Sözcük Türleri
120 soru
(I) Akşamüzeri bozkırın ortasında ilerlerken gökyüzünde biriken bulutlar yağmurun habercisi gibiydi. (II) Rüzgâr sert estikçe ağaçların kuru dalları birbirine çarpıp tuhaf sesler çıkarıyordu. (III) Yıllar önce bu ıssız yollardan geçen gezginler, yorgunluklarını gidermek için her zaman şu çeşmenin başında mola verir. (IV) Çocukluğumdan beri bu topraklarda yaşayan insanların sabrına ve metanetine her zaman hayran kalmışımdır. (V) Sen de bu efsunlu coğrafyayı bir gün mutlaka baştan başa gezmelisin.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Ah (I) ne güzel günlerdi o çocukluk yılları! Arkadaşlar (II), şimdi geriye dönüp baktığımızda sadece o günlerin özlemini duyuyoruz. Hani o sokaklarda koştururken birbirimize 'Hey (III)!' diye seslendiğimiz anlar? Şimdi ise her birimizin içinden kopan o sessiz ahlar (IV) kalıyor geriye. Fakat heyhat (V), zamanı geri döndürmek mümkün olmuyor.
Bu parçada numaralanmış sözcüklerin türleri ve cümledeki işlevleriyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
Eklendiği sözcükle birlikte sıfat ya da zarf görevli öbekler oluşturan edatlar (ilgeçler), cümleye farklı anlam ilgileri de kazandırır.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde edat öbeği, kendisinden sonra gelen bir adı niteleme göreviyle (sıfat olarak) kullanılmıştır?
Aşağıdaki cümlelerde yer alan edatların (ilgeçlerin) cümleye kattığı anlam ilgilerini, sağ sütundaki kavramlarla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki cümlelerde yer alan bağlaçların cümlelere kazandırdığı anlam ilişkilerini, karşılarında verilen işlevlerle doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Edatlar (ilgeçler), tek başlarına anlamları olmayan, cümle içinde diğer sözcüklerle öbekleşerek farklı anlam ilgileri kuran sözcüklerdir. Türkçede "için" ve "üzere" edatları kuruldukları öbeklerle cümlelere sıklıkla "neden-sonuç" ya da "amaç-sonuç" ilişkisi kazandırır.
Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde edat öbeği, cümleye diğerlerinden farklı bir anlam ilgisi katmıştır?
I. Şair, çocukluğunun geçtiği o dar sokakları özlemle anıyor her fırsatta.
II. Son kitabında, insan ruhunun derinliklerine inmeyi amaçlıyordu.
III. Yıllardır biriktirdiği anılarını bu eski kutuda saklamıştı.
IV. Konunun detaylarını onunla enine boyuna konuşabilmekti tek arzusu.
V. Sabaha karşı başlayan kar yağışı, tüm şehri beyaza boyuyordu yavaşça.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Aşağ��daki cümlede boş bırakılan yerleri, belirtilen anlam ilgilerini kuracak şekilde uygun edatlarla (ilgeçlerle) tamamlayınız.
Aşağıdaki boşlukları doldurun
(I) Gün batarken vadinin derinliklerinde uzanan nehir, kızıl bir kurdele gibi parlıyordu.
(II) Kasabanın dar sokaklarında yürürken çocukluğumun o masum neşesini yeniden hissettim.
(III) Sanatçının edebiyattaki yegâne amacı, insanı kendi gerçeğiyle yüzleştirmekti.
(IV) Rüzgârın önünde savrulan kuru yapraklar, bize sonbaharın artık kapıda olduğunu fısıldar.
(V) Her akşam balkona çıkar, ufuktaki kızıllığı seyrederek hayaller kurardı.
Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Edat öbekleri (ilgeç grupları), cümlede sıfat ya da zarf görevinde kullanılabilir. İsimleri nitelediklerinde sıfat, fiilleri veya fiilimsileri nitelediklerinde ise zarf görevini üstlenirler.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde "gibi" edatıyla kurulan edat öbeği diğerlerinden farklı bir görevde kullanılmıştır?
Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerleri anlam akışına uygun bağlaçlarla doldurunuz.
Aşağıdaki boşlukları doldurun
Yıllardır bu sessiz k��şede durup bekliyorum,
Sözlerine hemen kanıyor çocuksu yüreğim;
Oysa zaman su gibi akıp gidiyor avuçlarımdan,
Geriye sadece hüzünlü hatıralar kalıyor.
Bu dizelerdeki fiillerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç, nesneleri birbirine bağlama görevinde kullanılmıştır?
I. Sanatçı, geleneksel ögeleri eserlerinde başarıyla kullanmış ancak çağdaş çizgiden de ödün vermemiştir.
II. Sergi salonundaki tablolara yalnız iki dakika bakıp salondan hızla ayrıldı.
III. Bu zorlu projeyi zamanında yetiştirebilirdi ancak kendisine gerekli teknik destek sağlanmadı.
IV. Şair, çocukluk anılarını anlattığı bu şiir kitabında yalnız kendi iç dünyasını yansıtmış.
V. Yeni romanı hakkında pek çok eleştiri yapıldı ancak o, bu eleştirilerin hiçbirine kulak asmadı.
Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangilerinde "ancak" veya "yalnız" sözcükleri bağlaç görevinde kullanılmamıştır?
Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerleri dil bilgisi kurallarına ve anlam akışına uygun bağlaçlarla tamamlayınız.
Aşağıdaki boşlukları doldurun
Bağlaçlar; cümle içinde eş görevli sözcükleri, söz gruplarını ya da cümleleri birbirine ba��layan sözcük türüdür.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç, özneleri birbirine bağlama görevinde kullanılmıştır?
Aşağıdaki karşılıklı konuşmada bazı sözcükler numaralandırılmıştır:
Yolcu: Yahu (I), bu dağları aşmak ne kadar da zormuş!
Kılavuz: Sabret yolcu (II)! Şurada az bir yolumuz kaldı, gayret et!
Yolcu: Benim artık dayanacak gücüm kalmadı, içimden sadece derin bir of (III) çekmek geliyor.
Kılavuz: Amma yaptın ha (IV)! Genç yaşında bu kadar çabuk pes edilir mi?
Yolcu: Kardeşim (V), haklısın fakat yorgunluk insanın aklını başından alıyor.
Bu parçada numaralanmış sözcüklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Türkçede kimi adlar, adıllar ya da eylemler, hitap ve duygu belirtecek biçimde cümlede kullanılarak ünlem değeri kazanabilir (ünlemleşmiş s��zcükler). Kimi asıl ünlemler ise ad çekim eklerini alarak isimleşebilir (adlaşmış ünlemler).
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem ünlemleşmiş bir sözcük hem de adlaşmış bir ünlem bir arada kullanılmıştır?
Ek-fiil (ek-eylem), Türkçede iki temel işlevde kullanılır: İsim soylu sözcüklerin arkasına gelerek onları cümlede yüklem yapmak veya çekimli fiillerin üzerine gelerek birleşik zamanlı fiil oluşturmak.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde ek-fiil, diğerlerinden farklı bir işlevde kullanılmıştır?
Edebiyatın (I) insan ruhunu sağaltan bir gücü vardır. Yazar, hayatın içindeki karmaşayı eserlerine aktarırken aslında kendi iç dünyasını (II) da yansıtır. Okurlar, bu romanları (III) okurken kendi yaşamlarından kesitler bulur ve kitabın (IV) sunduğu hayal (V) dünyasına sığınırlar.
Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?