Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 1921Soru

Coğrafya öğretmeninin araştırma ödevi için belirlediği aşağıdaki çalışma konularını, fiziki coğrafyacıların bu araştırmalarda doğrudan yararlandığı yardımcı bilim dalları ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Göller Yöresi'ndeki göl sularının kimyasal özellikleri ile göl çanaklarının su bütçesi değişimlerinin belirlenmesi
Taşeli Platosu'ndaki dolin ve obrukların gelişim süreçleri ile kireç taşlarının fiziksel ve kimyasal yapısının çözümlenmesi
Kaçkar Dağları'ndaki endemik çiçek topluluklarının yayılış alanları ile bölgedeki yaban keçilerinin yaşam alanlarının haritalandırılması
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki buharlaşma şiddetinin mevsimsel dağılışı ile rüzgâr frekanslarının atmosferik koşullarla ilişkisinin kurulması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Çalışma konuları ve yardımcı bilim dalları şu şekilde eşleşmektedir: Göller Yöresi'ndeki göl suları ve su bütçesi çalışmaları Limnoloji ve Hidroloji ile; Taşeli Platosu'ndaki karstik şekiller ve kayaç analizleri Litoloji ve Jeoloji ile; Kaçkar Dağları'ndaki endemik bitkiler ve yaban hayatı çalışmaları Botanik ve Zooloji ile; Güneydoğu Anadolu'daki buharlaşma ve rüzgâr analizleri ise Meteoroloji ve Fizik bilimleri ile eşleşir.
Göller Yöresi'ndeki göl suları ve su bütçesi çalışmaları Limnoloji ve Hidroloji ile; Taşeli Platosu'ndaki dolin, obruk ve kireç taşı analizleri Litoloji ve Jeoloji ile; Kaçkar Dağları'ndaki endemik bitki ve yaban hayatı çalışmaları Botanik ve Zooloji ile; Güneydoğu Anadolu'daki buharlaşma ve rüzgâr analizleri ise Meteoroloji ve Fizik bilimleri ile eşleşmektedir. Bu bilim dalları fiziki coğrafyanın sırasıyla hidroğrafya, jeomorfoloji, biyocoğrafya ve klimatoloji alt dallarına doğrudan veri sağlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk çalışma konusundaki 'göl suları ve su bütçesi' ifadelerinden yola çıkarak ilgili yardımcı bilim dallarını belirlemek.
Bu çalışma, suları ve gölleri inceleyen Limnoloji ve Hidroloji yardımcı bilim dalları ile eşleşir.
Göller coğrafyası (hidroğrafyanın bir parçası) çalışmalarında göl bilimi (limnoloji) ve su bilimi (hidroloji) temel veri kaynağıdır.
2
İkinci çalışma konusundaki 'dolin, obruk' gibi yer şekilleri ve 'kireç taşı' (kayaç yapısı) ifadelerinden yola çıkarak ilgili yardımcı bilim dallarını belirlemek.
Bu çalışma, kayaçları inceleyen Litoloji ve yer yapısını inceleyen Jeoloji yardımcı bilim dalları ile eşleşir.
Yer şekillerinin ve kayaç özelliklerinin incelenmesi fiziki coğrafyanın alt dalı olan jeomorfolojinin konusudur ve bu alanda jeoloji ile litolojiden yararlanılır.
3
Üçüncü çalışma konusundaki 'endemik çiçek toplulukları' ve 'yaban keçileri' ifadelerinden yola çıkarak ilgili yardımcı bilim dallarını belirlemek.
Bu çalışma, bitkileri inceleyen Botanik ve hayvanları inceleyen Zooloji yardımcı bilim dalları ile eşleşir.
Bitki ve hayvanların dağılışını inceleyen biyocoğrafya alt dalı, biyoloji biliminin dalları olan botanik ve zoolojiden doğrudan yararlanır.
4
Dördüncü çalışma konusundaki 'buharlaşma şiddeti', 'rüzgâr frekansları' ve 'atmosferik koşullar' ifadelerinden yola çıkarak ilgili yardımcı bilim dallarını belirlemek.
Bu çalışma, hava olaylarını inceleyen Meteoroloji ve atmosferin fiziksel yapısını açıklayan Fizik yardımcı bilim dalları ile eşleşir.
İklim elemanlarının ve atmosfer olaylarının incelenmesi fiziki coğrafyanın alt dalı olan klimatolojinin konusudur ve bu alanda meteoroloji ve fizikten yararlanılır.

Anahtar Kavram

Fiziki coğrafyanın alt dalları (hidroğrafya, jeomorfoloji, biyocoğrafya, klimatoloji) ile bu dallara yardımcı olan bilim dallarının (limnoloji, hidroloji, litoloji, jeoloji, botanik, zooloji, meteoroloji, fizik) eşleştirilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1922Soru

I. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri'nin kendi aralarında yaptıkları gizli antlaşmalar ile bu antlaşmaların temel içerik ve hedeflerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sykes-Picot Antlaşması
MacMahon Antlaşması
Saint-Jean de Maurienne Antlaşması
Petrograd Protokolü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sykes-Picot Antlaşması Orta Doğu'nun paylaşımını, MacMahon Antlaşması Şerif Hüseyin ile Arap devleti vaadini, Saint-Jean de Maurienne Antlaşması İtalya'ya İzmir ve çevresinin verilmesini, Petrograd Protokolü ise Rusya'ya Doğu Anadolu'nun bırakılmasını öngörmektedir.
Eşleştirmede Sykes-Picot Antlaşması Orta Doğu'nun İngiltere ve Fransa arasında paylaşılmasıyla, MacMahon Antlaşması Şerif Hüseyin ile yapılan Arap krallığı vaadiyle, Saint-Jean de Maurienne Antlaşması İtalya'ya İzmir çevresinin verilmesiyle, Petrograd Protokolü ise Rusya'ya Doğu Anadolu topraklarının bırakılmasıyla doğru bir şekilde ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sykes-Picot Antlaşması'nın kapsamını belirleme
Bu antlaşma İngiltere ile Fransa arasında Orta Doğu topraklarını paylaşmayı hedeflediğinden Orta Doğu paylaşım planı ile eşleşir.
Orta Doğu coğrafyasındaki manda yönetimlerinin temeli bu antlaşmayla atılmıştır.
2
MacMahon Antlaşması'nın taraflarını ve amacını inceleme
İngiliz temsilci MacMahon ile Şerif Hüseyin arasındaki uzlaşıyı yansıttığından Arap isyanı ve devlet vaadi ile eşleşir.
Osmanlı Devleti'nin İslamcılık/Ümmetçilik politikasının etkisiz kalmasında bu antlaşma önemli rol oynamıştır.
3
Saint-Jean de Maurienne Antlaşması'nın İtalya üzerindeki etkisini değerlendirme
İtalya'ya İzmir ve Batı Anadolu'yu vaat eden paylaşım planı ile eşleşir.
Paris Barış Konferansı'nda bu vaadin yerine getirilmemesi İtilaf Devletleri arasında ilk açık görüş ayrılığına yol açmıştır.
4
Petrograd Protokolü'nün Rusya'ya yönelik kazanımlarını analiz etme
Rusya'ya Boğazlar'ın yanı sıra Doğu Anadolu vilayetlerinin verilmesi maddesiyle eşleşir.
Rusya'daki rejim değişikliği bu paylaşım planlarının uygulanmasını engellemiş ve gizli antlaşmalar dünyaya açıklanmıştır.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri'nin Osmanlı topraklarını paylaşmak amacıyla imzaladığı gizli antlaşmalar ve içerikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1923Soru

Aşağıda, Dünya'nın Güneş etrafındaki elips şeklindeki yörüngesi ve bu yörünge üzerindeki iki farklı konum modellenmiştir.

Dünya'nın bu yörünge üzerindeki hareketi göz önüne alındığında;

I. 3 Ocak3\text{ Ocak} (Günberi) tarihinde yörünge hızının en yüksek değere ulaşması,
II. Kuzey Yarım Küre'de yaz mevsimi süresinin, Güney Yarım Küre'dekinden daha uzun olması,
III. Yıl boyunca Güneş ışınlarının düşme aç��sının değişmesine bağlı olarak mevsimlerin oluşması,
IV. Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe yer çekimi ivmesinin artış göstermesi

durumlarından hangileri Dünya'nın yörüngesinin elips şeklinde olmasının sonuçları arasında gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Dünya'nın yörüngesinin elips olmasının sonuçları, yörünge hızının en yüksek değere ulaşması ve Kuzey Yarım Küre'deki yaz mevsimi süresinin daha uzun olması durumlarını içeren seçenektir.
Doğru cevap, yörünge hızının en yüksek değere ulaşması ve Kuzey Yarım Küre'deki yaz mevsimi süresinin daha uzun olması ifadelerini içeren seçenektir. Dünya'nın Güneş etrafındaki yörüngesi elips şeklinde olduğu için Dünya Güneş'e bazen yaklaşır (günberi - 3 Ocak), bazen uzaklaşır (günöte - 4 Temmuz). Yaklaştığında Güneş'in çekim kuvveti arttığı için Dünya'nın yörüngedeki hızı artar; uzaklaştığında ise hızı azalır. Temmuz ayında yörünge hızının azalması, Kuzey Yarım Küre'deki yaz mevsimi aylarının (Temmuz-Ağustos) daha yavaş geçilmesine ve yaz mevsiminin daha uzun sürmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerde verilen durumların coğrafi nedenlerini sınıflandırın.
Birinci ve ikinci öncüllerin yörünge şekliyle, üçüncü öncülün eksen eğikliğiyle, dördüncü öncülün ise Dünya'nın geoid şekliyle ilişkili olduğu belirlenir.
Dünya'nın şekli, hareketleri ve yörünge özelliklerinin sonuçlarını birbirinden ayırt etmek.
2
Dünya'nın yörüngesinin elips olmasının doğrudan etkilerini analiz edin.
Güneş'e olan mesafenin değişmesi, yörünge hızın��n değişmesine (Ocak'ta hızlı, Temmuz'da yavaş) ve bu hız değişiminin de mevsim sürelerinin yarım kürelerde farklı olmasına (Kuzey'de yazın uzun sürmesi) yol açtığı görülür.
Elips yörüngenin çekim kuvveti ve hız üzerindeki etkisini anlamak.
3
Yanlış olan öncülleri eleyerek doğru seçeneği belirleyin.
Mevsimlerin oluşması eksen eğikliğiyle, yer çekiminin değişmesi ise geoid şekille açıkladığından bu öncüller elenir ve geriye yalnızca birinci ve ikinci öncülleri içeren seçenek kalır.
Soru kökünde istenen elips yörünge sonuçlarını netleştirmek.

Anahtar Kavram

Dünya'nın yörüngesinin elips olmasının sonuçları (yörünge hızı ve mevsim sürelerinin değişmesi).
Soru 1924Soru

Türkiye’nin mutlak (matematik) konumu göz önüne alındığında, coğrafi koordinatları yaklaşık olarak verilen;

- X merkezi: 3737^\circ Kuzey enlemi, 2828^\circ Doğu boylamı
- Y merkezi: 4040^\circ Kuzey enlemi, 4343^\circ Doğu boylamı

noktalarıyla ilgili olarak ileri sürülen:

I. 21 Haziran tarihinde X merkezinde Güneş ışınları, Y merkezine göre daha eğik açıyla düşer.
II. 21 Aralık tarihinde Y merkezindeki gündüz süresi, X merkezine göre daha kısadır.
III. X merkezinde Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüşüne bağlı çizgisel h��z Y merkezine göre daha fazla olup, her iki merkezde de bu çizgisel hız yıl boyunca değişmez.
IV. Y merkezindeki yerel saat ile Türkiye’nin ulusal saati arasındaki zaman farkı, X merkezine göre daha azdır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II, III ve IV

Cevap

İkinci, üçüncü ve dördüncü ifadeler doğrudur.
Türkiye'nin mutlak konumu gereği, 21 Aralık tarihinde güneyden kuzeye gidildikçe geceler uzar, gündüzler kısalır. Y merkezi (4040^\circ K) X merkezine (3737^\circ K) göre daha kuzeyde yer aldığından gündüz süresi daha kısadır. Çizgisel hız Ekvator'dan kutuplara doğru azalır; bu nedenle Ekvator'a daha yakın olan X merkezindeki çizgisel hız Y merkezinden fazladır. Bu çizgisel hız enlem derecesine ve eksen etrafındaki dönüşe bağlı olduğundan yıl içinde değişmez. Türkiye'de ulusal saat olarak 4545^\circ Doğu boylamının (Iğdır) yerel saati kullanılmaktadır. Y merkezi (4343^\circ Doğu) ulusal saat ayar boylamına X merkezinden (2828^\circ Doğu) daha yakın olduğu için yerel saati ile ulusal saat arasındaki fark daha azdır. 21 Haziran'da ise Güneş ışınları Yengeç Dönencesi'ne (232723^\circ 27' K) dik açıyla gelir; X merkezi dönenceye daha yakın olduğundan ışınları Y merkezine göre daha büyük (dik) açıyla alır, dolayısıyla birinci öncül yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezlerin enlem derecelerine göre Güne�� ışınlarının düşme açısını analiz edin.
21 Haziran'da Güneş ışınları 232723^\circ 27' Kuzey enlemine (Yengeç Dönencesi) dik düşer. X merkezi (3737^\circ K) Y merkezine (4040^\circ K) kıyasla Yengeç Dönencesi'ne daha yakın olduğundan Güneş ışınlarını daha dik açıyla alır. Dolayısıyla birinci ifade yanlıştır.
Enlem derecelerinin dönencelere olan uzaklığı, Güneş ışınlarının geliş açısını belirler.
2
Merkezlerin enlem derecelerine göre 21 Aralık tarihindeki gündüz sürelerini karşılaştırın.
21 Aralık'ta Kuzey Yarım Küre'de kuzeye gidildikçe gece süresi uzar, gündüz süresi kısalır. Y merkezi (4040^\circ K) X merkezine (3737^\circ K) göre daha kuzeyde olduğundan gündüz süresi daha kısadır. Dolayısıyla ikinci ifade doğrudur.
Eksen eğikliği nedeniyle solstis tarihlerinde enleme göre gece-gündüz süreleri değişim gösterir.
3
Dünya'nın çizgisel hızının enlemlere göre değişimini ve yıl boyunca sabit kalma durumunu değerlendirin.
Çizgisel hız Ekvator'dan kutuplara doğru azalır. X (3737^\circ K) Ekvator'a Y'den (4040^\circ K) daha yakın olduğu için çizgisel hızı daha fazladır. Bu hız enleme ve Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüşüne bağlı olduğu için yıl boyunca sabit kalır. Dolayısıyla üçüncü ifade doğrudur.
Çizgisel hız enlem derecesinin bir fonksiyonu olup, çizgisel hızın mevsimsel veya yıllık bir değişimi yoktur.
4
Merkezlerin boylam derecelerine göre Türkiye'nin ortak saatiyle olan farklarını hesaplayın.
Türkiye'nin ulusal saat dilimi 4545^\circ Doğu boylamının yerel saatine göre ayarlanmıştır. Y merkezi (4343^\circ D) bu boylama 22^\circ uzaklıkta iken, X merkezi (2828^\circ D) 1717^\circ uzaklıktadır. Y merkezinin boylam farkı daha az olduğu için ulusal saatle arasındaki zaman farkı da daha azdır. Dolayısıyla dördüncü ifade doğrudur.
Yerel saat farkı, boylamların ortak saat ayar meridyenine olan uzaklığına bağlıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin enlem ve boylam derecelerinin (36°-42° Kuzey, 26°-45° Doğu) güneş ışınlarının açısı, çizgisel hız, gece-gündüz süresi ve yerel saat üzerindeki etkileri.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 1925Soru

Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü (günlük hareketi) sonucunda yeryüzünde birçok fiziksel olay gerçekleşir. Aşağıda günlük hareketin bazı sonuçları ile bu sonuçların açıklamaları verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki sonuçları sağ sütundaki en uygun açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Coriolis (sapma) etkisi
Fiziksel (mekanik) ufalanma
Yerel saat farkları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Coriolis (sapma) etkisi sürekli rüzgarların yönlerinde sapmalara neden olmasıyla; fiziksel (mekanik) ufalanma gün içindeki sıcaklık değişimlerinin kayaçları çatlatmasıyla; yerel saat farkları ise Dünya'nın dönüş yönünden dolayı doğuda Güneş'in erken doğmasıyla eşleşir.
Coriolis etkisi rüzgarların sapmasına; günlük sıcaklık farkları kayaçların mekanik parçalanmasına; Dünya'nın dönüş yönü ise doğuda Güneş'in erken doğup yerel saatin ileri olmasına neden olur. Bu eşleştirmeler coğrafi gerçeklerle tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Coriolis (sapma) etkisinin doğasını incelemek
Bu etki sürekli rüzgarların esme yönlerinde sapmalara neden olur (Kuzey Yarım Küre'de sağa, Güney Yarım Küre'de sola).
Günlük hareketin dinamik bir sonucu olan Coriolis etkisinin rüzgar yönleri üzerindeki etkisini doğru eşleştirmek.
2
Fiziksel (mekanik) ufalanmanın nedenini belirlemek
Gün içindeki sıcaklık değişimleri kayaçların genleşip büzülerek çatlamasına (fiziksel ufalanmaya) yol açar.
Sıcaklık farkı ile kayaçların fiziksel deformasyonu arasındaki sebep-sonuç ilişkisini kurmak.
3
Yerel saat farklarının oluşum mantığını kavramak
Dünya'nın batıdan doğuya dönmesi nedeniyle doğuda yerel saatin daha ileri olması bu kavramla ilişkilidir.
Dönüş yönünün yerel saat üzerindeki etkisini doğru açıklama ile bağdaştırmak.

Anahtar Kavram

Dünya'nın günlük hareketinin sıcaklık, rüzgarlar ve yerel saat üzerindeki doğrudan etkileri
Soru 1926Soru

Felsefe, hazır bilgi paketleri sunan veya dünyaya dair kesin reçeteler yazan bir disiplin değildir. Aksine o, insanın kendisiyle, toplumla ve evrenle kurduğu ilişkiyi sorunsallaştıran, kavramları analiz ederek zihinsel sınırları zorlayan sürekli bir refleksiyon faaliyetidir. Bir filozof, dünyaya dair doğruları cebinde taşıyan bir "bilge" değil; bu doğruların ne ölçüde doğru olduğunu, temellerini ve anlamını sorgulayan bir arayışçıdır. Dolayısıyla felsefi çaba, belirli bir pratik sonuca ulaşıp orada durmak yerine, dü��ünmenin kendisini bir yaşam biçimi haline getirmeyi gerektirir.

Bu parçadan hareketle felsefeyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hazır ve bitmiş bir bilgi birikimi sunmaktan ziyade, kabulleri sorgulayan ve kavramları analiz eden zihinsel bir etkinliktir.

Cevap

Hazır ve bitmiş bir bilgi birikimi sunmaktan ziyade, kabulleri sorgulayan ve kavramları analiz eden zihinsel bir etkinliktir.
Parçada felsefenin hazır bilgi sunmadığı, sürekli bir refleksiyon faaliyeti olduğu ve filozofun bilgiyi cebinde taşıyan bir bilge değil, bir arayışçı olduğu belirtilmiştir. Bu durum, felsefenin bitmiş bir bilgi birikimi olmaktan ziyade kabulleri sorgulayan ve kavramları analiz eden zihinsel bir etkinlik olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın analiz edilmesi
Paragrafta felsefenin kesin reçeteler sunan hazır bir bilgi paketi olmadığı, aksine sorgulama, kavram analizi ve sürekli bir refleksiyon faaliyeti olduğu belirtilmiştir.
Parçadaki temel felsefe tanımını belirlemek.
2
Seçeneklerin değerlendirilmesi
Felsefenin bitmiş bir bilgi sunmak yerine kabulleri sorgulayan zihinsel bir etkinlik olduğunu belirten seçeneğin parçayla tam olarak örtüştüğü görülür.
Parçayla tutarlı olan doğru seçeneği saptamak.

Anahtar Kavram

Felsefenin tanımı, sürekli bir arayış ve sorgulama etkinliği olması, bilgeliğe (hikmet) ulaşma yolundaki çaba olması.
Soru 1927Soru

Filozof, adalet kavramını temellendirirken sadece toplumsal pratikleri ve yasal düzenlemeleri incelemekle kalmaz; aynı zamanda "Adalet kavramına ulaşırken zihnim hangi ön kabullerle hareket etmektedir?" ve "Bu ön kabullerin mantıksal dayanakları nelerdir?" gibi sorularla kendi düşünme biçimini de masaya yatırır. Bu yönüyle felsefi sorgulama, sadece dışsal bir nesneye yönelmekle sınırlı kalmayıp bilme eyleminin kendisini ve bu eylemin sonuçlarını da analiz eder.

Buna göre parçada felsefi düşüncenin aşağıdaki özelliklerinden hangisi vurgulanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşüncenin kendi üzerine yönelerek ürettiği fikirleri ve yöntemi yeniden inceleme konusu yapması

Cevap

Düşüncenin kendi üzerine yönelerek ürettiği fikirleri ve yöntemi yeniden inceleme konusu yapması
Doğru cevap, düşüncenin kendi üzerine yönelerek ürettiği fikirleri ve yöntemi yeniden inceleme konusu yapmasını belirten seçenektir. Parçada filozofun adalet kavramını incelerken zihninin hangi ön kabullerle hareket ettiğini sorması ve sorgulama eyleminin kendisini analiz nesnesi yapması, felsefenin kendi ürettiği düşünce üzerine tekrar düşünme (refleksiflik) özelliğini doğrudan örneklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki anahtar ifadeleri belirlemek.
Filozofun "kendi düşünme biçimini de masaya yatırması" ve "sorgulamanın kendisini de bir analiz nesnesi haline getirmesi" ifadeleri tespit edilir.
Bu ifadeler felsefi düşüncenin yöneliminin nereye (düşüncenin kendisine) olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Tespit edilen yönelimi felsefi kavramlarla eşleştirmek.
Düşüncenin kendi üzerine dönmesi, kendi ürettiği bilgi ve yöntemleri tekrar sorgulaması felsefede "refleksiflik" (refleksif olma) kavramıyla tanımlanır.
Soruda sorgulanan felsefi düşünce özelliğinin doğru tanımına ulaşmak amaçlanır.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış yönelimleri ve çeldiricileri elemek.
Tutarlılık, rasyonellik, pratik fayda beklentisi ve dogmatizm gibi kavramların parçada vurgulanan zihinsel katlanmayı ifade etmediği görülür.
Doğru cevabın netleştirilmesi ve çeldiricilerin elenmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Refleksiflik (Düşüncenin kendi üzerine dönmesi)
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 1928Soru

Karstik topografya; çözünebilen kayaçların su kimyasıyla erimesi veya bu sulardaki çözünmüş minerallerin çökelmesi sonucu şekillenir. Türkiye, karstik yer şekillerinin çeşitliliği ve yaygınlığı bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Bu şekillerin gelişiminde kayaç yapısı, iklim ve yer şekilleri gibi faktörler belirleyicidir.

Aşağıda verilen karstik yer şekillerini ve bölgesel karst özelliklerini, karşılarında yer alan jeomorfolojik açıklama ve oluşum süreçleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Polye (Gölova)
Obruk
Traverten
Jips Karstı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Polye (Gölova) en geniş karstik erime çanağıdır ve tabanında terra rossa toprakları barındırır. Obruk, yeraltı tavan çökmesiyle oluşan dik derin kuyulardır. Traverten, kalsiyum karbonat çökelmesiyle oluşan basamaklı yapılardır. Jips karstı ise Sivas'ta yaygın olan ve erime hızı kalkerden yüksek olan dayanıksız karst şekilleridir.
Karstik şekillerin doğru eşleşmesi şu şekildedir: Polye, en geniş karstik çanak olup tarımsal karstik ovaları oluşturur; obruk, yeraltı boşluklarının çökmesiyle oluşan dik kuyulardır; traverten, kalsiyum karbonat çökelmesiyle oluşan birikim şeklidir; jips karstı ise Sivas'ta yaygın olan, çok hızlı çözünen dayanıksız erime şekilleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Karstik aşınım şekillerinin en büyüğü olan polye tanımını analiz etmek.
Polye (Gölova) ifadesi, tabanında terra rossa biriken tarımsal karstik ovalar tanımıyla eşleşir.
Polyenin boyut hiyerarşisinde en üstte olduğunu ve tarımsal faaliyetlere uygunluğunu doğrulamak.
2
Yeraltı tavanlarının çökmesi ve aşırı yeraltı suyu tüketiminin tetiklediği doğal kuyuların obruk olduğunu saptamak.
Obruk ifadesi, yeraltı mağara tavanlarının çökmesi sonucu oluşan derin kuyularla eşleşir.
Obrukların oluşum mekanizmasını çökmeyle ilişkilendirmek.
3
Termal suların yüzeye çıkışıyla kalsiyum karbonatın çökelmesi sonucu oluşan basamaklı yer şeklinin traverten olduğunu teşhis etmek.
Traverten ifadesi, karbondioksitin açığa çıkmasıyla basamaklar halinde çökelen yer şekliyle eşleşir.
Travertenin kimyasal birikim kökenini ve morfolojisini tanımlamak.
4
Sivas çevresinde yaygın olan ve kalkere göre çok daha hızlı eriyebilen alçı taşı (jips) karstının özelliklerini ilişkilendirmek.
Jips Karstı ifadesi, Sivas çevresindeki hızlı ve dayanıksız çözünme süreçleriyle eşleşir.
Jips mineralinin çözünme hızının yüksek olmasının yer şekillerinin ömrü üzerindeki etkisini göstermek.

Anahtar Kavram

Karstik aşınım ve birikim şekillerinin oluşum mekanizmaları ile kayaç özelliklerine göre dağılışları.

Alternatif Yöntem

Karstik aşınım şekillerini boyutlarına göre küçükten büyüğe (lapya < dolin < uvala < polye) sıralayarak en geniş seçeneğin polye olduğunu kolayca bulabilirsiniz. Birikim şekillerinde ise kalsiyum karbonat kelimesi doğrudan traverten oluşumuna işaret eder.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1929Soru

Aşağıda verilen kıyı tiplerini, oluşumlarında etkili olan temel özelliklerle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fiyort kıyı tipi
Haliçli kıyı tipi
Dalmaçya kıyı tipi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fiyort kıyı tipi buzul vadilerinin sular altında kalmasıyla (birinci açıklama), haliçli kıyı tipi gelgit etkisiyle akarsu ağızlarının aşınmasıyla (ikinci açıklama) ve Dalmaçya kıyı tipi dağların kıyıya paralel uzandığı yerlerde vadilerin sular altında kalmasıyla (üçüncü açıklama) eşleşir.
Kıyı tipleri ve en belirgin özellikleri doğru bir şekilde eşleştirilmiştir. Fiyort buzul kökenlidir, haliç okyanus ve gelgit etkisiyle oluşur, Dalmaçya ise paralel dağ sıralarının sular altında kalmasıyla meydana gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Fiyort kıyı tipinin tanımını belirlemek.
Fiyortlar buzul aşındırması sonucu oluşan vadilerin deniz suları altında kalmasıyla meydana gelir. Bu durum birinci maddedeki buzul vadilerinin sular altında kalması ifadesiyle örtüşmektedir.
Eşleştirmenin doğru yapılabilmesi için fiyortların buzul kökenli bir kıyı tipi olduğunun bilinmesi gerekir.
2
Haliçli kıyı tipinin tanımını belirlemek.
Haliçler okyanus kıyılarındaki gelgit hareketlerine bağlı olarak akarsu ağızlarının aşındırılmasıyla oluşur. Bu durum ikinci maddedeki gelgit genliğinin yüksek olduğu okyanus kıyılar�� ifadesiyle örtüşmektedir.
Haliçli kıyı tipinin gelgit (medcezir) etkisiyle oluştuğunun kavranması gerekir.
3
Dalmaçya kıyı tipinin tanımını belirlemek.
Dalmaçya kıyıları, kıyıya paralel uzanan dağ sıralarının arasındaki vadilerin sular altında kalmasıyla oluşan kıyı ve adalar yapısıdır. Bu durum üçüncü maddedeki kıyıya paralel uzanan dağ vadilerinin sular altında kalması ifadesiyle örtüşmektedir.
Dalmaçya kıyı tipinin orojenez ve deniz ilerlemesi (transgresyon) sonucu dağların kıyıya paralel uzandığı yerlerde oluştuğunu belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Dalgalar, akıntılar ve kıyı tiplerinin oluşum süreçleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1930Soru

Kant, bilginin oluşum sürecini açıklarken ne tek başına aklın ne de tek başına duyumların yeterli olduğunu savunur. Ona göre bilgi, dış dünyadan gelen duyusal verilerin zihnin doğuştan getirdiği kategoriler tarafından işlenmesiyle kurulur. Filozof bu durumu 'Görüsüz kavramlar boş, kavramsız görüler kördür.' sözüyle özetler.

Buna göre Kant'ın kritisizm (eleştiricilik) felsefesinin temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilginin ham maddesini deney sağlar, akıl ise bu ham maddeyi işleyerek biçimlendirir.

Cevap

Bilginin ham maddesini deney sağlar, akıl ise bu ham maddeyi işleyerek biçimlendirir.
Kant'ın kritisizm yaklaşımı rasyonalizm ile empirizmi sentezler. Bilginin deneyle başladığını ancak deneyden ibaret olmadığını, zihnin (aklın) kategorileriyle bu ham duyusal verileri işleyip bilgi haline getirdiğini savunur. Dolayısıyla bilginin oluşumunda deneyin ham madde sağladığı ve aklın bunu biçimlendirdiği seçeneği kritisizmin temel iddiasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki Kant'ın ana fikrini çözümleme
Kant'ın hem deneye (duyusal veriler) hem de akla (zihnin kategorileri) bilgi sürecinde eşit derecede önem atfettiği görülmektedir.
Kritisizm akımının rasyonalizm ve empirizm sentezini anlamak için bu analiz gereklidir.
2
Kant'ın 'Görüsüz kavramlar boş, kavramsız görüler kördür' ifadesini yorumlama
Deneyimsiz kavramların (akıl) boş, kavramsız deneylerin (duyu) ise belirsiz ve anlamsız olduğu, dolayısıyla bilginin her ikisinin birleşimiyle oluştuğu sonucuna ulaşılır.
Söz konusu ifadenin felsefi karşılığını tespit etmek.
3
Seçenekleri bu sentez doğrultusunda değerlendirme
Deneyin ham madde sağladığı, aklın ise bunu işlediği seçeneğinin kritisizmle tam olarak uyuştuğu görülür.
Doğru seçeneği belirlemek ve çeldiricileri elemek.

Anahtar Kavram

Kant'ın kritisizm felsefesinde bilginin akıl ve deneyin senteziyle oluşması.
Soru 1931Soru

Kant, rasyonalizmin aklı tek kaynak gören dogmatik tavrı ile empirizmin deneyi tek kaynak gören sınırlı yaklaşımını eleştirerek yeni bir bilgi kuramı geliştirmi��tir. Ona göre bilgi, duyularımız aracılığıyla dış dünyadan gelen ham verilerin aklın apriori (deney öncesi) formları tarafından işlenmesiyle oluşur.

Buna göre, kritisizmin bilgi anlayışını en iyi özetleyen ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgi, duyusal deneyimlerin sağladığı ham maddelerin aklın kalıplarında işlenmesiyle ortaya çıkan ortak bir üründür.

Cevap

Bilgi, duyusal deneyimlerin sağladığı ham maddelerin aklın kalıplarında işlenmesiyle ortaya çıkan ortak bir üründür.
Doğru yanıt, bilginin hem duyusal deneyimin sağladığı ham malzemeye hem de aklın bu malzemeyi işleme yeteneğine dayandığını belirten ifadedir. Kant'ın kritisizm yaklaşımı, rasyonalizm (akılcılık) ve empirizmin (deneycilik) tek taraflı iddialarını aşarak, bilginin akıl ve deneyin ortak ürünü olduğunu savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel savı belirlemek
Kant'ın hem aklı (rasyonalizm) hem de deneyi (empirizm) tek başına yetersiz görerek ikisini sentezlediği anlaşılır.
Kritisizmin kurucusu Kant'ın bilgi sürecinde duyu verileri ile akıl formlarının ortaklığını nasıl açıkladığını kavramak gerekir.
2
Seçenekleri bu sentez anlayışı açısından değerlendirmek
Duyusal deneyimlerden gelen ham veriler ile zihnin (aklın) formlarının birleşerek bilgiyi oluşturduğu yargısının doğru cevap olduğu belirlenir.
Kant'ın 'Deney olmadan kavramlar boş, kavramlar olmadan deneyler kördür' ilkesine en uygun seçeneği bulmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Kritisizm (Eleştiricilik) bilgi teorisinde akıl ve deneyin sentezini savunur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1932Soru

Aşağıda sol sütunda verilen felsefi düşüncenin ayırt edici özelliklerini, sağ sütundaki doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Refleksiflik
Kümülatiflik
Tutarlılık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Refleksiflik kendi üzerine düşünme tanımıyla, kümülatiflik yığılımlı olarak artma tanımıyla, tutarlılık ise mantıksal olarak çelişki barındırmama tanımıyla eşleşmektedir.
Refleksiflik kendi üzerine düşünme tanımıyla, kümülatiflik yığılımlı olarak artma tanımıyla, tutarlılık ise mantıksal olarak çelişki barındırmama tanımıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki kavramları ve sağ sütundaki açıklamaları okuyun.
Kavramlar ve tanımların temel özellikleri belirlendi.
Eşleştirme yapabilmek için kavramların temel tanımlarını bilmek gerekir.
2
Kavramları tanımlarla birebir eşleştirin.
Refleksiflik düşünce üzerine düşünme, kümülatiflik yığılımlılık ve tutarlılık çelişmezlik tanımlarıyla doğru şekilde eşleşti.
Bu eşleştirmeler felsefi düşüncenin ayırt edici özelliklerinin temel sözlük anlamlarına uygundur.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ayırt Edici Özellikleri
Tahmini Süre:45s
Soru 1933Soru

Wittgenstein, *Tractatus* adlı eserinde felsefenin bir kuram veya öğreti olmadığını, aksine bir etkinlik olduğunu savunur. Ona göre felsefenin amacı, dilin sınırlarını belirleyerek düşünceleri mantıksal olarak netleştirmektir. Felsefe yapıldı��ında ortaya çıkan şey yeni felsefi önermeler değil, karmaşık ve bulanık önermelerin berraklaşmasıdır. Dolayısıyla felsefe, olgusal dünyaya dair yeni bilgiler sunan bir bilim dalı gibi çalışmaz; var olan önermeleri analiz ederek onların anlamını aydınlatır.

Bu parçadan hareketle felsefenin doğasına ilişkin aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Felsefe, dünyaya ilişkin yeni olgusal bilgiler ortaya koymaktan ziyade, düşünce ve dili çözümleme etkinliğidir.

Cevap

Felsefe, dünyaya ilişkin yeni olgusal bilgiler ortaya koymaktan ziyade, düşünce ve dili çözümleme etkinliğidir.
Doğru seçenek parçadaki görüşle tam olarak örtüşmektedir. Parçada felsefenin olgusal dünyaya dair yeni bilgiler üreten bir bilim olmadığı, aksine dilin sınırlarını belirleyip düşünceleri rasyonel ve mantıksal olarak netleştirmeye yarayan bir 'çözümleme etkinliği' olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefe tanımını ve amacını belirleme.
Wittgenstein felsefeyi bir öğreti değil, dilin sınırlarını çizerek düşünceleri netleştiren bir 'etkinlik' olarak tanımlamaktadır.
Sorunun kökü felsefenin doğasına dair ulaşılabilecek sonucu sorduğu için öncelikle yazarın felsefeye biçtiği işlevi saptamamız gerekir.
2
Felsefenin bilgi üretimi konusundaki konumunu analiz etme.
Felsefenin olgusal dünyaya dair yeni bilgiler üreten bir bilim gibi çalışmadığı, var olan önermeleri çözümlediği sonucuna varılır.
Parçadaki 'felsefe olgusal dünyaya dair yeni bilgiler sunan bir bilim dalı gibi çalışmaz' ifadesinin anlamını netleştirmek gerekir.
3
Elde edilen sonuçları seçeneklerle karşılaştırarak doğru seçeneğe ulaşma.
Felsefenin olgusal bilgi sunmak yerine dil ve düşünce çözümlemesi yaptığı seçeneği doğru yanıt olarak doğrulanır.
Doğru seçenek parçadaki 'bilgi sunmama' ve 'önermeleri analiz ederek anlamı aydınlatma' ifadelerini en iyi özetleyen yargıdır.

Anahtar Kavram

Felsefenin bir öğreti değil, dil ve düşünceleri netleştirme etkinliği olması.
Soru 1934Soru

Ormanlardaki ağaçlar, sanılanın aksine birbirlerinden tamamen bağımsız canlılar değildir. Toprağın altında bulunan ve mikorizal ağlar adı verilen mantar iplikçikleri, ağaçların köklerini birbirine bağlar. Bu devasa yeraltı şebekesi sayesinde ağaçlar kendi aralarında besin paylaşımı yapar, kuraklık veya böcek istilası gibi tehlikeleri birbirlerine haber verirler. Böylece orman, tekil ağaçların toplamından ziyade, yardımlaşan ve ortak hareket eden bütüncül bir organizma gibi çalışır.

Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ağaçların toprak altındaki mantar ağları aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurması ve yardımlaşması

Cevap

Ağaçların toprak altındaki mantar ağları aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurması ve yardımlaşması
Paragrafta, ormanlardaki ağaçların toprak altında mikorizal ağlar adı verilen mantar iplikçikleri vasıtasıyla bağlandığı ve bu bağ sayesinde aralarında besin paylaşımı yaparak, tehlikeleri haber verdikleri anlatılmaktadır. Bu durum, ağaçların toprak altındaki mantar ağları aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurduğunu ve yardımlaştığını göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ilk cümlesi ve giriş bölümü okunur.
Ağaçların birbirlerinden bağımsız olmadığı ve toprak altında köklerini birbirine bağlayan mantar iplikçiklerinin (mikorizal ağlar) bulunduğu anlaşılır.
Yazarın ele alacağı temel kavramı ve konunun başlangıç noktasını tespit etmek amacıyla bu adım uygulanır.
2
Paragrafın gelişme ve sonuç cümleleri incelenir.
Bu yeraltı şebekesinin ağaçlar arasında besin paylaşımı sağlamak, kuraklık ve böcek istilası gibi tehlikeleri birbirine haber vermek gibi yardımlaşma ve iletişim amaçlarına hizmet ettiği görülür.
Konunun sınırlarını çizmek ve yazarın odaklandığı temel işlevi belirlemek için bu adım gerçekleştirilir.
3
Elde edilen ana fikir ve konu doğrultusunda seçenekler değerlendirilir.
Mantar ağları sayesinde ağaçların haberleştiği ve yardımlaştığını doğrudan belirten seçeneğin doğru cevap olduğu, diğer seçeneklerin ise ya metindeki yan detaylar olduğu ya da parçada hiç geçmeyen konular olduğu belirlenir.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak için bu karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Bir paragrafın konusu, yazarın parçada üzerinde durduğu, hakkında söz söylediği olay, durum, olgu ya da düşüncedir. Konuyu bulmak için 'Bu parçada neyden söz ediliyor?' sorusu sorulur.
Soru 1935Soru

Ekvatoral ve kutup kuşaklarındaki bölgelerde günlük hava durumunda yıl boyunca görülen değişkenliğin düşük olması, bu bölgelerde günlük hava durumu koşulları ile uzun süreli iklim özelliklerinin büyük oranda benzerlik göstermesini sağlar.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Ekvatoral ve kutup kuşaklarında günlük hava durumu ile iklim özellikleri büyük oranda benzerlik gösterir.
Ekvatoral ve kutup bölgelerinde yıl boyunca atmosferik koşulların yüksek düzeyde kararlı seyretmesi ve mevsimsel sıcaklık farklarının az olması, günlük hava durumunun uzun vadeli iklim ortalamalarıyla neredeyse aynı olmasını beraberinde getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekvatoral ve kutup kuşaklarındaki günlük atmosferik koşulların kararlılığını analiz etme.
Güneş ışınlarının geliş açısının yıl boyunca az değişmesine bağlı olarak ekvatoral bölgede sürekli sıcak-yağışlı, kutuplarda ise sürekli soğuk-kuru koşulların egemen olduğunu belirleme.
Mevsimsel ve günlük sıcaklık farklarının çok düşük olması, hava durumunun değişkenliğini azaltır.
2
Hava durumu ile iklim kavramları arasındaki ilişkiyi değişkenlik düzeyi üzerinden değerlendirme.
Günlük değişkenliğin az olduğu bu ekstrem kuşaklarda, kısa süreli hava durumunun uzun süreli iklim ortalamalarından sapma göstermediğini ve dolayısıyla iki kavramın yansıttığı durumların birbiriyle çakıştığını tespit etme.
Hava durumu ile iklim arasındaki belirgin farklar, sadece günlük hava değişimlerinin yüksek olduğu orta kuşak gibi bölgelerde gözlenir.

Anahtar Kavram

Hava durumu, dar bir alanda kısa süreli atmosferik olayları; iklim ise geniş bir alanda uzun yıllar boyunca süregelen hava durumlarının ortalamasını ifade eder. Günlük hava değişkenliğinin çok az olduğu ekvatoral ve kutup bölgelerinde hava durumu ile iklim koşulları birbiriyle büyük oranda örtüşür.
Soru 1936Soru

İnsan bilgisi, ne yalnızca dış dünyadan gelen duyusal izlenimlerin zihinde pasif bir şekilde birikmesiyle ne de zihnin dış dünyadan bağımsız olarak ürettiği soyut kavramlarla açıklanabilir. Duyu organlarımız bize dış dünyanın ham malzemesini sunar; zihin ise doğuştan getirdiği zaman, mekân ve anlama yetisinin kategorileriyle bu ham malzemeyi işler, düzenler ve anlamlı bir bilgi hâline getirir. Zihnin bu aktif yapısı olmaksızın duyularımız bize sadece düzensiz bir algı yığını sunar; duyuların getirdiği içerik olmaksızın da zihinsel kavramlarımız içi boş kalıplardan ibaret kalır.

Bu parçada savunulan bilgi görüşüyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğru bilgi, deneyimden gelen verilerin aklın doğuştan gelen yapılarıyla biçimlendirilmesi sonucu kurulur.

Cevap

Doğru bilgi, deneyimden gelen verilerin aklın doğuştan gelen yapılarıyla biçimlendirilmesi sonucu kurulur.
Doğru bilgi, deneyimden gelen verilerin aklın doğuştan gelen yapılarıyla biçimlendirilmesi sonucu kurulur yargısı doğrudur; çünkü parçada duyuların bilgiye ham madde sağladığı, aklın ise bu malzemeyi kendi kategorileriyle işleyerek bilgi haline getirdiği açıkça savunulmaktadır. Bu durum Kritisizmin (Eleştiricilik) temel sentez ilkesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi savı belirleme
Parçada bilginin ne tek başına duyu deneyimiyle ne de tek başına akılla açıklanabileceği, her ikisinin sentezinin gerektiği belirtilmektedir.
Kritisizmin kurucusu Kant'ın 'deney ve aklın uzlaştırılması' tezini kavramak için paragrafın ana düşüncesi tespit edilmelidir.
2
Zihin ve deney arasındaki ilişkiyi analiz etme
Duyu organlarının ham madde sağladığı, zihnin ise doğuştan getirdiği formlarla (kategorilerle) bu ham maddeyi işlediği anlaşılır.
Bilginin oluşum sürecinde deneyin aposteriori (ham veri) ve aklın apriori (düzenleyici formlar) rollerinin nasıl birleştiği analiz edilir.
3
Seçenekleri bu sentez anlayışıyla karşılaştırma
Doğru bilginin, deneyimden gelen verilerin aklın doğuştan gelen yapılarıyla biçimlendirilmesi sonucu kurulduğunu savunan ifadenin bu sentezi tam olarak yansıttığı görülür.
Kritisizmin bilgi tanımıyla birebir örtüşen yargıyı ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Kritisizm (Eleştiricilik) ve Kant'ın bilgi sentezi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1937Soru

Kant, bilginin sınırlarını ve kaynağını sorgularken insan zihninin kurucu rolünü ön plana çıkarır. Ona göre, bilginin oluşumu için deneyim yoluyla gelen duyusal veriler şarttır; ancak bu veriler zihnin apriori (deney öncesi) formları ve kategorileri tarafından işlenmedikçe anlamsız birer yığından ibarettir. Zihin duyulardan gelen malzemeyi kendi yasalarına göre düzenleyerek bilgiye dönüştürür. Dolayısıyla insan, nesneleri 'kendilerinde oldukları gibi' (numen) değil, zihninin kurucu yapısının izin verdiği biçimde yani 'görünüşler' (fenomen) olarak bilir.

Bu parçadan hareketle Kant'ın kritisizmiyle ilgili;

I. Bilgi, sujeden (özne) bağımsız nesnel bir gerçekliğin zihne doğrudan yansımasıdır.
II. Bilginin inşasında akıl aktif bir biçimlendirici, deney ise bu biçimlendirme için gerekli içeriği sağlayan bir kaynaktır.
III. İnsan zihni, kendi sınırlarını aşan metafiziksel alanın (numen) kesin bilgisine deneyüstü akıl yoluyla ulaşabilir.

yargılarından hangileri savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız II

Cevap

Bilginin inşasında akıl aktif bir biçimlendirici, deney ise bu biçimlendirme için gerekli içeriği sağlayan bir kaynaktır.
Doğru cevap, bilginin oluşumunda hem aklın aktif kurucu rolünü hem de deneyin sunduğu içeriğin zorunluluğunu vurgulayan ifadedir. Kant'ın 'Deney olmadan kavramlar boş, kavramlar olmadan deneyler kördür' sözüyle örtüşen bu yargı, kritisizmin özünü oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel kavramların analizi
Paragrafta akıl (apriori formlar/kategoriler) ve deneyim (duyusal veriler) unsurlarının bilginin kurucu ögeleri olduğu belirtilmiştir. Ayrıca numen (kendinde şey) ve fenomen (görünüş) ayrımı yapılmıştır.
Kant'ın kritisizminin bilgi kaynağı ve sınırlarına dair iddialarını doğru yorumlamak.
2
Öncüllerin teker teker kritisizm ilkeleriyle karşılaştırılması
I. öncülün zihnin pasifliğini savunması nedeniyle elendiği; II. öncülün deney ve aklın sentezini (kritisizmin temelini) doğrudan ifade ettiği; III. öncülün ise numen alanının bilinemeyeceği ilkesiyle çeliştiği belirlenir.
Soruda verilen yargıların Kant'ın bilgi kuramına uygunluğunu test etmek.
3
Doğru yargıların birleştirilerek seçeneğin belirlenmesi
Yalnızca II numaralı yargının Kant'ın kritisizm yaklaşımıyla örtüştüğü sonucuna varılır.
Soru kökündeki 'savunulabilir' talebine uygun kesin seçeneği bulmak.

Anahtar Kavram

Kritisizm (Eleştiricilik) bilgi kuramı, akıl ve deney sentezi, fenomen-numen ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1938Soru

Bir düşünür şöyle demektedir: "İnsan eylemlerinde başlangıçta tamamen serbest değildir; çünkü toplumsal kurallar, genetik özellikler ve içinde bulunduğu çevre onu sınırlandırır. Ancak insan, aklını geliştirip bilgi düzeyini artırdıkça bu sınırları aşabilir ve kendi kararlarını kendisi vermeye başlar. Yani insan, ahlaki özerkliğini kendi çabasıyla kazanır."

Bu düşünürün görüşü, ahlaki eylemde özgürlük problemiyle ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisini savunmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otodeterminizm (Ahlaki Özerklik)

Cevap

Otodeterminizm (Ahlaki Özerklik)
Otodeterminizm (ahlaki özerklik) görüşünü savunan bu düşünür, insanın başlangıçta çeşitli etkenlerle belirlenmiş olmasına rağmen, aklı ve bilgisi sayesinde kendi kararlarını vererek özgürleşebileceğini savunmaktadır. Paragraftaki 'insan, ahlaki özerkliğini kendi çabasıyla kazanır' ifadesi bu yaklaşıma doğrudan işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta insanın ahlaki eylemlerindeki başlangıç durumu ile sonradan kazandığı durum arasındaki ilişkiyi analiz edin.
İnsanın başlangıçta çevre, genetik ve toplumsal kurallarla sınırlandırıldığı (belirlendiği) görülmektedir.
Sorunun arka planındaki ahlaki belirlenmişlik durumunu tespit etmek.
2
İnsanın bu sınırlılıkları nasıl aşabildiğini ve ahlaki kararlarını nasıl verdiğini belirleyin.
İnsanın aklını kullanıp bilgi düzeyini artırarak kendi özgürlüğünü kendisinin inşa ettiği ve ahlaki özerkliğini kazandığı anlaşılmaktadır.
Düşünürün özgürlüğü mutlak bir başlangıç durumu olarak değil, akılla kazanılan bir süreç olarak gördüğünü anlamak.
3
Elde edilen bu sonuca göre felsefi yaklaşımı seçeneklerle eşleştirin.
Belirlenmişliği kabul edip ahlaki özerkliğin akıl ve çabayla kazanılabileceğini savunan yaklaşım otodeterminizmdir.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

İnsanın akıl ve bilgi düzeyini artırarak ahlaki eylemlerinde kendi özerkliğini kazanabileceğini savunan ahlak felsefesi yaklaşımı otodeterminizmdir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1939Soru

Yeni Türk Devleti'nde toplumsal yapıyı çağdaşlaştırmak, laikleştirmek ve batı dünyasıyla ilişkileri kolaylaştırmak amacıyla birçok yenilik yapılmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen toplumsal alandaki inkılapların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Toplumsal alanda yapılan inkılapların doğru kronolojik sıralaması sırasıyla; Şapka İktisası Hakkında Kanun'un kabul edilmesi (1925), Uluslararası ölçü ve tartı birimlerinin kabul edilmesi (1931), Soyadı Kanunu'nun kabul edilmesi (1934) ve Hafta tatilinin cumadan pazar gününe alınması (1935) şeklindedir.
Toplumsal alandaki inkılapların doğru sıralaması, 1925 tarihli Şapka Kanunu ile başlar. Ardından batı ile ekonomik ilişkileri düzenleyen 1931 tarihli uluslararası ölçü birimlerinin kabulü gelir. Toplumsal eşitliği hedefleyen Soyadı Kanunu 1934'te çıkarılmış, son olarak yine batı dünyasıyla uyumu amaçlayan hafta tatili değişikliği 1935 yılında gerçekleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen toplumsal inkılapların gerçekleştiği yılları tespit edin.
Şapka Kanunu 1925, Ölçü ve Tartı Birimleri 1931, Soyadı Kanunu 1934 ve Hafta Tatili düzenlemesi 1935 yılında yapılmıştır.
Kronolojik sıralama yapabilmek için olayların doğru tarihlerini bilmek gerekir.
2
Tespit edilen yılları eskiden yeniye doğru sıralayın.
1925, 1931, 1934 ve 1935 sırası elde edilir.
Soru geçmişten günümüze kronolojik bir sıralama talep etmektedir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Toplumsal İnkılaplarının Tarihsel Sırası ve Amaçları
Soru 1940Soru

"Bir yazarın kalıcılığı yakalaması, çağının sorunlarını anlatmasına değil; bu sorunları kendine has bir dille sunabilmesine bağlıdır."

Bu cümleyle anlamca en yakın olan cümle aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yazarı geleceğe taşıyan temel unsur, kendi döneminin meselelerini ele almasından ziyade bunları kendine özgü bir biçimde anlatmasıdır.

Cevap

Yazarı geleceğe taşıyan temel unsur, kendi döneminin meselelerini ele almasından ziyade bunları kendine özgü bir biçimde anlatmasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, soru kökündeki cümle ile aynı anlamı farklı kelimelerle ifade etmektedir. 'Kalıcılık' yerine 'geleceğe taşıyan temel unsur', 'çağının sorunları' yerine 'kendi döneminin meseleleri', 'kendine has bir dil' yerine 'kendine özgü bir biçim' ifadeleri kullanılarak cümlenin anlamı tam olarak korunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Öncelikle soru kökündeki cümlenin ana fikri ve anahtar kavramları belirlenir.
Anahtar kavramlar: 'kalıcılık' (geleceğe kalmak), 'çağın sorunlarını anlatmak' (dönem meseleleri), 'kendine has dil' (özgün üslup). Cümlenin anlamı: Yazarın kalıcı olmasının sırrı, konuyu seçmesinde değil, onu kendine özgü bir üslupla sunmasındadır.
Cümlenin temel yargısını doğru saptamak, yakın anlamlı seçeneği bulmanın ilk adımıdır.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin soru kökündeki yargıyla örtüşüp örtüşmediği kontrol edilir.
Geleceğe taşımak ile kalıcılık, kendi döneminin meseleleri ile çağın sorunları, kendine özgü bir biçim ile kendine has dil kavramlarının birebir örtüştüğü görülür. Diğer seçeneklerin ise metne nesnellik, toplumsal duyarlılık, eğitme amacı veya evrensellik gibi öznel yorumlar kattığı tespit edilir.
Eş anlamlı ya da yakın anlamlı sözcük gruplarının eşleştirilmesiyle doğru yargıya ulaşılır.

Anahtar Kavram

Yakın ve Özdeş Anlamlı Cümleler
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 97 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin