Romatoloji

547 soru

Soru 381Soru

Daha önceden diffüz sistemik skleroz, Raynaud fenomeni ve yutma güçlüğü tanıları olan 4444 yaşında kadın hasta, son 22 haftadır şiddetli eklem ağrıları nedeniyle yüksek doz metilprednizolon (15 mg/gu¨n(\geq 15\text{ mg/gün} prednizolon eşdeğeri )) kullanmaya başlamıştır. Hasta; ani gelişen şiddetli baş ağrısı, görme bulanıklığı ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle acil servise başvurur. Fizik muayenesinde kan basıncı 205/115 mmHg205/115\text{ mmHg} saptanırken, laboratuvar tetkiklerinde kreatinin düzeyinin 0.8 mg/dL0.8\text{ mg/dL}'den 3.2 mg/dL3.2\text{ mg/dL}'ye yükseldiği ve periferik yaymada mikroanjiyopatik hemolitik anemi (şistositler) bulguları olduğu görülüyor. Bu hastada mortaliteyi azaltmada en etkili olan ilk seçenek tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oral kaptopril (ACE inhibitörü)

Cevap

Sistemik skleroz renal krizinde mortaliteyi azaltmada en etkili ilk seçenek tedavi oral ACE inhibitörüdür (Kaptopril).
Sistemik skleroz renal krizinde (SRC) temel patoloji renal vazospazm ve buna bağlı gelişen şiddetli renin-anjiyotensin sistemi aktivasyonudur. Bu tabloda kreatinin yüksekliği bir kontrendikasyon değil, aksine tedavinin aciliyetini gösteren bir bulgudur. Oral ACE inhibitörleri (özellikle kaptopril gibi kısa etkililer), bu vazospazmı çözerek ve RAAS'ı bloke ederek mortaliteyi belirgin şekilde azaltan altın standart tedavidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Sistemik skleroz zemininde yüksek doz steroid kullanımı sonrası gelişen hipertansiyon, akut böbrek hasarı ve mikroanjiyopatik hemolitik anemi (MAHA) bulguları saptandı.
Bu triad (HT, AKI, MAHA) sistemik skleroz renal krizini (SRC) tanımlar.
2
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
Renal vazospazm ve ikincil olarak aşırı renin-anjiyotensin-aldosteron sistemi (RAAS) aktivasyonu olduğu anlaşıldı.
Tedavinin hedefini belirlemek için altta yatan mekanizmayı anlamak gerekir.
3
En etkili tedaviyi seç
Renin-anjiyotensin sistemini bloke eden ACE inhibitörleri (Kaptopril) tercih edildi.
ACE inhibitörleri SRC mortalitesini %70'lerden %10-15'lere düşüren temel tedavidir.

Anahtar Kavram

Sistemik Skleroz Renal Krizi (SRC) Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 382Soru

2222 yaşında kadın hasta; yaklaşık 33 aydır devam eden yorgunluk, güneşe maruziyet sonrası artan yüzde kızarıklık ve diz eklemlerinde ağrı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede her iki yanakta nazolabial sulkusu koruyan eritematöz döküntü ve alt ekstremitelerde pretibial ödem saptanıyor. İdrar tetkikinde 3 g/gu¨n3\ g/gün proteinüri saptanan hastanın laboratuvar incelemesinde C3C3 ve C4C4 seviyeleri düşük, tam kan sayımında ise lökopeni (2.800/mm32.800/mm^3) belirleniyor.

Bu hastada Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) tanısını doğrulamada özgüllüğü en yüksek olan antikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Smith (Anti-Sm) antikoru

Cevap

Anti-Smith (Anti-Sm) antikoru
Anti-Smith (Anti-Sm) antikoru, SLE hastalarının yalnızca %2030\%20-30'unda pozitif saptanmasına rağmen, %99\%99 gibi çok yüksek bir özgüllüğe sahiptir. Bu özelliği nedeniyle TUS ve benzeri sınavlarda SLE için 'en özgül' veya 'patognomonik' marker olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Malar raş (nazolabial korunan), artralji ve proteinüri (>0.5 g/gu¨n>0.5\ g/gün)
Bu bulgular SLE için 2019 EULAR/ACR2019\ EULAR/ACR kriterleri içinde yer alan temel klinik alanlardır.
2
Laboratuvar bulgularının analizi
Hipokomplemantemi (C3,C4C3, C4 düşük) ve lökopeni
Düşük kompleman düzeyleri ve hematolojik sitopeniler SLE tanısını destekleyen önemli kriterlerdir.
3
Tanısal antikorların özgüllük karşılaştırması
Anti-Sm (%99\%99 özgüllük) vs Anti-dsDNA (%95\%95 özgüllük)
SLE tanısında Anti-Sm antikoru, Anti-dsDNA'ya göre daha düşük duyarlılığa sahip olsa da en yüksek özgüllüğe sahip belirteçtir.

Anahtar Kavram

Anti-Smith (Anti-Sm) antikoru, Sistemik Lupus Eritematozus için en yüksek özgüllüğe sahip ve patognomonik kabul edilen otoantikordur.

Daha Fazla Pratik

SLE'de hastalık aktivitesini takip etmede en yararlı olan parametreleri (Anti-dsDNA ve Kompleman düzeyleri) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 383Soru

28 yaşında kadın hasta; üç yıldır sistemik lupus eritematozus (SLESLE) tanısıyla takip edilmektedir. Malar raş, artrit ve plörit öyküsü olan hastanın tedavisi hidroksiklorokin ve düşük doz metilprednizolon ile sürdürülmektedir. Son bir haftadır belirginleşen psikotik belirtiler, işitsel halüsinasyonlar ve dezoryantasyon nedeniyle yakınları tarafından acil servise getiriliyor. Yapılan fizik muayene ve radyolojik incelemelerde santral sinir sistemi enfeksiyonu saptanmıyor; metabolik tablo ve ilaç yan etkileri de dışlanıyor. Bu hastada gelişen klinik tablodan sorumlu olabilecek ve nöropsikiyatrik SLESLE (özellikle psikoz) durumunda özgüllüğü en yüksek olan otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-ribozomal P proteini

Cevap

Anti-ribozomal P proteini, nöropsikiyatrik SLE (özellikle psikoz) durumunda özgüllüğü en yüksek olan otoantikordur.
Doğru yanıt olan seçenek, SLESLE hastalarında görülen nöropsikiyatrik tutulumlar arasında özellikle psikoz ve depresyonla en güçlü ilişkiye sahip olan 'Anti-ribozomal P proteini' antikorudur. Bu antikor, SLESLE tanısı almış bir hastada başka bir neden bulunamayan psikotik tablolarda tanısal destek sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et.
Hasta bilinen bir SLESLE vakası olup yeni gelişen akut psikoz ve konfüzyon (nöropsikiyatrik SLESLE) tablosu sergilemektedir.
Psikoz ve dezoryantasyon, SLESLE'nin nöropsikiyatrik tutulum (NPSLE) kriterleri arasındadır.
2
Olası ayırıcı tanıları dışla.
Enfeksiyon, metabolik bozukluklar ve ilaç yan etkileri dışlandığı için tablo primer SLESLE aktivitesine bağlanmıştır.
Otoantikor testi istenmeden önce ikincil nedenlerin dışlanması tanısal doğruluğu artırır.
3
Klinik tabloya özgü antikor korelasyonunu hatırla.
Anti-ribozomal P proteini antikorları, SLESLE'li hastalarda psikoz ve klinik depresyon için yüksek özgüllüğe sahiptir.
Romatolojik laboratuvar değerlendirmesinde bazı antikorlar sadece tanı için değil, spesifik organ tutulumlarını öngörmek için de kullanılır.

Anahtar Kavram

Sistemik lupus eritematozusta (SLESLE) otoantikorlar ve organ tutulumu ilişkisi.

Daha Fazla Pratik

Nöropsikiyatrik SLE'de anti-nöronal ve anti-NMDAR antikorlarının rolünü gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 384Soru

Nefes darlığı şikayetiyle başvuran 6464 yaşındaki erkek hastanın öyküsünden, 1212 yıldır ellerinde soğukla tetiklenen solukluk ve morarma (Raynaud fenomeni) olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede parmak uçlarında kalsinözis odakları, dudak çevresinde telanjiektaziler ve dirseklerin distaline sınırlı cilt sertleşmesi (sklerodaktili) saptanıyor. Gövdede cilt tutulumu izlenmiyor. Akciğer oskültasyonunda raller duyulmuyor ancak P2 sertleşmiş olarak alınıyor. Yüksek çözünürlüklü akciğer tomografisinde (HRCT) parankimal fibrozis bulgusuna rastlanmıyor.

Bu hastada en olası tanı ve pozitif olması beklenen otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınırlı (Limited) Sistemik Skleroz - Anti-sentromer antikor

Cevap

Sınırlı (Limited) Sistemik Skleroz - Anti-sentromer antikor seçeneği doğrudur.
Hastadaki bulgular (kalsinözis, Raynaud, özofagus dismotilitesi - belirtilmese de CREST'in parçası, sklerodaktili, telanjiektazi) CREST sendromu olarak da bilinen Sınırlı Sistemik Skleroz tablosunu oluşturur. Bu alt tipte akciğer parankimi genellikle korunurken (HRCT normal), pulmoner vasküler yatak etkilenerek Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon (PAH) gelişebilir. Anti-sentromer antikor, bu klinik tablo için en özgül belirteçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Uzun süreli Raynaud, kalsinözis, telanjiektazi ve sadece dirsek distalinde (yüz ve el) cilt tutulumu; Sınırlı (Limited) Sistemik Skleroz (eski adıyla CREST sendromu) ile uyumludur.
Cilt tutulumunun yaygınlığı (dirsek distali vs gövde) alt tip ayrımında temel kriterdir.
2
Akciğer tutulum tipini belirle
Oskültasyonun normal olması ve HRCT'de fibrozis olmaması İnterstisyel Akciğer Hastalığını (İAH) dışlar. P2 sertliği Pulmoner Arteriyel Hipertansiyonu (PAH) düşündürür.
Sınırlı tip sklerodermada en sık görülen ve mortaliteyi belirleyen akciğer komplikasyonu izole PAH'tır.
3
Serolojik eşleştirmeyi yap
Sınırlı Sistemik Skleroz ve PAH birlikteliği güçlü şekilde Anti-sentromer antikor pozitifliği ile ilişkilidir.
Anti-Scl-70 daha çok diffüz tip ve İAH ile ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Sistemik skleroz alt tiplerinin (Sınırlı vs Diffüz) klinik özellikleri, beklenen organ tutulumları (PAH vs İAH) ve antikor ilişkileri (Anti-sentromer vs Anti-Scl-70).
Soru 385Soru

75 yaşında erkek hasta, toplum kökenli pnömoni tanısıyla klaritromisin tedavisi başlandıktan 3 gün sonra sağ ayak başparmağında (1. MTF eklem) aniden gelişen şiddetli ağrı, kızarıklık ve ısı artışı şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde hipertansiyon ve evre 3 kronik böbrek hastalığı (bazal kreatinin: 1.8 mg/dL, eGFR: 38 mL/dk) olduğu öğreniliyor. Eklem aspirasyonunda polarize ışık mikroskobunda negatif çift kırıcı, iğne şeklinde kristaller ve bol nötrofil görülüyor. Bu hastanın akut atak tedavisinde, eşlik eden durumlar ve ilaç etkileşimleri göz önüne alındığında aşağıdaki yaklaşımlardan hangisi en uygun seçenektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntraartiküler veya sistemik metilprednisolon

Cevap

İntraartiküler veya sistemik metilprednisolon
Bu hasta akut gut artriti geçirmektedir. Tedavi seçiminde hastanın komorbiditeleri (KBY) ve kullandığı ilaçlar (Klaritromisin) belirleyicidir. Klaritromisin, güçlü bir CYP3A4 inhibitörüdür ve kolşisin ile birlikte kullanıldığında kolşisin düzeylerini toksik seviyelere çıkararak fatal sonuçlara (pansitopeni, çoklu organ yetmezliği) yol açabilir. Ayrıca hastanın evre 3 KBY'si olması NSAİİ kullanımını (akut böbrek hasarı riski) kısıtlar. Bu durumda en güvenli ve etkili anti-enflamatuar tedavi seçeneği intraartiküler veya sistemik kortikosteroidlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanıyı Doğrula
Negatif çift kırıcı iğne şeklinde kristaller ve podagra kliniği 'Akut Gut Artriti' tanısını koydurur.
Tedavi seçimi kesin tanıya dayanır.
2
Komorbiditeleri ve İlaç Etkileşimlerini Değerlendir
Hasta klaritromisin kullanmaktadır ve evre 3 KBY mevcuttur.
Gut tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu renal fonksiyonlardan ve CYP enzimlerinden etkilenir.
3
Kontrendikasyonları Belirle
NSAİİ'ler (KBY riski) ve Kolşisin (Klaritromisin ile CYP3A4 etkileşimi nedeniyle fatal toksisite riski) kontrendikedir veya çok yüksek risklidir.
Güvenli tedavi seçimi için riskli ilaçlar elenmelidir.
4
En Uygun Tedaviyi Seç
Steroidler (intraartiküler veya sistemik), bu hasta profilinde en güvenli ve etkili seçenektir.
Böbrek fonksiyonlarını bozmaz ve ilaç etkileşimi riski düşüktür.

Anahtar Kavram

Komplike Gut Yönetimi

İpuçları

1
Hastanın kullandığı antibiyotiğe (klaritromisin) ve böbrek fonksiyonlarına dikkat edin.
2
Klaritromisin, CYP3A4 enzimini inhibe eder; bu enzim kolşisinin metabolizmasında kritiktir.
3
Hem NSAİİ hem de Kolşisin bu hasta için yüksek riskli veya kontrendikedir. Geriye kalan tek güvenli anti-enflamatuar seçenek nedir?
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 386Soru

2828 yaşında erkek hasta, yılda en az 44-55 kez tekrarlayan ağrılı oral aftlar ve skrotal bölgede iyileşmiş ülser skarları nedeniyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde sağ gözde hipopiyon ve bilateral vitreus bulanıklığı (posterior üveit) saptanıyor. Bu hastada görme prognozunu düzeltmek ve nüksleri önlemek amacıyla başlanması gereken en uygun sistemik tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Azatioprin ve sistemik kortikosteroid

Cevap

Posterior üveit saptanan Behçet hastasında en uygun tedavi azatioprin ve sistemik kortikosteroid kombinasyonudur.
Behçet hastalığında posterior üveit, kalıcı görme kaybını önlemek amacıyla agresif tedavi gerektiren bir durumdur. EULAR (European Alliance of Associations for Rheumatology) önerilerine göre, posterior segment tutulumu olan hastalarda azatioprin, siklosporin A, interferon-alfa veya anti-TNF ajanların sistemik kortikosteroidlerle birlikte kullanılması birinci basamak yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Tekrarlayan oral aft, genital ülser skarı ve hipopiyonlu üveit birlikteliği saptandı.
Bu bulgular Uluslararası Behçet Hastalığı Tanı Kriterleri (ICBD) uyarınca kesin Behçet hastalığı tanısı koydurur.
2
Tutulumun ciddiyetini ve tedavi gerekliliğini belirle.
Posterior segmenti tutan üveit, görme kaybı riski yüksek olan ciddi bir organ tutulumudur.
Behçet hastalığında tedavi yaklaşımı tutulan organın ciddiyetine göre belirlenir.
3
Güncel kılavuzlara (EULAR) göre tedavi seçimi yap.
Azatioprin ve sistemik kortikosteroid kombinasyonu seçildi.
EULAR önerilerine göre posterior segment tutulumunda azatioprin, siklosporin A veya anti-TNF ajanlar gibi güçlü sistemik immünsüpresifler kullanılmalıdır.

Anahtar Kavram

Behçet hastalığında organ tutulumuna göre tedavi planlaması
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 387Soru

5252 yaşında erkek hasta, sağ ayak orta bölümünde (tarsal eklemler) aniden başlayan şiddetli ağrı, kızarıklık ve şişlik şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde hipertansiyon ve kronik böbrek yetmezliği (Evre3Evre 3) bulunan hastanın aktif olarak furosemid kullandığı öğreniliyor. Fizik muayenede sağ ayakta tarsal bölgede belirgin ısı artışı, eritem ve eklem hareketlerini kısıtlayan ileri derecede hassasiyet saptanıyor. Eklem aspiratının polarize ışık mikroskobunda yapılan incelemesinde; iğne şeklinde, güçlü negatif çift kırılma gösteren kristaller izleniyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 2.42.4 mg/dL olarak saptanıyor.

Bu hastada akut atağın kontrol altına alınması için en uygun tedavi seçeneği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik glukokortikoidler

Cevap

Sistemik glukokortikoidler, böbrek yetmezliği olan hastalarda akut gut atağının tedavisinde tercih edilen seçenektir.
Sistemik glukokortikoidler, hastanın kronik böbrek yetmezliği olması sebebiyle NSAİİ'lerin kontrendike olduğu ve kolşisinin toksisite riskinin arttığı bu klinik senaryoda, inflamasyonu baskılamak için en güvenli seçenektir. Gut tanısı, polarize ışık mikroskobundaki tipik 'negatif çift kırılma' ve 'iğne şekilli kristal' tanımıyla kesinleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve mikroskobik bulguları analiz et.
Aniden başlayan monoartrit, furosemid kullanımı ve polarize ışıkta iğne şeklinde negatif çift kırılma gösteren kristaller 'Akut Gut Artriti' tanısını koydurur.
Gut tanısı için altın standart sinovyal sıvıda monosodyum ürat kristallerinin gösterilmesidir.
2
Hastanın komorbiditelerini ve laboratuvar değerlerini değerlendir.
Hastada hipertansiyon ve kronik böbrek yetmezliği (Cr:2.4Cr: 2.4 mg/dL) mevcuttur.
Tedavi seçimi, eşlik eden hastalıklar ve ilaç kontrendikasyonlarına göre yapılmalıdır.
3
Kontrendikasyonlara göre uygun ilacı seç.
NSAİİ'ler böbrek yetmezliği nedeniyle dışlanır. Kolşisin yüksek dozda risklidir. Ürat düşürücü tedavi (allopurinol) akut dönemde verilmez. Bu durumda glukokortikoidler en uygun tercihtir.
Glukokortikoidler böbrek fonksiyonlarından bağımsız olarak güvenle kullanılabilir.

Anahtar Kavram

Böbrek yetmezliği olan gut hastalarında akut atak yönetiminde NSAİİ kullanımından kaçınılmalı, steroidler tercih edilmelidir.

Daha Fazla Pratik

Akut atak geçtikten sonra başlanacak allopurinol dozunun böbrek fonksiyonlarına göre nasıl ayarlandığını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 388Soru

Otuz sekiz yaşında kadın hasta; soğukta ellerinde morarma, parmaklarında belirgin şişlik ve merdiven çıkarken zorlanma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde ellerde "puffy" (şiş) görünüm, proksimal kas güçsüzlüğü ve akciğer bazallerinde ince raller saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ANA 1:12801:1280 granüler (speckled) patern ve Anti-U1 RNP antikoru yüksek pozitif bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karma bağ dokusu hastalığı

Cevap

Karma bağ dokusu hastalığı
Karma bağ dokusu hastalığı, sistemik lupus eritematozus (SLE), sistemik skleroz ve polimiyozit hastalıklarına ait klinik özelliklerin bir arada görüldüğü bir örtüşme sendromudur. Bu hastalığın tanısı için en spesifik kriter, laboratuvar incelemesinde yüksek titrede Anti-U1 RNP antikorunun pozitif saptanmasıdır. Vakadaki Raynaud fenomeni, 'puffy' parmaklar ve proksimal kas güçsüzlüğü bu örtüşmeyi tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların sentezlenmesi
Raynaud fenomeni, şiş parmaklar (puffy hands) ve proksimal miyopati bulgularının varlığı belirlendi.
Bu bulgular birden fazla bağ dokusu hastalığının (SLE, skleroderma, miyozit) özelliklerini içerir.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Yüksek titrede granüler ANA ve Anti-U1 RNP pozitifliği saptandı.
Anti-U1 RNP antikoru, Karma Bağ Dokusu Hastalığı (KBDH) için patognomonik kabul edilen bir belirteçtir.
3
Ayırıcı tanı ve kesin sonuç
Karma Bağ Dokusu Hastalığı tanısına ulaşıldı.
Klinik 'overlap' (örtüşme) tablosu ve spesifik antikor varlığı tanıyı doğrular.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısında yüksek titre Anti-U1 RNP antikorunun varlığı ve klinik örtüşme sendromu.

Daha Fazla Pratik

Anti-U1 RNP pozitifliği olan bir hastada gelişebilecek en önemli komplikasyonlardan biri olan pulmoner hipertansiyon konusunu gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 389Soru

6262 yaşında, 1515 yıldır seropozitif Romatoid Artrit (RARA) tanısıyla takip edilen erkek hasta, kolesistektomi operasyonu planlanarak cerrahi servisine yatırılıyor. Hastanın son birkaç aydır boyun ağrısı, ellerinde uyuşma ve yürüme sırasında dengesizlik şikayetleri olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde boyun hareketlerinde kısıtlılık ve alt ekstremitelerde patolojik refleks pozitifliği (Babinski) saptanıyor. Bu hastada genel anestezi altında uygulanacak entübasyon öncesinde, olası bir spinal kord hasarını önlemek amacıyla yapılması gereken en uygun ilk tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fleksiyon ve ekstansiyon lateral servikal grafi

Cevap

Uzun süreli Romatoid Artrit tanılı hastalarda cerrahi öncesi servikal instabiliteyi (atlantoaksiyel subluksasyon) değerlendirmek için en uygun ilk tetkik fleksiyon ve ekstansiyon lateral servikal grafidir.
Romatoid Artrit hastalarında odontoid çıkıntıyı tutan transvers ligamanın erozyonu veya gevşemesi sonucu C1-C2 ekleminde instabilite gelişir. Bu durum, anestezi sırasında entübasyon manevraları ile spinal korda bası yaparak ani ölüme veya felce yol açabilir. Fleksiyon ve ekstansiyon grafileri, bu instabiliteyi (atlantodental mesafenin açılmasını) göstermek için kullanılan ilk basamak, altın standart tarama yöntemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik verilerini analiz et.
Uzun süreli (1515 yıl), seropozitif RA tanısı olan bir hastada boyun ağrısı ve nörolojik bulgular (parestezi, Babinski pozitifliği) mevcuttur.
Bu bulgular, RA'nın ciddi bir komplikasyonu olan atlantoaksiyel subluksasyona bağlı spinal kord basısını düşündürür.
2
Cerrahi öncesi anestezi riskini değerlendir.
Entübasyon sırasında yapılan boyun ekstansiyonu, instabil olan C1-C2 ekleminde tam subluksasyona ve quadriplejiye/ölüme yol açabilir.
Entübasyon manevrasının güvenliğini sağlamak için instabilitenin derecesini bilmek gerekir.
3
Tanısal görüntüleme yöntemini seç.
Fleksiyon ve ekstansiyon (dinamik) lateral servikal grafiler istenmelidir.
Atlantodental aralığın (ADI) fleksiyonda 3 mm3\text{ mm}'nin üzerine çıkması instabiliteyi kanıtlayan en pratik ilk basamak yöntemdir.

Anahtar Kavram

Romatoid Artrit'te atlantoaksiyel subluksasyon ve preoperatif servikal instabilite taraması.
Soru 390Soru

6262 yaşında erkek hasta, 2020 yıldır devam eden ve son yıllarda sıklaşan eklem ağrıları şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde el küçük eklemleri, dirsek ve aşil tendonları üzerinde ağrısız, sert nodüller (tofüs) saptanıyor. Akut atak sırasında yapılan eklem aspirasyonunda polarize mikroskopta iğne şeklinde, kuvvetli negatif çift kırılımlı kristaller saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde Evre 44 Kronik Böbrek Yetmezliği (GFR: 2222 mL/dk/1.731.73 m 2^2), NYHA Sınıf III Kalp Yetersizliği ve geçirilmiş peptik ülser öyküsü mevcuttur. Laboratuvar incelemesinde serum ürik asit düzeyi 9.89.8 mg/dL olarak saptanıyor. İki hafta önce geçirdiği akut artrit atağı sistemik steroid tedavisi ile düzelen ve şu an asemptomatik olan bu hastada, ürat düşürücü tedavi (ÜDT) planlanmaktadır.

Bu hasta için en uygun ÜDT başlangıç ve izlem stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Allopurinol 5050 mg/gün dozunda başlanmalı, hedef ürik asit düzeyi <5< 5 mg/dL olacak şekilde doz titre edilmeli ve profilakside düşük doz steroid (<10< 10 mg/gün) kullanılmalıdır.

Cevap

Allopurinolün düşük doz başlanıp titre edildiği, ürik asit hedefinin <5< 5 mg/dL tutulduğu ve düşük doz steroid ile profilaksi sağlanan strateji doğrudur.
Doğru seçenek olan stratejide, tofüslü gut hastası için kılavuzların önerdiği en düşük hedef düzey (<5< 5 mg/dL) baz alınmıştır. Hastanın Evre 44 KBY'si olması nedeniyle Allopurinol tedavisine en güvenli doz olan 5050 mg ile başlanması ve titre edilmesi önerilmiştir. Ayrıca hastanın kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve peptik ülser öyküsü nedeniyle NSAİİ'ler kontrendike, kolşisin ise toksisite açısından yüksek riskli kabul edildiğinden, profilakside düşük doz steroid kullanımı en rasyonel yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik evreleme yapılması
Hastada tofüs varlığı, hastalığın kronik tofüslü gut evresinde olduğunu gösterir.
Tedavi hedefleri hastalığın klinik evresine göre belirlenir.
2
Serum ürik asit hedefinin belirlenmesi
Tofüslü hastalarda kristal yükünün azaltılmasını hızlandırmak için hedef <5< 5 mg/dL olarak belirlenir.
Doyum noktasının (6.86.8 mg/dL) ne kadar altına inilirse tofüslerin rezolüsyonu o kadar hızlı olur.
3
Eşlik eden hastalıkların (komorbidite) değerlendirilmesi
Evre 44 KBY, NYHA III KY ve peptik ülser varlığı saptandı.
Bu hastalıklar NSAİİ ve kolşisin kullanımını kısıtlar veya kontrendike kılar.
4
Güvenli ilaç ve doz seçimi
Allopurinol 5050 mg gibi düşük bir dozla başlanmalı ve yavaşça titre edilmelidir.
KBY'de Allopurinol Aşırı Duyarlılık Sendromu riski yüksektir; düşük doz başlanması bu riski minimize eder.
5
Profilaksi yönteminin seçilmesi
NSAİİ ve Kolşisin riskli olduğu için düşük doz (<10< 10 mg/gün) oral steroid tercih edilir.
ÜDT başlarken serum ürik asit düzeyindeki ani düşüşler akut atakları tetikleyebilir; 33-66 ay profilaksi gereklidir.

Anahtar Kavram

Kronik tofüslü gutta, komorbiditeleri (KBY, KY) olan hastada 'hedefe göre tedavi' (treat-to-target) stratejisi ve güvenli profilaksi seçimi.

Alternatif Yöntem

Eğer hastanın steroid kullanımı için de kontrendikasyonu olsaydı (kontrolsüz diyabet vb.), IL-11 inhibitörleri (Anakinra) profilaksi ve atak tedavisinde bir seçenek olabilirdi.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 391Soru

4545 yaşında kadın hasta, 66 ay önce Romatoid Artrit (RARA) tanısı alarak haftalık 15 mg15\text{ mg} metotreksat tedavisi başlanmıştır. Son bir haftadır ağızda yaygın ağrılı aftöz ülserler ve halsizlik şikayeti ile başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 10.2 g/dL10.2\text{ g/dL}, MCV 106 fL106\text{ fL}, beyaz küre 3.100/mm33.100/\text{mm}^3 ve trombosit 142.000/mm3142.000/\text{mm}^3 saptanıyor. Bu hastadaki klinik ve laboratuvar bulgularının gelişimini önlemek amacıyla tedaviye eklenmesi gereken en uygun ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Folik asit

Cevap

Metotreksat tedavisi alan Romatoid Artrit hastalarında mukozit (aftöz ülserler) ve hematolojik toksisiteyi (makrositer anemi, lökopeni) önlemek için folik asit eklenmelidir.
Doğru yanıt olan seçenek, metotreksatın etki mekanizması gereği ortaya çıkan folat eksikliğini yerine koyarak mukozal ve hematolojik toksisiteyi önleyen ajandır. Metotreksat, dihidrofolat redüktaz enzimini inhibe ederek pürin sentezini durdurur; folik asit desteği ise bu toksik etkileri azaltmak amacıyla rutin tedavide (genellikle haftada 5 mg5\text{ mg} veya haftalık dozdan bir gün sonra) önerilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada haftalık metotreksat kullanımı sonrası stomatit (oral ülserler) ve makrositer anemi ile seyreden kemik iliği baskılanması bulguları mevcut.
Bu bulgular metotreksatın en yaygın doz bağımlı yan etkileridir.
2
İlacın etki mekanizmasını hatırla
Metotreksat, dihidrofolat redüktaz enzimini irreversibl bağlayarak dihidrofolatın tetrahidrofolata dönüşümünü engeller.
Pürin ve pirimidin sentezi aksadığı için hızlı bölünen hücrelerde (mukoza, kemik iliği) hasar oluşur.
3
Önleyici tedaviyi belirle
Folik asit (veya folinik asit) takviyesi, ilacın terapötik etkisini bozmadan bu yan etkilerin insidansını belirgin şekilde azaltır.
Hücrelerin folat ihtiyacını karşılayarak toksisiteyi minimize eder.

Anahtar Kavram

Metotreksat Toksisitesi ve Folat Profilaksisi

Daha Fazla Pratik

Metotreksata bağlı karaciğer enzim yüksekliği durumunda da folik asit dozunun veya kullanım şeklinin gözden geçirilmesi gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 392Soru

3030 yaşında erkek hasta, yaklaşık 11 yıldır devam eden, sabahları daha belirgin olan ve hareketle azalan bel ağrısı şikayetinin yanında, her iki gözünde tekrarlayan kızarıklık ve ağrı (üveit) öyküsü ile başvuruyor. Fizik muayenede sakroiliak eklemler üzerinde hassasiyet saptanıyor. Bu hastanın klinik tablosu ve tanısal süreci değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: HLAB27HLA-B27 pozitifliği ile ilişkili bir spondiloartropati tablosu

Cevap

HLAB27HLA-B27 pozitifliği ile ilişkili bir spondiloartropati tablosu en olası tanıdır.
Hastada tarif edilen kronik inflamatuar bel ağrısı (hareketle azalan, sabah tutukluğu olan), fizik muayenedeki sakroiliak hassasiyet ve eşlik eden tekrarlayan üveit atakları, aksiyel spondiloartropati grubunu (başta Ankilozan Spondilit olmak üzere) işaret eder. Bu hastalık grubu seronegatiftir ve HLAB27HLA-B27 geni ile çok güçlü bir genetik birliktelik gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın bel ağrısının karakterini analiz et.
Ağrının 11 yıldır sürmesi (kronik), sabahları belirgin olması ve hareketle azalması 'inflamatuar bel ağrısı' kriterlerini karşılar.
Mekanik ağrılar istirahatle düzelirken, inflamatuar ağrılar hareketle düzelir.
2
Ekstra-artiküler ve fizik muayene bulgularını değerlendir.
Tekrarlayan üveit öyküsü ve sakroiliak hassasiyet, aksiyel spondiloartropati tanısını güçlü bir şekilde destekler.
Üveit, spondiloartropatilerde en sık görülen eklem dışı tutulumdur.
3
Olası hastalık grubuyla laboratuvar ilişkisini kur.
Bu tabloyu en iyi açıklayan durum HLAB27HLA-B27 pozitifliği ile karakterize seronegatif spondiloartropatilerdir.
Spondiloartropatiler seronegatiftir (RFRF ve AntiCCPAnti-CCP negatiftir) ve HLAB27HLA-B27 ile güçlü ilişki gösterirler.

Anahtar Kavram

İnflamatuar bel ağrısı, sakroiliit ve üveit birlikteliği spondiloartropatiler (özellikle Ankilozan Spondilit) için tipiktir ve bu grup hastalıklar genellikle HLAB27HLA-B27 pozitifliği ile ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

İnflamatuar bel ağrısının mekanik bel ağrısından temel farklarını ve ASASASAS kriterlerini tekrar edin.
Tahmini Süre:45s
Soru 393Soru

2929 yaşında erkek hasta; son bir yıldır tekrarlayan ağrılı oral aftlar, skrotumda iyileşirken iz bırakan ülserler ve her iki bacak ön yüzünde ağrılı kırmızı nodüler döküntüler şikayetiyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde ayrıca ön kolda yüzeyel gezici tromboflebit ile uyumlu kord benzeri palpabl ven saptanıyor. Hastaya yapılan paterji testi pozitif sonuçlanıyor.

Bu klinik tabloya göre en olası tanı olan Behçet hastalığı, Chapel Hill 2012 vaskülit sınıflamasına göre aşağıdaki gruplardan hangisinde yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Değişken damar vasküliti

Cevap

Behçet hastalığı, Chapel Hill 2012 sınıflamasına göre "Değişken Damar Vasküliti" grubunda yer almaktadır.
Behçet hastalığı, Chapel Hill 2012 Konsensus Konferansı sınıflamasında, vücuttaki her çapta damarı (küçük, orta ve büyük) etkileyebilmesi ve hem arterleri hem de venleri tutabilmesi nedeniyle 'Değişken Damar Vasküliti' (Variable Vessel Vasculitis) grubuna dahil edilmiştir. Bu gruptaki diğer bir örnek ise Cogan sendromudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların sentezlenmesi
Tekrarlayan oral ve genital ülserler, eritema nodozum, yüzeyel tromboflebit ve pozitif paterji testi varlığı Behçet hastalığı tanısını koydurur.
Uluslararası Behçet Hastalığı Çalışma Grubu kriterlerine göre bu bulgular tanısal değer taşır.
2
Vasküler tutulum tipinin belirlenmesi
Behçet hastalığı hem arterleri (örneğin pulmoner arter anevrizması) hem de venleri (örneğin DVT, yüzeyel tromboflebit) tutabilir. Ayrıca büyük, orta ve küçük çaplı damarların tümünü etkileyebilir.
Hastalığın patognomonik özelliği vasküler tutulumda çap sınırlaması olmamasıdır.
3
Sınıflandırma sistemine yerleştirme
Chapel Hill 2012 sınıflaması, bu tip heterojen damar tutulumu gösteren hastalıkları "Değişken Damar Vasküliti" olarak kategorize eder.
Sınıflandırma, tutulan damar çapı ve tipine göre standardize edilmiştir.

Anahtar Kavram

Behçet hastalığı, her çapta arter ve veni tutabilen, özgün bir 'değişken damar vasküliti'dir.

Daha Fazla Pratik

Behçet hastalığında vasküler tutulumun arteriyel anevrizmalar ve venöz trombozlar şeklinde karşımıza çıkabileceğini, özellikle pulmoner arter anevrizmalarının yüksek mortalite ile ilişkili olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 394Soru

Kırk sekiz yaşında kadın hasta; halsizlik, yaygın artralji, ağız kuruluğu ve gözlerde batma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki parotis bezinde ağrısız şişlik ve skleralarda kuruluk saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH) 8585 mm/saatmm/saat, romatoid faktör (RFRF) pozitif ve ANA 1:3201:320 (benekli patern) saptanırken, C-reaktif protein (CRPCRP) düzeyi normal bulunuyor. Bu hastadaki laboratuvar bulguları değerlendirildiğinde, ESHESH ve CRPCRP düzeyleri arasındaki bu belirgin uyumsuzluğun (sedimentasyon-CRP disosiasyonu) en olası patofizyolojik açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Poliklonal hipergammaglobulinemiye bağlı eritrosit kümelenmesi

Cevap

ESH ve CRP uyumsuzluğunun temel nedeni, Sjögren sendromundaki poliklonal hipergammaglobulineminin eritrosit rulo formasyonunu artırarak sedimentasyon hızını yükseltmesidir.
Doğru seçenek olan poliklonal hipergammaglobulinemi, Sjögren sendromunun karakteristik bir bulgusudur. Globulinler pozitif yüklü proteinler oldukları için eritrositlerin yüzeyindeki negatif yükleri (zeta potansiyeli) nötralize ederler. Bu durum eritrositlerin birbirine yapışarak 'rulo formasyonu' (rouleaux) oluşturmasına ve yerçekimi etkisiyle daha hızlı çökelmesine (yüksek ESH) neden olur. Ancak Sjögren sendromunda, SLE'de olduğu gibi, IL6IL-6 aracılı CRP sentezi genellikle uyarılmaz; bu nedenle CRP düzeyi normal kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar verilerini (yüksek ESH, normal CRP) analiz et.
Sedimentasyon-CRP disosiasyonu olduğu saptandı.
Tanısal süreçte hastalık aktivitesi ve eşlik eden durumların ayırımı için gereklidir.
2
Sjögren sendromunda görülen protein metabolizması değişikliklerini hatırla.
Belirgin poliklonal hipergammaglobulinemi varlığı saptandı.
ESH'nin protein yapısındaki değişikliklerden (özellikle globulin ve fibrinojen) nasıl etkilendiğini belirlemek için.
3
Seçenekler arasından patofizyolojik mekanizmayı doğrula.
Globulinlerin eritrosit zeta potansiyelini azaltarak rulo (rouleaux) formasyonuna yol açtığı ve bunun ESH'yi artırdığı sonucuna varıldı.
Soruda istenen patofizyolojik açıklamayı kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Sjögren Sendromu ve SLE gibi durumlarda görülen sedimentasyon-CRP disosiasyonu.
Soru 395Soru

24 yaşında erkek hasta, çocukluğundan beri tekrarlayan, 131-3 gün süren ateş ve şiddetli karın ağrısı atakları ile takip edilmektedir. Fizik muayenesinde ataklar dışında özellik saptanmayan hastanın genetik analizinde *MEFV* geninde homozigot M694VM694V mutasyonu saptanmıştır. Bu hasta ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu hastada görülebilecek en karakteristik deri bulgusu, genellikle soğuk maruziyeti ile tetiklenen ürtiker benzeri döküntülerdir.

Cevap

Ailevi Akdeniz Ateşi'nde (AAA) karakteristik deri bulgusu ürtiker benzeri döküntü değil, erizipel benzeri eritemdir.
Ailevi Akdeniz Ateşi'nde (AAA) görülen deri bulgusu 'erizipel benzeri eritem'dir. Genellikle diz altı, ayak bileği veya ayağın üst kısmında yerleşen, keskin sınırlı, eritemli, ödemli ve sıcak bir plak şeklindedir. Seçenekte belirtilen soğukla tetiklenen ürtiker benzeri döküntüler ise Kriyopirin İlişkili Periyodik Sendromlar (CAPS) grubu hastalıklar için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın kliniğini ve genetik bulgusunu analiz et.
Tekrarlayan kısa süreli ateş, karın ağrısı ve M694VM694V homozigotluğu Ailevi Akdeniz Ateşi (AAA) tanısını doğrular.
M694VM694V, Türkiye'de en sık görülen ve amiloidoz riski en yüksek olan mutasyondur.
2
Seçeneklerdeki tedavi ve komplikasyon bilgilerini değerlendir.
Kolşisin kullanımı ve direnç durumunda IL1IL-1 blokajı AAA için standart yönetim protokolüdür.
Amiloidoz gelişimini önlemek için inflamasyonun tam kontrolü şarttır.
3
Deri bulgularını ayırıcı tanı açısından incele.
Soğukla tetiklenen ürtiker benzeri döküntü AAA'da değil, NLRP3NLRP3 mutasyonu ile seyreden CAPS tablolarında görülür.
AAA'da görülen erizipel benzeri eritem genellikle alt ekstremitede, keskin sınırlı ve ağrılı bir plak şeklindedir.

Anahtar Kavram

AAA'da klinik seyir, amiloidoz riski taşıyan mutasyonlar ve karakteristik deri bulgusu ayrımı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 396Soru

3838 yaşında kadın hasta, soğukta ellerinde morarma, parmaklarda şişlik ve yutma güçlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ellerde ve parmaklarda yaygın şişlik (puffypuffy handshands), el eklemlerinde sinovit ve proksimal kas gruplarında hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ANAANA 1/12801/1280 (benekli patern) ve yüksek titrede AntiU1Anti-U1 RNPRNP pozitifliği saptanırken; AntidsDNAAnti-dsDNA, AntiSmAnti-Sm ve AntiScl70Anti-Scl-70 negatif bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı ve bu hastalık grubunda en sık görülen mortalite nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karma bağ dokusu hastalığı - Pulmoner arteriyel hipertansiyon

Cevap

Karma bağ dokusu hastalığı tanılı hastalarda prognozu belirleyen en önemli komplikasyon ve en sık mortalite nedeni pulmoner arteriyel hipertansiyondur.
Hastanın klinik tablosu Raynaud fenomeni, parmaklarda yaygın şişlik, eklem iltihabı ve kas tutulumu gibi farklı bağ dokusu hastalıklarının özelliklerini barındırmaktadır. Bu tabloya eşlik eden yüksek titre AntiU1Anti-U1 RNPRNP pozitifliği, Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) için tanı koydurucudur. MCTD hastalarında en sık karşılaşılan mortalite nedeni ise pulmoner arteriyel hipertansiyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Raynaud fenomeni, 'puffy hands', sinovit ve miyozit bulgularının bir arada olması bir 'overlap' (örtüşme) sendromuna işaret eder.
MCTD; SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit bulgularının karışımıyla karakterize bir hastalıktır.
2
Serolojik verileri değerlendir
Yüksek titre Anti-U1 RNP pozitifliği, MCTD tanısı için zorunlu ve ayırt edici kriterdir.
Diğer spesifik antikorların (Anti-dsDNA, Anti-Scl-70 vb.) negatif olması tanıyı MCTD lehine kesinleştirir.
3
Prognoz ve mortalite bilgisini sorgula
MCTD hastalarında en sık ölüm nedeni belirlendi.
Literatürde ve TUS kaynaklarında MCTD'de en sık ölüm nedeni olarak pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH) vurgulanmaktadır.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısı için yüksek titre Anti-U1 RNP şarttır ve en sık ölüm nedeni Pulmoner Arteriyel Hipertansiyondur.

İpuçları

1
Hastadaki bulguların birden fazla romatizmal hastalığı (SLE, skleroderma, miyozit) andırdığına dikkat edin.
2
Laboratuvarda saptanan yüksek titre AntiU1Anti-U1 RNPRNP, bu 'karışık' tabloyu tek bir tanı altında toplar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 397Soru

42 yaşında erkek hasta, sağ omuzunda yaklaşık 6 aydır devam eden, ağrısız seyreden ancak giderek artan şişlik ve hareket kısıtlılığı şikayetiyle başvuruyor. Hastanın öyküsünden her iki elinde ısıyı algılamada güçlük olduğu ve parmaklarında tekrarlayan ağrısız yanıkların geliştiği öğreniliyor. Fizik muayenede sağ omuz ekleminde ileri derecede hipermobilite ve krepitasyon saptanıyor. Radyografide humerus başında ileri derecede destrüksiyon, eklem aralığında yaygın kemik fragmantasyonu (debris) ve periartiküler yumuşak doku kalsifikasyonları izleniyor. Bu hastada kesin tanıyı doğrulamak için yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Servikal spinal manyetik rezonans görüntüleme (MRG)

Cevap

Tanıyı doğrulamak için servikal spinal manyetik rezonans görüntüleme (MRG) yapılması en uygun yaklaşımdır.
Hastada görülen ağrısız, ileri derecede destrüktif omuz eklemi (nöropatik artropati/Charcot eklemi) ve ellerdeki disosiye duyusal kusur (ağrı-ısı duyusu kaybı, dokunma duyusunun korunması) siringomiyelinin klasik sunumudur. Siringomiyeli omuriliğin santral kanalının genişlemesiyle karakterizedir ve omuz ekleminin proprioseptif/ağrı duyusunu bozarak tekrarlayan mikrotravmalara ve mekanik yıkıma yol açar. Bu patolojiyi görüntülemek için en uygun tetkik servikal spinal MRG'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Ağrısız ancak ileri derecede destrüktif (Charcot eklemi) bir omuz eklemi saptandı.
Eklemdeki harabiyete rağmen ağrı olmaması nöropatik bir zemini işaret eder.
2
Eşlik eden nörolojik bulguların değerlendirilmesi
Isı duyusu kaybı ve ağrısız yanıklar (disosiye duyu kusuru) saptandı.
Ağrı ve ısı duyusunun kaybı, dokunma duyusunun korunması tipik olarak santral kanal patolojilerini (siringomiyeli) gösterir.
3
Lokalizasyon ve etiyoloji eşleşmesi
Üst ekstremite Charcot eklemi + Siringomiyeli ilişkisi kuruldu.
Alt ekstremitede Charcot ekleminin en sık nedeni diyabet iken, üst ekstremitede (özellikle omuz ve dirsek) en sık neden siringomiyelidir.
4
Tanısal tetkik seçimi
Servikal spinal MRG planlandı.
Siringomiyeli (omurilik içinde sıvı dolu kavite) tanısında altın standart görüntüleme yöntemi MRG'dir.

Anahtar Kavram

Nöropatik Artropati (Charcot Eklemi) ve Siringomiyeli İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Nöropatik artropatinin alt ekstremitede (ayak/ayak bileği) en sık nedeninin Diyabetes Mellitus olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 398Soru

Kasık ve uyluk bölgesine yayılan ağrı nedeniyle polikliniğe başvuran 7272 yaşındaki erkek hasta, ağrısının özellikle uzun süre ayakta kalmakla ve yürümekle arttığını, istirahatle geçtiğini ifade etmektedir. Özgeçmişinde hipertansiyon ve iki yıl önce geçirilmiş miyokard enfarktüsü öyküsü bulunan hastanın yapılan fizik muayenesinde sağ kalça eklem hareketleri kısıtlı olup özellikle iç rotasyonun 1515^\circ ile sınırlı ve ağrılı olduğu saptanmıştır. Pelvis grafisinde sağ koksofemoral eklem aralığında daralma, subkondral skleroz ve asetabulum kenarında belirgin osteofit formasyonları gözlenmiştir.

Bu hastanın tanısı, klinik özellikleri ve yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalça osteoartritinde fizik muayenede saptanan en duyarlı ve erken klinik bulgulardan biri iç rotasyon kısıtlılığıdır.

Cevap

Kalça osteoartritinde fizik muayenede saptanan en duyarlı ve erken klinik bulgulardan biri iç rotasyon kısıtlılığıdır.
Kalça osteoartritinde (koksartroz), eklem kıkırdağındaki kayıp ve kemiksel değişiklikler sonucunda eklem hareket açıklığı azalır. Özellikle kalçanın iç rotasyonu, muayenede saptanan en duyarlı ve genellikle ilk kaybedilen hareket yönüdür. Bu durum tanıda klinisyeni doğrudan kalça eklemi patolojisine yönlendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve ağrı karakterinin değerlendirilmesi
Hastanın ileri yaşta olması, ağrının aktiviteyle artıp istirahatle geçmesi (mekanik ağrı) ve sabah tutukluğunun kısa süreli olması osteoartrit (OA) lehinedir.
İnflamatuar ve dejeneratif eklem hastalıklarını klinik özelliklerine göre ayırt etmek için gereklidir.
2
Fizik muayene bulgularının analizi
Kalça ekleminde iç rotasyon ve abdüksiyon kısıtlılığı saptanması, koksofemoral eklem patolojisini (özellikle OA) gösteren en spesifik bulgulardan biridir.
Kalça osteoartritinin erken tanısında fizik muayenenin önemini vurgular.
3
Radyolojik bulguların yorumlanması
Grafideki eklem aralığında daralma, subkondral skleroz ve osteofitler, OA'nın klasik radyolojik triadıdır.
Tanıyı radyolojik kriterlerle doğrulamak için gereklidir.
4
Yönetim planının hastaya özel (komorbiditeler dahilinde) belirlenmesi
Koroner arter hastalığı ve hipertansiyonu olan bir hastada NSAİİ'lerden kaçınılmalı, parasetamol veya lokal tedaviler öncelenmelidir.
Tedavinin güvenliğini ve hastanın kardiyovasküler risk profilini korumak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kalça osteoartritinde klinik prezentasyon ve muayene bulguları
Soru 399Soru

2626 yaşında erkek hasta; her iki bacakta basmakla solmayan ağrılı döküntüler, dizlerinde ağrı ve kramp tarzında karın ağrısı şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede alt ekstremitelerde palpabl purpuralar saptanıyor. Deri biyopsisinde küçük damarları tutan lökositoklastik vaskülit ve immünfloresan incelemede damar duvarında belirgin depolanmalar izleniyor. Bu klinik tablo ve biyopsi bulguları ile en olası tanı olan hastalık, Chapel Hill 20122012 sınıflamasına göre aşağıdaki grupların hangisinde yer almaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmmün kompleks ilişkili küçük damar vasküliti

Cevap

İmmün kompleks ilişkili küçük damar vasküliti
Hastada tarif edilen palpabl purpura, artralji ve karın ağrısı semptomları IgA vasküliti (Henoch-Schönlein purpurası) ile tam uyumludur. Biyopside saptanan immün depolanmalar, bu hastalığın Chapel Hill 20122012 sınıflamasına göre 'İmmün kompleks ilişkili küçük damar vasküliti' grubunda yer aldığını kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin analizi
Genç bir erkekte palpabl purpura, artralji ve abdominal ağrı varlığı IgA vaskülitini (Henoch-Schönlein Purpurası) düşündürür.
Bu semptomlar hastalığın klasik klinik triadıdır.
2
Biyopsi bulgularının değerlendirilmesi
Lökositoklastik vaskülit ve damar duvarında immün depolanma (karakteristik olarak IgA), tanıyı destekler.
HSP'de damar duvarında immünoglobulinlerin depolanması patognomoniktir.
3
Sınıflandırma sistemine yerleştirme
HSP, Chapel Hill 20122012 sınıflamasında immün kompleks aracılı küçük damar vaskülitleri kategorisindedir.
Küçük damarları tutması ve 'pauci-immün' olmayan yapısı bu grubun temel özellikleridir.

Anahtar Kavram

IgA vasküliti (Henoch-Schönlein Purpurası), damar duvarında IgA içeren immün komplekslerin depolandığı bir küçük damar vaskülitidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 400Soru

4242 yaşında kadın hasta, son 33 aydır omuz ve kalça çevresinde belirgin simetrik kas güçsüzlüğü ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde üst göz kapaklarında ödemli viyolasö renkli döküntü ve el parmak eklemleri (metakarpofalangeal ve proksimal interfalangeal) dorsal yüzünde eritemli skuamlı papüller izleniyor. Laboratuvarda serum kreatin kinaz (CK) düzeyi 38003800 U/L olarak saptanıyor. Hastanın yapılan toraks BT ve solunum fonksiyon testlerinde interstisyel akciğer hastalığına ait bulgu saptanmıyor.

Bu klinik tabloya sahip bir hastada saptanması en olası, klasik deri bulguları ile karakterize ve diğer miyozit spesifik antikorlara göre daha iyi bir prognozla ilişkili olan otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Mi-2

Cevap

Dermatomiyozitin klasik deri bulguları ile ilişkili ve iyi prognoz göstergesi olan Anti-Mi-2 antikoru bu tablo için en olasıdır.
Hastada saptanan heliotrop raş ve Gottron papülleri dermatomiyozit tanısını kesinleştirir. Miyozit spesifik antikorlar arasında Anti-Mi-2, bu klasik deri bulguları ile en güçlü korelasyona sahip olan antikor olup, interstisyel akciğer hastalığı riskinin düşük olması ve tedaviye iyi yanıt verilmesi nedeniyle prognozun daha iyi olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Proksimal kas güçsüzlüğü + Heliotrop raş + Gottron papülleri = Dermatomiyozit (DM)
Bu deri bulguları dermatomiyozit için patognomoniktir.
2
Akciğer tutulumunun sorgulanması
Toraks BT ve SFT normal = İnterstisyel akciğer hastalığı (İAH) yok
Miyozit spesifik antikorların (MSA) birçoğu akciğer tutulumu riskine göre ayrılır.
3
Antikor-Klinik eşleştirmesi
Anti-Mi-2 pozitifliği
Anti-Mi-2, klasik kutanöz DM bulguları olan, İAH riski düşük ve tedaviye yanıtı iyi olan hastalarda en sık saptanan miyozit spesifik antikordur.

Anahtar Kavram

Anti-Mi-2 antikoru, dermatomiyozitin klasik deri bulguları ile ilişkili olup, interstisyel akciğer hastalığı riskinin düşüklüğü ve steroid tedavisine iyi yanıtla karakterize daha iyi bir prognoza işaret eder.

Daha Fazla Pratik

Dermatomiyozit tanısı alan bir hastada, Anti-TIF1-gama veya Anti-NXP2 pozitifliği durumunda yaşa uygun malignite taramasının önemini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 20 / 28Sonraki