Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 2021Soru

Amasya Görüşmeleri'nde Temsil Heyeti ile İstanbul Hükümeti temsilcisi Salih Paşa arasında imzalanan protokollerde yer alan;

I. İtilaf Devletleri ile yapılacak barış konferansına Temsil Heyeti'nin de uygun bulacağı delegeler gönderilecektir.
II. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, İstanbul Hükümeti tarafından resmen ve hukuken tanınacaktır.
III. Mebusan Meclisi'nin İstanbul'da toplanması güvenlik açısından uygun olmadığından, Anadolu'da güvenli bir yerde toplanması sağlanacaktır.

maddeleri ve Millî Mücadele Dönemi'nin tarihsel süreci dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu kararların alınmasıyla birlikte Millî Mücadele'nin gerekçesi, amacı ve yöntemi ilk kez belirlenmiş, vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığı konusunda bölgesel kararlar alınmıştır.

Cevap

Millî Mücadele'nin gerekçesi, amacı ve yönteminin Amasya Görüşmeleri'nde belirlendiğini iddia eden seçenek yanlıştır. Bu ilkeler Amasya Görüşmeleri'nde değil, Amasya Genelgesi'nde kararlaştırılmıştır.
Doğru cevap, Millî Mücadele'nin gerekçe, amaç ve yönteminin bu görüşmelerde belirlendiğini savunan seçenektir. Çünkü bu temel ilkeler Amasya Görüşmeleri'nde (Ekim 1919) değil, Amasya Genelgesi'nde (Haziran 1919) kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla bu bilgi tarihsel açıdan yanlıştır ve ulaşılamaz olan seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Görüşmeleri protokollerinde yer alan maddeleri analiz etme.
Görüşmelerde Temsil Heyeti ile İstanbul Hükümeti temsilcisi Salih Paşa'nın bir araya geldiği, ortak kararlar almaya çalıştığı ve Temsil Heyeti'nin hukuken tanındığı tespit edilir.
İstanbul Hükümeti'nin resmî bir temsilci göndermesi, Millî Mücadele hareketini muhatap kabul ettiğini gösterir.
2
Seçeneklerde verilen tarihsel bilgilerin doğruluk kontrolünü yapma.
Mebusan Meclisi'nin toplanma yeri tartışmalarında Kanun-ı Esasi hükümlerinin (meclisin başkentte toplanması zorunluluğu) İstanbul Hükümeti tarafından Temsil Heyeti'nin Anadolu'da toplanma talebine karşı hukuki bir engel olarak sunulduğu doğrulanır. Ayrıca barış konferansına delege seçimi maddesinin de ulusal çıkarları korumayı amaçladığı anlaşılır.
İstanbul Hükümeti'nin anayasal gerekçelerle Anadolu seçeneğini reddetmesi meclisin İstanbul'da açılmasına yol açmıştır.
3
Amasya Genelgesi ile Amasya Görüşmeleri arasındaki kronolojik ve kavramsal ayrımı yapma.
Millî Mücadele'nin gerekçesi, amacı ve yönteminin Amasya Genelgesi'nde (22 Haziran 1919) belirlendiği, Amasya Görüşmeleri'nin (20-22 Ekim 1919) ise Temsil Heyeti'nin hukuken tanınmasını sağlayan bir görüşme olduğu belirlenir.
İki tarihsel olayın karıştırılması, en sık yapılan kronolojik hatalardan biridir.

Anahtar Kavram

Amasya Görüşmeleri'nin siyasi sonuçları, Temsil Heyeti'nin hukuken tanınması ve Mebusan Meclisi'nin toplanma yeri tartışmaları.
Soru 2022Soru

Türkiye'de 20162016 yılından itibaren yıl boyunca +3+3. saat diliminde yer alan 4545^\circ Doğu meridyeninin (Iğdır) yerel saati ulusal (ortak) saat olarak kullanılmaktadır. Buna göre, Türkiye'nin coğrafi konumu göz önüne alındığında, aşağıdaki illerin hangisinde yerel saat ile ulusal ortak saat arasındaki zaman farkı en fazladır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzmir

Cevap

İzmir (Ortak saat merkezi olan Iğdır'a en uzak ve en batıda yer alan şehir olduğundan yerel saati ile ortak saat arasındaki fark en fazladır.)
İzmir, verilen şehirler arasında en batıda yer alan il olduğundan, ulusal ortak saat olarak kullanılan 4545^\circ Doğu meridyenine (Iğdır) en uzak konumdadır. Bu nedenle yerel saati ile ulusal ortak saat arasındaki zaman farkı en fazladır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin ulusal saat olarak +3+3. saat diliminin merkez boylamı olan 4545^\circ Doğu boylamını (Iğdır) kullandığı belirlenir.
Ulusal saat için başlangıç noktamız 4545^\circ Doğu boylamıdır.
Zaman farkı hesaplamalarında referans noktasını tespit etmek amacıyla.
2
Bir yerin yerel saati ile ortak saat arasındaki farkın en fazla olması için, o yerin ortak saat olarak kullanılan boylama (4545^\circ Doğu) boylam derecesi olarak en uzak mesafede (en batıda) yer alması gerektiği tespit edilir.
Merkezden en batıda olan ilde zaman farkı en fazladır.
Mesafe ve boylam farkı arttıkça yerel saat farkının da artması kuralına dayanarak.
3
Verilen iller (İzmir, Ankara, Sivas, Erzurum, Iğdır) batıdan doğuya doğru coğrafi konumlarına göre sıralandığında en batıda yer alan ilin İzmir olduğu belirlenir.
İzmir en batıdadır ve zaman farkı en fazladır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için coğrafi konum sıralaması yapmak amacıyla.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin ortak saat kullanımı ve boylam farkının yerel saat farkına etkisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2023Soru

Aşağıda sol sütunda felsefi düşüncenin ayırt edici özellikleri, sağ sütunda ise bu özellikleri örneklendiren felsefi tutum veya durumlar verilmiştir. Sol sütundaki kavramları sağ sütundaki en uygun durumlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Refleksiflik
Kümülatiflik
Tutarlılık
Eleştirellik

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Refleksiflik felsefi iddiaların tekrar sorgulanmasıyla, kümülatiflik fikirlerin birikerek miras oluşturmasıyla, tutarlılık çelişki barındırmamayla, eleştirellik ise kabullerin akıl süzgecinden geçirilmesiyle eşleşir.
Felsefi düşüncenin özellikleri ile bu özellikleri somutlaştıran durumlar doğru bir şekilde eşleştirilmiştir. Refleksiflik, zihnin kendi ürettiği bilgi ve düşünceler üzerine yeniden yönelerek onları sorgulamasıdır; bu nedenle filozofun kendi iddialarını tekrar sorgulamasıyla eşleşir. Kümülatiflik felsefi bilginin üst üste yığılmasıdır. Tutarlılık çelişmezliktir. Eleştirellik ise akıl süzgecinden geçirmedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların tanımlarını ve temel felsefi anlamlarını belirleyin.
Refleksiflik (düşünce üzerine düşünme), kümülatiflik (yığılımlılık), tutarlılık (çelişmezlik) ve eleştirellik (sorgulayıcı süzgeç) kavramları tanımlanır.
Durumlarla kavramları doğru eşleştirebilmek için kavramsal çerçevenin netleştirilmesi gerekir.
2
Sağ sütundaki durumları felsefi özelliklerle ilişkilendirin.
Filozofun kendi iddialarını sorgulaması refleksifliğe; fikirlerin birikmesi kümülatifliğe; çelişmeme durumu tutarlılığa; akıl süzgecinden geçirme ise eleştirelliğe karşılık gelir.
Felsefi düşüncenin ayırt edici özelliklerinin somut örneklerle doğru şekilde örtüştürülmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ayırt Edici Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2024Soru

Türkiye’nin mutlak (matematik) konumuna ait bazı coğrafi özellikler ve bunların sonucunda ortaya çıkan durumlar aşağıda verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki mutlak konum özelliklerini sağ sütundaki doğru coğrafi sonuçlar ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

364236^\circ - 42^\circ Kuzey Enlemleri
264526^\circ - 45^\circ Doğu Boylamları
Kuzey Yarım Küre'nin Orta Kuşağı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kuzey enlem dereceleri enlem etkisiyle güneş ışınlarının düşme açısının daralmasını; doğu boylam dereceleri boylam farkından kaynaklanan yerel saat farkını; Orta Kuşak ise yıl içinde dört mevsimin belirgin yaşanmasını açıklar.
Türkiye'nin mutlak konum koordinatlarının coğrafi sonuçları doğru biçimde eşleştirilmiştir: Kuzey enlem dereceleri güneş açısının kuzeye doğru daralmasını, doğu boylam dereceleri yerel saat farkını ve Orta Kuşak ise dört mevsimin belirgin yaşanmasını belirler.

Adım Adım Çözüm

1
Enlem derecelerinin etkisini analiz etme
364236^\circ - 42^\circ Kuzey enlemleri, Türkiye'nin güneyinden kuzeyine doğru gidildikçe güneş ışınlarının düşme açısının daralmasına neden olur.
Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe enlem etkisine bağlı olarak güneş ışınlarının geliş açısı küçülür.
2
Boylam derecelerinin etkisini analiz etme
264526^\circ - 45^\circ Doğu boylamları, en doğu ile en batı arasında 1919 meridyenlik fark ve dolayısıyla 7676 dakikalık yerel saat farkı yaratır.
İki meridyen arasındaki zaman farkı sabittir ve 44 dakikadır (19×4=7619 \times 4 = 76).
3
Matematiksel iklim kuşağının etkisini analiz etme
Orta Kuşak enlemlerinde bulunmak, Türkiye'de yıl boyunca dört mevsimin belirgin olarak yaşanmasını sağlar.
Orta kuşak, güneş ışınlarının yıl içindeki geliş açısının belirgin şekilde değiştiği 306030^\circ - 60^\circ enlemleri arası bölgedir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Mutlak (Matematik) Konumu ve Sonuçları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2025Soru

Akarsular, yatakları boyunca eğim, su miktarı (debi) ve yük miktarına bağlı olarak aşındırma, biriktirme ya da her iki süreci de birlikte gerçekleştirerek çeşitli yer şekilleri oluştururlar.

Aşağıdaki tabloda bazı akarsu yer şekilleri, bu şekillerin oluşumundaki temel süreçler ve Türkiye'deki yaygın oldukları alanlara örnekler verilmiştir:

NoAkarsu Yer ŞekliOluşumundaki Temel SüreçTürkiye'deki Somut Örnek / Yaygın Alan
IÇarşamba OvasıSadece biriktirmeYeşilırmak'ın Karadeniz'e döküldüğü ağız kısmı
IIBoğaz vadiSadece aşındırmaKızılırmak'ın Kuzey Anadolu Dağları'n�� yardığı kesimler
IIISeki (Taraça)Hem aşındırma hem biriktirmeEpirojenezle yükselen nehir yataklarının yamaçları
IVMenderes (Büyük Menderes)Sadece aşındırmaEge Bölgesi'ndeki graben hatlarında akan nehir yatakları
VBirikinti yelpazesiSadece biriktirmeAydın Dağları'nın eteklerindeki eğim kırılma noktaları

Tabloda numaralandırılmış akarsu şekillerinden hangisinin oluşumundaki temel süreç yanlış verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

IV numaralı şekil olan menderes
Menderesler, yatak eğiminin azaldığı alanlarda akarsuyun hem yanlara aşındırma hem de iç kısımlarda biriktirme yapmasıyla oluşan yer şekilleridir. Dolayısıyla tablonun IV. satırında verilen 'Sadece aşındırma' ifadesi yanlıştır; bu şekil hem aşındırma hem de biriktirmenin ortak etkisiyle oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki her bir yer şeklinin oluşum mekanizmasını inceleyin.
Çarşamba Ovası ve Birikinti yelpazesi sadece biriktirme, Boğaz vadi ise sadece aşındırma şeklidir.
Deltalar ve birikinti yelpazeleri akarsuyun taşıma gücünün bittiği alanlarda alüvyon yığmasıyla; boğaz vadiler ise akarsuyun yatağını derine aşındırmasıyla oluşur.
2
Hem aşındırma hem biriktirme süreçlerinin birlikte rol oynadığı yer şekillerini tespit edin.
Seki (taraça) ve mendereslerin oluşumunda her iki sürecin de aktif olduğu bilinmektedir.
Seki oluşumu, akarsuyun önce alüvyon biriktirmesi, ardından epirojenik yükselmeye bağlı olarak yatağını tekrar derine aşındırmasıyla gerçekleşir. Menderes ise eğimin azaldığı yataklarda akarsuyun yana aşındırma ve iç bükey kısımlarda biriktirme yapmasıyla ortaya çıkar.
3
IV numaralı satırdaki Menderes eşleştirmesini kontrol edin.
Tabloda menderes için 'Sadece aşındırma' süreci yazılmıştır, ancak bu şekil hem aşındırma hem biriktirme süreçlerinin ortak ürünüdür.
Menderes oluşumunun temelinde hem yanlara aşındırma hem de biriktirme süreçleri beraber bulunur. Bu nedenle bu satırdaki bilgi yanlıştır.

Anahtar Kavram

Akarsuların oluşturduğu yer şekillerinin oluşum mekanizmaları ve süreç sınıflaması (aşınım, birikim, hem aşınım hem birikim şekilleri)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2026Soru

Dünya'nın kutuplardan hafifçe basık, Ekvator'dan ise şişkin kendine has şekline geoid denir. Coğrafya dersinde bu konuyu işleyen bir öğretmen, öğrencilerinden Dünya'nın bu özel şekline kanıt gösterebilecekleri durumları örneklemelerini istemiştir.

Buna göre, öğrencilerin verdiği;

I. Ekvator'un çevre uzunluğunun, kutuplardan geçen meridyen dairesinin çevre uzunluğundan daha fazla olması,
II. Güneş ışınlarının düşme açısının Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe daralması,
III. Ekvator'da yerin merkezine olan uzaklığın kutuplara göre daha fazla olması nedeniyle yerçekimi ivmesinin kutuplarda daha yüksek olması

örneklerinden hangileri Dünya'nın geoid şeklinin doğrudan sonuçları arasında gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Ekvator'un çevre uzunluğunun meridyen dairesinden uzun olması ile Ekvator'da yerin merkezine uzaklığın fazla olması nedeniyle yerçekiminin kutuplara göre daha az olması Dünya'nın geoid şeklinin doğrudan sonuçlarıdır.
Ekvator'un çevre uzunluğunun meridyen dairesinden uzun olması ile yerçekiminin kutuplarda daha fazla olması durumları Dünya'nın geoid şeklinin doğrudan sonuçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dünya'nın geoid şeklini tanımlamak ve küresel şekilden farkını belirlemek.
Geoid şekil, Dünya'nın kendi ekseni etrafında dönmesiyle oluşan merkezkaç kuvveti nedeniyle kutuplardan basık, Ekvator'dan şişkin olmasıdır. Küresel şekil ise genel yuvarlaklıktır.
Geoid şekle özg�� sonuçlar ile küresel şekle bağlı sonuçları birbirinden ayırt etmek gerekir.
2
Öncülleri geoid şeklin sonuçlarına göre değerlendirmek.
Ekvator çevresinin kutup çevresinden uzun olması basıklığın (geoid) doğrudan sonucudur. Benzer şekilde kutupların yerin merkezine yakın olması yerçekimini artırır, bu da geoid şeklin sonucudur. Ancak güneş ışınlarının açısı küresel şekille ilgilidir.
Hangi öncüllerin geoid kanıtı olduğunu netleştirmek için.
3
Doğru seçeneği belirlemek.
I ve III numaralı öncüller geoid şeklin sonuçlarıdır, II numaralı öncül ise küresel şeklin sonucudur. Bu nedenle doğru seçenek I ve III. öncülleri içeren şıktır.
Sorunun kökünde istenen doğrudan sonuçları bir araya getirmek için.

Anahtar Kavram

Dünya'nın geoid şeklinin üç temel sonucu vardır: Ekvator yarıçapının kutup yarıçapından büyük olması, Ekvator çevresinin kutup çevresinden uzun olması ve yerçekimi ivmesinin kutuplara gidildikçe artması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2027Soru

Mert, yakın bir arkadaşının okul kütüphanesinden izinsiz kitap aldığını fark eder. Arkadaşını ihbar edip etmeme konusunda büyük bir iç çatışma yaşar. Başlangıçta, arkadaşlık bağlarının ve çevre baskısının kendisini sessiz kalmaya doğru sürüklediğini hisseder. Ancak daha sonra durumu akıl süzgecinden geçirir: "Eğer herkes kişisel çıkarları için kuralları ihlal ederse toplumsal güven ortamı tamamen yok olur. Ben bu kararı duygusal dürtülerimin veya sosyal baskıların etkisiyle değil, aklımın onayladığı bir ödev bilinciyle vermeliyim." diyerek kendi iradesiyle arkadaşını uyarır ve durumu yetkililere bildirmeye karar verir.

Buna göre Mert’in karar alma süreci ve eylemi, ahlaki eylemde özgürlük problemiyle ilgili aşağıdaki yakla��ımlardan hangisinin temel iddiasını örneklendirir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otodeterminizm

Cevap

Otodeterminizm
Otodeterminizm (ahlaki özerklik) yaklaşımı, insanın eylemlerinde tamamen özgür olmadığını kabul etmekle birlikte, bireyin kendi aklı ve iradesi sayesinde ahlaki kuralları kendisinin belirleyebileceğini ve bu ölçüde özgürleşebileceğini savunur. Mert भी kendisini etkileyen dışsal koşulların farkında olmasına rağmen, aklını kullanarak bağımsız bir karar almış ve kendi ahlaki yasasını koymuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki olay örgüsünü ve Mert'in karşılaştığı etkileri analiz etme.
Mert'in arkadaşlık bağları ve çevre baskısı gibi eylemlerini belirlemeye çalışan bazı dışsal koşullarla karşı karşıya olduğu saptanır.
Mert'in eylemlerinin tamamen etkisiz bir boşlukta gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için.
2
Mert'in karar verirken kullandığı yöntemi inceleme.
Mert'in bu koşulları rasyonel bir süzgeçten geçirerek, aklının onayladığı evrensel bir ilkeye (ödev bilincine) ulaştığı belirlenir.
Kişinin ahlaki eyleminde aklını ve iradesini ne ölçüde kullandığını saptamak için.
3
Mert'in ulaştığı sonucu ahlak felsefesindeki özgürlük yaklaşımlarıyla karşılaştırma.
Koşulların varlığını kabul eden ama insanın kendi aklıyla ahlaki özerkliğini (özgürlüğünü) kazanabileceğini savunan otodeterminizm görüşüyle eşleştiği sonucuna varılır.
Karakterin ahlaki özerklik kazanma sürecinin hangi kavramla örtüştüğünü belirlemek için.

Anahtar Kavram

Ahlaki Özerklik ve Otodeterminizm
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2028Soru

Felsefi düşüncenin bazı ayırt edici özellikleri ve bu özellikleri açıklayan durumlar aşağıda verilmiştir. Sol sütundaki örnek durumlar ile sağ sütundaki felsefi özellikleri doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir düşünürün, bilginin imkânı üzerine geliştirdiği kendi kuramını yeni baştan sorgulayarak düşüncesini kendi üzerine yöneltmesi.
Felsefe tarihinin, İlk Çağ'dan günümüze kadar farklı filozofların görüşlerinin üst üste yığılmasıyla zenginleşen bir bütün oluşturması.
Filozofun, görüşlerini ortaya koyarken sezgi ve inançların ötesinde, mantıksal argümanlar ve akılsal temellendirmeler kullanması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci durum refleksif olma özelliğiyle, ikinci durum kümülatif olma özelliğiyle, üçüncü durum ise rasyonel olma özelliğiyle eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; düşüncenin kendi üzerine yönelmesini içeren birinci durum refleksif olmayla, felsefi bilginin üst üste yığılmasını anlatan ikinci durum kümülatif olmayla, akla ve mantığa dayanmayı ifade eden üçüncü durum ise rasyonel olmayla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci durumun incelenmesi
Durumda 'düşüncenin kendi üzerine yönelmesi' vurgulanmaktadır. Bu durum felsefede refleksiflik ile tanımlanır.
Refleksiflik, zihnin kendi etkinlikleri, düşünceleri ve bilgileri üzerine yeniden dönüp düşünmesi demektir.
2
İkinci durumun incelenmesi
Durumda 'farklı filozofların görüşlerinin üst üste yığılması' ifade edilmektedir. Bu durum kümülatiflik ile eşleşir.
Kümülatif olma, felsefedeki bilginin tek bir çizgi üzerinde ilerlemek yerine yığılarak, birikerek gelişmesini anlatır.
3
Üçüncü durumun incelenmesi
Durumda 'mantıksal argümanlar ve akılsal temellendirmeler kullanılması' belirtilmiştir. Bu durum rasyonellik ile eşleşir.
Rasyonel olma, felsefi düşüncenin akıl ve mantık ilkelerine uygun olarak temellendirilmesi anlamına gelir.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Özellikleri (Refleksiflik, Kümülatiflik, Rasyonellik)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2029Soru

İnsanın ahlaki eylemlerinde ne kadar özgür olduğu sorusu felsefe tarihi boyunca tartışılmıştır. Bir düşünceye göre, insan dünyaya geldiğinde hazır bir özgürlüğe sahip değildir; ancak o, dış etkenler tarafından tamamen sürüklenen pasif bir nesne de değildir. İnsan, karşılaştığı ahlaki durumlarda aklını rehber edinip kendi iradesiyle kurallar koyabildiği ve bu kurallara uyabildiği oranda özgürleşir. Dolayısıyla özgürlük, insanın kendi çabasıyla ahlaki bir karakter kazanması ve kendi eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmesiyle ortaya çıkan bir özerklik sürecidir.

Bu parçada savunulan görüşün temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özgürlük, insana doğuştan verilen bir yeti olmayıp bireyin aklını kullanarak kendi eylemlerini belirleme gücünü aşamalı olarak kazanmasıdır.

Cevap

Özgürlük, insana doğuştan verilen bir yeti olmayıp bireyin aklını kullanarak kendi eylemlerini belirleme gücünü aşamalı olarak kazanmasıdır.
Doğru seçenek parçada savunulan otodeterminizm (ahlaki özerklik) görüşünü tam olarak açıklamaktadır. Paragrafta özgürlüğün hazır bir durum olmadığı, insanın aklını rehber edinerek kendi eylemlerini belirleme gücünü çabasıyla aşamalı olarak kazandığı belirtilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel ifadeleri ve kavramsal çerçeveyi analiz etmek.
Metinde insanın doğuştan tamamen özgür olmadığı ancak dış etkenlerin de tamamen kölesi olmadığı, aklını kullanarak kendi kurallarını koyabildiği ölçüde özgürleştiği vurgulanmaktadır.
Metnin ana fikrini ve felsefi arka planını doğru belirlemek.
2
Parçadaki ahlaki özgürlük görüşünü felsefedeki özgürlük yaklaşımlarıyla eşleştirmek.
İnsanın aklını kullanarak kendi özgürlüğünü kendisinin inşa ettiğini savunan 'ahlaki özerklik' yani otodeterminizm yaklaşımı tespit edilir.
Seçeneklerde otodeterminizmin temel iddiasını yansıtan ifadeyi bulmak.
3
Diğer felsefi yaklaşımları eleyerek doğru cevabı kesinleştirmek.
Aklını kullanarak özgürleşme ifadesini en net karşılayan seçeneğin doğru cevap olduğu doğrulanır.
Çeldiricilerin neden yanlış olduğunu ve doğru cevabın metinle tam uyumunu kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Otodeterminizm (Ahlaki Özerklik)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2030Soru

Mantıkçı pozitivistlere göre, bir önermenin anlamlı olabilmesi onun deneysel olarak doğrulanabilir olmasına bağlıdır. Eğer bir önerme olgusal dünyaya ilişkin bir durumu tasvir etmiyorsa ve deneyle denetlenemiyorsa, o önerme anlamsızdır. Örneğin, 'Ruh ölümsüzdür.' veya 'Evrenin temel ilkesi sevgidir.' gibi iddialar olgusal olarak doğrulanamadığı için metafizikseldir ve bilişsel bir anlam taşımazlar. Onlara göre felsefenin görevi yeni bilgi üretmek değil, dilsel çözümlemeler yaparak kavramları netleştirmek ve metafiziksel kabulleri felsefeden uzaklaştırmaktır.

Buna göre, mantıkçı pozitivizmin felsefeye yüklediği temel işlev aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dil çözümlemeleri aracılığıyla olgusal karşılığı olmayan metafiziksel önermeleri ayıklamak

Cevap

Dil çözümlemeleri aracılığıyla olgusal karşılığı olmayan metafiziksel önermeleri ayıklamak
Mantıkçı pozitivizm, doğrulanabilirlik ölçütünü temel alarak deneysel olarak kanıtlanamayan metafizik önermelerin anlamsız olduğunu savunur. Parçada açıkça felsefenin görevinin yeni bilgiler üretmek değil, dil çözümlemeleri yaparak bu anlamsız önermeleri ayıklamak olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla felsefenin temel işlevi dil çözümlemeleriyle olgusal karşılığı olmayan metafiziksel önermeleri ayıklamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel iddiayı ve mantıkçı pozitivizmin doğrulanabilirlik ilkesini analiz etmek.
Mantıkçı pozitivizmin, olgusal dünyada karşılığı olmayan önermeleri anlamsız/metafiziksel kabul ettiğini belirlemek.
Soru kökünün bizden mantıkçı pozitivizmin felsefeye biçtiği temel rolü istemesi.
2
Paragrafın son cümlesinde belirtilen felsefenin rolünü incelemek.
Felsefenin yeni bilgi üretmediği, görevinin dilsel çözümlemelerle kavramları netleştirmek ve metafiziği dışarıda bırakmak olduğunu tespit etmek.
Felsefeye yüklenen görevin doğrudan bu alanda tanımlanmış olması.
3
Seçenekleri analiz ederek felsefeye yüklenen bu işlevle birebir örtüşen şıkkı bulmak.
Dil çözümlemeleri ile olgusal karşılığı olmayan önermeleri ayıklama seçeneğinin doğru yanıt olduğunu doğrulamak.
Bu seçeneğin paragrafta geçen 'dilsel çözümlemeler yaparak metafiziksel kabulleri felsefeden uzaklaştırmak' ifadesiyle tam uyum göstermesi.

Anahtar Kavram

Mantıkçı Pozitivizm ve Felsefenin İşlevi
Soru 2031Soru

Aşağıdaki tabloda, beş farklı ülkenin aynı yıl içerisindeki doğal nüfus artış oranları ile gerçek nüfus artış oranları verilmiştir:

ÜlkeDoğal Nüfus Artış OranıGerçek Nüfus Artış Oranı
I%2,4\%2,4%1,1\%1,1
II%0,3\%0,3%1,8\%1,8
III%1,5\%1,5%0,4\%0,4
IV%1,2\%1,2%1,2\%1,2
V%0,5\%-0,5%0,2\%0,2

Tablodaki verilere göre, bu ülkelerde yaşanan nüfus hareketleriyle ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi kesinlikle yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. ülkede, gerçek nüfus artışının doğal nüfus artışından az olması, bu ülkedeki aritmetik nüfus yoğunluğunun süreç içinde sürekli azaldığını gösterir.

Cevap

Gerçek nüfus artışının doğal nüfus artışından az olmasına rağmen pozitif değerde kalmasının toplam nüfus miktarını artırdığını, dolayısıyla yüzölçümü sabit olan ülkedeki aritmetik nüfus yoğunluğunun azalmayıp artacağını belirten ifade kesinlikle yanlıştır.
Gerçek nüfus artış oranının doğal nüfus artış oranından az olması, ülkenin dışarıya göç verdiğini gösterir. Ancak III. ülkenin gerçek nüfus artış oranı %0,4\%0,4 ile pozitif bir değerdir. Bir ülkede gerçek nüfus artış oranı pozitif olduğu sürece, o ülkenin toplam nüfusu artmaya devam eder. Ülkenin sınırları ve yüzölçümü değişmediğine göre, toplam nüfusun artması aritmetik nüfus yoğunluğunun azalmasına değil, artmasına yol açar. Bu nedenle bu çıkarım kesinlikle yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal nüfus artışı ile gerçek nüfus artışı arasındaki ilişkiyi kurarak ülkelerin göç durumunu belirlemek.
Doğal artışın gerçek artıştan fazla olduğu I ve III. ülkeler göç vermiş; gerçek artışın doğal artıştan fazla olduğu II ve V. ülkeler göç almış; eşit olduğu IV. ülkede ise net göç dengeli kalmıştır.
Gerçek nüfus artış hızı, doğal nüfus artış hızına göç miktarının eklenmesi veya çıkarılmasıyla bulunur.
2
İlgili seçenekteki III. ülkenin nüfus miktarındaki değişim yönünü ve aritmetik nüfus yoğunluğunu analiz etmek.
III. ülkenin gerçek nüfus artış hızı %0,4\%0,4 olup pozitif bir değerdir. Bu da ülkenin nüfusunun azalmadığını, aksine yavaş da olsa artmaya devam ettiğini gösterir. Toplam nüfus arttığı ve ülkenin yüzölçümü değişmediği için aritmetik nüfus yoğunluğu azalmaz, aksine artar.
Aritmetik nüfus yoğunluğu toplam nüfusun yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilir. Nüfus artış hızı sıfırın altına düşmedikçe toplam nüfus ve yoğunluk artar.
3
Diğer ülkeler hakkındaki ifadelerin doğruluğunu teyit etmek.
Göç veren I. ülkede itici faktörlerin, göç alan II. ülkede çekici faktörlerin etkili olması coğrafi açıdan doğrudur. IV. ülkede net göç sıfırdır. V. ülkede doğal azalışa rağmen göçle nüfusun arttığı gerçektir.
Yanlış olan seçeneğin tek ve kesin olduğundan emin olmak için tüm seçenekler elenmelidir.

Anahtar Kavram

Doğal ve gerçek nüfus artış oranları arasındaki farktan yola çıkarak ülkelerin göç durumunu, göçlerin nedenlerini (itici ve çekici faktörler) ve sosyo-ekonomik sonuçlarını (nüfus yoğunluğu, nüfus miktarı) yorumlama.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2032Soru

Bilim, varlığı önceden var kabul edip onu parçalara ayırarak incelerken; felsefe varlığı bir bütün olarak ve şüpheci bir tavırla ele alır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi felsefenin varlığa yaklaşımını bilimin yaklaşımından ayıran bir özelliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığı genel, tümel ve bütüncül bir bakış açısıyla ele alması

Cevap

Varlığı genel, tümel ve bütüncül bir bakış açısıyla ele alması
Felsefe varlığı ele alırken onu parçalara ayırmaz; genel, tümel ve bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşır. Bilim ise varlığı fiziksel veya biyolojik olarak parçalara bölerek inceler. Dolayısıyla bütüncül bakış açısı felsefeyi bilimden ayıran temel özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Felsefe ve bilimin varlık konusundaki yöntem ve yaklaşımlarını karşılaştırın.
Bilim varlığı parçalara ayırarak incelerken, felsefe varlığı bir bütün olarak (tümel) ele alır.
Varlığa yönelik bakış açılarının kapsam farkını ortaya koymak için.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin felsefeye mi yoksa bilime mi ait olduğunu belirleyin.
Bütüncül bakış açısı felsefeye, olgusallık, parçalara ayırma ve varlığı doğrudan kabul etme ise bilime aittir.
Felsefenin ayırt edici özelliğini tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Bilim ve Felsefeye Göre Varlık Farkı
Tahmini Süre:45s
Soru 2033Soru

Tarih boyunca dünyada büyük nüfus hareketlerine yol açan çeşitli göç dalgaları yaşanmıştır.

Aşağıda verilen göç hareketlerini, gerçekleştikleri dönemlere göre en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama en eskiden en yeniye doğru sırasıyla Kavimler Göçü, Yeni Dünya Göçleri ve Sanayi Devrimi sonrası işçi göçleri şeklindedir.
Tarihsel olarak ilk sırada M.S. 4. yüzyılda başlayan Kavimler Göçü yer alır. Ardından 15. yüzyıl sonunda Coğrafi Keşifler ile başlayan Yeni Dünya Göçleri gelir. En son ise 18. yüzyıl sonlarında başlayan Sanayi Devrimi sonrası işçi göçleri gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Göçlerin gerçekleştikleri tarihsel dönemleri belirlemek
Kavimler Göçü M.S. 4. yüzyıl (İlk Çağ'ın sonu), Yeni Dünya Göçleri 15. yüzyıl sonu ve sonrası (Yeni Çağ), Sanayi Devrimi sonrası işçi göçleri 18. yüzyıl sonu ve sonrası (Yakın Çağ) olarak belirlenir.
Kronolojik sıralama yapabilmek için olayların gerçekleştikleri tarihsel zaman dilimlerini bilmek gerekir.
2
Belirlenen dönemleri kronolojik olarak sıralamak
M.S. 4. yüzyıl < 15. yüzyıl < 18. yüzyıl sıralamasıyla sırasıyla Kavimler Göçü, Yeni Dünya Göçleri ve Sanayi Devrimi sonrası işçi göçleri sırası elde edilir.
Zaman çizgisi üzerinde geçmişten günümüze doğru yapılan sıralama doğru sonucu verir.

Anahtar Kavram

Tarihsel süreçte yaşanan büyük göç dalgaları ve kronolojisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2034Soru

Aşağıdaki tabloda verilen filozof tutumları ve felsefi senaryoları, felsefi düşüncenin sağ sütunda yer alan ilgili ayırt edici özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir siyaset felsefecisinin, toplumsal sözleşme teorisini kurarken bireysel özgürlükleri temel alıp, teorinin ilerleyen aşamalarında devlet otoritesini bu özgürlükleri tamamen ortadan kaldıracak biçimde yapılandırmaktan kaçınması.
İlk Çağ'da Platon'un devlet üzerine sorduğu sorulara, Yeni Çağ'da Hobbes'un, Aydınlanma Dönemi'nde ise Rousseau'nun kendi tarihsel koşulları içinde yeni boyutlar kazandırarak cevap aramaya devam etmesi.
Bir epistemoloğun, insan zihninin dış dünyayı algılama biçimlerini incelerken, kendi yaptığı bu inceleme faaliyetinin sınırlarını ve doğruluğunu da sorgulama konusu yapması.
Bir etik teorisyeninin, ödev ahlakına dayalı kurallarını inşa ederken, coğrafi sınırları veya kültürel kodları aşarak, tüm insanlık için bağlayıcı ilkeler tasarlaması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki durumların sırasıyla tutarlılık, kümülatiflik, refleksiflik ve evrensellik özellikleri ile eşleşmesi gerekir.
Filozofun toplumsal sözleşme teorisinde çelişkilerden kaçınması tutarlılık, devlet sorunsalının tarihsel süreçte üst üste yığılarak tartışılması kümülatiflik, epistemoloğun kendi bilme yetisini sorgulaması refleksiflik ve etik ilkelerin tüm insanlığı kapsayacak şekilde tasarlanması ise evrensellik özellikleri ile tam olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci durumun analizi
Durum I'de siyaset felsefecisinin başlangıçtaki özgürlük vurgusuyla sonradan tasarlayacağı devlet yapısının çelişmemesine çalışması, düşüncedeki iç çelişkisizliği yani tutarlılık özelliğini hedefler.
Çelişkiden kaçınma ve mantıksal uyum tutarlılıkla ilişkilidir.
2
İkinci durumun analizi
Durum II'de Platon, Hobbes ve Rousseau gibi farklı çağlardaki filozofların devlet konusunu birbirlerinin fikirlerine dayanarak ve yığılarak devam ettirmesi kümülatiflik özelliğine işaret eder.
Bilgilerin üst üste birikmesi kümülatifliği gösterir.
3
Üçüncü durumun analizi
Durum III'te zihnin dış dünyayı anlarken kendi anlama sürecini ve araçlarını da mercek altına alması, düşüncenin kendine yönelmesi olan refleksiflik özelliğidir.
Düşünce üzerine düşünme eylemi refleksif olma ile tanımlanır.
4
Dördüncü durumun analizi
Durum IV'te etik teorisyeninin coğrafi ve kültürel sınırları aşarak tüm insanlık için kurallar tasarlaması evrensellik özelliğiyle örtüşür.
Tüm insanlığa yönelik olma ve genelgeçerlilik iddiası evrenselliktir.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ayırt Edici Özellikleri
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 2035Soru

Bir bilge, kendisine rehberlik etmesi için başvuran genç bir düşünüre şöyle der: "Eğer sana sunulan hazır yanıtlarla yetinir, çevrende gördüğün ve herkesin doğru kabul ettiği inançları olduğu gibi benimsersen, zihnini başkalarının inşa ettiği bir hapishaneye kilitlemiş olursun. Felsefe, sana sunulan bu duvarları yıkmakla değil, o duvarların neden ve nasıl orada olduğunu sorgulamakla başlar. Gerçek bir düşün��r, yanıtların konforuna sığınmak yerine soruların huzursuzluğunu tercih edendir."

Bu parçaya göre felsefi düşünceyi başlatan temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sorgulayıcı bir tavırla ön kabulleri ve hazır yanıtları irdeleme

Cevap

Sorgulayıcı bir tavırla ön kabulleri ve hazır yanıtları irdeleme
Düşünürün genç meslektaşına verdiği tavsiyede geçen "hazır yanıtlarla yetinmemek", "duvarların neden orada olduğunu sorgulamak" ve "soruların huzursuzluğunu tercih etmek" ifadeleri, felsefenin sorgulayıcı yönünü vurgular. Dolayısıyla sorgulayıcı bir tavırla ön kabulleri ve hazır yanıtları irdelemek felsefeyi başlatan temel özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki anahtar ifadeleri belirlemek.
Metinde geçen "hazır yanıtlarla yetinmemek", "neden ve nasıl olduğunu sorgulamak" ve "soruların huzursuzluğunu tercih etmek" ifadeleri tespit edilmiştir.
Soruda felsefi düşünceyi başlatan temel niteliği bulmak için metindeki ana fikri belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri felsefi düşüncenin özellikleri ve kavram yanılgıları açısından değerlendirmek.
Sorgulayıcı tavrın hazır kabulleri eleştirmekle ilgili olduğu, dogmatik yaklaşım ve pratik fayda beklentisinin ise felsefenin doğasıyla çeliştiği belirlenmiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için metindeki sorgulama vurgusunu seçeneklerle eşleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Sorgulayıcı Olma Özelliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2036Soru

Coğrafya dersinde "Dünya'nın Şekli ve Sonuçları" konusunu işleyen beş öğrenci, yaptıkları araştırmalar doğrultusunda şu çıkarımlarda bulunmuştur:

* Ece: Norveç'in kuzeyine seyahat eden bir gözlemcinin Kutup Yıldızı'nı gördüğü yükselti açısının, Türkiye'deki bir gözlemcinin gördüğü açıdan daha büyük olduğunu saptadım.
* Kaan: Ekvator çizgisi üzerinde yer alan Quito şehrinde tartılan bir cismin ağırlığının, kutup noktalarına daha yakın olan Helsinki şehrinde tartıldığında daha fazla geldiğini belirledim.
* Arda: Aynı boylam farkına sahip iki meridyen yayının arasındaki kuş uçuşu mesafenin, Ekvator'a yakın bölgelerde kutup dairelerine yakın bölgelere göre çok daha geniş olduğunu tespit ettim.
* Selin: Projeksiyon yöntemleri kullanılsa dahi küresel yüzeyin düzleme aktarılma sürecinde, yüksek enlemlerdeki ülke sınırlarının düşük enlemlere kıyasla daha fazla deformasyona uğradığını gördüm.
* Damla: Güneş'ten gelen enerji miktarının enleme bağlı değişimi nedeniyle, Akdeniz'deki suyun tuzluluk derecesinin Baltık Denizi'ndeki suyun tuzluluk derecesinden belirgin şekilde yüksek olduğunu saptadım.

Buna göre, hangi öğrencinin belirttiği durum Dünya'nın yaln��zca geoit şekline (kutuplardan basık yapıya) sahip olmasının bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaan'ın gözlemi

Cevap

Kaan'ın gözlemi (Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe yerçekiminin artması ve buna bağlı olarak cisimlerin ağırlığının değişmesi, Dünya'nın kutuplardan basık olan geoit şeklinin doğrudan bir sonucudur.)
Kaan'ın gözleminde yer alan yerçekimi farkı ve cisimlerin ağırlığının değişimi, Dünya'nın kutuplardan basık, Ekvator'dan şişkin olan kendine özgü geoit şeklinin doğrudan bir sonucudur. Kutuplar yerin merkezine (çekirdeğe) daha yakın olduğu için bu bölgelerde yerçekimi kuvveti Ekvator'a göre daha fazladır ve cisimler daha ağır ölçülür. Dünya kusursuz bir küre olsaydı yerçekimi her yerde eşit olurdu.

Adım Adım Çözüm

1
Öğrenci gözlemlerinin coğrafi nedenlerini belirlemek.
Gözlemler; Kutup Yıldızı'nın görünüm açısı, cisimlerin ağırlığı (yerçekimi), meridyenler arası mesafe, harita deformasyonu ve tuzluluk oranları olarak beş gruba ayrılır.
Soruda istenen küresel şekil ile geoit şekil sonuçlarını ayırt etmek için her durum analiz edilmelidir.
2
Dünya'nın küresel şekli ile açıklanabilen gözlemleri tespit etmek.
Kutup Yıldızı'nın görünüm açısı (Ece), meridyenler arası mesafe (Arda), harita deformasyonu (Selin) ve tuzluluk değişimi (Damla) Dünya'nın küresel yüzeyinden kaynaklanır. Dünya tam bir küre olsaydı da bu durumlar değişmezdi.
Küresel şeklin genel geometrik ve enlem etkisine bağlı sonuçlarını elemek gerekir.
3
Dünya'nın geoit (kutuplardan basık) şeklinin sonucunu belirlemek.
Kaan'ın belirttiği yerçekimi farkı, kutupların yerin merkezine (yer çekirdeğine) Ekvator'dan yaklaşık 21 km21\text{ km} daha yakın olmasından kaynaklanır. Bu durum doğrudan geoit şeklin bir sonucudur.
Dünya tam bir küre olsaydı yerçekimi her enlemde eşit olurdu; yerçekimi değişimi sadece geoit yapıyla açıklanabilir.

Anahtar Kavram

Dünya'nın Küresel ve Geoit Şeklinin Sonuçlarının Karşılaştırılması
Soru 2037Soru

Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki günlük dönüşü, rüzgarların esiş yönlerinde sapmalara neden olmaktadır.

Buna göre, Kuzey Yarım Küre'de yer alan bir yüksek basınç merkezinden çevreye doğru esen rüzgarların sapma yönü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Coriolis (sapma) kuvvetinin etkisiyle hareket yönlerinin sağına doğru saparak 'S' şeklinde dağılırlar.

Cevap

Coriolis (sapma) kuvvetinin etkisiyle hareket yönlerinin sağına doğru saparak 'S' şeklinde dağılırlar.
Dünya'nın günlük hareketine bağlı olarak oluşan Coriolis kuvveti nedeniyle rüzgarlar Kuzey Yarım Küre'de esiş yönünün sağına saparlar. Yüksek basınç merkezlerinde hava hareketi merkezden çevreye doğru olduğundan, dışarıya doğru esen rüzgarlar sağa saparak saat yönünde bir dönüş sergiler ve 'S' harfine benzer bir desen oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Kuzey Yarım Küre'deki rüzgarların sapma yönü kuralını belirlemek.
Dünya'nın günlük hareketine bağlı olarak, rüzgarlar Kuzey Yarım Küre'de hareket yönlerinin sağına doğru saparlar.
Coriolis kuvvetinin Kuzey Yarım Küre'deki etkisi rüzgarları sağa saptırır.
2
Yüksek basınç merkezlerindeki hava hareketinin yönünü belirlemek.
Yüksek basınç merkezlerinde hava hareketi merkezden çevreye doğrudur.
Yüksek basınç alanlarında alçalıcı hava hareketine bağlı olarak hava merkezden dışarıya doğru yayılır.
3
Bu iki kuralı birleştirerek merkezdeki sapma şeklini tespit etmek.
Merkezden çevreye doğru esen rüzgarlar sağa saptığı için saat yönünde bir dönüş (S harfi şeklinde) oluşur.
Kuzey Yarım Küre yüksek basınç alanlarındaki bu hareket, S şeklinde bir rüzgar gülü oluşturur.

Anahtar Kavram

İklim Elemanları: Rüzgarlar ve Coriolis Kuvveti
Soru 2038Soru

Evren ile aşkın bir güç arasındaki ilişki üzerine düşünen bir filozof şu değerlendirmede bulunur: 'Tüm var olanlar, kaynağını ve varlık zeminini tek bir mutlak ilke veya varlıkta bulur. Bu mutlak güç, evrendeki her şeyin içinde içkindir; yani hiçbir nesne veya olay O’nun dışında var olamaz. Ancak bu içkinlik, O’nu evrenle sınırlı kılmaz. O, aynı zamanda evrenin sınırlarını aşan, onu kapsayan ve değişmeyen aşkın bir boyuta sahiptir. Evren değişirken O, değişmezliğini korur; evren O’nun içinde devinir ancak O, bu devinimin ötesindedir.'

Buna göre, filozofun savunduğu bu yaklaşım aşağıdaki din felsefesi kavramlarından hangisiyle doğrudan ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Panenteizm (Kamu tanrıcılık)

Cevap

Panenteizm (Kamu tanrıcılık) görüşü, evrenin Tanrı'nın içinde yer aldığını fakat Tanrı'nın evrenden ibaret olmadığını, hem içkin hem de aşkın niteliklere sahip olduğunu savunur.
Doğru cevap olan kamu tanrıcılığı (panenteizm), evrenin Tanrı'nın içinde yer aldığını (içkinlik) ancak Tanrı'nın evrenin sınırlarını aşan aşkın bir boyuta da sahip olduğunu (aşkınlık) savunan görüştür. Paragrafta yer alan 'O’nun içinde devinir ancak O, bu devinimin ötesindedir' ifadesi bu yaklaşıma doğrudan işaret etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki Tanrı-evren ilişkisinin analiz edilmesi
Düşünürün Tanrı'nın hem evrenin içinde var olduğunu (içkinlik) hem de evreni aştığını (aşkınlık) savunduğu belirlenir.
Görüşün hangi teolojik/felsefi pozisyona ait olduğunu bulmak için öncelikle metindeki temel niteliklerin ayrıştırılması gerekir.
2
Seçeneklerdeki kavramların Tanrı-evren ilişkisi bakımından değerlendirilmesi
Deizmin aşkın ama müdahale etmeyen, panteizmin tamamen içkin ve özdeş, teizmin aşkın ve ayrı, agnostisizmin ise bilinemezci yapısı ile paragraftaki niteliklerin çeliştiği görülür.
Çeldirici kavramların elenebilmesi için her birinin Tanrı ve evren ilişkisine getirdiği tanımların bilinmesi gerekir.
3
Hem içkinliği hem aşkınlığı barındıran kavramın belirlenmesi
Her şeyin Tanrı'nın içinde olduğunu fakat Tanrı'nın evreni aştığını savunan panenteizm (kamu tanrıcılık) kavramına ulaşılır.
Metindeki 'evren O'nun içinde devinir ancak O, bu devinimin ötesindedir' ifadesi çift kutuplu yapıyı temsil eden panenteizm tanımıyla birebir örtüşür.

Anahtar Kavram

Din felsefesinde Tanrı-evren ilişkisini açıklayan temel kavramlar ve aralarındaki farklar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2039Soru

Yer şekillerinin uzanış doğrultusu ile rüzgarların esme sıklığı arasında doğrudan bir ilişki vardır. Rüzgarlar, genellikle boğazlar, vadiler veya düzlükler boyunca daha kolay ve sık eserken, y��ksek dağ sıralarının bulunduğu yönlerde esiş sıklığı azalır. Ayrıca rüzgarlar estikleri yönün coğrafi özelliklerini (denizellik, karasallık vb.) ulaştıkları yerlere taşırlar.

Aşağıdaki tabloda, Türkiye'de yer alan iki farklı meteoroloji istasyonunun yıllık rüzgar frekans güllerine ait yönlere göre esme sayıları verilmiştir:

İstasyonKuzeyKuzeydoğuDoğuGüneydoğuGüneyGüneybatıBatıKuzeybatı
K12018501801101301920190115
L15018021001601401702350190

Bu istasyonların coğrafi özellikleri ve etkili olan rüzgar sistemleri dikkate alındığında;

I. K istasyonu, Çanakkale veya İstanbul Boğazı gibi Kuzeydoğu-Güneybatı uzanışlı bir su geçidinde yer alıyor olabilir.
II. L istasyonuna doğu yönünden esen rüzgarların sıcaklık üzerindeki düşürücü etkisi, batı yönünden esenlere göre her mevsim daha fazladır.
III. K istasyonunda güneybatı yönünden esen rüzgar kışın sıcaklığı artırarak kar erimelerine yol açarken, L istasyonuna batı yönünden esen rüzgar nem taşıyarak yağış ihtimalini artırır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Birinci ve üçüncü öncüllerin yer aldığı seçenek doğrudur.
Hakim rüzgar yönü ile yer şekillerinin doğrultusu paralellik gösterir. Tablodaki verilere göre K istasyonu Kuzeydoğu-Güneybatı, L istasyonu ise Doğu-Batı yönlü bir olukta yer almaktadır. K istasyonunda güneybatıdan esen rüzgar Lodos olup kışın sıcaklığı artırır. L istasyonuna batıdan esen rüzgar ise deniz üzerinden geldiği için nem taşır ve yağış ihtimalini artırır. Dolayısıyla birinci ve üçüncü öncüller doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
K istasyonunun rüzgar esme sayıları incelenerek hakim rüzgar yönü belirlenir.
K istasyonunda rüzgarın en sık Kuzeydoğu (1850) ve Güneybatı (1920) yönlerinden estiği görülür. Bu durum, istasyonun Kuzeydoğu-Güneybatı uzanışlı İstanbul veya Çanakkale Boğazı gibi bir su geçidinde yer aldığını doğrular. Dolayısıyla I. öncül doğrudur.
Yer şekillerinin uzanış doğrultusunun rüzgarın esme sıklığı üzerindeki etkisini tespit etmek.
2
L istasyonunun hakim rüzgar yönü ve doğu rüzgarının sıcaklık etkisi analiz edilir.
L istasyonunda rüzgarlar en sık Doğu (2100) ve Batı (2350) yönlerinden esmektedir. Doğu yönünden esen rüzgarlar iç kesimlerden (karasal) geldiği için kışın soğutucu, yazın ise ısıtıcı etki yapar. Bu nedenle her mevsim sıcaklığı düşürücü etki yapması beklenemez. Dolayısıyla II. öncül yanlıştır.
Estikleri yönün coğrafi karakterinin (karasallık/denizellik) rüzgarların sıcaklık üzerindeki mevsimsel etkilerini belirlemek.
3
Üçüncü öncülde verilen rüzgarların klimatolojik etkileri değerlendirilir.
K istasyonunda güneybatıdan esen rüzgar Lodos olup kışın sıcaklığı artırarak kar erimelerine neden olur. L istasyonunda batıdan esen rüzgar ise deniz üzerinden geldiği için nem taşır ve yağış ihtimalini artırır. Dolayısıyla III. öncül doğrudur.
Rüzgarların köken alanlarına göre nem ve sıcaklık taşıma özelliklerini analiz etmek.

Anahtar Kavram

Rüzgarların esme sıklığı ve yönü üzerinde yer şekillerinin uzanış doğrultusu etkilidir. Ayrıca rüzgarlar geldikleri bölgelerin sıcaklık ve nem özelliklerini ulaştıkları yerlere taşırlar.
Soru 2040Soru

Türkiye'de kırsal yerleşmelerin toplu ya da dağınık dokulu olmasında yer şekilleri ve su kaynaklarının dağılışı doğrudan etkilidir. Yer şekillerinin düz olduğu ve su kaynaklarının kısıtlı olduğu alanlarda evler birbirine yakın inşa edilerek toplu yerleşmeler oluşturulurken; yer şekillerinin engebeli ve su kaynaklarının bol olduğu alanlarda evler birbirinden uzak inşa edilerek dağınık yerleşmeler oluşturulur.

Buna göre, coğrafi özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki yörelerin hangisinde dağınık yerleşme dokusunun yaygın olarak görülmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Karadeniz Yöresi

Cevap

Doğu Karadeniz Yöresi
Doğu Karadeniz Yöresi, Türkiye'de yer şekillerinin en engebeli ve su kaynaklarının en bol olduğu yerlerin başında gelir. Kırsal kesimde tarım arazilerinin küçük ve parçalı olması, yer şekillerinin engebeliliği ve suyun her yerde kolayca bulunabilmesi evlerin birbirinden uzak yapılmasına yol açmış ve dağınık yerleşme dokusunu oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Kırsal yerleşme dokularının (toplu ve dağınık) oluşma koşullarını incelemek.
Dağınık yerleşme dokusu için engebeli yer şekilleri ve bol su kaynakları gerekirken; toplu yerleşme dokusu için düz yer şekilleri ve kısıtlı su kaynakları gerekmektedir.
Soru kökündeki tanıma uygun coğrafi şartları belirlemek amacıyla bu adım uygulanmıştır.
2
Seçeneklerde verilen Türkiye yörelerinin fiziki ve hidrografik özelliklerini değerlendirmek.
Doğu Karadeniz Yöresi engebeli ve bol yağışlı/sulu bir yapıya sahipken; Konya Ovası, Tuz Gölü Çevresi, Güneydoğu Anadolu Platosu ve Ergene Havzası sade yer şekillerine ve kısıtlı su kaynaklarına sahiptir.
Tanımlanan koşullara uyan tek doğru coğrafi bölgeyi belirlemek için bu karşılaştırma yapılmıştır.

Anahtar Kavram

Kırsal Yerleşmelerde Dokularına Göre Yerleşme Tipleri
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 102 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin