Sözcük Türleri

120 soru

Soru 81Soru

(I) Akşamüzeri bozkırın ortasında ilerlerken gökyüzünde biriken bulutlar yağmurun habercisi gibiydi. (II) Rüzgâr sert estikçe ağaçların kuru dalları birbirine çarpıp tuhaf sesler çıkarıyordu. (III) Yıllar önce bu ıssız yollardan geçen gezginler, yorgunluklarını gidermek için her zaman şu çeşmenin başında mola verir. (IV) Çocukluğumdan beri bu topraklarda yaşayan insanların sabrına ve metanetine her zaman hayran kalmışımdır. (V) Sen de bu efsunlu coğrafyayı bir gün mutlaka baştan başa gezmelisin.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV. cümledeki yüklem, basit yapılı ve birleşik zamanlı bir fiildir.

Cevap

IV. cümledeki yüklemin basit yapılı ve birleşik zamanlı bir fiil olduğu söylenemez.
Dördüncü cümlede yer alan 'hayran kalmışımdır' yüklemi, 'hayran kalmak' yardımcı fiiliyle kurulmuş birleşik yapılı bir fiildir. Bu eylem tek bir kip eki (öğrenilen geçmiş zaman) aldığı için basit zamanlıdır. Fiilin sonundaki '-dır' eki ise ek-fiilin bildirme eki olup birleşik zamanlı fiil oluşturmaz. Bu nedenle bu yüklemin 'basit yapılı ve birleşik zamanlı' olduğu iddiası yanlıştır ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki tüm cümlelerin yüklemlerini ve bu yüklemlerin dil bilgisi özelliklerini belirleyin.
I. cümlede 'yağmurun habercisi gibiydi' (isim soylu edat grubu + ek-fiil), II. cümlede 'çıkarıyordu' (türemiş fiil + şimdiki zamanın hikayesi), III. cümlede 'mola verir' (birleşik fiil + geniş zaman / geçmiş zaman anlamında), IV. cümlede 'hayran kalmışımdır' (birleşik fiil + öğrenilen geçmiş zaman + bildirme eki), V. cümlede 'gezmelisin' (basit fiil + gereklilik kipi) yüklem durumundadır.
Seçeneklerdeki yargıların doğruluğunu denetleyebilmek için her cümlenin yüklemini analiz etmek gerekir.
2
IV. cümlenin yüklemini yapı ve zaman (çekim) özellikleri bakımından inceleyin.
'Hayran kalmışımdır' yüklemi, 'hayran kalmak' şeklinde yardımcı eylemle kurulmuş birleşik yapılı bir fiildir. Fiil sadece 'öğrenilen geçmiş zaman' (-miş) kip ekini almıştır. Sondaki '-dır' eki bildirme eki olup birleşik zamanlı fiil yapmaz, fiil basit zamanlıdır.
Yüklemin yapıca basit değil birleşik, çekimce de birleşik zamanlı değil basit zamanlı olduğunu belirleyerek yanlış olan seçeneği saptamak amaçlanır.
3
Elde edilen sonuçları seçeneklerle karşılaştırarak söylenemeyecek olan yargıyı belirleyin.
IV. cümledeki yüklemin basit yapılı ve birleşik zamanlı bir fiil olduğunu savunan yargı yanlıştır. Doğru cevap bu yargıyı içeren seçenektir.
Soru kökündeki 'söylenemez' ifadesine uygun olan doğru seçeneğe ulaşmak için analiz sonuçları ile şıklar eşleştirilir.

Anahtar Kavram

Çekimli fiillerin yapısal özellikleri, kip/zaman çekimleri, anlam kayması ve ek-fiilin işlevleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 82Soru

Ah (I) ne güzel günlerdi o çocukluk yılları! Arkadaşlar (II), şimdi geriye dönüp baktığımızda sadece o günlerin özlemini duyuyoruz. Hani o sokaklarda koştururken birbirimize 'Hey (III)!' diye seslendiğimiz anlar? Şimdi ise her birimizin içinden kopan o sessiz ahlar (IV) kalıyor geriye. Fakat heyhat (V), zamanı geri döndürmek mümkün olmuyor.

Bu parçada numaralanmış sözcüklerin türleri ve cümledeki işlevleriyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V. sözcük, aslen ünlem olmadığı hâlde cümledeki kullanımıyla ünlem değeri kazanmıştır.

Cevap

V. sözcüğün aslen ünlem olmadığı hâlde sonradan ünlem değeri kazandığını belirten seçenek yanlıştır. 'Heyhat' sözcüğü doğrudan asıl ünlemdir.
V. sözcük olan 'heyhat' Arapça kökenli bir asıl ünlemdir ve cümledeki kullanımdan bağımsız olarak doğrudan ünlem görevindedir. Bu sözcüğün sonradan ünlem değeri kazandığını iddia eden yargı yanlıştır, bu nedenle doğru seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki numaralanmış sözcükleri tek tek tespit etmek.
I numaralı sözcük 'Ah', II numaralı sözcük 'Arkadaşlar', III numaralı sözcük 'Hey', IV numaralı sözcük 'ahlar', V numaralı sözcük 'heyhat' olarak belirlenmiştir.
Her seçenekteki yargının doğruluk değerini bu sözcüklerin dil bilgisel özelliklerine göre değerlendirmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki ilk dört yargıyı kontrol etmek.
'Ah' (I) bir duygu bildiren asıl ünlemdir; 'Arkadaşlar' (II) ünlemleşmiş bir isimdir; 'Hey' (III) seslenme bildiren asıl ünlemdir; 'ahlar' (IV) çoğul eki alarak adlaşmış ünlemdir.
Bu yargıların dil bilgisi kurallarına uygunluğunu teyit etmek amacıyla sözcüklerin kökenleri ve ekleri incelenmiştir.
3
Beşinci yargıyı inceleyip yanlışlığı tespit etmek.
'Heyhat' (V) sözcüğü, sonradan ünlem değeri kazanan bir isim veya fiil değil; doğrudan asıl ünlemler (doğal ünlemler) sınıfına giren bir sözcüktür.
Türkçede 'heyhat' gibi sözcükler başka bir sözcük türünden dönüşmemiş, doğrudan ünlem olarak dilimizde yer almıştır. Dolayısıyla bu yargı yanlıştır.

Anahtar Kavram

Asıl ünlemler ile sonradan ünlem değeri kazanan sözcüklerin ayrımı ve ünlemlerin adlaşması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 83Soru

Eklendiği sözcükle birlikte sıfat ya da zarf görevli öbekler oluşturan edatlar (ilgeçler), cümleye farklı anlam ilgileri de kazandırır.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde edat öbeği, kendisinden sonra gelen bir adı niteleme göreviyle (sıfat olarak) kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şair, son kitabında memleketine duyduğu derin sevgiyi pamuk gibi bulutlara benzeterek dile getirmiş.

Cevap

Şairin sevgisini pamuk gibi bulutlara benzettiğini belirten cümle doğru cevaptır. Bu cümledeki 'pamuk gibi' edat öbeği 'bulutlar' ismini niteleyerek sıfat görevinde kullanılmıştır.
Şairin sevgisini pamuk gibi bulutlara benzettiğini belirten cümlede geçen 'pamuk gibi' edat öbeği, kendisinden sonra gelen 'bulutlar' ismini niteleyerek sıfat görevinde kullanılmıştır. Diğer seçeneklerdeki edat öbekleri ise eylemleri veya eylemsileri niteleyip/belirterek zarf görevinde kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki edatları (ilgeçleri) ve bu edatların oluşturduğu edat öbeklerini (ilgeç gruplarını) tespit etmek.
Birinci seçenekte 'soğuğa rağmen' ve 'dikkatle'; ikinci seçenekte 'yönünden' ve 'fazlasıyla'; üçüncü seçenekte 'pamuk gibi'; dördüncü seçenekte 'geçirmek üzere' ve 'yetkililerle'; beşinci seçenekte ise 'sabaha kadar' edat öbekleri belirlenmiştir.
Edat öbeklerinin cümle içindeki görevini doğru belirleyebilmek için öncelikle öbeklerin sınırlarını çizmek gerekir.
2
Tespit edilen edat öbeklerinin hangi sözcüklerle ilişki kurduğunu ve cümledeki görevlerini (sıfat veya zarf) incelemek.
Üçüncü seçenekteki 'pamuk gibi' öbeği dışındaki tüm edat öbeklerinin eylemleri ya da eylemsileri etkileyerek zarf görevi üstlendiği görülmüştür.
Edat öbekleri bir ismi nitelediğinde veya belirttiğinde sıfat; eylem, eylemsi, sıfat ya da zarfı etkilediğinde zarf görevinde olur.
3
Üçüncü seçenekte yer alan 'pamuk gibi' edat öbeğinin ilişkili olduğu sözcüğü ve görevini netleştirmek.
'Pamuk gibi' edat öbeğinin kendisinden sonra gelen 'bulutlar' ismini nitelediği ve sıfat görevinde kullanıldığı teyit edilmiştir.
Soruda edat öbeğinin bir adı niteleme göreviyle (sıfat olarak) kullanıldığı cümle istendiği için bu analizin yapılması gerekir.

Anahtar Kavram

Edat Öbeklerinin Cümledeki Görevi (Sıfat ve Zarf Ayrımı)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 84Soru

Aşağıdaki cümlelerde yer alan edatların (ilgeçlerin) cümleye kattığı anlam ilgilerini, sağ sütundaki kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bunca yıllık birikimini ve deneyimini gençlerin eğitimi için seferber etmişti.
Akşama doğru bastıran yoğun sis nedeniyle uçak seferleri geçici olarak iptal edildi.
Yeni projesini tamamlamak üzere kütüphanedeki eski el yazmalarını inceliyor.
Edebiyat tarihi, onun kadar akıcı yazan az sayıda sanatçı kaydetmiştir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci cümle özgüleme, ikinci cümle zaman, üçüncü cümle amaç ve dördüncü cümle karşılaştırma anlam ilgileriyle eşleşmektedir.
Verilen cümlelerdeki edatların ('için', '-e doğru', 'üzere', 'kadar') işlevleri sırasıyla özgüleme, zaman (yaklaşma), amaç ve karşılaştırma anlam ilgileri kurmaktadır. Bu durum doğru eşleşmeyi sağlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci cümledeki edat öbeğinin incelenmesi
"gençlerin eğitimi için" öbeğinde yer alan "için" edatı, eylemin ve birikimin gençlerin eğitimine tahsis edildiğini göstermektedir.
Edatın kattığı özgün anlam ilgisini saptamak.
2
İkinci cümledeki edat öbeğinin incelenmesi
"Akşama doğru" öbeğinde yer alan "-e doğru" edatı, eylemin zamanını yaklaşma ilgisiyle belirtmektedir.
Zaman bildiren edat öbeğini tespit etmek.
3
Üçüncü cümledeki edat öbeğinin incelenmesi
"tamamlamak üzere" öbeğindeki "üzere" edatı, cümleye amaç (tamamlamak amacıyla) anlamı katmıştır.
Amaç anlamı kuran edatı belirlemek.
4
Dördüncü cümledeki edat öbeğinin incelenmesi
"onun kadar" öbeğindeki "kadar" edatı, sanatçının akıcılığını diğerleriyle kıyaslamıştır.
Karşılaştırma anlamı kuran edatı belirlemek.

Anahtar Kavram

Edatların (ilgeçlerin) cümleye kattığı anlam ilgileri
Soru 85Soru

Aşağıdaki cümlelerde yer alan bağlaçların cümlelere kazandırdığı anlam ilişkilerini, karşılarında verilen işlevlerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Göz alabildiğine uzanan bu bozkırda ağaç yok denecek kadar azdır ne var ki toprak son derece verimlidir.
Bunu yapmana izin veririm ama akşam saat sekizden önce mutlaka evde olacaksın.
Usta yazar, yeni romanında sıradan insanları anlatmış da eserinin daha çok okunmasını sağlamış.
Önümüzdeki hafta sonu ya müzeleri gezerek vakit geçireceğiz ya da sahilde uzun bir yürüyü��e çıkacağız.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci cümle karşıtlık anlamı katma işleviyle, ikinci cümle koşul ilişkisi kurma işleviyle, üçüncü cümle neden-sonuç ilişkisi kurma işleviyle, dördüncü cümle ise seçenek bildirme işleviyle eşleşmelidir.
Her bağlaç, cümleye kattığı anlamsal ilişkiye göre doğru işlevle eşleştirilmiştir. Cümlelerin bağlamından hareketle bağlaçların karşıtlık, koşul, neden-sonuç ve seçenek anlamları kurduğu görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci cümledeki bağlacı ve anlamını analiz etmek
'ne var ki' bağlacının cümleye karşıtlık anlamı kattığı belirlenmiştir.
İlk cümledeki olumsuz durum ile ikinci cümledeki olumlu durum karşıtlık oluşturmaktadır.
2
İkinci cümledeki bağlacı ve anlamını analiz etmek
'ama' bağlacının cümleye koşul anlamı kattığı belirlenmiştir.
İznin verilmesi, akşam sekizden önce evde olma koşuluna bağlanmıştır.
3
Üçüncü cümledeki bağlacı ve anlamını analiz etmek
'da' bağlacının cümleye neden-sonuç anlamı kattığı belirlenmiştir.
Eserin çok okunmasının gerekçesi, yazarın sıradan insanları anlatmış olmasıdır.
4
Dördüncü cümledeki bağlacı ve anlamını analiz etmek
'ya... ya da' bağlacının cümleye seçenek anlamı kattığı belirlenmiştir.
Müze gezmek ile sahilde yürümek arasında bir tercih durumu sunulmaktadır.

Anahtar Kavram

Bağlaçların Cümledeki Anlam ve Görevleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 86Soru

Edatlar (ilgeçler), tek başlarına anlamları olmayan, cümle içinde diğer sözcüklerle öbekleşerek farklı anlam ilgileri kuran sözcüklerdir. Türkçede "için" ve "üzere" edatları kuruldukları öbeklerle cümlelere sıklıkla "neden-sonuç" ya da "amaç-sonuç" ilişkisi kazandırır.

Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde edat öbeği, cümleye diğerlerinden farklı bir anlam ilgisi katmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yoğun kar yağışı yüzünden yollar kapandığı için tören alanına zamanında ulaşamadık.

Cevap

Yoğun kar yağışı yüzünden yollar kapandığı için tören alanına zamanında ulaşamadık.
Doğru seçenek olan yolların kapalı olmasından ötürü tören alanına ulaşılamadığını belirten cümlede, edat öbeği cümleye neden-sonuç anlam ilgisi katmıştır. Buradaki eylem (ulaşamamak) gerçekleşmiş ve bu durumun gerekçesi (yolların kapanması) ortaya konmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki edat öbeklerini tespit etmek
Cümlelerde "için" ve "üzere" edatları kullanılarak edat öbekleri oluşturulmuştur: "kapandığı için", "teslim etmek üzere", "incelemek için", "bırakmak üzere", "duyurmak için".
Soruda edat öbeklerinin cümleye kattığı anlam ilgilerinin karşılaştırılması istenmektedir.
2
Edat öbeklerinin kurduğu anlam ilgilerini incelemek
Yazarın yola çıkma amacı roman teslim etmektir (amaç-sonuç). Araştırmacının çalışmasındaki amaç belgeleri incelemektir (amaç-sonuç). Projeleri desteklemekteki amaç temiz bir dünya bırakmaktır (amaç-sonuç). Sosyal medyayı kullanmaktaki amaç fikirleri duyurmaktır (amaç-sonuç). Ancak tören alanına ulaşamama durumu yolların kapalı olmasının bir sonucudur, yani bir neden-sonuç ilişkisidir.
Amaç-sonuç cümlelerinde eylemin hangi hedefe yönelik yapıldığı belirtilirken, neden-sonuç cümlelerinde eylemin gerçekleşme gerekçesi belirtilir.
3
Farklı olan anlam ilgisine sahip cümleyi belirlemek
Diğer seçeneklerde amaç-sonuç anlam ilgisi kurulurken, yolların kapandığı için ulaşılamadığını belirten cümlede neden-sonuç (gerekçe) anlam ilgisi kurulmuştur.
Sorunun doğru yanıtına ulaşmak için farklı olan anlam ilgisini seçmek gerekir.

Anahtar Kavram

Edatların Cümleye Kattığı Anlam İlgileri (Amaç-Sonuç ve Neden-Sonuç Ayrımı)
Soru 87Soru

I. Şair, çocukluğunun geçtiği o dar sokakları özlemle anıyor her fırsatta.
II. Son kitabında, insan ruhunun derinliklerine inmeyi amaçlıyordu.
III. Yıllardır biriktirdiği anılarını bu eski kutuda saklamıştı.
IV. Konunun detaylarını onunla enine boyuna konuşabilmekti tek arzusu.
V. Sabaha karşı başlayan kar yağışı, tüm şehri beyaza boyuyordu yavaşça.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. cümlede, yüklem olan eylem şimdiki zamanın hikayesiyle çekimlenmiştir.

Cevap

II. cümlede, yüklem olan eylem şimdiki zamanın hikayesiyle çekimlenmiştir.
Doğru olan seçenekte ifade edildiği üzere, ikinci cümledeki 'amaçlıyordu' eylemi şimdiki zaman eki '-yor' ve ek-fiilin hikayesi olan '-du' ekini alarak şimdiki zamanın hikayesi biçiminde çekimlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci cümledeki yüklemi inceleme ve ünlü daralması kontrolü yapma
I. cümlenin yüklemi 'anıyor' sözcüğüdür. 'Anmak' fiiline '-yor' eki gelmiştir. Araya giren 'ı' sesi daralma değil yardımcı sestir. Dolayısıyla A seçeneğindeki ifade yanlıştır.
Daralma olabilmesi için fiilin 'a' veya 'e' ünlüleriyle bitmesi gerekir.
2
İkinci cümledeki yüklemin kip ve zaman çekimini belirleme
II. cümlenin yüklemi 'amaçlıyordu' sözcüğüdür. 'Amaçla-' fiili '-yor' şimdiki zaman ve '-du' ek-fiil hikaye eklerini almıştır. Bu çekim şimdiki zamanın hikayesidir. Dolayısıyla B seçeneğindeki ifade doğrudur.
Fiil çekiminde kip eki ve ek-fiilin birleşimi birleşik zamanlı eylem oluşturur.
3
Üçüncü cümlenin yapısını ve yüklemini değerlendirme
III. cümlenin yüklemi 'saklamıştı' çekimli fiilidir. Ancak cümlede tek bir yüklem ve yan cümlecik (fiilimsi) bulunduğundan cümle yapısı bakımından birleşik bir cümledir, sıralı cümle değildir. Dolayısıyla C seçeneğindeki ifade yanlıştır.
Birden fazla yüklemi virgül veya noktalı virgülle ayrılmayan cümleler sıralı olamaz.
4
Dördüncü cümlenin yükleminin sözcük türünü inceleme
IV. cümlenin yüklemi 'konuşabilmekti' kelimesidir. Bu kelime '-mak/-mek' isim-fiil ekini almıştır. Fiilimsiler çekimli fiil değil, isim soylu sözcük sayılır. Dolayısıyla D seçeneğindeki ifade yanlıştır.
Ek-fiil alan fiilimsiler yüklem olsalar da eylem çekimine girmezler, ad soylu yüklem kurarlar.
5
Beşinci cümledeki yüklemin kök yapısını analiz etme
V. cümlenin yüklemi 'boyuyordu' fiilidir. Eylemin kökü olan 'boya' sözcüğü, isim (boya) ve fiil (boyamak) olarak anlam ilişkisi taşıdığı için kökteş (ortak) köktür, sesteş değildir. Dolayısıyla E seçeneğindeki ifade yanlıştır.
Sesteş köklerin yazılışları aynı, anlamları tamamen ilgisizdir; ortak köklerde ise isim ve fiil anlamları arasında bağ vardır.

Anahtar Kavram

Fiillerde çekim, yapı, ek-fiil ve kök türlerinin ayırt edilmesi
Soru 88Soru

Aşağ��daki cümlede boş bırakılan yerleri, belirtilen anlam ilgilerini kuracak şekilde uygun edatlarla (ilgeçlerle) tamamlayınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Sanatçı, toplumsal sorunları dile getirmek (amaç ilgisi) yazdığı bu romanda, olayları adeta bir belgeselci (benzerlik ilgisi) tarafsız ve nesnel bir bakış açısıyla ele almıştır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Boşluklara sırasıyla amaç ilgisi kuran 'için' (veya 'üzere') edatı ile benzerlik ilgisi kuran 'gibi' edatı getirilmelidir.
Birinci boşlukta amaç ilgisi talep edildiğinden buraya '-mek için' ya da '-mek üzere' yapısını kuracak edatlar; ikinci boşlukta ise benzerlik ilgisi istendiğinden 'gibi' edatı getirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki birinci boşluğun öncesindeki 'dile getirmek' ifadesi ile sonrasındaki eylemin yöneldiği amacı ('amaç ilgisi') analiz etme.
Mastarla (-mek/-mak) birleşerek amaç ilgisi kuran en uygun edatlar 'için' ve 'üzere' olarak belirlenir.
Türkçede amaç-sonuç ilişkileri sıklıkla '-mek için' ve '-mek üzere' edat yapılarıyla kurulur.
2
İkinci boşluğun öncesindeki 'bir belgeselci' ifadesi ile kurulan 'benzerlik' ilgisini inceleme.
Benzerlik ilgisi kuran en yaygın ve bu bağlama tam oturan edat 'gibi' olarak belirlenir.
'Gibi' edatı, eklendiği isme benzetme yönüyle anlam kazandırır.

Anahtar Kavram

Edatların (ilgeçlerin) cümleye kazandırdığı anlam ilgileri
Soru 89Soru

(I) Gün batarken vadinin derinliklerinde uzanan nehir, kızıl bir kurdele gibi parlıyordu.
(II) Kasabanın dar sokaklarında yürürken çocukluğumun o masum neşesini yeniden hissettim.
(III) Sanatçının edebiyattaki yegâne amacı, insanı kendi gerçeğiyle yüzleştirmekti.
(IV) Rüzgârın önünde savrulan kuru yapraklar, bize sonbaharın artık kapıda olduğunu fısıldar.
(V) Her akşam balkona çıkar, ufuktaki kızıllığı seyrederek hayaller kurardı.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. cümlede, yüklem ek-fiil almış çekimli bir fiildir.

Cevap

Üçüncü cümlede yer alan 'yüzleştirmekti' yüklemi, bir isim-fiildir (fiilimsidir). Fiilimsiler ek-fiil alarak yüklem olsalar dahi çekimli fiil olarak kabul edilmezler, isim soylu yüklemler olu��tururlar. Bu nedenle bu cümledeki yüklemin çekimli bir fiil olduğu söylenemez.
Üçüncü cümlede geçen 'yüzleştirmekti' yüklemi, fiilden isim yapım eki olan '-mek' isim-fiil ekini almıştır. İsim-fiiller (fiilimsiler) isim soylu sözcükler olduklarından, ek-fiil alarak yüklem olsalar da çekimli fiil olarak değerlendirilemezler. Çekimli fiiller yalnızca kip ve şahıs eki alabilen eylemlerdir. Bu nedenle yüklemin çekimli bir fiil olduğu yönündeki ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki tüm cümlelerin yüklemlerini ve yapısal özelliklerini belirleyin.
Yüklemler: I. cümlede 'parlıyordu', II. cümlede 'hissettim', III. cümlede 'yüzleştirmekti', IV. cümlede 'fısıldar', V. cümlede 'kurard��'.
Hangi cümlelerin yükleminin fiil, hangisinin isim veya fiilimsi olduğunu ayırt etmek için.
2
Üçüncü cümlenin yüklemini eklerine ayırarak sözcük türünü inceleyin.
'yüzleştirmekti' sözcüğü 'yüzleş-tir-mek-ti' şeklinde çözümlenir. Buradaki '-mek' eki isim-fiil (fiilimsi) ekidir. Fiilimsiler fiil olmaktan çıkıp isim soylu kelimeler haline gelir.
Yüklemin çekimli bir eylem olup olmadığını belirlemek için.
3
Diğer seçeneklerdeki eylemlerin kip, zaman ve yapı özelliklerini kontrol ederek doğrulayın.
'parlıyordu' şimdiki zamanın hikayesidir ve ünlü daralması vardır. 'hissettim' yardımcı fiille kurulan birleşik fiildir ve basit zamanlıdır. 'fısıldar' yansımadan türemiş ve geniş zamanlıdır. 'kurardı' geniş zamanın hikayesiyle çekimlenmiş birleşik zamanlı fiildir.
Çeldirici seçeneklerin doğruluğundan emin olmak ve hatayı kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Çekimli fiiller ile fiilimsilerin (özellikle yüklem olan isim-fiillerin) farkı ve ek-fiilin isim soylu sözcükleri yüklem yapma görevi.
Soru 90Soru

Edat öbekleri (ilgeç grupları), cümlede sıfat ya da zarf görevinde kullanılabilir. İsimleri nitelediklerinde sıfat, fiilleri veya fiilimsileri nitelediklerinde ise zarf görevini üstlenirler.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde "gibi" edatıyla kurulan edat öbeği diğerlerinden farklı bir görevde kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Törende yaptığı konuşma, dinleyiciler üzerinde bomba gibi bir etki bıraktı.

Cevap

Törende yaptığı konuşma, dinleyiciler üzerinde bomba gibi bir etki bıraktı.
Doğru yanıt 'Törende yaptığı konuşma, dinleyiciler üzerinde bomba gibi bir etki bıraktı.' cümlesidir. Bu cümlede 'gibi' edatı kendisinden önceki 'bomba' ismiyle öbekleşerek 'bomba gibi' edat öbeğini oluşturmuştur. Bu edat öbeği, kendisinden sonra gelen 'etki' ismini niteliği yönünden belirterek sıfat görevinde kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde ise edat öbekleri eylemleri durum yönünden niteleyerek zarf görevini üstlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki cümlelerde geçen 'gibi' edatının kurduğu edat öbeklerinin sınırlarını tespit edin.
Edat öbekleri şunlardır: 'sünger gibi', 'cennet kokulu bir çiçek gibi', 'bomba gibi', 'kale gibi', 'yemyeşil bir halı gibi'.
Edat öbeklerinin görevini doğru belirleyebilmek için öncelikle hangi sözcüklerin öbekleştiğini bulmak gerekir.
2
Belirlenen edat öbeklerinin cümlede hangi sözcüğü etkilediğini ve o sözcüğün türünü analiz edin.
'sünger gibi' öbeği 'emiyordu' fiilini; 'cennet kokulu bir çiçek gibi' öbeği 'uyuyordu' fiilini; 'bomba gibi' öbeği 'etki' ismini; 'kale gibi' öbeği 'durdu' fiilini; 'yemyeşil bir halı gibi' öbeği ise 'görünüyordu' fiilini etkilemektedir.
Edat öbeğinin sıfat mı yoksa zarf mı olduğunu belirleyen temel unsur, nitelenen sözcüğün isim mi yoksa fiil mi olduğudur.
3
Sözcük türü kurallarına göre edat öbeklerinin görevlerini sınıflandırın.
'bomba gibi' öbeği ismi nitelediği için sıfat görevindedir. Diğer tüm edat öbekleri ise fiilleri nitelediği için zarf görevindedir.
İsimleri niteleyen edat öbekleri sıfat, fiilleri niteleyen edat öbekleri ise zarf görevi üstlenir.

Anahtar Kavram

Edat öbeklerinin cümlede üstlendiği sıfat ve zarf görevleri
Soru 91Soru

Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerleri anlam akışına uygun bağlaçlarla doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Sanatçı, eserinde toplumsal gerçekleri göz ardı edemez; o, içinde yaşadığı toplumun bir parçasıdır. Gözlemlerini aktarırken tarafsız davranmaya çalışsa kendi duygu ve düşüncelerini eserine yansıtmaktan tamamen kaçınamaz.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Parçadaki ilk boşluğa neden-sonuç ilişkisi kuran 'çünkü' veya 'zira' bağlaçlarından biri, ikinci boşluğa ise karşıtlık/ödünleme ilişkisi kuran 'da', 'bile' veya 'dahi' ba��laçlarından biri getirilmelidir.
Parçadaki ilk boşluğa, kendisinden sonraki cümlenin bir gerekçe bildirmesi nedeniyle neden-sonuç anlamı kuran 'çünkü' veya 'zira' bağlaçları getirilmelidir. İkinci boşluğa ise şart kipiyle çekimlenmiş eylemden sonra gelerek cümleye ödünleme (zıtlık) anlamı katan 'da', 'bile' veya 'dahi' bağlaçları getirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk boşluğun öncesindeki ve sonrasındaki cümleler arasındaki anlam ilişkisini saptamak.
İlk cümlede sanatçının toplumsal gerçekleri göz ardı edemeyeceği yargısı verilmiş, hemen ardından gelen cümlede ise bu durumun gerekçesi ('içinde yaşadığı toplumun bir par��ası olması') sunulmuştur. Bu durum iki cümle arasında neden-sonuç ilişkisi olduğunu gösterir.
Cümleler arasındaki anlamsal köprüyü doğru kurmak, uygun bağlacı bulmak için gereklidir.
2
İlk boşluğa getirilebilecek neden-sonuç bağlaçlarını belirlemek.
Türkçede neden-sonuç (gerekçe) bildiren 'çünkü' veya 'zira' bağlaçları bu boşluğu anlamca tamamlar.
Bu bağlaçlar kendilerinden sonra gelen yargıyı bir önceki yargının nedeni veya gerekçesi yapar.
3
İkinci boşluğun yer aldığı cümledeki dil bilgisi yapısını ve anlam ilişkisini incelemek.
Cümledeki 'çalışsa' eylemi şart kipi (-sa/-se) almıştır. Eylemin gerçekleşmesine rağmen sonucun değişmediği ('kendi duygu ve düşüncelerini yansıtmaktan kaçınamaz') belirtilerek karşıtlık/ödünleme anlamı kurulmuştur.
Şart kipiyle kurulan ve cümleye zıtlık/ödünleme anlamı katan bağlaç yapısını tespit etmek gerekir.
4
İkinci boşluğa gelebilecek uygun bağlaçları belirlemek.
Şart çekimli eyleme eklenerek karşıtlık/ödünleme anlamı pekiştiren 'da' (büyük ünlü uyumuna göre), 'bile' veya 'dahi' bağlaçları bu boşluğa getirilebilir.
Bu bağlaçlar, eyleme 'olsa bile' anlamı katarak zıtlık/ödünleme ilişkisi kurar.

Anahtar Kavram

Bağlaçların cümleler arasında kurduğu anlam ilişkileri (neden-sonuç, karşıtlık/ödünleme) ve kelimelerle olan uyumu.
Soru 92Soru

Yıllardır bu sessiz k��şede durup bekliyorum,
Sözlerine hemen kanıyor çocuksu yüreğim;
Oysa zaman su gibi akıp gidiyor avuçlarımdan,
Geriye sadece hüzünlü hatıralar kalıyor.

Bu dizelerdeki fiillerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dizelerdeki tüm çekimli fiiller türemiş yapılıdır.

Cevap

Dizelerdeki tüm çekimli fiillerin t��remiş yapılı olduğu yargısı söylenemez.
Dizelerdeki tüm çekimli fiillerin türemiş yapılı olduğu yargısı yanlıştır. 'Kanıyor' (kan-), 'gidiyor' (git-) ve 'kalıyor' (kal-) eylemleri yapım eki almadıkları için basit yapılıyken yalnızca 'bekliyorum' (bek-le-) eylemi türemiştir. Bu nedenle bu ifade söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki eylemsel ifadeleri ve çekimli fiilleri belirlemek.
Dizelerde geçen fiil soylu sözcükler şunlardır: durup (zarf-fiil), bekliyorum (çekimli fiil), kanıyor (çekimli fiil), akıp (zarf-fiil), gidiyor (çekimli fiil), kalıyor (çekimli fiil).
Çekimli fiiller ile fiilimsileri birbirinden ayırarak eylemlerin yapısal ve çekimsel özelliklerini incelemek gerekir.
2
Çekimli fiillerin yapılarını (basit, türemiş, birleşik) analiz etmek.
- bekliyorum: bek (isim kökü) -> bek-le- (türemiş fiil)
- kanıyor: kan- (fiil kökü, inanmak anlamında) -> kan-ı-yor (basit fiil)
- gidiyor: git- (fiil kökü) -> git-i-yor (basit fiil)
- kalıyor: kal- (fiil kökü) -> kal-ı-yor (basit fiil)
Seçeneklerdeki yapıya dair iddiaların doğruluğunu belirlemek.
3
Fiillerdeki ses olaylarını ve kök özelliklerini incelemek.
- 'bekliyorum' kelimesinde bekle- fiiline gelen -yor eki nedeniyle ünlü daralması (e->i) olmuştur.
- 'kanıyor' sözcüğünün kökü 'kan-' fiilidir. İsim olan 'kan' ile sesteştir, ortak kök değildir. Bu fiilde daralma yoktur, 'ı' yardımcı ünlüdür.
- 'gidiyor' sözcüğünde git- fiilindeki 't' sesi 'd'ye dönüşerek ünsüz yumuşaması gerçekleştirmiştir.
Çeldiricilerdeki ses bilgisi ve kök türü analizlerini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Çekimli fiillerin yapısı, kök özellikleri, fiilimsi ayrımı ve fiillerde meydana gelen ses olayları.
Soru 93Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç, nesneleri birbirine bağlama görevinde kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bütün ömrünü adadığı o eski kütüphanede tozlu kitapları ve sararmış belgeleri büyük bir titizlikle tasnif ediyordu.

Cevap

Bütün ömrünü adadığı o eski kütüphanede tozlu kitapları ve sararmış belgeleri büyük bir titizlikle tasnif ediyordu.
Bütün ömrünü adadığı o eski kütüphanede tozlu kitapları ve sararmış belgeleri büyük bir titizlikle tasnif ediyordu ifadesinin yer aldığı cümlede 'tasnif ediyordu' yüklemine sorulan 'neyi?' sorusu 'tozlu kitapları ve sararmış belgeleri' cevabını vermektedir. Bu söz öbekleri cümlenin belirtili nesneleridir ve aralarındaki 've' bağlacı bu iki nesneyi birbirine bağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki bağlaçları bulma
Seçeneklerde sırasıyla 've', 've', 'veya', 'ama', 've' bağlaçları tespit edilir.
Bağlacın bağladığı ögeleri veya cümleleri inceleyebilmek için öncelikle bağlaçların yerini belirlemek gerekir.
2
Bağlaçların bağladığı sözcük veya söz öbeklerinin cümlenin hangi ögesi olduğunu belirleme
İlk cümlede 'tasnif ediyordu' yüklemine sorulan 'neyi?' sorusuyla 'tozlu kitapları' ve 'sararmış belgeleri' öbeklerinin belirtili nesne olduğu bulunur. İkinci cümlede bağlanan ögeler özne, üçüncü cümlede dolaylı tümleç, dördüncü cümlede bağımsız cümleler, beşinci cümlede ise isim tamlamasının tamlayanlarıdır.
Bağlacın üstlendiği görevi (hangi ögeleri bağladığını) saptamak için cümlenin ögeleri analiz edilmelidir.
3
Doğru seçeneği belirleme
Belirtili nesneleri bağlama görevinde kullanılan bağlacın bulunduğu cümle doğru cevap olarak seçilir.
Soru kökünde bağlacın nesneleri bağlama görevi sorulmuştur.

Anahtar Kavram

Bağlaçların cümledeki görevleri ve bağladıkları ögeler
Soru 94Soru

I. Sanatçı, geleneksel ögeleri eserlerinde başarıyla kullanmış ancak çağdaş çizgiden de ödün vermemiştir.
II. Sergi salonundaki tablolara yalnız iki dakika bakıp salondan hızla ayrıldı.
III. Bu zorlu projeyi zamanında yetiştirebilirdi ancak kendisine gerekli teknik destek sağlanmadı.
IV. Şair, çocukluk anılarını anlattığı bu şiir kitabında yalnız kendi iç dünyasını yansıtmış.
V. Yeni romanı hakkında pek çok eleştiri yapıldı ancak o, bu eleştirilerin hiçbirine kulak asmadı.

Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangilerinde "ancak" veya "yalnız" sözcükleri bağlaç görevinde kullanılmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IV

Cevap

İkinci ve dördüncü cümlelerde geçen "yalnız" sözcükleri "sadece" anlamında kullanıldığından edattır.
Doğru cevap olan seçenekteki ikinci ve dördüncü cümlelerde geçen "yalnız" sözcükleri "sadece" anlamına gelecek şekilde kullanılmıştır. Türkçede "yalnız" sözcüğü "sadece" anlamı kattığında edat (ilgeç) görevi kazanır. Bu nedenle bu cümlelerdeki sözcükler bağlaç değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde yer alan "ancak" ve "yalnız" sözcüklerinin yerine "fakat" ve "sadece" kelimelerini koyarak anlam testini gerçekleştirin.
Birinci, üçüncü ve beşinci cümlelerdeki "ancak" kelimelerinin yerine "fakat" getirilebilirken; ikinci ve dörd��ncü cümlelerdeki "yalnız" kelimelerinin yerine "sadece" getirilebilmektedir.
Türkçede "yalnız" ve "ancak" sözcükleri "fakat" anlamında kullanıldığında bağlaç, "sadece" anlamında kullanıldığında ise edat (ilgeç) olur.
2
Sözcüklerin cümle içindeki görevlerini kesinleştirin.
Birinci, üçüncü ve beşinci cümlelerdeki "ancak" sözcükleri bağlaç; ikinci ve dördüncü cümlelerdeki "yalnız" sözcükleri ise edattır.
Anlamsal işlevler, sözcük türünün doğru belirlenmesindeki temel ölçüttür.
3
Soru kökünün talebine göre bağlaç olmayan cümleleri tespit edin.
İkinci ve dördüncü cümlelerin yer aldığı seçenek doğru cevaptır.
Soru kökünde bağlaç görevinde kullanılmayan (yani edat olan) cümleler aranmaktadır.

Anahtar Kavram

Bağlaçlar ile Edatların Ayırt Edilmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 95Soru

Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerleri dil bilgisi kurallarına ve anlam akışına uygun bağlaçlarla tamamlayınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Şiir yazmak, sözcüklerin ses uyumuna dikkat etmeyi gerektirir; sadece ses uyumuyla yetinmek şiiri kuru bir gürültüye dönüştürür. Gerçek bir şair, kelimeleri seçerken hem onların tınısına taşıdıkları anlamsal derinliğe odaklanır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci boşluğa karşıtlık ilişkisi kuran 'ancak, fakat, ama, lakin, yalnız' bağlaçlarından biri; ikinci boşluğa ise 'hem... hem...' tekrarlı bağlaç yapısını tamamlayan 'hem' veya 'hem de' bağlacı getirilmelidir.
Parçadaki birinci boşluk, birbirine karşıt durumları bağlayan bir karşıtlık bağlacını (ancak, fakat, ama, lakin, yalnız) gerektirirken; ikinci boşluk ise 'hem... hem...' tekrarlı bağlaç yapısını kuran 'hem' veya 'hem de' sözcüğünü gerektirmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümleyi ve cümleler arasındaki anlam ilişkisini analiz etme
İlk cümlede şiir yazmanın ses uyumuna dikkat gerektirdiği belirtilmiş, devamında ise sadece bununla yetinmenin olumsuz sonucu verilerek bir karşıtlık ilişkisi kurulmuştur.
Karşıtlık (düşüncenin yönünü değiştirme) ilişkisini kurmak için bu iki cümleyi birbirine ba��layacak bir karşıtlık bağlacına ihtiyaç vardır.
2
Birinci boşluk için uygun bağlaçları belirleme
Karşıtlık bildiren 'ancak', 'fakat', 'ama', 'lakin' veya 'yalnız' bağlaçları bu boşluğa getirilebilir.
Bu bağlaçlar cümleye 'düşüncenin yönünü değiştirme' anlamı katarak anlam akışını sağlar.
3
İkinci cümledeki yapısal özellikleri inceleme ve ikinci boşluğu tamamlama
İkinci cümlede 'hem onların tınısına...' ifadesiyle başlayan bir sıralı (tekrarlı) bağlaç yapısı kurulmuştur. Bu yapının tamamlanması için boşluğa 'hem' veya 'hem de' gelmelidir.
'hem... hem...' tekrarlı bağlacı, eş görevli ögeleri (tınısına / taşıdıkları anlamsal derinliğe) birbirine bağlamak için kullanılır.

Anahtar Kavram

Bağlaçların cümledeki anlamsal ve yapısal görevleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 96Soru

Bağlaçlar; cümle içinde eş görevli sözcükleri, söz gruplarını ya da cümleleri birbirine ba��layan sözcük türüdür.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç, özneleri birbirine bağlama görevinde kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanat dünyasındaki güncel tartışmalar ile estetik kaygıların değişimi, bu derginin son sayısında detaylıca ele alınmış.

Cevap

Sanat dünyasındaki güncel tartışmalar ile estetik kaygıların değişimi, bu derginin son sayısında detaylıca ele alınmış.
Sanat dünyasındaki güncel tartışmalar ile estetik kaygıların değişimi, bu derginin son sayısında detaylıca ele alınmış.' cümlesinde geçen 'ile' sözcüğü 've' anlamında kullanıldığı için bağlaçtır. Cümlenin yüklemi olan 'ele alınmış' fiiline 'Ele alınan ne?' sorusu yöneltildiğinde 'Sanat dünyasındaki güncel tartışmalar ile estetik kaygıların değişimi' cevabı alınır ve bu grup cümlenin öznesi durumundadır. Dolayısıyla buradaki 'ile' bağlacı, özne görevindeki iki ismi (söz öbeğini) birbirine bağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki cümlelerde yer alan bağlaçları tespit etmek.
Cümlelerde sırasıyla 'ile', 'hem... hem de', 've', 'fakat', 've' bağlaçları belirlenmiştir.
Cümlenin ögelerini bağlayan unsurları analiz edebilmek için önce bağlaçların bulunması gerekir.
2
Bağlaçların bağladığı kelime gruplarını ve bu grupların cümledeki öge görevlerini belirlemek.
İlk cümlede 'ile' bağlacı 'tartışmalar' ve 'değişimi' sözcüklerini; ikinci cümlede 'hem... hem de' bağlacı nesneleri; üçüncü cümlede 've' bağlacı tamlayanları; dördüncü cümlede 'fakat' bağlacı cümleleri; beşinci cümlede 've' bağlacı zarf tümleçlerini bağlamaktadır.
Bağlacın üstlendiği görevi ortaya koymak için bağlı ögelerin işlevini saptamak gerekir.
3
Özneleri birbirine bağlayan bağlacın bulunduğu cümleyi saptamak.
'Sanat dünyasındaki güncel tartışmalar ile estetik kaygıların değişimi, bu derginin son sayısında detaylıca ele alınmış.' cümlesinde 'ele alınmış' yüklemdir. Ele alınan ne sorusunun cevabı olan 'Sanat dünyasındaki güncel tartışmalar ile estetik kaygıların değişimi' öznedir. 'ile' bağlacı bu öznenin unsurlarını bağlamıştır.
Soruda istenen 'özneleri bağlama' görevinin hangi seçenekte gerçekleştiğini netleştirmek.

Anahtar Kavram

Bağlaçların cümledeki görevleri ve bağladığı ögelerin tespiti
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 97Soru

Aşağıdaki karşılıklı konuşmada bazı sözcükler numaralandırılmıştır:

Yolcu: Yahu (I), bu dağları aşmak ne kadar da zormuş!
Kılavuz: Sabret yolcu (II)! Şurada az bir yolumuz kaldı, gayret et!
Yolcu: Benim artık dayanacak gücüm kalmadı, içimden sadece derin bir of (III) çekmek geliyor.
Kılavuz: Amma yaptın ha (IV)! Genç yaşında bu kadar çabuk pes edilir mi?
Yolcu: Kardeşim (V), haklısın fakat yorgunluk insanın aklını başından alıyor.

Bu parçada numaralanmış sözcüklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V. sözcük, iyelik eki alarak adlaşmış ünlem durumuna gelmiştir.

Cevap

Kardeşim sözcüğünün iyelik eki alarak adlaşmış ünlem durumuna geldiğini belirten yargı yanlıştır. Bu sözcük aslen isimdir ve ünlemleşmiştir.
Kardeşim sözcüğü aslen ünlem değildir, bir isimdir. Cümlede hitap tonlaması kazanarak ünlemleşmiştir (ünlem değeri kazanmıştır). Dolayısıyla bu sözcük için 'adlaşmış ünlem' ifadesini kullanmak yanlıştır. Adlaşmış ünlem, 'of, ah, eyvah' gibi asıl ünlemlerin isim görevinde kullanılmasıyla (örneğin 'derin bir of çekmek') oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Numaralanmış sözcüklerin kökenlerini ve temel kelime türlerini incelemek.
I, III ve IV numaralı sözcüklerin asıl ünlem; II ve V numaralı sözcüklerin ise isim kökenli olduğu belirlenir.
Sözcüklerin asıl ünlem mi yoksa ünlemleşmiş sözcük mü olduğunu ayırt etmek.
2
Sözcüklerin cümledeki kullanım ve anlam özelliklerini değerlendirmek.
III numaralı sözcüğün sıfat alarak isimleştiği (adlaştığı), II ve V numaralı isimlerin ise seslenme yoluyla ünlemleştiği görülür.
Sözcük türü kaymalarını ve işlev değişikliklerini doğru tespit etmek.
3
Doğru ve yanlış yargıları karşılaştırarak sonuca ulaşmak.
Kardeşim sözcüğü ünlem kökenli bir sözcüğün adlaşması değil, isim kökenli bir sözcüğün ünlemleşmesidir. Dolayısıyla ilgili yargı yanlıştır.
İsimden ünlemleşme ile ünlemden adlaşma arasındaki farkı ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Ünlemleşmiş isimler ile adlaşmış ünlemlerin ayrımı
Soru 98Soru

Türkçede kimi adlar, adıllar ya da eylemler, hitap ve duygu belirtecek biçimde cümlede kullanılarak ünlem değeri kazanabilir (ünlemleşmiş s��zcükler). Kimi asıl ünlemler ise ad çekim eklerini alarak isimleşebilir (adlaşmış ünlemler).

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem ünlemleşmiş bir sözcük hem de adlaşmış bir ünlem bir arada kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beyler, kimsenin ahını almadan bu yolda ilerleyemezsiniz.

Cevap

Beyler, kimsenin ahını almadan bu yolda ilerleyemezsiniz.
Doğru seçenekte yer alan 'Beyler' sözcüğü normalde isim soylu bir kelimeyken cümlede hitap/seslenme göreviyle kullanılarak ünlemleşmiş sözcük değeri kazanmıştır. Aynı cümledeki 'ahını' sözcüğü ise bir asıl ünlem olan 'ah' kelimesinin ad çekim eklerini alması sonucu adlaşmış ünlem durumundadır. Her iki ünlem özelliği de bu cümlede mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde geçen ünlem niteliği taşıyan veya ünlemlerle ilişkili tüm sözcükleri saptamak.
Analiz edilen cümlelerde 'Beyler', 'ahını', 'Ah', 'oflarına', 'Arkadaşlar', 'eyvah', 'ahları', 'Tüh' gibi sözcüklerin ünlem değeri veya kökeni taşıdığı belirlenmiştir.
Soruda istenen iki farklı ünlem tipini cümleler içinde arayabilmek için aday sözcüklerin bulunması gerekir.
2
Belirlenen sözcükleri 'ünlemleşmiş sözcük' ve 'adlaşmış ünlem' tanımlarına göre incelemek.
'Beyler' sözcüğü isim kökenli olup cümlede hitap bildirdiği için ünlemleşmiştir. 'ahını' sözcüğü ise asıl ünlem olan 'ah' kelimesinin iyelik ve durum eklerini alarak adlaşmasıyla oluşmuştur.
Sözcüklerin kökenleri ile aldıkları eklerin ve üstlendikleri görevlerin analiz edilmesi doğru sınıflandırma için şarttır.
3
Her iki özelliğin de yer aldığı seçeneği tespit etmek.
Hitap bildiren 'Beyler' ünlemleşmiş sözcüğü ile isim çekim eki almış 'ahını' adlaşmış ünleminin bir arada kullanıldığı cümle tespit edilmiştir.
Soru kökündeki iki şartı birden sağlayan tek cümleye ulaşarak çözümü tamamlamak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Ünlemlerde Ünlemleşme ve Adlaşma Durumları
Soru 99Soru

Ek-fiil (ek-eylem), Türkçede iki temel işlevde kullanılır: İsim soylu sözcüklerin arkasına gelerek onları cümlede yüklem yapmak veya çekimli fiillerin üzerine gelerek birleşik zamanlı fiil oluşturmak.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde ek-fiil, diğerlerinden farklı bir işlevde kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gruptaki herkesin tek ortak hedefi, bu zorlu süreci başarıyla atlatmaktı.

Cevap

Gruptaki herkesin tek ortak hedefi, bu zorlu süreci başarıyla atlatmaktı cümlesinde ek-fiil isim soylu bir sözcüğü yüklem yapmıştır.
Doğru seçenekte yer alan 'atlatmaktı' sözcüğü bir isim-fiildir. Fiilimsiler isim soylu sözcükler olduğu için buradaki ek-fiil, isim soylu bir sözcüğü yüklem yapma işlevindedir. Diğer seçeneklerde ise ek-fiil çekimli fiillere gelerek birleşik zamanlı fiil oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerin yüklemlerini ve bu yüklemlerdeki ek-fiil almış sözcükleri tespit etmek.
Cümlelerin yüklemleri sırasıyla 'dinmişti', 'fark etmiyordum', 'tamamlamalıymış', 'atlatmaktı' ve 'söz ederdik' olarak belirlenmiştir.
Ek-fiilin hangi sözcüklere geldiğini belirlemek.
2
Yüklemlerdeki ek-fiil alan sözcüklerin türlerini (isim soylu veya fiil) analiz etmek.
'dinmişti' (din-mek fiil), 'fark etmiyordum' (et-mek fiil), 'tamamlamalıymış' (tamamla-mak fiil) ve 'söz ederdik' (et-mek fiil) sözcükleri fiildir. Ancak 'atlatmaktı' sözcüğündeki 'atlatmak' kelimesi isim-fiil (fiilimsi) ekini alarak isim soylu bir sözcük olmuştur.
Ek-fiilin işlevlerini ayırt etmek.
3
Ek-fiilin işlevlerini karşılaştırarak farklı olanı bulmak.
Fiil kökenli yüklemlerde ek-fiil birleşik zamanlı fiil oluştururken, 'atlatmak' isim-fiilinde ek-fiil isim soylu bir sözcüğü yüklem yapmıştır. Dolayısıyla farklı işlevdeki cümle belirlenmiştir.
Farklı olan görevi bularak doğru yanıta ulaşmak.

Anahtar Kavram

Ek-fiilin (ek-eylemin) işlevleri ve isim-fiil yüklemlerinin isim soylu kabul edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 100Soru

Edebiyatın (I) insan ruhunu sağaltan bir gücü vardır. Yazar, hayatın içindeki karmaşayı eserlerine aktarırken aslında kendi iç dünyasını (II) da yansıtır. Okurlar, bu romanları (III) okurken kendi yaşamlarından kesitler bulur ve kitabın (IV) sunduğu hayal (V) dünyasına sığınırlar.

Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. sözcükteki '-ı' eki, üçüncü tekil şahıs iyelik ekidir.

Cevap

III. numaralı sözcükteki '-ı' eki, üçüncü tekil şahıs iyelik eki değil, belirtme durum ekidir.
romanları sözcüğündeki '-ı' ekinin üçüncü tekil şahıs iyelik eki olduğunu belirten yargı yanlıştır. Cümledeki 'bu romanları' ifadesi belirtme durum eki almıştır ve cümlenin nesnesini oluşturmaktadır; herhangi bir aitlik/sahiplik bildirmemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki I. sözcük olan 'Edebiyatın' kelimesini incelemek.
'Edebiyat' soyut bir isimdir. '-ın' eki ise ilgi (tamlayan) durum ekidir. Bu nedenle I. sözcükle ilgili yargı doğrudur.
Sözcüğün türünü ve aldığı eki doğru belirlemek.
2
Parçadaki II. sözcük olan 'dünyasını' kelimesini incelemek.
'Dünya' ismine gelen '-sı' eki üçüncü tekil şah��s iyelik eki, '-ı' eki ise belirtme durum ekidir. Bu nedenle II. sözcükle ilgili yargı doğrudur.
İyelik ve hâl eklerinin ardı ardına gelme sırasını kontrol etmek.
3
Parçadaki III. sözcük olan 'romanları' kelimesini incelemek.
'romanları' sözcüğü 'Okurlar bu romanları okurken...' cümlesinde kullanılmıştır. Buradaki '-ı' eki belirtme durum ekidir, iyelik eki değildir. Bu nedenle III. sözcükle ilgili yargı yanlıştır.
Cümledeki anlam ilişkisine göre ekin işlevini ayırt etmek.
4
Parçadaki IV. sözcük olan 'kitabın' kelimesini incelemek.
'Kitap' kelimesi somuttur. Tamlayan eki (-ın) aldığında 'p' sesi 'b'ye dönüşerek yumuşamıştır. Çekim eki almıştır. Bu nedenle IV. sözcükle ilgili yargı doğrudur.
İsimdeki ses olayını ve çekim ekini tespit etmek.
5
Parçadaki V. sözcük olan 'hayal' kelimesini incelemek.
'Hayal' sözcüğü soyut bir isimdir ve herhangi bir hâl eki almadığı için yalın durumdadır. Bu nedenle V. sözcükle ilgili yargı doğrudur.
İsmin anlam özelliğini ve hâl durumunu belirlemek.

Anahtar Kavram

İsim Çekim Ekleri ve İsimlerin Dil Bilgisel Özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 5 / 6Sonraki
Sözcük Türleri Alıştırma Soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) — Sayfa 5 | Examkin