Romatoloji

547 soru

Soru 401Soru

68 yaşında erkek hasta, son altı aydır katı gıdalara karşı gelişen yutma güçlüğü (disfaji) ve sabahları belirginleşip hareketle azalan sırt ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde Tip 2 Diabetes Mellitus ve obezite tanısı olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede servikal hareketlerde kısıtlılık saptanırken, sakroiliak eklem provokasyon testleri (FABER ve Mennell) negatif bulunuyor. Laboratuvar tetkiklerinde HLA-B27 negatif, eritrosit sedimentasyon hızı ve CRP normal sınırlarda saptanıyor. Çekilen lateral servikal grafide; disk mesafelerinin korunduğu, vertebra korpuslarının ön-yan yüzü boyunca uzanan, birbirini takip eden en az 4 seviyeyi içeren ve 'mum damlası' (flowing candle wax) görünümü oluşturan kaba kemikleşmeler izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diffüz İdiyopatik İskelet Hiperostozu (DISH)

Cevap

En olası tanı Diffüz İdiyopatik İskelet Hiperostozu (DISH)'dur.
Bu hasta, Diffüz İdiyopatik İskelet Hiperostozu (DISH) veya diğer adıyla Forestier hastalığı için tipik olan 'Resnick kriterlerini' karşılamaktadır: 1) En az 4 ardışık vertebranın ön-yan yüzünde kalsifikasyon/ossifikasyon (mum damlası görünümü), 2) Tutulan segmentlerde intervertebral disk yüksekliğinin korunması (Spondilozdan farkı), 3) Apofizeal eklem ankilozu veya sakroiliak eklem erozyonu/sklerozunun olmaması (Ankilozan spondilitten farkı). Disfaji, servikal bölgedeki büyük osteofitlerin özofagusa bası yapması sonucu gelişen nadir ama önemli bir mekanik komplikasyondur. Diyabet ve obezite birlikteliği de tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik ve klinik özelliklerini analiz et
İleri yaş erkek hasta, diyabet ve obezite öyküsü (metabolik risk faktörleri), mekanik komplikasyon (disfaji).
DISH özellikle diyabetik ve obez yaşlı erkeklerde sık görülür ve büyük servikal osteofitler disfajiye yol açabilir.
2
Radyolojik bulguları değerlendir
'Mum damlası' görünümünde akıcı kemikleşme, en az 4 ardışık vertebra tutulumu, korunmuş disk mesafeleri.
Bu bulgular DISH tanısı için kullanılan Resnick kriterlerini tam olarak karşılamaktadır.
3
İnflamatuar nedenleri dışla
Normal akut faz reaktanları, negatif HLA-B27, negatif sakroiliak testler.
Bu bulgular Ankilozan Spondilit ve diğer inflamatuar spondiloartropatileri dışlar.

Anahtar Kavram

Diffüz İdiyopatik İskelet Hiperostozu (DISH), disk mesafelerinin korunduğu ve sakroiliak eklemin tutulmadığı, vertebra ön yüzünde 'mum damlası' şeklinde akıcı kemikleşmelerle karakterize mekanik bir sorundur.

İpuçları

1
Hastanın radyolojik bulgusundaki 'mum damlası' ifadesi ve disk mesafelerinin 'korunmuş' olması en kritik ayırıcı özelliktir.
2
İnflamatuar bel ağrısı bulgularının (sakroiliit, HLA-B27 pozitifliği) olmaması, sorunun inflamatuar değil mekanik/dejeneratif bir süreç olduğunu gösterir.
3
Tip 2 Diyabet ve obezite ile güçlü ilişkisi olan bu hastalık, Forestier hastalığı olarak da bilinir.

Daha Fazla Pratik

DISH ile Ankilozan Spondilit arasındaki radyolojik farkları (Sindesmofit vs Osteofit) içeren bir karşılaştırma tablosunu inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Sakroiliak eklem tutulumunun olmadığını fark ederek tüm inflamatuar spondiloartropatileri (Ankilozan Spondilit, Psöriyatik Spondilit) eleyip; disk mesafesi korunduğu için Spondiloz ve Okronozisi dışlayarak sonuca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 402Soru

54 yaşında erkek hasta, son 3 aydır her iki el 2.2. ve 3.3. metakarpofalangeal (MKF) eklemlerinde belirginleşen ağrı, şişlik ve sabah tutukluğu şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede MKF eklemlerde hassasiyet ve hafif düzeyde efüzyon saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde kronik halsizlik, son bir yılda belirginleşen hiperpigmentasyon (bronz deri) ve yeni tanı almış Diabetes Mellitus öyküsü mevcuttur. Çekilen el grafisinde MKF eklem aralıklarında daralma ve 2.2. MKF eklem başında kanca benzeri (hook-like) osteofitler saptanıyor. Bu hastada eklem aspirasyonu yapılması durumunda polarize ışık mikroskobunda saptanması en olası bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zayıf pozitif çift kırılımlı, rombik (eşkenar dörtgen) şekilli kristaller

Cevap

Zayıf pozitif çift kırılımlı, rombik (eşkenar dörtgen) şekilli kristaller
Hastanın klinik tablosu (bronz diyabet, halsizlik ve MKF tutulumu) herediter hemokromatozisi işaret etmektedir. Hemokromatozis artropatisi tipik olarak 2.2. ve 3.3. MKF eklemleri tutar ve radyolojik olarak MKF eklem başında 'kanca' (hook-like) osteofitler görülür. Bu duruma eşlik eden kristal artropatisi Kalsiyum Pirofosfat Dihidrat (CPPD) depozisyonudur (psödogut). CPPD kristalleri polarize ışık mikroskobunda zayıf pozitif çift kırılım sergileyen rombik (eşkenar dörtgen) şekilli yapılardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri sentezleyerek sistemik hastalığı tanıla
Halsizlik, bronz deri (hiperpigmentasyon) ve Diabetes Mellitus triadı herediter hemokromatozisi düşündürür.
Hemokromatozis 'bronz diyabet' kliniği ile karakterize multisistemik bir hastalıktır.
2
Eklem tutulum özelliklerini ve radyolojik bulguları değerlendir
El 2.2. ve 3.3. MKF eklem tutulumu ile kanca (hook-like) osteofitler hemokromatozis artropatisinin patognomonik bulgularıdır.
Romatoid Artrit benzeri MKF tutulumu gösterse de kanca osteofitler metabolik nedenleri ayırt eder.
3
Eşlik eden kristal tipini belirle
Hemokromatozis tablosuna en sık eşlik eden kristal artropatisi psödogut (CPPD) hastalığıdır.
Metabolik bozukluklar (hemokromatozis, hiperparatiroidizm, hipomagnezemi) CPPD depozisyonunu tetikler.
4
Kristal mikroskopik özelliklerini eşleştir
CPPD kristalleri rombik yapıda ve zayıf pozitif çift kırılımlıdır.
Kristal tiplerinin polarize ışık altındaki optik özellikleri kesin tanı kriteridir.

Anahtar Kavram

Hemokromatozis ilişkili CPPD (Psödogut) Artropatisi

Alternatif Yöntem

Hastanın hiperpigmentasyon ve Diabetes Mellitus öyküsünden yola çıkarak sistemik demir yüklenmesini saptamak için Transferrin Satürasyonu bakılması tanıyı destekleyen ek bir adım olurdu.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 403Soru

Altmış yaşında kadın hasta, 2020 yıldır Romatoid Artrit (RARA) tanısıyla takip edilmektedir. Eklemlerinde belirgin deformiteleri olan ve dirsek bölgesinde romatoid nodülleri bulunan hastanın fizik muayenesinde dalak palpabl (4 cm4\text{ cm}) saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde; hemoglobin 10.5 g/dL10.5\text{ g/dL}, lökosit 2100/mm32100\text{/mm}^3, mutlak nötrofil sayısı 800/mm3800\text{/mm}^3 ve trombosit 160.000/mm3160.000\text{/mm}^3 olarak ölçülmüştür. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Felty sendromu

Cevap

Felty sendromu
Doğru seçenek olan Felty sendromu; kronik, seropozitif ve genellikle nodüllü/erozif seyreden Romatoid Artrit hastalarında görülen; splenomegali ve nötropeni ile karakterize bir klinik tablodur. Hastadaki uzun hastalık süresi, nodüllerin varlığı, fizik muayenede saptanan splenomegali ve laboratuvarındaki nötrofil sayısının 2000/mm32000\text{/mm}^3 altında olması bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın geçmişini ve klinik bulgularını değerlendir.
20 yıllık RA geçmişi, eklem deformiteleri ve romatoid nodüller (ciddi/uzun süreli hastalık göstergesi).
Zemindeki hastalığın şiddeti ve süresi ayırıcı tanı için kritiktir.
2
Fizik muayene ve laboratuvar bulgularını birleştir.
Splenomegali (dalak palpabl) ve belirgin nötropeni (800/mm3800\text{/mm}^3) saptandı.
Spesifik semptom komplekslerini (triadları) tanımlamak tanıyı kolaylaştırır.
3
Bulunan triadın hangi sendroma karşılık geldiğini belirle.
RA + Splenomegali + Nötropeni = Felty Sendromu.
TUS sınavlarında klasik triadlar tanı koydurucu en önemli ipuçlarıdır.

Anahtar Kavram

Felty Sendromu Triadı

İpuçları

1
Hastadaki kronik RA, splenomegali ve nötropeni birlikteliğine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Felty sendromunda nötropeniye bağlı tekrarlayan deri enfeksiyonlarının sıklığını ve tedavisinde splenektominin yerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 404Soru

7272 yaşında erkek hasta; sağ ayak bileğinde ve sol dizinde dün gece aniden başlayan şiddetli ağrı, şişlik ve ısı artışı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde hipertansiyon, tip 22 diyabetes mellitus ve evre 33 kronik böbrek yetmezliği (Glomeru¨lerGlomerüler filtrasyonfiltrasyon hızıhızı: 3535 ml/dkml/dk) bulunmaktadır. Hastanın ilaçları arasında hidroklorotiyazidhidroklorotiyazid, metforminmetformin, valsartanvalsartan ve asetilsalisilikasetilsalisilik asitasit (100100 mg/gu¨nmg/gün) mevcuttur. Fizik muayenede her iki tutulan eklemde belirgin efüzyon, eritem ve hassasiyet saptanıyor. Diz eklemi aspirasyonunda lökosit sayısı 52.000/mm352.000/mm^3 (%8888 polimorfonükleer lökosit) bulunuyor. Polarize ışık mikroskobunda lökositler tarafından fagositize edilmiş, iğne şeklinde ve güçlü negatif çift kırılım gösteren kristaller izleniyor. Bu hastada akut atağın tedavisinde en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik veya intraartiküler glukokortikoid uygulanması

Cevap

Sistemik veya intraartiküler glukokortikoid uygulanması, kronik böbrek yetmezliği olan ve birden fazla eklemi tutulan gut hastalarında en uygun tedavi yaklaşımıdır.
Sistemik veya intraartiküler glukokortikoid uygulanması seçeneği doğrudur; çünkü hastanın GFR değeri 3535 ml/dkml/dk olup NSAİİ kullanımı kontrendikedir. Ayrıca poliartiküler tutulum (ayak bileği ve diz) mevcut olduğunda steroidler, kolşisine göre daha hızlı ve güvenli yanıt sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin ve eklem sıvısının analizi
Lökosit içi iğne şeklinde negatif çift kırılımlı kristaller gut tanısını kesinleştirir.
Yüksek lökosit sayısı (52.000/mm352.000/mm^3) septik artriti düşündürse de kristallerin varlığı gut lehinedir.
2
Komorbiditelerin ve ilaç etkileşimlerinin değerlendirilmesi
Evre 3 kronik böbrek yetmezliği ve tiyazid kullanımı saptandı.
Tiyazid grubu diüretikler hiperürisemiye yol açan önemli tetikleyicilerdir.
3
Tedavi seçimi
NSAİİ ve yüksek doz kolşisin elenerek glukokortikoid seçilir.
Böbrek fonksiyonları kısıtlı olduğunda sistemik steroidler veya intraartiküler enjeksiyonlar yan etki profili açısından üstündür.

Anahtar Kavram

Gut atağında tedavi seçimi, hastanın böbrek fonksiyonları ve etkilenen eklem sayısına göre bireyselleştirilmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 405Soru

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısıyla izlenen 29 yaşındaki kadın hasta, gebeliğinin 32. haftasında artan bacak ödemi, yeni gelişen hipertansiyon (155/95 mmHg) ve proteinüri şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın klinik tablosunun, gebeliğe bağlı preeklampsi mi yoksa mevcut hastalığına bağlı lupus nefriti alevlenmesi mi olduğu konusunda ayırıcı tanı yapılması planlanıyor. Buna göre, aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisi klinik tablonun preeklampsi yerine aktif lupus nefriti alevlenmesi kaynaklı olduğunu en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum kompleman (C3 ve C4) düzeylerinde düşüklük

Cevap

Serum kompleman (C3 ve C4) düzeylerinde düşüklük
Doğru cevap, serum kompleman (C3 ve C4) düzeylerinde düşüklüktür. SLE alevlenmeleri, özellikle nefrit tablosu, immün kompleks oluşumu ve klasik yol kompleman aktivasyonu ile karakterizedir; bu durum C3 ve C4 düzeylerinde belirgin düşüşe (tüketim) neden olur. Buna karşın preeklampsi inflamatuar bir süreçten ziyade endotel disfonksiyonu ile ilişkilidir ve kompleman düzeyleri genellikle normal seyreder veya gebeliğe bağlı olarak hafif yüksek bulunabilir. Bu nedenle hipokomplemanemi, tablonun SLE alevlenmesi olduğunu gösteren en güçlü kanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
Hasta 3. trimester gebesi, SLE tanılı. Hipertansiyon ve proteinüri var. Ayırıcı tanı: Preeklampsi vs. Lupus Nefriti.
Her iki durum da hipertansiyon, ödem ve proteinüri ile seyreder, bu nedenle yönetim açısından ayrım kritiktir.
2
Preeklampsi fizyopatolojisini değerlendir
Preeklampsi bir vazospastik durumdur. Genellikle kompleman sistemi aktif değildir (seviyeler normal/yüksek), ürik asit artar, idrar kalsiyumu düşer.
Preeklampside renal tübüler reabsorpsiyon artışı hipokalsiüri ve hiperürisemiye yol açar.
3
Lupus nefriti fizyopatolojisini değerlendir
Lupus nefriti immün kompleks birikimi ile giden inflamatuar bir süreçtir. Klasik yol kompleman aktivasyonu ile C3 ve C4 tüketilir (düşer).
Aktif hastalıkta anti-dsDNA yüksekliği ve hipokomplemanemi (düşük C3/C4) en güçlü serolojik belirteçlerdir.
4
Seçenekleri karşılaştırarak ayırıcı bulguyu belirle
Trombositopeni, KC enzim yüksekliği, ürik asit yüksekliği her ikisinde veya özellikle preeklampside (HELLP) görülür. Sadece hipokomplemanemi SLE alevlenmesini spesifik olarak işaret eder.
Ayırıcı tanıda en güvenilir belirteç immünolojik aktiviteyi gösteren kompleman düşüklüğüdür.

Anahtar Kavram

Gebelerde Preeklampsi ile Lupus Nefriti Alevlenmesinin Ayrımı

İpuçları

1
Bu iki hastalığı ayırmak için immünolojik aktiviteyi gösteren bir parametreye odaklanmalısın.
2
Preeklampsi daha çok bir endotel hasarı ve vazospazm tablosuyken, Lupus Nefriti immün kompleks birikimi ile giden bir inflamasyondur.
3
İmmün kompleks hastalıklarında 'tüketim' nedeniyle serum seviyesi düşen laboratuvar parametresi hangisidir?

Daha Fazla Pratik

Gebelik ve SLE konusunda HELLP sendromunun tanı kriterlerini (Hemoliz, Karaciğer enzimleri, Trombositler) gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

Ayırıcı tanıda 'Aktif İdrar Sedimenti'ne bakmak da önemlidir. Eritrosit silindirleri ve dismorfik eritrositler lupus nefritini (glomerülonefrit) desteklerken, preeklampside idrar sedimenti genellikle inaktiftir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 406Soru

70 yaşında kadın hasta, bilinen kalp yetersizliği ve evre 4 kronik böbrek hastalığı (eGFR: 25 mL/dk) tanılarıyla takip edilmektedir. Hasta sağ dizinde ani başlayan şiddetli ağrı, şişlik ve kızarıklık şikayetiyle başvuruyor. Yapılan artrosentezde sinoviyal sıvı lökosit sayısı 25.000/mm³ (%85 nötrofil) bulunuyor. Polarize mikroskop incelemesinde hücre içi, romboid (eşkenar dörtgen) şekilli ve zayıf pozitif çift kırılma (birefringence) gösteren kristaller izleniyor. Gram boyama sonucu negatif olarak değerlendiriliyor.

Bu hastanın akut eklem atağının tedavisinde en uygun ve güvenli yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntraartiküler kortikosteroid enjeksiyonu

Cevap

İntraartiküler kortikosteroid enjeksiyonu
Hastanın sinoviyal sıvı analizinde saptanan romboid şekilli, zayıf pozitif çift kırılma gösteren kristaller Kalsiyum Pirofosfat Depo Hastalığı (CPPD / Psödogut) tanısını koydurur. Gut hastalığında kristaller iğne şeklinde ve negatif çift kırılmalıdır. Akut monoartrit tedavisinde standart seçenekler NSAİİ, Kolşisin ve Steroidlerdir. Ancak bu hastada Kalp Yetersizliği ve Evre 4 Kronik Böbrek Hastalığı (eGFR 25 mL/dk) bulunması nedeniyle NSAİİ'ler (böbrek ve kalp yükü) ve yüksek doz Kolşisin (toksisite riski) kontrendike veya yüksek risklidir. Tek eklem tutulumu olduğu için, sistemik yan etki riski en düşük olan ve hızlı rahatlama sağlayan intraartiküler kortikosteroid enjeksiyonu en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanıyı belirle
Romboid şekilli, zayıf pozitif çift kırılan kristaller = Kalsiyum Pirofosfat Depo Hastalığı (CPPD / Psödogut).
Gut hastalığında kristaller iğne şeklinde ve negatif çift kırılma gösterir.
2
Hasta profilini ve kontrendikasyonları değerlendir
Hasta yaşlı, Kalp Yetersizliği ve Evre 4 KBY var. NSAİİ ve yüksek doz Kolşisin yüksek riskli.
Komorbid durumlar tedavi seçimini sınırlar.
3
En uygun tedaviyi seç
İntraartiküler steroid enjeksiyonu.
Tek eklem tutulumu olan ve sistemik tedavilerin kontrendike olduğu hastalarda en güvenli ve etkili yöntemdir.

Anahtar Kavram

CPPD Tanısı ve Komorbid Hastada Akut Artrit Yönetimi
Soru 407Soru

52 yaşında kadın hasta, son 6 aydır ellerinde asimetrik şişlik, parmak uçlarında ağrı ve sabahları 1 saati aşan tutukluk şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde saçlı deride kepeklenme şikayeti olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede sağ el 2. parmakta daktilit (sosis parmak) görünümü, tırnaklarda onikoliz ve 'pitting' (çukurlaşma) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde Romatoid Faktör (RF) ve Anti-CCP negatif, akut faz reaktanları yüksek bulunuyor. Bu hastanın el radyografisinde, tanıyı destekleyen aşağıdaki bulgulardan hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal interfalangeal eklemde kalem-hokka (pencil-in-cup) deformitesi

Cevap

Distal interfalangeal eklemde kalem-hokka (pencil-in-cup) deformitesi
Verilen vakada tarif edilen asimetrik tutulum, Distal İnterfalangeal (DIF) eklem tutulumu, daktilit (sosis parmak), tırnak değişiklikleri (pitting, onikoliz) ve RF negatifliği Psöriatik Artrit (PsA) için tipiktir. PsA'nın karakteristik radyolojik bulgusu, bir kemiğin distal ucunun erozyona uğrayıp sivrilmesi (kalem ucu) ve komşu kemiğin proksimal yüzeyinin genişleyerek çukurlaşması (hokka) sonucu oluşan 'kalem-hokka' (pencil-in-cup) deformitesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
52 yaşında kadın, asimetrik oligoartrit, DIF eklem tutulumu, daktilit, tırnak bulguları (pitting/onikoliz) ve psoriazis öyküsü (saçlı deri döküntüsü).
Bu bulgular güçlü bir şekilde Psöriatik Artrit (PsA) tanısını işaret etmektedir.
2
Ayırıcı tanıyı yap
RF ve Anti-CCP negatifliği Romatoid Artrit'ten uzaklaştırır. İnflamatuar belirteçlerin yüksekliği Osteoartrit'i dışlar.
Seronegatif spondiloartropati grubu içinde, özellikle DIF tutulumu ve daktilit PsA'yı öne çıkarır.
3
Radyolojik bulguyu belirle
PsA'nın en karakteristik ve ileri evre radyolojik bulgusu 'kalem-hokka' (pencil-in-cup) görünümüdür.
Eroziv değişikliklerin (kalem ucu) ve kemik proliferasyonunun (hokka) bir arada olması bu hastalığa özgüdür.

Anahtar Kavram

Psöriatik Artrit Tanısal Özellikleri ve Radyolojisi

İpuçları

1
Hastada tarif edilen tırnak bulguları ve 'sosis parmak' görünümü, cilt döküntüleri ile giden bir romatizmal hastalığı işaret etmektedir.
2
DIF eklemlerinin tutulması ve seronegatif (RF negatif) olması Romatoid Artrit'ten ayıran en önemli özelliktir.
3
Psoriatik artritin en bilinen radyolojik deformitesi, kemik ucunun sivrilip diğer kemiğin içine girmesiyle oluşan görüntüdür.

Daha Fazla Pratik

Psoriatik artritin farklı klinik alt tiplerini (Artritis Mutilans, Simetrik Poliartrit vb.) inceleyen bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 408Soru

3232 yaşında kadın hasta; ellerde yaygın şişlik (puffy hands), soğukta parmaklarda belirginleşen renk değişikliği ve eklem ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sklerodaktili ve jeneralize lenfadenopati saptanıyor. Sistemik lupus eritematozus, sistemik skleroz ve polimiyozit klinik özelliklerinin birlikteliği saptanan hastada, Karma Bağ Dokusu Hastalığı (KBDH) tanısını doğrulamada en spesifik laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-U1RNPU1 RNP antikor pozitifliği

Cevap

Anti-U1RNPU1 RNP antikor pozitifliği
Doğru seçenek olan Anti-U1RNPU1 RNP antikor pozitifliği, Karma Bağ Dokusu Hastalığı (KBDH) tanısı için hem zorunlu bir kriterdir hem de hastalığın en spesifik laboratuvar bulgusudur. KBDH; SLE, sistemik skleroz ve polimiyozit klinik özelliklerinin 'overlap' (örtüşme) gösterdiği bir tablo olup, bu antikorun yüksek titrede pozitifliği ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (ellerde şişlik, Raynaud, artralji, lenfadenopati) ve çoklu bağ dokusu hastalığı özelliklerini analiz et.
Hastada SLE, sistemik skleroz ve miyozit özelliklerinin bir arada bulunması (overlap), öncelikle Karma Bağ Dokusu Hastalığı'nı (KBDH) düşündürür.
KBDH, bu üç hastalığın klinik özelliklerini içeren ve tipik olarak 'puffy hand' görünümü ile seyreden bir tablodur.
2
KBDH tanısı için gerekli olan karakteristik serolojik parametreyi belirle.
KBDH tanısının konulabilmesi için yüksek titrede Anti-U1RNPU1 RNP antikoru pozitifliği şarttır.
Anti-U1RNPU1 RNP, Sharp sendromu olarak da bilinen KBDH'nin serolojik belirtecidir ve tanı kriterlerinin merkezinde yer alır.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (KBDH) tanısında yüksek titrede Anti-U1RNPU1 RNP antikorunun zorunlu ve spesifik bir kriter olması.
Tahmini Süre:45s
Soru 409Soru

Klinik olarak sistemik lupus eritematozus, sistemik skleroz ve polimiyozit bulgularının bir arada görüldüğü karma bağ dokusu hastalığı (MCTDMCTD) tanısında aşağıdaki otoantikorlardan hangisinin yüksek titrede pozitifliği en karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: AntiU1Anti-U1 RNPRNP antikorları

Cevap

Karma bağ dokusu hastalığında (MCTDMCTD) tanısal açıdan en karakteristik bulgu AntiU1Anti-U1 RNPRNP antikorlarının yüksek titrede pozitifliğidir.
Karma bağ dokusu hastalığı (MCTDMCTD), klinik olarak SLESLE, sistemik skleroz ve polimiyozit özelliklerinin bir arada görüldüğü bir tablodur. Bu hastalığın en önemli ve karakteristik laboratuvar özelliği, AntiU1Anti-U1 RNPRNP antikorlarının çok yüksek titrelerde pozitif olmasıdır. Bu antikorun varlığı tanı kriterlerinin vazgeçilmez bir parçasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastalıktaki klinik örtüşmeyi tanımla.
MCTDMCTD, SLESLE, sistemik skleroz ve polimiyozit klinik özelliklerini içeren bir örtüşme (overlapoverlap) sendromudur.
Tanısal yaklaşımın temelini bu klinik tablo oluşturur.
2
Spesifik serolojik belirteci belirle.
Bu tabloya eşlik eden ve tanı kriterlerinde yer alan temel antikor AntiU1Anti-U1 RNPRNP'dir.
MCTD tanısı koyabilmek için bu antikorun yüksek titrede bulunması şarttır.

Anahtar Kavram

Karma bağ dokusu hastalığının (MCTDMCTD) serolojik tanısı.

Daha Fazla Pratik

MCTD'de en sık ölüm nedeninin pulmoner arteriyel hipertansiyon olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 410Soru

7272 yaşında kadın hasta, her iki dizinde yaklaşık 55 yıldır devam eden, hareketle artan ve dinlenmekle azalan ağrı şikayetiyle başvuruyor. Sabahları eklemlerinde hissettiği tutukluğun 1515 dakikadan kısa sürdüğünü belirten hastanın fizik muayenesinde diz hareketleri sırasında krepitasyon saptanıyor. Çekilen diz grafisi sonucunda hastaya osteoartrit (OAOA) tanısı konuluyor.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu hastanın radyolojik incelemesinde saptanması beklenen klasik bulgulardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periartiküler osteopeni

Cevap

Periartiküler osteopeni
Periartiküler osteopeni, eklem çevresindeki kemik yoğunluğunun azalmasıdır ve bu durum Romatoid Artrit gibi enflamatuar artritlerin erken dönem bulgularındandır. Osteoartrit ise tam tersine kemik yoğunluğunun arttığı (skleroz) ve yeni kemik oluşumlarının (osteofit) görüldüğü non-enflamatuar, dejeneratif bir süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik semptomlarını analiz et.
Mekanik karakterde ağrı (hareketle artan, dinlenmekle azalan) ve kısa süreli (<30< 30 dakika) sabah tutukluğu osteoartriti işaret eder.
Enflamatuar artritlerin aksine osteoartrit mekanik yüklenme ile ilişkilidir.
2
Osteoartritin klasik radyolojik dörtlüsünü hatırla.
Eklem aralığında daralma, osteofitler, subkondral skleroz ve subkondral kistler osteoartritin temel radyolojik bulgularıdır.
Bu bulgular kıkırdak harabiyeti ve buna ikincil gelişen kemiksel yanıtı yansıtır.
3
Seçenekleri enflamatuar artrit bulguları ile karşılaştır.
Periartiküler osteopeni ve marjinal erozyonlar enflamatuar süreçlerin (örn. Romatoid Artrit) tipik bulgularıdır.
Osteoartrit 'prodüktif' (yeni kemik yapımı odaklı) bir süreç iken, RA 'destrüktif' (kemik yıkımı odaklı) bir süreçtir.

Anahtar Kavram

Osteoartritin radyolojik bulguları (mekanik/prodüktif) ile enflamatuar artritlerin (RA gibi) radyolojik bulguları arasındaki farklar.
Tahmini Süre:45s
Soru 411Soru

4545 yaşındaki bir kadın hasta, sandalyeden kalkarken zorlanma, rafa uzanamama ve son zamanlarda gelişen yutma güçlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde; her iki üst göz kapağında ödemli menekşe rengi döküntü ve ellerinin metakarpofalangeal eklemleri üzerinde simetrik, eritematöz papüller (GottronGottron papülleri) saptanıyor.

Bu klinik verilere göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dermatomiyozit

Cevap

Dermatomiyozit
Dermatomiyozit; proksimal kas gruplarını tutan enflamatuar bir miyopatidir ve bu tabloya heliotrop raş (göz kapaklarında menekşe rengi döküntü) ile Gottron papülleri (el eklemleri üzerinde eritematöz papüller) gibi spesifik deri bulguları eşlik eder. Vakada sunulan tüm bulgular bu tanıyı desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları analiz et.
Sandalyeden kalkamama ve rafa uzanamama proksimal kas güçsüzlüğünü; yutma güçlüğü ise farengeal kas tutulumunu gösterir.
Tanıya gitmek için kas tutulumunun paternini belirlemek gerekir.
2
Fizik muayene bulgularını değerlendir.
Göz kapaklarındaki döküntü heliotrop raş, eklemler üzerindeki papüller ise Gottron papülleridir.
Dermatomiyoziti diğer miyopatilerden ayıran en önemli özellik patognomonik deri bulgularıdır.
3
Bulguları birleştirerek tanıya ulaş.
Proksimal miyopati + Heliotrop raş + Gottron papülleri = Dermatomiyozit.
Bu kombinasyon dermatomiyozit tanısı için tipiktir.

Anahtar Kavram

Dermatomiyozitin patognomonik deri bulguları (Heliotrop raş ve Gottron papülleri) ve proksimal kas güçsüzlüğü birlikteliği.
Soru 412Soru

2626 yaşında kadın hasta, son 33 aydır karın ağrısı, mukuslu ishal ve sol dizinde ağrılı şişlik şikayetleriyle başvuruyor. Kolonoskopi sonucu ülseratif kolit tanısı alan hastanın eklem yakınmalarının, barsak hastalığının aktifleştiği dönemlerde belirginleştiği saptanıyor. Bu hastadaki periferik artrit tablosu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Artrit aktivitesi genellikle altta yatan barsak hastalığının şiddeti ile paralellik gösterir.

Cevap

Artrit aktivitesinin genellikle altta yatan barsak hastalığının şiddeti ile paralellik göstermesi
Enteropatik artritlerde (özellikle Ülseratif kolit ve Crohn) periferik tutulum iki tipte görülür. Tip 1 tutulum; büyük eklemleri (diz, ayak bileği gibi) tutan, asimetrik, oligoartiküler (<5<5 eklem) karakterdedir ve en önemli özelliği artrit alevlenmelerinin barsak hastalığının aktivitesi ile paralellik göstermesidir. Bu nedenle barsak hastalığının tedavisi eklem şikayetlerini de geriletir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et.
Ülseratif kolit tanısı ve eşlik eden sol diz artriti (oligoartrit, büyük eklem).
Enteropatik artritlerin (İBH ilişkili) klinik tipini belirlemek için tutulum yeri ve sayısı önemlidir.
2
Eklem şikayetleri ile barsak aktivitesi arasındaki ilişkiyi değerlendir.
Artrit alevlenmesi barsak hastalığı ile eş zamanlı (paralel) seyrediyor.
Bu bulgu hastanın 'Tip 1 periferik artrit' (pauciartiküler) olduğunu doğrular.
3
Doğru patofizyolojik özelliği seç.
Tip 1 periferik tutulumda barsak tedavisi ile artrit geriler, HLA-B27 ilişkisi düşüktür.
Spondiloartropati grubunda aksiyel tutulum barsak aktivitesinden bağımsızken, Tip 1 periferik tutulum bağımlıdır.

Anahtar Kavram

Enteropatik Spondiloartropatilerde Periferik Artrit Tipleri

İpuçları

1
İnflamatuar barsak hastalığı ile ilişkili artritlerde periferik ve aksiyel tutulumun barsak aktivitesiyle ilişkisi farklıdır.

Daha Fazla Pratik

İBH ilişkili artritlerde Tip 1 ve Tip 2 periferik tutulum arasındaki farkları içeren bir tabloyu incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 413Soru

Sağ ayak birinci metatarsofalangeal ekleminde aniden başlayan şiddetli ağrı, kızarıklık ve şişlik şikayetiyle başvuran 5252 yaşında erkek hastanın yapılan eklem aspirasyonunda; polarize ışık mikroskobunda iğne şeklinde, kuvvetli negatif birrefrijan kristaller saptanıyor. Özgeçmişinde hipertansiyon, obezite ve koroner arter hastalığı bulunan hastanın tıbbi öyküsü ve alışkanlıkları değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisinin hiperürisemi kontrolünü olumsuz etkilemesi (serum ürik asit düzeyini artırması) beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koroner arter hastalığı profilaksisi için kullanılan düşük doz aspirin (100100 mg/gün) tedavisi

Cevap

Koroner arter hastalığı profilaksisi için kullanılan düşük doz aspirin (100100 mg/gün) tedavisi
Düşük doz aspirin (<2<2 g/gün), böbreklerde proksimal tübüllerden ürik asit sekresyonunu inhibe ederek hiperürisemiye ve gut ataklarının tetiklenmesine neden olur. Aspirinin bu doza bağlı bifazik etkisi gut yönetiminde önemlidir (yüksek doz aspirin ise ürikozüriktir).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve mikroskopi bulgularını değerlendir
Birinci metatarsofalangeal eklem tutulumu (podagra) ve negatif birrefrijan iğne kristaller gut tanısını kesinleştirir.
Gutun tipik sunumu ve altın standart tanı yöntemi budur.
2
İlaçların ve beslenme faktörlerinin ürik asit renal klirensi üzerindeki etkilerini analiz et
Düşük doz aspirinin ürat sekresyonunu azalttığı, losartan ve süt ürünlerinin ise ürat atılımını artırdığı bilinmektedir.
Gut yönetiminde komorbiditelerin tedavisi için seçilen ilaçların ürik asit dengesine etkisi kritiktir.
3
Hiperürisemi kontrolünü zorlaştıran faktörü belirle
Düşük doz aspirin kullanımı hiperürisemiye yol açan bir risk faktörüdür.
Böbreklerdeki tübüler taşıyıcılar üzerindeki inhibitör etkisi nedeniyle ürik asit birikimine yol açar.

Anahtar Kavram

İlaçların ve diyetin ürik asit metabolizması üzerindeki farmakolojik etkileri
Soru 414Soru

45 yaşında, 15 yıldır el bilekleri ve metakarpofalangeal eklemlerde simetrik tutulum ve belirgin sabah tutukluğu ile karakterize seropozitif Romatoid Artrit (RARA) tanısıyla takip edilen kadın hasta; son iki aydır giderek artan halsizlik ve bacaklarında şişlik şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki bacakta pretibial (++)(++) gode bırakan ödem saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; serum kreatinin 1.51.5 mg/dL, albumin 2.62.6 g/dL, tam idrar tetkikinde (+++)(+++) proteinüri saptanıyor. 2424 saatlik idrar incelemesinde protein ekskresyonu 4.84.8 g/gün olarak hesaplanıyor. Bu hastadaki klinik tabloya neden olan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekonder (AA) Amiloidoz

Cevap

Sekonder (AA) Amiloidoz
Sekonder (AA) amiloidoz, Romatoid Artrit, FMF veya kronik enfeksiyonlar gibi durumlarda gelişen bir komplikasyondur. Böbrek tutulumu tipik olarak proteinüri ile başlar ve tedavi edilmeyen/kontrolsüz vakalarda nefrotik sendrom ve son evre böbrek yetmezliğine ilerler. 15 yıllık RA öyküsü olan bu hastadaki masif proteinüri bu tanı ile en uyumlu bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zeminin belirlenmesi
Hastada 15 yıllık, uzun süreli bir Romatoid Artrit öyküsü mevcuttur.
Kronik inflamatuar hastalıklar, sistemik amiloidoz gelişimi için risk faktörüdür.
2
Güncel semptom ve laboratuvar bulgularının analizi
Ödem, hipoalbuminemi (2.62.6 g/dL) ve masif proteinüri (4.84.8 g/gün) saptanmıştır.
Bu bulgular hastada bir 'Nefrotik Sendrom' tablosu olduğunu gösterir.
3
Etiyolojik eşleştirme
Kronik inflamasyon + Nefrotik sendrom kombinasyonu Sekonder (AA) Amiloidozu işaret eder.
RA hastalarında en sık görülen renal komplikasyonlardan biri, inflamatuar sitokinlerin etkisiyle karaciğerden sentezlenen SAA proteininin böbreklerde birikmesidir.

Anahtar Kavram

Kronik inflamatuar hastalıklarda (RA gibi) gelişen nefrotik düzeyde proteinürinin en olası nedeni Sekonder (AA) Amiloidozdur.
Soru 415Soru

Eklem ağrıları ve yorgunluk şikayetleriyle başvuran 30 yaşındaki kadın hastanın laboratuvar incelemesinde ANA (Antinükleer Antikor) titresi 1:1280 olarak pozitif saptanmıştır. İmmünofloresan incelemede, mitoz fazındaki kromozomal bölgelerde de boyanmanın eşlik ettiği tipik 'yoğun ince benekli' (dense fine speckled) patern izlenmiştir. Hastanın Anti-dsDNA, Anti-ENA paneli ve kompleman düzeyleri normal sınırlardadır. Fizik muayenede artrit veya döküntü saptanmamıştır.

Bu laboratuvar profili ve klinik tablo ışığında, hasta için en uygun yorum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu patern ve izole Anti-DFS70 antikor varlığı, sistemik otoimmün romatizmal hastalık (SORH) olasılığını dışlayıcı niteliktedir.

Cevap

Bu patern ve izole Anti-DFS70 antikor varlığı, sistemik otoimmün romatizmal hastalık (SORH) olasılığını dışlayıcı niteliktedir.
Soruda tarif edilen 'yoğun ince benekli' (Dense Fine Speckled - DFS) patern, özellikle Anti-DFS70 antikorlarına özgüdür. Bu antikorun en önemli klinik özelliği, izole olarak (yani Anti-dsDNA veya ENA pozitifliği olmadan) saptandığında, Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) veya diğer sistemik otoimmün romatizmal hastalıkların (SORH) varlığını güçlü bir şekilde dışlamasıdır. Bu durum 'monospesifik DFS70' olarak adlandırılır ve genellikle romatolojik açıdan sağlıklı bireylerde veya romatolojik olmayan inflamatuar durumlarda görülür. Bu nedenle doğru yaklaşım, hastada major bir romatolojik hastalık olasılığının düşük olduğunu bilmektir.

Adım Adım Çözüm

1
ANA paternini ve titresini analiz et.
Titre çok yüksek (1:1280) ancak patern 'yoğun ince benekli' (DFS) ve mitozda kromozomal boyanma pozitif.
ANA titre yüksekliği tek başına hastalık tanısı koydurmaz; paternin tipi spesifik hastalık ilişkisi veya dışlama kriteri açısından kritiktir.
2
Eşlik eden diğer serolojik ve klinik bulguları değerlendir.
ENA negatif, Anti-dsDNA negatif, majör klinik bulgu yok.
Tipik romatolojik hastalıkların (SLE, Sjögren vb.) spesifik antikorları yoktur.
3
DFS70 antikorunun klinik anlamını yorumla.
İzole Anti-DFS70 pozitifliği, sistemik otoimmün romatizmal hastalıkların (SARD) var olma ihtimalini güçlü şekilde azaltır.
Literatürde izole Anti-DFS70 pozitifliğinin sağlıklı bireylerde sık görüldüğü ve SARD dışlamasında kullanılabileceği gösterilmiştir.

Anahtar Kavram

İzole Anti-DFS70 (Dense Fine Speckled 70) antikor pozitifliği, genellikle sistemik otoimmün romatizmal hastalıkların olmadığını gösteren bir dışlama parametresi olarak kabul edilir.

İpuçları

1
ANA paternleri arasında 'benekli' (speckled) görünümün alt tipleri vardır. İnce, kaba ve yoğun ince (dense fine) ayrımı tanısal öneme sahiptir.
2
Kromozomal bölgenin mitoz sırasında boyandığı bu spesifik patern (DFS), genellikle klasik romatizmal hastalıklarla (SLE, Sjögren) ters ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

ANA paternlerinin (Homojen, Nükleolar, Sentromer, Benekli) hangi spesifik hastalıklarla ve antikorlarla (Anti-dsDNA, Anti-Scl70, Anti-Sentromer) ilişkili olduğunu gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 416Soru

45 yaşında kadın hasta; yaklaşık bir yıldır devam eden Raynaud fenomeni, el eklemlerinde sabah tutukluğu ile giden artrit, yokuş çıkarken belirginleşen nefes darlığı ve yutma güçlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde parmaklarda sosis benzeri şişlik (daktilit), sklerodaktili ve proksimal kaslarda hafif güçsüzlük saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde ANA 1:6401:640 kaba benekli (speckled) patern ve yüksek titreli Anti-U1 RNP pozitifliği saptanırken; Anti-Sm, Anti-dsDNA ve Anti-Scl-70 negatif bulunuyor. Bu klinik tablo ile izlenen bir hastada, prognozu belirleyen en önemli faktör ve en sık mortalite nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner arter hipertansiyonu

Cevap

Hastalarda prognozu belirleyen en önemli faktör ve en sık mortalite nedeni pulmoner arter hipertansiyonudur.
Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD); SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit bulgularının bir arada görüldüğü ve yüksek titreli Anti-U1 RNP pozitifliği ile karakterize bir tablodur. Bu hastalarda Raynaud fenomeni ve el ödemi başlangıçta çok sık görülür. Klinik seyirde en önemli ve en sık ölüm nedeni pulmoner arter hipertansiyonudur (PAH).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların sentezi
Raynaud fenomeni, el ödemi (puffy fingers/daktilit), özofagus dismotilitesi (yutma güçlüğü) ve miyozit (proksimal güçsüzlük) varlığı not edildi.
Bu bulgular SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit özelliklerinin bir arada bulunduğunu (overlap) düşündürür.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Yüksek titreli Anti-U1 RNP pozitifliği ve diğer spesifik antikorların (Anti-Sm, Anti-Scl-70) negatifliği belirlendi.
Yüksek titreli Anti-U1 RNP, Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) için tanısal bir kriterdir.
3
Tanı ve komplikasyon değerlendirmesi
MCTD tanısı konuldu ve hastadaki nefes darlığının en olası ciddi nedeni olan pulmoner tutulum sorgulandı.
MCTD'de pulmoner tutulum (özellikle PAH) en sinsi ve ölümcül komplikasyondur.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) ve Pulmoner Arter Hipertansiyonu İlişkisi

Daha Fazla Pratik

MCTD ve Sistemik Sklerozda görülen Raynaud fenomeni arasındaki farkları ve tırnak yatağı kapilleroskopi bulgularını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 417Soru

4242 yaşında kadın hasta; yaklaşık 33 aydır her iki el küçük eklemlerinde (metakarpofalangeal ve proksimal interfalangeal) simetrik ağrı, şişlik ve sabahları 11 saatten uzun süren eklem sertliği şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde el bilekleri ve MKP eklemlerinde aktif sinovit saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH) 4545 mm/saat ve romatoid faktör (RFRF) 3232 IU/mL (referans: <20<20) bulunuyor. Bu hastada klinik olarak şüphelenilen tanıyı desteklemede özgüllüğü en yüksek olan laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP) antikorları

Cevap

Romatoid Artrit tanısını doğrulamada özgüllüğü en yüksek test Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP) antikorlarıdır.
Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP) antikorları, Romatoid Artrit (RA) tanısında yaklaşık %95-98 oranında bir özgüllüğe sahiptir. Klinik olarak RA şüphesi olan bir hastada, tanıyı kesinleştirmede ve erozif seyir gibi kötü prognozu öngörmede en değerli laboratuvar bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Simetrik poliartrit (el küçük eklemleri) ve uzun süreli sabah sertliği Romatoid Artrit (RA) düşündürür.
RA'nın tipik sunumu simetrik küçük eklem tutulumudur.
2
Laboratuvar verilerini analiz et
RF pozitifliği RA'yı destekler ancak tek başına tanı koydurucu değildir.
RF pozitifliği başka hastalıklarda da görülebilir (düşük özgüllük).
3
Tanısal özgüllüğü en yüksek testi belirle
Anti-CCP antikorları RA için %95-98 özgüllüğe sahiptir.
Anti-CCP, RA tanısında ve prognoz öngörüsünde RF'ye göre çok daha özgüldür.

Anahtar Kavram

Romatoid Artrit laboratuvar değerlendirmesinde Anti-CCP'nin tanısal özgüllüğü

Daha Fazla Pratik

Romatoid Artrit ve diğer bağ dokusu hastalıklarında RF ve Anti-CCP'nin duyarlılık ve özgüllük farklarını içeren bir tabloyu incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 418Soru

2727 yaşında kadın hasta; parmaklarında şişlik, eklem ağrıları ve soğuk havalarda ellerinde belirginleşen renk değişikliği şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede her iki el parmaklarında ve el sırtında yaygın ödem, el eklemlerinde hassasiyet ve omuz kuşağı kaslarında miyozit ile uyumlu hassasiyet saptanıyor. Serolojik incelemede; ANA 1/25601/2560 (benekli patern) ve yüksek titrasyonda Anti-U1 RNP pozitifliği saptanıyor. Anti-Sm, Anti-dsDNA ve Anti-Scl-70 antikorları ise negatif olarak raporlanıyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karma Bağ Dokusu Hastalığı

Cevap

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD), yüksek titrasyonda Anti-U1 RNP antikoru ile karakterize, klinik olarak SLE, sistemik skleroz ve polimiyozit özelliklerinin bir arada görüldüğü bir overlap sendromudur.
Vakadaki klinik tablo (Raynaud fenomeni, el parmaklarında yaygın ödem ve miyozit) ile birlikte laboratuvarda saptanan yüksek titreli Anti-U1 RNP pozitifliği, Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) için tanısal kriterleri karşılar. Özellikle Anti-Sm ve Anti-dsDNA gibi SLE'ye özgü antikorların negatif olması, hastanın klinik tablosunun SLE'den ziyade bir 'overlap' sendromu olan MCTD olduğunu kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Raynaud fenomeni (soğukta renk değişikliği), 'puffy hand' (ödemli eller) ve kas hassasiyeti (miyozit) saptandı.
Bu üçlü, Karma Bağ Dokusu Hastalığı'nın klasik klinik sunumudur.
2
Serolojik verilerin değerlendirilmesi
Anti-U1 RNP yüksek titrededir; Anti-Sm, Anti-dsDNA ve Anti-Scl-70 negatiftir.
MCTD tanısı için Anti-U1 RNP pozitifliği şarttır; Anti-Sm ve Anti-dsDNA gibi SLE'ye özgü antikorların yokluğu MCTD tanısını diğer overlap sendromlarından ayırır.
3
Tanının sentezlenmesi
Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısına ulaşılır.
Hem klinik örtüşme kriterleri hem de spesifik serolojik profil MCTD'yi işaret etmektedir.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısı için yüksek titreli Anti-U1 RNP antikoru zorunludur ve klinik tablo SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit bulgularının bir karışımıdır.
Soru 419Soru

Dizlerinde hareketle artan mekanik karakterli ağrı şikayeti olan 7070 yaşındaki erkek hastanın özgeçmişinde hipertansiyon ve 22 yıl önce geçirilmiş peptik ülser kanaması öyküsü mevcuttur. Fizik muayenede dizlerde krepitasyon saptanırken; diz grafisinde eklem aralığında daralma, subkondral skleroz ve osteofitler izlenmektedir. Laboratuvar incelemesinde akut faz reaktanları normal sınırlarda bulunan bu hasta için en uygun ilk basamak farmakolojik tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parasetamol

Cevap

Parasetamol
Osteoartrit tedavisinde, özellikle peptik ülser öyküsü ve hipertansiyonu olan yaşlı hastalarda sistemik yan etki riski en düşük olan parasetamol, farmakolojik tedavinin ilk basamağı olarak kabul edilir. Hastanın klinik (mekanik ağrı, krepitasyon) ve radyolojik (daralma, skleroz) bulguları tipik bir osteoartrit tablosu çizmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
Mekanik ağrı, krepitasyon, eklem aralığında daralma ve skleroz bulguları Osteoartrit (OA) tanısını doğrular.
Tedavi planı için önce doğru tanı konulmalıdır.
2
Hastanın ek hastalıklarını ve kontrendikasyonlarını belirle.
Hastanın peptik ülser ve hipertansiyon öyküsü, NSAİİ kullanımını riskli hale getirir.
Yaşlı hastalarda ilaç yan etkilerini minimize etmek kritiktir.
3
Kılavuzlara göre ilk basamak tedaviyi seç.
Komorbiditeleri olan OA hastalarında parasetamol ilk basamak farmakolojik ajandır.
Parasetamol, düşük yan etki profili nedeniyle ilk tercihtir.

Anahtar Kavram

Osteoartrit yönetiminde hastaya özgü komorbiditelerin (GİS kanama, HT) ilaç seçimindeki belirleyici rolü.

Daha Fazla Pratik

Eroziv osteoartrit ve nodal osteoartrit arasındaki radyolojik farkları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 420Soru

65 yaşında erkek hasta, gut hastalığı ve evre 3 kronik böbrek hastalığı tanılarıyla takip edilmektedir. Hasta, gut ataklarını önlemek amacıyla düzenli olarak günde 0.5 mg kolşisin kullanmaktadır. Acil servise 3 gündür giderek artan yaygın kas ağrıları, proksimal kas güçsüzlüğü ve şiddetli ishal şikayetleri ile başvuruyor. Öyküsünden, 5 gün önce akut sinüzit tanısıyla bir antibiyotik tedavisine başlandığı öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde Kreatinin Kinaz (CK) düzeyi 4800 U/L (N: 20-200) ve kreatinin düzeyi 2.4 mg/dL (bazal: 1.6 mg/dL) olarak saptanıyor.

Bu hastada gelişen klinik tablodan sorumlu olması en muhtemel antibiyotik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klaritromisin

Cevap

Klaritromisin
Klinik tablo (kas ağrısı, yüksek CK, ishal, böbrek fonksiyonunda bozulma), özellikle kronik böbrek hastalığı zemininde gelişen kolşisin toksisitesi ile uyumludur. Kolşisin, CYP3A4 enzimi ve P-glikoprotein (P-gp) taşıyıcısı ile elimine edilir. Klaritromisin, her iki yolağı da güçlü şekilde inhibe eden bir makrolid antibiyotiktir. Bu etkileşim, kolşisin plazma düzeylerinin dramatik şekilde artmasına ve ölümcül olabilen kolşisin toksisitesine (nöromiyopati, rabdomiyoliz, pansitopeni) yol açar. Bu nedenle, kolşisin kullanan hastalarda (özellikle böbrek yetmezliği varsa) klaritromisin ve diğer güçlü CYP3A4 inhibitörleri kontrendikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanıla
Hasta kolşisin kullanırken akut gelişen miyopati (yüksek CK, kas ağrısı) ve gastrointestinal toksisite (ishal) tablosu sergiliyor. Bu durum kolşisin intoksikasyonunu düşündürür.
Kolşisin terapötik aralığı dar bir ilaçtır ve toksisitesi miyopati, nöropati ve kemik iliği baskılanması ile seyreder.
2
Tetikleyici faktörü belirle
Yakın zamanda başlanan antibiyotik tedavisi sonrası semptomların ortaya çıkması, bir ilaç-ilaç etkileşimini işaret eder.
Kolşisin, CYP3A4 enzimi ve P-glikoprotein (P-gp) ile metabolize olur/atılır.
3
Seçeneklerdeki ilaçların farmakokinetik özelliklerini analiz et
Klaritromisin, güçlü bir CYP3A4 ve P-gp inhibitörüdür. Özellikle böbrek yetmezliği olan hastalarda kolşisin düzeylerini toksik seviyelere çıkarır.
Diğer seçeneklerdeki antibiyotiklerin (Beta-laktamlar, Fosfomisin, Tetrasiklinler) bu enzimler üzerinde güçlü inhibitör etkileri yoktur.

Anahtar Kavram

İlaç Etkileşimleri (Kolşisin Toksisitesi)

İpuçları

1
Hastadaki tablo (yüksek CK, kas ağrısı, ishal) kullanılan kronik ilacın toksisitesini (zehirlenmesini) işaret etmektedir.
2
Kolşisin, CYP3A4 enzimi tarafından metabolize edilir. Seçeneklerden hangisi bu enzimi güçlü şekilde inhibe eder?
3
Makrolid grubu antibiyotikler, statinler ve kolşisin gibi ilaçlarla ciddi etkileşimlere girmeleriyle bilinir.

Daha Fazla Pratik

Bu hastada antibiyotik tedavisi zorunluysa ve klaritromisin kullanılacaksa, kolşisin dozunun nasıl ayarlanması veya ilacın ne kadar süre kesilmesi gerektiği üzerine bir soru çözülebilir.

Alternatif Yöntem

İlaç gruplarının metabolizma yollarını hatırlayarak eleme yapılabilir: Beta-laktamlar (Amoksisilin, Sefuroksim) genellikle renal atılır ve hepatik enzim etkileşimleri azdır. Makrolidler (Klaritromisin) ise karaciğer enzimlerini (CYP450) güçlü inhibe etmeleriyle ünlüdür.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 21 / 28Sonraki
Romatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 21 | Examkin