Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 2261Soru

Yeryüzünde sıcaklık ve Dünya'nın günlük hareketi gibi faktörlerin etkisiyle farklı enlemlerde sürekli basınç kuşakları oluşmuştur. Aşağıda verilen sürekli basınç kuşakları ile bu kuşakların oluşum kökenini ve genel hava özelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

3030^\circ enlemleri çevresinde Dünya'nın günlük hareketine bağlı olarak havanın yığılarak alçalmasıyla oluşan sürekli basınç alanı
Ekvatoral bölgede (00^\circ) yıl boyunca sıcaklığın yüksek olmasına bağlı olarak ıs��nan havanın hafifleyip yükselmesiyle oluşan sürekli basınç alanı
6060^\circ enlemleri çevresinde batı ve kutup rüzgarlarının karş��laşması ve yükselmesiyle oluşan, cephesel yağışlara zemin hazırlayan sürekli basınç alanı
Kutup noktaları (9090^\circ) ve çevresinde sıcaklığın yıl boyunca çok düşük olmasına bağlı olarak soğuyan havanın ağırlaşıp çökelmesiyle oluşan sürekli basınç alanı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

3030^\circ enlemleri dinamik yüksek basınçla, Ekvator termik alçak basınçla, 6060^\circ enlemleri dinamik alçak basınçla ve kutuplar termik yüksek basınçla eşleşmektedir.
Sürekli basınç kuşakları oluştukları enlemlerin sıcaklık koşullarına ve Dünya'nın günlük hareketine göre karakter kazanır. 3030^\circ enlemlerindeki dinamik yüksek basınç çölleşmeye yol açan alçalıcı havayı; Ekvator'daki termik alçak basınç konveksiyonel yağışları; 6060^\circ enlemlerindeki dinamik alçak basınç cephesel yağışları; kutuplardaki termik yüksek basınç ise soğuk, kuru ve kararlı hava kütlelerini açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Basınç merkezlerinin enlemlerini ve kökenlerini (termik/dinamik) sınıflandırmak.
Dünya'nın şekline bağlı sıcaklık farkı ile oluşanlar termik (00^\circ ve 9090^\circ), günlük harekete bağlı oluşanlar ise dinamik (3030^\circ ve 6060^\circ) basınç kuşaklarıdır.
Sürekli basınç kuşaklarının oluşum nedenlerini ayırt etmek doğru eşleştirmenin ilk aşamasıdır.
2
Basınç tiplerinin (alçak/yüksek) dikey hava hareketlerini belirlemek.
Alçak basınç merkezlerinde yükselici hava hareketleri görülürken, yüksek basınç merkezlerinde alçalıcı hava hareketleri görülür.
Dikey yönlü hava hareketleri, yağış oluşumu ve bulutluluk durumunu belirleyen temel iklimsel kuvvettir.
3
Belirlenen özellikleri eşleştirmek.
3030^\circ enlemleri alçalıcı hava hareketi nedeniyle dinamik yüksek basınçla, Ekvator sürekli ısınma ve yükselme nedeniyle termik alçak basınçla, 6060^\circ enlemleri rüzgarların karşılaşması ve yükselmesi nedeniyle dinamik alçak basınçla, kutuplar ise sürekli soğuma ve alçalma nedeniyle termik yüksek basınçla eşleşir.
Soruda istenen her bir sürekli basınç kuşağının karakteristik özelliği tespit edilip doğru eşleşme tamamlanır.

Anahtar Kavram

Dünya üzerindeki sürekli basınç kuşaklarının enlemsel dağılışı, oluşum mekanizmaları ve hava hareketleriyle ilişkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2262Soru

İslam dininde ibadetler ile güzel ahlak arasında doğrudan bir ilişki vardır. Kur'an-ı Kerim'de yer alan "Şüphesiz namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar." (Ankebût suresi, 45. ayet) ifadesi bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.

Buna göre, ayette vurgulanan din ve ahlak ilişkisi aşağıdakilerden hangisiyle doğrudan açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dinin ibadetler yoluyla bireyin ahlaki olgunluğa ulaşmasını desteklemesi

Cevap

Dinin ibadetler yoluyla bireyin ahlaki olgunluğa ulaşmasını desteklemesi
Dinin ibadetler yoluyla bireyin ahlaki olgunluğa ulaşmasını desteklediğini belirten ifade doğrudur. Ayette namaz kılan bir insanın kötülüklerden ve hayasızlıktan uzak duracağı belirtilerek ibadetin ahlaki davranışlar üzerindeki olumlu etkisi vurgulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Ayet mealini analiz etmek
Namaz ibadetinin insanı hayasızlık ve kötülük gibi olumsuz ahlaki davranışlardan uzak tuttuğu görülür.
Soruda verilen ayetin temel mesajını doğru anlamak için.
2
Din ve ahlak arasındaki nedensellik ilişkisini kurmak
İbadetlerin bireyin ahlakını güzelleştirmede ve onu kötülüklerden korumada önemli bir araç olduğu sonucuna ulaşılır.
İbadet ve ahlaki gelişim arasındaki doğrudan ilişkiyi saptamak için.

Anahtar Kavram

İbadetlerin ahlakı güzelleştirici ve kötülüklerden koruyucu işlevi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2263Soru

İbadetlerin geçerli olması ve hedeflenen ahlaki olgunluğa ulaşılması için riayet edilmesi gereken bazı temel ilkeler vardır. Aşağıda verilen temel ilkeleri, bunlara karşılık gelen örnek durumlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İhlas
Peygamber'in Rehberliğine Bağlılık
Kolaylaştırma ve Ruhsatlar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İhlas ilkesi dünyevi menfaat beklentisi olmaksızın ibadet etmeyle; Peygamber'in rehberliğine bağlılık ilkesi hac ibadetinin Hz. Muhammed'in gösterdiği şekilde yapılmasıyla; kolaylaştırma ilkesi ise teyemmüm gibi ruhsatlardan yararlanmayla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede ihlas samimiyet ve niyetle, peygamberin sünnetine bağlılık ibadetin şekilsel doğruluğuyla, kolaylık ise zor durumlardaki ruhsatlarla ilişkilendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
İhlas kavramının tanımını ve kapsamını analiz etmek.
İhlasın, ibadetlerin sadece Allah rızası için, gösterişten uzak yapılması anlamına geldiği belirlenir. Bu tanım, ibadetlerin dünyevi bir menfaat beklentisi olmaksızın yerine getirilmesini içeren ifadeyle eşleşir.
Kavramsal tanım ile örnek durumu doğru ilişkilendirmek.
2
Peygamber'in rehberliğine bağlılık ilkesini incelemek.
Bu ilkenin, ibadetlerin Hz. Peygamber'den görüldüğü ve öğrenildiği şekliyle, bid'atlerden uzak durularak yapılması gerektiği tespit edilir. Hac ibadetinin Hz. Muhammed'in gösterdiği tarzda yapılması bu ilkeyle eşleşir.
Sünnete ve Peygamber'in uygulamalarına dayalı ibadet anlayışını saptamak.
3
Kolaylaştırma ve ruhsatlar ilkesini değerlendirmek.
İslam dininin zorlukları giderme ve kolaylık sağlama prensibinin, hastalık veya yolculuk gibi özel durumlarda mükelleflere teyemmüm veya namazları birleştirme imkanı (ruhsat) vermesiyle doğrudan uyuştuğu görülür.
Dindeki kolaylık ilkesinin fıkhi uygulamalardaki karşılığını bulmak.

Anahtar Kavram

İbadetlerde Temel İlkeler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2264Soru

İbadetlerin kabulü; ihlas (samimiyet), sünnete uygunluk ve kolaylık ilkelerinin bir arada ve dengeli bir şekilde uygulanmasına bağlıdır. Örneğin, yolculukta olan bir kimsenin sünnete daha uygun davranma niyetiyle ruhsatları (kolaylıkları) reddederek kendisini aşırı zorlaması, bir süre sonra bıkkınlığa ve ibadetteki huşunun (ihlasın) kaybolmasına yol açabilir. Bu durum, ibadetlerdeki ilkelerin birbiriyle ilişkisini gösteren önemli bir örnektir.

Bu parçadan hareketle ibadetlerdeki temel ilkelerle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İbadetlerde kolaylık ilkesinin (ruhsatların) göz ardı edilmesi, sünnete uygunluğun yanlış anlaşılmasına ve dolaylı olarak ihlasın zedelenmesine neden olabilir.

Cevap

İbadetlerde kolaylık ilkesinin (ruhsatların) göz ardı edilmesi, sünnete uygunluğun yanlış anlaşılmasına ve dolaylı olarak ihlasın zedelenmesine neden olabilir.
İbadetlerde kolaylık ilkesinin (ruhsatların) göz ardı edilmesi, sünnete uygunluğun yanlış anlaşılmasına ve dolaylı olarak ihlasın zedelenmesine neden olabilir. Çünkü sünnete uygunluk, sadece belirli şekilleri katı biçimde uygulamak değil, Peygamberimizin sunduğu kolaylık ve kolaylaştırma yöntemlerini de benimsemektir. Bu ruhsatlar göz ardı edilip kişi kendini aşırı zorladığında huşu ve samimiyet (ihlas) zarar görür.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen durumu ibadetlerin temel ilkeleri açısından incelemek.
Kişinin sünnete uymak amacıyla ruhsatları (kolaylıkları) reddedip kendini zorlaması ve bunun sonucunda huşunun (ihlasın) zarar görmesi durumu belirlendi.
Metindeki kavramsal çatışmayı ve ibadet ilkelerinin birbirini nasıl etkilediğini anlamak.
2
Kolaylık ilkesinin ihmal edilmesinin ihlas ve sünnete uygunluk üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Kolaylık ilkesinin (ruhsatların) reddedilmesi, aslında sünnete aykırı bir zorlama oluşturarak samimiyetin (ihlasın) kaybolmasına yol açmaktadır.
İbadet ilkeleri arasındaki neden-sonuç ve bütünlük ilişkisini kurmak.
3
Bu çıkarımı en doğru özetleyen seçeneği tespit etmek.
Kolaylığın ihmalinin sünnete uygunluğun yanlış anlaşılmasına ve dolaylı olarak ihlasın zedelenmesine yol açacağını belirten seçenek doğrudur.
Doğru yargıyı seçeneklerden süzerek netleştirmek.

Anahtar Kavram

İbadetlerde Temel İlkeler ve Bu İlkelerin Bütüncül İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2265Soru

Descartes, insanı anlamaya çalışırken onu sadece yer kaplayan bir beden ya da sadece düşünen bir zihin olarak ele almanın yetersiz olduğunu savunur. Ona göre insan, hem maddesel özelliklere sahip olan beden hem de düşünsel bir öze sahip olan zihinden (ruhtan) meydana gelen bütüncül bir varlıktır. Bu iki töz birbirine indirgenemez, ancak insanda bir araya gelerek onu oluşturur.

Descartes'ın bu parçada dile getirilen, varlığı zihin (idea) ve beden (madde) olmak üzere iki ayrı töze dayandıran görüşü aşağıdakilerden hangisiyle adlandırılır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düalizm

Cevap

Düalizm
Varlığın temelinde birbirine indirgenemeyen hem maddesel (beden) hem de zihinsel (ruh) iki ayrı tözün bulunduğunu savunan felsefi yaklaşım düalizmdir. Parçada Descartes'ın insanı ve varlığı bu iki nitelikle tanımladığı belirtildiğinden doğru yanıt düalizmdir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı analiz etme
Descartes'ın insanı hem beden (madde) hem de zihin (ruh/idea) olmak üzere iki ayrı tözden oluşan bir varlık olarak tanımladığı görülür.
Varlık açıklamasında kaç tözün ve hangi nitelikteki tözlerin temel alındığını belirlemek için parçanın çözümlenmesi gerekir.
2
Bulunan töz sayısını ve felsefi karşılığını eşleştirme
Birbirine indirgenemeyen iki ayrı tözün (madde ve idea) varlığını savunan görüş felsefede düalizm (ikicilik) olarak adlandırılır.
Varlığın niteliğine dair felsefi akımların kavramsal karşılıklarını bulmak ve doğru seçeneği işaretlemek için bu eşleştirme yapılır.

Anahtar Kavram

Varlığı hem madde hem de ruh (idea) olarak iki ayrı tözle açıklayan düalist (ikici) ontolojik yaklaşım.
Tahmini Süre:45s
Soru 2266Soru

Siyaset felsefesinde ideal bir toplumsal düzenin olabileceğini savunan yaklaşımlar, bu düzenin dayandığı temel ilkeler konusunda farklı görüşler öne sürmüşlerdir. Örneğin liberalizm, bireysel girişimlerin ve hakların korunması amacıyla devletin müdahalesinin en aza indirilmesi gerektiğini savunurken; sosyalizm ise üretim araçlarının ortak mülkiyetini ve toplumsal sınıfların ortadan kaldırılmasını hedefler.

Buna göre, ideal düzeni kabul eden bu yaklaşımlardan liberalizm ve sosyalizmin sırasıyla temel aldığı ilkeler aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özgürlük - Eşitlik

Cevap

Özgürlük - Eşitlik
Metinde ifade edildiği üzere, liberalizm bireyin serbestliğini ve haklarını korumak için devlet müdahalesini sınırlayarak 'özgürlük' ilkesini; sosyalizm ise sınıfsız bir toplum ve ortak mülkiyet hedefiyle 'eşitlik' ilkesini ideal düzenin temeline koyar. Dolayısıyla doğru sıralama özgürlük ve eşitlik olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen liberalizm açıklamasını inceleme
Devlet müdahalesinin en aza indirgenmesi ve bireysel hakların korunması vurgulandığından liberalizmin temel ilkesinin 'özgürlük' olduğu belirlenir.
Liberalizmin odağındaki ana kavramı tespit etmek için.
2
Metinde geçen sosyalizm açıklamasını inceleme
Üretim araçlarının ortak mülkiyeti ve sınıfsız toplum vurgulandığından sosyalizmin temel ilkesinin 'eşitlik' olduğu belirlenir.
Sosyalizmin odağındaki ana kavramı tespit etmek için.
3
Tespit edilen ilkeleri sırasıyla birleştirme
Sırasıyla 'Özgürlük - Eşitlik' kavramlarına ulaşılır.
Soruda istenen doğru sırayı bulmak için.

Anahtar Kavram

İdeal Düzeni Kabul Eden Yaklaşımların Temel İlkeleri (Özgürlük, Eşitlik, Adalet)
Soru 2267Soru

Bilimsel bilgi üretiminde araştırmacı, gözlemlediği olguları ele alırken kendi kişisel eğilimlerini, inançlarını, beklentilerini ve toplumsal ön yargılarını araştırma sürecinin dışında tutmakla yükümlüdür. Bir fizik deneyinin veya astronomik gözlemin sonuçları, deneyi gerçekleştiren bilim insanının kişisel özelliklerinden ya da dünya görüşünden bağımsız olarak, benzer teknik koşullar sağlandığında dünyanın her yerindeki diğer araştırmacılar tarafından da aynı şekilde gözlemlenebilmeli ve sınanabilmelidir. Öznel kanaatlerin veya toplumsal kabullerin gölgesinden sıyrılmak, bilimsel yöntemin güvenirliğini sağlayan en temel güvencedir.

Bu parçadaki düşünce bilimsel yöntemin hangi özelliğini vurgulamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Deney ve gözlem sonuçlarının araştırmacının öznelliğinden bağımsız, nesnel bir yapıda olmasını

Cevap

Deney ve gözlem sonuçlarının araştırmacının öznelliğinden bağımsız, nesnel bir yapıda olmasını
Parçada bilim insanının kendi kişisel inanç, beklenti ve ön yargılarını araştırma sürecinin dışında tutması gerektiği; elde edilen deney ve gözlem sonuçlarının ise kişisel özelliklerden bağımsız olarak herkes için aynı sonucu vermesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, bilimsel yöntemin kişiden kişiye değişmeyen, tarafsız ve nesnel bir yapıda olması özelliğini doğrudan vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki ana düşünceyi analiz etme
Araştırmacının kişisel inanç, beklenti ve ön yargılarını süreçten uzak tutması gerektiği ve sonuçların herkes tarafından aynı koşullarda aynı şekilde gözlemlenebilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Parçadaki temel vurguyu saptamak, bizi doğrudan bilimsel yöntemin ilgili özelliğine ulaştıracaktır.
2
Kavramsal eşleştirme yapma
Kişisel eğilimlerden ve öznellikten arınmış olma durumu bilim felsefesinde 'nesnellik' (objektiflik) kavramıyla ifade edilir.
Bilimsel yöntemin özelliklerinin felsefi terminolojideki karşılığını belirlemek gerekir.
3
Seçenekleri değerlendirme ve çelişkileri eleme
Deney ve gözlem sonuçlarının öznellikten uzak ve nesnel yapıda olmasını ifade eden seçeneğin doğru olduğu belirlenmiştir. Diğer seçeneklerin ise bilimin dogmatik olmaması, yöntemin keyfi esnetilemeyeceği, bütüncül yaklaşımın felsefeye ait olması ve bilimin olgusal yapısıyla çelişmesi yönlerinden elenmesi gerekir.
Doğru sonuca ulaşmak ve çeldiricilerin kavramsal hatalarını doğrulamak için seçenek analizi gereklidir.

Anahtar Kavram

Bilimin Nesnelliği (Objektiflik)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2268Soru

Aşağıda sol sütunda varlık felsefesinde varlığın varlığına dair farklı yaklaşımlar (düşünürler/kavramlar), sağ sütunda ise bu yaklaşımların temel ontolojik iddiaları verilmiştir. Sol sütundaki kavramları sağ sütundaki doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gorgias'ın Nihilizmi
Taoizm
Saf (Naif) Realizm
Eleştirel (Kritik) Realizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gorgias'ın Nihilizmi ile hiçbir şeyin var olmadı��ını, bilinemeyeceğini ve aktarılamayacağını savunan görüş; Taoizm ile eylemsiz bir yokluk/hiçlik ilkesini kabul eden görüş; Saf (Naif) Realizm ile dış dünyadaki varlıkların duyularımız aracılığıyla doğrudan ve algılandığı gibi var olduğunu savunan görüş; Eleştirel (Kritik) Realizm ile nesnelerin zihinden bağımsız olduğunu savunmakla birlikte dolaylı bir biçimde bilindiğini iddia eden görüş eşleşir.
Doğru eşleştirmede nihilizmin kurucularından Gorgias'ın varlığı kökten yadsıyan argümanı, Taoizm'in evrenin temelindeki 'yokluk' (Tao) ilkesi, saf realizmin duyularla doğrudan algılanan nesnel gerçeklik tezi ve eleştirel realizmin zihinsel süzgeçle yapılandırılan dolaylı dış dünya kabulü birbirini tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Nihilist yaklaşımların (Gorgias ve Taoizm) temel iddialarını analiz etmek.
Gorgias varlığı ontolojik olarak kökten reddederken, Taoizm de evrenin kökenindeki Tao'yu yokluk veya hiçlik olarak tanımlar. Bu doğrultuda Gorgias'ın Nihilizmi varlığın yokluğu ve bilinemezliği ile, Taoizm ise adlandırılamayan eylemsiz hiçlik ilkesiyle eşleştirilir.
Varlık felsefesinde varlığı reddeden iki temel akımın ayırt edici niteliklerini doğru belirlemek.
2
Realist yaklaşımların (Saf Realizm ve Eleştirel Realizm) varlık anlayışlarındaki farkları belirlemek.
Saf realizm nesnelerin duyularla doğrudan ve algılandığı gibi var olduğunu savunurken, Eleştirel realizm dış gerçekliği kabul etmekle birlikte algının zihinsel süreçlerle süzüldüğünü (dolaylı olduğunu) savunur.
Varlığın varlığını kabul eden realizmin kendi içindeki alt kırılımlarını (doğrudan/dolaylı ayrımını) çözümlemek.
3
Kavramlar ile açıklamaları eşleştirerek nihai tabloyu oluşturmak.
Gorgias'ın Nihilizmi ile üçüncü açıklama, Taoizm ile ikinci açıklama, Saf (Naif) Realizm ile dördüncü açıklama, Eleştirel (Kritik) Realizm ile birinci açıklama birbiriyle eşleşir.
Çözümlenen felsefi argümanlar ve kavramlar arasındaki eşleştirmeyi tamamlamak.

Anahtar Kavram

Varlığın var olup olmadığı problemine yönelik nihilizm (hiçcilik) ve realizm (gerçekçilik) yaklaşımlarının temel tezleri ile alt türlerinin ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2269Soru

Aşağıdaki sol sütunda enlemin etkilerine bağlı olarak gerçekleşen coğrafi durumlar, sağ sütunda ise bu durumların temel nedenleri verilmiştir. Buna göre, coğrafi durumları ortaya çıkaran temel nedenlerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hatay'dan Sinop'a doğru gidildikçe öğle vaktinde yatay düzleme dikilen cisimlerin gölge boyunun uzaması
Güneş ışınlarının atmosferde katettiği yolun Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe uzaması
Mersin'den Samsun'a giden bir gözlemcinin güneşin doğuş ve batış (grup ve tan) sürelerinin uzadığını görmesi
Akdeniz'in ortalama tuzluluk oranının Karadeniz'in tuzluluk oranından daha yüksek olması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirmeler sırasıyla şu şekildedir: Hatay'dan Sinop'a gidildikçe gölge boyunun uzaması, Güneş ışınlarının düşme açısının daralmasıyla; Güneş ışınlarının atmosferdeki yolunun uzaması, tutulma oranının enleme bağlı olarak artmasıyla; Samsun'da grup ve tan sürelerinin uzun olması, çizgisel dönüş hızının kutuplara doğru azalmasıyla; Akdeniz'in Karadeniz'den daha tuzlu olması ise sıcaklık ve buharlaşmanın enleme bağlı olarak kutuplara doğru azalmasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmeler coğrafi olguların enlemle olan doğrudan ilişkisine dayanır. Gölge boyunun değişimi Güneş ışınlarının geliş açısıyla, atmosferdeki yol tutulma oranıyla, alacakaranlık süresi çizgisel hızla, tuzluluk ise sıcaklık ve buharlaşma ilişkisiyle doğrudan bağlantılıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hatay ve Sinop arasındaki gölge boyu farkını analiz etmek.
Gölge boyunun kuzeye gidildikçe uzamasının, enlemin büyümesi sonucu Güneş ışınlarının düşme açısının küçülmesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Enlem ve Güneş ışınlarının geliş açısı arasındaki temel ilişkiyi kurarak birinci çifti belirlemek.
2
Güneş ışınlarının atmosferde katettiği yolun kutuplara doğru uzamasının sonucunu değerlendirmek.
Yolun uzamasının atmosferdeki tutulma ve enerji kaybı oranını artırdığı belirlenmiştir.
Dünya'nın şekli ve enlem derecelerinin ışınların atmosferde aldığı yola etkisini saptamak.
3
Mersin ve Samsun arasındaki grup ve tan sürelerinin değişimini incelemek.
Kuzeydeki Samsun'da çizgisel dönüş hızının daha yavaş olmasından ötürü Güneş'in ufuk çizgisindeki hareketinin yavaşladığı ve alacakaranlık süresinin uzadığı gözlemlenmiştir.
Çizgisel hız ile enlem arasındaki ters orantılı ilişkiyi açıklamak.
4
Akdeniz ve Karadeniz'in tuzluluk oranlarını enlem bağlamında karşılaştırmak.
Akdeniz'in Ekvator'a yakınlığı nedeniyle daha fazla güneş enerjisi aldığı, buharlaşmanın fazla olduğu ve buna bağlı tuzluluğin yüksek olduğu görülmüştür.
Sıcaklık, buharlaşma ve tuzluluk arasındaki nedensellik ilişkisini enleme dayandırmak.

Anahtar Kavram

Enlemin sıcaklık, çizgisel hız, gölge boyu ve güneş ışınlarının düşme açısı üzerindeki etkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2270Soru

David Hume'a göre, bilardo masasında hareket eden bir topun diğerine çarparak onu harekete geçirdiğini gördüğümüzde, zihnimiz bu iki olay arasında zorunlu bir nedensellik bağı kurar. Ancak duyularımız bize sadece iki olayın ardışıklığını (birinci topun hareketi ve ardından ikinci topun hareketi) verir; aralarındaki o zorunlu 'bağ' veya 'güç' duyusal deneyimde asla doğrudan gözlemlenemez. Hume, nedensellik dediğimiz bu durumun aslında zihnin bir alışkanlığından ve izlenimlerin ardışık tekrarından doğan bir çağrışımdan ibaret olduğunu savunur.

Bu parçadan hareketle empirist felsefenin bilgiye yaklaşımıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zihindeki tüm düşüncelerin kaynağı duyusal izlenimlerdir; duyusal bir karşılığı olmayan ilişkisel kavramlar nesnel bir zorunluluğu değil, zihnin alışkanlığa dayalı çağrışımlarını gösterir.

Cevap

Zihindeki tüm düşüncelerin kaynağı duyusal izlenimlerdir; duyusal bir karşılığı olmayan ilişkisel kavramlar nesnel bir zorunluluğu değil, zihnin alışkanlığa dayalı çağrışımlarını gösterir.
Duyusal izlenimlerin bilginin tek kaynağı olduğunu savunan empirizmde, duyularla doğrudan algılanamayan nedensellik bağı gibi ilişkisel kavramlar nesnel bir gerçekliğe değil, zihnin çağrışımsal alışkanlıklarına dayanır. Bu durum parçadaki bilardo topu örneği ve nedenselliğin zihinsel bir alışkanlık olduğu tespitiyle doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel savı belirleme
Hume'un nedensellik kavramını duyusal izlenimlerle doğrudan gözlemleyemediğimizi, bu kavramın zihinsel bir alışkanlık olduğunu belirttiği görülür.
Empirist felsefenin bilgi kaynağı ve kavram üretimine dair temel iddiasını analiz etmek.
2
Seçenekleri empirist bilgi kuramı açısından değerlendirme
Deneycilikte bilginin kaynağının duyusal izlenimler olduğu ve duyusal karşılığı bulunmayan 'zorunlu nedensellik bağı' gibi soyutlamaların nesnel bir zorunluluk taşımadığı yargısına ulaşılır.
Parçadaki nedensellik eleştirisi ile empirizmin genel ilkelerini ilişkilendirmek.

Anahtar Kavram

Empirizm ve David Hume'un Nedensellik Eleştirisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2271Soru

İbadetlerin bireysel ve toplumsal hayat üzerinde birçok olumlu etkisi vardır. Aşağıda verilen ibadet sonuçlarını, bu sonuçların ortaya çıkardı��ı bireysel ve toplumsal fayda türleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İhlas ve samimiyetle yerine getirilen ibadetlerin, kişiyi kötü davranışlardan uzak tutarak ruhsal bir dinginliğe kavuşturması
Zekat ve kurban gibi malî ibadetlerin, toplumdaki ihtiyaç sahiplerinin desteklenmesini sağlayarak sevgi ve güven ortamı oluşturması
Hac ve cemaatle namaz gibi ibadetlerin, farklı dillerden ve ırklardan insanları bir araya getirerek eşitlik hissini aşılaması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ruhsal dinginlik ve ahlaki gelişim bireysel faydayla; yardımlaşma, sosyal adalet, evrensel kardeşlik ve birlik duyguları ise toplumsal faydalarla eşleşir.
İhlaslı ibadetin bireye ruhsal dinginlik vermesi bireysel faydayı; zekat ve kurbanın yardımlaşmayı artırması sosyal adalete katkı sağlayan toplumsal faydayı; cemaatle yapılan ibadetlerin birliği güçlendirmesi ise evrensel kardeşlik ve eşitliği içeren toplumsal faydayı gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülde belirtilen ruhsal dinginlik ve kötü davranışlardan uzaklaşma durumunun ibadetin bireye mi yoksa topluma mı katkı sağladığını belirleyin.
Bu durum bireyin iç dünyasını ve ahlakını ilgilendirdiği için bireysel faydadır. Dolayısıyla birinci ifade 'Bireysel Fayda: Kişinin ahlaki olgunluğa erişmesi ve iç huzur bulması' ifadesiyle eşleşir.
Bireyin kendi şahsına yönelik manevi kazanımları doğrudan bireysel faydalar altında incelenir.
2
İkinci öncüldeki zekat ve kurban gibi ibadetlerin ihtiyaç sahiplerinin desteklenmesi ve sevgi ortamı oluşturması yönünü analiz edin.
Bu durum bireyler arası yardımlaşmayı ve toplumsal barışı sağladığı için toplumsal faydadır. Dolayısıyla ikinci ifade 'Toplumsal Fayda: Sosyal adaletin, yardımlaşmanın ve barışın tesisi' ifadesiyle eşleşir.
Maddi yardımlaşma içeren ibadetler doğrudan toplum yapısını ve sosyal adaleti güçlendirir.
3
Üçüncü öncüldeki hac ve cemaatle kılınan namazın farklı insanları bir araya getirmesi ve eşitlik hissi aşılaması yönünü değerlendirin.
Bu durum inananlar arasında evrensel kardeşliği ve birlik beraberliği güçlendirdiği için toplumsal faydadır. Dolayısıyla üçüncü ifade 'Toplumsal Fayda: Evrensel kardeşlik, eşitlik ve birlik bilincinin pekişmesi' ifadesiyle eşleşir.
Toplu halde yapılan ibadetler Müslümanlar arasındaki sosyal kaynaşmayı ve kardeşlik bağlarını pekiştirir.

Anahtar Kavram

İbadetlerin bireysel ve toplumsal faydalarının ayırt edilmesi
Soru 2272Soru

Astronom: "Zamanı; Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüşü, mevsimlerin geçişi ve atomik saatlerin kararlı salınımları üzerinden son derece hassas biçimde ölçebiliyoruz. Bizim için zaman, evrendeki olayların sırasını belirleyen ve koordinat sisteminde ölçülen fiziksel bir büyüklüktür."

Filozof: "Fakat bu ölçümler bize yalnızca zamanın nasıl ölçüldüğünü ve fiziksel dünyadaki etkilerini gösterir. Zamanın kendisinin ne olduğunu, zihnimizden bağımsız bir gerçekliğe sahip olup olmadığını ya da geçmiş ile geleceğin varlıksal durumunu açıklamaz."

Bu diyalogdan yola çıkılarak felsefi soruların niteliği hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olgusal ve niceliksel açıklamaların ötesine geçerek kavramların özüne ve anlamına yönelmesi

Cevap

Olgusal ve niceliksel açıklamaların ötesine geçerek kavramların özüne ve anlamına yönelmesi
Diyalogda filozof, astronomun zamanı ölçmeye dayalı olgusal açıklamasını yetersiz bularak zamanın 'ne olduğuna' ve 'özüne' dair kavramsal sorular sormaktadır. Bu durum, felsefi soruların olgusal/niceliksel tespitlerin ötesine geçerek kavramın özüne ve anlamına yönelme niteliğini doğrudan gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Diyalogdaki konuşmacıların yaklaşımlarını analiz etme
Astronom zamanı ölçülebilir, fiziksel bir büyüklük olarak tanımlarken; filozof bu olgusal/niceliksel tespitlerin zamanın özünü açıklamaya yetmediğini savunmaktadır.
Bilim ile felsefenin soru sorma biçimleri arasındaki temel farkı belirlemek.
2
Filozofun sorularının odağını belirleme
Filozofun 'Zamanın kendisi nedir?', 'Zihinden bağımsız bir gerçekliği var mıdır?' gibi soruları doğrudan zaman kavramının özüne ve varlıksal yapısına yöneliktir.
Felsefi soruların 'öze yönelik' ve 'kavramsal' olma niteliğini tespit etmek.
3
Seçenekleri bu nitelikler doğrultusunda değerlendirme
Seçenekler incelendiğinde, felsefi soruların olgusal sınırları aşarak kavramların özüne yöneldiğini ifade eden yargının doğru cevap olduğu görülür.
Doğru seçeneği belirleyip çeldiricileri elemek.

Anahtar Kavram

Felsefi sorular kavramsal, öze yönelik ve refleksiftir; olgusal açıklamaları aşarak anlam arayışına odaklanır.
Soru 2273Soru

İslam epistemolojisinde doğru bilgiye ulaşma yolları kabul edilen kavramlar ile bu kavramların tanımlayıcı özellikleri aşağıda verilmiştir. Sol sütundaki kavramları sağ sütunda yer alan uygun tanımlayıcı özelliklerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Selim Akıl
Sadık Haber
Salim Duyular

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Selim akıl kavramı yaratılışındaki temizliği koruyan zihni yetiyle; sadık haber vahiy ve mütevatir haber gibi naklî kaynaklarla; salim duyular ise bozulmamış beş duyu vasıtasıyla fiziki evrenden edinilen tecrübelerle eşleşir.
Doğru eşleştirmede; selim akıl insanın fıtratındaki temizliği koruyarak ön yargılardan uzak doğru karar verme yetisiyle, sadık haber vahiy ve mütevatir haber gibi kesin dinî nakillerle, salim duyular ise herhangi bir yapısal bozukluğu olmayan beş duyu vasıtasıyla dış dünyadan elde edilen verilerle bir araya gelir.

Adım Adım Çözüm

1
İslam epistemolojisinde kabul edilen üç temel bilgi kaynağının terimsel tanımlarını ve sınırlarını analiz etmek.
Selim akıl zihinsel ve ahlaki ayırt etmeyi, sadık haber ilahî vahiy ile kesin nakli, salim duyular ise fiziksel duyumları temsil eder.
Kavramların epistemolojik işlevlerini doğru ayırt edebilmek için tanım sınırlarını belirlemek gerekir.
2
Sol sütundaki kavramları, işlevlerini en iyi yansıtan tanımlayıcı ifadelerle eşleştirmek.
Selim akıl ifadesi zihni yetiyle, sadık haber ifadesi kesin naklî kaynakla, salim duyular ifadesi ise engelsiz beş duyuyla doğru biçimde eşleşir.
Soruda istenen doğru eşleştirmeleri eksiksiz tamamlamak için.

Anahtar Kavram

İslam'da doğru bilgiye ulaşma yolları ve bu kaynakların tanımlayıcı özellikleri.
Soru 2274Soru

Aşağıda verilen agnostik düşünür ve yaklaşımlar ile bunların Tanrı'nın bilinemezliğine dair epistemolojik temellendirmelerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Protagoras'ın agnostik yaklaşımı
Kant'ın bilgi sınırları eleştirisi
Huxley'in epistemolojik ilkesi
Hume'un tasarım ve nedensellik eleştirisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Protagoras'ın yaklaşımı Tanrıların varlığına dair bilginin insan yaşamının kısalığı ve konunun belirsizliğiyle açıklanmasıyla; Kant'ın eleştirisi numen alanının bilinemezliğiyle; Huxley'in ilkesi yeterli kanıtı olmayan iddialarda yargıyı askıya alma dürüstlüğüyle; Hume'un eleştirisi ise sınırlı insan deneyiminin aşkın bir ilk nedeni kanıtlamada yetersiz kalmasıyla eşleşir.
Eşleştirmede her filozof/yaklaşım kendi epistemolojik argümanıyla eşleşmiştir. Protagoras konunun belirsizliğini ve ömrün kısalığını; Kant numen alanının teorik akılla bilinemeyeceğini; Huxley deneysel kanıt yokluğunda yargıyı askıya almayı; Hume ise sınırlı insan deneyiminin mutlak ilk nedeni kanıtlayamayacağını ileri sürer.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak Protagoras'ın felsefi mirasını inceleyin.
Protagoras'ın 'Tanrılar hakkında...' ile başlayan ünlü şüpheci fragmanı, insan ömrünün kısalığı ve konunun belirsizliğine odaklanır. Bu bizi doğrudan ikinci açıklama ile eşleştirmeye götürür.
Antik Yunan agnostisizminin epistemolojik sınırlarını belirlemek için tarihsel önermeyi saptamak gerekir.
2
Kant'ın bilgi teorisindeki fenomen-numen ayrımını analiz edin.
Kant'a göre deneyim alanımız fenomendir; Tanrı, ruh gibi aşkın iddialar ise duyusal deneyimle bilinemeyen numen (kendinde şey) alanına aittir. Bu nedenle birinci açıklama Kant ile eşleşir.
Kritik felsefenin metafiziğe yönelik epistemolojik sınırlarını kavramak ve agnostisizmle bağını kurmak için bu ayrım esastır.
3
Huxley'in agnostisizme kazandırdığı modern yöntemsel tanımı değerlendirin.
Huxley, agnostisizmi kanıta dayalı bir yöntem olarak sunar ve yeterli kanıtı bulunmayan iddialarda yargıyı askıya almayı savunur. Bu da dördüncü açıklamayla eşleşir.
Agnostisizm teriminin modern kurucusunun ahlaki ve mantıksal argümanını tespit etmek gerekir.
4
Hume'un nedensellik ve din felsefesi eleştirilerini gözden geçirin.
Hume, insan deneyiminin sınırlarına dayanarak, dünyadaki düzen ve amaçtan yola çıkarak mutlak bir ilk nedene ulaşılamayacağını savunur. Bu da üçüncü açıklamayla eşleşir.
Deneyci felsefenin teolojik argümanları (düzen ve amaç/tasarım argümanı) sınırlama biçimini çözümlemek amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Agnostisizm (Bilinmezcilik) akımının epistemolojik temellendirmeleri ve temsilcilerinin temel savları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2275Soru

Hz. Muhammed'in hayatındaki bazı tarihî olaylar ile bu olayların onun doğruluğunu (sıdk) ve güvenilirliğini (emanet) nasıl yansıttığına dair açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Safa Tepesi Daveti
Kabe Hakemliği
Medine'ye Hicret

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Safa Tepesi Daveti ile Mekkelilerin onun hiç yalan söylemediğini itiraf etmeleri; Kabe Hakemliği ile Hacerüleved krizindeki hakemliğine razı olunması; Medine'ye Hicret ile düşmanlarının emanetlerini koruyup iade etmesi eşleşmelidir.
Safa Tepesi Daveti, Hz. Muhammed'in peygamberliğini ilk kez açıkça tebliğ ederken Mekkelilerin onun doğruluğuna dair şahitliklerini içerir. Kabe Hakemliği, toplumsal krizde herkesin güvendiği bir hakem olarak 'El-Emin' vasfını ön plana çıkarır. Medine'ye Hicret ederken emanetleri Hz. Ali'ye bırakması ise can güvenliğinin tehlikede olduğu anda bile emanete hıyanet etmeyen üstün güvenilirliğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihî olayların bağlamını analiz etme
Safa Tepesi Daveti, Kabe Hakemliği ve Medine'ye Hicret olaylarının Hz. Muhammed'in ahlaki vasıflarıyla olan ilişkisi belirlenir.
Olayların ahlaki ilkelerle eşleştirilmesini kolaylaştırmak amacıyla her olayın ana fikri çözümlenir.
2
Olaylar ile ahlaki açıklamaları eşleştirme
Safa Tepesi'ndeki 'hiç yalan söylemedi' ifadesi doğruluğa; Kabe Hakemliği ve Hicret'teki emanetlerin teslimi ise güvenilirliğe karşılık gelerek doğru eşleşmeler kurulur.
Her tarihî örneğin temsil ettiği doğruluk ve güvenilirlik boyutlarını doğrudan metin üzerinden doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in dürüstlük, doğruluk (sıdk) ve güvenilirlik (emanet) sıfatlarının somut tarihî olaylar üzerinden gösterilmesi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2276Soru

Antik Çağ doğa felsefesinde evrenin kökeni (arkhe) arayışında iki temel yönelim dikkat çeker. Bir tarafta Thales var olan her şeyin temelinde 'su' gibi tek bir ilkeyi konumlandırırken; diğer tarafta Empedokles varlığı toprak, su, hava ve ateş gibi dört temel ögeye, Demokritos ise bölünemeyen sonsuz sayıdaki atoma dayandırır. Buna göre, ilk çağ doğa filozoflarının arkheye yönelik yaklaşımları varlığın niceliği (tözlerin sayısı) açısından değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığın kökenini tek bir tözle açıklayan tekçi (monist) görüşlerin yanında, birden çok tözün varlığını savunan çokçu (plüralist) yaklaşımlar da sergilenmiştir.

Cevap

Varlığın kökenini tek bir tözle açıklayan tekçi (monist) görüşlerin yanında, birden çok tözün varlığını savunan çokçu (plüralist) yaklaşımlar da sergilenmiştir.
Varlığın kurucu unsurunu tek bir töz veya ilkeye indirgeyen yaklaşımlar monizm (tekçilik) adını alırken, varlığı birden çok tözle açıklayan yaklaşımlar plüralizm (çokçuluk) adını alır. Parçada Thales'in tek ilkeyi (su) benimsemesi monizme; Empedokles'in dört ögeyi ve Demokritos'un sonsuz sayıda atomu temel alması plüralizme karşılık gelir. Dolayısıyla doğru yanıt, bu iki yaklaşımın bir arada sergilendiğini belirten seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki arkhe yaklaşımlarının niceliksel boyutunu analiz etme.
Thales'in tek ilkeyi (su), Empedokles'in dört ilkeyi (toprak, su, hava, ateş) ve Demokritos'un ise sonsuz ilkeyi (atomlar) temel aldığı belirlenir.
Soru bizden tözlerin sayısına (niceliğine) dayalı bir çıkarım yapmamızı istemektedir.
2
Elde edilen nicelikleri felsefedeki niceliksel ontoloji akımlarıyla eşleştirme.
Tek tözü temel alan Thales'in yaklaşımı monizm (tekçilik), birden fazla tözü temel alan Empedokles ve Demokritos'un yaklaşımları ise plüralizm (çokçuluk) olarak adlandırılır.
Varlık felsefesinde niceliksel yaklaşımlar monizm, düalizm ve plüralizm olarak sınıflandırılmaktadır.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru kavramsal eşleşmeyi sunan yargıyı saptama.
Metinde hem tekçi hem de çokçu yaklaşımların bir arada örneklendiğini ifade eden yargı doğru cevap olarak belirlenir.
Parçada geçen filozofların ontolojik kabulleri doğrudan monizm ve plüralizm ayrımına karşılık gelmektedir.

Anahtar Kavram

Varlığın Niceliği: Monizm, Düalizm ve Plüralizm
Soru 2277Soru

İman kavramının tam olarak anlaşılabilmesi için onun tasdik, ikrar, marifet ve amel gibi kavramlarla ilişkisinin doğru kurulması gerekir. Aşağıda verilen imanla ilişkili kavramları, İslam ilahiyatındaki tanımlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tasdik
İkrar
Marifet
Amel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tasdik kavramı imanın kalbi onayını; ikrar dil ile beyanını; marifet sadece bilmeyi; amel ise inancın davranışa yansımasını ifade eder.
Doğru eşleştirmede tasdik kavramı kalbin doğrulamasıyla, ikrar dilin söylemesiyle, marifet sadece bilmekle, amel ise davranışsal boyutuyla ilişkilendirilmiştir. Bu eşleştirme kavramların İslam akaidindeki teknik tanımlarıyla birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tasdik teriminin anlamını belirleme
Tasdik kavramının imanın asıl rüknü olan kalpten onaylama eylemi ile eşleştiği saptanır.
Kalbin doğrulaması olan tasdik unsurunun imandaki merkezi yerini tespit etmek.
2
İkrar teriminin anlamını belirleme
İkrar kavramının inancın dil ile dışa vurulması ve söylenmesi eylemi ile eşleştiği saptanır.
Dil ile açıklama anlamına gelen ikrarın dünyevi hukuki boyutunu belirlemek.
3
Marifet teriminin anlamını belirleme
Marifet kavramının sadece bilmekle ilgili olduğu ancak kalbi tasdik içermediği sürece iman sayılmadığı saptanır.
Salt bilginin (marifet) iman etmekle aynı şey olmadığını ortaya koymak.
4
Amel teriminin anlamını belirleme
Amel kavramının imanın olgunlaşmasını ve pratik hayata geçmesini sağlayan ibadet ve iyi davranışlarla eşleştiği saptanır.
Eylemsel boyut olan amelin imanla ilişkisini kurmak.

Anahtar Kavram

Tasdik, ikrar, marifet ve amel kavramlarının imanla olan ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2278Soru

Bizans İmparatoru Herakliyus, kendisine ulaşan İslam'a davet mektubunun ardından, o sırada Şam'da bulunan ve henüz Müslüman olmamış Mekkelilerin lideri Ebu Süfyan’ı sarayına davet eder. Herakliyus, Hz. Muhammed’in getirdiği mesajı ve karakterini anlamak amacıyla ona birtakım sorular sorar. Sorulardan biri de şöyledir: "Peygamberlik iddia etmeden önce onun hiç yalan söylediğine şahit oldunuz mu?" Ebu Süfyan, aralarındaki şiddetli düşmanlığa rağmen "Hayır, onun yalan söylediğini hi�� duymadık." diye cevap verir. Bunun üzerine Herakliyus, "İnsanlara yalan söylemeyen birinin Allah hakkında da yalan söylemesi düşünülemez." şeklinde bir tespitte bulunur.

Bu parçadan hareketle Hz. Muhammed'in doğruluğu ve güvenilirliği (sıdk ve emanet) ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişinin beşerî ilişkilerindeki tavizsiz dürüstlüğünün, onun ilahi kaynaklı tebliğinin doğruluğuna ve nübüvvetinin güvenilirliğine rasyonel bir dayanak teşkil ettiğine

Cevap

Kişinin beşerî ilişkilerindeki tavizsiz dürüstlüğünün, onun ilahi kaynaklı tebliğinin doğruluğuna ve nübüvvetinin güvenilirliğine rasyonel bir dayanak teşkil ettiğine
Kişinin beşerî ilişkilerindeki tavizsiz dürüstlüğünün, onun ilahi kaynaklı tebliğinin doğruluğuna ve nübüvvetinin güvenilirliğine rasyonel bir dayanak teşkil ettiğini savunan seçenek doğrudur. Çünkü metinde Herakliyus, Hz. Muhammed'in hayatı boyunca insanlara karşı yalan söylemediği gerçeğinden yola çıkarak, bu dürüstlüğün onun peygamberlik (ilahi tebliğ) iddiasının da yalan olamayacağına dair mantıklı bir kanıt oluşturduğunu ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta geçen tarihî diyaloğu analiz etmek
Herakliyus'un, Hz. Muhammed'in hayatında hiç yalan söyleyip söylemediğini sorduğu ve Ebu Süfyan'ın yalan söylemediğini teyit ettiği belirlenir.
Sorunun üzerine kurulduğu temel önermeyi ve tarafların iddialarını anlamak için gereklidir.
2
Herakliyus'un vardığı mantıksal sonucu değerlendirmek
"İnsanlara yalan söylemeyen birinin Allah hakkında da yalan söylemesi düşünülemez" tespitiyle, beşerî dürüstlük ile ilahi tebliğin doğruluğu arasında rasyonel bir bağ kurulduğu anlaşılır.
Diyaloğun ana fikrini ve ulaşılmak istenen mantıksal sonucu tespit etmek için gereklidir.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru yargıyı belirlemek
Beşerî dürüstlüğün nübüvvetin güvenilirliğine rasyonel bir dayanak oluşturduğunu belirten ifadenin doğru cevap olduğu, diğer şıkların ise kavramsal yanılgılar barındırdığı saptanır.
Çıkarımı en isabetli ve akademik dil ile ifade eden seçeneği bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Doğruluğu ve Güvenilirliği (Sıdk ve Emanet)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2279Soru

İslam'da mükellefiyetler, insanın yaratılış özelliklerine ve taşıyabileceği yüke göre belirlenmiştir. İbadetlerin ifasında temel amaç yalnızca Yaratıcı'nın rızasını kazanmak olup ibadetin biçimsel yönü ise doğrudan Hz. Peygamber'in uygulamalarına dayanmalıdır. Bu doğrultuda, daha dindar olma gayretiyle İslam'ın getirdiği kolaylık sınırlarını zorlayan veya ibadetlerin icrasında kendi anlayışına göre yeni şekiller icat eden bireylerin bu tutumları dinin özüyle bağdaşmaz.

Buna göre parçada eleştirilen tutumlar, ibadetlerin geçerliliğinde rol oynayan;

I. ��hlas
II. Sünnete uygunluk
III. Kolaylık

temel ilkelerinden hangileriyle doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

İkinci ve üçüncü öncülleri içeren seçenek (Sünnete uygunluk ve Kolaylık)
İbadetlerde kolaylık ilkesi, dinin mükelleflere güç yetiremeyecekleri sorumluluklar yüklememesini ve ruhsatlar sunmasını ifade eder; parçada kolaylık sınırlarının zorlanması bu ilkeyle çelişir. Sünnete uygunluk ise ibadetlerin Hz. Peygamber'in öğrettiği biçimde yapılmasını gerektirir; parçada kendi kafasına göre yeni ibadet şekilleri icat edilmesi bu ilkeyle çelişir. Bu nedenle ikinci ve üçüncü öncüllerin yer aldığı seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki eleştirileri belirlemek.
Parçada iki temel yanlış tutum eleştirilmektedir: İslam'ın getirdiği kolaylık sınırlarını zorlamak ve ibadetlerde kendi anlayışına göre yeni şekiller uydurmak.
Soru kökündece eleştirilen tutumların hangi ilkelerle ilişkili olduğunu bulmak için parçadaki anahtar ifadeleri saptamak gerekir.
2
Belirlenen tutumları ibadetlerin temel ilkeleriyle eşleştirmek.
Kolaylık sınırlarını zorlamak 'kolaylık' ilkesinin ihlaliyle, yeni ibadet şekilleri uydurmak ise Hz. Peygamber'in rehberliğine aykırı düştüğü için 'sünnete uygunluk' ilkesinin ihlaliyle ilgilidir. İbadetin yalnızca Allah rızası için yapılmasıyla ilgili olan 'ihlas' ilkesine yönelik bir ihlal veya gösteriş eleştirisi ise paragrafta yer almamaktadır.
Her bir eleştirinin din kültürü terminolojisindeki karşılığını bularak doğru öncülleri belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

İbadetlerde Temel İlkeler (İhlas, Sünnete Uygunluk, Kolaylık)
Soru 2280Soru

Bir kimse için haz verici ve dolayısıyla 'iyi' olan bir durum, bir başkası için acı verici ve 'kötü' olabilir. Ahlaki değerlerin merkezine bireysel duyumları ve bu duyumların sağladığı anlık doyumları yerleştirdiğimizde, herkesin üzerinde uzlaşabileceği ortak bir ahlaki ölçütten bahsetmek imkânsız hale gelir. Çünkü duyularımız bizi yanıltabileceği gibi, haz arayışımız da tamamen kişisel deneyimlerimizin sınırları içinde kalır. Bu nedenle, ahlaki eylemin amacı yalnızca bireyin kendi sınırları içindeki doyumu olmalıdır.

Bu parçada dile getirilen görüşleri savunan bir filozofun, aşağıdakilerden hangisini öne sürmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evrensel bir ahlak yasası oluşturulamaz; çünkü ahlaki eylemin ölçütü olan haz, bireyin duyusal deneyimlerine bağlı olarak değişir.

Cevap

Evrensel bir ahlak yasasının oluşturulamayacağı, çünkü ahlaki eylemin ölçütü olan hazzın bireyin duyusal deneyimlerine bağlı olarak değiştiği görüşü.
Evrensel bir ahlak yasasının kurulamayacağını, çünkü ahlaki eylemin ölçütü olan hazzın bireyin duyusal deneyimlerine bağlı olarak değişeceğini belirten yargı doğrudur. Parçada hazların öznelliği ve kişiden kişiye değişmesi vurgulanarak, herkes için ortak bir ahlaki ölçütün imkânsızlığı temellendirilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta verilen temel savı analiz etmek.
Parçada, bireysel duyumların ve hazların kişiden kişiye değişmesi nedeniyle herkes için geçerli ortak bir ahlaki ölçütün (evrensel ahlak yasasının) olamayacağı savunulmaktadır.
Ahlaki eylemin amacının yalnızca bireysel doyum olduğu belirtilerek ahlakın göreceliği vurgulanmıştır.
2
Seçeneklerdeki ahlaki yaklaşımları değerlendirmek ve çelişenleri elemek.
Toplumsal düzenin korunması, genel faydanın aranması, ödev ahlakı ya da nesnel idealara dayalı ahlak anlayışları evrensel ahlak yasasını kabul eden görüşlerdir. Eylemlerin neden-sonuç ilişkileriyle sınırlı olduğunu söyleyen determinizm ise doğrudan ahlak yasasının öznelliğine değil, özgürlük problemine dayanır.
Bu görüşler parçadaki haz odaklı bireysel ahlak anlayışıyla uyuşmaz.
3
Doğru yargıyı belirlemek.
Haz odaklı ahlak görüşünün (hedonizm) evrensel yasayı reddetme gerekçesinin hazzın öznelliği olduğu sonucuna ulaşılır.
Evrensel bir ahlak yasasının kurulamayacağı, çünkü hazzın duyusal ve değişken olduğu tezi parçanın ana düşüncesidir.

Anahtar Kavram

Hedonizm (Hazcılık) ve Evrensel Ahlak Yasasının Reddi
ÖncekiSayfa 114 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin