diline şiir adı verilir. Diğer yandan, doğa sevgisi ve çoban yaşamını işleyen pastoral şiirin de kendi içinde alt dalları bulunur. Şairin doğa karşısındaki duygularını doğrudan, tek başına dile getirdiği şiirlere denirken; iki ya da daha fazla çobanın karşılıklı konuşmasına dayanan, diyalog havasındaki şiirlere ise adı verilir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Metinde boş bırakılan yerlere sırasıyla dramatik, idil ve eglog (eklog) terimleri getirilmelidir.
Tiyatro sahnelerinde kullanılmak üzere yazılan manzumelere dramatik şiir denir. Pastoral şiirin şairin doğayı tek başına anlattığı alt türü idil, çobanların karşılıklı diyaloğuna dayanan alt türü ise eglog veya eklog olarak adlandırılır. Dolayısıyla boşluklar sırasıyla dramatik, idil ve eglog terimleriyle doldurulmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk boşluğun bağlamını inceleme.
Tiyatro oyunlarındaki manzum anlatımın ve karşılıklı konuşma dilinin dramatik şiir olduğu saptanır.
Dramatik şiir, tiyatro oyunlarında kullanılan, harekete ve sahnelemeye eşlik eden şiir türüdür.
2
İkinci boşluğun bağlamını inceleme.
Şairin doğa karşısındaki duygularını tek yanlı ve tek başına anlattığı şiir türünün idil olduğu saptanır.
İdil, pastoral şiirin kır ve çoban yaşamını şairin kendi ağzından sade bir duygu aktarımıyla anlattığı alt türüdür.
3
Üçüncü boşluğun bağlamını inceleme.
Birden fazla çobanın karşılıklı konuşmasına dayalı pastoral şiir türünün eglog veya eklog olduğu saptanır.
Eglog (eklog), çobanların karşılıklı diyalogları şeklinde kurgulanan pastoral şiir türüdür.

Anahtar Kavram

Şiir Türleri ve Pastoral Şiirin Alt Türleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7940Soru

Mekke'de ticaret yapan yabancı bir tüccarın sattığı malın bedelini alamaması ve haksızlığa uğraması üzerine, Mekke'nin ileri gelenleri haksızlığı önlemek amacıyla bir araya gelmişlerdir. Hz. Muhammed'in de genç yaşta katıldığı ve haksızlığa uğrayan kim olursa olsun hakkını alana kadar onun yanında olunacağına dair söz verilen bu topluluğa 'Hilfü'l-Fudul' (Erdemliler Birliği) adı verilmiştir. Hz. Muhammed, İslam'dan sonra da bu ittifakı övgüyle anmıştır.

Bu parçada bahsedilen tarihi olay ve Hz. Muhammed'in bu birliğe katılması, aşağıdaki ahlaki kavramlardan hangisiyle doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adalet

Cevap

Adalet kavramıdır. Hilfü'l-Fudul antlaşmasının temel amacı, Mekke'de haksızlığa uğrayan, malları gasp edilen kimselerin hakkını aramak ve toplumda adaleti tesis etmektir.
Doğru cevap adalet kavramıdır. Hilfü'l-Fudul (Erdemliler Birliği), Mekke'de zayıfların ve yabancıların haklarını korumak, uğradıkları haksızlıkları gidermek amacıyla kurulmuş bir toplumsal adalet girişimidir. Hz. Muhammed'in bu birliğe katılması ve peygamberlikten sonra da bunu övgüyle anması, onun adalet ve hakkaniyet ilkesine verdiği önemi göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen tarihi olayı (Hilfü'l-Fudul) ve kurulma amacını analiz etmek
Hilfü'l-Fudul'un, Mekke'ye gelen yabancı tüccarların haksızlığa uğramasını engellemek ve mazlumların haklarını korumak amacıyla kurulduğu belirlenir.
Soruda verilen tarihi olayın hangi toplumsal ve ahlaki ihtiyaca yönelik gerçekleştiğini anlamak için.
2
Hz. Muhammed'in bu birliğe katılım amacını ve sonrasındaki tutumunu değerlendirmek
Genç yaşta bu birliğe üye olan Hz. Muhammed'in peygamberlikten sonra da bu ilkeleri desteklemeye devam ettiği görülür.
Peygamberimizin ahlaki şahsiyetinde hak ve hukuk kavramlarının yerini tespit etmek için.
3
Seçeneklerde verilen ahlaki kavramları tanımlamak ve olayla eşleştirmek
Hak sahibine hakkını teslim etme ve zulmü engelleme çabasının doğrudan 'adalet' kavramıyla eşleştiği sonucuna ulaşılır.
Doğru kavrama ulaşarak soruyu çözümlemek için.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in adaleti ve haksızlıklar karşısındaki tutumu (Hilfü'l-Fudul)
ÖncekiSayfa 397 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin