Özofagus ve Mide Hastalıkları

379 soru

Soru 21Soru

5050 yaşındaki erkek hasta, vücut kitle indeksi (VKI˙VKİ) 48kg/m248 kg/m^2 olması nedeniyle obezite cerrahisi için başvuruyor. Hastanın tıbbi özgeçmişinde yaklaşık 1010 yıldır devam eden, medikal tedaviye dirençli şiddetli retrosternal yanma ve regürjitasyon şikayetleri mevcuttur. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde hiatal herni ve Grade CC özofajit saptanan bu hastada, hem kilo kaybı sağlamak hem de reflü semptomlarını tedavi etmek amacıyla uygulanması gereken en uygun cerrahi prosedür aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Roux-en-Y gastrik bypass

Cevap

Roux-en-Y gastrik bypass, şiddetli gastroözofageal reflü hastalığı ve morbid obezitesi olan hastalarda en uygun cerrahi seçenektir.
Roux-en-Y gastrik bypass yöntemi, mide poşunu asit üreten fundus ve gövde kısmından ayırarak ve ince bağırsak anastomozu ile safra reflüsünü önleyerek, morbid obezite ile birlikte seyreden şiddetli gastroözofageal reflü hastalığının tedavisinde en etkili yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et
Morbid obezite (VKI˙:48kg/m2VKİ: 48 kg/m^2) ve şiddetli GO¨RHGÖRH (Grade CC özofajit + hiatal herni) birlikteliği saptandı.
Obezite cerrahisi yöntemi seçilirken ek hastalıklar ve komplikasyon riskleri değerlendirilmelidir.
2
Cerrahi prosedürlerin reflü üzerindeki etkilerini karşılaştır
Sleeve gastrektomi reflüyü artırırken, Roux-en-Y gastrik bypass reflüyü tedavi edici özelliktedir.
Sleeve gastrektomi mideyi tüp haline getirerek intralüminal basıncı artırır ve His açısını bozarak reflüye zemin hazırlar.
3
En uygun yöntemi belirle
Hem kilo kaybı hem de asit diversiyonu sağlayan Roux-en-Y gastrik bypass tercih edildi.
Gastrik bypass ile oluşturulan küçük mide poşu asit üretimini azaltır ve RouxRoux bacağı safra reflüsünü engeller.

Anahtar Kavram

Morbid obezitesi olan ve şiddetli GO¨RHGÖRH veya Barrett özofagusu saptanan hastalarda Roux-en-Y gastrik bypass (LRYGB) tercih edilen cerrahi yöntemdir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 22Soru

Hem katı hem de sıvı gıdalara karşı 1.51.5 yıldır ilerleyici yutma güçlüğü ve yediklerinin ağza geri gelmesi şikayetleri olan 3535 yaşındaki kadın hastanın yapılan radyolojik baryum çalışmasında distal özofagusta daralma (kuş gagası görünümü) saptanmıştır. Akalazya şüphesiyle yapılan manometrik değerlendirmede, tanı için en karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alt özofagus sfinkterinin yutma sonrası yetersiz gevşemesi

Cevap

Akalazyanın manometredeki en karakteristik bulgusu alt özofagus sfinkterinin (AÖS) yutma sonrası tam gevşememesidir.
Akalazya, özofagus alt sfinkterindeki inhibitör nöronların kaybı nedeniyle sfinkterin yutma sonrası gevşeme yeteneğini kaybetmesiyle karakterizedir. Manometrede bu durum, sfinkter basıncının yutma sonrasında mide basıncı seviyesine kadar düşmemesi (inkomplet relaksasyon) şeklinde görülür ve tanının en önemli bileşenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik semptomlarını analiz et.
Hem katı hem sıvı gıdalara disfaji ve regürjitasyon, motor bir motilite bozukluğunu işaret eder.
Mekanik tıkanıklıklarda (kanser gibi) önce katılara, sonra sıvılara karşı disfaji gelişirken, motilite bozukluklarında her ikisi birden başlar.
2
Radyolojik bulguyu (kuş gagası) değerlendir.
Bu klasik görünüm distal özofagusun daraldığını ve proksimalin dilatede olduğunu gösteren akalazya lehine bir bulgudur.
Radyoloji tanıya yardımcı olsa da altın standart tetkik manometridir.
3
Manometrik tanı kriterlerini hatırla.
Akalazya tanısı için AÖS'nin yutma sonrası gevşeyememesi ve özofagus gövdesinde aperistaltizm (dalgaların koordine olmaması) gerekir.
En spesifik ve karakteristik bulgu, yutma refleksi sonrası sfinkter basıncının mide bazal basıncına düşmemesidir.

Anahtar Kavram

Akalazyanın manometrik tanı kriterleri: AÖS gevşeme kusuru ve gövdede aperistaltizm.
Tahmini Süre:45s
Soru 23Soru

5252 yaşında kadın hasta, 1,51,5 yıldır devam eden, özellikle soğuk gıdalarla tetiklenen retrosternal göğüs ağrısı ve hem katı hem de sıvı gıdalara karşı gelişen yutma güçlüğü şikayetiyle başvuruyor. Yapılan baryumlu özofagus grafisinde özofagus gövdesinde çoklu segmentlerde non-peristaltik kontraksiyonlar (tirbuşon özofagus görünümü) saptanıyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mukoza normal izleniyor, özofagogastrik bileşke (ÖGB) cihazla hafif bir dirençle geçiliyor. Yapılan yüksek çözünürlüklü manometride (HRM); Entegre Gevşeme Basıncı (IRP) 2424 mmHg (Normal < 1515 mmHg), yutmaların %40\%40’ında Distal Latans (DL) 3,53,5 sn (Normal > 4,54,5 sn) ve Distal Kontraktil İntegral (DCI) 68006800 mmHg·sn·cm ölçülüyor. Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peroral endoskopik miyotomi (POEM)

Cevap

En uygun tedavi Peroral endoskopik miyotomi (POEM) uygulamasıdır.
Verilen HRM parametreleri incelendiğinde; IRP'nin yüksek olması (2424 mmHg) alt özofagus sfinkterinin (AÖS) yetersiz gevşemesini, Distal Latansın kısa olması (3,53,5 sn) ise prematüre/spastik kontraksiyonları kanıtlamaktadır. Bu kombinasyon Chicago Sınıflandırmasına göre Tip III (Spastik) Akalazya için karakteristiktir. Tip III akalazyada spazm özofagus gövdesinin üst kısımlarına kadar uzanabildiği için, cerrahi Heller miyotomisinin kısıtlı uzunluğuna kıyasla endoskopik olarak daha yukarılara (proksimale) kadar miyotomi yapılmasına izin veren POEM, bu hasta grubu için günümüzde en uygun ve etkili tedavi yöntemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Göğüs ağrısı, disfaji ve baryumlu grafideki tirbuşon görünümü bir özofagus motilite bozukluğunu (Akalazya veya DES) düşündürür.
Semptomlar ve radyoloji ayırıcı tanı için başlangıç verileridir.
2
Yüksek çözünürlüklü manometri (HRM) verilerinin analizi
Yüksek IRP (2424 mmHg) alt özofagus sfinkterinin gevşemediğini (Akalazya), kısa Distal Latans (3,53,5 sn) ise erken/spastik kontraksiyonları gösterir.
Chicago Sınıflandırması v4.0'a göre yüksek IRP ve spastik kontraksiyonlar Tip III Akalazya tanısını koydurur.
3
Tip III Akalazya için spesifik tedavi seçimi
Tip III'te spazm gövdeye uzandığı için standart Heller miyotomiden ziyade daha proksimale uzanabilen miyotomi tercih edilir.
POEM, endoskopik olarak özofagus gövdesinde istenilen uzunlukta miyotomi yapılmasına imkan tanıyarak spastik komponenti en iyi tedavi eden yöntemdir.

Anahtar Kavram

Tip III (Spastik) Akalazya tanısında yüksek IRP ve kısa Distal Latans (erken kasılma) temel kriterlerdir; tedavisinde ise uzun segment miyotomi yapabilen POEM tercih edilir.
Soru 24Soru

Özofagus perforasyonu şüphesi olan bir hastada, tanıyı radyolojik olarak doğrulamak amacıyla ilk tercih edilen tetkik suda eriyen kontrast maddelerle (GastrografinGastrografin vb.) yapılan özofagografidir. Bu tetkikte baryum sülfatın ilk aşamada tercih edilmemesinin en önemli tıbbi gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Baryumun perforasyon alanından mediastene sızması durumunda şiddetli inflamasyona (mediastinit) neden olması

Cevap

Baryumun perforasyon alanından mediastene sızması durumunda şiddetli inflamasyona (mediastinit) neden olması temel gerekçedir.
Özofagus perforasyonunda baryum sülfatın ilk tercih edilmemesinin nedeni, perforasyon alanından mediastene sızması durumunda şiddetli yabancı cisim reaksiyonuna ve granülomatöz mediastinite yol açmasıdır. Suda eriyen kontrast maddeler ise doku tarafından emilebilir ve irritan değildirler.

Adım Adım Çözüm

1
Özofagus perforasyon şüphesinde kullanılacak kontrast madde seçenekleri değerlendirilir.
Suda eriyen iyotlu kontrast maddeler ve baryum sülfat seçenekleri bulunur.
Tanı için lümen dışına kaçak (ekstravazasyon) görülmesi gerekir.
2
Kontrast maddelerin lümen dışına (mediastene) sızması durumunda oluşturacağı biyolojik etkiler incelenir.
Baryumun şiddetli granülomatöz reaksiyon yaptığı, suda eriyen maddelerin ise emilerek dokuya zarar vermediği saptanır.
Mediastinit riskini minimize etmek hayati öneme sahiptir.
3
Güvenlik profiline göre ilk tercih belirlenir.
İlk olarak suda eriyen madde kullanılır, kaçak görülmezse daha duyarlı olan baryuma geçilir.
Önce en güvenli yöntemin uygulanması standart protokoldür.

Anahtar Kavram

Özofagus perforasyonunda radyolojik tanı algoritması ve baryumun mediastinal irritan özelliği.

Daha Fazla Pratik

Boerhaave sendromunda perforasyonun en sık yerleşim yerini (distal sol lateral duvar) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 25Soru

Özofagus divertikülleri; yerleşim yerleri, histolojik yapıları ve patofizyolojik oluşum mekanizmaları açısından belirgin farklılıklar gösterir. Bu klinik antitelere yönelik tanısal yaklaşım ve tedavi prensipleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta özofagus divertikülleri, genellikle mediastinal fibrozisin dışarıdan çekme etkisiyle oluştuğu için tüm duvar katmanlarını içeren "gerçek" divertikül yapısındadır.

Cevap

Orta özofagus divertikülleri, traksiyon mekanizmasıyla oluştukları için tüm duvar katmanlarını (mukoza, submukoza ve muskularis) içeren 'gerçek' divertikül yapısındadır.
Orta özofagus (parabronşiyal) divertikülleri, genellikle tüberküloz gibi granulomatöz hastalıklar sonrası mediastinal lenf nodlarında gelişen fibrozis ve yapışıklıkların özofagus duvarını dışarı doğru çekmesiyle (traksiyon) oluşur. Bu mekanizma duvarın tüm katmanlarının sürece dahil olmasına neden olduğundan, bunlar histolojik olarak 'gerçek' divertiküllerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Divertikül türlerini oluşum mekanizmalarına göre ayırın.
Zenker ve Epifrenik: Pülsiyon (iç basınç artışı); Orta Özofagus: Traksiyon (dış çekme).
Mekanizma, divertikülün hangi duvar katmanlarını içereceğini belirler.
2
Mekanizma ile histolojik yapıyı (Gerçek vs. Yalancı) eşleştirin.
Pülsiyon divertikülleri genellikle mukoza/submukoza içerir (Yalancı); Traksiyon divertikülleri tüm katmanları içerir (Gerçek).
Traksiyon kuvveti tüm duvarı dışarı çekerken, pülsiyon sadece mukozayı kastaki zayıf bir noktadan dışarı iter.
3
Klinik yönetim ve tanı yöntemlerini değerlendirin.
Zenker divertikülünde tanı için Baryumlu grafi güvenli ve altın standarttır; cerrahide krikofarengeal miyotomi temeldir.
Tanısal doğruluk ve cerrahi başarının anahtarı anatomik lokalizasyonun (Killian üçgeni) ve altta yatan kas disfonksiyonunun anlaşılmasıdır.

Anahtar Kavram

Özofagus Divertikülleri Sınıflandırması

Daha Fazla Pratik

Zenker divertikülünün anatomik sınırlarını (Killian üçgeni vs Killian-Jamieson alanı) ve endoskopik cerrahi tedavi (Dohlman işlemi) endikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 26Soru

7272 yaşında erkek hasta, bilinen metastatik özofagus yassı hücreli karsinomu tanısıyla takip edilmektedir. Hasta son bir haftadır özellikle sıvı gıdalar tükettiğinde şiddetli öksürük ve ardından nefes darlığı geliştiğini ifade ediyor. Fizik muayenede vücut sıcaklığı 38,2C38,2^{\circ}C, akciğer bazallerinde raller saptanıyor. Çekilen kontrastlı özofagus grafisinde kontrast maddenin özofagustan trakeaya geçtiği görülüyor.

Bu hastanın aspirasyonunu önlemek ve semptomatik iyileşme sağlamak için en uygun palyatif girişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özofageal kaplı self-ekspanse metalik stent (SEMS) yerleştirilmesi

Cevap

Özofageal kaplı self-ekspanse metalik stent (SEMS) yerleştirilmesi, fistülü mekanik olarak kapatarak aspirasyonu önleyen en uygun palyatif yöntemdir.
Malign trakeoözofageal fistüllerde temel amaç, özofagus ile trakea arasındaki anormal bağlantıyı mekanik olarak kapatmaktır. Kaplı özofageal self-ekspanse metalik stentler (SEMS), hem tümör basısına bağlı darlığı giderir hem de üzerindeki membran sayesinde fistül ağzını örterek gıdaların ve salgıların akciğere kaçmasını önler, böylece hastanın yaşam kalitesini artırır ve aspirasyon pnömonisi riskini azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Metastatik özofagus kanseri zemininde gelişen trakeoözofageal fistül ve buna bağlı aspirasyon pnömonisi tanısı konur.
Sıvı alımıyla tetiklenen öksürük ve kontrastın trakeaya geçişi fistül için patognomoniktir.
2
Palyatif tedavi hedefini belirle
Hedef sadece beslenme değil, aynı zamanda hava yolunun oral sekresyonlardan ve gıdalardan korunmasıdır.
Aspirasyon pnömonisi bu hastalarda en sık ölüm nedenidir.
3
En uygun yöntemi seç
Fistülü tıkayacak olan kaplı özofageal stent yerleştirilmesi tercih edilir.
Stent hem lümeni açar hem de fistül ağzını kaplayarak gıdaların ve salgıların hava yoluna geçişini mekanik olarak durdurur.

Anahtar Kavram

Malign Trakeoözofageal Fistül Yönetimi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 27Soru

4242 yaşında kadın hasta, vücut kitle indeksi (VKI˙VKİ) 41kg/m241 kg/m^2 ve şiddetli gastroözofageal reflü hastalığı (GO¨RHGÖRH) şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde hiatal herni ve Los Angeles evre B özofajit saptanıyor. Bu hasta için morbid obezite cerrahisi planlanırken, reflü semptomlarını kötüleştirme riski nedeniyle öncelikle kaçınılması gereken cerrahi yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laparoskopik sleeve gastrektomi

Cevap

Laparoskopik sleeve gastrektomi
Laparoskopik sleeve gastrektomi, mideyi tüp haline getirerek mide içi basıncı artırır, alt özofagus sfinkter desteğini zayıflatır ve His açısını küntleştirir. Bu anatomik değişiklikler, hastada mevcut olan şiddetli reflü ve hiatal herni tablosunu postoperatif dönemde daha da kötüleştirebilir. Bu nedenle, ciddi reflüsü veya Barrett özofagusu olan morbid obez hastalarda sleeve gastrektomiden kaçınılması ve altın standart tedavi olan Roux-en-Y gastrik bypass'ın tercih edilmesi önerilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın VKİ ve ek hastalık durumunu değerlendir
Hasta VKI˙:41kg/m2VKİ: 41 kg/m^2 ile morbid obezdir ve şiddetli GO¨RHGÖRH ek hastalığı mevcuttur.
Cerrahi endikasyon ve yöntem seçimi için temel parametrelerdir.
2
Cerrahi yöntemlerin reflü üzerindeki etkilerini analiz et
Sleeve gastrektomi mide içi basıncı artırır ve antireflü mekanizmaları bozar; Roux-en-Y gastrik bypass ise asit üretimini azaltır ve reflüyü önler.
Mevcut komorbiditenin (reflü) cerrahi sonrası prognozunu belirlemek gerekir.
3
Uygun olmayan yöntemi belirle
Sleeve gastrektomi, reflü semptomlarını ve özofajiti kötüleştirebileceği için bu hastada tercih edilmemelidir.
Hasta güvenliği ve postoperatif yaşam kalitesi için kontrendikasyonların belirlenmesi esastır.

Anahtar Kavram

Morbid obezite cerrahisinde yöntem seçimi, hastanın yandaş hastalıklarına göre bireyselleştirilmelidir; şiddetli reflü varlığı sleeve gastrektomi için göreceli kontrendikasyon oluştururken, Roux-en-Y gastrik bypass için endikasyon oluşturur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 28Soru

6060 yaşında erkek hasta, son 33 aydır yemeklerden sonra artan epigastrik ağrı ve iştahsızlık şikayeti ile başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde küçük kurvaturda, incisura angularis seviyesinde 22 cm çapında, biyopsi ile benign olduğu doğrulanmış bir mide ülseri saptanıyor. 1212 haftalık yoğun medikal tedaviye rağmen semptomları gerilemeyen ve ülseri iyileşmeyen hastada cerrahi tedavi kararı alınıyor. Bu hastada uygulanacak cerrahi prosedürde "vagotomi" yapılmamasının temel fizyopatolojik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu tip ülserlerin asit hipersekresyonu ile değil, mukozal direnç azalması ile ilişkili olması

Cevap

Johnson Tip I mide ülserleri asit hipersekresyonu ile ilişkili olmadığı için cerrahi tedavide vagotomi eklenmesine gerek duyulmaz.
Mide ülserleri Johnson sınıflamasına göre değerlendirilir. Johnson Tip I ülserler, en sık görülen tip olup incisura angularis yerleşimlidir. Bu hastalarda asit sekresyonu normal veya düşük seviyelerdedir. Ülser gelişimindeki temel faktör asit fazlalığı değil, mukozal direncin azalmasıdır. Bu nedenle cerrahi tedavide amaç sadece ülserli bölgeyi (antrumu) çıkarmaktır; asit azaltıcı bir işlem olan vagotomiye gerek duyulmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın ülser yerleşimine göre Johnson sınıflamasını belirle.
İncisura angularis yerleşimi Johnson Tip I ülseri tanımlar.
Mide ülserlerinde cerrahi strateji yerleşim yerine ve asit salgı durumuna göre değişir.
2
Saptanan ülser tipinin asit sekresyon özelliklerini değerlendir.
Johnson Tip I ve Tip IV ülserlerde asit sekresyonu normal veya düşüktür.
Vagotomi asit azaltıcı bir işlem olduğu için asit yüksekliği olmayan vakalarda yapılması gerekmez.
3
Fizyopatolojik mekanizmaya uygun cerrahi yöntemi seç.
Sadece distal gastrektomi (ülseri içerecek şekilde) yeterlidir.
Tip I ülserlerde sorun hiperasidite değil mukozal direnç kaybıdır; asit baskılayıcı ek prosedürler morbiditeyi artırır.

Anahtar Kavram

Johnson Mide Ülseri Sınıflaması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 29Soru

On iki parmak bağırsağı ülserine bağlı pilor stenozu nedeniyle 44 yıl önce trunkal vagotomi + distal gastrektomi + Billroth IIII rekonstrüksiyonu uygulanan 4848 yaşındaki kadın hasta; son 22 gündür ani başlayan, şiddetli epigastrik ağrı ve safra içermeyen gıda içeriği kusması ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ üst kadranda hassas ve kitle benzeri dolgunluk saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum amilaz düzeyi 850850 U/L saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut afferent loop sendromu

Cevap

Akut afferent loop sendromu
Akut afferent loop sendromu, Billroth IIII gastrektomi sonrası afferent loopun hem proksimal hem distalden tam tıkanması sonucu oluşur. Bu bir 'kapalı lüp' (closed-loop) obstrüksiyonudur. Safra mideye geçemediği için kusma safra içermez. Loop içindeki aşırı basınç artışı pankreas ve safra kanallarında basıncı artırarak hiperamilazemiye neden olur. Sağ üst kadrandaki kitle ise aşırı distandü olan afferent loopun kendisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Cerrahi öyküyü ve anatomiyi değerlendir.
Hasta Billroth IIII rekonstrüksiyonuna sahip, bu durum afferent ve efferent loop komplikasyonlarına zemin hazırlar.
Afferent loop, safranın ve pankreas salgısının mideye taşındığı kör uçlu kısımdır.
2
Kusma içeriğini analiz et.
Kusmanın safra içermemesi (non-bilier), safranın mideye ulaşamadığını gösterir.
Tam tıkanıklık durumunda safra afferent loop içinde hapsolur; mide içeriği ise safra ile karışamaz.
3
Laboratuvar ve fizik muayene bulgularını birleştir.
Sağ üst kadranda kitle (distandü loop) ve hiperamilazemi (850850 U/L) kapalı lüp obstrüksiyonuna işaret eder.
Afferent loop içindeki basınç artışı safra ve pankreas kanallarında geri tepmeye yol açarak pankreatit benzeri bir tablo oluşturur.

Anahtar Kavram

Akut afferent loop sendromu, Billroth II sonrası gelişen, safranın mideye geçemediği ve kapalı lüp obstrüksiyonu nedeniyle hiperamilazemiye yol açabilen cerrahi bir acildir.
Soru 30Soru

42 yaşındaki kadın hasta, bir yılı aşkın süredir devam eden, özellikle stresli dönemlerde artış gösteren retrosternal göğüs ağrısı ve hem katı hem de sıvı gıdalara karşı gelişen aralıklı yutma güçlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Kardiyak değerlendirmeleri normal saptanan hastaya yapılan yüksek çözünürlüklü manometride (HRM); ortalama entegre gevşeme basıncı (IRP) 1111 mmHg (normal <15< 15 mmHg) ve distal latans (DL) değeri 5.25.2 saniye (normal >4.5> 4.5 saniye) olarak ölçülmüştür. Ancak yutmaların %30\%30'unda distal kontraktil integral (DCI) değerinin 85008500 mmHg·s·cm'nin üzerinde olduğu, kontraksiyonların çok yüksek amplitüdlü ve tekrarlayıcı (multi-peaked) karakterde olduğu gözlenmiştir. Bu bulgulara göre hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Jackhammer (Hiperkontraktil) özofagus

Cevap

Hastanın klinik ve manometrik bulguları Jackhammer (Hiperkontraktil) özofagus ile uyumludur.
Doğru yanıt olan Jackhammer özofagus, Chicago Sınıflandırması v4.0 kriterlerine göre normal bir IRP (<15< 15 mmHg) varlığında, yutmaların en az %20\%20'sinde (v4.0'da en az 2 yutma) DCI değerinin 80008000 mmHg·s·cm'den büyük olmasıyla tanımlanır. Hastada IRP ve DL normal sınırlardadır, ancak DCI değeri bu kritik eşiğin üzerindedir.

Adım Adım Çözüm

1
IRP (Entegre Gevşeme Basıncı) değerini değerlendir.
1111 mmHg saptanmıştır (Normal <15< 15 mmHg).
Normal IRP, akalazya ve özofagogastrik bileşke çıkım obstrüksiyonu (EGJOO) tanılarını dışlamaya yardımcı olur.
2
Distal latans (DL) değerini kontrol et.
5.25.2 saniye saptanmıştır (Normal >4.5> 4.5 saniye).
DL değerinin normal olması, kontraksiyonların prematür olmadığını gösterir ve Distal Özofageal Spazm tanısını dışlar.
3
DCI (Distal Kontraktil İntegral) değerini ve dalga formunu analiz et.
DCI >8000> 8000 mmHg·s·cm ve tekrarlayıcı (multi-peaked) dalgalar saptanmıştır.
DCI değerinin 80008000 eşiğini aşması, özofagus düz kasının hiperkontraktilitesini gösterir.
4
Chicago Sınıflandırması v4.0 kriterlerine göre tanı koy.
Jackhammer özofagus.
Normal IRP varlığında en az iki yutmanın DCI >8000> 8000 olması bu hastalık için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Jackhammer özofagus, yüksek çözünürlüklü manometride IRP normal iken DCI değerinin 80008000 mmHg·s·cm eşiğini aşmasıyla tanımlanan şiddetli bir hiperkontraktilite bozukluğudur.
Soru 31Soru

5555 yaşında kadın hasta, melena ve epigastrik bölgede dolgunluk hissi ile başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide büyük kurvaturunda 44 cm çapında, mukozası intakt ancak merkezinde küçük bir ülserasyon bulunan submukozal kitle saptanıyor. Endoskopik ultrasonografi (EUS) eşliğinde yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisinde iğsi hücreli tümör izleniyor ve immünohistokimyasal incelemede CD117CD117 (ckitc-kit) ve DOG1DOG1 pozitifliği saptanıyor. Uzak metastazı bulunmayan bu hasta için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Negatif cerrahi sınır sağlanarak obstrüksiyon yaratmayacak şekilde wedge rezeksiyon

Cevap

Negatif cerrahi sınır sağlanarak yapılan wedge rezeksiyon, lenf nodu metastazı riski çok düşük olan GIST vakalarında en uygun cerrahi yaklaşımdır.
Gastrointestinal stromal tümörlerin (GIST) biyolojik davranışı mide adenokarsinomundan farklıdır. Lenfatik yayılımın son derece nadir olması nedeniyle rutin lenfadenektomi endikasyonu yoktur. Cerrahi tedavide temel amaç, tümör kapsülünü (psödokapsül) zedelemeden ve rüptüre etmeden, 121-2 cm'lik negatif cerrahi sınır (R0 rezeksiyon) elde etmektir. Bu nedenle mide büyük kurvaturu gibi uygun yerleşimli kitlelerde wedge rezeksiyon en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve immünohistokimyasal bulguları değerlendir
CD117 ve DOG1 pozitifliği ile 4 cm'lik kitle Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) olarak tanımlanır.
Tanının netleştirilmesi tedavi stratejisini belirler.
2
Tümörün yayılım özelliklerini analiz et
GIST vakalarında lenf nodu metastazı oranı %1-2'nin altındadır.
Geniş lenfadenektomiye gerek olup olmadığını belirlemek için gereklidir.
3
Uygun cerrahi tekniği seç
Negatif cerrahi sınır (R0 rezeksiyon) sağlayan wedge rezeksiyon kararı verilir.
GIST cerrahisinde amaç tümörün rüptüre edilmeden temiz sınırlarla çıkarılmasıdır.

Anahtar Kavram

Gastrointestinal stromal tümörlerin (GIST) cerrahi tedavisinde altın standart, lenfadenektomi içermeyen, negatif cerrahi sınır sağlayan (R0) wedge rezeksiyondur.

İpuçları

1
Bu kitle submukozal yerleşimli ve CD117 pozitiftir. Bu hangi tümörü düşündürür?

Daha Fazla Pratik

GIST vakalarında imatinib tedavisinin endikasyonlarını ve risk skorlama kriterlerini (boyut, mitoz sayısı, yerleşim) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 32Soru

4747 yaşında kadın hasta, son 22 aydır devam eden karın üst bölgesinde dolgunluk ve hafif ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde epigastrik bölgede derin palpasyonla ele gelen kitle saptanıyor. Üst GİS endoskopisinde mide korpusunda mukoza üzerinde ülserasyon bulunmayan, lümene doğru büyümüş submukozal bir lezyon izleniyor. Endoskopik USG'de (EUS) lezyonun muskularis propria tabakasından köken aldığı ve 4.84.8 cm çapında olduğu görülüyor. EUS eşliğinde yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisinde iğsi (spindle) hücreli tümör izleniyor; immünohistokimyasal (İHK) boyamada CD117 (c-kit) ve DOG-1 pozitif, S100 ve Desmin negatif saptanıyor. Bu hasta için en uygun cerrahi yaklaşım ve patolojik özelliklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümör psödokapsülünün rüptüre edilmemesine özen gösterilerek, mikroskobik negatif cerrahi sınır (R0) sağlanacak şekilde bir kama (wedge) rezeksiyon uygulanması en uygun yaklaşımdır.

Cevap

Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) tanısı konulan bu hastada, tümör psödokapsülünü zedelemeden yapılacak R0 kama (wedge) rezeksiyon en uygun cerrahi yaklaşımdır.
Verilen klinik ve immünohistokimyasal bulgular (CD117 ve DOG-1 pozitifliği) Gastrointestinal Stromal Tümörü (GIST) işaret etmektedir. GIST cerrahisinde lenfatik yayılım nadir olduğu için lenfadenektomiye gerek yoktur; tümör psödokapsülünün bütünlüğü korunarak mikroskobik negatif sınırla (R0) kama rezeksiyon yapılması standart ve küratif yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguların değerlendirilmesi.
Midenin muskularis propria tabakasından köken alan submukozal lezyon, mezenşimal kökenli bir tümörü düşündürür.
EUS bulguları ve lezyonun tabakası ayırıcı tanıda (GIST, leiomyom, schwannoma) kritiktir.
2
İmmünohistokimyasal belirteçlerin analizi.
CD117 (+) ve DOG-1 (+) olması GIST tanısı için patognomoniktir. S100 (-) ve Desmin (-) olması ayırıcı tanıdaki schwannoma ve leiomyomu dışlar.
Kesin tanı patolojik inceleme ve immün boyama ile konur.
3
Cerrahi stratejinin belirlenmesi.
GIST lenf nodu metastazı yapma eğiliminde değildir (istisnalar hariç), bu nedenle geniş lenf nodu diseksiyonu (D2) gerekmez.
Tümörün biyolojik davranışı cerrahinin genişliğini belirler.
4
Cerrahi teknik detayların planlanması.
Psödokapsül rüptürü peritoneal ekime yol açabileceği için tümör bütünlüğü korunarak R0 rezeksiyon hedeflenir.
GIST cerrahisinde kür oranını en çok etkileyen faktörlerden biri tümör rüptüründen kaçınılmasıdır.

Anahtar Kavram

Gastrik GIST'lerde tanısal immünohistokimyasal profil (CD117, DOG-1) ve lenfadenektomi gerektirmeyen kama (wedge) rezeksiyon prensibi.
Soru 33Soru

Büyük bir tip III (miks) hiatus hernisi tanısıyla laparoskopik onarıma alınan 6262 yaşındaki erkek hastada; herni kesesi tamamen eksize edilip distal özofagus mediastende yaklaşık 6 cm6\ cm mobilize edilmesine rağmen, gastroözofageal bileşkenin diyaframın 1 cm1\ cm üzerinde kaldığı ve karın içine çekildiğinde belirgin gerginlik oluştuğu gözleniyor. Bu hastada gerginliksiz bir onarım ve fonksiyonel bir antireflü bariyer sağlamak için yapılması gereken en uygun cerrahi işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Collis gastroplastisi uygulanarak özofagusun uzatılması

Cevap

Gastroözofageal bileşkenin karın içinde gerginliksiz kalmasını sağlamak için Collis gastroplastisi ile özofagus uzatılmalıdır.
Kısa özofagus varlığında cerrahi onarımın başarısı, özofagusun Collis gastroplastisi yöntemiyle uzatılmasına bağlıdır. Bu işlem, gastroözofageal bileşkenin diyafram altına gerginliksiz indirilmesini ve sağlıklı bir fundoplikasyon yapılmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kısa özofagus (short esophagus) tanısının konulması.
Herni kesesi eksizyonu ve 6 cm6\ cm'lik geniş mediastinal mobilizasyona rağmen bileşkenin diyafram üzerinde kalması, 'gerçek kısa özofagus' durumunu gösterir.
Gerginliksiz bir onarım için intraabdominal özofagus segmentinin 23 cm2-3\ cm olması gerekir.
2
Uzatma prosedürünün (Collis gastroplastisi) uygulanması.
Mide fundusundan bir parça stapler ile kesilerek özofagusun distalinde tüp şeklinde yeni bir segment (neo-özofagus) oluşturulur.
Bu yeni segment sayesinde gastroözofageal bileşke diyaframın altına gerginliksiz bir şekilde indirilebilir.
3
Fundoplikasyonun tamamlanması.
Uzatılan segmentin (neo-özofagus) etrafına fundoplikasyon yapılarak karın içine tespiti sağlanır.
Herni nüksünü önlemek ve reflü kontrolü sağlamak için standart onarım bu şekilde tamamlanır.

Anahtar Kavram

Kısa Özofagus (Short Esophagus) Yönetimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 34Soru

Peptik ülser cerrahisi sonrası BillrothBillroth IIII gastrojejunostomi uygulanan bir hastada; yemekle ilişkisiz sürekli epigastrik ağrı ve safralı kusma şikayetleri mevcuttur. Hastanın ağrısının kusmakla hiçbir şekilde rahatlamadığı saptanmıştır. Bu hastada öncelikle düşünülmesi gereken post-gastrektomi sendromu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alkalen reflü gastriti

Cevap

Alkalen reflü gastriti
Alkalen reflü gastriti (safra reflü gastriti), safra ve pankreas salgılarının mide güdüğüne sürekli temas ederek mukozal hasar yapması sonucu oluşur. En tipik özelliği, epigastrik ağrının yemeklerden bağımsız olması ve safralı kusma ile rahatlamamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ameliyat tipi ve temel şikayeti değerlendir.
BillrothBillroth IIII sonrası epigastrik ağrı ve safralı kusma.
Post-gastrektomi komplikasyonlarını daraltmak için gereklidir.
2
Ağrı ile kusma arasındaki ilişkiyi analiz et.
Ağrı kusmakla geçmiyor.
Bu bulgu, ağrının kusmakla geçtiği Afferent loop sendromundan ayrımı sağlar.
3
Tanıyı netleştir.
Alkalen reflü gastriti.
Sürekli ağrı ve kusmakla rahatlamama bu tablonun patognomonik özelliğidir.

Anahtar Kavram

Alkalen reflü gastriti ile Afferent loop sendromunun ayırıcı tanısında ağrının kusmakla geçip geçmemesi en önemli kriterdir.
Tahmini Süre:45s
Soru 35Soru

5252 yaşında kadın hasta, son 22 aydır artan iştahsızlık ve 88 kg kilo kaybı şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan üst GİS endoskopisinde mide korpusu küçük kurvatur yerleşimli, lümeni daraltan, 44 cm çapında ülserovejetan kitle saptanıyor. Endoskopik biyopsi sonucu "Lauren sınıflamasına göre diffüz tip (taşlı yüzük hücreli) adenokarsinom" olarak raporlanıyor. Çekilen kontrastlı toraks ve tüm batın BT tetkikinde; mide duvarında serozayı aşan (cT4acT4a) kalınlaşma ve mide çevresinde şüpheli lenf nodları izleniyor, ancak uzak organ metastazı saptanmıyor. Bu aşamada hasta için en uygun yönetim adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanısal laparoskopi ile peritoneal yayılımın araştırılması

Cevap

Lokal ileri evre mide adenokarsinomu saptanan hastada, tedavi planına karar vermeden önce peritoneal yayılımı dışlamak amacıyla tanısal laparoskopi yapılması en uygun yaklaşımdır.
Mide adenokarsinomu yönetiminde, özellikle serozayı aşan (T3/T4T3/T4) veya bölgesel lenf nodu tutulumu (N+N+) olan hastalarda, bilgisayarlı tomografi (BT) peritonal yayılımı saptamada düşük duyarlılığa sahiptir. Tanısal laparoskopi, laparotomiye gerek kalmadan bu gizli metastazları saptayabilen, gereksiz büyük cerrahileri veya yanlış tedavi planlarını (küratif vs palyatif) önleyen en kritik evreleme basamağıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik evrelemenin değerlendirilmesi
cT4acT4a ve cN+cN+ (lokal ileri evre) mide kanseri tanısı konuldu.
Hastanın tedavi algoritmasını belirlemek için radyolojik bulgular (BT) kullanılır.
2
BT'nin peritoneal metastaz saptamadaki kısıtlılığının analizi
BT, milimetrik peritoneal implantları ve sitolojik pozitifliği (M1p) yaklaşık %2030\%20-30 oranında atlar.
Özellikle diffüz tip mide kanserlerinde peritoneal yayılım riski yüksektir ve BT bu konuda yetersiz kalabilir.
3
Tanısal laparoskopi endikasyonunun konulması
Hasta tanısal laparoskopiye yönlendirildi.
Uluslararası kılavuzlar (NCCN, JGCA), cT3cT3, cT4cT4 veya lenf nodu pozitif mide kanserlerinde laparotomi veya neoadjuvan tedavi öncesi tanısal laparoskopi önermektedir.

Anahtar Kavram

Mide kanserinde evreleme laparoskopisinin yeri (Staging Laparoscopy)

Daha Fazla Pratik

Mide kanserinde Siewert sınıflamasını ve distal mide kanserlerinde D2 lenfadenektomi istasyonlarını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 36Soru

5555 yaşında kadın hastada, rutin kontroller sırasında yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpusunda 2 cm2\text{ cm} çapında, üzeri normal mukoza ile örtülü submukozal bir kitle saptanıyor. Bu kitleden alınan biyopsi örneğinin immünohistokimyasal incelemesinde CD117CD117 (cc-kit) pozitifliği saptanıyor. Bu bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gastrointestinal stromal tümör (GIST)

Cevap

Gastrointestinal stromal tümör (GIST)
Gastrointestinal stromal tümörler (GIST), sindirim sisteminin en sık görülen mezenşimal tümörleridir ve midede sıklıkla submukozal kitleler olarak izlenirler. Tanıda en önemli ve spesifik bulgu, Cajal hücrelerinde de bulunan bir tirozin kinaz reseptörü olan CD117CD117 (cc-kit) pozitifliğidir. Hastaların %95\%95'inden fazlasında bu belirteç pozitif saptanır ve tanı için altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik prezantasyonu değerlendir
Midede submukozal kitle (sağlam mukozalı kitle)
Submukozal kitleler tipik olarak GIST, leiomyom veya schwannom gibi mezenşimal tümörleri düşündürür.
2
İmmünohistokimyasal (İHK) belirteci analiz et
CD117CD117 (cc-kit) pozitifliği
CD117CD117, Cajal'ın interstisyel hücrelerinden köken alan GIST tümörleri için karakteristik ve tanı koydurucu bir reseptör tirozin kinazdır.
3
Ayırıcı tanıyı tamamla
En olası tanı GIST
Diğer mezenşimal tümörlerin (S100S100 veya desmin pozitifliği gibi) aksine, CD117CD117 spesifik olarak GIST tanısını destekler.

Anahtar Kavram

Gastrointestinal stromal tümörlerin (GIST) tanısında CD117CD117 (cc-kit) en spesifik immünohistokimyasal belirteçtir.

Daha Fazla Pratik

GIST'te risk sınıflandırmasının tümör boyutu ve mitotik indeks ile yapıldığını tekrar edin.
Tahmini Süre:45s
Soru 37Soru

2828 yaşında erkek hasta, özkıyım amacıyla yüksek konsantrasyonlu sıvı alkali madde (lavabo açıcı) içtikten 44 saat sonra acil servise getirilmiştir. Hastanın bilinci açık, hemodinamisi stabil (kan basıncı 120/80120/80 mmHgmmHg, nabız 8484/dakika) ve solunum sıkıntısı yoktur. Fizik muayenesinde ağız içinde eritemli alanlar ve hipersalivasyon dışında ek patolojik bulgu saptanmamıştır. Bu hastada özofagus hasarının derecesini belirlemek amacıyla yapılacak olan ilk endoskopik değerlendirme için en uygun zaman aralığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 122412-24 saat arası

Cevap

Kostik yaralanmalarda ilk endoskopik değerlendirme için en ideal zaman aralığı 122412-24 saat arasıdır.
Kostik madde alımında üst GİS endoskopisi yaralanmanın derecesini (Zargar sınıflaması) belirlemede altın standarttır. İlk 1212 saatte yapılan endoskopilerde yanık derinliği tam anlaşılamayabilir. 2424 saatten sonra ise özellikle alkali maddelerin neden olduğu likuefaksiyon nekrozu nedeniyle özofagus duvarı çok kırılganlaşır. Bu nedenle 122412-24 saat arası, hem güvenli hem de tanısal açıdan en doğru zamandır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik stabilitesini ve kostik madde tipini değerlendir.
Alkali madde alımı saptandı, hemodinami stabil ve akut perforasyon bulgusu yok.
Endoskopi ancak perforasyon şüphesi olmayan stabil hastalarda yapılmalıdır.
2
Doku iyileşme fizyolojisine göre tanısal pencereyi belirle.
Likuefaksiyon nekrozunun tam izlenebildiği ancak duvarın henüz aşırı yumuşamadığı dönem seçildi.
İlk 1212 saatte bulgular yetersiz kalabilir, 2424 saatten sonra ise perforasyon riski artar.
3
Endoskopi zamanlamasını seç.
122412-24 saat aralığı en uygun seçenek olarak belirlendi.
TUS standartlarında ve cerrahi kılavuzlarda kabul edilen altın standart süredir.

Anahtar Kavram

Kostik özofajitte endoskopi zamanlaması ve kontrendikasyonları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 38Soru

Özofagusun orta 1/3 kesiminde en sık görülen ve etyolojisinde alkol ile tütün kullanımıyla güçlü ilişkisi olan malign tümör tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Skuamöz hücreli karsinom

Cevap

Skuamöz hücreli karsinom
Doğru cevap olan seçenek, özofagusun orta 1/3 kesimindeki yerleşimi ve alkol/tütün kullanımı ile olan doğrudan ilişkisi nedeniyle en sık görülen histopatolojik tip olan skuamöz hücreli karsinomu ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tümörün anatomik yerleşimini değerlendir.
Özofagusun orta 1/3 kesimi belirlendi.
Özofagus kanserlerinin histopatolojik tipi ile anatomik yerleşimi arasında güçlü bir korelasyon vardır.
2
Etyolojik risk faktörlerini analiz et.
Alkol ve tütün kullanımı saptandı.
Alkol ve sigara kullanımı, skuamöz epitelde displazi ve karsinom gelişimini tetikleyen temel faktörlerdir.
3
Yerleşim ve risk faktörlerine göre en olası maligniteyi tanımla.
Skuamöz hücreli karsinom tanısına ulaşıldı.
Orta kesim yerleşimi ve toksik alışkanlıklar skuamöz hücreli karsinom için tipiktir.

Anahtar Kavram

Özofagusun skuamöz hücreli karsinomu orta kesim yerleşimi ve alkol/sigara ilişkisi ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Özofagus adenokarsinomu risk faktörleri ve Barrett özofagusu izlem protokollerini incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 39Soru

3838 yaşında kadın hasta, katı gıdalara karşı olan ve giderek artan yutma güçlüğü, halsizlik ve çarpıntı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalarda solukluk, dilde papillalarda silinme (glossit) ve tırnaklarda çukurlaşma (kaşık tırnak) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 8.28.2 g/dLg/dL, ortalama eritrosit hacmi (MCV) 7070 fLfL ve serum demiri düşük bulunuyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastada, özofagusun hangi bölgesinde ve hangi histopatolojik tipte malignite gelişme riski en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Post-krikoid bölge - Skuamöz hücreli karsinom

Cevap

Plummer-Vinson sendromuna bağlı olarak post-krikoid bölgede skuamöz hücreli karsinom gelişme riski artmıştır.
Hastada tarif edilen demir eksikliği anemisi, dilde papillalarda silinme (glossit), kaşık tırnak ve yutma güçlüğü birlikteliği Plummer-Vinson (Paterson-Kelly) sendromu için klasiktir. Bu sendromda özofagusun proksimalinde, post-krikoid bölgede mukoza kıvrımları (web) oluşur. Bu bölgedeki kronik inflamasyon ve mukoza değişiklikleri, skuamöz hücreli karsinom gelişimi için anlamlı bir risk artışına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hastada demir eksikliği anemisi, yutma güçlüğü ve karakteristik deri/tırnak bulguları saptandı.
Tanısal süreci başlatmak için semptom kümesini tanımlamak gerekir.
2
Sendromun tanımlanması
Bu üçlü (anemi, web/disfaji, glossit) Plummer-Vinson (Paterson-Kelly) sendromuna işaret eder.
Klinik tablonun bilinen bir sendromla eşleştirilmesi risk analizini sağlar.
3
Malignite riskinin belirlenmesi
Bu hastalar post-krikoid yerleşimli skuamöz hücreli karsinom açısından yüksek risk altındadır.
Sendromun uzun dönemli komplikasyonlarını ve prekanseröz potansiyelini bilmek gerekir.

Anahtar Kavram

Plummer-Vinson Sendromu ve Özofagus Kanseri İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 40Soru

3838 yaşında erkek hasta, son 66 aydır hem katı hem de sıvı gıdalara karşı aralıklı yutma güçlüğü ve yemekler sırasında şiddetli retrosternal ağrı şikayetleriyle başvuruyor. Hastaya yapılan yüksek çözünürlüklü manometri (HRM) incelemesinde elde edilen veriler aşağıda sunulmuştur:

Manometrik ParametreÖlçülen DeğerNormal Sınır
Ortalama IRP (Integrated Relaxation Pressure)2222 mmHg<15< 15 mmHg
Distal Latans (yutkunmaların %30\%30'unda)3.83.8 saniye>4.5> 4.5 saniye
Peristaltik İletiSaptanmadı-
Panözofageal Basınç ArtışıSaptanmadı-

Bu klinik ve manometrik bulgulara göre en olası tanı ve önerilen en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 3 Akalazya; Uzun segment (proksimale uzatılmış) Heller miyotomisi ve parsiyel fundoplikasyon

Cevap

Tip 3 Akalazya tanısı konulmalı ve spastik segmenti içerecek şekilde proksimale uzatılmış Heller miyotomisi ile parsiyel fundoplikasyon uygulanmalıdır.
Verilen vakada IRP değerinin yüksek olması (2222 mmHg) AÖS gevşeme kusurunu, yutkunmaların bir kısmında distal latansın 4.54.5 saniyenin altında olması ise prematür/spastik kontraksiyonları ifade eder. Bu kombinasyon Chicago sınıflamasına göre Tip 3 (Spastik) Akalazya için karakteristiktir. Tip 3 vakaları cerrahi olarak en zor gruptur ve miyotomi hattının proksimaldeki spastik segmenti de kapsayacak şekilde uzun tutulması veya POEM (Peroral Endoskopik Miyotomi) uygulanması küratif başarı için gereklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Alt özofagus sfinkter (AÖS) gevşeme mekanizmasının değerlendirilmesi
IRP'nin 2222 mmHg bulunması (Normal < 1515 mmHg), AÖS'de bir gevşeme kusuru olduğunu ve tablonun akalazya ailesine ait olduğunu gösterir.
Chicago sınıflamasına göre akalazya tanısı için yüksek IRP değeri birincil kriterdir.
2
Özofagus gövdesindeki kontraksiyon tipinin analizi
Distal latansın 3.83.8 saniye (<4.5< 4.5 saniye) olması, kontraksiyonların spastik/prematür karakterde olduğunu kanıtlar.
Tip 3 akalazyayı, Tip 1 (aperistalsi) ve Tip 2 (panözofageal basınç) ayırmak için distal latans kriteri kullanılır.
3
Tanıya uygun cerrahi yöntemin belirlenmesi
Tip 3 akalazyada spastik segment genellikle proksimale uzandığı için standart Heller miyotomisi yetersiz kalabilir; bu nedenle uzun segment miyotomi veya POEM önerilir.
Klinik başarının sağlanması için manometrede saptanan tüm spastik segmentin cerrahi olarak kesilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Chicago Sınıflaması v4.0'a göre Akalazya Tiplendirmesi ve Tip 3 Akalazyada Cerrahi Yaklaşım

Daha Fazla Pratik

Tip 1, 2 ve 3 akalazya hastalarının pnömatik dilatasyon ve cerrahi tedaviye verdikleri yanıt oranlarını karşılaştırarak çalışınız.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 2 / 19Sonraki
Özofagus ve Mide Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 2 | Examkin