Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 1901Soru

Yer kabuğunu oluşturan levhaların manto üzerindeki ağırlıklarına göre kurulan dengeye izostatik denge adı verilir. Karalarda aşınma ya da buzulların erimesi gibi süreçlerle yükün azalması izostatik dengenin bozulmasına yol açar. Bu durum karanın hafifleyerek dikey doğrultuda yükselmesini ve denizin gerilemesini (regresyon) beraberinde getirir.

Buna göre, aşağıda verilen jeolojik olaylardan hangisi karaların üzerindeki yükün hafiflemesi sonucu karanın yükselmesiyle meydana gelen deniz gerilemesine (regresyon) örnek olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskandinav Yarımadası'nda buzulların erimesiyle karanın hafifleyip yükselmesi sonucu eski kıyı çizgilerinin deniz seviyesinden yüksekte kalması

Cevap

İskandinav Yarımadası'nda buzulların erimesiyle karanın hafifleyip yükselmesi sonucu eski kıyı çizgilerinin deniz seviyesinden yüksekte kalması
Buzulların erimesi sonucunda İskandinav Yarımadası üzerindeki yük azalmış, hafifleyen kara parçası manto üzerinde dikey doğrultuda yükselmiştir. Bu dikey yükselme ile deniz seviyesi gerilemiş (regresyon) ve eski kumsallar yüksek kıyı sekileri halinde yukarılarda kalmıştır. Bu durum epirojenezin ve regresyonun doğrudan bir kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İzostatik denge kavramını analiz etme
Yer kabuğunun manto üzerindeki batma-çıkma dengesi belirlendi. Karalarda yük arttıkça karalar çöker (alçalır), yük azaldıkça karalar yükselir.
Soruda istenen 'yükün hafiflemesiyle karanın yükselmesi' durumunun mantığını kavramak.
2
Karanın hafiflemesi ve yükselmesi (regresyon) süreçlerini eşleştirme
Karaların hafiflemesine yol açan faktörlerin buzulların erimesi veya dış kuvvetlerin aşındırması olduğu tespit edildi. Karalar yükseldiğinde deniz geriler (regresyon).
Doğru örneği bulmak için jeolojik olayların neden-sonuç ilişkisini kurmak.
3
Seçeneklerdeki jeolojik olayları değerlendirme
İskandinav Yarımadası'nda buzulların erimesiyle karanın yükselmesi ve kıyı çizgilerinin yüksekte kalması örneğinin bu tanıma tam olarak uyduğu görüldü.
Epirojeneze bağlı regresyon örneğini diğer jeolojik süreçlerden ayırt etmek.

Anahtar Kavram

İzostatik Denge ve Epirojenez İlişkisi
Soru 1902Soru

Türkiye'de sel ve taşkınlar, oluştukları bölgelerin topografik ve klimatolojik özelliklerine göre farklı gelişim süreçleri ve karakterler gösterir. Haritada işaretli alanlardan I (Doğu Karadeniz) ve II (Ergene Havzası) numaralı bölgelerde meydana gelen sel ve taşkın olayları karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I numaralı alanda yüksek eğim nedeniyle yağışın hızla akışa geçmesi ani sellere yol açarken, II numaralı alanda yer şekillerinin düz olması akarsu yataklarının genişleyerek uzun süreli taşkınlar yapmasına neden olur.

Cevap

I numaralı alanda yüksek eğim nedeniyle yağışın hızla akışa geçmesi ani sellere yol açarken, II numaralı alanda yer şekillerinin düz olmas�� akarsu yataklarının genişleyerek uzun süreli taşkınlar yapmasına neden olur.
I numaralı Doğu Karadeniz yamaçlarında eğimin fazla olması, yağış sularının hızla birikerek ani sel ve taşkınlara yol açmasına neden olur. Buna karşın II numaralı Ergene Havzası gibi düz ve düze yakın alanlarda akarsular yataklarında yavaş ilerler ve yatak kapasitesi aşıldığında su geniş düzlüklere yayılarak uzun süreli taşkınlar meydana getirir. Bu durum iki bölgenin morfolojik koşullarının afetin karakterine doğrudan etkisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Haritadaki I ve II numaralı bölgelerin coğrafi özelliklerini analiz etmek.
I numaralı bölge Doğu Karadeniz (dağlık, engebeli, yüksek eğimli ve bol yağışlı), II numaralı bölge Ergene Havzası'dır (düz, düze yakın topografya ve daha az eğimli).
Topografik ve klimatolojik özelliklerin akarsu akış rejimine etkisini belirlemek için bu tespit gereklidir.
2
Eğimin ve yer şekillerinin sel/taşkın karakterine etkisini karşılaştırmak.
Yüksek eğimli alanlarda su hızla yüzeysel akışa geçerek dar vadi tabanlarında ani sellere (flash floods) neden olur. Düz alanlarda ise su yavaş akar ve yatak dışına taşarak geniş alanları uzun süre su altında bırakır (taşk��n).
Bölgelerin fiziki koşullarının afet gelişimine etkisini tespit etmek.
3
Doğru seçeneği ve çeldiricilerin kavramsal hatalarını değerlendirmek.
Eğim ve yer şekillerinin taşkın süresi ve oluşum biçimine etkisini doğru açıklayan ifadenin seçilmesi.
Sorunun kökündeki fiziki coğrafya ilkelerini doğru eşleştiren seçeneği bulmak.

Anahtar Kavram

Sel ve taşkınların oluşumunda topografik yapının (eğim ve yer şekilleri) akış hızı ve taşkın süresi üzerindeki belirleyici etkisi.
Soru 1903Soru

Aşağıda verilen coğrafya bilimine katkı sunmuş önemli şahsiyetleri, coğrafya tarihinin gelişim sürecindeki temel katkıları ve eserleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Eratosthenes
El-Biruni
Piri Reis
Alexander von Humboldt

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eratosthenes coğrafya terimini ilk kullanan Antik Çağ bilginiyle, El-Biruni Dünya'nın yarıçapını hesaplayan İslam bilginiyle, Piri Reis Kitab-ı Bahriye eseriyle, Alexander von Humboldt ise fiziki coğrafyanın kurucusu ve coğrafya biliminin ilkelerini koyan modern çağ coğrafyacısıyla eşleşmektedir.
Tarihsel gelişim sürecine bakıldığında Eratosthenes coğrafya adını veren ilk kişi olarak antik döneme; El-Biruni astronomik ve jeodezik hesaplarıyla İslam dünyasına; Piri Reis haritaları ve Kitab-ı Bahriye eseriyle Osmanlı denizciliğine; Humboldt ise coğrafyanın metodolojik prensiplerini koyan modern döneme aittir ve eşleştirmeler bu tarihi gerçeklere göre doğru yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk Çağ temsilcisini belirleme ve eşleştirme
Eratosthenes'in coğrafya terimini ilk kez kullanan kişi olduğu ve Dünya'nın çevresini hesapladığı bilgisiyle eşleştirilmesi sağlanır.
Eratosthenes coğrafya biliminin isim babası ve İlk Çağ'ın en büyük matematiksel coğrafyacılarındandır.
2
Orta Çağ Türk-İslam coğrafyacısının katkılarını inceleme
El-Biruni'nin Dünya'nın yarıçapı, çevresi ve eksen eğikliğini hesaplama çalışmaları ile jeodezi bilimindeki yeri tespit edilir.
El-Biruni, Orta Çağ İslam dünyasında matematiksel coğrafyaya çok önemli katkılar sunmuştur.
3
Yeni Çağ Osmanlı denizcilik eserini eşleştirme
Piri Reis'in denizcilik alanındaki en önemli eser olan Kitab-ı Bahriye ve dünya haritası çalışmalarıyla eşleştiği belirlenir.
Piri Reis, Yeni Çağ'da Osmanlı Devleti'nin en büyük coğrafya ve kartografya uzmanlarından biridir.
4
Modern coğrafyanın kurucusunu tespit etme
Alexander von Humboldt'un modern fiziki coğrafyanın kurucusu ve metodolojisini ortaya koyan bilim insanı olduğu netleştirilir.
Humboldt, coğrafyanın dağılış, nedensellik ve ilgi/bağlantı ilkelerini modern anlamda sistemleştiren kişidir.

Anahtar Kavram

Coğrafyanın gelişiminde rol oynayan tarihi şahsiyetler ve bunların temel coğrafi katkıları.
Soru 1904Soru

Antik Çağ'da doğa ve evren üzerine düşünen ilk düşünürler kendilerini 'sophos' (bilge) olarak adlandırmaktaydılar. Ancak Pythagoras, bu sıfatın yalnızca tanrılara yakışacağını belirterek kendisini 'philosophos' (bilgelik dostu/bilgeliği arayan) olarak tanımlamıştır. Bu yaklaşıma göre felsefe, hazır ve tamamlanmış bir bilgi birikimine sahip olmak değil; bilginin, hakikatin peşinden durmaksızın gitmektir. Nitekim Karl Jaspers da felsefenin bu yönünü 'Felsefe yapmak yolda olmaktır.' sözüyle dile getirmiştir.

Buna göre, felsefe teriminin kökeni ve anlamı düşünüldüğünde, felsefi etkinliğin doğasına ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Felsefe, nihai ve mutlak bilgiye sahip olma iddiası taşımayan, sürekli bir hakikat arayışıdır.

Cevap

Felsefe, nihai ve mutlak bilgiye sahip olma iddiası taşımayan, sürekli bir hakikat arayışıdır.
Felsefe sözcüğü 'philo' (sevgi/arama) ve 'sophia' (bilgi/bilgelik) kelimelerinin birleşiminden oluşur. Bu kelime anlamı, felsefenin hazır bilgiye sahip olmak değil, bilgiyi sevmek ve onu aramak olduğunu gösterir. Pythagoras'ın kendini bilge yerine bilgelik sever olarak tanımlaması ve felsefe yapmanın yolda olmak şeklinde betimlenmesi, felsefenin mutlak bilgiye ulaşıp durmak yerine sürekli bir hakikat arayışı olduğunu doğrular. Dolayısıyla felsefenin nihai ve mutlak bilgi iddiası taşımayan bir arayış olduğunu belirten yargı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki kavramsal ipuçlarını analiz etme
Pythagoras'ın kendisini 'bilge' (sophos) yerine 'bilgelik sever/arayıcısı' (philosophos) olarak nitelemesi ve Jaspers'ın 'yolda olmak' ifadesi tespit edilmiştir.
Metindeki ana düşünceyi ve felsefe teriminin kökenine ilişkin vurguyu anlamak için.
2
Kavramsal ayrımı belirleme
Felsefenin (philosophia) bir bilgiye sahip olma durumu değil, sürekli bir arama ve yönelme süreci olduğu belirlenmiştir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için felsefe ile bilgelik arasındaki farkı ortaya koymak gerekir.
3
Seçenekleri karşılaştırarak sonuca ulaşma
Felsefenin mutlak bilgi iddiası taşımayan, sürekli bir hakikat arayışı olduğunu belirten seçeneğin parçayla tam olarak örtüştüğü görülmüştür.
Diğer çeldirici seçeneklerin felsefeyi dogmatik, pratik odaklı veya her şeyi bilme iddiasında gösteren yanılgılarını elemek için.

Anahtar Kavram

Felsefe teriminin kökeni olan 'philosophia' (bilgelik sevgisi/arayıcılığı) kavramının bilgelik (sophia) kavramından farkı ve felsefenin bitmeyen bir arayış ('yolda olmak') niteliği.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1905Soru

Aşağıda Atatürk Dönemi'nde ekonomi alanında yapılan bazı inkılaplar ve bu inkılapların temel amaçları verilmiştir. Bu inkılapları ilgili oldukları temel amaçlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesi
Aşar vergisinin kaldırılması
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun çıkarılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesi deniz ticaretinde milli bağımsızlığın sağlanmasıyla; Aşar vergisinin kaldırılması köylünün mali yükünün azaltılmasıyla; Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun çıkarılması ise özel girişimlerin desteklenmesiyle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; Kabotaj Kanunu denizlerdeki milli egemenliğe, Aşar vergisinin kaldırılması tarımsal üreticinin desteklenmesine, Teşvik-i Sanayi Kanunu ise özel sektör aracılığıyla sanayileşmeye yöneliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Kabotaj Kanunu'nun içeriğini ve denizcilikle olan ilişkisini analiz etmek.
Kabotaj Kanunu deniz ticareti ve liman işletme haklarını Türk denizcilerine verdiği için 'Deniz ticaretinde milli egemenliği ve bağımsızlığı sağlamak' ifadesiyle eşleşir.
Milli iktisat ilkesi doğrultusunda denizlerimizin bağımsızlığının sağlanması hedeflenmiştir.
2
Aşar vergisinin hedef kitlesini ve verginin niteliğini belirlemek.
Aşar vergisi köylüden alınan tarım vergisi olduğundan, kaldırılması 'Köylünün üzerindeki mali yükü azaltıp tarımsal üretimi canlandırmak' hedefiyle eşleşir.
Halkçılık ilkesi gereği köylünün refah seviyesinin yükseltilmesi amaçlanmıştır.
3
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun adından yola çıkarak sanayi ve özel sektör ile ilişkisini kurmak.
Bu kanun özel sermayeye kolaylıklar sağladığı için 'Özel girişimcileri destekleyerek yerli sanayi üretimini artırmak' hedefiyle eşleşir.
Devletin henüz doğrudan yatırım yapamadığı erken dönemde özel teşebbüsü destekleme politikası uygulanmıştır.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi ekonomi politikaları ve milli bağımsızlık, halkçılık ve sanayileşme hedefleri doğrultusunda yapılan düzenlemeler.
Soru 1906Soru

Karasal ekosistemlerde rüzgârların (I) kurak alanlardaki gevşek unsurlardan oluşan toprak örtüsünü (II) aşındırıp taşıması, bu tozların okyanus ve denizler (III) üzerine çökerek buradaki planktonların ve balıkların (IV) temel besin kaynağını oluşturması doğal ortam unsurlarının birbirleriyle sürekli etkileşim hâlinde olduğunu gösterir.

Buna göre, parçada numaralandırılmış olay veya unsurların temsil ettiği doğal ortam unsurları aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atmosfer - Litosfer - Hidrosfer - Biyosfer

Cevap

Atmosfer - Litosfer - Hidrosfer - Biyosfer sıralaması doğrudur.
Parçada verilen rüzgârlar atmosferi, toprak örtüsü litosferi, okyanus ve denizler hidrosferi, plankton ve balıklar ise biyosferi temsil ettiğinden doğru sıralama 'Atmosfer - Litosfer - Hidrosfer - Biyosfer' şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci unsur olan rüzgârın hangi doğal ortamda gerçekleştiğini belirlemek.
Rüzgârlar atmosfer (hava küre) içerisindeki yatay hava hareketleridir.
Hava olayları atmosfer katmanında gerçekleşir.
2
İkinci unsur olan gevşek toprak örtüsünün ait olduğu ortamı belirlemek.
Toprak örtüsü litosfer (taş küre) katmanının en üst kısmını oluşturur.
Yerkabuğu ve kayaçlar litosferin inceleme alanındadır.
3
Üçüncü unsur olan okyanus ve denizlerin ait olduğu ortamı belirlemek.
Okyanus ve denizler hidrosfer (su küre) katmanına dahildir.
Yeryüzündeki tüm su kütleleri hidrosferi oluşturur.
4
Dördüncü unsur olan plankton ve balıkların ait olduğu ortamı belirlemek.
Planktonlar ve balıklar canlılar küresini (biyosfer) oluşturur.
Bitkiler, hayvanlar ve mikroorganizmalar biyosferin parçasıdır.

Anahtar Kavram

Doğal Ortamı Oluşturan Dört Temel Unsur (Litosfer, Atmosfer, Hidrosfer, Biyosfer) ve Etkileşimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1907Soru

Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü esnasında oluşan merkezkaç kuvveti, Dünya'nın kutuplardan basık, Ekvator'dan şişkin kendine özgü bir şekil almasına yol açmıştır. Geoid olarak adlandırılan bu şekil ile Dünya'nın genel küresel şeklinin sonuçları coğrafi analizlerde sıkça karıştırılabilmektedir.

Buna göre;

I. Ekvator dairesinin uzunluğunun (40.076 km40.076\text{ km}), kutupları çevreleyen bir çift meridyen yayının uzunluğundan (40.009 km40.009\text{ km}) daha fazla olması,
II. Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe yer çekimi ivmesinin artmasına paralel olarak, sıcaklık ortalamalarının ve denizlerdeki tuzluluk oranlarının azalması,
III. Kutuplara doğru hareket edildikçe yerin merkezine (çekirdeğe) olan geometrik uzaklığın kısalması sonucu cisimlerin yer çekimi ivmesinin artması,
IV. Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe çizgisel dönüş hızın��n azalması ve buna bağlı olarak güneş ışınlarının atmosferde katettiği yolun uzaması

durumlarından hangileri yalnızca Dünya'nın geoid şekliyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

I ve III numaralı öncüllerin yer aldığı seçenek doğrudur. Ekvator dairesinin kutup çevre uzunluğundan fazla olması ve kutuplarda yer çekiminin daha fazla olması doğrudan D��nya'nın geoid şeklinin sonuçlarıdır.
I ve III numaralı öncülleri içeren seçenek doğrudur. Dünya'nın geoid (kutuplardan basık, Ekvator'dan şişkin) şeklinin üç temel sonucu vardır: Ekvator yarıçapının kutuplar yarıçapından uzun olması, Ekvator çevre uzunluğunun kutup çevre uzunluğundan fazla olması (I. öncül) ve kutupların yer merkezine daha yakın olması nedeniyle buralarda yer çekiminin daha fazla ölçülmesidir (III. öncül).

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülü (Ekvator ve meridyen çevre uzunluğu farkı) analiz etme.
Eğer Dünya tam bir küre olsaydı, her yöndeki çevre uzunlukları birbirine eşit olurdu. Ekvator dairesinin meridyen dairesinden daha uzun olması (40.076 km>40.009 km40.076\text{ km} > 40.009\text{ km}), Dünya'n��n Ekvator'dan şişkin olduğunu gösterir. Dolayısıyla bu durum yalnızca geoid şekille açıklanır.
Geoid şeklin geometrik sonuçlarını küresel şekil sonuçlarından ayırt etmek.
2
İkinci öncüldeki neden-sonuç ilişkisini ve bilimsel doğruluğu sorgulama.
Ekvator'dan kutuplara doğru yer çekiminin artması geoid şeklin sonucudur. Ancak sıcaklık ve tuzluluğun azalması enlem etkisinin (küresel şekil ve güneş ışınlarının düşme açısının) sonucudur. Yer çekiminin sıcaklık üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur. Bu nedenle ikinci öncül hatalı bir önermedir.
Yer çekimi etkisi ile enlem/sıcaklık etkisinin birbiriyle karıştırılmasını önlemek.
3
Üçüncü öncülü (yer çekimi ivmesi ve yer merkezine olan uzaklık ilişkisi) değerlendirme.
Dünya kutuplardan basık olduğu için kutup noktaları yerin merkezine (çekirdeğe) Ekvator'a göre daha yakındır (yaklaşık 21 km21\text{ km}). Kütle çekim yasasına göre merkeze yakın olan noktalarda yer çekimi daha fazladır. Dolayısıyla kutuplardaki yüksek yer çekimi geoid şeklin bir sonucudur.
Basıklığın yer çekimi ivmesi üzerindeki fiziksel etkisini belirlemek.
4
Dördüncü öncülü (çizgisel hız ve atmosferde katedilen yol) analiz etme.
Çizgisel hızın Ekvator'dan kutuplara doğru azalması ve güneş ışınlarının atmosferde aldığı yolun uzaması Dünya'nın geoid şeklinin değil, küresel şeklinin (enlem derecelerinin geometrik özelliğinin) doğrudan sonucudur. Dünya tam bir küre olsaydı da bu durumlar gerçekleşirdi.
Küresel şeklin sonuçlarını geoid şeklin sonuçlarından ayrıştırmak.

Anahtar Kavram

Dünya'nın Geoid Şekli ve Sonuçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1908Soru

Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin Akdeniz'e döküldüğü kıyıda oluşturduğu Çukurova, Türkiye'nin en büyük delta ovasıdır. Delta ovaları, akarsuyun taşıdığı alüvyonları biriktirmesiyle oluşan şekillerdir.

Buna göre, aşağıda verilen yer şekillerinden hangisi Çukurova ile benzer bir süreçle (biriktirme) oluşmamış, akarsu aşındırması sonucunda meydana gelmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanyon vadi

Cevap

Kanyon vadi
Çukurova bir delta ovası olup akarsu biriktirme şeklidir. Seçenekler arasında yer alan kanyon vadi ise akarsuyun yatağını derinlemesine aşındırmasıyla oluşan bir aşınım şeklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Çukurova'nın oluşum mekanizmasını belirlemek.
Çukurova, Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin taşıdığı malzemeleri Akdeniz kıyısında biriktirmesiyle oluşan bir delta ovasıdır (birikim şeklidir).
Soruda verilen referans şeklin hangi akarsu faaliyeti (aşınım mı yoksa birikim mi) ile oluştuğunu saptamak gerekir.
2
Seçeneklerde verilen yer şekillerinin oluşum süreçlerini sınıflandırmak.
Birikinti yelpazesi, ırmak adası, dağ eteği ovası ve taban seviyesi ovası akarsu biriktirme şekilleridir. Kanyon vadi ise akarsuyun yatağını derinlemesine oymasıyla oluşan bir aşınım şeklidir.
Çukurova ile farklı bir sürece (aşınıma) sahip olan seçeneği bulmak için her bir yer şeklinin oluşum türünü belirlemek gerekir.
3
Doğru seçeneği belirlemek.
Kanyon vadi bir aşınım şekli olduğundan, biriktirme şekli olan Çukurova'dan farklı bir süreçle oluşmuştur.
Sorunun kökünde istenen aşınım şeklini nihai olarak seçmek.

Anahtar Kavram

Akarsu aşındırma ve biriktirme şekillerinin ayırt edilmesi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1909Soru

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti, kaybettiği toprakları geri almak ve müttefiklerinin üzerindeki yükü hafifletmek amacıyla taarruz cepheleri açmış; sınırlarını korumak için ise çeşitli savunma cephelerinde mücadele etmiştir. Bu süreçte Çanakkale Cephesi’nde kazanılan savunma zaferi, İtilaf Devletleri’nin Çarlık Rusyası’na askeri ve ekonomik yardım ulaştırmasını engellemiştir. Yardımdan yoksun kalan Rusya’da ekonomik ve sosyal bunalım derinleşmiş, Bolşevik İhtilali ile Çarlık rejimi yıkılmıştır. Savaştan çekilme kararı alan yeni Rus yönetimi ile imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması sonucu Kafkas Cephesi kapanmış; Osmanlı Devleti askeri bir zafer elde edemediği bu cephede Kars, Ardahan ve Batum’u geri almıştır.

Buna göre, Osmanlı Devleti’nin savaştığı cepheler ve sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin doğu sınırındaki toprak kazanımları, Kafkas Cephesi'nde gerçekleştirilen askeri taarruz harekâtının cephede kesin bir zaferle sonuçlanmasının doğrudan bir sonucudur.

Cevap

Osmanlı Devleti'nin doğu sınırındaki toprak kazanımlarının Kafkas Cephesi'ndeki askeri taarruz harekâtının kesin zaferle sonuçlanmasının doğrudan bir sonucu olduğu ifadesi söylenemez.
Kafkas Cephesi'nde Osmanlı Devleti'nin yürüttüğü askeri taarruz harekâtı başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Kars, Ardahan ve Batum'un geri alınması askeri bir zaferle değil, Çarlık Rusyası'nın yıkılmasına yol açan Bolşevik İhtilali sonrası imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması ile diplomatik yoldan gerçekleşmiştir. Bu yüzden doğu sınırındaki toprak kazanımlarının taarruz harekâtının askeri zaferle sonuçlanmasının bir sonucu olduğu söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen bilgileri ve I. Dünya Savaşı cephelerinin genel özelliklerini analiz etmek.
Osmanlı Devleti'nin sınırlarını korumak için savunma cepheleri açtığı, kaybedilen toprakları geri almak için ise taarruz cepheleri açtığı belirlenmiştir.
Soru kökündeki olumsuz ifadeyi çözmek için metindeki doğru ve yanlış çıkarımları ayırt etmek gerekir.
2
Kafkas Cephesi'ndeki toprak kazanımlarının nedenini ve askeri gidişatını değerlendirmek.
Metinde Osmanlı Devleti'nin Kafkas Cephesi'nde askeri bir zafer elde edemediği, ancak Çarlık Rusyası'ndaki rejim değişikliği ve Brest-Litovsk Antlaşması sonucu Kars, Ardahan ve Batum'u geri aldığı belirtilmiştir.
Kafkas Cephesi'ndeki toprak kazanımının askeri bir zaferin değil, diplomatik gelişmelerin sonucu olduğunu ortaya koymak.
3
Kafkas Cephesi'ndeki askeri taarruz harekâtının kesin zaferle sonuçlandığını iddia eden seçeneği tespit etmek.
Osmanlı Devleti'nin doğu sınırlarındaki toprak kazanımlarının Kafkas Cephesi'ndeki askeri taarruz harekâtının kesin zaferiyle sonuçlandığını belirten seçeneğin yanlış olduğu görülür.
Bu ifadenin hem metindeki 'askeri bir zafer elde edemediği' bilgisiyle hem de Sarıkamış Harekâtı'nın başarısızlığıyla çeliştiğini doğrulamak.

Anahtar Kavram

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin savaştığı cephelerin nitelikleri, askeri ve siyasi sonuçları arasındaki ilişki.
Soru 1910Soru

Dünya'nın kendine özgü olan kutuplardan basık, Ekvator'dan şişkin şekline geoit denir. Dünya'nın bu geoit şeklinin yanı sıra, yalnızca küresel bir şekle sahip olmasının da kendine has sonuçları vardır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Dünya'nın küresel şeklinin sonuçlarından biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe yer çekimi kuvvetinin artması

Cevap

Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe yer çekimi kuvvetinin artması
Yer çekimi kuvvetinin Ekvator'dan kutuplara doğru artması, kutuplardan basık olan geoit şeklin bir sonucudur. Kutuplar yerin merkezine Ekvator'a göre daha yakın olduğu için yer çekimi kutuplarda daha fazladır. Bu nedenle bu durum küresel şeklin değil, geoit şeklin sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Dünya'nın küresel şekli ile geoit şekli arasındaki farkı belirlemek.
Dünya'nın küresel şekli genel olarak enlem etkisine bağlı değişimleri (çizgisel hız, paralel boyları, meridyenlerin daralması) açıklarken; geoit şekil yer çekimi ve yarıçap farklarını açıklar.
Soruda bizden küresel şeklin sonucu olmayan seçeneği bulmamız istenmektedir.
2
Seçeneklerde verilen maddelerin sebeplerini sınıflandırmak.
Çizgisel hızın azalması, meridyenlerin daralması, paralel boylarının kısalması ve harita bozulmaları küresel şeklin sonucudur. Ancak yer çekiminin kutuplara doğru artması, kutupların yerin merkezine daha yakın olmasının yani kutuplardan basık (geoit) şeklin bir sonucudur.
Doğru seçeneğe ulaşmak için küresel şekil ile geoit şekil sonuçlarını ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Dünya'nın Küresel ve Geoit Şeklinin Sonuçlarının Ayırt Edilmesi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1911Soru

Ekinoks gününde (2121 Mart) aynı enlem üzerinde yer alan dört farklı merkezdeki anlık durumlara ilişkin bazı bilgiler verilmiştir:

Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüş yönü ve yerel saat ilişkisi göz önüne alınarak, bu merkezleri en doğuda yer alandan en batıda yer alana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

M merkezi - N merkezi - L merkezi - K merkezi
Dünya'nın günlük hareketi batıdan doğuya doğrudur. Bu sebeple doğudaki merkezlerde yerel saat her zaman daha ileridir. Ekinoks gününde merkezlerin yerel saatleri sırasıyla M'de 18.00, N'de 15.00, L'de 12.00 ve K'de 06.00'dır. Bu durumda yerel saati en ileri olan M en doğuda, yerel saati en geri olan K ise en batıda yer alır. Sıralama doğudan batıya doğru M - N - L - K şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen merkezlerin anlık durumlarından yerel saatlerini belirleme.
Güneş'in yeni doğduğu K merkezinde saat yaklaşık 06.00, gölgenin en kısa olduğu L merkezinde saat 12.00, yerel saatin belirtildiği N merkezinde saat 15.00, Güneş'in batmak üzere olduğu M merkezinde ise saat yaklaşık 18.00'dir.
Günlük harekete bağlı olarak günün anları (sabah, öğle, akşam) yerel saati belirler.
2
Dünya'nın günlük hareketinin yönü ile yerel saat arasındaki ilişkiyi kurma.
Dünya batıdan doğuya doğru döndüğü için doğudaki merkezlerde yerel saat her zaman daha ileridir.
Doğuda Güneş daha erken doğar, öğle vaktini daha önce yaşar ve daha erken batar.
3
Belirlenen yerel saatlere göre doğu-batı sıralamasını yapma.
Yerel saati en ileri olan M merkezi (18.00) en doğuda, sırasıyla N (15.00) ve L (12.00) daha batıda, yerel saati en geri olan K merkezi (06.00) ise en batıdadır.
En ileri yerel saatten en geri yerel saate doğru sıralama, en doğudan en batıya doğru sıralamayı verir.

Anahtar Kavram

Dünya'nın günlük hareketinin yönüne bağlı olarak doğudaki merkezlerde yerel saatin ileri, batıdakilerde ise geri olması.
Soru 1912Soru

Kızılırmak havzasında araştırmalar yapan bir jeomorfolog, nehrin denize ulaşt��ğı alanda Bafra Ovası'nı, iç kesimlerdeki vadi yamaçlarında ise basamaklı taraça düzlüklerini gözlemlemiştir.

Buna göre, gözlemlenen yer şekillerinin oluşum süreçleri ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taraça düzlükleri; akarsuyun yatağında önce biriktirme yapması, ardından epirojenik yükselme veya iklim değişimiyle yatağını yeniden derine doğru aşındırması sonucu oluşan, hem aşınım hem de birikim süreçlerinin ortak ürünüdür.

Cevap

Taraça düzlükleri; akarsuyun yatağında önce biriktirme yapması, ardından epirojenik yükselme veya iklim değişimiyle yatağını yeniden derine doğru aşındırması sonucu oluşan, hem aşınım hem de birikim süreçlerinin ortak ürünüdür.
Taraça düzlükleri; akarsuyun yatağında önce alüvyon biriktirmesi, ardından epirojenik yükselme ya da iklim değişimi gibi nedenlerle canlanarak (gençleşerek) yatağını derine doğru tekrar aşındırması sonucu oluşur. Bu yönüyle hem aşınım hem de birikim süreçlerinin ortak ürünü olan karma tipli bir yer şeklidir. Dolayısıyla doğru olan seçenek bu mekanizmayı eksiksiz açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Bafra Ovası ve taraça (seki) düzlüklerinin tanımlarını ve niteliklerini belirleyin.
Bafra Ovası bir akarsu biriktirme şekli (delta ovası) iken taraça hem aşınım hem de birikim süreçlerinin birlikte çalıştığı karmaşık bir şeklidir.
Seçeneklerdeki yer şekli sınıflandırmalarının doğruluğunu test etmek için bu temel tanımlama gereklidir.
2
Taraçanın (seki) oluşum aşamalarını analiz edin.
Akarsu önce alüvyonlarını yatağına biriktirir. Ardından iklim değişimi veya epirojenik yükselme sonucu akış gücü artarak bu alüvyonları derine doğru tekrar aşındırır ve eski vadi tabanları basamak halinde yüksekte kalır.
Taraçanın çift yönlü (aşınım ve birikim) ve tektonik-iklimsel kökenini anlamak doğru cevabı belirlemeyi sağlar.
3
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu bu verilere göre karşılaştırarak değerlendirin.
Doğru olan seçenekte taraçanın hem aşınım hem birikim süreçlerinin ortak ürünü olduğu ve epirogenez/iklim etkileriyle şekillendiği doğru açıklanmıştır. Diğer seçenekler ise kavram karmaşası veya yanlış süreç eşleştirmeleri barındırmaktadır.
Sonuca ulaşılarak doğru seçeneğin teyit edilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Dış Kuvvetler: Akarsuların Oluşturduğu Şekiller
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1913Soru

Aşağıdaki metinde felsefe teriminin kökenine ve bu kökenden türeyen kavramlara dair boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle tamamlayınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Felsefe kavramı, Antik Yunanca'da sevgi ve arayış anlamına gelen ile bilgelik ve derin bilgi anlamına gelen sözcüklerinin birleşmesiyle türetilmiştir. Bu iki kelimenin bir araya gelmesiyle oluşan 'bilgelik sevgisi' ya da 'bilgi arayışı' anlamındaki kavram iken; bu arayışta olan, bilgeliği sahiplenmek yerine onun peşinden giden kişiye de denir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa sevgi/arayış anlamındaki 'philo' (veya 'philia'), ikinci boşluğa bilgelik anlamındaki 'sophia', üçüncü boşluğa bu ikisinin birleşiminden oluşan 'philosophia' (felsefe) ve dördüncü boşluğa ise bilgelik arayışındaki kişi anlamındaki 'philosophos' (filozof) kavramı getirilmelidir.
Felsefe sözcüğü etimolojik olarak 'philo' (sevgi/arayış) ve 'sophia' (bilgelik) kelimelerinin birleşmesiyle 'philosophia' (bilgelik sevgisi) anlamına gelir. Bu bilginin peşinde koşan kişiye ise 'philosophos' (filozof) denir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ilk boşluk için felsefe teriminin ilk bileşeni olan ve sevgi/dostluk/arayış anlamına gelen Yunanca sözcüğü belirleyin.
Bu sözcük 'philo' veya 'philia'dır.
Felsefe kelimesinin kökeninde yer alan ilk kelime sevgi bağıyla yönelmeyi ifade eder.
2
İkinci boşluk için bilgelik, bilgi veya eyleme yön veren derin içgörü anlamına gelen Yunanca terimi belirleyin.
Bu sözcük 'sophia'dır.
Sophia, Antik Yunan'da tanrısal nitelikteki eksiksiz bilgiyi ve bilgeliği temsil eder.
3
Üçüncü boşlukta, bu iki kökün (philo ve sophia) birleşiminden doğan ve doğrudan 'bilgelik sevgisi' anlamına gelen ana disiplinin adını saptayın.
Bu disiplin 'philosophia' (felsefe) terimidir.
İki Yunanca kelime birleşerek batı dillerindeki felsefe kelimesinin kökenini oluşturur.
4
Dördüncü boşluk için bu arayışı sürdüren, bilgiye sahip olduğunu iddia etmek yerine bilginin peşinde koşan kişiyi tanımlayan sıfatı bulun.
Bu kavram 'philosophos' (filozof) terimidir.
Filozof, bilgeliğe sahip olan değil, bilgiyi seven ve arayan kişidir.

Anahtar Kavram

Felsefe teriminin etimolojik kökeni (philo ve sophia kavramları) ve bu kökene dayalı olarak felsefe ile filozof kelimelerinin anlamlandırılması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1914Soru

Türkiye haritasında Teke ve Taşeli platolarının bulunduğu alanlar taranarak gösterilmiştir.

Bu alanlarda dolin, obruk, mağara ve sarkıt gibi karstik aşınım ve birikim şekillerinin yaygın olarak bulunması, yörenin öncelikle hangi kayaç türü bakımından zengin olmasının bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalker (kireçtaşı)

Cevap

Kalker (kireçtaşı)
Karstik aşınım ve birikim yer şekillerinin oluşabilmesi için arazide kolay çözünebilen (eriyebilen) kimyasal tortul kayaçların bulunması gerekir. Türkiye'de özellikle Teke ve Taşeli platolarının bulunduğu Akdeniz kuşağında bu nitelikteki kalker (kireçtaşı) tabakaları çok yaygındır.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada taranarak gösterilen Akdeniz kıyısındaki ��ıkıntıların Teke ve Taşeli platoları (yöreleri) olduğunu belirlemek.
Teke ve Taşeli yöreleri karstik süreçlerin en yoğun yaşandığı alanlardır.
Yöresel konumun karstik özelliklerini tespit etmek için.
2
Karstik aşınım ve birikim şekillerinin (dolin, obruk, mağara, sarkıt vb.) hangi şartlar altında oluştuğunu hatırlamak.
Bu şekillerin oluşumu için suyla kolayca reaksiyona girip çözünen kayaçların varlığı şarttır.
Kayaç türü ile yer şekli arasındaki ilişkiyi kurmak için.
3
Seçeneklerde verilen kayaçlardan hangisinin kolay çözünebilen kimyasal tortul kayaç olduğunu belirlemek.
Kalker (kireçtaşı) kolay çözünebilen temel kimyasal tortul kayaçtır; andezit, bazalt, granit magmatik, kumtaşı ise fiziksel tortuldur.
Doğru seçeneğe ulaşmak için kayaç türlerini sınıflandırmak.

Anahtar Kavram

Karstik yer şekillerinin oluşabilmesi kolay çözünebilen kimyasal tortul kayaçların (kalker, jips, kaya tuzu) varlığına bağlıdır. Türkiye'de karstik şekillerin en yaygın olduğu Akdeniz Bölgesi'nde (Teke-Taşeli) bu kayaç türünün en bilinen örneği kalkerdir.
Tahmini Süre:45s
Soru 1915Soru

Atmosferin en alt katmanı olan ve iklim olaylarının neredeyse tamamının gerçekleştiği troposferin kalınlığı, Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe azalmaktadır. Troposferin kalınlığı Ekvator üzerinde yaklaşık 1617 km16-17\text{ km} iken, kutup bölgelerinde bu kalınlık 89 km8-9\text{ km} civarındadır.

Buna göre, troposferin kalınlığının Ekvator'dan kutuplara doğru azalmasında aşağıdakilerden hangisinin etkisi bulunmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karasallık ve denizellik oranlarının yarım küreler arasında farklılık göstermesi

Cevap

Karasallık ve denizellik oranlarının yarım küreler arasında farklıl��k göstermesi
Karasallık ve denizellik oranlarının yarım küreler arasında farklılık göstermesi seçeneği doğrudur, çünkü bu durum göreceli konumla ilgilidir ve lokal sıcaklık veya nem dağılışını etkileyebilir; ancak troposfer katmanının Ekvator'dan kutuplara doğru genel ve sürekli olarak incelmesinde belirleyici bir küresel faktör değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Troposfer kalınlığının Ekvator'dan kutuplara doğru değişim nedenlerini gruplandırma
Troposferin kalınlığı; sıcaklık (ısınan havanın yükselmesi/soğuyan havanın büzüşüp çökmesi), yerçekimi (kutuplarda fazla çekim/Ekvator'da az çekim) ve çizgisel hız (Ekvator'da fazla savrulma/kutuplarda az savrulma) gibi küresel faktörlerin etkisiyle değişir.
Sorunun çözümünde hangi faktörlerin küresel ve enleme bağlı değişkenler olduğunu belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki faktörleri bu nedenlerle eşleştirme
Güneş ışınlarının geliş açısının daralması ve sıcaklığın azalması sıcaklık faktörüyle; yerçekimi kuvvetinin kutuplarda fazla olması yerçekimi faktörüyle; çizgisel hızın azalması ise eksen hareketi/merkezkaç faktörüyle eşleşir. Bu faktörlerin tamamı troposfer kalınlığının kutuplara doğru azalmasında etkilidir.
Çeldirici seçeneklerin bilimsel doğruluğunu kontrol etmek ve hangilerinin doğrudan troposfer kalınlığı ile ilişkili olduğunu anlamak için bu analiz yapılır.
3
Doğru cevabı tespit etme
Karasallık ve denizellik oranlarının yarım küreler arasında farklılık göstermesi göreceli konumla ilgilidir ve yerel iklim özelliklerine etki eder, troposferin küresel düzeyde Ekvator'dan kutuplara doğru incelmesinde herhangi bir rol oynamaz.
İlişkisi bulunmayan seçeneği belirleyerek doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

Troposferin kalınlığını ve bu kalınlığın Ekvator'dan kutuplara doğru değişmesini etkileyen faktörler (sıcaklık, yerçekimi, çizgisel hız).
Soru 1916Soru

Yer kabuğunu oluşturan tortul tabakaların sertlik derecesi, yan basınçlara maruz kaldıklarında uğrayacakları deformasyonun biçimini doğrudan belirler. Esnekliğini kaybetmemiş genç tortul tabakalar yan basınçlarla kıvrılarak yükselirken, esnekliğini kaybetmiş yaşlı ve sert tabakalar kıvrılamadığı için kırılmaya uğrar.

Buna göre, Türkiye'nin jeolojik yapısı ve dağ oluşum süreçleri dikkate alındığında, aşağıdaki dağ çiftlerinden hangisi sırasıyla kıvrılma ve kırılma mekanizmalarıyla oluşmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toros Dağları - Aydın Dağları

Cevap

Toros Dağları - Aydın Dağları
Doğru seçenekte verilen dağlardan ilki (Toros Dağları) esnek tortul tabakaların yan basınçlara maruz kalıp kıvrılmasıyla oluşmuş bir kıvrım dağıdır; ikincisi (Aydın Dağları) ise sert tabakaların kırılması sonucu oluşan bir horst (kırık dağ) bloğudur. Bu durum soruda belirtilen sıraya tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Orojenez (dağ oluşumu) mekanizmalarını ayırt etme.
Yan basınçlara maruz kalan esnek tabakalar kıvrılarak kıvrım dağlarını (antiklinal-senklinal), sert tabakalar ise kırılıp dikey yönde yer değiştirerek kırık dağlarını (horst-graben) oluşturur.
Soruda istenen sırayı (önce kıvrım, sonra kırık dağ) doğru tespit etmek için mekanizmaları bilmek gerekir.
2
Türkiye'deki da��ların oluşum kökenlerini sınıflandırma.
Toroslar ve Kuzey Anadolu Dağları kıvrım dağları; Ege Bölgesi'ndeki dağlar (Madra, Yunt, Bozdağlar, Aydın Dağları, Menteşe) kırık dağları; İç ve Doğu Anadolu'daki tek dağlar (Erciyes, Hasan vb.) ise volkanik dağlardır.
Mekanizmaların Türkiye'deki somut coğrafi karşılıklarını belirlemek için bu sınıflandırma yapılır.
3
Seçenekleri analiz ederek sırasıyla 'kıvrım' ve 'kırık' olan ikiliyi belirleme.
Toros Dağları kıvrım, Aydın Dağları kırık dağ yapısına sahip olduğu için doğru eşleşmedir.
Diğer seçeneklerde her iki dağın aynı kökene sahip olması (kıvrım-kıvrım veya kırık-kırık) veya volkanik kökenli olması elenmelerini sağlar.

Anahtar Kavram

Orojenez sürecinde tabaka esnekliğine bağlı olarak kıvrılma ve kırılma mekanizmalarıyla dağ oluşumu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1917Soru

Descartes, felsefe yapmayı gözleri kapalı yaşamaktan kurtulup onları açmaya çalışmaya benzetir. Ona göre felsefe ile uğraşmayan bir insan, yaşam boyu gözleri kapalı yürüyen ve kendi yolunu bulmak için sürekli başkalarına bağımlı kalan bir kimse gibidir.

Bu parçadan hareketle felsefeyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin kendi aklıyla yaşamı sorgulamasını ve kendi yolunu çizmesini sağlayan bir etkinlik olduğuna

Cevap

Bireyin kendi aklıyla yaşamı sorgulamasını ve kendi yolunu çizmesini sağlayan bir etkinlik olduğuna
Parçada geçen 'gözleri açmak' ifadesi bireyin kendi aklını kullanarak farkındalık kazanmasını, 'yolunu bulmak için başkalarına bağımlı olmamak' ise başkalarının doğrularını körü körüne kabul etmeyip kendi sorgulamalarıyla yolunu çizmesini temsil eder. Dolayısıyla doğru yanıt felsefenin bireyin kendi aklıyla yaşamı sorgulaması ve kendi yolunu çizmesini sağlayan bir etkinlik olduğunu belirten seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ana fikri ve Descartes'ın benzetmelerini analiz etme
Descartes felsefe yapmayı 'gözleri açmak' ve felsefe yapmamayı 'başkalarına bağımlı bir kör gibi yürümek' olarak tanımlamaktadır.
Yazarın felsefeye yüklediği anlamı belirlemek için benzetmelerin neyi temsil ettiğini anlamak gerekir.
2
Benzetmenin kavramsal karşılığını bulma ve seçeneklerle karşılaştırma
Gözleri açmak ve başkasına bağımlı olmamak, kendi aklını kullanma, bağımsız düşünme ve sorgulama anlamına gelir. Bu da bireyin kendi aklıyla yaşamı sorgulaması ve kendi yolunu çizmesini sağlayan bir etkinlik olduğu seçeneği ile örtüşmektedir.
Soruda istenen doğru çıkarımı belirlemek için parçadaki mecazi ifadelerin felsefi karşılığını tespit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Felsefe, dogmatik kabullerden uzak durarak, bireyin kendi aklını ve sorgulama yetisini kullanmasıyla yaşamı ve varlığı anlamlandırma çabasıdır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1918Soru

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra 9. Ordu Müfettişliği yetkileriyle Anadolu’ya gönderilen Mustafa Kemal Paşa, Havza Genelgesi ile halkı protesto mitingleri düzenlemeye çağırarak milli bilinci uyandırmayı hedeflemiş; Amasya Genelgesi ile de 'milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' ilkesini ortaya koyarak ulusal egemenliğe dayalı bir yönetim arayışının ilk işaretini vermiştir.

Bu iki genelgenin yayımlanış süreci, içeriği ve hedefleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bu geli��melerin Millî Mücadele’nin hukuki-siyasi meşruiyeti ve Osmanlı devlet yapısı üzerindeki etkileri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amasya Genelgesi'nde İstanbul Hükümeti'nin işlevsizliğinin vurgulanmasıyla, Osmanlı saltanatının uluslararası alandaki hukuki varlığının ve diplomatik temsil yetkisinin bu aşamada resmen sona erdirildiği

Cevap

Amasya Genelgesi'nde İstanbul Hükümeti'nin işlevsizliğinin vurgulanmasıyla, Osmanlı saltanatının uluslararası alandaki hukuki varlığının ve diplomatik temsil yetkisinin bu aşamada resmen sona erdirildiği ifadesi söylenemez.
Doğru yanıt olan seçenek, Amasya Genelgesi ile İstanbul Hükümeti'nin işlevsizliğinin vurgulanmasının Osmanlı saltanatının uluslararası alandaki hukuki varlığını ve temsil yetkisini resmen sona erdirdiğini iddia etmektedir. Ancak genelgede İstanbul Hükümeti'nin görevini yapamadığı dile getirilerek siyasi bir meşruiyet tartışması başlatılmış olsa da Osmanlı saltanatının ve devletinin hukuki varlığı ile diplomatik temsil gücü bu tarihte (Haziran 1919) henüz resmen son bulmamıştır. Osmanlı Devleti resmen Saltanatın kaldırılmasıyla (1 Kasım 1922) sona ermiştir. Dolayısıyla bu yargı tarihsel olarak söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Müfettişlik yetkileri ile genelgelerin ilişkisi analiz edilir.
Mustafa Kemal Paşa'nın resmi görevi asayişi korumak ve Mondros hükümlerini uygulamak iken, Havza ve Amasya Genelgeleri ile halkı direnişe çağırarak Mondros Ateşkesi'ne fiilen karşı çıktığı görülür.
Genelgelerin Mondros'a karşı duruşunu ve hukuki meydan okuma boyutunu anlamak için.
2
Amasya Genelgesi'ndeki egemenlik vurgusu incelenir.
'Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' ifadesinin, gücün halktan alındığı alternatif bir egemenlik odağı tasarladığı anlaşılır.
Genelgenin monarşik otoriteye karşı getirdiği siyasi alternatifi saptamak için.
3
Katılım ve onay mekanizması değerlendirilir.
Genelgenin tek imzayla değil, birçok komutanın ortak imzası ve onayıyla yayımlanmasının hareketi şahsileşmekten kurtarıp kurumsal bir yapıya büründürdüğü fark edilir.
Havza'dan Amasya'ya geçişteki kurumsallaşma ve örgütlenme düzeyini belirlemek için.
4
Saltanatın ve devletin resmi sona eriş koşulları değerlendirilir.
İstanbul Hükümeti'nin eleştirilmesinin, Osmanlı saltanatının hukuki temsil gücünü ve uluslararası varlığını bu tarihte (1919) resmen sona erdirmediği; bunun ancak Saltanatın kaldırılmasıyla (1922) mümkün olduğu saptanır.
Gelişmelerin Osmanlı devlet yapısı üzerindeki nihai hukuki etkisini doğru tarihlendirmek için.

Anahtar Kavram

Havza ve Amasya Genelgelerinin Millî Mücadele'nin gerekçe, amaç ve yöntemini belirlemedeki rolü, ihtilalci niteliği ve meşruiyet zeminini kurumsallaştırma adımları.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 1919Soru

Aşağıdaki tabloda, Türkiye'de yer alan beş farklı merkezin enlem dereceleri, ortalama yükseltileri ile ocak ve temmuz ayları ortalama sıcaklık değerleri verilmiştir:

MerkezEnlem DerecesiYükselti (mm)Ocak Ayı Ortalama Sıcaklığı (C^\circ\text{C})Temmuz Ayı Ortalama Sıcaklığı (C^\circ\text{C})
K400940^\circ 09' K1010656{}525025{}0
L395639^\circ 56' K930930050{}523523{}5
M394539^\circ 45' K1280128035-3{}520020{}0
N395439^\circ 54' K1860186085-8{}519519{}5
P410041^\circ 00' K3030757{}523023{}0

Buna göre, tabloda verilen bilgilerden yola çıkılarak bu merkezlerin sıcaklık özellikleri ile ilgili yapılan aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: K, L, M ve N merkezlerinin yaklaşık aynı enlemde bulunmalarına rağmen sıcaklıklarının batıdan doğuya doğru azalması, mutlak konum etkisinden kaynaklanmaktadır.

Cevap

K, L, M ve N merkezlerinin yaklaşık aynı enlemde bulunmalarına rağmen sıcaklıklarının batıdan doğuya doğru azalması, mutlak konum etkisinden kaynaklanmaktadır.
Yaklaşık olarak aynı enlem derecesinde bulunan K, L, M ve N merkezlerinin güneş ışınlarını alma açısı benzerdir. Bu merkezler arasında batıdan doğuya doğru gidildikçe sıcaklığın düzenli olarak azalması enlemle (mutlak konumla) değil; yükseltinin ve deniz etkisinden uzaklaşmanın (karasallığın) batıdan doğuya doğru artmasıyla (göreceli konumla) ilgilidir. Bu nedenle batıdan doğuya doğru sıcaklığın azalması durumunun mutlak konum etkisine dayandırılması hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
K, L, M ve N merkezlerinin enlem derecelerini ve konumlarını kontrol ediniz.
Bu merkezlerin enlem derecelerinin birbirine çok yakın (yaklaşık 4040^\circ K enlemi üzerinde) olduğu görülür.
Merkezlerin güneş ışınlarını alma açılarının benzer olup olmadığını ve sıcaklık farklarının enlem (mutlak konum) etkisiyle açıklanıp açıklanamayacağını belirlemek.
2
Bu merkezlerin batıdan doğuya doğru yükselti ve ortalama sıcaklık değerlerinin değişimini inceleyiniz.
K'den (1010 m) N'ye (18601860 m) doğru gidildikçe yükseltinin arttı��ı, buna karşılık ocak ve temmuz sıcaklıklarının düzenli olarak azaldığı tespit edilir.
Sıcaklık azalışının enlem dışındaki temel nedenini (göreceli konum - yükselti ve karasallık) ortaya koymak.
3
Trabzon (P) ve Çanakkale (K) merkezlerini enlem ve ocak ayı sıcaklıkları açısından kıyaslayınız.
Daha kuzeyde olan P merkezinin ocak ayı sıcaklığının (75C7{}5^\circ\text{C}), daha güneydeki K merkezinden (65C6{}5^\circ\text{C}) yüksek olduğu görülür. Bu durum enlem-sıcaklık ilişkisine terstir ve denizellikle açıklanır.
Enlem-sıcaklık ilişkisi ile çelişen durumların tespiti ve analizini yapmak.
4
Merkezlerin temmuz ayı indirgenmiş sıcaklıklarını hesaplayınız.
İndirgenmiş sıcaklık formülü (Tindirgenmis¸=Tgerc¸ek+Yu¨kselti200T_{\text{indirgenmiş}} = T_{\text{gerçek}} + \frac{\text{Yükselti}}{200}) uygulandığında; K için 2505C25{}05^\circ\text{C}, L için 2815C28{}15^\circ\text{C}, M için 264C26{}4^\circ\text{C}, N için 288C28{}8^\circ\text{C} ve P için 2315C23{}15^\circ\text{C} bulunur. Karasal olan L ve N merkezlerinin yazın kıyıdaki K ve P'den daha sıcak olduğu doğrulanır.
Yaz mevsiminde karaların denizlerden daha fazla ısınması (karasallık) ilkesini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de sıcaklığın dağılışını etkileyen faktörler; enlem (mutlak konum), yükselti, denizellik-karasallık (göreceli konum) ve indirgenmiş sıcaklık analizi.
Soru 1920Soru

Atmosferi oluşturan katmanların her birinin kendine özgü fiziksel ve kimyasal özellikleri bulunmaktadır. Bu katmanlar arasında yer alan troposfer, canlı yaşamı ve iklim olayları açısından hayati bir öneme sahiptir.

Buna göre; yağış, bulutlanma ve sis gibi hava olaylarının yalnızca troposfer katmanında meydana gelmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Su buharının tamamına yakınının bu katmanda bulunması

Cevap

Su buharının tamamına yakınının bu katmanda bulunması
Su buharının tamamına yakınının bu katmanda bulunması ifadesi doğrudur. Çünkü bulut, yağış, sis gibi meteorolojik olayların gerçekleşmesi su buharının varlığına bağlıdır. Su buharının yaklaşık %99'u da troposferdedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hava olaylarının gerçekleşmesi için gerekli olan temel bileşeni belirlemek.
Bulutlanma, yağış ve sis gibi hava olaylarının oluşabilmesi için ortamda su buharının bulunması gerekir.
Su buhar�� olmayan bir ortamda yoğunlaşma ve yağış gerçekleşemez.
2
Su buharının atmosfer katmanlarındaki dağılımını incelemek.
Atmosferdeki su buharının yaklaşık %99'u, yer çekimi ve sıcaklık şartları nedeniyle en alt katman olan troposferde toplanmıştır.
Su buharı ağır bir gaz olduğu için yere yakın olan troposfer katmanında yoğunlaşır.
3
Hava olaylarının sadece bu katmanda görülme nedenini açıklamak.
Su buharının tamamına yakınının troposferde bulunması nedeniyle hava olayları sadece bu katmanda gerçekleşir.
Diğer katmanlarda su buharı bulunmadığı için buralarda iklim olayları görülmez.

Anahtar Kavram

Troposfer katmanının özellikleri ve iklim olayları ile ilişkisi
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 96 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin