Tüm alıştırma soruları
8734 soru
Bir epistemoloji tartışmasında bilimsel yöntem üzerine şu iddia ortaya atılmaktadır:
"Bilimsel bir kuramın doğrulanması () için onun öngörülerinin gözlemlenmesi () gerek koşuldur; ancak bu gözlem durumu kuramın doğrulanması için tek başına yeter koşul değildir. Ayrıca kuramın mantıksal açıdan tutarlı olması () da doğrulanma için bir diğer gerek koşuldur."
Buna göre, verilen ifadenin önermeler mantığındaki doğru sembolik gösterimi aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıdaki sol sütunda verilen MÖ 6. yüzyıl - MS 2. yüzyıl felsefesine ait özgün argümanlar ile sağ sütunda yer alan bu argümanların felsefe tarihindeki kavramsal karşılıklarını doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıda verilen felsefi metinleri (argümanları), içerdikleri temel akıl yürütme yöntemleri veya argümantasyon türleriyle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Bir sosyolog, 'Bireylerin eğitim düzeylerinin yükselmesi, çevre kirliliğine karşı gösterdikleri duyarlılık düzeyini artırmaktadır.' hipotezini doğrulamak amacıyla bir araştırma tasarlamıştır. Bu doğrultuda araştırmacı, sosyo-ekonomik açıdan farklı kesimlerden seçtiği katılımcılara çevre bilinci ölçeği içeren bir anket uygulamıştır.
Bu araştırmanın yöntemsel tasarımı ve değişken ilişkileri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Modernleşme sürecinde, geleneksel bir tarım toplumunun sanayileşmesiyle birlikte aile yapısı çekirdeğe dönüşmüş, kadının iş yaşamına katılımı artmıştır. Ancak bu toplumsal değişimle birlikte, yaşlı bakımı ve çocuk yetiştirme süreçlerinde geleneksel değerlerin (aile içi dayanışma, ataerkil hiyerarşi) geçerliliğini koruması arzulanırken; çalışan bireylerin zaman kısıtlılığı ve modern yaşamın getirdiği profesyonel kurumlara (kreş, huzurevi) yönelme eğilimi arasında ciddi gerilimler ortaya çıkmıştır. Bireyler, bir yandan çocuklarını kendi toplumlarının geleneksel ritüelleri ve değerleriyle donatmak isterken, diğer yandan küreselleşen dünyanın teknolojik ve tüketim odaklı pratiklerine maruz kalan bu çocukların, yabancı akran gruplarıyla girdikleri etkileşimler sonucunda yepyeni, hibrit davranış kalıpları geliştirdiğine şahit olmaktadırlar.
Bu parçada betimlenen sosyolojik durumlar ve süreçler analiz edildiğinde;
I. Maddi kültür öğelerindeki (teknoloji, iş gücü yapısı vb.) hızlı değişimin manevi kültür düzeyinde (değerler, beklentiler vb.) hemen karşılık bulamaması kültürel gecikmeye yol açmıştır.
II. Ailelerin çocuklarına kendi toplumunun geleneksel değerlerini ve ritüellerini aktarma çabası bir kültürleme pratiğidir.
III. Çocukların yabancı akran gruplarıyla girdikleri etkileşimler sonucunda her iki kültüre de tam olarak ait olmayan yepyeni, sentez kalıplar üretmesi kültürlenme sürecinin örneğidir.
yargılarından hangileri doğrudur?
İkinci Dünya Savaşı'nın Türkiye üzerindeki olumsuz sosyo-ekonomik etkilerini hafifletmek ve savaş ekonomisini yönetmek amacıyla Türk Hükümeti tarafından radikal tedbirler alınmıştır. Bu süreçte uygulanan iktisadi politikalarla ilgili olarak;
I. Olağanüstü savaş koşullarında enflasyonu kontrol altında tutmak ve karaborsacılığı engellemek amacıyla devletin fiyatlara doğrudan müdahale etmesi,
II. Çıkarılan Varlık Vergisi Kanunu ile özellikle büyük kentlerde haksız savaş kazancı elde edenlerin vergilendirilmesi ve borcunu ödeyemeyen yükümlülerin Erzurum-Aşkale'ye çalışma yükümlülüğü için gönderilmesi,
III. Bütçe açıklarını kapatmak ve ordunun iaşe ihtiyacını karşılamak amacıyla Cumhuriyet döneminin başında kaldırılmış olan Aşar Vergisinin geçici olarak yeniden yürürlüğe konması
gelişmelerinden hangileri bu dönemde gerçekleştirilen uygulamalar arasında gösterilemez?
Bölge sınırlarının belirlenmesinde kullanılan kriterler şekilsel (homojen) ve işlevsel (fonksiyonel) olmak üzere iki temel yaklaşıma dayanır. Türkiye'de hayata geçirilen bölgesel kalkınma projeleri (GAP, DAP, DOKAP, KOP gibi) belirli bir kalkınma amacına yönelik oluşturulmuş işlevsel plan-proje bölgeleridir. Bu projelerin sınırları çoğunlukla idari il sınırları esas alınarak çizilse de, projelerin hedefleri ve kapsadıkları alanlar homojen şekilsel bölge kriterleriyle de yakından ilişkilidir.
Buna göre, bölgesel kalkınma projeleri ve bölge sınıflandırmasıyla ilgili;
I. Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP), bir akarsu havzasının hidrografik sınırlarını temel alarak yapılandırıldığı için fiziki özelliklere göre belirlenmiş homojen (şekilsel) bölge sınırlarıyla tamamen örtüşür ve işlevsel bölge niteliği taşımaz.
II. Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) sınırları içerisindeki tüm illerin coğrafi özellikleri aynı olmadığından (örneğin Samsun, Ordu gibi kıyı illeri ile Çorum, Amasya gibi iç kesim illerinin iklim ve yer şekli özellikleri farklıdır), bu proje bölgesi homojen bir fiziki şekilsel bölge özelliği göstermez.
III. Bölgesel kalkınma projelerinin tamamında temel hedef, bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltmak olduğundan, bu projelerin hepsi tek tip sanayileşmeyi ve hizmet sektörünü geliştirmeyi öncelikli amaç edinerek aynı beşerî şekilsel bölge grubunda toplanır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Aşağıda psikoloji tarihindeki bazı ekollerin temel savları ve kuramsal özellikleri verilmiştir. Sol sütunda yer alan kuramsal tanımları, sağ sütundaki ilişkili oldukları psikolojik yaklaşımlarla doğru biçimde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Hristiyan felsefesinin erken dönemi olan Patristik felsefede, akıl ve iman ilişkisi Platoncu/Yeni Platoncu bir çerçevede ele alınmış; felsefe, teolojinin doğrudan bir hizmetkârı ve inanç doğrularını açıklamanın bir aracı kılınmıştır. Augustine'in 'Anlamak için inanıyorum' düsturuyla özetlenen bu yaklaşımda akıl, imanın sınırları içinde ve ona tabi olarak iş görür. Ancak Skolastik döneme, özellikle de Thomas Aquinas'ın Aristotelesçi sentezine geçildiğinde, akıl ve iman arasındaki ilişki yeni bir boyut kazanır. Aquinas, aklı kendi alanında özerk kılarak inanç doğruları ile akıl doğrularının birbirini tamamladığını savunur. Ona göre, Tanrı'nın varlığı gibi bazı hakikatler akılla kavranabilirken (akli doğrular), Üçleme (Teslis) gibi gizemler ancak vahiy yoluyla (iman doğruları) kabul edilebilir.
Bu parçada ele alınan dönüşüm dikkate alındığında, Patristik ve Skolastik dönemlerin akıl-iman ilişkisine yaklaşımları arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
Bir kapalı havzada kontrolsüz yeraltı suyu kullanımına bağlı olarak meydana gelen çevresel bozulma aşamalarını, tetikleyici ilk nedenden en son ortaya çıkan ekolojik sonuca doğru mantıksal bir sırayla diziniz.
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
Bir psikoloji araştırmasında, görsel uyarıcıların renk tonlarının (sıcak renkler ve soğuk renkler) kısa süreli bellek performansı üzerindeki etkisi incelenmek istenmiştir. Bu amaçla araştırmacı, yaşları ve eğitim düzeyleri benzer katılımcıları rastgele iki gruba ayırmıştır:
* I. Grup: Kırmızı ve turuncu (sıcak) tonlarda hazırlanmış 20 kelimelik bir liste, sabah saat 09.00'da gösterilmiş ve 10 dakika sonra kelimeleri hatırlamaları istenmiştir.
* II. Grup: Mavi ve yeşil (soğuk) tonlarda hazırlanmış aynı 20 kelimelik liste, akşam saat 21.00'de gösterilmiş ve 10 dakika sonra kelimeleri hatırlamaları istenmiştir.
Deney sonucunda, I. grubun kelime hatırlama başarısının II. gruba göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmış ve sıcak renklerin belleği daha olumlu etkilediği sonucuna varılmıştır.
Bu deneysel çalışma ve araştırmacının ulaştığı sonuçla ilgili olarak aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
İslam inanç esaslarının her biri, kendine has birtakım ayırt edici niteliklere ve yapısal özelliklere sahiptir. A��ağıda sol sütunda bu özelliklerden bazıları, sağ sütunda ise bu özelliklerin teolojik açıklamaları ve yansımaları verilmiştir.
Buna göre, sol sütunda yer alan İslam inanç esaslarının özellikleri ile sağ sütundaki açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
İslam hukuk tarihinde ameli-fıkhi mezhepler kendilerine özgü usul ve delil hiyerarşileri geliştirmişlerdir. Aşağıda verilen ameli-fıkhi yorumları, karşılarındaki en belirgin metodolojik veya kurumsal ayırıcı özellikleriyle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıda, küresel ve bölgesel çevre sorunlarının önlenmesi amacıyla yürürlüğe konan bazı uluslararası sözleşme ve protokollerin temel hedefleri verilmiştir:
I. Özellikle su kuşlarının yaşama ortamı olarak uluslararası öneme sahip sulak alanların korunmasını ve akılcı kullanımını amaçlayan sözleşme
II. Avrupa'nın yaban hayatını ve doğal yaşama ortamlarını korumayı, özellikle birden fazla devletin iş birliğini gerektiren türlere öncelik vermeyi hedefleyen sözleşme
III. Ozon tabakasını incelten maddelerin üretimini ve tüketimini küresel ölçekte aşamalı olarak azaltarak ortadan kaldırmayı amaçlayan protokol
IV. Sera gazı salınımlarını sınırlandırmayı amaçlayan ve gelişmiş ülkelere yasal olarak bağlayıcı emisyon azaltım hedefleri getiren protokol
V. Küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme kıyasla 'nin oldukça altında tutmayı ve mümkünse seviyesinde sınırlandırmayı hedefleyen iklim anlaşması
Bu uluslararası belgelerin küresel ölçekte kabul edilme (imzalanma) yıllarına göre geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerleri İslam felsefesinin temel kavram ve teorilerine uygun olarak doldurunuz.
Aşağıdaki boşlukları doldurun
Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar uygulanan ekonomi politikaları, ülkenin mekânsal yapısının şekillenmesinde, sanayinin dağılışında ve ulaşım ağlarının gelişiminde doğrudan belirleyici olmuştur.
Buna göre, Türkiye ekonomi tarihi boyunca uygulanan politikalar ve bunların coğrafi sonuçları ile ilgili;
I. 1930-1950 yılları arasında uygulanan devletçi ekonomi politikaları doğrultusunda hazırlanan I. Beş Yıllık Sanayi Planı ile sanayi tesisleri, sadece ham maddeye yakınlık ilkesine göre kıyı kesimlerde yoğunlaştırılmış ve bu durum kıyı ile iç kesimler arasındaki gelişmişlik farkını artırmıştır.
II. 1950-1960 döneminde liberal ekonomi politikalarının ağırlık kazanması, tarımda makineleşmenin hızlanması ve kara yolu ulaşımına öncelik verilmesi, tarımsal üretimin pazara yönelik olarak artmasını sağlarken kırdan kente göçü de tetiklemiştir.
III. 1960-1980 yılları arasındaki planlı kalkınma döneminde, ithal ikameci sanayileşme stratejisi benimsenmiş ve bu süreçte özellikle büyük tüketici pazarlarına ve limanlara yakın olan İstanbul, İzmit ve İzmir gibi merkezler sanayideki çekim gücünü korumuştur.
IV. 1980 sonrası dönemde dışa açık, ihracata dayalı büyüme modelinin benimsenmesi ve finansal serbestleşme, küresel pazarlarla bütünleşebilen Kayseri, Denizli, Gaziantep gibi iç ve güney kesimlerdeki kentlerin ("Anadolu Kaplanları") yeni sanayi odakları olarak ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
yargılar��ndan hangileri doğrudur?
Kant, doğa bilimleri ile metafizik/felsefe arasındaki sınırı çizerken, insan zihninin dış dünyadan gelen duyusal verileri zaman, uzay ve anlama yetisinin kategorileri aracılığıyla biçimlendirerek 'fenomenal' bir varlık alanı kurduğunu savunur. Bilimler, bu fenomenal dünyayı nedensellik ilkesi çerçevesinde ele alarak deneysel düzeyde inceler ve varlığı nesnel bir veri kabul eder. Öte yandan, fenomenlerin gerisinde yer alan ve insan bilincinden tamamen bağımsız olan 'numen' (kendinde şey) alanı, bilimin sınırlarının dışında kalır. Felsefi ontoloji ise bu ayrımın farkında olarak doğrudan nesnelerin varoluşsal statüsünü ve bu nesnelerin zihindeki kuruluş süreçlerini sorgulamaya yönelir.
Bu parçaya göre, felsefi ontolojinin varlığa yönelik sorgulama tarzını bilimlerin yaklaşımından ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
Sürtünmesiz yatay bir düzlemde, kendi kütle merkezinden geçen düşey eksen etrafında serbestçe dönebilen disk biçimindeki bir platformun merkezine konulan bir buz kalıb�� eridikçe, oluşan su platformun yüzeyine yayılarak dışarıya doğru hareket etmektedir. Bu süreçte sisteme dönme ekseni doğrultusunda net bir dış tork etki etmediği için platformun dönme açısal hızı değişmez.
İslam kelamında iman ve bilgi arasındaki ilişki ele alınırken, bilginin imanın oluşmasındaki rolü ile imanın kurucu bir ögesi olup olmadığı detaylıca tartışılmıştır. Ehl-i sünnet kelamcılarının büyük çoğunluğuna göre iman, kalbin tasdikinden ibarettir. Bilgi ise kalpte bu tasdikin (onaylamanın) sağlıklı biçimde oluşmasına yardım eden ve taklitten kurtulup tahkike ulaşmaya zemin hazırlayan bir araçtır. Ancak bilginin kendisi tek başına iman ile özdeşleştirilemez. Nitekim şeytan, Allah’ın varlığını, birliğini ve emirlerini bildiği hâlde teslimiyet göstermediği için iman etmiş sayılmamıştır.
Buna göre, iman-bilgi ilişkisiyle ilgili;
I. Bilgi, imanın asli bir rüknü (kurucu unsuru) değil; kalbî tasdike ulaşmayı kolaylaştıran ve imanın gücünü artıran yardımcı bir etkendir.
II. Şeytanın durumunda olduğu gibi, bilgiye dayalı marifet tek baş��na iman için yeterli değildir; çünkü iman, bilmenin ötesinde iradi bir boyun eğme ve teslimiyeti gerektirir.
III. Tahkiki iman, taklidi imanın aksine, yalnızca aklî delillerin ve teorik dini bilgilerin zihinsel olarak biriktirilmesiyle nihayete eren bir süreçtir.
ifadelerinden hangileri doğrudur?
Aşağıda verilen toplumsal yapı unsurlarını ve kavramlarını, bu kavramları örneklendiren açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler