Tüm alıştırma soruları
8734 soru
Platon, duyular dünyasındaki tikellerin ancak idealardan pay alarak var olabildiğini ve gerçek bilginin (episteme) bu değişmez idealara yönelik akılsal bir anımsama (anamnesis) olduğunu savunur. Öte yandan Aristoteles, hocasının idealar kuramını eleştirerek, tümelin tikellerin 'ötesinde' ya da onlardan ayrı bir dünyada değil, bizzat tikellerin içinde, form (biçim) olarak var olduğunu ileri sürer. Aristoteles'e göre bilginin oluşumu, duyusal deneyimle başlar ve akıl (nous) bu deneyimlerden tümel kavramları soyutlar.
Bu iki filozofun varlık ve bilgi anlayışları karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi Aristoteles'in Platon'a yönelttiği temel eleştiriyi ve aralarındaki epistemolojik farkı en doğru şekilde ifade eder?
Bir psikoloji kongresinde panik bozukluğun etiyolojisi (kökeni) ve sağaltımı (tedavisi) üzerine tartışan iki klinik psikoloğun görüşleri şu şekildedir:
I. Klinik Psikolog: "Kişinin kalabalık alanlardan kaçınması, geçmişte bu ortamlarda yaşadığı fizyolojik uyarılma ile ortam uyarıcılarının klasik koşullanma yoluyla eşleşmesinden kaynaklanır. Bu patolojiyi ortadan kaldırmak için kişinin aşamalı olarak uyarıcıya maruz bırakılması ve böylece eski uyarıcı-tepki bağının sönmesi sağlanmalıdır."
II. Klinik Psikolog: "Bireyin kaçınma davranışı, sadece dışsal uyarıcıların mekanik bir sonucu değildir. Birey kalabalık alana girdiğinde, 'Buradan çıkamayacağım, kontrol��mü kaybedeceğim ve öleceğim' gibi felaketleştirici otomatik düşünceleri üreten işlevsiz şemalar devreye girer. Sağaltım, uyarıcının kendisine değil, bu zihinsel temsil ve anlamlandırma süreçlerinin yeniden yapılandırılmasına odaklanmalıdır."
Bu iki psikoloğun teorik açıklamaları ve yöntemleri göz önünde bulundurulduğunda, savundukları psikolojik yaklaşımlarla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
De ki: "Ben size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem. Size bir melek olduğumu da söylemiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyarım..." (En'âm Suresi, 50. ayet)
Bu ayette yer alan ifadelerin Hz. Muhammed'in beşerî ve peygamberlik yönleriyle ilişkisine dair yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?
Türkiye’de bir maden yatağının işletmeye açılabilmesi; rezerv miktarının yeterliliği, tenör oranının yüksekliği, ulaşım imkanlarının elverişliliği ve pazara yakınlık gibi birçok faktörün bir arada değerlendirilmesini gerektirir. Özellikle tonajı yüksek ve ağır olan demir gibi metalik madenlerin taşınmasında demir yolu bağlantısı hayati önem taşımaktadır.
Aşağıdaki tabloda, Türkiye'de yeni tespit edilen beş farklı demir cevheri yatağına ait bazı özellikler verilmiştir:
| Maden Yatağı | Toplam Rezerv (Milyon Ton) | Tenör Oranı (%) | En Yakın Demir-Çelik Fabrikasına Uzaklık (km) | Yer Şekilleri ve Ulaşım Altyapısı |
|---|---|---|---|---|
| I | 120 | 15 | 40 | Engebeli, demir yolu bağlantısı yok |
| II | 90 | 60 | 250 | Sade, demir yolu hattına yakın |
| III | 8 | 55 | 30 | Sade, karayolu bağlantısı var |
| IV | 250 | 10 | 300 | Dağlık, ulaşım altyapısı yetersiz |
| V | 15 | 20 | 80 | Engebeli, demir yolu bağlantısı var |
Maden yataklarının fiziki ve ekonomik özellikleri dikkate alındığında, bu yataklardan hangisinin işletmeye açılması en ekonomiktir?
Evrendeki düzen ve amaç üzerine yapılan teolojik ve kozmolojik tartışmalarda geçen şu iddiayı ele alalım:
"Evrende düzen varsa, evrenin bir yaratıcısı vardır ve evren sonsuz değildir; ancak evrenin kendi kendine yetebilmesi, evrende düzenin olmasına veya evrenin bir yaratıcısının olmasına bağlıdır."
Bu iddiadaki basit önermeler şu şekilde belirlenmiştir:
: Evrende düzen vardır.
: Evrenin bir yaratıcısı vardır.
: Evren sonsuzdur.
: Evren kendi kendine yetebilir.
Buna göre, verilen ifadenin sembolleştirilmesi ve mantıksal yapısıyla ilgili olarak;
I. İfadenin doğru sembolleştirilmiş biçimi şeklindedir.
II. Önermenin ana eklemi tümel evetleme () eklemidir.
III. İkinci ana bileşenin ana eklemi karşılıklı koşul () eklemidir.
yargılarından hangileri doğrudur?
Azot, canlıların yapı taşını oluşturan nükleik asitlerin ve proteinlerin yapısında bulunan temel bir elementtir. Atmosferin %78'ini oluşturmasına rağmen serbest azot gazı çoğu canlı tarafından doğrudan kullanılamaz ve ekosistemde sürekli bir döngü halinde bulunması gerekir. Azot döngüsü ve bu döngüde yer alan süreçler dikkate alındığında, döngüdeki kimyasal dönüşümlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Aşağıdaki tabloda, coğrafi özellikleri ve ekonomik yapıları farklı olan dört ülkenin doğal kaynak potansiyeli, kalkınma için gerekli olan sermaye-teknoloji düzeyi, nitelikli iş gücü oranı ve dış pazara sundukları başlıca ihracat ürünleri gösterilmiştir:
| Ülke | Doğal Kaynak Potansiyeli | Sermaye ve Teknoloji Düzeyi | Nitelikli İş Gücü Oranı | Başlıca İhracat Ürünleri |
|---|---|---|---|---|
| K | Zengin (Petrol, kakao, doğalgaz) | Düşük | Düşük | İşlenmemiş hammadde ve tarım ürünleri |
| L | Çok sınırlı (Yok denecek kadar az) | Çok yüksek | Çok yüksek | İleri teknoloji ürünleri, optik aletler ve ilaç |
| M | Zengin (Orman, su gücü, metalik madenler) | Çok yüksek | Yüksek | Sanayi ürünleri, işlenmiş kereste ve kağıt |
| N | Zengin (Kömür, bakır, demir) | Yetersiz | Düşük | Kömür ve konsantre metal cevheri |
Tablodaki veriler ve bu ülkelerin küresel ekonomideki konumları dikkate alındığında, doğal kaynak-ekonomi ilişkisine dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
Klasik mantıkta kavramlar arası hiyerarşiyi ve varlıkların sınıflandırılmasını göstermek için kullanılan Porphyrios Ağacı, beş tümel (cins, tür, ayrım, özgülük, ilinti) teorisiyle doğrudan ilişkilidir. Bir felsefe öğretmeni, bu konuyu işlerken tahtaya şu kavram zincirini yazmıştır:
`Cevher (Töz) → Cisim → Organizma → Omurgalı → Kuş`
Öğretmen, öğrencilerinden bu zincirdeki kavramları ve aralarındaki mantıksal ilişkileri beş tümel açısından değerlendirmelerini istemiştir. Öğrenciler şu yorumları yapmıştır:
* Ayşe: Zincirdeki 'Organizma' kavramı, 'Cisim' kavramına göre tür iken, 'Omurgalı' kavramına göre cinstir. Bu durum, cins ve tür kavramlarının göreli olduğunu gösterir.
* Berk: 'Cevher' kavramı bu hiyerarşide kendisinden daha genel bir sınıf bulunmayan en üst cinstir (cins-i âlâ) ve sistemde sadece cins rolündedir.
* Ceren: 'Kuş' kavramını 'Omurgalı' kavramından ayıran ve sadece kuşlara ait olan 'uçabilme' yeteneği, kuş kavramının özgülüğü (proprium) olarak tanımlanmalıdır.
* Doruk: Kuşların mevsimsel olarak göç etmesi veya yumurtlayarak çoğalması, sadece kuş türüne özgü olmayıp diğer bazı omurgalı sınıflarında da görüldüğü için 'ilinti' (accidens) kapsamında değerlendirilir.
Buna göre, öğrencilerden hangilerinin yaptığı yorumlar klasik mantık kuralları açısından doğrudur?
Karl Jaspers, felsefe yapmayı 'yolda olmak' olarak tanımlarken, insanın kendi varoluşunun bilincine vararak sürekli bir arayış içinde olmasını vurgular. Bu arayış, bireyin verili kabulleri sorgulayarak kendi zihinsel özerkliğini inşa etmesini sağlar. Ancak felsefenin bu bireysel yönü, toplumsal alandan kopuk bir fildişi kulesi inzivas�� değildir. Bireyin kendi zihni üzerindeki bu eleştirel egemenliği, toplumsal yapıda dogmaların sarsılmasını ve farklı yaşam formlarının bir arada var olabilmesini sağlayan bir hoşgörü ikliminin ön koşuludur. Dolayısıyla felsefi sorgulama bireyde başlar fakat toplumsal düzenin rasyonel bir temelde yeniden üretilmesinde nihai işlevine kavuşur.
Buna göre parçada savunulan temel düşünce doğrultusunda felsefenin bireysel ve toplumsal işlevleri arasındaki ilişki hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Aşağıda verilen Türkiye sınır kapılarına ait coğrafi ve jeopolitik özellikleri, ilgili sınır kapısı ve ülke eşleştirmeleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
İslam epistemolojisinde bilginin güvenilir kaynakları (esbâb-ı ilim); selim akıl, sadık haber ve salim duyular olarak belirlenmiştir. Bu kaynaklar kendi yetki ve bilgi alanları çerçevesinde kesin bilgi üretirler. Ancak insanın bilgi edinme sürecinde bu kaynaklar birbirinden tamamen yalıtılmış değildir; aksine aralarında dinamik bir ilişki vardır. Örneğin, geçmişte yaşanmış bir mucize olayını ele alan bir araştırmacı; olayın gerçekleştiği andaki fiziksel gözlemleri (salim duyular), bu gözlemlerin nesilden nesile kesintisiz ve güvenilir şekilde aktarılmasını (sadık haber/mütevatir haber) ve bu olağanüstü durumun mantıksal olarak imkânsız olmadığını denetlemeyi (selim akıl) bir bütün olarak kullanır.
Bu parçadaki açıklamalardan hareketle, İslam bilgi felsefesinde bilgi kaynaklarının mucize olgusu üzerindeki işlevleri ve sınırları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
William F. Ogburn'ün kültürel gecikme kuramı temel alındığında, geleneksel bir toplumun sanayileşme ve teknolojik gelişme süreçleriyle birlikte geçirdiği toplumsal değişme aşamalarını ilk aşamadan son aşamaya doğru sıralayınız.
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye'nin uyguladığı iç politika tedbirleri ile yürüttüğü dış politika gelişmelerine ait aşağıdaki kavramları, bu gelişmelerin temel amaç ve nitelikleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıda verilen şehirler ile bu şehirlerin ön plana çıkan fonksiyonel özellikleri ve etki alanlarına ait açıklamaları doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Klasik mantıkta kavramlar arası hiyerarşiyi gösteren Porphyrios Ağacı'nda yukarıdan aşağıya (tümelden tikele) inildikçe kaplam daralır, içlem genişler. Aşağıdaki kavramları içlemi en dar (kaplamı en geniş) olandan içlemi en geniş (kaplamı en dar) olana doğru sıralayınız.
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
İslam epistemolojisinde akıl (selim akıl) ve duyular (salim duyular), kendi alanlarında bağımsız birer bilgi kaynağı olmayıp; ürettikleri rasyonel ve ampirik verilerin kesin bir bilgi değeri kazanabilmesi, ancak sadık haber (vahiy) tarafından açıkça tasdik edilmiş olmalarına bağlıdır.
Modern dönemde bireyin anlam arayışı, toplumsal yabancılaşma ve geleneksel dinî kurumların etkisinin zayıflaması gibi faktörler, çeşitli yeni dinî yönelimlerin ve inanç meselelerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu bağlamda, inanç meseleleri üzerine araştırma yapan bir sosyoloğun çalışmasında yer alan şu ifadeler analiz edilmektedir:
I. Geleneksel dinlerin kutsal değerlerine karşı sembolik bir başkaldırıyı temel alıp doğaüstü bir şeytani güce inanmaksızın insanı, bireysel hazzı ve kişisel iradeyi merkeze alan bir felsefi duruş sergiler.
II. Varlığın ve hayatın nesnel hiçbir anlamı, amacı ya da değeri bulunmadığını savunarak mutlak bir hiçliği ve kuralsızlığı temele koyar.
III. Dinî otoritelerin ve inançların toplumsal, hukuki ve siyasi alandaki belirleyiciliğini reddederek yaşamı dünyevileştirme amacı güder.
IV. Kötülükle özdeşleştirilen bir figürü gerçek bir metafiziksel varlık olarak kabul edip ona itaat etmeyi ve ritüellerle gizemli bir bağlılık kurmayı esas alır.
Bu ifadelerden hangileri doğrudan satanizm inanç yöneliminin (ateistik/modern ve teistik/geleneksel boyutlarıyla) özelliklerini açıklamaktadır?
Sürtünmesiz yatay düzlemde basit harmonik hareket yapan bir cisim, anında maksimum uzanım (genlik) noktasından harekete geçmektedir.
Cismin periyodu olduğuna göre; , ve anlarındaki hızlarının büyüklükleri olan , ve değerlerini en küçükten en büyüğe doğru sıralayınız.
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
Küresel iklim değişiminde rol oynayan sera etkisinin kuvvetlenmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan pozitif geri besleme (olumlu geri bildirim) mekanizmasının aşamaları aşağıda karışık olarak verilmiştir.
Bu olayların neden-sonuç ilişkisine göre ilkten sona doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
Bir psikiyatri kliniğinde kaygı bozuklukları üzerine çalışan bir araştırmacı, danışanların tedavi sürecindeki davranışsal değişimlerini incelemektedir. Araştırmacının vaka analizlerinde yer alan üç farklı danışana dair gözlemleri şu şekildedir:
- Danışan A: Yoğun kaygı hissettiği anlarda nefes egzersizi uygulamakta ve bu egzersiz sonucunda kaygısının hafiflediğini deneyimlemektedir. Bu rahatlama sebebiyle, sonraki dönemlerde kaygı hissettiğinde nefes egzersizine başvurma sıklığı belirgin şekilde artmıştır.
- Danışan B: Sosyal ortamlarda olumsuz değerlendirilmekten çekindiği için bu ortamlardan tamamen uzak durmakta ve tek baş��na kalmayı tercih etmektedir. Yalnız kalmak kaygısını anında dindirdiği için sosyal ortamlardan kaçınma davranışı zamanla kronik bir hal almıştır.
- Danışan C: Terapistin kendisinden günlük tutmasını istemesine rağmen bu görevi yerine getirmemiştir. Bir sonraki seansta terapist bu duruma yönelik sert ve onaylamayan bir tonda uyarıda bulunmuş; bu durumun yarattığı huzursuzluk nedeniyle Danışan C seanslara hazırlıksız gelme davranışını tamamen bırakmıştır.
Buna göre, danışanların sergiledikleri bu davranışsal değişimlerin edimsel koşullanma ilkeleriyle ilişkisine dair aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğrudur?