Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi

338 soru

Soru 1Soru

6565 yaşında bir erkek hastada, dışkılama alışkanlığında değişiklik ve rektal kanama şikayeti üzerine yapılan kolonoskopide sigmoid kolonda 33 cm çapında sesil bir lezyon izleniyor. Alınan biyopsi örneğinde "belirgin nükleer atipi ve mimari düzensizlik gösteren, villöz yapıda yüksek dereceli displazik glandlar" saptanıyor.

Bu hastadaki lezyonun klasik adenom-karsinom dizisindeki progresyonu düşünüldüğünde, invaziv karsinom fazına geçişten (malign transformasyon) sorumlu olan en olası moleküler değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: p53p53 (TP53TP53) tümör supresör geninin fonksiyon kaybı

Cevap

İnvaziv karsinom fazına geçişten sorumlu olan değişiklik p53 (TP53) tümör supresör geninin fonksiyon kaybıdır.
Klasik adenom-karsinom dizisinde (Vogelstein modeli), progresyon belirli bir sırayı takip eder. APCAPC geninin her iki allelinin kaybı en erken olaydır ve mukoza hiper proliferasyonuna neden olur. Ardından gelen KRASKRAS mutasyonları adenomun büyümesini ve yapısal düzensizliğini (displazi) sağlar. Ancak, yüksek dereceli displazik bir adenomun bazal membranı geçerek invaziv karsinoma dönüşmesi için p53p53 (TP53TP53) ve SMAD2/SMAD4SMAD2/SMAD4 gibi tümör supresör genlerinin kaybı gereklidir. Bu nedenle p53p53 inaktivasyonu, malign transformasyonun 'son vuruşu' olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Vaka verilerini ve histopatolojik bulguları değerlendirmek.
6565 yaşında, sigmoid kolonda 33 cm'lik villöz ve yüksek dereceli displazik bir adenom saptanmıştır.
Lezyonun tipi ve displazi derecesi, klasik adenom-karsinom dizisindeki yerini belirlemek için kritiktir.
2
Klasik adenom-karsinom (Vogelstein) dizisindeki moleküler basamakları hatırlamak.
Dizi: APCAPC kaybı \rightarrow KRASKRAS mutasyonu \rightarrow p53/SMAD4p53/SMAD4 kaybı.
Hangi mutasyonun hangi morfolojik değişikliğe karşılık geldiğini bilmek soruyu çözer.
3
Adenomdan karsinoma geçişteki kritik eşiği (gatekeeper) tanımlamak.
p53p53 inaktivasyonu, prekanseröz bir adenomun invaziv karsinoma dönüşmesindeki en önemli son olaydır.
p53p53 kaybı hücrenin apoptozdan kaçmasını ve genomik instabilitenin artmasını sağlayarak invazyonu tetikler.

Anahtar Kavram

Kolorektal karsinomların yaklaşık %80'i klasik APC/β\beta-katenin yoluyla (kromozomal instabilite yolu) gelişir. Bu yolda p53p53 kaybı, displastik bir adenomun gerçek bir karsinoma dönüştüğü 'eşik' noktasıdır.
Soru 2Soru

3030 yaşında kadın hasta, 1212 yıldır oral kontraseptif (OKSOKS) kullanımı sonrası sağ üst kadranda dolgunluk hissiyle başvuruyor. Yapılan görüntüleme tetkiklerinde karaciğer sağ lobunda 66 cmcm çapında, iyi sınırlı, kapsülsüz bir kitle saptanıyor. Biyopsi örneğinin mikroskobik incelemesinde hepatositlerde hafif atipi ve psödoasinüs oluşumu izleniyor. İmmünohistokimyasal incelemede yaygın nükleer β\beta-katenin ekspresyonu saptanıyor. Bu lezyonun en karakteristik klinik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hepatosellüler karsinoma dönüşüm riskinin yüksek olması

Cevap

Hepatosellüler karsinoma dönüşüm riskinin yüksek olması
Hepatosellüler adenomların (HCA) moleküler sınıflamasında, beta-katenin aktive tip (CTNNB1 mutasyonlu) en agresif seyreden ve malign transformasyon (HCC'ye dönüşüm) riski en yüksek olan gruptur (yaklaşık %5-10). Morfolojik olarak psödoasinüs oluşumu ve sitolojik atipi bu tipe eşlik edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz etme
Genç kadın, uzun süreli OKS kullanımı ve karaciğerde kitle mevcudiyeti hepatoseIIüler adenom (HCA) lehinedir.
OKS kullanımı HCA gelişimi için en önemli risk faktörüdür.
2
Morfolojik ve immünohistokimyasal bulguları yorumlama
Psödoasinüs oluşumu ve yaygın nükleer beta-katenin ekspresyonu, beta-katenin aktive HCA alt tipini tanımlar.
Normalde sitoplazmik/membranöz olan beta-katenin'in nükleer lokalizasyonu, CTNNB1 gen mutasyonunu ve aktivasyonu gösterir.
3
Klinik prognozu belirleme
Beta-katenin aktive adenomlar, diğer tiplerden farklı olarak yüksek malign transformasyon (HCC gelişimi) potansiyeline sahiptir.
Bu genetik değişiklik hepatosellüler karsinogenez yolunda erken bir basamaktır.

Anahtar Kavram

HepatoseIIüler adenomların beta-katenin aktive alt tipi, yüksek oranda maligniteye (HCC) dönüşme riski taşır.
Soru 3Soru

66 yaşında bir erkek çocuk, dışkılama sırasında fark edilen parlak kırmızı renkli rektal kanama şikayetiyle getiriliyor. Yapılan kolonoskopide rektum yerleşimli, 22 cm çapında, düzgün yüzeyli ve saplı bir polip izlenerek eksize ediliyor. Histopatolojik incelemede; yüzeyde fokal erozyon, stromada belirgin ödem ve inflamatuar infiltrasyon ile karakterize, mukusla dolu dilate kistik gland yapıları gözleniyor. Bu hastadaki lezyonla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tek başına (sporadik) görüldüğünde malignite riski taşımaz.

