Temel Hak ve Hürriyetler

206 soru

Soru 161Soru

Anayasa hukukunda 'aktif statü hakları' olarak tanımlanan siyasi haklar, vatandaşların devlet iradesinin oluşumuna ve kamu yönetimine katılmasına olanak tanıyan hak ve ödevleri kapsar. 1982 Anayasası bu hakları dördüncü bölümünde özel olarak düzenlemiştir.

Buna göre, 1982 Anayasası'nın 'Siyasi Haklar ve Ödevler' başlığı altında yer alan düzenlemelerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sendika kurma ve toplu iş sözleşmesi yapma hakları, demokratik hayata katılımı sağlayan temel siyasi haklar arasında yer alır.

Cevap

Sendika kurma ve toplu iş sözleşmesi yapma hakları siyasi haklar değil, sosyal ve ekonomik haklar kategorisinde yer alır.
Doğru yanıt olan seçenek, sendika kurma ve toplu iş sözleşmesi haklarını 'siyasi hak' olarak tanımladığı için yanlıştır. 1982 Anayasası'na göre bu haklar 'Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler' başlığı altında düzenlenen isteme haklarındandır.

Adım Adım Çözüm

1
Siyasi hakların (aktif statü hakları) kapsamını belirle.
Bu bölümün Türk vatandaşlığı, seçme ve seçilme, siyasi parti faaliyetleri, kamu hizmetine girme, vatan hizmeti, vergi ödevi ve dilekçe hakkı gibi konuları kapsadığı görüldü.
Soruda istenen 'Siyasi Haklar ve Ödevler' bölümündeki düzenlemeleri analiz etmek için kategorik ayrım yapılmalıdır.
2
Seçeneklerdeki hakların anayasal kategorilerini kontrol et.
Sendika kurma ve toplu iş sözleşmesi haklarının Anayasa'nın 'Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler' (pozitif statü hakları) başlıklı üçüncü bölümünde düzenlendiği tespit edildi.
Hangi hakkın hangi kategoride olduğunu bilmek, Jellinek tasnifine dayalı soruları çözmek için kritiktir.
3
Diğer teknik detayları (süreler ve istisnalar) doğrula.
Seçim kanunu değişikliğindeki 1 yıllık süre, dilekçe hakkındaki yabancı istisnası ve oy kullanamayacaklar listesindeki taksirli suç ayrımının doğruluğu teyit edildi.
Yanlış olan seçeneğin doğruluğundan emin olmak için diğer çeldiricilerin anayasal metne uygunluğu kontrol edilmelidir.

Anahtar Kavram

Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınıflandırılması (Siyasi Haklar)
Soru 162Soru

Türk anayasa hukukunda temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması rejimi, 19821982 Anayasası'nın 1313. maddesinde düzenlenen kümülatif şartlara bağlanmıştır. 20012001 yılında yapılan anayasa değişikliği ile bu sistemde köklü bir değişikliğe gidilerek "genel sınırlama" anlayışı terk edilmiştir. Bu bilgiler ışığında, günümüzdeki anayasal düzende bir temel hakkın olağan dönemde sınırlandırılabilmesi için uyulması gereken ölçütler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınırlamanın genel sınırlama nedenlerine dayandırılması

Cevap

Sınırlamanın genel sınırlama nedenlerine dayandırılması
Doğru cevap olan ifade, 20012001 yılındaki anayasa değişikliği ile sistemden tamamen çıkarılmış olan 'genel sınırlama' anlayışını yansıtmaktadır. Günümüzde bir hak, ancak Anayasa'nın ilgili maddesinde o hakka özel olarak belirtilen gerekçelerle (özel sınırlama sebepleri) sınırlanabilir.

Adım Adım Çözüm

1
19821982 Anayasası'nın 1313. maddesindeki güncel metni analiz et.
Temel hakların sınırlandırılması için kanun, özel sebep, anayasanın sözü/ruhu, demokratik toplum düzeni, laik Cumhuriyet gerekleri, ölçülülük ve hakkın özü kriterleri bir arada bulunmalıdır.
Sınırlandırmanın anayasal geçerliliği bu kümülatif şartlara bağlıdır.
2
20012001 yılındaki anayasa değişikliğinin etkisini değerlendir.
Genel sınırlama sebepleri (tüm haklar için geçerli genel kamu düzeni vb. gerekçeler) metinden çıkarılmış, "özel sınırlama" sistemine geçilmiştir.
Bu değişiklik, hak ve hürriyetlerin korunma alanını genişleten en önemli reformlardan biridir.

Anahtar Kavram

Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması Kriterleri (Madde 13)
Soru 163Soru

19821982 Anayasası’nda düzenlenen "Siyasi Haklar ve Ödevler" ile bu hakların kullanımına ilişkin anayasal ilkeler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sendika kurma hakkı ile grev ve lokavt hakları, vatandaşların kamu yönetimine aktif katılımını sağlayan siyasi haklar ve ödevler kategorisinde düzenlenmiştir.

Cevap

Sendika kurma hakkı ile grev ve lokavt hakları, vatandaşların kamu yönetimine aktif katılımını sağlayan siyasi haklar ve ödevler kategorisinde düzenlenmiştir.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır çünkü sendika kurma, grev ve lokavt hakları 19821982 Anayasası'nın dördüncü bölümünde yer alan 'Siyasi Haklar ve Ödevler' (aktif statü hakları) arasında değil, üçüncü bölümünde yer alan 'Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler' (pozitif statü hakları) arasında düzenlenmiştir. Siyasi haklar temel olarak vatandaşların devlet yönetimine katılmasına odaklanırken, sosyal haklar bireyin ekonomik ve toplumsal refahını hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki hakların Anayasa'daki yerini belirle.
Vatandaşlık (66), Seçme/Oy (67), Siyasi Partiler (68-69) siyasi haklardır; Sendika/Grev (51-54) sosyal haklardır.
Anayasa'nın bölümlendirilmesi hakların niteliğini (negatif, pozitif, aktif) belirler.
2
Siyasi Haklar ve Ödevler (Aktif Statü Hakları) bölümünü kontrol et.
Bu bölümde vatandaşlık, seçme-seçilme, siyasi parti kurma, kamu hizmetine girme, dilekçe gibi haklar bulunur.
Aktif statü hakları kişinin devlet yönetimine katılımını sağlar.
3
Sosyal ve Ekonomik Haklar ile Siyasi Haklar arasındaki farkı doğrula.
Sendika ve grev hakları kişinin ekonomik durumunu korumaya yöneliktir ve 'Sosyal ve Ekonomik Haklar' başlığı altındadır.
Sınıflandırma hatasını tespit ederek yanlış ifadeyi bulmak gerekir.

Anahtar Kavram

Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınıflandırılması (Aktif Statü Hakları vs. Pozitif Statü Hakları)

Daha Fazla Pratik

Siyasi haklar ile sosyal haklar arasındaki temel farkları pekiştirmek için Jellinek'in statü kuramını (negatif, pozitif, aktif) tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 164Soru

1982 Anayasası'nın 15. maddesi uyarınca; savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek ve ölçülülük ilkesine uyulmak kaydıyla temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir. Ancak bu hallerde dahi dokunulması yasaklanan, hukuk literatüründe "sert çekirdek haklar" olarak adlandırılan haklar mevcuttur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi söz konusu istisnai hallerde dahi dokunulamayacak haklar arasında yer almaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz

Cevap

Suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz ilkesi, 1982 Anayasası'nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik ve olağanüstü hallerde dahi dokunulamayacak çekirdek haklar arasındadır.
1982 Anayasası'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasına göre; savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde dahi kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararıyla saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Bu nedenle 'suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz' ifadesi çekirdek haklar kapsamında yer aldığı için doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 15. maddesindeki durdurma rejimini analiz etme
Savaş, seferberlik ve OHAL durumlarında hakların durdurulabileceği ancak çekirdek haklara dokunulamayacağı belirlenir.
Sorunun yasal dayanağını tespit etmek için gereklidir.
2
Çekirdek haklar listesini hatırlama
Yaşama hakkı, maddi ve manevi varlığın bütünlüğü, din/vicdan/düşünce açıklanmasına zorlanamama, suç ve cezaların geçmişe yürümemesi ve masumiyet karinesi.
Seçenekler arasında doğru olanı ayırt etmek için liste bilgisini kullanmak gerekir.
3
Seçenekleri liste ile karşılaştırma
Masumiyet karinesinin seçenekte tam tanımıyla yer aldığı görülür.
Yanlış olan (durdurulabilir) hakları eleyip doğruya ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Temel Hak ve Hürriyetlerin Durdurulması ve Çekirdek Haklar

Daha Fazla Pratik

Çekirdek hakların tam listesini (yaşama, bütünlük, inanç, geçmişe yürütmeme, masumiyet) ezberlemek bu konudaki tüm soruları çözmenizi sağlar.
Tahmini Süre:50s
Soru 165Soru

1982 Anayasası’na göre, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin toplu sözleşme yapılması sürecinde uyuşmazlık çıkması durumunda başvurulacak merci ve bu merciin kararlarının hukuki statüsü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'na başvurulur; kurulun kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.

Cevap

Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'na başvurulur; kurulun kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.
1982 Anayasası'nın 53. maddesinin son fıkrası uyarınca, memurlar ve diğer kamu görevlileri için toplu sözleşme sürecinde uyuşmazlık çıkması durumunda tek yetkili merci Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'dur. Bu kurulun kararları anayasa gereği kesin olup doğrudan toplu sözleşme hükmü niteliği taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Toplu sözleşme hakkının kapsamını belirle.
1982 Anayasası'nın 53. maddesine göre memurlar ve diğer kamu görevlileri toplu sözleşme yapma hakkına sahiptir.
Anayasal hakkın kimlere tanındığını tespit etmek için gereklidir.
2
Uyuşmazlık çözüm mekanizmasını incele.
Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'na başvurulur.
2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile getirilen özel mekanizmayı belirlemek için gereklidir.
3
Kurul kararlarının hukuki etkisini değerlendir.
Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.
Kararların yargı denetimine tabi olup olmadığını ve bağlayıcılık derecesini anlamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kamu Görevlileri Hakem Kurulu ve Toplu Sözleşme Hakkı
Soru 166Soru

Bir kanun taslağında, ülke ekonomisini tehdit eden ağır mali suçlarla etkin mücadele amacıyla aşağıdaki hükümlere yer verilmiştir:

I. Bu suçlardan mahkûm olan kişilerin, suçla ilgisi olup olmadığına bakılmaksızın tüm malvarlığı değerlerine devlet tarafından el konulacaktır.
II. Bu suçları işleyenlerin birinci derece yakınları da, elde edilen haksız kazançtan zımni olarak faydalandıkları karinesiyle aynı hapis cezası yaptırımına tabi tutulacaktır.
III. Yalnızca suçun işlenmesinde kullanılan veya doğrudan suçtan elde edilen eşya ve maddi menfaatler mahkeme kararıyla devlete aktarılacaktır.
IV. Yasanın yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş ancak henüz yargılaması devam eden mali suçlar için de bu taslaktaki yeni ve daha ağır hapis cezaları uygulanacaktır.

Bu taslak metindeki hükümlerin 1982 Anayasası'nda yer alan mülkiyet hakkı ile suç ve cezalara ilişkin esaslar çerçevesinde değerlendirilmesine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III numaralı hüküm, Anayasa'nın kesin olarak yasakladığı "genel müsadere" kapsamında değerlendirilemez; suçla doğrudan bağlantılı eşya ve kazançların müsaderesi anayasal güvencelere aykırılık teşkil etmez.

Cevap

Doğru değerlendirme, yalnızca suçta kullanılan veya suçtan elde edilen eşyaların devlete aktarılmasının (özel müsadere) Anayasa'nın yasakladığı genel müsadere kapsamında olmadığı ve anayasaya uygun olduğudur.
Taslağın III. maddesindeki düzenleme, yalnızca suçun işlenmesinde kullanılan veya suçtan elde edilen eşyaların müsaderesini içerir. 1982 Anayasası'nın 38. maddesi kişinin tüm malvarlığına el konulması anlamına gelen "genel müsadere" cezasını yasaklamıştır; ancak ceza hukukundaki eşya ve kazanç müsaderesi (özel müsadere) bu yasağın kapsamında değildir ve anayasaldır.

Adım Adım Çözüm

1
Taslaktaki I. ve III. hükümleri 1982 Anayasası'nın müsadere yasağı bağlamında analiz et.
Anayasa m. 38'e göre "Genel müsadere cezası verilemez" (I. hüküm Anayasa'ya aykırıdır). Ancak kişinin suçla bağlantılı eşya ve kazançlarına el konulması olan "özel müsadere" (III. hüküm) mülkiyet hakkının hukuka uygun bir istisnasıdır.
Anayasal güvencelerin ve sınırlarının doğru tespit edilmesi.
2
Taslaktaki II. hükmü ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi açısından değerlendir.
Anayasa m. 38'e göre ceza sorumluluğı şahsidir. Bir kişinin işlediği suçtan dolayı yakınları cezalandırılamaz. Bu hüküm Anayasa'ya mutlak aykırıdır.
Suç ve cezalara ilişkin temel ilkelerin uygulanabilirliğinin kontrolü.
3
Taslaktaki IV. hükmü cezaların geriye yürümezliği ve çekirdek haklar bağlamında değerlendir.
Anayasa m. 38 uyarınca daha ağır cezalar geçmişe yürütülemez. Ayrıca m. 15 uyarınca bu kural olağanüstü hâllerde dahi dokunulamayan çekirdek haklar arasındadır.
Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması ve durdurulması rejiminin test edilmesi.
4
Mülkiyet hakkının niteliğini ve anayasadaki yerini tespit et.
Mülkiyet hakkı, Kişi Hakları ve Ödevleri (negatif statü/koruyucu haklar) bölümünde yer alır. Sosyal veya siyasi bir hak değildir.
Yanlış seçeneklerdeki kavramsal yanılgıların (hak kategorileri) elenmesi.

Anahtar Kavram

1982 Anayasası'nda Suç ve Cezalara İlişkin İlkeler ile Mülkiyet Hakkı
Tahmini Süre:1m 45s
Soru 167Soru

Acil servise bilinci kapalı halde getirilen ve hayati tehlikesi bulunan bir hastaya, hekim tarafından hasta yakınlarının rızası beklenmeksizin acil cerrahi müdahalede bulunulmuştur. Hasta iyileştikten sonra, rızası dışında ameliyat edildiği gerekçesiyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

1982 Anayasası’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı düzenlemeleri dikkate alındığında, bu somut olaydaki tıbbi müdahalenin anayasal durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasa'da açıkça belirtilen "tıbbi zorunluluklar" istisnası kapsamında gerçekleştirildiği için müdahale hukuka uygundur ve kişinin vücut bütünlüğü ihlal edilmemiştir.

Cevap

Müdahalenin Anayasa'daki "tıbbi zorunluluklar" istisnasına dayanarak hukuka uygun olduğunu belirten seçenek doğrudur.
1982 Anayasası'nın 17. maddesinin ikinci fıkrasında açıkça 'Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz...' hükmü yer almaktadır. Soruda verilen kurguda hastanın bilincinin kapalı olması ve acil hayati tehlikesinin bulunması durumu, Anayasa'nın lafzında güvence altına alınan 'tıbbi zorunluluk' halini doğrudan oluşturmaktadır. Bu meşru istisnai şart gerçekleştiği için, yapılan cerrahi müdahalenin hastanın veya yakınlarının rızası olmaksızın gerçekleştirilmesi anayasaya uygundur ve vücut bütünlüğü hakkının ihlali olarak nitelendirilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki müdahalenin niteliğini ve kişinin anayasal hakları bağlamındaki yerini belirle.
Hekimin rızasız yaptığı acil ameliyat, kişinin 'vücut bütünlüğüne' yönelik doğrudan bir müdahaledir ve bu hak 1982 Anayasası m. 17'de koruma altına alınmıştır.
Uygulanacak anayasa kuralını tespit etmek için eylemin hangi temel hak kategorisine girdiğini belirlemek gerekir.
2
1982 Anayasası'nın 17. maddesindeki vücut bütünlüğüne müdahale şartlarını ve sınırlarını analiz et.
Anayasa'ya göre kural olarak vücut bütünlüğüne dokunulamaz. Ancak lafzen belirlenmiş iki meşru istisnası vardır: 'Tıbbi zorunluluklar' ve 'kanunda yazılı haller'.
Temel hakların sınırlandırılma rejimini ve maddeye özgü istisnaları bilmek, ihlal iddialarını değerlendirmenin anahtarıdır.
3
Somut olaydaki koşulları anayasal kural ile eşleştirerek hukuki sonuca var.
Hastanın bilincinin kapalı ve hayati tehlikesinin bulunması açık bir 'tıbbi zorunluluk' halini oluşturmaktadır. Bu meşru durum, rıza şartını anayasal düzeyde ortadan kaldıran istisnadır.
Olaydaki hayati tehlike gerçeği, Anayasa'nın aradığı şartların gerçekleştiğini kanıtlar ve işlemi hukuka uygun hale getirir.

Anahtar Kavram

1982 Anayasası Madde 17: Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı hakkı bağlamında vücut bütünlüğüne yönelik 'tıbbi zorunluluk' istisnası.
Soru 168Soru

Kamu sağlığını ciddi şekilde tehdit eden ölümcül bir salgın hastalıkla mücadele kapsamında, ilgili idare tarafından belirli risk gruplarına yönelik rıza aranmaksızın uygulanacak genel bir tıbbi müdahale (zorunlu aşılama) kararı alınmış ve bu karar bir genelge ile tüm sağlık teşkilatına duyurulmuştur.

1982 Anayasası'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesi ve temel hakların sınırlandırılması rejimi birlikte değerlendirildiğinde, bu uygulamanın anayasal geçerliliği hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişinin vücut bütünlüğüne kendi rızası dışında dokunulabilmesi için, uygulamanın mutlaka açık, öngörülebilir ve sınırları belirli bir kanun hükmüne dayanması zorunludur.

Cevap

Uygulamanın açık, öngörülebilir ve sınırları belirli bir kanun hükmüne dayanması zorunluluğunu ifade eden seçenektir.
1982 Anayasası'nın 17. maddesine göre; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz ve rızası olmadan tıbbi deneylere tabi tutulamaz. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasını düzenleyen 13. madde uyarınca da haklara yönelik sınırlandırmalar 'ancak kanunla' yapılabilir. Soru kökünde bahsedilen zorunlu aşılama gibi kişinin bedensel bütünlüğüne yönelik genel ve rıza dışı müdahalelerin, yürütme organının tali nitelikteki düzenleyici işlemleriyle (genelge, yönetmelik vb.) yapılması anayasaya aykırıdır; uygulamanın hukuka uygun olabilmesi için yasama organı tarafından çıkarılmış, çerçevesi belirli bir kanuni dayanağının bulunması mutlak bir şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
1982 Anayasası Madde 17'de yer alan vücut bütünlüğüne müdahale şartlarını analiz etmek.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz prensibi tespit edilir.
Anayasa, kişinin rızası dışındaki müdahaleler için iki istisnai durum öngörmüştür.
2
Temel hakların sınırlandırılması rejimini (Madde 13) olaya uygulamak.
Temel hak ve hürriyetlerin ancak ve yalnızca kanunla sınırlanabileceği kuralı çerçevesinde idarenin genelgesi yetersiz bulunur.
Kanunilik ilkesi, yürütme organının keyfi müdahalelerini önlemek için temel hakların sınırlandırılmasında ön şarttır.
3
Vücut bütünlüğünün çekirdek hak (Madde 15) boyutuyla ilişkisini değerlendirmek.
Kişinin maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne olağanüstü hallerde dahi dokunulamayacağı anayasal güvence altındadır.
Çekirdek hakların kapsamını bilmek, acil durumlar bahane edilerek anayasanın askıya alınamayacağını kanıtlar.
4
Seçeneklerdeki iddiaları hukuki prensiplerle eşleştirmek.
Rıza dışı tıbbi müdahalenin (zorunlu aşılama vb.) genelgeyle değil, mutlaka kanuni dayanakla yapılabileceği sonucuna ulaşılır.
Soru metnindeki idari işlem (genelge), şekil ve yetki bakımından anayasanın kanunilik şartını sağlamamaktadır.

Anahtar Kavram

Kişi Dokunulmazlığı, Maddi ve Manevi Varlık Üzerindeki Hakların Kanunilik İlkesi Çerçevesinde Sınırlandırılması
Soru 169Soru

Bir ilin mülki idare amiri, şehirde meydana gelen ani toplumsal olaylar nedeniyle "millî güvenliğin ve kamu düzeninin bozulduğu" gerekçesiyle, gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında idari kararla bazı kişi haklarına yönelik geçici kısıtlamalar getirmiştir. 1982 Anayasası'nda düzenlenen kural (hâkim kararı) ve istisna (yetkili merciin yazılı emri) dengesi ile haklara özgü sınırlama sebepleri birlikte değerlendirildiğinde;

Aşağıdaki toplumsal ve mekânsal hürriyetlerden hangisine yönelik salt "millî güvenlik ve kamu düzeni" gerekçesiyle alınacak genel bir kısıtlama kararı, Anayasa'da o hürriyet için öngörülen özel sınırlama sebepleriyle bağdaşmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerleşme ve seyahat hürriyeti

Cevap

Yerleşme ve seyahat hürriyeti
1982 Anayasası'nın 23. maddesinde düzenlenen yerleşme ve seyahat hürriyetinin anayasal sınırlama sebepleri arasında 'millî güvenlik' ve 'kamu düzeni' yer almamaktadır. Yerleşme hürriyeti yalnızca suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak amaçlarıyla; seyahat hürriyeti ise suç soruşturma ve kovuşturması ile suç işlenmesini önlemek amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir. Anayasa'da açıkça yer almayan bir sebebe dayanılarak kısıtlama yapılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
1982 Anayasası Madde 13'e göre temel hak ve hürriyetlerin yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen özel sebeplerle sınırlanabileceği kuralını hatırlamak.
Müdahalenin hukuka uygun olması için, idare tarafından öne sürülen gerekçenin (millî güvenlik ve kamu düzeni) ilgili Anayasa maddesinde o hak için özel bir sınırlama sebebi olarak sayılmış olması gerektiği tespit edilir.
Anayasal hakların sınırlandırılmasında genel sınırlama sebepleri 2001 yılında kaldırılmış, yerine yalnızca ilgili maddedeki özel sebeplere dayanma zorunluluğu getirilmiştir.
2
Seçeneklerde verilen kişi haklarının (Konut, Haberleşme, Dernek, Toplantı ve Gösteri) Anayasa'daki sınırlama sebeplerini analiz etmek.
Bu dört hakkın anayasal düzenlemelerinde (Madde 21, 22, 33, 34) 'millî güvenlik' ve 'kamu düzeni' kavramlarının açıkça özel sınırlama sebebi olarak yer aldığı görülür.
Bu haklar doğaları gereği toplumsal düzeni doğrudan etkiledikleri için Anayasa koyucu millî güvenlik ve kamu düzenini koruma esası getirmiştir.
3
Yerleşme ve seyahat hürriyetinin (Madde 23) özel sınırlama sebeplerini incelemek.
Yerleşme hürriyetinin; suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; seyahat hürriyetinin ise suç soruşturma/kovuşturması ve suç işlenmesini önlemek amaçlarıyla sınırlanabileceği, metinde 'millî güvenlik' veya 'kamu düzeni' ifadesinin bulunmadığı saptanır.
Anayasa koyucu bu hak için farklı ve daha dar kapsamlı (suç önleme ve sosyo-ekonomik temelli) sınırlama kriterleri benimsemiştir.

Anahtar Kavram

Temel Hak ve Hürriyetlerin Özel Sınırlama Sebepleri (Madde 13 ve Madde 23)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 170Soru

Anayasa hukukunda temel haklar; bireyi devlete karşı koruyan, devletten olumlu bir edim talep etmeyi sağlayan ve devlet yönetimine katılma imkânı sunan haklar olmak üzere üçe ayrılır. Özellikle 'örgütlenme' ve 'kolektif hareket' niteliği taşıyan haklar, hizmet ettikleri amaca göre anayasal sistematiğin farklı bölümlerinde düzenlenmiştir.

Buna göre, anayasal sistemimizde yer alan aşağıdaki haklardan hangisi, bireyin devlet müdahalesine kapalı özerk alanını güvence altına alan 'koruyucu (negatif statü) haklar' bölümünde düzenlenmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dernek kurma hürriyeti

Cevap

Doğru cevap, bireyin sivil ve özerk alanını devlet müdahalesine karşı koruyan 'Dernek kurma hürriyeti' seçeneğidir.
Dernek kurma hürriyeti, bireylerin devlet müdahalesi olmaksızın sivil alanda örgütlenebilmesini güvence altına alır. Bu yönüyle devletin gölge etmemesi, karışmaması gereken bir alanı belirlediği için 1982 Anayasası'nın 'Kişi Hakları ve Ödevleri' yani koruyucu (negatif) statü hakları bölümünde düzenlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Örgütlenme özgürlüğünün farklı görünümlerinin anayasadaki yerini analiz etmek.
Dernek, sendika ve siyasi parti kurma haklarının amaçlarına göre farklı statülerde düzenlendiği tespit edilir.
Her bir örgütlenme biçimi (sosyal, siyasal, sivil) anayasada farklı bir hukuki değer taşır.
2
Seçeneklerdeki hakların statü kategorilerini eşleştirmek.
Sendika ve toplu iş sözleşmesi hakları sosyal (pozitif), siyasi parti ve kamu hizmetine girme hakları siyasi (aktif) statüdedir.
Devletten ekonomik/sosyal talepte bulunulan haklar pozitif, yönetime katılmayı sağlayan haklar aktif statüdedir.
3
Koruyucu (negatif) statüde yer alan hakkı belirlemek.
Dernek kurma hürriyetinin Kişi Hakları (negatif statü) bölümünde yer aldığı sonucuna ulaşılır.
Dernek kurma, kişilerin devletin müdahale etmemesi gereken özel ve sivil toplanma alanını ifade eder.

Anahtar Kavram

Örgütlenme Haklarının Statüsel Ayrımı (Dernek, Sendika, Siyasi Parti)
Soru 171Soru

Ülke genelinde yaşanan yaygın şiddet hareketleri ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması üzerine, Cumhurbaşkanı kararıyla olağanüstü hal (OHAL) ilan edilmiştir. Krizin aşılması amacıyla, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek ve durumun gerektirdiği ölçüyü aşmamak şartıyla çeşitli temel hak ve hürriyetlerin kullanımı geçici olarak durdurulmuştur.

Yürürlükteki anayasal kurallar dikkate alındığında, OHAL yönetimi sürecinde idare tarafından alınan aşağıdaki idari tedbir veya yaptırımlardan hangisi, olağanüstü rejimlerde dahi dokunulması kesinlikle yasak olan "çekirdek haklar" güvencesinin ihlali niteliğindedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaşanan yağma olaylarına karıştığı şüphesiyle gözaltına alınan kişilerin, haklarındaki yargı süreci kesin hükümle sonuçlanmadan önce kamuoyuna 'suçlu' sıfatıyla teşhir edilmesi

Cevap

Şüpheli kişilerin yargı kararı olmaksızın suçlu ilan edilmesini ve teşhir edilmesini içeren uygulama, çekirdek haklardan olan masumiyet karinesini ihlal ettiği için anayasaya aykırıdır.
Olağanüstü hal (OHAL) dönemlerinde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması geçici olarak durdurulabilir. Ancak Anayasanın 15. maddesinde yer alan 'sert çekirdek haklar' bu durdurma yetkisinin mutlak istisnasıdır. Çekirdek haklardan biri olan 'masumiyet karinesi' gereğince, suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Gözaltındaki şüphelilerin OHAL gerekçe gösterilerek yargı kararı olmaksızın suçlu ilan edilmesi, bu mutlak yasağın doğrudan ihlalidir.

Adım Adım Çözüm

1
Olağanüstü hal dönemlerinde hakların durdurulması rejiminin anayasal sınırlarını belirlemek.
Anayasaya göre savaş, seferberlik veya OHAL dönemlerinde temel haklar kısmen veya tamamen durdurulabilir. Ancak ölçülülük ilkesine, milletlerarası hukuka uyulmalı ve hiçbir şartta 'çekirdek haklara' dokunulmamalıdır.
Sorunun çözüm çerçevesini mutlak korunan (çekirdek) haklar ile durdurulabilir haklar arasındaki ayrım oluşturmaktadır.
2
Anayasada sayılan çekirdek hakları (mutlak hakları) listelemek.
Çekirdek haklar şunlardır: 1) Yaşama hakkı (meşru müdafaa halleri hariç), 2) Maddi ve manevi bütünlük, 3) Din, vicdan, düşünce ve kanaatleri açıklamaya zorlanamama ve bunlardan dolayı kınanamama, 4) Suç ve cezaların geriye yürümezliği, 5) Masumiyet karinesi (suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimsenin suçlu sayılamaması).
Seçeneklerdeki idari işlemlerin bu listeyle eşleştirilmesi gereklidir.
3
Seçeneklerdeki tedbirleri içerdikleri temel haklar bağlamında analiz etmek.
Basın yayın organlarının kapatılması (Basın hürriyeti), sokağa çıkma yasağı (Seyahat hürriyeti), araçlara el konulması (Mülkiyet hakkı) ve toplanma yasağı (Toplantı hürriyeti) çekirdek hak değildir. Şüphelilerin yargı süreci bitmeden suçlu olarak teşhir edilmesi ise masumiyet karinesinin ihlalidir.
Masumiyet karinesi bir çekirdek hak olduğundan, OHAL şartlarında dahi bu hakka yönelik idari bir durdurma işlemi tesis edilemez.

Anahtar Kavram

Olağanüstü Yönetim Usullerinde Çekirdek Haklar ve Masumiyet Karinesi
Soru 172Soru

Anayasal sistemimizde kişi hak ve özgürlüklerine yönelik sınırlamalarda kural olarak yargı mercilerinin önceden verilmiş kararı aranmaktadır. Ancak anayasal düzende millî güvenlik, kamu düzeni veya suç işlenmesinin önlenmesi gibi meşru amaçların varlığı hâlinde, vakit geçirilmesinde tehlike umulan acil durumlarda kanunun açıkça yetkili kıldığı idari makamların yazılı emriyle de bazı hürriyetlere geçici olarak müdahale edilebilmekte ve bu idari işlem sonradan yasal süre içinde hâkim onayına sunulmaktadır.

Aşağıdaki durumların hangisinde, belirtilen idari istisna mekanizması Anayasa'ya göre kesinlikle kullanılamaz ve ilgili hürriyetin sınırlandırılması istisnasız biçimde sadece yargısal bir kararla gerçekleştirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir vatandaşın ülke sınırları dışına çıkışının kısıtlanması

Cevap

Bir vatandaşın ülke sınırları dışına çıkışının kısıtlanması
Vatandaşın ülke sınırları dışına çıkışını kapsayan hürriyet, 2010 Anayasa değişikliği ile idari kısıtlamalara tamamen kapatılmıştır. Anayasa'nın 23. maddesine göre bu hak 'ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir'. Dolayısıyla, acil bir durum olsa dahi kolluk kuvveti, vali veya başka bir idari makam yazılı emirle yurt dışına çıkış yasağı getiremez.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'da yer alan 'yargısal karar' kuralının istisnalarının hangi haklar için geçerli olduğunu tespit etmek.
Özel hayatın gizliliği, özel mekânların dokunulmazlığı, iletişimin gizliliği ve örgütlenme hürriyeti gibi haklarda aciliyet durumunda idari mercilerin yetkili kılındığı anımsanır.
Anayasa, millî güvenlik ve kamu düzeni gibi zorunluluklarda bu haklara hızlı müdahale edilebilmesi için 24 saat içinde hâkim onayına sunulmak kaydıyla idari yetki tanımıştır.
2
Seyahat hürriyeti kapsamındaki yurt dışına çıkış kısıtlamasının yasal düzenlemesini değerlendirmek.
Vatandaşın yurt dışına çıkış hürriyetinin ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve mutlak suretle hâkim kararıyla kısıtlanabileceği kuralı tespit edilir.
2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile bu özgürlük üzerindeki idari takdir yetkisi tamamen kaldırılmış, hiçbir acil durum istisnası bırakılmayarak doğrudan hâkim kararı şartı getirilmiştir.

Anahtar Kavram

Toplumsal ve Mekansal Hürriyetlerde Sınırlandırma Usulleri ve Yargısal Güvence
Soru 173Soru

1982 Anayasası sistematiğinde temel hak ve hürriyetler tasnif edilirken, bireylere devletten olumlu bir müdahale, hizmet veya yardım talep etme yetkisi veren haklar özel bir yaklaşımla ele alınmıştır. Anayasa koyucu, devletin bu gruptaki görevlerini "malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde" yerine getireceğini hüküm altına almıştır.

Buna göre, aşağıda verilen anayasal güvencelerden hangisi, devletin bahsi geçen mali kapasite sınırlandırmasına tabi olan hak kategorisinde yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Korunmaya muhtaç çocukların, yaşlıların ve engellilerin toplum hayatına intibakını sağlayıcı tedbirlerin alınması

Cevap

Korunmaya muhtaç çocukların, yaşlıların ve engellilerin toplum hayatına intibakını sağlayıcı tedbirlerin alınması
1982 Anayasası'nın 65. maddesine göre devlet sosyal ve ekonomik alanlardaki görevlerini, malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir. Seçenekler arasında devlete maddi bir külfet yükleyen ve vatandaşın devletten olumlu bir hizmet (yardım, bakım, bütçe) beklediği tek alan, sosyal güvenlik hakkının bir uzantısı olan 'korunmaya muhtaç çocukların, yaşlıların ve engellilerin intibakı' konusudur. Bu nedenle pozitif statü (isteme) hakkı niteliğindedir ve mali sınırlamaya tabidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel kuralı ve hedeflenen hak kategorisini tespit et.
Soruda 'devletin mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde' yerine getirmekle yükümlü olduğu hak kategorisi sorulmaktadır.
1982 Anayasası'nın 65. maddesi gereğince bu sınırlama yalnızca Sosyal ve Ekonomik Haklar (Pozitif / İsteme Statüsü Hakları) için geçerlidir.
2
Seçeneklerdeki hakların statülerini (Negatif, Pozitif, Aktif) sınıflandır.
Özel hayatın gizliliği, toplantı/gösteri yürüyüşü hakkı ve inanç hürriyeti negatif (kişi); kamu hizmetine girme aktif (siyasi); korunmaya muhtaç kesimlerin desteklenmesi ise pozitif (sosyal) haktır.
Hakların anayasadaki yerlerini ve niteliklerini doğru ayırmak sorunun çözümüdür.
3
Çeldirici kavramlara dikkat ederek doğru seçeneği belirle.
'Aile hayatına saygı' negatif bir hak iken, yaşlı, engelli ve çocukların 'sosyal güvenlik' bakımından korunması devlete maddi yükümlülük getiren pozitif bir haktır.
Sosyal devlet ilkesinin bir gereği olan bu koruma tedbirleri, doğrudan devletin bütçe ve mali kapasitesi ile sınırlıdır.

Anahtar Kavram

Sosyal ve Ekonomik Hakların Sınırı (Mali Kaynak Yeterliliği)
Soru 174Soru

Hukuk fakültesinde 'Anayasal Haklar ve Devletin Ödevleri' konulu bir akademik sunum yapan öğrenci, 1982 Anayasası'nda yer alan 'sosyal ve ekonomik haklar' (pozitif statü hakları) kapsamında devletin vatandaşlarına sunmakla yükümlü olduğu hizmetlere örnekler vermiştir. Öğrenci bu hakların, bireylere devletten olumlu bir müdahale, hizmet veya yardım talep etme yetkisi verdiğini vurgulamıştır.

Buna göre, öğrencinin sunumunda verdiği aşağıdaki örneklerden hangisi, bahsettiği hak kategorisi (pozitif statü hakları) içerisinde yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulmaması ile bu alanlara keyfî olarak müdahale edilmemesi

Cevap

Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulmaması ile bu alanlara keyfî olarak müdahale edilmemesi, sosyal ve ekonomik bir hak değil, koruyucu (negatif) bir haktır.
Doğru yanıt olan 'özel hayatın ve aile hayatının gizliliği', bireyin maddi ve manevi varlığını devlete ve topluma karşı koruyan, devletin sadece 'dokunmama' ve 'müdahale etmeme' yükümlülüğü altında olduğu bir kişi hakkıdır (negatif statü hakkı). Anayasa'nın 'Kişinin Hakları ve Ödevleri' bölümünde yer alır. Soru kökünde bahsedilen pozitif statü (sosyal ve ekonomik) haklarından biri değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel kavramı ve istenen durumu analiz etme
Soruda, pozitif statü hakları (sosyal ve ekonomik haklar) grubuna GİRMEYEN seçeneğin bulunması istenmektedir.
Anayasa'daki temel haklar Jellinek'in üçlü tasnifine (negatif, pozitif, aktif) göre ayrılır ve devletin yükümlülükleri bu tasnife göre değişir.
2
Seçeneklerdeki hakların Anayasa'daki yerlerini sınıflandırma
Eğitim, ailenin korunması ve sosyal güvenlik gibi haklar devletten hizmet veya yardım isteme (pozitif) hakkıdır. Ancak 'özel hayatın ve aile hayatının gizliliği' kişinin devlete karşı korunduğu dokunulmaz bir alandır.
İçinde 'aile' kelimesi geçse de 'ailenin korunması' (sosyal hak) ile 'aile hayatının gizliliği' (kişi hakkı) birbirinden farklı kategorilerdir.

Anahtar Kavram

Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınıflandırılması (Negatif ve Pozitif Statü Hakları Ayrımı)
Soru 175Soru

Bir kamu yönetimi uzmanı, devletin anayasal ödevleri üzerine hazırladığı raporda şu değerlendirmede bulunmuştur:

'1982 Anayasası'nın 65. maddesi uyarınca devlet, sosyal ve ekonomik alanlardaki görevlerini malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir. Bu kural, Anayasa'daki pozitif statü (isteme) haklarının doğasından kaynaklanmaktadır. Devletten bir hizmet, yardım veya yatırım talep etmeyi içeren bu haklar bütçe olanaklarıyla doğrudan bağlantılıdır. Ancak sistemimizde öyle haklar vardır ki, devletin bir maddi edim sunmasını değil, yalnızca bireyin anayasal güvence altındaki alanına müdahale etmekten kaçınmasını gerektirir. Bu nedenle söz konusu hakların sınırlandırılması veya ihlal edilmesi, mali kaynak yetersizliği gerekçesine dayandırılamaz.'

Buna göre, raporda bahsedilen ve mali kaynak yetersizliği gerekçesiyle yerine getirilmekten kaçınılamayacak 'koruyucu (negatif) statüdeki' hakka aşağıdakilerden hangisi örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin rızası, hâkim kararı veya kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça yaşadığı meskene girilememesi

Cevap

Bireyin rızası, hâkim kararı veya kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça yaşadığı meskene girilememesi
Doğru seçenek, 'konut dokunulmazlığı' hakkını ifade etmektedir. 1982 Anayasası'na göre temel haklar; koruyucu (negatif), isteme (pozitif) ve katılma (aktif) hakları olarak üçe ayrılır. Sosyal ve ekonomik haklar (eğitim, aile, sosyal güvenlik, konut hakkı vb.), devletten doğrudan bir edim gerektirdiği için Anayasa'nın 65. maddesi uyarınca devletin mali kaynaklarının yeterliliği ile sınırlıdır. Ancak kişinin maddi ve manevi bütünlüğüne, özel hayatına ve konutuna yönelik 'koruyucu haklar' (kişi hakları), devletin sadece 'müdahale etmeme' yükümlülüğü altına girdiği mutlak güvencelerdir ve bütçe yetersizliği öne sürülerek ihlal edilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metnindeki temel kavramları analiz et
Sorunun, 'sosyal ve ekonomik haklar' (pozitif statü/isteme hakları) ile 'kişi hakları ve ödevleri' (negatif statü/koruyucu haklar) ayrımına dayandığı tespit edildi.
Soruda mali kaynak yetersizliği bahane edilemeyecek ve müdahale etmeme yükümlülüğü doğuran hakkın (negatif statü) bulunması istenmektedir.
2
Seçeneklerdeki hakların statülerini sınıflandır
Ailenin korunması, sosyal güvenlik, eğitim/burs ve konut hakkı seçeneklerinin devletten hizmet talep edilen sosyal ve ekonomik haklar olduğu belirlendi.
1982 Anayasası'nda bu haklar 'Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler' bölümünde düzenlenmiştir ve 65. maddedeki mali kurala tabidir.
3
Müdahale etmeme (negatif) yükümlülüğü doğuran hakkı tespit et
Mesken masuniyeti (Konut dokunulmazlığı) hakkının, devletin kişilerin özel alanına girmemesini emreden koruyucu bir kişi hakkı olduğu sonucuna varıldı.
Konut dokunulmazlığı bir hizmet verilmesini değil, anayasal güvence altındaki alana dokunulmamasını gerektirdiği için mali kaynakla ilişkilendirilemez.

Anahtar Kavram

Temel hak ve hürriyetlerin Jellinek tasnifine (Negatif, Pozitif, Aktif Statü Hakları) göre sınıflandırılması ve Madde 65 sınırlandırması
Soru 176Soru

1982 Anayasası'nın "Siyasi Haklar ve Ödevler" bölümünde düzenlenen kamu hizmetine girme, vatan hizmeti ve vergi ödevi; bireyin devlet yönetimine katılımını ve vatandaşlık bağından doğan yükümlülüklerini şekillendirir.

Bu hak ve ödevlerin anayasal nitelikleri ve sınırları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken isabetlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vatan hizmeti anayasal düzlemde salt bir yükümlülük değil aynı zamanda bir hak olarak tanımlanmış olup; vergi ödevindeki "herkes" ibaresi genellik ilkesini, "mali güç" ibaresi ise vergi adaletini vurgular.

Cevap

Doğru ifade; vatan hizmetinin hem hak hem ödev olduğunu, vergi ödevindeki 'herkes' ibaresinin genelliği, 'mali güç' ibaresinin ise vergi adaletini yansıttığını belirten seçenektir.
Anayasa'nın 72. maddesinde vatan hizmeti açıkça 'hakkı ve ödevidir' şeklinde düzenlenerek ikili bir statüye bağlanmıştır. 73. maddede yer alan 'herkes' ibaresi vergi mükellefiyetinde ayrım yapılmayacağını belirten genellik ilkesini, 'mali güç' kavramı ise ödeme gücüne göre vergilendirmeyi esas alan vergi adaleti ilkesini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Vatan hizmetinin anayasal niteliğini belirle.
Anayasa Madde 72'ye göre vatan hizmeti her Türkün 'hakkı ve ödevidir'. Yani ikili bir statüye sahiptir.
Seçeneklerde vatan hizmetinin sadece ödev olup olmadığı iddialarını elemek için.
2
Vergi ödevine (Madde 73) ilişkin temel ilkeleri analiz et.
'Herkes' ifadesi ayrımsız herkesten vergi alınmasını (genellik), 'mali güç' ifadesi ise ödeme gücüne göre vergi alınmasını (vergi adaleti) ifade eder.
Mali güç ve genellik ilkelerinin doğru tanımlanıp tanımlanmadığını kontrol etmek için.
3
Hakların statü sınıflandırmasını Jellinek tasnifine göre kontrol et.
Kamu hizmetine girme aktif statü, mülkiyet negatif statü, sendika kurma pozitif statü hakkıdır. Bu nedenle bu hakları yanlış kategorize eden seçenekler elenir.
Statü ayrımlarını (negatif, pozitif, aktif) hatalı eşleştiren çeldiricileri saptamak için.
4
Normlar hiyerarşisi ve çekirdek hak istisnalarını siyasi haklara uygula.
Siyasi haklar olağan CBK ile düzenlenemez ve çekirdek hak kapsamında değerlendirilemezler.
Yürütme yetkisi ve olağanüstü hal güvencelerini siyasi haklara hatalı uygulayan çeldiricileri tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Temel hak ve hürriyetlerin statü sınıflandırması ile siyasi haklar ve ödevlerin (Kamu Hizmetine Girme, Vatan Hizmeti, Vergi Ödevi) anayasal sınırları.
Soru 177Soru

Türk anayasal sisteminde, işçi ve işveren ilişkilerinin düzenlenmesi, örgütlenme özgürlüğü ve toplu pazarlık süreçleri anayasal güvenceye bağlanmıştır. Temel hak ve hürriyetlerin sınıflandırılması ile bu hakların anayasal rejim içindeki sınırları dikkate alındığında, sendikalar, grev ve lokavt ile ilgili aşağıdaki hukuki durumlardan hangisi Anayasa'nın amir hükümlerine uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Grevin kanunla belirlenen hallerde ertelenmesi durumunda, erteleme süresi içinde taraflar arasında anlaşma sağlanamazsa uyuşmazlığın nihai olarak Yüksek Hakem Kurulunca çözüme kavuşturulması

Cevap

Grevin kanunla belirlenen hallerde ertelenmesi durumunda anlaşma sağlanamazsa sürecin Yüksek Hakem Kurulunca kesin olarak karara bağlanması.
1982 Anayasası'nın 54. maddesinde yer alan açık hükme göre, grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller kanunla düzenlenir. Grev ve lokavtın yasaklandığı veya ertelendiği durumlarda, taraflar kendi aralarında anlaşma sağlayamazlarsa uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Kurulun verdiği kararlar kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir. Bu uygulama anayasal bir zorunluluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki hakların Jellinek tasnifine (statü hakları) göre doğru kategorize edilip edilmediğini kontrol etmek.
Sendika ve grev haklarının Siyasi (Aktif) veya Koruyucu (Negatif) statüde değil, Sosyal ve Ekonomik (Pozitif) haklar kategorisinde olduğu tespit edilir.
Kavramsal sınıflandırma hatalarını (sosyal-siyasi hak veya negatif-pozitif statü karışıklığı) elemek için.
2
Yüksek Hakem Kurulunun anayasal statüsünü ve kararlarının yargısal denetime tabi olup olmadığını değerlendirmek.
Kurul kararlarının kesin olduğu ve yargı yoluna kapalı olduğu, bu durumun hukuk devleti ilkesinin anayasal bir istisnası olduğu hatırlanır.
Yargı yolu açıkmış gibi gösteren çeldirici seçenekleri elemek için.
3
Grev ertelemesi veya yasaklanması durumunda Anayasa'nın öngördüğü nihai çözüm mekanizmasını Anayasa Madde 54 kapsamında doğrulamak.
Ertelenen grevlerde taraflar anlaşamazsa uyuşmazlığın Yüksek Hakem Kurulunca çözüleceği kuralının Anayasa'ya tam uygun olduğu sonucuna varılır.
Doğru seçeneğin anayasanın lafzı ve ruhuyla örtüştüğünü kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Sosyal ve Ekonomik Haklar kapsamında grev hakkının sınırları, erteleme usulü ve Yüksek Hakem Kurulunun yetkisi.
Soru 178Soru

Cumhurbaşkanı kararıyla ilan edilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından onaylanan bir olağanüstü hal (OHAL) döneminde, kamu düzenini sağlamak amacıyla çeşitli idari tedbirler yürürlüğe konulmuştur. Bu kapsamda; belirli bölgelerde toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklanması, basım ve yayım araçlarına kısıtlama getirilmesi ve haklarında soruşturma yürütülen bazı kişilerin inançlarını ve siyasi kanaatlerini açıklamaya zorlanması gibi uygulamalara gidilmiştir.

Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırma ve durdurulma rejimi ile kişi haklarına ilişkin anayasal hükümler birlikte değerlendirildiğinde, bu olağanüstü hal uygulamaları hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Soruşturma geçiren kişilerin inanç ve düşüncelerini açıklamaya zorlanması, savaş ve seferberlik gibi en ağır olağanüstü yönetim usullerinde dahi müdahale edilemeyecek olan mutlak çekirdek alanın ihlali niteliğindedir.

Cevap

Soruşturma geçiren kişilerin inanç ve düşüncelerini açıklamaya zorlanması, savaş ve seferberlik gibi en ağır olağanüstü yönetim usullerinde dahi müdahale edilemeyecek olan mutlak çekirdek alanın ihlali niteliğindedir.
1982 Anayasası'nın 15. maddesine göre, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde dahi kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz. Olayda kişilerin inançlarını ve kanaatlerini açıklamaya zorlanması, anayasal dokunulamaz çekirdek alanın doğrudan ve mutlak bir ihlalidir. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti dışsal bir eylem olduğu için kısıtlanabilse de, düşüncenin ve inancın kendisi (içsel boyut) mutlak koruma altındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari tedbirlerin Anayasa'nın 15. maddesi (Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasının Durdurulması) kapsamında değerlendirilmesi.
Olağanüstü hal dönemlerinde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir; ancak 15. maddenin 2. fıkrasında sayılan 'çekirdek haklar' bu duruma istisnadır.
Çekirdek haklar, en ağır olağanüstü durumlarda dahi dokunulamayan mutlak haklardır.
2
Kişilerin inançlarını ve siyasi kanaatlerini açıklamaya zorlanması eyleminin çekirdek haklar kapsamında incelenmesi.
Anayasa'nın 15. maddesine göre; kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz.
Düşünce, kanaat ve inancın 'içsel boyutu' (forum internum) çekirdek haklar arasında açıkça sayılmıştır.
3
Diğer seçeneklerdeki hukuki hataların tespit edilmesi.
Genel sınırlama sebepleri 2001'de kaldırılmıştır. Kişi hakları negatif statü haklarıdır. Çekirdek haklar ilk üç maddede yer almaz. İnanç hürriyeti siyasi hak değildir.
Yanlış seçenekler, anayasa hukukunun temel kavramlarının (hakların sınıflandırılması, sınırlandırma rejimi) birbirine karıştırılmasıyla oluşturulmuştur.

Anahtar Kavram

Temel hak ve hürriyetlerin olağanüstü hallerde sınırlandırılması rejimi ve çekirdek haklar
Soru 179Soru

Bir devletin varlığını veya demokratik anayasal düzenini tehdit eden ağır kriz durumlarında, olağan hukuk kurallarının dışına çıkılarak istisnai yönetim usullerine başvurulması gerekebilir. Türk anayasal rejiminde de savaş, seferberlik veya olağanüstü hal (OHAL) ilan edilen dönemlerde yürütme organına temel hak ve hürriyetlerin kullanımını kısmen veya tamamen durdurma yetkisi verilmiştir. Bu yetki kullanılırken milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlal edilmemesi ve durumun gerektirdiği ölçülülüğe riayet edilmesi zorunludur.

Tüm bu sınırlama ölçütlerine tam uyum sağlandığı varsayılan bir olağanüstü yönetim döneminde, alınan aşağıdaki idari tedbirlerden hangisi anayasanın mutlak koruma altındaki alanına (çekirdek haklara) müdahale niteliği taşıdığı için hiçbir koşulda hukuka uygun kabul edilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli güvenliğe yönelik ağır tehdit oluşturduğu şüphesiyle soruşturulan kişilerin, benimsedikleri dini inanç ve felsefi kanaatleri resmi makamlara açıklamaya mecbur bırakılması

Cevap

Doğru cevap, soruşturulan kişilerin dini inanç ve felsefi kanaatlerini açıklamaya mecbur bırakılmasını ifade eden seçenektir.
1982 Anayasası'nın 15. maddesi uyarınca savaş, seferberlik veya olağanüstü hal dönemlerinde dahi dokunulamayacak olan mutlak haklar (çekirdek haklar) belirlenmiştir. Bu haklardan biri de 'kimsenin din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaması ve bunlardan dolayı suçlanamaması'dır. Devletin güvenliğine yönelik ağır bir tehdit söz konusu olsa ve alınan tedbir ölçülülük ilkesine tam uysa bile, bireylerin inanç ve kanaatlerini açıklamaya mecbur bırakılması anayasanın mutlak koruma alanını ihlal ettiği için hiçbir gerekçeyle hukuka uygun kabul edilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metnindeki kriz dönemlerinde temel hakların sınırlandırılması rejimini analiz etmek.
1982 Anayasası'nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik ve OHAL dönemlerinde temel haklar durdurulabilir, ancak 'çekirdek haklar' bu kuralın mutlak istisnasıdır.
Soruda anayasaya her koşulda aykırılık oluşturan durum sorulmaktadır; bu da ancak çekirdek haklara müdahale edilmesiyle mümkündür.
2
Anayasanın 15. maddesinde sayılan çekirdek hakları hatırlamak.
Yaşama hakkı, maddi ve manevi bütünlük, suç ve cezaların geriye yürümezliği, masumiyet karinesi ile kimsenin din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaması çekirdek haklardır.
Seçeneklerdeki idari tasarrufların hangisinin bu dokunulmaz listeye dahil olduğunu tespit etmek gerekir.
3
Seçeneklerde verilen idari tedbirleri çekirdek haklar listesiyle karşılaştırmak.
Mülkiyet, toplantı ve gösteri, basın ve seyahat hürriyetlerine OHAL rejiminde müdahale edilebilirken; kişilerin inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanması doğrudan çekirdek hak ihlalidir.
Ölçülülük ilkesi sağlansa dahi çekirdek haklara dokunulamayacağı kuralı üzerinden doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Temel Hak ve Hürriyetlerin Durdurulması ve Çekirdek Haklar
Soru 180Soru

Yasama organı tarafından yürürlüğe konulan yeni bir kanunda; "Anayasal düzene karşı suç işlediği mahkeme kararıyla kesinleşen faillerin, söz konusu suçla herhangi bir bağlantısı olmayan ve tamamen yasal yollardan elde edilmiş kişisel malvarlıkları da dâhil olmak üzere, adlarına kayıtlı her türlü taşınır ve taşınmaz malın mülkiyeti Hazineye devredilir." şeklinde bir hükme yer verilmiştir.

Bu kanun hükmünün uygulanması sonucu tüm malvarlığını kaybeden bir vatandaş, olağan kanun yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

Mevcut anayasal kurallar dikkate alındığında, bu durumun hukuki analiziyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu hüküm, suçta kullanılmayan ve suç geliri olmayan yasal malvarlığına da el konulmasını emrettiği için Anayasa'nın açıkça yasakladığı "genel müsadere" niteliğindedir ve kanunla düzenlenmiş olması bu aykırılığı gidermez.

Cevap

İlgili yasa hükmünün, failin suçla bağlantısı olmayan malvarlığına da el konulmasını öngörmesi nedeniyle Anayasa'da mutlak şekilde yasaklanan "genel müsadere" yasağını ihlal ettiğini belirten ifadedir.
1982 Anayasası'nın 38. maddesi 'Genel müsadere cezası verilemez' hükmünü amirdir. Devletin, işlenen bir suç dolayısıyla (suçta kullanılmayan ve suçtan elde edilmeyen) failin tamamen yasal diğer tüm varlıklarına da el koyması, anayasal sistemimizde mutlak şekilde yasaklanmış olan 'genel müsadere' niteliğindedir. Hakların sınırlandırılması kanunla yapılsa dahi Anayasa'nın sözüne ve özüne aykırı olamayacağından, bu yasa maddesi doğrudan mülkiyet hakkı güvencelerini ihlal etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun metnindeki yaptırımın hukuki niteliğini analiz etmek.
Sadece suçta kullanılan değil, kişinin yasal tüm varlığına el konulmasının 'genel müsadere' niteliği taşıdığı tespit edilir.
Özel müsadere yalnızca suçla ilgili eşya/kazanç için geçerliyken, genel müsadere failin suçtan bağımsız tüm mamelekini kapsar.
2
Genel müsadere kurumunun 1982 Anayasası'ndaki statüsünü değerlendirmek.
Anayasa'nın 38. maddesindeki 'Genel müsadere cezası verilemez' mutlak yasağının ihlal edildiği saptanır.
Temel hak ve hürriyetlerin kanunla sınırlanması, Anayasa'nın açık yasağına aykırı olamaz; bu durum doğrudan mülkiyet hakkını ihlal eder.
3
Diğer seçeneklerde yer alan anayasal yanılgıları ayıklamak.
Çekirdek haklar (m.15), hakların Jellinek tasnifi, kamulaştırma kavramı ve iptal davası açma yetkisine ilişkin kasti hatalar tespit edilerek elenir.
Zorluk seviyesi gereği, çeldiriciler diğer anayasa hukuku ünitelerindeki kuralların yanlış yorumlanmasına dayanmaktadır.

Anahtar Kavram

Genel Müsadere Yasağı ve Mülkiyet Hakkının Güvenceleri
ÖncekiSayfa 9 / 11Sonraki
Temel Hak ve Hürriyetler Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 9 | Examkin