Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi

462 soru

Soru 1Soru

Akut romatizmal ateş (ARA) seyri sırasında miyokard dokusunda saptanan patognomonik Aschoff cisimcikleri ve içeriğiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İçerdikleri Anitschkow hücreleri; nükleer kromatinin santralde ince bir şerit halinde toplandığı 'tırtıl' (caterpillar) görünümlü uyarılmış makrofajlardır.

Cevap

Anitschkow hücreleri; nükleer kromatinin santralde toplandığı 'tırtıl' görünümlü uyarılmış makrofajlardır.
Anitschkow hücreleri, Aschoff cisimciklerinin tanısal elemanlarıdır ve nükleer kromatinin merkezde toplanıp kenarlara doğru uzantılar yapmasıyla oluşan 'tırtıl' görüntüsüyle karakterize, uyarılmış makrofajlardır (histiositler).

Adım Adım Çözüm

1
Akut romatizmal ateşin miyokardiyal tutulumunu tanımla.
Aschoff cisimcikleri saptanır.
Aschoff cisimcikleri ARA karditinin patognomonik (tanı koydurucu) histopatolojik lezyonudur.
2
Aschoff cisimciğinin mikroskobik bileşenlerini incele.
Fibrinoid nekroz odağı, lenfositler ve spesifik hücreler (Anitschkow ve Aschoff hücreleri).
Granülom benzeri bu yapının evrelerine göre içeriği fibrinoid nekrozdan skara doğru değişir.
3
Anitschkow hücrelerinin sitolojik kökenini ve morfolojisini doğrula.
Tırtıl (caterpillar) nükleuslu makrofajlar.
Bu hücreler miyosit değil, uyarılmış histiositlerdir; kesit düzlemine göre 'baykuş gözü' veya 'tırtıl' görünümü alırlar.

Anahtar Kavram

Aschoff Cisimcikleri ve Anitschkow Hücreleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru

2222 yaşında erkek hasta, tekrarlayan geçici iskemik atak (GİA) ve göğüs ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde dudaklarda ve konjonktivada pigmente maküller (lentigo) izleniyor. Ekokardiyografisinde sol ventrikül ve sağ atriumda multipl yerleşimli, saplı ve hareketli kitleler saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde plazma kortizol düzeyinin yüksek olduğu saptanıyor. Bu hastadaki klinik tablo ve kardiyak lezyonlar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikroskobik olarak asit mukopolisakkarit stroma içinde stellat hücreler ve vasküler yapılar etrafında 'lepidic' dizilim karakteristiktir; nüks riski sporadik olgulara göre daha yüksektir.

Cevap

Carney kompleksi olan hastalarda görülen kardiyak miksomalar, tipik stellat hücreler ve 'lepidic' dizilim gösterir; ayrıca sporadik olgulardan farklı olarak multipl yerleşimli olabilir ve cerrahi sonrası nüks riskleri çok daha yüksektir.
Doğru yanıt olan seçenek, miksomanın histolojik hallmark'ı olan asit mukopolisakkarit stroma, stellat hücreler ve damarlar çevresindeki lepidic dizilimi doğru bir şekilde tarif ederken, Carney kompleksine özgü olan yüksek nüks riskini de vurgulamaktadır. Bu hastadaki lentigolar ve Cushing sendromu bulguları tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri sentezle
Lentigolar, Cushing sendromu (adrenal hiperplazi/adenom lehine) ve sistemik emboli bulguları (GİA) olan genç hastada multipl kardiyak kitleler Carney kompleksini (CNC) işaret eder.
Carney kompleksi; kardiyak miksoma, cilt pigmentasyonu ve endokrin aşırı aktivite ile karakterize otozomal dominant bir sendromdur.
2
Tümör tipini ve morfolojisini doğrula
Carney kompleksinde en sık görülen kalp tümörü miksomadır. Mikroskopide miksoid stroma içinde stellat (yıldızsı) hücreler ve damarlar etrafında lepidic dizilim izlenir.
Tümörün morfolojik özellikleri sporadik ve sendromik miksomalarda benzerdir, ancak yerleşim ve nüks paternleri farklıdır.
3
Genetik ve klinik davranış farklarını ayırt et
Sendromik miksomalar sıklıkla PRKAR1APRKAR1A mutasyonu ile ilişkilidir, multipl odacık tutulumu gösterir ve cerrahi sonrası nüks oranları (yaklaşık %1222\%12-22) sporadik olgulardan (%13\%1-3) çok daha yüksektir.
Hastalığın genetik zemini ve multicentrisite özelliği cerrahi başarıyı ve prognozu doğrudan etkiler.

Anahtar Kavram

Carney Kompleksi ve Sendromik Kardiyak Miksomalar

Daha Fazla Pratik

Miksomanın glandular varyantı ile metastatik adenokarsinomlar arasındaki ayrımı immünohistokimyasal belirteçler üzerinden inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

54 yaşında erkek hasta, istirahat sırasında başlayan ve sol kola yayılan şiddetli retrosternal ağrı şikayetiyle acil servise getiriliyor. Yapılan değerlendirmede akut transmural miyokard enfarktüsü tanısı alan hasta, yatışının 20. saatinde ani gelişen bir aritmi sonucu kaybediliyor. Yapılan otopsisinde makroskobik olarak infarkt alanında koyu renkli beneklenme (mottling) izleniyor. Bu hastanın etkilenen miyokard dokusunda yapılacak histopatolojik incelemede aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koagülasyon nekrozu, nükleer piknoz ve marjinal alanda erken nötrofil infiltrasyonu

Cevap

Koagülasyon nekrozu, nükleer piknoz ve marjinal alanda erken nötrofil infiltrasyonu bulgularının saptanması en olasıdır.
Miyokard enfarktüsünden sonraki 12-24 saatlik dönemde, miyositlerde koagülasyon nekrozu belirginleşir; nükleuslar küçülür (piknoz) ve sitoplazma daha eozinofilik hale gelir. Bu aşamada nötrofiller damar dışına sızarak enfarkt alanının kenarlarında görülmeye başlar. Vakada verilen 20 saatlik süre bu bulgularla tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki zaman çizelgesini belirleyin.
Hasta semptomların başlangıcından 20 saat sonra kaybedilmiştir.
Miyokard enfarktüsünde morfolojik değişiklikler zamana bağımlıdır.
2
12-24 saat aralığındaki patolojik değişiklikleri hatırlayın.
Makroskobik olarak koyu renkli beneklenme; mikroskobik olarak koagülasyon nekrozu başlangıcı, nükleer piknoz ve marjinal alanda nötrofil sızması izlenir.
Bu evre, geri dönüşsüz hasarın mikroskobik olarak ilk net görüldüğü dönemdir.

Anahtar Kavram

Miyokard enfarktüsü sonrası morfolojik değişikliklerin kronolojik sıralaması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

Akciğer parankiminde veya plevrada meydana gelen lokal veya yaygın fibrotik değişikliklerin (skatrisleşme), akciğerin tam genişlemesini mekanik olarak engellemesi sonucu oluşan atelektazi tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kontraksiyon atelektazisi

Cevap

Kontraksiyon atelektazisi, akciğer parankimi veya plevradaki fibrotik (skatrisyel) değişikliklerin akciğerin genişlemesini mekanik olarak kısıtlaması sonucu gelişen atelektazi tipidir.
Doğru cevap olan kontraksiyon atelektazisi, akciğer veya plevradaki lokal veya yaygın fibrotik değişikliklerin akciğerin tam genişlemesini engellemesiyle oluşur. Bu tip, diğer atelektazi tiplerinden (rezorpsiyon ve kompresyon) farklı olarak geri dönüşümsüz (irreversibl) olmasıyla karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Patolojinin mekanizmasını tanımla
Fibrozis ve skatrisleşme (neden) -> Ekspansiyon engellenmesi (sonuç)
Soruda belirtilen temel mekanik kısıtlama fibrotik doku kaynaklıdır.
2
Atelektazi sınıflamasını hatırla
Rezorpsiyon (tıkanma), Kompresyon (dış bası), Kontraksiyon (fibrozis).
Atelektazi tipleri etiyolojik ve mekanik özelliklerine göre ayrılır.
3
Doğru terimi eşleştir
Fibrozis ile ilişkili tek tip kontraksiyon atelektazisidir.
Kontraksiyon atelektazisi diğerlerinden farklı olarak genellikle geri dönüşümsüzdür.

Anahtar Kavram

Kontraksiyon (skatrisyel) atelektazisi, fibrozis sonucu gelişen ve geri dönüşümsüz olan tek atelektazi tipidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 5Soru

5858 yaşında, geçirilmiş tüberküloz plörizisi sonrası plevral kalınlaşma ve yaygın plevral fibrozis (fibrotoraksfibrotoraks) gelişen bir hastanın toraks bilgisayarlı tomografi (BTBT) incelemesinde; akciğer hacminin belirgin azaldığı, mediastinal yapıların ise lezyon tarafına doğru yer değiştirdiği izlenmiştir. Bu hastada gelişen akciğer sönmesinin patofizyolojik tipi ve diğer atelektazi tiplerinden temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kontraksiyon atelektazisi - Sürecin irreversibl (geri dönüşümsüz) nitelikte olması

Cevap

Kontraksiyon atelektazisi - Sürecin irreversibl (geri dönüşümsüz) nitelikte olması
Doğru yanıt olan kontraksiyon atelektazisi, akciğer veya plevrada oluşan fibrotik değişikliklerin parankimi büzmesi sonucunda ortaya çıkar. Bu durumun en tipik örneği plevral fibrozis (fibrotoraks) ve radyasyon fibrozisidir. Diğer atelektazi tiplerinden (rezorpsiyon, kompresyon) en temel farkı, altta yatan fibrotik sürecin geri dönüşümsüz (irreversibl) olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve radyolojik bulgularını analiz et.
Geçirilmiş plörizive fibrozis öyküsü ile mediastenin lezyon tarafına çekilmesi saptanmıştır.
Bu bulgular hacim kaybının dışarıdan bir bası (kompresyon) değil, bir çekilme (kontraksiyon) veya tıkanma (rezorpsiyon) sonucu olduğunu gösterir.
2
Altta yatan mekanizmayı (patofizyoloji) tanımla.
Plevradaki fibrozisin akciğeri hapsederek genişlemesini engellediği (fibrotoraks) anlaşılmaktadır.
Akciğer veya plevradaki lokal/yaygın fibrotik bantların neden olduğu bu duruma kontraksiyon (sikatrisyel) atelektazisi denir.
3
Atelektazi tiplerini karakteristik özelliklerine göre ayırt et.
Kontraksiyon atelektazisi, rezorpsiyon ve kompresyon tiplerinden farklı olarak kalıcıdır.
Fibrozis dokusu geri dönüşümsüz olduğu için bu atelektazi tipi irreversibl olarak sınıflandırılır.

Anahtar Kavram

Kontraksiyon (sikatrisyel) atelektazisi, fibrozis nedeniyle oluşur, mediasteni etkilenen tarafa çeker ve irreversibldır.
Soru 6Soru

6868 yaşında, 5555 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta, son 22 aydır artan göğüs ağrısı ve her iki memesinde büyüme şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral jinekomasti saptanıyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde (BTBT) sağ akciğer üst lob periferik yerleşimli, 5.5 cm5.5\text{ cm} çapında, plevraya invazyon gösteren solid bir kitle saptanıyor. Transtorasik ince iğne aspirasyon biyopsisinde; geniş eozinofilik sitoplazmalı, belirgin nükleollü, veziküler nükleuslu, belirgin pleomorfizm gösteren büyük hücreler izleniyor. Yapılan immünohistokimyasal çalışmada p 4040, TTF-11, Napsin A ve nöroendokrin belirteçler (sinaptofizin, kromogranin) negatif; müsin boyası ise negatif olarak saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyük hücreli karsinom

Cevap

Vakadaki klinik ve patolojik bulgular ışığında en olası tanı Büyük hücreli karsinomdur.
Büyük hücreli karsinom, ne glandüler ne de skuamöz diferansiyasyon gösteren undiferansiye bir malign epitelyal tümördür. Tanısı için immünohistokimyasal belirteçlerin (p40, TTF-1 vb.) ve müsin boyasının negatif olması gerekir. Ağır sigara öyküsü, periferik yerleşim ve paraneoplastik olarak hCG\text{hCG} salınımına bağlı jinekomasti bu tümör için klasik özelliklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik özelliklerin değerlendirilmesi
68 yaşında erkek, ağır sigara öyküsü, periferik kitle ve jinekomasti (paraneoplastik hCG üretimi).
Büyük hücreli karsinom genellikle sigara ile ilişkilidir, periferik yerleşimlidir ve nadiren hCG salınımına bağlı jinekomasti yapabilir.
2
Morfolojik inceleme
Büyük, pleomorfik hücreler ve belirgin nükleoller.
Bu bulgular diferansiyasyon gösteyen 'büyük hücreli' bir karsinoma işaret eder.
3
İmmünohistokimyasal (İHK) profilin analizi
p40 (skuamöz), TTF-1 (adenokarsinom) ve nöroendokrin belirteçlerin negatif olması.
Büyük hücreli karsinom bir dışlama tanısıdır; skuamöz, glandüler veya küçük hücreli diferansiyasyonun İHK ile dışlanması gerekir.

Anahtar Kavram

Büyük hücreli karsinom, akciğer kanserleri arasında skuamöz veya glandüler diferansiyasyon göstermeyen, tanısal dışlama yoluyla (IHC negatifliği ile) karakterize edilen bir tümördür.

Daha Fazla Pratik

Akciğer tümörlerinde immünohistokimyasal algoritmayı (p40/TTF-1/Sinaptofizin) tekrar etmeniz önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

7272 yaşındaki kadın hasta, ani gelişen retrosternal baskı tarzında şiddetli ağrı ile acil servise başvurmuş; yapılan elektrokardiyografide (EKGEKG) STST segment yükselmesi saptanarak miyokard enfarktüsü tanısı almıştır. Yatışının 22. gününde (4040. saat) gelişen dirençli ventriküler fibrilasyon nedeniyle kaybedilen hastanın otopsisinde, sol ventrikül anterior duvarda merkezinde soluk-sarı renk değişikliği olan ve çevresi hiperemik bir kuşakla sarılı enfarkt alanı izlenmiştir. Bu hastadan alınan miyokard kesitlerinin mikroskobik incelemesinde saptanması en olası bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyosit nükleuslarının kaybı ve interstisyumda yoğun nötrofil birikimi

Cevap

Miyosit nükleuslarının kaybı ve interstisyumda yoğun nötrofil birikimi
Vakada belirtilen 4040 saatlik süre, miyokard enfarktüsü sonrası morfolojik tablonun 131-3. gün (24-72 saat) evresinde olduğunu gösterir. Bu evrede makroskobik olarak enfarkt alanı soluk-sarı görülürken, mikroskobik olarak tam gelişmiş koagülasyon nekrozu (hücre sınırları korunmuş ancak nükleuslar kaybolmuş) ve interstisyumda bu nekroza ikincil gelişen yoğun nötrofil infiltrasyonu izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zamanlamayı belirle
Hasta ağrı başlangıcından 4040 saat sonra kaybedilmiştir, bu da 131-3 günlük zaman dilimine girer.
Miyokard enfarktüsünde morfolojik değişiklikler zamanla korele bir seyir izler.
2
Makroskobik bulguları yorumla
Soluk-sarı merkez ve hiperemik kuşak, tipik olarak 247224-72 saat aralığındaki enfarktı temsil eder.
Bu evrede koagülasyon nekrozu makroskobik olarak renk değişikliği ile kendini gösterir.
3
Mikroskobik bulguları eşleştir
131-3 gün aralığında koagülasyon nekrozu (nükleus kaybı) ve yoğun nötrofil infiltrasyonu görülür.
Akut inflamatuar yanıtın zirve yaptığı evre bu zaman aralığıdır.

Anahtar Kavram

Miyokard enfarktüsünün histopatolojik zaman çizelgesi

Alternatif Yöntem

Zaman çizelgesini hatırlamak için 'Nötrofil (131-3 gün) → Makrofaj (373-7 gün) → Granülasyon (7147-14 gün)' sıralamasını kullanabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8Soru

Lober pnömoninin doğal seyri sırasında, etkilenen akciğer lobunun makroskobik olarak grimsi-kahverengi, kuru ve katı bir görünüm kazandığı; mikroskobik incelemede ise alveol lümenlerinde eritrositlerin parçalandığı ve yoğun fibrinopürülan eksüdanın izlendiği evre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boz hepatizasyon

Cevap

Boz hepatizasyon evresi, eritrositlerin lizisi ve yoğun fibrinopürülan eksüda birikimi ile karakterize olan grimsi-kahverengi görünümlü evredir.
Boz hepatizasyon (gray hepatization) evresinde, alveol lümenlerini dolduran eksüda içindeki eritrositler parçalanır (hemoliz) ve yerini yoğun fibrinopürülan bir yapıya bırakır. Bu durum akciğerin kırmızı rengini kaybederek grimsi-kahverengi bir renk almasına ve karaciğer sertliğinde (hepatizasyon) kalmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Makroskobik bulguları analiz et.
Grimsi-kahverengi renk ve katı/kuru kıvam belirlendi.
Bu bulgular 'boz' (gri) görünümün klinik karşılığıdır.
2
Mikroskobik bulguları (eritrosit durumu ve eksüda tipi) incele.
Eritrositlerin parçalandığı (lizis) ve yoğun fibrin olduğu görüldü.
Eritrosit lizisi, 'kırmızı' evreden 'boz' evreye geçişin temel histolojik göstergesidir.
3
Lober pnömoni evreleri ile eşleştir.
Tanım boz hepatizasyon evresi ile tam uyum sağlamaktadır.
Konjesyon (erken), Kırmızı hepatizasyon (erken-orta), Boz hepatizasyon (geç-orta) ve Rezolusyon (son) sıralaması mevcuttur.

Anahtar Kavram

Lober pnömoninin morfolojik evreleri ve boz hepatizasyonun ayırt edici özellikleri.
Tahmini Süre:45s
Soru 9Soru

8080 yaşında, kronik konjestif kalp yetmezliği nedeniyle bir haftadır yatağa bağımlı olan bir erkek hastada ateş ve pürülan balgamlı öksürük şikayetleri başlıyor. Akciğer grafisinde bilateral alt loblarda yama tarzında, dağınık infiltrasyonlar izleniyor. Mikroskobik incelemede, terminal bronşiyollerden köken alıp çevre alveol boşluklarına yayılan nötrofilden zengin akut süpüratif eksuda odakları saptanıyor. Bu hastada görülen patolojik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bronkopnömoni

Cevap

Hastanın klinik ve histopatolojik bulguları Bronkopnömoni ile tam uyumludur.
Doğru yanıt olan bronkopnömoni; yatağa bağımlı hastalarda sık görülen, grafide yama tarzı infiltrasyonlar yapan ve mikroskopide terminal bronşiyollerden komşu alveollere yayılan nötrofilden zengin eksuda odakları ile karakterize bir tablodur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerini değerlendir.
İleri yaş, yatağa bağımlılık ve kalp yetmezliği, akciğerlerde sekresyon birikimine ve bakteriyel pnömoni gelişimine zemin hazırlar.
Bronkopnömoni genellikle sekonder bir enfeksiyondur ve zayıf düşmüş kişilerde sık görülür.
2
Radyolojik ve mikroskobik paternleri analiz et.
Grafideki 'yama tarzı' (yamalı) görünüm ve mikroskopideki 'bronşiyol merkezli süpüratif eksuda', multifokal bir tutuluma işaret eder.
Bu patern, enfeksiyonun hava yolları yoluyla yayıldığı bronkopnömoninin tipik özelliğidir.
3
Ayırıcı tanı yap.
Lobar pnömonideki yaygın lobar konsolidasyon ve atipik pnömonideki interstisyel lenfositik patern dışlanır.
Süpüratif odakların terminal bronşiyollerden başlaması patognomonik bir morfolojik bulgudur.

Anahtar Kavram

Bronkopnömoni, akciğer parankiminin terminal bronşiyollerden köken alan multifokal, süpüratif ve yama tarzı inflamasyonudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

Perikardda makroskobik olarak peynirimsi görünümde kazeifikasyon nekrozu ve mikroskobik olarak granülomatöz inflamasyon izlenen bir hastada, aşağıdaki perikardit tiplerinden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kazeöz perikardit

Cevap

Kazeöz perikardit
Kazeöz perikardit, tüberküloz enfeksiyonu seyrinde görülen karakteristik bir perikardit tipidir. Makroskobik olarak peynirimsi (kazeöz) nekroz alanları ve mikroskobik olarak epiteloid histiyositler ile Langhans tipi dev hücrelerin oluşturduğu granülom yapıları ile diğer perikardit tiplerinden ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
Belirtilen morfolojik bulguları (kazeifikasyon nekrozu ve granülomatöz yanıt) analiz edin.
Bu bulguların granülomatöz bir süreci, özellikle tüberküloz enfeksiyonunu işaret ettiği saptandı.
Tıbbi patolojide kazeifikasyon nekrozu, tüberkülozun karakteristik ve ayırt edici bir özelliğidir.
2
Bu morfolojiye sahip spesifik perikardit tipini belirleyin.
Kazeöz perikardit tanısına ulaşıldı.
İsimlendirme doğrudan nekrozun tipinden (kazeifikasyon/kazeöz) gelmektedir.

Anahtar Kavram

Kazeöz Perikardit Morfolojisi
Tahmini Süre:45s
Soru 11Soru

6262 yaşında erkek hasta; son 33 gündür devam eden 39.5C39.5^\circ C ateş, yaygın kas ağrısı, konfüzyon ve sulu diyare şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ alt zonlarda perküsyonla matite ve raller saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyum düzeyi 128 mEq/L128 \text{ mEq/L} (Na+Na^+) olarak ölçülüyor. Yapılan akciğer biyopsisinde alveol boşluklarının fibrin, nötrofil ve bol miktarda makrofaj içeren pürülan eksuda ile dolu olduğu izleniyor. Bu klinik ve morfolojik tabloya neden olan mikroorganizmayı doku kesitlerinde en iyi gösteren boyama yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dieterle gümüşleme boyası

Cevap

Dieterle gümüşleme boyası; çünkü klinik ve laboratuvar bulguları Legionella pneumophila enfeksiyonunu işaret etmektedir ve bu bakteri dokuda gümüşleme yöntemleriyle en iyi şekilde görünür.
Vakadaki yüksek ateş, konfüzyon, gastrointestinal şikayetler (diyare) ve laboratuvarda saptanan hiponatremi (Na+<135 mEq/LNa^+ < 135 \text{ mEq/L}), tipik bir Legionella pneumophila enfeksiyonu (Legionnaires hastalığı) tablosudur. Morfolojik olarak alveollerde makrofajdan zengin fibrinopürülan eksuda bu tanıyı destekler. L. pneumophilaL. \text{ pneumophila} Gram boyası ile zayıf boyandığı için dokuda en iyi Dieterle gümüşleme boyası ile gösterilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Yüksek ateş, konfüzyon, diyare ve hiponatremi (128 mEq/L128 \text{ mEq/L}) varlığı Legionnaires hastalığını (Legionella pnömonisi) düşündürür.
Legionella pneumophila'nın sistemik belirtileri (GİS ve SSS bulguları) tipik bakteriyel pnömonilerden daha belirgindir.
2
Morfolojik bulguların değerlendirilmesi
Alveol içinde makrofajdan zengin fibrinopürülan eksuda izlenmesi.
Legionella pnömonisinde histopatolojik olarak makrofajların baskın olduğu bir pürülan inflamasyon karakteristiktir.
3
Tanısal boyama yönteminin belirlenmesi
Legionella'nın Gram boyasıyla zor boyanması nedeniyle gümüşleme yöntemlerine ihtiyaç duyulması.
Doku kesitlerinde mikroorganizmayı görünür kılmak için Dieterle veya Steiner gibi gümüşleme boyaları kullanılır.

Anahtar Kavram

Legionella pneumophila enfeksiyonunda klinik ipuçları (hiponatremi, diyare, konfüzyon) ve dokuda gümüşleme (Dieterle) ile tanı konulması.
Soru 12Soru

33 yaşında bir çocuk, fıstık yeme sırasında aniden başlayan şiddetli öksürük ve nefes darlığı şikayetiyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenede sağ akciğer solunum seslerinin ileri derecede azaldığı saptanmıştır. Çekilen akciğer grafisinde sağ akciğerde hacim kaybı ve mediastenin sağa doğru yer değiştirdiği (shift) gözlenmiştir. Bu hastadaki patolojik süreç ve gelişen atelektazi tipi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rezorpsiyon atelektazisidir; hava yolunun tam tıkanması sonucu tıkanıklığın distalindeki alveollerde bulunan havanın geri emilmesiyle gelişir.

Cevap

Hava yolunun tam tıkanması sonucu distaldeki havanın emilmesiyle gelişen rezorpsiyon atelektazisi
Doğru yanıt, tablonun bir rezorpsiyon atelektazisi olduğunu ve bunun hava yollarının tam tıkanması (mukus, yabancı cisim, tümör vb.) sonucu geliştiğini belirten seçenektir. Bu tipte tıkanıklığın distalindeki hava zamanla geri emilir ve akciğer hacmi küçüldüğü için mediastinum etkilenen tarafa doğru çekilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
Yabancı cisim aspirasyonu (fıstık) sonucu sağ ana bronşun tam tıkandığı anlaşılmaktadır.
Aniden başlayan öksürük ve tek taraflı solunum sesi azlığı tipik bir obstrüksiyon bulgusudur.
2
Atelektazi tipini belirle
Tıkanıklık sonucu geliştiği için bu bir obstrüktif (rezorpsiyon) atelektazidir.
Tam tıkanıklığın distalinde kalan hava alveollerden kana emilir ve yeni hava girişi olmadığı için alveoller söner.
3
Mediastinal yer değiştirmeyi değerlendir
Hacim kaybı olan sağ tarafa doğru bir 'çekilme' (shift) gerçekleşir.
Akciğer hacmi azaldığında negatif basınç artar ve esnek olan mediastinal yapılar boşalan hacmi doldurmak üzere o tarafa kayar.

Anahtar Kavram

Rezorpsiyon atelektazisinde hava yolunun tıkanması distal havanın emilmesine ve mediastenin lezyon tarafına çekilmesine yol açar.

Daha Fazla Pratik

Rezorpsiyon atelektazisi ile kompresyon atelektazisi arasındaki mediastinal kayma farkını bir tablo üzerinde inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

5 yaşında bir çocuk, rutin kontrolü sırasında kalbinde üfürüm duyulması üzerine değerlendiriliyor. Fizik muayenede kardiak oskültasyonda S2S2 sesinde sabit çiftleşme (fixed splitting) ve pulmoner odakta orta şiddette sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. Ekokardiyografide atriyal septumun orta kısmında, fossa ovalis bölgesinde lokalize defekt saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tabloya neden olan konjenital kalp hastalığı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atriyal septal defektlerin (ASD) en sık görülen formudur.

Cevap

Atriyal septal defektlerin (ASD) en sık görülen formudur.
Vakada tarif edilen 'fossa ovalis bölgesi yerleşimli defekt' klasik bir ostium secundum tipi ASD'dir. Bu tip, tüm atriyal septal defektlerin yaklaşık %90\%90'ını oluşturarak en sık görülen konjenital atriyal septum patolojisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
Tanı: Ostium secundum tipi ASD.
S2'de sabit çiftleşme ASD için karakteristiktir. Ekokardiyografide defektin fossa ovalis (orta septum) bölgesinde olması secundum tipi doğrular.
2
Belirlenen patolojinin epidemiyolojik özelliklerini hatırla.
Secundum tip ASD, en yaygın ASD formudur.
Atriyal septal defektlerin %90\%90'ı secundum tipte, %5\%5'i primum tipte ve geri kalanı sinüs venozus tipindedir.

Anahtar Kavram

Atriyal septal defekt (ASD) tiplerinin anatomik yerleşimi ve en sık görülen formun ostium secundum olması.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 14Soru

Genç erişkinlerde ani kardiyak ölümlere yol açabilen aritmogenik sağ ventrikül kardiyomiyopatisi (ARVCARVC) olgularında, miyokard dokusunda gözlenmesi beklenen temel histopatolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyositlerin kaybı ile birlikte miyokardın yerini yağ ve fibröz dokunun alması

Cevap

Miyositlerin kaybı ile birlikte miyokardın yerini yağ ve fibröz dokunun alması
Aritmogenik sağ ventrikül kardiyomiyopatisi (ARVCARVC), sağ ventrikül miyokardında miyosit kaybı ve bu dokunun yerini yoğun yağ (adipoz) ve fibröz dokunun almasıyla karakterize kalıtsal bir hastalıktır. Morfolojik olarak sağ ventrikül serbest duvarı aşırı derecede incelmiştir. Bu değişim, kalbin elektriksel iletisini bozarak ölümcül ventriküler aritmilere ve ani ölümlere yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastalığın adındaki 'aritmogenik sağ ventrikül' vurgusunu analiz et.
Hastalığın öncelikle sağ ventrikül miyokardını etkilediği ve elektriksel instabiliteye (aritmiye) yol açtığı anlaşılır.
Tutulum bölgesi sağ ventrikül serbest duvarıdır.
2
ARVC'nin patogenezindeki yapısal değişikliği düşün.
Desmozomal proteinlerdeki mutasyonlar sonucu miyositler arası bağlantılar bozulur ve hücre kaybı (miyolizis) gelişir.
Hücre kaybı, yapısal bütünlüğün bozulmasının sonucudur.
3
Kaybolan kas dokusunun yerine ne geldiğini belirle.
Defektli bölgeler tamir mekanizması olarak yağ (lipomatozis) ve fibröz doku ile doldurulur.
Bu yağlı ve fibröz değişim sağ ventrikül duvarının aşırı incelmesine ve 'kağıt gibi' görünmesine neden olur.

Anahtar Kavram

Aritmogenik Sağ Ventrikül Kardiyomiyopatisi (ARVC) Morfolojisi
Soru 15Soru

3232 yaşında erkek hasta, son 33 haftadır hızla ilerleyen nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan toraks bilgisayarlı tomografisinde üst-ön mediastende orta hat yerleşimli, trakea ve büyük damarları çevreleyerek invaze eden 99 cm boyutunda heterojen kitle saptanıyor. Tümörden yapılan biyopsinin histopatolojik incelemesinde; dar sitoplazmalı, hiperkromatik nükleuslu monoton hücre tabakaları izleniyor. Bu az diferansiye hücre tabakaları arasında, geçiş bölgeleri olmaksızın aniden ortaya çıkan, belirgin keratinizasyon gösteren olgun skuamöz epitel adacıkları ("ani skuamöz diferansiyasyon") dikkat çekiyor. İmmünohistokimyasal olarak neoplastik hücrelerde p40 pozitifliği ve nükleer benekli (speckled) boyanma saptanıyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için saptanması beklenen en olası genetik değişiklik hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: t(15;19)t(15;19) translokasyonu

Cevap

NUT orta hat karsinomunun tanısında belirleyici olan t(15;19)t(15;19) translokasyonudur.
NUT orta hat karsinomu (NMC), vücudun orta hattında (özellikle mediasten) yerleşen, oldukça agresif seyirli ve epitelyal kökenli bir tümördür. Histopatolojik olarak monoton hücre tabakaları arasında aniden beliren keratinize skuamöz adacıklar ("abrupt squamous differentiation") tanısı için en önemli ipucudur. Vakaların yaklaşık %75'inde 15.15. ve 19.19. kromozomlar arasındaki t(15;19)(q14;p13.1)t(15;19)(q14;p13.1) translokasyonu sonucunda BRD4-NUT füzyon geni oluşur. İmmünohistokimyasal olarak NUT antikorları ile saptanan nükleer benekli boyanma tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Genç erişkin hasta, mediastinal orta hatta agresif ve invaziv kitle.
NUT orta hat karsinomu tipik olarak genç yaş grubunda ve vücudun orta hattındaki yapılarda (mediasten, kafa kaidesi) ortaya çıkar.
2
Morfolojik özellikleri değerlendir
Az diferansiye hücreler arasında fokal 'ani skuamöz diferansiyasyon'.
Bu morfoloji, az diferansiye bir skuamöz hücreli karsinomdan ziyade NUT orta hat karsinomu için oldukça karakteristik bir bulgudur.
3
İmmünohistokimyasal ve genetik bulguları eşleştir
NUT proteini ile nükleer benekli boyanma ve t(15;19)t(15;19) translokasyonu.
NUT geni (15q14) ile genellikle BRD4 geni (19p13.1) arasındaki translokasyon sonucunda oluşan füzyon proteini tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

NUT Orta Hat Karsinomu (NUT Midline Carcinoma)

Daha Fazla Pratik

NUT orta hat karsinomu ile timik karsinomlar arasındaki ayırıcı tanıda yaş ve moleküler belirteçlerin önemini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 16Soru

Aterosklerozun patogenezinde görülen, intima tabakasında lipid yüklü makrofajların (köpük hücreleri) birikimi ile karakterize olan ve damar lümeninde belirgin daralmaya yol açmayan en erken morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yağlı çizgilenme

Cevap

Aterosklerozun en erken morfolojik evresi yağlı çizgilenmedir.
Doğru yanıt olan seçenek, aterosklerozun patogenezinde saptanan ilk basamağı temsil eder. Yağlı çizgilenmeler, intima tabakasında lipid yüklü makrofajların (köpük hücreleri) birikmesiyle oluşur, çocukluk çağından itibaren görülebilir ve hemodinamik bir obstrüksiyona yol açmazlar.

Adım Adım Çözüm

1
Aterosklerotik lezyonların doğal seyrini ve kronolojik gelişimini hatırla.
Lezyonlar; yağlı çizgilenme (fatty streak), fibröz plak ve son olarak komplike plaklar şeklinde ilerleme gösterir.
Sürecin hangi basamağının 'en erken' olduğunu belirlemek için sıralamayı bilmek gerekir.
2
Yağlı çizgilenmelerin morfolojik ve klinik özelliklerini değerlendir.
Bu lezyonlar makroskobik olarak damar iç yüzeyinde sarı renkli çizgilenmeler olarak görülür, intimal lipid birikimine dayanır ve lümeni daraltmaz.
Morfolojik tanımı doğru evre ile eşleştirmek kritiktir.

Anahtar Kavram

Yağlı çizgilenme (Fatty streak), aterosklerozun klinik olarak asemptomatik seyreden ve her yaşta görülebilen ilk makroskobik lezyonudur.
Tahmini Süre:45s
Soru 17Soru

Plevral aralıkta sıvı birikimi (efüzyon) saptanan bir hastada, plevral sıvının biyokimyasal analizi sonucunda transüda karakterinde olduğu belirlenmiştir.

Bu klinik tabloya yol açan en sık neden aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kongestif kalp yetmezliği

Cevap

Plevral efüzyonların transüda karakterinde saptanmasına en sık yol açan patolojik durum kongestif kalp yetmezliğidir.
Transüda karakterindeki plevral sıvılar, plevra yüzeylerinin sağlam olduğu ancak sistemik hidrostatik basıncın arttığı veya plazma onkotik basıncının azaldığı durumlarda görülür. Kongestif kalp yetmezliği, pulmoner ve sistemik dolaşımda hidrostatik basıncı artırarak plevral aralıkta sıvı birikmesine neden olan en yaygın nedendir.

Adım Adım Çözüm

1
Plevral sıvının niteliğini tanımla.
Sıvı transüda karakterindedir.
Transüda, protein içeriği düşük ve özgül ağırlığı az olan, damar dışına sıvı sızmasıyla oluşan bir efüzyondur.
2
Transüdanın oluşum mekanizmasını belirle.
Hidrostatik basınç artışı veya onkotik basınç azalması.
İltihabi bir süreç (eksüda) yerine sistemik dengesizliklerin varlığını gösterir.
3
Klinik seçenekler arasında en yaygın nedeni saptayın.
Kongestif kalp yetmezliği.
Sol kalp yetmezliğinde pulmoner venöz basınç artışı (hidrostatik basınç artışı) plevral transüdanın dünya genelindeki en yaygın nedenidir.

Anahtar Kavram

Transüda ve Eksüda Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Plevral sıvı analizinde Light Kriterleri'ni (protein ve LDH oranları) gözden geçirerek transüda-eksüda ayrımını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 18Soru

5252 yaşında bir erkek hasta; ilerleyici nefes darlığı, juguler venöz dolgunluk ve inspiryumda sistolik kan basıncında 15 mmHg15\text{ mmHg}'lık patolojik düşüş (pulsus paradoxuspulsus\ paradoxus) şikayetleriyle başvuruyor. Kardiyak oskültasyonda perikardiyal frotman saptanan hastanın görüntülemesinde perikardiyal boşlukta kitle ve belirgin sıvı birikimi izleniyor. Bu klinik tabloya yol açabilecek kardiyak tümörler ve perikard hastalıkları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğer kitle sağ atrium duvarından köken alan ve vasküler kanallar oluşturan atipik endotel hücrelerinden oluşuyorsa; bu lezyon erişkinlerde en sık izlenen primer malign kardiyak tümördür.

Cevap

Erişkinlerde en sık görülen primer malign kardiyak tümör anjiosarkomdur ve vasküler kanallar oluşturan atipik endotel hücreleri ile karakterize olup sıklıkla sağ atriumda yerleşir.
Doğru yanıt olan seçenek, anjiosarkomun temel özelliklerini eksiksiz tanımlar. Anjiosarkomlar, erişkin popülasyonda kalbin en sık izlenen primer malign neoplazisidir. Bu tümörler tipik olarak sağ atrium duvarından köken alır ve mikroskobik incelemede birbirleriyle ağızlaşan, atipik ve belirgin pleomorfizm gösteren endotel hücreleri tarafından döşenmiş vasküler kanallar oluştururlar. Klinik olarak perikardiyal efüzyon ve tamponada yol açmaları sıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et.
Pulsus paradoxus, frotman ve juguler venöz dolgunluk; perikardiyal tamponad veya konstriktif süreci işaret eder.
Kitle ve sıvı varlığı perikardiyal boşluğu daraltarak kardiyak doluşu engellemektedir.
2
Erişkinlerdeki primer ve metastatik tümör ayrımını yap.
Genel olarak metastatik tümörler primerlerden 20-30 kat daha sıktır. Primer tümörler içinde ise miksoma en sık benign, anjiosarkom ise en sık malign olanıdır.
Epidemiyolojik veriler tanısal önceliklendirme için kritiktir.
3
Tümörlerin histopatolojik ve anatomik özelliklerini eşleştir.
Anjiosarkom: Sağ atrium, malign, vasküler kanallar. Miksoma: Sol atrium, benign, lepidik büyüme. Rabdomyom: Ventrikül, çocuk, spider cells.
Her tümör tipinin kendine özgü bir anatomik lokalizasyon tercihi ve morfolojik hallmark'ı vardır.

Anahtar Kavram

Kardiyak tümörlerin diferansiyel tanısında lokalizasyon, malignite potansiyeli ve spesifik histolojik bulguların (lepidik büyüme, spider cells, vasküler kanallar) sentezi.
Soru 19Soru

Akciğer pnömonilerinin seyri sırasında gelişebilen; parankim dokusunda yıkım (destrüksiyon) ve tipik olarak likefaksiyon nekrozu ile karakterize, lokalize pürülan odak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akciğer apsesi

Cevap

Akciğer parankiminde doku yıkımı ve likefaksiyon nekrozu ile karakterize lokalize süpüratif süreç akciğer apsesidir.
Akciğer apsesi, akciğer parankiminde meydana gelen ve doku yıkımı ile sonuçlanan, merkezinde likefaksiyon nekrozu ve nötrofil kümelenmesi barındıran lokalize bir süpüratif enfeksiyondur. Genellikle piyojenik bakteriler (Stafilokoklar, Klebsiella veya anaeroblar) sonucu gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanımlayıcı özellikleri belirleme
Doku yıkımı, likefaksiyon nekrozu ve lokalize süpüratif (pürülan) süreç.
Bu üç özellik bir apsenin patolojik tanımı için temel kriterlerdir.
2
Anatomik yerleşimi değerlendirme
Sürecin akciğer parankimi içinde olduğu belirtilmiştir.
Bu bilgi, benzer bir pürülan süreç olan ampiyemi (plevra yerleşimli) dışlamaya yardımcı olur.
3
Tanı koyma
Akciğer apsesi.
Pnömonilerin bir komplikasyonu olarak doku harabiyeti ile giden sürece en uygun terimdir.

Anahtar Kavram

Akciğer apsesi, nekrotik akciğer parankimi içinde pürülan birikim ile karakterize yerel bir enfeksiyon odağıdır.

Daha Fazla Pratik

Pnömoninin diğer komplikasyonlarını (yayılım, bakteriyemi) ve lobar pnömoni evrelerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 20Soru

4848 yaşında, sistemik skleroz (skleroderma) tanısıyla on yıldır takip edilen bir kadın hastada, son altı ayda progresif efor dispnesi gelişiyor. Fizik muayenede her iki akciğer bazalinde 'velcro' benzeri ince raller duyuluyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde (BTBT) akciğerlerde yaygın interstisyel fibrozis ve parankimal distorsiyonla birlikte akciğer hacminde azalma saptanıyor. Bu hastada gelişen akciğer sönmesi (atelektazi) tipi ve patogeneziyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kontraksiyon atelektazisidir; akciğer veya plevradaki fibrotik değişikliklerin parankim genişlemesini engellemesiyle oluşur ve genellikle geri dönüşümsüzdür.

Cevap

Sistemik skleroz gibi fibrotik süreçlerde gelişen durum kontraksiyon atelektazisidir ve akciğer parankimindeki fibrozisin genişlemeyi engellemesiyle oluşur.
Kontraksiyon atelektazisi, akciğer parankiminde (interstisyel fibrozis) veya plevrada (kronik plörizis, ampiyem sonrası fibrotoraks) gelişen fibrotik değişikliklerin akciğerin ekspansiyonunu engellemesiyle oluşur. Sistemik skleroz gibi kronik inflamatuar ve fibrotik süreçlerde görülen temel atelektazi mekanizması budur ve doku kaybı/fibrozis nedeniyle geri dönüşümsüz bir özellik taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Hastada sistemik skleroz (skleroderma) zemini üzerinde gelişen progresif dispne ve BT'de interstisyel fibrozis bulguları mevcuttur.
Sistemik sklerozun akciğer tutulumu tipik olarak interstisyel fibrozis ile karakterizedir.
2
Atelektazi tipinin belirlenmesi
Fibrozis ve parankimal distorsiyon varlığında görülen atelektazi tipi 'Kontraksiyon (Sikatrizan) Atelektazisi'dir.
Kontraksiyon atelektazisi, akciğer veya plevradaki fibrotik değişikliklerin akciğerin tam genişlemesini engellemesi sonucu oluşur.
3
Diğer atelektazi tipleriyle ayırıcı tanı
Resorpsiyon (obstrüksiyon) ve kompresyon (pasif) atelektazileri genellikle geri dönüşümlüyken, kontraksiyon tipi geri dönüşümsüzdür.
Fibrozis doku bütünlüğünü kalıcı olarak bozduğu için kontraksiyon atelektazisi diğer tiplerin aksine irreversibldir.

Anahtar Kavram

Kontraksiyon atelektazisi, akciğer veya plevradaki fibrozisin parankim genişlemesini mekanik olarak engellemesiyle karakterize, genellikle geri dönüşümsüz bir lung collapse formudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 24Sonraki
Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin