Gastroenteroloji ve Hepatoloji

311 questions

Question 61Question →

Özofagus atrezisi ve distal trakeoözofageal fistül (Tip C) saptanan bir yenidoğanda, operasyon öncesi yapılan sistemik taramalarda radius hipoplazisi saptanmış ve hasta VACTERL asosiasyonu açısından takibe alınmıştır. Bu hastada cerrahi onarım planlanırken, standart sağ torakotomi yaklaşımı yerine sol torakotomi yapılmasını gerektirecek olan en önemli anatomik varyasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sağ yerleşimli aortik ark

Answer

Özofagus atrezisi cerrahisinde standart yaklaşım olan sağ torakotomi yerine sol torakotomi yapılmasını gerektiren durum sağ yerleşimli aortik ark varlığıdır.
Özofagus atrezisi (özellikle Tip C) cerrahisinde, fistülün bağlanması ve özofagus uçlarının birleştirilmesi için aort arkının bulunduğu tarafın karşı tarafından (genellikle sağdan) yaklaşılır. Hastaların yaklaşık %5'inde görülen sağ yerleşimli aortik ark durumunda, sağ torakotomi ile işlem yapılamayacağı için sol torakotomi tercih edilir. Bu nedenle tüm vakalarda preoperatif ekokardiyografi ile arkın yeri belirlenmelidir.

Step-by-Step Solution

1
VACTERL asosiasyonu bileşenlerini değerlendir
Hastada V (Vertebral), A (Anal), C (Kardiyak), TE (Trakeoözofageal), R (Renal) ve L (Limb/Uzuv) anomalileri aranmalıdır.
Özofagus atrezisi olan bebeklerin yarısında bu asosiasyonun diğer bileşenleri bulunur.
2
Cerrahi planlama için ekokardiyografi ile aort arkını kontrol et
Aort arkının sağda olup olmadığı saptanır.
Operasyon sırasında aort arkı üzerinden geçilerek fistül ve atreziye ulaşıldığı için, arkın ters tarafta olması cerrahi sahayı kapatır.
3
Torakotomi tarafına karar ver
Aort arkı sağdaysa sol torakotomi, soldaysa (normal) sağ torakotomi yapılır.
Güvenli cerrahi disseksiyon ve anastamoz için karşı taraftan yaklaşım gereklidir.

Key Concept

Özofagus atrezisi cerrahisinde sağ yerleşimli aortik ark varlığı (%5 oranında görülür), operasyonun karşı taraftan (sol torakotomi) yapılmasını zorunlu kılar.

Hints

1
Cerrahi yaklaşım genellikle aort arkının bulunduğu tarafın tam tersinden yapılır.
2
Normalde ark soldadır ve sağ torakotomi yapılır; ark sağdaysa ne yapılması gerektiğini düşünün.

Practice More

VACTERL asosiasyonunun tüm harflerinin hangi sistemleri temsil ettiğini ve en sık eşlik eden kardiyak anomaliyi tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 62Question →

55 günlük bir yenidoğan, beslenme sonrası ani başlayan safralı kusma ve huzursuzluk şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde batın distandü, rektal muayenede ise kanlı gaita saptanıyor. Doppler ultrasonografide süperiyor mezenterik venin (SMVSMV), süperiyor mezenterik arter (SMASMA) etrafında saat yönünde döndüğü ("girdap belirtisi") gözleniyor. Bu klinik tablonun altında yatan temel embriyolojik aksaklık aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Orta bağırsağın 270∘270^{\circ} saat yönünün tersine rotasyonunu tamamlayamaması

Answer

Orta bağırsağın 270∘270^{\circ} saat yönünün tersine rotasyonunu tamamlayamaması
Doppler ultrasonografide izlenen 'girdap belirtisi' (whirlpool sign), midgut volvulus için karakteristiktir. Midgut volvulus, malrotasyon nedeniyle mezenter tabanının dar kalması sonucu oluşur. Malrotasyon ise embriyolojik hayatın 1010. haftasında orta bağırsağın SMASMA etrafındaki 270∘270^{\circ}'lik saat yönünün tersine rotasyonunu tamamlayamamasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir.
55 günlük yenidoğanda safralı kusma ve kanlı gaita, akut bağırsak tıkanıklığı ve iskemiye işaret eder.
Yenidoğanda ani başlayan safralı kusma, aksi kanıtlanana kadar midgut volvulus olarak kabul edilmelidir.
2
Radyolojik bulguyu (Girdap Belirtisi) yorumla.
Doppler USG'deki 'girdap belirtisi' (whirlpool sign), SMVSMV ve mezenterin SMASMA etrafında dönmesini ifade eder.
Bu bulgu, malrotasyon zemininde gelişen midgut volvulus için patognomoniktir.
3
Embriyolojik temeli belirle.
Embriyolojik dönemde orta bağırsağın 270∘270^{\circ} saat yönünün tersine rotasyonunu tamamlayamaması sonucu mezenter tabanı kısa kalır.
Kısa mezenter tabanı, bağırsağın SMASMA etrafında dönmesine (volvulus) zemin hazırlar.

Key Concept

Malrotasyon ve Midgut Volvulus Patogenezi
Estimated Time:2m 0s
Question 63Question →

Antenatal takibinde polihidramnios saptanan bir yenidoğanda, doğumdan kısa süre sonra ağızdan bol köpüklü salya gelmeye başlamıştır. İlk beslenme girişimi sırasında öksürük ve siyanoz gelişen bebeğin nazogastrik sondasının özofagusta tıkandığı (10 cm10\text{ cm}) ve batın grafisinde mide gazının mevcut olduğu saptanmıştır. Bu tabloya yönelik en olası tanı ve klinik yönetim ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: En olası tanı distal trakeoözofageal fistülün eşlik ettiği özofagus atrezisidir (Tip C) ve cerrahi öncesi VACTERL anomalileri taranmalıdır.

Answer

En olası tanı distal trakeoözofageal fistülün eşlik ettiği özofagus atrezisidir (Tip C) ve cerrahi öncesi VACTERL anomalileri taranmalıdır.
Durdurulan nazogastrik sonda ve abdominal gaz varlığının kombinasyonu, en sık görülen özofagus anomalisi olan distal fistüllü özofagus atrezisini (Tip C) tanımlar. Bu hastalarda cerrahi planlanmadan önce, prognozu doğrudan etkileyen VACTERL anomalilerinin (özellikle kardiyak) taranması standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Polihidramnios öyküsü, doğumdan hemen sonra bol salya ve beslenme sırasında siyanoz/öksürük varlığı özofagus atrezisi için tipik bulgulardır.
Atrezi nedeniyle salya yutulamaz ve kör uca ulaşan besinler trakeaya aspire edilerek siyanoza neden olur.
2
Tanısal araçları yorumla
Nazogastrik sondanın ilerleyememesi atreziyi teyit ederken, batın grafisindeki mide gazı distalde trakea ile özofagus arasında bir fistül olduğunu gösterir.
Trakeadaki hava fistül yoluyla mideye ve bağırsaklara geçmektedir; bu durum en sık görülen tip olan Tip C (Vogt IIIb) yapısını tanımlar.
3
Eşlik eden durumları belirle
VACTERL assosiasyonu (Vertebral, Anal, Cardiac, Tracheo-Esophageal, Renal, Limb) taraması yapılmalıdır.
Mortaliteyi etkileyen en önemli ek faktörler kardiyak anomalilerdir; cerrahi öncesi ekokardiyografi yapılması kritiktir.

Key Concept

Özofagus Atrezisi ve Trakeoözofageal Fistül (TEF) Tipleri
Estimated Time:1m 30s
Question 64Question →

14 yaşında bir kız çocuk, jüvenil idiyopatik artrit nedeniyle uzun süredir yüksek doz ibuprofen kullanmaktadır. Acil servise ani başlayan masif parlak kırmızı rektal kanama (hematokezya) ve baş dönmesi şikayetiyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/50mmHg85/50 mmHg, nabız 135/dakika135/dakika ve mukoza soluk olarak saptanmış; epigastrik hassasiyet dışında ek özellik saptanmamıştır. Damar yolu açılarak izotonik sodyum klorür resüsitasyonu başlanan hastaya tanısal amaçlı nazogastrik (NG) sonda takılmıştır. Yapılan aspirasyonda 150ml150 ml berrak mide içeriği gelmiş ancak içerikte safra gözlenmemiştir. Bu klinik tablo ve bulgular ışığında, hastanın yönetimi için en uygun sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Üst gastrointestinal sistem kanaması olasılığı dışlanamadığı için üst GİS endoskopisi yapılmalıdır.

Answer

Üst gastrointestinal sistem kanaması olasılığı dışlanamadığı için üst GİS endoskopisi yapılmalıdır.
Masif hematokezya (parlak kırmızı rektal kanama) ile birlikte hemodinamik instabilite (şok) varlığı, pediatrik yaş grubunda aksi kanıtlanana kadar üst GİS kanaması olarak değerlendirilmelidir. Nazogastrik aspirasyonda taze kan gelmesi tanıyı doğrular, safralı içerik gelmesi aktif üst GİS kanamasını (Treitz'e kadar) dışlar. Ancak, bu vakadaki gibi aspiratın 'berrak' olması ve 'safra içermemesi' non-diagnostiktir; pilorun kapalı olması veya duodenumun örneklenememesi nedeniyle duodenumdaki bir ülser (özellikle NSAİİ öyküsü olanlarda) atlanabilir. Bu nedenle üst GİS endoskopisi bir sonraki en uygun adımdır.

Step-by-Step Solution

1
Hemodinamik stabilitenin sağlanması.
Hastaya sıvı resüsitasyonu başlanarak hayati bulgular desteklenir.
Şok tablosundaki hastada öncelik her zaman ABC (havayolu, solunum, dolaşım) yönetimidir.
2
Nazogastrik sonda yerleştirilmesi ve aspiratın değerlendirilmesi.
Berrak mide içeriği gelmiş ancak safra görülmemiştir.
Üst GİS kanamasını alt GİS'ten ayırmak için kullanılan ilk tanısal adımdır.
3
NG bulgusunun klinik korelasyon ile yorumlanması.
Bulgu non-diagnostik kabul edilir; üst GİS kanaması dışlanamaz.
Mide içeriğinde safra yoksa, tube duodenuma geçmemiş olabilir veya pilor kapalı olabilir; bu durum Treitz distalindeki bir kanamayı (örn. duodenal ülser) göstermez.
4
Kesin tanı yöntemi olarak endoskopiye karar verilmesi.
Üst GİS endoskopisi planlanır.
NSAİİ kullanımı ve masif kanama varlığında en olası odak üst GİS (peptik ülser) olup, NG aspiratı bunu dışlayamadığı için endoskopi zorunludur.

Key Concept

Nazogastrik aspirasyonun yorumlanması: Safrasız berrak aspirat üst GİS kanamasını dışlamaz.
Estimated Time:2m 0s
Question 65Question →

1212 yaşında bir erkek çocuk, ani başlayan masif parlak kırmızı rektal kanama (hematokezya) şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; huzursuz görünümde, soluk, kalp hızı 140140/dakika, kan basıncı 80/5080/50 mmHg ve kapiller dolum zamanı 44 saniye olarak saptanıyor. Hastaya damar yolu açılarak derhal izotonik sodyum klorür resüsitasyonu başlanıyor. Kanama odağını belirlemek amacıyla takılan nazogastrik tüp aspirasyonunda taze kan geldiği görülüyor. Bu klinik bulgular ve nazogastrik inceleme sonucuna göre, hastadaki kanama odağı ile ilgili en doğru yorum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Parlak kırmızı rektal kanamaya rağmen nazogastrik aspiratta kan görülmesi, kanamanın Ligamentum Treitz'ın proksimalinden (üst GİS) kaynaklandığını gösterir.

Answer

Parlak kırmızı rektal kanamaya (hematokezya) rağmen nazogastrik aspiratta taze kan görülmesi, kanamanın Ligamentum Treitz proksimalinden, yani üst gastrointestinal sistemden kaynaklandığını gösteren kritik bir bulgudur.
Çocuklarda gastrointestinal kanama yaklaşımında ilk adım hemodinamik stabilizasyondur. Stabilizasyon sonrası kanamanın 'üst' veya 'alt' GİS kaynaklı olduğunu ayırt etmek için en hızlı yöntem nazogastrik tüp aspirasyonudur. Hematokezya (parlak kırmızı rektal kanama) genellikle kolon veya distal ince bağırsak kaynaklı olsa da, hastaların yaklaşık %10-15'inde ligamentum Treitz proksimalinden kaynaklanan masif bir üst GİS kanaması hızlı bağırsak geçişi nedeniyle bu tabloya yol açabilir. NG aspiratında kan görülmesi, bu masif üst GİS kanamasını kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Hemodinamik stabiliteyi değerlendir ve resüsitasyon başla.
Hastada taşikardi (140140/dak), hipotansiyon (80/5080/50 mmHg) ve uzamış kapiller dolum zamanı (44 saniye) olması şok tablosunu gösterir; sıvı resüsitasyonu (ABC) en öncelikli adımdır.
Gastrointestinal kanamalarda tanısal işlemlerden önce hastanın hayati fonksiyonlarının stabilizasyonu zorunludur.
2
Kanama odağını lokalize etmek için nazogastrik (NG) tüp tak ve aspirasyon yap.
Aspiratta taze kan gelmesi, kanama odağının Ligamentum Treitz'ın yukarısında olduğunu kanıtlar.
Hematokezya her ne kadar alt GİS kanamasını düşündürse de, hastaların %10-15'inde masif ve hızlı bir üst GİS kanaması bu tabloya yol açabilir.
3
Üst ve alt GİS ayrımını yaparak sonraki adımı planla.
Kanlı NG aspiratı sonrası en uygun adım üst GİS endoskopisidir.
Lokalizasyon belirlendikten sonra kesin tanı ve tedavi edici işlem (skleroterapi, band ligasyonu vb.) için endoskopi gerekir.

Key Concept

Gastrointestinal kanama odağının lokalizasyonunda nazogastrik aspiratın önemi ve masif üst GİS kanamasının hematokezya ile prezente olabilmesi.
Estimated Time:1m 30s
Question 66Question →

77 yaşında bir kız çocuk, son bir yıldır belirginleşen boy kısalığı ve oral demir tedavisine yanıt vermeyen anemi nedeniyle polikliniğe getirilmiştir. Yapılan fizik muayenede boy ve tartı değerleri 3.3. persentilin altında saptanmıştır. Çölyak hastalığı ön tanısıyla istenen tarama testlerinde anti-doku transglutaminaz (anti-tTG) IgA düzeyi normalin üst sınırının 1010 katından fazla (>10×>10 \times) bulunmuştur. Tanısal amaçla yapılan ince bağırsak biyopsisi sonucunda; villus yapısının korunduğu, ancak intraepitelyal lenfosit sayısında belirgin artış ve kript hiperplazisi izlendiği rapor edilmiştir. Bu histopatolojik bulgular, Marsh sınıflamasına göre aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanır?

Show answer & explanation

Answer: Marsh 22

Answer

Biyopsi bulgularında villus yapısının korunmuş olması ancak intraepitelyal lenfosit artışına kript hiperplazisinin eşlik etmesi Marsh 22 evresi ile uyumludur.
Marsh 22 (Hiperplastik tip) evresi, ince bağırsak biyopsisinde villusların henüz kısalmadığı (normal yükseklikte olduğu) ancak kriptlerin derinleştiği (hiperplazi) ve epitelyal lenfositlerin arttığı evredir. Vakadaki 'villus yapısının korunduğu' ve 'kript hiperplazisi izlendiği' ifadeleri bu evreyi doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Biyopsi bulgularının analizi
Villuslar normal, İEL (intraepitelyal lenfosit) artmış, Kript hiperplazisi var.
Çölyak tanısında histopatolojik evreleme Marsh kriterlerine göre yapılır.
2
Marsh evreleme kriterlerinin karşılaştırılması
Tip 11: Sadece İEL artışı; Tip 22: İEL artışı + Kript hiperplazisi; Tip 33: İEL artışı + Kript hiperplazisi + Villus atrofisi.
Vakadaki bulgular tam olarak Tip 22 tanımına uymaktadır.

Key Concept

Çölyak hastalığında Marsh histopatolojik sınıflaması
Estimated Time:1m 15s
Question 67Question →

Altı haftalık bir erkek bebek, yaklaşık on gündür devam eden, beslenme sonrası uzağa doğru fışkıran ve içeriğinde safra bulunmayan kusma şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve epigastrik bölgede palpasyonla yaklaşık 22 cm boyutunda, hareketli, sert bir kitle (zeytin tanesi) saptanıyor. Bu hastada laboratuvar tetkiklerinde saptanması beklenen hipokaleminin (düşük serum potasyumu) en önemli gelişim mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hipovolemiye sekonder gelişen hiperaldosteronizmin renal potasyum atılımını artırması

Answer

Hipokaleminin en önemli nedeni, dehidratasyona yanıt olarak artan aldosteron etkisiyle böbreklerden gerçekleşen potasyum atılımıdır.
Doğru seçenek, dehidratasyona bağlı aktifleşen RAAS (renin-anjiyotensin-aldosteron sistemi) sonucunda böbreklerin sodyumu tutup potasyumu atması mekanizmasını açıklar. Bu süreç, HPS hastalarındaki toplam vücut potasyum açığının en büyük kısmından sorumludur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz etme
6 haftalık bebekte safrasız fışkırır tarzda kusma ve palpabl kitle varlığı Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) tanısını koydurur.
HPS'nin klasik başlangıç yaşı ve fizik muayene bulguları (zeytin tanesi kitle) tanı için karakteristiktir.
2
Metabolik süreci değerlendirme
Mide asidi (HClHCl) kaybı sonucu hipokloremik metabolik alkaloz gelişir.
Kusma ile mide lümenindeki hidrojen ve klor iyonları vücuttan uzaklaşır.
3
Renal kompanzasyon mekanizmasını inceleme
Sıvı kaybına bağlı hipovolemi aldosteron salınımını uyarır; aldosteron sodyumu tutarken idrarla potasyum ve hidrojen atar.
Vücut, plazma hacmini korumak için sodyumu önceliklendirir ve bu sırada potasyumu feda eder (sekonder hiperaldosteronizm).

Key Concept

Hipertrofik pilor stenozunda görülen hipokalemi, esas olarak mide içeriğiyle kayıptan ziyade, hipovolemiye yanıt olarak böbreklerden potasyumun atılmasıyla (renal kayıp) gelişir.
Estimated Time:1m 15s
Question 68Question →

1414 aylık bir erkek çocuk, 22 gündür devam eden günde 1010 kez bol sulu dışkılama ve 33 kez kusma şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; hastanın huzursuz (iritabl) olduğu, göz kürelerinin hafif çökük olduğu, ağız mukozasının kuru olduğu ve deri turgorunun 22 saniyede geri döndüğü saptanıyor. Nabız 136/dk136/\text{dk}, solunum hızı 34/dk34/\text{dk} ve kapiller dolum zamanı 22 saniye olarak ölçülen bu hastada en uygun ilk yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hastaya 75 mL/kg75\text{ mL/kg} miktarında oral rehidratasyon sıvısının (ORS) 44 saatlik süre içinde verilmesi

Answer

Huzursuzluk, çökük gözler ve kuru mukoza gibi orta derece dehidratasyon bulguları olan hastada, oral rehidratasyon sıvısı (ORS) ile 75 mL/kg75\text{ mL/kg} miktarında 44 saatlik rehidratasyon (Plan B) uygulanmalıdır.
Hastada görülen huzursuzluk, çökük gözler, mukoza kuruluğu ve deri turgorunda hafif gecikme bulguları Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınıflamasına göre 'Orta Derecede Dehidratasyon' (Bazı Dehidratasyon Bulguları) ile uyumludur. Bu durumdaki hastalar için önerilen standart yaklaşım Plan B'dir. Plan B, hastaya kilosuna göre 75 mL/kg75\text{ mL/kg} miktarında Oral Rehidratasyon Sıvısı'nın (ORS) 44 saatlik bir süre içinde, küçük miktarlarda ve sık aralıklarla verilmesini içerir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulgulara göre dehidratasyon derecesini belirle
Huzursuzluk, göz kürelerinde çöküklük, mukoza kuruluğu ve turgorda hafif azalma 'Orta Derecede Dehidratasyon' (Some Dehydration) göstergesidir.
WHO sınıflamasına göre bu bulgular Plan B tedavisini gerektirir.
2
Uygun tedavi protokolünü seç
Orta derece dehidratasyonda ilk seçenek oral rehidratasyon tedavisidir (ORT).
ORT, intravenöz tedaviye göre daha güvenli, ucuz ve komplikasyon riski daha düşüktür.
3
Plan B uygulama dozunu ve süresini belirle
75 mL/kg75\text{ mL/kg} ORS sıvısı ilk 44 saat içinde verilmelidir.
Bu miktar, orta derecedeki sıvı açığını kapatmak için yeterli kabul edilen standart dozdur.

Key Concept

Orta derecede dehidratasyonda (huzursuzluk, çökük gözler, susuzluk) Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından önerilen tedavi yaklaşımı Plan B'dir (4 saatte 75 ml/kg ORS).

Practice More

Dehidratasyonun klinik değerlendirmesinde 'letarji' ve 'huzursuzluk' arasındaki ayrımın ağır ve orta dehidratasyon ayrımındaki kritik önemini tekrar edin.
Estimated Time:1m 30s
Question 69Question →

Doğumdan kısa süre sonra ağızda bol köpüklü salya, beslenme sırasında öksürük ve siyanoz gelişen bir günlük yenidoğan değerlendiriliyor. Orogastrik kateterin yaklaşık 1010 cm'de takıldığı ve ilerlemediği görülüyor. Çekilen direkt grafide mide ve bağırsak anslarında gaz saptanıyor.

Bu hastada cerrahi düzeltme öncesinde, cerrahi yaklaşımı (torakotomi tarafını) belirlemek ve en sık eşlik eden ek anomalileri değerlendirmek amacıyla yapılması gereken en öncelikli tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ekokardiyografi

Answer

En sık eşlik eden anomalileri saptamak ve aortik arkın yerini belirlemek amacıyla ekokardiyografi yapılması en öncelikli adımdır.
Doğru yanıt olan seçenek, hastada saptanan özofagus atrezisi ve distal trakeoözofageal fistül (Tip C) varlığında cerrahi öncesi en kritik basamağı belirtmektedir. Özofagus atrezili hastaların yaklaşık yarısında ek anomaliler bulunur ve bunların en yaygını kardiyovasküler anomalilerdir. Ekokardiyografi, hem bu anomalilerin tespiti hem de aort arkının yerinin belirlenmesi (genellikle arkın karşı tarafındaki torakstan cerrahi yapılır) için en öncelikli tetkiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
Ağızda salya, beslenme güçlüğü ve 1010 cm'de takılan tüp özofagus atrezisini; mide gazı ise distal fistülü (Tip C) gösterir.
Hastanın temel anatomik anomalisini sınıflandırmak.
2
Eşlik eden VACTERL anomalilerini hatırla.
Hastaların yaklaşık %50'sinde ek anomaliler (Vertebral, Anal, Kardiyak, Renal, Ekstremite) bulunur.
Sistemik bir değerlendirme planlamak.
3
Cerrahi planlama için en kritik tetkiki belirle.
Ekokardiyografi ile aort arkının tarafı (sağ veya sol) saptanır.
Cerrahın hangi taraftan torakotomi yapacağını belirlemesi için zorunludur.

Key Concept

Özofagus atrezisinde VACTERL birlikteliği ve preoperatif kardiyak değerlendirmenin önemi.
Estimated Time:1m 30s
Question 70Question →

Prenatal dönemde polihidramniyoz öyküsü olan 11 günlük bir yenidoğanda, beslenme girişimi sırasında gelişen ani öksürük, morarma ve ağızda bol köpüklü salya birikimi saptanıyor. Orogastrik kateterin ilerletilemediği ve çekilen direkt grafide kateterin üst özofagus poşunda kıvrıldığı izleniyor. Bu hastada en olası tanı ve beklenen ek radyolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tip C özofagus atrezisi - Mide ve bağırsaklarda gaz gölgesi

Answer

Tip C özofagus atrezisi ve buna eşlik eden mide/bağırsaklarda gaz gölgesi
Yenidoğanda bol salya, beslenememe ve kateterin üst poşta kıvrılması özofagus atrezisinin temel bulgularıdır. Olguların %85\%85'inden fazlasında görülen Tip C (Vogt IIIb) anatomisinde, proksimal özofagus kör sonlanırken distal özofagus trakea ile fistülize haldedir. Bu distal fistül, havanın solunum yolundan sindirim sistemine geçmesine olanak tanır ve batın grafisinde mide/bağırsak gazlarının görülmesine yol açar. Ayrıca bu hastalarda aspirasyon pnömonisi riski oldukça yüksektir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Polihidramniyoz, hipersalivasyon ve NG tüpün ilerletilememesi özofagus atrezisini (ÖA) düşündürür.
Özofagusun devamlılığının olmaması sıvının yutulmasını ve tüpün geçişini engeller.
2
Radyolojik bulguyu (coiling) yorumla
Kateterin üst poşta kıvrılması, özofagusun proksimalde kapalı olduğunu doğrular.
Bu bulgu ÖA için tipik bir tanı yöntemidir.
3
En sık görülen anatomik varyasyonu belirle
Vakaların yaklaşık %85\%85'inde distal trakeoözofageal fistülün eşlik ettiği Tip C ÖA görülür.
Epidemiyolojik olarak en sık karşılaşılan tiptir.
4
Fistülün radyolojik etkisini tahmin et
Distal fistül varlığı, soluk borusundan gelen havanın mideye geçmesini sağlar.
Bu durum grafide mide ve bağırsak gaz gölgelerinin görülmesine neden olur.

Key Concept

Tip C Özofagus Atrezisi Tanısı
Question 71Question →

66 haftalık bir erkek bebek, yaklaşık 22 haftadır giderek artan ve her beslenme sonrası ortaya çıkan fışkırır tarzda safrasız kusma şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde epigastrik bölgede 1−21-2 cm boyutlarında, hareketli ve sert kitle saptanıyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Aralığı
pH7.587.587.35−7.457.35 - 7.45
HCO3HCO_34242 mmol/L22−2622 - 26 mmol/L
Klor (ClCl)8282 mmol/L98−10798 - 107 mmol/L
Potasyum (KK)2.72.7 mmol/L3.5−5.13.5 - 5.1 mmol/L

Bu hastanın yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Metabolik tablo düzelene kadar cerrahi ertelenmeli; klor düzeyi >100>100 mmol/L ve idrar çıkışı >1>1 ml/kg/st olana kadar klor içeriği yüksek mayilerle potasyum replasmanı yapılmalıdır.

Answer

Metabolik tablo düzelene kadar cerrahi ertelenmeli; klor düzeyi >100>100 mmol/L ve idrar çıkışı >1>1 ml/kg/st olana kadar klor içeriği yüksek mayilerle potasyum replasmanı yapılmalıdır.
Doğru olan seçenek, cerrahinin metabolik tablo düzelene kadar ertelenmesi gerektiğini savunan yaklaşımdır. Hipertrofik pilor stenozunda bebekler sadece mide içeriği (asit, klor ve su) kusarlar. Bu durum hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloza yol açar. Klor eksikliği, böbreğin bikarbonat atma kapasitesini kısıtlar. Cerrahi öncesinde serum klor düzeyinin 100100 mEq/L üzerine çıkarılması ve alkali durumun düzeltilmesi, ameliyat sonrası gelişebilecek solunum depresyonu (apne) riskini minimize eder.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Hastada Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) ile uyumlu 'zeytin' kitlesi ve ağır hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz saptandı.
HPS tanısı klinik muayene ve tipik metabolik tablo ile desteklenir.
2
Cerrahi önceliği ve hazırlığı değerlendir.
HPS cerrahisi (piloromiyotomi) elektif bir girişimdir; asıl aciliyet metabolik dengenin sağlanmasıdır.
Düzeltilmemiş alkaloz, postoperatif dönemde santral solunum baskılanmasına (apne) neden olabilir.
3
Sıvı-elektrolit tedavi hedeflerini belirle.
Serum klorunun >100>100 mEq/L, HCO3HCO_3'ın <28−30<28-30 mEq/L olması ve yeterli idrar çıkışının sağlanması hedeflenir.
Klor replasmanı, böbreğin bikarbonat atabilmesi ve alkalozun düzelmesi için temel şarttır.

Key Concept

Hipertrofik Pilor Stenozunda preoperatif medikal stabilizasyon ve klor hedefi.
Question 72Question →

1111 aylık bir kız bebek, 22 gündür devam eden günde 1010'dan fazla bol sulu dışkılama ve son 66 saattir ağızdan alımının belirgin azalması şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; tartısı 9 kg9\text{ kg}, genel durumu kötü, uykuya meyilli, göz küreleri belirgin çökük, gözyaşı yok ve ağız mukozası kurudur. Karın cildi turgoru bakıldığında cilt kıvrımı 22 saniyeden uzun sürede düzelmektedir. Kapiller dolum zamanı 44 saniye, nabızları filiform ve periferik ekstremiteleri soğuk saptanıyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 20 ml/kg20\text{ ml/kg} % 0.9 NaCl0.9\text{ NaCl} solüsyonunun 15−2015-20 dakikada intravenöz bolus verilmesi

Answer

Hastaya acilen 20 ml/kg20\text{ ml/kg} dozunda % 0.9 NaCl0.9\text{ NaCl} (izotonik salin) solüsyonu intravenöz bolus olarak verilmelidir.
Hastada saptanan filiform nabız, kapiller dolum zamanında uzama (44 sn), periferik soğukluk ve letarji bulguları ağır dehidratasyon ve dekompanse şok tablosunu göstermektedir. Bu durumda öncelikli amaç damar içi hacmin hızla artırılmasıdır. Standart yaklaşım, 20 ml/kg20\text{ ml/kg} dozunda % 0.9 NaCl0.9\text{ NaCl} veya Ringer Laktat gibi izotonik kristaloidlerin 15−2015-20 dakika içinde intravenöz bolus olarak verilmesidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik bulgularını (uykuya meyil, 22 saniyeden uzun turgor, kapiller dolum >3> 3 sn, soğuk ekstremite) değerlendir.
Hastanın "Ağır Dehidratasyon" ve "Şok" tablosunda olduğu saptandı.
Periferik perfüzyon bozukluğu ve filiform nabız varlığı şoku gösterir.
2
Dehidratasyon derecesine göre uygun tedavi planını seç.
DSÖ/UNICEF protokolüne göre Plan C (İntravenöz resüsitasyon) endikasyonu vardır.
Ağır dehidratasyon ve oral alım bozukluğu varlığında enteral yol yerine intravenöz yol tercih edilmelidir.
3
Resüsitasyon sıvısını ve miktarını belirle.
20 ml/kg20\text{ ml/kg} dozunda izotonik kristaloid (% 0.9 NaCl0.9\text{ NaCl} veya Ringer Laktat) bolus kararı verildi.
Şok tedavisinde vasküler hacmi hızla artırmak için sadece izotonik sıvılar kullanılır.

Key Concept

Ağır dehidratasyon ve şok bulguları olan pediatrik hastalarda acil yönetim (Plan C), izotonik sıvılarla hızlı intravenöz resüsitasyondur.

Practice More

Dehidratasyon derecelendirmesinde kullanılan DSÖ (WHO) kriterlerini ve Plan A-B-C geçişlerini tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 73Question →

99 yaşında bir erkek çocuk; son 55 aydır iştahsızlık, karın ağrısı ve son 11 yıldır boy uzamasında yavaşlama şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde perianal bölgede ağrısız cilt katlantıları (skin tags) ve her iki tibia ön yüzünde hassas, eritematöz nodüller saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde; hemoglobin 10.510.5 g/dLg/dL, albümin 3.03.0 g/dLg/dL ve CRPCRP 3838 mg/Lmg/L olarak bulunmuştur. Kolonoskopide terminal ileumda sağlam mukoza adalarıyla ayrılmış (atlamalı) derin ülserler izlenmiştir. Bu hastanın klinik özellikleri ve endoskopik bulguları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi beklenen bir durumdur?

Show answer & explanation

Answer: Biyopsi örneklerinde bağırsak duvarının tüm katmanlarını etkileyen inflamasyonun ve granülomların saptanması

Answer

Biyopsi örneklerinde bağırsak duvarının tüm katmanlarını etkileyen inflamasyonun ve granülomların saptanması
Hastada saptanan büyüme geriliği, perianal tutulum (skin tags), sistemik inflamasyon bulguları (CRPCRP yüksekliği, hipoalbüminemi) ve endoskopide görülen segmental (atlamalı) tutulum, terminal ileumun etkilenmesi tipik bir Crohn Hastalığı tablosudur. Crohn Hastalığı'nın histopatolojik incelemesinde bağırsak duvarının mukoza, submukoza, muskularis propria ve seroza dahil tüm katmanlarını etkileyen inflamasyon (transmural tutulum) ve non-kazeifiye epitelioid granülomların görülmesi tanıyı kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarının analizi
9 yaşında büyüme geriliği, perianal cilt katlantıları ve eritema nodozum bulguları saptandı.
Çocukluk çağında büyüme geriliği ve perianal hastalık Crohn Hastalığı için çok karakteristik olup Ülseratif Kolit'te nadirdir.
2
Laboratuvar ve endoskopik bulguların yorumlanması
Anemi (HbHb: 10.510.5), hipoalbüminemi ve yüksek CRPCRP ile birlikte kolonoskopide 'atlamalı' (segmental) tutulum izlendi.
Atlamalı tutulum ve terminal ileumun etkilenmesi, inflamasyonun tüm sindirim sistemine yayılabildiği Crohn Hastalığı'nı işaret eder.
3
Tanı ve histopatolojik korelasyon
Crohn Hastalığı tanısı altında histopatolojik özellikler belirlendi.
Crohn Hastalığı'nda inflamasyon transmuraldir (tüm katmanlar) ve vakaların yaklaşık yarısında non-kazeifiye granülomlar görülür.

Key Concept

Crohn Hastalığı ve Ülseratif Kolit ayrımı

Practice More

İnflamatuar bağırsak hastalıklarında kullanılan ilaçların (aminosalisilatlar, azatioprin, biyolojik ajanlar) yan etkilerini ve tedavi hedeflerini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 74Question →

Zamanında ve sorunsuz doğan, yaşamının ilk haftalarında normal büyüme gösteren 5 haftalık bir bebek, son bir haftadır her emzirme sonrasında fışkırır tarzda ve safrasız kusma yakınmasıyla getiriliyor. Bebeğin kusmalara rağmen sürekli aç göründüğü ve emmeye istekli olduğu belirtiliyor. Fizik muayenesinde hafif dehidratasyon bulguları izleniyor ve sağ üst kadranda zeytin tanesi büyüklüğünde mobil bir kitle palpe ediliyor.

Bu hastada beklenen asit-baz ve elektrolit bozukluğunun fizyopatolojisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Klor eksikliği, böbreklerden bikarbonat atılımını kısıtlayarak metabolik alkalozun idamesine neden olan temel faktörlerden biridir.

Answer

Doğru ifade, klor eksikliğinin böbreklerden bikarbonat atılımını engelleyerek metabolik alkalozun devam etmesini (idamesini) sağladığı bilgisidir.
Hipertrofik pilor stenozunda mide asidinin (HCl) fışkırır tarzda kusmalarla kaybedilmesi metabolik alkalozu başlatır. Ancak bu alkalozun böbrekler tarafından düzeltilememesinin ve kalıcı hale gelmesinin (idame evresi) en önemli fizyopatolojik nedeni klor eksikliğidir. Kortikal toplayıcı tübüllerdeki tip B interkalar hücrelerde yer alan Pendrin taşıyıcısı, kanda biriken fazla bikarbonatı idrara salgılayıp karşılığında idrardaki kloru kana geri alır. Vücutta şiddetli klor eksikliği olduğunda lümende bu değişimi yapacak klor bulunmaz. Sonuç olarak bikarbonat idrara salgılanamaz, kanda kalır ve alkaloz idame ettirilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik senaryoyu değerlendirerek ana tanıyı belirleme.
5 haftalık, fışkırır tarzda safrasız kusan, iştahı yerinde olan ve epigastrik bölgede zeytin tanesi kitlesi palpe edilen bebekte Hipertrofik Pilor Stenozu (HPS) tanısı konur.
Yaş grubu (3-6 hafta), kusmanın karakteri ve spesifik kitle bulgusu HPS için patognomoniktir.
2
HPS'nin neden olduğu asit-baz ve elektrolit dengesizliklerini listeleme.
Mide asidinin (hidroklorik asit, HCl) kusma yoluyla kaybedilmesi sonucunda vücutta hidrojen ve klor iyonları eksilir; hipokloremik, hipokalemik metabolik alkaloz gelişir.
Mide sıvısında bol miktarda hidrojen ve klor bulunur. Bunların kaybı primer metabolik alkalozu başlatır.
3
Metabolik alkalozun idame (devam etme) mekanizmalarını hücresel düzeyde inceleme.
Vücutta klor azaldığı için böbrek kortikal toplayıcı tübüllerindeki Pendrin (klor/bikarbonat değiştirici) düzgün çalışamaz. Lümende geri emilecek klor bulunmadığından bikarbonat lümene salgılanamaz ve kana geri döner.
Böbreğin fazla bikarbonatı idrarla atabilmesi klor bağımlı bir süreçtir. Klor yoksa bikarbonat atılımı bloke olur ve alkaloz derinleşir.
4
Seçeneklerdeki fizyopatolojik yanlışlıkları eleme.
Hipokaleminin böbrek kaynaklı (aldosteron etkisi) olması, alkalozun kompanzasyonunun hipoventilasyon olması ve paradoksal asidürinin geç dönem bulgusu olması nedeniyle diğer ifadeler elenir.
Hastalığın fizyopatolojisinde her sistem sıvı hacmini ve asit-baz dengesini korumaya çalışırken birbiriyle etkileşime girer.

Key Concept

Hipertrofik Pilor Stenozunda metabolik alkaloz fizyopatolojisi ve böbrek yanıtı
Question 75Question →

Üç aylık bir bebek, doğumdan itibaren devam eden sarılık ve son zamanlarda belirginleşen şiddetli kaşıntı şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde belirgin geniş alın, derin yerleşimli gözler ve sivri çene ile karakterize tipik yüz görünümü saptanıyor. Kardiyak oskültasyonda sol üst sternal kenarda 2/62/6 derecelik ejeksiyon sistolik üfürüm duyuluyor. Laboratuvar tetkiklerinde total bilirubin: 9,29,2 mg/dL, direkt bilirubin: 6,16,1 mg/dL ve GGT: 540540 U/L (Normal:<50Normal: <50) olarak saptanıyor. Akciğer grafisinde vertebralarda simetrik füzyon defekti (kelebek vertebra) izlenen bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Alagille sendromu

Answer

Kelebek vertebra, karakteristik yüz görünümü ve periferik pulmoner stenoz ile birlikte seyreden kolestaz tablosu Alagille sendromu için tanısaldır.
Vaka sunumunda belirtilen geniş alın, derin yerleşimli gözler ve sivri çene (Alagille facies), ejeksiyon sistolik üfürüm (en sık periferik pulmoner stenoz) ve radyolojik olarak kelebek vertebra bulguları, kolestatik bir tabloda Alagille sendromunu kesin olarak işaret eder.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Hastada kolestaz (direkt bilirubin ve GGT yüksekliği) ile birlikte dismorfik yüz, kardiyak üfürüm ve iskelet anomalisi saptandı.
Ayırıcı tanı için karaciğer dışı sistemik bulguların değerlendirilmesi gerekir.
2
Spesifik radyolojik bulgunun değerlendirilmesi
Akciğer grafisindeki kelebek vertebra bulgusu Alagille sendromu için oldukça karakteristiktir.
Bu bulgu, vertebral cisimlerin simetrik füzyon hatası sonucu oluşur.
3
Laboratuvar ve muayene verilerinin birleştirilmesi
GGT yüksekliği kolestazı doğrular; yüz görünümü ve üfürüm (periferik pulmoner stenoz) sendromik bir tabloyu tamamlar.
Alagille sendromu (Sindromik Safra Yolu Azlığı), karaciğer içi safra yollarının azlığı ile karakterizedir.

Key Concept

Alagille sendromu, JAG1 veya NOTCH2 gen mutasyonlarına bağlı gelişen, safra yolu azlığı ile birlikte beş ana kriterden (kolestaz, karakteristik yüz, kelebek vertebra, pulmoner arter stenozu, posterior embriyotokson) en az üçünün bulunmasıyla tanısı konulan otozomal dominant bir hastalıktır.
Estimated Time:1m 30s
Question 76Question →

Yenidoğan döneminde uzamış sarılık şikayeti ile getirilen ve direkt bilirubin yüksekliği saptanan bir bebekte; safra yolları anatomisini değerlendirmek, koledok kisti gibi cerrahi anomalileri dışlamak amacıyla istenmesi gereken ilk görüntüleme tetkiki aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Batın ultrasonografisi

Answer

Direkt bilirubin yüksekliği olan bebeklerde safra yollarını değerlendirmek için kullanılan ilk görüntüleme yöntemi batın ultrasonografisidir.
Batın ultrasonografisi, yenidoğan döneminde kolestaz (direkt hiperbilirubinemi) saptanan hastalarda koledok kisti, safra taşları veya safra çamuru gibi cerrahi müdahale gerektiren anatomik bozuklukları göstermede en hızlı, en ucuz ve en güvenli (radyasyonsuz) yöntemdir. Ayrıca biliyer atrezide görülen 'triangular cord sign' gibi spesifik bulguları da gösterebilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik durumun belirlenmesi
Direkt bilirubin artışı (kolestaz) saptanması.
Kolestaz tanısı konulan her bebekte obstrüktif (cerrahi) nedenlerin hızla dışlanması gerekir.
2
Görüntüleme yönteminin seçimi
En hızlı, non-invaziv ve anatomik bilgi veren tetkikin belirlenmesi.
Yenidoğanlarda radyasyon ve anestezi riskinden kaçınmak temel prensiptir.
3
Sonucun yorumlanması
Batın ultrasonografisi ile safra kesesi yokluğu (biliyer atrezi şüphesi) veya kistik genişleme (koledok kisti) görülmesi.
Bu bulgular bir sonraki ileri tetkiki (biyopsi, sintigrafi veya cerrahi) yönlendirir.

Key Concept

Neonatal kolestazda tanısal yaklaşımın ilk basamağı radyolojik olarak batın ultrasonografisidir.
Estimated Time:45s
Question 77Question →

İki aylık bir erkek bebek, doğumdan itibaren devam eden sarılık ve aralıklı açık renkli dışkılama şikayetleriyle getirilmiştir. Özgeçmişinde anne ve baba arasında akrabalık olduğu öğrenilmiştir. Fizik muayenede karaciğer kosta altı 33 cm palpabl, dalak ele gelmemektedir; diğer sistem muayeneleri doğaldır. Laboratuvar incelemesinde; total bilirubin 10.510.5 mg/dL, direkt bilirubin 7.27.2 mg/dL, AST 130130 U/L, ALT 120120 U/L, GGT 1818 U/L (22 aylık için normal: 15−18015-180 U/L) saptanmıştır. Serum total safra asidi düzeyi bakılmış ve belirgin düşük bulunmuştur. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Safra asidi sentez kusuru

Answer

Düşük GGT düzeyi ve belirgin düşük serum total safra asidi seviyesiyle seyreden safra asidi sentez kusuru
Vakada direkt hiperbilirubinemi (kolestaz) mevcuttur. Kolestaza rağmen GGT düzeyinin 1818 U/L gibi düşük/normal sınırlarda kalması, ayırıcı tanıda Biliyer Atrezi ve Alagille sendromu gibi yüksek GGT'li durumları dışlar. Düşük GGT'li kolestaz nedenleri arasında ayırımı sağlayan en kritik laboratuvar parametresi serum total safra asitleridir. Safra asidi sentez kusurlarında primer safra asitleri üretilemediği için serum düzeyleri belirgin düşüktür. Progresif familyal intrahepatik kolestaz (PFIC) tip 1 ve 2'de ise GGT düşük olmasına rağmen serum safra asitleri çok yüksektir.

Step-by-Step Solution

1
Direkt bilirubin düzeyini değerlendir.
Direkt bilirubin 7.27.2 mg/dL bulunarak kolestaz tanısı konuldu.
Bebeklerde direkt bilirubinin 11 mg/dL üzerinde olması kolestaz olarak tanımlanır.
2
GGT düzeyini kontrol et.
GGT 1818 U/L saptanarak düşük/normal bulundu.
Kolestatik karaciğer hastalıklarının çoğunda GGT yükselir; düşük GGT varlığı ayırıcı tanıyı daraltır (PFIC 1, PFIC 2 ve Safra asidi sentez kusurları).
3
Serum total safra asidi düzeyini analiz et.
Serum safra asitlerinin belirgin düşük olduğu saptandı.
Düşük GGT'li kolestazlar içinde PFIC tip 1 ve 2'de safra asitleri çok yüksekken, sentez kusurlarında primer safra asitleri üretilemediği için düzeyleri çok düşüktür.

Key Concept

Düşük GGT'li neonatal kolestaz ayırıcı tanısında serum safra asidi düzeyinin kullanımı.
Estimated Time:1m 40s
Question 78Question →

77 aylık bir erkek bebek, 11 gündür devam eden günde 44 kez sulu dışkılama şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde; tartısı 8 kg8\text{ kg} (11 hafta önceki tartısı ile aynı), genel durumu iyi ve aktif, göz küreleri normal, ön fontaneli normal bombelikte, gözyaşı var, ağız mukozası nemli ve cilt turgoru doğal (hemen geri dönüyor) olarak saptanıyor. Bu hasta için en uygun dehidratasyon sınıflandırması ve yönetim planı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dehidratasyon yok - Plan A: Evde ek sıvı başlanması ve beslenmeye devam edilmesi

Answer

Fizik muayene bulguları normal olan ve tartı kaybı olmayan bu çocuk 'Dehidratasyon Yok' olarak sınıflandırılmalı ve beslenmeye devam edilerek evde ek sıvı (Plan A) ile izlenmelidir.
Vakada tanımlanan bebeğin genel durumunun iyi olması, gözyaşının olması, ağız mukozasının nemli olması ve cilt turgorunun normal (hemen geri dönüyor) olması 'Dehidratasyon Yok' tanısını koydurur. Bu durumda uygulanan Plan A; emzirmenin devam ettirilmesini, her sulu dışkı sonrası ek sıvı (ORS veya su) verilmesini ve aileyi tehlike işaretleri konusunda bilgilendirmeyi içerir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın genel durumu, gözyaşı, mukoza nemliliği ve cilt turgoru gibi klinik verileri değerlendirilir.
Genel durum iyi, turgor doğal, mukozalar nemli, tartı kaybı yok.
Dehidratasyonun derecesini belirlemek için en güvenilir klinik ipuçları bunlardır.
2
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dehidratasyon sınıflamasına göre hastayı kategorize edilir.
Hasta 'Dehidratasyon Yok' grubuna girer.
Klinik bulguların tamamı normal sınırlardadır.
3
Sınıflamaya uygun tedavi protokolü seçilir.
Plan A protokolü uygulanır.
Dehidratasyonu olmayan çocuklarda amaç mevcut durumu korumak ve beslenmeyi sürdürmektir.

Key Concept

Akut gastroenteritli çocuklarda dehidratasyon bulgusu yoksa, beslenme kesilmeden evde ek sıvı takviyesi (Plan A) ile yönetim esastır.
Estimated Time:45s
Question 79Question →

1414 yaşında bir kız çocuk, son bir yıldır boy uzamasında duraksama ve altı aydır devam eden sekonder amenore şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın günde 33-44 kez olan, gece uyandıran karın ağrısı ve bazen yumuşak kıvamlı dışkılama öyküsü mevcuttur. Fizik muayenede batında yaygın hassasiyet ve perianal bölgede ağrısız cilt katlantıları (skinskin tagstags) ile derin fissürler saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 9,49,4 g/dLg/dL (MCVMCV 7878 fLfL), albümin 2,72,7 g/dLg/dL, CRPCRP 3838 mg/Lmg/L ve ESRESR 4848 mm/saatmm/saat saptanıyor. Bu klinik tabloya sahip bir çocukta, Crohn hastalığı tanısını Ülseratif kolitten ayırt etmede en değerli endoskopik ve histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde veya biyopsilerinde saptanan non-kazeifiye granülomlar

Answer

Üst gastrointestinal sistem veya kolon biyopsilerinde non-kazeifiye granülomların saptanması Crohn hastalığı tanısı için en spesifik bulgudur.
Crohn hastalığı ağızdan anüse kadar tüm sindirim kanalını tutabilen, atlamalı lezyonlar gösteren ve transmural inflamasyonla seyreden bir hastalıktır. Non-kazeifiye granülomlar patognomonik bir bulgudur ve özellikle çocuklarda asemptomatik olsalar bile üst GİS endoskopisi yapılması tanıda granülom yakalama şansını artırır. Perianal fissürler ve deri katlantıları da Crohn hastalığını Ülseratif kolitten ayıran çok güçlü klinik ipuçlarıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik prezentasyonun değerlendirilmesi
Hastadaki puberte gecikmesi (sekonder amenore), boy kısalığı ve perianal cilt katlantıları saptandı.
Çocukluk çağındaki Crohn hastalığında büyüme geriliği ve puberte gecikmesi, gastrointestinal semptomlardan aylar veya yıllar önce ortaya çıkabilir.
2
Fizik muayene ve laboratuvar bulgularının sentezi
Perianal hastalık (fissür, cilt katlantısı) ve sistemik inflamasyon (ESRESR, CRPCRP yüksekliği) belirlendi.
Perianal tutulum Ülseratif kolitte beklenmez ve direkt olarak Crohn hastalığını düşündürür.
3
En spesifik tanısal bulgunun belirlenmesi
Endoskopik biyopsilerde granülomatöz inflamasyonun araştırılması.
Enfeksiyonlar dışlandığında saptanan non-kazeifiye granülomlar, Crohn hastalığı için en yüksek özgüllüğe sahip bulgudur.

Key Concept

Pediatrik Crohn hastalığında büyüme geriliği, perianal hastalık ve üst GİS tutulumu/granülom varlığı en önemli ayırt edici özelliklerdir.
Question 80Question →

1111 yaşında bir erkek çocuk, son 33 aydır devam eden karın ağrısı, kanlı ishal ve büyüme hızında yavaşlama şikayetleriyle getirilmiştir. Yapılan kolonoskopik incelemede inflamasyonun rektumdan başlayıp proksimale doğru kesintisiz (kontinü) devam ettiği, mukoza ve submukoza tabakalarıyla sınırlı olduğu saptanmıştır. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ülseratif kolit

Answer

Ülseratif kolit
Ülseratif kolit tanısı; inflamasyonun rektumdan başlayarak proksimale doğru kesintisiz (kontinü) bir yayılım göstermesi ve tutulumun mukoza ile sınırlı kalması ile karakterizedir. Pediatrik hastalarda büyüme geriliği her iki inflamatuar bağırsak hastalığında da görülebilse de, bu endoskopik tablo doğrudan Ülseratif koliti işaret eder.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
Kanlı ishal ve büyüme geriliği inflamatuar bağırsak hastalığını düşündürür.
Pediatrik hastalarda büyüme duraksaması İBH'nin önemli bir dış bulgusudur.
2
Endoskopik yerleşim yerinin analizi
İnflamasyonun rektumdan başlaması.
Ülseratif kolitte rektum vakaların neredeyse tamamında tutulurken, Crohn hastalığında rektum sıklıkla korunur.
3
Yayılım paterninin incelenmesi
Kesintisiz (kontinü) ilerleme.
Kesintisiz yayılım Ülseratif kolitin, atlamalı tutulum ise Crohn hastalığının tipik özelliğidir.
4
Tutulum derinliğinin tespiti
Mukoza ve submukoza ile sınırlılık.
Ülseratif kolit yüzeysel (mukozal) bir inflamasyon iken Crohn hastalığı transmuraldir.

Key Concept

Ülseratif kolit ve Crohn hastalığının anatomik ve histolojik farkları
Estimated Time:45s
PreviousPage 4 / 16Next
Gastroenteroloji ve Hepatoloji Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 4 | Examkin