Cevap

Sporadik görüldüğünde malignite riski taşımaz
Doğru seçenek olan ifadedeki gibi, sporadik (tekil) juvenil polipler tamamen benign hamartomatöz lezyonlardır ve malignite riski taşımazlar. Tanı; pediatrik yaş grubu, rektal yerleşim ve histolojideki müsin dolu kistik gland yapıları ile konulur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histolojik verilerin analizi
Pediatrik yaş (66 yaş), rektal kanama, saplı rektal polip ve kistik dilate glandlar saptandı.
Hastanın demografik özellikleri ve spesifik histopatolojik bulguları (dilatasyon gösteren mukus dolu glandlar) tanıyı daraltır.
2
Tanının konulması
Lezyon bir Juvenil Polip'tir.
Juvenil polipler hamartomatöz poliplerin en sık görülen tipidir ve tarif edilen 'müsin dolu kistik glandlar' en karakteristik özelliğidir.
3
Biyolojik davranışın değerlendirilmesi
Sporadik juvenil polipler benign seyirlidir.
Tek başına görülen (sendromik olmayan) juvenil poliplerde malign transformasyon riski yoktur; ancak Juvenil Polipozis Sendromu'nda risk artmıştır.

Anahtar Kavram

Juvenil polipler hamartomatöz (non-neoplastik) poliplerdir; histolojik olarak dilate kistik glandlar ve inflamasyonlu stroma ile karakterizedirler.

İpuçları

1
Polibin pediatrik yaş grubunda görülmesi ve rektal yerleşimi en olası tanıyı düşündürmelidir.
2
Histolojideki 'mukusla dolu kistik glandlar' hamartomatöz bir sürece işaret eder.

Daha Fazla Pratik

Peutz-Jeghers Sendromu ile Juvenil Polipozis Sendromu arasındaki genetik ve morfolojik farkları gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 4Soru

1616 yaşında erkek hasta, ani başlayan sarılık, karın ağrısı ve aşırı halsizlik şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Laboratuvar incelemelerinde ALTALT ve ASTAST düzeylerinde belirgin artış, serum alkalen fosfataz düzeyinde ise yaş grubuna göre beklenenden düşük bir yükselik saptanıyor. Periferik yaymasında Coombs-negatif hemolitik anemi bulguları saptanan hastanın fizik muayenesinde korneada Kayser-Fleischer halkası izleniyor. Bu hastanın karaciğer biyopsisinin elektron mikroskobik incelemesinde saptanması beklenen, hastalığa oldukça karakteristik kabul edilen en erken morfolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mitokondriyal kristalarda dilatasyon ve intrasitoplazmik vakuol oluşumu

Cevap

Doğru cevap, mitokondriyal kristalarda dilatasyon ve vakuol oluşumudur.
Doğru cevap olan ifade, Wilson hastalığında bakırın hepatositler üzerindeki en erken morfolojik etkisini tanımlar. Wilson hastalığında ATP7BATP7B mutasyonu sonucu bakırın biliyer atılımı bozulur. Biriken serbest bakır, mitokondriyal membranlara zarar vererek kristalarda dilatasyona ve vakuol oluşumuna neden olur. Bu bulgu, ışık mikroskobik değişiklikler (yağlanma, Mallory-Denk cisimcikleri) gelişmeden önce bile saptanabilir ve tanıda oldukça değerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Genç yaş, hemolitik anemi (Coombs-negatif) ve Kayser-Fleischer halkası varlığı Wilson hastalığını (hepatolentiküler dejenerasyon) işaret eder.
Wilson hastalığı, serbest bakırın dokularda birikmesiyle karakterize sistemik bir metabolik bozukluktur.
2
Karaciğer tutulumunun morfolojik özelliklerini hatırla
Işık mikroskobunda steatoz, Mallory-Denk cisimcikleri ve nükleer vakuolizasyon görülebilir; ancak en erken bulgular elektron mikroskobundadır.
Bakır toksisitesinin hücresel düzeydeki ilk etkileri organeller üzerinde ortaya çıkar.
3
Elektron mikroskobik (ultrastrüktürel) bulguyu belirle
Mitokondrilerde şekil bozukluğu, kristalarda genişleme (dilatasyon) ve vakuolizasyon Wilson hastalığı için oldukça karakteristiktir.
Bakırın mitokondriyal membranlar üzerindeki doğrudan toksik etkisi bu özgün değişikliğe yol açar.

Anahtar Kavram

Wilson hastalığında elektron mikroskobu ile saptanan karakteristik mitokondriyal değişiklikler.

Daha Fazla Pratik

Wilson hastalığında karaciğer biyopsisinde bakır birikimini göstermek için kullanılan Rodanin (Rhodanine) ve Orsein (Orcein) boyama yöntemlerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

5858 yaşında erkek hasta, son 33 aydır devam eden rektal kanama ve dışkılama alışkanlığında değişiklik şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan kolonoskopide rektumda 44 cm çapında, geniş tabanlı (sesil), yüzeyi kadifemsi görünümlü bir kitle saptanıyor. Alınan biyopsi örneğinin mikroskobik incelemesinde, mukoza yüzeyinden lümene doğru uzanan uzun, ince parmaksı çıkıntılar ve bu çıkıntıları döşeyen epitelde belirgin displazi izleniyor. Bu lezyonun özellikleri ve klinik seyri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adenomatöz polipler arasında malign transformasyon riski en yüksek olan tiptir.

Cevap

Villöz adenomlar, adenomatöz polipler içerisinde malignite potansiyeli en yüksek olan gruptur.
Villöz adenomlar, tübüler adenomlara göre daha büyük boyutlara ulaşma eğilimindedir ve histolojik olarak içerdikleri villöz komponent oranı arttıkça (özellikle >%50 olduğunda) invaziv karsinom riski belirgin şekilde artar. Bu nedenle adenomatöz polipler arasında malign transformasyon riski en yüksek olan tiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve morfolojik bulguları analiz et.
Rektum yerleşimi, sesil (sapsız) yapı, kadifemsi görünüm ve histolojideki parmaksı (villöz) çıkıntılar 'Villöz Adenom' tanısını koydurur.
Vaka sunumundaki tanımlamalar villöz adenom için patognomoniktir.
2
Lezyonun biyolojik davranışını değerlendir.
Villöz adenomlar, tübüler adenomlara kıyasla daha geniş tabanlı olmaları ve içerdikleri displazi derecesinin genellikle daha yüksek olması nedeniyle %40'a varan oranlarda karsinom odakları içerebilirler.
Adenom-karsinom sekansında villöz mimari yüksek risk faktörüdür.

Anahtar Kavram

Villöz adenomların histopatolojik tanısı ve malignite riski.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 6Soru

Özellikle yemeklerden sonra artan göğüs arkasında yanma (pirozipirozi) ve ağza acı su gelmesi şikayetleri olan bir hastadan alınan distal özofagus biyopsisinde izlenen aşağıdaki mikroskobik bulgulardan hangisi reflü özofajitini en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Skuamöz epitel tabakası içinde eozinofil ve nötrofil infiltrasyonu

Cevap

Reflü özofajitini en güçlü şekilde destekleyen bulgu, skuamöz epitel tabakası içinde eozinofil ve nötrofil infiltrasyonudur.
Gastroözofageal reflü hastalığında (GÖRH), mide asidinin özofagusa kaçması mukozada hasara ve inflamasyona yol açar. Bu durumun mikroskobik olarak en erken ve en güvenilir göstergesi, normalde inflamatuar hücre içermeyen çok katlı yassı epitel (skuamöz epitel) içerisine eozinofillerin ve nötrofillerin girmesidir. Ayrıca bazal hücre hiperplazisi ve papilla boyunda uzama da eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik semptomlarını analiz et.
Göğüs arkasında yanma (pirozipirozi) ve regürjitasyon, tipik Gastroözofageal Reflü Hastalığı (GÖRH) semptomlarıdır.
Klinik tabloyu patolojik bulgu ile eşleştirmek için öncelikle tanıyı belirlemek gerekir.
2
GÖRH'e bağlı gelişen özofajitin histopatolojik kriterlerini değerlendir.
Epitelyal eozinofil/nötrofil infiltrasyonu, bazal zon hiperplazisi ve lamina propria papillalarında uzama en sık görülen bulgulardır.
Patolojik tanıda kullanılan temel morfolojik özellikleri hatırlamak gerekir.

Anahtar Kavram

Reflü özofajitinin mikroskobik tanısı epitel içi inflamatuar hücre varlığına dayanır.

İpuçları

1
Reflü özofajiti bir 'inflamasyon' sürecidir.

Daha Fazla Pratik

Eozinofilik özofajit ile reflü özofajiti arasındaki eozinofil sayısı farkını inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 7Soru

6868 yaşında kadın hasta, son 33 aydır özellikle yemeklerden yaklaşık 3030-6060 dakika sonra başlayan ve künt karakterde olan epigastrik ağrıdan yakınmaktadır. Son 22 gündür bu tabloya ani başlayan, şiddetli sol alt kadran ağrısı ve kanlı ishal eklenmiştir. Fizik muayenesinde barsak sesleri azalmış ve sol kadranda defans saptanmıştır. Kolonoskopide splenik fleksurada mukoza ödemli, yer yer peteşiyel kanamalı ve "coalescing" özellik gösteren yüzeyel lineer ülserler izlenmiştir. Biyopsi materyalinde yüzeyel epitelde dökülme, lamina propriada belirgin hyalinizasyon ve kript yapılarında atrofi ile karakterize "güdük" bez (withered glands) görünümü rapor edilmiştir. Bu klinik tablo ve morfolojik bulgular eşliğinde en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskemik kolit

Cevap

İskemik kolit, özellikle yaşlı hastalarda abdominal anjina öyküsü, splenik fleksura gibi sınır bölgelerinin tutulumu ve histopatolojide izlenen lamina propria hyalinizasyonu ile güdükleşmiş kript yapıları (withered glands) ile tanınır.
Doğru yanıt olan iskemik kolit seçeneği; hastanın yaşı, aterosklerotik zeminle uyumlu abdominal anjina öyküsü, splenik fleksura tutulumu ve biyopsi sonucundaki 'güdük bez' (withered glands) bulgularıyla tam uyumludur. Bu histolojik görünüm, iskemik hasar sonrası kriptlerin beslenemeyerek büzülmesini ve lamina proprianın asellüler bir görünüm almasını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik prodromun değerlendirilmesi
Yemek sonrası ağrı (abdominal anjina), kronik mezenterik arter yetmezliğine işaret eder.
Hastanın iskemik bir zemine sahip olduğunu doğrulamak için gereklidir.
2
Anatomik lokalizasyonun analizi
Splenik fleksura tutulumu, 'Griffith noktası' olarak bilinen ve iskemik hasara en duyarlı 'watershed' (sınır) bölgesini işaret eder.
İskemik kolitin IBD'den ayrımında lokalizasyon kritiktir.
3
Mikroskobik bulguların yorumlanması
Lamina propriada hyalinizasyon ve kriptlerdeki küçülme (güdük bezler), akut/subakut iskemik hasarın patognomonik morfolojik bulgularıdır.
Tanıyı kesinleştiren histopatolojik kriterleri belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

İskemik kolitte sınır (watershed) bölgelerin tutulumu ve 'withered glands' morfolojisi.

Daha Fazla Pratik

İskemik kolitte watershed bölgeleri olan Griffith noktası ve Sudek noktası arasındaki farkları tekrar ediniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 8Soru

52 yaşında kadın hasta, ani başlayan, kuşak tarzında sırta yayılan şiddetli epigastrik ağrı ve bulantı-kusma ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenede epigastrik hassasiyet ve defans saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum lipaz düzeyi 12001200 U/LU/L (Normal: 01600-160 U/LU/L) olarak ölçülüyor. Bu hastada peripankreatik yağ dokusunda gözlenen makroskobik "tebeşir beyazı" (chalky white) renkli odakların patogenezinde rol oynayan temel biyokimyasal süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktive lipazlarca serbestleştirilen yağ asitlerinin kalsiyum ile birleşerek sabunlaşması

Cevap

Aktive lipazlarca serbestleştirilen yağ asitlerinin kalsiyum ile birleşerek sabunlaşması
Doğru seçenek, enzimatik yağ nekrozunun temel patofizyolojisini açıklar. Akut pankreatit sırasında pankreastan sızan aktif lipazlar, peripankreatik yağ dokusundaki trigliseridleri hidroliz ederek serbest yağ asitlerine dönüştürür. Bu asitler ortamdaki kalsiyum iyonları ile birleşerek çözünmeyen kalsiyum sabunlarını (saponifikasyon) oluşturur; bu da makroskobik olarak tebeşir beyazı, opak alanlar şeklinde görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları (sırta vuran epigastrik ağrı, yüksek lipaz) analiz et.
Hastada akut pankreatit tablosu mevcuttur.
Lipaz yüksekliği ve tipik ağrı karakteri pankreas hasarını doğrular.
2
Peripankreatik dokudaki 'tebeşir beyazı' odakların karşılığını belirle.
Bu odaklar enzimatik yağ nekrozudur.
Pankreatik enzimlerin (özellikle lipaz) yağ dokusuna sızması bu nekroz tipine yol açar.
3
Yağ nekrozunun kimyasal mekanizmasını hatırla.
Yağ asitleri + Kalsiyum \rightarrow Sabunlaşma (Saponifikasyon).
Lipidlerin yıkımıyla oluşan asitler kalsiyumla birleşerek makroskobik olarak görülen kireçli beyaz alanları oluşturur.

Anahtar Kavram

Akut pankreatitte enzimatik yağ nekrozu ve kalsiyum saponifikasyonu.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 9Soru

2828 yaşında gebe bir hasta, gebeliğinin son trimesterinde aniden gelişen şiddetli sarılık, koagülopati ve konfüzyon (akut karaciğer yetmezliği) tablosuyla acil servise getiriliyor. Karaciğer biyopsisinde lobüler yapıda balonlaşma dejenerasyonu, sinüzoidlerde piknotik nükleuslu ve yoğun eozinofilik sitoplazmalı büzülmüş hücreler (asidofilik cisimcikler) ile birlikte portal traktları santral venlere bağlayan geniş nekroz alanları izleniyor. Bu biyopsi örneğinde saptanan, portal traktlar ile santral venler arasında nekrotik bir bağlantı oluşturan morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Köprüleşme (bridging) nekrozu

Cevap

Köprüleşme (bridging) nekrozu
Köprüleşme (bridging) nekrozu, hepatik asinüsün farklı bölgeleri (portal-portal veya portal-santral) arasında hepatositlerin masif kaybı sonucu oluşan bağlantı hatlarını ifade eder. Bu bulgu, akut hepatitlerde submasif nekroza gidişin veya fulminant tablonun bir göstergesidir. Soruda tarif edilen santral-portal nekrotik hat bu tanıma tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablo ve histopatolojik ipuçlarını analiz et.
Genç gebe hastada fulminant seyirli hepatit (olasılıkla Hepatit E) ve biyopside asidofilik (Councilman) cisimcikler ile geniş nekroz alanları saptanmıştır.
Tanıya ulaşmak için klinik bağlam ve morfolojik bulguların (nekrozun yayılımı) doğru tanımlanması gerekir.
2
Nekrozun anatomik yayılımını değerlendir.
Nekrozun portal trakt ile santral ven arasında bir 'köprü' oluşturması, parankimal çöküşün (konfluens nekroz) ileri düzeyde olduğunu gösterir.
Farklı vasküler yapıların nekroz hatlarıyla birleşmesi 'bridging necrosis' teriminin temel tanımıdır.
3
Ayırıcı tanı yap ve doğru terminolojiyi seç.
Interface nekrozu kronik hepatit aktivitesiyle, spotty nekroz hafif akut hepatitlerle ilişkilidir; tarif edilen santral-portal bağlantı ise köprüleşme nekrozudur.
Nekrozun tipi ve yayılımı, hastalığın şiddetini ve derecelendirmesini (grading) belirleyen temel unsurdur.

Anahtar Kavram

Karaciğerde Nekroz Paternleri ve Köprüleşme Nekrozu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

6262 yaşında erkek hasta, son 33 aydır artış gösteren sarılık, kaşıntı ve yaklaşık 88 kgkg kilo kaybı ile başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde 1212 yıldır Primer Sklerozan Kolanjit (PSKPSK) tanısı mevcuttur. Laboratuvar incelemesinde Alkalen Fosfataz (ALPALP) ve Bilirubin düzeyleri belirgin yüksek, Alfa-fetoprotein (AFPAFP) düzeyi ise normal (44 ng/mLng/mL) bulunuyor. Batın BTBT görüntülemesinde karaciğer hilusunda (ana hepatik kanal bileşkesinde) safra yollarında daralma ve proksimalinde dilatasyona neden olan düzensiz sınırlı bir kitle izleniyor.

Bu hastada en olası tanının histopatolojik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yoğun desmoplastik stroma içerisinde müsin üreten bez benzeri yapılar

Cevap

Yoğun desmoplastik stroma içerisinde müsin üreten bez benzeri yapılar (Kolanjiyokarsinom)
Hastada mevcut olan Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) öyküsü, kilo kaybı, sarılık ve normal AFP düzeyi, karaciğer hilusundaki kitlenin bir kolanjiyokarsinom olduğunu göstermektedir. Kolanjiyokarsinomlar, karaciğer içi veya dışı safra yollarından köken alan adenokarsinomlardır. Histopatolojik olarak, yoğun bir fibröz stroma (desmoplazi) içerisinde müsin üreten glandüler (bez benzeri) yapılar oluşturmaları en tipik özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) öyküsü olan yaşlı hastada kilo kaybı ve sarılık varlığı, kolanjiyokarsinom riskini belirgin şekilde artırır.
PSK, kolanjiyokarsinom için en önemli risk faktörlerinden biridir.
2
Laboratuvar ve görüntüleme bulgularını yorumla
Normal AFP düzeyi hepatosellüler karsinomdan (HCC) uzaklaştırırken, hiler kitle yerleşimi (Klatskin tümörü) kolanjiyokarsinom tanısını destekler.
HCC genellikle AFP yüksekliği ve siroz zemini ile seyreder.
3
En olası tanının histolojik özelliklerini belirle
Kolanjiyokarsinomlar, safra kanalı epiteli kökenli adenokarsinomlardır; bu nedenle müsin üretimi, glandüler yapı ve yoğun desmoplazi (stroma sertliği) gösterirler.
Safra kanalı tümörleri, hepatositlerden farklı olarak desmoplastik yanıt oluşturma eğilimindedir.

Anahtar Kavram

Kolanjiyokarsinomun (safra yolu kanseri) patogenezi, risk faktörleri (PSK) ve karakteristik histopatolojik bulguları (müsin üreten adenokarsinom ve desmoplazi).

Daha Fazla Pratik

Karaciğerin primer tümörleri ile metastatik adenokarsinomlar arasındaki ayırıcı tanıda kullanılan immünohistokimyasal belirteçleri (örneğin HepPar-1, Glikan-3 ve müsin boyaları) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru

4242 yaşında kadın hasta, rutin kontrol amaçlı yapılan batın ultrasonografisinde karaciğer sağ lobunda 55 cmcm çapında, iyi sınırlı solid bir kitle saptanması üzerine başvuruyor. Hastanın laboratuvar incelemelerinde serum alfa-fetoprotein (AFP) düzeyi 33 ng/mLng/mL (Normal: <10<10 ng/mLng/mL) bulunuyor. Özgeçmişinde oral kontraseptif kullanımı, kronik hepatit veya alkol kullanımı öyküsü saptanmıyor. Bilgisayarlı tomografide kitlenin merkezinde "yıldızvari" (stellate) bir skar izleniyor. Bu lezyonun patogenezinde rol oynayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vasküler bir malformasyona sekonder gelişen lokalize hepatosit hiperplazisi

Cevap

Vasküler bir malformasyona sekonder gelişen lokalize hepatosit hiperplazisi
Vasküler bir malformasyona sekonder gelişen lokalize hepatosit hiperplazisi ifadesi doğrudur çünkü Fokal Nodüler Hiperplazi (FNH), patogenetik olarak vasküler bir anomali sonucu oluşan lokalize kan akımı artışına (hiperperfüzyon) yanıt olarak gelişen hepatosit proliferasyonudur. Bu durum lezyonun 'hiperplazi' olarak adlandırılmasının temel nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini analiz et
Genç-orta yaşlı kadın hasta, tesadüfi saptanan kitle, normal AFP düzeyi ve kronik karaciğer hastalığı/ilaç kullanımı öyküsü olmaması.
Bu tablo bizi öncelikle selim (benign) karaciğer kitlelerine yönlendirir.
2
Radyolojik bulguyu (stellate skar) değerlendir
Merkezi yıldızvari skar varlığı fokal nodüler hiperplazi (FNH) için patognomoniktir.
Fibrolamellar HCC gibi malignitelerde de skar görülebilir ancak klinik tablo ve skar özellikleri FNH'yi desteklemektedir.
3
Tanının patogenezini hatırla
Fokal nodüler hiperplazi, vasküler bir malformasyonun neden olduğu lokalize hiperperfüzyona karşı gelişen bir hiperplazidir.
Gerçek bir neoplazm değil, reaktif bir süreçtir.

Anahtar Kavram

Fokal nodüler hiperplazi (FNH), vasküler anomalilere bağlı gelişen non-neoplastik bir hiperplazidir ve tipik olarak merkezi stellate skar ile karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 12Soru

Altmış beş yaşında erkek hasta, son altı aydır özellikle yemeklerden sonra belirginleşen sol alt kadran ağrısı ve aralıklı kanlı ishal şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde tip 2 diyabet ve aortokoroner by-pass operasyonu öyküsü mevcuttur. Yapılan kolonoskopide, splenik fleksura ve inen kolonda keskin sınırlı, soluk görünümlü ve yer yer ülsere mukoza alanları izlenmiş olup, rektum ve sağ kolon tamamen normal olarak değerlendirilmiştir. Alınan mukozal biyopsilerin histopatolojik incelemesinde; yüzey epitelinde dökülme, kriptlerde atrofi ("solmuş/withered" kript görünümü) ve lamina propriada belirgin eozinofilik hiyalinizasyon saptanırken, bazal plazmasitoz veya granülomatöz inflamasyon izlenmemiştir.

Bu hastadaki klinik ve morfolojik bulgular birlikte değerlendirildiğinde, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskemik kolit

Cevap

Klinik ve histopatolojik bulgular iskemik kolit tablosu ile uyumludur.
İleri yaş, kardiyovasküler hastalık öyküsü ve vasküler uç nokta (watershed) olan splenik fleksuranın segmental tutulumu iskemik kolit için tipiktir. Mikroskobik düzeyde izlenen kriptlerde 'withered' (solmuş/atrofik) görünüm ve lamina propriada hiyalinizasyon, kronik iskemik zedelenmeye karşı gelişen spesifik morfolojik adaptasyon ve skarlaşma paternidir. Granülom veya bazal plazmasitozun olmaması primer inflamatuar bağırsak hastalıklarını uzaklaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik ve klinik risk faktörlerini analiz et.
65 yaş, tip 2 diyabet ve koroner arter hastalığı (ateroskleroz zeminine işaret eder). Yemek sonrası karın ağrısı 'intestinal anjina' bulgusudur.
Vasküler risk faktörlerinin varlığı, iskemik etiyolojiyi güçlü şekilde düşündürür.
2
Endoskopik bulguları ve lezyon lokalizasyonunu değerlendir.
Sadece splenik fleksura ve inen kolonda yerleşik, rektumu koruyan segmental tutulum izleniyor.
Splenik fleksura (Griffith noktası), superior ve inferior mezenterik arterlerin dolaşım sınırında (watershed area) olduğu için iskemiye en duyarlı kolon segmentidir.
3
Biyopsi bulgularını inflamatuar bağırsak hastalıkları ile karşılaştırarak ayırıcı tanı yap.
Atrofik/solmuş kriptler ve lamina propriada hiyalinizasyon var. Granülom veya bazal plazmasitoz yok.
Bu bulgular (hiyalinizasyon ve solmuş kriptler) kronik iskemik hasarın patognomonik morfolojik özellikleridir ve primer inflamatuar bağırsak hastalıklarını (Crohn, Ülseratif kolit) ekarte ettirir.

Anahtar Kavram

İskemik Kolit Morfolojisi ve Lokalizasyonu
Soru 13Soru

45 yaşında kadın hasta, epigastrik bölgeden posteriora yayılan ani başlayan şiddetli karın ağrısı ve kusma şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede yaygın hassasiyet ve rebound saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum amilaz düzeyi 15001500 U/L (Normal: <110<110 U/L) olarak bulunuyor. Hastanın klinik takibi sırasında yapılan cerrahi debridmanda, omentum ve peripankreatik yağ dokusunda granüler, opak-beyaz renkli nekrotik odaklar dikkati çekiyor. Bu nekrotik alanların mikroskobik incelemesinde, çekirdeklerini kaybetmiş ancak hücresel sınırları korunmuş olan adipositlerin oluşturduğu "gölge hatları" izlenmektedir. Bu morfolojik bulgular aşağıdaki nekroz tiplerinden hangisi için karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enzimatik yağ nekrozu

Cevap

Enzimatik yağ nekrozu
Doğru seçenek olan enzimatik yağ nekrozu, pankreatik enzimlerin (özellikle lipaz) yağ dokusuna sızmasıyla oluşur. Lipaz, adipositlerdeki trigliseridleri hidroliz ederek serbest yağ asitleri açığa çıkarır. Bu yağ asitleri serum kalsiyumu ile birleşerek 'sabunlaşma' (saponifikasyon) oluşturur. Mikroskopik olarak adipositler çekirdeklerini kaybetse de hücresel sınırlarını (gölge hatlarını) korurlar ve sitoplazmaları bazofilik-granüler bir hal alır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Epigastrik ağrı, sırta yayılım ve yüksek amilaz düzeyi (15001500 U/L) hastada akut pankreatit olduğunu gösterir.
Amilaz ve lipaz yüksekliği akut pankreatit tanısında temel laboratuvar kriteridir.
2
Makroskopik ve mikroskopik bulguları yorumla.
Opak-beyaz odaklar kalsiyum sabunlaşmasını, "gölge hatları" ise ölü adipositlerin mikroskopik kalıntılarını ifade eder.
Pankreatik lipaz aktivitesi sonucu yağ asitleri serbestleşir ve kalsiyumla birleşerek nekroz alanlarını oluşturur.
3
Tanıyı nekroz tipleriyle eşleştir.
Bu özellikler enzimatik yağ nekrozu için patognomoniktir.
Yağ dokusuna özgü bu hasar tipi diğer nekroz mekanizmalarından farklıdır.

Anahtar Kavram

Akut pankreatitte aktive olan lipazın neden olduğu enzimatik yağ nekrozu ve saponifikasyon süreci.

Daha Fazla Pratik

Akut pankreatitte tetani gelişmesinin (Trousseau veya Chvostek bulgusu) kalsiyumun bu nekroz alanlarında tüketilmesine bağlı olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru

2222 yaşında bir erkek hasta, ailesinde erken yaşta kolon kanseri öyküsü bulunması nedeniyle taranmaktadır. Yapılan kolonoskopide rektumdan itibaren tüm kolonda bini aşkın küçük sesil adenomatöz polip saptanmıştır. Fizik muayenesinde mandibulada radyopak kemik lezyonları (osteom) ve sırt bölgesinde multipl epidermal kistler fark edilmiştir. Bu hastada aşağıdaki klinik bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konjenital retinal pigment epiteli hiperplazisi (CHRPECHRPE)

Cevap

Konjenital retinal pigment epiteli hiperplazisi (CHRPECHRPE)
Hastada saptanan bini aşkın adenomatöz polip, mandibuladaki osteomlar ve epidermal kistler Gardner sendromu tanısını koydurur. Gardner sendromu, APCAPC gen mutasyonu sonucu gelişen Ailesel Adenomatöz Polipozis (FAP) tablosunun ekstraintestinal bulgularla giden bir varyantıdır. Konjenital retinal pigment epiteli hiperplazisi (CHRPECHRPE), FAP hastalarında kolonoskopik bulgular öncesinde dahi saptanabilen, tanısal değeri yüksek ve sık görülen bir göz bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç hasta, bini aşkın adenomatöz polip (FAP), osteomlar ve deri kistleri mevcuttur.
Bu bulguların birlikteliği Ailesel Adenomatöz Polipozis (FAP) varyantı olan Gardner sendromunu tanımlar.
2
Gardner sendromu ile ilişkili diğer bulguları hatırla
Gözde CHRPE lezyonları ve yumuşak dokuda desmoid tümörler sık görülür.
Bu bulgular FAP hastalarında tanıyı destekleyen ekstraintestinal belirtilerdir.
3
Ayırıcı tanıyı yap ve doğru seçeneği işaretle
CHRPE, FAP hastalarının yaklaşık %70-80'inde görülen özgül bir bulgudur.
Seçenekler arasında FAP/Gardner spektrumuna en uygun bulgu budur.

Anahtar Kavram

Gardner Sendromu (FAP varyantı)
Soru 15Soru

3434 yaşında kadın hasta, başka bir nedenle yapılan abdominal görüntülemede karaciğer sağ lobunda 44 cmcm çapında, iyi sınırlı kitle saptanması üzerine opere ediliyor. Serum alfa-fetoprotein (AFPAFP) düzeyi normal sınırlardadır. Makroskopik incelemede kitlenin merkezinde stellat (yıldızsı) bir skar izleniyor. Mikroskopik incelemede fibröz septalar ile birbirinden ayrılan nodüler hepatosit grupları ve septalar içinde kalın duvarlı damarlar izleniyor. Portal traktların izlenmediği saptanan bu lezyonun tanısında en karakteristik immünohistokimyasal bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glutamin sentetaz (GSGS) ile "harita benzeri" (map-like) boyanma patterni

Cevap

Glutamin sentetaz ile "harita benzeri" (map-like) boyanma patterni gösteren seçenek doğrudur.
Vaka sunumundaki genç kadın hasta, merkezi yıldızsı skar ve kalın duvarlı damarların varlığı portal trakt içermeyen nodüllerle birlikte tipik olarak Fokal Nodüler Hiperplazi (FNH) tanısını koydurur. FNH'nin en karakteristik ve ayırıcı tanıda en değerli immünohistokimyasal bulgusu, vasküler dallanma alanlarına komşu hepatositlerde izlenen 'harita benzeri' (map-like) glutamin sentetaz (GSGS) boyanma patternidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve makroskopik bulguların sentezlenmesi
Lezyonun Fokal Nodüler Hiperplazi (FNH) olduğu ön tanısı konur.
Genç kadın hasta, tesadüfi kitle, normal AFP ve en önemlisi merkezi yıldızsı (stellat) skar FNH'nin tipik özellikleridir.
2
Mikroskopik özelliklerin doğrulanması
Morfolojinin FNH ile uyumlu olduğunun teyit edilmesi.
Normal portal traktların yokluğu, fibröz septalar ve kalın duvarlı damarlar FNH morfolojisini tanımlar.
3
Ayırıcı tanıda immünohistokimyasal belirteç seçimi
Glutamin sentetaz (GSGS) harita benzeri paternin seçilmesi.
FNH'de vasküler anomaliye sekonder gelişen metabolik heterojenite nedeniyle hepatositler GS ile spesifik bir harita benzeri patern verirler.

Anahtar Kavram

Fokal Nodüler Hiperplazi (FNH) Tanı Kriterleri ve İHK Belirteçleri

İpuçları

1
Makroskopideki 'merkezi stellat skar' karaciğerin hangi benign lezyonu için en tipik bulgudur?

Daha Fazla Pratik

Hepatik adenom alt tiplerinin moleküler sınıflaması ve klinik korelasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 16Soru

2727 yaşında erkek hasta; son 11 yıldır devam eden, aralıklı kramplı karın ağrısı, hafif ateş ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde perianal bölgede fistül ağzı saptanıyor. Kolonoskopik incelemede çekum ve terminal ileumda sağlam mukoza adalarıyla ayrılan, "atlamalı" (skip) lezyonlar ve "kaldırım taşı" manzarası izleniyor. Bu hastadan alınan tam kat biyopsi örneğinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Submukoza ve subserozada belirgin lenfoid agregatlar içeren transmural inflamasyon

Cevap

Submukoza ve subserozada belirgin lenfoid agregatlar içeren transmural inflamasyon görülmesi en olasıdır.
Vakadaki perianal fistül, skip lezyonlar ve kaldırım taşı manzarası kesin olarak Crohn hastalığını işaret etmektedir. Crohn hastalığının en tipik histolojik özelliği, bağırsak duvarının tüm katmanlarını (mukoza, submukoza, muskularis propria ve subseroza) tutan transmural inflamasyondur. Bu inflamasyonun bir parçası olarak submukoza ve subserozada belirgin lenfoid agregatların görülmesi tanısal açıdan çok değerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguların sentezi
Tanı: Crohn Hastalığı
Perianal fistül varlığı, terminal ileum tutulumu, atlamalı (skip) lezyonlar ve kaldırım taşı manzarası Crohn hastalığı için patognomonik düzeyde değerlidir.
2
Histopatolojik ayırıcı tanının yapılması
Transmural tutulumun doğrulanması
Crohn hastalığı, Ülseratif Kolit'in aksine bağırsak duvarının tüm katlarını etkileyen transmural bir inflamasyon sergiler; bu da subserozal lenfoid agregatlar gibi bulgularla kendini gösterir.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığı transmural tutulum, skip lezyonlar ve non-kazeifiye granülomlarla karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

4848 yaşında kadın hasta, epigastrik bölgede dolgunluk hissi ve yaklaşık 22 aydır devam eden künt karın ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan bilgisayarlı tomografide pankreas kuyruk (kauda) kesiminde yerleşimli, 66 cm çapında, kalın duvarlı ve çok odacıklı (multiloküle) kistik bir kitle saptanıyor. Kist içeriğinin müsinöz karakterde olduğu ve pankreatik kanalla ilişkisinin bulunmadığı belirleniyor. Bu hasta için en olası tanıyı doğrulamada kullanılabilecek en karakteristik histopatolojik bulgu hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kist epiteli altında yoğun iğsi hücreli ovaryen benzeri stroma varlığı

Cevap

Müsinöz kistik neoplazmlar için patognomonik olan 'ovaryen benzeri stroma' varlığıdır.
Müsinöz kistik neoplazmlar (MKN), vakaların %95\%95'inden fazlasında kadınlarda görülür ve genellikle pankreas gövde veya kuyruk kesimine yerleşir. Bu tümörlerin en karakteristik ve tanı koydurucu histopatolojik özelliği, müsin üreten kolumnar epitelin hemen altında yer alan ve histolojik olarak over stromasına benzeyen yoğun, hücresel iğsi hücreli stromadır. Bu stroma genellikle estrojen ve progesteron reseptörleri açısından pozitiftir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verileri analiz et.
Hasta orta yaşlı bir kadın, kitle pankreas kuyruğunda yerleşimli, multiloküle müsinöz bir kist ve kanalla ilişkisi yok.
Bu tablo klasik olarak Müsinöz Kistik Neoplazm (MKN) profilini çizer.
2
Ayırıcı tanıdaki kistik lezyonları değerlendir.
Seröz kistadenom (mikrokistik, berrak hücreli), IPMN (kanalla ilişkili), Psödokist (epitel yok).
MKN'yi diğer kistik tümörlerden ayırmak için histolojik belirteçler gereklidir.
3
MKN için spesifik olan patognomonik bulguyu belirle.
Kist epitelinin hemen altında yer alan yoğun, iğsi hücreli 'ovaryen benzeri stroma'.
Bu bulgu MKN tanısı için olmazsa olmaz (sine qua non) bir kriterdir.

Anahtar Kavram

Müsinöz Kistik Neoplazm (MKN) ve Ovaryen Benzeri Stroma
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru

İnflamatuar bağırsak hastalıklarının makroskobik incelemesinde; tutulan bağırsak segmentleri arasında normal görünümlü mukoza alanlarının bulunduğu "atlamalı tutulum" (skip lesions) saptanması, aşağıdaki hastalıklardan hangisi için en karakteristik bulgudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Crohn hastalığı

Cevap

Atlamalı tutulum (skip lesions) Crohn hastalığı için karakteristik bir bulgudur.
Crohn hastalığında inflamasyon bağırsak boyunca yama tarzında (patchy) bir dağılım gösterir. Bu durum, hastalıklı segmentler arasında normal mukoza alanlarının (atlamalı tutulum - skip lesions) görülmesine neden olur. Bu özellik, hastalığı her zaman kesintisiz tutulum yapan ülseratif kolitten ayıran en önemli makroskobik kriterlerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Tutulum paternini analiz et
Soruda tanımlanan "atlamalı tutulum", bağırsağın bir kısmının hastalıklı, bir kısmının ise tamamen sağlam olması durumudur.
İnflamatuar bağırsak hastalıklarını (İBH) birbirinden ayıran en temel makroskobik farklardan biridir.
2
Hastalıklarla eşleştir
Crohn hastalığı ağızdan anüse kadar her yeri tutabilir ve karakteristik olarak atlamalı alanlar bırakır.
Ülseratif kolit ise daima rektum tutulumu ile başlar ve kesintisiz devam eder.

Anahtar Kavram

İnflamatuar bağırsak hastalıklarında tutulum paterni: Crohn (atlamalı/yama tarzı) vs. Ülseratif Kolit (sürekli/kesintisiz).

İpuçları

1
İnflamatuar bağırsak hastalıklarının (Crohn ve Ülseratif Kolit) tutulum şekillerini düşünün.
2
Hangi hastalık 'ağızdan anüse kadar' her yeri tutabilir ve bu süreçte sağlam alanlar bırakabilir?

Daha Fazla Pratik

Crohn hastalığının transmural tutulum ve granülom oluşturma özelliklerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 19Soru

2828 yaşında erkek hasta, 66 aydır devam eden kramp tarzında karın ağrısı, kilo kaybı ve perianal akıntı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede sağ alt kadranda hassasiyet saptanıyor. Kolonoskopik incelemede terminal ileumda sağlam mukoza alanları ile birbirinden ayrılmış, derin, lineer ülserler ("atlamalı lezyonlar") ve "kaldırım taşı" manzarası izleniyor. Bu hastadan alınan biyopsi örneğinde saptanan aşağıdaki histopatolojik özelliklerden hangisi, tanının Crohn hastalığı olduğunu kesinleştirir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Non-kazeifiye granülom oluşumu

Cevap

Non-kazeifiye granülom oluşumu, Crohn hastalığının Ülseratif kolit'ten ayırıcı tanısında en spesifik histopatolojik bulgudur.
Crohn hastalığı, ağızdan anüse kadar tüm sindirim kanalını tutabilen, atlamalı lezyonlar gösteren ve transmural inflamasyonla karakterize bir hastalıktır. Patolojik incelemede saptanan non-kazeifiye epiteloid granülomlar, Ülseratif kolit ile ayırıcı tanıda en güvenilir kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Sağ alt kadran ağrısı, perianal fistül (akıntı) ve terminal ileum tutulumu Crohn hastalığına işaret eder.
Crohn hastalığı sindirim sisteminin her yerini tutabilir ancak en sık terminal ileumu tutar ve perianal fistüllerle seyredebilir.
2
Makroskobik bulguları değerlendir
Atlamalı lezyonlar ve kaldırım taşı manzarası saptanmış.
Bu bulgular hastalığın kesintili (atlamalı) doğasını ve derin ülserlerin yol açtığı ödemli mukoza görünümünü yansıtır.
3
Histopatolojik altın standart bulguyu belirle
Non-kazeifiye granülomların tespiti.
İnflamatuar bağırsak hastalıkları arasında granülom varlığı sadece Crohn hastalığına özgüdür.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığı ile Ülseratif kolit ayrımında morfolojik kriterler (Granülom vs Kript Apsesi, Atlamalı vs Kesintisiz Tutulum).

İpuçları

1
Hastadaki perianal fistül ve terminal ileum tutulumu tanı için en önemli klinik ipuçlarıdır.

Daha Fazla Pratik

İnflamatuar bağırsak hastalıklarının ekstraintestinal bulgularını (sklerozan kolanjit, eritema nodozum vb.) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru

2424 yaşında erkek hasta, trafik kazası sonrası gelişen kafa içi basınç artışı nedeniyle yoğun bakım ünitesinde izlenmektedir. Takibinin 33. gününde hastada ani gelişen hematemez (kanlı kusma) ve epigastrik ağrı saptanıyor. Yapılan endoskopik incelemede mide mukozasında yaygın, çok sayıda, küçük ve yüzeyel ülserasyonlar izleniyor. Bu hastada kafa içi basınç artışına ikincil olarak gelişen patolojik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cushing ülseri

Cevap

Cushing ülseri, kafa içi basınç artışı veya cerrahisi sonrası vagal çekirdeklerin uyarılması ve buna bağlı aşırı gastrit asit salınımı sonucu midede gelişen akut stres ülseridir.
Doğru cevap olan Cushing ülseri, kafa içi basınç artışının vagal stimülasyon üzerinden mide asit salgısını artırmasıyla oluşan akut stres ülseridir. Genellikle midede çok sayıda, küçük ve yüzeyel yerleşimli lezyonlar olarak izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün analizi
Hastada kafa içi basınç artışı (kafa travması) ve ardından gelişen akut mide kanaması bulguları saptanmıştır.
Vakadaki tetikleyici faktör (santral sinir sistemi hasarı) ile mide patolojisi arasındaki ilişkiyi kurmak için gereklidir.
2
Patogenetik mekanizmanın belirlenmesi
Kafa içi basınç artışı vagus sinirini uyararak mide paryetal hücrelerinden aşırı asit (HClHCl) salınımına neden olur.
Cushing ülserinin temel oluşum mekanizması hiperasiditedir.
3
Doğru terminolojinin seçilmesi
Santral sinir sistemi patolojilerine ikincil gelişen stres ülserlerine 'Cushing ülseri' adı verilir.
Tıbbi terminolojide bu spesifik klinik tabloyu tanımlayan isim budur.

Anahtar Kavram

Stres Ülserleri (Cushing vs Curling)

Daha Fazla Pratik

Akut mide erozyonlarına yol açan diğer nedenlerden biri olan NSAİİ kullanımının prostaglandin sentezi üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Sayfa 1 / 17Sonraki
Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin