Romatoloji

547 soru

Soru 421Soru

1717 yaşında erkek hasta, çocukluğundan itibaren yaklaşık ayda bir tekrarlayan, 131-3 gün süren ateş ve şiddetli karın ağrısı atakları ile başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ ayak bileği üzerinde sınırları keskin, ağrılı, sıcak, erizipel benzeri eritem saptanıyor. Hastanın amcasının 3030 yaşında "böbrek yetmezliği" nedeniyle kaybedildiği öğreniliyor. Bu hastada tanı ve tedavi yaklaşımı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En olası tanı Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) olup, tedavide temel amaç atakları kontrol altına almanın yanı sıra AAAA tipi amiloidozu önlemektir.

Cevap

En olası tanı Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) olup, tedavide temel amaç atakları kontrol altına almanın yanı sıra AAAA tipi amiloidozu önlemektir.
Hastanın tariflediği 131-3 gün süren tekrarlayan ateş ve karın ağrısı atakları, fizik muayenede saptanan erizipel benzeri eritem ve ailedeki amiloidozla uyumlu böbrek yetmezliği öyküsü Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) tanısını kesinleştirir. FMF yönetiminde kolşisin kullanımının asıl amacı, hastayı ağrılardan kurtarmanın ötesinde, sistemik AAAA tipi amiloidoz gelişimini engellemektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptom sürelerini ve ek bulgularını değerlendir.
Atakların 131-3 gün sürmesi ve karın ağrısına eşlik eden erizipel benzeri eritem saptanması.
Kısa süreli serozit atakları ve spesifik döküntü FMF için en güçlü ipuçlarıdır.
2
Aile öyküsündeki böbrek yetmezliğini yorumla.
Genç yaşta ölüm ve böbrek yetmezliği, tedavi edilmemiş FMF zemininde gelişen sekonder (AAAA) amiloidozu düşündürür.
FMF'in en ciddi ve yaşamı tehdit eden komplikasyonu amiloidozdur.
3
Tedavi hedeflerini belirle.
Ömür boyu kolşisin tedavisi ile atak sıklığını azaltmak ve subklinik inflamasyonu baskılayarak amiloidozu önlemek.
Kolşisin, FMF yönetiminde amiloidoz gelişimini engellediği kanıtlanmış tek ajandır.

Anahtar Kavram

FMF tanısı klinik olarak konur ve amiloidoz riskini sıfırlamak için ömür boyu kesintisiz kolşisin tedavisi şarttır.

Daha Fazla Pratik

Amiloidoz gelişen FMF hastalarında kolşisine yanıtın ve proteinüri takibinin nasıl yapıldığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 422Soru

19 yaşında erkek hasta, M694VM694V homozigot mutasyonu saptanması üzerine Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısı almıştır. Bu hastada ileride gelişebilecek renal amiloidozu ve buna bağlı kronik böbrek yetmezliğini önlemek amacıyla başlanması gereken en uygun tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolşisin

Cevap

Ailevi Akdeniz Ateşi tanılı hastalarda amiloidoz profilaksisi için ilk seçenek ilaç kolşisindir.
Doğru seçenek kolşisindir. Kolşisin, MEFVMEFV gen mutasyonuna bağlı gelişen inflamatuar yanıtı mikrotübül polimerizasyonunu inhibe ederek baskılar. Hastalarda hem atak sıklığını ve şiddetini azaltır hem de en önemlisi serum amiloid A (SAA) protein düzeylerini düşük tutarak böbreklerde amiloid birikimini ve son evre böbrek yetmezliğini engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın tanısını ve risk profilini değerlendir.
Hasta M694VM694V homozigot mutasyonuna sahip bir FMF hastasıdır. Bu mutasyon yüksek amiloidoz riski ile ilişkilidir.
Amiloidoz gelişimini önlemek tedavinin birincil hedefidir.
2
FMF için standart profilaktik tedaviyi belirle.
Kolşisin tedavisi başlanmalıdır.
Kolşisin, inflamasyonu baskılayarak AA tipi amiloid birikimini önlediği kanıtlanmış tek birinci basamak ilaçtır.

Anahtar Kavram

FMF'de kolşisin kullanımının temel amacı sadece atakları durdurmak değil, aynı zamanda hayatı tehdit eden sekonder (AA) amiloidozu önlemektir.

İpuçları

1
FMF hastalarında 'hayat boyu' kullanılması gereken ve bitkisel kökenli (güz çiğdemi) olan ilacı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Kolşisin direnci tanımını ve bu durumda hangi biyolojik ajanların eklendiğini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 423Soru

38 yaşında kadın hasta, üç aydır devam eden, sabahları yaklaşık iki saat süren el eklemlerinde ağrı ve şişlik şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede her iki el 2. ve 3. metakarpofalangeal (MCPMCP) ve proksimal interfalangeal (PI˙PPİP) eklemlerinde aktif sinovit ile uyumlu şişlik ve hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; romatoid faktör (RFRF) 8080 IU/mLIU/mL (Normal <20<20), eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH) 5252 mm/saatmm/saat ve C-reaktif protein (CRPCRP) 1818 mg/Lmg/L (Normal <5<5) olarak bulunuyor. Bu hastada tanının kesinleştirilmesi ve hastalığın radyolojik progresyon (erozyon) açısından riskinin belirlenmesinde en değerli laboratuvar parametresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (antiCCPanti-CCP) antikorları

Cevap

Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (anti-CCP) antikorları
Romatoid Artrit (RA) tanısında anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (anti-CCP) antikorları, romatoid faktörden (RF) çok daha yüksek bir özgüllüğe (%95-98) sahiptir. Ayrıca, erken evredeki hastalarda anti-CCP pozitifliği, eklem hasarının (radyolojik erozyonların) daha hızlı ve ciddi seyredeceğinin en güçlü göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et.
Simetrik küçük eklem tutulumu ve uzun süreli sabah tutukluğu Romatoid Artrit (RA) ile uyumludur.
Tanı ve prognoz belirleme sürecini başlatmak için klinik ipuçlarını değerlendirmek gerekir.
2
Mevcut laboratuvar bulgularının özgüllüğünü değerlendir.
RF pozitifliği duyarlıdır ancak birçok başka hastalıkta da görülebilir. ESH ve CRP ise özgül olmayan inflamasyon belirteçleridir.
Daha spesifik ve prognostik değeri yüksek bir parametreye ihtiyaç vardır.
3
Anti-CCP'nin tanısal ve prognostik rolünü hatırla.
Anti-CCP hem tanı için %95+ özgüllüğe sahiptir hem de radyolojik erozyon gelişiminin en güçlü prediktörüdür.
RA yönetiminde erken dönemde agresif tedavi kararını destekleyen en önemli veri Anti-CCP pozitifliğidir.

Anahtar Kavram

Anti-CCP antikorlarının Romatoid Artrit'teki tanısal özgüllüğü ve prognostik önemi.

Daha Fazla Pratik

ACR/EULAR 2010 tanı kriterlerini ve puanlama sistemini tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 424Soru

Romatoid artrit (RA) klinik şüphesi olan bir hastada, tanıyı doğrulamak amacıyla istenen laboratuvar tetkikleri arasında hastalık için özgüllüğü (spesifite) en yüksek olan parametre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-siklik sitrüllinli peptid (Anti-CCP)

Cevap

Romatoid artrit tanısında özgüllüğü en yüksek olan parametre Anti-siklik sitrüllinli peptid (Anti-CCP) antikorudur.
Anti-siklik sitrüllinli peptid (Anti-CCP) antikoru, romatoid artrit tanısında en yüksek özgüllüğe sahip laboratuvar parametresidir. Romatoid Faktör (RF) ile benzer hassasiyete sahip olmasına rağmen, Anti-CCP pozitifliği RA tanısını çok daha yüksek bir güvenilirlikle destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastada romatoid artrit (RA) klinik şüphesini belirle.
Süregen küçük eklem artriti ve sabah tutukluğu gibi RA düşündüren bulguların varlığı.
Laboratuvar testleri klinik şüphe üzerine tanı koymak veya dışlamak için istenir.
2
Serolojik belirteçlerin (RF ve Anti-CCP) tanısal değerlerini karşılaştır.
RF duyarlıdır ancak özgüllüğü düşüktür. Anti-CCP hem duyarlı hem de yüksek düzeyde özgündür.
Tanıyı doğrulamak için yalancı pozitiflik oranı düşük (özgüllüğü yüksek) testler tercih edilir.
3
En yüksek özgüllüğe sahip parametreyi seç.
Anti-CCP antikorunun RA için özgüllüğü >%95 olarak belirlenmiştir.
Anti-CCP, RA patogenezinde sitrüllinleşmiş proteinlere karşı gelişir ve hastalık için oldukça karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Anti-CCP antikoru, romatoid artrit için Romatoid Faktör'den (RF) çok daha yüksek özgüllüğe (%95+) sahiptir.

İpuçları

1
Romatoid artrit tanısında kullanılan iki temel serolojik test RF ve Anti-CCP'dir.
2
Özgüllük, testin pozitif olduğu durumda hastalığın gerçekten var olma olasılığı ile ilgilidir. RF birçok başka durumda da pozitif olabilir.

Daha Fazla Pratik

Anti-CCP pozitifliğinin, RA'da daha agresif gidişat ve radyolojik progresyon ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 425Soru

Primer Sjögren Sendromu tanısıyla takip edilen 45 yaşındaki kadın hasta, bacaklarında yeni gelişen palpabl purpura ve artan halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemelerinde C4 düzeyinin düşük olduğu, monoklonal gamopati ve tip II miks kriyoglobülinemi varlığı saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları, hastada aşağıdaki durumlardan hangisinin gelişme riskinin belirgin olarak arttığını gösterir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: B hücreli lenfoma

Cevap

B hücreli lenfoma
Doğru cevap B hücreli lenfomadır. Primer Sjögren Sendromu hastalarında genel popülasyona göre lenfoma gelişme riski 15-20 kat artmıştır (özellikle MALT lenfoma). Bu riski en çok artıran ve önceden haber veren belirteçler şunlardır: Palpabl purpura (kutanöz vaskülit), düşük C4 düzeyleri (hipokomplementemi), tip II miks kriyoglobülinemi, persistan parotis büyümesi ve monoklonal gamopati. Soruda verilen tablo tam olarak bu 'yüksek riskli' hasta profilini tarif etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hasta Primer Sjögren Sendromu tanılı ve palpabl purpura (vaskülit bulgusu), C4 düşüklüğü, kriyoglobülinemi gibi spesifik 'kötü prognoz' işaretleri taşıyor.
Bu bulgular hastalığın sadece ekzokrin bezlerle sınırlı kalmayıp sistemik ve lenfoproliferatif bir sürece evrildiğini düşündürmelidir.
2
Risk faktörlerini eşleştir
Sjögren sendromunda C4 düşüklüğü, tekrarlayan purpura ve miks kriyoglobülinemi, lenfoma gelişimi için kanıtlanmış en güçlü risk faktörleridir.
Kronik B hücresi aktivasyonu ve immün kompleks oluşumu, malign transformasyon riskini artırır.
3
Doğru tanıyı belirle
Bu tablo, özellikle MALT tipi B hücreli lenfoma gelişme riskinin belirgin şekilde arttığını gösterir.
Diğer seçenekler (RTA, PBK, İAH) hastalıkla ilişkili olsa da, verilen spesifik vaskülitik ve serolojik profil doğrudan malignite riskine işaret eder.

Anahtar Kavram

Sjögren sendromunda lenfoma gelişimi için risk faktörleri: C4 düşüklüğü, kriyoglobülinemi, purpura ve parotis büyümesi.

İpuçları

1
Sjögren sendromunda bez dışı tutulumlar arasında en korkulan ve mortalitesi en yüksek olan komplikasyonu düşünün.
2
C4 düşüklüğü ve kriyoglobülinemi, bağışıklık sisteminin (özellikle B hücrelerinin) kontrolsüz çoğalmaya başladığının işaretleridir.
3
Bu hastalar tükürük bezlerinde (MALT) veya lenf düğümlerinde gelişebilecek bir kan kanseri türüne yatkındır.

Daha Fazla Pratik

Sjögren sendromunda görülen distal renal tübüler asidoz ve hipokalemi ilişkisini inceleyen bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 426Soru

45 yaşında kadın hasta, son iki aydır özellikle gövde üst kısmında ve kollarda ortaya çıkan, halka şeklinde (anüler), kenarları hafif kabarık ve pullu, güneşe maruziyetle artış gösteren kızarıklıklar nedeniyle başvuruyor. Özgeçmişinde hipertansiyon tanısı olduğu ve 3 aydır hidroklorotiyazid kullandığı öğreniliyor. Fizik muayenede lezyonların bazılarının iyileşirken hipopigmentasyon bıraktığı ancak skar (iz) dokusu oluşturmadığı, yüz bölgesinin (malar alan) ise korunduğu gözleniyor. Laboratuvar incelemesinde ANA pozitif (1/320, benekli patern), Anti-dsDNA negatif ve kompleman düzeyleri (C3, C4) normal saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tablonun gelişiminden sorumlu olması en muhtemel otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Ro (SSA)

Cevap

Anti-Ro (SSA)
Hastada tarif edilen tablo Subakut Kutanöz Lupus Eritematozus (SCLE) ile uyumludur. SCLE; skar bırakmayan, fotosensitif, anüler veya psoriaform lezyonlarla karakterizedir ve tipik olarak malar bölgeyi korur (yüzde kelebek döküntüsü yapmaz). Bu hastada hidroklorotiyazid (tiyazid grubu diüretik) kullanımı öyküsü, tablonun İlaç İndüklenen SCLE olduğunu düşündürmektedir. İdiyopatik SCLE veya İlaç İndüklenen SCLE vakalarının %70-90'ında Anti-Ro (SSA) antikorları pozitif saptanır. Anti-dsDNA genellikle negatiftir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Anüler, polistik, fotosensitif, skar bırakmayan (non-skatrisyel) ve yüzü koruyan lezyonlar: Subakut Kutanöz Lupus Eritematozus (SCLE) tanısını işaret eder.
SCLE'nin karakteristik özellikleri; skar bırakmaması, malar bölgeyi tutmaması ve anüler/psoriaform yapıda olmasıdır.
2
Etiyolojik faktörü ve ilaç öyküsünü değerlendir
Hidroklorotiyazid kullanımı sonrası başlaması 'İlaç İndüklenen SCLE' tablosunu destekler.
Tiyazid diüretikleri, kalsiyum kanal blokerleri ve PPI'lar ilaç indüklenen SCLE'nin en sık nedenleridir.
3
Serolojik ilişkiyi belirle
SCLE (ilaç kaynaklı olsun veya olmasın) en güçlü şekilde Anti-Ro (SSA) antikorları ile ilişkilidir.
Klasik ilaç indüklenen sistemik lupusta (hidralazin, prokainamid vb.) Anti-Histon pozitifliği beklenirken, İlaç İndüklenen SCLE'de Anti-Ro pozitifliği beklenir; Anti-Histon nadirdir.

Anahtar Kavram

Subakut Kutanöz Lupus Eritematozus (SCLE) ve İlaç İlişkisi

İpuçları

1
Hastadaki döküntü 'Sistemik Lupus'tan ziyade 'Subakut Kutanöz Lupus (SCLE)' ile uyumludur. SCLE'de skar (iz) kalmaz.
2
İlaç kullanımı sizi yanıltmasın; her ilaç ilişkili lupusta Anti-Histon pozitif değildir. Bu spesifik deri tutulumu (SCLE) bir antikorla çok güçlü ilişkilidir.
3
SCLE hastalarında ve Neonatal Lupus riski olan gebelerde pozitif olması beklenen, Sjögren sendromunda da görülen antikor hangisidir?

Daha Fazla Pratik

İlaç indüklenen klasik sistemik lupus ile ilaç indüklenen SCLE arasındaki klinik ve serolojik farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 427Soru

2727 yaşında erkek hasta, yaklaşık 44 aydır devam eden, sinsi başlangıçlı ve sabahları 4545 dakikadan uzun süren bel tutukluğu şikayetiyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın öyküsünde son bir aydır sol topuk ağrısı (entezit) olduğu da öğreniliyor. Spondiloartropati ön tanısı düşünülen bu hastada, bel ağrısının 'inflamatuar' karakterde olduğunu destekleyen en tipik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ağrının egzersiz ve fiziksel aktivite ile azalması

Cevap

Spondiloartropatilerde görülen inflamatuar bel ağrısı, egzersiz ve hareket ile azalırken istirahat ile artış gösterir.
İnflamatuar bel ağrısı, özellikle ankilozan spondilit gibi spondiloartropatilerin temel özelliğidir. Bu ağrı tipi 4040 yaş altında başlar, sinsi karakterdedir, 33 aydan uzun sürer ve en tipik olarak egzersizle düzelip istirahatle kötüleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik özelliklerini (yaş, süre, sinsi başlangıç, sabah tutukluğu) analiz et.
Hastanın 4040 yaş altı olması, ağrının 33 aydan uzun sürmesi ve sabah tutukluğunun eşlik etmesi inflamatuar bel ağrısı kriterlerine (ASAS) uygundur.
İnflamatuar bel ağrısını mekanik bel ağrısından ayırmak tanıda ilk adımdır.
2
İnflamatuar bel ağrısının en ayırıcı dinamik özelliğini hatırla.
İnflamatuar ağrının mekanik ağrının aksine egzersizle azaldığı, istirahatle arttığı bilgisi esastır.
Bu özellik, Spondiloartropatilerin mekanik disk hernisi veya kas zorlanmalarından ayrılmasını sağlar.

Anahtar Kavram

İnflamatuar Bel Ağrısı Karakteristikleri

Daha Fazla Pratik

İnflamatuar bel ağrısı olan bir hastada sakroiliit tanısı için en duyarlı görüntüleme yöntemi olan MRG bulgularını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 428Soru

4242 yaşında erkek hasta; yaklaşık 44 aydır devam eden ve tekrarlayan antibiyotik tedavilerine rağmen düzelmeyen pürülan burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve kanlı balgam şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde nazal mukozada yaygın krutlanmalar ve akciğer oskültasyonunda bilateral yaygın raller saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi 2.2 mg/dL2.2 \text{ mg/dL} olarak ölçülüyor ve tam idrar tetkikinde mikroskobik hematüri ile ++++ proteinüri izleniyor. Akciğer grafisinde ise her iki akciğerde multipl kaviter nodüler lezyonlar saptanıyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastada en olası tanıda tanısal özgüllüğü en yüksek olan laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-proteinaz 3 (Anti-PR3) antikorları

Cevap

En olası tanı olan Granülomatoz Polianjitis (GPA) için en özgül laboratuvar bulgusu Anti-proteinaz 3 (Anti-PR3) antikorlarıdır.
Vakada tarif edilen üst solunum yolu tutulumu (krut, epistaksis), alt solunum yolu tutulumu (kaviter nodüller) ve böbrek tutulumu (hematüri, proteinüri, yüksek kreatinin) triadı Granülomatoz Polianjitis (GPA) için karakteristiktir. GPA tanısında Anti-proteinaz 3 (Anti-PR3) antikorları %90'ın üzerinde özgüllüğe sahip olan en değerli laboratuvar testidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın tanımlanması
Hastada üst solunum yolu (sinüzit, krut), alt solunum yolu (hemoptizi, kavite) ve renal (glomerulonefrit) tutulum saptandı.
Bu bulgular klasik olarak Granülomatoz Polianjitis (eski adıyla Wegener) tanısını düşündürür.
2
Radyolojik bulguların analizi
Akciğer grafisindeki kaviter nodüller, pulmoner-renal sendromlar arasında GPA'yı ön plana çıkarır.
Goodpasture sendromu ve Mikroskobik Polianjitis'te kaviter lezyonlar beklenmez.
3
Laboratuvar belirteçlerinin seçilmesi
GPA tanısında c-ANCA immünfloresan paterni ve bu paternin antijeni olan Anti-PR3 pozitifliği aranır.
Anti-PR3 antikorları, aktif GPA hastalarında %90'dan fazla özgüllüğe ve yüksek duyarlılığa sahiptir.

Anahtar Kavram

ANCA-ilişkili vaskülitlerde antijen özgüllüğü: GPA → Anti-PR3 (c-ANCA), MPA/EGPA → Anti-MPO (p-ANCA).

Daha Fazla Pratik

ANCA paternleri (c-ANCA ve p-ANCA) ile ilişkili hastalıkları karşılaştıran bir tablo hazırlayarak bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 429Soru

4848 yaşında erkek hasta; her iki diz, omuz ve kalça eklemlerinde yaklaşık 33 yıldır giderek artan ağrı ve sabahları yaklaşık 1515 dakika süren tutukluk şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede büyük eklemlerde hareket kısıtlılığı ve krepitasyon saptanıyor. Hastanın kulak kepçelerinde ve sklera kenarlarında mavimsi-siyah pigmentasyon odakları dikkati çekiyor. Hastadan alınan idrar örneğinin oda havasında bekletildiğinde renginin siyaha döndüğü gözleniyor. Bu hastada spinal radyografide görülmesi en olası, tanı koydurucu karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntervertebral disk aralıklarında yaygın kalsifikasyonlar ve disk mesafelerinde daralma

Cevap

İntervertebral disk aralıklarında yaygın kalsifikasyonlar ve disk mesafelerinde daralma
Hastanın kliniği (pigmentasyon, idrar rengi değişimi ve erken yaşta büyük eklem tutulumu) tipik bir Alkaptonüri (Okronozis) tablosudur. Bu hastalığın en karakteristik radyolojik bulgusu, intervertebral disklerdeki nükleus pulpozusun kalsifikasyonu sonucunda oluşan 'wafer' kalsifikasyonlarıdır. Ayrıca, primer osteoartritin aksine omuz ve kalça gibi proksimal büyük eklemlerin belirgin tutulumu görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Alkaptonüri (Okronozis) tanısı konur.
4. dekatta başlayan büyük eklem osteoartriti, kulak ve sklerada mavimsi-siyah pigmentasyon (okronozis) ve bekleyen idrarın siyahlaşması (homogentisik asit oksidasyonu) bu hastalık için klasiktir.
2
Okronotik spondilartropatinin radyolojik özelliklerini belirle
Disk kalsifikasyonu ve disk mesafesi daralması.
Hastalıkta intervertebral disklerin içindeki nükleus pulpozus kalsifiye olur, bu da radyografide 'wafer' (gofret) benzeri kalsifikasyonlara yol açar.
3
Ayırıcı tanıyı yap
Sakroiliak eklemlerin korunmuş olmasıyla Ankilozan Spondilit'ten ayırt edilir.
Okronozisde omurga ankilozu gelişse bile sakroiliak eklemler genellikle normal kalır.

Anahtar Kavram

Alkaptonüri (Okronozis) ve Sekonder Osteoartrit

İpuçları

1
Hastadaki pigmentasyon ve idrar bulguları metabolik bir enzim eksikliğine işaret etmektedir.

Daha Fazla Pratik

Sekonder osteoartrit nedenlerinden Hemokromatozis (kancalı osteofitler) ve Akromegali tutulumlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 430Soru

Otuz dört yaşında kadın hasta; soğukta ellerde renk değişikliği (beyazlaşma ve morarma), el parmaklarında şişlik ve kollarını yukarı kaldırmada zorluk şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde el parmaklarında yaygın ödem, sklerodaktili ve proksimal kaslarda hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ANA: 1/25601/2560 (granüler patern) ve Anti-U1 RNP antikoru yüksek titreli pozitif saptanıyor. Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısı konulan bu hastada, seyir sırasında aşağıdaki klinik bulgulardan hangisinin gelişmesi en az beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şiddetli merkezi sinir sistemi tutulumu (psikoz, konvülziyon)

Cevap

Şiddetli merkezi sinir sistemi tutulumu (psikoz, konvülziyon) MCTD seyrinde en az beklenen bulgudur.
Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD), klinik olarak SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit/Dermatomiyozit bulgularının bir kombinasyonudur. Bu tabloda yüksek titreli Anti-U1 RNP pozitifliği tanı koydurucudur. MCTD seyrinde pulmoner hipertansiyon, özofagus tutulumu, Raynaud fenomeni ve trigeminal nevralji gibi bulgular sık görülürken; SLE'den farklı olarak şiddetli proliferatif glomerülonefrit ve şiddetli merkezi sinir sistemi (psikoz, nöbet) tutulumu beklenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Raynaud fenomeni, el ödemi (puffy hand), sklerodaktili ve miyozit (proksimal güçsüzlük) varlığı 'overlap' sendromuna işaret eder.
MCTD; SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit bulgularının kesiştiği bir tablodur.
2
Laboratuvar bulgusunu değerlendir.
Yüksek titreli Anti-U1 RNP pozitifliği tanıyı netleştirir.
Anti-U1 RNP, MCTD tanısı için zorunlu ve en karakteristik antikordur.
3
Hastalığın seyrinde beklenen ve beklenmeyen organ tutulumlarını ayırt et.
MCTD, SLE'ye benzer semptomlar gösterse de ciddi renal ve MSS tutulumunun nadir olmasıyla ondan ayrılır.
MCTD'nin prognozunu belirleyen temel faktörler pulmoner hipertansiyon ve akciğer fibrozisidir; santral tutulum tipik değildir.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) Klinik Seyri ve Organ Tutulumu
Soru 431Soru

Yaklaşık 66 aydır her iki el bileği, 2.2. ve 3.3. metakarpofalangeal (MKPMKP) ile proksimal interfalangeal (PI˙FPİF) eklemlerinde ağrı, şişlik ve sabahları 22 saatten uzun süren eklem tutukluğu şikayeti olan 3232 yaşındaki kadın hastaya Romatoid Artrit (RARA) tanısı konuluyor. Tedavisinde leflunomid başlanan ve takiplerinde hastalığı remisyona giren hasta, tedavinin 1.1. yılında çocuk sahibi olmak istediğini belirtiyor. Bu hastada leflunomidin teratojenik riskini ortadan kaldırmak ve vücuttan eliminasyonunu hızlandırmak için yapılması gereken en uygun uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolestiramin tedavisi başlanması

Cevap

Leflunomidin teratojenik etkisinden korunmak için kolestiramin ile yıkama (washout) protokolü uygulanmalıdır.
Leflunomid, Romatoid Artrit tedavisinde kullanılan ve teratojenik etkisi bilinen bir DMARD'dır. İlacın aktif metaboliti olan teriflunomid, enterohepatik dolaşıma girmesi nedeniyle vücutta çok uzun süre (müdahale edilmezse 22 yıla kadar) kalabilir. Gebelik planlayan hastalarda bu süreyi kısaltmak için safra asitlerini bağlayan kolestiramin kullanılır. Standart protokol, 1111 gün boyunca günde 33 kez 88 g kolestiramin verilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut tedavisi ve gebelik planı değerlendirilir.
Leflunomidin teratojenik olduğu ve çok uzun bir yarı ömre (22 haftaya kadar) sahip olduğu saptanır.
Gebelik planlayan hastalarda ilacın plazma düzeyinin 0.020.02 mg/L altına düşmesi gerekmektedir.
2
Enterohepatik siklüsü kesecek ajan seçilir.
Kolestiramin kullanımı kararlaştırılır.
Kolestiramin, safra yoluyla bağırsağa atılan ilacı bağlayarak geri emilimini önler.
3
Yıkama protokolü uygulanır.
1111 gün boyunca günde 33 kez 88 g kolestiramin verilir.
Bu protokol ile ilacın güvenli sınırlara hızlıca çekilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Leflunomid eliminasyonu ve Kolestiramin yıkama protokolü
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 432Soru

Sjögren sendromu tanısında klinik bulgulara eşlik eden ve tanı kriterleri içerisinde yer alan en karakteristik otoantikor çifti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: AntiRoAnti-Ro (SSASS-A) ve AntiLaAnti-La (SSBSS-B)

Cevap

AntiRoAnti-Ro (SSASS-A) ve AntiLaAnti-La (SSBSS-B) antikorlarının birlikteliği Sjögren sendromu için en karakteristik serolojik bulgudur.
Sjögren sendromunun sınıflandırma kriterlerinde yer alan en önemli serolojik bulgu AntiRoAnti-Ro (SSASS-A) pozitifliğidir. Genellikle AntiLaAnti-La (SSBSS-B) ile birlikte bulunur ve bu ikili tanısal özgüllüğü artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanı kriterlerini gözden geçir.
Sjögren sendromu tanısında serolojik testler önemli bir yer tutar.
Kesin tanı için objektif kuruluk testleri veya biyopsi ile birlikte serolojik pozitiflik gereklidir.
2
Spesifik antikorları belirle.
AntiRoAnti-Ro (SSASS-A) ve AntiLaAnti-La (SSBSS-B) antikorları saptanır.
Bu antikorlar ekzokrin bez hasarı ile seyreden Sjögren sendromunda en yüksek özgüllüğe sahip belirteçlerdir.

Anahtar Kavram

Sjögren sendromu serolojik tanı belirteçleri
Soru 433Soru

26 yaşında kadın hasta; yaklaşık 3 aydır devam eden halsizlik, el eklemlerinde sabahları belirginleşen ağrı ve tutukluk ile yüzünde güneşe maruziyet sonrası artan kızarıklık şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde; burun kanatlarını koruyan malar döküntü, el küçük eklemlerinde simetrik poliartrit ve akciğer bazallerinde plevral efüzyon ile uyumlu matite saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; ANA:1:320ANA: 1:320 (homojen), lökopeni (3.100/mm33.100/mm^3), C3C3 ve C4C4 düzeylerinde düşüklük, Anti-dsDNA ve Anti-Sm antikorları pozitif bulunuyor. Bu hastanın klinik ve laboratuvar profili dikkate alındığında, Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) serolojisi ve tanı kriterleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-dsDNA antikorları tanı için yüksek özgüllüğe sahiptir ve titresi özellikle lupus nefriti varlığında hastalık aktivitesini izlemede kullanılır.

Cevap

Anti-dsDNA antikorları hem tanısal özgüllüğe sahiptir hem de titresi hastalık aktivitesini, özellikle de renal tutulumu izlemek için kullanılan önemli bir göstergedir.
Doğru ifadeye göre Anti-dsDNA antikorları, SLE tanısı için yüksek özgüllüğe sahip (tanı koydurucu) belirteçlerden biridir. Diğer spesifik antikor olan Anti-Sm'den farkı, Anti-dsDNA titresinin hastalık aktivitesiyle (alevlenmelerle) ve özellikle böbrek tutulumunun (lupus nefriti) şiddetiyle yakından ilişkili olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Giriş kriterinin değerlendirilmesi
ANA1:80ANA \geq 1:80 pozitifliği saptandı.
EULAR/ACR 2019 kriterlerine göre tanı sürecine başlamak için ANA pozitifliği ön şarttır.
2
Klinik ve laboratuvar bulgularının puanlanması
Malar döküntü (6), Artrit (6), Plevral efüzyon (5), Lökopeni (3), Kompleman düşüklüğü (4), Anti-dsDNA/Sm (6).
Tanı için 10 puan ve üzeri gereklidir; hasta kriterleri fazlasıyla karşılamaktadır.
3
Serolojik göstergelerin rolünün analizi
Anti-dsDNA hem tanı hem aktivite (özellikle nefrit) takibinde kullanılır.
Otoantikorların klinik önemini ayırt etmek, doğru tanı ve tedavi izlemi için kritiktir.

Anahtar Kavram

SLE serolojisinde Anti-dsDNA ve Anti-Sm farkı: dsDNA aktivite ile ilişkilidir, Sm ise yüksek özgüllüğe sahip ancak düşük duyarlılıktadır.
Soru 434Soru

2424 yaşında erkek hasta, tekrarlayan ateş ve karın ağrısı atakları nedeniyle tetkik edilmiş ve MEFVMEFV geninde homozigot M694VM694V mutasyonu saptanarak Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) tanısı konulmuştur. Hastaya kolşisin tedavisi başlanmış ve takipte ataklarının tamamen kontrol altına alındığı gözlenmiştir.

Klinik olarak asemptomatik hale gelen bu hastada, kolşisin tedavisinin ömür boyu ve kesintisiz sürdürülmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekonder (AAAA tipi) amiloidoz gelişimini ve buna bağlı böbrek yetmezliğini önlemek

Cevap

Sekonder amiloidoz gelişimini ve kronik böbrek yetmezliğini önlemek
Sekonder amiloidoz gelişimi, FMF'nin en korkulan ve yaşamı tehdit eden komplikasyonudur. Kolşisin, inflamatuar süreçleri baskılayarak Serum Amiloid A (SAA) proteininin aşırı üretimini ve dokularda birikimini engeller. Bu nedenle, hastanın atakları tamamen geçse bile ilaca ömür boyu devam edilmesi böbrek yetmezliğini önlemek adına zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
FMF hastasında tedavinin temel amaçlarını belirle.
İki ana amaç vardır: Akut atakların sıklığını/şiddetini azaltmak ve uzun dönemde amiloidoz gelişimini engellemek.
Ataklar hastanın yaşam kalitesini bozarken, amiloidoz yaşam süresini belirleyen en önemli komplikasyondur.
2
Atakların kontrol altında olmasının amiloidoz riskini tamamen yok edip etmediğini değerlendir.
Atak olmasa bile bazı hastalarda subklinik inflamasyon (yüksek SAA düzeyleri) devam edebilir.
Amiloidoz, ataklardan bağımsız olarak süregelen kronik inflamasyonun bir sonucudur.
3
Kolşisin tedavisinin bu süreçteki rolünü analiz et.
Kolşisin, mikrotübül polimerizasyonunu inhibe ederek nötrofil kemotaksisini ve inflamatuar yanıtı baskılar.
Kesintisiz kolşisin kullanımı, SAA (Serum Amiloid A) düzeylerini düşük tutarak amiloid birikimini önler.

Anahtar Kavram

FMF hastalarında kolşisin tedavisinin amiloidoz profilaksisindeki hayati rolü.
Soru 435Soru

6565 yaşında erkek hasta, yaklaşık 33 yıldır devam eden ve son aylarda şiddetlenen sağ diz ağrısı ile romatoloji polikliniğine başvuruyor. Ağrının yürümekle ve merdiven inip çıkmakla arttığı, yaklaşık 2020 dakika dinlenmekle düzeldiği; sabahları ise en fazla 101510-15 dakika süren bir eklem sertliği olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede sağ diz ekleminde hareketle krepitasyon saptanıyor, efüzyon veya ısı artışı saptanmıyor. Bu hastanın değerlendirilmesinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diz grafisinde eklem aralığında daralma ve subkondral skleroz

Cevap

Diz grafisinde eklem aralığında daralma ve subkondral skleroz saptanması en olasıdır.
Hastanın klinik tablosu (mekanik ağrı, 1515 dakikalık sabah tutukluğu ve krepitasyon) tipik bir osteoartrit (OA) sunumudur. OA'nın radyolojik temel bulguları asimetrik eklem aralığı daralması, subkondral skleroz, osteofit oluşumu ve subkondral kistlerdir. Bu nedenle radyografide eklem aralığında daralma ve skleroz izlenmesi beklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları ve ağrı karakterini analiz et.
Ağrının hareketle artıp dinlenmekle azalması ve sabah tutukluğunun 3030 dakikadan kısa sürmesi inflamatuar olmayan, mekanik bir süreci işaret eder.
Osteoartrit (OA) mekanik karakterli ağrı ve kısa süreli sabah tutukluğu ile karakterizedir.
2
Fizik muayene bulgularını yorumla.
Krepitasyon, eklem kıkırdağının kaybı ve kemik yüzeylerin düzensizleşmesi sonucu oluşan tipik bir OA bulgusudur.
İnflamatuar bulguların (ısı artışı, belirgin efüzyon) yokluğu OA tanısını destekler.
3
OA için en olası radyolojik bulguyu belirle.
Eklem aralığında asimetrik daralma, subkondral kemik sklerozu (kemik yoğunluğu artışı) ve osteofitler saptanır.
Bu bulgular osteoartritin radyolojik tanı kriterleridir.

Anahtar Kavram

Osteoartritin inflamatuar artritlerden klinik (mekanik ağrı, kısa sabah tutukluğu) ve radyolojik (skleroz, osteofit) olarak ayrımı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 436Soru

6262 yaşında kadın hasta, yaklaşık 2020 yıldır seropozitif Romatoid Artrit (RARA) tanısıyla takip edilmektedir. Son zamanlarda şiddetli boyun ağrısı, oksipital bölgeye yayılan parestezi ve ellerinde ince motor becerilerde kayıp şikayetleri başlamıştır. Fizik muayenesinde her iki üst ekstremitede derin tendon reflekslerinde artış (+3+3), bilateral pozitif HoffmanHoffman bulgusu ve parmaklarda beceriksizlik saptanmıştır. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atlantoaksiyel subluksasyon

Cevap

Atlantoaksiyel subluksasyon, uzun süreli Romatoid Artrit hastalarında nörolojik bulgularla seyreden en olası servikal komplikasyondur.
Romatoid Artrit, sinoviyal bir hastalık olduğu için servikal omurganın tek sinoviyal eklemi olan atlantoaksiyel (C1-C2) eklemi tutabilir. Transvers ligamanın sinoviti ve zayıflığı sonucu densin geriye doğru yer değiştirmesi spinal kord basısına yol açar. Bu durum hastalarda oksipital ağrı, parestezi ve üst motor nöron bulguları (hiperrefleksi, Hoffman bulgusu) ile karakterize miyelopatiye neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel hastalığını ve süresini değerlendir.
2020 yıldır seropozitif Romatoid Artrit (RARA) tanısı mevcuttur.
Uzun süreli ve seropozitif (RF/Anti-CCP pozitif) RA, eklem dışı ve sistemik tutulumlar açısından yüksek risk taşır.
2
Yeni gelişen semptomları anatomik olarak lokalize et.
Oksipital ağrı ve üst ekstremitede hiperrefleksi/Hoffman bulgusu servikal miyelopatiye işaret eder.
Servikal omurganın C1-C2 seviyesindeki tutulumu, spinal kord basısına yol açarak bu bulguları oluşturur.
3
RA'nın servikal omurga üzerindeki tipik etkisini hatırla.
RA, apofizeal eklemleri ve transvers ligamanı etkileyerek atlantoaksiyel subluksasyona neden olur.
Bu bölgedeki sinovit, dens ile atlas arasındaki bağı gevşeterek subluksasyona ve kord basısına yol açar.

Anahtar Kavram

Romatoid Artrit'te servikal omurga tutulumu (Atlantoaksiyel subluksasyon)

Daha Fazla Pratik

RA hastalarında ameliyat öncesi rutin boyun grafilerinin (fleksiyon-ekstansiyon) neden istendiğini ve cerrahi endikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 437Soru

Halsizlik, gezici eklem ağrıları ve bacaklarında kırmızı-mor renkli döküntüler nedeniyle başvuran 52 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde alt ekstremitelerde palpabl purpura ve hepatosplenomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde transaminaz yüksekliği, Hepatit C (HCV) RNA pozitifliği ve Romatoid Faktör (RF) pozitifliği izleniyor. Bu hastada olası tanıyı desteklemek için bakılacak kompleman düzeylerinde en beklenen bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: C4 düzeyinin belirgin düşük, C3 düzeyinin normal veya hafif düşük olması

Cevap

Hepatit C ilişkili Miks Kriyoglobülinemi şüphesi olan bu hastada C4 düzeyinin belirgin düşük, C3 düzeyinin ise normal veya hafif düşük olması beklenir.
Vaka, tipik 'palpabl purpura, artralji, halsizlik' triadı ve eşlik eden Hepatit C enfeksiyonu ile Miks Kriyoglobülinemi tablosunu tarif etmektedir. Laboratuvarda Romatoid Faktör (RF) pozitifliği de bu tanıyı destekler (Kriyoglobülinlerin yapısındaki monoklonal IgM genellikle RF aktivitesi gösterir). Miks kriyoglobülinemide oluşan immün kompleksler, kompleman sisteminin klasik yolunu güçlü bir şekilde aktive eder. Bu süreçte C4 ve C2 yoğun şekilde tüketilir. Sonuç olarak, C4 düzeyleri çok düşük saptanırken, C3 düzeyleri genellikle normal veya sadece hafifçe azalmış bulunur. Bu disosiasyon (C4 düşük, C3 normal) hastalığın karakteristik laboratuvar ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanı ile eşleştir.
Palpabl purpura, artralji, halsizlik (Meltzer triadı) ve HCV pozitifliği Miks Kriyoglobülinemi sendromunu işaret eder.
HCV enfeksiyonu, tip II ve tip III miks kriyoglobülineminin en sık nedenidir.
2
İmmünopatogenezi hatırla.
Miks kriyoglobülinler (genellikle IgG ve ona karşı gelişen IgM yapısında RF), immün kompleksler oluşturarak kompleman sisteminin 'Klasik Yolu'nu güçlü bir şekilde aktive eder.
Klasik yol aktivasyonu C4 ve C2 tüketimine neden olur.
3
Laboratuvar bulgusunu belirle.
Klasik yolun aşırı aktivasyonu sonucu C4 düzeyleri çok düşerken, C3 üretimi devam ettiği ve alternatif yol daha az etkilendiği için C3 düzeyi genellikle normal veya sadece hafif düşüktür.
Bu 'C4 düşük, C3 normal/hafif düşük' paterni kriyoglobülinemi için oldukça karakteristiktir.

Anahtar Kavram

HCV ilişkili Miks Kriyoglobülinemi'de, immün komplekslerin klasik kompleman yolunu aktive etmesi nedeniyle izole veya baskın C4 düşüklüğü görülür.

İpuçları

1
Bu hastalıkta oluşan immün kompleksler, kompleman sisteminin 'Klasik Yolu'nu aktive eder.
2
Klasik yol aktivasyonunda öncelikle C1, C4 ve C2 tüketilir. Lupus (SLE) gibi durumlardan farklı olarak C3 daha az etkilenir.
3
Hepatit C ve RF pozitifliği olan bu hastada Miks Kriyoglobülinemi düşünülmelidir; bu hastalıkta 'Çok düşük C4, Normal C3' paterni tipiktir.

Daha Fazla Pratik

Kompleman düşüklüğü yapan diğer hastalıkların (SLE, PSGN, HÜS) ayırıcı tanısını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 438Soru

5454 yaşında obez erkek hasta, sağ ayak başparmağında (1.1. metatarsofalangeal eklem) dün gece aniden başlayan şiddetli ağrı, şişlik ve kızarıklık şikayetiyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde hipertansiyon ve dislipidemi mevcut olup hidroklorotiyazid ve atorvastatin kullanmaktadır. Yapılan eklem aspirasyonunun polarize ışık mikroskobundaki incelemesinde; iğne şeklinde, negatif çift kırılma (birifrenjans) gösteren kristaller saptanıyor. Akut atağı kolşisin tedavisi ile gerileyen bu hastanın uzun dönem hipertansiyon yönetiminde, ürik asit klerensini artırıcı (ürikosürik) etkisi nedeniyle tercih edilmesi gereken antihipertansif ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Losartan

Cevap

Gut tanısı almış hipertansif bir hastada ürik asit klerensini artıran Losartan en uygun antihipertansif tercihidir.
Gut artriti tanısı konulan hastalarda eşlik eden hipertansiyonun yönetimi kritiktir. Tiyazid ve loop diüretikleri ürik asit düzeyini artırırken, anjiyotensin reseptör blokörlerinden biri olan Losartan, renal proksimal tübüllerde ürik asit reabsorbsiyonunu (URAT1 üzerinden) inhibe ederek ürikosürik etki gösterir. Bu özellik Losartan'ı gutlu hipertansif hastalarda ilk seçeneklerden biri yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Podagra (1. MTP eklem tutulumu) ve iğne şeklinde negatif çift kırılan kristaller Gut artritini doğrular.
Tanının netleştirilmesi doğru tedavi stratejisi için zorunludur.
2
Komorbiditeleri ve mevcut tedaviyi değerlendir
Hastada hipertansiyon var ve ürik asidi yükseltebilen Hidroklorotiyazid kullanıyor.
Mevcut ilaçların hastalığı tetikleyip tetiklemediğini anlamak gerekir.
3
En uygun ilaç değişikliğine karar ver
Tiyazid yerine ürikosürik etkisi olan Losartan seçilmelidir.
Losartan hem kan basıncını kontrol eder hem de serum ürik asit düzeyini düşürerek nüks riskini azaltır.

Anahtar Kavram

Gut hastalarında hipertansiyon yönetimi ve Losartan'ın ürikosürik etkisi.
Soru 439Soru

4848 yaşında kadın hasta, 22 yıldır Romatoid Artrit (RARA) tanısıyla haftalık 15 mg15\text{ mg} metotreksat ve düşük doz prednizolon kullanmaktadır. Son 1010 gündür giderek artan kuru öksürük, nefes darlığı ve hafif ateş şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede her iki akciğer bazalinde ince raller (velcro raller) duyuluyor. Yapılan solunum fonksiyon testinde (SFTSFT); FEV1FEV_1 ve FVCFVC değerleri beklenen değerlerin altında bulunurken, FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı %88\%88 ve toplam akciğer kapasitesi (TLCTLC) beklenen değerin %70\%70'i olarak saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki mevcut tablonun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metotreksat ilişkili pnömoniti

Cevap

Metotreksat ilişkili pnömoniti
Doğru yanıt olan Metotreksat pnömonitisi, ilacın kullanımına bağlı gelişen subakut bir aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Hastada görülen kuru öksürük, ateş ve bazal velcro raller interstisyel bir süreci işaret ederken; SFT'de saptanan artmış FEV1/FVC oranı ve azalmış TLC, bu sürecin restriktif nitelikte olduğunu kesinleştirir. Metotreksat kullanan bir hastada bu kombinasyon aksi ispat edilene kadar ilaç toksisitesi olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Romatoid Artrit tanılı ve Metotreksat kullanan hastada subakut başlangıçlı ateş ve dispne saptandı.
İlaç yan etkileri ve hastalığa bağlı akciğer tutulumları arasında ayrım yapmak için semptomların başlama hızı önemlidir.
2
Solunum fonksiyon testlerinin (SFT) analizi
FEV1/FVC oranının %88 olması ve TLC'nin %70'e düşmesi restriktif bir patern olduğunu gösterdi.
FEV1/FVC oranının %80'in üzerinde olması, akciğer kapasitesindeki azalmanın obstrüksiyon değil, restriksiyon (akciğer dokusunun sertleşmesi veya genişleyememesi) kaynaklı olduğunu kanıtlar.
3
Tanısal sentez
Metotreksat kullanımı + Subakut semptomlar + Restriktif patern = Metotreksat pnömonitisi.
Metotreksatın nadir fakat ciddi bir yan etkisi olan bu tablo, tipik olarak tedavinin ilk yıllarında görülür ve restriktif bulgular verir.

Anahtar Kavram

Metotreksat toksisitesine bağlı gelişen restriktif akciğer hastalığı (pnömoniti)

Daha Fazla Pratik

Romatoid Artrit'te görülen interstisyel akciğer hastalığı (RA-ILD) ile ilaç pnömonitisi arasındaki zamansal ve klinik farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 20s
Soru 440Soru

62 yaşında kadın hasta, her iki el parmaklarında yaklaşık 5 yıldır devam eden ağrı ve şekil bozukluğu şikayetiyle başvuruyor. Ağrının elini kullandıkça arttığını, sabah tutukluğunun ise 15 dakikadan kısa sürdüğünü belirtiyor. Fizik muayenede her iki el 2. ve 3. distal interfalangeal (DİF) eklemlerde sert, kemiksi nodüler şişlikler (Heberden nodülleri) izleniyor. Metakarpofalangeal (MKF) eklemler normal saptanıyor. Bu hastanın klinik tablosu göz önüne alındığında, en olası tanısal bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Radyografide eklem aralığında asimetrik daralma, subkondral skleroz ve osteofitler görülmesi

Cevap

Radyografide eklem aralığında asimetrik daralma, subkondral skleroz ve osteofitler görülmesi
Hastanın yaşı, mekanik karakterde ağrısı, kısa süren sabah tutukluğu ve özellikle DİF eklemlerdeki Heberden nodülleri, El Osteoartriti (Nodal OA) tanısını güçlü şekilde destekler. Osteoartritin en karakteristik radyolojik bulguları; yük binen bölgelerde asimetrik eklem aralığı daralması, subkondral skleroz (kemik yoğunluğunda artış) ve osteofit (yeni kemik oluşumu) varlığıdır. Bu hastalıkta sistemik inflamasyon bulguları veya otoantikor pozitifliği beklenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (mekanik ağrı, kısa süreli sabah tutukluğu, DİF tutulumu, Heberden nodülleri) değerlendir.
Bulgular tipik el osteoartriti (nodal osteoartrit) ile uyumludur.
Mekanik ağrı ve DİF tutulumu, inflamatuar artritlerden (RA, SLE) ziyade dejeneratif eklem hastalığını işaret eder.
2
Osteoartritin laboratuvar ve radyolojik özelliklerini hatırla.
Osteoartrit inflamatuar olmayan bir süreçtir; akut faz reaktanları normaldir, otoantikorlar negatiftir. Radyografide osteofit, skleroz ve daralma görülür.
Tanısal yaklaşımda inflamatuar belirteçlerin (Anti-CCP, Anti-dsDNA vb.) negatif olması ve radyolojik bulguların varlığı esastır.
3
Seçenekleri bu bilgi ışığında ele.
Anti-CCP (RA), Anti-dsDNA (SLE), Anti-Scl-70 (Skleroderma) ve Anti-U1 RNP (MCTD) bu hastalıkta beklenmez.
Yanlış seçenekler, klinik tabloyla uyumsuz otoimmün hastalıkların belirteçleridir.

Anahtar Kavram

El Osteoartriti (Nodal OA) klinik ve radyolojik özellikleri

İpuçları

1
Hastanın ağrısı mekanik karakterde (hareketle artan) ve sabah tutukluğu çok kısa sürüyor.
2
DİF eklemlerdeki sert şişlikler (Heberden nodülleri), inflamatuar artritlerden ziyade dejeneratif bir süreci işaret eder.
3
Romatoid Artrit veya SLE gibi hastalıklar genellikle MKF tutulumu yapar ve seropozitiftir; bu hastalık ise seronegatiftir.

Daha Fazla Pratik

Eroziv Osteoartrit ve Psoriatik Artrit ayırıcı tanısındaki radyolojik farkları (martı kanadı vs kalem-hokka) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 22 / 28Sonraki
Romatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 22 | Examkin