Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8041Soru

Edebiyat öğretmeni Melis Hanım, tahtaya Divan şiirindeki yönelimleri göstermek amacıyla şu beyitleri yazar:

I. beyit:
*Bu şehr-i Sıtanbul ki bî-misl ü behâdır*
*Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır*

II. beyit:
*Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir*
*Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat*

III. beyit:
*Gül ateş gülbün ateş gülşen ateş cûybâr ateş*
*Semender-i aşkına bu şeb senin ey yâr ateş*

Melis Hanım, öğrencilerinden bu beyitlerin temsil ettiği akımları, bu akımların kurucularını/en önemli temsilcilerini ve bu temsilcilerin yaşadığı yüzyılı belirtmelerini ister.

Buna göre, aşağıdaki öğrenci cevaplarından hangisi tamamen doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. beyit: Mahallileşme akımının 18. yüzyıldaki en önemli temsilcisi Nedim'e; II. beyit: Hikemî tarzın 17. yüzyıldaki öncüsü Nâbî'ye; III. beyit: Sebk-i Hindî akımının 18. yüzyıldaki temsilcisi Şeyh Galib'e aittir.

Cevap

İlk beyit Mahallileşme akımının 18. yüzyıldaki en önemli temsilcisi Nedim'e, ikinci beyit Hikemî tarzın 17. yüzyıldaki öncüsü Nâbî'ye, üçüncü beyit ise Sebk-i Hindî akımının 18. yüzyıldaki temsilcisi Şeyh Galib'e aittir.
İstanbul sevgisini ve yerel unsurları barındıran ilk beyit, 18. yüzyılda Mahallileşme akımının öncüsü olan Nedim'e aittir. İkinci beyit, hayata dair bilgece bir gözlem ve öğüt sunarak 17. yüzyılda Hikemî tarzı kuran Nâbî'nin üslubunu yansıtır. Üçüncü beyit ise yoğun imgelemi, ateş ve semender gibi soyut/sembolik kavramları barındırmasıyla 18. yüzyılda Sebk-i Hindî akımının zirve ismi olan Şeyh Galib'e aittir. Bu üç eşleştirmenin ve şairlerin yüzyıllarının tamamen doğru verildiği seçenek hedeflenen cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin dil, üslup ve içerik özelliklerini inceleyerek hangi edebi akımlara ait olduğunu belirlemek.
İstanbul ��vgüsü barındıran ilk beyit Mahallileşme akımına; bilgece bir söyleyişle akıl yürüten ikinci beyit Hikemî tarza; yoğun ateş ve semender imgeleriyle bezeli üçüncü beyit ise Sebk-i Hindî akımına aittir.
Edebi akımların beyitler üzerindeki üslup izlerini tespit etmek doğru şairi bulmanın ilk adımıdır.
2
Belirlenen edebi akımların Divan edebiyatındaki en önemli temsilcilerini ve bu temsilcilerin eser verdiği yüzyılları hatırlamak.
Mahallileşme akımının 18. yüzyıldaki temsilcisi Nedim, Hikemî tarzın (Nâbî Ekolü) 17. yüzyıldaki kurucusu Nâbî, Sebk-i Hindî'nin 18. yüzyıldaki zirve ismi ise Şeyh Galib'dir.
Şairlerin edebi akımları ile yaşadıkları yüzyıl bilgilerini doğru ilişkilendirmek gerekir.
3
Seçeneklerdeki eşleştirmeleri inceleyerek akım, şair ve yüzyıl bilgilerinin tamamının eksiksiz ve doğru verildiği seçeneği tespit etmek.
Nedim'in Mahallileşme (18. yy), Nâbî'nin Hikemî (17. yy) ve Şeyh Galib'in Sebk-i Hindî (18. yy) olarak eşleştirildiği seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Çeldiricilerde yer alan yüzyıl ve şair-akım karıştırma hatalarını eleyerek doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatındaki Edebî Akımlar ve Eğilimler
Soru 8042Soru

17. yüzyılda yaşamış, Halvetiyye tarikatının kendi adıyla anılan kolunu kurmuş dinî-tasavvufî Türk edebiyatı temsilcisidir. Hem aruz hem de hece ölçüsüyle şiirler yazan sanatçı, Yunus Emre’nin samimi ve coşkulu tasavvuf anlayışıyla Fuzûlî’nin lirik divan estetiğini birleştirmiştir. Dönemin siyasileri ve ulemasıyla yaşadığı fikir ayrılıkları nedeniyle Limni Adası’na sürgün edilen ve orada vefat eden şairin tasavvufi görüşlerini açıklayan Türkçe ve Arapça mensur eserlerinin yanı sıra divanı da bulunmaktadır.

Bu parçada söz edilen tekke edebiyatı temsilcisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Niyazi-i Mısri

Cevap

Niyazi-i Mısri
Parçada verilen tüm edebi ve biyografik özellikler (17. yüzyıl şairi olması, Halvetiyye tarikatının Mısriyye kolunu kurması, Yunus Emre'nin tasavvuf coşkusu ile Fuzûlî'nin lirik tarzını birleştirmesi ve Limni Adası'na sürgün edilerek orada vefat etmesi) Niyazi-i Mısri'nin şahsiyetiyle birebir uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen biyografik ipuçlarını (yüzyıl, tarikat kolu, edebi etkileşimler ve sürgün yeri) analiz etmek
Sanatçının 17. yüzyılda yaşadığı, Halvetiyye'nin Mısriyye kolunu kurduğu, Yunus Emre ile Fuzûlî tarzını harmanladığı ve Limni Adası'na sürgün edildiği tespit edilmiştir.
Şairin kimliğini belirlemek için ayırt edici biyografik ve edebi özelliklerin tespiti gereklidir.
2
Elde edilen verileri seçeneklerdeki şairlerin biyografileriyle karşılaştırmak
Aziz Mahmud Hüdayi'nin Celvetiyye kolunu kurduğu, Eşrefoğlu Rumi'nin 15. yüzyılda, Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın ise 18. yüzyılda yaşadığı belirlenerek bu seçenekler elenmiştir.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak hedeflenmiştir.
3
Limni sürgünü ve Mısriyye kolu kuruculuğu bilgilerini Niyazi-i Mısri biyografisiyle eşleştirmek
Tüm bu ayırt edici özelliklerin Niyazi-i Mısri'ye ait olduğu kesinleştirilmiştir.
Doğru şıkka ulaşarak çözümü tamamlamak için son kontrol yapılmıştır.

Anahtar Kavram

Tekke (Dinî-Tasavvufî) Edebiyatı Temsilcileri ve Edebî Şahsiyetleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8043Soru

Bedir Savaşı öncesinde Hz. Muhammed, İslam ordusunu düşmana en yakın su kuyusunun yanına konuşlandırmıştı. Bunu gören sahabeden Hubab b. Münzir, Hz. Muhammed’e yaklaşarak: "Ey Allah’ın Resulü! Burayı ordugah olarak seçmeniz Allah’ın size bir vahyi midir yoksa bu bir savaş taktiği ve kişisel bir görüş müdür?" diye sordu. Hz. Muhammed, bunun vahiy olmad��ğını, şahsi bir görüş olduğunu belirtti. Bunun üzerine Hubab, su kuyularının kontrolünü ele geçirecek başka bir konumun stratejik olarak daha uygun olacağını gerekçeleriyle açıkladı. Hz. Muhammed, bu öneriyi son derece mantıklı bularak ordugahın yerini Hubab’ın teklif ettiği şekilde değiştirdi.

Bu tarihi olay, Hz. Muhammed’in yönetim anlayışı ve toplumsal ilişkileri açıs��ndan değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisine doğrudan bir kanıt oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vahyin doğrudan müdahale etmediği beşerî ve askeri konularda ortak akla ve uzman görüşüne başvurduğuna

Cevap

Vahyin doğrudan müdahale etmediği beşerî ve askeri konularda ortak akla ve uzman görüşüne başvurduğuna
Hz. Muhammed'in ordugah yerini belirlerken bunun vahiy olmadığını belirtmesi ve sahabenin mantıklı stratejik teklifini kabul ederek uygulaması, vahyin doğrudan belirlemediği alanlarda ortak akla (istişareye) ve uzman görüşlerine değer verdiğini doğrudan gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hubab b. Münzir'in sorusu ile Hz. Muhammed'in cevabı arasındaki ilişkiyi analiz etmek.
Hz. Muhammed'in karar alırken vahiy ile şahsi görüşü (ictihad/strateji) birbirinden ayırdığı tespit edilir.
Soruda yer alan 'vahiy midir yoksa savaş taktiği mi?' ifadesi bu ayrımı anlamak için temel çıkış noktasıdır.
2
Hz. Muhammed'in Hubab'ın önerisini kabul edip uygulamaya koymasını değerlendirmek.
Hz. Muhammed'in kendi fikrini değiştirebildiğini ve konunun uzmanı olan kişinin görüşüne (istişareye) değer verdiğini görmek.
Peygamberin kendi görüşünü bırakıp ordugahın yerini değiştirmesi, istişareye verdiği önemi ve ortak aklı benimsediğini kanıtlar.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in karar alma süreçlerinde istişareyi (ortak aklı) işletmesi ve vahiy dışı konularda uzman görüşüne değer vermesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8044Soru

Aşağıda sol sütunda verilen toplumsal değer ve uygulamaları, sağ sütunda verilen ve dinin bu değerlerin oluşumundaki rolünü veya örf-âdet ile ilişkisini gösteren açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Zekât ve Sadaka Uygulaması
Kız İsteme ve Nişan Merasimi
Kan Davası Geleneğinin Yasaklanması
Vakıf Müessesesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Zekât ve Sadaka Uygulaması doğrudan ilahi vahiy kaynaklı ibadetle; Kız İsteme ve Nişan Merasimi dinin helal-haram sınırlarına aykırı olmayan örfi değerle; Kan Davasın��n Yasaklanması dinin canı koruma ilkesiyle yasakladığı zararlı örfle; Vakıf Müessesesi ise dinî infak ahlakının kurumsallaşmasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede zekât doğrudan vahiy kaynaklı ibadetlerle, kız isteme dinin onayladığı helal örfle, kan davası dinin yasakladığı zararlı örfle, vakıflar ise dinî ahlakın kurumsallaşmasıyla doğru biçimde ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Zekât ve sadaka ibadetlerinin niteliğini ve kaynağını tespit etme
Zekât ve sadaka, doğrudan dinî buyruklara (vahye) dayanır. Bu sebeple doğrudan dinin inanç ve ibadet esaslarıyla ilişkilendirilir.
Dinin değer oluşumundaki kurucu etkisini belirlemek için vahiy kaynaklı pratiklerin ayırt edilmesi gerekir.
2
Kız isteme ve nişan merasiminin toplumsal kökenini inceleme
Bu uygulamalar dinî bir emir olmaktan ziyade kültürel örf ve âdet kaynaklıdır. Ancak dinin ahlaki ve hukuki kurallarına aykırı olmadıkları için dince onaylanmış ve varlığını sürdürmüştür.
Dinin örf üzerindeki onaylayıcı ve düzenleyici rolünü anlamak için kültürel kökenli değerlerin analiz edilmesi gerekir.
3
Kan davası geleneğinin dinî hükmünü değerlendirme
Kan davası, İslam'ın en temel ilkelerinden olan can güvenliğinin korunması (hıfzu'n-nefs) ilkesine aykırıdır. Din, bu zararlı cahiliye adetini kesin olarak haram kılmış ve ortadan kaldırmıştır.
Dinin toplumdaki zararlı örf ve adetleri yasaklayarak ahlaki değerleri koruma işlevini belirlemek gerekir.
4
Vakıf müessesesinin kurumsal yapısını analiz etme
Vakıf, İslam'ın yardımlaşma ve kalıcı hayır (sadaka-i cariye) ahlakının hukuki ve kurumsal bir yapıya dönüştürülmesiyle kurulmuştur.
Dinî ahlak ilkelerinin bireysel ahlakın ötesine geçip toplumsal kurumlara nasıl yansıdığını kavramak gerekir.

Anahtar Kavram

Değerlerin oluşumunda dinin kurucu (ibadetler), düzenleyici/onaylayıcı (meşru örfler) ve yasaklayıcı (zararlı örfler) rolleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8045Soru

Edebiyat tarihi araştırmalarında Anadolu sahasındaki ilk Yusuf u Züleyha mesnevisinin yazarı olarak anılan sanatçı, dinî-tasavvufi halk edebiyatı ile klasik edebiyat arasında bir köprü vazifesi görmüştür. Hem hece hem de aruz ölçüsünü kullanan şair, çocuk yaşta vefat eden kızı için yazd��ğı samimi mersiyesiyle de erken dönem Türk şiirinin duygu dünyasını yansıtır.

Bu parçada söz edilen Divan edebiyatı sanatçısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şeyyad Hamza

Cevap

Şeyyad Hamza
Anadolu sahasında yazılan ilk Yusuf u Züleyha mesnevisinin sahibi Şeyyad Hamza'dır. Şair ayrıca çocuk yaşta vefat eden kızı için yazdığı mersiye ile tanınır. Bu nedenle parçada söz edilen sanatçı Şeyyad Hamza'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen edebi özellikleri ve eser ipuçlarını (Anadolu sahasındaki ilk Yusuf u Züleyha mesnevisinin yazarı olması, hece ve aruzu birlikte kullanması ve kızı için yazdığı mersiye) analiz etmek.
Bu özelliklerin tamamının 13-14. yüzyıl şairi Şeyyad Hamza'ya ait olduğunu belirlemek.
Şeyyad Hamza, erken dönem Anadolu sahası Türk edebiyatının en önemli temsilcilerindendir ve bu eserleriyle edebiyat tarihinde yer edinmiştir.

Anahtar Kavram

13. ve 14. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri ve Eserleri
Soru 8046Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen Divan edebiyatı nazım şekli tanımlarını, sağ sütundaki doğru nazım şekilleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fars edebiyatı menşeli olup aruzun hususi yirmi dört kalıbıyla yazılan, telkin ve tefekkür gücü yüksek, tek dörtlükten müteşekkil nazım şekli.
Halk edebiyatındaki maninin Divan şiirindeki yansıması kabul edilen, Türklerin kazandırdığı, aruzun sadece 'fâilâtün fâilâtün f��ilün' kalıbıyla yazılan tek dörtlükten oluşan nazım şekli.
Bestelenmek amacıyla kaleme alınan, bentlerinin üçüncü dizesine 'meyan', tekrarlanan dördüncü dizesine ise 'nakarat' denilen, Türklerin kazandırdığı nazım şekli.
Dörder dizelik bentlerden oluşan, kafiye şeması genellikle 'aaaa bbba ccca' şeklinde olan ve musammat türünün en yaygın biçimlerinden birini teşkil eden nazım şekli.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme sonucunda: Fars edebiyatı kökenli tek dörtlük Rubai ile; Türklerin kazandırdığı tek dörtlük Tuyuğ ile; bestelenmek amacıyla yazılan bentler Şarkı ile; dörder dizelik bentlerden oluşan klasik biçim Murabba ile eşleşir.
Verilen tanımlardaki ayırt edici nitelikler (köken, aruz kalıbı sınırlılığı, bestelenme durumu veya bent yapısı) aracılığıyla her nazım şekli doğru biçimde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tek dörtlükten oluşan Fars kökenli ve 24 aruz kalıbıyla yazılan nazım şeklinin belirlenmesi.
Bu özellikler Divan edebiyatında rubai nazım şekline aittir.
Rubai, Fars edebiyatından geçmiş olup felsefi derinliği olan ve aruzun özel kalıplarıyla yazılan tek dörtlükten oluşan bir biçimdir.
2
Türklerin edebiyata kazandırdığı, maniye benzeyen ve aruzun tek kalıbı olan 'fâilâtün fâilâtün fâilün' ile yazılan nazım şeklinin belirlenmesi.
Bu özellikler tuyuğ nazım şeklini tanımlar.
Tuyuğ, Türklerin kazandırdığı, tek dörtlükten oluşan ve aruzun tek kalıbıyla yazılan milli bir nazım şeklidir.
3
Bestelenmek amacıyla yazılan, meyan ve nakarat bölümleri içeren nazım şeklinin belirlenmesi.
Bu özellikler şarkı nazım şekline aittir.
Şarkı, bestelenmek üzere yazılan, meyan ve nakarat dizeleri bulunduran dörtlüklerle kurulan bir nazım şeklidir.
4
Dörder dizelik bentlerden oluşan ve ilk bendi kendi içinde kafiyeli olan klasik nazım şeklinin belirlenmesi.
Bu özellikler murabba nazım şeklini tanımlar.
Murabba, dörder dizelik bentlerden oluşan ve musammatlar sınıfına giren klasik bir nazım şeklidir.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında dörtlük ve bentlerle kurulan nazım şekillerinin yapısal, kökensel ve müzikal nitelikleri.
Soru 8047Soru

Yusuf Has Hacib tarafından 11. yüzyılda kaleme alınan Kutadgu Bilig, Türk edebiyatında İslamiyet etkisindeki ilk büyük eserdir. Hem biçimsel hem de içeriksel yönüyle geçiş döneminin özelliklerini yansıtan bu eser, Türk şiir geleneği ile İslami kültür dairesinin edebiyat anlayışını sentezleyen bir yapıya sahiptir.

Buna göre Kutadgu Bilig'in biçimsel ve içeriksel özellikleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk edebiyatının ilk mesnevisi kabul edilen bu eserde tüm bölümler yalnızca manzum olarak yazılmış; eserin başında veya içinde mensur (düz yazı) bir bölüm bulunmamaktadır.

Cevap

Türk edebiyatının ilk mesnevisi kabul edilen bu eserde tüm bölümler yalnızca manzum olarak yazılmış; eserin başında veya içinde mensur (düz yazı) bir bölüm bulunmamaktadır.
Kutadgu Bilig'in yalnızca şiirsel (manzum) kısımlardan oluştuğunu ve içinde mensur bölüm bulunmadığını belirten ifade yanlıştır. Eserin üç farklı nüshasından elde edilen bilgilere göre, kitabın başında eserin amacını ve kahramanlarını tanıtan hem düz yazı (mensur) hem de şiir (manzum) şeklinde yazılmış iki farklı önsöz (mukaddime) bulunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserin yapısal özelliklerini genel olarak incelemek.
Kutadgu Bilig'in mesnevi formunda, aruz ölçüsüyle ve Karahanlı Türkçesi ile yazılmış bir geçiş dönemi eseri olduğunu saptamak.
Eserin biçimsel özelliklerinin genel edebiyat tarihi bilgisiyle uyuşup uyuşmadığını kontrol etmek.
2
Eserdeki mukaddimelerin (önsözlerin) biçimini analiz etmek.
Kutadgu Bilig'in başında hem mensur (düz yazı) hem de manzum (şiir) iki farklı önsöz bölümünün yer aldığını tespit etmek.
Eserin sadece şiirsel (manzum) parçalardan oluşup oluşmadığını netleştirmek.
3
Elde edilen bilgiler doğrultusunda yanlış yargıyı saptamak.
Eserde hiçbir mensur bölümün yer almadığını söyleyen ifadenin yanlış olduğunu belirlemek.
Kutadgu Bilig'in hem mensur hem manzum önsöze sahip olması bilgisinden hareketle doğru seçeneği işaretlemek.

Anahtar Kavram

Kutadgu Bilig'in Yapısal ve İçeriksel Özellikleri
Soru 8048Soru

Çin düşünce dünyasında derin izler bırakan bir öğretiye göre insan, yapay kurallardan ve hırslardan uzaklaşarak doğanın doğal düzeniyle bütünleşmelidir. Bu doğrultuda, evrenin genel işleyişine müdahale etmemeyi, olayları kendi akışına bırakmayı ve eylemsizliği öğütleyen temel bir ilke kabul edilir.

Bu parçada sözü edilen öğreti ve bahsedilen temel ilke aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taoizm - Wu Wei

Cevap

Taoizm - Wu Wei
Parçada belirtilen, yapay kurallardan uzaklaşıp doğanın düzeniyle bütünleşme felsefesi Taoizm öğretisine aittir. Bu doğrultuda olayları kendi akışına bırakmayı ve eylemsizliği öğütleyen temel ilke ise 'Wu Wei' kavramıdır. Dolayısıyla Taoizm - Wu Wei eşleştirmesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarını analiz etme
Sorudaki metinde 'yapay kurallardan ve hırslardan uzaklaşarak doğanın doğal düzeniyle bütünleşme' fikri ile 'evrenin genel işleyişine müdahale etmeme/eylemsizlik' prensibi aranmaktadır.
Sorunun hangi dini öğretiyi ve kavramı hedeflediğini belirlemek.
2
Öğretiyi tespit etme
Doğal düzene uyum sağlamayı, yapay toplumsal kurallara karşı çıkmayı savunan Çin kökenli dini-felsefi öğreti Taoizm'dir.
Doğaya dönüş ve yapaylığa karşı çıkışın Taoizm'in kurucusu Laozi'nin temel felsefesi olmasından dolayı.
3
Temel ilkeyi tespit etme
Taoizm'de evrensel akışa müdahale etmeme, iş yapmadan iş yapma ve eylemsizlik anlamına gelen ilke 'Wu Wei' olarak adlandırılır.
Wu Wei kavramının doğrudan 'eylemsizlik' ve 'doğal akışa bırakma' prensibini karşılamasından dolayı.

Anahtar Kavram

Taoizm'de Wu Wei (eylemsizlik) ilkesi
Soru 8049Soru

Osmanlı toplumunda Ramazan ayında zenginler, esnafları dolaşarak 'Zemem Defteri' adı verilen borç defterlerindeki rastgele sayfaları satın alarak fakirlerin borçlarını öderlerdi. Bu uygulamada ne borcu ödeyen kimin borcunu ödediğini bilir ne de borçlu borcunu kimin ödediğini öğrenirdi. Bu gelenek, toplumsal dayanışmayı ve kaynaşmayı sağlayan köklü bir örf haline gelmiştir.

Bu parçada anlatılan gelenek ve bunun arkasındaki toplumsal dinamik dikkate alındığında, değerlerin oluşumunda dinin rolü ve örf ile ilişkisine dair aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dinin yardımlaşmayı gizli yapma tavsiyesi gibi inanç ilkeleri, toplumsal bir örfün şekillenmesinde ve ahlaki bir değer haline gelmesinde doğrudan belirleyici olmuştur.

Cevap

Dinin yardımlaşmayı gizli yapma tavsiyesi gibi inanç ilkelerinin, toplumsal bir örfün şekillenmesinde ve ahlaki bir değer haline gelmesinde doğrudan belirleyici olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Zemem defteri uygulaması, İslam dininin sadakanın gösterişsiz ve gizli bir şekilde yapılmasına yönelik açık tavsiyesinin toplumsal alanda kurumsallaşarak köklü bir geleneğe dönüşmüş halidir. Bu durum, toplumsal örfün ve değerlerin oluşmasında dinin kurucu ve şekillendirici etkisini en açık şekilde ortaya koymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Zemem defteri uygulamasının temel özelliklerini belirleme.
Zemem defterinin zengin ile fakir arasındaki yardımlaşmayı iki tarafın da kimliğini gizli tutarak gerçekleştirdiği anlaşılır.
Toplumsal uygulamanın niteliğini doğru saptamak için.
2
Uygulamanın dini referanslarla ilişkisini kurma.
Sadakanın gizli verilmesini, gösterişten uzak durulmasını emreden dini hükümlerin bu örfe kaynaklık ettiği görülür.
Değer ve örf oluşumunda dinin oynadığı rolü açıklamak için.
3
Dinin örf üzerindeki belirleyici rolünü çıkarıp doğru seçeneğe yönelme.
Dini inançların toplumsal bir uygulamanın (örfün) biçimlenmesinde doğrudan belirleyici bir rol üstlendiği yargısına ulaşılır.
Soruda istenen doğru analizi tamamlamak için.

Anahtar Kavram

Dinin değerlerin ve örflerin oluşumundaki rolü
Soru 8050Soru

Aşağıdaki numaralanmış dörtlükleri, hece ölçüsü, üslup ve tema özelliklerine göre sağda verilen uygun nazım biçimi ve türü eşleştirmeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. D��rtlük:
Benden selam olsun Bolu Beyi'ne
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
Ok gıcırtısından kalkan sesinden
Dağlar gümbür gümbür seslenmelidir
II. Dörtlük:
Yüce dağların başında
Salkım salkım olan bulut
Saçın çözüp benim için
Yaşın yaşın ağlar mısın
III. Dörtlük:
Yürü bire yalan dünya
Sana konan göçer bir gün
İnsan bir ekin misali
Seni eken biçer bir gün
IV. Dörtlük:
Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti şu baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

I. Dörtlük -> 11'li hece ölçüsüyle söylenmiş, epik konulu bir koşma (koçaklama); II. Dörtlük -> 8'li hece ölçüsüyle söylenmiş, lirik konulu bir semai (güzelleme); III. Dörtlük -> 8'li hece ölçüsüyle söylenmiş, yiğitçe/felekten şikayetçi edalı bir varsağı; IV. Dörtlük -> 11'li hece ölçüsüyle söylenmiş, eleştirel konulu bir koşma (taşlama)
Dörtlüklerin hece sayıları ve tematik özellikleri incelendiğinde; Bolu Beyi'ne meydan okuyan 11'li dörtlük koçaklama koşma ile, bulut ve sevgili temalı lirik 8'li dörtlük güzelleme semai ile, 'bire' ünlemli 8'li dörtlük varsağı ile ve toplumsal aksaklıkları yeren 11'li dörtlük taşlama koşma ile kusursuz bir şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüklerin hece ölçülerini belirlemek için ünlü harfleri sayınız.
I. Dörtlük 11'li, II. Dörtlük 8'li, III. Dörtlük 8'li ve IV. Dörtlük 11'li hece ölçüsüyle yazılmıştır. Bu durum hece sayısı yönünden eşleştirmeyi daraltır.
Âşık edebiyatında koşma ve semai/varsağı ayrımında hece sayısı en temel yapısal belirleyicidir.
2
Dörtlüklerin üslup ve anahtar sözcüklerini inceleyiniz.
III. Dörtlükte geçen 'bire' ünlemi doğrudan varsağı nazım biçimine işaret eder. II. Dörtlük lirik (güzelleme), I. Dörtlük yiğitçe (koçaklama), IV. Dörtlük ise yerme/eleştiri (taşlama) tonu barındırır.
Nazım türlerinin belirlenmesinde işlenen tema ve üslup özellikleri belirleyicidir.
3
Elde edilen hece ölçüsü ve tema/üslup verilerini birleştirerek doğru eşleştirmeleri tamamlayınız.
I. Dörtlük 11'li koçaklama koşma ile, II. Dörtlük 8'li güzelleme semai ile, III. Dörtlük 'bire' ünlemli varsağı ile, IV. Dörtlük ise 11'li taşlama koşma ile eşleşir.
Her bir dörtlük hem yapısal (hece ölçüsü) hem de tematik olarak yalnızca bir tanıma tam uyum sağlamaktadır.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Nazım Biçimleri ve Türlerinin Yapısal (Hece Ölçüsü, Ünlemler) ve Tematik (Koçaklama, Güzelleme, Taşlama) Özelliklerine Göre Ayırt Edilmesi
Soru 8051Soru

Yüklemler mantığında çözümleyici çizelge (semantik tablo) ile denetleme yapılırken, aynı yol üzerinde hem tümel niceleyici (\forall) hem de tikel niceleyici (\exists) içeren önermeler bulunduğunda özelleştirme işlemlerinin belirli bir sırayla yapılması gerekir.

Buna g��re, aşağıdakilerin hangisinde bu öncelik sırası ve gerekçesi doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tikel özelleme önce yapılmalıdır; çünkü tikel özelleme yola yeni bir ad sembolü kazandırır ve ardından yapılacak tümel özellemede bu ad sembolü kullanılarak önermeler arasında mantıksal bir bağ kurulabilir.

Cevap

Tikel özellemenin önce yapılması gerektiğini, çünkü tikel özellemenin yola yeni bir ad sembolü kazandırdığını ve ardından yapılacak tümel özellemede bu ad sembolünün kullanılarak önermeler arasında mantıksal bağ kurulabildiğini belirten seçenek doğrudur.
Tikel özelleme yola yeni bir ad sembolü getirmek zorundadır. Tümel özelleme ise mevcut ad sembolleriyle yapılabilir. Dolayısıyla, tikel özelleme önce yapılarak bir ad sembolü (aa) tanımlanır ve ardından tümel özelleme bu sembol ile yapılarak önermeler ortak bir terimde buluşturulur. Bu kural ve mantık doğru cevapta tam olarak açıklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Yol üzerindeki tikel niceleyici içeren önermeye tikel özelleme (TÖ) kuralı uygulanır.
Yola o ana kadar kullanılmamış yeni bir ad sembolü (aa) eklenir.
Tikel özelleme kuralı gereği, varoluşsal ifadeyi karşılayan bireyin daha önce adlandırılmamış yeni bir birey olması zorunludur.
2
Aynı yol üzerindeki tümel niceleyici içeren önermeye tümel özelleme (TüÖ) kuralı uygulanır.
Tümel önerme, birinci adımda tanıtılan aa ad sembolü ile özelleştirilir.
Tümel özelleme kuralı, evrendeki tüm elemanlar için geçerli olduğundan, yolda mevcut olan herhangi bir ad sembolü ile yapılabilir.
3
Özelleştirilmiş önermeler arasındaki mantıksal tutarlılık durumu denetlenir.
Aynı ad sembolü (aa) üzerinden iki önerme arasında bağ kurularak çelişki olup olmadığı (FaFa ve Fa\sim Fa gibi) tespit edilir.
Özelleme sırasına uyulması, çözümleyici çizelgenin doğru sonuca ulaşmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Yüklemler mantığında çözümleyici çizelge kurallarına göre tikel özellemenin (TÖ) tümel özellemeden (TüÖ) önce yapılması zorunluluğu.
Soru 8052Soru

Bir gün doldu mu ömür kafesi,
Uçar gider içindeki kuş.

Bu dizelerde yer alan edebî sanatlar ve bunların açıklamalarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ömür kafesi ifadesinde teşbih-i beliğ, içindeki kuş ifadesinde ise açık istiare sanatı yapılmıştır.

Cevap

ömür kafesi ifadesinde teşbih-i beliğ, içindeki kuş ifadesinde ise açık istiare sanatının yapıldığını belirten seçenektir.
Dizelerdeki ömür kafesi ifadesinde benzetme ögelerinden sadece benzeyen (ömür) ve benzetilen (kafes) kullanıldığı için teşbih-i beliğ; içindeki kuş ifadesinde ise can/ruh sözcüğü söylenmeyip sadece benzetilen olan kuş kullanıldığı için açık istiare yapılmıştır. Dolayısıyla bu iki edebi sanatın doğru açıklandığı seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki edebi sanata konu olan ifadeleri belirlemek.
Dizelerde 'ömür kafesi' ve 'içindeki kuş' ifadelerinde edebi sanat yapıldığı tespit edilmiştir.
Bu ifadelerde kelimelerin mecaz anlamları üzerinden benzetme ilişkisi kurulmuştur.
2
'Ömür kafesi' ifadesini benzetme ögeleri açısından incelemek.
Bu ifadede 'ömür' benzeyen, 'kafes' ise benzetilendir. İki temel öge de kullanılmış fakat benzetme edatı ve benzetme yönüne yer verilmemiştir. Bu durum teşbih-i beliğ (yalın benzetme) olarak adlandırılır.
Teşbih-i beliğde sadece benzeyen ve benzetilen bulunur.
3
'İçindeki kuş' ifadesini incelemek ve kastedilen anlamı bulmak.
Buradaki 'kuş' kelimesiyle insanın 'ruhu' veya 'canı' kastedilmektedir. Benzeyen (ruh/can) söylenmemiş, sadece benzetilen (kuş) kullanılmıştır.
Sadece benzetilenin kullanıldığı bu tür edebi sanatlar açık istiare kapsamına girer.
4
Elde edilen edebi sanatları seçeneklerdeki ifadelerle karşılaştırarak doğru seçeneği bulmak.
Doğru edebi sanatların ve açıklamalarının 'ömür kafesi' için teşbih-i beliğ, 'içindeki kuş' için açık istiare olduğunu belirten seçeneğin doğru olduğu sonucuna ulaşılır.
Diğer seçeneklerde bu edebi sanatlar yanlış tanımlanmış veya karıştırılmıştır.

Anahtar Kavram

Teşbih-i Beliğ ve Açık İstiare Ayrımı
Soru 8053Soru

Divan nesrinde (düzyazı) farklı üslup özellikleri (sade, süslü, orta nesir) ve çeşitli türler bir arada yer almıştır. Aşağıdaki tabloda yer alan Divan nesri eserlerini, karşılarında verilen üslup ve içerik açıklamalarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tazarrunâme
Mîzânü'l-Hakk fî İhtiyâri'l-Ahakk
Hâbnâme
Kâbusnâme

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tazarrunâme süslü nesrin tasavvufi ilk örneği olarak eşleşir; Mîzânü'l-Hakk dinî-sosyal tartışmaları ele alan orta nesir fikir eseri olarak eşleşir; Hâbnâme rüya motifiyle toplumsal aksaklıkları eleştiren süslü nesir eseri olarak eşleşir; Kâbusnâme ise sade nesirle yazılmış nasihatname olarak eşleşir.
Divan nesrinin farklı üslup ve türlerini temsil eden bu eserlerin her biri kendine özgü içerik ve dil özelliklerine sahiptir. Tazarrunâme, Sinan Paşa'nın süslü nesir tarzındaki tasavvufi yakarış eseridir. Mîzânü'l-Hakk, Kâtip Çelebi'nin orta nesir tarzındaki sosyal ve dinî tartışmaları akılcı inceleyen fikir eseridir. Hâbnâme, Veysî'nin rüya motifiyle toplumsal eleştiri yaptığı süslü nesir yapıtıdır. Kâbusnâme ise Mercimek Ahmet'in sade nesirle Türkçeye çevirdiği didaktik nasihatnamedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin yazarlarını ve üslup özelliklerini belirleme
Tazarrunâme Sinan Paşa'ya (süslü nesir), Mîzânü'l-Hakk Kâtip Çelebi'ye (orta nesir), Hâbnâme Veysî'ye (süslü nesir), Kâbusnâme ise Mercimek Ahmet'e (sade nesir) aittir.
Eserlerin üslup ve içerik özelliklerini doğru gruplandırabilmek için öncelikle sahiplerini ve genel tarzlarını belirlemek gerekir.
2
İçerik ve tür özelliklerine göre eşleştirme yapma
Tazarrunâme münacat/tasavvuf içeriğiyle; Mîzânü'l-Hakk dinî ve felsefi tartışmaları ele alan yapısıyla; Hâbnâme rüya formundaki toplumsal eleştirisiyle; Kâbusnâme ise nasihatname türündeki sade anlatımıyla eşleşir.
Eserlerin ayırt edici içerik niteliklerini doğru tanımlarla birleştirmek doğru sonuca ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Divan Nesri Eserleri, Türleri ve Üslup Özellikleri
Soru 8054Soru

Tanzimat Dönemi Türk şiiri, hem biçim hem de içerik açısından köklü bir değişim sürecinin ürünüdür. Bu dönem şairleri, bireysel duyuşlardan toplumsal fikirlere, metafizik ürpertilerden kır yaşamına kadar geniş bir yelpazede estetik ve tematik arayışlar içine girmişlerdir.

Buna göre; sol sütunda yer alan dize çiftlerini, sağ sütunda verilen Tanzimat Dönemi şiirine ait estetik veya tematik yönelimlerle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Vücudundur o bahr-i bî-pâyân-ı adâlet
Akl-ı şerîfidir o kanuna ayn-ı hikmet
Gül hazîn, sümbül perîşan, bâğzârın şevki yok
Derd-i aşkınla yanan kalb-i zârın şevki yok
Nedir bu mâvi tecellî, bu sâyesiz elvân?
Bu kâinât-ı musavver, bu meclis-i hayrân?
Tafra satmaz bize bir köylü kızı
Köye geldikçe güler yolda yüzü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şinasi'nin adalet ve akıl kavramlarını işlediği beyit klasik biçimde yeni kavramlar yönelimiyle; Recaizade Mahmut Ekrem'in doğa üzerinden hüzün anlattığı dizeler bireysel melankoli yönelimiyle; Abdülhak Hamit Tarhan'ın metafizik sorular sorduğu dizeler felsefi ve metafizik sorgulama yönelimiyle; Muallim Naci'nin köylü kızını anlattığı dizeler ise köylü yaşamı ve kır yönelimiyle eşleşmektedir.
Şinasi'nin beyiti adalet ve akıl kavramlarıyla yeni içerik/eski biçim eşleşmesine; Recaizade Mahmut Ekrem'in dizeleri tabiat üzerinden bireysel melankoli eşleşmesine; Abdülhak Hamit Tarhan'ın dizeleri evrensel ve metafizik sorgulama eşleşmesine; Muallim Naci'nin dizeleri ise köylü yaşamını yansıtan kır yaşamı eşleşmesine uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyitte geçen 'bahr-i bî-pâyân-ı adâlet' (adaletin sonsuz denizi) ve 'akl-ı şerîf' (şerefli akıl) kavramlarını ve kullanılan kaside nazım biçimini inceleyiniz.
Bu dizelerin Şinasi'nin Mustafa Reşit Paşa Kasidesi'nden alındığı ve klasik biçim içinde adalet ve akıl gibi yeni kavramları işlediği belirlenir.
Tanzimat I. Dönem şiirinin en belirgin özelliği eski biçimle yeni temaları sunmaktır.
2
İkinci beyitteki 'gül hazîn, sümbül perîşan' doğa tasvirini ve 'kalb-i zâr' (ağlayan kalp) ifadesindeki bireysel üzüntüyü inceleyiniz.
Dizelerin Recaizade Mahmut Ekrem'e ait olduğu ve doğa aracılığıyla bireysel bir melankoliyi yansıttığı tespit edilir.
Tanzimat II. Dönem'de toplumsal konulardan uzaklaşılarak bireysel ve hüzünlü temalara ağırlık verilmiştir.
3
Üçüncü beyitteki 'mâvi tecellî', 'kâinât-ı musavver' (tasvir edilmiş evren) ve 'meclis-i hayrân' (hayran kalmış meclis) ifadelerini sorgulayan yapıyı inceleyiniz.
Dizelerin Abdülhak Hamit Tarhan'ın felsefi/metafizik sorgulamalar içeren 'Kürsi-i İstiğrak' şiirinden alındığı anlaşılır.
Tarhan, Türk şiirinde metafizik ve varoluşsal temaları en geniş ölçüde işleyen yenilikçi şairdir.
4
Dördüncü beyitteki 'köylü kızı' ve 'köy' kavramlarını ve dildeki sadeleşme eğilimini inceleyiniz.
Dizelerin Muallim Naci'nin 'Köylü Kızların Şarkısı' şiirinden alındığı ve taşra/köy yaşamını anlatan ilk realist-pastoral örneklerden biri olduğu belirlenir.
Dönemin gelenekçi kanadında yer alan Muallim Naci'nin bile köylü yaşamına yönelerek şiirde tematik bir açılım yaptığını kavramak önemlidir.

Anahtar Kavram

Tanzimat Dönemi Şiirinde Tematik ve Estetik Yönelimler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8055Soru

Aşağıdaki sol sütunda Divan edebiyatına ait dört farklı şiir örneği, sağ sütunda ise bu şiirlerin ait olduğu nazım şekilleri karışık olarak verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki şiir örneklerini sağ sütundaki doğru nazım şekilleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

I. Metin:
Esrâr-ı cihân�� kim ki ta'bîr eyler
Tedbîr ile takdîri mi tağyîr eyler
Bilmem ki felek murâdımızca dönmez
Biz mi gecikmişiz o mu ta'cîl eyler
II. Metin:
Aşk elinden yüreğim kan eyle kıl
Derdime bu âlem içre çâre kıl
Gözlerimin yaşı durmaz ağlasam
Ruhumu bu dertten âzât eyle kıl
III. Metin:
Bir safâ bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâda
Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a
İşte üç çifte kayık iskelede âmâde
Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a
IV. Metin:
Perîşân-hâlün oldum sormadun ahvâl-i dil-hûhum
Gamundan derde düşdüm kılmadun tedbîr-i mecrûhum
Eğer can virmek istersen feda olsun sana rûhum
Cihânda kalmasun dersen eğer feryâd u endûhum

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki I numaralı rubai örneği Rubai ile, II numaralı tuyuğ örneği Tuyuğ ile, III numaralı şarkı örneği Şarkı ile, IV numaralı murabba örneği ise Murabba ile eşleşmelidir.
I. bent felsefi yönü ve 13-14 hece barındırmasıyla Rubai; II. bent 11 hece ölçüsü ve aruzun tek kalıbıyla yazılması sebebiyle Tuyuğ; III. bent nakarat ve meyan dizeleri içermesiyle Şarkı; IV. bent ise aaaa kafiye şemasına sahip dört dizelik yapısıyla Murabba ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
I. şiirin yapısal ve içerik analizinin yapılması
Dizelerin hece sayıları (13-14) ve 'eyler / eyler / dönmez / eyler' (aaba) kafiye şeması incelendiğinde şiirin kader, dünya düzeni gibi felsefi bir konuyu işlediği görülür. Bu özellikler rubai nazım şekline işaret eder.
Rubai ve tuyuğ arasındaki farkı ayırt edebilmek için hece sayısı ve içerik analizi gereklidir.
2
II. şiirin vezin ve kafiye analizinin yapılması
Şiir aaba kafiye düzenindedir ancak 11 heceli olup 'fâilâtün fâilâtün fâilün' vezniyle yazılmıştır. Türklerin divan edebiyatına kazandırdığı bu tek dörtlük tuyuğdur.
Tuyuğ, rubaiden aruzun tek bir özel kalıbıyla yazılması ve hece sayısının her dizede 11 olmasıyla ayrılır.
3
III. şiirin tekrarlanan dizelerinin tespiti
Şiirde ikinci ve dördüncü dizelerin birebir tekrarlandığı (nakarat) ve üçüncü dizenin konunun değiştiği bölüm (meyan) olduğu görülür. Bu yapı şarkı nazım şeklinin kurucu özelliğidir.
Şarkı nazım şeklini diğer bentli şekillerden ayıran en önemli unsur nakarat ve meyan dizeleridir.
4
IV. şiirin bent yapısı ve kafiye düzeninin incelenmesi
Şiir aaaa kafiye düzenindedir, dörder dizelik bentlerden (murabba) oluşur ve şarkıdaki gibi nakarat bölümü içermez.
Murabba ve şarkı dörder dizelik bentlerden oluşsa da şarkıda nakarat varken murabbada nakarat bulunmaz (ya da şarkı gibi bestelenme amacı ve meyan yapısı taşımaz).

Anahtar Kavram

Dörtlük ve bentlerle kurulan Divan edebiyatı nazım şekillerinin (rubai, tuyuğ, şarkı, murabba) biçimsel ve içeriksel özelliklerine göre ayırt edilmesi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 8056Soru

Aşağıdaki Fecr-i Âti Dönemi sanatçılarını, karşılarında karışık olarak verilen en belirgin eserleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ahmet Haşim
Emin Bülent Serdaroğlu
Tahsin Nahit
Şehabettin Süleyman

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ahmet Haşim - Piyale, Emin Bülent Serdaroğlu - Kin, Tahsin Nahit - Hicranlar, Şehabettin Süleyman - Çıkmaz Sokak şeklinde yapılan eşleştirme doğrudur.
Ahmet Haşim 'Piyale' şiir kitabıyla, Emin Bülent Serdaroğlu 'Kin' şiiriyle, Tahsin Nahit 'Hicranlar' şiir kitabıyla ve Şehabettin Süleyman ise 'Çıkmaz Sokak' tiyatro oyunuyla doğrudan ilişkilidir. Bu eşleştirme Fecr-i Âti topluluğunun sanatçı ve eser kadrosunu doğru bir şekilde yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Eserlerin ve sanatçıların edebi dönemlerini ve türlerini kontrol etme
Tüm sanatçıların ve eserlerin Fecr-i Âti Dönemi'ne ait olduğu doğrulanmıştır.
Yanlış edebi dönem veya topluluk eşleştirmelerinden kaçınmak amacıyla ön kontrol yapılır.
2
Şiir türündeki eser ve şiirleri ilgili şairlerle eşleştirme
Piyale şiir kitabının Ahmet Haşim'le, Kin şiirinin Emin Bülent Serdaroğlu'yla ve Hicranlar şiir kitabının Tahsin Nahit'le eşleştirilmesi sağlanmıştır.
Sanatçıların edebi kimliklerinde en belirgin olan şiir ve şiir kitaplarını doğru şairlerle eşleştirmek için bu adım uygulanır.
3
Tiyatro türündeki eseri yazarıyla eşleştirme
Tiyatro alanında eser veren Şehabettin Süleyman'ın Çıkmaz Sokak oyunuyla eşleştirilmesi tamamlanmıştır.
Topluluğun tiyatro alanındaki en bilinen temsilcisini ve eserini doğru şekilde gruplandırmak için bu adım gerçekleştirilir.

Anahtar Kavram

Fecr-i Âti topluluğu sanatçılarının en tanınmış eser ve şiirleriyle ilişkilendirilmesi.
Tahmini Süre:45s
Soru 8057Soru

Dilberin işi itâb u nâz olur
Çeşmi cadû gamzesi gammaz olur
Gözlerinin rengini görse nergisin
Gül yaprağı bağ içinde toz olur

Bu dörtlükle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aruz ölçüsünün rubaiye özgü olan ve 'mef'ûlü' ile başlayan özel kalıplarından biriyle yazılmıştır.

Cevap

Aruz ölçüsünün rubaiye özgü olan ve 'mef'ûlü' ile başlayan özel kalıplarından biriyle yazılmıştır ifadesi bu şiir için söylenemez.
Şiir, Türklerin divan edebiyatına kazandırdığı tuyuğ nazım şeklinin bir örneğidir. Tuyuğlar, aruz ölçüsünün sadece 'fâilâtün fâilâtün fâilün' kalıbıyla yazılırlar. Rubaiye has olan ve 'mef'ûlü' ile başlayan 24 farklı aruz kalıbından biriyle yazılması söz konusu olamaz. Bu nedenle bu ifade söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin nazım biçimini belirlemek için birim, kafiye örgüsü ve tema analizi yapılır.
Şiir tek dörtlükten oluşmakta ve 'olur / olur / nergisin / olur' (aaba) şeklinde kafiyelenmektedir. Tema ise lirik ve aşk içeriklidir.
Nazım biçimini doğru tespit edebilmek için önce biçimsel özellikleri ortaya koymak gerekir.
2
Tek dörtlükten oluşan aaba kafiyeli divan şiiri biçimleri (tuyuğ ve rubai) arasında karşılaştırma yapılır.
Şiir 14. yüzyıl şairi Kadı Burhaneddin'e ait bir tuyuğ örneğidir.
Tuyuğ ile rubai arasındaki farkı ayırt etmek için şair ve vezin bilgisi kullanılır.
3
Tuyuğ nazım biçiminin aruz ölçüsü ve diğer özelliklerini seçeneklerle karşılaştırarak analiz edilir.
Tuyuğlar sadece 'fâilâtün fâilâtün fâilün' kalıbıyla yazılır. 'Mef'ûlü' ile başlayan kalıplar ise rubaiye has bir özelliktir.
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu belirlemek ve yanlış olan yargıyı bulmak için vezin kuralları test edilir.

Anahtar Kavram

Tuyuğ ve Rubai Nazım Şekillerinin Yapısal ve Ölçü Farkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8058Soru

Tanzimat Dönemi Türk edebiyatının oluşum süreci, estetik yönelimleri ve genel özellikleri dikkate alındığında, soldaki kuramsal ve edebi yönelimleri sağdaki tarihi gelişmeler ve somut edebi örneklerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dilde sadeleşme düşüncesinin kuramsal olarak savunulmasına rağmen, sanatsal uygulamalarda eski alışkanlıkların ve ağır dilin büyük ölçüde sürdürülmesi.
Edebi formlarda geleneksel Divan şiiri nazım şekillerine bağlı kalınırken, içeriğe Batı kaynaklı yeni sosyal ve hukuki kavramların yerleştirilmesi.
Batılı anlamdaki yeni edebi türlerin ilk örneklerinin sunulmasında ve edebiyatın toplumu eğitme amacına hizmet etmesinde ilk süreli yayınların köprü vazifesi görmesi.
Batı edebiyatından yapılan tercümelerle birlikte akılcılık, sağduyu, kuralcılık ile coşkunluk ve şahsi özgürlük gibi farklı estetik ilkelerin edebi dünyayı şekillendirmesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dilde sadeleşme çelişkisi Şinasi'nin Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi ve şiir diliyle; biçim ve içerik dualizmi Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi'yle; yeni edebi türlerin yayılması ve gazetenin rolü Tercüman-ı Ahval gazetesindeki yayınlarla; Batı akımlarının etkisi ise Tercüme Odası ve çeviri faaliyetleriyle eşleşir.
Doğru eşleştirme; dilde sadeleşme çelişkisinin Şinasi'nin Mukaddime'si ve şiir diliyle, biçim-içerik dualizminin Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi'yle, gazetecilik rolünün Tercüman-ı Ahval'deki tefrikalarla ve Batı akımları etkisinin Tercüme Odası çevirileriyle eşlenmesiyle elde edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Dilde sadeleşme yönelimini ve çelişkisini incelemek.
Tanzimat Dönemi'nde dilde sadeleşmenin kuramsal temelleri atılmış ancak sanatsal pratikte (özellikle şiirde) eski, ağır dil varlığını sürdürmüştür. Bu durum Şinasi'nin Mukaddime'de belirttiği hedeflerle şairlerin dil uygulamaları arasındaki çelişkiyle doğrudan uyuşur.
Teorik amaçlar ile pratik uygulamalar arasındaki ayrımı saptamak.
2
Biçim ve içerik arasındaki dualizmi analiz etmek.
Geleneksel nazım şekillerinin korunup yeni kavramların işlenmesi, Tanzimat şiirinin temel özelliğidir. Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi, kaside formunu koruyup hürriyet temasını işlemesiyle bu ikiliğin en somut örneğidir.
Edebi form ile işlenen yeni temalar arasındaki ilişkiyi kurmak.
3
İlk Batılı edebi türlerin yayılma zeminini belirlemek.
Edebiyatın halkı eğitme işlevi gazete aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. İlk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval'de Şair Evlenmesi (tiyatro) ve ilk makalenin basılması bu duruma örnektir.
Basın-yayın organlarının edebi gelişimdeki kurucu rolünü ortaya koymak.
4
Batı edebi akımlarının oluşumdaki estetik etkilerini değerlendirmek.
Tercüme Odası ve çeviri faaliyetleri, Batılı edebi akımların (Klasisizm ve Romantizm) Türk edebiyatına giriş kapısı olmuştur. Fénelon ve Hugo'dan yapılan çeviriler bu estetik etkileşimi doğrudan yansıtır.
Edebi akımların sisteme giriş mekanizmasını saptamak.

Anahtar Kavram

Tanzimat Edebiyatının Oluşum Koşulları, Kuramsal Tartışmalar, Biçim-İçerik İkilikleri ve Gazetecilik
Soru 8059Soru

Bir kıyı kasabasında balıkçılık ve tarımla uğraşan yerel halk, ortak değerler ve güçlü komşuluk bağları etrafında bütünleşmiş bir yaşam sürmekteydi. Ancak kasabada büyük bir liman ve sanayi tesisinin kurulmasıyla birlikte dışarıdan yoğun bir göç dalgası yaşanmıştır. Bu süreçte eski samimi ilişkiler zayıflamış, yaz��lı olmayan toplumsal normlar etkisini kaybetmiş ve bireyler arasında yabancılaşma ile kurallara uymama eğilimleri baş göstermiştir.

Bu parçada betimlenen durum, toplumsal yapıda aşağıdakilerden hangisinin gerçekleştiğini göstermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal çözülme

Cevap

Toplumsal çözülme
Parçada, sanayileşme ve göçün etkisiyle kasabadaki samimi ilişkilerin zayıflaması, toplumsal normların etkisini kaybetmesi ve kurallara uymama eğilimlerinin artması betimlenmiştir. Bu durum, toplumsal yapıyı bir arada tutan bağların gevşemesini ve bütünlüğün sarsılmasını ifade eden toplumsal çözülme kavramıyla doğrudan uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel değişim sürecini ve sonuçlarını analiz etmek.
Geleneksel ilişkilerin zayıfladığı, yazılı olmayan normların etkisini yitirdiği ve kuralsızlaşmanın başladığı tespit edilmiştir.
Toplumsal yapıda kuralların, değerlerin ve bağların zayıflaması ile ilişkili temel sosyolojik kavramı belirlemek gerekir.
2
Tespit edilen sosyolojik durumun tanımını seçeneklerdeki kavramlarla karşılaştırmak.
Normların etkisini kaybetmesi, bağların zayıflaması ve kuralsızlık durumu doğrudan toplumsal çözülme kavramının tanımıyla örtüşmektedir.
Seçeneklerdeki diğer kavramların bu yapısal bozulmayı karşılayıp karşılamadığını elemek için.
3
Doğru seçeneğe karar vermek.
Doğru yanıt toplumsal çözülmedir.
Toplumsal yapıda kuralsızlaşma, normların gevşemesi ve birlikteliğin zayıflaması toplumsal çözülmenin temel göstergesidir.

Anahtar Kavram

Toplumsal çözülme, toplumsal yapıyı bir arada tutan norm ve değerlerin zayıflayarak işlevini yitirmesi ve toplumsal bütünleşmenin bozulması sürecidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8060Soru

Kerem, okulundaki sosyal yardımlaşma kulübünün faaliyetleri kapsamında her hafta sonu bir huzurevini ziyaret ederek oradaki yaşlılarla ilgilenmektedir. Kerem, bu ziyaretleri insani bir duyarlılıkla veya Allah rızasını kazanmak amacıyla değil, öğretmenlerinin gözüne girmek ve arkadaş çevresinde 'yardımsever' biri olarak tanınmak amacıyla gerçekleştirmektedir.

İslam'ın ibadet ve ahlak ilkeleri dikkate alındığında, Kerem'in gerçekleştirdiği bu eylemle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eylemin dış görünüş itibarıyla faydalı olmasına rağmen, samimi bir niyet ve ihlastan yoksun olduğu için salih amel niteliği taşımayacağ��

Cevap

Eylemin dış görünüş itibarıyla faydalı olmasına rağmen, samimi bir niyet ve ihlastan yoksun olduğu için salih amel niteliği taşımayacağı
İslam ahlak ve ibadet anlayışına göre bir amelin salih amel sayılabilmesinin en temel şartlarından biri ihlas, yani o amelin yalnızca Allah rızasını kazanmak amacıyla yapılmasıdır. Kerem'in huzurevi ziyareti toplumsal açıdan yararlı görünse de, niyetinin 'başkalarına şirin görünmek ve övgü almak' (riya) olması sebebiyle bu eylem salih amel olma niteliğini kazanamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Salih amel kavramının tanımını ve kabul edilme şartlarını analiz edin.
Salih amel, imanla bütünleşen, Kur'an ve Sünnet'e uygun olan, sadece Allah rızasını kazanmak amacıyla (ihlasla) yapılan her türlü güzel, yararlı ve samimi davranıştır.
Soruda verilen eylemin salih amel olup olmadığını belirlemek için bu kavramın ölçütlerini bilmek gerekir.
2
Senaryodaki Kerem'in niyetini ve eyleminin amacını inceleyin.
Kerem'in eylemi dış görünüşte iyi bir iş (yaşlıları ziyaret etmek) olsa da, bunu Allah rızası için değil, başkalarının beğenisi ve öğretmenlerin takdiri için yapmaktadır.
Eylemin niteliğini belirleyen en önemli unsur niyet ve ihlastır.
3
Elde edilen verileri seçeneklerle karşılaştırarak doğru değerlendirmeyi bulun.
İhlas ve samimi niyet eksik olduğu için bu eylemin salih amel olamayacağı sonucuna varılır.
İslam'da ameller niyetlere göredir ve gösteriş (riya) karışan ameller salih amel sayılmaz.

Anahtar Kavram

Salih amelin kabul edilmesinde ihlas ve niyetin rolü
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 403 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin