Endokrinoloji

539 soru

Soru 281Soru

4242 yaşında kadın hasta, son 66 aydır giderek artan halsizlik, soğuğa tahammülsüzlük, kabızlık ve kilo alımı şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın rutin kontrollerinde saptanan LDL-kolesterol yüksekliği nedeniyle 11 ay önce atorvastatin 20 mg/gu¨n20\text{ mg/gün} başlandığı, ancak hastanın yaygın kas ağrıları ve belirgin yorgunluk nedeniyle tedavinin 22. haftasında ilacı kendi isteğiyle bıraktığı öğreniliyor.

Fizik muayenesinde ciltte kuruluk, periorbital ödem ve derin tendon reflekslerinde gevşeme fazında uzama saptanıyor. Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
LDL-kolesterol210 mg/dL210\text{ mg/dL}<130 mg/dL<130\text{ mg/dL}
TSH52 mIU/L52\text{ mIU/L}0,44,0 mIU/L0,4 - 4,0\text{ mIU/L}
Serbest T4T40,5 ng/dL0,5\text{ ng/dL}0,81,9 ng/dL0,8 - 1,9\text{ ng/dL}
Kreatin kinaz (CKCK)620 U/L620\text{ U/L}<170 U/L<170\text{ U/L}

Bu hastada saptanan LDL-kolesterol yüksekliğinden sorumlu temel patofizyolojik düzenek aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karaciğerde LDL reseptör (LDLRLDLR) sayısı ve aktivitesinin azalması

Cevap

Karaciğerde LDL reseptör (LDLRLDLR) sayısı ve aktivitesinin azalması
Hipotiroidi, ikincil dislipidemilerin en sık nedenlerinden biridir. Tiroid hormonları (özellikle T3T3), karaciğer hücrelerinde LDL reseptör geninin promoter bölgesine bağlanarak bu genin ifadesini artırır. Hormon eksikliğinde LDL reseptör sayısı ve aktivitesi azaldığı için LDL partikülleri dolaşımdan temizlenemez ve serum LDL düzeyi yükselir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Halsizlik, üşüme, kabızlık ve fizik muayene bulguları primer hipotiroidiyi işaret etmektedir.
Lipid bozukluklarının yönetiminde ikincil nedenlerin dışlanması esastır.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
Belirgin TSH yüksekliği ve düşük sT4 tanıyı doğrular. CK yüksekliği hipotiroidiye bağlı miyopatiyi veya statin yan etkisine duyarlılığı gösterir.
Hipotiroidi, statin ilişkili miyopati riskini artıran en önemli risk faktörlerinden biridir.
3
Patofizyolojik bağlantıyı kur
Tiroid hormonları hepatositlerde LDL reseptör ekspresyonunu regüle eder.
LDL reseptörleri dolaşımdaki LDL'nin temizlenmesinden sorumlu ana yapıdır.

Anahtar Kavram

Sekonder hiperlipidemiler arasında yer alan hipotiroidi, LDL reseptörlerinin transkripsiyonel düzeyde azalması sonucu LDL klirensini bozarak izole LDL yüksekliğine neden olur.

Daha Fazla Pratik

Hipotiroidi hastalarında statin kullanımının neden olduğu kas semptomları ve CK yüksekliği, tiroid hormon replasmanı sonrası genellikle düzelir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 282Soru

2828 yaşında kadın hastaya çarpıntı, terleme ve kilo kaybı şikayetleri sonrası Graves hastalığı tanısı konulmuş ve 3030 mg/gün metimazol tedavisi başlanmıştır. Tedavisinin 20.20. gününde ateş ve boğaz ağrısı gelişen hastanın fizik muayenesinde orofarenks hiperemik ve tonsiller üzerinde eksüda saptanmıştır. Bu klinik tablo ile başvuran bir hastada izlenmesi gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metimazol tedavisi derhal kesilmeli ve tam kan sayımı ile mutlak nötrofil sayısı değerlendirilmelidir.

Cevap

Metimazol tedavisi derhal kesilmeli ve tam kan sayımı ile mutlak nötrofil sayısı değerlendirilmelidir.
Antitiroid ilaçların (metimazol ve propiltiyourasil) en ciddi ve korkulan yan etkisi agranülositozdur. İnsidansı düşüktür (%0.1-0.5) ancak mortal seyredebilir. Genellikle tedavinin başlangıcındaki ilk birkaç ayda ortaya çıkar. Hastalara tedaviye başlanırken 'ateş ve boğaz ağrısı' olursa ilacı kesip doktora başvurmaları mutlaka tembihlenmelidir. Tanı için mutlak nötrofil sayısının 500/mm3500/mm^3 altına düşmesi kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Antitiroid ilaç (ATİ) kullanımının 20.20. gününde ateş ve boğaz ağrısı saptandı.
ATİ kullananlarda ilk 33 ayda gelişen ateş ve boğaz ağrısı agranülositozun en tipik belirtisidir.
2
Acil güvenlik önlemi al.
İlaç derhal kesildi.
Agranülositoz hayatı tehdit eden bir yan etkidir ve maruziyetin devam etmesi mortaliteyi artırır.
3
Tanısal testi uygula.
Mutlak nötrofil sayısı (MNS) kontrol edildi.
MNS <500/mm3< 500/mm^3 ise agranülositoz tanısı kesinleşir.

Anahtar Kavram

Antitiroid ilaç kullanan hastalarda ateş ve boğaz ağrısı geliştiğinde ilk yapılması gereken ilacı kesmek ve mutlak nötrofil sayısını görmektir.

Daha Fazla Pratik

Antitiroid ilaçların diğer yan etkilerinden olan hepatotoksisite ve vaskülit (ANCA pozitifliği) tablolarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 283Soru

26 yaşında erkek hasta, boy uzamasının durmaması ve yaygın kemik ağrıları şikayetiyle endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde boyu 202 cm202\text{ cm}, kulaç mesafesi 208 cm208\text{ cm} ölçülüyor. Aksiller ve pubik kıllanması normal (Tanner Evre 5) olan hastanın testis hacimleri bilateral 22 mL22\text{ mL} olarak saptanıyor. Çekilen el-bilek grafisinde epifiz hatlarının açık olduğu ve kemik yaşının 17 (kronolojik yaş 26) olduğu görülüyor. Laboratuvar incelemesinde; FSH: 18 mIU/mL18\text{ mIU/mL} (N: 2-12), LH: 15 mIU/mL15\text{ mIU/mL} (N: 2-9), Total Testosteron: 920 ng/dL920\text{ ng/dL} (N: 240-870), Östradiol: <5 pg/mL<5\text{ pg/mL} (N: 20-40) saptanıyor. Kemik dansitometrisinde L1-L4 T-skoru 3.1-3.1 olarak bulunuyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aromataz eksikliği

Cevap

Erkek hastada uzun boy, epifizlerin kapanmaması, osteoporoz ve düşük östradiol seviyeleriyle seyreden tablo Aromataz Eksikliği'dir.
Aromataz eksikliği, testosteronu östradiola dönüştüren CYP19A1 enziminin mutasyonu sonucu oluşur. Erkeklerde östrojen, epifiz plaklarının kapanmasını ve kemik mineralizasyonunu sağlar. Bu eksiklikte hastalar sürekli uzar (epifizler açık kalır), osteoporoz gelişir ve östrojenin negatif geri bildirimi olmadığı için FSH ve LH yükselir. Testis boyutları genellikle normaldir çünkü androjen üretimi devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın boy ve kemik yaşı verilerini değerlendir.
26 yaşında olmasına rağmen boy uzamasının devam etmesi ve kemik yaşının (17) geri olması, cinsiyet steroidlerinin epifiz kapanması üzerindeki etkisinde bir sorun olduğunu gösterir.
Epifizlerin kapanması için hem erkek hem de kadınlarda östrojen gereklidir.
2
Sekonder seks karakterlerini ve testis boyutlarını incele.
Tanner Evre 5 gelişim ve normal testis hacimleri (22 mL22\text{ mL}), androjen üretiminin ve etkisinin yeterli olduğunu, primer bir testis yetmezliği (Klinefelter gibi) olmadığını gösterir.
Androjenler virilizasyonu sağlar ancak epifiz kapanması için östrojene dönüşmeleri şarttır.
3
Hormon profilini analiz et.
Yüksek gonadotropinler (FSH/LH), yüksek/normal testosteron ve saptanamayan östradiol seviyeleri mevcuttur.
Östrojenin negatif geri bildirimi olmadığı için gonadotropinler yükselir. Östradiolün saptanamaması, testosterondan östrojen dönüşümünü sağlayan aromataz enziminde eksiklik olduğunu kanıtlar.
4
Kemik mineral dansitesini yorumla.
Osteoporoz saptanmıştır.
Östrojen eksikliği erkeklerde de kemik rezorpsiyonunu artırarak osteoporoza neden olur.

Anahtar Kavram

Erkeklerde epifiz kapanması ve kemik sağlığı için testosteronun aromataz enzimi aracılığıyla östradiola dönüşmesi zorunludur.

İpuçları

1
Hastanın boy uzunluğu ile kemik yaşı arasındaki belirgin farka ve östrojenin bu süreçteki rolüne odaklanın.
2
Hormon profilinde testosteronun normal/yüksek olmasına rağmen östradiolün çok düşük olması, bir dönüşüm kusuruna işaret eder.
3
Androjenleri östrojene dönüştüren temel enzimi ve bu enzimin yokluğunda kemiklerde ne gibi değişiklikler beklendiğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Östrojen direncinde laboratuvar bulgularının aromataz eksikliğinden nasıl ayrıldığını tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 284Soru

Rutin kontroller sırasında yapılan tetkiklerinde serbest T3 ve serbest T4 düzeyleri yüksek, TSH düzeyi normalin üst sınırında (uygunsuz TSH salınımı) saptanan 24 yaşında erkek hasta değerlendiriliyor. Hastanın fizik muayenesinde diffüz evre 1 guatr saptanıyor, ancak tirotoksikoz bulgularına (taşikardi, terleme, tremor) rastlanmıyor ve hasta klinik olarak ötiroid görünümdedir. Hipofiz manyetik rezonans (MR) görüntülemesi normal olarak değerlendiriliyor. Bu hastada TSH salgılayan hipofiz adenomundan (TSHoma) ziyade Tiroid Hormon Direnci (RTH) tanısını en güçlü şekilde destekleyen laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum seks hormon bağlayıcı globulin (SHBG) düzeyinin normal olması

Cevap

Serum seks hormon bağlayıcı globulin (SHBG) düzeyinin normal olması
Tiroid Hormon Direnci (RTH) sendromunda, tiroid hormon reseptörlerindeki (genellikle TR-beta) mutasyon nedeniyle dokular tiroid hormonlarına yanıt veremez. Bu direnç hipofizde TSH salınımının baskılanmasını engellerken, karaciğer gibi periferik dokularda da metabolik etkilerin oluşmasını engeller. SHBG (Seks Hormon Bağlayıcı Globulin) sentezi karaciğerde tiroid hormonları tarafından uyarılır. RTH'da karaciğer de dirençli olduğu için, kandaki yüksek T4/T3 düzeylerine rağmen SHBG sentezi artmaz ve normal düzeyde kalır. Buna karşılık TSH salgılayan adenomlarda (TSHoma), periferik dokularda direnç yoktur; yüksek tiroid hormonları karaciğeri uyararak SHBG düzeyini artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Yüksek sT4/sT3 ve baskılanmamış TSH (Uygunsuz TSH Sendromu). Ayırıcı tanı: TSHoma vs Tiroid Hormon Direnci (RTH).
TSH ile periferik hormonlar arasındaki negatif feedback bozulmuştur.
2
Doku yanıtını değerlendir
RTH'da dokular (hipofiz ve perifer) hormona dirençlidir, bu nedenle hasta klinik olarak ötiroid veya hipotiroidiktir. TSHoma'da ise sadece hipofizdeki tümör otonomdur, diğer dokular hormona yanıt verir (tirotoksikoz).
Klinik görünüm ve doku belirteçleri ayırıcı tanıda kilit rol oynar.
3
SHBG'nin rolünü belirle
SHBG karaciğerde tiroid hormon etkisiyle sentezlenir. RTH'da karaciğer dirençli olduğu için SHBG artmaz (normaldir). TSHoma'da ise karaciğer duyarlı olduğu için yüksek tiroid hormonlarına yanıt olarak SHBG artar.
SHBG, periferik doku etkisini (tirotoksikoz vs direnç) ayırt eden en güvenilir belirteçlerden biridir.

Anahtar Kavram

Uygunsuz TSH Salınımı Sendromları (TSHoma vs RTH) Ayırıcı Tanısı

İpuçları

1
Hastanın klinik olarak ötiroid görünmesi (semptomsuz olması), dokuların yüksek hormona yanıt verip vermediği konusunda önemli bir ipucudur.
2
TSHoma bir tümördür ve otonom çalışır (vücut kontrolünden çıkar). RTH ise bir reseptör sorunudur ve dokular hormonu 'görmez'.
3
SHBG karaciğerde üretilir ve üretimi tiroid hormonları tarafından artırılır. Karaciğer tiroid hormonuna dirençli ise SHBG düzeyi nasıl etkilenir?

Daha Fazla Pratik

TSHoma tedavisinde kullanılan somatostatin analoglarının etki mekanizmasını ve cerrahi endikasyonlarını gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Ayırıcı tanıda genetik testler de kullanılabilir. TR-beta (THRβ) gen mutasyonunun gösterilmesi RTH tanısını kesinleştirir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 285Soru

3232 yaşında kadın hasta, aşırı su içme (günde 8108-10 litre) ve sık idrara çıkma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesi doğal olan hastanın laboratuvar incelemesinde aşağıdaki bulgular saptanıyor:

ParametreDeğer
Serum Sodyumu134134 mEq/L
Plazma Osmolalitesi281281 mOsm/kg
İdrar Osmolalitesi9090 mOsm/kg

Hastaya uygulanan standart su kısıtlama testinin sonunda plazma osmolalitesi 296296 mOsm/kg iken idrar osmolalitesinin 650650 mOsm/kg'a yükseldiği görülüyor. Bu aşamada yapılan desmopressin enjeksiyonu sonrası idrar osmolalitesinde %5\%5 oranında ek bir artış saptanıyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer polidipsi

Cevap

Primer polidipsi
Hastanın bazal değerlendirmesinde sodyum düzeyinin düşük olması (134134 mEq/L) ve plazma osmolalitesinin düşük seyretmesi, sorunun primer olarak aşırı su alımından kaynaklandığını düşündürür. Su kısıtlama testi sırasında plazma osmolalitesi yükselince (296296 mOsm/kg), idrarın 650650 mOsm/kg gibi yüksek bir değere konsantre edilebilmesi, ADH-böbrek aksının sağlam olduğunu kanıtlar. Bu bulgular primer polidipsi tanısı için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Bazal laboratuvar verilerini analiz edin.
Serum sodyumunun 134134 mEq/L (düşük) ve plazma osmolalitesinin 281281 mOsm/kg (düşük) olduğu görüldü.
Diyabetes insipidus vakalarında genellikle sodyum ve plazma osmolalitesi yüksek-normal veya yüksek (Na > 142142) seyretmeye eğilimliyken, primer polidipsi vakalarında aşırı su alımına bağlı bazal hiponatremi karakteristiktir.
2
Su kısıtlama testine verilen yanıtı değerlendirin.
İdrar osmolalitesi 650650 mOsm/kg'a çıktı.
İdrar osmolalitesinin su kısıtlaması ile 600600 mOsm/kg'ın üzerine çıkması, hem ADH salınımının hem de böbrek yanıtının sağlam olduğunu göstererek diyabetes insipidus tanısını dışlar.
3
Desmopressin yanıtını kontrol edin.
İdrar osmolalitesinde %5\%5 gibi minimal bir artış oldu.
Vücut zaten endojen ADH ile maksimuma yakın konsantrasyon sağladığı için dışarıdan verilen desmopressine anlamlı ek bir yanıt beklenmez.

Anahtar Kavram

Poliüri-polidipsi ayırıcı tanısında bazal serum sodyumu ve su kısıtlama testine yanıt.

Daha Fazla Pratik

Primer polidipsi vakalarında uzun süreli poliüriye bağlı medüller yıkama (medullary washout) etkisiyle, sağlıklı bireylerdeki gibi 8001200800-1200 mOsm/kg düzeylerine ulaşılamayabileceğini unutmayın.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 286Soru

4444 yaşında kadın hasta, diyet ve egzersize rağmen kilo verememe şikayetiyle endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın vücut kitle indeksi (VKİ) 33,533,5 kg/m2kg/m^2 olarak hesaplanıyor. Tıbbi özgeçmişinde çocukluk döneminde geçirilmiş kafa travmasına bağlı sekonder epilepsi ve genç erişkinlik döneminde bulimia nervoza tanıları olduğu öğreniliyor.

Bu hastanın obezite tedavisinde aşağıdaki farmakolojik ajanlardan hangisinin kullanımı kontrendikedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Naltrekson / Bupropion

Cevap

Naltrekson / Bupropion kombinasyonu, hastadaki epilepsi ve bulimia nervoza öyküsü nedeniyle kontrendikedir.
Naltrekson / Bupropion kombinasyonu, içeriğindeki bupropion bileşeni nedeniyle nöbet eşiğini düşürür. Bu nedenle epilepsi veya nöbet öyküsü olan hastalarda, ayrıca anoreksiya nervoza veya bulimia nervoza gibi yeme bozukluğu tanısı olanlarda kullanımı kesinlikle kontrendikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik endikasyonunu değerlendir.
VKİ 33,533,5 kg/m2kg/m^2 olan hastada, yaşam tarzı değişikliğine ek olarak farmakolojik tedavi endikedir.
Obezite farmakoterapisi VKİ 30\geq 30 veya komorbidite varlığında 27\geq 27 olanlarda düşünülür.
2
Hastanın tıbbi özgeçmişindeki risk faktörlerini analiz et.
Epilepsi (nöbet) öyküsü ve bulimia nervoza (yeme bozukluğu) mevcuttur.
Bu iki durum, santral etkili bazı obezite ilaçlarının kullanımı için kesin kontrendikasyon oluşturur.
3
İlaçların kontrendikasyon profillerini karşılaştır.
Bupropion içeren kombinasyonların nöbet eşiğini düşürdüğü ve yeme bozukluklarında kontrendike olduğu sonucuna ulaşılır.
Bupropion, nöronal dopamin ve norepinefrin geri alımını inhibe ederek nöbet riskini artırabilir.

Anahtar Kavram

Obezite farmakoterapisinde ilaç seçimini kısıtlayan kontrendikasyonlar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 287Soru

Dislipidemi tedavisinde plazma LDLLDL kolesterol düzeylerini düşürmek amacıyla ilk basamakta tercih edilen statin grubu ilaçların temel etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: HMGCoAHMG-CoA redüktaz enziminin kompetitif inhibisyonu

Cevap

HMGCoAHMG-CoA redüktaz enziminin kompetitif inhibisyonu
Statinler (HMG-CoA redüktaz inhibitörleri), karaciğerde kolesterol biyosentez yolunda yer alan ve hız kısıtlayıcı bir enzim olan HMGCoAHMG-CoA redüktazı kompetitif olarak inhibe ederler. Bu durum hücre içi kolesterol miktarını azaltarak hepatosit yüzeyindeki LDLLDL reseptör sayısının artmasına ve sonuç olarak dolaşımdaki LDLLDL kolesterolün daha fazla temizlenmesine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
İlaç grubunun (statinler) temel kullanım amacını belirle.
Statinler hiperkolesterolemi tedavisinde LDLLDL kolesterolü düşürmek için kullanılır.
Tedavi hedeflerine ulaşmada en etkili ve yaygın kullanılan ajanlardır.
2
Kolesterol sentez yolaklarındaki kritik basamağı hatırla.
HMGCoAHMG-CoA \rightarrow Mevalonat dönüşümü, endojen kolesterol sentezinin hız kısıtlayıcı basamağıdır.
Bu basamağın inhibisyonu hücre içi kolesterol havuzunu azaltır.
3
Hücre içi kolesterol azalmasına verilen yanıtı değerlendir.
Hücre içi kolesterol azalınca hepatositlerde LDLLDL reseptör ekspresyonu artar ve plazmadan LDLLDL temizlenir.
Statinlerin asıl plazma etkisi bu reseptör artışı üzerinden gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Statinlerin Etki Mekanizması

Daha Fazla Pratik

Statinlerin yan etki profili (miyopati, transaminaz yüksekliği) ve kontrendikasyonlarını (gebelik) tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 288Soru

45 yaşında erkek hasta, tekrarlayan nefrolithiazis atakları ve tedaviye dirençli peptik ülser yakınmalarıyla başvuruyor. Fizik muayenede belirgin bir patoloji saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum düzeyi 11.8 mg/dL (N: 8.5-10.5), fosfor düzeyi 2.1 mg/dL (N: 2.5-4.5) ve intakt parathormon (PTH) düzeyi yüksek bulunuyor. Aile öyküsünde babasının hipofiz adenomu nedeniyle opere olduğu öğreniliyor.

Bu hastanın en olası tanısına eşlik etmesi en çok beklenen tümör veya patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prolaktinoma

Cevap

Hastadaki bulgular MEN Tip 1 sendromunu işaret ettiğinden, bu tabloya en sık eşlik eden patoloji Prolaktinoma'dır.
Hastada tarif edilen hiperkalsemi (Primer Hiperparatiroidizm) ve dirençli peptik ülser (Gastrinoma/Zollinger-Ellison Sendromu) tablosu, aile öyküsüyle birlikte değerlendirildiğinde MEN Tip 1 (Wermer Sendromu) tanısını koydurur. MEN Tip 1 sendromunun üç temel bileşeni '3P' olarak kodlanır: Paratiroid, Pankreas ve Pituitary (Hipofiz). Bu sendromda görülen hipofiz adenomlarının en sık tipi Prolaktinoma'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hiperkalsemi + Yüksek PTH (Primer Hiperparatiroidizm) ve Dirençli Peptik Ülser (Zollinger-Ellison Sendromu / Gastrinoma şüphesi).
Hastada birden fazla endokrin organ tutulumu vardır.
2
Sendromu tanımla
MEN Tip 1 (Wermer Sendromu).
Paratiroid hiperplazisi/adenomu ve Pankreas adacık hücre tümörleri (Gastrinoma) MEN Tip 1'in temel bileşenlerindendir. Ailedeki hipofiz öyküsü de bunu destekler.
3
Eksik bileşeni belirle
Hipofiz adenomu (özellikle Prolaktinoma).
MEN Tip 1, '3P' kuralı ile bilinir: Paratiroid, Pankreas ve Pituitary (Hipofiz). Hipofiz adenomları içinde en sık görüleni prolaktinomadır.

Anahtar Kavram

MEN Tip 1 (Wermer Sendromu) klasik olarak 3P bulgusuyla seyreder: Paratiroid hiperplazisi, Pankreas tümörleri (Gastrinoma vb.) ve Pituitary (Hipofiz) adenomları.

İpuçları

1
Hastadaki 'tekrarlayan böbrek taşı' Paratiroid, 'dirençli ülser' ise Pankreas (Gastrinoma) kaynaklıdır.
2
Bu tablo '3P' kuralı ile bilinen sendromdur; eksik olan 'P' harfli organı düşünün.
3
Sendrom MEN Tip 1'dir. Hipofiz (Pituitary) adenomları bu sendromun bir parçasıdır.

Daha Fazla Pratik

MEN Tip 2A ve 2B arasındaki temel klinik farkları (fenotipik özellikler ve hiperparatiroidizm varlığı) inceleyen bir soru çözünüz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 289Soru

4242 yaşında erkek hasta, 88 yıl boyunca kronik böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyaliz programında izlenmiş ve 11 yıl önce başarılı bir renal transplantasyon geçirilmiştir. Rutin kontrollerinde bakılan laboratuvar değerleri şu şekildedir:

* Kalsiyum: 11.211.2 mg/dL
* Fosfor: 2.42.4 mg/dL
* Paratiroid hormon (PTH): 450450 pg/mL
* Kreatinin: 0.90.9 mg/dL

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tersiyer hiperparatiroidizm

Cevap

Tersiyer hiperparatiroidizm
Doğru seçenek olan tersiyer hiperparatiroidizm, uzun süreli kronik böbrek yetmezliği (KBY) ve buna bağlı gelişen sekonder hiperparatiroidizm tablosunun, böbrek nakli ile KBY düzelse dahi paratiroid bezlerinin otonom hale gelmesi sonucu hiperkalsemi ile devam etmesidir. Hastada kreatinin düzeyinin normal olması naklin başarılı olduğunu, ancak yüksek kalsiyum ve PTH düzeyleri bezlerin kontrolsüz çalıştığını göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik öyküsünü değerlendir
8 yıllık diyaliz öyküsü ve 1 yıl önce yapılmış başarılı renal transplantasyon saptandı.
Tersiyer hiperparatiroidizm, genellikle uzun süreli kronik böbrek yetmezliği zemininde gelişir.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
Hiperkalsemi (11.211.2 mg/dL), hipofosfatemine yakın düşük normal fosfor (2.42.4 mg/dL) ve çok yüksek PTH (450450 pg/mL) belirlendi.
Başarılı transplantasyona (normal kreatinin) rağmen devam eden yüksek PTH ve hiperkalsemi, paratiroid bezlerinin otonomi kazandığını gösterir.
3
Ayırıcı tanı yap
Sekonder HPT (düşük Ca), HHM (düşük PTH) ve Primer HPT (öykü uyumsuzluğu) dışlanarak Tersiyer HPT tanısına varıldı.
Böbrek fonksiyonu düzelse bile (transplant ile), hiperplazik bezlerin PTH salgılamaya devam etmesi tersiyer tablonun tanımıdır.

Anahtar Kavram

Tersiyer hiperparatiroidizm, kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda uzun süreli sekonder hiperparatiroidizmin ardından paratiroid bezlerinin otonom hale gelmesi ve renal transplantasyon sonrası hiperkalseminin devam etmesi durumudur.
Soru 290Soru

Hipofiz makroadenomu tanısıyla takip edilen 4242 yaşında erkek hastada, yeni gelişen halsizlik ve kabızlık şikayetleri üzerine yapılan laboratuvar incelemesinde; serbest T4T_4: 0.60.6 ng/dL (Normal: 0.81.80.8-1.8 ng/dL) ve TSH: 0.20.2 mIU/L (Normal: 0.44.00.4-4.0 mIU/L) saptanmıştır. Bu klinik ve laboratuvar bulguları aşağıdakilerden hangisi ile en uyumludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekonder (santral) hipotiroidi

Cevap

Sekonder (santral) hipotiroidi
Sekonder hipotiroidi, hipofizden yetersiz TSH salgılanması sonucu tiroid bezinin uyarılamaması durumudur. Hipofiz makroadenomu olan bir hastada hem serbest T4T_4 hem de TSH düzeyinin düşük olması, problemin hipofiz kaynaklı olduğunu (santral/sekonder) kesin olarak göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tiroid hormon düzeyini değerlendir
Serbest T4T_4 düzeyi (0.60.6 ng/dL) normalin altında saptandı.
Hastanın klinik şikayetlerinin (halsizlik, kabızlık) hipotiroidi ile uyumlu olup olmadığını doğrulamak.
2
Hipofiz yanıtını (TSH) kontrol et
TSH düzeyi (0.20.2 mIU/L) normalin altında saptandı.
Hipotiroidinin kaynağının tiroid bezi (primer) mi yoksa hipofiz/hipotalamus (santral) mu olduğunu ayırt etmek.
3
Klinik öykü ile laboratuvarı birleştir
Hipofiz makroadenomu olan bir hastada düşük T4T_4 ile birlikte düşük TSH görülmesi hipofiz yetmezliğine bağlı sekonder hipotiroidiyi gösterir.
Mevcut kitle basısı veya hipofiz hasarı nedeniyle TSH salınımının bozulduğunu kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Hipofiz patolojilerinde görülen sekonder hipotiroidide, tiroid bezi sağlam olmasına rağmen TSH eksikliği nedeniyle hem TSH hem de serbest T4 düzeyleri düşük saptanır.
Tahmini Süre:45s
Soru 291Soru

24 yaşında erkek hasta, uzun süredir devam eden yaygın kemik ağrıları, kas güçsüzlüğü ve yürüme güçlüğü şikayetleriyle endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın çocukluğundan beri benzer şikayetleri olduğu ve fizik muayenesinde saçlı deri dahil vücut genelinde tam kıl kaybı (alopesi totalis) olduğu saptanıyor. Diş gelişiminde bozukluklar gözleniyor.

Yapılan laboratuvar tetkiklerinde elde edilen değerler aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum7.8 mg/dL8.5-10.5 mg/dL
Serum Fosfor2.2 mg/dL2.5-4.5 mg/dL
Alkalen Fosfataz (ALP)650 U/L40-150 U/L
Parathormon (PTH)185 pg/mL15-65 pg/mL
25-OH Vitamin D35 ng/mL20-50 ng/mL
1,25-(OH)2 Vitamin D160 pg/mL15-60 pg/mL

Buna göre, bu hastadaki klinik tablonun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hedef dokuda Vitamin D reseptör defekti

Cevap

Hedef dokuda Vitamin D reseptör defekti
Hastada hipokalsemi, sekonder hiperparatiroidizm ve osteomalazi bulguları (yüksek ALP) mevcuttur. Tanıyı koyduran kritik laboratuvar bulgusu, hipokalsemiye rağmen '1,25-(OH)2 Vitamin D' düzeyinin çok yüksek olmasıdır. Bu durum, vücudun hipokalsemiye yanıt olarak aktif vitamin D sentezlediğini ancak dokuların buna yanıt vermediğini (direnç) gösterir. Ayrıca 'alopesi totalis' varlığı, Vitamin D Reseptör (VDR) mutasyonu ile giden Tip 2 Vitamin D Bağımlı Raşitizm (Herediter Vitamin D Dirençli Raşitizm) için patognomoniktir. Reseptör fonksiyonu bozuk olduğu için negatif feedback mekanizması çalışmaz ve aktif vitamin D düzeyleri çok yükselir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Hipokalsemi, hipofosfatemi, yüksek PTH ve yüksek ALP varlığı osteomalazi/raşitizm tablosunu gösterir.
Kemik mineralizasyon bozukluğunun biyokimyasal kanıtları mevcuttur.
2
Vitamin D metabolitlerini değerlendirerek ayırıcı tanı yap
25-OH Vitamin D normal (nutrisyonel değil), ancak 1,25-(OH)2 Vitamin D (aktif form) belirgin şekilde yüksektir.
Aktif Vitamin D'nin yüksek olması, sorunun sentez eksikliği değil, hedef dokuda direnç olduğunu gösterir.
3
Spesifik fizik muayene bulgusunu (Alopesi) mekanizma ile eşleştir
Alopesi, Vitamin D Reseptör (VDR) defekti olan Tip 2 Vitamin D Bağımlı Raşitizm için tipik bir bulgudur.
VDR, saç folikül döngüsü için kritiktir; enzim eksikliklerinde (Tip 1) alopesi görülmez.

Anahtar Kavram

Vitamin D Bağımlı Raşitizm Tip 2 (Herediter Vitamin D Dirençli Raşitizm) - VDR mutasyonu
Soru 292Soru

3232 yaşında kadın hasta; halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık ve kilo kaybı şikayetleriyle iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 95/6095/60 mmHgmmHg saptanıyor; avuç içi çizgilerinde, diş etlerinde ve eski operasyon skarlarında hiperpigmentasyon olduğu görülüyor. Laboratuvar tetkiklerinde sodyum 131131 mEq/LmEq/L (N: 135145135-145), potasyum 5.55.5 mEq/LmEq/L (N: 3.55.03.5-5.0) olarak bulunuyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için yapılması gereken en uygun test hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Standart doz (250250 μg\mu g) ACTH stimülasyon testi

Cevap

Standart doz (250250 μg\mu g) ACTH stimülasyon testi primer adrenal yetmezlik tanısında en uygun doğrulama testidir.
Hastada saptanan hiperpigmentasyon ve elektrolit bozuklukları (hiponatremi, hiperkalemi) primer adrenal yetmezliğe işaret eder. Primer adrenal yetmezlik tanısını doğrulamada kullanılan en duyarlı ve özgül test standart doz (250250 μg\mu g) ACTH stimülasyon testidir. Bu testte serum kortizol düzeyinin 1818 μg/dL\mu g/dL üzerine çıkmaması yetmezlik tanısını kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir.
Hastadaki hiperpigmentasyon, hipotansiyon, hiponatremi ve hiperkalemi birlikteliği primer adrenal yetmezliği (Addison hastalığı) düşündürür.
Primer yetmezlikte ACTH artışına bağlı hiperpigmentasyon ve mineralokortikoid eksikliğine bağlı elektrolit bozuklukları görülür.
2
Tanısal test önceliğini belirle.
Sabah kortizol düzeyi düşüklüğü tarama sağlar ancak kesin tanı için adrenal rezervin ölçülmesi gerekir.
Kesin tanı için sürrenal korteksin uyarılabilirliği test edilmelidir.
3
Doğrulama testini seç.
Standart doz (250250 μg\mu g) ACTH (kosintropin) stimülasyon testi uygulanır.
Ekzojen ACTH verilmesine rağmen kortizol yanıtının yetersiz olması tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Primer adrenal yetmezlikte (Addison hastalığı) tanıyı kesinleştirmek için ACTH stimülasyon testi kullanılır.

İpuçları

1
Hiperpigmentasyon, adrenal yetmezliğin primer (adrenal kaynaklı) olduğunu gösterir.
2
Primer adrenal yetmezlikte sürrenal bezlerin kapasitesini ölçmek için dışarıdan uyarıcı hormon verilmelidir.

Daha Fazla Pratik

Primer ve sekonder adrenal yetmezliği ayırt etmek için plazma ACTH düzeyinin tanısal değerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 293Soru

3434 yaşında kadın hasta, bir hafta önce başlayan ve çeneye yayılan şiddetli boyun ağrısı, çarpıntı ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın öyküsünden iki hafta önce geçirilmiş bir üst solunum yolu enfeksiyonu olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde tiroid bezi palpasyonla oldukça hassas ve diffüz olarak büyümüş saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde TSH: 0.050.05 mU/L (N: 0.44.50.4-4.5), serbest T4: 2.62.6 ng/dL (N: 0.81.70.8-1.7), sedimentasyon hızı: 9292 mm/saat (<20<20) olarak bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Subakut granülomatöz tiroidit

Cevap

Subakut granülomatöz tiroidit (De Quervain tiroiditi)
Subakut granülomatöz tiroidit (De Quervain tiroiditi), genellikle viral bir üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası ortaya çıkan, tiroid foliküllerinin yıkımı sonucu kana tiroid hormonlarının salındığı (destrüktif tirotoksikoz) inflamatuar bir hastalıktır. En önemli klinik ipuçları; çeneye veya kulağa yansıyabilen şiddetli boyun ağrısı, palpasyonla aşırı hassas tiroid bezi ve genellikle 5050 mm/saat'in üzerinde seyreden çok yüksek eritrosit sedimentasyon hızıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve semptomları değerlendir.
İki hafta önceki üst solunum yolu enfeksiyonu öyküsü ve çeneye yayılan şiddetli tiroid ağrısı subakut tiroidit şüphesini uyandırır.
De Quervain tiroiditi tipik olarak viral enfeksiyonları takiben ortaya çıkar ve en karakteristik bulgusu şiddetli boyun ağrısıdır.
2
Laboratuvar bulgularını (TFT ve sedimentasyon) analiz et.
Düşük TSH ve yüksek serbest T4 (tirotoksikoz) ile birlikte belirgin sedimentasyon yüksekliği (9292 mm/saat) saptandı.
Foliküler yıkım sonucu kana salınan tiroid hormonları geçici tirotoksikoza neden olur; yüksek sedimentasyon ise inflamatuar süreci doğrular.
3
Fizik muayene ve ayırıcı tanı bulgularını birleştir.
Hassas ve diffüz büyümüş tiroid bezi ile laboratuvar verileri birleştiğinde tanı subakut granülomatöz tiroidittir.
Ağrı, tirotoksikoz ve yüksek sedimentasyon üçlüsü bu tanı için patognomonik sayılır.

Anahtar Kavram

Subakut tiroiditlerin klinik ve laboratuvar ayrımı
Soru 294Soru

2222 yaşında kadın hasta, son bir yıldır giderek artan tüylenme, sivilcelenme ve adet düzensizliği şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde sivilcelenme ve Ferriman-Gallwey skoru 1414 olarak saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde bazal 17-hidroksiprogesteron17\text{-hidroksiprogesteron} (17-OHP17\text{-OHP}) düzeyi 5 ng/mL5\text{ ng/mL} (Normal: <2 ng/mL<2\text{ ng/mL}) olarak ölçülüyor.

Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için yapılması gereken bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 250 μg250\text{ }\mu\text{g} ACTH uyarısı sonrası 17-hidroksiprogesteron17\text{-hidroksiprogesteron} düzeyi ölçümü

Cevap

Tanıyı kesinleştirmek için 250 μg250\text{ }\mu\text{g} ACTH uyarısı sonrası 17-hidroksiprogesteron17\text{-hidroksiprogesteron} düzeyi ölçümü yapılmalıdır.
Hastada saptanan hirsutizm ve hafif yüksek bazal 17-OHP17\text{-OHP} düzeyi (5 ng/mL5\text{ ng/mL}), non-klasik 21-hidroksilaz21\text{-hidroksilaz} eksikliğini düşündürmektedir. Tanı algoritmasında bazal değer 2-10 ng/mL2\text{-}10\text{ ng/mL} arasındaysa, ACTH stimülasyon testi yapılarak yanıtın değerlendirilmesi altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu değerlendir.
Hirsutizm, akne ve oligomenore varlığı hiperandrojenemiye işaret eder.
Hiperandrojeneminin en sık nedenleri Polikistik Over Sendromu (PKOS) ve Non-klasik Konjenital Adrenal Hiperplazi'dir (NK-KAH).
2
Bazal 17-OHP17\text{-OHP} değerini yorumla.
Değer 5 ng/mL5\text{ ng/mL} olup 2-10 ng/mL2\text{-}10\text{ ng/mL} gri bölgesindedir.
Bazal değer <2 ng/mL<2\text{ ng/mL} ise NK-KAH dışlanır, >10 ng/mL>10\text{ ng/mL} ise tanı konur; ara değerlerde stimülasyon testi gereklidir.
3
En uygun tanısal testi belirle.
ACTH stimülasyon testi sonrası 17-OHP17\text{-OHP} ölçümü planlanır.
Stimülasyon sonrası 10 ng/mL10\text{ ng/mL} üzerindeki değerler 21-hidroksilaz21\text{-hidroksilaz} eksikliğini kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Non-klasik 21-hidroksilaz21\text{-hidroksilaz} eksikliğinde tanısal algoritma.

Daha Fazla Pratik

Konjenital adrenal hiperplazinin tuz kaybettiren ve virilize edici klasik formlarının yenidoğan dönemindeki klinik farklarını gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Bazı kliniklerde sabahın erken saatlerinde bakılan bazal 17-OHP17\text{-OHP} düzeyinin >10 ng/mL>10\text{ ng/mL} olması durumunda stimülasyon yapmadan da tanı konulabilmektedir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 295Soru

5858 yaşında kadın hasta, hipertansiyon nedeniyle 55 yıldır klortalidon kullanmaktadır. Yapılan rutin kontrollerinde kalsiyum yüksekliği saptanması üzerine endokrinoloji polikliniğine yönlendiriliyor. Hastanın fizik muayenesinde patoloji saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyumu 10.9mg/dL10.9 \, mg/dL, serum fosforu 2.4mg/dL2.4 \, mg/dL, serum kreatinini 0.9mg/dL0.9 \, mg/dL ve PTHPTH düzeyi 92pg/mL92 \, pg/mL (156515-65) olarak bulunuyor. Hastanın serum 25(OH)25(OH) Vitamin D düzeyi 38ng/mL38 \, ng/mL ölçülüyor. Yapılan 2424 saatlik idrar incelemesinde idrar hacmi 2200mL2200 \, mL, idrar kalsiyumu 95mg/gu¨n95 \, mg/gün ve idrar kreatinini 1000mg/gu¨n1000 \, mg/gün olarak saptanıyor.

Bu hastada Primer Hiperparatiroidizm (PHPT) ile Ailesel Hipokalsiürik Hiperkalsemi (FHH) ayırıcı tanısını yapmak için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klortalidon tedavisini kesip 3 ay sonra kalsiyum ve idrar kalsiyum atılım parametrelerini tekrarlamak

Cevap

Klortalidon (tiyazid benzeri diüretik) kullanımının kesilerek 3 ay sonra biyokimyasal değerlerin tekrar değerlendirilmesi en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım klortalidon tedavisinin kesilmesidir. Hastada hiperkalsemi ve yüksek PTH mevcuttur. CCCR hesaplandığında (0.0078) değerin 0.01'in altında olması FHH lehine görünse de, klortalidon gibi tiyazid benzeri diüretikler idrar kalsiyum atılımını azalttığı için bu sonuç güvenilir değildir. Bu nedenle ilacın kesilip değerlerin tekrarlanması, PHPT ve FHH ayrımında kritik öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
PTH-bağımlı hiperkalseminin varlığını doğrula.
Serum Ca=10.9mg/dLCa = 10.9 \, mg/dL (Yüksek) ve PTH=92pg/mLPTH = 92 \, pg/mL (İnuygun yüksek). Tanı PTH-bağımlı hiperkalsemidir.
Primer Hiperparatiroidizm ve FHH'de her iki değer de yüksek seyreder.
2
Fraksiyone kalsiyum ekskresyonunu (CCCR) hesapla.
CCCR=UCa×PCrPCa×UCr=95×0.910.9×10000.0078CCCR = \frac{U_{Ca} \times P_{Cr}}{P_{Ca} \times U_{Cr}} = \frac{95 \times 0.9}{10.9 \times 1000} \approx 0.0078
CCCR değerinin 0.01'den düşük olması normalde FHH düşündürür.
3
İdrar kalsiyumunu etkileyen dış faktörleri (ilaçları) değerlendir.
Hasta kalsiyum atılımını azaltan bir diüretik olan klortalidon kullanmaktadır.
Tiyazid grubu ilaçlar idrar kalsiyumunu düşürerek PHPT hastasını FHH gibi gösterebilir (yalancı hipokalsiüri).
4
Ayırıcı tanı için ilaç etkisini ortadan kaldır.
İlaç kesildikten 3 ay sonra (kemik döngüsü dengelenince) testler tekrarlanmalıdır.
Gerçek CCCR değerini görmek için ilaçsız dönem gereklidir.

Anahtar Kavram

Tiyazid diüretikleri, PTH-bağımlı hiperkalsemide idrar kalsiyumunu düşürerek (CCCR < 0.01) Primer Hiperparatiroidizmi, Ailesel Hipokalsiürik Hiperkalsemi (FHH) ile karıştırabilir.

Alternatif Yöntem

Eğer idrar kalsiyumu çok düşük değilse (örneğin 0.01-0.02 arası), D vitamini eksikliği de benzer tablo yapabilir. Ancak burada ilaç kullanımı en spesifik engeldir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 296Soru

3131 yaşında erkek hasta, boy uzamasının durmaması ve her iki dizinde kronik ağrı şikayetiyle endokrinoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde boyu 204204 cm, kulaç mesafesi 208208 cm olarak ölçülüyor. Sekonder seksüel karakterleri (aksiller ve pubik kıllanma) Tanner evre 55 ile uyumlu olup jinekomastisi saptanmıyor. Testis volümleri bilateral 2525 mLmL (makro-orkidizm) ölçülüyor. El-bilek grafisinde epifiz hatlarının halen açık olduğu ve kemik mineral dansitesinin yaş grubuna göre düşük olduğu (osteoporoz) saptanıyor.

Hastanın laboratuvar bulguları şu şekildedir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Total Testosteron10501050 ng/dLng/dL240950240 - 950
FSH2828 mIU/mLmIU/mL1,5121,5 - 12
LH2222 mIU/mLmIU/mL1,78,61,7 - 8,6
Estradiol (E2E_2)<5<5 pg/mLpg/mL104010 - 40

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aromataz eksikliği

Cevap

En olası tanı aromataz eksikliğidir.
Doğru yanıt olan aromataz eksikliği, hem erkeklerde hem de kadınlarda testosteron ve androstenedionun östrojenlere dönüşümünü sağlayan CYP19A1 enziminin fonksiyon kaybıdır. Erkeklerde östrojen, epifiz plaklarının kapanmasını sağlar; eksikliğinde boy uzaması erişkinlikte de devam eder. Laboratuvarda östrojenin negatif feedback etkisi kaybolduğu için LH ve FSH yükselir, testosteron ise üretilip dönüştürülemediği için artar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Uzun boy, açık epifiz hatları ve düşük kemik mineral dansitesi.
Östrojen, her iki cinsiyette de epifiz hatlarının kapanması ve kemik matürasyonu için temel hormondur.
2
Hormon profilinin analizi
Yüksek testosteron, yüksek FSH/LH (hipergonadotropik) ve saptanamayan östradiol.
Östrojenin negatif geri bildirimi olmadığı için gonadotropinler yükselir; testosteron üretimi devam eder ancak dönüşüm (aromatizasyon) gerçekleşemez.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Düşük östradiol aromataz eksikliğini desteklerken, yüksek östradiol reseptör defektini desteklerdi.
Klinik tablo benzer olsa da laboratuvar verisi enzim eksikliğini doğrular.

Anahtar Kavram

Erkeklerde östrojen, epifiz hatlarının kapanması ve kemik sağlığı için kritiktir; eksikliğinde (Aromataz eksikliği) veya direnç durumunda (Reseptör defekti) uzun boy ve osteoporoz görülür.

Daha Fazla Pratik

Östrojenin kemik üzerindeki etkilerini ve hipergonadotropik-hipertestosteronemik tabloların (Aromataz eksikliği, Androjen duyarsızlığı) ayırıcı tanısını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 297Soru

4545 yaşında kadın hasta, 1010 yıldır Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısıyla takip edilmektedir. Son 33 ay içerisinde gelişen, diyet ve egzersize dirençli, hızlı kilo kaybı (8 kg8\text{ kg}) ve şiddetli poliüri-polidipsi şikayetleri mevcuttur. Fizik muayenesinde boyun, aksilla ve kasık bölgelerinde yaygın, kadifemsi hiperpigmente deri lezyonları (akantozis nigrikans) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; açlık plazma glukozu 420 mg/dL420\text{ mg/dL}, açlık insülini 350 mU/L350\text{ mU/L} (Normal: 220 mU/L2-20\text{ mU/L}), C-peptid 12 ng/mL12\text{ ng/mL} (Normal: 1.14.4 ng/mL1.1-4.4\text{ ng/mL}) bulunuyor. Hastaya başlanan günlük 12001200 ünite subkutan insülin tedavisine rağmen kan şekeri düzeyleri 300 mg/dL300\text{ mg/dL}'nin altına düşürülemiyor. Bu hastadaki klinik tabloya yol açan en olası patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsülin reseptörüne karşı gelişen antagonist etkili poliklonal IgG antikorları

Cevap

İnsülin reseptörüne karşı gelişen antagonist etkili poliklonal IgG antikorları
Hastadaki klinik tablo (SLE öyküsü, hızlı kilo kaybı, şiddetli akantozis nigrikans) ve laboratuvar bulguları (aşırı yüksek endojen insülin ve ekstrem insülin ihtiyacı), Tip B İnsülin Direnci Sendromu'nun klasik sunumudur. Bu hastalıkta, insülin reseptörünün α-alt birimine karşı gelişen poliklonal IgG yapısındaki antikorlar, insülinin bağlanmasını antagonist bir etkiyle bloke ederek şiddetli diyabete yol açarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadı analiz etmek
SLE + Akantozis Nigrikans + Şiddetli İnsülin Direnci (>1000 ünite/gün)
Bu kombinasyon kazanılmış, otoimmün kaynaklı bir insülin direnci tablosuna işaret eder.
2
Laboratuvar verilerini değerlendirmek
Hiperglisemi ile birlikte eş zamanlı çok yüksek açlık insülini ve C-peptid düzeyi
Yüksek C-peptid, sorunun insülin eksikliği değil, post-reseptör veya reseptör düzeyindeki bir direnç olduğunu kanıtlar.
3
Ayırıcı tanı yapmak
Tip B İnsülin Direnci Sendromu tanısına ulaşılması
Tip B sendromu, insülin reseptörlerine karşı gelişen ve insülinin bağlanmasını engelleyen antikorlar nedeniyle oluşur; sıklıkla SLE gibi diğer otoimmün hastalıklarla birliktelik gösterir.

Anahtar Kavram

Tip B İnsülin Direnci Sendromu, insülin reseptörüne karşı gelişen antagonist antikorlarla karakterize, sıklıkla otoimmün hastalıklarla seyreden ve ekstrem insülin direnci yaratan nadir bir durumdur.
Soru 298Soru

On yıldır diabetes mellitus tanısıyla izlenen ve son yedi yıldır son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle haftada üç kez hemodiyaliz programında olan 5252 yaşında erkek hasta; son zamanlarda artan yaygın kemik ağrıları ve şiddetli kaşıntı şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde; serum kalsiyumu 11.211.2 mg/dL (8.510.58.5-10.5), fosfor 6.56.5 mg/dL (2.54.52.5-4.5), albumin 4.04.0 g/dL ve intact paratiroid hormon (PTH) 13501350 pg/mL (156515-65) olarak saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada gelişen tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tersiyer hiperparatiroidizm

Cevap

Kronik böbrek yetmezliği zemininde gelişen hiperkalsemi ve çok yüksek PTH değerleri Tersiyer Hiperparatiroidizm tanısını koydurur.
Tersiyer hiperparatiroidizm, kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda görülen ve paratiroid bezlerinin otonom hale gelerek hem PTH hem de kalsiyum yüksekliğine neden olduğu tablodur. Hastanın uzun süreli diyaliz geçmişi, belirgin PTH yüksekliği ve hiperkalsemisi bu tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Serum kalsiyum ve PTH düzeylerini değerlendiriniz.
Kalsiyum 11.211.2 mg/dL (yüksek) ve PTH 13501350 pg/mL (çok yüksek).
Yüksek kalsiyum ile birlikte yüksek PTH varlığı PTH-bağımlı bir hiperkalsemiyi gösterir.
2
Hastanın klinik özgeçmişini ve fosfor düzeyini analiz ediniz.
Yedi yıldır hemodiyaliz öyküsü ve fosfor 6.56.5 mg/dL (yüksek).
Kronik böbrek yetmezliği olan bir hastada hiperfosfatemi ile birlikte kalsiyum yüksekliği, paratiroid bezlerinin otonomi kazandığını gösterir.
3
Sekonder ve tersiyer hiperparatiroidizm ayrımını yapınız.
Hiperkalsemi varlığı nedeniyle tanı tersiyer hiperparatiroidizmdir.
Sekonder hiperparatiroidizmde hipokalsemiye yanıt olarak PTH artarken, tersiyer evrede bezler kalsiyumdan bağımsız hale gelir ve hiperkalsemi oluşur.

Anahtar Kavram

Tersiyer hiperparatiroidizm, kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda uzun süreli hipokalsemi ve hiperfosfatemi uyarısı sonucu paratiroid bezlerinin hiperplastik/adenomatöz hale gelerek otonom PTH salgılaması ve hiperkalsemi yapmasıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 299Soru

65 yaşında kadın hasta, yaklaşık bir yıldır devam eden yaygın kemik ağrıları ve sandalyeden kalkarken zorlanma şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın az güneş gören bir evde yaşadığı ve süt ürünlerini nadir tükettiği öğreniliyor. Fizik muayenede proksimal kas gücünde azalma (4/5) ve kostalarda palpasyonla hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde aşağıdaki sonuçlar elde ediliyor:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum8.2 mg/dL8.5 - 10.5
Serum Fosfor2.0 mg/dL2.5 - 4.5
Alkalen Fosfataz (ALP)320 U/L40 - 150
Parathormon (PTH)95 pg/mL15 - 65
25-OH Vitamin D6 ng/mL> 30
Kreatinin0.8 mg/dL0.6 - 1.1

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osteomalazi

Cevap

D vitamini eksikliğine bağlı gelişen Osteomalazi
Bu hastadaki tablo klasik Osteomalazi tablosudur. İleri yaş, yetersiz beslenme ve güneş ışığı eksikliği D vitamini eksikliğine yol açmıştır. D vitamini eksikliği bağırsaktan kalsiyum emilimini azaltır. Hipokalsemiye yanıt olarak Parathormon (PTH) yükselir (Sekonder Hiperparatiroidi). PTH böbrekten fosfor atılımını artırdığı için hipofosfatemi gelişir. Kemik mineralizasyon bozukluğuna bağlı olarak Alkalen Fosfataz (ALP) yükselir. Ayrıca proksimal kas güçsüzlüğü ve yaygın kemik ağrısı osteomalaziyi osteoporozdan ayıran en önemli klinik bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et
Yaygın kemik ağrısı ve proksimal kas güçsüzlüğü (miyopati), osteomalazinin tipik semptomlarıdır. Osteoporozda kırık olmadığı sürece ağrı ve kas güçsüzlüğü beklenmez.
Semptomlar ayırıcı tanıda osteoporozdan uzaklaşmayı sağlar.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
Düşük D vitamini (6 ng/mL) kalsiyum emilimini bozar. Buna yanıt olarak PTH artar (Sekonder Hiperparatiroidi).
D vitamini eksikliğinin patofizyolojik sonuçlarını izlemek.
3
Kalsiyum ve Fosfor dengesini değerlendir
Artan PTH, kemikten kalsiyum rezorpsiyonunu artırır ve böbrekten fosfor atılımını hızlandırır. Sonuç olarak Kalsiyum hafif düşük/normal alt sınırda, Fosfor ise belirgin düşük olur. Kemik döngüsü arttığı için ALP yükselir.
Biyokimyasal profilin (Düşük Ca, Düşük P, Yüksek ALP, Yüksek PTH) osteomalazi ile tam uyumlu olduğunu doğrulamak.

Anahtar Kavram

Osteomalazi Tanı Kriterleri

İpuçları

1
Hastanın D vitamini düzeyi çok düşük, bu durum kalsiyum ve fosfor dengesini nasıl etkiler?
2
Kalsiyum ve Fosforun her ikisinin de düşük olduğu, ancak Alkalen Fosfatazın yüksek olduğu metabolik kemik hastalığını düşünün.
3
Osteoporozda laboratuvar değerleri normaldir; ancak bu hastada 'kemik yumuşaması'na işaret eden biyokimyasal bozukluklar ve kas güçsüzlüğü var.

Daha Fazla Pratik

Primer hiperparatiroidi tanısında kullanılan laboratuvar bulgularını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 300Soru

3838 yaşında erkek hasta, genel sağlık kontrolü amacıyla polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede bel çevresi 9292 cmcm, kan basıncı 135/85135/85 mmHgmmHg olarak ölçülüyor. Laboratuvar incelemelerinde açlık kan şekeri 105105 mg/dLmg/dL, serum trigliserit düzeyi 160160 mg/dLmg/dL ve HDL kolesterol düzeyi 3838 mg/dLmg/dL saptanıyor. Bu hastanın klinik ve laboratuvar bulguları dikkate alındığında, International Diabetes Federation (IDF) tanı kriterleri temel alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bel çevresi eşik değerin altında olduğu için metabolik sendrom tanısı konulamaz.

Cevap

Bel çevresi eşik değerin altında olduğu için International Diabetes Federation (IDF) kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı konulamaz.
IDF (International Diabetes Federation) kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı için santral obezite (bel çevresinin erkeklerde 94\geq 94 cmcm, kadınlarda 80\geq 80 cmcm olması) zorunlu bir ön koşuldur. Bu hastanın bel çevresi 9292 cmcm olduğu için, diğer dört bileşen (trigliserit, HDL, kan basıncı, glukoz) pozitif olsa dahi IDF kriterlerine göre tanı alamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın fizik muayene ve laboratuvar verilerini IDF metabolik sendrom kriterleri ile karşılaştırın.
Bel çevresi: 9292 cmcm (Eşik: 94\geq 94 cmcm), Kan Basıncı: 135/85135/85 mmHgmmHg (Eşik: 130/85\geq 130/85), AKŞ: 105105 mg/dLmg/dL (Eşik: 100\geq 100), Trigliserit: 160160 mg/dLmg/dL (Eşik: 150\geq 150), HDL: 3838 mg/dLmg/dL (Eşik: <40< 40).
Tanı koymak için hangi kriterlerin sağlandığını belirlemek gerekir.
2
IDF tanı algoritmasında öncelikli (zorunlu) kriteri kontrol edin.
IDF'ye göre santral obezite (bel çevresi artışı) tanının 'olmazsa olmaz' (sine qua non) kriteridir.
IDF ve NCEP ATP III arasındaki en temel fark, IDF'de bel çevresinin zorunlu tutulmasıdır.
3
Hastanın zorunlu kriteri karşılayıp karşılamadığını değerlendirin.
Hastanın bel çevresi 9292 cmcm olup, erkekler için gereken 94\geq 94 cmcm eşik değerinin altındadır.
Zorunlu kriter karşılanmadığında, diğer ek kriterler (bu hastada 4 adet) sağlansa bile IDF'ye göre tanı konulamaz.

Anahtar Kavram

IDF ve NCEP ATP III Kriterleri Arasındaki Farklar

İpuçları

1
Metabolik sendrom tanısında IDF ve NCEP ATP III rehberleri arasındaki en önemli fark 'zorunlu kriter' varlığıdır.

Daha Fazla Pratik

IDF ve NCEP ATP III kriterlerini bir tablo üzerinde karşılaştırarak bel çevresi ve glukoz eşik değerlerindeki tarihsel değişimleri inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 15 / 27Sonraki
Endokrinoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 15 | Examkin