Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 2181Soru

Yasama erki, toplumu yönetmek ve onun üyelerini korumak üzere kurulmuş olsa da, hiçbir zaman keyfî bir mutlak güç olamaz. Zira hiç kimse kendi hayatı, özgürlüğü veya mülkiyeti üzerinde sahip olduğundan daha fazla bir gücü başkasına devredemez. Toplumsal sözleşmenin amacı bireylerin doğal haklarını güvence altına almak olduğundan, devlet bu sınırları aştığı anda kurucu meşruiyetini yitirir ve bireyler için direnme hakkı meşru bir zemin kazanır.

Bu parçada savunulan görüşten hareketle, siyasi iktidarın meşruiyet sınırı ve bireyin hakları arasındaki ilişkiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi otorite, bireyin kendisinde dahi mutlak tasarruf yetkisi bulunmayan haklarını aşamaz; aksi halde sözleşmeden doğan meşruiyetini kaybeder.

Cevap

Siyasi otorite, bireyin kendisinde dahi mutlak tasarruf yetkisi bulunmayan haklarını aşamaz; aksi halde sözleşmeden doğan meşruiyetini kaybeder.
Siyasi otoritenin, bireyin kendi üzerinde bile sahip olmadığı (örneğin kendini yok etme hakkının olmaması gibi) mutlak gücü devralamayacağını ve bu sınır aşıldığında meşruiyetini kaybedeceğini belirten yargı doğrudur. Parçada yer alan 'hiç kimse kendi hayatı, özgürlüğü veya mülkiyeti üzerinde sahip olduğundan daha fazla bir gücü başkasına devredemez' ifadesi bu durumu doğrudan temellendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel savı ve sınırları belirleme
Yasama erkinin mutlak olamayacağı ve toplumsal sözleşmenin sınırlarının doğal haklar olduğu belirlendi.
Siyasi otoritenin meşruiyet koşulunu anlamak için.
2
Bireyin hakları üzerindeki tasarruf sınırını inceleme
Bireyin kendi yaşamı ve özgürlüğü üzerinde bile sınırsız bir hakka sahip olmadığı, bu yüzden devlete de sınırsız bir yetki devredemeyeceği anlaşıldı.
Devlet yetkisinin neden mutlak olamayacağının temel mantığını kurmak için.
3
Sözleşmenin bozulma durumunu analiz etme
Devlet sınırları aştığında meşruiyetini yitirir ve direnme hakkı doğar.
İktidar-birey arasındaki karşılıklı hak ve ödev dengesini göstermek için.
4
Seçenekler arasından doğru çıkarımı saptama
Devletin, bireyin kendisinin bile üzerinde mutlak tasarruf yetkisine sahip olmadığı hakları ihlal edemeyeceği ve ihlal ederse meşruiyetini yitireceği yargısına ulaşıldı.
Parçayla mantıksal olarak tam örtüşen seçeneği bulmak için.

Anahtar Kavram

Birey-devlet ilişkisinde meşruiyet sınırları, devredilemez haklar ve direnme hakkı
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 2182Soru

Karl Popper’ın bilim felsefesinde savunduğu yanlışlanabilirlik ilkesine göre, bir bilimsel kuramı destekleyen olumlu gözlemlerin artması o kuramın mantıksal veya matematiksel doğruluk olasılığını artırmaz; bu gözlemler yalnızca kuramın o ana kadarki ciddi sınamalara karşı direnç gösterdiğini (pekiştirildiğini) belgeler.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Verilen ifade doğrudur. Karl Popper, olumlu gözlemlerin kuramların mantıksal doğruluk olasılığını artırmadığını, yalnızca kuramların sınamalara karşı gösterdiği direnci (pekiştirilmişliğini) gösterdiğini savunur.
Verilen ifade Karl Popper'ın bilim felsefesiyle tamamen uyumludur. Popper, tekil olumlu gözlemlerin genel yasaları mantıksal olarak doğrulayamayacağını savunur. Olumlu kanıtlar teoriyi doğrulamak veya olasılığını artırmak yerine, onun zorlu sınamalara karşı henüz yenilmediğini, yani pekiştirildiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Popper'ın tümevarım yöntemine yönelik eleştirisini çözümlemek.
Tümevarımsal akıl yürütmenin genel önermeleri doğrulamada mantıksal olarak yetersiz olduğunun belirlenmesi.
Yanlışlanabilirlik ilkesinin üzerine kurulduğu mantıksal altyapıyı anlamak.
2
Olasılıkçı doğrulama görüşü ile Popper'ın olasılık reddini karşılaştırmak.
Destekleyici kanıt sayısının artmasının kuramın doğruluk olasılığını matematiksel olarak artırmadığının tespit edilmesi.
İfadenin ilk kısmındaki olasılık yargısının doğruluğunu denetlemek.
3
Pekiştirme (corroboration) kavramının Popper'ın sistemindeki yerini değerlendirmek.
Olumlu sınama sonuçlarının teoriyi kesin doğrulamadığını, sadece sınamalara direnç gösterdiğini (pekiştirildiğini) göstermesi.
İfadenin ikinci kısmındaki pekiştirme kavramının Popper felsefesindeki doğruluğunu onaylamak.

Anahtar Kavram

Karl Popper'ın tümevarım eleştirisi, doğrulama karşıtlığı ve pekiştirme (corroboration) kavramı.
Soru 2183Soru

Dünya'nın Güneş etrafındaki yıllık hareketi ve eksen eğikliğine bağlı olarak, Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açısı ve öğle vakti gölge yönleri yıl boyunca değişiklik gösterir. Bir coğrafi araştırmada, KK merkezinde yıl boyunca öğle vaktinde cisimlerin gölge yönünün hem kuzeye hem de güneye düştüğü, yılın iki gününde ise gölgenin oluşmadığı gözlemlenmiştir.

Buna göre, KK merkezinin coğrafi konumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi kesin olarak doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuzey ve Güney dönenceleri arasında (tropikal kuşakta) yer almaktadır.

Cevap

Kuzey ve Güney dönenceleri arasında (tropikal kuşakta) yer almaktadır.
Cisimlerin öğle vaktindeki gölgesinin yıl içinde hem kuzeye hem de güneye düşmesi ve yılda iki kez gölge boyunun sıfır olması, Güneş'in öğle vakti gökyüzündeki konumunun bu merkezin hem kuzeyine hem de güneyine geçtiğini ve yılda iki kez tam tepeden (9090^\circ açıyla) geldiğini gösterir. Bu durum, yalnızca dönenceler arasında yer alan enlemlerde gerçekleşir. Bu nedenle merkezin Kuzey ve Güney dönenceleri arasında yer aldığı kesinlikle doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Gölgenin yılda iki kez oluşmaması (sıfır olması) durumunu analiz etmek.
Gölge boyunun sıfır olması, Güneş ışınlarının ��ğle vakti 9090^\circ dik açıyla geldiğini gösterir. Eksen eğikliğine bağlı olarak Güneş ışınları dönencelere yılda bir kez, dönenceler arasına ise yılda iki kez dik açıyla düşer. Dönenceler dışına ise hiçbir zaman dik açıyla düşmez.
Güneş ışınlarının dik düştüğü enlemlerin yıl içindeki hareket sınırları 232723^\circ 27' Kuzey (Yengeç) ve Güney (Oğlak) dönenceleridir.
2
Gölge yönünün yıl içinde hem kuzeye hem güneye düşmesini değerlendirmek.
Bir merkezde öğle vaktinde gölge yönünün değişebilmesi, Güneş'in öğle vakti bazen merkezin kuzeyinde bazen de güneyinde kaldığını gösterir. Bu durum sadece dönenceler arasındaki enlemlerde yaşanır.
Dönenceler dışındaki merkezlerde (örneğin orta kuşakta) Güneş her zaman Ekvator yönünde kalacağı için gölge yönü yıl boyunca hiç değişmez.
3
Ekvator seçeneği ile dönenceler arası seçeneğini karşılaştırarak kesinliği test etmek.
Gölgenin yılda iki kez sıfır olması ve yönünün değişmesi sadece Ekvator'da değil, örneğin 1010^\circ Kuzey enleminde de gerçekleşir. Bu yüzden kesin olan durum Ekvator üzerinde olması değil, dönenceler arasında olmasıdır.
Ekvator bu aralıktaki özel bir çizgidir, ancak kesinlik arandığı için daha geniş ve kesin olan sınır tanımlanmalıdır.

Anahtar Kavram

Eksen Eğikliği ve Yıllık Hareketin Gölge Boyu ve Gölge Yönü Üzerindeki Etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2184Soru

İnsanlar doğa durumunda sahip oldukları yaşama, özgürlük ve mülkiyet gibi temel hakları toplumsal sözleşmeyle devlete devrederken, bu haklardan tamamen vazgeçmezler. Sözleşmenin amacı, bu hakların daha güvenli bir şekilde kullanılmasını ve korunmasını sağlamaktır. Devletin meşruiyeti, bu koruma görevini yerine getirmesine bağlıdır; eğer devlet bu sınırları aşar ve hakları ihlal ederse, bireylerin yönetime karşı direnme hakkı ortaya çıkar.

Buna göre, parçada savunulan birey-devlet ilişkisi ve haklar konusundaki yaklaşım aşağıdaki filozoflardan hangisinin görüşleriyle uyuşmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: John Locke'un hakların korunmasını ve sınırlandırılmış devlet iktidarını temel alan liberal yaklaşımı

Cevap

John Locke'un hakların korunmasını ve sınırlandırılmış devlet iktidarını temel alan liberal yaklaşımı
Parçada vurgulanan, insanların doğa durumundaki temel haklarını (yaşam, özgürlük, mülkiyet) korumak amacıyla devleti kurdukları, bu hakların devredilemez olduğu ve devletin görevi ihlal etmesi durumunda direnme hakkının doğduğu fikri, liberal siyaset felsefesinin kurucusu John Locke'a aittir. Locke'a göre devlet, bireysel hakları korumakla yükümlü sınırlandırılmış bir aygıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiaları analiz etmek.
Bireylerin devlet öncesinde yaşam, özgürlük ve mülkiyet haklarına sahip olduğu, devleti bu hakları korumak için kurduğu ve haklar ihlal edildiğinde direnme hakkının bulunduğu tespit edilmiştir.
Parçanın hangi siyaset felsefesi kuramına ve filozofa işaret ettiğini belirlemek için anahtar kavramları ortaya çıkarmak gerekir.
2
Sözleşmeci filozofların (Locke, Hobbes, Rousseau) birey-devlet ilişkisine ve haklara yaklaşımlarını karşılaştırmak.
Hobbes'un hakların tamamen devredilip direnme hakkının olmadığı görüşü ile Rousseau'nun genel irade vurgusunun aksine, parçadaki görüşün bireysel hakların saklı tutulması ve direnme hakkı yönüyle liberal devlet teorisine (Locke) uyduğu görülür.
Doğru filozofu belirlemek için benzer teorileri savunan düşünürler arasındaki ayrıcı noktaları belirlemek gerekir.
3
Seçeneklerdeki filozof ve yaklaşım eşleştirmelerini değerlendirerek doğru seçeneği işaretlemek.
Hakların korunması ve direnme hakkına dayanan sınırlandırılmış devlet modelini savunan John Locke seçeneğinin doğru olduğu belirlenir.
Elde edilen sonuçları seçeneklerle eşleştirerek nihai karara ulaşmak gerekir.

Anahtar Kavram

Birey-Devlet İlişkisi, Temel Haklar ve Toplumsal Sözleşme Teorileri
Soru 2185Soru

Aşağıda sol sütunda verilen rasyonalist filozofları, sağ sütundaki kendilerine ait temel felsefi kavram veya yaklaşımlarla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sokrates
Platon
Descartes

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sokrates - Doğurtma yöntemi (maieutik); Platon - İdealar dünyası; Descartes - Metodik şüphe.
Eşleştirmede Sokrates doğuştan gelen bilgileri açığa çıkaran doğurtma yöntemiyle, Platon duyuları dışlayan idealar kuramıyla, Descartes ise sarsılmaz bilgiye ulaşmayı amaçlayan metodik şüphe yaklaşımıyla doğru şekilde ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sokrates'in bilgi yöntemini eşleştirme
Sokrates, bilgilerin doğuştan ruhumuzda var olduğunu savunur ve sorgulama yoluyla bu bilgileri gün yüzüne çıkarmayı hedefler. Bu yaklaşım, doğuştan gelen bilgileri soru-cevap yöntemiyle açığa çıkarma tanımıyla eşleşir.
Sokrates'in maieutik (doğurtma) yönteminin temel tanımını belirlemek.
2
Platon'un bilgi kuramını eşleştirme
Platon, gerçek bilginin yalnızca akılla kavranabilen idealar dünyasına ait olduğunu ve duyusal dünyanın yanıltıcı gölgelerden ibaret olduğunu savunur. Bu yaklaşım, idealar dünyası tanımıyla eşleşir.
Platon'un İdealar Kuramı'nın bilgi felsefesindeki yerini belirlemek.
3
Descartes'ın bilgi metodunu eşleştirme
Descartes, kesin bilgiye ulaşabilmek için tüm bilgileri sarsıcı bir sorgulamadan geçirir ve şüpheyi bir yöntem olarak kullanır. Bu yaklaşım, metodik şüphe tanımıyla eşleşir.
Descartes'ın metodik şüphe yaklaşımını tanımlamak.

Anahtar Kavram

Rasyonalizm (Akılcılık) temsilcilerinin bilgiye ulaşma yöntemleri ve temel epistemolojik kabulleri.
Soru 2186Soru

Bir dedektif, olay yerindeki kanıtları incelemeden, tamamen kişisel önsezilerine dayanarak failin kırmızı şapkalı bir adam olduğunu öne sürer. Yapılan soruşturma sonucunda failin gerçekten de kırmızı şapkalı bir adam olduğu ortaya çıkar. Ancak dedektifin bu tahmini, rastlantısal bir isabetten ibarettir. Diğer yandan, dosyayı devralan savcı; parmak izi analizleri, kamera kayıtları ve görgü tanıklarının ifadelerini inceleyerek failin kırmızı şapkalı adam olduğunu rasyonel kanıtlarla ortaya koyar.

Bu parçada anlatılan durumdan yola çıkılarak bilgi felsefesinin temel kavramlarına dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dedektifin iddiası dış dünyadaki durumla uyuştuğu için doğruluk değeri taşır ancak rasyonel gerekçelerle temellendirilmediği için bilgi niteliği kazanamaz.

Cevap

Dedektifin iddiası dış dünyadaki durumla uyuştuğu için doğruluk değeri taşır ancak rasyonel gerekçelerle temellendirilmediği için bilgi niteliği kazanamaz.
Dedektifin iddiasının dış dünyayla uyuşması onun doğru olduğunu gösterir; fakat bu doğruluğun arkasında rasyonel bir gerekçe (temellendirme) olmadığı sürece bu iddia felsefi anlamda bir bilgi değeri taşımaz. Doğru bir iddianın bilgiye dönüşmesi için temellendirilmesi zorunludur. Dolayısıyla dedektifin iddiası doğruluk taşır ancak temellendirilmediği için bilgi değildir ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Dedektif ve savcının iddialarının epistemolojik niteliklerini karşılaştırmak.
Dedektifin iddiasının olgusal olarak doğru çıktığı fakat rastlantısal olduğu, savcının ise rasyonel kanıtlarla sonuca ulaştığı belirlenir.
Parçadaki temel karşıtlığı anlamak.
2
Doğruluk, gerçeklik ve temellendirme kavramlarının ilişkisini kurmak.
Dedektifin iddiasının dış dünyayla uyuşması 'doğruluk' anlamına gelirken, kanıt kullanmaması 'temellendirme' eksikliğini gösterir.
Kavramsal çözümleme yapmak.
3
Bilginin tanımı üzerinden sonuca ulaşmak.
Bir iddianın bilgi olabilmesi için doğruluğun yanı sıra rasyonel gerekçelerle temellendirilmiş olması gerektiği sonucuna varılır.
Doğru seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

Doğruluk, Gerçeklik ve Temellendirme Arasındaki İlişki
Soru 2187Soru

Bir dağ yamac�� boyunca yükselen iki farklı merkezden AA merkezinin yükseltisi 800 metre800\text{ metre}, gerçek sıcaklığı ise 12C12^\circ\text{C}'dir. Sıcaklığın yükseldikçe her 200 metrede200\text{ metrede} 1C1^\circ\text{C} düzenli olarak azaldığı kabul edilen bu bölgede, AA merkezinden daha yüksekte konumlanan BB merkezinin gerçek sıcaklığı ile AA merkezinin deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı arasındaki fark 9C9^\circ\text{C} olarak ölçülmüştür.

Buna göre, BB merkezinin yükseltisi kaç metredir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1800

Cevap

B merkezinin yükseltisi 1800 m1800\text{ m}'dir.
A merkezinin indirgenmiş sıcaklığı 12+(800/200)=16C12 + (800 / 200) = 16^\circ\text{C} olarak bulunur. B merkezi A'dan yüksekte olduğundan gerçek sıcaklığı daha düşük olmalıdır, bu nedenle B'nin gerçek sıcaklığı 169=7C16 - 9 = 7^\circ\text{C} olur. B'nin indirgenmiş sıcaklığı da aynı atmosferik koşullarda 16C16^\circ\text{C} olacağından, gerçek sıcaklığı ile indirgenmiş sıcaklığı arasındaki fark 9C9^\circ\text{C}'dir. Bu fark 9×200=1800 m9 \times 200 = 1800\text{ m} yükseltiye karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
A merkezinin indirgenmiş sıcaklığını hesaplamak
AA merkezinin indirgenmiş sıcaklığı 16C16^\circ\text{C}'dir.
Yükseltinin sıcaklık üzerindeki etkisini arındırarak deniz seviyesindeki sıcaklık değerini bulmak için gerçek sıcaklığa her 200 metre200\text{ metre} için 1C1^\circ\text{C} eklenir.
2
B merkezinin gerçek sıcaklığını bulmak
BB merkezinin gerçek sıcaklığı 7C7^\circ\text{C}'dir.
BB merkezi daha yüksekte olduğundan sıcaklığı AA'nın indirgenmiş sıcaklığından 9C9^\circ\text{C} daha düşüktür.
3
B merkezinin yükseltisini hesaplamak
BB merkezinin yükseltisi 1800 m1800\text{ m}'dir.
BB merkezinin indirgenmiş sıcaklığı ile gerçek sıcaklığı arasındaki fark (167=9C16 - 7 = 9^\circ\text{C}) doğrudan yükseltiden kaynaklanır.

Anahtar Kavram

Yükselti arttıkça sıcaklığın her 200 metrede200\text{ metrede} 1C1^\circ\text{C} azalması ve indirgenmiş sıcaklık kavramı.
Soru 2188Soru

Sokrates'e göre hiç kimse bilerek kötülük yapmaz; kötülük, bilgi eksikliğinden kaynaklanır. Doğru bilgiye sahip olan insan, doğru eylemde bulunur. Bu doğrultuda ahlaki eylemin nihai hedefi, ruhun esenliğe kavuşması ve insanın en yüksek iyi olan mutluluğa (eudaimonia) ulaşmasıdır. İnsan ancak erdemli bir yaşam sürerek, yani neyin iyi olduğunu bilerek ve buna uygun davranarak gerçek mutluluğu elde edebilir.

Buna göre Sokrates'in ahlak anlayışında ahlaki eylemin nihai amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğru bilgiye dayalı erdemli bir yaşamla gerçek mutluluğu elde etmek

Cevap

Doğru bilgiye dayalı erdemli bir yaşamla gerçek mutluluğu elde etmek
Sokrates'in ahlak felsefesinde ahlaki eylemin nihai amacı mutluluktur (eudaimonia). Bu mutluluğa da ancak doğru bilgiye sahip olup buna uygun erdemli bir yaşam sürülerek ulaşılabilir. Parçada bu durum doğrudan ifade edilmiş olup, doğru bilgiyle gerçek mutluluğu elde etmeyi savunan seçenek doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçanın analiz edilmesi
Sokrates'in ahlak anlayışında bilgi, erdem ve mutluluk (eudaimonia) arasında kurulan doğrudan bağ tespit edilmiştir.
Düşünürün ahlaki eylemin temeline ve amacına yönelik savını belirlemek.
2
Nihai amacın belirlenmesi
Parçadaki 'ahlaki eylemin nihai hedefi, ruhun esenliğe kavuşması ve insanın en yüksek iyi olan mutluluğa ulaşmasıdır' ifadesi saptanmıştır.
Soruda sorulan 'nihai amaç' kavramının parçadaki karşılığını bulmak.
3
Seçeneklerin değerlendirilmesi
Doğru bilgi ve erdemli yaşamın mutluluğu getirdiğini savunan seçeneğin parçadaki düşünceyle tam olarak uyuştuğu görülmüştür.
Yanlış felsefi akımları temsil eden diğer seçenekleri eleyerek doğru cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

Ahlaki eylemin amacının mutluluk (eudaimonia) ve bilgi/erdem ilişkisiyle açıklanması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2189Soru

Hans Reichenbach’a göre bilim felsefesi, bilimsel bilginin psikolojik ve sosyolojik koşullarla şekillenen "keşif bağlamı" (context of discovery) ile ilgilenmez; onun asıl konusu, ortaya konmuş kuramların mantıksal yapısını ve deneyle ilişkisini ele alan "gerekçelendirme bağlamı"dır (context of justification). Filozofun görevi, bilimin tarihsel gelişim sürecindeki öznel etkinlikleri tasvir etmek değil, bilimin dilini mantıksal analize tabi tutarak doğrulanmış önermelerden oluşan rasyonel yapıyı ortaya koymaktır.

Buna göre, parçada savunulan görüş bilim felsefesindeki aşağıdaki yaklaşımlardan hangisinin temel iddialarıyla örtüşmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilimi, mantıksal analizlerle çözümlenebilecek nihai bir sonuç ve dilsel önermeler yapısı olarak gören "ürün olarak bilim" yaklaşımı

Cevap

Bilimi, mantıksal analizlerle çözümlenebilecek nihai bir sonuç ve dilsel önermeler yapısı olarak gören "ürün olarak bilim" yaklaşımı
Parçada savunulan, bilim felsefesinin bilimin öznel/tarihsel süreçleriyle (keşif bağlamı) değil, ortaya konmuş önermelerin mantıksal analiziyle (gerekçelendirme bağlamı) ilgilenmesi gerektiği fikri, mantıksal pozitivistlerin 'ürün olarak bilim' yaklaşımının temel iddiasıdır. Bu yaklaşım bilimi tamamlanmış rasyonel bir dilsel yapı olarak görür.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel kavramları ve felsefi ayrımı tespit etmek.
Parçada Reichenbach'ın 'keşif bağlamı' (psikolojik, sosyolojik ve tarihsel süreçler) ile 'gerekçelendirme bağlamı' (mantıksal yapı, dil analizi ve doğrulama) arasında yaptığı ayrım vurgulanmaktadır. Felsefenin yalnızca gerekçelendirme bağlamıyla ilgilenmesi gerektiği savunulmaktadır.
Yazarın bilim felsefesine biçtiği rolü ve yöntemi belirlemek, doğru akımı bulmak için ilk adımdır.
2
Tepsi edilen yöntemin hangi bilim yaklaşımına ait olduğunu belirlemek.
Bilimi tarihsel/toplumsal süreçlerden arındırıp yalnızca bitmiş önermelerin mantıksal yapısı ve doğrulanabilirliği üzerinden ele alan bu yaklaşım, mantıksal pozitivizmin temsil ettiği 'ürün olarak bilim' anlayışıdır.
Ürün olarak bilim yaklaşımı, bilimi bitmiş bir yapı ve mantıksal dil analizi konusu olarak tanımlar.

Anahtar Kavram

Ürün Olarak Bilim ve Gerekçelendirme Bağlamı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2190Soru

Descartes, varlık felsefesinde düalist (ikici) bir yaklaşım benimseyerek gerçekliği iki temel töze ayırır: Düşünme niteliğine sahip fakat yer kaplamayan zihin (res cogitans) ve yer kaplama niteliğine sahip fakat düşünmeyen madde (res extensa). Filozofa göre bu iki töz, özleri ve nitelikleri bakımından birbirinden tamamen bağımsız ve birbirine indirgenemez yapıdadır. Ancak insan özelinde bu iki töz, epifiz bezi (kozalaksı bez) aracılığıyla etkileşime girer; zihnin kararları bedende fiziksel eylemlere yol açarken, bedenin maruz kaldığı fiziksel etkiler zihinde duyumlar ve fikirler oluşturur.

Buna göre, Descartes'ın hem madde hem idea olarak varlık (düalizm) yaklaşımı dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ruh ve bedenin insandaki etkileşimi, bu iki tözün niteliksel farklılıklarının ortadan kalkarak tek bir özde birleştiğini gösterir.

Cevap

Ruh ve bedenin insandaki etkileşiminin, bu iki tözün niteliksel farklılıklarının ortadan kalkarak tek bir özde birleştiğini gösterdiğini savunan ifade söylenemez.
Descartes'ın düalist (ikici) ontolojisinde zihin ve beden, niteliksel olarak birbirinden tamamen farklı iki tözdür. Epifiz bezi vasıtasıyla kurulan zihin-beden etkileşimi, bu iki tözün özsel özelliklerini (düşünme ve yer kaplama) ortadan kaldırmaz veya onları tek bir töz halinde birleştirmez. Dolayısıyla etkileşimin tözleri tek bir özde birleştirdiğini savunan yargı Descartes'ın ikici felsefesiyle çelişmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Descartes'ın düalist (ikici) varlık felsefesinin temel ilkelerini ve zihin-beden arasındaki ilişkiyi analiz etmek.
Zihin (ruh) ve maddenin özleri itibarıyla tamamen farklı, birbirine indirgenemez iki ayrı töz olduğu belirlenir.
Düalist felsefenin monist (tekçi) yaklaşımlardan farkını ve tözlerin bağımsızlık derecesini anlamak için bu analiz gereklidir.
2
Descartes'ın zihin-beden etkileşimine (etkileşimci düalizm) yönelik açıklamasını incelemek.
Bu iki tözün epifiz bezi aracılığıyla etkileşime girdiği ancak bu etkileşimin onların özsel niteliklerini (düşünme ve yer kaplama) değiştirmediği sonucuna ulaşılır.
Etkileşimin tözlerin ontolojik yapılarını ortadan kaldırıp kaldırmadığını saptamak için bu inceleme yapılır.
3
Seçenekleri değerlendirerek Descartes'ın düalist varlık görüşüyle çelişen yargıyı tespit etmek.
Etkileşimin tözleri tek bir özde birleştirdiğini iddia eden seçeneğin Descartes'ın ikici felsefesiyle çeliştiği belirlenir.
Soru kökünde bizden söylenemez olan yargıyı bulmamız istendiği için çelişen ifade tespit edilir.

Anahtar Kavram

Descartes'ın etkileşimci düalizmi (zihin-beden ilişkisi)
Soru 2191Soru

Yeryüzünü oluşturan levhaların birbirine göre hareket yönleri ve kabuk tipleri, yeryüzünün şekillenmesinde doğrudan rol oynayan farklı tektonik süreçleri ve yer şekillerini meydana getirir. Aşağıda verilen levha sınır tipleri ile haritada işaretlenmiş olan jeolojik yapı ve coğrafi bölge örneklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İki okyanusal levhanın yakınlaşması (çarpışması)
Okyanusal levha ile kıtasal levhanın yakınlaşması
İki kıtasal levhanın yakınlaşması (çarpışması)
İki okyanusal levhanın birbirinden uzaklaşması (ıraksaması)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İki okyanusal levhanın yakınlaşması Mariana Çukuru ve volkanik ada yaylarıyla; okyanusal ve kıtasal levha yakınlaşması And Dağları kıyı sıradağlarıyla; iki kıtasal levhanın yakınlaşması Himalaya Dağları ve kalınlaşmış kıtasal kabukla; iki okyanusal levhanın uzaklaşması ise Atlas Okyanusu Ortası Sırtı ve İzlanda ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede; iki okyanusal levhanın yakınlaşması Mariana Çukuru'nu; okyanusal-kıtasal yakınlaşma And Dağları kıyı sıradağlarını; iki kıtasal levhanın yakınlaşması Himalaya Dağları'nı; iki okyanusal levhanın uzaklaşması ise Atlas Okyanusu Ortası Sırtı ve İzlanda'yı oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Levhaların kabuk tipleri (okyanusal/kıtasal) ve hareket yönleri (yakınsayan/ıraksayan) belirlenir.
Dört farklı levha sınırı etkileşimi sınıflandırılır: okyanusal-okyanusal yakınsama, okyanusal-kıtasal yakınsama, kıtasal-kıtasal yakınsama ve okyanusal-okyanusal ıraksama.
Jeolojik süreçlerin yer şekilleri üzerindeki etkisini gruplandırmak.
2
Dünya haritası üzerindeki numaralı bölgelerin jeolojik özellikleri analiz edilir.
I numaralı İzlanda okyanus ortası sırtında, II numaralı And Dağları dalar-batar zonunda, III numaralı Himalayalar kıtasal çarpışma kuşağında, IV numaralı Mariana Çukuru ise okyanusal dalar-batar zonundadır.
Teorik sınır tiplerini dünya haritası üzerindeki gerçek örneklerle eşleştirmek.
3
Tanımlanan levha sınır tipleriyle bu coğrafi bölgeler eşleştirilerek doğrulama yapılır.
Sol taraftaki her levha etkileşimi, sağ taraftaki karşılık gelen morfolojik yapı ve coğrafi alanla doğru bir şekilde eşleştirilir.
Sorunun çözümünü tamamlamak ve her bir çiftin jeolojik doğruluğunu onaylamak.

Anahtar Kavram

Levha sınır tipleri ve bu sınırlarda oluşan yeryüzü şekillerinin coğrafi dağılışı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2192Soru

Bir teorinin bilimsel değerini belirleyen şey, onun her olguyu açıklama gücündeki sınırsızlık değil, aksine hangi olguların gerçekleşmesi durumunda çökeceğini önceden ilan edebilme cesaretidir. Eğer bir açıklama modeli, karşılaştığı her yeni durumu kendi kavramlarıyla uzlaştırabiliyor ve hiçbir olası deneyle çürütülemiyorsa, o model aslında hiçbir şeyi dışlamıyor demektir. Gerçek anlamda bilimsel bir iddia, dünyadaki bazı olası durumların gerçekleşmesini yasaklar; böylece kendi aleyhine olabilecek gözlemlerin yolunu açar. Sınırları bu şekilde çizilmeyen, her koşulda ayakta kalan bir teori, deneysel dünyanın bilgisine katkı sunamaz.

Bu parçada ortaya konan bakış açıs��ndan yola çıkılarak, bir kuramın bilimsel kimlik kazanması aşağıdakilerden hangisine bağlanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olası yanlışlayıcı gözlem veya deneylerin neler olduğunu belirterek kendini sınanmaya açık kılmasına

Cevap

Bir kuramın bilimsel kimlik kazanması, olası yanlışlayıcı gözlem veya deneylerin neler olduğunu belirterek kendini sınanmaya açık kılmasına bağlıdır.
Parçaya göre bir kuramın bilimsel olabilmesi, onun hangi durumlarda çürütülebileceğini baştan kabul etmesine, yani kendini sınanmaya ve yanlışlanmaya açık hale getirmesine bağlıdır. Bu nedenle olası yanlışlayıcı gözlem veya deneylerin neler olduğunu belirterek kendini sınanmaya açık kılmasına dayanan seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçanın ana fikrini analiz etme
Parçada bir teorinin her şeyi açıklamasının değil, hangi durumlarda çökeceğini (yanlışlanacağını) ilan etmesinin önemine vurgu yapıldığı belirlenir.
Metindeki ana argümanı saptamak.
2
Bilimsel sınır çekme ölçütünü belirleme
Bilimsel olan ile olmayan arasındaki farkın, kuramın kendini yanlışlanmaya açık tutup tutmamasıyla ilişkili olduğu saptanır.
Doğrulanabilirlik ve yanlışlanabilirlik kavramları arasındaki farkı uygulamak.
3
Seçenekleri eleyerek doğru cevaba ulaşma
Kendi aleyhindeki gözlemlerin sınırını çizerek sınanabilirliği sağlayan seçeneğin doğru cevap olduğu sonucuna varılır.
Metindeki savı en iyi karşılayan seçeneği bulmak.

Anahtar Kavram

Doğrulanabilirlik ve Yanlışlanabilirlik Ölçütleri
Soru 2193Soru

Türkiye'de yer alan aşağıdaki merkezleri, 2121 Haziran tarihinde yaşanan gündüz sürelerinin en uzundan en kısaya doğru sıralanışına göre düzenleyiniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türkiye'nin en kuzey ucundaki topraklarında yer alan il merkezi, İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan ve ülkenin başkenti konumundaki il merkezi, Ege Bölgesi'nin güney kesiminde yer alan turistik kıyı kenti Muğla il merkezi, Türkiye'nin en güney sınır kuşağında yer alan Hatay il merkezi
Kuzey Yarım Küre'de yer alan Türkiye'de 2121 Haziran tarihinde kuzeye gidildikçe gündüz süresi uzar. Bu doğrultuda, verilen merkezler en kuzeyden en güneye doğru sırasıyla; en kuzey uçtaki il merkezi, Ankara, Muğla ve Hatay şeklinde yer alır. Dolayısıyla gündüz süreleri en uzundan en kısaya doğru bu sıralamayı takip eder.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezlerin enlem derecelerine göre kuzeyden güneye doğru konumlarını belirlemek.
Merkezlerin kuzeyden güneye enlem sıralaması: En kuzeydeki uç nokta (yaklaşık 42 Kuzey42^\circ\text{ Kuzey}) > Ankara (yaklaşık 40 Kuzey40^\circ\text{ Kuzey}) > Muğla (yaklaşık 37 Kuzey37^\circ\text{ Kuzey}) > Hatay (yaklaşık 36 Kuzey36^\circ\text{ Kuzey}) şeklindedir.
Gündüz süresi değişimi enleme bağlı olduğu için öncelikle merkezlerin enlem ilişkisi tespit edilmelidir.
2
Güneş ışınlarının geliş açısı ve aydınlanma sınırına bağlı olarak gündüz süresi değişim kuralını uygulamak.
2121 Haziran solstisinde Kuzey Yarım Küre'de kuzeye gidildikçe gündüz süresi uzar.
Yaz gün dönümünde güneş ışınlarının Yengeç Dönencesi'ne dik gelmesiyle aydınlanma çemberi kutup dairelerine teğet geçer ve kuzeye doğru gidildikçe gündüz süresi artar.
3
Kuzeye doğru gündüz süresinin uzaması kuralına göre merkezleri en uzundan en kısaya doğru sıralamak.
Gündüz süresi en uzun olandan en kısa olana sıralama: En kuzeydeki il merkezi > Ankara > Muğla > Hatay şeklinde gerçekleşir.
2121 Haziran'da daha kuzeydeki merkezlerde gündüz süresi daha uzun olacağı için kuzeyden güneye sıralama aynı zamanda gündüz süresi sıralamasını verir.

Anahtar Kavram

2121 Haziran solstisinde Kuzey Yarım Küre'de kuzeye gidildikçe gündüz süresinin uzaması ve Türkiye'nin enlem değerlerine göre merkezlerin konum analizi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2194Soru

Aşağıda verilen coğrafi bölgeleri, bu bölgelerdeki nüfus dağılışını ve yoğunluğunu belirleyen temel faktörler ile nüfuslanma özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Doğu Asya kıyıları (Çin'in doğusu ve Japonya)
Nil Vadisi ve çevresi (Mısır)
Büyük Sahra Çölü (Kuzey Afrika)
İskandinav Yarımadası'nın kuzey kesimleri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğu Asya kıyıları sanayi ve tarımla yoğun nüfuslanan bölgeyle; Nil Vadisi kurak alanda su ve alüvyal toprak sayesinde yoğun nüfuslanan bölgeyle; Büyük Sahra Çölü sıcaklık ve su yetersizliği sebebiyle seyrek nüfuslanan bölgeyle; İskandinav Yarımadası'nın kuzeyi ise düşük sıcaklıklar sebebiyle seyrek nüfuslanan bölgeyle eşleşir.
Eşleştirme yapıldığında; Doğu Asya kıyıları sanayileşme ve uygun iklim koşullarıyla yoğun nüfuslanan bölgeyle, Nil Vadisi çevresindeki çöle rağmen akarsu ve verimli toprak sayesinde yoğun nüfuslanan bölgeyle, Büyük Sahra yüksek sıcaklık ve kuraklık sebebiyle seyrek nüfuslanan bölgeyle, İskandinav Yarımadası'nın kuzeyi ise düşük sıcaklıklar ve donmuş toprak yapısı nedeniyle seyrek nüfuslanan bölgeyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu Asya kıyılarını beşerî ve fiziki coğrafya özellikleri bakımından analiz edin.
Bu bölgenin (Çin'in doğusu ve Japonya) sanayi, ticaret ve verimli tarım toprakları sayesinde yoğun nüfuslandığını tespit edin.
Bu özellikler sanayileşme ve uygun iklim koşullarını içeren açıklamayla örtüşür.
2
Nil Vadisi ve çevresindeki nüfuslanmanın temel etkenini değerlendirin.
Mısır'da çöl iklimi hâkim olmasına rağmen Nil Nehri'nin sunduğu tatlı su imkânı ve nehir çevresindeki alüvyal toprakların yoğun yerleşmeye izin verdiğini görün.
Kurak çevreye rağmen su kaynaklarının varlığıyla tarihsel olarak yoğun nüfuslanmış olma özelliğiyle eşleşir.
3
Büyük Sahra Çölü'ndeki nüfus kısıtlamalarını inceleyin.
Bölgede aşırı sıcaklık ve yağış azlığı nedeniyle su kaynaklarının son derece sınırlı olduğunu ve bu durumun nüfusu seyrelttiğini belirleyin.
Bu durum sıcaklık ve yağış azlığı nedeniyle su kaynaklarının yetersiz olduğu seyrek nüfuslu alan açıklamasıyla eşleşir.
4
İskandinavya'nın kuzeyindeki iklim şartlarını analiz edin.
Enlemin etkisiyle sıcaklıkların çok düşük olduğunu, toprakların donduğunu ve tarımsal faaliyetlerin kısıtlandığını, dolayısıyla nüfusun seyrek olduğunu saptayın.
Bu özellikler düşük sıcaklıklar ve elverişsiz tarım koşulları içeren soğuk bölge açıklamasıyla eşleşir.

Anahtar Kavram

Dünya Nüfusunun Dağılışı Üzerinde Etkili Olan Fiziki (İklim, Su Kaynakları, Toprak Yapısı) ve Beşerî (Sanayi, Tarım) Faktörler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2195Soru

Din felsefesinde teodise; mutlak iyi, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten bir Tanrı'nın varlığı ile dünyada gözlemlenen kötülüklerin varlığını uzlaştırma çabasıdır. Bu yaklaşım, kötülüğün varlığına rağmen Tanrı inancının rasyonel olarak savunulabileceğini göstermeyi amaçlar.

Buna göre teodisenin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanrı'nın iyiliğini ve adaletini dünyadaki kötülüklerin varlığına rağmen savunmak

Cevap

Tanrı'nın iyiliğini ve adaletini dünyadaki kötülüklerin varlığına rağmen savunmak
Teodise, evrendeki acı ve kötülüklerin varlığı ile her şeye gücü yeten, her şeyi bilen ve mutlak iyi olan Tanrı inancının çelişmediğini, Tanrı'nın adil ve iyi olduğunu savunma çabasıdır. Dolayısıyla doğru yanıt teodisenin bu temel koruma ve haklı çıkarma amacını doğrudan karşılayan ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Teodise kavramının tanımını ve felsefedeki işlevini belirleme.
Teodisenin kötülük problemine karşı Tanrı'nın adaletini ve iyiliğini savunma (ilahî adalet) girişimi olduğu anlaşılır.
Teodisenin temel amacını saptamak için öncelikle bu terimin felsefi anlamını tanımlamak gerekir.
2
Seçenekleri teodisenin bu temel amacıyla karşılaştırma.
Tanrı'nın iyiliğini ve adaletini kötülüklerin varlığına rağmen savunmayı ifade eden seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Teodise, Tanrı'nın mükemmel sıfatları ile dünyadaki kötülüklerin çelişmediğini kanıtlamayı hedefler.

Anahtar Kavram

Teodise kavramı ve amacı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2196Soru

Aşağıda sol sütunda varlık felsefesindeki farklı ontolojik yaklaşımlar, sağ sütunda ise bu yaklaşımların temel iddiaları verilmiştir. Sol sütundaki her bir yaklaşımı sağ sütundaki uygun iddiayla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nihilizm (Hiçcilik)
Naif Realizm (Doğal Gerçekçilik)
Kritik Realizm (Eleştirel Gerçekçilik)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Nihilizm varlığın nesnel varoluşunu tümüyle reddeden iddiayla; Naif Realizm dış dünyadaki nesnelerin doğrudan algılandığı gibi var olduğunu savunan iddiayla; Kritik Realizm ise dış dünyadaki gerçekliğin zihinden bağımsız olduğunu ancak zihinsel süreçlerle dolaylı bilinebileceğini savunan iddiayla eşleşir.
Nihilizm, varlığın nesnel varoluşunu reddeder; Naif Realizm, nesnelerin algılandığı gibi doğrudan var olduğunu savunur; Kritik Realizm ise dış dünyada bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu fakat bunun duyu organlarının süzgecinden geçerek dolaylı olarak bilinebileceğini ileri sürer.

Adım Adım Çözüm

1
Nihilizm (Hiçcilik) yaklaşımının temel iddiasını belirlemek.
Nihilizmin, varlığın nesnel gerçekliğe sahip olmadığını savunan iddia ile eşleştiği saptanır.
Nihilizm, genel anlamıyla hiçbir değer, kural veya varlığın nesnel olarak var olmadığını kabul eden bir öğretidir.
2
Naif Realizm (Doğal Gerçekçilik) yaklaşımının temel iddiasını belirlemek.
Naif realizmin, nesnelerin zihinsel süzgeç olmaksızın doğrudan ve aynen var olduğunu savunan iddia ile eşleştiği saptanır.
Naif realizm, günlük yaşamdaki sağduyuya dayanarak algıladığımız dış dünyanın zihnimizden bağımsız olarak tam da algıladığımız biçimde var olduğunu savunur.
3
Kritik Realizm (Eleştirel Gerçekçilik) yaklaşımının temel iddiasını belirlemek.
Kritik realizmin, zihinden bağımsız gerçekliği onaylayıp bunun dolaylı yoldan bilinebileceğini savunan iddia ile eşleştiği saptanır.
Kritik realizm, algılarımızın dış dünyadaki nesnelerin tam bir kopyası olmadığını, zihinsel süreçlerin işin içine girdiğini belirterek eleştirel bir gerçekçilik sunar.

Anahtar Kavram

Varlığın Varlığı Problemine Ontolojik Yaklaşımlar: Nihilizm ve Realizm
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2197Soru

Sokrates, Meno diyaloğunda okuma yazma bilmeyen bir köleye hiçbir yeni bilgi öğretmeden, sadece doğru soruları sorarak bir geometri problemini çözdürmeyi başarır. Ona göre bu durum, bilginin ruhumuzda doğuştan hazır bulunduğunun ve doğru sorularla anımsanabileceğinin bir kanıtıdır.

Sokrates'in bu yaklaşımı, bilginin kaynağını ve niteliğini açıklayan aşağıdaki felsefi akımlardan hangisinin temel iddiasını desteklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rasyonalizm (Akılcılık)

Cevap

Rasyonalizm (Akılcılık) akımı, bilginin doğuştan insan zihninde hazır bulunduğunu ve aklın doğru bilginin biricik kaynağı olduğunu savunur.
Sokrates'in köleye geometri problemini çözdürürken bilginin doğuştan zihinde var olduğunu ve sadece uygun sorularla hatırlatıldığını savunması, rasyonalizmin (akılcılık) en temel iddiası olan 'doğuştan gelen/apriori bilgi' görüşüyle doğrudan örtüşür. Rasyonalizme göre akıl, doğru bilginin yegane kaynağıdır ve deneyimden bağımsız olarak bilgi üretebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel felsefi savı belirlemek.
Sokrates'in, kölenin zihninde geometri bilgisinin zaten var olduğunu ve bunun sorularla hatırlatıldığını iddia ettiği belirlenir.
Sorudaki felsefi argümanın hangi bilgi teorisine ait olduğunu bulmak için öncelikle savunulan tezin özünü ortaya koymak gerekir.
2
Belirlenen savı seçeneklerdeki bilgi felsefesi akımlarıyla karşılaştırmak.
Doğuştan gelen bilgi (apriori) ve aklın bilgi kaynağı olması fikrinin rasyonalizm (akılcılık) akımına ait olduğu tespit edilir.
Bilgi kuramlarının temel iddialarını analiz ederek doğru akımla eşleştirme yapmak sorunun çözümünü sağlar.

Anahtar Kavram

Doğuştan Gelen Fikirler (Apriori Bilgi) ve Rasyonalizm
Soru 2198Soru

Aşa��ıdaki sol sütunda verilen felsefi ve entelektüel durumlara dair senaryoları, sağ sütundaki felsefi düşüncenin ayırt edici özellikleri ile mantıksal ilişkilerine göre doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir felsefe öğrencisinin, bilgi teorisi üzerine çalışırken aniden kendi zihninin bilgiyi nasıl yapılandırdığını ve düşünme eyleminin kendisinin nasıl gerçekleştiğini sorgulamaya başlaması.
Bir siyaset felsefecisinin, ideal devlet düzeni hakkındaki teorisini oluştururken öne sürdüğü tezlerin birbiriyle çelişmemesine ve tutarlı bir bütün oluşturmasına özen göstermesi.
Bir ahlak felsefecisinin, 'iyi' kavramını açıklarken Sokrates'ten günümüze kadar uzanan tarihsel birikimi ve önceki filozofların tartışmalarını temel alarak argümanını yapılandırması.
Bir bilim felsefecisinin, bilimsel bilginin mutlak doğruluğuna dair yaygın kabulleri doğrudan doğruya benimsemeyip bu bilgilerin dayandığı gözlem ve yöntemleri akıl süzgecinden geçirerek incelemesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Düşünme eylemi üzerine düşünme refleksiflik, çelişkisiz tezler tutarlılık, tarihsel birikim kümülatiflik ve peşinen kabul etmeme eleştirellik ile eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; düşünme eyleminin kendisini konu edinen birinci durum refleksiflik, çelişkisizliği hedefleyen ikinci durum tutarlılık, geçmiş felsefe birikimini temel alan üçüncü durum kümülatiflik ve verili doğruları sorgulayan dördüncü durum ise eleştirellik özellikleriyle tam olarak uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kendi zihinsel süreçlerini ve düşünme eylemini sorgulayan öğrencinin durumunu analiz edin.
Bu durum, düşüncenin kendi üzerine yönelmesi anlamına gelen 'refleksiflik' özelliği ile eşleşir.
Refleksiflik, felsefi düşüncenin en temel yönlerinden biri olup öznenin kendi zihinsel eylemlerini konu edinmesidir.
2
Tezler arasında çelişki bulunmamasını ve mantıksal uyumu hedefleyen siyaset felsefecisinin tavrını inceleyin.
Bu durum, felsefi sistemlerin kendi içinde çelişkiden uzak olması yani 'tutarlılık' özelliği ile eşleşir.
Tutarlılık, bir sistemdeki argümanların birbirini dışlamaması ve mantıksal bir bütün oluşturmasıdır.
3
Sokrates'ten devralınan tarihsel birikimi temel alan ahlak felsefecisinin yöntemini değerlendirin.
Bu durum, felsefi bilginin ortak birikimle üst üste yığılması olan 'kümülatiflik' özelliği ile eşleşir.
Felsefe tarih boyunca doğrusal ilerlemez ancak üretilen her fikir bir sonrakine zemin hazırlar ve yığılımlı (kümülatif) şekilde gelişir.
4
Bilimsel kabulleri doğrudan doğruya benimsemeyip akıl süzgecinden geçiren bilim felsefecisinin tutumunu analiz edin.
Bu durum, verili kabulleri sorgulamayı ve süzgeçten geçirmeyi ifade eden 'eleştirellik' özelliği ile eşleşir.
Eleştirel düşünme, dogmatik kabullere karşı çıkarak her türlü iddiayı temellendirme süzgecinden geçirmeyi gerektirir.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ayırt Edici Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2199Soru

İslam'da bilginin doğruluğunu teminat altına alan üç temel bilgi kaynağı bulunmaktadır. Aşağıda sol sütunda yer alan bilgi kaynaklarını, sağ sütundaki en uygun açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Selim Akıl
Sadık Haber
Salim Duyular

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Selim Akıl ile aklın ön yargısız kullanımı; Sadık Haber ile vahiy ve mütevatir haberler; Salim Duyular ile de kusursuz işleyen beş duyu organı eşleşmelidir.
Eşleştirmede selim akıl insanın temiz ve tarafsız düşünmesini sağlayan yaratılış özelliğine; sadık haber kesinlik arz eden peygamber haberleri ve mütevatir haberlere; salim duyular ise kusursuz beş duyu organının sağladığı verilere karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki kavramların anlam alanlarını belirlemek.
Selim akıl zihinsel yetiyi, sadık haber nakli bilgileri, salim duyular ise algısal verileri temsil eder.
Kavramların hangi genel alanlarla ilgili olduğunu kavramak eşleştirmeyi kolaylaştırır.
2
Sağ sütundaki açıklamalarla kavramları ilişkilendirmek.
Birinci açıklama duyu organlarını (salim duyular), ikinci açıklama ön yargısız düşünmeyi (selim akıl), üçüncü açıklama ise vahiy ve mütevatir haberleri (sadık haber) tanımlamaktadır.
Tanımlardaki anahtar kelimeleri kavramlarla eşleştirmek.

Anahtar Kavram

İslam'da Bilginin Kaynakları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2200Soru

Aşağıda izohips haritalarında yer alan bazı kavramlar ve bu kavramların özellikleri karışık olarak verilmiştir. Bu kavramları doğru özellikleri ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kıyı çizgisi
Sıklaşan izohipsler
Doruk (Zirve)
İç içe kapalı oklar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kıyı çizgisi deniz seviyesini (0 m0\text{ m}) gösteren eğriyle; sıklaşan izohipsler eğimin arttığı yamaçlarla; doruk (zirve) en yüksek tepe noktasıyla; iç içe kapalı oklar ise yükseltinin azaldığı çukur alanlarla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; kıyı çizgisi deniz seviyesini (0 m0\text{ m}), sıklaşan izohipsler yüksek eğimli alanları, doruk/zirve çevreye göre en yüksek noktayı, iç içe kapalı oklar ise yükseltinin azaldığı kapalı çukurları temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyı çizgisi kavramının tanımını izohips kurallarına göre analiz etmek.
Kıyı çizgisi daima 0 m0\text{ m} deniz seviyesini gösterir.
Coğrafyada deniz seviyesi yükseltinin başlangıç noktası (0 m0\text{ m}) kabul edilir.
2
İzohips eğrilerinin sıklığı ile yer şekillerinin eğimi arasındaki ilişkiyi kurmak.
Eğrilerin sıklaştığı yerde eğim fazladır.
Yatay mesafede yükseltinin hızlı değişmesi eğrileri birbirine yaklaştırır.
3
Zirve (doruk) ve kapalı çukur sembollerinin anlamlarını ayırt etmek.
En içteki kapalı halka doruk iken, oklu halkalar kapalı çukurdur.
Ok işaretleri yükseltinin azaldığını belirtmek için kullanılır.

Anahtar Kavram

İzohipslerin Özellikleri
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 110 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin