Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 2001Soru

Aşağıda atmosferin katmanlarına ait bazı özellikler ve bu katmanların ortalama sınır yükseklikleri verilmiştir:

* I. Katman: Kutup ışıklarının (aurora) oluştuğu ve gazların iyonlaştığı katman (80640 km80 - 640\text{ km} arası)
* II. Katman: Ozon tabakasının yer aldığı ve dikey hava hareketlerinin görülmediği katman (1250 km12 - 50\text{ km} arası)
* III. Katman: İklim olaylarının yaşandığı ve su buharının tamamına yakınının bulunduğu katman (012 km0 - 12\text{ km} arası)
* IV. Katman: Gök taşlarının sürtünmeyle par��alandığı katman (5080 km50 - 80\text{ km} arası)

Bu katmanları, ortalama dikey kalınlıkları en az olandan en fazla olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Atmosfer katmanlarının ortalama dikey kalınlıkları en az olandan en fazla olana doğru sırasıyla Troposfer (III), Mezosfer (IV), Stratosfer (II) ve Termosfer (I) şeklindedir.
Her katmanın kalınlığı üst sınırından alt sınırı çıkarılarak bulunur. Bu durumda Troposfer 120=12 km12 - 0 = 12\text{ km}, Mezosfer 8050=30 km80 - 50 = 30\text{ km}, Stratosfer 5012=38 km50 - 12 = 38\text{ km}, Termosfer ise 64080=560 km640 - 80 = 560\text{ km} kalınlığa sahiptir. Dolayısıyla küçükten büyüğe sıralama Troposfer, Mezosfer, Stratosfer ve Termosfer şeklinde olur.

Adım Adım Çözüm

1
Troposfer katmanının ortalama sınır değerlerini belirleme ve kalınlığını hesaplama
Troposfer yer yüzeyinden (0 km0\text{ km}) başlayıp yaklaşık 12 km12\text{ km} yüksekliğe kadar uzanır. Kalınlığı: 120=12 km12 - 0 = 12\text{ km}'dir.
Troposfer'in kalınlığını bulmak için üst ve alt sınırlarının farkını alırız.
2
Mezosfer katmanının ortalama sınır değerlerini belirleme ve kalınlığını hesaplama
Mezosfer 50 km50\text{ km} ile 80 km80\text{ km} sınırları arasındadır. Kalınlığı: 8050=30 km80 - 50 = 30\text{ km}'dir.
Mezosfer'in kalınlığını bulmak için üst ve alt sınırlarının farkını alırız.
3
Stratosfer katmanının ortalama sınır değerlerini belirleme ve kalınlığını hesaplama
Stratosfer 12 km12\text{ km} ile 50 km50\text{ km} sınırları arasındadır. Kalınlığı: 5012=38 km50 - 12 = 38\text{ km}'dir.
Stratosfer'in kalınlığını bulmak için üst ve alt sınırlarının farkını alırız.
4
Termosfer katmanının ortalama sınır değerlerini belirleme ve kalınlığını hesaplama
Termosfer 80 km80\text{ km} ile 640 km640\text{ km} sınırları arasındadır. Kalınlığı: 64080=560 km640 - 80 = 560\text{ km}'dir.
Termosfer'in kalınlığını bulmak için üst ve alt sınırlarının farkını alırız.
5
Elde edilen kalınlık değerlerini en az olandan en fazla olana doğru sıralama
Troposfer (12 km12\text{ km}) < Mezosfer (30 km30\text{ km}) < Stratosfer (38 km38\text{ km}) < Termosfer (560 km560\text{ km}) olduğundan doğru sıralama III - IV - II - I şeklindedir.
Kalınlığı en küçük olan katmandan en büyük olan katmana doğru sıralama yapmak sorunun çözümünü tamamlar.

Anahtar Kavram

Atmosfer katmanlarının sınırları ve dikey kalınlıkları

Alternatif Yöntem

Katmanların kalınlıkları tahmin edilirken, yer seviyesine en yakın olan troposferin çok ince bir tabaka olduğu, en dıştaki termosferin ise uzay sınırına kadar uzandığı için en kalın katman olduğu bilgisiyle uç noktalar belirlenebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2002Soru

Sırat-ı müstakim; her türlü aşırılıktan uzak, dengeli, ölçülü ve dosdoğru yol anlamına gelir. Bu yolun korunabilmesi için iki uç nokta olan ifrat ve tefritten uzak durularak itidal çizgisinin benimsenmesi gerekir.

Buna g��re, sol sütunda verilen dini yönelim ve davranış biçimlerini, sağ sütundaki kavramlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dini hassasiyet gerekçesiyle evlenmeyi, et yemeyi ve uyumayı tamamen terk edip sürekli ibadetle meşgul olarak fıtrata ve sünnete aykırı bir aşırılığa yönelmek.
İnanç sahibi olduğunu iddia ettiği halde, dini değerleri hayatından tamamen uzaklaştırarak ibadet ve ahlak ilkelerini hiçe sayan bir gevşeklik ve ilgisizlik içinde bulunmak.
Yaratılış gayesine uygun olarak hem bedeni hem de ruhu gözeten; ibadette samimiyeti, ahlakta ise dürüstlüğü esas alarak aşır��lıklardan uzak, dengeli bir yaşam sürmek.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dini aşırılık 'ifrat' ile, dini sorumlulukları tamamen ihmal eden gevşeklik 'tefrit' ile, dengeli ve ölçülü yaşam ise 'itidal' kavramı ile eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; dini fıtrata aykırı şekilde aşırı uçlarda yaşamak ifratla, tamamen duyarsızlaşarak ihmal etmek tefritle, aşırılıklardan uzak dengeli yol ise itidalle eşleşir. Bu denge sırat-ı müstakimin temelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki birinci tanım incelenir: Sürekli ibadet edip helal olan dünyevi nimetleri terk ederek fıtrata aykırı aşırılığa sapmak.
Bu durumun dini terminolojide dinde aşırı gitmeyi ifade eden 'İfrat' kavramı ile eşleştiği belirlenir.
İslam dininde ruhbanlık yasaklanmış olup dini yaşantıda sınırı aşmak ifrat olarak adlandırılır.
2
Sol sütundaki ikinci tanım incelenir: İnandığını söylemesine rağmen dini sorumlulukları ve ahlaki kuralları tamamen ihmal edip gevşeklik göstermek.
Bu durumun dini terminolojide sorumlulukları savsaklamayı ifade eden 'Tefrit' kavramı ile eşleştiği belirlenir.
Dinin emir ve yasaklarını uygulamada ihmalkarlık ve duyarsızlık göstermek tefrit kavramıyla açıklanır.
3
Sol sütundaki üçüncü tanım incelenir: Hem dünya hem ahiret dengesini kurarak, aşırılıklardan uzak, samimi ve dürüst bir yaşam sürmek.
Bu durumun her iki uç noktanın ortasında yer alan dengeyi, yani 'İtidal' kavramını ifade ettiği belirlenir.
Sırat-ı müstakim, ifrat ve tefrit gibi aşırılıklardan uzak durup itidal üzere yaşamayı gerektirir.

Anahtar Kavram

Sırat-ı Müstakim kavramının aşırılıklardan uzak (ifrat ve tefrit), dengeli (itidal) ve dosdoğru yol olma niteliği.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2003Soru

Aşağıda sol sütunda verilen coğrafi örnek cümleleri, sağ sütunda yer alan coğrafya biliminin ilgili ilkeleriyle doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dünyadaki aktif volkanların büyük bir kısmı Pasifik Ateş Çemberi adı verilen Büyük Okyanus kıyıları boyunca uzanmaktadır.
Sıcak ve nemli iklim bölgelerinde kimyasal çözünmenin şiddetli olması, toprak oluşum sürecini hızlandırmaktadır.
Gür otlakların bulunduğu alpin çayır alanlar��nda büyükbaş hayvancılığın gelişmesi, bu bölgelerde et ve süt işleme sanayisinin kurulmasını sağlamıştır.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Büyük Okyanus kıyılarındaki aktif volkanların konumu dağılış ilkesiyle; sıcaklık ve nemin toprak oluşumunu hızlandırması nedensellik ilkesiyle; alpin çayırlar, hayvancılık ve et-süt sanayisi arasındaki zincirleme ilişki ise karşılıklı ilgi ilkesiyle eşleşmelidir.
Aktif volkanların Büyük Okyanus kıyılarında uzandığını ifade eden örnek dağılış ilkesine; iklimin toprak oluşumunu hızlandırdığını belirten örnek sebep-sonuç bağından ötürü nedensellik ilkesine; alpin çayırlarda hayvancılığın gelişip sanayiyi tetiklediğini belirten örnek ise olaylar arası bağdan dolayı karşılıklı ilgi ilkesine karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci cümledeki ifadenin coğrafi niteliğini analiz etmek.
Cümlede aktif volkanların yeryüzünde nerede bulunduğu (Pasifik Ateş Çemberi) belirtilmiştir.
Yeryüzünde veya belirli bir bölgede coğrafi unsurların yatay ya da dikey konumlandırılmasını gösteren ilke dağılış ilkesidir.
2
İkinci cümledeki neden-sonuç ilişkisini tespit etmek.
Kimyasal çözünmenin şiddetli olması ve toprak oluşumunun hızlanması doğrudan sıcaklık ve nem koşullarının bir sonucu olarak gösterilmiştir.
Coğrafi olayların ortaya çıkış gerekçelerini açıklayan ilke nedensellik ilkesidir.
3
Üçüncü cümledeki çok boyutlu etkileşimi çözümlemek.
Otlak varlığının hayvancılığı, hayvancılığın da sanayi tesislerini etkilemesiyle unsurlar arası karşılıklı bir bağ kurulmuştur.
Farklı coğrafi olay ve faaliyetlerin birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyen ilke karşılıklı ilgi (bağlantı) ilkesidir.

Anahtar Kavram

Coğrafya Biliminin İlkeleri (Dağılış, Nedensellik, Karşılıklı İlgi)
Soru 2004Soru

Günlük yaşamda bir nesneyle karşılaştığımızda, onun dış dünyada bizden bağımsız bir varlığı olduğunu peşinen kabul ederiz. Bu 'doğal tavır', nesneye dair tarihsel, bilimsel ve pratik tüm ön kabullerimizi besler. Ancak Husserl’e göre, nesnenin gerçek özüne ulaşmak isteyen bir filozof, bu varoluşsal yargıları paranteze almalıdır. Paranteze alma işlemi, dış dünyayı yok saymak ya da onun varlığından şüphe etmek değildir; aksine, nesneye dair tüm inançları askıya alarak bilincin yönelimsel yapısını ve bu yönelimde beliren özü saf hâliyle açığa çıkarmaktır.

Buna göre Husserl’in fenomenolojik yöntemiyle ulaşmak istediği temel bilgi kuramsal hedef aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilincin nesneye yönelimindeki tüm dışsal ve olgusal belirlenimleri askıya alarak nesnenin bilince doğrudan sunulan özsel yapısını kavramak

Cevap

Bilincin nesneye yönelimindeki tüm dışsal ve olgusal belirlenimleri askıya alarak nesnenin bilince doğrudan sunulan özsel yapısını kavramak
Fenomenolojinin kurucusu Edmund Husserl'e göre, bilginin amacı nesnelerin özünü (eidos) kavramaktır. Günlük yaşamda nesneleri pratik, bilimsel veya tarihsel ön kabullerimizle (doğal tavır) algılarız. Bu kabullerin paranteze alınması (askıya alınması) sayesinde bilinç, yöneldiği nesneyi tüm dışsal katkılardan arınmış, saf haliyle kavrayabilir. Bu doğrultuda bilincin yönelimindeki dışsal belirlenimleri askıya alıp özsel yapıyı kavramayı ifade eden seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen 'doğal tavır', 'paranteze alma' ve 'yönelimsel bilinç' kavramlarının felsefi işlevlerini analiz edin.
Doğal tavrın nesneye dair her türlü tarihsel, pratik ve bilimsel ön kabulü içerdiği, paranteze almanın ise bu ön kabulleri inkar etmeden askıya almak olduğu saptanır.
Yöntemin temel amacını belirlemek için ilk olarak yöntem basamaklarının ne anlama geldiğinin çözümlenmesi gerekir.
2
Husserl'in paranteze alma yöntemi ile ulaşmak istediği nihai hedefi parçadan çıkarın.
Nihai hedefin nesnenin varoluşsal niteliklerinden arındırılarak bilincin yönelimiyle kavranan 'öz' (eidos) olduğu belirlenir.
Yöntemin amacının ne olduğunu ve yönelimsel bilincin bu özü nasıl saf halde açığa çıkardığını anlamak sorunun doğru cevabına götürür.
3
Seçenekleri analiz ederek fenomenolojik indirgemeyi septisizm, rasyonalizm, empirizm ve pragmatizm gibi diğer akımlardan ayıran yönü bulun.
Paranteze almanın septik bir şüphe olmadığını, rasyonalist kategorilerle çalışmadığını ve pratik faydayı hedeflemediğini görerek doğrudan bilince sunulan özü hedefleyen seçeneğe ulaşılır.
Çeldiricilerin hangi epistemolojik yanılgılara dayandığını belirlemek doğru cevabın sağlamasını yapmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Fenomenolojik indirgeme (epoché) yoluyla yönelimsel bilincin nesnenin özene (eidos) ulaşması.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 2005Soru

Bir nesneye yöneldiğimizde, onun hakkındaki tüm ön kabullerimizi, bilimsel açıklamalarımızı ve günlük deneyimlerimizin getirdiği yargıları geçici bir süre için askıya almamız gerekir. Örneğin, masamın üzerindeki şu kırmızı elmaya baktığımda, onun biyolojik yapısını, piyasa değerini veya besin değerini bir kenara bırakırım. Duyusal verilerin ötesine geçerek bilincimin bu elmaya nasıl yöneldiğini ve elmanın bilincimdeki saf, değişmez anlamını kavramaya çalışırım. Bu süreçte elmanın rengi, şekli gibi arızi özellikleri zihnimde ayıklanır ve geriye onun elma olmasını sa��layan temel yapı kalır.

Bu parçada dile getirilen düşüncelerden hareketle, Edmund Husserl'in fenomenolojik yöntemiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nesnelerin özüne ulaşmak, onlara dair her türlü ön kabul ve kuramsal açıklamayı askıya alarak bilincin doğrudan yönelimine odaklanmayı gerektirir.

Cevap

Nesnelerin özüne ulaşmak, onlara dair her türlü ön kabul ve kuramsal aç��klamayı askıya alarak bilincin doğrudan yönelimine odaklanmayı gerektirir.
Nesnelerin özüne ulaşmanın, onlara dair her türlü ön kabul ve kuramsal açıklamayı askıya alarak bilincin doğrudan yönelimine odaklanmayı gerektirdiği yargısı doğrudur. Çünkü parçada elmanın biyolojik veya ekonomik değerinin bir kenara bırakılması (paranteze alma/epoché) ve bilincin elmaya yönelerek onun saf anlamını kavramaya çalışması doğrudan bu durumu örneklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen fenomenolojik yöntemin aşamalarını analiz etmek.
Düşünürün elma örneği üzerinden, nesnenin biyolojik yapısı, değeri gibi hazır bilgileri (ön kabulleri) ve duyusal özellikleri bir kenara bıraktığı (paranteze aldığı) tespit edilir.
Fenomenolojinin özü kavrama sürecinde izlediği metodolojik adımları anlamak için.
2
Parçadaki 'bilincin nesneye yönelmesi' ve 'saf özü kavrama' ifadelerini değerlendirmek.
Husserl'in 'yönelimsel bilinç' (intentionality) ve 'öz' (essence) kavramlarının, bilincin nesneye doğrudan yönelerek onun arızi özelliklerinden sıyrılmış anlamını kavraması anlamına geldiği belirlenir.
Seçeneklerdeki doğru yargıyı ayırt etmek için.
3
Seçenekleri bu analiz doğrultusunda karşılaştırmak.
Nesnelerin özüne ulaşmanın, ön kabulleri askıya alıp bilincin yönelimiyle gerçekleştiğini belirten seçeneğin doğru olduğu sonucuna varılır.
Doğru cevabı saptamak için.

Anahtar Kavram

Fenomenolojik İndirgeme ve Yönelimsellik
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2006Soru

Hz. Muhammed, henüz yirmili yaşlarının başında olan Muaz b. Cebel'i Yemen'e kadı (hâkim) ve muallim (öğretmen) olarak görevlendirmiştir. Yola çıkmadan önce ona, karşılaştığı hukuki ve toplumsal meseleleri neye göre çözeceğini sormuş; Muaz da sırasıyla Allah'ın kitabı (Kur'an), Peygamber'in sünneti ve kendi gör��şüyle (içtihat) karar vereceğini ifade etmiştir. Hz. Peygamber bu cevaptan son derece memnun kalmış ve Allah'a hamdetmiştir.

Bu tarihi olay ve diyalog, İslam'ın gençliğe verdiği değer ve toplumsal sorumluluk yükleme ilkesi açısından değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gençlerin liyakat, bilgi ve adalet ilkeleri doğrultusunda idari ve hukuki sorumluluklar üstlenmesine güvenildiğine

Cevap

Gençlerin liyakat, bilgi ve adalet ilkeleri do��rultusunda idari ve hukuki sorumluluklar üstlenmesine güvenildiğine
Doğru olan yargı, gençlerin liyakat, bilgi ve adalet ilkeleri doğrultusunda idari ve hukuki sorumluluklar üstlenmesine güvenildiğidir. Hz. Muhammed'in genç bir sahabeyi kadı ve yönetici olarak Yemen gibi önemli bir bölgeye tayin etmesi, onun bilgi birikimine ve karar alma yetisine duyulan güvenin açık bir kanıtıdır. Ayrıca diyalogda Muaz'ın hukuki meseleleri çözerken aklını kullanacağını (içtihat) belirtmesi ve Hz. Peygamber'in bunu takdir etmesi, İslam'ın gençleri toplumsal adaletin inşasında liyakat sahibi, etkin bireyler olarak gördüğünü doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki tarihi olayı analiz edin.
Hz. Peygamber'in yirmili yaşlarındaki Muaz b. Cebel'i Yemen'e kadı (hâkim) ve yönetici olarak görevlendirdiği görülür.
Genç sahabenin yetkilendirilmesi ve karar alma yöntemlerinin sorgulanması, onun toplumsal sorumluluk ve idari/hukuki alandaki rolünü belirlemek için önemlidir.
2
Diyalogda geçen bilgi ve karar verme kaynaklarını değerlendirin.
Muaz b. Cebel sırasıyla Kur'an, sünnet ve kendi görüşünü (içtihat/akıl) kullanacağını belirtmiş, Hz. Peygamber de bu rasyonel ve sistematik yaklaşımı onaylamıştır.
Karar verme sürecinin vahiy, sünnet ve selim akla dayalı olması, İslam'ın bilgiye ve liyakate dayalı yönetimi benimsediğini gösterir.
3
Elde edilen verileri İslam'ın gençlik ve toplumsal değerler vizyonuyla ilişkilendirin.
İslam dini, gençleri pasif alıcılar olarak değil; adaletin tesisi, eğitim ve yönetim gibi kritik toplumsal alanlarda aktif, sorumlu ve güvenilir aktörler olarak konumlandırır.
Toplumsal değerlerin inşasında gençlerin bilgi, adalet ve liyakatle görevlendirilmesi doğrudan bu ilkeye dayanır.

Anahtar Kavram

İslam dini gençliğe değer verir, onları toplumsal adaleti tesis edecek hukuki ve idari rollerde liyakat ve bilgi doğrultusunda görevlendirerek sorumluluk bilinci kazandırır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2007Soru

Ece: "Okuduğum kitaptaki düşünür, kitabın başında özgürlüğün insanın en temel hakkı olduğunu savunurken, son sayfalarda toplum düzeni için tüm bireysel özgürlüklerin feda edilmesi gerektiğini söylüyor. Bu iki düşünce aynı sistem içinde yan yana duramıyor."
Mert: "Haklısın, bir felsefi sistem oluşturulurken öne sürülen iddiaların mantıksal olarak birbiriyle çelişmemesi gerekir."

Bu diyalogda Mert, felsefi düşüncenin aşağıdaki ayırt edici özelliklerinden hangisinin önemini vurgulamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Öne sürülen görüşlerin kendi içinde tutarlı olması

Cevap

Öne sürülen görüşlerin kendi içinde tutarlı olması
Diyalogda Mert, felsefi sistemdeki iddiaların birbiriyle çelişmemesi gerektiğini belirterek felsefi düşüncenin 'tutarlılık' özelliğini vurgulamaktadır. Tutarlılık, felsefi düşüncelerin mantıksal bir bütünlük oluşturarak çelişki barındırmaması durumudur.

Adım Adım Çözüm

1
Diyalogdaki ifadeleri analiz etmek
Diyalogda Ece'nin kitaptaki birbiriyle çelişen iki iddiaya dikkat çektiği, Mert'in ise felsefi sistemde öne sürülen iddiaların çelişmemesi gerektiği görüşünü onayladığı belirlenir.
Sorunun kökünde vurgulanan felsefi özelliği bulabilmek için öncelikle diyalogtaki ana fikri saptamak gerekir.
2
Çelişmezlik durumunu felsefi düşüncenin ayırt edici özellikleriyle eşleştirmek
Düşüncelerin çelişki barındırmaması ve mantıksal uyumu, felsefi düşüncenin 'tutarlılık' özelliği ile doğrudan eşleşir.
Tutarlılık, bir sistemdeki veya argümandaki önermelerin kendi aralarında çelişki taşımaması ve mantıksal olarak birbirini desteklemesi durumudur.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ayırt Edici Özellikleri - Tutarlılık
Soru 2008Soru

Aşağıda verilen entüisyonist (sezgici) filozoflara ait kavramlar ile bu kavramların felsefi işlevlerini belirten açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gazali'nin Kalp Gözü
Henri Bergson'un Sezgisi
Henri Bergson'un Zekası

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gazali'nin Kalp Gözü kavramı akıl ve duyuların sınırlılığını aşan manevi aydınlanma açıklamasıyla; Henri Bergson'un Sezgisi yaşamın dinamik akışını ve süreyi doğrudan kavrayan yeti açıklamasıyla; Henri Bergson'un Zekası ise maddi dünyayı analiz edip dondurarak kavrayan yeti açıklamasıyla eşleşir.
Gazali'nin kalp gözü kavramı metafiziksel kesinliğe ve ilahi nura dayanırken, Bergson'un sezgisi zamanın gerçek akışı olan süreyi doğrudan yakalar. Bergson'un zekası ise pratik yaşamda fayda sağlamak üzere maddeyi donduran ve analiz eden araçsal bir yetidir.

Adım Adım Çözüm

1
Gazali'nin bilgi felsefesindeki temel iddiası analiz edilir.
Gazali, duyuların ve mantıksal aklın insanı şüpheye düşürebileceğini, mutlak ve kesin bilgiye ancak 'kalp gözü' denilen manevi sezgi ve iç aydınlanmayla ulaşılabileceğini savunur. Bu durum ikinci açıklama ile eşleşir.
Filozofun şüphe sürecinden kurtulup hakikate nasıl ulaştığını anlamak için.
2
Henri Bergson'un 'süre' (durée) ve 'sezgi' (intuition) kavramları incelenir.
Bergson'a göre gerçeklik sürekli bir oluştur, akıştır (süredir). Bunu kavramsal sınırlandırmalara gitmeden doğrudan, içeriden kavrayan yeti sezgidir. Bu durum üçüncü açıklama ile eşleşir.
Bergson'un dinamik gerçekliği kavrama yöntemini belirlemek için.
3
Henri Bergson'un 'zeka' (intelligence) kavrayışı değerlendirilir.
Bergson zekayı, statik olan maddeyi analiz etmeye yarayan, eylem ve pratik yaşam için tasarlanmış, akışı donduran bir yeti olarak tanımlar. Bu durum birinci açıklama ile eşleşir.
Bergson'un sezgi ve zeka arasındaki işlevsel farkı ortaya koymak için.

Anahtar Kavram

Entüisyonizm (Sezgicilik) temsilcileri Gazali ve Henri Bergson'un bilgi kaynaklarına yönelik görüşleri.
Soru 2009Soru

Felsefi düşünceyi diğer bilgi türlerinden ve gündelik kabullerden ayıran, kendine özgü birtakım ayırt edici nitelikler bulunmaktadır. Bu nitelikler, felsefi sorgulamanın yöntemi ve yapısı hakkında bilgi verir.

Aşağıda sol sütunda felsefi düşünceye dair bazı örnek durumlar ve açıklamalar, sağ sütunda ise felsefi düşüncenin ayırt edici özellikleri verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki açıklamaları sağ sütundaki doğru özelliklerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir filozofun, 'Bilgi nedir?' sorusuna cevap ararken zihninin dış dünyaya yönelmesinin ötesinde, kendi zihinsel süreçlerini ve bilgi iddialarını da sorgulaması; yani kendi düşünceleri üzerine yeniden düşünmesi.
Filozofların çağlar boyunca ortak insanlık sorunlarına yönelik ürettikleri çözümlerin birbirini çürütüp yok etmek yerine, birikerek zengin bir düşünce mirası ve çeşitlilik oluşturması.
Bir filozofun savunduğu ahlaki ilkeler ile siyasi görüşlerinin birbirini yalanlamaması, sistemindeki önermelerin mantıksal bir örüntü oluşturarak çelişki barındırmaması.
Felsefi iddiaların temellendirilmesinde mistik deneyimler, kişisel inançlar veya hisler yerine; akıl yürütme kurallarına, kanıtlara ve mantıksal gerekçelere dayanılması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki açıklamalar sırasıyla Refleksiflik, Kümülatiflik, Tutarlılık ve Rasyonellik kavramlarıyla eşleşmelidir.
Filozofun kendi zihinsel süreçlerini incelemesi refleksiflik; fikirlerin zamanla yan yana birikmesi kümülatiflik; felsefi iddiaların çelişkisiz mantıksal bağlarla kurulması tutarlılık; gerekçelendirmede akıl ilkelerinin referans alınması ise rasyonellik özelliğini açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ifadedeki 'kendi düşünceleri üzerine yeniden düşünme' eylemini analiz ediniz.
Zihnin kendi eylemlerine ve ürettiklerine yönelmesi refleksif olma durumunu açıklar. Dolayısıyla birinci ifade refleksiflik ile eşleşir.
Filozofun bilgi üzerine bilgi üretmesi ve kendine yönelmesi refleksifliğin tanımıdır.
2
İkinci ifadedeki felsefi fikirlerin tarih içindeki ilerleme biçimini analiz ediniz.
Fikirlerin birbirini yok etmeden birikmesi felsefenin yığılımlı doğasını yani kümülatiflik özelliğini yansıtır. Dolayısıyla ikinci ifade kümülatiflik ile eşleşir.
Felsefi bilgi doğrusal ilerlemez, tarihsel süreçte birikerek genişler.
3
Üçüncü ifadedeki ahlaki ilkeler ve siyasi görüşlerin mantıksal uyumunu analiz ediniz.
Sistemdeki önermelerin çelişki barındırmaması ve mantıksal uyumu tutarlılık özelliğini ifade eder. Dolayısıyla üçüncü ifade tutarlılık ile eşleşir.
Bir felsefi sistemin gücü, kendi içindeki çelişkisizliğine ve argümanlarının tutarlılığına bağlıdır.
4
Dördüncü ifadedeki temellendirme yöntemini analiz ediniz.
Mistik ya da kişisel yollar yerine akıl yürütme kurallarına ve kanıtlara dayanma rasyonellik özelliğine aittir. Dolayısıyla dördüncü ifade rasyonellik ile eşleşir.
Felsefi iddiaların temeli akla ve mantıklı gerekçelendirmelere dayanmalıdır.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ayırt Edici Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2010Soru

Aşağıdaki tabloda bazı göç örnekleri ve bu göçlerin türleri eşleştirilmiştir:

Göç ÖrneğiGöçün Türü
Lozan Antlaşması sonrası Türk ve Rum nüfusun yer değiştirmesiSiyasi zorunlu göç (Mübadele)
Bir mühendisin daha iyi çalışma şartları için yurt dışına gitmesiİsteğe bağlı beyin göçü
Doğu Karadeniz'deki bir ailenin çay hasadı dönemi Rize'ye gitmesiGeçici (mevsimlik) göç
Deprem gibi doğal afetler sonucu konutu hasar gören bir ailenin başka bir şehre taşınması[X]

Buna göre, tablonun doğru tamamlanabilmesi için [X] yerine aşağıdakilerden hangisi yazılmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğal nedenli zorunlu göç

Cevap

Deprem gibi doğal afetler sonucu gerçekleşen göçler doğal nedenli ve zorunlu göçler kapsamında yer alır.
Doğal nedenli zorunlu göç ifadesi doğrudur. Çünkü deprem, heyelan, sel gibi doğal afetler sonucunda insanların yaşam alanlarını terk etmesi, kendi istekleriyle değil, hayatta kalma ve barınma zorunluluğuyla gerçekleşen doğal nedenli bir zorunlu göçtür.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki son satırda verilen göç örneği incelenir: 'Deprem gibi doğal afetler sonucu konutu hasar gören bir ailenin başka bir şehre taşınması'.
Göçün tetikleyici unsurunun deprem (doğal afet) olduğu belirlenir.
Göçün nedenini (doğal/fiziki, ekonomik, siyasi, sosyal) tespit etmek için.
2
Bu göçün insanların kendi isteğiyle mi yoksa zorunluluktan mı yapıldığı değerlendirilir.
Can güvenliği ve konut hasarı nedeniyle bu göçün isteğe bağlı olmadığı, zorunlu olduğu belirlenir.
Göçün irade durumuna göre (gönüllü/zorunlu) sınıflandırılmasını yapmak için.
3
Elde edilen doğal nedenli ve zorunlu göç özellikleri birleştirilir.
Bu göçün 'Doğal nedenli zorunlu göç' sınıfına girdiği sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneği belirlemek için.

Anahtar Kavram

Göç türlerinin nedenlerine (doğal, ekonomik, siyasi, sosyal) ve yapılış şekillerine (gönüllü, zorunlu) göre sınıflandırılması.
Soru 2011Soru

Aşağıda verilen coğrafi özellikleri, karşılarındaki doğru kavram veya değerlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

3030^\circ Doğu meridyeninde yer alan bir merkez ile Başlangıç Meridyeni (00^\circ) arasındaki yerel saat farkı
Ardışık iki meridyen yayı arasındaki zaman farkı
Başlangıç Meridyeni'nin doğusunda yer alan yarım küre
Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüş yönüne bağlı olarak yerel saatin daha ileri olduğu yön

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirmeler sırasıyla şu şekildedir: 3030^\circ Doğu meridyeni farkı için 120120 dakika, iki meridyen arası zaman farkı için 44 dakika, Başlangıç Meridyeni'nin doğusu için Doğu Yarım Küre ve yerel saatin ileri olduğu yön için Doğu yönü.
Soruda yer alan tüm coğrafi tanımlar ve hesaplamalar temel coğrafya bilgileriyle tam uyumludur. Ardışık meridyenler arası zaman farkı 44 dakikadır, 3030^\circ boylam farkı 120120 dakikaya karşılık gelir, Greenwich'in doğusu Doğu Yarım Küre'dir ve Dünya'nın dönüş yönü nedeniyle yerel saat doğuda daha ileridir.

Adım Adım Çözüm

1
Ardışık iki meridyen arasındaki zaman farkının belirlenmesi
Meridyenler arasındaki zaman farkının Dünya'nın her yerinde sabit ve 44 dakika olduğu belirlenir.
Matematiksel saat hesaplamalarında kullanılacak temel birimin tespit edilmesi.
2
Belirtilen boylamlar arasındaki zaman farkının hesaplanması
3030^\circ Doğu meridyeni ile Başlangıç Meridyeni (00^\circ) arasında 300=3030 - 0 = 30 boylam farkı vardır. 30×4=12030 \times 4 = 120 dakika fark bulunur.
Boylam derecesi bilinen bir meridyenin zaman farkının hesaplanması.
3
Yarım kürelerin konumuna göre adlandırılması
Başlangıç Meridyeni'nin doğu kısmında yer alan boylamların Doğu Yarım Küre'de yer aldığı belirlenir.
Coğrafi koordinat yönünün tespit edilmesi.
4
Dünya'nın günlük hareket yönüne bağlı olarak saat farkı yönünün bulunması
Dünya batıdan doğuya doğru döndüğü için güneşin daha erken doğduğu ve yerel saatin daha ileri olduğu yönün Doğu olduğu eşleştirilir.
Günlük hareketin yerel saat üzerindeki temel etkisinin anlaşılması.

Anahtar Kavram

Meridyenlerin özellikleri, boylam farkına bağlı yerel saat hesaplama ve yarım küre tanımları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2012Soru

İlk Türk devletlerinde bozkırın getirdiği zorlu yaşam koşulları, toplumu sürekli bir hareketliliğe ve dayanışmaya mecbur bırakmıştır. Sabit konutların ve toprağa bağlı mülkiyetin olmayışı, bireysel zenginleşmeye dayalı kalıcı bir sınıf ayrımının oluşmasını engellemiştir. Ancak bu durum, boyların kendi aralarında gevşek ya da kuralsız bir şekilde yaşadığı anlamına gelmemiştir. Aksine, göç yolları, otlakların paylaşımı ve boylar arası ilişkiler, 'töre' adı verilen ve herkesin uymakla yükümlü olduğu yazılı olmayan hukuk kuralları çerçevesinde sıkı bir düzene bağlanmıştır.

Bu bilgilerden yola çıkılarak bozkır kültürünün şekillendirdiği yaşam tarzıyla ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal düzeni sağlayan kuralların, coğrafi şartların ve yaşam biçiminin dayattığı gereksinimlerle biçimlendiği

Cevap

Toplumsal düzeni sağlayan kuralların, coğrafi şartların ve yaşam biçiminin dayattığı gereksinimlerle biçimlendiği
Doğru seçenek olan 'Toplumsal düzeni sağlayan kuralların, coğrafi şartların ve yaşam biçiminin dayattığı gereksinimlerle biçimlendiği' ifadesi metinle birebir örtüşür. Metinde bozkırın zorlu koşullarının toplumu dayanışmaya zorladığı, yerleşik mülkiyetin olmamasının sınıf farkını önlediği, göç yolları ve otlak paylaşımı gibi konargöçer yaşamın getirdiği pratik ihtiyaçların töre kurallarıyla düzenlendiği vurgulanmıştır. Bu durum, hukukun ve sosyal kuralların yaşam biçimine göre doğduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ifadeleri analiz etmek.
Bozkırın getirdiği zorlu yaşam koşulları, sürekli hareketlilik ve toprağa bağlı mülkiyetin olmayışının sınıf ayrımını engellediği ve 'töre' adı verilen yazısız kurallarla düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Paragraftaki temel bilgileri ve neden-sonuç ilişkilerini kurabilmek amacıyla ilk okuma yapılır.
2
Konargöçer yaşam tarzının hukuk ve toplumsal yapı üzerindeki doğrudan etkisini değerlendirmek.
Göç yolları, otlakların paylaşımı gibi günlük pratik ihtiyaçların töre kurallarıyla düzene bağlanması, hukuki ve toplumsal kuralların yaşam tarzına göre şekillendiğini gösterir.
Bozkır kültüründe yaşam biçiminin hukuk kuralları ve sosyal düzen üzerindeki belirleyici rolünü kavramak gerekir.
3
Seçenekleri karşılaştırarak çıkarılabilecek en kapsamlı ve doğru yargıyı belirlemek.
Toplumsal düzeni sağlayan kuralların, coğrafi şartların ve yaşam biçiminin dayattığı pratik ihtiyaçlar çerçevesinde şekillendiği sonucuna ulaşılır.
Metindeki ana düşünceyi yansıtan doğru seçeneği işaretlemek için son analiz yapılır.

Anahtar Kavram

Konargöçer yaşam tarzında coğrafi ve sosyal koşulların töre (hukuk) ve toplumsal düzen üzerindeki belirleyici etkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2013Soru

Atmosfer basıncı; sıcaklık, yükselti, yer çekimi ve dinamik etkenler (Dünya'nın günlük hareketi) gibi faktörlere bağlı olarak yeryüzünde alansal değişimler gösterir.

Buna göre, aşağıda coğrafi özellikleri belirtilen merkezlerin yıllık ortalama atmosfer basınç değerlerinin en yüksek olandan en düşük olana doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

IV. Merkez > II. Merkez > I. Merkez > III. Merkez
Yeryüzünde basınç dağılışını en çok etkileyen faktör yükseltidir. Yükseldikçe hava yoğunluğu ve yer çekimi azaldığı için basınç hızla düşer; bu durum 2000 m2000\text{ m} yükseltideki III. Merkez'in basıncını en düşük yapar. Deniz seviyesindeki diğer merkezler kıyaslandığında; 9090^\circ enlemindeki IV. Merkez hem aşırı soğuma hem de maksimum yer çekimi ile en yüksek basınca sahiptir. 3030^\circ enlemindeki II. Merkez alçalıcı hava hareketleriyle yüksek basınç (DYB) alanı iken, Ekvator üzerindeki I. Merkez sıcak havanın yükselmesi nedeniyle alçak basınç (TAB) alanıdır. Buna göre en yüksekten en düşüğe doğru sıralama IV > II > I > III şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Yükselti faktörünün basınç üzerindeki belirleyici rolünün incelenmesi
III. Merkez 2000 m2000\text{ m} yükseltide yer aldığı için, gaz yoğunluğu ve yer çekiminin azalmasına bağlı olarak en düşük basınca sahip merkez olarak belirlenir.
Atmosfer basıncını etkileyen faktörler arasında yükselti, basıncı en hızlı ve en belirgin şekilde düşüren etkendir. Bu nedenle, yüksek yerlerdeki basınç, deniz seviyesindeki alçak basınç kuşağından bile daha düşüktür.
2
Kutup noktasındaki (IV. Merkez) basınç koşullarının çözümlenmesi
IV. Merkez'in hem çok soğuk olması (termik yüksek basınç) hem de yer çekiminin en fazla olduğu kutup noktasında bulunması nedeniyle en yüksek basınca sahip olduğu saptanır.
Sıcaklığın aşırı düşük olması havanın büzüşüp ağırlaşmasına, yer çekimi ise gazların yeryüzüne daha fazla çekilmesine sebep olarak basıncı maksimum düzeye çıkarır.
3
Deniz seviyesindeki diğer iki merkezin (I. ve II. Merkezler) karşılaştırılması
II. Merkez dinamik yüksek basınç (DYB) alanında yer aldığından basıncı yüksektir. I. Merkez ise termik alçak basınç (TAB) alanında bulunduğundan basıncı düşüktür. Dolayısıyla II. Merkez'deki basınç I. Merkez'den daha fazladır.
Dünya'nın günlük hareketine bağlı olarak 3030^\circ enlemlerinde alçalan hava kütleleri sıkışarak yüksek basınç oluştururken, Ekvator'da ısınan hava yükselerek alçak basınç oluşturur.
4
Tüm merkezlerin büyükten küçüğe doğru sıralanması
Sıralama IV. Merkez > II. Merkez > I. Merkez > III. Merkez şeklinde gerçekleşir.
Kutup termik yüksek basıncı (IV) > 3030^\circ enlemi dinamik yüksek basıncı (II) > Ekvator termik alçak basıncı (I) > 2000 m2000\text{ m} yükseltideki alan (III).

Anahtar Kavram

Atmosfer basıncının dağılışında yükselti, enlem (yer çekimi), sıcaklık ve Dünya'nın günlük hareketinin (dinamik etkenler) birleşik etkisi.
Soru 2014Soru

Bir sanat tarihçisi, tarihi bir binayı incelerken onun piyasa değerini, yapımında çalışan işçilerin kim olduğunu ve binanın mevcut kullanım amacını bir kenara bırakarak yalnızca onun mimari formunun taşıdığı saf anlama odaklanır. Sanat tarihçisinin yaptığı bu zihinsel işlem, nesneye dair günlük ve pratik bilgileri geçici olarak devre dışı bırakarak nesnenin özünü kavramaya çalışmaktır. Bu parçada tasvir edilen zihinsel tavır, Husserl'in fenomenolojik yöntemindeki aşağıdaki kavramlardan hangisine örnek oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paranteze alma (Epoché)

Cevap

Paranteze alma (Epoché)
Doğru seçenek, bilincin nesnenin özüne ulaşabilmek için ona dair her türlü ön kabulleri, pratik ve rastlantısal bilgileri geçici olarak devre dışı bırakmasını ifade eden 'paranteze alma (epoché)' kavramıdır. Parçada da sanat tarihçisinin binaya dair pratik ve maddi unsurları bir kenara bırakarak saf biçime odaklanması bu yöntemin açık bir uygulamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki sanat tarihçisinin tavrını analiz etmek.
Sanat tarihçisi, nesneye (binaya) dair pratik, ekonomik ve gündelik bilgileri bilinçli bir şekilde devre dışı bırakmaktadır.
Soruda tasvir edilen zihinsel eylemin hangi felsefi kavrama karşılık geldiğini bulmak için önce bu eylemin niteliğini belirlemek gerekir.
2
Elde edilen zihinsel tavrı fenomenolojik kavramlarla eşleştirmek.
Zihnin nesneye dair tüm ön kabulleri, pratik faydaları ve rastlantısal bilgileri geçici olarak askıya alıp dışarıda bırakması işlemi Husserl'in fenomenolojisinde 'paranteze alma' (epoché) olarak tanımlanır.
Ön yargıların ve genelgeçer kabullerin devre dışı bırakılması sürecini doğru adlandırmak için felsefe tarihindeki kavramsal karşılığı tespit edilmelidir.

Anahtar Kavram

Paranteze alma (Epoché) yöntemi ile nesnelerin özüne ulaşma.
Soru 2015Soru

Bir düşünür günlük yazısında şu ifadelere yer vermiştir: "Uzun yıllar boyunca gökyüzünü, doğayı ve insan ilişkilerini gözlemleyerek bunlara dair çeşitli açıklamalar ürettim. Ancak bir süre sonra, elde ettiğim bu bilgilerin doğruluğunu hangi ölçütlere göre belirlediğimi ve zihnimin bilme sürecinde nasıl bir rol oynadığını sorgulamaya başladım. Kendi zihnimi, yine kendi zihnimin bir inceleme nesnesi hâline getirdim."

Bu parçada sözü edilen düşünürün tavrı, felsefi düşüncenin aşağıdaki ayırt edici özelliklerinden hangisiyle doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşüncenin kendi üzerine yönelmesi (refleksiflik)

Cevap

Düşüncenin kendi üzerine yönelmesi (refleksiflik)
Düşüncenin kendi üzerine yönelmesi (refleksiflik) seçeneği doğrudur çünkü parçada anlatılan düşünür, dış dünyaya yönelik gözlemlerinden sıyrılarak kendi zihinsel süreçlerini ve bilme mekanizmalarını inceleme konusu yapmıştır. Bu durum, felsefedeki refleksif zihin yöneliminin tam karşılığıdir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki anahtar ifadeleri analiz etme.
Düşünürün "kendi zihnini, yine kendi zihnimin bir inceleme nesnesi hâline getirdim" ve "zihnimin bilme sürecinde nasıl bir rol oynadığını sorgulamaya başladım" ifadeleri tespit edilir.
Düşünürün zihinsel faaliyetinin yöneldiği hedefi belirlemek.
2
Tespit edilen yönelimi felsefi düşüncenin ayırt edici özellikleri ile eşleştirme.
Zihnin kendi ürettiği düşünce, bilgi ve süreçler üzerine tekrar dönüp düşünmesi felsefede "refleksiflik" (kendi üzerine yönelme) kavramıyla tanımlanır.
Parçadaki düşünsel eylemin felsefi literatürdeki kavramsal karşılığını bulmak.

Anahtar Kavram

Felsefi düşüncenin refleksif (kendi üzerine yönelen) olma özelliği
Soru 2016Soru
Doğal sayılar kümesi N\mathbb{N}, tam sayılar kümesi Z\mathbb{Z} ve rasyonel sayılar kümesi Q\mathbb{Q} ile gösterilmektedir.
A={x53:x bir rakam}A = \left\{ \frac{x - 5}{3} : x \text{ bir rakam} \right\}
kümesi tanımlanıyor.
Buna göre, AA kümesinin elemanlarından kaç tanesi QZ\mathbb{Q} \setminus \mathbb{Z} kümesinin bir elemanıdır?
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 7

Cevap

A kümesinin elemanlarından rasyonel sayı olup tam sayı olmayanların sayısı 7'dir.
Rakamlar kümesi olan {0,1,2,3,4,5,6,7,8,9}\{0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9\} elemanları xx yerine yazıldığında AA kümesi 1010 elemanlı bir küme olur. Bu kümenin elemanlarından tam sayı olan {1,0,1}\{-1, 0, 1\} kümesi çıkarıldığında geriye kalan 77 elemanın tamamı rasyonel olup tam sayı değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Rakamlar kümesini belirlemek.
Rakamlar kümesi {0,1,2,3,4,5,6,7,8,9}\{0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9\} elemanlarından oluşur.
Kümedeki değişkenin alabileceği değerleri doğru tespit etmek için.
2
A kümesinin tüm elemanlarını hesaplamak.
A={53,43,1,23,13,0,13,23,1,43}A = \left\{ -\frac{5}{3}, -\frac{4}{3}, -1, -\frac{2}{3}, -\frac{1}{3}, 0, \frac{1}{3}, \frac{2}{3}, 1, \frac{4}{3} \right\} kümesi elde edilir.
Her bir xx rakamı için fonksiyonun ürettiği değerleri görmek için.
3
Rasyonel olup tam sayı olmayan elemanları saptamak.
1,0-1, 0 ve 11 tam sayıları elendiğinde geriye kalan 77 adet kesirli sayı QZ\mathbb{Q} \setminus \mathbb{Z} kümesine aittir.
Fark kümesinin tanımına uyan elemanları saymak için.

Anahtar Kavram

Sayı Kümeleri ve Fark İşlemi
Soru 2017Soru

Aristoteles'e göre, insan yaşamındaki tüm eylemler bir 'iyi'yi gerçekleştirmeyi amaçlar. Bu iyilerin en üstünü ve nihai olanı ise insanın kendini gerçekleştirmesi, yani 'mutluluk'tur (eudaimonia). Diğer tüm amaçlar, bizi bu en yüksek iyiye ulaştıran araçlardan ibarettir.

Buna göre Aristoteles, ahlaki eylemin nihai amacını aşağıdakilerden hangisiyle tanımlamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutluluğa ulaşmak ve en yüksek iyiyi gerçekleştirmek

Cevap

Mutluluğa ulaşmak ve en yüksek iyiyi gerçekleştirmek
Aristoteles'e göre eylemlerimizin nihai amacı en yüksek iyi olan mutluluğa (eudaimonia) ulaşmaktır. Parçada da doğrudan eylemlerin nihai amacının mutluluk olduğu belirtilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ana fikri ve Aristoteles'in eylem amacı olarak belirttiği kavramı belirleme.
Aristoteles'in ahlaki eylemin nihai hedefi olarak 'mutluluk' (eudaimonia) kavramını işaret ettiği görülür.
Filozofun ahlak felsefesindeki temel iddiasını tespit etmek için.
2
Seçenekleri inceleyerek parçada tanımlanan 'mutluluk ve en yüksek iyi' vurgusuyla eşleşen seçeneği bulma.
Doğru seçeneğin mutluluğa ulaşma hedefini doğrudan içerdiği tespit edilir.
Soruda istenen tanımı seçenekler arasından doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Aristoteles'in eudaimonist (mutlulukçu) ahlak anlayışı ve ahlaki eylemin amacı olarak mutluluk.
Soru 2018Soru

Bilim ve felsefe, varlığı ele alırken farklı yöntem ve ilkeler benimser. Buna göre, sol sütunda verilen bilim ve felsefenin varlığa yaklaşım yöntemlerini, sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Parçalara ayırma
Bütüncül yaklaşım
Olgusallık
Sorgulayıcılık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Parçalara ayırma kavramı, bilimin varlığı fiziksel, kimyasal veya biyolojik alanlara bölerek analiz etmesiyle; bütüncül yaklaşım kavramı, felsefenin varlığı parçalamadan tümel olarak ele almasıyla; olgusallık ilkesi, bilimin dış dünyada gözlemlenebilir somut süreçleri incelemesiyle; sorgulayıcıl��k tavrı ise felsefenin varlığın özünü refleksif biçimde irdelemesiyle eşleşir.
Varlığı parçalara ayırarak inceleme bilime, bütüncül olarak ele alma felsefeye, olgusal süreçlerle sınırlı olma bilime, varlığın özünü ve ilk nedenlerini sorgulama ise felsefeye ait ayırt edici yöntemlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçalara ayırma kavramının tanımını belirleme
Bu kavram, bilimin varlığı bölümlere (fizik, kimya vb.) ayırarak incelemesini ifade eden açıklama ile eşleşir.
Bilim, varlığı bir bütün olarak değil, parçalara ayırarak ve kendi sınırlarını çizerek ele alır.
2
Bütüncül yaklaşım kavramının tanımını belirleme
Bu kavram, felsefenin varlığı parçalamadan tümel bir bakış açısıyla akılsal zeminde ele almasını ifade eden açıklama ile eşleşir.
Felsefe, bilimin aksine varlığın tamamını kuşatan bir bakış açısına (tümelliğe) sahiptir.
3
Olgusallık kavramının tanımını belirleme
Bu kavram, bilimin dış dünyada gözlemlenebilir, deneysel süreçlerle sınırlı olmasını belirten açıklama ile eşleşir.
Bilim yalnızca olgusal olanı, yani deneye ve gözleme konu olabilen gerçekliği inceler.
4
Sorgulayıcılık kavramının tanımını belirleme
Bu kavram, felsefenin varlığın tözünü ve ilk nedenlerini refleksif düşünme ile sorgulamasını ifade eden açıklama ile eşleşir.
Felsefe, varlığı dogmatik bir şekilde kabul etmek yerine şüpheci ve sorgulayıcı bir yaklaşımla temellendirir.

Anahtar Kavram

Bilim ve felsefenin varlığı ele alış yöntemleri ve aralarındaki farklar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2019Soru

İnsanın eylemlerinin merkezinde kendi benliği ve çıkarları yer alır. Thomas Hobbes'a göre insan doğası gereği bencil bir varlıktır ve her eyleminde kendi varlığını korumayı ve kişisel menfaatlerini gerçekleştirmeyi amaçlar. Her bireyin yalnızca kendi çıkarını kılavuz edindiği bir düzende, herkes için bağlayıcı ve ortak bir iyi veya kötü değerinden bahsedilmesi mümkün değildir.

Buna göre, parçada savunulan ve evrensel bir ahlak yasasının varlığını reddeden felsefi görüş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egoizm (Bencillik)

Cevap

Egoizm (Bencillik)
Parçada insanın doğası gereği bencil olduğu ve kendi menfaatleri peşinde koştuğu, bu durumun da herkes için geçerli ortak (evrensel) bir ahlak yasası oluşturulmasını engellediği ifade edilmektedir. Bu görüş, Hobbes'un da temsilcisi olduğu ve evrensel ahlak yasasını reddeden 'Egoizm' akımına karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi argümanı analiz etmek.
Parçada bireyin doğası gereği bencil olduğu, her eyleminde kendi çıkarını gözettiği ve bu nedenle ortak bir ahlak yasasının kurulamayacağı savunulmaktadır.
Sorunun hangi ahlaki yaklaşıma atıfta bulunduğunu belirlemek.
2
Seçeneklerde verilen akımların evrensel ahlak yasasına yaklaşımlarını değerlendirmek.
Bireysel çıkarı (bencilliği) ahlaki eylemin temeline koyarak evrensel yasayı reddeden akım egoizmdir. Diğer akımlardan faydacılık, ödev ahlakı ve sezgicilik evrensel yasayı kabul eder; hiççilik ise ahlaki değerleri doğrudan reddeder.
Doğru seçeneği belirlemek ve çeldiricileri elemek.

Anahtar Kavram

Bireysel çıkarı temel alarak evrensel ahlak yasasını reddeden Egoizm akımı.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2020Soru

Mustafa Kemal Atatürk, yeni kurulan Türk devletinin dış politika anlayışını şu sözlerle ifade etmiştir:

'Bizim dış politikamızda amaç, barış ve dostluk içinde yaşamaktır. Kendi sınırlarımız içinde huzur ve güvenliğimizi korurken uluslararası alanda da barışın ve iş birliğinin hakim kılınması için üzerimize düşen görevleri yapmaya hazırız.'

Atatürk'ün bu ifadesi doğrultusunda, Atatürkçü düşünce sisteminin 'yurtta barış, dünyada barış' temel esası kapsamında Türkiye Cumhuriyeti'nin gerçekleştirdiği aşağıdaki faaliyetlerden hangisi doğrudan bu dış politika anlayışının bir gereği olarak g��sterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'na üye olunarak bölgesel barış ve güvenlik iş birliklerinin kurulması

Cevap

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'na üye olunarak bölgesel barış ve güvenlik iş birliklerinin kurulması seçeneği doğrudur.
Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'na üye olmak, sınır güvenliğini korurken komşu devletlerle barışçı ilişkiler tesis etmeyi hedefler. Bu durum Atatürkçü düşünce sisteminin dış politikaya yön veren 'yurtta barış, dünyada barış' esasıyla doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürkçü düşünce sisteminin temel esaslarından olan 'yurtta barış, dünyada barış' ilkesinin kapsamını analiz edin.
Bu ilke, hem yurt içinde huzurun sağlanmasını hem de uluslararası ilişkilerde barışçı, iş birliğine dayalı ve güvenlik odaklı adımların atılmasını temel alır.
Soruda istenen dış politika veya uluslararası faaliyetin bu ilkeyle doğrudan bağdaşması gerekmektedir.
2
Seçeneklerde verilen inkılapları ve dış politika gelişmelerini değerlendirin.
Balkan Antantı ve Sadabat Paktı üyeliği doğrudan bölgesel barışı koruma amaçlı dış ittifaklardır. Diğer seçenekler ise iç politikada bağımsızlık, laiklik ve toplumsal adalet ile ilgilidir.
Uluslararası alanda barış ve güvenliğe katkı sağlayan ittifaklar kurmak 'dünyada barış' esasına hizmet eder.
3
Doğru seçeneği belirleyin.
Bölgesel güvenliği ve barışı tesis eden Balkan Antantı ve Sadabat Paktı üyeliği doğru cevaptır.
Bu adımlar dış politikada barışçıl ve insaniyetçi yaklaşımın en net uygulamalarıdır.

Anahtar Kavram

Atatürkçü Düşünce Sisteminin Dış Politikaya Yansıyan Temel Esasları
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 101 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin