Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi

387 questions

Question 181Question

5252 yaşında kadın hasta, son bir yıldır dirençli seyreden hipertansiyon, noktüri ve yaygın kas krampları şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede kan basıncı 175/105mmHg175/105 mmHg ölçülüyor. Laboratuvar incelemelerinde serum potasyumu 2.7mEq/L2.7 mEq/L, sodyumu 146mEq/L146 mEq/L, serum kortizolü ve ACTH düzeyleri normal sınırlarda saptanıyor. Plazma renin aktivitesinin (PRA) baskılanmış olduğu, plazma aldosteron konsantrasyonunun ise belirgin derecede arttığı görülüyor. Abdominal BT'de sol adrenal bezde 1.2cm1.2 cm çapında, iyi sınırlı, lipid içeriği zengin nodüler bir kitle izleniyor. Bu hastadaki patolojik süreç ve saptanan kitle ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tümör hücrelerinin sitoplazmasında, spironolakton tedavisi sonrası eozinofilik ve lamine yapıda "spironolakton cisimcikleri" görülebilir.

Answer

Conn sendromuna neden olan aldosteron salgılayan adenomlarda, spironolakton tedavisi sonrası hücrelerde karakteristik eozinofilik lamine inklüzyonlar olan spironolakton cisimcikleri görülebilir.
Hastada saptanan HT, hipokalemi ve baskılanmış renin ile yüksek aldosteron tablosu Conn sendromu (Primer hiperaldosteronizm) ile uyumludur. Bu hastalarda görülen aldosteron salgılayan adenomlarda, medikal tedavi amacıyla kullanılan spironolakton sonrası tümör hücrelerinde eozinofilik, lamine sitoplazmik inklüzyonlar (spironolakton cisimcikleri) görülmesi klasik bir patoloji bilgisidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Dirençli hipertansiyon, hipokalemi (2.7mEq/L2.7 mEq/L), hipernatremi (146mEq/L146 mEq/L), düşük PRA ve yüksek aldosteron düzeyi Primer Hiperaldosteronizm (Conn Sendromu) tanısını koydurur.
Aldosteron distal tübülde sodyum tutup potasyum atarak hipertansiyon ve hipokalemiye neden olurken, renin salgısını negatif feedback ile baskılar.
2
Diğer adrenal patolojilerle ayırıcı tanı yapılması
Kortizol ve ACTH düzeylerinin normal olması Cushing sendromunu; kitlenin korteks yerleşimli ve lipid zengin olması ise feokromositomayı dışlar.
Cushing sendromunda kortizol yüksekliği ve karşı adrenalde atrofi beklenirdi; feokromositomada ise katekolamin fazlalığı ve farklı radyolojik/morfolojik özellikler (Zellballen) görülür.
3
Spesifik morfolojik bulgunun belirlenmesi
Aldosteron salgılayan adenomların tedavisinde kullanılan spironolakton, hücrelerde patognomonik olmayan ancak karakteristik olan "spironolakton cisimcikleri"ne yol açar.
TUS ve benzeri sınavlarda Conn sendromu ile ilişkili en spesifik patolojik detaylardan biri bu cisimciklerin varlığıdır.

Key Concept

Primer hiperaldosteronizm (Conn Sendromu) ve aldosteron salgılayan adenomların morfolojik özellikleri.

Practice More

Adrenal korteks hiperplazileri ve adenomları arasındaki ayırıcı tanı kriterlerini tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 182Question

4848 yaşında erkek hasta, boyun ön bölgesinde uzun süredir var olan ancak son 33 ayda belirgin büyüme gösteren kitle şikayetiyle başvuruyor. Hastanın çocukluk dönemini iyot eksikliğinin endemik olduğu bir bölgede geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenede tiroid sağ lobunda yaklaşık 44 cm çapında, sert, düzgün sınırlı ve yutkunmakla hareketli soliter bir nodül palpe ediliyor. Tiroid sintigrafisinde "soğuk nodül" saptanan hastaya yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) "foliküler neoplazi" olarak raporlanıyor. Hastaya yapılan total tiroidektomi materyalinin histopatolojik incelemesinde; tümör hücrelerinin fibröz kapsülü tam kat katederek çevre parankime ilerlediği ve kapsül dışındaki küçük damar lümenlerinde tümör kümeleri bulunduğu gözleniyor.

Bu hastada saptanan tümör ve moleküler patogenezi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Moleküler incelemede t(2;3)(q13;p25)t(2;3)(q13;p25) sonucu oluşan PAX8PPARGPAX8-PPARG füzyon geni saptanabilir.

Answer

Moleküler incelemede t(2;3)(q13;p25)t(2;3)(q13;p25) sonucu oluşan PAX8PPARGPAX8-PPARG füzyon geninin saptanabilmesi foliküler karsinom için doğru bir ifadedir.
Vaka sunumunda tanımlanan kapsüler ve vasküler invazyon bulguları foliküler tiroid karsinomu (FTK) için tanısaldır. FTK'nın moleküler genetiğinde t(2;3)(q13;p25)t(2;3)(q13;p25) translokasyonu sonucu PAX8PAX8 (tiroid transkripsiyon faktörü) ile PPARGPPARG (peroksizom proliferatör-aktive reseptör gamma) genlerinin birleşmesiyle oluşan füzyon geni oldukça karakteristiktir. Bu moleküler değişiklik foliküler adenomlarda nadir görülürken, FTK'ların yaklaşık üçte birinde saptanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve patolojik bulguları değerlendir.
Hastada iyot eksikliği öyküsü, soğuk nodül ve histolojik olarak saptanan tam kat kapsüler/vasküler invazyon mevcuttur. Bu bulgular foliküler tiroid karsinomu (FTK) tanısını doğrular.
Foliküler adenom ile karsinom arasındaki tek fark invazyon varlığıdır; sitolojik olarak her ikisi de foliküler neoplazi şeklinde görülür.
2
Foliküler karsinomun moleküler özelliklerini hatırla.
FTK patogenezinde en sık RASRAS mutasyonları (%4050\%40-50) ve t(2;3)(q13;p25)t(2;3)(q13;p25) translokasyonu (%3035\%30-35) izlenir.
Papiller karsinomda görülen BRAFBRAF veya RET/PTCRET/PTC değişiklikleri FTK'da izlenmez.
3
Yayılım yolunu ve morfolojik farkları analiz et.
FTK hematojen yolla yayılırken, papiller karsinom lenfatik yolla yayılır. FTK'da papiller karsinomun nükleer özellikleri (buzlu cam, oluklanma) bulunmaz.
Tümörün biyolojik davranışı ve morfolojik kriterleri doğru tanı ve tedavi planlaması için kritiktir.

Key Concept

Foliküler tiroid karsinomu tanısı için kapsüler veya vasküler invazyonun gösterilmesi zorunludur ve moleküler düzeyde PAX8PPARGPAX8-PPARG füzyon geni veya RASRAS mutasyonları karakteristiktir.

Practice More

Foliküler karsinomun 'Hürthle hücreli (oksifilik)' varyantını ve bu varyantın daha agresif seyrettiğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 183Question

5555 yaşında kadın hastanın bilgisayarlı tomografi incelemesinde sağ böbrek orta pol yerleşimli, 44 cm çaplı kitle saptanıyor. Parsiyel nefrektomi materyalinin histopatolojik incelemesinde; hücre sınırları oldukça belirgin (bitki hücresi benzeri), sitoplazması eozinofilik-granüler yapıda ve nükleus çevresinde berrak bir alan (perinükleer halo) içeren hücrelerden oluşan bir neoplazi izleniyor. Tümör hücrelerinin Hale’in kolloidal demir boyası ile sitoplazmada kuvvetli, diffüz pozitiflik gösterdiği saptanıyor. Bu tümörün patogenezinde aşağıdaki genetik değişikliklerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Çok sayıda kromozomun kaybı ile karakterize belirgin hipodiploidi

Answer

Çok sayıda kromozomun kaybı ile karakterize belirgin hipodiploidi
Vakada tanımlanan belirgin hücre sınırları, perinükleer halo ve Hale kolloidal demir boyası pozitifliği kromofob renal hücreli karsinomun (RHK) klasik bulgularıdır. Bu tümörün genetik temelinde, diğer RHK tiplerinde görülen kromozom kazançlarının aksine, çok sayıda kromozomun kaybı (1, 2, 6, 10, 13, 17, 21 ve 22. kromozomlar) sonucu ortaya çıkan belirgin bir hipodiploidi durumu mevcuttur.

Step-by-Step Solution

1
Morfolojik bulguların analizi
Belirgin hücre sınırları, perinükleer halo ve granüler eozinofilik sitoplazma saptandı.
Bu bulgular renal hücreli karsinomun (RHK) spesifik bir alt tipine işaret eder.
2
Özel boyama sonucunun değerlendirilmesi
Hale kolloidal demir boyası ile diffüz pozitiflik saptandı.
Hale kolloidal demir pozitifliği kromofob RHK için tanısal bir özelliktir.
3
Tanı ile genetik eşleştirme
Kromofob RHK tanısı konuldu ve genetik özelliği olan hipodiploidi belirlendi.
Kromofob RHK; 1, 2, 6, 10, 13, 17 ve 21. kromozomların kaybı (hipodiploidi) ile karakterizedir.

Key Concept

Kromofob Renal Hücreli Karsinom

Practice More

Böbreğin diğer kistik hastalıklarından olan ve toplayıcı kanallardan köken alan Otozomal Resesif Polikistik Böbrek Hastalığı (ARPKD) bulgularını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 184Question

Ailesinde medüller tiroid karsinomu ve feokromositoma öyküsü bulunan 2727 yaşında bir erkek hastada yapılan genetik incelemede 10q11.210q11.2 bölgesinde yerleşen bir proto-onkojende germ-line mutasyon saptanmıştır.

Bu hastada saptanan genetik değişikliğin yol açtığı temel patofizyolojik düzenek aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Reseptör tirozin kinaz aktivitesinin liganddan bağımsız sürekli artışı

Answer

Reseptör tirozin kinaz aktivitesinin liganddan bağımsız sürekli artışı
MEN 2 sendromları (2A ve 2B), RETRET proto-onkojenindeki germ-line mutasyonlar sonucu gelişir. Bu mutasyonlar, bir reseptör tirozin kinaz olan RET proteininin ligand (GDNF) varlığına ihtiyaç duymadan dimerize olmasına ve sürekli hücre içi sinyal iletimi yapmasına neden olur. Bu durum hücre proliferasyonunu tetikleyerek medüller tiroid karsinomu ve feokromositoma gibi tümörlerin gelişimine yol açan bir 'gain-of-function' (fonksiyon kazanımı) düzeneğidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin ve genetik lokasyonun değerlendirilmesi
10q11.210q11.2 lokasyonu ve medüller tiroid karsinomu ile feokromositoma birlikteliği RETRET proto-onkojenini işaret eder.
Bu bulgular MEN 2A sendromu için klasiktir ve mutasyonun yerleşimi bu genle uyumludur.
2
Mutasyon tipinin mekanizmasının belirlenmesi
RETRET mutasyonları 'gain-of-function' (fonksiyon kazanımı) tipi mutasyonlardır.
RETRET bir reseptör tirozin kinazdır ve bu mutasyonlar reseptörün sürekli aktif (onkojenik) hale gelmesine neden olur.

Key Concept

MEN 2 sendromları, RETRET proto-onkojenindeki fonksiyon kazanımı mutasyonları sonucu gelişen, reseptör tirozin kinazın sürekli aktivasyonu ile karakterize hastalıklardır.
Estimated Time:1m 30s
Question 185Question

6262 yaşında, sünnetsiz erkek hasta, penis glansında son birkaç aydır fark ettiği, ağrısız, parlak kırmızı renkli ve kadifemsi bir plak şikayetiyle başvuruyor. Yapılan biyopside epidermiste tam kat displazi, polarite kaybı ve çok sayıda atipik mitoz izlenirken, bazal membranın sağlam olduğu görülüyor. Bu lezyonun klinik ve histopatolojik özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Lezyon "Erythroplasia of Queyrat" olarak adlandırılır ve invaziv skuamöz hücreli karsinoma dönüşme riski yaklaşık %10\%10 civarındadır.

Answer

Erythroplasia of Queyrat olarak adlandırılan bu lezyon, glans penis veya prepusyum yerleşimli bir karsinoma in situ formudur ve yaklaşık %10\%10 oranında invaziv skuamöz hücreli karsinoma dönüşüm riski taşır.
Sünnetsiz erkeklerde glans penis veya prepusyumda saptanan, parlak kırmızı renkli kadifemsi plaklar 'Erythroplasia of Queyrat' için karakteristiktir. Histolojisi tam kat displazi (CIS) gösterir ve bu lezyonların invaziv karsinoma dönüşme riski yaklaşık %10\%10 olarak bildirilmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik yerleşim ve görünümü analiz et.
Glans penis yerleşimi ve parlak kırmızı, kadifemsi plak görünümü saptandı.
Erythroplasia of Queyrat ile Bowen hastalığını (şaft, beyaz plak) ayırt etmek için gereklidir.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir.
Tam kat displazi ve sağlam bazal membran saptandı.
Lezyonun karsinoma in situ (CIS) olduğunu doğrulamak için bazal membran bütünlüğü kritiktir.
3
Prognostik ve etiyolojik özellikleri hatırla.
Yüksek riskli HPV (1616) ilişkisi ve yaklaşık %10\%10 oranında invaziv karsinoma dönüşüm riski olduğu saptandı.
Ayırıcı tanıdaki diğer CIS varyantlarından (Bowenoid papülozis gibi) klinik davranış farkını belirlemek için gereklidir.

Key Concept

Penis karsinoma in situ varyantları (Bowen, Queyrat, Bowenoid Papülozis) arasındaki klinik ve prognostik farklar.
Estimated Time:1m 30s
Question 186Question

Adrenal bezin neoplastik ve fonksiyonel hastalıklarının ayırıcı tanısında kullanılan klinik, laboratuvar ve morfolojik özellikler dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Otonom kortizol üreten bir adrenal adenoma bağlı gelişen Cushing sendromunda, negatif geri bildirim sonucu ACTHACTH salgısı inhibe olur ve bu durum kontralateral adrenal bezde atrofiye yol açar.

Answer

Adrenal kaynaklı Cushing sendromunda (adenom/karsinom), otonom kortizol sentezi nedeniyle plazma ACTHACTH düzeyi baskılanır ve bu durum karşı (veya lezyon dışı) adrenal dokuda atrofiye yol açar.
Doğru ifade, adrenal adenoma bağlı Cushing sendromunda kortizolün ACTHACTH salgısını inhibe ederek karşı adrenal bezde atrofiye yol açmasıdır. Bu, endokrin patolojideki klasik otonom fonksiyon ve sekonder atrofi ilişkisidir.

Step-by-Step Solution

1
Hormon ekseni ve geri bildirim (feedback) mekanizmasını değerlendir.
Adrenal korteksteki fonksiyonel bir adenom otonom kortizol üretir; bu kortizol hipofizdeki ACTHACTH salınımını baskılar.
Vücuttaki hormonal dengeyi korumak için yüksek hedef organ hormonu (kortizol), uyarıcı hormonu (ACTH) inhibe eder.
2
ACTHACTH eksikliğinin adrenal morfoloji üzerindeki etkisini belirle.
Düşük ACTHACTH düzeyleri, adrenal korteksin (özellikle zona fasciculata ve reticularis) trofik desteğini keser.
Adrenal korteks dokusunun canlılığı ve hacmi ACTHACTH uyarısına bağımlıdır; uyarı kalktığında doku atrofiye uğrar.
3
Diğer seçeneklerdeki lab/morfoloji eşleşmelerini kontrol et.
Conn sendromunda renin düşüktür; Feokromositoma/Nöroblastoma medulla kaynaklıdır; Cushing hastalığında (hipofiz kaynaklı) bezler hiperplaziktir.
Ayırıcı tanıda hormon düzeyleri ve tümörün anatomik kökeni belirleyicidir.

Key Concept

Adrenal bez patolojilerinde hormonal feedback mekanizmaları ve morfolojik karşılıkları.

Hints

1
Adrenal kaynaklı Cushing sendromu ile hipofiz kaynaklı Cushing hastalığı arasındaki en önemli fark ACTHACTH düzeyidir.
2
Bir hormonu otonom olarak üreten bir tümör varsa, o hormonu normalde uyaran üst merkezin salgısının baskılanması beklenir.
3
Adrenal korteks ve medulla tümörlerini ayırırken hangi tabakanın hangi hormonu salgıladığını (Korteks: Steroidler, Medulla: Katekolaminler) hatırlayın.

Practice More

Cushing sendromu tiplerini ayırt etmek için uygulanan deksametazon supresyon testi sonuçlarını inceleyin.
Estimated Time:1m 30s
Question 187Question

4141 yaşında kadın hasta, boyunda şişlik şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenede tiroid sağ lobunda yaklaşık 22 cm çapında, sert ve ağrısız soliter nodül palpe ediliyor. Ultrasonografide hipoekoik karakterde ve mikrokalsifikasyonlar içeren nodül izleniyor. Yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisinde; genişlemiş, soluk nükleuslu ("buzlu cam" görünümü), intranükleer psödoinvazyonlar ve nükleer oluklanmalar içeren epitel hücreleri saptanıyor. Bu hastadaki tümör için en olası moleküler patogenez ve karakteristik yayılım yolu aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: BRAFBRAF mutasyonu - Lenfatik yayılım

Answer

Papiller tiroid karsinomu tanısı alan bu hastada en olası genetik değişiklik BRAF mutasyonu, en olası yayılım yolu ise lenfatik yoldur.
Vakada tanımlanan sert nodül, mikrokalsifikasyonlar (Psammoma cisimcikleri ile ilişkili), buzlu cam nükleuslar ve nükleer oluklanmalar Papiller Tiroid Karsinomu'nun (PTK) patognomonik özellikleridir. PTK vakalarının yaklaşık %40-60'ında BRAF mutasyonu saptanır ve bu mutasyon agresif seyirle de ilişkilendirilebilir. PTK'nın en karakteristik yayılım yolu ise servikal lenf nodlarına lenfatik yayılımdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve sitolojik bulguları değerlendir
Sert nodül, mikrokalsifikasyon (Psammoma cisimciği habercisi), buzlu cam nükleus ve nükleer oluklar Papiller Tiroid Karsinomu (PTK) tanısını koydurur.
PTK'nın nükleer özellikleri tanıda altın standarttır.
2
Moleküler patogenezi belirle
PTK'da en sık görülen genetik değişiklik BRAF mutasyonudur (özellikle V600E).
MAP Kinaz yolunun aktivasyonu bu tümörün patogenezinde merkezidir.
3
Yayılım yolunu belirle
PTK tipik olarak bölgesel lenf nodlarına lenfatik yolla yayılır.
Papiller karsinomların hematojen yayılımı nadirdir, lenfatik yayılım çok daha karakteristiktir.

Key Concept

Papiller tiroid karsinomunun karakteristik nükleer özellikleri, moleküler patogenezi (BRAF) ve lenfatik yayılım paterni.

Alternative Method

Tiroid tümörlerini ezberlemek yerine yayılım yollarına göre sınıflandırabilirsiniz: 'Papiller = P = Periferik Lenf nodu (Lenfatik)', 'Folliküler = F = Fırlatır (Uzağa/Kana/Hematojen)'.
Estimated Time:1m 15s
Question 188Question

6262 yaşında erkek hasta; hematüri, yan ağrısı ve karın bölgesinde şişlik şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan görüntülemede böbrek üst polde yerleşimli kitle saptanıyor. Operasyonla çıkarılan kitlenin makroskobik incelemesinde, kortekste yerleşmiş, parlak sarı-turuncu renkli, belirgin hemoraji ve nekroz alanları içeren kitle izleniyor. Mikroskobik incelemede hücrelerin sitoplazmasının oldukça berrak olduğu görülüyor.

Bu tümör hücrelerinde izlenen "berrak" sitoplazma görünümünün temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sitoplazmada lipid ve glikojen birikmesi

Answer

Berrak hücreli renal hücreli karsinomda (RCC) izlenen berrak sitoplazma görünümünün nedeni sitoplazmada lipid ve glikojen birikmesidir.
Berrak hücreli renal hücreli karsinomda hücrelerin sitoplazması, bol miktarda lipid ve glikojen içerdiği için berrak görünür. Rutin doku takibi sırasında bu maddeler çözündüğü için mikroskop altında boş alanlar (berraklık) şeklinde izlenirler. Bu özellik, tümörün makroskobik olarak parlak sarı-turuncu renkte görünmesine de neden olan temel faktördür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve makroskobik verileri analiz edin.
İleri yaş, hematüri/ağrı/kitle triadı ve parlak sarı renkli kitle, en sık görülen böbrek tümörü olan 'Berrak Hücreli Renal Hücreli Karsinom' (RCC) tanısını düşündürür.
Berrak hücreli RCC, tüm böbrek kanserlerinin yaklaşık %70-80'ini oluşturur ve makroskobik sarı rengi karakteristiktir.
2
Mikroskobik görünümün nedenini sorgulayın.
Hücrelerin berrak görünmesi, rutin fiksasyon ve boyama (hematoksilen-eozin) işlemleri sırasında sitoplazmadaki bazı içeriklerin eriyip gitmesinden kaynaklanır.
Histolojik hazırlık aşamasındaki alkol ve ksilen gibi çözücüler belirli maddeleri uzaklaştırır.
3
Bu maddelerin kimyasal yapısını belirleyin.
Bu maddeler lipid (yağ) ve glikojendir.
Proksimal tübül kökenli olan bu tümör hücreleri, metabolik süreçlerinin bir sonucu olarak bu iki maddeyi sitoplazmalarında yoğun olarak depolar.

Key Concept

Berrak hücreli RCC'nin morfolojik özellikleri ve sitoplazmik berraklığın fizyopatolojik temeli.
Estimated Time:45s
Question 189Question

4545 yaşında kadın hasta, boyunda yavaş büyüyen ağrısız şişlik ve son zamanlarda artan halsizlik şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde serum TSHTSH düzeyi yüksek, serbest T4T_4 düzeyi düşük bulunuyor ve anti-tiroid peroksidaz (anti-TPO) antikor testi pozitif sonuçlanıyor. Hastadan alınan tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisinde; zeminde yoğun lenfosit infiltrasyonu, belirgin germinal merkezler içeren lenfoid foliküller ve sitoplazması bol, granüler eozinofilik özellikteki metaplastik epitelyal hücreler (Hürthle hücreleri) saptanıyor. Bu klinik ve histopatolojik bulgular ışığında, hastada gelişme riski en çok artmış olan neoplazi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Marjinal zon B hücreli lenfoma

Answer

Hashimoto tiroiditi tanısı konulan hastalarda gelişme riski en çok artmış olan neoplazi Marjinal zon B hücreli lenfomadır (MALT lenfoma).
Vakadaki klinik (hipotiroidi), laboratuvar (Anti-TPO+) ve histolojik (germinal merkezli lenfoid foliküller, Hürthle hücreleri) veriler Hashimoto tiroiditi ile tam uyumludur. Bu hastalarda en önemli ve riski yaklaşık 60-80 kat artmış olan malignite primer tiroid lenfomasıdır (özellikle Marjinal zon B hücreli lenfoma / MALT tipi).

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerini analiz et.
Hipotiroidi bulguları (TSHTSH yüksek, T4T_4 düşük) ve Anti-TPO pozitifliği otoimmün bir süreci işaret eder.
Hashimoto tiroiditi, otoimmün tiroiditlerin en yaygın nedenidir.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir.
Lenfoid foliküller, germinal merkezler ve Hürthle hücre metaplazisi Hashimoto tiroiditi için patognomonik sayılabilecek özelliklerdir.
Bu bulgular kronik lenfositik tiroiditin (Hashimoto) klasik morfolojik görünümüdür.
3
Zemin hastalık ve neoplazi ilişkisini kur.
Hashimoto tiroiditi olan hastalarda Non-Hodgkin lenfoma (özellikle marjinal zon / MALT tipi) gelişme riski genel popülasyona göre anlamlı derecede yüksektir.
Kronik antijenik stimülasyon ve inflamatuar ortam, lenfositik klonların malign transformasyonuna zemin hazırlar.

Key Concept

Hashimoto Tiroiditi ve Malignite İlişkisi
Question 190Question

6565 yaşında bir erkek hasta; yan ağrısı, idrarda kanama ve karın bölgesinde dolgunluk hissi şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede batın sağ yan kadranda ele gelen kitle saptanıyor. Radyolojik görüntülemede sağ böbrekte multifokal ve bilateral yerleşimli kitleler izleniyor. Biyopsi materyalinin sitogenetik incelemesinde 7.7. ve 17.17. kromozomlarda trizomi ile YY kromozomu kaybı tespit ediliyor.

Bu hasta için en olası tanı olan "Papiller Renal Hücreli Karsinom" ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Mikroskobik incelemede papilla eksenleri içerisinde foamy (köpüksü) makrofajların varlığı karakteristiktir.

Answer

Mikroskobik incelemede papilla eksenleri içerisinde foamy (köpüksü) makrofajların varlığı karakteristiktir.
Papiller renal hücreli karsinom, erişkinlerde izlenen ve sıklıkla multifokal veya bilateral olma eğilimi gösteren bir tümördür. Sitogenetik olarak en karakteristik bulgusu 7.7. ve 17.17. kromozomlarda izlenen trizomilerdir. Mikroskobik olarak, fibrovasküler korları olan papiller yapılar ve bu korların (eksenlerin) içinde biriken köpüksü (foamy) makrofajlar tanı koydurucu morfolojik özelliklerdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Hasta erişkin yaştadır ve klasik triad olan yan ağrısı, hematüri ve kitleye sahiptir; bu bulgular renal hücreli karsinomu (RHKRHK) düşündürür.
Tanının ana çerçevesini belirlemek için.
2
Radyolojik ve sitogenetik verileri değerlendir.
Multifokal/bilateral yerleşim ve 7/177/17 trizomisi, papiller tip RHKRHK için spesifik bulgulardır.
RHKRHK alt tiplerini birbirinden ayırt etmek için.
3
Morfolojik eşleşmeyi doğrula.
Papiller tip RHKRHK'de mikroskobik olarak papiller yapılar ve interstisyel foamy makrofajlar izlenir.
Teorik bilgiyi vaka bulgularıyla birleştirmek için.

Key Concept

Papiller Renal Hücreli Karsinomun Morfolojik ve Genetik Belirteçleri

Practice More

Berrak hücreli, papiller ve kromofob karsinomların prognoz ve karakteristik genetik mutasyonlarını (VHL, MET, hipodiploidi) karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 191Question

4545 yaşında erkek hasta; son 33 aydır giderek artan halsizlik, proksimal kas güçsüzlüğü ve tedaviye dirençli hipertansiyon şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 175/105 mmHg175/105 \text{ mmHg} ölçülüyor ve özellikle koltuk altı ile eklem bölgelerinde belirgin deri hiperpigmentasyonu saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde saptanan bulgular aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralık
Serum Sodyumu (Na+Na^+)146 mEq/L146 \text{ mEq/L}135145 mEq/L135 - 145 \text{ mEq/L}
Serum Potasyumu (K+K^+)2.6 mEq/L2.6 \text{ mEq/L}3.55.0 mEq/L3.5 - 5.0 \text{ mEq/L}
Açlık Kan Şekeri162 mg/dL162 \text{ mg/dL}70100 mg/dL70 - 100 \text{ mg/dL}
Sabah Plazma Kortizolü55μg/dL55 \mu\text{g/dL}523μg/dL5 - 23 \mu\text{g/dL}
Plazma ACTH290 pg/mL290 \text{ pg/mL}1060 pg/mL10 - 60 \text{ pg/mL}

Bu klinik ve laboratuvar tablosuna göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cushing sendromu (Ektopik ACTH üretimi)

Answer

Deri hiperpigmentasyonu, belirgin hipokalemi ve hem ACTH hem de kortizolün çok yüksek olmasıyla karakterize tablo ektopik ACTH üretimine bağlı Cushing sendromudur.
Hastada saptanan klinik tablo (hipertansiyon, kas güçsüzlüğü, hiperpigmentasyon) ve laboratuvar verileri (hiperglisemi, hipokalemi, yüksek kortizol ve yüksek ACTH) ACTH bağımlı bir Cushing sendromuna işaret eder. ACTH düzeylerinin referans aralığın çok üzerinde olması ve tabloya derin hipokaleminin eşlik etmesi, hipofizer bir adenomdan ziyade ektopik bir kaynağı (örneğin küçük hücreli akciğer karsinomu veya bronşiyal karsinoid tümör) akla getirir. ACTH'ın kendisi pro-opiomelanokortin (POMC) türevi olduğu için, çok yüksek düzeyleri deride hiperpigmentasyona yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Elektrolit ve glukoz düzeylerinin değerlendirilmesi
Hipokalemi (K+:2.6K^+: 2.6) ve hiperglisemi saptandı.
Dirençli hipertansiyon ve güçsüzlük varlığında mineralokortikoid etkisini veya glukokortikoid fazlalığını kontrol etmek gerekir.
2
Hormon düzeylerinin analizi
Kortizol (55μg/dL55 \mu\text{g/dL}) ve ACTH (290 pg/mL290 \text{ pg/mL}) düzeyleri normalin çok üzerindedir.
Yüksek kortizol Cushing sendromunu doğrular; yüksek ACTH ise tablonun ACTH bağımlı olduğunu (hipofiz veya ektopik kaynaklı) gösterir.
3
Klinik ipuçları ile ayırıcı tanının yapılması
Hiperpigmentasyon ve derin hipokalemi ektopik kaynağı işaret eder.
Çok yüksek ACTH düzeyleri melanosit uyarıcı etki yaratarak hiperpigmentasyona neden olur. Ektopik vakalarda mineralokortikoid reseptörlerinin kortizol tarafından aşırı uyarılması sonucu ağır hipokalemi tipiktir.

Key Concept

Cushing sendromunda ektopik ACTH üretimi (genellikle küçük hücreli akciğer karsinomu kaynaklı), hipofizer adenomlara göre daha yüksek ACTH düzeyleri, daha belirgin hiperpigmentasyon ve dirençli hipokalemi ile seyreder.
Estimated Time:1m 30s
Question 192Question

3030 yaşında, postpartum 3.3. haftasında olan kadın hasta; progresif seyirli şiddetli baş ağrısı ve bitemporal hemianopsi şikayetleriyle başvuruyor. Manyetik rezonans (MR) görüntülemede hipofiz bezinde diffüz büyüme ve hipofiz sapında (infundibulum) belirgin kalınlaşma saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum prolaktin düzeyi hafif yüksek (4545 ng/mLng/mL), ancak kortizol ve ACTHACTH düzeyleri beklenmedik şekilde düşük bulunuyor. Bu hastada yapılması planlanan biyopsi incelemesinde aşağıdaki histopatolojik bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Adenohipofiz parankiminde yoğun lenfosit ve plazma hücresi infiltrasyonu

Answer

Adenohipofiz parankiminde yoğun lenfosit ve plazma hücresi infiltrasyonu
Lenfositik hipofizit, tipik olarak genç kadınlarda gebelik sırasında veya doğum sonrası erken dönemde ortaya çıkan otoimmün bir hastalıktır. Klinik olarak baş ağrısı ve görme alanı kusurları gibi kitle etkisi bulguları ile başvururlar. Radyolojik olarak hipofizde diffüz büyüme ve karakteristik olarak hipofiz sapında kalınlaşma izlenir. Hormonal olarak, hipofiz adenomlarının aksine, ACTHACTH yetmezliği sıklıkla erken dönemde gelişir. Histopatolojik olarak ise adenohipofiz parankiminde yoğun lenfosit infiltrasyonu, plazma hücreleri ve bazen lenfoid folikül oluşumları saptanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Postpartum 3.3. haftadaki kadın hastada kitle etkisi (baş ağrısı, bitemporal hemianopsi) saptanmıştır.
Zamanlama ve semptomlar lenfositik hipofizit veya Sheehan sendromunu akla getirir.
2
Radyolojik bulguları analiz et.
Hipofizde diffüz büyüme ve sap (infundibulum) kalınlaşması izlenmektedir.
Hipofiz sapı kalınlaşması, hipofiz adenomlarından ve Sheehan sendromundan ziyade inflamatuar süreçleri (lenfositik hipofizit) destekler.
3
Hormonal profili yorumla.
Hafif prolaktin yüksekliği (sap etkisi) ve erken dönemde belirgin ACTHACTH yetmezliği mevcuttur.
Lenfositik hipofizitte ACTHACTH üreten hücreler sıklıkla ilk etkilenen hücrelerdir; oysa adenomlarda ACTHACTH yetmezliği genellikle en son gelişir.
4
Tanıyı ve patolojik karşılığını belirle.
Tanı Lenfositik Hipofizit'tir.
Bu otoimmün antitede histolojik olarak yoğun lenfosit ve plazma hücresi infiltrasyonu görülür.

Key Concept

Lenfositik hipofizit, özellikle gebeliğin son döneminde veya postpartum süreçte görülen, kitle etkisi ve erken hormonal yetmezlikle seyreden otoimmün bir inflamasyondur.
Question 193Question

Primer hiperparatiroidizm saptanan bir hastada, cerrahi eksplorasyon sırasında paratiroid bezlerinin tamamında yaygın büyüme (multiglandüler tutulum) saptanmıştır. Bu tablo için en olası histopatolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Paratiroid hiperplazisi

Answer

Paratiroid bezlerinin tamamının büyüdüğü (multiglandüler tutulum) klinik tablo paratiroid hiperplazisidir.
Primer hiperparatiroidizmde paratiroid hiperplazisi, dört bezin birden (bazen asimetrik olsa da) büyümesiyle karakterizedir. Bu durum özellikle MEN-1 ve MEN-2A gibi kalıtsal sendromlarda sık görülür.

Step-by-Step Solution

1
Primer hiperparatiroidizme yol açan morfolojik nedenleri belirle.
En sık nedenler adenom (%85-95), hiperplazi (%5-10) ve nadiren karsinomdur.
Ayırıcı tanı için tutulan bez sayısı kritiktir.
2
Gözlenen lezyonun dağılımını analiz et.
Soruda 'bezlerin tamamında' (multiglandüler) bir büyüme olduğu belirtilmiştir.
Bu bulgu, tek bez tutulumu yapan adenomu dışlar.
3
Multiglandüler tutulum ile en uyumlu tanıyı eşleştir.
Tüm bezlerin etkilenmesi paratiroid hiperplazisi için karakteristiktir.
Hiperplazi, sistemik veya genetik (MEN gibi) uyaranlara yanıt olarak tüm parankimi etkiler.

Key Concept

Paratiroid adenomu ile hiperplazisi arasındaki en temel fark tutulan bez sayısıdır; adenom soliterdir, hiperplazi ise multiglandülerdir.
Estimated Time:45s
Question 194Question

4242 yaşında erkek hasta, son iki yıldır ayakkabı numarasının büyümesi, ellerde genişleme ve yüz hatlarında kabalaşma şikayetiyle endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenede belirgin prognatizm, makroglossi ve akromegaloid görünüm saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum IGF1IGF-1 düzeyi yaş ve cinsiyete göre anlamlı derecede yüksek, oral glukoz tolerans testi (OGTTOGTT) sonrası büyüme hormonu (GHGH) düzeyi 11 ng/mLng/mL altına inmiyor (baskılanma yetersiz). Hipofiz MRMR incelemesinde sella tursikada optik kiyazmaya bası yapmayan 1.51.5 cm çapında kitle izleniyor. Cerrahi rezeksiyon materyalinin histopatolojik incelemesinde; zayıf asidofilik veya kromofob sitoplazmalı hücrelerden oluşan, immünhistokimyasal olarak sitoplazmada karakteristik "fibrous bodies" (paranükleer küresel keratin agregatları) saptanan bir adenom tanısı konuluyor. Bu hastadaki hipofiz lezyonunun biyolojik davranışı ve morfolojik özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: "Densely granulated" (yoğun granüllü) somatotrof adenomlara göre daha agresif bir klinik seyir gösterme ve çevre dokulara invazyon yapma eğilimindedir.

Answer

Seyrek granüllü (sparsely granulated) somatotrof adenomlar, yoğun granüllü alt tipe göre klinik olarak daha agresif bir gidişat sergilerler.
Soruda tarif edilen "fibrous bodies" (paranükleer keratin agregatları) varlığı, seyrek granüllü (sparsely granulated) somatotrof adenomun patognomonik morfolojik özelliğidir. Bu adenomlar, histolojik olarak daha monoton görünen yoğun granüllü tipin aksine, klinik olarak daha agresif seyreder, çevre dokulara (özellikle sinüs kavernözus) invazyon yapma potansiyeli daha yüksektir ve tedaviye (somatostatin analogları) yanıtları daha kısıtlıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Akromegali ve glukozla baskılanmayan yüksek GH düzeyi, hastada bir somatotrof (büyüme hormonu salgılayan) adenom olduğunu kanıtlar.
Tanının başlangıç noktası klinik sendromu belirlemektir.
2
Morfolojik ve immünhistokimyasal bulguların yorumlanması
Kromofob/zayıf asidofilik hücreler ve özellikle "fibrous bodies" (sitokeratin pozitif paranükleer inklüzyonlar) varlığı, lezyonun "Sparsely Granulated Somatotroph Adenoma" olduğunu gösterir.
Somatotrof adenomların iki ana morfolojik alt tipini ayırt etmek için bu belirteç kritiktir.
3
Alt tipin biyolojik özelliklerinin karşılaştırılması
Seyrek granüllü tipin; daha düşük GNAS mutasyon hızı, daha yüksek agresivite, daha az tedavi yanıtı ve PIT-1 pozitifliği ile karakterize olduğu sonucuna varılır.
TUS sınavında bu tip spesifik alt tiplemelerin biyolojik davranış farkları sorgulanmaktadır.

Key Concept

Somatotrof adenom alt tiplerinin (yoğun vs. seyrek granüllü) ayrımı ve klinik önemi.

Hints

1
Hastadaki 'fibrous bodies' bulgusu, somatotrof adenomun hangi morfolojik alt tipine özgüdür?
2
Seyrek granüllü somatotrof adenomlar, sitokeratin (CAM5.2) boyamasında karakteristik küresel paranükleer boyanma gösterirler.

Practice More

Cushing hastalığında görülen 'Crooke hiyalin değişimi' ile 'fibrous bodies' arasındaki benzerlik ve farkları histokimyasal açıdan inceleyin.
Estimated Time:2m 0s
Question 195Question

3535 yaşında kadın hasta, son 66 aydır devam eden dirençli hipertansiyon ve son zamanlarda eklenen belirgin kas güçsüzlüğü şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde serum sodyum düzeyi 146mEq/L146 mEq/L, potasyum düzeyi 2.6mEq/L2.6 mEq/L ve plazma renin aktivitesi belirgin şekilde baskılanmış olarak saptanıyor. Hastanın serum kortizol ve ACTHACTH düzeyleri normal sınırlardadır. Çekilen abdominal bilgisayarlı tomografide sol adrenal bezde 1.8cm1.8 cm çapında, iyi sınırlı ve soliter bir adenom izleniyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları eşliğinde en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Conn sendromu

Answer

Primer hiperaldosteronizm (Conn sendromu)
Hastada saptanan hipertansiyon ve hipokalemi (K+=2.6mEq/LK^+ = 2.6 mEq/L) ikilisi, baskılanmış plazma renin aktivitesi ile birleştiğinde primer hiperaldosteronizmi işaret eder. Adrenal kortekste izlenen soliter adenom bu durumun en yaygın nedeni olan Conn sendromunu doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hipertansiyon ve hipokalemi (K+<3.5mEq/LK^+ < 3.5 mEq/L) birlikteliği saptandı.
Kas güçsüzlüğü hipokaleminin tipik bir belirtisidir ve hipertansiyonla birleştiğinde adrenal patolojileri düşündürür.
2
Hormonal ve biyokimyasal analiz
Düşük renin aktivitesi ve normal kortizol/ACTH düzeyleri saptandı.
Düşük renin, aldosteronun otonom salınımına (primer hiperaldosteronizm) işaret ederken, normal kortizol Cushing sendromunu eler.
3
Radyolojik korelasyon
Soliter adrenal adenom izlendi.
Primer hiperaldosteronizmin en sık nedeni adrenal adenomlardır (Conn sendromu).

Key Concept

Primer Hiperaldosteronizm (Conn Sendromu) Laboratuvar ve Radyolojik Bulguları
Estimated Time:1m 30s
Question 196Question

4848 yaşında kadın hasta, dispeptik yakınmaları nedeniyle 22 aydır lansoprazol kullanmaktadır. Son bir haftadır halsizlik ve bulantı şikayeti olan hastanın laboratuvar tetkiklerinde; serum kreatinin düzeyi 2.82.8 mg/dL (bazal: 0.80.8 mg/dL), idrarda eozinofilüri ve lökosit silendirleri saptanmıştır. Hastada ateş veya deri döküntüsü izlenmemiştir.

Bu hastada yapılan böbrek biyopsisinde izlenmesi en olası morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnterstisyumda ödem ve eozinofillerin eşlik ettiği mononükleer hücre infiltrasyonu

Answer

İnterstisyumda ödem ve eozinofillerin eşlik ettiği mononükleer hücre infiltrasyonu
Hastanın lansoprazol (PPI) kullanımı sonrası gelişen akut böbrek yetmezliği ve idrardaki eozinofilüri bulguları Akut İnterstisiyel Nefrit (AIN) tanısını koydurur. AIN'de histopatolojik olarak interstisyumda yaygın ödem ve lenfosit, makrofaj ve eozinofillerden oluşan bir infiltrasyon izlenir. PPI kaynaklı AIN'de ateş ve döküntü gibi sistemik bulguların sıklıkla görülmemesi klinik bir özelliktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Proton pompası inhibitörü (lansoprazol) kullanımı ve takiben gelişen akut böbrek hasarı saptanmıştır.
İlaç kullanımı sonrası kreatinin artışı ilaç ilişkili nefropatileri düşündürür.
2
Laboratuvar bulgularının yorumlanması
İdrarda eozinofilüri ve lökosit silendirlerinin varlığı, glomerüler hastalıktan ziyade tübülointerstisyel bir süreci (AIN) işaret eder.
Eozinofilüri, ilaç ilişkili akut interstisiyel nefrit (AIN) için önemli bir ipucudur.
3
Tanı ve morfolojik eşleştirme
Klinik tablo AIN ile uyumludur ve bu hastalığın morfolojik karşılığı interstisyel ödem ve eozinofilik inflamasyondur.
AIN, Tip I veya Tip IV hipersensitivite reaksiyonu mekanizmasıyla interstisyumda inflamasyona yol açar.

Key Concept

İlaçla indüklenen Akut İnterstisiyel Nefrit (AIN), interstisyumda ödem ve eozinofilleri içeren mononükleer hücre infiltrasyonu ile karakterizedir; PPI kullanımı günümüzde en sık nedenlerden biridir.

Practice More

İlaç ilişkili AIN ile analjezik nefropatisi (kronik interstisiyel nefrit ve papiller nekroz) arasındaki farkları gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 197Question

5252 yaşında kadın hasta, son aylarda giderek artan inatçı ishal ve zaman zaman yüzünde oluşan kızarma (flushing) şikayetleriyle başvuruyor. Boyun ultrasonografisinde tiroid bezi sol lob üst polünde 2.5 cm2.5\text{ cm} çapında, düzensiz sınırlı ve solid yapıda hipoekoik bir nodül saptanıyor. Nodülden yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisinde; granüler ('tuz-biber' manzaralı) kromatini olan, iğsi ve plazmasitoid görünümlü atipik hücreler ile arka planda bol miktarda amorf, eozinofilik materyal izleniyor. Bu eozinofilik materyal Kongo kırmızısı ile boyandığında polarize ışık altında elma yeşili refle vermektedir.

Bu tümörün patogenezinde en sık saptanan genetik mutasyon ve stromada biriken materyalin öncül proteini aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak eşleştirilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: RETRET gen mutasyonu — Kalsitonin

Answer

Doğru yanıt, tümörün gelişiminde temel rol oynayan RETRET gen mutasyonu ve amiloidin öncülü olan Kalsitonin hormonunun birlikte verildiği seçenektir.
Soruda tanımlanan klinik ve histopatolojik tablo tiroidin medüller karsinomu ile tam uyumludur. Tümörün nöroendokrin kökeni 'tuz-biber' kromatini ve paraneoplastik semptomlarla (ishal, flushing) kendini gösterir. Medüller karsinom hücreleri (C hücreleri) tarafından salgılanan kalsitonin ve prokalsitonin polipeptitleri stroma içerisinde birikerek amiloide dönüşür. Kongo kırmızısı ile polarize ışıkta izlenen elma yeşili refle bu amiloid birikiminin kesin kanıtıdır. Hastalığın hem sporadik vakalarında (en sık) hem de ailesel formlarında (MEN 2A ve MEN 2B) altta yatan ana patogenetik mekanizma RETRET proto-onkogeninde meydana gelen aktive edici nokta mutasyonlarıdır. Bu nedenle, tümörü tetikleyen genetik defekt RETRET gen mutasyonu, biriken materyalin kaynağı ise Kalsitonin'dir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik semptomlarının ve tümör lokalizasyonunun değerlendirilmesi.
İshal ve flushing gibi sistemik semptomların varlığı tümörün vazoaktif maddeler (serotonin, VIP, kalsitonin) salgıladığını gösterir. Tümörün tiroidin üst polünde yerleşmesi, bu bölgede yoğunlaşan C hücrelerini (parafoliküler hücreler) işaret eder.
Paraneoplastik sendromlar ve nöroendokrin özellikler tiroidin medüller karsinomuna özgüdür.
2
Sitolojik ve histokimyasal bulguların analiz edilmesi.
İğsi ve plazmasitoid hücrelerde izlenen 'tuz-biber' kromatini nöroendokrin farklılaşmayı kanıtlar. Kongo kırmızısı ile elma yeşili refle veren madde amiloiddir.
Medüller karsinomun stromasında karakteristik olarak amiloid birikir ve tümöre özgü hücresel morfoloji nöroendokrin kökeni (C hücresi) yansıtır.
3
Moleküler patogenez ve amiloid öncülünün tanımlanması.
Bu tümör tiroid medüller karsinomudur. Amiloidin kaynağı tümör hücreleri tarafından aşırı üretilen prokalsitonin/kalsitonin molekülleridir (A-Cal). Patogenezinde ise en sık RETRET genindeki nokta mutasyonları saptanır.
Medüller karsinomun temel genetik sürücüsü RETRET gen mutasyonudur ve üretilen yüksek kalsitonin dokuda amiloid formunda çökelir.

Key Concept

Medüller Tiroid Karsinomunun Histopatolojisi ve Moleküler Patogenezi
Question 198Question

33 yaşında bir çocukta batın sol kadranda palpe edilen kitle saptanıyor. Hastanın muayenesinde ayrıca aniridi (iris yokluğu), genital anomaliler ve zihinsel gelişim geriliği (mental retardasyon) saptanıyor. Bu klinik tablo aşağıdaki sendromlardan hangisi ile en uyumludur?

Show answer & explanation

Answer: WAGR sendromu

Answer

Sunulan klinik tablo, Wilms tümörü, aniridi, genital anomaliler ve zihinsel gerilik bileşenlerini içeren WAGR sendromudur.
WAGR sendromu, ismini Wilms tümörü, Aniridi (iris yokluğu), Genitoüriner anomaliler ve mental Retardasyon (zihinsel gelişim geriliği) bulgularının baş harflerinden alır. Bu vakada tüm bu bileşenler eksiksiz olarak sunulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Çocukta Wilms tümörü (abdominal kitle), aniridi, genital anomali ve mental retardasyon saptandı.
Bu dört bulgu spesifik bir genetik sendromun habercisidir.
2
Mnemoniği (akronimi) uygula
W (Wilms), A (Aniridia), G (Genitourinary), R (Retardation) = WAGR.
Tıbbi terminolojide bu bulguların baş harfleri tanıyı koydurur.
3
Genetik bölgeyi doğrula
11p1311p13 bölgesindeki WT1WT1 geni delesyonu.
WAGR sendromu bu bölgedeki germline mutasyonlarla ilişkilidir.

Key Concept

Wilms tümörü ile ilişkili genetik sendromlar ve WAGR akronimi.

Alternative Method

WAGR kısaltmasını hatırlamak, bu soruyu saniyeler içinde çözmek için en kestirme yoldur.
Estimated Time:45s
Question 199Question

3838 yaşında bir kadın hasta, progresif seyirli baş ağrısı ve her iki dış görme alanında kayıp (bitemporal hemianopsi) şikayetiyle endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Hipofiz manyetik rezonans görüntülemede (MRG) sella tursika içerisinde optik kiyazmaya bası yapan, 12 mm12\text{ mm} çapında bir kitle saptanıyor. Cerrahi olarak eksize edilen bu kitlenin histopatolojik incelemesinde monomorfik hücrelerin oluşturduğu tabakalar izleniyor. Bu lezyonun 'hipofiz adenomu' tanısını kesinleştiren ve onu normal hipofiz dokusundan ayıran temel histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Retikülin lif ağının (retikülin çatısı) parçalanması veya kaybı

Answer

Hipofiz adenomunu normal hipofiz dokusundan ayıran en güvenilir histopatolojik bulgu retikülin lif ağının (çatısının) bozulması veya kaybıdır.
Normal hipofiz parankimi asidofiller, bazofiller ve kromofoblardan oluşan küçük hücre yuvalarından (nests) meydana gelir. Her bir yuva, retikülin liflerinden oluşan sağlam bir kılıf ile çevrilidir. Hipofiz adenomlarında ise bu retikülin ağı tamamen bozulur, parçalanır veya kaybolur. Bu mimari değişiklik, monomorfik hücre popülasyonu ile birlikte adenom tanısını kesinleştiren en önemli kriterdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomlar ve görüntüleme bulgularını analiz etmek.
Bitemporal hemianopsi ve 12 mm12\text{ mm}'lik sella içi kitle, optik kiyazmaya bası yapan bir hipofiz makroadenomuna işaret eder.
Vakanın klinik bağlamını belirleyerek ayırıcı tanıyı daraltmak için gereklidir.
2
Mikroskobik bulgu olan 'monomorfik hücre yapısını' değerlendirmek.
Normal hipofizdeki asidofil, bazofil ve kromofob hücrelerin oluşturduğu polimorfik yapıdan sapma olduğu doğrulanır.
Adenomalarda monomorfizm (tek tip hücre topluluğu) temel bir morfolojik özelliktir.
3
Normal doku ile adenom arasındaki temel mimari farkı belirlemek.
Retikülin boyası (Gomori veya gümüşleme) ile retikülin çatısının durumu incelenmelidir.
Adenomlarda retikülin çatısının parçalanması veya kaybı, normal dokudaki korunmuş retikülin kılıflı asiner yapıdan ayrılmasını sağlayan altın standarttır.

Key Concept

Hipofiz adenomlarında retikülin lif ağı bozulurken, normal hipofiz dokusunda ve hiperplazide bu ağ korunur.
Estimated Time:1m 15s
Question 200Question

Fizik muayenesinde dilde multipl küçük nodüler lezyonlar (nöromlar) ve marfanoid habitus (uzun ekstremiteler, eklem hipermobilitesi) saptanan 2929 yaşındaki erkek hastanın yapılan tetkiklerinde medüller tiroid karsinomu ve bilateral feokromositoma tespit ediliyor. Hastanın adrenal bezlerinin histopatolojik incelemesinde, belirgin bir kitle izlenmeyen alanlarda bile adrenal medulla kalınlığının arttığı ve medüller hücrelerin adrenal kanat/kuyruk bölgelerine doğru genişlediği saptanıyor. Bu hastadaki klinik tablo ve patolojik bulgularla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Klinik tablo MEN 2B sendromu ile uyumludur; adrenal medulla hiperplazisi feokromositomanın karakteristik öncül lezyonudur ve bu sendromdaki tiroid karsinomu oldukça agresif seyreder.

Answer

Klinik tablo MEN 2B sendromu ile uyumludur; adrenal medulla hiperplazisi feokromositomanın karakteristik öncül lezyonudur ve bu sendromdaki tiroid karsinomu oldukça agresif seyreder.
Hastada görülen marfanoid habitus, dildeki mukozal nöromlar ve eşlik eden medüller tiroid karsinomu ile feokromositoma birlikteliği tipik olarak MEN 2B sendromunu işaret eder. MEN 2 sendromlarında, feokromositoma gelişmeden önce adrenal medullada diffüz veya multifokal hiperplazi (adrenal medulla hiperplazisi) görülmesi karakteristiktir. Ayrıca MEN 2B'deki medüller karsinom, MEN 2A'ya göre daha agresif bir biyolojik davranış sergiler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Marfanoid habitus ve mukozal nöromlar varlığı MEN 2B (Williams Sendromu) tanısını koydurur.
Bu bulgular MEN 2A ve MEN 1'de izlenmez.
2
Patolojik bulguyu değerlendir
Adrenal medulla hiperplazisi saptanmıştır.
Herediter feokromositoma sendromlarında (MEN 2), tümör gelişimi öncesinde medulla kalınlığında artış ve ektopik yerleşimli medüller hücreler izlenmesi karakteristiktir.
3
Genetik ve prognostik korelasyonu kur
MEN 2B'de RET proto-onkojen mutasyonu (genellikle kodon 918) vardır ve medüller karsinom çok erken yaşta başlar, agresif seyreder.
Mutasyonun tirozin kinaz domaininde olması biyolojik davranışı etkiler.

Key Concept

MEN 2B (Williams Sendromu) Klinik ve Patolojik Tanımlayıcıları

Practice More

MEN 2A ve 2B arasındaki paratiroid tutulumu farklarını (MEN 2A'da sık, 2B'de nadir) inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 10 / 20Next