Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 1981Soru

Bir kafede bulunan özdeş iki soğuk ��ay makinesinin depolarındaki içecek miktarları ve bu içeceklerin doldurulduğu bardaklar ile ilgili bilgiler aşağıda verilmiştir:

* Birinci makinenin deposunda bulunan soğuk çayın tamamı, her biri xx mL\text{mL} içecek alan özdeş küçük boy bardaklardan 2424 tanesini tamamen doldurmaktadır.
* İkinci makinenin deposunda bulunan soğuk çayın tamamı, her biri küçük boy bardaktan 6060 mL\text{mL} daha fazla içecek alan özdeş büyük boy bardaklardan 1818 tanesini tamamen doldurmaktadır.

İkinci makinenin deposunda bulunan soğuk çay miktarı, birinci makinedekinden 180180 mL\text{mL} fazladır.

Buna göre, küçük boy bardaklardan birinin hacmi kaç mL\text{mL}'dir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 150

Cevap

Küçük boy bardaklardan birinin hacmi 150150 mL\text{mL}'dir.
Birinci makinedeki soğuk çay hacmi 24x24x iken ikinci makinedeki hacim 18(x+60)=18x+108018(x + 60) = 18x + 1080 olur. İkinci makinedeki hacim ilkinden 180180 mL\text{mL} fazla olduğundan 18x+108024x=18018x + 1080 - 24x = 180 denklemi kurulur. Buradan 6x=9006x = 900 ve x=150x = 150 mL\text{mL} elde edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci makinenin deposundaki toplam içecek miktarını küçük bardak hacmi olan xx türünden ifade etme.
24x24x mL\text{mL}
Birinci makine 2424 tane küçük bardağı tam doldurmaktadır.
2
Büyük bardağın hacmini belirleme ve ikinci makinenin deposundaki toplam içecek miktarını ifade etme.
18(x+60)=18x+108018(x + 60) = 18x + 1080 mL\text{mL}
Büyük bardağın hacmi küçük bardağın hacminden 6060 mL\text{mL} fazladır ve ikinci makine bu bardaklardan 1818 tanesini doldurmaktadır.
3
Makinelerdeki içecek miktarları arasındaki farkı kullanarak denklemi kurma ve çözme.
18x+1080=24x+1806x=900x=15018x + 1080 = 24x + 180 \Rightarrow 6x = 900 \Rightarrow x = 150 mL\text{mL}
İkinci makinedeki soğuk çay miktarı birinci makinedekinden 180180 mL\text{mL} fazladır.

Anahtar Kavram

Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemler yardımıyla problem çözme ve modelleme.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1982Soru

Bir elektrikli bisikletin bataryası tam dolu iken sabit hızla kullanıldığında bataryanın tüketim hızı ile ilgili aşağıdakiler bilinmektedir:

- Bisiklet düz yolda sürüld��ğünde batarya dakikada sabit bir miktarda güç tüketmektedir.
- Bisiklet yokuş yukarı sürüldüğünde ise dakikada düz yoldakinin 33 katından 22 birim daha fazla güç tüketmektedir.

Bu bisikletle tamamen dolu bir bataryayla yola çıkan bir sürücü, 4040 dakika düz yolda ve ardından 1515 dakika yokuş yukarı sürüş yaptığında bataryanın tamamı tükenmektedir. Eğer sürücü tamamen dolu bataryayla sadece yokuş yukarı sürüş yapsaydı, batarya 2525 dakikada tükenecekti.

Buna göre, yokuş yukarı sürüş yapıldığında bataryanın dakikadaki güç tüketimi kaç birimdir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 8

Cevap

Yokuş yukarı sürüş yapıldığında bataryanın dakikadaki güç tüketimi 8 birimdir.
İki farklı sürüş durumundaki toplam batarya tüketimleri birbirine eşitlenerek birinci dereceden bir bilinmeyenli denklem elde edilir. Bu denklem çözüldüğünde düz yoldaki dakikalık tüketim 22 birim bulunur. Yokuş yukarı dakikalık tüketim ise 3×2+2=83 \times 2 + 2 = 8 birim olarak hesaplanır.

Adım Adım Çözüm

1
Düz yoldaki ve yokuş yukarıdaki dakikalık tüketim miktarlarını değişken cinsinden belirlemek
Düz yoldaki dakikalık tüketim xx ise yokuş yukarıdaki dakikalık tüketim 3x+23x + 2 olur.
Yokuş yukarı tüketimin düz yoldakinin 3 katından 2 fazla olduğu belirtilmiştir.
2
İki farklı senaryodaki batarya tüketimlerini birbirine eşitleyen denklemi kurmak
40x+15(3x+2)=25(3x+2)40x + 15(3x + 2) = 25(3x + 2) denklemi elde edilir.
Her iki durumda da tamamen dolu bataryanın tamamı tüketildiği için toplam güç tüketimleri eşittir.
3
Elde edilen birinci dereceden denklemi çözerek xx değerini bulmak
40x+45x+30=75x+50    85x+30=75x+50    10x=20    x=240x + 45x + 30 = 75x + 50 \implies 85x + 30 = 75x + 50 \implies 10x = 20 \implies x = 2 bulunur.
Bilinmeyenleri bir tarafa, sabit sayıları diğer tarafa toplayarak xx yalnız bırakılır.
4
Yokuş yukarı tüketim miktarını hesaplamak
3(2)+2=83(2) + 2 = 8 birim/dakika
Soru yokuş yukarı tüketimi sormaktadır ve bu miktar 3x+23x + 2 olarak tanımlanmıştır.

Anahtar Kavram

Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemlerin kurulması ve çözülmesi
Soru 1983Soru

Felsefe dersinde öğretmen, öğrencilerine felsefi düşüncenin gelişimini anlatırken şu örneği verir: 'Bilim insanları bir önceki neslin buluşlarının üzerine yeni bilgiler ekleyerek ilerler ve eski teorileri geride bırakabilirler. Filozoflar ise ilk çağlardan beri aynı temel soruları sormaya devam ederler; fakat her filozof bu sorulara kendi bakış açısıyla yeni bir yanıt ekler. Böylece felsefe, doğrusal bir şekilde ilerlemek yerine, geçmişten günümüze görüşlerin birikmesiyle zenginleşir.' Öğretmenin bu açıklaması, felsefi düşüncenin aşağıdaki özelliklerinden hangisini doğrudan vurgulamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kümülatif (yığılımlı) olma

Cevap

Kümülatif (yığılımlı) olma
Öğretmenin verdiği örnekte felsefenin doğrusal bir şekilde ilerlemediği, aksine görüşlerin üst üste yığılarak biriktiği belirtilmektedir. Bu durum felsefi düşüncenin 'kümülatif (yığılımlı) olma' özelliğini doğrudan ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen felsefenin 'görüşlerin birikmesiyle zenginleştiği' ve 'doğrusal ilerlemediği' vurgusunu analiz etmek.
Felsefenin bilim gibi üst üste yeni kesin doğrular ekleyerek ilerleyen değil, aynı sorular etrafında farklı görüşlerin yığılmasıyla genişleyen bir yapıda olduğu anlaşılır.
Paragraftaki ana fikri tespit etmek için bu analiz gereklidir.

Anahtar Kavram

Felsefi düşüncenin kümülatif (yığılımlı) olma özelliği
Soru 1984Soru

Türkiye'de sıcaklık ve yükselti ilişkisini analiz eden bir araştırmacı, Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan K ve L merkezlerine ait şu verileri tespit etmiştir:

* K merkezinin yükseltisi 1600 m1600\text{ m} olup, Ocak ayı ortalama gerçek sıcaklığı 4 C-4\text{ }^\circ\text{C}'dir.
* L merkezinin Ocak ayı ortalama gerçek sıcaklığı 5 C5\text{ }^\circ\text{C}'dir.
* Enlem ve denizellik gibi faktörlerin etkisiyle L merkezinin deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı, K merkezinin indirgenmiş sıcaklığından 3 C3\text{ }^\circ\text{C} daha fazladır.

Buna göre, araştırmacının incelediği L merkezinin yükseltisi kaç metredir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 400

Cevap

L merkezinin yükseltisi 400 metredir.
L merkezinin yükseltisi, gerçek sıcaklığı ile indirgenmiş sıcaklığı arasındaki fark kullanılarak hesaplanır. K merkezinin gerçek sıcaklığı -4 °C ve yükseltisi 1600 m olduğundan indirgenmiş sıcaklığı -4 + (1600 / 200) = 4 °C olur. L merkezinin indirgenmiş sıcaklığı K'den 3 °C fazla olduğundan 4 + 3 = 7 °C'dir. L'nin gerçek sıcaklığı 5 °C olduğuna göre, indirgenmiş sıcaklığı ile arasındaki fark 7 - 5 = 2 °C'dir. Bu fark yükseltiden kaynaklandığı için L'nin yükseltisi 2 * 200 = 400 metredir.

Adım Adım Çözüm

1
K merkezinin indirgenmiş sıcaklığının hesaplanması
K merkezinin indirgenmiş sıcaklığı 4 °C olarak bulunur.
L merkezinin indirgenmiş sıcaklığına ulaşmak için referans noktası olan K merkezinin indirgenmiş sıcaklık değerini bulmamız gerekir.
2
L merkezinin indirgenmiş sıcaklığının hesaplanması
L merkezinin indirgenmiş sıcaklığı 7 °C olarak bulunur.
Soruda verilen bilgiye göre L merkezinin indirgenmiş sıcaklığı, K merkezinin indirgenmiş sıcaklığından 3 °C daha fazladır.
3
L merkezinin yükseltisinin hesaplanması
L merkezinin yükseltisi 400 m olarak bulunur.
L merkezinin indirgenmiş sıcaklığı (7 °C) ile gerçek sıcaklığı (5 °C) arasındaki 2 °C'lik fark yükseltiden kaynaklanmaktadır. Sıcaklık her 200 metrede 1 °C değiştiği için yükselti 2 * 200 = 400 metredir.

Anahtar Kavram

Gerçek ve indirgenmiş sıcaklık arasındaki farkın yükselti ile olan ilişkisi
Soru 1985Soru

Millî Mücadele Hazırlık Dönemi’nde gerçekleştirilen Erzurum ve Sivas Kongreleri, hem dışarıya karşı verilecek bağımsızlık mücadelesinin sınırlarını çizmiş hem de gelecekteki devlet düzeninin yönetim esaslarına dair önemli ipuçları vermiştir. Bu süreçte kongre kararlarında millî bağımsızlık (ulusun dış baskılardan uzak hür yaşaması) ile millî egemenlik (yönetim gücünün millete ait olması) ilkeleri arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılmıştır.

Buna göre, kongrelerde alınan aşağıdaki kararlardan hangisi, karşısında verilen tarihsel veya hukuki nitelendirmeyle uyuşmamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batı Cephesi Umum Kuvayı Milliye Komutanlığına Ali Fuat Paşa'nın atanması - Temsil Heyeti'nin bir parlamento gibi hareket ederek yasama yetkisini kullanması

Cevap

Batı Cephesi Umum Kuvayı Milliye Komutanlığına Ali Fuat Paşa'nın atanması - Temsil Heyeti'nin bir parlamento gibi hareket ederek yasama yetkisini kullanması
Batı Cephesi Umum Kuvayı Milliye Komutanlığına Ali Fuat Paşa'nın atanması kararı, Temsil Heyeti'nin bir yürütme organı (hükümet) gibi hareket ettiğini gösterir. Yasama yetkisi kanun yapma gücünü ifade ederken, atama işlemi yürütme yetkisini ifade etmektedir. Dolayısıyla bu nitelendirme yanlış eşleştirilmiştir ve doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Erzurum ve Sivas kongrelerinde alınan kararlar ile yanlarındaki nitelendirmelerin kavramsal doğruluğu test edilir.
Manda ve himayenin reddedilmesi bağımsızlıkla; Mebusan Meclisinin toplanması talebi millet iradesiyle; millî iradenin hâkim kılınması millî egemenlikle; vatanın bölünmezliği ise ulusal sınırlar kavramıyla doğru eşleşmiştir.
Soruda verilen 'uyuşmamaktadır' ifadesi doğrultusunda kavramsal veya hukuki çelişki içeren seçeneğin tespit edilmesi gerekir.
2
Temsil Heyeti'nin Ali Fuat Paşa'yı Batı Cephesi Komutanlığına atama kararının niteliği incelenir.
Atama yapmak (tayin işlemleri) bir yürütme (hükümet) fonksiyonudur. Yasama ise meclisin kanun çıkarma yetkisidir.
Temsil Heyeti bu atamayla adeta bir hükümet gibi çalışarak yürütme gücünü kullanmıştır. Seçenekte belirtilen yasama yetkisinin kullanılması ifadesi hukuki ve tarihsel açıdan yanlıştır.

Anahtar Kavram

Temsil Heyeti'nin yürütme gücünü kullanması ve kongre kararlarındaki millî egemenlik ile millî bağımsızlık kavramlarının analizi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1986Soru

Bir terzinin diktiği elbise, hem dışarıdan temin edilen kumaşa hem de bu kumaşı biçimlendirecek dikim kalıplarına bağlıdır. Kumaş (malzeme) olmaksızın sadece kalıplarla bir elbise ortaya konamaz; aynı şekilde, herhangi bir dikim kalıbı olmaksızın rastgele bir araya getirilen kumaş parçalarından da giyilebilir, bütünlüklü bir kıyafet elde edilemez.

Bu benzetmeden yola çıkılarak Immanuel Kant'ın kritisizm felsefesine dair aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgi, duyu organları aracılığıyla gelen ham verilerin, zihnin doğuştan getirdiği kategorilerle şekillendirilmesi sonucu oluşur.

Cevap

Bilgi, duyu organları aracılığıyla gelen ham verilerin, zihnin doğuştan getirdiği kategorilerle şekillendirilmesi sonucu oluşur.
Kritisizme göre bilgi, deneye dayalı verilerin akıl ilkeleriyle işlenmesiyle ortaya çıkar. Paragraftaki benzetmede kumaş duyusal verileri, kalıp ise aklın kategorilerini temsil etmektedir. İkisinin bir araya gelmesiyle elbiseye benzeyen bilgi inşa edilmiş olur.

Adım Adım Çözüm

1
Benzetmedeki unsurları eşleştirmek.
Kumaş, dış dünyadan duyu organları ile alınan malzemeyi (deney); dikim kalıpları ise zihnin bu malzemeyi işlediği apriori formları (akıl) temsil eder.
Paragraftaki analojinin felsefi karşılığını kurmak için.
2
İki unsurun bilgi üretimindeki zorunluluğunu değerlendirmek.
Ne tek başına deney (kumaş) ne de tek başına akıl (kalıp) bilgi (elbise) oluşturmaya yeterlidir. Bilgi, her iki kaynağın bir araya gelmesiyle mümkündür.
Kritisizmin sentezci yapısını anlamak için.
3
Seçeneklerde bu sentezi doğru ifade eden yargıyı aramak.
Duyusal ham verilerin doğuştan gelen kategorilerle şekillendirildiğini belirten yargı, kritisizmin temel ilkesiyle örtüşür.
Doğru sonuca ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Kritisizmde bilginin oluşumunda deney (aposteriori) ve aklın (apriori) sentezi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1987Soru

Fizik laboratuvarında yapılan bir deneyde öğrenciler; bir cismin kütlesini, sıcaklığını, uzunluğunu, üzerine etki eden kuvveti ve hareket süresini ölçerek kaydetmişlerdir.

Bu deneyde ölçülen büyüklüklerden hangisi türetilmiş bir büyüklüktür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuvvet

Cevap

Kuvvet
Kuvvet, başka büyüklüklerin (kütle, uzunluk ve zaman) matematiksel ilişkileriyle elde edilen türetilmiş bir büyüklüktür. Formülü F=maF = m \cdot a şeklindedir ve birimi Newton (N=kgm/s2N = \text{kg} \cdot \text{m/s}^2) olup türetilmiş büyüklük sınıfındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Temel büyüklüklerin hatırlanması
Fizikte yedi adet temel büyüklük vardır: Kütle, Işık şiddeti, Sıcaklık, Akım şiddeti, Madde miktarı, Uzunluk, Zaman (KISA MUZ olarak kodlanır).
Ölçülen büyüklüklerin temel mi yoksa türetilmiş mi olduğunu belirlemek için temel büyüklükler listesiyle karşılaştırma yapılması gerekir.
2
Soruda verilen büyüklüklerin sınıflandırılması
Kütle, sıcaklık, uzunluk ve zaman (hareket süresi) temel büyüklüklerdir. Kuvvet ise bu yedi temel büyüklük arasında yer almaz; kütle, uzunluk ve zaman kullanılarak türetilmiştir (F=maF = m \cdot a formülüyle ifade edilir).
Temel büyüklükler dışındaki tüm fiziksel büyüklüklerin türetilmiş büyüklük sınıfına girdiğini saptamak gerekir.

Anahtar Kavram

Temel ve türetilmiş büyüklüklerin sınıflandırılması
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1988Soru

Günlük yaşamda veya bilimsel çalışmalarda karşılaşılan bazı teknolojik uygulamalar ve yöntemler ile bunların temelinde yer alan fiziğin alt dalları aşağıda verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki uygulamaları sağ sütundaki en ilişkili fiziğin alt dalı ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Arkeolojik kazılarda çıkarılan organik kalıntıların yaşını belirlemek amacıyla uygulanan Karbon-14 tarihlendirme yöntemi
Güneş'teki enerji üretim mekanizmasını yeryüzünde gerçekleştirmeyi amaçlayan yapay güneş (tokamak) reaktörlerindeki yüksek sıcaklıklı iyonize gaz ortamı
Isı kayıplarını azaltmak amacıyla binaların dış cephelerinde kullanılan mantolama malzemelerinin ısıl iletim katsayılarının belirlenmesi
Akıllı telefon ekranlarında kullanılan esnek organik ışık yayan diyotların (OLED) elektriksel ve kristal yapı özelliklerinin geliştirilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Arkeolojik kalıntıların yaşını belirleme yöntemi Nükleer Fizik ile; yapay güneş reaktörlerindeki plazma ortamı Yüksek Enerji ve Plazma Fiziği ile; mantolama malzemelerinin ısıl iletim özellikleri Termodinamik ile; esnek OLED ekran teknolojisi ise Katıhal Fiziği ile eşleşmektedir.
Verilen uygulamalar incelendiğinde; radyoaktif bozunmaya dayalı Karbon-14 yöntemi çekirdeği inceleyen nükleer fizik ile, yapay güneş reaktörlerindeki iyonize gaz ortamı yüksek enerji ve plazma fiziği ile, ısı yalıtımına yönelik mantolama malzemelerinin özellikleri termodinamik ile ve kristal yapı yapılı yarı iletken teknolojisi olan esnek OLED ekranlar katıhal fiziği ile eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Karbon-14 yönteminin temel aldığı fiziksel süreci belirlemek.
Karbon-14 yöntemi çekirdekteki radyoaktif bozunmaya dayanır. Çekirdek yapısını ve buradaki tepkimeleri nükleer fizik incelemektedir. Bu nedenle birinci ifade Nükleer Fizik ile eşleşir.
Çekirdek düzeyindeki fiziksel olaylar nükleer fiziğin alanıdır.
2
Tokamak reaktörlerindeki iyonize gaz ortamının fiziksel durumunu belirlemek.
Tokamak reaktörlerindeki yüksek sıcaklıklı iyonize gaz, plazma durumundadır. Plazma fiziği ve yüksek enerji fiziği bu durumları inceler. Dolayısıyla ikinci ifade Yüksek Enerji ve Plazma Fiziği ile eşleşir.
Maddenin plazma hali ve yüksek enerjili sistemler bu alt dalın konusudur.
3
Mantolama malzemelerinin ısı yalıtımı özelliklerinin hangi fizik alt dalına ait olduğunu belirlemek.
Isı iletimi, sıcaklık farkı ve ısı yalıtımı termodinamiğin konusudur. Dolayısıyla üçüncü ifade Termodinamik ile eşleşir.
Isı enerjisi ve ısı transferi süreçleri termodinamik tarafından incelenir.
4
Esnek OLED ekranlardaki kristal yapıların ve yarı iletkenlerin incelenmesini hangi fizik alt dalının üstlendiğini belirlemek.
Katı maddelerin, özellikle kristal örgüye sahip yarı iletkenlerin fiziksel özellikleri katıhal fiziği tarafından incelenir. Dolayısıyla dördüncü ifade Katıhal Fiziği ile eşleşir.
Yarı iletkenler ve kristal yapılar katıhal fiziğinin en temel çalışma alanlarıdır.

Anahtar Kavram

Fiziğin alt dallarının çalışma alanları ve günlük hayattaki/teknolojideki uygulamaları
Soru 1989Soru

Dilbilimsel görelilik hipotezi, konuştuğumuz dilin dünyayı algılama ve sınıflandırma biçimimizi şekillendirdiğini savunur. Bu alanda yapılan klasik çalışmalardan biri, dillerindeki renk kategorilerinin çeşitliliği farklı olan toplulukların renkleri ayırt etme hızlarını incelemiştir. Örneğin, mavi ve yeşil renkleri tek bir sözcükle (grue) karşılayan bir kültürün mensupları ile bu iki rengi ayrı sözcüklerle tanımlayan kültürlerin üyeleri laboratuvar ortamında test edilmiştir. Araştırma sonucunda, dilinde mavi ve yeşil için ayrı kavramlar barındıran bireylerin, bu iki rengin sınır tonlarını çok daha hızlı ve hatasız ayırt ettiği gözlemlenmiştir. Bu durum, dilsel kodlamanın sadece iletişimsel bir araç olmadığını, aynı zamanda görsel girdilerin beyinde işlenme sürecine doğrudan müdahale ettiğini göstermektedir.

Bu parçadan hareketle dilbilimsel görelilik ve yapılan araştırma ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mavi ve yeşil renkleri tek bir kavramla karşılayan kültürlerdeki bireylerin, bu iki rengi fizyolojik olarak birbirinin tamamen aynısı şeklinde gördüğüne

Cevap

Mavi ve yeşil renkleri tek bir kavramla karşılayan kültürlerdeki bireylerin, bu iki rengi fizyolojik olarak birbirinin tamamen aynısı şeklinde gördüğüne
Metinde mavi ve yeşil renkleri tek bir sözcükle karşılayan kültürlerin, bu iki rengin sınır tonlarını ayırt etmede diğer gruplara göre daha yavaş olduğu ve daha çok hata yaptığı belirtilmiştir. Ancak bu durum, onların renkleri fizyolojik olarak tamamen aynı gördükleri ya da ayırt edemedikleri anlamına gelmez. Dolayısıyla bu yargı parçadan çıkarılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı ve yardımcı düşünceleri analiz etmek.
Dilbilimsel görelilik hipotezinin, dilin dünyayı algılama ve sınıflandırma biçimimizi şekillendirdiğini savunduğu belirlenir.
Parçadaki bilgi sınırlarını doğru belirleyebilmek için metnin ana eksenini kavramak gerekir.
2
Metinde verilen deneyin sonuçlarını ve bulgularını değerlendirmek.
Mavi ve yeşil için ayrı sözcükleri olan bireylerin sınır tonlarını daha hızlı ve hatasız ayırt ettiği, tek sözcük kullananların ise bu konuda daha yavaş kaldığı tespit edilir.
Renk algısı ile dil arasındaki ilişkinin deneysel sınırlarını netleştirmek.
3
Seçenekleri metindeki bulgularla karşılaştırarak parçadan çıkarılamayacak yargıyı saptamak.
Tek bir sözcük kullananların renkleri fizyolojik olarak tamamen aynı gördüğü iddiasının metinde yer almadığı, sadece algılama hızında ve hatasızlıkta farklar olduğu saptanır.
Metinde doğrudan verilmeyen veya aşırı genelleme barındıran yanlış yargıyı bularak doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünceler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1990Soru

Yeryüzündeki sürekli basınç merkezlerinin oluşumunda Dünya'nın şekli (sıcaklık/termik etkenler) ve günlük hareketi (dinamik etkenler) temel rol oynar. Aşağıdaki sol sütunda verilen basınç kuşaklarını, sağ sütunda verilen doğru oluşum nedenleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ekvatoral Termik Alçak Basınç Kuşağı
Subtropikal Dinamik Yüksek Basınç Kuşağı
Kutupsal Termik Yüksek Basınç Kuşağı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ekvatoral Termik Alçak Basınç Kuşağı ısınan havanın yükselmesiyle, Subtropikal Dinamik Yüksek Basınç Kuşağı Dünya'nın günlük hareketiyle havanın 30° enlemlerinde yığılıp alçalmasıyla, Kutupsal Termik Yüksek Basınç Kuşağı ise soğuyan havanın alçalmasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede Ekvatoral Termik Alçak Basınç Kuşağı ısınan havanın yükselmesiyle, Subtropikal Dinamik Yüksek Basınç Kuşağı günlük hareket etkisiyle havanın 30° enlemlerinde yığılmasıyla ve Kutupsal Termik Yüksek Basınç Kuşağı soğuyan havanın alçalmasıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Basınç kuşaklarının kökenini belirlemek
Ekvator ve kutup çevresindekilerin termik (sıcaklığa bağlı), 30° enlemlerindekilerin ise dinamik (günlük harekete bağlı) kökenli olduğunu saptamak.
Hatalı eşleştirmeleri önlemek için basınçların temel oluşum nedenlerini sınıflandırmak gerekir.
2
Ekvatoral kuşağın sıcaklık ilişkisini kurmak
Ekvatoral Termik Alçak Basınç Kuşağı ile 'sıcaklığın yüksek olmasına bağlı olarak havanın yükselmesi' bilgisini eşleştirmek.
Isınan havanın yoğunluğu azalır ve yükselerek alçak basınca yol açar.
3
Subtropikal kuşağın mekanik sürecini belirlemek
Subtropikal Dinamik Yüksek Basınç Kuşağı ile 'Dünya'nın günlük hareketi nedeniyle 30° enlemlerinde havanın yığılması' bilgisini eşleştirmek.
Ekvator'dan yükselen havanın kutuplara doğru giderken sapmaya uğraması ve 30° enlemlerinde yığılarak alçalması bu kuşağı oluşturur.
4
Kutupsal kuşağın sıcaklık ilişkisini kurmak
Kutupsal Termik Yüksek Basınç Kuşağı ile 'sıcaklığın düşük olmasına bağlı olarak havanın alçalması' bilgisini eşleştirmek.
Soğuyan havanın yoğunluğu artar ve alçalarak yüksek basınca yol açar.

Anahtar Kavram

Sürekli Basınç Kuşakları ve Oluşum Nedenleri
Soru 1991Soru

Kant, felsefe eğitiminde hazır bilgilerin ezberletilmesine karşı çıkarak "Felsefe değil, ancak felsefe yapmak öğrenilebilir." der. Ona göre felsefe; tamamlanmış, donmuş bir kuramlar toplamı değil, insanın kendi aklını rehber edinerek gerçekleştirdiği aktif bir düşünme, kavramları analiz etme ve eleştirel süzgeçten geçirme etkinliğidir. Dolayısıyla felsefi çaba, öğrenciye dünyayı hazır şablonlarla açıklamak yerine, kendi düşünme yetisini nasıl kullanacağını göstermelidir.

Bu parçadan hareketle felsefeyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Felsefe, bitmiş bir bilgi birikimi olmaktan ziyade aklı kullanma becerisine dayalı dinamik bir sorgulama etkinliğidir.

Cevap

Felsefe, bitmiş bir bilgi birikimi olmaktan ziyade aklı kullanma becerisine dayalı dinamik bir sorgulama etkinliğidir.
Kant'ın 'Felsefe değil, ancak felsefe yapmak öğrenilebilir.' sözü ve felsefeyi donmuş bir kuramlar toplamı yerine aktif bir düşünme etkinliği olarak tanımlaması, felsefenin statik bir bilgi deposu olmadığını gösterir. Felsefe, bitmiş bir bilgi birikimi sunmak yerine, insanın kendi aklını kullanarak sürekli sorgulama yaptığı dinamik bir süreçtir. Bu nedenle felsefenin bitmiş bir bilgi birikimi olmaktan ziyade aklı kullanma becerisine dayalı dinamik bir sorgulama etkinliği olduğunu belirten ifade parçadan çıkarılabilecek en doğru yargıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel vurguyu belirleme
Kant'ın felsefeyi durağan bir kuramlar yığını yerine zihinsel bir etkinlik olarak gördüğü saptanır.
Parçayı doğru yorumlamak için ana fikri ortaya koymak gerekir.
2
Seçenekleri analiz etme ve eleme
Değişmez bilgi (dogmatizm), kesin bilgelik (hikmet) ve pratik yarar (fayda) iddialarını içeren seçenekler elenir; aklı aktif kullanma ve dinamik sorgulama vurgusu içeren seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Yanlış seçenekleri eleyerek parçayla doğrudan uyuşan yargıya ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Felsefenin Tanımı ve Filozofların Felsefe Görüşleri
Soru 1992Soru

Kant'a göre bir eylemin ahlaki değeri, o eylemin sonucuna veya getireceği faydaya değil, tamamen ödev bilinciyle ve iyi niyetle yapılmış olmasına bağlıdır. Kişi, çıkar gütmeden, sırf ahlak yasasına duyduğu saygıdan ötürü eylemde bulunmalıdır.

Buna göre Kant, ahlaki eylemin amacını aşağıdakilerden hangisiyle açıklamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ödev bilincini yerine getirmek ve iyi niyetle hareket etmek

Cevap

Kant'ın ahlak felsefesine göre ahlaki eylemin amacı ödev bilincini yerine getirmek ve iyi niyetle hareket etmektir.
Ahlaki eylemin amacını ödev duygusu ve iyi niyetle açıklayan filozof Immanuel Kant'tır. Kant'a göre ahlaki bir eylem, sonucunda getireceği herhangi bir fayda, haz ya da mutluluğa göre değil, eylemin arkasındaki iyi niyete ve ödev bilincine göre değerlendirilir. Bu nedenle ödev bilinci ve iyi niyetle hareket etmek ahlaki eylemin temel amacıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel iddiayı analiz etme
Paragrafta Kant'ın ahlak görüşü özetlenmiş; ahlaki değerin faydaya veya sonuca değil, ödev bilinci ve iyi niyete bağlı olduğu belirtilmiştir.
Soruda sorulan ahlaki eylemin amacını belirlemek için paragraftaki filozofun bakış açısını kavramak gerekir.
2
Kant'ın ahlaki eylemin amacına yönelik anahtar kavramını tespit etme
Kant'ın ahlaki eylemin temel amacını 'ödev' (ödev ahlakı) ve 'iyi niyet' kavramlarıyla açıkladığı belirlenmiştir.
Seçenekler arasından Kant'ın felsefesine karşılık gelen doğru kavramı seçmek gerekir.

Anahtar Kavram

Kant'ın Ödev Ahlakı ve Ahlaki Eylemin Amacı
Soru 1993Soru

Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya geçişi ile başlayan Millî Mücadele’nin örgütlenme sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri, kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama şu şekildedir: Dokuzuncu Ordu Müfettişi olarak Samsun'a ayak basılması, Samsun Raporu'nun hazırlanması, Havza Genelgesi'nin yayımlanması ve Amasya Genelgesi'nin ilan edilmesi.
Milli Mücadele'nin başlangıç aşaması sırasıyla Samsun'a çıkış (19 Mayıs 1919), ardından yayınlanan Samsun Raporu (22 Mayıs 1919), halkı harekete geçiren Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919) ve son olarak Kurtuluş Savaşı'nın planını çizen Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya geçtiği ilk tarihi olayı belirlemek
19 Mayıs 1919 tarihinde gerçekleşen Samsun'a ayak basma olayı (Dokuzuncu Ordu Müfettişi sıfatıyla) ilk sıradadır.
Milli Mücadele hazırlık döneminin ilk resmi adımı Samsun'a çıkıştır.
2
Samsun'a çıkıştan sonra hazırlanan ilk resmi belgeyi tespit etmek
22 Mayıs 1919 tarihli Samsun Raporu ikinci sıradadır.
Mustafa Kemal Paşa'nın bölgedeki karışıklıkların sorumlusunun Türkler değil Rumlar olduğunu İstanbul'a bildirdiği ilk rapordur.
3
Milli bilincin uyandırılması amacıyla yayımlanan ilk genelgeyi bulmak
28 Mayıs 1919 tarihli Havza Genelgesi üçüncü sıradadır.
İşgallerin protesto edilmesi ve mitinglerin yapılması yönündeki ilk genelge Havza Genelgesi'dir.
4
Son olarak ihtilal bildirisi niteliğindeki genelgeyi belirlemek
22 Haziran 1919 tarihli Amasya Genelgesi son sıradadır.
Havza'dan sonra Amasya'ya geçilmiş, burada Milli Mücadele'nin gerekçesi, amacı ve yöntemi resmi olarak belirlenmiştir.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele hazırlık dönemindeki ilk kronolojik aşamalar
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1994Soru

Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesinden sonra Türkiye, sınırları içerisindeki yabancı okullarda tarih ve coğrafya derslerinin Türkçe okutulmasını, bu derslerin Türk öğretmenler tarafından verilmesini ve okulların Türk müfettişlerce denetlenmesini kararlaştırmıştır. Fransa ve Papalık bu düzenlemelere karşı çıkıp konuyu görüşmek üzere Türkiye'ye diplomatik başvuruda bulunmuş fakat Türk hükümeti bu başvuruları kesin bir dille reddetmiştir.

Türkiye'nin yabancı okullar konusunu başka devletlerle müzakere etmeme yönündeki bu kararlı tutumu, doğrudan aşağıdakilerden hangisini korumaya yöneliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağımsız devlet niteliğini ve iç işlerine yönelik dış müdahaleleri engellemeyi

Cevap

Bağımsız devlet niteliğini ve iç işlerine yönelik dış müdahaleleri engellemeyi
Türkiye'nin yabancı okullar konusundaki kararlı tutumu, bu okulların Türk kanunlarına uymak zorunda olduğunu göstermektedir. Dış devletlerin bu konudaki görüşme taleplerinin bir iç mesele olarak nitelendirilerek reddedilmesi, egemenlik haklarının ve bağımsız devlet yapısının korunmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve yabancı okullarla ilgili yapılan yasal düzenlemelerin ulusal egemenlik sınırları içerisindeki okulları kapsadığı belirlenir.
Bu okulların Türk kanunlarına tabi olması gerektiği anlaşılır.
Yasal çerçeveyi doğru analiz etmek için.
2
Fransa ve Papalık'ın bu düzenlemelere müdahale etme girişiminin bağımsız devlet anlayışına etkisi incelenir.
Dış devletlerin bir ülkenin iç hukuk kurallarına müdahale etmeye çalıştığı tespit edilir.
Uluslararası ilişkilerdeki müdahale girişiminin niteliğini kavramak için.
3
Türkiye'nin bu konuyu yabancı devletlerle müzakere etmeyi reddetmesinin arkasındaki diplomatik gerekçe analiz edilir.
Görüşme taleplerinin reddedilmesinin, konuyu bir 'iç mesele' sayarak egemenlik haklarından taviz vermemekle ilişkili olduğu görülür.
Doğru sonuca ulaşarak egemenlik ve bağımsızlık kavramlarıyla ilişki kurmak için.

Anahtar Kavram

Yabancı okullar sorununun egemenlik hakları ve bağımsız devlet ilkesi doğrultusunda bir iç mesele sayılarak çözülmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1995Soru

Bir sinema filmini izlerken perdede gördüğümüz hareket, aslında peş peşe gelen durağan karelerin h��zlıca yansıtılmasından ibarettir. Analitik düşüncemiz de tıpkı bu sinema makinesi gibi çalışır; sürekli akan ve değişen gerçekliği dondurarak, parçalara ayırarak ve kavramsallaştırarak kavramaya çalışır. Ancak bu yöntem bize gerçekliğin dinamik akışını değil, yalnızca onun dondurulmuş fotoğraflarını sunar. Gerçekliğin özü olan bu kesintisiz akışı ve yaşamı kavramak, onu dışarıdan inceleyen araçlarla değil, doğrudan onunla özdeşleşen, onu içeriden duyan bir yetinin işidir.

Bu parçadaki düşünceler, bilgi felsefesinde bilginin kaynağını aşağıdakilerden hangisiyle temellendiren yaklaşımla örtüşmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zekanın analitik ve durağan yapısını aşarak, yaşamın dinamik akışını doğrudan kavrayan sezgiyle

Cevap

Zekanın analitik ve durağan yapısını aşarak, yaşamın dinamik akışını doğrudan kavrayan sezgiyle
Parçada, analitik düşüncenin (zekanın) sürekli akan gerçekliği durağanlaştırıp parçalayarak incelemesi eleştirilmektedir. Gerçekliğin bu dinamik akışının ancak doğrudan onunla özdeşleşen ve onu içeriden kavrayan sezgi (entüisyonizm) ile elde edilebileceği savunulmaktadır. Dolayısıyla zekanın analitik yapısını aşarak akışı doğrudan yakalayan sezgiyi temel alan ifade parçadaki görüşle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel eleştiriyi saptama
Analitik düşüncenin (zekanın) sürekli akan gerçekliği dondurup parçalara ayırdığı ve bu yüzden gerçekliğin dinamik özünü kavrayamadığı görülür.
Parçada sinema makinesi benzetmesiyle analitik zihnin dondurucu ve yapay yapısı eleştirilmektedir.
2
Parçada önerilen bilgi edinme yolunu belirleme
Gerçekliğin özü olan kesintisiz akışı kavramanın, onunla doğrudan özdeşleşen ve onu içeriden duyan sezgi yetisiyle mümkün olduğu anlaşılır.
Metindeki 'doğrudan onunla özdeşleşen, onu içeriden duyan bir yetinin işidir' ifadesi sezgiye işaret etmektedir.
3
Belirlenen çözüm yolunun felsefi karşılığını seçeneklerde bulma
Bergson'un entüisyonizm (sezgicilik) akımının zeka-sezgi ayrımı temelinde bilginin kaynağını sezgiyle temellendirdiği seçeneğe ulaşılır.
Bulunan çıkarımla örtüşen doğru seçeneği belirlemek sorunun çözümünü tamamlar.

Anahtar Kavram

Bergson'un sezgi ve zeka ayrımı temelinde entüisyonizm akımı
Soru 1996Soru

Millî Mücadele Hazırlık Dönemi'nde gerçekleştirilen Erzurum ve Sivas Kongreleri, kurtuluş mücadelesinin hem bağımsızlık (dışa karşı) hem de egemenlik (içe karşı) esaslarını belirleyen tarihi dönüm noktalarıdır. Bu kongrelerde alınan kararlar ile bu kararların doğrudan hedeflediği siyasi veya hukuki amaçlar bulunmaktadır.

Aşağıda sol sütunda bu kongrelerde alınan bazı kararlar, sağ sütunda ise bu kararların doğrudan ilişkili olduğu siyasi veya hukuki amaç ya da çıkarımlar verilmiştir. Sol sütundaki kararları, sağ sütundaki en uygun amaç veya çıkarım ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Manda ve himaye fikrinin kesin olarak reddedilmesi
Kuvayı Milliyeyi tek kuvvet olarak tanımak ve millî iradeyi hâkim kılmak esası
Mebusan Meclisinin derhal toplanması ve hükümet çalışmalarının meclis denetimine sunulması talebi
Tüm millî cemiyetlerin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Manda ve himayenin kesin reddi kararı, koşulsuz tam bağımsızlığın benimsenmesiyle; millî iradenin hâkim kılınması kararı, saltanata doğrudan cephe almadan ulusal egemenliğe dayalı yeni bir düzene geçileceğinin işaret edilmesiyle; Mebusan Meclisinin toplanması talebi, İstanbul Hükümeti'nin denetlenmesiyle; cemiyetlerin birleştirilmesi kararı ise bölgesel direniş odaklarının birleştirilerek güç birliği sağlanmasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede manda ve himayenin kesin olarak reddi 'tam bağımsızlık' ilkesiyle; Kuvayı Milliyenin etken, irade-i milliyenin hâkim kılınması 'ulusal egemenlik' ilkesiyle; Mebusan Meclisinin toplanması talebi İstanbul Hükümeti'nin denetim altına alınmasıyla; tüm cemiyetlerin birleştirilmesi ise bölgesel çabaların tek merkezden yönetilerek askeri ve siyasi güç birliğinin kurulmasıyla ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramsal analiz yapılması ve millî bağımsızlık ile millî egemenlik farkının belirlenmesi
Manda ve himayenin reddi dış politikada başka bir devletin güdümünü dışlamakla ilgilidir (bağımsızlık). Millî iradenin hâkim kılınması ise iç politikada kararı halkın vermesiyle ilgilidir (egemenlik).
Millî bağımsızlık (dışa karşı) ve millî egemenlik (içe karşı) ayrımının yapılması doğru eşleştirme için kritik önemdedir.
2
Meclis denetimi ve hükümet kontrolü ilişkisinin incelenmesi
Mebusan Meclisi'nin derhal açılması isteği, halk iradesini temsil eden meclisin, denetimsiz hareket eden İstanbul Hükümeti'ni denetim altına alması amacına hizmet eder.
Yasama organının yürütme üzerindeki denetim gücünü saptamak amacıyla bu adım izlenir.
3
Örgütsel birleşmenin askeri ve siyasi etkisinin değerlendirilmesi
Tüm millî cemiyetlerin tek bir çatı (Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti) altında birleştirilmesi, dağınık bölgesel güçlerin tek elden yönetilerek güç birliği yapılması amacına yöneliktir.
Teşkilatlanma adımlarının askeri ve idari hedeflerini kavramak için bu analiz yapılır.

Anahtar Kavram

Erzurum ve Sivas Kongreleri kararlarının siyasi ve hukuki sonuçları
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 1997Soru

Bir doğa bilimci, laboratuvarında gözlemlediği olgular arasındaki neden-sonuç ilişkilerini kurarken "nedensellik" ilkesini sorgulamadan bir araç olarak kullanır. Gündelik yaşamdaki insan da adaletli bir davranışı överken "adalet" kavramının ne olduğuna dair derin bir zihinsel faaliyete girişmeksizin bu kavramı doğrudan hayata geçirir. Filozof ise ne sadece doğadaki olguları açıklar ne de adaleti pratik bir eylem olarak sergilemekle yetinir. O, nedensellik ilkesinin zihinsel kökenini, adaletin kavramsal sınırlarını ve bizzat kendi düşünme eyleminin geçerliliğini mercek altına alır; zihni, kendi üretti��i kavramların ve bilgi araçlarının üzerine yönlendirir.

Buna göre parçada filozofun gerçekleştirdiği zihinsel etkinlik, felsefi düşüncenin aşağıdaki özelliklerinden hangisiyle doğrudan ilgilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Refleksif olma: Zihnin kendi yönelimlerini ve ürettiği kavramları tekrar sorgulama konusu yapması

Cevap

Zihnin kendi yönelimlerini ve ürettiği kavramları tekrar sorgulama konusu yapması olarak tanımlanan refleksif olma özelliği
Doğru cevap, zihnin kendi yönelimlerini ve ürettiği kavramları tekrar sorgulama konusu yapması olarak tanımlanan refleksif olma özelliğidir. Metinde filozofun nedensellik ve adalet gibi kavramları doğrudan kullanmakla yetinmeyip, bu kavramların kökenini ve bizzat kendi düşünme eylemini incelediği belirtilmiştir. Bu durum, düşüncenin kendi üzerine yönelmesini (refleksifliği) ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel karşılaştırmayı analiz etme
Doğa bilimcinin ve sıradan insanın kavramları (nedensellik, adalet) doğrudan araç olarak kullandığı, filozofun ise bu kavramların kendisini ve kendi düşünme süreçlerini sorguladığı belirlenmiştir.
Metnin ana fikrini ve felsefi düşünce tarzını saptamak için.
2
Filozofun zihinsel yönelimini felsefi düşüncenin ayırt edici özellikleriyle eşleştirme
Zihnin kendi ürettiği kavramlar, bilgiler ve düşünme eylemi üzerine tekrar dönüp düşünmesi felsefede "refleksiflik" (düşünce üzerine düşünme) kavramıyla ifade edilir.
Doğru felsefi kavramı seçenekler arasından ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Refleksif Olma Özelliği
Soru 1998Soru

Aşağıda verilen coğrafi yargının enlem ve enlemin etkileri açısından doğruluğunu değerlendiriniz:

'Ekvator'dan kutuplara do��ru gidildikçe Dünya'nın çizgisel dönüş hızının azalmasına bağlı olarak grup ve tan (alacakaranlık) süreleri uzar. Buna göre, Türkiye'de Hatay'dan Sinop'a doğru gidildikçe alacakaranlık süresinin uzaması enlem etkisinin bir sonucuyken; aynı enlem üzerinde yer alan Ankara ve Erzurum'da alacakaranlık sürelerinin yıl boyunca farklılık göstermesi enlem etkisiyle açıklanabilir.'

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen yargı yanlıştır. Aynı enlem üzerinde bulunan merkezlerin çizgisel hızları eşit olduğundan, grup ve tan süreleri yıl boyunca aynı kalır; bu durum enlem etkisiyle açıklanabilecek bir farklılık göstermez.
Verilen yargının ikinci kısmı yanlıştır çünkü aynı enlem üzerinde yer alan Ankara ve Erzurum gibi merkezlerin Ekvator'a olan uzaklıkları ve çizgisel dönüş hızları birebir aynıdır. Çizgisel hızları eşit olan merkezlerde grup ve tan (alacakaranlık) süreleri yıl boyunca aynı kalır, enlem etkisine bağlı olarak herhangi bir farklılık göstermez.

Adım Adım Çözüm

1
Enlem ve grup/tan süresi ilişkisini analiz etme
Ekvator'dan kutuplara gidildikçe çizgisel hız azalır, bu da güneşin doğuş ve batış hızını yavaşlatarak grup ve tan (alacakaranlık) sürelerini uzatır. Bu durum enlemin (matematiksel konumun) doğrudan bir sonucudur.
Enlem etkisinin grup ve tan süresi üzerindeki genel kuralını belirlemek için.
2
Türkiye'nin güney-kuzey doğrultusundaki değişimi inceleme
Güneydeki Hatay'dan kuzeydeki Sinop'a gidildikçe enlem derecesi arttığından çizgisel hız azalır ve alacakaranlık süresi uzar. Bu durum enlem etkisiyle açıklanır.
Yargının ilk kısmının doğruluğunu test etmek için.
3
Aynı enlem üzerindeki merkezlerin özelliklerini değerlendirme
Aynı enlemde (Ankara ve Erzurum) yer alan noktaların Ekvator'a uzaklıkları ve çizgisel hızları eşittir. Dolayısıyla, çizgisel hıza bağlı olan grup ve tan süreleri yıl boyunca birbirine eşittir, farklılık göstermez.
Yargının ikinci kısmındaki 'farklılık göstermesi enlem etkisiyle açıklanabilir' ifadesinin doğruluğunu sorgulamak için.

Anahtar Kavram

Aynı enlem üzerindeki noktaların çizgisel hızlarının ve buna bağlı olarak grup/tan (alacakaranlık) sürelerinin eşit olması
Soru 1999Soru

Dünya'nın şekline bağlı olarak Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe enlemin etkisine bağlı olarak birçok coğrafi özellik düzenli değişim gösterir. Buna göre, Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe aşağıdaki özelliklerden hangisinin azalması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İki meridyen arasındaki uzaklık

Cevap

İki meridyen arasındaki uzaklık
İki meridyen arasındaki uzaklık Ekvator üzerinde yaklaşık 111 km iken, meridyenlerin kutup noktalarında birleşmesi nedeniyle kutuplara doğru gidildikçe bu mesafe azalarak daralır.

Adım Adım Çözüm

1
Ekvator'dan kutuplara gidildikçe değişen coğrafi özellikleri analiz etmek.
Grup ve tan süresi, yer çekimi, gece-gündüz süre farkı ve güneş ışınlarının atmosferdeki tutulma oranı Ekvator'dan kutuplara gidildikçe artar.
Bu özelliklerin kutuplara doğru artış veya azalış yönlerini doğru tespit etmek soruyu çözmek için gereklidir.
2
Meridyenlerin uzaydaki geometrik uzanışını değerlendirmek.
Meridyen yayları kutup noktalarında birleştiği için aralarındaki mesafe Ekvator'da en geniştir ve kutuplara gidildikçe daralır.
İki meridyen arasındaki uzaklığın kutuplara doğru azaldığı sonucuna ulaşılır.

Anahtar Kavram

Dünya'nın şekline bağlı olarak meridyen boylarının kutuplarda birleşmesi ve enlem etkisi
Soru 2000Soru

Leibniz, Locke’un "Zihinde duyulardan geçmemiş hiçbir şey yoktur." savına karşı çıkarak "Zihnin kendisi hariç!" eklemesini yapar. Ona göre insan zihni pasif bir balmumu levha (tabula rasa) değil; mermerin damarları gibi doğuştan getirdiği potansiyel eğilimlere, kuvvelere ve mantıksal yapılara sahip aktif bir öznedir. Dış dünya, zihindeki bu hazır kalıpları ve apriori ilkeleri uyandıran bir vesile olmaktan öteye gidemez. Dolayısıyla bilgi, duyularla dışarıdan zihne taşınan bir içerik değil; zihnin kendi rasyonel potansiyelini açığa çıkarmasıdır.

Leibniz'in bu görüşlerinden yola ç��kılarak rasyonalist bilgi felsefesine dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğru bilgi, dış dünyanın zihin üzerinde doğrudan oluşturduğu izlenimlerin toplanmasıyla değil, zihnin kendi doğasında var olan apriori yapılar ve mantıksal ilkeler aracılığıyla aktif olarak biçimlendirilmesiyle mümkündür.

Cevap

Doğru bilgi, dış dünyanın zihin üzerinde doğrudan oluşturduğu izlenimlerin toplanmasıyla değil, zihnin kendi doğasında var olan apriori yapılar ve mantıksal ilkeler aracılığıyla aktif olarak biçimlendirilmesiyle mümkündür.
Doğru seçenek, rasyonalizmin zihni pasif bir alıcı olarak değil, bilgiyi kendi apriori mantıksal sınırları ve potansiyelleriyle aktif olarak kuran bir özne olarak tanımlayan Leibniz'in görüşünü tam olarak yansıtmaktadır. Paragrafta belirtilen 'mermerin damarları' benzetmesi ve zihnin aktif bir özne olması vurgusu doğrudan bu yargıya işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki Leibniz'in eleştirisini ve zihin modelini analiz etmek.
Leibniz zihni pasif bir balmumu levha (tabula rasa) olarak gören empirist modeli reddetmekte, zihnin aktif ve doğuştan getirdiği yapılara (mermerin damarları örneği) sahip olduğunu savunmaktadır.
Sorunun rasyonalist epistemolojinin aktif zihin ve apriori bilgi anlayışı üzerine kurulduğunu tespit etmek amacıyla bu adım gereklidir.
2
Dış dünyanın bilgi sürecindeki rolünü belirlemek.
Dış dünya bilgiyi zihne taşıyan bir kaynak değil, zihindeki hazır yapıları uyandıran bir vesiledir.
Duyusal deneyimin rasyonalizmdeki ikincil, uyarıcı rolünü doğru konumlandırmak için bu ayrımın yapılması gerekir.
3
Doğru seçenek ile çeldiriciler arasındaki epistemolojik farkları değerlendirmek.
Zihnin doğuştan gelen potansiyelini aktif biçimlendirici olarak gören seçeneğin Leibniz'in zihin modelini tam olarak yansıttığı görülürken; empirist, dogmatik ve kavram kargaşası içeren diğer seçenekler elenir.
YKS felsefe sorularındaki yüksek düzeyde çeldirici analizini başarıyla tamamlayıp doğru cevaba ulaşmak için bu karşılaştırma zorunludur.

Anahtar Kavram

Rasyonalist bilgi felsefesinde zihnin aktif yapısı ve apriori bilgi ilkesi
ÖncekiSayfa 100 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin