Özofagus ve Mide Hastalıkları

379 soru

Soru 41Soru →

4848 yaşında kadın hasta, son 44 aydır devam eden epigastrik dolgunluk ve erken doyma şikayetiyle başvuruyor. Yapılan üst GİS endoskopisinde mide büyük kurvaturda, mukoza yapısı normal görünen ancak dışa doğru itilme (submukozal kitle) izlenimi veren 3.5 cm3.5\text{ cm} çapında bir lezyon saptanıyor. Endoskopik ultrasonografi eşliğinde yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisinde iğsi hücreli tümör izleniyor ve immunohistokimyasal incelemede CD117 (c-kit) pozitifliği saptanıyor. Bu hasta için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Negatif cerrahi sınır sağlanarak kama (wedge) rezeksiyon

Cevap

Negatif cerrahi sınır sağlanarak kama (wedge) rezeksiyon
Gastrik GIST'ler (Gastrointestinal Stromal Tümörler), mide duvarındaki Cajal'ın interstisyel hücrelerinden köken alan mezenkimal tümörlerdir. CD117 (c-kit) pozitifliği tanıda altın standarttır. Bu tümörlerin karakteristik özelliği lenf nodu metastazının çok nadir olmasıdır. Bu nedenle, adenokarsinomlarda yapılan geniş radikal cerrahiler ve lenf nodu diseksiyonları yerine, tümör rüptüründen kaçınarak (psödokapsülü koruyarak) mikroskobik negatif sınır sağlayan kama (wedge) rezeksiyonlar en uygun ve yeterli cerrahi yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve patolojik bulguları değerlendir
Submukozal kitle, iğsi hücre yapısı ve CD117 pozitifliği Gastrointestinal Stromal Tümör (GIST) tanısını doğrular.
CD117 (c-kit), GIST tanısında en spesifik ve sensitif immunohistokimyasal belirteçtir.
2
Tümörün biyolojik davranışına göre cerrahi sınırı belirle
GIST'ler submukozal yerleşimli olup lenf nodu metastazı yapma eğilimi %1-2 civarındadır.
Lenfatik yayılımın nadir olması nedeniyle adenokarsinomda olduğu gibi geniş lenf nodu diseksiyonu (D1/D2) rutin olarak gerekli değildir.
3
Tekniği seç
Tümör bütünlüğünü bozmadan (rüptüre etmeden) mikroskobik negatif sınır (R0) sağlayan kama (wedge) rezeksiyon seçilmelidir.
Psödokapsülün rüptürü peritoneal ekim riskini artırdığı için enükleasyondan kaçınılmalıdır.

Anahtar Kavram

Gastrik GIST cerrahisinde lenf nodu diseksiyonu gerekmez; temel amaç tümörü rüptüre etmeden R0 rezeksiyon sağlamaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 42Soru →

6262 yaşında erkek hasta, yemeklerden sonra belirginleşen retrosternal yanma, regürjitasyon ve nefes darlığı şikayetleriyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Yapılan bilgisayarlı tomografi incelemesinde, hiatus üzerinden midenin büyük bir kısmının yanı sıra transvers kolonun da posterior mediastene fıtıklaştığı saptanıyor. Bu klinik tablo aşağıdaki hiatus hernisi tiplerinden hangisi ile tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip IV (Kompleks) hiatus hernisi

Cevap

Tip IV hiatus hernisi (mideye ek olarak kolonun da fıtıklaşması nedeniyle)
Tip IV hiatus hernisi, hiatusun geniş bir defekti sonucu mideye ek olarak kolon, ince bağırsak, dalak veya omentum gibi diğer organların da toraks içerisine (posterior mediastene) yer değiştirmesiyle karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptomlarını ve radyolojik bulgularını analiz et.
Hasta GERD semptomları ve kitle etkisine bağlı nefes darlığı yaşıyor; tomografide mide ve kolon toraks içinde.
Tanı için fıtıklaşan içeriğin belirlenmesi kritiktir.
2
Hiatus hernisi sınıflama kriterlerini hatırla.
Tip I (kayma), Tip II (saf paraözofageal), Tip III (miks) ve Tip IV (ek organ katılımı).
Doğru anatomik sınıflandırma tedavi yaklaşımını belirler.
3
Vakadaki 'transvers kolon' bulgusunu sınıflama ile eşleştir.
Mideye ek olarak başka bir organın (kolon) hiatus üzerinden fıtıklaşması Tip IV'tür.
Tip IV herniler kompleks hernilerdir ve cerrahi endikasyon taşırlar.

Anahtar Kavram

Hiatus hernisi sınıflamasında Tip IV, mideye ek olarak diğer intraabdominal organların (kolon, dalak, ince bağırsak vb.) toraksa fıtıklaşmasını ifade eder.

İpuçları

1
Fıtıklaşan içeriğe dikkat edin; sadece mide mi yoksa başka organlar da var mı?
2
Mide dışındaki organların (kolon, dalak) katılımı en kompleks tipi işaret eder.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 43Soru →

Spontan özofagus perforasyonu (Boerhaave sendromu) şüphesi olan bir hastada klinik tanıyı destekleyen Mackler triadını oluşturan bulgulardan biri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Subkutan amfizem

Cevap

Subkutan amfizem
Mackler triadı, spontan özofagus perforasyonu (Boerhaave sendromu) için tanımlanmış üç temel klinik bulguyu kapsar: şiddetli kusma/öğürme hikayesi, aniden başlayan retrosternal göğüs ağrısı ve palpasyonla saptanan cilt altı amfizem. Bu nedenle subkutan amfizem doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu Boerhaave sendromu (spontan perforasyon) açısından değerlendir.
Zorlu kusma ve sonrasında başlayan şiddetli göğüs ağrısı hikayesi belirlendi.
Boerhaave sendromu tipik olarak intralümenal basıncın ani artışı (öğürme/kusma) sonrası gelişir.
2
Mackler triadı bileşenlerini hatırla.
Triad: 1. Kusma/Öğürme, 2. Göğüs ağrısı, 3. Cilt altı amfizem.
Bu triad, spontan özofagus perforasyonunun klasik klinik sunumudur.
3
Seçenekler arasında bu bulgulardan birini belirle.
Cilt altı (subkutan) amfizem seçeneği triadın bir parçasıdır.
Perforasyon sonrası mediastene sızan hava boyun ve göğüs duvarına yayılarak amfizeme neden olur.

Anahtar Kavram

Boerhaave Sendromu ve Mackler Triadı

Daha Fazla Pratik

Boerhaave sendromu şüphesinde kesin tanı için ilk basamakta tercih edilen radyolojik incelemeyi (suda eriyen kontrastlı özofagografi) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 44Soru →

5555 yaşında erkek hasta, son 33 aydır giderek artan yutma güçlüğü ve 1010 kg kilo kaybı şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde uzun süreli sigara ve alkol kullanımı mevcuttur. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde kesici dişlerden 2626 cm uzaklıkta lümeni daraltan, frajil kitle saptanıyor ve biyopsi sonucu skuamöz hücreli karsinom olarak raporlanıyor. Evreleme amacıyla yapılan endoskopik ultrasonografide (EUS) tümörün adventisyayı invaze ettiği (T3T_3) ve komşuluğunda 22 adet şüpheli lenf nodu (N1N_1) olduğu görülüyor. Uzak metastaz saptanmayan ve cerrahiye engel sistemik hastalığı olmayan bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Neoadjuvan kemoradyoterapi sonrası cerrahi rezeksiyon

Cevap

Lokal ileri evre rezektabl özofagus skuamöz hücreli karsinomunda en uygun yaklaşım neoadjuvan kemoradyoterapiyi takiben cerrahi rezeksiyondur.
Vakada tanımlanan orta özofagus skuamöz hücreli karsinomu, T3N1T_3N_1 klinik evresi ile lokal ileri hastalık kategorisindedir. Güncel kılavuzlara (CROSS çalışması gibi) göre, T2T_2 ve daha derin invazyonu olan veya lenf nodu pozitifliği saptanan rezektabl özofagus tümörlerinde (hem skuamöz hem adenokarsinom), doğrudan cerrahi yerine neoadjuvan kemoradyoterapi sonrası cerrahi uygulanması sağkalım avantajı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik evreleme verilerini değerlendir
cT3N1M0cT_3N_1M_0 (Evre III) orta özofagus skuamöz hücreli karsinom
Tedavi protokolü tümörün histolojik tipi, evresi ve lokalizasyonuna göre belirlenir.
2
Rezektabilite ve operabilite analizi yap
Hasta rezektabl ve cerrahiye uygun (fit)
T4b (rezeke edilemez yapılar) veya uzak metastaz yoksa küratif cerrahi hedeflenir.
3
Güncel tedavi protokollerini uygula (CROSS çalışması vb.)
Neoadjuvan kemoradyoterapi (nKRT)
T2−T4aT_2-T_4a veya N(+)N(+) tümörlerde nKRT, cerrahi sonrası lokal kontrolü ve sağkalımı artırır.
4
Cerrahi planlamayı netleştir
nKRT sonrası özofajektomi
Neoadjuvan tedavi sonrası radyolojik yanıt değerlendirilerek cerrahi rezeksiyon tamamlanır.

Anahtar Kavram

Özofagus kanserinde T2T_2 üstü veya N(+)N(+) hastalıkta neoadjuvan tedavi sonrası cerrahi altın standarttır.
Soru 45Soru →

7474 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır giderek artan yutma güçlüğü, ağızda kötü koku (halitozis), yemeklerden saatler sonra sindirilmemiş gıdaların regürjitasyonu ve özellikle geceleri ortaya çıkan öksürük şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde boynun sol tarafına bası yapıldığında gurgulama sesi duyuluyor. Bu hastadaki olası patoloji ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anatomik olarak en sık thyropharyngeus ve cricopharyngeus kasları arasındaki Killian üçgeninden gelişir.

Cevap

Anatomik olarak en sık thyropharyngeus ve cricopharyngeus kasları arasındaki Killian üçgeninden gelişmesi doğrudur.
Vakada tanımlanan klinik tablo (halitozis, regürjitasyon, gurgulama sesi) tipik bir Zenker divertikülüdür. Bu divertikül türü, farenks alt konstriktör kasının thyropharyngeus ve cricopharyngeus parçaları arasındaki anatomik zayıf nokta olan Killian üçgeninden gelişir. Bu bilgi TUS sınavlarında sıkça sorgulanan anatomik bir landmarktır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Halitozis, sindirilmemiş gıda regürjitasyonu ve gece öksürüğü Zenker divertikülünü (faringoözofageal divertikül) düşündürür.
Bu semptomlar özofagusun üst kısmında biriken gıdaların aspirasyonu ve kokuşmasıyla karakterizedir.
2
Divertikül tipinin belirlenmesi
Bu bir pulsion divertikülüdür (artmış intraluminal basınç sonucu oluşur).
Krikofaringeal kasın yutma sırasında gevşememesi arkadaki basıncı artırarak mukozayı zayıf noktadan dışarı iter.
3
Anatomik lokalizasyonun teyidi
Divertikül Killian üçgeni adı verilen alandan dışarı çıkar.
Killian üçgeni, thyropharyngeus ve cricopharyngeus kas lifleri arasındaki anatomik zayıflık bölgesidir.

Anahtar Kavram

Zenker divertikülü, krikofaringeal kasın motor disfonksiyonuna bağlı olarak Killian üçgeninden gelişen bir pulsion (yalancı) divertikülüdür.
Soru 46Soru →

3232 yaşında kadın hasta, yaklaşık 1,51,5 yıldır devam eden, hem katı hem de sıvı gıdalara karşı ilerleyici yutma güçlüğü ve özellikle geceleri ağza sindirilmemiş gıda artıkları gelmesi şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesi normal olan hastanın yapılan baryumlu özofagus grafisinde özofagus distalinde düzgün sınırlı daralma (kuş gagası görünümü) ve proksimalinde dilatasyon izleniyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için yapılacak manometride saptanması beklenen en karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alt özofagus sfinkterinin (AÖS) yutma sonrası yetersiz gevşemesi ve özofagus gövdesinde aperistaltizm

Cevap

Alt özofagus sfinkterinin (AÖS) yutma sonrası yetersiz gevşemesi ve özofagus gövdesinde aperistaltizm
Doğru seçenek olan 'AÖS'nin yetersiz gevşemesi ve gövdede aperistaltizm', Akalazya'nın patognomonik manometrik bulgularıdır. Akalazya'da Myenterik pleksustaki inhibitör nöronların kaybı sonucu alt özofagus sfinkteri yutma refleksiyle gevşeyemez ve özofagus gövdesinde gıdayı ilerletecek peristaltik hareketler yapılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları değerlendir.
Katı ve sıvı gıdalara karşı ilerleyici disfaji ve regürjitasyon varlığı Akalazya'yı düşündürür.
Semptomların hem katı hem sıvı gıdalara yönelik olması mekanik tıkanıklıktan ziyade motilite bozukluğuna işaret eder.
2
Radyolojik bulguları yorumla.
Baryumlu grafideki 'kuş gagası' görünümü Akalazya için tipiktir.
Distaldeki düzgün daralma AÖS'nin gevşeyememesini, proksimal dilatasyon ise biriken gıdaların yaptığı basıyı gösterir.
3
Altın standart tanı yöntemi olan manometri bulgularını eşleştir.
Tanı için aperistaltizm ve gevşeme kusuru (yüksek IRP) gereklidir.
Manometri, özofagus gövdesindeki motor aktiviteyi ve sfinkter fonksiyonunu değerlendiren en duyarlı testtir.

Anahtar Kavram

Akalazya Tanısında Manometrik Kriterler
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 47Soru →

4545 yaşında erkek hasta, kronik epigastrik ağrı ve yeni başlayan melena şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde duodenum 1.1. kıta (bulbus) posterior duvarında derin ve aktif kanamalı bir peptik ülser saptanıyor. Bu hastada gelişen masif kanamadan sorumlu olması en muhtemel damar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gastroduodenal arter

Cevap

Gastroduodenal arter
Gastroduodenal arter, duodenum bulbusunun (birinci kıtasının) hemen arkasından geçer. Bu bölgedeki ülserlerin penetrasyonu sonucunda arter duvarı erode olur ve hayatı tehdit eden masif kanamalar meydana gelir. Bu, genel cerrahi ve TUS için temel bir anatomik-klinik bilgidir.

Adım Adım Çözüm

1
Ülserin anatomik lokasyonunu belirle.
Ülser duodenumun birinci kısmının (bulbus) arka (posterior) duvarındadır.
Vakada endoskopik bulgu olarak bulbus posterior duvarı belirtilmiştir.
2
Bu bölgedeki kritik damarsal komşuluğu hatırla.
Gastroduodenal arter, duodenumun birinci kısmının hemen arkasından dikey olarak iner.
Anatomik olarak bu damar bulbus posterior duvarına en yakın seyreden majör arterdir.
3
Patolojiyi damar hasarıyla ilişkilendir.
Posterior duvar ülserinin penetrasyonu veya erozyonu doğrudan gastroduodenal arteri zedeler.
Bu durum TUS'ta sık sorgulanan klasik bir masif üst GİS kanama mekanizmasıdır.

Anahtar Kavram

Posterior duodenal ülser kanamasının en sık kaynağı gastroduodenal arterdir.

İpuçları

1
Ülserin bulunduğu duodenumun birinci kısmının arkasından geçen majör damarı düşünün.
2
Bu arter, common hepatic arterden köken alır ve mide ile duodenum arasındaki dikey planda seyreder.

Daha Fazla Pratik

Duodenumun anterior duvarındaki ülserlerin kanamadan ziyade perforasyon (delinme) ile prezante olduğunu hatırlayarak bu farkı pekiştirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 48Soru →

4545 yaşında erkek hasta, bir kutlama sırasında yoğun alkol alımını takiben gelişen zorlu kusmaların ardından aniden başlayan şiddetli retrosternal ağrı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenede taşikardi, takipne ve boyun bölgesinde cilt altı krepitasyonu saptanıyor. Bu hastada Mackler triadı (kusma, göğüs ağrısı, cilt altı amfizem) ile uyumlu bulgular olduğu görülüyor.

Bu hastanın tanı ve tedavi süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanıyı doğrulamak ve perforasyon yerini belirlemek amacıyla ilk yapılması gereken tetkik suda çözünen kontrast madde (Gastrografin) ile yapılan özofagografidir.

Cevap

Suda çözünen kontrast madde ile yapılan özofagografi, perforasyon şüphesinde mediastinit riskini minimize etmek için ilk basamak tanı yöntemidir.
Suda çözünen kontrastlı özofagografi, özofagus perforasyonu şüphesinde (özellikle Boerhaave sendromu gibi spontan vakalarda) mediastinal irritasyonu önlemek için ilk tercih edilmesi gereken tanısal yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir.
Şiddetli kusma sonrası göğüs ağrısı ve cilt altı amfizem (Mackler triadı) spontan özofagus perforasyonuna (Boerhaave sendromu) işaret eder.
Özofagus lümen içi basıncın aniden artması en zayıf bölge olan sol posterolateral distal özofagusta yırtılmaya neden olur.
2
Tanısal radyolojik yöntemi seç.
İlk olarak suda çözünen kontrastlı (Gastrografin) özofagografi uygulanır. Eğer bu tetkik negatifse ancak şüphe sürüyorsa daha yüksek çözünürlüklü baryumlu grafiye geçilir.
Suda çözünen maddeler mediastende ciddi enflamasyona yol açmaz, ancak baryumun sızması mediastinit riskini artırır.
3
Tedavi zamanlamasını planla.
Erken dönemde (<24<24 saat) primer cerrahi onarım ve drenaj, geç dönemde (>24>24 saat) ise hastanın durumuna göre diversiyon, stent veya konservatif yaklaşımlar düşünülür.
Doku kalitesi ve enflamasyon derecesi cerrahi başarıyı doğrudan etkiler.

Anahtar Kavram

Özofagus perforasyonlarında kontrast madde seçimi ve cerrahi zamanlamanın önemi.

Daha Fazla Pratik

Boerhaave sendromunda perforasyonun en sık görüldüğü anatomik bölgeyi (sol posterolateral distal özofagus) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 49Soru →

VKI˙:52kg/m2VKİ: 52 kg/m^2, Tip 2 Diabetes Mellitus ve hipertansiyonu olan 4545 yaşındaki erkek hastaya laparoskopik sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatı uygulanmıştır. Postoperatif 1010. günde gelişen taşikardi (122/dk122/dk) ve sol omuz ağrısı nedeniyle yapılan değerlendirmede proksimal stapler hattında, His açısı yakınında kaçak saptanmıştır. Hastaya endoskopik 'self-expanding' metal stent yerleştirilmiş ve perkütan drenaj sağlanmıştır. Ancak 44 hafta sonra yapılan kontrolde dren debisinin azalmadığı ve kaçağın sebat ettiği görülmüştür. Endoskopik kontrolde stentin yerinde olduğu teyit edilmiştir. Bu hastada kaçağın iyileşmemesinin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İncisura angularis seviyesinde oluşan fonksiyonel veya mekanik darlığa bağlı lümen içi basınç artışı

Cevap

Sleeve gastrektomi sonrası dirençli proksimal kaçakların temel nedeni incisura angularis seviyesindeki darlıklar nedeniyle oluşan lümen içi yüksek basınçtır.
Sleeve gastrektomi operasyonu sonrasında His açısı (proksimal stapler hattı), midenin en ince duvar yapısına sahip olduğu ve vaskülaritesinin en zayıf olduğu bölgedir. Ancak bir kaçak stent tedavisine rağmen iyileşmiyorsa, bu durum 'fonksiyonel bir distal obstrüksiyon' varlığına işaret eder. İncisura angularis seviyesinde midenin 'kum saati' şeklinde daralması veya rotasyonu (twist), proksimalde lümen içi basıncı artırarak kaçağın sebat etmesine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Sleeve gastrektomi sonrası subakut dönemde (1010. gün) gelişen ve stent tedavisine rağmen 44 hafta boyunca kapanmayan proksimal kaçak.
Hastanın stabil olması stent ve drenaj ile konservatif takibi mümkün kılmış ancak iyileşme duraksamıştır.
2
Fizyopatolojik mekanizmanın analizi (Laplace Yasası)
Sleeve poşunda distalde (incisura) bir darlık olduğunda, proksimaldeki basınç artar (Basınc\c=Akıs\c×Direnc\cBasınç = Akış \times Direnç).
Dirençli kaçaklarda stapler hattının en zayıf ve en yüksek basınçlı bölgesi olan His açısı iyileşemez.
3
Yönetim stratejisinin belirlenmesi
Kaçağın kapanması için distal darlığın (twist veya striktür) balon dilatasyonu veya cerrahi ile giderilmesi gerekir.
Basınç düşürülmeden proksimaldeki fistül hattı epitelize olmaya devam eder ve kapanmaz.

Anahtar Kavram

Sleeve gastrektomide 'Yüksek Basınçlı Kaçak' kavramı ve distal darlık (incisura) ilişkisi.

Daha Fazla Pratik

Sleeve gastrektomi sonrası gelişen kronik kaçaklarda Roux-en-Y Gastrik Bypass'a revizyonun neden altın standart tedavi olduğunu araştırınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 50Soru →

Gastroözofageal reflü hastalığı nedeniyle 11 yıl önce laparoskopik Nissen fundoplikasyonu uygulanan 4646 yaşında erkek hasta, son 33 aydır retrosternal yanma şikayetlerinin tekrarlaması ve yeni gelişen disfaji nedeniyle başvuruyor. Yapılan baryumlu özofagus grafisinde; antireflü sargısının (wrap) distal özofagus yerine midenin proksimal gövdesi üzerine yerleştiği ve diyaframın üzerinde midenin bir kısmının hernie olduğu saptanıyor. Bu klinik tablo aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılır ve gelişimindeki en olası cerrahi teknik hata nedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Slipped (kaymış) Nissen; intraabdominal özofagus uzunluğunun yetersiz olması ve özofagusun mediastende az mobilize edilmesi

Cevap

Slipped (kaymış) Nissen; intraabdominal özofagus uzunluğunun yetersiz olması ve özofagusun mediastende az mobilize edilmesi
Doğru seçenek olan Slipped Nissen, cerrahi sırasında özofagusun mediastende yeterince mobilize edilmemesi sonucu intraabdominal özofagus uzunluğunun sağlanamaması nedeniyle oluşur. Bu durumda oluşan gerginlik, sargının (wrap) midenin proksimal gövdesi üzerine kaymasına ve diyafram üzerinde bir mide poşu oluşmasına yol açar. Bu durum hem reflü semptomlarının nüksüne hem de disfajiye neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Nissen fundoplikasyonu sonrası semptomların tekrarlaması ve disfaji varlığı saptanmıştır.
Cerrahi sonrası nükslerin anatomik nedenini belirlemek için klinik bulgular kritiktir.
2
Baryumlu grafik bulgularını yorumla
Sargının mide gövdesi üzerine kayması ve diyafram üzerinde bir gastrik poş oluşumu izlenmiştir.
Bu radyolojik görünüm 'Slipped Nissen' (Kaymış Nissen) komplikasyonu için patognomoniktir.
3
Cerrahi hatayı tanımla
Özofagusun yeterince mobilize edilmemesi ve gerginlik nedeniyle sargının aşağı, midenin yukarı kayması.
Başarılı bir fundoplikasyon için diyafram altında en az 2−32-3 cm serbest özofagus segmenti bulunmalıdır.

Anahtar Kavram

Slipped Nissen komplikasyonu, antireflü cerrahisi sonrası nükslerin en önemli anatomik nedenlerinden biridir.
Soru 51Soru →

Laparoskopik Nissen fundoplikasyonu operasyonu geçiren 4545 yaşında erkek hasta, cerrahiden 11 yıl sonra nükseden ciddi retrosternal yanma ve yeni gelişen progresif disfaji şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan baryumlu üst gastrointestinal sistem pasaj grafisinde, fundoplikasyon sargısının (wrap) proksimal mide gövdesini çevrelediği, özofagogastrik bileşkenin ise bu sargının üzerinde yerleştiği ve tipik bir 'kum saati' (hourglasshourglass) görünümünün oluştuğu saptanıyor. Bu klinik ve radyolojik tabloya en sık yol açan teknik hata aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kısa özofagusun (short esophagusshort\ esophagus) tanınmaması ve mediastinal mobilizasyonun yetersiz yapılması

Cevap

Kum saati görünümü ile karakterize 'Kaymış Nissen' (Slipped Nissen) tablosuna en sık yol açan teknik hata, kısa özofagusun fark edilmemesi sonucu mediastinal mobilizasyonun yetersiz yapılmasıdır.
Doğru seçenek, kısa özofagusun tanınmaması ve mediastinal mobilizasyonun yetersiz yapılmasıdır. 'Slipped Nissen' veya 'Teleskop Fenomeni' olarak adlandırılan bu komplikasyonda, antireflü sargı (wrap) distal özofagus yerine proksimal mide gövdesini sarar. Bu durum genellikle cerrahın özofagogastrik bileşkeyi (GEJ) yanlış tanımlamasından veya kısa özofagus nedeniyle GEJ'nin tansiyonsuz şekilde diyafram altına indirilememesinden kaynaklanır. Radyolojik olarak 'kum saati' görünümü patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
Postoperatif disfaji ve reflü nüksü ile birlikte baryumlu grafideki 'kum saati' görünümü, fundoplikasyon sargısının mideye kaydığını (Slipped Nissen / Teleskop Fenomeni) gösterir.
Sargı mideyi boğarken, GE bileşke yukarıda kaldığı için iki genişlemiş bölge arasında bir darlık izlenir.
2
Anatomik başarısızlığın nedenini belirle.
Sargının mide üzerine yerleşmesi genellikle özofagusun yeterli uzunlukta (en az 2−32-3 cm) batın içerisine çekilememesinden kaynaklanır.
Gerginlik altındaki onarımlar zamanla anatomik bütünlüğünü kaybederek aşağı kayma eğilimindedir.
3
Teknik hatayı tanımla.
Kısa özofagus (short esophagus) varlığında Collis gastroplastisi gibi uzatma prosedürleri yerine standart fundoplikasyon yapılması bu sonucun ana nedenidir.
Yetersiz mobilizasyon, sargının yanlışlıkla mideye dikilmesine veya tansiyonla mideye doğru yer değiştirmesine yol açar.

Anahtar Kavram

Slipped Nissen (Kaymış Nissen / Teleskop Fenomeni)

Daha Fazla Pratik

Kısa özofagusun intraoperatif tanısı konulduğunda uygulanması gereken Collis gastroplastisi tekniğini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 52Soru →

Uzun süreli gastroözofageal reflü öyküsü nedeniyle takip edilen 5858 yaşındaki erkek hastada, yapılan kontrol endoskopisinde özofagogastrik bileşkenin 33 cm proksimalinde 11 cm'lik polipoid lezyon saptanıyor. Biyopsi sonucu adenokarsinom olarak raporlanan hastanın endoskopik ultrasonografisinde (EUS) tümörün muscularis mukozayı geçmediği (T1aT1a) ve lenf nodu tutulumu olmadığı (N0N0) görülüyor. Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endoskopik mukozal rezeksiyon

Cevap

Endoskopik mukozal rezeksiyon
Özofagusun erken evre kanserlerinde (T1), tümör mukozada sınırlıysa (T1a) lenf nodu metastaz riski ihmal edilebilir düzeydedir. Bu durumda endoskopik mukozal rezeksiyon (EMR) küratif ve en az morbiditeye sahip seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve evresini belirle.
Hasta Barrett's zemininde gelişmiş distal özofagus adenokarsinomu (Evre T1aN0) tanısına sahiptir.
Tedavi kararını belirleyen en önemli faktörler tümörün histolojik tipi, yerleşimi ve derinliğidir.
2
Evreye özgü lenf nodu metastaz riskini değerlendir.
T1a (mukozada sınırlı) tümörlerde lenf nodu metastaz riski %1-2'nin altındadır.
Lenf nodu riski düşükse organ koruyucu (endoskopik) yöntemler güvenle tercih edilebilir.
3
Uygun tedavi yöntemini seç.
Endoskopik mukozal rezeksiyon (EMR) veya endoskopik submukozal diseksiyon (ESD) uygulanmalıdır.
Düşük riskli erken evre kanserlerde morbiditeyi azaltmak için cerrahi yerine endoskopik rezeksiyon standarttır.

Anahtar Kavram

Özofagus kanserinde T1a (mukozal) ve T1b (submukozal) ayrımı tedavi seçimini belirleyen kritik noktadır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 53Soru →

4040 yaşında erkek hasta, günde iki kez 40 mg40\ mg proton pompası inhibitörü (PPI˙PPİ) tedavisine rağmen devam eden tipik retrosternal yanma şikayeti ile başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mukoza normal olarak değerlendiriliyor. Özofageal manometrisi normal sınırlarda olan hastaya yapılan 2424 saatlik çok kanallı intraluminal empedans-pH (MII−pHMII-pH) monitorizasyonunda şu bulgular saptanıyor:

ParametreSonuç
Asit maruziyet süresi (AETAET)%5,2\%5,2
Semptom İlişkilendirme Olasılığı (SAPSAP)%92\%92
Ortalama Gece Bazal Empedansı (MNBI˙MNBİ)1850 Ω1850\ \Omega
Post-reflü yutma ile indüklenen peristaltik dalga (PSPWPSPW) indeksi%48\%48

Lyon 2.02.0 konsensus kriterleri çerçevesinde, bu hastada antireflü cerrahi kararını destekleyen ve özofageal "kimyasal temizlenme" (chemical clearance) mekanizmalarının yetersizliğini gösteren en spesifik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Post-reflü yutma ile indüklenen peristaltik dalga (PSPWPSPW) indeksinin düşük olması

Cevap

Post-reflü yutma ile indüklenen peristaltik dalga (PSPW) indeksinin düşük olması
Lyon 2.02.0 konsensusuna göre, asit maruziyet süresinin gri bölgede (%4−6\%4-6) olduğu durumlarda PSPWPSPW indeksinin %61\%61 altında olması, özofageal kimyasal temizlenme (reflü sonrası tükürük ile nötralizasyon) mekanizmasının bozulduğunu gösteren en spesifik bulgudur ve GÖRH tanısını kesinleştirerek cerrahi başarı ihtimalini artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Asit maruziyet süresini (AETAET) değerlendir.
%5,2\%5,2 değeri Lyon 2.02.0 kriterlerine göre 'belirsiz' (inconclusive) kategorisindedir.
%4−6\%4-6 arası değerler tek başına tanı koydurmaz, destekleyici bulgular gerekir.
2
Destekleyici empedans parametrelerini incele.
MNBI˙MNBİ (1850 Ω<2292 Ω1850\ \Omega < 2292\ \Omega) ve PSPWPSPW indeksi (%48<%61\%48 < \%61) her ikisi de anormallik göstermektedir.
Düşük değerler özofageal defans mekanizmalarının bozulduğunu gösterir.
3
Spesifik fizyopatolojik mekanizmayı belirle.
PSPWPSPW indeksi kimyasal temizlenmeyi, MNBI˙MNBİ ise mukozal bütünlüğü yansıtır.
Soruda özellikle 'kimyasal temizlenme' (chemical clearance) sorulduğu için PSPWPSPW indeksi hedeflenmelidir.

Anahtar Kavram

Lyon 2.02.0 kriterlerinde 'inconclusive' GÖRH tanısında PSPWPSPW ve MNBI˙MNBİ gibi adjunktif parametrelerin kullanımı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 54Soru →

72 yaşında erkek hasta; ağızda belirgin kötü koku, sindirilmemiş gıdaların ağza geri gelmesi ve özellikle geceleri artan öksürük şikayetleriyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde boyun sol tarafında, üzerine bastırıldığında gurgulama sesi duyulan yumuşak bir kitle saptanıyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılması gereken altın standart tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Baryumlu özofagus grafisi

Cevap

Baryumlu özofagus grafisi, Zenker divertikülü tanısında divertikülün lokalizasyonunu ve yapısını en güvenilir şekilde gösteren altın standart tetkiktir.
Baryumlu özofagus grafisi, baryumun divertikül kesesini doldurmasıyla divertikülün varlığını, Killian üçgeni ile ilişkisini ve boyutunu net bir şekilde gösteren invaziv olmayan altın standart yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Halitozis (kötü koku), regürjitasyon ve boyunda kitle bulguları proksimal bir özofagus divertikülünü (Zenker) düşündürür.
Tanısal süreci doğru yönlendirmek için semptomların anatomik kökenini belirlemek gerekir.
2
Altın standart tetkikin seçilmesi
Baryumlu özofagus grafisi (yutma grafisi) istenir.
Zenker divertikülü gibi anatomik poşların (kese) görüntülenmesinde baryum lümeni ve keseyi doldurarak kesin tanı sağlar.

Anahtar Kavram

Zenker divertikülü tanısında baryumlu özofagus grafisi altın standarttır; endoskopi perforasyon riski nedeniyle ilk aşamada kontrendikedir.

Daha Fazla Pratik

Zenker divertikülünün cerrahi tedavisinde uygulanan krikofaringeal miyotominin önemini inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 55Soru →

Morbid obezite (VKI˙=42kg/m2VKİ = 42 kg/m^2) nedeniyle bir yıl önce laparoskopik Roux-en-Y gastrik bypass (LRYGBLRYGB) ameliyatı geçirmiş olan 4242 yaşında erkek hasta, son zamanlarda tekrarlayan yan ağrısı ve hematüri şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan üriner sistem ultrasonografisinde böbreklerde kalsiyum oksalat taşları saptanıyor. Bu hastada nefrolitiyazis gelişiminden sorumlu olan temel fizüopatolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntestinal lümende yağ malabsorpsiyonuna bağlı serbest kalan oksalatın emiliminin artması

Cevap

İntestinal lümende yağ malabsorpsiyonuna bağlı serbest kalan oksalatın emiliminin artması
Roux-en-Y gastrik bypass gibi malabsorptif prosedürlerden sonra, bağırsak lümeninde emilemeyen yağ asitleri kalsiyum ile birleşerek sabunlaşır. Bu durum, normalde oksalat ile birleşerek onun emilimini engelleyen kalsiyum miktarını azaltır. Serbest kalan oksalat kolondan aşırı miktarda emilir (enterik hiperoksalüri) ve böbreklerde kalsiyum oksalat taşı oluşumuna yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Ameliyat sonrası gelişen malabsorpsiyon tipini belirlemek
Roux-en-Y gastrik bypass, gıdanın safra ve pankreatik enzimlerle geç karşılaşmasına bağlı yağ malabsorpsiyonuna neden olur.
Bypass prosedürleri hem kısıtlayıcı hem de malabsorptif etkiye sahiptir.
2
İntestinal lümendeki kalsiyum etkileşimini analiz etmek
Lümendeki serbest yağ asitleri kalsiyuma bağlanarak 'kalsiyum sabunları' oluşturur.
Normalde oksalatı bağlaması gereken kalsiyum, yağ asitlerine daha yüksek afinite gösterir.
3
Oksalat emilim mekanizmasını değerlendirmek
Kalsiyumdan yoksun kalan oksalat lümende serbest kalır ve kolondan emilimi (enterik hiperoksalüri) artar.
Oksalat kalsiyuma bağlandığında çözünmez bir kompleks oluşturur ve emilmez; ancak serbest haldeyken kolayca emilir.
4
Üriner sistem üzerindeki etkiyi belirlemek
Kanda yükselen oksalat böbreklerden atılırken kalsiyumla birleşerek kalsiyum oksalat taşlarını oluşturur.
Artmış idrar oksalat konsantrasyonu, kalsiyum oksalat kristalizasyonu için ana risk faktörüdür.

Anahtar Kavram

Enterik Hiperoksalüri (RYGB sonrası yağ malabsorpsiyonuna ikincil oksalat taşları)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 56Soru →

55 yaşındaki erkek hastaya, komplike duodenal ülser nedeniyle 22 yıl önce distal gastrektomi ve BillrothBillroth IIII gastrojejunostomi yapılmıştır. Hasta son 66 aydır devam eden, yemeklerden bağımsız, sürekli karakterde, yanıcı epigastrik ağrı ve safralı kusma şikayetleri ile başvurmaktadır. Hasta, kusmanın ağrısını hafifletmediğini, aksine kusma eyleminin kendisinin de oldukça sancılı olduğunu ifade etmektedir. Proton pompası inhibitörü tedavisine yanıt alınamayan hastada yapılan endoskopide mide mukozasının diffüz eritemli ve ödemli olduğu görülmüştür.

Bu klinik tablo için en olası tanı ve semptomların kesin tedavisi için önerilmesi gereken cerrahi yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alkalen reflü gastriti — Billroth II rekonstrüksiyonun Roux-en-Y diversiyonuna dönüştürülmesi

Cevap

Alkalen reflü gastriti tanısı konulmalı ve tedavi olarak Billroth II rekonstrüksiyonu Roux-en-Y diversiyonuna dönüştürülmelidir.
Vakada tanımlanan sürekli yanıcı epigastrik ağrı, safralı kusmaya rağmen ağrının geçmemesi ve endoskopide görülen diffüz gastrit bulguları tipik olarak alkalen reflü gastritini gösterir. Bu durum, Billroth II rekonstrüksiyonu sonrası duodenal içeriğin mideye serbestçe kaçması sonucu oluşur. Kesin tedavisi, safra akışını mide-ince bağırsak anastomozundan uzağa yönlendiren Roux-en-Y gastrojejunostomiye dönüştürülmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik semptomlarını (ağrı tipi ve kusma ilişkisi) analiz et.
Sürekli yanıcı ağrı ve kusma ile rahatlamama bulguları alkalen reflü gastritini işaret eder.
Afferent loop sendromunda kusma sonrası tam rahatlama olurken, alkalen reflüde safra mukozaya sürekli zarar verdiği için rahatlama olmaz.
2
Cerrahi öyküyü ve tedavi yanıtını değerlendir.
BillrothBillroth IIII cerrahisi sonrası gelişen ve medikal tedaviye (PPI) yanıtsız gastrit tablosu safraya bağlıdır.
Bile asitleri alkalen karakterdedir, bu nedenle asit baskılayıcı PPI tedavisi bu durumda etkisizdir.
3
En uygun cerrahi tedavi yöntemini belirle.
Safra akışını mideden en az 40−6040-60 cm uzağa taşıyan Roux-en-Y diversiyonu seçilmelidir.
Roux-en-Y, alkalen reflü gastritinin altın standart tedavisidir.

Anahtar Kavram

Post-gastrektomi sendromlarında ağrının karakteri ve kusmanın ağrıyı dindirme durumu en önemli ayırıcı tanı kriteridir.
Soru 57Soru →

5858 yaşında erkek hasta, son 11 aydır katı gıdalara karşı gelişen yutma güçlüğü (disfajidisfaji) şikayetiyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde uzun süreli sigara ve alkol kullanım öyküsü mevcut. Yapılan üst GİS endoskopisinde kesici dişlerden 2828 cm uzaklıkta, lümeni yaklaşık %3030 oranında daraltan vejetan kitle saptanıyor. Biyopsi sonucu yassı hücreli (skuamöz) karsinom olarak raporlanıyor. Evreleme amacıyla yapılan endoskopik ultrasonografide (EUS) tümörün submukoza tabakasını invade ettiği ancak muscularis propria tabakasının korunduğu saptanıyor (cT1bcT1b). Bölgesel lenf nodu tutulumu izlenmeyen (N0N0) ve uzak metastazı bulunmayan bu hasta için en uygun küratif tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özofajektomi ve bölgesel lenf nodu diseksiyonu

Cevap

Özofajektomi ve bölgesel lenf nodu diseksiyonu, submukozayı invade etmiş (T1bT1b) ancak kas tabakasına ulaşmamış ve metastaz yapmamış özofagus karsinomu için en uygun küratif tedavidir.
Doğru yanıt olan özofajektomi ve lenf nodu diseksiyonu seçeneği, tümörün submukozal invazyon göstermesi (T1bT1b) nedeniyle en uygun yaklaşımdır. Özofagusun anatomik yapısı gereği submukozada yoğun bir lenfatik ağ bulunur ve yassı hücreli karsinomlarda bu tabakaya ulaşan tümörlerde lenf nodu metastazı ihtimali çok yüksektir, bu yüzden sadece tümörün çıkarılması yeterli olmaz, lenf nodu diseksiyonu içeren cerrahi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Tümörün derinliğini (T evresi) analiz et
T1bT1b (Submukozal invazyon)
EUS bulguları tümörün submukozada olduğunu ancak muscularis propriaya geçmediğini göstermektedir.
2
Tümör tipine göre lenf nodu metastaz riskini değerlendir
Yüksek lenf nodu metastaz riski (%3030-5050)
Özofagus yassı hücreli karsinomlarında submukozal invazyon varlığında lenf nodu metastaz riski mukoza ile sınırlı tümörlere göre çok daha yüksektir.
3
Evreye uygun cerrahi veya endoskopik yöntemi seç
Özofajektomi ve lenfadenektomi
T1aT1a tümörler endoskopik olarak tedavi edilebilirken, T1bT1b tümörlerde lenfatik temizlik gereği cerrahi rezeksiyon zorunludur.

Anahtar Kavram

Özofagus kanserlerinde T1a (mukozal) ve T1b (submukozal) ayrımı tedavi stratejisini belirleyen en kritik eşiktir; T1b tümörlerde lenf nodu metastaz riski nedeniyle cerrahi ön plandadır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 58Soru →

4242 yaşında erkek hasta, son 22 haftadır devam eden melena şikayetiyle başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpusunda büyük kurvatur yerleşimli, mukoza üzerinde merkezi ülserasyon (umbilikasyon) gösteren, 4 cm4\text{ cm} çapında submukozal kitle saptanıyor. Kitleden alınan örneklerin immünohistokimyasal incelemesinde CD117\text{CD117} (c−kitc-kit) ve DOG-1\text{DOG-1} pozitifliği belirleniyor. Bu kitle ve yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1−2 cm1-2\text{ cm} temiz cerrahi sınır içeren kama (wedge) rezeksiyon tedavide yeterlidir.

Cevap

Gastrointestinal stromal tümörlerin (GİST) tedavisinde 1−2 cm1-2\text{ cm} negatif cerrahi sınır sağlayan kama (wedge) rezeksiyon yeterli ve uygun yaklaşımdır.
Gastrointestinal stromal tümörler (GİST), lenfatik yayılım yapmadıkları için mide adenokarsinomu gibi radikal gastrektomi ve D2 lenf nodu diseksiyonu gerektirmezler. Tedavide 1−2 cm1-2\text{ cm} negatif cerrahi sınır (R0 rezeksiyon) sağlayan kama (wedge) rezeksiyon yeterli ve küratiftir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve immünohistokimyasal verileri değerlendir.
Merkezi ülserasyon gösteren submukozal kitle ve CD117\text{CD117} pozitifliği kesin olarak GİST tanısını koydurur.
GİST, gastrointestinal sistemin en sık mezenkimal tümörüdür ve CD117\text{CD117} (c-kit) en spesifik belirtecidir.
2
Yayılım yoluna göre cerrahi stratejiyi belirle.
Lenfatik metastazın çok nadir (%1−2\%1-2 altı) olduğunu saptanır.
Bu durum, adenokarsinomun aksine geniş lenf nodu diseksiyonu (D2 gibi) gerekliliğini ortadan kaldırır.
3
Lokal rezeksiyon sınırlarını planla.
1−2 cm1-2\text{ cm} temiz cerrahi sınır içeren kama (wedge) rezeksiyon kararı verilir.
Tümörün psödokapsülünün bütünlüğünü korumak ve mikroskobik negatif sınır (R0) sağlamak kür için yeterlidir.

Anahtar Kavram

GİST tanısında CD117/DOG-1 belirteçleri ve lenfatik yayılım yapmaması nedeniyle uygulanan koruyucu cerrahi (wedge rezeksiyon) prensibi.
Soru 59Soru →

Gastroözofageal reflü hastalığı ve eşlik eden hiatus hernisi nedeniyle cerrahi planlanan bir hastada, preoperatif değerlendirmede ve intraoperatif mediastinal diseksiyonda özofagusun diafragma altına gerginliksiz bir şekilde indirilemediği (kısa özofagus/brakhiözofagus) saptanmıştır. Bu hastada, antireflü prosedürün (fundoplikasyon) başarıyla tamamlanabilmesi için özofagusun fonksiyonel uzunluğunu artırmak amacıyla yapılması gereken cerrahi işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Collis gastroplastisi

Cevap

Antireflü cerrahisinde kısa özofagus saptanan hastalarda özofagus boyunu uzatmak için Collis gastroplastisi uygulanmalıdır.
Collis gastroplastisi, büyük hiatus hernilerinde veya kronik özofajit sonucu kısalmış özofagus vakalarında, mide fundusundan bir parça kullanılarak 'neo-özofagus' oluşturulması işlemidir. Bu işlem, gastroözofageal bileşkenin gerginlik olmadan diafragma altında kalmasını sağlar ve antireflü cerrahisinin başarısını artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Kısa özofagus (brakhiözofagus) tanımını yapın.
Gastroözofageal bileşkenin diafragma altına gerginliksiz çekilememesi durumu.
Başarılı bir antireflü cerrahisi için bileşkenin karın içinde (yüksek basınçlı bölge) kalması şarttır.
2
Özofagus boyunu uzatacak cerrahi tekniği belirleyin.
Collis gastroplastisi.
Mide küçük kurvaturuna paralel olarak fundustan bir tüp oluşturulması, özofagusun fonksiyonel uzunluğunu artırır.
3
Gastroplasti sonrası antireflü işlemi tamamlayın.
Oluşturulan neo-özofagus etrafına fundoplikasyon (genellikle Nissen) yapılır.
Reflünün önlenmesi ve herninin nüks etmemesi için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kısa özofagus (brakhiözofagus) yönetiminde Collis gastroplastisi kullanımı.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 60Soru →

5252 yaşında erkek hasta, kronik duodenal ülser nedeniyle 33 yıl önce trunkal vagotomi ve piloroplasti ameliyatı geçirmiştir. Son birkaç aydır tekrarlayan epigastrik ağrı ve yanma şikayetleri ile başvuran hastaya yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde anastomoz hattında nüks ülser (marjinal ülser) saptanıyor. Bu hastada cerrahi başarısızlığın en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eksik vagotomi

Cevap

Cerrahi sonrası gelişen nüks (marjinal) ülserlerin en olası nedeni eksik vagotomidir.
Vagotomi uygulanan hastalarda postoperatif dönemde nüks ülser saptandığında, cerrahi tekniğin en sık hatası olan vagotominin tamlığı sorgulanmalıdır. Vakaların yaklaşık %90'ında ana vagal trunkuslardan birinin veya aksesuar dalların kesilmemiş olması, mide paryetal hücrelerinden asit sekresyonunun devam etmesine ve dolayısıyla anastomoz hattında ülser nüksüne (marjinal ülser) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve geçirdiği cerrahiyi değerlendir.
Trunkal vagotomi + piloroplasti sonrası anastomoz hattında nüks ülser saptanmış.
Cerrahi sonrası nükslerde ilk olarak cerrahi tekniğe bağlı yetersizlikler (asit sekresyonunun kontrol altına alınamaması) dışlanmalıdır.
2
Nüks ülser etiyolojisindeki faktörleri prevalanslarına göre karşılaştır.
Teknik olarak eksik yapılan vagotomi en sık nedendir; diğer nedenler (gastrinoma, retained antrum, NSAİİ kullanımı) daha nadirdir.
Cerrahi pratiğinde ve sınavlarda nüks ülserin birincil sorumlusu olarak teknik yetersizlik (incomplete vagotomy) vurgulanır.

Anahtar Kavram

Post-cerrahi nüks ülser etiyolojisi
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 19Sonraki
Özofagus ve Mide Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin