Uluslararası Hukukun Kaynakları

430 questions

Question 241Question

A devleti, komşu B devleti ile olan kıta sahanlığı sınırlandırması uyuşmazlığında, Dışişleri Bakanı'nın resmî bir notasıyla 'uyuşmazlık konusu bölge üzerindeki tüm egemenlik iddialarından B devleti lehine feragat ettiğini' resmen ilan etmiştir. B devleti bu beyana güvenerek bölgede uzun vadeli enerji ruhsatları vermiş ve yabancı yatırımcılarla bağlayıcı sözleşmeler imzalamıştır. Ancak üç yıl sonra A devleti, 'söz konusu notanın iç hukukta meclis onayından geçmediğini ve anayasal yetki aşımı (ultra vires) içerdiğini' ileri sürerek feragati geri aldığını açıklamıştır.

Bu olayla ilgili olarak Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun (ILC) 2006 tarihli 'Devletlerin Tek Taraflı Beyanlarına İlişkin Yol Gösterici İlkeler'i ve uluslararası yargı içtihatları çerçevesinde aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: B devletinin bu beyana güvenerek (reliance) hukuki ve mali taahhütlere girmiş olması, A devletinin beyanı geri çekmesini 'keyfi' (arbitrary) kılar ve bu geri alma uluslararası hukukta geçersizdir.

Answer

B devletinin yapılan feragat beyanına güvenerek (reliance) hukuki taahhütler altına girmiş olması, A devletinin bu beyanı geri çekmesini 'keyfi' hale getirir ve ILC ilkeleri uyarınca bu geri alma geçersizdir.
Doğru cevap, B devletinin beyana güvenerek hareket etmesinin (reliance/itimat), A devletinin geri alma işlemini 'keyfi' kıldığını belirtmektedir. ILC'nin 2006 tarihli Yol Gösterici İlkeleri'nin 10. maddesi uyarınca; bir devletin üstlendiği tek taraflı yükümlülüğü geri alabilmesi için işlemin içeriğinde buna izin veren bir hüküm bulunmalı, muhataplar bu beyana dayanarak hareket etmemiş olmalı veya koşullarda köklü bir değişiklik yaşanmalıdır. Olayda B devletinin lisanslar verip sözleşmeler imzalaması, geri almayı keyfi ve hukuka aykırı kılar.

Step-by-Step Solution

1
Adım 1: İşlemin niteliğini ve geçerliliğini tespit etme
Sonuç: Dışişleri Bakanı tarafından yapılan ve kamuya açıklanan feragat beyanı, A devletini uluslararası hukukta bağlayan tek taraflı bir işlemdir.
Neden: Uluslararası hukukta devletin en üst düzey yetkilileri (Dışişleri Bakanı dahil) devleti tek taraflı beyanlarla bağlama yetkisine sahiptir.
2
Adım 2: Geri alma (revocation) şartlarını değerlendirme
Sonuç: Geri alma işleminin geçerli olması için 'keyfi' olmaması gerekir.
Neden: ILC 2006 İlkeleri, bağlayıcılık kazanan bir beyanın keyfi olarak geri alınamayacağını hüküm altına almıştır.
3
Adım 3: Keyfilik denetimi yapma (Reliance/İtimat faktörü)
Sonuç: B devletinin beyana güvenerek yatırım yapması ve sözleşmeler imzalaması, geri almayı keyfi kılmaktadır.
Neden: Geri almanın keyfi olup olmadığını belirleyen kriterlerden biri, muhatapların bu beyana dayanarak (reliance) hareket edip etmedikleridir.

Key Concept

Tek Taraflı İşlemlerde Geri Alma ve Haklı Beklenti (Reliance)

Alternative Method

Soruyu çözerken 'Estoppel' (Çelişkili Davranma Yasağı) ilkesini hatırlamak, bir devletin kendi yarattığı hukuki duruma güvenen tarafın aleyhine hareket edemeyeceği gerçeği üzerinden doğru cevaba ulaşmanızı sağlar.
Estimated Time:2m 30s
Question 242Question

Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 102.102. maddesi uyarınca, üye devletler tarafından akdedilen bir uluslararası antlaşmanın Birleşmiş Milletler Sekreterliğine tescil (kayıt) edilmemesinin temel hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmanın Birleşmiş Milletler organları nezdinde ileri sürülememesi

Answer

Birleşmiş Milletler Şartı'nın 102. maddesi gereğince, tescil edilmeyen bir antlaşma Birleşmiş Milletler organları (Uluslararası Adalet Divanı, Güvenlik Konseyi vb.) önünde ileri sürülemez.
Birleşmiş Milletler Şartı’nın 102.102. maddesinin 2.2. fıkrasına göre; tescil edilmemiş bir antlaşmaya taraf olanlar, bu antlaşmayı Birleşmiş Milletler’in hiçbir organı (Uluslararası Adalet Divanı dahil) önünde ileri süremezler. Bu hüküm, devletleri antlaşmalarını şeffaf bir şekilde kayıt ettirmeye zorlamak için getirilmiş özel bir yaptırımdır.

Step-by-Step Solution

1
Hukuki dayanağın belirlenmesi
BM Şartı Madde 102102 hükümleri esas alınır.
Uluslararası antlaşmaların tescili ve tescil edilmemesinin yaptırımı bu maddede düzenlenmiştir.
2
Tescil işleminin amacının analizi
Gizli diplomasiyi önlemek ve antlaşmaları kamuoyuna açıklamak amaçlanır.
Tescil, antlaşmanın uluslararası toplum tarafından bilinirliğini sağlar.
3
Yaptırımın türünün tespit edilmesi
Yaptırım 'ileri sürülemezlik' (noninvocabilitynon-invocability) ile sınırlıdır.
Tescil edilmeyen antlaşma taraflar arasında geçerli kalsa da BM mekanizmaları içinde resmiyet kazanamaz.

Key Concept

BM Şartı Madde 102102 ve Antlaşmaların Tescili

Hints

1
Birleşmiş Milletler Şartı'ndaki bu kuralın amacı gizli antlaşmaların yapılmasını engellemektir.
2
Yaptırım, antlaşmanın geçerliliğini değil, Uluslararası Adalet Divanı gibi kurumlar önündeki statüsünü etkiler.

Practice More

Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nde yer alan antlaşmaların geçersizlik hallerini (hata, hile, jus cogens'e aykırılık) tekrar ederek yaptırımlar arasındaki farkı pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 243Question

Uluslararası bir uyuşmazlıkta taraflardan biri, aralarındaki sınır antlaşmasının mevcut coğrafi gerçeklerle bağdaşmadığını ve adaletsiz sonuçlar doğurduğunu ileri sürerek, Uluslararası Adalet Divanı'ndan (UADUAD) uyuşmazlığı "hakkaniyet ve nisfet" (exex aequoaequo etet bonobono) uyarınca çözmesini istemiştir. Diğer taraf ise "ahde vefa" (pactapacta suntsunt servandaservanda) ilkesini hatırlatarak Divan'ın yalnızca yürürlükteki hukuk kurallarıyla bağlı olduğunu savunmuştur.

Bu durumda, Divan'ın "ex aequo et bono" çerçevesinde bir karar verebilmesi ve pozitif hukuk kuralını (antlaşmayı) bir kenara bırakabilmesi için gereken hukuki rejim hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Divan, ancak tarafların her ikisinin de bu yönde açık ve özel rızasının bulunması durumunda pozitif hukuku askıya alarak tamamen adalet duygusuna dayalı bir karar verebilir.

Answer

Divan'ın hukuk kurallarını bir kenara bırakarak hakkaniyet ve nisfet uyarınca karar verebilmesi için tarafların bu yönde açık ve özel rızasının bulunması zorunludur.
Uluslararası hukukta mahkemeler normalde yürürlükteki hukukla (lexlex latalata) bağlıdır. Ancak taraflar, aralarındaki uyuşmazlığın katı hukuk kuralları yerine adaletin ve hakkaniyetin gereklerine göre çözülmesini istiyorlarsa, bu yönde ortak ve açık bir irade beyanıyla Divan'ı yetkilendirmelidirler. Bu durumda Divan, mevcut bir antlaşmayı veya teamül kuralını uygulamaktan vazgeçip daha adil bulduğu bir çözümü hükme bağlayabilir.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü'nün 3838. maddesinin yapısını analiz etme.
Statü'nün 38/138/1. maddesi Divan'ın uyuşmazlıkları antlaşmalar, teamüller ve genel ilkeler gibi pozitif hukuk kaynaklarına göre çözeceğini hükme bağlar.
Yargıcın normal şartlarda hukukla bağlı olduğunu anlamak için gereklidir.
2
38/238/2. maddedeki istisnai yetkiyi (exex aequoaequo etet bonobono) değerlendirme.
"Bu hüküm, tarafların uyuşmazlığın hakkaniyet ve nisfet uyarınca karara bağlanması hususunda anlaşmaları durumunda Divan'ın karar verme yetkisini kısıtlamaz" ifadesi tespit edilir.
Özel bir yetkilendirme rejiminin varlığını belirlemek için gereklidir.
3
Rıza şartının kapsamını belirleme.
Rızanın hem mevcut hukukun dışına çıkılmasına hem de Divan'ın bir nevi "yasa koyucu" gibi hareket etmesine yönelik olması gerektiği sonucuna varılır.
Pozitif hukuk kuralının (antlaşmanın) neden askıya alınabildiğini açıklamak için gereklidir.

Key Concept

Hakkaniyet ve Nisfet (Ex Aequo et Bono) ve Rıza Şartı

Hints

1
UAD Statüsü'nün 38/238/2. maddesini ve yargıcın hukukla bağlılığının istisnasını düşünün.
2
Hukuku tamamlayan hakkaniyet ile hukukun yerine geçen hakkaniyet arasındaki rıza farkına odaklanın.
3
Taraflardan biri 'ahde vefa' diyorsa, mahkemenin bu antlaşmayı yok sayabilmesi için her iki tarafın da buna 'dur' demesi yani rıza göstermesi gerekir.

Practice More

UAD'nin Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı davasında hakkaniyet ilkelerini (equity principles) 'hukukun içinden' nasıl kullandığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 244Question

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) uyuşmazlık çözümündeki rolü ile bu süreçte ortaya çıkan içtihatların uluslararası hukukun genel gelişimi üzerindeki etkisi dikkate alındığında, yargı kararlarının "yardımcı kaynak" olma niteliğine dair aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi isabetlidir?

Show answer & explanation

Answer: Yargı kararları, uluslararası hukukta doğrudan kural ihdas eden kurucu bir kaynak değildir; ancak mevcut teamül kurallarını veya hukukun genel ilkelerini otoriter bir şekilde saptayarak bu kuralların varlığına ve kapsamına dair kesin bir ispat aracı işlevi görürler.

Answer

Yargı kararlarının hukuk yaratıcı değil, mevcut hukuk kurallarını saptayıcı (law-determining) ve ispat edici bir yardımcı kaynak olduğunu belirten ifade doğrudur.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38/1-d uyarınca yargı kararları, hukuk kurallarını doğrudan yaratan bir 'asli kaynak' (formal source) değil, mevcut kuralların varlığını ve kapsamını saptamaya yarayan bir 'yardımcı araçtır' (subsidiary means). Bu doğrultuda mahkemeler, yeni bir hukuk kuralı ihdas etmek yerine, mevcut olan ancak içeriği tartışmalı olabilecek teamül (yapılageliş) kurallarını teyit ederek onlara kesinlik kazandırır. Bu işlev literatürde 'hukuku belirleyici/saptayıcı' (law-determining) rol olarak adlandırılır.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü Madde 38 ve 59 arasındaki ayrımı belirleyin.
Madde 38 yargı kararlarını 'yardımcı araç' olarak sınıflandırırken, Madde 59 kararın sadece taraflar için bağlayıcı olduğunu (nispi etki) düzenler.
Uluslararası hukukta yargı organlarının yasama yetkisi yoktur; kararlar kural koymaz, kuralı açıklar.
2
Yardımcı kaynağın 'hukuku saptama' (law-determining) işlevini analiz edin.
Mahkemeler, bir teamül kuralının var olup olmadığını veya bir genel ilkenin içeriğini inceleyerek bu kuralın 'ispatını' yaparlar.
Yargı kararı yeni bir kural getirmese de mevcut olan ama belirsiz olan teamülün 'kristalleşmesini' sağlar.
3
Kararın bağlayıcılığı ile hukuki kuralın tespiti arasındaki sentezi kurun.
Karar sadece tarafları bağlasa da içindeki hukuki analiz, tüm uluslararası toplum için teamülün ne olduğunu gösteren en otoriter delildir.
Bu durum yargı kararlarını diğer devletler için de 'belirleyici' ama 'yardımcı' bir kaynak kılar.

Key Concept

Hukuku Saptayıcı (Law-determining) Araç Olarak Yargı Kararları

Hints

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesindeki 'asli' ve 'yardımcı' kaynak ayrımını düşünün.
2
Bir mahkeme kararı yeni bir kanun mu yapar yoksa mevcut hukuku mu uygular?
3
Kararların sadece tarafları bağlaması, o karardaki hukuki analizin teamül hukukunu 'ispatlama' gücünü ortadan kaldırmaz.

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı'nın 'Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı' veya 'Nikaragua' davalarında teamül hukukunu nasıl tespit ettiğini incelemek bu kavramı pekiştirecektir.
Estimated Time:2m 0s
Question 245Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde, bir antlaşmanın üçüncü devletler (antlaşmaya taraf olmayan devletler) üzerindeki etkisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bir antlaşmanın üçüncü bir devlet için yükümlülük doğurabilmesi için o devletin bu yükümlülüğü yazılı ve açık bir şekilde kabul etmesi şarttır.

Answer

Bir antlaşmanın üçüncü bir devlet için yükümlülük doğurabilmesi için o devletin bu yükümlülüğü yazılı ve açık bir şekilde kabul etmesi şarttır.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 35. maddesi, bir antlaşmanın üçüncü bir devlet için yükümlülük doğurmasını, tarafların bu yöndeki niyeti ve üçüncü devletin bu yükümlülüğü 'yazılı ve açık' bir şekilde kabul etmesi şartına bağlamıştır. Bu, rıza prensibinin en katı uygulandığı alanlardan biridir.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası hukukta antlaşmaların etkisini belirleyen genel kuralı (Pacta Tertiis) anımsa.
Antlaşmalar, rızası olmayan üçüncü devletler için ne hak ne de yükümlülük doğurur (Viyana Sözleşmesi Madde 34).
Devletlerin egemen eşitliği ve rıza prensibi gereği, bir devlet iradesi dışında bir antlaşma kuralıyla bağlanamaz.
2
Yükümlülükler (borçlar) için öngörülen özel rıza şartını incele.
Madde 35'e göre, üçüncü devletin bu yükümlülüğü 'yazılı ve açık' (expressly in writing) kabul etmesi gerekir.
Yükümlülükler devletin egemenliğini kısıtladığı için ispatlanabilir ve kesin bir rıza beyanı aranır.
3
Haklar için öngörülen rıza şartını yükümlülüklerle karşılaştır.
Madde 36'ya göre, lehine hak tanınan devlet aksi yönde bir irade sergilemedikçe rızası var sayılır (zımni rıza).
Haklar devletin lehine olduğu için hukuk düzeni rızanın varlığını daha kolay kabul eder.
4
Seçeneklerdeki ifadeleri bu teknik ayrım (Yazılı/Açık Rıza vs. Zımni Rıza) üzerinden değerlendir.
Yükümlülükler için yazılı ve açık kabul şartını belirten ifade doğrudur.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 35. maddesindeki lafzi ifadeyle tam uyumludur.

Key Concept

Pacta Tertiis ve Üçüncü Devletlere Etki

Alternative Method

Haklar ve yükümlülükler arasındaki 'pozitif/negatif etki' ayrımına odaklanarak, negatif (yükümlülük) durumunda en yüksek ispat seviyesinin (yazılı-açık) arandığını hatırlamak eleme yapmayı kolaylaştırır.
Estimated Time:1m 30s
Question 246Question

Uluslararası hukukta "türev kaynaklar" (ikincil kaynaklar) olarak nitelendirilen uluslararası örgüt kararlarının hukuki niteliği ve üye devletler üzerindeki bağlayıcılığı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Teknik nitelikli bazı uzmanlık kuruluşlarının (ICAO, DSÖ gibi) kurucu antlaşmalarında öngörülen "sessiz kalma" (contracting out) yöntemi uyarınca, yetkili organlarca kabul edilen teknik düzenlemeler üye devletler tarafından belirli bir sürede reddedilmezse bağlayıcılık kazanır.

Answer

Teknik uzmanlık kuruluşlarının kurucu antlaşmalarında öngörülen sessiz kalma (contracting out) yöntemi uyarınca, üye devletler tarafından belirli bir sürede reddedilmeyen kararlar bağlayıcılık kazanır.
Doğru olan ifade, uluslararası örgütler hukukunda 'sessiz kalma' (contracting out) sistemini tanımlamaktadır. Bu sistemde, özellikle teknik uzmanlık gerektiren konularda (havacılık, sağlık vb.) örgüt organınca kabul edilen standartlar, üye devletler tarafından öngörülen süre içinde açıkça reddedilmedikçe o devlet için bağlayıcı hale gelir. Bu usul, devletlerin aktif rızasının beklenmesinin yaratacağı gecikmeleri önlemeyi amaçlar.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası örgüt kararlarının tasnifini yapınız.
Kararlar iç işleyişe yönelik (bağlayıcı) ve dış ilişkilere yönelik (genellikle tavsiye) olarak ikiye ayrılır.
Kararların hangi hukuki rejime tabi olduğunu belirlemek için bu temel ayrımın yapılması gerekir.
2
Dışsal kararların bağlayıcılık istisnalarını inceleyiniz.
BM Güvenlik Konseyi'nin emredici kararları ve bazı teknik örgütlerin 'sessiz kalma' usulüyle aldığı kararlar bu istisnaların başında gelir.
Genel kural olan tavsiye niteliğinin dışındaki özel ve bağlayıcı durumları tespit etmek çözüm için kritiktir.
3
Sessiz kalma (contracting out) sisteminin işleyişini değerlendiriniz.
Bu sistemde devletin rızası aktif bir onay yerine, makul bir sürede itiraz etmeme (sessiz kalma) yoluyla varsayılır.
Teknik düzenlemelerin tüm dünyada uyumlu ve hızlı uygulanmasını sağlamak bu mekanizmanın temel amacıdır.

Key Concept

Uluslararası örgütlerin türev kaynak niteliği ve 'Sessiz Kalma' (Contracting Out) usulü.

Hints

1
Uluslararası örgüt kararlarının her zaman 'tavsiye' niteliğinde olmadığını, bazı teknik usullerle bağlayıcılık kazandığını düşünün.
2
DSÖ veya ICAO gibi örgütlerde teknik standartların üye devletlerin her birinin tek tek onayı beklenmeden nasıl yürürlüğe girdiğini hatırlayın.

Practice More

Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) örneği üzerinden 'sessiz kalma' usulünün teknik standartların küreselleşmesindeki rolünü inceleyin.
Estimated Time:1m 30s
Question 247Question

Uluslararası hukukta bir antlaşmanın yürürlüğü sırasında tarafların öngöremediği köklü bir değişikliğin meydana gelmesi durumunda, antlaşmalar hukukuna özgü "koşullarda köklü değişim" (rebus sic stantibus) ilkesi gündeme gelebilir.

Buna göre, söz konusu ilkenin uygulanma sınırları ve şartları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu ilke, bir sınırı belirleyen antlaşmalar için ileri sürülemez.

Answer

Koşullarda köklü değişim (rebus sic stantibus) ilkesi, bir sınırı belirleyen antlaşmalar için ileri sürülemez.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 62/2a62/2-a maddesi uyarınca, koşullarda köklü değişim ilkesi sınırları belirleyen antlaşmalar için ileri sürülemez. Bu kural, uluslararası sistemde sınırların sürekliliğini ve istikrarını korumak, toprak bütünlüğüne yönelik keyfi müdahaleleri engellemek amacıyla getirilmiş kesin bir istisnadır.

Step-by-Step Solution

1
Koşullarda köklü değişim (rebus sic stantibus) kavramını tanımlama
Antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut olan koşulların, taraflarca öngörülemeyen ve esaslı bir biçimde değişmesi durumunda antlaşmanın sona erdirilebileceğini öngören kuraldır.
İlkenin kapsamını ve amacını anlamak için gereklidir.
2
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 62.62. maddesindeki şartları inceleme
İlkenin uygulanması için: 1) Değişim öngörülemez olmalı, 2) Koşullar rızanın esaslı temelini oluşturmalı, 3) Yükümlülüklerin kapsamı köklü değişmiş olmalı.
Hukuki geçerlilik şartlarını teyit etmek için gereklidir.
3
İlkenin uygulanamayacağı istisnaları (negatif şartları) belirleme
Sınır antlaşmaları bu kuralın dışındadır ve değişime kendi kusuruyla (ihlal) yol açan taraf bu ilkeye dayanamaz.
Soruda istenen doğru kısıtlamayı tespit etmek için gereklidir.

Key Concept

Rebus Sic Stantibus (Koşullarda Köklü Değişim)

Hints

1
Bu ilke, antlaşmanın devamını taraflar için çekilmez hale getiren aşırı ifa güçlüğü durumlarıyla ilgilidir.
2
Uluslararası hukukta 'sınırların istikrarı' ilkesi, antlaşmalar hukukundaki bazı esnekliklerin önüne geçer.
3
Viyana Sözleşmesi'nin 62.62. maddesi, sınır antlaşmalarını ve ihlal durumlarını bu ilkenin dışında tutar.

Practice More

Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nde antlaşmaların sona erme nedenlerinden olan 'esaslı ihlal' (material breach) ve 'sonradan ortaya çıkan imkansızlık' konularına çalışabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 248Question

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri uyarınca, uluslararası antlaşmaların geçerliliğini etkileyen irade fesadı hallerinden biri olan "hata" (yanılgı) iddiası ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İlgili devlet, söz konusu hatanın oluşmasına kendi tutumuyla katkıda bulunmuşsa veya mevcut şartlar altında hatanın olabileceği konusunda uyarılmışsa, bu hatayı rızasını sakatlayan bir neden olarak ileri süremez.

Answer

Hata iddiasının devletin kendi kusuruyla oluşması veya hatanın farkında olması gereken durumlarda ileri sürülemeyeceğini belirten seçenek doğrudur.
Doğru ifade, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 48. maddesinin 2. fıkrasını tam olarak yansıtmaktadır. Bir devlet, bir hatanın oluşmasına kendi kusurlu davranışıyla yol açmışsa veya mevcut koşullar o devletin bir hata olabileceğini fark etmesini gerektiriyorsa, bu hatayı rızasını sakatlayan bir unsur olarak ileri sürme hakkını kaybeder. Bu, uluslararası hukukta dürüstlük ve iyiniyet ilkelerinin bir yansımasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 48. maddesini analiz et.
Maddenin birinci fıkrasına göre bir devlet, antlaşmanın yapıldığı sırada var saydığı ve rızasının esaslı bir unsurunu oluşturan maddi bir hata durumunda rızasının geçersizliğini ileri sürebilir.
Uluslararası hukukta rızanın gerçekliği, antlaşmanın geçerliliği için temel şarttır.
2
Hata iddiasının sınırlarını belirle (Madde 48/2).
Eğer devlet hataya kendi davranışıyla katkıda bulunmuşsa veya hatanın farkında olması gereken bir durum varsa, bu iddia ileri sürülemez.
Dürüstlük kuralı ve 'estoppel' (çelişkili davranma yasağı) ilkeleri gereği devlet kendi kusurundan faydalanamaz.
3
Maddi hata ile yazım yanlışlarını ayırt et (Madde 48/3).
Metindeki yazım ve imla yanlışları antlaşmayı geçersiz kılmaz, sadece düzeltme prosedürüne (Madde 79) tabi olur.
Teknik hatalar irade fesadı olarak kabul edilmez.

Key Concept

İrade Fesadı ve Geçersizlik (Hata)

Hints

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nde rızayı sakatlayan haller (hata, hile, zorlama) ile teknik düzeltmeleri birbirine karıştırmayın.
2
Bir devletin kendi kusurundan veya dikkatsizliğinden dolayı düştüğü yanılgıların hukuki koruma altında olup olmadığını düşünün.

Practice More

Uluslararası antlaşmalarda 'hata' (error) ile 'hile' (fraud) ve 'temsilcinin zorlanması' (coercion of a representative) arasındaki hukuki sonuç farklarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 249Question

Uluslararası toplumun bütünü tarafından, kendisinden hiçbir şekilde sapmaya (derogasyonderogasyon) izin verilmeyen bir kural olarak kabul edilen ve tanınan jusjus cogenscogens normlar, normlar hiyerarşisinin en üst basamağını oluşturur. 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 5353. maddesi uyarınca, bu nitelikteki bir kuralın hukuken değiştirilebilmesi için gereken temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yeni kuralın da emredici (jusjus cogenscogens) nitelikte bir genel uluslararası hukuk normu olması

Answer

Bir emredici kuralın değiştirilebilmesi için, yeni kuralın da aynı nitelikte (emredici) bir genel uluslararası hukuk normu olması şarttır.
Doğru ifade, 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 5353. maddesinde yer alan yasal tanıma dayanmaktadır. Bir kuralın emredici nitelik kazanması, onun uluslararası toplumun bütünü tarafından 'hiçbir şekilde sapmaya izin verilmeyen' bir kural olarak tanınmasına bağlıdır. Bu nedenle, bu derece güçlü bir kuralın yerini başka bir kuralın alabilmesi için, yeni gelen kuralın da aynı dereceye ve niteliğe (jusjus cogenscogens) sahip olması hukuk hiyerarşisinin zorunlu bir sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
Emredici kural (jusjus cogenscogens) tanımını analiz etme
Emredici kurallar, uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve aksi kararlaştırılamayan üstün kurallardır.
Değiştirilme şartlarını anlamak için önce kuralın hukuki statüsünü belirlemek gerekir.
2
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin ilgili maddesini (5353) inceleme
Madde metni, bu normların ancak aynı nitelikteki daha sonraki bir normla değişebileceğini açıkça belirtir.
Pozitif uluslararası hukukta emredici kuralların tek kaynağı bu sözleşmedeki tanımdır.
3
Normlar hiyerarşisi ilkesini uygulama
Hiyerarşik olarak en üstte yer alan bir kuralın, kendisinden daha zayıf (emredici olmayan) bir kural ile değiştirilemeyeceği sonucuna ulaşılır.
Hukuk mantığı gereği üst norm ancak eşdeğer güçteki bir normla ilga edilebilir.

Key Concept

Emredici kuralların (jusjus cogenscogens) değiştirilemezliği ve hiyerarşik üstünlüğü

Hints

1
Normlar hiyerarşisinde üstte yer alan bir kuralı ancak ona denk güçteki bir kural etkileyebilir.
2
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 5353. maddesindeki tanıma odaklanın; orada 'aynı nitelikteki sonraki norm' ifadesi geçer.

Practice More

Emredici bir kurala aykırı olarak akdedilen bir antlaşmanın akıbeti (batılbatıl olma durumu) ile sonradan ortaya çıkan bir emredici kuralın mevcut antlaşmaları sona erdirmesi arasındaki farkı inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 250Question

Uluslararası yapılageliş (teâmül) hukukunun maddi unsuru olan "devlet uygulaması" (state practice) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bir uygulamanın teâmül kuralı oluşturabilmesi için üzerinden çok uzun bir zaman geçmesi zorunlu değildir; uygulamanın yaygın ve temsil edici olması kaydıyla kısa bir sürede de oluşması mümkündür.

Answer

Teâmül kuralının oluşumu için kesin bir süre sınırı yoktur; yaygın ve temsil edici bir uygulama kısa sürede de kuralı oluşturabilir.
Uluslararası hukukta teâmülün oluşumu için 'kadimden beri' uygulanma şartı yoktur. Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davaları'nda vurgulandığı üzere, kısa bir süre geçmiş olsa bile, eğer uygulama yaygın ve özellikle menfaatleri doğrudan etkilenen devletleri içerecek şekilde temsil edici ise bir teâmül kuralı doğabilir.

Step-by-Step Solution

1
Teâmülün kurucu unsurlarını belirle
Maddi unsur (devlet uygulaması) ve manevi unsur (opinio juris).
Bir uygulamanın hukuk kuralı sayılması için her iki unsurun varlığı şarttır.
2
Maddi unsurun zaman kriterini değerlendir
Zamanın mutlak bir uzunlukta olması gerekmez.
1969 Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davası'na göre uygulamanın yaygınlığı ve temsil ediciliği süreden daha önemlidir.
3
Seçenekleri analiz et
Sürenin mutlak şart olmadığını belirten ifade doğrudur.
Diğer seçenekler kaynaklar hiyerarşisi veya yardımcı kaynaklar konusunda hatalı bilgiler içermektedir.

Key Concept

Uluslararası teâmülün oluşumunda devlet uygulamasının (maddi unsur) nitelikleri ve zaman kriteri.

Hints

1
Teâmülün oluşması için maddi (uygulama) ve manevi (inanç) unsurların varlığını düşünün.
2
Uluslararası hukukta 'anında teâmül' (instant custom) tartışmalarını ve Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı davasındaki süre vurgusunu hatırlayın.
3
Bir kuralın teâmülleşmesi için mutlaka asırlar geçmesi mi gerekir yoksa yaygınlık mı daha kritiktir?

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinde sayılan asli ve yardımcı kaynaklar arasındaki hiyerarşiyi inceleyin.
Estimated Time:1m 30s
Question 251Question

Uluslararası hukukta bir antlaşmanın belirli hükümlerinin sakatlığı veya geçersizliği ileri sürülürken "antlaşmanın bölünebilirliği" (separabilityseparability) kuralının uygulanabilirliğiyle ilgili 19691969 tarihli Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Eğer geçersizlik nedeni bir emredici hukuk kuralı (jusjus cogenscogens) ile çatışma ise, antlaşmanın hükümlerinin birbirinden ayrılmasına izin verilmez ve antlaşma bütünüyle geçersiz sayılır.

Answer

Antlaşmanın emredici bir hukuk kuralına (jusjus cogenscogens) aykırı olması durumunda hükümlerin birbirinden ayrılmasına izin verilmez ve antlaşma bütünüyle geçersiz kabul edilir.
Doğru ifade, antlaşmanın bir emredici hukuk kuralı (jusjus cogenscogens) ile çatışması durumunda bölünebilirlik ilkesinin uygulanamayacağını ve antlaşmanın bütünüyle geçersiz kabul edileceğini belirtmektedir. 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 44/5.44/5. maddesi; temsilcinin zorlanması (5151), devletin zorlanması (5252) ve emredici kurallara aykırılık (5353) hallerinde antlaşmanın hükümlerinin birbirinden ayrılmasına izin vermez. Bu durumlarda antlaşma bütünüyle batıldır.

Step-by-Step Solution

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 44.44. maddesindeki genel kuralı hatırla.
Kural olarak geçersizlik antlaşmanın tamamını kapsar, ancak belirli şartlarla bölünebilirlik (separabilityseparability) mümkündür.
Antlaşmanın geri kalan hükümlerinin korunup korunamayacağını belirlemek için hukuki temeli saptamak gerekir.
2
Bölünebilirliğin yasak olduğu mutlak butlan hallerini tespit et.
Zorlama (5152.51-52. maddeler) ve emredici kurallara aykırılık (53.53. madde) durumlarında bölünebilirlik yasaktır.
Bu ihlaller kamu düzenini ilgilendiren ağır sakatlıklar olduğu için antlaşmanın kısmen bile olsa ayakta kalmasına izin verilmez.
3
Seçenekleri bu hukuki çerçevede değerlendir.
Emredici kurala aykırılık durumunda antlaşmanın bütünüyle geçersiz sayılacağını belirten ifadenin doğru olduğu onaylanır.
Sözleşmenin 44/5.44/5. fıkrası bu durumu açıkça emretmektedir.

Key Concept

Antlaşmaların Bölünebilirliği (Separability)

Hints

1
Hangi geçersizlik hallerinin antlaşmayı 'bütünüyle' etkilediğini, hangilerinde ise 'kısmi' iptalin mümkün olduğunu düşünün.
2
Emredici kurallar (jusjus cogenscogens) ve kuvvet kullanma tehdidi gibi durumlar, antlaşmanın bölünebilirliğine izin verilmeyecek kadar ağır ihlallerdir.

Practice More

Antlaşmaların geçersizliği (invalidity) ile sona ermesi (termination) arasındaki farkları ve her iki durumda bölünebilirlik kurallarının nasıl değiştiğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 252Question

Uluslararası hukukta normlar hiyerarşisinin zirvesinde yer alan ve 'emredici kural' (jusjus cogenscogens) olarak nitelendirilen bir normun hukuki karakteri gereği, bu kuralın içeriğinde yapılacak bir değişikliğin veya kuralın tamamen ortadan kaldırılmasının hukuken geçerli olabilmesi için gereken temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yalnızca aynı nitelikteki (emredici) daha sonraki bir genel uluslararası hukuk kuralı ile yapılması

Answer

Emredici bir kuralın (jusjus cogenscogens) değiştirilebilmesi için, bu değişikliğin ancak aynı niteliğe (emredici karakter) sahip daha sonraki bir genel uluslararası hukuk kuralı ile gerçekleştirilmesi zorunludur.
Doğru seçenek, emredici kuralların hukuki doğasını ve 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesindeki açık hükmü yansıtmaktadır. Bir kuralın 'emredici' (jus cogens) olarak kabul edilmesi, onun ancak toplumun bütünü tarafından tanınan ve yine aynı derecede güçlü (emredici nitelikte) yeni bir kural ile güncellenebileceği anlamına gelir.

Step-by-Step Solution

1
Jus cogens kavramının tanımını hatırla.
Emredici kurallar, uluslararası toplumun bütünü tarafından kabul edilen ve kendisinden sapılmasına izin verilmeyen normlardır.
Sorunun temeli olan normlar hiyerarşisindeki en üst basamağı tanımlamak için gereklidir.
2
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin (VAHS) 53. maddesini analiz et.
VAHS 53. madde, bir normun jus cogens olabilmesi için 'ancak aynı nitelikte olan daha sonraki bir genel uluslararası hukuk kuralı ile değiştirilebileceğini' açıkça belirtir.
Hukuki değişikliğin usulünü belirleyen temel düzenleme budur.
3
Hiyerarşik üstünlüğü değerlendir.
Sıradan antlaşmalar, teamüller veya uluslararası örgüt kararları jus cogens kuralını değiştiremez.
Yanlış seçenekleri elemek ve doğru cevabın neden 'aynı nitelik' şartına bağlı olduğunu anlamak için gereklidir.

Key Concept

Jus Cogens Kuralların Değiştirilme Usulü

Hints

1
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesindeki tanımı hatırlayın.
2
Normlar hiyerarşisinde 'bir üst seviyedeki kuralın ancak aynı seviyedeki bir kural ile değiştirilebileceği' mantığını düşünün.
3
Cevap, değişikliğin yapılacağı yeni kuralın 'niteliği' (character) ile doğrudan ilgilidir.

Practice More

Emredici bir kural ortaya çıktıktan sonra ona aykırı mevcut antlaşmaların durumunu (VAHS Madde 64) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 253Question

Uluslararası hukukta "türev kaynaklar" (ikincil kaynaklar) kategorisinde yer alan uluslararası örgüt kararlarından Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun kabul ettiği bildiri niteliğindeki (declaratory) kararların, asli hukuk kaynaklarından biri olan "uluslararası teamül (yapılageliş) hukuku" ile olan ilişkisi bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu kararlar, tek başlarına bağlayıcı olmasalar da, yaygın bir devlet uygulamasıyla desteklendiklerinde veya mevcut bir uygulamaya yönelik "opinio juris" (hukuki gereklilik inancı) kanıtı sunduklarında teamül kuralının tespitinde veya oluşumunda önemli bir rol oynayabilirler.

Answer

Bildiri niteliğindeki Genel Kurul kararlarının teamül hukukunun oluşumunda veya tespitinde 'opinio juris' (hukuki gereklilik inancı) kanıtı olarak işlev görebileceğini belirten ifade doğrudur.
Uluslararası hukuk doktrininde ve yargı içtihatlarında (özellikle UAD'nin Nükleer Silahlar Görüşü ve Nikaragua Davası), Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararlarının tek başlarına antlaşmalar gibi bağlayıcı olmadığı ancak teamül hukukunun oluşumunda kritik bir 'opinio juris' (hukuki gereklilik inancı) kanıtı sağlayabileceği kabul edilir. Eğer bu kararlar, devletlerin yaygın ve tutarlı uygulamalarıyla destekleniyorsa, bir kuralın teamül hukuku haline geldiğini veya gelmekte olduğunu teyit ederler.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası örgüt kararlarının (türev kaynaklar) genel hukuki niteliğini belirleyin.
Genel Kurul kararları kural olarak tavsiye niteliğindedir (bağlayıcı değildir).
Uluslararası hukukun asli kaynaklarından (antlaşma, teamül) ayrılan en temel özellik budur.
2
Uluslararası teamül hukukunun iki kurucu unsurunu analiz edin.
Teamül; devlet uygulaması (maddi unsur) ve opinio juris (manevi unsur) birleştiğinde oluşur.
Bir kuralın teamül olabilmesi için devletlerin o kurala 'hukuk gereği' uyması gerekir.
3
Bildiri niteliğindeki (declaratory) kararların bu unsurlarla ilişkisini kurun.
Bu kararlar, devletlerin bir kuralın bağlayıcı olduğuna dair ortak inancını (opinio juris) yansıtan belgelerdir.
Geniş katılımlı bir oylama, devletlerin o konudaki hukuki bilincini (normatif değerini) ortaya koyar.

Key Concept

Uluslararası Örgüt Kararlarının Normatif Değeri ve Teamül Hukukuyla İlişkisi
Question 254Question

Uluslararası hukukta devletlerin tek taraflı işlemleri (unilateral acts), belirli koşullar altında hukukî sonuç doğuran irade açıklamalarıdır. Bir devletin Dışişleri Bakanı tarafından, resmî bir basın toplantısında, devletinin belirli bir uyuşmazlık konusundaki haklarından geri dönülmez biçimde feragat ettiğini (vazgeçtiğini) açıklaması durumunda, bu işlemin hukukî geçerliliği ve bağlayıcılığı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İşlem, devlet adına bağlayıcı sonuç doğurur çünkü Dışişleri Bakanı bu tür açıklamalar yapmaya tam yetkili organlardan biridir.

Answer

Dışişleri Bakanı'nın yetkili organ olması ve işlemin aleniyet ile bağlanma niyeti unsurlarını taşıması nedeniyle işlem devlet için bağlayıcıdır.
Dışişleri Bakanları, uluslararası hukukta devlet adına irade beyanında bulunmaya tam yetkili kabul edilirler. Yapılan açıklama aleniyet (basın toplantısı) ve net bir bağlanma niyeti (feragat) içerdiği için, bu işlem başka bir devletin kabulüne ihtiyaç duymaksızın devlet için hukukî yükümlülük yaratır.

Step-by-Step Solution

1
İrade beyanında bulunan makamın yetkisini kontrol et.
Dışişleri Bakanı, uluslararası hukukta devleti temsil etmeye ve tek taraflı işlem yapmaya kendiliğinden yetkili (ex officio) üç makamdan biridir.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi ve Uluslararası Adalet Divanı içtihatları bu yetkiyi tanımaktadır.
2
Beyanın içeriğini ve niyetini (animus obligandi) değerlendir.
Beyanda 'geri dönülmez biçimde feragat' ifadesi kullanıldığı için hukukî bir yükümlülük altına girme niyeti açıkça mevcuttur.
Tek taraflı bir işlemin siyasi bir temenniden farkı, devletin hukukî olarak bağlanma iradesidir.
3
Aleniyet (publicity) şartını kontrol et.
Resmî bir basın toplantısı, beyanın muhataplarına veya uluslararası topluma duyurulması için yeterli bir açıklık seviyesidir.
Uluslararası Adalet Divanı'nın 1974 Nükleer Testler davasındaki kararına göre aleniyet, işlemin geçerliliği için temel şarttır.

Key Concept

Devletlerin Tek Taraflı İşlemlerinin Bağlayıcılık Kriterleri

Alternative Method

İşlemin bağlayıcılığını test etmek için 'estoppel' (çelişkili davranış yasağı) ilkesi üzerinden de bir değerlendirme yapılabilir; devletin bir beyanıyla diğer devletlerde yarattığı haklı güven, o devletin daha sonra beyanından dönmesini engeller.
Estimated Time:1m 30s
Question 255Question

İki devlet arasında imzalanan bir uluslararası antlaşmanın, yapıldığı sırada uluslararası hukukun emredici bir kuralına (jus cogens) aykırı hükümler içerdiği tespit edilmiştir.

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin normlar hiyerarşisi ve emredici kurallara ilişkin hükümleri çerçevesinde, bu antlaşmanın hukuki durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşma yapıldığı andan itibaren kesin olarak hükümsüzdür (mutlak butlanla batıldır) ve taraflar için hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.

Answer

Antlaşma yapıldığı andan itibaren kesin olarak hükümsüzdür (mutlak butlanla batıldır) ve taraflar için hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.
Doğru yanıt, antlaşmanın yapıldığı andan itibaren kesin olarak hükümsüz (batıl) olacağını ve hukuki sonuç doğurmayacağını belirten ifadedir. 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesine göre, yapıldığı sırada uluslararası hukukun emredici bir kuralı (jus cogens) ile çatışan her antlaşma mutlak butlanla sakattır. Bu kural, uluslararası normlar hiyerarşisinin temelini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası hukukta emredici kuralların (jus cogens) hiyerarşik konumunun belirlenmesi.
Jus cogens normları, uluslararası hukuk normlar hiyerarşisinin en tepesinde yer alır ve devletlerarası sözleşmelerle bu kurallardan sapılamaz.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Madde 53, uluslararası toplumun bütünü tarafından kendisinden hiçbir surette sapılmasına izin verilmeyen kuralları emredici kural olarak tanımlar.
2
Emredici kurala aykırı olarak yapılan antlaşmanın hukuki akıbetinin tespit edilmesi.
Yapıldığı sırada mevcut olan bir emredici kurala aykırı olan antlaşmalar baştan itibaren batıldır (mutlak butlan).
Uluslararası hukukta emredici kurala aykırılık, antlaşmanın sadece ilgili maddelerini değil, antlaşmanın tamamını baştan itibaren (ex tunc) kesin hükümsüz kılar ve hiçbir hukuki sonuç doğurmasına müsaade etmez.

Key Concept

Jus Cogens ve Mutlak Butlan
Question 256Question

Alfa ve Beta devletleri, aralarında akdettikleri ikili bir antlaşma ile uluslararası sularda seyreden ve kendilerine rakip olarak gördükleri üçüncü devletlere ait ticaret gemilerine gerekirse silahlı müdahalede bulunarak el koymayı kararlaştırmışlardır. Bu antlaşma, Birleşmiş Milletler Şartı'nda da yer alan 'kuvvet kullanma yasağı' gibi uluslararası toplumun bütünü tarafından hiçbir şekilde sapmaya izin verilmeyen kurallara açıkça aykırılık teşkil etmektedir.

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında, bu antlaşmanın hukuki durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yapıldığı sırada genel uluslararası hukukun emredici bir kuralı ile çatıştığı için baştan itibaren mutlak butlanla kesin hükümsüzdür.

Answer

Antlaşmanın, yapıldığı sırada genel uluslararası hukukun emredici bir kuralı ile çatıştığı için baştan itibaren mutlak butlanla kesin hükümsüz olmasıdır.
Doğru yanıt, antlaşmanın yapıldığı sırada emredici kural (jus cogens) ile çatışması nedeniyle baştan itibaren kesin hükümsüz (mutlak butlan) olduğunu ifade eden seçenektir. 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Madde 53 uyarınca; yapıldığı sırada genel uluslararası hukukun emredici bir kuralı ile çatışan bir antlaşma batıldır. Kuvvet kullanma yasağı, uluslararası hukukun en temel emredici kurallarından biridir ve bu kurala aykırı sözleşmeler hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki antlaşmanın konusunu ve uluslararası hukuktaki niteliğini tespit etmek
Antlaşma, 'kuvvet kullanma yasağı' gibi jus cogens (emredici) bir kuralı ihlal etmektedir.
Uluslararası hukukta hangi kuralların emredici olduğunu belirlemek, uygulanacak yaptırımı saptamak için esastır.
2
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin emredici kurallara ilişkin hükmünü (Madde 53) uygulamak
Sözleşmeye göre jus cogens kurala aykırı antlaşmalar baştan itibaren (ab initio) batıldır.
Uluslararası hukukta emredici kurallarla çatışan antlaşmalar mutlak butlan yaptırımına tabidir.

Key Concept

Jus Cogens (Emredici Kurallar) ve Mutlak Butlan
Question 257Question

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) önünde görülen karmaşık bir sınır ve yetki uyuşmazlığında davacı devlet; ihtilaf konusu meseleyi düzenleyen herhangi bir uluslararası antlaşma, yerleşik bir devlet uygulaması (teâmül) veya hukukun genel ilkesi bulunmadığını belirtmiştir. Davacı devlet, iddialarını yalnızca dünyanın en yetkin uluslararası hukuk akademisyenlerinden oluşan bağımsız bir enstitünün oybirliğiyle yayımladığı ve ilgili konuda kural önerileri içeren kapsamlı akademik rapora dayandırmış; mahkemeden salt bu "öğreti" (doktrin) etrafında oluşan mutabakata dayanarak kendi lehine bağlayıcı hüküm kurmasını talep etmiştir.

UAD Statüsü'nün 38. maddesinde düzenlenen "uluslararası hukukun kaynakları" ve kaynaklar arası sistematik ilişki dikkate alındığında, davacı devletin bu talebi ve "öğretinin" hukuki mahiyeti hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi en isabetlidir?

Show answer & explanation

Answer: Öğreti, uluslararası hukukta kendi başına yeni bir hukuk kuralı ihdas etme yetkisine sahip olmayıp, yalnızca asli kaynakların varlığını ve kapsamını tespit etmekte kullanılan yardımcı bir araç niteliğinde olduğundan, salt öğretiye dayalı bir kural ihdası ve hüküm tesisi talebi hukuki dayanaktan yoksundur.

Answer

Doğru yanıt, öğretinin bizzat yeni bir kural yaratma gücü olmayan, sadece mevcut kuralı tespit etmeye yarayan yardımcı bir araç olduğunu belirten seçenektir.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendine göre öğreti (en yetkin kamu hukukçularının öğretileri), hukuk kurallarının belirlenmesinde 'yardımcı araç' (subsidiary means for the determination of rules of law) niteliğindedir. Bu durum, öğretinin bizzat bir hukuk kuralı yaratma kapasitesinin (law-creating process) bulunmadığı, ancak mevcut antlaşma, teâmül veya genel ilkelerin tespitinde (law-determining agency) mahkemeye ışık tutacağı anlamına gelir. Asli bir kaynak bulunmadığında, davacı devletin salt doktrine dayanarak kural ihdas edilmesini beklemesi hukuken mümkün değildir.

Step-by-Step Solution

1
UAD Statüsü'nün 38. maddesindeki kaynaklar hiyerarşisini analiz et
Antlaşmalar, uluslararası teâmül ve hukukun genel ilkeleri asli (kural koyucu) kaynaklardır. Yargı kararları ve öğreti (doktrin) ise yardımcı araçlardır.
Soruda istenen hukuki değerlendirmenin temel dayanağı 38. maddedeki sınıflandırmadır.
2
Yardımcı kaynakların (öğretinin) hukuki işlevini ve sınırlarını belirle
Öğreti, tek başına bağlayıcı bir hak veya yükümlülük yaratamaz. Sadece var olan asli bir kaynağın yorumlanması veya içeriğinin netleştirilmesi için kullanılabilir.
Davacı devletin salt öğretiye dayanarak karar verilmesi talebinin hukuken geçerli olup olmadığını anlamak için bu sınırın bilinmesi şarttır.
3
Asli kaynakların (antlaşma, teâmül, genel ilkeler) tamamen yokluğu durumunda mahkemenin öğretiyi nasıl ele alacağını değerlendir
Asli kaynak bulunmadığında, mahkeme yardımcı araçları (öğretiyi) asli kaynak mertebesine yükselterek salt buna dayalı aleyhe hüküm kuramaz.
Yardımcı kaynakların asli kaynakları ikame etme özelliği yoktur.

Key Concept

Öğretinin (doktrin) uluslararası hukukta asli bir kural yaratıcı kaynak değil, sadece tespit edici yardımcı bir araç (subsidiary means) olması
Question 258Question

X ve Y devletleri, aralarındaki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin uyuşmazlığı Uluslararası Adalet Divanına (UAD) sunmuşlardır. X devleti, yürürlükteki sözleşme hükümlerinin katı biçimde uygulanmasının kendi coğrafi dezavantajları sebebiyle adaletsiz bir sonuca yol açacağını öne sürerek, Divan'dan pozitif hukuk kurallarını bir kenara bırakıp davayı tamamen "hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono)" esasına göre karara bağlamasını talep etmiştir. Y devleti ise Divan'ın yargı yetkisini kabul etmekle birlikte, uyuşmazlığın münhasıran uluslararası antlaşmalar ve teamül hukuku çerçevesinde çözülmesinde ısrarcı olmuş ve hakkaniyet ve nisfet esasına göre karar verilmesine açıkça itiraz etmiştir.

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesi hükümleri dikkate alındığında, Divan'ın bu uyuşmazlıktaki hareket tarzı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi hukuken doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Divan, uyuşmazlığı "ex aequo et bono" esasına göre çözemez; zira bu yetkinin kullanılabilmesi için tarafların açık rızası şarttır, ancak Divan hukuku uygularken hakkaniyeti bir yorum aracı olarak dikkate alabilir.

Answer

Divan'ın uyuşmazlığı "ex aequo et bono" esasına göre çözemeyeceği, çünkü bunun için tarafların açık rızasının şart olduğu; ancak hukuku uygularken hakkaniyeti bir yorum aracı olarak dikkate alabileceğini belirten ifadedir.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, Divan'ın mevcut pozitif hukuk kurallarının dışına çıkarak bir uyuşmazlığı 'ex aequo et bono' (hakkaniyet ve nisfet) esasına göre karara bağlayabilmesi mutlak surette ilgili tüm tarafların bu yönde açıkça anlaşmış (rıza göstermiş) olmasına bağlıdır. Olayda Y devletinin açık itirazı bulunduğundan Divan bu yola başvuramaz. Ancak Divan'ın bu yetkiyi kullanamaması, yargılama sürecinde pozitif hukuku (örneğin teamül hukukunu) uygularken ve yorumlarken hakkaniyet ilkelerini (infra legem) tamamen göz ardı edeceği anlamına gelmez. Doğru seçenek, bu iki hukuki durum (ex aequo et bono ile yorumlayıcı hakkaniyet) arasındaki hassas dengeyi eksiksiz olarak ifade etmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki hukuki talepleri ve dayanakları analiz et.
X devleti davanın antlaşma dışına çıkılarak tamamen 'ex aequo et bono' esasına göre çözülmesini istemektedir. Y devleti ise yargı yetkisini kabul etmiş ancak bu usule açıkça itiraz etmiştir.
Uyuşmazlık taraflarının iradelerinin örtüşüp örtüşmediğini tespit etmek için.
2
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38'in 1. ve 2. fıkraları arasındaki ayrımı hatırla.
Madde 38/1 asli ve yardımcı hukuk kaynaklarını (antlaşma, teamül, genel ilkeler vb.) sayar. Madde 38/2 ise Divan'a 'tarafların anlaşması (rızası) halinde' davayı 'ex aequo et bono' (hakkaniyet ve nisfet) esasına göre çözme yetkisi verir.
Ex aequo et bono yetkisinin kullanım şartlarını belirlemek için.
3
Olaydaki duruma Madde 38/2'yi uygula.
Y devletinin açık itirazı bulunduğundan, 'tarafların anlaşması' şartı gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla Divan uyuşmazlığı hakkaniyet ve nisfet esasına (ex aequo et bono) göre çözemez.
Tarafların rızasının yokluğu, bu özel yetkinin kullanımını engeller.
4
Hukukun uygulanması bağlamında hakkaniyetin diğer işlevlerini değerlendir.
Divan 'ex aequo et bono' yetkisini kullanamasa da, mevcut pozitif hukuku (örneğin deniz hukuku teamüllerini) uygularken hakkaniyeti hukukun genel bir ilkesi veya yorum aracı (infra legem) olarak dikkate alabilir.
Uluslararası hukukta hakkaniyetin tamamen dışlanmadığını, sadece rızasız 'ex aequo et bono' olarak uygulanamayacağını göstermek için.

Key Concept

Hakkaniyet ve Nisfet (Ex Aequo et Bono) Uygulama Şartları
Question 259Question

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı (1969) davalarında geliştirdiği içtihat çerçevesinde, bir antlaşma hükmünün kısa bir süre içerisinde genel bir teamül (yapılageliş) kuralına dönüşebilmesi için gerekli olan hukuki şartlara ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Söz konusu antlaşma hükmünün temel bir norm koyucu (norm-creating) niteliğe sahip olması ve aradan geçen süre kısa olsa dahi, çıkarları özellikle etkilenen devletler de dâhil olmak üzere devlet uygulamasının hem yaygın hem de fiilen yeknesak olması zorunludur.

Answer

Antlaşma hükmünün norm koyucu nitelikte olması ve çıkarları özellikle etkilenen devletlerin de dahil olduğu yaygın, yeknesak bir uygulamanın varlığı gerekir.
Uluslararası Adalet Divanı, Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı davalarında bir antlaşma hükmünün teamüle dönüşmesi için şu şartları aramıştır: 1- Hükmün genel bir kural oluşturmaya müsait, 'norm koyucu' bir nitelikte olması gerekir. 2- Zaman geçişi çok kısa olsa bile, devlet uygulamasının yaygın ve fiilen yeknesak olması gerekir. 3- Bu uygulama içerisinde, söz konusu kuraldan çıkarları 'özellikle etkilenen' devletlerin de yer alması şarttır. Bu şartlar sağlandığında, antlaşmaya taraf olmayan devletler için de teamül yoluyla bağlayıcılık doğabilir.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşma hukuku ile teamül hukuku arasındaki geçişkenliği analiz et.
Bir antlaşma kuralının antlaşmaya taraf olmayanları da bağlayan bir teamül kuralına dönüşebileceği saptandı.
Uluslararası hukukta kaynaklar arasında kesin bir ayrım yoktur; antlaşmalar teamülün oluşmasına zemin hazırlayabilir.
2
UAD'nin 1969 Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı davasındaki temel kriterlerini hatırla.
Divan, 'norm koyucu karakter' ve 'özellikle etkilenen devletler' (specially affected states) kriterlerini getirmiştir.
Kısa sürede teamül oluşumu için uygulamanın niteliğinin (yeknesaklık) niceliğinden (süre) daha kritik olduğunu vurgulamak.
3
Teamülün iki temel unsuru olan maddi (uygulama) ve manevi (opinio juris) şartlarını bu özel duruma uyarla.
Uygulamanın yaygın ve yeknesak olması ile birlikte, bunun bir hukuki yükümlülük inancıyla yapılması gerektiği sonucuna varıldı.
Teamülün oluşumu için her iki unsurun da bir arada bulunması zorunluluğunu teyit etmek.

Key Concept

Teamülün Oluşumu ve Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Kriterleri
Estimated Time:3m 0s
Question 260Question

Uluslararası Adalet Divanı önüne gelen hukuki bir uyuşmazlıkta, olaya uygulanacak herhangi bir uluslararası antlaşma hükmü veya uluslararası teâmül (yapılageliş) kuralı bulunmaması durumunda, hakimin davayı çözümsüz bırakmaması (non-liquet yasağı) esastır. Divan, böyle bir hukuk boşluğunu doldurmak ve uyuşmazlığı karara bağlamak için Statüsü'nün 38. maddesinde belirtilen asli kaynaklardan birine başvurur.

Buna göre, metinde özellikleri belirtilen ve uyuşmazlıkların çözümünde başvurulan bu asli uluslararası hukuk kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hukukun genel ilkeleri

Answer

Hukukun genel ilkeleri
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesine göre, mahkemenin uygulayacağı asli kaynaklar sırasıyla; uluslararası antlaşmalar, uluslararası teamül ve medeni milletlerce kabul edilen hukukun genel ilkeleridir. Bir hukuki uyuşmazlıkta olaya uygulanacak somut bir antlaşma veya teamül kuralı yoksa, hakim 'hukukta boşluk var' diyerek yargılamaktan kaçınamaz (non-liquet yasağı). Bu tür durumlarda hakim, asli bir kaynak olan 'hukukun genel ilkelerine' (örneğin ahde vefa, iyi niyet, kesin hüküm) başvurarak boşluğu doldurur ve uyuşmazlığı karara bağlar.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki temel problemi ve aranan niteliği belirlemek.
Soruda, antlaşma ve teamül kuralı bulunmadığında davayı çözümsüz bırakmamak (non-liquet) için başvurulan 'asli' kaynak sorulmaktadır.
Aranan kaynağın statüsünü (asli veya yardımcı) ve işlevini (boşluk doldurma) doğru tespit etmek, seçenekleri kolayca elemeyi sağlar.
2
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38'deki hukuk kaynaklarını sınıflandırmak.
Antlaşmalar, teamül ve hukukun genel ilkeleri asli kaynaklardır. Yargı kararları ve doktrin ise yardımcı kaynaklardır.
Bu ayrım yapıldığında, yardımcı kaynak olan yargı kararları ve doktrin seçenekleri doğrudan elenir.
3
Kalan seçenekler arasından boşluk doldurucu asli kaynağı tespit etmek.
Hakkaniyet ve nisfet ancak tarafların açık rızasıyla uygulanabilir. Antlaşma ve teamül boşluğunu doğrudan doldurarak hakimin davayı karara bağlamasını sağlayan asli kaynak hukukun genel ilkeleridir.
Hukukun genel ilkeleri, uluslararası hukuk düzeninde ortaya çıkan yasal boşlukları doldurmak ve adaleti sağlamak için Divan tarafından doğrudan başvurulan temel bir asli kaynaktır.

Key Concept

Uluslararası Hukukun Asli Kaynakları ve Non-liquet Yasağı
PreviousPage 13 / 22Next