Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 8541Soru

Kloroplastın tilakoit zarında yer alan bir fotosistemde, ışığın absorbe edilmesinden uyarılmış elektronun ilk alıcıya aktarılmasına kadar gerçekleşen aşağıdaki olayları doğru bir biyokimyasal ardışıklıkla sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru biyokimyasal sıralama sırasıyla; anten kompleksindeki karotenoidlerin fotonu absorbe etmesi, uyarılma enerjisinin rezonans yoluyla tepkime merkezine iletilmesi, tepkime merkezindeki klorofil a'nın uyarılması ve fırlatılan elektronun ilk alıcı tarafından yakalanması şeklindedir.
Fotosistemde gerçekleşen olayların doğru sırası, ışığın anten kompleksindeki karotenoidler tarafından soğurulmasıyla başlar. Ardından bu uyarılma enerjisi pigmentler arası rezonansla aktarılarak tepkime merkezindeki klorofil a'ya ulaşır. Uyarılmasıyla elektron fırlatan klorofil a yükseltgenirken, bu elektronu yakalayan ilk elektron alıcı indirgenir.

Adım Adım Çözüm

1
Fotosistemdeki ışık emiliminin ilk basamağını belirlemek.
Anten kompleksindeki yardımcı pigmentlerin (karotenoidlerin) ışığı soğurarak uyarılması gerçekleşir.
Fotosentez reaksiyonları, tilakoit zardaki fotosistemin anten kompleksine ışığın (fotonun) çarpması ve pigmentlerin uyarılmasıyla başlar.
2
Soğurulan uyarılma enerjisinin tepkime merkezine iletilme biçimini analiz etmek.
Enerji, anten pigmentleri arasında rezonans enerji aktarımı yoluyla kimyasal bir reaksiyona neden olmadan tepkime merkezine taşınır.
Anten kompleksindeki pigmentler uyarılma enerjisini birbirine aktararak tepkime merkezindeki klorofil a'ya odaklar.
3
Tepkime merkezindeki klorofil a molekülünün uyarılmasını incelemek.
Tepkime merkezindeki klorofil a molekülü gelen enerjiyle uyarılır ve bir elektronu üst enerji düzeyine fırlatılır.
Tepkime merkezindeki klorofil a, uyarılma enerjisini alarak elektron fırlatabilen ve böylece fiziksel ışık enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürmeye başlayan tek pigment molekülüdür.
4
Fırlatılan elektronun akıbetini belirlemek.
Elektron, tepkime merkezindeki ilk elektron alıcı tarafından yakalanarak ilk alıcının indirgenmesini sağlar.
Uyarılmış elektronun tekrar eski yörüngesine dönüp enerjisini ısı/floresans ışık olarak kaybetmesini önlemek için ilk elektron alıcı molekül tarafından yakalanması gerekir; bu olay ilk fotokimyasal reaksiyondur.

Anahtar Kavram

Fotosistemde ışık enerjisinin absorbe edilmesi, rezonans enerji aktarımı, klorofil a'nın yükseltgenmesi ve ilk elektron alıcının indirgenmesi süreçlerinin ardışıklığı.
Soru 8542Soru

Belirli bir sıcaklıkta gerçekleşen iki farklı denge tepkimesi ve bu tepkimelere ait denklemler aşağıda verilmiştir:

(I) 2XY(g)+Y2(g)2XY2(g)Kc12\text{XY}(g) + \text{Y}_2(g) \rightleftharpoons 2\text{XY}_2(g) \quad K_{c1}

(II) XY2(g)+Z(g)XY2Z(g)Kc2=4\text{XY}_2(g) + \text{Z}(g) \rightleftharpoons \text{XY}_2\text{Z}(g) \quad K_{c2} = 4

Aynı sıcaklıkta gerçekleşen,

XY(g)+12Y2(g)+Z(g)XY2Z(g)\text{XY}(g) + \frac{1}{2}\text{Y}_2(g) + \text{Z}(g) \rightleftharpoons \text{XY}_2\text{Z}(g)

net tepkimesinin derişimler cinsinden denge sabiti (Kc3K_{c3}) değeri 1010 olduğuna göre, (I) numaralı tepkimenin denge sabiti (Kc1K_{c1}) kaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 6,256,25

Cevap

6,256,25 değeri birinci tepkimenin denge sabitidir.
Net tepkimenin denge sabiti (Kc3=10K_{c3} = 10), katsayıları yarıya indirilmiş birinci tepkimenin denge sabiti (Kc=Kc1K_c' = \sqrt{K_{c1}}) ile aynen alınan ikinci tepkimenin denge sabitinin (Kc2=4K_{c2} = 4) çarpımına eşittir. Buradan Kc1×4=10\sqrt{K_{c1}} \times 4 = 10 eşitliği kurulur. Kc1=2,5\sqrt{K_{c1}} = 2,5 olduğuna göre, her iki tarafın karesi alınarak orijinal tepkimenin denge sabiti Kc1=6,25K_{c1} = 6,25 olarak hesaplanır.

Adım Adım Çözüm

1
Net tepkimenin elde edilmesi için basamak tepkimelerine uygulanacak işlemleri belirleme
Net tepkimede girenler tarafında 1 mol XY(g)1\text{ mol } \text{XY}(g) yer almaktadır. Birinci tepkimede ise 2 mol XY(g)2\text{ mol } \text{XY}(g) girenlerdedir. Bu yüzden birinci tepkimenin katsayıları 12\frac{1}{2} ile çarpılmalıdır. İkinci tepkime ise aynen kullanılmalıdır.
Net tepkimeyi elde etmek için ara basamakların yön ve katsayılarını net tepkimeye göre ayarlamak gerekir.
2
Uygulanan işlemlerin denge sabitlerine etkisini yazma
Birinci tepkime 12\frac{1}{2} ile çarpıldığında yeni denge sabiti Kc=(Kc1)1/2=Kc1K_c' = (K_{c1})^{1/2} = \sqrt{K_{c1}} olur. İkinci tepkime değiştirilmediği için Kc2=4K_{c2} = 4 kalır.
Bir tepkimenin katsayıları bir sayıyla çarpıldığında, o sayı denge sabitine üs olarak yazılır.
3
Tepkimeler toplandığında oluşan net tepkimenin denge sabitini bulma
İki tepkime toplandığında net tepkimenin denge sabiti Kc3=Kc×Kc2=Kc1×4K_{c3} = K_c' \times K_{c2} = \sqrt{K_{c1}} \times 4 olur.
Tepkimeler toplandığında denge sabitleri birbiriyle çarpılır.
4
Kc1K_{c1} değerini hesaplama
10=Kc1×4    Kc1=2,5    Kc1=(2,5)2=6,2510 = \sqrt{K_{c1}} \times 4 \implies \sqrt{K_{c1}} = 2,5 \implies K_{c1} = (2,5)^2 = 6,25 elde edilir.
Matematiksel işlemleri tamamlayarak ilk basamağın denge sabitini yalnız bırakmak.

Anahtar Kavram

Hess Yasası'nın denge sabiti (KcK_c) kurallarına göre; tepkimenin katsayı değişimleri denge sabitine üs olarak yansıtılırken, basamak tepkimeleri toplandığında denge sabitleri çarpılır.
Soru 8543Soru

Bir tarım bitkisi olan tetraploid (4n=484n = 48) bir yonca türü ile heksaploid (6n=726n = 72) başka bir yonca türü arasında yapay tozlaşma gerçekleştirilmiştir. Tozlaşma sonrasında meydana gelen çift döllenme sürecinde, tetraploid yonca dişi organ (pistil) olarak, heksaploid yonca ise polen kaynağı (erkek organ) olarak kullanılmıştır.

Gamet oluşumu ve döllenme süreçlerinin sorunsuz tamamlandığı kabul edilirse, elde edilen tohumun çeşitli kısımlarının kromozom sayıları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tohumda gelişecek olan embriyonun kromozom sayısı 6060, besi dokunun (endospermin) kromozom sayısı ise 8484'tür.

Cevap

Tohumda gelişecek olan embriyonun kromozom sayısı 6060, besi dokunun (endospermin) kromozom sayısı ise 8484'tür.
Doğru seçenekte belirtildiği gibi, tetraploid (4n=484n = 48, yani n=12n = 12) dişi bitkinin ürettiği yumurta hücresi 2n=242n = 24 ve heksaploid (6n=726n = 72, yani n=12n = 12) erkek bitkinin ürettiği sperm çekirdeği 3n=363n = 36 kromozomludur. Bu iki çekirdeğin döllenmesiyle oluşan embriyo 5n=605n = 60 kromozomludur. İki polar çekirdeğin (2n+2n=4n=482n + 2n = 4n = 48) bir sperm çekirdeği (3n=363n = 36) ile birleşmesi sonucu oluşan endosperm ise 7n=847n = 84 kromozom taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Dişi organı oluşturan bitkinin gamet ve somatik hücre kromozom sayılarını belirleme
Ana bitki tetraploid (4n=484n = 48) olduğundan, megaspor ana hücresinin mayozuyla oluşan megaspor ve dolayısıyla embriyo kesesindeki yumurta hücresi, polar çekirdekler, sinerjitler ve antipotların her biri 2n=242n = 24 kromozomludur. Tohum kabuğu (testa) ise ana bitkinin integüment dokusundan (4n=484n = 48) gelişir.
Megaspor ana hücresi diploit gametler üretmek üzere mayoz geçirir, tohum kabuğu ise döllenmesiz gelişen maternal somatik dokudur.
2
Erkek organı oluşturan bitkinin polen çekirdeklerinin kromozom sayılarını belirleme
Erkek bitki heksaploid (6n=726n = 72) olduğundan, mikrospor ana hücresinin mayozuyla oluşan mikrospor ve dolayısıyla polen tüpünde mitozla oluşan sperm çekirdekleri 3n=363n = 36 kromozom taşır.
Heksaploid mikrospor ana hücresinden mayozla triploid mikrosporlar ve onlardan da triploid gametler oluşur.
3
Çift döllenme sonucunda oluşan embriyo ve endospermin kromozom sayılarını hesaplama
Embriyo: Yumurta (2n=242n = 24) + Sperm (3n=363n = 36) = 5n=605n = 60 kromozom. Endosperm (besi doku): Polar Çekirdek 1 (2n=242n = 24) + Polar Çekirdek 2 (2n=242n = 24) + Sperm (3n=363n = 36) = 7n=847n = 84 kromozom.
Çift döllenmede embriyo zigottan (nyum+nspermn_{yum} + n_{sperm}), endosperm ise üçlü kaynaşmadan (npolar+npolar+nspermn_{polar} + n_{polar} + n_{sperm}) köken alır.

Anahtar Kavram

Çift döllenme reaksiyonlarında embriyo ve endospermin ploidi düzeylerinin hesaplanması ve maternal kökenli tohum kabuğunun kromozom sayısının korunması.
Soru 8544Soru

Albert Bandura'nın sosyal öğrenme (gözlem yoluyla öğrenme) kuramına göre, bir bireyin yeni bir davranışı öğrenme ve sergileme sürecinde gerçekleşen aşağıdaki aşamaları, ilk adımdan son adıma doğru sırasıyla diziniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sosyal öğrenme kuramına göre süreç sırasıyla; dikkat etme, hatırda tutma, davranışı meydana getirme (uygulama) ve güdülenme şeklinde gerçekleşir.
Sosyal öğrenme süreci sırasıyla dikkat etme, hatırda tutma, davranışı meydana getirme ve güdülenme adımlarından oluşur. Birey önce davranışı gözlemler ve dikkatini yöneltir, ardından bu bilgiyi belleğe kodlar, daha sonra fiziksel eyleme dönüştürür ve son olarak bu eylemi sürdürmek için güdülenir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk aşamayı saptama
Dikkat etme (Model alınan davranışa odaklanılması)
Gözlem yoluyla öğrenmenin ilk koşulu, modelin davranışına odaklanmaktır.
2
İkinci aşamayı saptama
Hatırda tutma (Zihinsel kodlama ve bellekte saklama)
Dikkat edilen davranışın daha sonra taklit edilebilmesi için belleğe kaydedilmesi gerekir.
3
Üçüncü aşamayı saptama
Davranışı meydana getirme (Motor üretime dönüştürme)
Zihindeki bilginin fiziksel performans olarak sergilenmesi aşamasıdır.
4
Son aşamayı saptama
Güdülenme (Motive olma ve pekiştireç beklentisi)
Öğrenilen davranışın kalıcı olması ve sergilenmesi için güdülenmeye ihtiyaç vardır.

Anahtar Kavram

Sosyal Öğrenme (Gözlem Yoluyla Öğrenme) Aşamaları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 8545Soru

Aşağıdaki dizelerin hangisinde, ayraç içinde verilen edebî sanat yoktur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
(İstiare)

Cevap

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik dizelerinde benzetmenin temel unsurları bir arada kullanıldığı için teşbih sanatı vardır, istiare sanatı yoktur.
Seçenekler arasında yer alan 'Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik' dizesinde 'biz' (benzeyen) 'çocuklar' (kendisine benzetilen) unsuruna; 'dev gibi bir orduyu yendik' dizesinde ise 'ordu' (benzeyen) 'dev' (kendisine benzetilen) unsuruna 'gibi' edatı yardımıyla benzetilmiştir. Hem benzeyen hem de kendisine benzetilen unsurlar bir arada kullanıldığı için burada teşbih (benzetme) sanatı vardır. İstiare (eğretileme) sanatında ise bu iki temel unsurdan yalnızca biri bulunur. Bu nedenle ayraç içindeki edebî sanat dizelerle uyuşmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen dizeleri ve ayraç içindeki edebî sanatları tek tek incelemek.
Dört seçenekteki dizelerin ayraç içindeki sanatlarla birebir uyuştuğu görülür.
Soruda hangi seçenekte ayraç içindeki sanatın bulunmadığı sorulmaktadır.
2
İstiare sanatı ile eşleştirilen dizeleri analiz etmek.
'Bin atlı akınlarda...' dizelerinde 'gibi' edatı kullanılarak açıkça benzetme (teşbih) yapıldığı saptanır.
Teşbihte benzeyen ve kendisine benzetilen unsurlar bir aradayken, istiarede bu unsurlardan yalnızca biri bulunur.

Anahtar Kavram

Edebi Sanatlar (Söz Sanatları)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8546Soru

Bir dış uyarıcının alınmasından zihinde anlamlandırılmasına kadar geçen duyum ve algı süreci belirli aşamalardan oluşur. Buna göre, aşağıda verilen olayların kronolojik olarak doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bir uyarıcının duyumlanıp algılanması süreci; uyarıcının reseptörlerle teması, enerjinin elektrokimyasal sinyale dönüşmesi, bu sinyalin beyne iletilmesi ve beynin veriyi yorumlaması sırasıyla gerçekleşir.
Duyum ve algı zinciri, dış dünyadan alınan fiziksel bir uyarının sırasıyla reseptör uyarımı, elektrokimyasal dönüşüm, sinirsel iletim ve en nihayetinde beyndeki bilişsel yorumlama aşamalarından geçmesiyle tamamlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Fiziksel temasın belirlenmesi
Çevredeki ışık dalgasının göze ulaşması ilk adımdır.
Süreç her zaman dış dünyadaki bir fiziksel uyarım ile başlar.
2
Dönüşüm (transdüksiyon) işleminin belirlenmesi
Fiziksel enerjinin sinirsel sinyallere dönüştürülmesi ikinci adımdır.
Beyin yalnızca elektrokimyasal sinyalleri işleyebilir, bu nedenle ham fiziksel enerjinin dönüştürülmesi gerekir.
3
İletim aşamasının belirlenmesi
Oluşan sinyallerin duyu sinirleriyle beyndeki merkeze iletilmesi üçüncü adımdır.
Sinyallerin anlamlandırılabilmesi için beyndeki ilgili duyusal merkeze ulaşması gerekir.
4
Anlamlandırma (algılama) aşamasının belirlenmesi
Beynin bu verileri geçmiş yaşantılarla yorumlaması son adımdır.
Duyusal verilerin zihinsel düzeyde anlam kazanması algılamayı oluşturur ve süreci tamamlar.

Anahtar Kavram

Duyum ve algı süreçlerinin aşamaları (fiziksel uyarım, transdüksiyon, fizyolojik iletim ve psikolojik anlamlandırma).
Soru 8547Soru

Doğal kaynakların sürdürülebilirliği ve biyoçeşitliliğin korunması amacıyla yürütülen çalışmalarla ilgili;

I. Bir mal veya hizmetin üretimi için kullanılan tatlı su miktarının hesaplanmasında (su ayak izi), yalnızca üretim tesisinde tüketilen doğrudan su miktarı esas alınır.
II. Nesli tehlike altındaki bir türün, kendi doğal yaşam alanı dışında (tohum bankaları veya botanik bahçeleri gibi) koruma altına alınması "ex-situ koruma" olarak adlandırılır.
III. Karbon ayak izi, atmosfere salınan toplam CO2CO_2 miktarını temsil ederken; ekolojik ayak izi, bu salınımı ve diğer tüketim faaliyetlerini karşılamak için gereken toplam verimli toprak ve su alanı miktarını ifade eder.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Nesli tehlike altındaki türlerin doğal ortamı dışında korunması ex-situ korumadır ve ekolojik ayak izi karbon ayak izini de kapsayan daha geniş bir verimli alan ölçüsüdür; bu nedenle II ve III numaralı ifadeler doğrudur.
Nesli tükenme tehlikesi altındaki canlıların tohum bankası gibi yapay ortamlarda korunması 'alan dışı' anlamına gelen ex-situ korumadır. Ekolojik ayak izi ise tüketilen kaynakların üretimi ve karbon salınımının emilimi için gereken küresel hektar cinsinden alan ölçüsüdür, bu yönüyle karbon ayak izini de kapsayan daha geniş bir kavramdır.

Adım Adım Çözüm

1
Su ayak izi tanımını analiz et.
Su ayak izi; hem doğrudan kullanılan suyu hem de üretim süreçlerinde dolaylı olarak harcanan (sanal/gizli) su miktarını kapsar.
I. öncülün yanlış olduğunu belirlemek için (yalnızca doğrudan su dediği için).
2
Koruma yöntemlerini karşılaştır.
Türün kendi habitatında korunması in-situ, habitatı dışındaki (botanik bahçesi, hayvanat bahçesi, gen bankası) korunması ex-situ'dur.
II. öncülün doğru olduğunu onaylamak için.
3
Karbon ve ekolojik ayak izi arasındaki ilişkiyi kur.
Karbon ayak izi emisyon miktarını (sera gazı), ekolojik ayak izi ise bu emisyonu absorbe edecek orman alanı dahil tüm üretim alanlarını ifade eder.
III. öncülün teknik olarak doğru bir karşılaştırma sunduğunu belirlemek için.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilirlik Göstergeleri ve Koruma Stratejileri
Soru 8548Soru

Bâkî’ye ait aşağıdaki beyit verilmiştir:

<i>Feryâd-ı andelîb-i hazîn bî-sebeb değil
Bir gonca-fem şemîmine kılmaktadır fegān</i>

Bu beyitte yer alan söz sanatlarıyla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: “Andelîb-i hazîn” (hüzünlü bülbül) ifadesiyle aşık kastedilmiş; benzeyen (aşık) verilip benzetilen (bülbül) gizlendiği için kapalı istiareye başvurulmuştur.

Cevap

“Andelîb-i hazîn” (hüzünlü bülbül) ifadesinde kapalı istiare yapıldığını iddia eden değerlendirme yanlıştır. Doğrusu açık istiare olmalıdır.
Doğru cevap, hüzünlü bülbül ifadesinde kapalı istiare yapıldığını iddia eden seçenektir. Bu ifadede şair kendisini (aşığı) kastetmektedir. Dolayısıyla benzeyen konumundaki aşık söylenmemiş, sadece kendisine benzetilen konumundaki bülbül söylenmiştir. Sadece kendisine benzetilenin söylendiği bu tür sanatlar açık istiaredir. Seçenekte ise hem sanatın türü yanlış belirtilmiş hem de benzeyenin verilip benzetilenin gizlendiği iddia edilerek kuramsal bir hata yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitte geçen anahtar kelimelerin anlamlarını çözümlemek ve edebi sanatlar için zemin hazırlamak.
“Andelîb” bülbül, “gonca-fem” gonca ağızlı, “şemîm” koku, “feryâd” ve “fegān” ise acıyla ağlamak demektir.
Söz sanatlarının doğru tespit edilebilmesi için kelimelerin gerçek ve mecazi anlamlarının belirlenmesi gerekir.
2
“Andelîb-i hazîn” (hüzünlü bülbül) ifadesinde kullanılan istiare türünü analiz etmek.
Şair burada ağlayan bülbül derken aslında kendisini (aşığı) kastetmektedir. Bu ilişkide benzeyen “aşık”, kendisine benzetilen ise “bülbül”dür. Beyitte sadece kendisine benzetilen (bülbül) yer alıp benzeyen (aşık) gizlendiği için burada “açık istiare” yapılmıştır. Değerlendirmede ise bunun kapalı istiare olduğu iddia edilmiştir.
İstiare türünü belirlerken benzeyen ve benzetilen unsurlarından hangisinin metinde açıkça yer aldığını tespit etmek kritiktir.
3
“Gonca-fem” (gonca ağızlı) kelimesindeki benzetme yapısını incelemek.
Sevgilinin ağzı (benzeyen) ile gonca (benzetilen) arasında bir benzetme kurulmuştur. Benzetme edatı ve yönü kullanılmadığı için bu yapı bir “teşbih-i beliğ” (yalın benzetme) örneğidir.
Benzetmenin sadece temel unsurlarıyla (benzeyen ve benzetilen) yapıldığı durumları teşbih-i beliğ olarak adlandırmak akademik standarttır.
4
Beyitteki hüsnütalil ve tenasüp sanatlarını doğrulayarak diğer seçenekleri elemek.
Bülbülün ötmesi doğal bir biyolojik olaydır ancak şair bunu sevgilinin kokusuna (şemîmine) bağlamıştır, bu da hüsnütalildir. Ayrıca andelîb, gonca ve şemîm kelimeleri gül ve bülbül mazmunu çerçevesinde tenasüp oluşturur. Feryât ve fegān da yakın anlamlı kelimeler olarak anlamı destekler. Bu değerlendirmeler doğru olduğundan elenir.
Tüm seçeneklerin doğruluğunu veya yanlışlığını kontrol etmek, analizin sağlamlığını ve kesinliğini garantiler.

Anahtar Kavram

İstiare ve teşbih sanatlarının temel unsurları üzerinden ayırt edilmesi
Soru 8549Soru

Bahçemizde açan sarı güllerdir
Şu karşıki karlı yüce bellerdir
Ötüşenler dertli dertli dillerdir
Ayrılık büküyor bugün boynumu

Yukarıdaki dörtlük için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dörtlükte zengin kafiye kullanılmıştır.

Cevap

Dörtlükte zengin kafiye kullanıldığı ifadesi yanlıştır; çünkü köklerdeki ses benzerliği iki sesle sınırlıdır ve bu durum tam kafiyeyi oluşturur.
Verilen dörtlükte 'gül', 'bel' ve 'dil' kelime kökleri arasında sadece 'e' ve 'l' sesleri benzerdir. İki ses benzerliği edebiyatta 'tam kafiye' olarak adlandırılır. 'Zengin kafiye' olabilmesi için benzer ses sayısının en az üç olması gerekirdi. Bu nedenle zengin kafiye kullanıldığına dair ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hece sayısının hesaplanması
Dizelerdeki ünlüler sayıldığında her dizenin 11 heceden oluştuğu tespit edilir (Örn: Bah(1) çe(2) miz(3) de(4) a(5) çan(6) sa(7) rı(8) gül(9) ler(10) dir(11)).
Şiirin ölçüsünü belirlemek için hece sayımı yapılır.
2
Kafiye ve redif ayrımının yapılması
Kelimeler kök ve eklerine ayrılır: gül-ler-dir, bel-ler-dir, dil-ler-dir. Ek olan “-lerdir” kısımları aynı görevde olduğu için redif; köklerdeki “-el” sesleri ise kafiyedir.
Ahenk unsurlarını doğru tasnif etmek için eklerin işlevine bakılır.
3
Kafiye türünün ve şemasının belirlenmesi
İki ses benzerliği (e, l) tam kafiyeyi; diziliş (aaab) ise düz kafiye örgüsünü verir.
Ses benzerliği sayısı ve dize sonu uyumuna göre tür tayini yapılır.

Anahtar Kavram

Şiirde Redif ve Kafiye Ayrımı
Soru 8550Soru

Aşağıda sol sütunda verilen Tanzimat II. Dönem sanatçıları ile sağ sütunda verilen, onların sanat görüşlerini ve estetik yönelimlerini açıklayan ifadeleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Recaizade Mahmut Ekrem
Abdülhak Hamit Tarhan
Muallim Naci
Nabizade Nazım

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Recaizade Mahmut Ekrem - 'zerreden kürreye her güzel şeyin konu edilebilmesi' ifadesi; Abdülhak Hamit Tarhan - 'ilham-ı fıtri ve metafizik ürperti' ifadesi; Muallim Naci - 'geleneksel ahenk unsurları ve göz için kafiye' ifadesi; Nabizade Nazım - 'bilimsel determinizm ve gerçekçilik' ifadesi.
Eşleştirmede Recaizade Mahmut Ekrem şiirsel estetik ve 'zerreden kürreye güzellik' anlayışıyla; Abdülhak Hamit Tarhan kuralsızlık, metafizik ve ölüm temalarıyla; Muallim Naci geleneksel ahenk unsurları ve göz için kafiye anlayışıyla; Nabizade Nazım ise realizm, natüralizm ve bilimsel gözlemcilikle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sanatçıların edebi kimliklerini ve savundukları temel kuramları/akımları analiz edin.
Recaizade Mahmut Ekrem yenilikçi/estetikçi, Abdülhak Hamit Tarhan metafizik/romantik/kuralsız şair, Muallim Naci ılımlı/gelenekçi estetikçi, Nabizade Nazım ise natüralist/realist olarak belirlenir.
Sanatçıların dönem içindeki konumlarını doğru belirlemek, estetik görüşlerini eşleştirmek için ilk adımdır.
2
Açıklamalarda geçen anahtar kavramları (zerreden kürreye, ilham-ı fıtri, bilimsel determinizm, göz için kafiye) tespit edin.
'Zerreden kürreye' ifadesi Ekrem'e; 'ilham-ı fıtri ve düzensizlik' Tarhan'a; 'bilimsel determinizm' Nazım'a; 'göz için kafiye' Naci'ye aittir.
Anahtar ifadelerin hangi sanatçının manifestosu veya eseriyle doğrudan ilişkili olduğunu belirlemek eşleştirmeyi tamamlar.
3
Sanatçılar ile doğru estetik açıklamaları eşleştirin ve doğruluğunu teyit edin.
Eşleşmeler: Ekrem - Güzellik teorisi; Tarhan - Metafizik/düzensizlik; Naci - Geleneksel ahenk/göz kafiyesi; Nazım - Determinist gerçekçilik.
Tüm eşleşmelerin tutarlı olduğundan emin olmak yanlış eşleşme riskini ortadan kaldırır.

Anahtar Kavram

Tanzimat II. Dönem Sanatçılarının Estetik Görüşleri ve Edebi Eğilimleri
Soru 8551Soru

Milli Edebiyat Dönemi yayın organları ve bu organların temsil ettiği fikir akımlarının tarihsel/estetik arka planına dair aşağıdaki değerlendirmelerden hangileri doğrudur?

I. Selanik'te yayımlanan *Genç Kalemler* dergisi, edebiyatta millileşmeyi dilin sadeleşmesiyle (Yeni Lisan) başlatarak Türkçülük akımının edebi cephesini kurarken; Ziya Gökalp'in sosyolojik fikirleriyle zenginleşen İstanbul merkezli *Türk Yurdu* dergisi, bu akımın kültürel ve sosyo-politik zeminini inşa etmiştir.

II. Mütareke Dönemi'nin karmaşık ortamında Yahya Kemal ve Mustafa Şekip Tunç gibi isimlerin öncülüğünde çıkarılan *Dergâh* dergisi, doğrudan Türkçülük akımının siyasi hedeflerini savunmak yerine Anadolu'nun tarihsel ve kültürel mirasına yönelen bir "Anadoluculuk" estetiği geliştirmeye çalışmıştır.

III. II. Meşrutiyet sonrası Türkç��lük akımını halk tabanına yaymak amacıyla çıkarılan *Halka Doğru* dergisi, Tanzimat Dönemi'nde Şinasi ve Namık Kemal'in *Tasvir-i Efkâr* gazetesinde savunduğu Osmanlıcılık fikrini, dilde ve edebiyatta halka yönelerek Milli Edebiyat Dönemi'ne taşımayı amaçlamıştır.

IV. Ziya Gökalp'in fikri önderliğinde çıkan ve Yeni Lisan hareketinin dil anlayışını sürd��ren *Yeni Mecmua*, Refik Halit Karay'dan Ömer Seyfettin'e uzanan geniş yazar kadrosuyla Milli Edebiyat'ın edebi ilkelerinin teoriden pratiğe geçmesinde köprü vazifesi görmüştür.

Yukarıda verilen değerlendirmelerden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve IV

Cevap

I, II ve IV numaralı öncülleri içeren seçenek doğrudur.
I, II ve IV numaralı değerlendirmeler tamamen doğrudur. Genç Kalemler dergisi dilin sadeleşmesiyle (Yeni Lisan) edebiyatta millileşmeyi savunurken, Türk Yurdu dergisi bu akımın sosyolojik ve düşünsel temelini kurmuştur. Dergâh dergisi Mütareke yıllarında Yahya Kemal öncülüğünde mistik ve kültürel bir Anadoluculuk estetiği geliştirmiştir. Yeni Mecmua ise Ziya Gökalp'in idaresinde zengin yazar kadrosuyla teorinin edebi pratiğe dökülmesini sağlamıştır. III. öncüldeki Halka Doğru dergisi Osmanlıcılığı değil, Türkçülüğü halk tabanına yaymayı amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki Genç Kalemler ve Türk Yurdu dergilerinin rollerini analiz etmek.
Genç Kalemler'in edebi (Yeni Lisan) yönü temsil ettiği, Türk Yurdu'nun ise sosyo-politik temeli kurduğu bilgisi doğrudur.
Milli Edebiyat'ın dil manifestosu Selanik'teki Genç Kalemler'de yayımlanırken, Türkçülüğün entelektüel kurumsallaşması İstanbul'daki Türk Yurdu ile sağlanmıştır.
2
İkinci öncüldeki Dergâh dergisi ve savunduğu estetik anlayışı değerlendirmek.
Dergâh dergisinin Mütareke döneminde Anadolu kültürel mirasına ve memleketçi/neo-klasik arayışlara (Anadoluculuk) yöneldiği bilgisi doğrudur.
Yahya Kemal ve çevresi, siyasi Türkçülükten ziyade tarihsel ve kültürel temelli bir Anadolu coğrafyası estetiğini (Anadoluculuk) Dergâh çatısı altında savunmuştur.
3
Üçüncü öncüldeki Halka Doğru dergisi ile Tasvir-i Efkâr/Osmanlıcılık ilişkisini incelemek.
Halka Doğru dergisinin Tanzimat'taki Osmanlıcılık fikrini sürdürdüğü bilgisi yanlıştır.
Halka Doğru dergisi, Türk Ocağı bünyesinde Türkçülüğü halka anlatmak için çıkarılmış bir dergidir; Osmanlıcılığı değil, Türkçülüğün halkçı kanadını temsil eder.
4
Dördüncü öncüldeki Yeni Mecmua dergisinin kadrosu ve işlevini kontrol etmek.
Yeni Mecmua'nın Ziya Gökalp öncülüğünde zengin bir kadroyla teoriden pratiğe köprü olduğu bilgisi doğrudur.
I. Dünya Savaşı yıllarında çıkan Yeni Mecmua, dönemin önde gelen yazar ve şairlerini bir araya getirerek Milli Edebiyat ilkelerinin yaygınlaşmasını sağlamıştır.
5
Doğru öncülleri bir araya getirerek seçeneği belirlemek.
I, II ve IV numaralı öncüller doğru, III numaralı öncül ise yanlıştır.
Analiz edilen dört öncülden yalnızca üçüncü öncüldeki dergi-akım ilişkisi tarihsel gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi fikir akımları (Türkçülük, Anadoluculuk) ve bu akımları temsil eden yayın organlarının (Genç Kalemler, Türk Yurdu, Dergâh, Halka Doğru, Yeni Mecmua) karakteristik özellikleri ve Tanzimat dönemi basın hayatından ayrılan yönleri.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 8552Soru

Gönül bahçesinde açan o güldür,
Aşkı fısıldayan tatlı bir dildir.
Bağrı yanık âşığı gel de güldür,
Sanma ki bu yangın geçici yeldir.

Bu dörtlünün ahenk unsurlarıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci ve üçüncü dizelerin sonundaki 'güldür' sözcükleri arasında cinaslı kafiye kurulmuştur.

Cevap

Birinci ve üçüncü dizelerin sonundaki 'güldür' sözcükleri arasında cinaslı kafiye kurulmuştur.
Birinci dizedeki 'güldür' sözcüğü 'gül' ismi ile ek-fiilin birleşmesiyle oluşmuşken, üçüncü dizedeki 'güldür' sözcüğü 'gül-' fiiline ettirgenlik yapım ekinin getirilmesiyle kurulmuştur. Yazılışları ve okunuşları aynı olmasına rağmen kök türleri ve ek işlevleri tamamen farklı olan bu sözcükler cinaslı kafiye oluşturmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin hece sayılarını ve duraklarını çözümleme
Tüm dizeler 11 hecelidir. Birinci, ikinci ve dördüncü dizeler 6+5 durak yapısına sahipken, üçüncü dizede durak 7+4 şeklindedir.
Dizelerin durak bütünlüğünü kontrol etmek.
2
Dize sonundaki kelimelerin ve eklerin morfolojik yapılarını inceleme
Birinci dizede gül (isim) + -dür (ek-fiil), ikinci dizede dil (isim) + -dir (ek-fiil), üçüncü dizede gül- (fiil) + -dür (ettirgenlik yapım eki), dördüncü dizede yel (isim) + -dir (ek-fiil) yapıları mevcuttur.
Eklerin görevdeş olup olmadığını ve dolayısıyla redif sınırını belirlemek.
3
Kafiye ve redif tespiti yapma
Üçüncü dizedeki '-dür' yapım eki olduğundan diğer dizelerdeki ek-fiillerle redif oluşturamaz. Birinci ve üçüncü dizedeki 'güldür' kelimeleri yazılışça aynı, anlam ve yapıca farklı olduğu için cinaslı kafiyedir. Birinci, ikinci ve dördüncü dizelerin kendi arasında ise '-dir/-dür' ekleri redif, köklerdeki 'l' sesleri yarım kafiyedir.
Ahenk unsurlarının türlerini tam olarak sınıflandırmak.

Anahtar Kavram

Kafiye ile redif ayrımında eklerin görevdaşlığı ve cinaslı kafiye tespiti
Soru 8553Soru

Milli Edebiyat Dönemi'nde Türk şiiri; hece veznini ve sade dili savunan memleketçi şiir, aruzu ve estetik mükemmelliği ön planda tutan saf şiir ve toplumsal meseleleri manzum hikayelerle işleyen sosyal-realist şiir olmak üzere farklı yönelimlerle gelişmiştir.

Aşağıda sol sütunda verilen şairleri, sağ sütunda verilen şiir anlayışları ve sanatsal yönelimleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yahya Kemal Beyatlı
Ziya Gökalp
Mehmet Âkif Ersoy
Faruk Nafiz Çamlıbel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yahya Kemal Beyatlı - saf şiir anlayışı; Ziya Gökalp - didaktik Türkçülük anlayışı; Mehmet Âkif Ersoy - realizmi aruzla birleştiren sosyal şiir anlayışı; Faruk Nafiz Çamlıbel - lirik memleketçi şiir anlayışı.
Şairlerin edebi duruşları, kullandıkları vezinler, benimsedikleri edebi akımlar (realizm, parnasizm/sembolizm) ve yazdıkları ikonik eserler (Ok, Turan, Lisan, Seyfi Baba, Küfe, Çoban Çeşmesi, Han Duvarları) tanımlarla eksiksiz ve hatasız bir şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Yahya Kemal Beyatlı'nın şiir anlayışını ve dil özelliklerini incelemek.
Onun 'deruni ahenk' ve 'imtidat' (Bergsoncu zaman ve süreklilik anlayışı) kavramlarını temel aldığı, saf şiiri savunduğu ve sadece 'Ok' şiirinde heceyi kullandığı belirlenir. Bu özellikler ilk tanımdaki ifadelerle eşleşir.
Şairin estetik anlayışının ayırt edici özelliklerini tespit etmek.
2
Ziya Gökalp'in edebi kimliğini ve şiirlerindeki temel izlekleri değerlendirmek.
Gökalp'in 'Turan' ve 'Lisan' gibi fikir içerikli didaktik şiirler yazdığı, hece vezni ve sade dili Türkçülük mefkuresi (ideali) için araçsallaştırdığı anlaşılır. Bu yönelim ikinci tanım ile örtüşür.
Düşünür şairin edebiyat-ideoloji ilişkisindeki rolünü ortaya koymak.
3
Mehmet Âkif Ersoy'un manzumelerinde gözlemlenen üslup ve teknikleri analiz etmek.
Ersoy'un 'Seyfi Baba' ve 'Küfe' gibi manzum hikayelerinde sokak dilini, tiyatral diyalogları ve toplumsal gerçekçiliği aruzla harmanladığı görülür. Bu nitelikler üçüncü tanıma denk gelir.
Realist şairin manzum hikaye türündeki özgün tarzını belirlemek.
4
Faruk Nafiz Çamlıbel'in memleketçi edebiyattaki yerini ve şiirlerini incelemek.
Çamlıbel'in 'Çoban Çeşmesi' ve 'Han Duvarları' gibi eserleriyle Anadolu coğrafyasını ve insanını lirik bir üslupla işlediği saptanır. Bu durum dördüncü tanım ile eşleşir.
Beş Hececiler'in öncü isminin memleketçi çizgideki yerini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Milli Edebiyat Dönemi Şiir Anlayışları ve Temsilcileri
Soru 8554Soru

Aşağıda Türk edebiyatının farklı dönemlerinden seçilmiş bazı beyitler ve bu beyitlerde yer alan edebî sanatlar verilmiştir. Sol sütunda bulunan beyitleri, içlerinde öne çıkan en belirgin edebî sanatla (sağ sütun) eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
Kurbanın olam var mı benim bunda günahım
Yüce dağların başında salkım salkım olan bulut
Saçın çözüp benim için yaşın yaşın ağlar mısın
Güller kızarır şerm ile ol gonca gülünce
Sümbül bükülür reşk ile ol zülfü görünce
Minnet hudâya devlet-i dünyâ fenâ bulur
Bâkî kalır sahîfe-i âlemde adımız

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Göz gördü gönül sevdi... beyiti Tecahül-i Arif sanatı ile, Yüce dağların başında... beyiti Teşhis sanatı ile, Güller kızarır şerm ile... beyiti Hüsn-i Talil sanatı ile ve Minnet hudâya devlet-i dünyâ... beyiti ise Tevriye sanatı ile eşleşmektedir.
Sol sütundaki beyitler anlam ve imge dünyaları bakımından incelendiğinde; birinci beyitte şairin suçu gözüne ve gönlüne atıp 'benim bunda günahım var mı?' sorusuyla aşık olma sürecini bilmezden gelmesi tecahül-i arif sanatı ile; ikinci beyitte doğa unsuru olan bulutun saçını çözüp ağlaması teşhis sanatı ile; üçüncü beyitte doğadaki tabii olayların sevgilinin güzellik unsurları karşısındaki tepkilere bağlanması hüsn-i talil sanatı ile; son beyitte ise 'Bâkî' ifadesinin şair adı ve ölümsüzlük anlamlarının her ikisini birden düşündürecek biçimde kullanılması tevriye sanatı ile tam olarak uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyitteki ifadeleri inceleyiniz.
Şairin 'Göz gördü gönül sevdi... var mı benim bunda günahım' diyerek kendi iradesi dışındaymış gibi aşkını inkara yeltenmesi, bildiği bir gerçeği soru yoluyla bilmezden geldiğini gösterir. Bu durum tecahül-i arif sanatı ile örtüşmektedir.
Tecahül-i arif, bilinen bir hususu nükte yapmak ya da anlatımı pekiştirmek amacıyla bilmiyormuş gibi aktarma sanatıdır.
2
İkinci beyitteki kelime kadrosunu ve anlamı değerlendiriniz.
Bulutun 'saçını çözüp ağlaması' insani bir davranıştır. İnsan dışı bir varlığa insani özellik atfedilmiştir. Bu durum teşhis sanatı ile eşleşir.
Teşhis (kişileştirme), cansız varlıklara veya hayvanlara insani karakter ve duygular kazandırılmasıdır.
3
Üçüncü beyitteki olay-neden ilişkisini analiz ediniz.
Güllerin açıp kızarması ve sümbülün bükülmesi biyolojik/fiziksel olaylardır. Şair bunları sevgilinin gülmesinden utanma ve saçını kıskanma gibi estetik nedenlere dayandırır. Bu durum hüsn-i talil ile eşleşir.
Hüsn-i talil, gerçek bir doğa olayını ya da durumu, kendi gerçek nedeni yerine sanatsal ve güzel başka bir nedene bağlamaktır.
4
Dördüncü beyitte geçen çift anlamlı anahtar kelimeyi tespit ediniz.
Bâkî kelimesi hem şairin adını simgeler hem de dünya hayatının gelip geçici olması karşısında adının ebedî kalacağını anlatır. Şair uzak anlamı olan 'ebedî' anlamını kastederek tevriye sanatı yapmıştır.
Tevriye, birden çok gerçek anlamı bulunan bir sözcüğün, beyit içinde uzak anlamını kastedecek biçimde kullanılmasıdır.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatında ve Halk Edebiyatında Edebi Sanatların Bağlamı ve Tespiti
Soru 8555Soru

Âşık edebiyatında şiirler, hece sayısı ve yapısal özelliklerine göre "nazım biçimi"; işledikleri konulara göre ise "nazım türü" olarak sınıflandırılır. Buna göre, aşağıdaki dörtlüklerden hangisi nazım biçimi ve nazım türü bakımından sırasıyla "koşma" ve "koçaklama" olarak adlandırılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Benden selam olsun Bolu Beyi'ne
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
Ok gıcırtısından kalkan sesinden
Dağlar gümbür gümbür seslenmelidir

Cevap

Benden selam olsun Bolu Beyi'ne dizesiyle başlayan dörtlük.
Doğru cevap olan seçenekteki dörtlük, Köroğlu'na ait ünlü bir koçaklama örneğidir. Dizeler 11'li hece ölçüsüyle (11 hece) söylendiği için nazım biçimi 'koşma'dır. İçerik olarak Bolu Beyi'ne meydan okuma, yiğitlik ve savaş hazırlığı anlatıldığı için nazım türü 'koçaklama'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüklerin hece sayılarını kontrol et.
Koşma nazım biçimi için dörtlüklerin 11'li hece ölçüsüyle yazılmış olması gerekir. A, C ve E seçenekleri 11'li; B ve D seçenekleri ise 8'li hece ölçüsüyle yazılmıştır.
Âşık edebiyatında koşma ve semai/varsağı arasındaki en temel ayrım hece sayısıdır.
2
11'li hece ölçüsüyle yazılan dörtlüklerin konularını (nazım türlerini) analiz et.
A seçeneği 'güzellik/aşk' (güzelleme), E seçeneği 'eleştiri' (taşlama), C seçeneği ise 'yiğitlik/kahramanlık' (koçaklama) konusundadır.
Nazım türü, şiirin içeriğine ve işlenen temaya göre belirlenir.
3
Hem nazım biçimi hem de nazım türü istenen kriterlere uyan seçeneği belirle.
C seçeneği hem 11'li hece ölçüsü (koşma) hem de kahramanlık teması (koçaklama) şartlarını sağlamaktadır.
Soru kökünde her iki özelliğin de aynı anda bulunması istenmiştir.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Nazım Biçimleri ve Türleri

Daha Fazla Pratik

Farklı nazım türlerinden (taşlama, güzelleme) alınmış dörtlüklerin hece sayılarını sayarak biçim-tür ayrımı pratiği yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 8556Soru

Aşağıdaki numaralanmış dörtlükleri, hece ölçüleri, dil özellikleri ve temaları dikkate alarak uygun nazım biçimi veya türüyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kadir Mevlam seni öğmüş yaratmış
Çiçekler içinde özeldir yerin
Yaradan kuluna mucize kılmış
Dünyada bulunmaz benzerin senin
İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif diye
Bre ağalar bre beyler
Ölmeden bir dem sürelim
Gözümüze toprak dolmadan
Sayılı nefes verelim
Oklar uçup gider şahin avından
Leş kargası konar kalkar yanından
Yiğit olan korkar mı hiç canından
Er meydanı yiğitleri bekliyor

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşme şu şekildedir: Kadir Mevlam ile başlayan dörtlük 1111'li güzelleme ile; İncecikten ile başlayan dörtlük 88'li semai ile; Bre ağalar ile başlayan dörtlük varsağı ile; Oklar uçup ile başlayan dörtlük ise koçaklama ile eşleşmelidir.
Doğru eşleştirme; hece ölçüsü (koşma/1111, semai/88), tematik içerik (güzelleme/lirik, koçaklama/epik) ve biçimsel işaretler (varsağı/'bre') üzerinden yapılmalıdır. Kadir Mevlam ile başlayan dizeler 1111 hece ve güzellik üzerine olduğu için 1111'li güzellemedir. İncecikten ile başlayan dizeler 88 hece ve lirik olduğu için semaidir. Bre ünlemi varsağıyı, yiğitlik teması ise koçaklamayı işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Hece ölçüsünü hesaplama
Birinci ve dördüncü dörtlükler 1111 hece; ikinci ve üçüncü dörtlükler 88 hece ölçüsüne sahiptir.
Âşık edebiyatında koşma ve semai ayrımında hece sayısı temel belirleyicidir.
2
Anahtar kelime ve ünlem kontrolü
Üçüncü dörtlükte 'Bre' ünlemi tespit edilmiştir.
Varsağıları diğer 88'li hece ölçüsüyle yazılan semailerden ayıran en belirgin özellik 'bre, hey, behey' gibi ünlemlerdir.
3
Tematik analiz yapma
Birinci dörtlük lirik (aşk/güzellik), dördüncü dörtlük ise epik (yiğitlik/savaş) özellikler taşımaktadır.
Aynı hece ölçüsüne (1111) sahip koşmalar, konularına göre güzelleme veya koçaklama olarak türlere ayrılır.

Anahtar Kavram

Âşık edebiyatında nazım biçimi (yapı/ölçü) ve nazım türü (tema) arasındaki fark.
Soru 8557Soru

Aşağıdaki paragrafta boş bırakılan yerleri, sosyal psikolojideki temel sosyal etki mekanizmalarını dikkate alarak uygun kavramlarla tamamlayınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Sosyal psikolojide, bireyin bir otoritenin doğrudan emirlerine ya da yönlendirmelerine boyun eğerek kendi istek ve iradesi dışında da olsa söylenenleri yerine getirmesi kavramıyla açıklanırken; bir grubun veya bireyin doğrudan bir ricası ya da talebi olmaksızın, sırf grup normlarına uymak ve gruptan dışlanmamak adına kendi davranış ve inançlarını grup doğrultusunda değiştirmesi ise kavramıyla tanımlanır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa 'itaat', ikinci boşluğa ise 'uyum' ya da 'uyma' kavramı gelmelidir.
Sosyal psikolojide otoriteye ve onun emirlerine boyun eğerek istenenleri yerine getirmek 'itaat' kavramıyla ifade edilir. Bireyin doğrudan bir talep olmaksızın kendi davranışlarını grup beklentilerine uydurması ise 'uyum' veya 'uyma' kavramıyla açıklanır. Bu nedenle ilk boşluğa 'itaat', ikinci boşluğa ise 'uyum' veya 'uyma' kavramları getirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki ilk tanım incelenir. Otorite figürünün emirlerini veya direktiflerini irade dışı da olsa yerine getirme davranışı tespit edilir.
Bu davranış kalıbının sosyal psikolojideki kar��ılığının itaat (obedience) olduğu belirlenir.
İtaat, hiyerarşik bir yapıdaki otoritenin yönlendirmelerine ve kurallarına doğrudan uymayı ifade eder.
2
İkinci tanım incelenir. Herhangi bir doğrudan istek veya rica olmaksızın, sadece grup normlarına ve beklentilerine göre görüş ve davranışları uyarlama süreci çözümlenir.
Bu sürecin sosyal psikolojide uyum veya uyma (conformity) davranışı olduğu belirlenir.
Uyum davranışı, bireyin grup baskısı altında kendi inançlarını veya hareketlerini grup çoğunluğuna uydurmasıdır.

Anahtar Kavram

Sosyal etki mekanizmalarından itaat ve uyum (uyma) davranışlarının ayırt edici özellikleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8558Soru

Aşağıda verilen numaralanmış şiir parçalarını, karşılarındaki harflerle belirtilen şiirsel yönelim ve estetik işlevlerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gümüşî bir dumanın dalgalanan perdesinde,
İşitilmez fısıltıyla dökülen na��meler var;
Ruhumun en karanlık, en derin deresinde,
Mavi gölgeler altında uyuyan bir bahar...
Tunçtan bir kalkan gibi duruyor ufukta dağ,
Keskin çizgilerle çizilmiş göğe her bir ağaç.
Güneşin son ışığıyla gerilen gergin yay,
Sert bir heykel gibi durmakta, dimdik ve muhtaç.
Loş odalarda sararmış eski perdeler,
Uzakta çınlayan piyano sesinin hüznü;
Ruhumda eriyen o solgun çehreler,
Geri getiriyor geçmişteki o büyülü günü.
Sarayın mermer sütunlarında parıldayan altın,
Eski Roma akşamının o mağrur edasıyla;
Tarihin sayfalarından süzülen bu saltatın,
Resmedilmiş usta bir fırçanın sadasıyla.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci şiir duyular arası aktarım (sinestezi) ve müzikalite içeren sembolist anlayışla; ikinci şiir plastik güzellik ve nesnel tasviri temel alan parnasyen anlayışla; üçüncü şiir loş renkler ve ruhsal durumların sezdirilmesini amaçlayan sembolist anlayışla; dördüncü şiir ise tarihî tema ve nesnel tasviri öne çıkaran parnasyen anlayışla eşleşmektedir.
Şiirlerdeki biçimsel titizlik, plastik sanatlarla kurulan bağlar (heykel, resim gibi) ve tarihsel temalar parnasizmle; musiki, loş renkler, anlam kapalılığı ve duyular arası aktarımlar (sinestezi) ise sembolizmle örtüşmektedir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler akımların temel ilkelerini yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci şiirin anahtar kavramlarını belirleme
Gümüşî duman, nağmeler ve mavi gölgeler ifadeleri duyular arası aktarımı (sinestezi) ve kapalılığı göstermektedir.
Şiirdeki estetik yönelimi belirleyerek doğru sembolizm tanımına ulaşmak.
2
İkinci şiirin biçimsel ve anlamsal özelliklerini inceleme
Tunç kalkan, keskin çizgiler ve sert heykel ifadeleri şiirin plastik sanatlarla (heykel ve resim) ilişkisini ve nesnelliği ortaya koymaktadır.
Plastik güzelliği ve şekil mükemmeliyetini savunan parnasyen ilkeyi bulmak.
3
Üçüncü şiirdeki çağrışımları analiz etme
Loş odalar, sararmış perdeler ve piyano sesi dış dünyanın nesnel tasviri değil, şairin içsel hüznünü sezdiren çağrışım unsurlarıdır.
Ruhsal durumların loş renkler ve müzikalite ile sezdirilmesini amaçlayan sembolist tanımı belirlemek.
4
Dördüncü şiirdeki tematik yapıyı inceleme
Eski Roma akşamı ve mermer sütunlar tarihi/klasik ögelerin dışsal ve nesnel biçimde tasvir edildiğini göstermektedir.
Tarihî ve egzotik temalara yönelen parnasyen şiir ilkesini saptamak.

Anahtar Kavram

Parnasizm ve Sembolizm akımlarının şiirdeki estetik, biçimsel ve tematik farkları
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 8559Soru

İlk Türk devletlerinde kağanlar, egemenliklerini Tanrı'dan aldıkları 'kut' ile meşrulaştırmış ve ülkeyi töre hükümleri çerçevesinde yönetmişlerdir. Ancak ülkenin hanedanın ortak malı sayılması ve 'doğu-batı' şeklinde ikili teşkilatla idare edilmesi, merkezi otoritenin zayıflamasına zemin hazırlamıştır. Diğer taraftan, kendi otonom yapılarını koruyan boy beylerinin kurultaya katılarak yönetimde söz sahibi olmaları kağanın yetkilerini sınırlamıştır.

Bu siyasi ve idari yapı dikkate alındığında, ilk Türk devletlerindeki devlet yönetimi ve egemenlik anlayışı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kut inancının hanedana sağladığı ilahi meşruiyet, boylar birliği esasına dayalı idari yapıda kağana mutlak bir otorite kazandırmamış; kağanın gücü töre kuralları ve kurultay ile dengelenmiştir.

Cevap

Kut inancının hanedana sağladığı ilahi meşruiyet, boylar birliği esasına dayalı idari yapıda kağana mutlak bir otorite kazandırmamış; kağanın gücü töre kuralları ve kurultay ile dengelenmiştir.
Doğru yanıt, ilk Türk devletlerindeki egemenlik yapısının tek taraflı bir mutlakıyet olmadığını, aksine töre kuralları, kurultay ve boyların otonom yapısı ile dengelendiğini doğru şekilde ortaya koymaktadır. Kut inancıyla kağana kutsal yetki verilmiş olsa bile, bu yetki töre hükümleriyle sınırlandırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kut inancı ve hükümdarın yetki sınırlarının analiz edilmesi
Kut inancı kağana yönetme yetkisinin Tanrı tarafından verildiğini belirtse de, bu yetki töreye uygun davranma şartıyla sınırlandırılmıştır.
İlk Türklerde töre, kağan dahil herkesi bağlayan en üstün hukuk kuralıdır.
2
İdari yapıdaki federatif (boylar birliği) karakterin değerlendirilmesi
Boy beylerinin otonom yapıları ve kurultaydaki temsiliyetleri, kağanın tek başına mutlak kararlar almasını ve merkeziyetçi bir diktatörlük kurmasını engellemiştir.
Boylar federasyonu esasına dayanan devlet yapısı, yerel otonomiyi korur.
3
Çelişkili durumların ve seçeneklerin elenmesi
Kut inancının mutlak otorite kuramadığı, egemenliğin töre ve kurultay ile dengelendiği yargısına ulaşılır.
Seçenekler arasında yer alan anayasal demokrasi, tamamen bağımsız yabgu veya yazılı töre gibi ifadeler tarihi gerçeklerle uyuşmamaktadır.

Anahtar Kavram

Kut inancı, töre ve kurultayın ilk Türk devletlerindeki güç dengesi ve yönetim sınırları üzerindeki etkisi
Soru 8560Soru

Sosyolojik araştırmalarda veri toplama sürecinde kullanılan yöntem ve tekniklerin kendilerine özgü ayırt edici özellikleri bulunmaktadır. Aşağıda verilen sosyolojik araştırma yöntem ve tekniklerini, karşılarındaki en uygun tanımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Anket
Monografi
Katılımlı Gözlem
Mülakat

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Anket tekniği standart soru kâğıtları ile veri toplamayı amaçlayan tanım ile eşleşir. Monografi, sınırları belirlenmiş küçük bir birimin derinlemesine araştırılması tanımı ile eşleşir. Katılımlı gözlem, sosyoloğun araştırma grubuna dahil olup içeriden gözlem yapması ile eşleşir. Mülakat ise yüz yüze sözel iletişim ile veri toplanması tanımı ile eşleşir.
Verilen araştırma teknikleri (anket, monografi, katılımlı gözlem, mülakat) tanımlarıyla doğru biçimde eşleştirilmiştir. Anket geniş örneklemlerde soru kâğıdı kullanımıyla, monografi küçük birimlerin derinlemesine araştırılmasıyla, katılımlı gözlem araştırmacının gruba dahil olmasıyla, mülakat ise sözel ve yüz yüze etkileşimle doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak anket tekniğinin ayırt edici niteliği aranır.
Anketin geniş örneklem gruplarına standart soru kâğıtları uygulanmasıyla ilgili olduğu saptanır.
Anket, geniş grupların görüşlerini hızlı ve yapılandırılmış biçimde almak için tasarlanmıştır.
2
İkinci olarak monografi kavramının tanımı incelenir.
Monografinin sınırları belli küçük bir birimi derinlemesine incelemekle ilgili olduğu saptanır.
Monografi tekniği, sınırlı bir birime odaklanarak yoğun ve kapsamlı bilgi üretmeyi amaçlar.
3
Üçüncü olarak katılımlı gözlem tekniğinin anahtar kelimeleri taranır.
Araştırmacının toplumsal grubun yaşamına dahil olması ve içeriden veri toplaması ile eşleştirilir.
Katılımlı gözlemde araştırmacı, grubun yaşamını paylaşarak içeriden bir bakış açısı edinir.
4
Son olarak mülakat tekniğinin tanımı kontrol edilir.
Mülakatın yüz yüze ve sözel iletişime dayalı bilgi edinme süreci olduğu belirlenir.
Mülakat, araştırmacı ile katılımcı arasında sözel etkileşime dayanan nitel bir veri toplama tekniğidir.

Anahtar Kavram

Sosyolojik Araştırma Yöntem ve Teknikleri
ÖncekiSayfa 428 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin