Hipofiz ve Hipotalamus Hastalıkları

59 soru

Soru 1Soru →

3131 yaşındaki kadın hasta, son birkaç aydır belirginleşen günde 66-77 litre idrar çıkarma ve aşırı su içme şikayetleriyle başvuruyor. Hastaya yapılan su kısıtlama testinde, plazma osmolalitesi 302302 mOsm/kg'a ulaştığında idrar osmolalitesi 415415 mOsm/kg olarak ölçülüyor. Bu aşamada uygulanan desmopressin (dDAVP) sonrası idrar osmolalitesinde anlamlı bir artış (%5\%5) saptanmıyor. Bu laboratuvar bulguları ile primer polidipsi ve parsiyel santral diabetes insipidus ayrımı net olarak yapılamıyor.

Bu hastada kesin tanıyı koymak için başvurulması gereken en duyarlı ve özgül tanısal yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipertonik salin infüzyonu ile indüklenen kopeptin ölçümü

Cevap

Hipertonik salin infüzyonu ile indüklenen kopeptin ölçümü, primer polidipsi ile parsiyel santral diabetes insipidus ayrımında en güvenilir yöntemdir.
Doğru seçenek olan kopeptin ölçümü, son yıllarda poliüri-polidipsi sendromlarının ayırıcı tanısında su kısıtlama testinin yetersiz kaldığı 'gri bölge' vakalarında altın standart haline gelmiştir. Hipertonik salin infüzyonu ile plazma sodyumu yükseltilerek hipofiz uyarılır; eğer kopeptin düzeyi düşük kalırsa (<3.8<3.8 pmol/L) santral diabetes insipidus, yüksek saptanırsa primer polidipsi tanısı doğrulanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın bazal laboratuvar ve su kısıtlama testi verilerini değerlendir.
Plazma osmolalitesi 302302 mOsm/kg (yüksek), idrar osmolalitesi 415415 mOsm/kg (kısmen konsantre) ve desmopressine yanıt yok.
Uluslararası kılavuzlara göre idrar osmolalitesinin 300300-800800 mOsm/kg arasında kaldığı durumlar 'gri bölge' olarak adlandırılır ve primer polidipsi ile parsiyel santral DI karışabilir.
2
Ayırıcı tanı için daha duyarlı bir biyobelirteç ve uyarı testi seç.
ADH yerine kopeptin ölçümü ve ozmotik uyarı için hipertonik salin infüzyonu planlanır.
ADH'nin ölçümü teknik olarak zordur; kopeptin ise ADH'nin prekürsöründen sentezlenen stabil bir moleküldür.
3
Test sonuçlarını yorumla.
Salin infüzyonu sonrası plazma sodyumu >150>150 mEq/L olduğunda ölçülen kopeptin <3.8<3.8 pmol/L ise santral DI, >3.8>3.8 pmol/L ise primer polidipsi tanısı konur.
Santral DI'da ADH (ve dolayısıyla kopeptin) üretimi yetersizdir; primer polidipside ise üretim sağlamdır ancak aşırı su alımıyla baskılanmıştır.

Anahtar Kavram

Poliüri/Polidipsi ayırıcı tanısında Kopeptin kullanımı

Daha Fazla Pratik

Nefrojenik diabetes insipidusun ayırıcı tanısında kopeptin düzeylerinin çok yüksek (>20>20 pmol/L) saptanması beklenen bir bulgudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru →

2626 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden galaktore ve adet görememe (sekonder amenore) şikayeti ile başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum prolaktin düzeyi 85 ng/mL85 \text{ ng/mL} (N: 5−255-25) olarak saptanıyor. Hipofiz MRG incelemesinde adenohipofiz sol kanadında 4 mm4 \text{ mm} boyutunda, çevre dokuya göre kontrastlanması az olan mikroadenom ile uyumlu görünüm izleniyor. Hastanın özgeçmişinden yaklaşık 11 aydır dispeptik yakınmaları nedeniyle metoklopramid kullandığı öğreniliyor.

Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metoklopramid kullanımına ara verildikten 72 saat sonra prolaktin ölçümünün tekrarlanması

Cevap

Metoklopramid kullanımına ara verildikten 72 saat sonra prolaktin ölçümünün tekrarlanması
Metoklopramid, güçlü bir dopamin reseptör antagonistidir ve dopaminin prolaktin üzerindeki baskılayıcı etkisini kaldırarak serum prolaktin düzeyini genellikle 100 ng/mL100 \text{ ng/mL}'nin altındaki değerlere yükseltebilir. Hipofizdeki 4 mm4 \text{ mm}'lik lezyon, bu düzeydeki bir prolaktin yüksekliği ile tam uyumlu olmayabileceği gibi, toplumda sık görülen bir 'insidentaloma' (rastlantısal kitle) da olabilir. Bu nedenle, ilaca bağlı hiperprolaktinemi olasılığını dışlamak için ilaca ara verildikten 33 gün sonra testin tekrarlanması en doğru yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hiperprolaktinemi ve MRI bulgusunu değerlendir
Hafif hiperprolaktinemi (85 ng/mL85 \text{ ng/mL}) ve bir mikroadenom (4 mm4 \text{ mm}) mevcut.
Tanısal süreci başlatmak için mevcut veriler analiz edilir.
2
İlaç öyküsünü sorgula ve potansiyel etkisini belirle
Metoklopramid kullanımı saptandı; bu ilaç dopamin antagonisti olduğu için hiperprolaktinemi yapabilir.
Sekonder nedenlerin dışlanması, hipofiz insidentalomaları ile gerçek adenomların ayrımı için kritiktir.
3
Tanısal doğrulama için uygun süreyi bekle
İlaç kesildikten 33 gün (7272 saat) sonra prolaktin düzeyi normale dönerse primer neden ilaçtır.
Dopamin antagonistlerinin etkisi ilaç kesildikten sonra kısa sürede ortadan kalkar.

Anahtar Kavram

İlaca bağlı hiperprolaktinemi ve hipofiz insidentaloması ayrımı

Daha Fazla Pratik

Makroprolaktinemi (big-big prolaktin) durumunun laboratuvar ve klinik ayrımını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 3Soru →

2828 yaşında kadın hasta, doğumdan 33 ay sonra başlayan ve giderek şiddetlenen baş ağrısı, görme bozukluğu ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Öyküsünden doğum sonrasında süt gelmediği ve adet görmediği öğreniliyor. Fizik muayenede bitemporal hemianopsi tespit ediliyor. Hipofiz MRG'de hipofiz bezinde simetrik büyüme, sella tabanında erozyon olmaması ve hipofiz sapında belirgin kalınlaşma izleniyor. Laboratuvar sonuçları şöyledir:

- Prolaktin: 3838 ng/mL (N: 5−255-25)
- TSH: 0.10.1 mIU/L (N: 0.4−40.4-4)
- serbest T4T_4: 0.60.6 ng/dL (N: 0.8−1.80.8-1.8)
- Sabah kortizolü: 2.52.5 μ\mu g/dL (N: 5−235-23)

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lenfositik hipofizit

Cevap

Lenfositik hipofizit
Lenfositik hipofizit, tipik olarak peripartum dönemde görülen otoimmün bir hastalıktır. Hipofiz bezinde simetrik büyüme, yoğun kontrast tutulumu ve özellikle hipofiz sapında kalınlaşma radyolojik olarak en önemli ipuçlarıdır. Klinik olarak panhipopituitarizm ve kitle etkisine bağlı semptomlar görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sunumu değerlendir
Postpartum 33. ayda ortaya çıkan panhipopituitarizm ve kitle etkisi (baş ağrısı, hemianopsi).
Bu zamanlama ve bulgular öncelikle peripartum hipofiz hastalıklarını düşündürür.
2
Görüntüleme bulgularını analiz et
Simetrik büyüme, sağlam sella tabanı ve sap kalınlaşması.
Bu bulgular adenomdan ziyade inflamatuar bir süreci (hipofizit) işaret eder.
3
Laboratuvar verilerini yorumla
Sekonder adrenal yetmezlik, sekonder hipotiroidi ve hafif prolaktin yüksekliği (sap etkisi).
Hormon eksiklikleri hipofizdeki harabiyetin derecesini gösterir.
4
Ayırıcı tanı yap
Sheehan (atrofi beklenir) ve Adenom (asimetrik büyüme, sap kalınlaşması nadir) elenir.
Lenfositik hipofizit tüm klinik ve radyolojik verilerle en uyumlu tanıdır.

Anahtar Kavram

Lenfositik hipofizit, peripartum dönemde (gebelik son trimester veya postpartum ilk aylar) ortaya çıkan otoimmün bir inflamasyondur ve kitle etkisi ile panhipopituitarizme neden olur.

Daha Fazla Pratik

Lenfositik hipofizit ile Sheehan sendromu arasındaki radyolojik farkları tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru →

Postpartum şiddetli kanama öyküsü olan 3434 yaşında kadın hasta; halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı ve düşük kan basıncı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan biyokimyasal ve hormonal incelemeler sonucunda sekonder adrenal yetmezlik tanısı konularak hastaya intravenöz hidrokortizon replasmanı başlanıyor. Tedavinin 3636. saatinde hastada aniden başlayan günlük 88 litreye ulaşan idrar çıkışı ve şiddetli susama hissi gelişiyor.

Laboratuvar Bulguları (Hidrokortizon sonrası):
- Serum Sodyum: 148148 mEq/LmEq/L
- Serum Ozmolalitesi: 310310 mOsm/kgmOsm/kg
- İdrar Ozmolalitesi: 105105 mOsm/kgmOsm/kg

Bu klinik tablonun altında yatan temel fizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glukokortikoid eksikliğinin ortadan kalkmasıyla vazopressin üzerindeki tonik inhibisyonun azalması ve bozulan renal serbest su atılım kapasitesinin düzelmesi sonucu maskelenmiş diabetes insipidusun belirginleşmesi

Cevap

Glukokortikoid eksikliğinin ortadan kalkmasıyla vazopressin üzerindeki tonik inhibisyonun azalması ve bozulan renal serbest su atılım kapasitesinin düzelmesi sonucu maskelenmiş diabetes insipidusun belirginleşmesi
Sekonder adrenal yetmezliği olan hastalarda glukokortikoid eksikliği, iki mekanizma ile Diabetes İnsipidus (DI) kliniğini maskeler: 1) ADH salınımı üzerindeki tonik inhibisyonun kalkması sonucu uygunsuz ADH artışı, 2) Renal proksimal tübüllerde serbest su klirensinin bozulması. Hidrokortizon replasmanı yapıldığında, ADH üzerindeki bu baskı kalkar ve böbreğin dilüsyon kapasitesi düzelir. Altta yatan Sheehan sendromu gibi panhipopituitarizm durumlarında, nörohipofiz hasarı da varsa, steroid tedavisi sonrası DI tablosu aniden belirginleşir (poliüri ve hipernatremik dehidratasyon).

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar verilerini analiz et.
Sekonder adrenal yetmezlik için steroid alan hastada akut gelişen poliüri, hipernatrem (148148 mEq/LmEq/L) ve düşük idrar ozmolalitesi (105105 mOsm/kgmOsm/kg) saptandı.
Bu bulgular Diabetes İnsipidus (DI) tablosunu doğrular.
2
Kortizol ve ADH arasındaki fizyolojik etkileşimi değerlendir.
Kortizol eksikliği ADH salınımını artırır ve renal tübüllerde serbest suyun atılmasını engeller (dilüsyon kapasitesini bozar).
Kortizol eksikliği DI kliniğini maskeler çünkü suyun dışarı atılmasına izin vermez.
3
Steroid replasmanının etkisini açıkla.
Steroid verildiğinde ADH üzerindeki baskı kalkar ve böbreğin serbest su atma yeteneği geri döner.
Eğer hastada altta yatan bir vazopressin eksikliği (Santral DI) varsa, bu tedavi sonrası hızla poliüri ortaya çıkar.

Anahtar Kavram

Unmasking of Diabetes Insipidus by Glucocorticoid Replacement

Alternatif Yöntem

Bu durumu anlamak için şu kuralı hatırla: 'Kortizol yoksa su atılamaz (dilüsyon yapılamaz)'. Bu nedenle kortizol verildiğinde su atılmaya başlanır ve eğer ADH yoksa (DI), bu atılım kontrolsüz poliüriye dönüşür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru →

4242 yaşında kadın hasta; ellerde ve ayaklarda büyüme, seste kalınlaşma ve makroglossi (dil büyümesi) bulguları ile başvuruyor. Yapılan ilk laboratuvar değerlendirmesinde, yaş ve cinsiyete göre düzeltilmiş serum insülin benzeri büyüme faktörü-11 (IGF−1IGF-1) düzeyi normalin üst sınırının belirgin üzerinde saptanıyor. Bu hastada akromegali tanısını kesinleştirmek için yapılması gereken bir sonraki en uygun adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oral glukoz tolerans testi (OGTTOGTT) ile büyüme hormonu supresyonunun değerlendirilmesi

Cevap

Oral glukoz tolerans testi (OGTTOGTT) ile büyüme hormonu supresyonunun değerlendirilmesi akromegali tanısını kesinleştirmek için atılması gereken bir sonraki adımdır.
Akromegali şüphesi olan bir hastada IGF−1IGF-1 yüksekliği saptandığında, tanıyı kesinleştirmek için altın standart test Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTTOGTT) sırasında büyüme hormonu (GHGH) supresyonunun değerlendirilmesidir. Normal bireylerde glukoz yüklemesi GHGH salgılanmasını baskılarken, akromegalide bu baskılanma görülmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulgulara göre ön tanı koyma
Ekstremitelerde büyüme ve makroglossi akromegaliyi düşündürür.
Tanısal algoritmada klinik şüphe ilk basamaktır.
2
Tarama testi sonucunu değerlendirme
IGF−1IGF-1 düzeyi yüksek bulunmuştur.
IGF−1IGF-1 stabil bir seyir izlediği için en iyi tarama testidir.
3
Tanıyı doğrulama testine karar verme
7575 gram glukoz ile yapılan OGTTOGTT sırasında GHGH düzeylerine bakılır.
Akromegalide hiperglisemiye rağmen GHGH supresyonu (genellikle <1<1 μg/L\mu g/L) gerçekleşmez.

Anahtar Kavram

Akromegali tanı algoritmasında biyokimyasal doğrulama, radyolojik görüntülemeden önce gelmelidir.

İpuçları

1
Akromegali tanısında hormonların bazal düzeylerinden ziyade, uyarılma veya baskılanma testleri daha değerlidir.
2
Tarama testi (IGF−1IGF-1) pozitif çıktıktan sonra, tanıyı doğrulamak için GHGH salınımının glukoz ile baskılanıp baskılanmadığına bakılır.

Daha Fazla Pratik

Tanı kesinleştikten sonra adenomun yerini belirlemek için hangi görüntüleme yönteminin altın standart olduğunu düşünün.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru →

3434 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır belirginleşen günde yaklaşık 77 litre idrar çıkarma ve buna eşlik eden aşırı su içme şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde serum glukozu ve kalsiyum düzeyleri normal sınırlarda saptanıyor. Hastaya uygulanan standart susuzluk testi (su kısıtlama testi) sonunda elde edilen veriler aşağıdaki gibidir:

ParametreDeğer
Plazma osmolalitesi302302 mOsm/kg
İdrar osmolalitesi380380 mOsm/kg

Dehidratasyon fazı sonunda hastaya desmopressin (dDAVPdDAVP) uygulanıyor ve 22 saat sonra ölçülen idrar osmolalitesinin 460460 mOsm/kg’a yükseldiği görülüyor.

Bu verilere göre, hastadaki poliüri tablosunun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parsiyel santral diabetes insipidus

Cevap

Verilen laboratuvar değerleri ve desmopressin yanıtı %21\%21 düzeyinde olduğu için en olası tanı parsiyel santral diabetes insipidusdur.
Parsiyel santral diabetes insipidus tanısı, hastanın susuzluk testi sonunda idrarını yeterince konsantre edememesi (380380 mOsm/kg) ve desmopressin sonrası idrar osmolalitesinde %15\%15 ile %50\%50 arasında (bu vakada yaklaşık %21\%21) bir artış göstermesi ile konulur. Bu durum, hipofizden yetersiz de olsa bir miktar ADH salınımı olduğunu ancak bunun normal fizyolojik yanıt için kafi gelmediğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki poliüri ve polidipsi tablosunun doğrulanması.
77 L/gün idrar miktarı belirgin poliüriyi doğrular.
Ayırıcı tanıya başlamak için gerçek poliürinin varlığı saptanmalıdır.
2
Susuzluk testi (dehidratasyon fazı) sonuçlarının yorumlanması.
Plazma osmolalitesi 302302 mOsm/kg'a (normalin üst sınırı 295295) çıkmasına rağmen idrarın yeterince konsantre edilememesi (380<600380 < 600 mOsm/kg).
Bu bulgu primer polidipsiyi dışlar ve diabetes insipidus tanısını koydurur.
3
Desmopressin (dDAVPdDAVP) sonrası idrar osmolalitesindeki artış oranının hesaplanması.
(460−380)/380×100≈%21(460 - 380) / 380 \times 100 \approx \%21 artış.
Santral ve nefrojenik ayrımı ile santral DI'nın derecesini belirlemek için bu hesaplama gereklidir.
4
Artış oranına göre spesifik tanının belirlenmesi.
Artış %15\%15 ile %50\%50 arasında olduğu için tanı parsiyel santral diabetes insipidusdur.
Tam santral DI'da %50\%50 üzeri, nefrojenik DI'da ise %15\%15 altı artış görülür.

Anahtar Kavram

Poliüri ayırıcı tanısında susuzluk testi ve desmopressin yanıtının matematiksel yorumlanması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru →

3030 yaşında kadın hasta, aşırı su içme ve bol idrar çıkarma şikayetleri ile başvuruyor. Günlük idrar miktarının 99 litre olduğu saptanıyor. Hastaya tanısal amaçla su kısıtlama testi uygulanıyor.

Test verileri şu şekildedir:
- Test başlangıcı: Plazma osmolalitesi 286 mOsm/kg286\text{ mOsm/kg}, idrar osmolalitesi 110 mOsm/kg110\text{ mOsm/kg}.
- Su kısıtlaması sonu: Plazma osmolalitesi 304 mOsm/kg304\text{ mOsm/kg}, idrar osmolalitesi 165 mOsm/kg165\text{ mOsm/kg}.
- 5 \mug5\text{ \mu g} Desmopressin uygulaması sonrası: İdrar osmolalitesi 178 mOsm/kg178\text{ mOsm/kg}.

Bu verilere göre hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nefrojenik diyabetes insipidus

Cevap

Nefrojenik diyabetes insipidus
Verilen klinik tabloda hastanın plazma osmolalitesi 300 mOsm/kg300\text{ mOsm/kg} üzerine çıktığı halde idrar osmolalitesinin düşük kalması diyabetes insipidus tanısını koydurur. Desmopressin uygulaması sonrası idrar osmolalitesindeki artışın çok kısıtlı kalması (yaklaşık %8\%8), böbrek tübüllerinin ADH'ye yanıt vermediğini gösterir ve bu durum nefrojenik diyabetes insipidus için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Su kısıtlama testi sonuçlarını değerlendir.
Plazma osmolalitesi 304 mOsm/kg304\text{ mOsm/kg}'a çıkmasına rağmen idrar osmolalitesi 165 mOsm/kg165\text{ mOsm/kg}'da kalmıştır.
Vücudun dehidratasyona girmesine rağmen idrarın konsantre edilememesi (İdrar Osm < Plazma Osm ve <300 mOsm/kg<300\text{ mOsm/kg}) diyabetes insipidus varlığını kanıtlar.
2
Desmopressin (vazopressin analoğu) yanıtını analiz et.
İdrar osmolalitesi 165165'den 178 mOsm/kg178\text{ mOsm/kg}'a çıkmıştır (artış yaklaşık %8\%8).
Eksojen vazopressine verilen yanıtın %10−15\%10-15'in altında kalması, böbreklerin vazopressine dirençli olduğunu (Nefrojenik DI) gösterir.

Anahtar Kavram

Diyabetes insipidus ayırıcı tanısında su kısıtlama ve desmopressin testinin yorumlanması.

Daha Fazla Pratik

Nefrojenik diyabetes insipidusun en sık edinsel nedenleri (Lityum kullanımı, hiperkalsemi) ve genetik temeli (V2 reseptör mutasyonu) gözden geçirilmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8Soru →

4646 yaşında kadın hasta, son birkaç yıldır ellerinde ve ayaklarında genişleme, yüz hatlarında kabalaşma ve sesinde kalınlaşma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde makroglosi, ellerde ve ayaklarda büyüme ile beraber belirgin prognatizm saptanıyor. Hastanın yapılan ilk laboratuvar incelemesinde yaş ve cinsiyete göre düzeltilmiş serum insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF−1IGF-1) düzeyi, referans aralığının üzerinde bulunuyor.

Bu hastada akromegali tanısını kesinleştirmek için yapılması gereken en uygun test aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 7575 gram glikoz ile oral glikoz tolerans testi (OGTTOGTT) sırasında GHGH süpresyonu

Cevap

Akromegali tanısını kesinleştirmek için 7575 gram glikoz ile yapılan oral glikoz tolerans testi (OGTTOGTT) sırasında GHGH süpresyonu değerlendirilmelidir.
Akromegali tanısında serum IGF−1IGF-1 düzeyi yaş ve cinsiyete göre yüksek saptandığında, kesin tanı için 7575 gram glikoz ile yapılan oral glikoz tolerans testi (OGTTOGTT) uygulanır. Normal sağlıklı bireylerde glikoz yüklemesi sonrası büyüme hormonu (GHGH) düzeyi 11 μg/L\mu g/L (yeni nesil hassas yöntemlerle 0.40.4 μg/L\mu g/L) altına iner. Akromegalide ise otonom salınım nedeniyle bu baskılanma gerçekleşmez ve GHGH düzeyi yüksek kalmaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik şüphe varlığında ilk basamak testi seçilir.
Serum IGF−1IGF-1 düzeyi ölçülür.
IGF−1IGF-1 gün boyu stabil seyrettiği için en iyi tarama testidir.
2
IGF−1IGF-1 yüksek saptanan hastada doğrulama testi uygulanır.
7575 g glikoz ile OGTTOGTT sırasında GHGH süpresyonu kontrol edilir.
Hiperglisemi normalde GHGH salınımını baskılar; akromegalide bu baskılanma izlenmez (GH>1GH > 1 μg/L\mu g/L veya hassas ölçümle >0.4> 0.4 μg/L\mu g/L kalır).
3
Biyokimyasal doğrulama sonrası lokalizasyon çalışması yapılır.
Hipofiz MRGMRG çekilir.
Adenomun boyutunu ve çevre dokularla ilişkisini belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Akromegali tanı algoritmasında tarama testi IGF−1IGF-1, kesin tanı (doğrulama) testi ise OGTTOGTT ile GHGH süpresyonudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru →

Bilinen hipofiz adenomu öyküsü olmayan 4242 yaşında erkek hasta, ani başlayan 'hayatındaki en şiddetli' baş ağrısı, bulantı, kusma ve her iki gözde görme kaybı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 80/4580/45 mmHg, nabız 115115/dakika saptanıyor. Nörolojik muayenede bilateral ptozis ve oftalmopleji izleniyor. Çekilen kraniyal MR görüntülemede sellar bölgede optik kiyazmaya bası yapan, içerisinde hiperdens kanama alanları barındıran 33 cm'lik kitle saptanıyor. Bu tablo ile başvuran hastada en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek doz intravenöz glukokortikoid replasmanı

Cevap

Hipofiz apopleksisi olan ve hipotansiyonu bulunan bu hastada en uygun yaklaşım yüksek doz intravenöz glukokortikoid replasmanıdır.
Hipofiz apopleksisi, bir hipofiz adenomu içine ani kanama veya enfarktüs sonucu oluşur. Hastada görülen şiddetli baş ağrısı, görme kaybı ve kavernöz sinüs tutulumuna bağlı oftalmopleji tipiktir. En kritik komplikasyon, ACTH eksikliğine bağlı gelişen akut adrenal krizdir. Hipotansiyonu olan bu hastada cerrahi veya diğer işlemlerden önce yüksek doz intravenöz glukokortikoid verilmesi hayat kurtarıcıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların analizi
Ani baş ağrısı, oftalmopleji, görme kaybı ve MR'da kanamalı sellar kitle varlığı 'Hipofiz Apopleksisi' tanısını koydurur.
Tanının netleştirilmesi acil tedavi protokolünü belirlemek için gereklidir.
2
Hemodinamik durumun değerlendirilmesi
Hastanın hipotansif (80/4580/45 mmHg) ve taşikardik (115115/dakika) olduğu saptanmıştır.
Bu bulgular, apopleksiye ikincil gelişen akut adrenal yetmezliği (adrenal kriz) işaret eder.
3
Acil farmakolojik müdahale
Yüksek doz intravenöz glukokortikoid (örn. hidrokortizon) başlanır.
Akut adrenal kriz hayatı tehdit eden en öncelikli durumdur; glukokortikoidler hem tansiyonu düzeltir hem de ödemi azaltır.

Anahtar Kavram

Hipofiz apopleksisinde akut adrenal yetmezlik riski nedeniyle ilk adım steroid replasmanıdır.

İpuçları

1
Hastanın kan basıncı düşüklüğünün (hipotansiyon) nedenini ve hangi hormonun eksik olabileceğini düşünün.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru →

3434 yaşında kadın hasta, çarpıntı, terleme ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde; serbest T4T_4: 2.92.9 ng/dL (N: 0.8−1.80.8-1.8), serbest T3T_3: 8.28.2 pg/mL (N: 2.3−4.22.3-4.2) ve TSHTSH: 4.14.1 mIU/L (N: 0.4−4.00.4-4.0) olarak saptanıyor. Hipofiz MRGMRG'de sella tabanında sol tarafa lokalize 1111 mm boyutunda bir kitle izleniyor. Bu hastada aşağıdakilerden hangisinin saptanması, tanının "tiroid hormon direnci"nden (RTH) ziyade "TSHTSH salgılayan hipofiz adenomu" (TSH-oma) lehine olduğunu en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alfa-subünit / TSH molar oranının >1>1 olması

Cevap

Alfa-subünit / TSH molar oranının 1'den büyük olması, TSH-oma tanısını tiroid hormon direncinden ayıran en önemli laboratuvar bulgularından biridir.
TSH-salgılayan hipofiz adenomlarında (TSH-oma), tümör hücreleri sadece sağlam TSH değil, aynı zamanda aşırı miktarda serbest alfa-subünit de salgılar. Bu durum, alfa-subünit / TSH molar oranının >1>1 (hatta sıklıkla >2.9>2.9) olmasına yol açar. Tiroid hormon direncinde (RTH) ise bu oran normal sınırlardadır. Ayrıca periferik dokularda tiroid hormonu etkisi tam olduğu için TSH-oma'da SHBG yükselirken, RTH'da doku direnci nedeniyle SHBG normal kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerinin analizi
Yüksek serbest T3/T4 ile birlikte baskılanmamış (normal/yüksek) TSH saptanması "uygunsuz TSH salınımı" (SITSH) tablosunu gösterir.
Primer hipertiroidide TSH baskılı olmalıdır; baskılı olmayan TSH merkezi bir patolojiyi düşündürür.
2
Ayırıcı tanının belirlenmesi
Ayırıcı tanıda iki ana durum vardır: TSH-salgılayan hipofiz adenomu (TSH-oma) ve Tiroid Hormon Direnci (RTH).
SITSH tablosuna neden olan temel klinik antiteler bunlardır.
3
MRG bulgusunun değerlendirilmesi
Hipofizde 11 mm'lik kitle (makroadenom) olması TSH-oma olasılığını artırır ancak insidentaloma olasılığı nedeniyle kesin tanı koydurmaz.
Toplumda insidental adenom sıklığı yüksek olduğu için biyokimyasal kanıt gereklidir.
4
Spesifik ayırıcı tanı markerlarının seçilmesi
Yüksek alfa-subünit düzeyi, yüksek SHBG ve TRH testine yanıtsızlık TSH-oma tanısını doğrular.
TSH-oma vakalarının %80'inden fazlasında alfa-subünit salınımı artmıştır.

Anahtar Kavram

Uygunsuz TSH salınımı sendromunda (SITSH) TSH-oma ile Tiroid Hormon Direnci (RTH) ayrımı.

İpuçları

1
Yüksek tiroid hormonlarına rağmen baskılanmamış TSH varlığında hipofiz adenomu ve hormon direnci arasında kalmalısınız.
2
Hipofiz adenomlarında sadece ana hormon değil, hormonun alt birimleri de (özellikle alfa subünit) aşırı üretilebilir.

Daha Fazla Pratik

TSH-oma tedavisinde ilk seçenek cerrahidir ancak cerrahi sonrası remisyon sağlanamayan vakalarda somatostatin analogları (oktreotid) oldukça etkilidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru →

28 yaşında kadın hasta, aşırı susama ve günde yaklaşık 7 litre idrar çıkarma şikayetiyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerde plazma osmolalitesi 298 mOsm/kg298 \text{ mOsm/kg}, idrar osmolalitesi 110 mOsm/kg110 \text{ mOsm/kg} saptanıyor. Hastaya su kısıtlama testi uygulanıyor. Test sonunda hastanın plazma osmolalitesi 305 mOsm/kg305 \text{ mOsm/kg}'a yükselirken idrar osmolalitesi 140 mOsm/kg140 \text{ mOsm/kg} olarak ölçülüyor. Ardından hastaya desmopressin (dDAVP) uygulandıktan sonra idrar osmolalitesinin %100'den fazla artış göstererek 460 mOsm/kg460 \text{ mOsm/kg} olduğu gözleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sentral Diabetes Insipidus

Cevap

Sentral Diabetes Insipidus
Sentral Diabetes Insipidus tanısı, hastanın su kısıtlaması ile idrarını konsantre edememesi ve dışarıdan uygulanan desmopressine (ADH) idrar osmolalitesini %50'den fazla (bu vakada %100'den fazla) artırarak yanıt vermesi ile konur.

Adım Adım Çözüm

1
Bazal değerlerin değerlendirilmesi
Poliüri ile birlikte düşük idrar osmolalitesi (110 mOsm/kg110 \text{ mOsm/kg}), diabetes insipidus veya polidipsiyi düşündürür.
Vücut plazma osmolalitesi üst sınıra yakınken idrarı konsantre edememektedir.
2
Su kısıtlama testi yanıtının analizi
Su kısıtlamasına rağmen idrar osmolalitesi 140 mOsm/kg140 \text{ mOsm/kg}'da kalmıştır.
İdrar osmolalitesinin artmaması, primer polidipsiyi ekarte eder ve diabetes insipidus tanısını doğrular.
3
Desmopressin (dDAVP) testi yanıtının değerlendirilmesi
Desmopressin sonrası idrar osmolalitesinde 140140'tan 460460'a (yaklaşık %228 artış) belirgin bir yükselme olmuştur.
ADH analoğuna verilen bu dramatik yanıt, sorunun böbreklerde değil ADH sentez/salınımında olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Su kısıtlama ve dDAVP testi ile Diabetes Insipidus ayırıcı tanısı

İpuçları

1
Tanı testi olan su kısıtlama testinin basamaklarını ve dDAVP yanıtını hatırlayın.
2
Desmopressin uygulaması sonrası idrar osmolalitesindeki artış miktarı (%50 eşiği) ayırıcı tanıda kritiktir.

Daha Fazla Pratik

Sentral DI tanısı alan bir hastada etiyolojiyi belirlemek için hipofiz MR görüntüleme istenmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru →

3434 yaşında kadın hasta; son 66 ay içinde 1212 kg ağırlık artışı, yüzde yuvarlaklaşma ve karın cildinde belirgin mor çatlaklar (striastria) nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 165/105165/105 mmHgmmHg, hirsutizm ve ense bölgesinde yağ yastıkçığı (buffalobuffalo humphump) saptanıyor. Laboratuvar testlerinde 2424 saatlik idrar serbest kortizol düzeyi referans aralığın 44 katı yüksek bulunuyor. Bazal ACTH düzeyi 9595 pg/mLpg/mL (N: 10−6010-60) olarak ölçülüyor. 11 mg deksametazon supresyon testi sonucunda serum kortizolü 1515 μg/dL\mu g/dL (su¨presyonsüpresyon yokyok) saptanıyor. Sonrasında uygulanan 88 mg (yüksek doz) deksametazon supresyon testi ile serum kortizol düzeyinde bazal değere göre %65\%65 oranında azalma saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cushing hastalığı (Hipofizer ACTH adenomu)

Cevap

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları, hipofiz kaynaklı bir ACTH salınımına bağlı olan Cushing hastalığı ile uyumludur.
Hastada saptanan yüksek ACTH düzeyi, tablonun ACTH-bağımlı olduğunu kanıtlar. ACTH-bağımlı Cushing sendromu vakalarında hipofizer kaynak (Cushing hastalığı) ile ektopik kaynak (örn. küçük hücreli akciğer kanseri) ayrımında yüksek doz deksametazon supresyon testi kullanılır. Kortizol düzeyinde %50\%50'den fazla baskılanma olması hipofizer adenomu (Cushing hastalığı) işaret eden klasik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hiperkortizolizmin doğrulanması
İdrar serbest kortizolü yüksek ve 11 mg DST'de supresyon yok (1515 μg/dL\mu g/dL).
Cushing sendromu tanısını kesinleştirmek için ilk adım hiperkortizolizmin varlığını göstermektir.
2
ACTH düzeyinin değerlendirilmesi
ACTH düzeyi 9595 pg/mLpg/mL (yüksek).
Yüksek ACTH düzeyi, tablonun ACTH-bağımlı (hipofizer veya ektopik) olduğunu gösterir.
3
Ayırıcı tanı için yüksek doz (88 mg) DST yapılması
Kortizol düzeyinde %65\%65 oranında belirgin azalma saptanması.
Hipofizer adenomlar (Cushing hastalığı), ektopik kaynakların aksine yüksek doz glukokortikoid ile kısmi de olsa baskılanabilir.

Anahtar Kavram

Cushing sendromu ayırıcı tanısında ACTH düzeyi ve yüksek doz deksametazon supresyon testinin rolü.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru →

4545 yaşında erkek hasta; son iki yıldır ayakkabı numarasının büyümesi, ellerinde genişleme, aşırı terleme ve yeni gelişen horlama şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde makroglossi, frontal çıkıntılarda (supraorbital ridge) belirginleşme ve ellerde yumuşak doku artışı saptanıyor. Bu hastada akromegali tanısına yönelik yapılacak en uygun ilk (taramada en duyarlı) laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF−1IGF-1) düzeyi ölçümü

Cevap

Akromegali şüphesi olan bir hastada tarama amacıyla yapılması gereken en uygun ilk test serum IGF−1IGF-1 düzeyi ölçümüdür.
Akromegali taramasında serum insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF−1IGF-1) düzeyi ölçümü tercih edilir. Bunun temel nedeni, büyüme hormonunun (GHGH) pulsatil bir salınım paternine sahip olması ve yarı ömrünün kısa olmasıdır. Buna karşılık IGF−1IGF-1 düzeyleri gün boyunca stabildir ve 2424 saatlik ortalama GHGH salınımını en iyi yansıtan biyobelirteçtir. Yaşa ve cinsiyete göre normalize edilmiş IGF−1IGF-1 yüksekliği, akromegali tanısı için çok yüksek duyarlılığa sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Akromegali ön tanısı
Yumuşak doku artışı, makroglossi ve akral büyüme gibi bulgular akromegali için tipiktir.
2
Tarama testi seçimi
Serum IGF−1IGF-1 ölçümü
GHGH pulsatil salındığı için tekil ölçümü güvenilmezdir; IGF−1IGF-1 ise gün içinde stabil kalır ve GHGH fazlalığını en iyi yansıtan parametredir.
3
Tanının kesinleştirilmesi (gerekirse)
OGTTOGTT ile GHGH supresyon testi
IGF−1IGF-1 yüksekliği saptanan hastalarda tanıyı doğrulamak için OGTTOGTT uygulanır.

Anahtar Kavram

Akromegali tanı algoritmasında ilk basamak (tarama) testi IGF−1IGF-1 düzeyidir; kesin tanı testi ise OGTTOGTT ile GHGH supresyonudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru →

Günlük yaklaşık 1212 litre idrar çıkışı ve aşırı susama şikayetiyle başvuran 2929 yaşındaki erkek hastada, yapılan bazal incelemelerde serum sodyum düzeyi 143143 mEq/L, plazma ozmolalitesi 295295 mOsm/kg ve idrar ozmolalitesi 120120 mOsm/kg olarak saptanmıştır. Tanısal değerlendirme amacıyla hastaya hipertonik salin (%3 NaCl)(\%3\, NaCl) infüzyonu uygulanmıştır. Plazma sodyum düzeyi 151151 mEq/L'ye ulaştığında eş zamanlı ölçülen plazma kopeptin düzeyi 3.23.2 pmol/L olarak rapor edilmiştir.

Bu laboratuvar bulguları ışığında hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Santral diyabetes insipidus

Cevap

Santral diyabetes insipidus
Vazopressin (ADH) ile prekürsör molekülden eş molarda salınan kopeptin, santral diyabetes insipidusun (DI) ayırıcı tanısında yeni altın standarttır. Hipertonik salin (%3 NaCl)(\%3\, NaCl) infüzyonu ile plazma sodyumu >150>150 mEq/L yapıldığında ölçülen kopeptin düzeyinin 4.94.9 pmol/L altında olması, %97 duyarlılık ve %91 özgüllükle santral DI tanısını koydurur.

Adım Adım Çözüm

1
Poliüri ve idrar ozmolalitesi değerlendirmesi
İdrar ozmolalitesinin <300<300 mOsm/kg olması dilüe poliüriyi doğrular.
Diyabetes insipidus ve primer polidipsi ayırıcı tanısında ilk adımdır.
2
Ozmotik stimülasyon testi uygulanması
Plazma sodyumunun 150150 mEq/L üzerine çıkarılması vazopressin (ve kopeptin) salınımı için yeterli uyarandır.
Kopeptin ölçümü için standart bir stimülasyon gereklidir.
3
Stimüle kopeptin düzeyinin yorumlanması
Kopeptin düzeyi 3.23.2 pmol/L (eşik değer 4.94.9 pmol/L'nin altında).
Düşük kopeptin düzeyi, hipofiz arka lobundan yetersiz salınımı (Santral DI) gösterir.

Anahtar Kavram

Poliüri-polidipsi ayırıcı tanısında kopeptin ölçümü

Daha Fazla Pratik

Parsiyel santral diyabetes insipidus ile primer polidipsi arasındaki su kısıtlama testi farklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru →

4242 yaşında kadın hasta; son 33 aydır giderek artan çarpıntı, ellerde titreme, aşırı terleme ve iştahında artış olmasına rağmen 55 kg zayıflama şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde; kalp hızı 105105/dakika (ritmik), cilt nemli ve sıcak, tiroid bezi diffüz olarak ele geliyor. Laboratuvar tetkiklerinde; serbest T4T_4: 3,13,1 ng/dLng/dL (Normal: 0,8−1,80,8-1,8), serbest T3T_3: 7,47,4 pg/mLpg/mL (Normal: 2,3−4,22,3-4,2) ve TSHTSH: 5,25,2 mIU/LmIU/L (Normal: 0,4−4,00,4-4,0) olarak saptanıyor. Hipofiz MR incelemesinde 1,41,4 cmcm çapında, optik kiazmaya bası yapmayan bir makroadenom izleniyor. Bu hastada "TSH salgılayan hipofiz adenomu" (TSH-oma) tanısını, "Tiroid Hormon Direnci" (RTH) sendromundan ayırmada aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum serbest α\alpha-alt birim (α\alpha-GSU) düzeyinin yüksek olması

Cevap

Serum serbest α\alpha-alt birim (α\alpha-GSU) düzeyinin yüksek olması, TSH-oma tanısını Tiroid Hormon Direnci'nden ayıran temel biyokimyasal bulgudur.
Uygunsuz TSH salınımı sendromu (SIT) ile başvuran bir hastada, hipofizde makroadenom varlığı, yüksek SHBG düzeyi ve artmış serbest alfa-alt birim (α\alpha-GSU) seviyeleri TSH salgılayan hipofiz adenomu (TSH-oma) tanısını doğrular. TSH-oma olgularının büyük çoğunluğunda makroadenom mevcuttur ve tümör hücreleri serbest alfa alt birimlerini TSH'dan bağımsız olarak aşırı miktarda salgılar.

Adım Adım Çözüm

1
Tiroid fonksiyon testlerini (TFT) analiz et.
Yüksek serbest tiroid hormonları (sT3sT_3, sT4sT_4) ile birlikte baskılanmamış (normal veya yüksek) TSHTSH varlığı saptandı.
Bu tablo 'Uygunsuz TSH Salınımı Sendromu' (SIT) olarak adlandırılır ve ayırıcı tanıda TSH-oma ile RTH düşünülmelidir.
2
Klinik ve radyolojik verileri değerlendir.
Hastada hipertiroidi kliniği ve hipofizde makroadenom mevcuttur.
Adenom varlığı TSH-oma lehine olsa da, RTH hastalarında da insidental hipofiz adenomları görülebileceği için biyokimyasal kanıtlara ihtiyaç vardır.
3
TSH-oma ve RTH ayırıcı tanısında kullanılan spesifik parametreleri karşılaştır.
TSH-oma'da α\alpha-GSU yüksekliği, α\alpha-GSU/TSH oranının >1>1 olması ve SHBG yüksekliği beklenir.
TSH-oma bir neoplazmdır ve alfa alt birimleri aşırı üretir; ayrıca dokular tiroid hormonuna duyarlı olduğu için karaciğerde SHBG sentezi artar.

Anahtar Kavram

Uygunsuz TSH Salınımı Sendromu Ayırıcı Tanısı

Daha Fazla Pratik

TSH-oma tedavisinde ilk seçenek cerrahidir; ancak cerrahi sonrası kalıntı doku varlığında somatostatin analoglarının (oktreotid/lanreotid) TSH baskılayıcı etkisinden faydalanılır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 16Soru →

3434 yaşında erkek hasta, günde 8−108-10 litre su içme ve sık idrara çıkma şikayetleriyle başvuruyor. Yakınmaları yaklaşık 66 ay önce geçirdiği şiddetli bir kafa travması sonrası başlamış. Yapılan fizik muayenede patolojik bulgu saptanmıyor. Hastaya tanısal amaçlı su kısıtlama testi yapılıyor ve sonuçlar aşağıdaki tabloda özetleniyor:

ParametreBaşlangıç DeğeriSu Kısıtlama SonudDAVP (55 μg\mu g) Sonrası
Plazma Sodyum (mEq/LmEq/L)144144148148146146
Plazma Osmolalite (mOsm/kgmOsm/kg)296296304304302302
İdrar Osmolalite (mOsm/kgmOsm/kg)160160380380437437

Bu bulgulara göre hastadaki en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parsiyel santral diyabetes insipidus

Cevap

Parsiyel santral diyabetes insipidus
Parsiyel santral diyabetes insipidusta, ADH sentez veya salınım kapasitesi azalmıştır ancak tamamen yok olmamıştır. Bu nedenle su kısıtlama testi sırasında plazma osmolalitesi yükseldiğinde sınırlı miktarda ADH salınır ve idrar osmolalitesi 300300 mOsm/kgmOsm/kg üzerine (genellikle 300−600300-600 arasına) çıkar. Dışarıdan verilen dDAVP ise bu eksikliği tamamlayarak idrar osmolalitesinde %10\%10 ile %50\%50 arasında (bu vakada %15\%15) ek bir artış sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Başlangıç laboratuvar verilerinin ve su kısıtlama testi yanıtının değerlendirilmesi
Başlangıçta plazma osmolalitesi yüksek-normal (296296 mOsm/kgmOsm/kg) ve idrar dilüedir (160160 mOsm/kgmOsm/kg). Su kısıtlaması sonrası idrar osmolalitesi 380380 mOsm/kgmOsm/kg değerine yükselmiştir.
İdrar osmolalitesinin 300300 mOsm/kgmOsm/kg üzerine çıkması, böbreğin ADH'ye yanıt verebildiğini ve bir miktar endojen ADH rezervi olduğunu göstererek tam santral ve nefrojenik diyabetes insipidus seçeneklerini dışlar.
2
Desmopressin (dDAVP) yanıtının hesaplanması
İdrar osmolalitesi 380380'den 437437'ye yükselmiştir. Artış oranı: (437−380)/380=%15(437 - 380) / 380 = \%15.
Eksojen ADH (dDAVP) sonrası idrar osmolalitesinde görülen %10\%10 ile %50\%50 arasındaki artış, parsiyel santral diyabetes insipidus için tipiktir.
3
Ayırıcı tanının kesinleştirilmesi
İdrarın su kısıtlamasıyla maksimum konsantrasyona (>600>600 mOsm/kgmOsm/kg) ulaşamaması ve dDAVP'ye ılımlı yanıt vermesi tanıyı netleştirir.
Primer polidipsi vakalarında su kısıtlamasıyla idrar genellikle >600>600 mOsm/kgmOsm/kg olur ve dDAVP sonrası ek artış beklenmez. Bu hastada ise endojen ADH yetersizliği (parsiyel) söz konusudur.

Anahtar Kavram

Poliüri-polidipsi ayırıcı tanısında su kısıtlama ve dDAVP testlerinin osmolalite eşik değerleri.

Daha Fazla Pratik

Vazopressin reseptör antagonistlerinin (Vaptanlar) hangi hiponatremi durumlarında endike olduğunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 17Soru →

4848 yaşında erkek hasta, aniden başlayan şiddetli "hayatının en kötü" baş ağrısı, bulantı ve sağ göz kapağında düşüklük şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/5085/50 mmHg, nabız 110110/dakika saptanıyor. Nörolojik muayenede sağ gözde belirgin ptozis, sağ gözün içe bakışında kısıtlılık ve bitemporal hemianopsi tespit ediliyor. Öyküsünden 2.52.5 cm boyutunda non-fonksiyonel hipofiz makroadenomu olduğu bilinen bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipofiz apopleksisi

Cevap

Hipofiz apopleksisi
Doğru yanıt olan hipofiz apopleksisi, adenomun ani büyümesiyle optik kiyazmaya (bitemporal hemianopsi) ve kavernöz sinüse (oftalmopleji) bası yapar. Ayrıca hipofiz sapı veya dokusunun hasarıyla gelişen ani ACTH eksikliği, vakadaki hipotansiyonun (adrenal kriz) temel nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin analizi
Şiddetli baş ağrısı, kranial sinir felci (IIIIII. sinir), görme kaybı (kiyazma basısı) ve hemodinamik instabilite.
Hastanın semptomlarının hangi anatomik bölgeleri (sella, suprasellar bölge, kavernöz sinüs) ilgilendirdiğini belirlemek.
2
Hipotansiyonun nedenini belirleme
Akut ACTH eksikliğine bağlı ikincil sürrenal yetmezlik (adrenal kriz).
Hipofiz dokusundaki ani hasarın en hayati sonucu olan adrenal yetmezliği tanımak.
3
Tanıyı birleştirme
Hipofiz adenomu olan bir hastada bu semptom kompleksi hipofiz apopleksisine işaret eder.
Tüm klinik bulguları tek bir patofizyolojik süreçle açıklamak.

Anahtar Kavram

Hipofiz apopleksisi; var olan bir adenom içine kanama veya infarkt sonucu gelişen, ani baş ağrısı, oftalmopleji, görme kaybı ve akut hipopituitarizm (özellikle adrenal kriz) ile seyreden acil bir endokrin tablodur.

Daha Fazla Pratik

Hipofiz apopleksisi şüphesinde yapılacak ilk laboratuvar tetkiklerini ve acil tedavi yönetimini (steroid replasmanı) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 18Soru →

3232 yaşında erkek hasta, günde yaklaşık 88 litre idrar çıkarma ve aşırı susama şikayeti ile başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde serum sodyumu 146146 mEq/L, plazma ozmolalitesi 305305 mOsm/kg H2OH_2O ve idrar ozmolalitesi 110110 mOsm/kg H2OH_2O olarak saptanıyor. Hastaya tanısal amaçlı su kısıtlama testi uygulanıyor.

Test süreci ve sonuçları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

ParametreSu Kısıtlama SonuDesmopressin (22 μg\mu g IM) Sonrası
Vücut Ağırlığı Kaybı%3\%3-
Plazma Ozmolalitesi (mOsm/kg H2OH_2O)312312-
İdrar Ozmolalitesi (mOsm/kg H2OH_2O)180180450450

Bu laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tam santral diyabetes insipidus

Cevap

Verilen klinik ve laboratuvar bulguları ışığında en olası tanı tam santral diyabetes insipidusdur.
Hastada başlangıçta saptanan hipernatremi ve düşük idrar ozmolalitesi diyabetes insipidusu gösterir. Su kısıtlaması ile idrarın konsantre edilememesi primer polidipsiyi dışlar. Desmopressin sonrası idrar ozmolalitesinde saptanan %150'lik artış (>%50> \%50), tanıyı tam santral diyabetes insipidus olarak kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Başlangıç laboratuvar değerlerinin analizi
Serum sodyumunun (146146 mEq/L) ve plazma ozmolalitesinin (305305 mOsm/kg H2OH_2O) yüksek olmasına rağmen idrar ozmolalitesinin düşük (110110 mOsm/kg H2OH_2O) olması, hastada diyabetes insipidus (DI) tablosunu düşündürür.
Normal bir fizyolojik yanıtta hipernatremi ve yüksek plazma ozmolalitesi varlığında idrarın konsantre edilmesi (ozmolalitenin artması) beklenir.
2
Su kısıtlama testi yanıtının değerlendirilmesi
Su kısıtlaması sonrası plazma ozmolalitesi 312312 mOsm/kg H2OH_2O'ya yükselmiş ancak idrar ozmolalitesi sadece 180180 mOsm/kg H2OH_2O değerine ulaşabilmiştir (plazma ozmolalitesinden düşüktür).
İdrarın su kısıtlamasına rağmen konsantre edilememesi, primer polidipsiyi dışlar ve DI tanısını kesinleştirir.
3
Desmopressin yanıtının hesaplanması
Desmopressin sonrası idrar ozmolalitesi 180180'den 450450 mOsm/kg H2OH_2O'ya çıkmıştır. Artış oranı: (450−180)/180=%150(450 - 180) / 180 = \%150.
Eksojen vazopressine verilen bu belirgin yanıt (>%50> \%50), endojen ADH eksikliğini (santral DI) gösterir.

Anahtar Kavram

Diyabetes insipidus ayırıcı tanısında su kısıtlama testi ve desmopressin yanıtı kritik öneme sahiptir. Desmopressin sonrası idrar ozmolalitesinde %50'den fazla artış 'Tam Santral DI', %15-%50 arası artış 'Parsiyel Santral DI', %10'dan az artış ise 'Nefrojenik DI' lehinedir.

Daha Fazla Pratik

Santral diyabetes insipidus tanısı alan bir hastada etiyolojiyi belirlemek için Hipofiz MRG tetkiki istenmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru →

2929 yaşında kadın hasta, 66 ay önce gerçekleştirdiği doğum sırasında gelişen şiddetli postpartum kanama sonrası hipovolemik şok tablosuyla yoğun bakımda izlenmiştir. Doğumdan sonraki dönemde sütünün hiç gelmediğini ve henüz adet görmeye başlamadığını belirten hastanın fizik muayenesinde aksiller ve pubik kıllarda seyrelme saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sheehan sendromu

Cevap

Şiddetli postpartum kanama öyküsü olan bir hastada laktasyonun başlayamaması (agalakti), amenore ve sekonder seks karakterlerinde gerileme (kıl kaybı) Sheehan sendromunu (postpartum hipofiz nekrozu) gösterir.
Gebelikte hipofiz bezi büyür ve kanlanmaya daha duyarlı hale gelir. Doğum sırasında meydana gelen şiddetli kanama (postpartum hemoraji), hipofiz bezine giden kan akımını azaltarak iskemik nekroza (Sheehan sendromu) neden olur. Hastadaki agalakti (prolaktin eksikliği), amenore (gonadotropin eksikliği) ve vücut kıllarında dökülme bu hipofiz yetmezliğinin sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküdeki postpartum kanama ve agalakti (süt gelmemesi) bulgularını tanımlamak.
Hipofiz yetmezliği şüphesi doğar.
Doğum sırasında gelişen şiddetli hipotansiyon, gebelikte büyümüş olan hipofiz bezinin iskemik nekrozuna yol açabilir.
2
Fizik muayene bulgularını (aksiller ve pubik kıl seyrelmesi) değerlendirmek.
Panhipopituitarizm tanısı desteklenir.
Gonadotropin (LH/FSH) eksikliği over fonksiyonlarını durdurarak amenoreye ve sekonder seks karakterlerinde kayba yol açar.
3
Ayırıcı tanıları dışlayarak en uygun tanıyı belirlemek.
En olası tanı Sheehan sendromudur.
Postpartum kanama sonrası gelişen laktasyon yetmezliği bu hastalık için patognomonik bir başlangıç semptomudur.

Anahtar Kavram

Sheehan sendromu, postpartum şiddetli kanamaya bağlı gelişen hipofiz ön lobu iskemik nekrozudur.
Tahmini Süre:45s
Soru 20Soru →

3535 yaşında erkek hasta, son birkaç aydır şiddetlenen baş ağrısı ve her iki dış yan tarafı görmede zorlanma şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde bitemporal hemianopsi saptanıyor. Hipofiz MR incelemesinde 3.8×3.2×3.5 cm3.8 \times 3.2 \times 3.5 \text{ cm} boyutlarında, optik kiazmayı yukarı iten ve sol kavernöz sinüsü invaze eden dev makroadenom saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum prolaktin düzeyi 120 ng/mL120 \text{ ng/mL} (Normal: 5−20 ng/mL5-20 \text{ ng/mL}) olarak raporlanıyor. Bu hastada kitle boyutu ile prolaktin düzeyi arasındaki uyumsuzluğu açıklamak ve doğru tanıyı koymak için yapılması gereken en uygun bir sonraki adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum örneğinin dilüsyona (seyreltme) tabi tutularak prolaktin ölçümünün tekrarlanması

Cevap

Serum örneğinin dilüsyona (seyreltme) tabi tutularak prolaktin ölçümünün tekrarlanması en uygun adımdır.
Dev makroadenomu (>3 cm>3 \text{ cm}) olan bir hastada prolaktin düzeyinin 200 ng/mL200 \text{ ng/mL} altında (bu vakada 120 ng/mL120 \text{ ng/mL}) gelmesi, laboratuvar ölçüm yöntemiyle ilgili bir hata olan 'hook etkisini' düşündürmelidir. Sandviç immünassay yönteminde, ortamda aşırı miktarda prolaktin bulunması antikorları doyurur ve sanki hormon seviyesi düşükmüş gibi bir sinyal oluşmasına neden olur. Serumun seyreltilerek (dilüsyon) tekrar çalışılması, hormon düzeyini ölçülebilir aralığa getirir ve gerçek yüksek değerin (genellikle binlerce ng/mL\text{ng/mL}) saptanmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulgular ile laboratuvar sonucunun karşılaştırılması
3.8 cm3.8 \text{ cm}'lik dev bir adenom ile 120 ng/mL120 \text{ ng/mL} prolaktin düzeyi arasında belirgin bir uyumsuzluk saptandı.
Genellikle prolaktinomalarda kitle boyutu ile prolaktin düzeyi koreledir; dev adenomlarda düzeyin >10,000 ng/mL>10,000 \text{ ng/mL} olması beklenir.
2
Hook (kanca) etkisi fenomeninin değerlendirilmesi
Ölçüm yöntemindeki (sandviç immünassay) antikor doygunluğu nedeniyle sonucun yalancı düşük çıkabileceği öngörüldü.
Çok yüksek antijen seviyeleri, hem yakalayıcı hem de işaretleyici antikorları doyurarak kompleks oluşumunu engeller.
3
Doğrulama testi planlanması
Serumun 1/1001/100 veya daha fazla seyreltilerek tekrar çalışılması istendi.
Seyreltme antijen konsantrasyonunu sandviç assay'in ölçüm aralığına getirerek gerçek değerin görülmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Hook (Kanca) Etkisi
Sayfa 1 / 3Sonraki
Hipofiz ve Hipotalamus Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin