Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 5061Soru

Aşağıdaki göç örneklerini/türlerini, bu göçlerin ortaya çıkış nedenleri ve mekansal-toplumsal etkileriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Siyasi antlaşmalara dayalı, devletler arası sınır aşan zorunlu nüfus değişimleri (Örn: Türkiye-Yunanistan Mübadelesi)
Az gelişmiş ülkelerdeki yüksek eğitimli ve uzman iş gücünün, Ar-Ge ve çalışma imkanlarının yetersizliği nedeniyle gelişmiş ülkelere yönelmesi (Örn: Beyin Göçü)
Sanayileşme ve kentleşme süreçlerine bağlı olarak tarım dışı sektörlerde istihdam edilmek amacıyla yapılan sürekli iş gücü hareketleri (Örn: Kırdan Kente Göç)
Tarım, turizm veya inşaat gibi sektörlerdeki periyodik iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla yılın belirli dönemlerinde gerçekleşen geçici nüfus hareketleri (Örn: Mevsimlik Göç)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sınır aşan zorunlu nüfus değişimleri siyasi/hukuki kararlara dayalı zorunlu nüfus hareketiyle; yüksek eğitimli uzman iş gücünün yönelmesi entelektüel sermaye kaybına yol açan nitelikli nüfus akışıyla; tarım dışı sektörlerde istihdam amacıyla yapılan sürekli iş gücü hareketleri kırsal iş gücü kaybı ve gecekondu sorunlarına yol açan mekansal hareketlilikle; periyodik iş gücü ihtiyacını karşılamaya yönelik geçici hareketler ise bölgesel ve dönemsel istihdama bağlı kısa süreli yer değiştirmeyle eşleşir.
Doğru eşleştirmede; mübadele göçü siyasi ve hukuki niteliği nedeniyle devletler arası zorunlu nüfus hareketiyle, beyin göçü nitelikli iş gücünün göçüyle ve entelektüel sermaye kaybıyla, kırdan kente sürekli göç kentsel altyapı sorunları ve gecekondu oluşumuyla, mevsimlik göç ise dönemsel istihdam ve kısa süreli nüfus patlamalarıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Devletler arası antlaşmalara dayalı zorunlu göç kavramını analiz etme.
Mübadele göçlerinin tamamen yasal ve siyasi kararlarla yapıldığı, kalıcı olduğu ve her iki ülkenin nüfus yapısını doğrudan etkilediği belirlenir. Bu doğrultuda birinci öncülün açıklaması siyasi/hukuki kararlara dayalı zorunlu nüfus hareketi ile eşleşir.
Mübadele göçünün temel ayrıcı özelliğinin siyasi antlaşmalar ve zorunluluk olduğunu doğrulamak.
2
Yüksek eğitimli ve uzman kadroların yer değiştirmesinin sonuçlarını inceleme.
Beyin göçünün kaynak ülkede entelektüel sermaye kaybına ve teknolojik kalkınmanın yavaşlamasına yol açtığı, ülkeler arası gelişmişlik farkını artırdığı tespit edilir. Bu durum ikinci öncül ile eşleşir.
Nitelikli iş gücü hareketinin kaynak ve hedef ülkelere olan sosyo-ekonomik etkilerini belirlemek.
3
Sanayileşme ve kentleşmeye bağlı sürekli göçlerin etkilerini değerlendirme.
Kırdan kente yapılan sürekli iş gücü göçlerinin tarım alanlarında iş gücü kaybına yol açarken, şehirlerde plansız kentleşme, altyapı yetersizliği ve gecekondu sorunlarına neden olduğu anlaşılır. Bu durum üçüncü öncül ile eşleşir.
Kentsel göçlerin hem göç veren hem de göç alan yerlerdeki mekansal sonuçlarını ortaya koymak.
4
Dönemsel ve geçici nitelikteki nüfus hareketlerinin özelliklerini saptama.
Tarım, turizm veya inşaat gibi sektörlerde geçici çalışmayı hedefleyen mevsimlik göçlerin, göç alan bölgelerde yılın belirli dönemlerinde nüfus patlamalarına ve çevre/altyapı üzerinde geçici baskılara yol açtığı görülür. Bu durum dördüncü öncül ile eşleşir.
Mevsimlik göçlerin dönemsel doğasını ve ekolojik/mekansal etkilerini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Göçlerin nedenleri, türleri ve göç alan/veren yerlerdeki mekansal etkilerinin analizi.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5062Soru

I. TBMM Dönemi'nde meclisin otoritesini korumak, meşruiyetini artırmak ve çıkan iç isyanları önlemek amacıyla gerçekleştirilen aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak eskiden yeniye (geçmişten günümüze) doğru sıralanışını bulunuz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik sıralaması Ankara Fetvası'nın yayımlanması, B��yük Millet Meclisi'nin açılması, Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun kabul edilmesi ve İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması şeklindedir.
Kronolojik sıralama incelendiğinde, meclisin meşruiyetini sağlamaya dönük dinî hazırlık (Ankara Fetvası) meclisin açılmasından öncedir. Meclisin açılmasıyla yasama süreci başlamış ve isyanlara karşı ilk kanun (Hıyanet-i Vataniye) çıkarılmıştır. Bu kanunun uygulanması için ise daha sonra İstiklal Mahkemeleri kurularak yargı faaliyeti hayata geçirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Ankara Fetvası'nın ilan edilme tarihini saptama
Ankara Fetvası 16 Nisan 1920'de yayımlanmıştır.
Meclisin açılışı öncesinde halkın dinî tereddütlerini gidermek ve meşruiyet sağlamak amaçlanmıştır.
2
Meclisin açılış tarihini saptama
Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920'de açılmıştır.
Ulusal egemenliği temsil eden meclis resmen faaliyete geçmiştir.
3
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun kabul tarihini saptama
Hıyanet-i Vataniye Kanunu 29 Nisan 1920'de çıkarılmıştır.
Meclis açıldıktan hemen sonra başlayan iç isyanlara karşı hukuki önlem almak gerekmiştir.
4
İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluş tarihini saptama
İstiklal Mahkemeleri 11 Eylül 1920'de kurulmuştur.
Kanunun pratik alanda hızla uygulanmasını sağlayacak yargı mekanizması oluşturulmuştur.

Anahtar Kavram

Büyük Millet Meclisi'ne karşı çıkan ayaklanmalar ve alınan tedbirlerin kronolojik sırası
Soru 5063Soru

Asya Hun Devleti'nin siyasi gelişimi, parçalanma süreci ve bu gelişmelerin küresel ölçekteki etkileri dikkate alındığında, aşağıda verilen tarihi olayların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; Mete Han'ın askeri birliği sağlaması (MÖ 209), Çiçi ile Hohanyeh arasındaki bağımsızlık mücadelesi (MÖ 54), Hunların batıya göç ederek Kavimler Göçü'nü tetiklemesi (MS 375), Roma İmparatorluğu'nun ikiye b��lünmesi (MS 395) ve Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkılması (MS 476) şeklinde olmalıdır.
Kronolojik sıralama geçmişten günümüze sırasıyla: Mete Han'ın askeri reformları (MÖ 209), Çiçi ve Hohanyeh mücadelesi (MÖ 54), Hunlar��n batıya göçüyle Kavimler Göçü'nün başlaması (MS 375), Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesi (MS 395) ve Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasıdır (MS 476). Her olay bir sonrakinin zeminini hazırlamış ya da tarihsel gelişim çizgisinde daha önce yer almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Asya Hun Devleti'nin kuruluş ve yükselme dönemini belirlemek
Mete Han'ın tahta geçişi ve onlu sistemi kurarak T��rk birliğini sağlaması MÖ 209 yılına denk gelir ve bu sıralamadaki en erken olaydır.
Devletin teşkilatlanma ve en parlak dönemi, sonraki iç karışıklık ve parçalanma süreçlerinden kronolojik olarak önce yaşanmıştır.
2
Hunların parçalanma ve egemenlik krizleri dönemini incelemek
Hohanyeh ve Çiçi arasındaki bağımsızlık tartışması ve egemenlik mücadelesi MÖ 54 yılında yaşanmıştır.
Bu iç mücadele, Mete Han döneminden sonra devletin zay��flayarak bölünme sürecine girdiği dönemi temsil eder.
3
Kuzey Hunlarının batı hareketini ve göçün başlangıcını tespit etmek
Kuzey Hunlarının Balamir önderliğinde batıya göç ederek Karadeniz'in kuzeyindeki kavimleri hareket ettirmesi MS 375 yılında Kavimler Göçü'nü başlatmıştır.
Hunların Avrupa sınırlarına ulaşması ve önlerindeki barbar kavimleri göç etmeye zorlaması, Roma üzerindeki baskının ilk tetikleyicisidir.
4
Göçün Roma İmparatorluğu üzerindeki ilk büyük yönetsel etkisini belirlemek
Barbar kavimlerin yarattığı kargaşa ve otorite kaybı sonucunda Roma İmparatorluğu MS 395 yılında ikiye bölünmüştür.
Kavimler Göçü'nün baskısı, imparatorluğu tek merkezden yönetilemez hale getirerek bölünmeye zorlamıştır.
5
Avrupa'daki kargaşanın nihai siyasi sonucuna ulaşmak
Süregelen istilalar ve Germen kökenli komutanların darbesiyle Batı Roma İmparatorluğu MS 476 yılında resmen yıkılmıştır.
Batı Roma'nın yıkılışı, Kavimler Göçü ile başlayan istikrarsızlık sürecinin bu coğrafyadaki en son ve nihai siyasi sonucudur.

Anahtar Kavram

Asya Hun Devleti'nin tarihsel gelişimi, parçalanma nedenleri ve Kavimler Göçü'nün Avrupa siyasi haritasını şekillendiren kronolojik sonuçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5064Soru

Bir göl ekosisteminde tarımsal faaliyetlerden sızan kimyasal kirleticilerin (ağır metaller) birikimi ve enerji akışının dinamiklerini inceleyen bir ekolog, şu bulgulara ulaşmıştır:

* Birincil üretici olan fitoplanktonların anlık biyokütlesi (ayakta kalan ürün), birincil tüketici olan zooplanktonlar��n biyokütlesinden bazı dönemlerde daha düşük ölçülmüştür.
* Güneşten ekosisteme giren enerjinin büyük kısmı bir sonraki trofik düzeye aktarılamamış, yalnızca sınırlı bir oranı bir üst basamağa geçebilmiştir.
* Sucul besin zincirinin en üst basamağında yer alan balıkçıl kuşların dokularındaki kimyasal kirletici derişiminin, üreticilerinkine göre çok daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir.

Bu göl ekosistemindeki madde ve enerji akışı ile ilgili;

I. Fitoplankton biyokütlesinin zooplanktonlardan az olduğu dönemlerde, enerji piramidi de ters (tabanı dar, tavanı geniş) bir yapı gösterir.

II. Ekosistemdeki enerji akışı tek yönlüdür ve üst trofik düzeylere doğru gidildikçe her basamakta enerjinin yaklaşık %90\%90'ı solunum ve ısı kaybı gibi nedenlerle çevreye yayılır.

III. En üst trofik düzeydeki canlılarda biyolojik birikimin (toksik madde miktarı) en yüksek olması, enerji aktarım verimliliğinin üst basamaklara gidildikçe arttığını gösterir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız II

Cevap

Yalnız II ifadesi doğrudur.
Doğru yanıt 'Yalnız II' ifadesidir. Çünkü ekosistemdeki enerji akışı güneşten üreticilere ve oradan tüketicilere doğru tek yönlüdür ve her trofik düzeyde enerjinin yaklaşık %90\%90'ı solunum ve ısı kaybı nedeniyle çevreye verilir, sadece yaklaşık %10\%10'u bir üst düzeydeki canlının bünyesine aktarılır. Bu da termodinamik kurallarına uygun olarak enerji piramidinin her zaman dik olmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Fitoplankton ve zooplankton biyokütle ilişkisini analiz etmek.
Sucul ekosistemlerde üreticilerin (fitoplankton) hızlı üreme ve tüketilme döngüsünden dolayı anlık biyokütleleri bazen tüketicilerden (zooplankton) az olabilir. Ancak enerji piramidi biyokütleden ba��ımsız olarak her zaman tabandan tavana doğru daralan (dik) bir yapı göstermek zorundadır çünkü üst basamaklara aktarılan enerji miktarı asla artamaz. Dolayısıyla I. öncül yanlıştır.
Biyokütle piramidi ile enerji piramidinin farkını ortaya koymak.
2
Enerji akışının yönünü ve aktarım oranını değerlendirmek.
Ekosistemlerde enerji akışı güneşten başlayıp üretici, tüketici ve ayrıştırıcılara doğru tek yönlü gerçekleşir. Her trofik düzeyde enerjinin sadece yaklaşık %10\%10'u bir üst düzeydeki canlının bünyesine aktarılır. Kalan yaklaşık %90\%90'lık kısım ise solunum, metabolik faaliyetler ve ısı enerjisi olarak çevreye salınır. Dolayısıyla II. öncül doğrudur.
%10\%10 kuralı ve enerji kaybı mekanizmasını doğrulamak.
3
Biyolojik birikim ile enerji aktarım ilişkisini incelemek.
Besin zincirinde yukarı çıkıldıkça biyolojik birikim (dokulardaki toksik madde oranı) artar. Bu durum enerji aktarım verimliliğinin artmasından değil, ağır metallerin vücuttan atılamaması ve üst düzey tüketicilerin enerji ihtiyaçlarını karşılamak için çok fazla sayıda alt düzey canlıyla beslenmek zorunda olmasından kaynaklanır. Dolayısıyla III. öncül yanlıştır.
Biyolojik birikimin nedenini açıklamak.

Anahtar Kavram

Besin zincirinde trofik düzeyler arasında enerjinin tek yönlü akışı, %10\%10 kuralı çerçevesinde her basamakta enerjinin azalması ve buna bağlı olarak enerji piramidinin her zaman dik kalması zorunluluğu.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5065Soru

19. yüzyılın sonlarında psikolojinin bağımsız bir bilim dalı haline gelme sürecinde, felsefenin zihne ilişkin spekülatif soruları tamamen bir kenara atılmamış; aksine bu soruların ampirik düzeyde yanıtlanabilmesi için yeni ölçütler geliştirilmiştir. Felsefe, zihnin doğasın�� 'ruhsal töz' kavramı üzerinden akılsal çıkarımlarla temellendirirken; psikoloji, insan davranışlarını ve bu davranışların arkasındaki zihinsel süreçleri olgusal düzleme taşımıştır. Bu dönüşüm, zihinsel yaşantıların metafiziksel alanın belirsizliğinden kurtarılarak somut araştırma nesnelerine dönüştürülmesini zorunlu kılmıştır.

Buna göre, bir konunun felsefi bir problem olmaktan çıkıp psikoloji biliminin inceleme nesnesi haline gelebilmesi, aşağıdakilerden hangisinin gerçekleştirilmesine bağlıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İncelenecek olgunun doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilir ve ölçülebilir değişkenler biçiminde operasyonelleştirilmesi

Cevap

İncelenecek olgunun doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilir ve ölçülebilir değişkenler biçiminde operasyonelleştirilmesi
Psikolojinin bir bilim olarak felsefeden ayrışması, konularını gözlenebilir ve ölçülebilir ampirik verilere dayandırmasıyla gerçekleşmiştir. Bu da zihinsel süreçlerin veya davranışların operasyonel (işlemsel) hale getirilerek ölçülebilir değişkenlere dönüştürülmesini gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel savı ve psikolojinin felsefeden ayrılma koşullarını analiz etmek.
Psikolojinin spekülatif yöntemler yerine olgusal, gözlenebilir ve ölçülebilir verilere dayandığı belirlendi.
Sorunun kökündeki geçiş koşulunun ne olduğunu saptamak için bu analiz gereklidir.
2
Psikolojinin temel ölçütlerini (gözlenebilirlik ve ölçülebilirlik) seçeneklerle karşılaştırmak.
Doğrudan veya dolaylı gözlenebilir ve ölçülebilir değişkenler oluşturma (operasyonelleştirme) adımının bu ölçütlerle tam örtüştüğü görüldü.
Psikolojinin araştırma nesnesi yaratma metodolojisini doğrulamak için.
3
Çeldiricileri elenerek hata analizini gerçekleştirmek.
Diğer seçeneklerin felsefi akımlara (rasyonalizm, metafizik), epistemolojik kavramlara veya sadece tek bir psikolojik ekole ait sınırlı tanımlara dayandığı saptandı.
Doğru cevabın benzersizliğini ve çeldiricilerin geçersizliğini kanıtlamak için.

Anahtar Kavram

Psikolojinin felsefeden ayrılma süreci ve bilimsellik ölçütleri (gözlenebilirlik, ölçülebilirlik)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5066Soru

Bir sosyolog, büyük kentlerin çeperlerinde yaşayan ve kırsaldan yeni göç etmiş ailelerin çocuklarında görülen okula uyum sorunlarını araştırmaktadır. Sosyolog; öncelikle bu çocukların bireysel düzeyde yaşadıkları kaygı durumlarını, öğretmenleriyle ilişkilerindeki savunma mekanizmalarını ve akran zorbalığı karşısındaki içsel tepkilerini psikolojik ölçeklerle incelemiştir. Daha sonra ise bu uyum sorunlarının, göç edilen kentin sosyo-ekonomik yapısı, eğitim sistemindeki fırsat eşitsizlikleri ve mahalledeki informel toplumsal kontrol mekanizmalarıyla olan nedensel bağlarını analiz etmiştir.

Bu sosyolojik araştırmanın kapsamı, yöntemi ve analizi dikkate alındığında sosyolojinin diğer bilimlerle ilişkisine dair aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin içsel yaşantılarını, duygu ve davranışlarını odak noktasına alan psikoloji ile toplumsal yapı, kurumlar ve ilişkiler ağını inceleyen sosyoloji, göç ve eğitim gibi çok boyutlu bir olguyu açıklamak için disiplinler arası bir sentez oluşturmuştur.

Cevap

Bireyin içsel yaşantılarını, duygu ve davranışlarını odak noktasına alan psikoloji ile toplumsal yapı, kurumlar ve ilişkiler ağını inceleyen sosyoloji, göç ve eğitim gibi çok boyutlu bir olguyu açıklamak için disiplinler arası bir sentez oluşturmuştur.
Araştırmacı, çocukların kaygı durumları ve savunma mekanizmaları gibi bireysel psikolojik süreçlerini incelerken aynı zamanda eğitim sistemi ve sosyo-ekonomik yapı gibi toplumsal kurumları ve yapısal ilişkileri analiz etmiştir. Bu durum, psikolojinin bireysel analizi ile sosyolojinin yapısal analizinin disiplinler arası bir ortaklıkla bir araya getirilmesini gerektirir. Dolayısıyla iki bilimin ortak bir sentez oluşturduğunu belirten değerlendirme doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Araştırmanın odağındaki olguları ve yöntemleri analiz etme
Araştırmanın göçmen çocukların hem bireysel psikolojik süreçlerini (kaygı, savunma mekanizmaları) hem de toplumsal/yapısal unsurları (eğitim sistemi, sosyo-ekonomik yapı) içerdiği belirlenir.
Sosyal bilimcinin hangi disiplinlerin inceleme alanlarına başvurduğunu tespit etmek.
2
Sosyoloji ile diğer bilimlerin konu ve yöntem kesişimlerini değerlendirme
Bireysel düzeydeki analizlerin psikoloji biliminin, toplumsal ve kurumsal düzeydeki analizlerin ise sosyoloji biliminin alanına girdiği ve araştırmanın bu iki disiplini bütünleştirdiği anlaşılır.
Disiplinler arası ilişkinin niteliğini ve yönünü belirlemek.
3
Seçeneklerdeki kavramsal tanımları ve ilişkileri inceleme
Diğer seçeneklerde yer alan tanımların sosyolojik ve psikolojik kavramsal yanılgılar barındırdığı (rol-statü değişimi, hareketlilik türlerinin yanlış tanımlanması, kültürleşme ile asimilasyonun karıştırılması, bağımlı-bağımsız değişkenlerin ters verilmesi) görülür.
Çeldirici seçenekleri elemek ve doğru seçeneği doğrulamak.
4
Doğru yargıyı tespit etme
Psikoloji ile sosyolojinin göç ve eğitim olgularını açıklamada disiplinler arası bir ortaklık kurduğunu belirten ifadenin araştırmanın bütünsel yaklaşımını hatasız bir şekilde yansıttığı sonucuna ulaşılır.
Soru kökünün bizden istediği en doğru değerlendirmeyi bulmak.

Anahtar Kavram

Sosyolojinin Diğer Bilimlerle İlişkisi
Soru 5067Soru

Büyük Millet Meclisinin (BMM) açılmasının ardından Anadolu'da çıkan isyanların bastırılması amacıyla alınan tedbirlere dair yapılan bir tartışmada, meclis üyelerinden biri şu ifadeleri kullanmıştır:

*"Vatanın kurtuluşu ve milletin istiklali adına aldığımız kararların hayata geçirilmesi, meclisimizin otoritesinin Anadolu genelinde kesintisiz bir biçimde tesis edilmesine bağlıdır. İstanbul'daki saltanat makamının kışkırtmaları ve Kuva-yı Milliye adını lekeleyen bazı şeflerin itaatsizlikleri karş��sında meclis, hem kanun yapıcı hem de bu kanunları uygulayıcı gücünü en sert şekilde göstermek mecburiyetindedir. Bu meclis, milletin yegane temsilcisidir ve onun üstünde bir güç yoktur."*

Bu tarihi değerlendirme ve dönemin koşulları dikkate alındığında, BMM'nin iç isyanlara karşı aldığı aşağıdaki tedbirlerden hangisi, konuşmada geçen "hem kanun yapıcı hem de bu kanunları uygulayıcı gücünü en sert şekilde göstermek" ifadesini doğrudan destekler niteliktedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması ve yargılamaların gerçekleştirilmesi amacıyla üyeleri meclis üyelerinden oluşan İstiklal Mahkemelerinin kurulması

Cevap

Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması ve yargılamaların meclis üyelerinden oluşan İstiklal Mahkemelerince yapılması
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması ve yargılamaların meclis üyelerinden oluşan İstiklal Mahkemelerince yapılması seçeneği doğrudur. Çünkü konuşmada geçen 'kanun yapıcı' ifadesi Hıyanet-i Vataniye Kanunu gibi yasal düzenlemelerin çıkarılmasını (yasama), 'kanunları uygulayıcı' ifadesi ise bu kanunlara dayalı yargılamaların doğrudan meclis milletvekillerinin yer aldığı İstiklal Mahkemelerince yürütülmesini (yargı ve yürütme gücü) doğrudan yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Konuşmacının 'hem kanun yapıcı hem de bu kanunları uygulayıcı gücünü en sert şekilde göstermek' ifadesinin anayasal ve yönetimsel karşılığını tespit etmek.
Bu ifade, meclisin yasama (kanun yapma) gücünün yanında, bu kanunları doğrudan yargı ve yürütme mekanizmalarıyla hayata geçirme arayışını (güçler birliği) temsil eder.
BMM'nin olağanüstü dönemde hızlı karar alıp uygulamak amacıyla güçler birliği ilkesini benimsemiş olduğunu kavramak gerekir.
2
Tedbirlerin kronolojisini ve niteliğini incelemek.
Tekalif-i Milliye Emirleri (1921) ve Takrir-i Sükun Kanunu (1925) ilk dönem iç isyanlarından (1920) kronolojik olarak daha sonradan ortaya çıkmıştır. Kuva-yı İnzibatiye milli mücadele karşıtı bir isyandır. Şeyhülislam fetvası ise İstanbul Hükümeti'nin milli mücadeleyi baltalama girişimidir.
Yanlış dönemlere ait veya milli mücadele karşıtı olan kavramları eleyerek seçenek sayısını azaltmak.
3
Yasama ve yargı/yürütme yetkilerinin birlikte kullanıldığı somut tarihsel tedbiri bulmak.
Meclisin çıkardığı Hıyanet-i Vataniye Kanunu yasama yetkisini, bu kanunu uygulamak üzere meclis üyelerinden oluşturulan İstiklal Mahkemeleri ise yargı yetkisini temsil eder.
Soruda aranan 'hem kanun yapıcı hem uygulayıcı' olma koşulunu tam olarak karşılayan tek seçeneği saptamak.

Anahtar Kavram

BMM'nin isyanlar karşısında güçler birliği ilkesini kullanarak otorite tesis etmesi
Soru 5068Soru

Felsefi düşüncenin 'yığılımlı' (kümülatif) olma özelliği, tarihsel süreçte farklı filozofların aynı konulara yönelik ortaya koydukları özgün kuramsal açıklamaların birbirini doğrulayarak birikmesini, böylece insanlığın ortak hakikat arayışında felsefi bilginin doğrusal ve ilerlemeci bir karakter kazanmasını ifade eder.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Felsefi düşüncenin kümülatif yapısı bilimsel bilgi gibi doğrusal ilerlemeci bir nitelik taşımadığı ve kuramların birbirini doğrulayarak ilerlemediği gerçeğinden dolayı ifade yanlıştır.
Felsefi düşüncede kümülatiflik, kuramların birbirini doğrulaması ve doğrusal olarak ilerlemesi anlamına gelmez. Bilimin aksine felsefe, farklı görüşlerin yan yana birikmesiyle zenginleşen dairesel bir yapıya sahip olduğundan önerme yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kümülatif (yığılımlı) kavramının felsefe tarihindeki yerini ve işlevini belirleme.
Yığılımlılık, filozofların sorulara verdiği yanıtların ve sistemlerin tarihsel olarak yan yana birikmesini tanımlar.
Kavramın felsefi anlamı ile günlük dildeki birikim anlamı arasındaki sınırları çizmek gerekir.
2
Felsefedeki birikim ile bilimdeki doğrusal ilerlemeci birikim arasındaki farkı ayırt etme.
Bilimde eski teoriler yenileri tarafından elenip doğrulanarak ilerleme sağlanırken, felsefede eski kuramlar geçerliliğini yitirmez ve birbirini doğrulama zorunluluğu yoktur.
Önermede geçen 'birbirini doğrulayarak doğrusal ve ilerlemeci karakter kazanma' ifadesinin felsefenin doğasına uymadığını göstermek gerekir.
3
Önermeyi felsefi düşüncenin nitelikleri açısından nihai olarak değerlendirme.
Önermenin bilimsel bilgiye ait olan 'doğrusal ilerleme' özelliğini felsefi düşünceye atfettiği için yanlış olduğu sonucuna varılır.
Kavram kargaşasından arındırılmış doğru analizi tamamlayıp sonuca ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Felsefi düşüncede yığılımlılık (kümülatiflik) ile bilimsel ilerleme arasındaki kavramsal ayrım
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5069Soru

İlk felsefe tarihinde doğa filozoflarının temel arayışı, evrenin ana maddesini (arkhe) ve bu ilk nedenden hareketle çokluğun, değişimin ve düzenin nasıl ortaya çıktığını açıklamaktır. Bu doğrultuda filozoflar farklı tözler ve kozmik ilkeler önermişlerdir.

Buna göre, doğa filozoflarının arkhe ve evrendeki oluşa yönelik yaklaşımlarıyla ilgili;

I. Anaksimenes, arkheyi niceliksel olarak sınırsız ancak niteliksel olarak belirli olan 'aer' (hava) olarak tanımlayarak hocası Anaksimandros'un 'apeiron' fikrini daha somut bir düzleme taşımıştır.
II. Herakleitos'un evrendeki değişimin ve kozmik düzenin ilkesi olarak gördüğü 'ateş' (logos), Parmenides'in hiçbir şekilde değişmeyen ve bölünmeyen 'bir' olan varlık anlayışı ile ontolojik düzeyde uzlaştırılamaz bir zıtlık oluşturur.
III. Empedokles, kendisinden önceki tekil arkhe anlayışlarından farklı olarak evrenin temelinde dört ana ögeyi (su, ateş, toprak, hava) kabul etmiş ve bunları birleştiren dışsal ilkeleri 'logos' ve 'apeiron' olarak tanımlamıştır.
IV. Demokritos, evrendeki niteliksel çeşitliliği, arkhe olarak kabul ettiği atomların niceliksel/geometrik farklılıkları ve hareket alanı buldukları boşluk (kenon) ile açıklamıştır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve IV

Cevap

Doğru yargılar I, II ve IV numaralı öncüllerde verilen ifadelerdir. Bu doğrultuda doğru seçenek, bu üç yargının birlikte yer aldığı seçenektir.
Doğa filozoflarının arkhe ve oluş anlayışlarını doğru ifade eden I, II ve IV numaralı yargıları içeren seçenek doğru cevaptır. Anaksimenes'in hava kavramı, Herakleitos ile Parmenides'in uzlaşmaz ontolojileri ve Demokritos'un atom teorisi doğru aktarılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Anaksimenes'in arkhe görüşünü incelemek.
Anaksimenes, arkheyi hava (aer) olarak belirlemiş; bunu niceliksel olarak sınırsız (apeiron benzeri) ancak niteliksel olarak belirli (hava) olarak tanımlamıştır. Bu nedenle I. yargı doğrudur.
Filozofun arkheye yüklediği niteliksel ve niceliksel özellikleri saptamak.
2
Herakleitos ve Parmenides'in ontolojilerini karşılaştırmak.
Herakleitos oluş ve sürekli değişimi (ateş/logos) savunurken, Parmenides değişmezliği ve birliği savunur; bu iki anlayış tamamen zıttır. Bu nedenle II. yargı doğrudur.
Değişim ve kalıcılık tartışmasındaki iki temel zıt kutbun belirlenmesi.
3
Empedokles'in ilkelerini analiz etmek.
Empedokles dört temel ögeyi birleştiren ve ayıran güçleri 'sevgi ve nefret' olarak belirlemiştir. İfadedeki 'logos' ve 'apeiron' eşleştirmesi yanlıştır. Bu nedenle III. yargı elenir.
Çoğulcu doğa filozoflarının ögeler arası etkileşim ilkelerini doğrulamak.
4
Demokritos'un atomculuk anlayışını değerlendirmek.
Demokritos evrendeki her şeyi niteliksel olarak farksız atomların niceliksel/geometrik özellikleri ve boşluktaki hareketleriyle açıklar. Bu nedenle IV. yargı doğrudur.
Atomcu filozofun varlık ve oluş açıklamasını doğrulamak.

Anahtar Kavram

Doğa filozoflarının arkhe (ilk neden) tanımları, monizm-pluralizm ayrımları ve değişim/oluş problemlerine getirdikleri çözümler.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5070Soru

Bir şehrin küresel ya da bölgesel ölçekte bir etki alanına sahip olmasında, nüfus miktarından ziyade sahip olduğu fonksiyonel özellikler ve bu fonksiyonların küresel sistemle olan entegrasyonu belirleyicidir. Nüfusu milyonu aşan birçok şehir bölgesel sınırları aşamazken, nüfusu oldukça sınırlı olan bazı şehirler dünya genelinde karar alıcı mekanizmalara yön verebilmektedir.

Buna göre;

I. Mekke'nin nüfus miktarının Tokyo ya da Şanghay gibi megakentlerden çok daha az olmasına rağmen, sahip olduğu dini fonksiyon nedeniyle küresel ölçekte bir etki alanına sahip olması,
II. Kahire'nin on milyonu aşan nüfusuna ve önemli bir idari merkez olmasına rağmen, küresel finans ağlarına doğrudan yön veremediği için etki alanının bölgesel düzeyde kalması,
III. Essen'in Ruhr Havzası'ndaki sanayi faaliyetlerine bağlı olarak hızla büyümesi ve geniş bir hinterlanda sahip olması nedeniyle, Almanya'nın en büyük nüfuslu idari başkenti olarak küresel siyaseti yönlendirmesi,
IV. Oxford'un nüfusunun az olmasına karşın, sahip olduğu köklü eğitim kurumu fonksiyonu sayesinde dünya çapında bir bilim ve kültür merkezi haline gelerek küresel etki kazanması

durumlarından hangileri yukarıdaki genellemeyi destekleyen örnekler arasında gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve IV

Cevap

I, II ve IV
Doğru yanıt olan öncüller (I, II ve IV), nüfusu az olmasına rağmen fonksiyonu nedeniyle küresel etkiye sahip olan Mekke ve Oxford ile nüfusu çok yüksek olmasına rağmen küresel fonksiyonları zayıf olduğu için bölgesel kalan Kahire örneklerini içermektedir. Bu örnekler, şehirlerin etki derecelerinin belirlenmesinde nüfus büyüklüğünden ziyade fonksiyonel özelliklerin öncelikli olduğunu doğrudan kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel genellemenin analiz edilmesi
Genelleme, şehirlerin etki alanlarının nüfus miktarı ile doğrudan orantılı olmadığını, sahip olunan işlevsel (fonksiyonel) özelliklerin etkiyi belirlediğini savunmaktadır. Dolayısıyla aranacak örnekler; az nüfuslu ama küresel etkiye sahip veya çok nüfuslu ama sadece bölgesel etkiye sahip şehirler olmalıdır.
Sorunun çözümünde kullanılacak kriterleri netleştirmek amacıyla paragraftaki tezin doğru anlaşılması gerekir.
2
Birinci öncülün (Mekke) değerlendirilmesi
Mekke, nüfusu Tokyo veya Şanghay gibi megakentlere kıyasla oldukça az olmasına rağmen İslam dünyasının kutsal merkezi (dini fonksiyon) olması sebebiyle küresel düzeyde çok geniş bir etki alanına sahiptir. Bu durum genellemeyi doğrudan destekler.
Mekke'nin nüfus-etki alanı ilişkisinin işlevsel boyutuyla test edilmesi.
3
İkinci öncülün (Kahire) değerlendirilmesi
Kahire, 10 milyonu aşan devasa nüfusuna karşın küresel ölçekli finans, borsa veya teknoloji fonksiyonlarına yön veremediği için etkisi bölgesel düzeyde sınırlı kalmıştır. Bu durum çok yüksek nüfusun tek başına küresel etki getiremeyeceğini kanıtlar ve genellemeyi destekler.
Yüksek nüfusun etki alanı üzerindeki sınırlandırıcı coğrafi faktörlerle ilişkisini doğrulamak.
4
Üçüncü öncülün (Essen) değerlendirilmesi
Essen, Ruhr Havzası'ndaki sanayi faaliyetleriyle küresel veya bölgesel düzeyde sanayi fonksiyonuna sahip önemli bir şehirdir. Ancak Almanya'nın idari başkenti değildir (Almanya'nın başkenti Berlin'dir) ve küresel siyaseti idari açıdan yönlendirmez. Bu öncüldeki işlevsel eşleştirme coğrafi açıdan yanlıştır.
Essen'in fonksiyonel sınıflandırmasındaki idari hata ve bilgi yanlışının tespit edilmesi.
5
Dördüncü öncülün (Oxford) değerlendirilmesi
Oxford, nüfusu yaklaşık 150 bin civarında olan görece küçük bir şehir olmasına karşın köklü eğitim kurumları (Oxford Üniversitesi) nedeniyle tüm dünyadan öğrencileri ve akademisyenleri çeken küresel bir eğitim şehridir. Bu durum az nüfusa rağmen küresel etkiyi doğrulayarak genellemeyi destekler.
Oxford'un fonksiyonel niteliğinin etki derecesine katkısını teyit etmek.

Anahtar Kavram

Şehirlerin fonksiyonel özellikleri ile küresel ve bölgesel etki alanları arasındaki ilişki
Soru 5071Soru

Türkiye'de çıkarılan bazı madenler ile bu madenlerin işlendiği sanayi tesislerinin konumlandırılmasında etkili olan coğrafi faktörlerin eşleştirilmesi gerekmektedir.

Buna göre, sol sütunda verilen maden çıkar��m alanlarını, sağ sütundaki bu madenlerin işlendiği tesisler ve tesis yer seçimi gerekçeleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sivas (Divriği) ve Malatya (Hekimhan) havzalarından çıkarılan demir
Kastamonu (Küre) ve Artvin (Murgul) yataklarından çıkarılan bakır
Muğla (Fethiye) ve Elazığ (Guleman) sahalarından çıkarılan krom
Konya (Seydişehir) ve Antalya (Akseki) dolaylarından çıkarılan boksit

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sivas ve Malatya demiri, Karabük ve Ereğli'deki taş kömürü (enerji kaynağı) ile eşleşir. Kastamonu ve Artvin bakırı, Samsun'daki ulaşım ve hinterlant imkânları ile eşleşir. Muğla ve Elazığ kromu, Antalya'daki liman ve ihracat kolaylığı ile eşleşir. Konya ve Antalya boksiti ise Seydişehir'deki alüminyum tesislerinin ham maddeye yakınlığı ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede; demir madeni Karabük-Ereğli demir-çelik fabrikalarındaki taş kömürüne (enerji kaynağı) yakınlık faktörüyle; bakır madeni Samsun'daki işletmelerin liman ve hinterlant (ulaşım) avantajıyla; krom madeni Antalya Ferrokrom Fabrikası'nın ihracata yönelik liman konumuyla; boksit madeni ise Seydişehir Alüminyum Tesisleri'nin ham maddeye yakınlığıyla doğrudan eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Demir madeninin işleme tesisleri ve kuruluş şartlarını analiz etme
Sivas ve Malatya'dan çıkarılan demirin Karabük ve Ereğli'de işlenmesinin temel nedeninin buradaki taş kömürü (enerji kaynağı) yatakları olduğu belirlenir.
Madenlerin ergitilmesinde enerji kaynağının türü ve yakınlığı en kritik tesis yer seçimi faktörlerindendir.
2
Bakır madeninin Samsun'da işlenme nedenini tespit etme
Kastamonu ve Artvin'den çıkarılan bakırın Samsun'da işlenmesinin liman ve demir yolu gibi gelişmiş ulaşım altyapısı (hinterland) ile ilişkili olduğu görülür.
Samsun'da bakır çıkarılmamasına rağmen sanayinin gelişmesi ulaşım faktörüyle açıklanır.
3
Krom madeninin Antalya'daki işleme tesisini ve ihracat ilişkisini değerlendirme
Muğla ve Elazığ kromunun Antalya Ferrokrom Tesisleri'ne taşınarak işlenmesinde liman faktörü ve ihracat olanaklarının ön planda olduğu saptanır.
Kromun küresel pazara sunulmasında deniz yolu taşımacılığı maliyeti azaltır.
4
Boksit madeni ile Seydişehir tesisi arasındaki ilişkiyi kurma
Konya (Seydişehir) dolaylarından çıkarılan boksitin doğrudan Seydişehir'deki tesiste işlenmesinin ham madde kaynağına yakınlık ilkesiyle örtüştüğü sonucuna varılır.
Taşıma maliyetinin yüksek olması boksit gibi hafif ama hacimli madenlerde tesisi ham maddeye yakın kılmaktadır.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki madenlerin çıkarım alanları ile işleme tesislerinin coğrafi konum ilişkisi (ham madde, enerji kaynağı, ulaşım ve pazarlama faktörleri)
Soru 5072Soru

Sosyolojik araştırmalarda veri toplama sürecinin bilimsel niteliği, seçilen araştırma yöntem ve tekniğinin doğru yapılandırılmasına bağlıdır.

Buna göre, sol sütunda yer alan araştırma tekniklerine ait ayırt edici özellikleri sağ sütundaki kavramsal karşılıklarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Araştırmacının incelediği grubun üyeleriyle doğrudan etkileşime girerek empati geliştirmesine olanak tanıyan ancak grup kimliğiyle aşırı bütünleşmesi durumunda nesnelliğini yitirmesi ('yerlileşme' / 'go native') riskini taşıyan teknik.
Sınırları belirli, özgün bir sosyal birimin (örneğin spesifik bir fabrika grevinin veya bir mahalle derneğinin) kendi doğal koşulları içinde, birden çok veri kaynağı kullanılarak derinlemesine ve çok boyutlu incelenmesini sağlayan nitel araştırma tasarımı.
Sosyolojide Frédéric Le Play öncülüğünde işçi ailelerini incelemek amacıyla sistematik hale getirilen; sınırları belirlenmiş, homojen ve görece küçük toplulukların tüm yönlerini derinlemesine tasvir etmeyi hedefleyen yöntem.
Geniş nüfus gruplarının belirli toplumsal konulardaki eğilimlerini, inançlarını veya demografik yapılarını belirlemek amacıyla, evreni temsil eden geniş bir örneklem grubuna standartlaştırılmış soru formları uygulanarak veri toplanmasını sağlayan teknik.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk ifadenin katılımlı gözlem, ikinci ifadenin olay incelemesi, üçüncü ifadenin monografi ve dördüncü ifadenin anket kavramıyla eşleştirilmesi gerekmektedir.
Verilen tanımlardan yola çıkıldığında, araştırmacının grup içine sızıp nesnelliğini kaybetme riski taşıdığı teknik katılımlı gözlemdir. Sınırları belirli tekil bir sosyal birimin derinlemesine araştırılması olay incelemesidir. Sosyoloji tarihinde Frédéric Le Play ile başlayan ve homojen grupların tüm yapısını tasvir eden yöntem monografidir. Son olarak, evreni temsil eden bir örneklem üzerinden standart soru formlarıyla geniş veriler toplama tekniği ankettir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ifadedeki 'yerlileşme' (go native) kavramı ve nesnelliği yitirme riski üzerinden araştırmacının kimliğini analiz etmek.
Bu özelliklerin araştırmacının grup içine doğrudan dahil olduğu katılımlı gözlem tekniğine ait olduğu tespit edilir.
Katılımlı gözlemde araştırmacı grup ile o kadar bütünleşebilir ki, bilimsel mesafesini kaybedip içeriden biri gibi davranmaya başlayabilir.
2
İkinci ifadedeki özgün bir sosyal birimin (örneğin belirli bir grev ya da dernek) çoklu veri kaynağıyla derinlemesine incelenmesini analiz etmek.
Bu yaklaşımın olay incelemesi (vaka çalışması) yöntemiyle örtüştüğü belirlenir.
Olay incelemesi, sınırlandırılmış tekil durumları kendi gerçek bağlamında çok boyutlu analiz eder.
3
Üçüncü ifadedeki Frédéric Le Play referansını ve homojen/küçük grupların tüm yönleriyle derinlemesine betimlenmesini incelemek.
Bu yöntemin monografi tekniği olduğu saptanır.
Sosyoloji tarihinde ilk kez işçi aileleri üzerinde uygulanan ve mikro grupları bütüncül olarak betimleyen yöntem monografidir.
4
Dördüncü ifadedeki geniş örneklem ve standartlaştırılmış soru formları gibi nicel araştırma bileşenlerini değerlendirmek.
Bu özelliklerin anket (tarama) tekniğini işaret ettiği belirlenir.
Anket yöntemi, geniş gruplardan standart sorular yardımıyla hızlı ve genellenebilir nicel veriler elde etmeyi hedefler.

Anahtar Kavram

Sosyolojide Araştırma Yöntem ve Tekniklerinin Ayırt Edici Özellikleri
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5073Soru

Türk kültürü, çok geniş bir coğrafyaya yayılmış; bu yayılma sürecinde etkileşime girdiği medeniyetlerden etkilenirken onları da etkilemiştir. Türk kültürünün maddi (somut) ve manevi (soyut) unsurları, şekillendikleri coğrafi çevre ile doğrudan ilişkilidir.

Aşağıdaki dilsiz dünya haritasında Türk kültürünün doğuşu ve yayılış gösterdiği bazı alanlar numaralandırılarak gösterilmiştir.

Bu alanlar ve Türk kültürünün özellikleri ile ilgili;

I. I numaralı alan, Türk kültürünün doğduğu coğrafi ocak olup bu bölgedeki karasal iklim ve bozkır bitki örtüsü özellikleri, kültürün şekillenmesinde at, çadır ve demircilik gibi maddi unsurları ön plana çıkarmıştır.
II. II numaralı alan, Türk kültürünün Orta Asya dışındaki en önemli yayılma alanlarından biridir ve bu alandaki ilk Türk mimari eserleri yerleşik hayata geçişle birlikte doğrudan İslamiyet'in kabulünden önce ortaya çıkmıştır.
III. III numaralı alanda bulunan Mostar Köprüsü ve IV numaralı alandaki Tolunoğlu Ahmet Camii, Türk kültürünün yayılış alanındaki somut kültürel mirasın en belirgin örneklerindendir.
IV. V numaralı alan, Türk kültürünün güney yönündeki yayılış alanını temsil eder ve bu bölgedeki mimari eserler üzerinde yerel Hint kültür�� ile Türk-İslam sentezinin etkileri görülür.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, III ve IV

Cevap

I, III ve IV numaralı öncülleri içeren seçenek doğrudur.
I, III ve IV numaralı öncüllerde verilen bilgiler doğrudur. I numaralı alan olan Orta Asya, Türk kültürünün doğuş yeridir (kültür ocağı). Buradaki bozkır iklimi konargöçer yaşamı, o da at, çadır ve demircilik gibi maddi kültür unsurlarını şekillendirmiştir. III numaralı alan (Balkanlar) ve IV numaralı alan (Kuzey Afrika), Türk kültürünün yayılış alanlarındandır; Mostar Köprüsü Balkanlar'da, Tolunoğlu Ahmet Camii ise Mısır'da (Kuzey Afrika) yer alan somut kültürel miras örnekleridir. V numaralı alan (Kuzey Hindistan) ise Babür İmparatorluğu döneminde Türk-İslam kültürü ile Hint kültürünün sentezini (örneğin Taç Mahal) yansıtır. II numaralı öncülde verilen bilgi ise yanlıştır; çünkü Anadolu'daki (II) Türk mimari eserleri İslamiyet'in kabulünden sonra (özellikle 1071 Malazgirt Zaferi'nin ardından) inşa edilmiştir, İslamiyet öncesi yerleşik Türk mimari eserleri Orta Asya'da (Uygurlar dönemi) ortaya çıkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Harita üzerindeki I numaralı alanın coğrafi konumunun ve Türk kültürü açısından öneminin belirlenmesi.
I numaralı alan Hazar Denizi'nin doğusunda yer alan Orta Asya'dır. Burası Türk kültürünün ilk ortaya çıktığı coğrafi ocaktır. Karasal/bozkır iklim şartları konargöçer hayvancılık faaliyetini ve buna bağlı olarak çadır (yurt), at ve demir gibi maddi kültür unsurlarını şekillendirmiştir. Bu nedenle I. öncül doğrudur.
Türk kültür ocağının coğrafi konumunu ve temel maddi unsurlarını analiz etmek için.
2
II numaralı alanın ve bu alandaki mimari gelişim sürecinin değerlendirilmesi.
II numaralı alan Anadolu'dur. Türkler Anadolu'ya yoğun olarak 1071 Malazgirt Zaferi sonrasında yerleşmişlerdir. Bu dönem Türklerin İslamiyet'i kabulünden sonrasına denk gelir. Dolayısıyla Anadolu'daki ilk yerleşik Türk mimari eserleri İslam öncesi d��neme ait değil, Türk-İslam dönemine aittir. Bu nedenle II. öncül yanlıştır.
Anadolu'daki kültürel yayılmanın tarihsel ve inançsal arka planını test etmek için.
3
III ve IV numaralı alanlardaki somut miras eserlerinin coğrafi açıdan kontrol edilmesi.
III numaralı alan Balkanlar olup Bosna-Hersek'teki Mostar Köprüsü buradadır. IV numaralı alan Kuzey Afrika (Mısır) olup Kahire'deki Tolunoğlu Ahmet Camii bu bölgededir. İkisi de Türk kültürünün yayılış alanlarında bıraktığı somut miraslardır. Bu nedenle III. öncül doğrudur.
Türk kültürünün yayılış alanlarındaki somut kültürel miras eserlerini mekansal olarak eşleştirmek için.
4
V numaralı alanın kültürel etkileşim özelliklerinin incelenmesi.
V numaralı alan Kuzey Hindistan'dır. Babür İmparatorluğu döneminde bu bölgede egemen olan Türk kültürü, yerel Hint mimari tarzıyla birleşerek Taç Mahal gibi Türk-İslam sentezi eserlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu nedenle IV. öncül doğrudur.
Kültürün güney/güneydoğu yayılma yönündeki etkileşim sonuçlarını doğrulamak için.
5
Doğru olan öncüllerin sentezlenerek doğru seçeneğin tespit edilmesi.
I, III ve IV. öncüller doğru, II. öncül ise yanlıştır. Buna göre doğru cevap 'I, III ve IV' ifadesini içeren seçenektir.
Seçenekler arasından doğru kombinasyonu belirlemek için.

Anahtar Kavram

Türk Kültürünün Coğrafi Ocağı ve Yayılış Alanlarındaki Somut Miras Eserleri
Soru 5074Soru

Uluslararası taşımacılık yapan bir lojistik firması, Türkiye merkezli ihracat yüklerini komşu ülkelere ve bu ülkeler üzerinden daha uzak pazarlara ulaştırmak amacıyla demir yolu ve kara yolu güzergâhları planlamaktadır. Firma yetkilileri, maliyetleri düşürmek amacıyla fiziki altyapının elverdiği hatlarda demir yolunu tercih etmekte ve sınır kapılarının güncel durumlarını dikkate almaktadır.

Buna göre, firmanın hazırladığı aşağıdaki taşıma planlarının hangisinde sınır kapısı, ulaşılan komşu ülke veya tercih edilen ulaşım modu eşleştirmesinde bir bilgi yanlışı yapılmışt��r?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında üretilen tarım ürünlerinin, Nusaybin Sınır Kapısı üzerinden demir yolu bağlantısıyla doğrudan Irak'a ihraç edilmesi

Cevap

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında üretilen tarım ürünlerinin, Nusaybin Sınır Kapısı üzerinden demir yolu bağlantısıyla doğrudan Irak'a ihraç edilmesi
Tarım ürünlerinin Nusaybin Sınır Kapısı kullanılarak demir yoluyla doğrudan Irak'a ihraç edildiği yönündeki bilgi yanlıştır. Nusaybin Sınır Kapısı Mardin'de bulunur ve Suriye'ye açılır. Türkiye ile Irak arasında doğrudan aktif bir demir yolu bağlantısı yoktur, buradaki tek ana hat Şırnak/Habur kara yolu kapısıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen her bir güzergâhtaki sınır kapısını, ulaşılan ülkeyi ve ulaşım modunu belirleyin.
Gözden geçirilen sınır kapıları: Uzunköprü (Yunanistan, demir yolu), Canbaz (Gürcistan, demir yolu), Kapıköy (İran, demir yolu), Nusaybin (Irak, demir yolu) ve Hamzabeyli (Bulgaristan, kara yolu).
Soruda yer alan bilgi yanlışını bulabilmek için her bir seçeneğin coğrafi doğruluğunu test etmek gerekir.
2
Uzunköprü, Canbaz, Kapıköy ve Hamzabeyli kapılarının doğruluğunu sorgulayın.
Uzunköprü Yunanistan'a açılan aktif demir yolu kapısıdır. Canbaz Gürcistan'a demir yolu ile bağlanır. Kapıköy İran ile demir yolu bağlantısını sağlar. Hamzabeyli ise Bulgaristan'a kara yolu ile açılır. Bu dört ifade de coğrafi gerçeklerle tamamen uyuşmaktadır.
Doğru seçenekleri eleyerek yanlış olan seçeneğe odaklanmak.
3
Nusaybin Sınır Kapısı'nın bağlı olduğu ülkeyi ve demir yolu hattının yönünü analiz edin.
Nusaybin Sınır Kapısı Mardin ilinde bulunur ve Irak sınırına değil, Suriye (Kamışlı) sınırına açılır. Ayrıca Türkiye ile Irak arasında doğrudan hiçbir demir yolu hattı bulunmamaktadır; Irak ile ticaret yalnızca Habur (veya Üzümlü, Derecik) gibi kara yolu sınır kapıları üzerinden tır taşımacılığıyla gerçekleştirilmektedir.
Sınır kapılarının komşu ülkelerle doğru eşleşmesini kontrol ederek hatalı önermeyi tespit etmek.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin sınır kapıları, sınır komşuları ve bu kapılardan geçen ulaşım ağlarının (kara yolu/demir yolu) türleri.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5075Soru

İki savaş arası dönemde Avrupa’da iktidara gelen totaliter rejimlerin devlet, birey ve toplum ilişkilerine yönelik kuramsal yaklaşımları hakkında şu tespitler yapılmıştır:

I. İtalyan faşizminde devlet, milleti var eden ve ona ahlaki bir değer kazandıran nihai ve kutsal bir amaç olarak konumlandırılırken; Alman nasyonal sosyalizminde devlet, ırkın (VolkVolk) korunması ve biyolojik varlığının sürd��rülmesi için hizmet eden bir araç olarak tasarlanmıştır.

II. Hem İtalyan faşizmi hem de Alman nasyonal sosyalizmi, liberalizmin bireyci ve çoğulcu toplum anlayışını reddederek, toplumun devlet veya parti kontrolünde tek bir organ gibi hareket etmesini hedeflemiştir.

III. Sovyet Rusya’daki Bolşevik rejiminde proletarya diktatörlüğü, nihai hedef olan sınıfsız ve devletsiz topluma (komünizm) ulaşmak için geçici bir aşama olarak görülürken; faşist ve nasyonal sosyalist ideolojilerde devlet yapısının gelecekte sönümlenerek ortadan kalkacağına dair bir öngörüye yer verilmemiştir.

Bu tespitlerden hangileri, iki savaş arası dönemde kurulan totaliter rejimlerin devlet teorilerindeki kavramsal farklılıkları veya ortak nitelikleri doğru bir şekilde aç��klamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

I, II ve III öncüllerinin tamamı doğrudur.
Verilen üç tespit de tarihsel olarak doğrudur. İtalyan faşizminin devletçi karakteri ile Nazizmin ırkçı karakteri arasındaki devlet tanımı farkı, her iki rejimin de liberalizmi dışlayan totaliter toplum yapısı kurma gayesi ve Sovyet Marksizminin devletin nihai olarak sönümlenmesi hedefi ile faşist rejimlerin kalıcı devlet otoritesi anlayışı arasındaki kuramsal ayrım doğru ortaya konmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
İtalyan faşizmi ile Alman nasyonal sosyalizminin devlet tanımlarının karşılaştırılması
İtalyan faşizminin kuramsal temelinde devlet kutsal ve mutlak bir amaçtır ('Devlet her şeydir'). Alman nasyonal sosyalizminde ise devlet, saf ırkı (VolkVolk) korumaya ve genişletmeye yarayan biyolojik bir araçtır. Bu durum birinci öncülü doğrular.
İki faşist rejimin ideolojik önceliklerinin (biri devletçi, diğeri ırkçı) ayırt edilmesi gerekir.
2
Totaliter rejimlerin liberalizm ve bireycilik karşıtı ortak özelliklerinin incelenmesi
Her iki rejim de bireysel özgürlükleri ve çoğulculuğu tasfiye ederek toplumu tek bir lider, parti ve ideoloji etrafında bütünleştirmeyi amaçlamıştır. Bu durum ikinci öncülü doğrular.
Totaliter rejimlerin toplumsal kontrol mekanizmaları ve anti-liberal ortak paydası tespit edilmelidir.
3
Bolshevik devlet kuramı ile faşist/Nazi devlet kuramlarının gelecek vizyonlarının karşılaştırılması
Marksist-Leninist ideolojide proletarya diktatörlüğü, sınıfsız topluma geçiş sürecinde devletin zamanla işlevsizleşip sönümleneceğini (witheringawayofthestatewithering away of the state) öngörür. Faşizm ve Nazizmde ise devlet yapısı ebedidir, sönümlenme öngörüsü yoktur. Bu durum üçüncü öncülü doğrular.
Sol ve sağ totaliter rejimlerin nihai devlet vizyonlarındaki kuramsal uçurum analiz edilmelidir.

Anahtar Kavram

İki Savaş Arası Dönemdeki Totaliter İdeolojilerin Devlet Kuramları ve Karşılaştırmalı Analizi
Soru 5076Soru

Karbon döngüsü sürecinde karbonun farklı küreler (litosfer, atmosfer, hidrosfer, biyosfer) arasındaki dolaşımında rol oynayan bazı doğal süreçler ile bu süreçlerin döngü üzerindeki etkileri aşağıda verilmiştir. Sol tarafta verilen doğal süreçleri, sağ tarafta verilen açıklamalarıyla doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Denizel organizmaların kalsiyum karbonat (CaCO3CaCO_3) kullanarak kabuk ve iskelet yapısını inşa etmesi
Karbonatlı kayaçların derin jeolojik süreçlerde yüksek sıcaklık ve basınç altında metamorfizmaya uğraması
Kutup altı tundralarda ve bataklıklarda organik kalıntıların soğuk ve oksijensiz ortamda birikerek turba (torf) katmanları oluşturması
Okyanus yüzey sularının ısınmasıyla birlikte bünyesindeki çözünmüş karbondioksit gazını salması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Denizel organizmaların kabuk yapımı biyokimyasal tüketim süreciyle; karbonatlı kayaçların metamorfizması abiyotik salınım süreciyle; organik kalıntıların turba oluşturması anaerobik biyotik depolama süreciyle; okyanus sularının ısınmasıyla gaz salması ise fiziksel salınım süreciyle eşleşmektedir.
Denizel organizmaların kabuk yapımı suda çözünmüş karbonu litosfere bağlayan biyokimyasal bir tüketim sürecidir. Karbonatlı kayaçların metamorfizması litosferdeki derin jeolojik karbonu atmosfere salan abiyotik bir salınımdır. Organik kalıntıların tundralarda birikmesi karbonun litosferde uzun süre depolanmasını sağlayan anaerobik biyotik süreçtir. Okyanusların ısınması ise gaz çözünürlüğünü düşürerek hidrosferdeki karbonu azaltıp atmosfere veren fiziksel bir salınımdır. Bu gerekçelerle yapılan eşleştirmeler döngünün kimyasal, biyolojik ve jeolojik doğasına tamamen uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Denizel organizmaların kalsiyum karbonat kullanarak kabuk yapma sürecini analiz ediniz.
Canlılar suda çözünmüş karbonat ve kalsiyum iyonlarını kullanarak katı kabuklar üretir. Canlı öldüğünde bu kabuklar tabana çökerek kireç taşını (litosferi) oluşturur. Bu, hidrosferden litosfere karbon aktaran biyokimyasal bir tüketim sürecidir.
Karbonun sudan katı kayaca geçiş mekanizmasını ve biyolojik niteliğini tanımlamak için.
2
Karbonatlı kayaçların metamorfizma süreçlerini değerlendiriniz.
Litosferdeki tortul kayaçlar levha hareketleriyle derine indikçe yüksek sıcaklık ve basınç altında kimyasal de��işime uğrar ve karbondioksit gazı açığa çıkarak volkanik faaliyetlerle atmosfere salınır. Bu süreç tamamen jeolojik (cansız) oldu��undan abiyotik bir salınım sürecidir.
Derin jeolojik çevrimdeki karbon çıkışının kimyasal ve fiziksel niteliğini ayırt etmek için.
3
Soğuk ve sulak alanlarda organik maddelerin birikim sürecini inceleyiniz.
Bataklık ve tundralarda su birikmesi ortamdaki oksijeni keser (anaerobik ortam). Düşük sıcaklık mikroorganizma faaliyetini yavaşlatır. Ayrışamayan organik maddeler karbon zengini turba katmanları oluşturarak litosferde depolanır. Bu biyotik bir depolama (yutak) sürecidir.
Karbonun karasal ekosistemlerde uzun süreli depolanma koşullarını belirlemek için.
4
Okyanus sularının sıcaklık değişimi ile karbon gazı dengesi arasındaki ilişkiyi kurunuz.
Henry Kanunu gereği gazların sıvılardaki çözünürlüğü sıcaklıkla ters orantılıdır. Isınan deniz yüzeyi atmosfere karbondioksit salar. Bu süreç herhangi bir biyolojik aktiviteye bağlı olmayan fiziksel bir salınımdır.
Hidrosfer ile atmosfer arasındaki fiziksel karbon alışverişini açıklamak için.

Anahtar Kavram

Karbon Döngüsündeki Küreler Arası Geçişler, Yutak ve Kaynak Mekanizmaları
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5077Soru

Peter Berger’e göre din; insanı kaosun, ölümün ve anlamsızlığ��n yarattığı varoluşsal tehditlerden koruyan kutsal bir şemsiyedir (sacred canopy). Din, geçici ve kırılgan olan toplumsal düzeni kozmik bir düzenin yansıması olarak sunarak meşrulaştırır. Bireyin ya��adığı acılara ve belirsizliklere aşkın bir anlam kazandırırken, aynı zamanda toplumun kurallarını ve yasalarını sorgulanamaz kılacak şekilde kutsar. Bu sayede toplumsal normlar, sıradan insan yapım�� kurallar olmaktan çıkıp doğaüstü bir gücün iradesi hâline gelir.

Bu parçadan hareketle din kurumunun toplumsal işlevlerine dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin anlam arayışına cevap veren aşkın açıklamalar, toplumsal kuralların kutsanarak içselleştirilmesini ve toplumsal kontrolün sağlanmasını kolaylaştırır.

Cevap

Bireyin anlam arayışına cevap veren aşkın açıklamaların toplumsal kuralların kutsanmasını ve toplumsal kontrolü kolaylaştırd��ğı yargısı
Parçada Peter Berger'in kuramı üzerinden dinin anlam kazandırıcı işlevi (bireyi kaos ve anlamsızlıktan koruması) ile toplumsal kontrol/düzenleyici işlevi (yasaları kutsayarak sorgulanamaz kılması) arasındaki ilişki kurulmuştur. Bireyin anlam arayışına sunulan aşkın açıklamaların, toplumsal kontrolü sağlayan kuralları meşrulaştırdığı yargısı bu ilişkiyi tam olarak açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ana izleğini ve kullanılan temel sosyolojik kavramları belirlemek.
Parçada dinin bireye anlam sağlama (kutsal şemsiye) ve toplumsal kuralları doğaüstü gücün iradesi olarak sunarak meşrulaştırma işlevleri öne çıkmaktadır.
Sorunun neyi test ettiğini anlamak ve metnin sınırlarını çizmek için gereklidir.
2
Dinin bireysel ve toplumsal işlevleri arasındaki geçişi analiz etmek.
Bireysel anlam arayışına (kaos, ölüm, acı) verilen aşkın yanıtların, toplumsal normları sarsılmaz kılarak toplumsal kontrolün sağlanmasına nasıl zemin hazırladığı tespit edilir.
Dinin anlam kazandırıcı boyutu ile düzenleyici boyutu arasındaki nedensel bağı kurmak için gereklidir.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış sosyolojik kavramların elenmesini sağlamak.
Seçeneklerdeki asimilasyon, statü-rol uyumsuzluğu, dikey hareketlilik ve aile yapıları gibi parçayla ilgisiz sosyolojik olgular elenir.
Çeldiricilerin hangi sosyolojik yanılgılara dayandığını belirleyerek doğru sonuca ulaşmak için gereklidir.
4
Parçadaki temel argümanı karşılayan en kapsamlı yargıyı seçmek.
Aşkın açıklamaların toplumsal kontrolü kolaylaştırdığını belirten yargı doğru cevap olarak belirlenir.
Parçanın nihai sonucunu akademik terminolojiye uygun şekilde doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Dinin Anlam Kazandırıcı ve Toplumsal Kontrol İşlevleri Arasındaki İlişki
Soru 5078Soru

Aşağıda verilen felsefi ve psikolojik yönelimli senaryoları, psikoloji biliminin tanımı, konusu ve ölçütleri (g��zlenebilirlik, ölçülebilirlik) çerçevesindeki doğru karşılıklarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir araştırmacının, stres altındaki bireylerin stres düzeyini tespit etmek amacıyla kanlarındaki kortizol hormonu seviyesini ve kalp ritmi dalgalanmalarını laboratuvar ortamında kaydetmesi.
Bir düşünürün, insan ruhunun tözsel yapısını ve ölümden sonraki varoluşunu mantıksal tutarlılık ilkelerine dayanarak kavramsal boyutta çözümlemeye çalışması.
Bir gelişim psikoloğunun, çocuklardaki problem çözme ve akıl yürütme becerilerini doğrudan gözleyemediği için onların bloklarla kule yapma sürelerini ve hata sayılarını ölçerek zihinsel gelişimlerini açıklaması.
Deneysel bir çalışmada, organizmanın öğrenme süreçlerini anlamak amacıyla güvercinlerin labirentteki yiyeceğe ulaşırken sergiledikleri yönelim hareketlerinin sıklık ve süre yönünden istatistiksel analizinin yapılması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirmeler şu şekildedir: Stres altındaki bireylerin kortizol hormonu ve kalp ritmi ölçümü, davranışın biyolojik temellerinin ampirik ve fiziksel ölçütlerle incelenmesiyle; ruhun tözsel yapısına dair mantıksal çözümlemeler, zihinsel yapıların spekülatif ve rasyonel yöntemlerle temellendirilmesiyle; çocukların problem çözme becerilerinin blok kule yapma süreleri üzerinden ölçülmesi, doğrudan gözlenemeyen zihinsel süreçlerin dolaylı yoldan araştırılmasıyla; güvercinlerin labirentteki yönelim hareketlerinin analizi ise insan dışındaki organizmaların davranışlarının araştırma alanına dahil edilmesiyle eşleşir.
Doğru eşleştirme; stresin kortizol hormonuyla ölçülmesini ampirik ve biyolojik temellere; ruh konusunun mantıksal analizini felsefi spekülasyona; problem çözme çıkarımını zihinsel süreçlerin davranışlar üzerinden dolaylı ölçümüne; güvercin hareketlerini ise psikolojinin hayvan davranışlarını konu edinmesine bağlayarak konunun tanım, sınır ve ölçütlerini eksiksiz doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Kortizol hormonu ve kalp ritmi gibi fizyolojik göstergelerin incelendiği durumun bilimsel niteliğinin belirlenmesi.
Bu durum doğrudan gözlenebilir, somut ve biyolojik parametrelerle ölçülebilir niteliktedir. Dolayısıyla psikolojinin ampirik ve biyolojik ölçütleriyle eşleşmektedir.
Psikolojinin gözlenebilirlik ve ölçülebilirlik ölçütlerinin fiziksel düzeyde nasıl somutlaştırıldığını saptamak.
2
Ruhun tözsel yapısını mantıksal tutarlılıkla açıklayan felsefi senaryonun çözümlenmesi.
Ruhun metafizik yapısı ve ölüm sonrası durumu deneysel olarak gözlenemez ve ölçülemez. Bu durum bilimsel psikolojinin konusu dışında kalıp felsefenin spekülatif yöntemini yansıtır.
Felsefenin rasyonel/spekülatif metodu ile psikolojinin pozitif/ampirik metodu arasındaki farkı belirlemek.
3
Çocuklardaki doğrudan gözlenemeyen problem çözme becerisinin yapboz/blok süresiyle ilişkilendirilmesinin incelenmesi.
Bilişsel süreçler (problem çözme) doğrudan gözlenemez; ancak organizmanın dışsal davranışları (süre ve hata sayısı) üzerinden dolaylı olarak ölçülebilir ve yordanabilir.
Zihinsel süreçlerin gözlenebilir davranışlar aracılığıyla dolaylı yoldan ölçülmesi ilkesini doğrulamak.
4
Güvercinlerin labirentteki öğrenme davranışlarını ölçen çalışmanın organizma boyutuyla değerlendirilmesi.
Bu çalışma psikolojinin sadece insanı değil, genel olarak organizmayı ve dolayısıyla karşılaştırmalı olarak hayvan davranışlarını da inceleme konusuna dahil ettiğini gösterir.
Psikoloji biliminin geniş inceleme konusu içindeki organizma çeşitliliğini tespit etmek.

Anahtar Kavram

Psikoloji biliminin ampirik ölçütleri (gözlenebilirlik, ölçülebilirlik), inceleme konusu (organizma, davranış, dolaylı zihinsel süreçler) ve felsefi spekülasyondan ayrılma sınırları.
Soru 5079Soru

Aşağıdaki paragrafta boş bırakılan yerleri, sosyal etki ve sosyal davranış alanındaki psikolojik kavramları dikkate alarak uygun akademik terimlerle tamamlayınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Sosyal psikolojide, bireyin belirsiz veya yeni durumlarda doğru davranışı sergileyebilmek amacıyla diğer insanların davranışlarını veya kararlarını güvenilir bir referans kaynağı olarak benimsemesi sosyal etki olarak tanımlanır. Buna karşılık, bireyin toplumsal dışlanmadan kaçınmak, grup içinde kabul görmek veya onaylanmak gayesiyle, kendi içsel inançlarıyla örtüşmese dahi grubun beklenti ve normlarına uyum göstermesi sosyal etki olarak adlandırılır. Bireysel performansın değerlendirilemediği grup çalışmalarında kişilerin tek başlarına olduklarından daha düşük çaba sarf etme eğilimi göstermesi kavramıyla ifade edilirken; acil bir yardım durumunda ortamdaki tanık sayısının artmasının bireysel müdahale ihtimalini azaltması ise etkisi olarak adlandırılır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci boşluğa 'bilgisel' veya 'bilgi sağlayan'; ikinci boşluğa 'kuralsal' veya 'normatif'; üçüncü boşluğa 'sosyal kaytarma' veya 'sosyal aylaklık'; dördüncü boşluğa ise 'seyirci' veya 'seyirci kalma' terimleri getirilmelidir.
Paragrafta tanımlanan kavramlar sosyal psikolojinin temel sosyal etki ve sosyal davranış mekanizmalarıdır. Doğru bilgiye ulaşma arzusu bilgisel sosyal etkiyi; sosyal onay alma arzusu kuralsal (normatif) sosyal etkiyi; grup çalışmasında düşen bireysel çaba sosyal kaytarmayı; kalabalıkta yardımdan kaçınma ise seyirci kalma etkisini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
İlk boşluktaki ifadenin analizi yapılır.
Belirsiz durumlarda doğruya ulaşmak amacıyla başkalarının davranışlarını bilgi kaynağı olarak kullanma eğiliminin 'bilgisel sosyal etki' olduğu tespit edilir.
Bireyin çevresini anlamlandırma ve doğru karar verme ihtiyacı bilgisel sosyal etki mekanizmasını tetikler.
2
İkinci boşluktaki ifadenin analizi yapılır.
Dışlanmayı önleme ve grup içi kabul görme arzusuyla sergilenen uyma davranışının 'kuralsal (normatif) sosyal etki' olduğu tespit edilir.
Grubun normlarına ve beklentilerine uyum sağlama, onaylanma ihtiyacından kaynaklanır.
3
Üçüncü boşluktaki ifadenin analizi yapılır.
Grup halinde çalışırken bireysel çabanın ve performansın azalması durumunun 'sosyal kaytarma' (sosyal aylaklık) olduğu tespit edilir.
Bireysel katkının ayırt edilemediği durumlarda kişisel sorumluluk hissi zayıflar.
4
Dördüncü boşluktaki ifadenin analizi yapılır.
Ortamdaki kişi sayısı arttıkça acil duruma müdahale etme oranının düşmesi olgusunun 'seyirci kalma etkisi' (bystander effect) olduğu tespit edilir.
Kişi sayısının fazlalığı, sorumluluğun başkalarına dağılmasına ve eylemsizliğe yol açar.

Anahtar Kavram

Sosyal Etki ve Sosyal Davranış Biçimleri
Soru 5080Soru

Sanayileşme, tarımsal faaliyetler, enerji üretimi ve hızlı şehirleşme gibi beşerî faaliyetler doğal sistemlerin işleyişini bozarak çeşitli çevre kirliliklerine ve küresel ölçekli ekolojik sorunlara yol açmaktadır.

Buna göre, insan faaliyetlerinin doğal sistemler üzerindeki etkileri ve ortaya çıkan çevre sorunları ile ilgili aşa��ıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atmosferde artan karbondioksit miktarının yol açtığı küresel ısınma ve iklim değişimleri, yer kabuğunun altındaki konveksiyonel akıntıları hızlandırarak levha hareketlerine bağlı tektonik depremlerin ve volkanik püskürmelerin sıklığını doğrudan artırmaktadır.

Cevap

Atmosferde artan karbondioksit miktarının yol açtığı küresel ısınmanın levha hareketlerini hızlandırarak tektonik depremler ve volkanik püskürmelerin sıklığını doğrudan artırdığını iddia eden seçenek yanlıştır. Deprem ve volkanizma iç kuvvetlerdir ve enerjilerini yerin derinliklerinden alırlar; beşerî faaliyetlerin ve iklim değişimlerinin bu süreçler üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur.
Doğru yanıt, küresel ısınmanın levha tektoniğini doğrudan etkileyerek deprem ve volkanizma sıklığını artırdığını savunan ifadedir. Levha hareketleri, depremler ve volkanizma gücünü yerin iç ısısından alan iç kuvvetlerdir. Atmosferdeki sera gazı birikimi veya küresel iklim değişimleri gibi dış/beşerî süreçler yer kabuğunun altındaki konveksiyonel akıntıları ve levha hareketlerini doğrudan etkileyemez.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünde belirtilen insan faaliyetlerinin doğal çevreye etkileri ve çevre sorunları konusunu incelemek.
Sorunun, insan faaliyetlerinin etki sınırlarını ve doğal sistemlerin işleyiş kurallarını test ettiği saptanır.
Seçeneklerdeki ifadelerden hangisinin bilimsel olarak yanlış olduğunu bulmak hedeflenmektedir.
2
A, B, D ve E seçeneklerindeki coğrafi yargıları tek tek analiz etmek.
Nadas-sulama ili��kisi, sera etkisi-ozon seyrelmesi farkı, erozyon-heyelan mekanizmaları ve çevre sözleşmelerinin amaçlarının doğru ifade edildiği görülür.
Bu seçeneklerdeki bilgiler müfredata uygun, bilimsel olarak hatasız coğrafi gerçeklerdir.
3
C seçeneğinde sunulan 'küresel ısınmanın levha hareketlerini ve deprem/volkanizma sıklığını doğrudan artırdığı' iddiasını incelemek.
Deprem ve volkanizma gibi olayların kaynağını manto tabakasındaki konveksiyonel akıntılardan alan iç kuvvetler olduğu, atmosferik olaylardan bağımsız gerçekleştiği belirlenir.
İnsan faaliyetleri veya iklim değişimi gibi dış etkenler manto içindeki magma hareketlerini veya levha tektoniğini doğrudan kontrol edemez.
4
Elde edilen analiz sonucuna göre yanlış ifadeyi işaretlemek.
Bilimsel olarak hatalı olan ve iç kuvvetleri dış kuvvet/beşerî süreçlerle yanlış ilişkilendiren ifadenin yer aldığı seçenek doğru yanıt olarak belirlenir.
Soru kökü bizden yanlış olan ifadeyi bulmamızı istemektedir.

Anahtar Kavram

Beşerî faaliyetlerin ve dış kuvvetlerin sınırları ile yerin iç ısısından kaynaklanan iç kuvvetlerin (levha tektoniği, deprem, volkanizma) bağımsızlığı.
Tahmini Süre:2m 30s
ÖncekiSayfa 254 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin