Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7681Soru

Aşağıda verilen kıyas örneklerini, temsil ettikleri kıyas türleri ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bütün insanlar ölümlüdür, o hâlde Sokrates de ölümlüdür.
Yağmur yağarsa sokaklar ıslanır. Sokaklar ıslanırsa barajlar dolar. O hâlde yağmur yağarsa barajlar dolar.
Sınava girersen heyecanlanırsın, girmezsen sınıfta kalırsın. Ya sınava gireceksin ya da girmeyeceksin. O hâlde ya heyecanlanacaksın ya da sınıfta kalacaksın.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci kıyas örneği Entimem (Eksik Kıyas), ikinci kıyas örneği Zincirleme Kıyas ve üçüncü kıyas örneği Dilemna (İkilem) ile eşleşmelidir.
Eşleştirmede 'Bütün insanlar ölümlüdür, o hâlde Sokrates de ölümlüdür.' ifadesi, bir öncülü eksik bırakıldığı için Entimem ile; 'Yağmur yağarsa sokaklar ıslanır...' zincirleme bir mantıksal bağ kurduğu için Zincirleme Kıyas ile; 'Sınava girersen...' ifadesi ise iki seçenek sunup ikisinde de kaçınılmaz bir sonuca ulaştırdığı için Dilemna ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk akıl yürütmeyi inceleyin.
İfadedeki 'Sokrates insandır' öncülünün söylenmediği ve doğrudan sonuca geçildiği görülmektedir. Bu, eksik öncüllü kıyas yani entimemdir.
Entimem kavramının tanımını ve öncül eksikliğini belirlemek.
2
İkinci akıl yürütmeyi inceleyin.
Birinci önermenin sonucu, ikinci önermenin öncülü haline gelmiş ve önermeler birbirine bağlanmıştır.
Ardışık neden-sonuç ilişkisi içeren zincirleme kıyas yapısını tanımak.
3
Üçüncü akıl yürütmeyi inceleyin.
İki koşullu öncülden yola çıkılarak her iki durumda da bir sonucun ortaya çıkacağı gösterilmiştir.
İki uçlu veya kaçınılmaz durumlar içeren dilemna (ikilem) yapısını ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Kıyas Çeşitleri
Soru 7682Soru

Geleneksel tarım toplumlarında, ekim ve hasat zamanlarında düzenlenen kolektif dini törenler ve ritüeller, sadece tarımsal verimliliği artırma amacına yönelik değildir. Bu törenler, yıl boyunca farklı işlerle uğraşan ve aralarında çeşitli anlaşmazlıklar bulunan topluluk üyelerini bir araya getirir. Birlikte dua eden, kurban kesen ve ortak ritüelleri paylaşan bireyler; aralarındaki gerginlikleri unutarak ortak bir kimlik, aidiyet ve kader birliği duygusu geliştirirler. Böylelikle toplumsal bağlar güçlenir ve topluluğun birliği pekişmiş olur.

Bu parçada din kurumunun aşağıdaki toplumsal işlevlerinden hangisi vurgulanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal bütünleşmeyi ve dayanışmayı sağlama

Cevap

Toplumsal bütünleşmeyi ve dayanışmayı sağlama
Doğru seçenek olan 'Toplumsal bütünleşmeyi ve dayanışmayı sağlama', parçada açıkça belirtilen dini törenlerin bireyleri bir araya getirerek aralarındaki gerginlikleri azaltması, ortak kimlik ve kader birliği duygusu oluşturması ve toplumsal bağları güçlendirmesi ifadeleriyle tam olarak örtüşmektedir. Bu durum dinin bütünleştirici toplumsal işlevini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel vurguyu belirlemek için metni analiz etmek
Metinde kolektif dini ritüellerin bireyleri bir araya getirdiği, ortak aidiyet ve kader birliği oluşturduğu, aralarındaki gerginlikleri giderdiği ve toplumsal bağları güçlendirdiği tespit edilmiştir.
Metnin ana fikrini ve dinin hangi işlevine odaklandığını bulmak için
2
Tespit edilen bulguları sosyolojik kavramlarla eşleştirmek
Bireylerin bir araya gelmesi, ortak kimlik edinmesi ve toplumsal bağların güçlenmesi, dinin toplumsal bütünleşme ve dayanışma işleviyle doğrudan ilişkilidir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için sosyolojik kavramsal karşılığı belirlemek

Anahtar Kavram

Din kurumunun toplumsal bütünleşme ve dayanışma işlevi
Soru 7683Soru

Klasik mantık dersinde Porphyrios Ağacı konusunu işleyen bir öğretmen, tahtaya şu hiyerarşik sıralamayı yazar:

Canlı \rightarrow Hayvan \rightarrow Eklem Bacaklı \rightarrow Böcek \rightarrow Arı

Öğretmen, öğrencilerden bu kavramlar arasındaki ilişkileri "beş tümel" (cins, tür, ayrım, özgülük, ilinti) çerçevesinde analiz etmelerini ister. Öğrencilerin yaptığı bazı değerlendirmeler şunlardır:

I. "Böcek" kavramı, "Eklem Bacaklı" kavramına göre tür; "Arı" kavramına göre ise cinstir.
II. "Bal yapma" özelliği sadece arıya ait olduğundan "özgülük", arının "sarı-siyah çizgili olması" ise "ilinti"dir.
III. "Eklem bacaklı olma" özelliği, böceği diğer hayvanlardan ayıran temel yapısal özellik olduğundan "özgülük" olarak sınıflandırılmalıdır.

Buna göre, öğrencilerin yaptığı değerlendirmelerden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Birinci ve ikinci değerlendirmelerin doğru olduğu, üçüncünün ise yanlış olduğu öncülleri içeren seçenek doğru cevaptır.
Birinci öncülde belirtilen cins ve tür kavramlarının göreliliği mantıksal açıdan doğrudur; zira böcek kavramı eklem bacaklıya göre daha dar kapsamlı olduğundan tür, arıya göre daha geniş kapsamlı olduğundan cinstir. İkinci öncüldeki 'bal yapma' sadece arı türüne özgü bir nitelik olduğundan özgülük, 'sarı-siyah çizgili olma' ise arının özünü değiştirmeyen ve başka türlerde de bulunabilen bir nitelik olduğundan ilintidir. Üçüncü öncüldeki 'eklem bacaklı olma' ise bir ayrım özelliğidir, özgülük değildir. Bu nedenle doğru değerlendirmeler sadece birinci ve ikinci öncüllerde yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hiyerarşideki cins ve tür kavramlarının göreliliğini inceleme.
"Böcek" kavramının "Eklem Bacaklı" kavramının altında (tür), "Arı" kavramının ise üstünde (cins) yer aldığı görülür.
Cins ve tür ilişkilerinin mutlak değil göreli olduğunu belirlemek için.
2
Özgülük ve ilinti ayrımını değerlendirme.
"Bal yapma" arı türüne has bir özellik olduğundan özgülük, "sarı-siyah çizgili olma" ise arının özsel yapısını belirlemeyen geçici/rastlantısal bir özellik olduğundan ilintidir.
Özgülük (bir türe has özellik) ve ilinti (genel veya arızi özellik) ayrımını doğru yapmak için.
3
Ayrım kavramını inceleme.
"Eklem bacaklı olma" özelliği, böceği yakın cinsinden ayıran temel yapısal fark olduğu için özgülük değil "ayrım"dır.
Ayrım ile özgülük kavramlarının birbiriyle karıştırılmasını önlemek için.

Anahtar Kavram

Klasik mantıkta kavramlar arası hiyerarşiyi ve nitelikleri belirleyen beş tümel (cins, tür, ayrım, özgülük, ilinti) kavramları ve aralarındaki farklar.
Soru 7684Soru

İslam medeniyetinde tasavvufi düşünce, zamanla farklı coğrafyalarda kendine özgü kuralları, eğitim metotları ve adabıyla ekolleşmi��tir. Bu ekoller (tarikatlar), hem kurucularının öğretileri hem de benimsedikleri tasavvufi ilkelerle belirginleşmiştir.

Buna göre tasavvufi ekollerle ilgili;

I. Yeseviyye ekolünde Ahmet Yesevi’nin "hikmet" adı verilen şiirleri, ahlaki ve dini değerlerin Türk dünyasında yayılmasında ve benimsenmesinde öncü bir rol oynamıştır.
II. Nakşibendiyye ekolünde "halvet der encümen" ilkesiyle, bireyin toplumsal hayattan tamamen uzaklaşarak tek başına bir inziva hayatı yaşaması hedeflenmiştir.
III. Kadiriyye ekolü, İslam dünyasında kuralları belirlenmiş ilk sistemli tasavvufi oluşumlardan biri kabul edilir ve Abdülkadir Geylânî’nin tasavvufi görüşlerine dayanır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Birinci ve üçüncü öncüllerde yer alan ifadeler doğrudur.
Birinci öncülde Yeseviyye ekolünün ahlaki öğretilerini yayan hikmetlerin önemi doğru belirtilmiştir. Üçüncü öncülde ise Kadiriyye ekolünün kurucusu Abdülkadir Geylânî ve İslam tarihindeki ilk sistemli tasavvufi oluşum olma özelliği doğru aktarılmıştır. Dolayısıyla doğru ifadeler birinci ve üçüncü öncüllerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülde belirtilen Yeseviyye ekolünün ve Ahmet Yesevi'nin "hikmet" tarzındaki şiirlerinin etkisini değerlendirmek.
Ahmet Yesevi, hikmet adlı şiirleriyle İslamiyet'in Türkler arasında kolayca anlaşılıp yayılmasını sağlamıştır. Bu nedenle birinci öncül doğrudur.
Yeseviyye tarikatının en ayırt edici özelliklerinden biri, kurucusunun hikmet adı verilen ahlaki-tasavvufi manzumeleridir.
2
İkinci öncüldeki Nakşibendiyye ekolünün "halvet der encümen" ilkesini ve tanımını incelemek.
"Halvet der encümen" kavramı, toplumdan tamamen uzaklaşmak değil, bilakis halkın içindeyken bile kalben Allah ile beraber olmayı ifade eder. Dolayısıyla ikinci öncül yanlıştır.
Nakşibendiliğin temel prensiplerinden biri olan bu ilke, inzivayı değil, sosyal hayatta aktifken zihnen ve kalben Hak ile kalmayı savunur.
3
Üçüncü öncüldeki Kadiriyye ekolü ve kurucusuna dair bilgiyi doğrulamak.
Kadiriyye, İslam dünyasında kuralları ve esasları belirlenerek sistemleşen ilk tarikat (tasavvufi yol) olarak kabul edilir ve Abdülkadir Geylânî'ye nispet edilir. Bu nedenle üçüncü öncül doğrudur.
Tasavvuf tarihinde kurumsallaşan ve geniş kitlelere yayılan ilk sistemli tarikat Kadiriyye'dir.

Anahtar Kavram

Tasavvufi ekollerin kurucuları, temel ilkeleri ve kendilerine özgü kavramsal özellikleri.
Soru 7685Soru

Yârim sen gideli yedi yıl oldu
Gözümün yaşları sel gibi doldu
Bahçemde açılan çiçekler soldu
Acep bu dünyada kalan var mıdır

Bu dörtl��nün ahenk özellikleri hakkında aşağıda yapılan değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düz kafiye örgüsüyle yazılan bu dörtlükte, 11'li hece ölçüsünün 6+5 durak düzeni kullanılmış; dize sonlarında tam kafiye ve ek hâlinde redife yer verilmiştir.

Cevap

Düz kafiye örgüsüyle yazılan bu dörtlükte, 11'li hece ölçüsünün 6+5 durak düzeni kullanılmış; dize sonlarında tam kafiye ve ek hâlinde redife yer verilmiştir.
Düz kafiye örgüsüyle yazılan bu dörtlükte, 11'li hece ölçüsünün 6+5 durak düzeni kullanılmış; dize sonlarında tam kafiye ve ek hâlinde redife yer verilmiştir. Çünkü dize sonlarında yer alan 'oldu', 'doldu' ve 'soldu' sözcüklerindeki '-du' ekleri aynı görevli ekler olup rediftir. Köklerde kalan 'ol' sesleri ise iki ses benzerliği olduğu için tam kafiyeyi oluşturur. Şiir 11 heceli olup durakları 6+5 biçimindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kafiye şemasını belirleme
Dörtlüğün dizelerinin son kelimeleri 'oldu' (a), 'doldu' (a), 'soldu' (a) ve 'mıdır' (b) şeklinde bittiği için kafiye düzeni 'aaab' yani düz kafiyedir.
Şiirdeki kafiye örgüsünü saptamak için dize sonlarındaki uyumu harflerle sembolize etmek gerekir.
2
Dize sonlarındaki kafiye ve redifleri çözümleme
'oldu', 'doldu' ve 'soldu' kelimelerinin kökleri sırasıyla 'ol-', 'dol-' ve 'sol-' fiilleridir. Bu kelimelere gelen '-du' ekleri aynı göreve (görülen geçmiş zaman eki) sahip olduğu için ek hâlinde rediftir. Köklerdeki 'ol' sesleri ise iki ses benzerliğine dayandığı için tam kafiyedir.
Aynı görevdeki ek veya kelimeleri redif olarak ayırıp kalan ses benzerliklerinden kafiye türünü bulmak gerekir.
3
Ölçü ve durak düzenini analiz etme
Dizelerin hece sayıları eşit olup her biri 11 heceden oluşmaktadır. Kelime bölünmeleri incelendiğinde durakların 6+5 şeklinde (örneğin: 'Yârim sen gideli / yedi yıl oldu') yapıldığı tespit edilmiştir.
Halk şiirinde hece sayısının ve durak yerlerinin tespiti ahenk unsurlarının tam analizi için gereklidir.

Anahtar Kavram

Şiirde kafiye (uyak), redif, hece ölçüsü ve durak analizinin yapılması
Soru 7686Soru

İslam inanç esaslarının sahip olduğu bazı temel özellikler ve bunlara dair açıklamalar bulunmaktadır.

Buna göre, aşağıda sol sütunda verilen İslam inanç esaslarının özellikleri ile sağ sütunda verilen açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Değişmezlik (Sabitlik)
Dengeli Olma (Havf ve Reca)
Aklî ve Naklî Delillere Dayanma
Kişisel Sorumluluk İlkesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Değişmezlik özelliği, inanç esaslarının zaman ve şartlara göre değişmeden korunmasıyla; dengeli olma özelliği, korku ve ümit (havf ve reca) arasında kalmakla; aklî ve naklî delillere dayanma özelliği, taklitten uzaklaşıp delillerle kesin inanca ulaşmakla; kişisel sorumluluk ilkesi ise bireyin kendi özgür seçimlerinden ve amellerinden doğrudan sorumlu olmasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede: Değişmezlik özelliği, inanç esaslarının zaman ve şartlara göre değişmeden korunmasıyla; dengeli olma özelliği, korku ve ümit (havf ve reca) arasındaki dengeli psikolojik tutumla; aklî ve naklî delillere dayanma özelliği, taklit yerine kanıta dayalı (tahkikî) imana ulaşmakla; kişisel sorumluluk ilkesi ise her bireyin kendi özgür iradesiyle yaptığı seçimlerden tek başına sorumlu olmasıyla örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci özellik olan 'Değişmezlik (Sabitlik)' kavramının anlamını incelemek.
Bu kavram, inanç esaslarının zamana veya mekâna göre değişmemesiyle ilgilidir. Dolayısıyla 'İnanç esaslarının zaman, mekân veya toplumsal değişimlere göre farklılık göstermemesi...' ifadesiyle eşleşir.
Değişmezlik ilkesi, dinin inanç boyutunun beşerî müdahalelerden uzak ve sabit kalmasını gerektirir.
2
İkinci özellik olan 'Dengeli Olma (Havf ve Reca)' kavramının anlamını incelemek.
Bu kavram, müminin korku ve ümit arasında dengede olmasıyla ilgilidir. Dolayısıyla 'Müminin, günahlarından ötürü Allah'ın azabından endişe etmesi...' ifadesiyle eşleşir.
Havf (korku) ve reca (ümit) dengesi, inancın psikolojik bütünlüğünü ve ahlaki uyanıklığı korur.
3
Üçüncü özellik olan 'Aklî ve Naklî Delillere Dayanma' kavramının anlamını incelemek.
Bu kavram, delillere dayalı kesin inanca (tahkikî imana) ulaşmakla ilgilidir. Dolayısıyla 'Körükörüne taklit yerine, evrendeki mükemmel düzeni ve ayetleri inceleyerek aklî muhakeme yoluyla...' ifadesiyle eşleşir.
İslam dini, aklı devre dışı bırakan körü körüne bir teslimiyet yerine delillere dayanan bilinçli bir imanı tavsiye eder.
4
Dördüncü özellik olan 'Kişisel Sorumluluk İlkesi' kavramının anlamını incelemek.
Bu kavram, bireyin kendi yaptıklarından sorumlu olmasıyla ilgilidir. Dolayısıyla 'Her insanın kendi özgür iradesiyle yaptığı tercihlerin sonucunu üstlenmesi...' ifadesiyle eşleşir.
İslam inancına göre günahta ve sevapta bireysellik esastır; hiç kimse bir başkasının manevi sorumluluğunu üstlenemez.

Anahtar Kavram

İslam İnanç Esaslarının Özellikleri (Sabitlik, Havf ve Reca Dengesi, Delillere Dayanma, Bireysel Sorumluluk)
Soru 7687Soru

İslam dininin doğru anlaşılması ve yaşanması sürecinde Hz. Muhammed'in peygamberlik görevlerinin her biri ayrı bir öneme sahiptir. Risalet sürecinde bu görevler birbirini tamamlayıcı nitelikte olup her görevin dinî kaynakların oluşumunda ve ahlaki yapıda farklı bir işlevi vardır.

Buna göre, sol sütunda verilen Hz. Muhammed'in risalet hayatındaki örnek durumlar ile sağ sütunda yer alan peygamberlik görevlerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hz. Peygamber'in, Kur'an-ı Kerim'de miras taksimine dair doğrudan bir hüküm bulunmayan ninenin mirastaki payını belirlemesi ve evcil eşek etinin tüketilmesini yasaklaması.
Hz. Peygamber'in, Kur'an'da genel hatlarıyla emredilen namaz ibadetinin vakitlerini, rekatlarını ve rükünlerini kendi uygulamalarıyla açıklığa kavuşturması.
Hz. Peygamber'in, Mekke müşriklerinin baskılarına rağmen kendisine vahyedilen ayetleri hiçbir ilave veya eksiltme yapmaksızın insanlara ulaştırması.
Hz. Peygamber'in; komşuluk ilişkileri, aile içi iletişim ve ibadet hayatındaki ahlaki ilkeleri bizzat yaşayarak Müslümanlar için somut bir davranış modeli sunması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci durum Teşri (Hüküm koyma), ikinci durum Tebyin (Açıklama yapma), üçüncü durum Tebliğ (Mesajı ulaştırma), dördüncü durum ise Temsil (Örnek olma) göreviyle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; Kur'an'da yer almayan hükümlerin koyulması Teşri, ibadetlerin kılınışının açıklanması Tebyin, vahyin aynen ulaştırılması Tebliğ, ahlaki ilkelerin bizzat yaşanması ise Temsil görevi ile ilişkilendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Teşri kavramını tanımlamak ve örnek durumla ilişkilendirmek.
Teşri, hüküm koymak demektir. Kur'an'da ninenin miras payı veya evcil eşek etinin yasağı gibi konularda doğrudan bir hüküm yer almaz. Bu kuralları Hz. Peygamber'in belirlemesi, onun teşri görevini yerine getirdiğini gösterir.
Öğrencinin dinî hüküm koyma yetkisinin peygamberlik boyutunu kavraması için bu adım gereklidir.
2
Tebyin kavramını tanımlamak ve ilgili durumla eşleştirmek.
Tebyin, açıklamak ve kapalılığı gidermek anlamına gelir. Kur'an'daki genel namaz emrinin rekatları ve kılınış şekli gibi detayların peygamber tarafından gösterilmesi bu göreve örnektir.
Kapalı olan Kur'an hükümlerinin sünnetle nasıl açıklandığını anlamak hedeflenmektedir.
3
Tebliğ ve Temsil kavramlarını sırasıyla örnek olaylarla eşleştirmek.
Vahyin aynen aktarılması tebliğ görevidir; ahlaki ilkelerin yaşanarak model olunması ise temsil (üsve-i hasene) görevidir.
Peygamberin duyurma ve bizzat yaşayarak örnek olma işlevlerinin ayırt edilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in peygamberlik görevlerinden tebliğ, tebyin, teşri ve temsil arasındaki farklar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7688Soru

İslam ilahiyatında Hz. Muhammed’in şahsiyeti ele alınırken onun beşerî (insani) yönü ile risalet (peygamberlik) yönü arasında hassas bir denge kurulur. Kur'an-ı Kerim onun vahiy alan bir insan olduğunu vurgulayarak bu iki yönü birleştirir. Sahabe de Hz. Peygamber’in kararlarını anlamaya çalışırken bu ayrımın farkında olmuş, vahiy dışındaki günlük ve teknik meselelerde kendi fikirlerini beyan edebilmiştir.

Buna g��re, Hz. Peygamber’in gerçekleştirdiği aşağıdaki tutum ve davranışlardan hangisi onun beşerî kimliğinin ötesinde, doğrudan peygamberlik (risalet) misyonunun bir gereğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kur'an'da genel hatlarıyla belirtilen namaz ibadetinin nasıl kılınacağını uygulamalı olarak gösterip açıklığa kavuşturması

Cevap

Kur'an'da genel hatlarıyla belirtilen namaz ibadetinin nasıl kılınacağını uygulamalı olarak gösterip açıklığa kavuşturması
Namaz ibadetinin uygulanışını açıklamak ve göstermek, Hz. Peygamber'in dini açıklama (tebyin) görevinin bir parçasıdır ve doğrudan peygamberlik (risalet) yönünü yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Beşerî yön ile risalet yönü arasındaki temel farkları belirlemek
Beşerî yön; insani biyolojik ihtiyaçları, dünyevi tecrübeleri ve istişareyi içerir. Risalet yönü ise vahyi insanlığa tebliğ etmeyi, açıklamayı (tebyin) ve dini hüküm koymayı (teşri) kapsar.
Verilen eylemleri doğru analiz edebilmek için teorik çerçeveyi çizmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki eylemleri bu sınıflandırmaya göre eşleştirmek
Namaz ibadetinin kılınış detaylarını açıklamak dinin tebyin edilmesi görevidir ve risalet alanına girer. Diğer eylemler askeri taktik, tarımsal tecrübe, istişare ve tedavi gibi beşerî alanlarla ilgilidir.
Doğrudan risalet (peygamberlik) misyonunun gereği olan tek eylemi tespit etmek.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Beşerî ve Peygamberlik Yönlerinin Ayırt Edilmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7689Soru

Bir çevrim içi mağaza işleten Kenan Bey, kışın gıda ürünlerine talebin artacağını öngörerek elindeki un stoklarını satıştan çekmiş ve ilanlarını kapatmıştır. Piyasada fiyatlar iki katına ulaştığında bu unları yüksek fiyattan satmıştır. Ayrıca, unun piyasa değerini bilmeyen bir müşteriye elindeki son çuvalı gerçek değerinin üç katına satmıştır.

Kenan Bey’in bu faaliyetleri, İslam iktisat ahlakında yasaklanan aşağıdaki kavramlardan hangileriyle doğrudan ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İhtikar - Gabn-i fahiş

Cevap

İhtikar - Gabn-i fahiş
İhtikar ve gabn-i fahiş içeren seçenek doğrudur. Çünkü Kenan Bey'in kârı artırmak amacıyla malları depolayıp satıştan çekmesi ihtikar (karaborsacılık), piyasa değerini bilmeyen alıcıya çok yüksek fiyattan satması ise gabn-i fahiş (aşırı değer farkı/aldatma) kavramını doğrudan tanımlar.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki ilk eylemi analiz edin.
Kenan Bey'in kışın talebin artacağını öngörerek elindeki un stoklarını satıştan çekmesi ve fiyatlar yükseldiğinde piyasaya sürmesi karaborsacılık (ihtikar) anlamına gelmektedir.
İslam iktisat ahlakında, kâr elde etmek amacıyla piyasada darlık oluşturup fiyatların yapay şekilde artmasını sağlama eylemine ihtikar denir.
2
Senaryodaki ikinci eylemi analiz edin.
Müşterinin bilgisizliğinden faydalanarak unun gerçek değerinin üç katına satılması aşırı fiyat farkı ve aldatma (gabn-i fahiş) anlamına gelmektedir.
Bir malın piyasadaki değerinden çok daha yüksek bir fiyatla, karşı tarafın durumundan veya cehaletinden faydalanılarak satılması fıkıhta gabn-i fahiş olarak adlandırılır ve yasaklanmıştır.
3
Bulunan kavramları birleştirin ve doğru seçeneği belirleyin.
Bu iki olumsuz ticari eylem sırasıyla ihtikar ve gabn-i fahiş kavramları ile doğrudan ilişkilidir.
Diğer kavramlardan riba (faiz) ve karz-ı hasen (faizsiz borç) bu durumlarla ilişkili değildir.

Anahtar Kavram

İktisadi hayatta ahlaki ilkeler ve yasaklar (İhtikar, Gabn-i Fahiş)
Soru 7690Soru

Sembolik mantıkta iki önermenin eşdeğer olup olmadığını çözümleyici çizelgeyle denetlemek amacıyla, bu iki önerme karşılıklı koşul eklemiyle ( \leftrightarrow ) birbirine bağlanır ve elde edilen bu yeni önermenin değili ( \sim ) alınarak çözümleyici çizelgeye uygulanır. Çözümleme sonucunda tüm yollar kapandığı takdirde önermelerin eşdeğer olduğu, en az bir yol açık kaldığı takdirde ise eşdeğer olmadığı sonucuna varılır.

Buna göre;

I. O¨nerme: (pq)\text{I. Önerme: } \sim(p \land \sim q)
II. O¨nerme: pq\text{II. Önerme: } p \rightarrow q

önermelerinin eşdeğerlik denetlemesi bu yöntemle yapıldığında;

I. Denetleme işlemine başlamak için kurulması gereken ana önerme [(pq)(pq)]\sim[\sim(p \land \sim q) \leftrightarrow (p \rightarrow q)] şeklindedir.
II. Çözümleme ağacının tüm yolları kapandığı için bu iki önermenin eşdeğer olduğu sonucuna ulaşılır.
III. Çözümleme sürecinde hem alt alta yazma hem de çatal açma kuralları birlikte uygulanır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Verilen iki ��nermenin eşdeğerlik denetlemesinde kurulan değillenmiş karşılıklı koşul önermesinin çözümlemesi sonucunda tüm yollar kapandığı için önermelerin eşdeğer olduğu sonucuna varılır ve çözümlemede hem alt alta yazma hem de çatal açma kuralları bir arada uygulanır.
Verilen iki önermenin eşdeğerliğini denetlemek amacıyla kurulan [(pq)(pq)]\sim[\sim(p \land \sim q) \leftrightarrow (p \rightarrow q)] ana önermesinin çözümleme ağacında hem sol hem sağ daldaki tüm alt yollar kapandığından önermeler eşdeğerdir. Bu süreçte hem alt alta yazma kuralları hem de çatal açma kuralları bir arada uygulanmıştır. Dolayısıyla I, II ve III numaralı yargıların tamamı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Eşdeğerlik denetlemesi için ana önerme kurulur.
[(pq)(pq)]\sim[\sim(p \land \sim q) \leftrightarrow (p \rightarrow q)] önermesi elde edilir.
İki önermenin eşdeğerliği, aralarındaki karşılıklı koşul ekleminin değillenmesiyle denetlenir.
2
Değillenmiş karşılıklı koşul önermesinin çözümleme kuralı uygulanarak çatal açılır.
Sol kolda (pq)\sim(p \land \sim q) ve (pq)\sim(p \rightarrow q) önermeleri alt alta yazılır. Sağ kolda ise (pq)\sim\sim(p \land \sim q) ve pqp \rightarrow q önermeleri alt alta yazılır.
Değillenmiş karşılıklı koşul önermesi ((AB)\sim(A \leftrightarrow B)) çatal açma kuralıyla çözülür.
3
Sol kolun çözümlemesi tamamlanır.
(pq)\sim(p \rightarrow q) çözülerek pp ve q\sim q alt alta yazılır. Ardından (pq)\sim(p \land \sim q) çözülerek p\sim p ve q\sim\sim q (qq) dalları açılır. İki dal da çelişkilerden ötürü kapanır.
pp ile p\sim p ve q\sim q ile qq çeliştiği için sol koldaki tüm yollar kapanır.
4
Sağ kolun çözümlemesi tamamlanır.
(pq)\sim\sim(p \land \sim q) çözülerek pp ve q\sim q alt alta yazılır. pqp \rightarrow q çözülerek p\sim p ve qq dalları açılır. İki dal da çelişkilerden ötürü kapanır.
pp ile p\sim p ve q\sim q ile qq çeliştiği için sağ koldaki tüm yollar kapanır. Tüm yollar kapandığı için önermelerin eşdeğer olduğu kanıtlanır.

Anahtar Kavram

Sembolik mantıkta çözümleyici çizelge (semantik tablo) yöntemiyle iki önermenin eşdeğerliğinin denetlenmesi.
Soru 7691Soru

Aşağıda verilen tasavvufi ekolleri, tarihsel olarak ortaya çıkış ve sistemleşme dönemlerine göre en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yeseviyye, Mevleviyye, Nakşibendiyye
Tasavvufi ekollerin kurucuları ve sistemleşme dönemleri dikkate alındığında; Hoca Ahmet Yesevî (12. yüzyıl) ile Yeseviyye birinci sırada, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (13. yüzyıl) ile Mevleviyye ikinci sırada ve Bahâüddin Nakşibend (14. yüzyıl) ile Nakşibendiyye üçüncü sırada yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Ekollerin kurucularının yaşadığı yüzyılları ve ekollerin ortaya çıkış zamanlarını belirlemek.
Yeseviyye 12. yüzyılda, Mevleviyye 13. yüzyılda, Nakşibendiyye ise 14. yüzyılda ortaya çıkmıştır.
Kronolojik sıralama yapabilmek için her ekolün ortaya çıktığı dönemi tespit etmek gerekir.
2
Ekolleri en eskiden en yeniye doğru sıralamak.
Tarihsel sıralama Yeseviyye (12. yüzyıl) - Mevleviyye (13. yüzyıl) - Nakşibendiyye (14. yüzyıl) şeklinde olur.
Sorunun yönergesi doğrultusunda en eski tarihten en yeni tarihe doğru bir dizi oluşturulur.

Anahtar Kavram

Tasavvufi yolların tarihsel ortaya çıkış sırası ve kurucuları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7692Soru

Kültür, insanın içinde yaşadığı doğal çevreye eklediği maddi ve manevi her şeyi kapsayan dinamik bir sistemdir. Polonyalı antropolog Bronislaw Malinowski’ye göre kültür, en temelde insanın biyolojik ve psikolojik gereksinimlerini karşılamak amacıyla geliştirdiği işlevsel bir araçtır. İnsan, açlık gibi ilkel bir biyolojik dürtüyü sadece beslenerek gidermekle kalmaz; bu eylemi sofra adabı, yemek yeme ritüelleri ve ortak mutfak kültürü gibi manevi unsurlarla kurumsallaştırır. Böylelikle insan, ham doğayı kendi amaçları doğrultusunda dönüştürürken aynı zamanda kendisini de normatif kurallarla disipline eder. Bu süreç, bireyin dış dünyaya ve topluluğa uyumunu kolaylaştırırken toplumsal yapının da devamlılığını güvence altına alır.

Buna göre, parçada sözü edilen yaklaşımdan hareketle kültürün birey ve toplum yaşamındaki temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biyolojik gereksinimleri toplumsal pratikler halinde biçimlendirerek hem bireysel uyumu hem de toplumsal bütünleşmeyi sağlamak.

Cevap

Kültürün temel işlevi, biyolojik gereksinimleri toplumsal pratikler haline getirerek bireysel uyumu ve toplumsal bütünleşmeyi sağlamaktır.
Parçada, kültürün insanın biyolojik ihtiyaçlarını karşılamak üzere geliştirdiği bir araç olduğu ve bu biyolojik dürtüleri kurallar (sofra adabı vb.) aracılığıyla toplumsal formlara dönüştürdüğü ifade edilmektedir. Bu kurumsallaşma süreci bireyin çevreye uyumunu kolaylaştırırken, toplumsal yapının da bütünleşmesini ve devamlılığını sağlar. Bu durum, biyolojik gereksinimleri toplumsal pratikler halinde biçimlendirerek hem bireysel uyumu hem de toplumsal bütünleşmeyi sağlama ifadesiyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel savı ve ana fikri belirleme.
Malinowski'nin kültür kuramına göre kültürün, insanın biyolojik gereksinimlerini karşılamak amacıyla geliştirdiği işlevsel bir araç olduğu tespit edilir.
Sorunun kökünde kültürün birey ve toplum yaşamındaki temel işlevi sorulmaktadır, bu nedenle parçanın odak noktası belirlenmelidir.
2
Kültürün bireysel ve toplumsal boyutlardaki etkisini analiz etme.
Biyolojik dürtülerin (örneğin açlık) manevi unsurlarla (sofra adabı vb.) kurumsallaştırılarak bireyin uyumuna ve toplumsal yapının devamlılığına katkı sağladığı görülür.
Parçada verilen yemek yeme ritüelleri örneği, biyolojik bir ihtiyacın toplumsal kurallarla nasıl şekillendirildiğini ve bunun uyum ile düzen üzerindeki etkisini göstermektedir.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış kavram kullanımlarını ve metinle çelişen ifadeleri eleme.
Kültürleşme-kültürleme kavramlarını karıştıran, statü-rol tanımlarını ters yüz eden, yatay hareketliliği sınıf değişimiyle ilişkilendiren ve çekirdek aileden geniş aileye geçildiğini iddia eden seçenekler elenir. Biyolojik gereksinimlerin toplumsal pratiklere dönüşmesini ve hem uyumu hem de bütünleşmeyi vurgulayan seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Sosyolojideki doğru kavram tanımları ve parçadaki vurgular göz önünde bulundurularak doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Kültürün tanımı, maddi ve manevi unsurları, Malinowski'nin işlevselci kültür kuramı çerçevesinde kültürün bireysel ihtiyaçları karşılama, toplumsal uyum ve bütünleşme sağlama işlevleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7693Soru

"De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. O'nun hiçbir ortağı yoktur..." (En'âm suresi, 162-163. ayetler)

Bu ayetler doğrultusunda tevhit inancı ile ilgili;

I. İbadetlerin yalnızca Allah'a has kılınması gerektiğini belirterek uluhiyyet tevhidiyle doğrudan ilişkilidir.
II. Allah'ın âlemlerin Rabbi olduğunu beyan ederek O'nun rububiyyet sıfatında tek olduğunu vurgulamaktadır.
III. İbadetlerin ve hayatın merkezine Allah rızası dışındaki beklentileri (riya / şirk-i hafi) yerleştirmenin uluhiyyet tevhidine zarar vermeyeceğini savunur.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II yargılarına ulaşılabilir
Doğru olan 'I ve II' yargılarıdır. Ayette ibadetlerin yalnızca Allah'a has kılınması 'namazım, ibadetlerim... Allah içindir' ifadesiyle uluhiyyet tevhidini; Allah'ın âlemlerin Rabbi olduğu vurgusu ise O'nun evreni yönetmedeki tekliğini belirterek rububiyyet tevhidini açıklar. Üçüncü öncüldeki gizli şirk veya riyanın tevhit inancına zarar vermeyeceği iddiası yanlıştır; zira ibadetlerin ihlasla sadece Allah rızası için yapılması tevhidin temel gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Ayet metninin birinci kısmını analiz etme
Ayette geçen 'namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi olan Allah içindir' ifadesi incelendiğinde, ibadetin sadece Allah'a yöneltilmesi gerektiği görülür. Bu durum uluhiyyet tevhidine (ibadette Allah'ı birlemeye) işaret ettiğinden birinci öncül doğrudur.
Tevhidin ibadet boyutuyla ilişkisini tespit etmek.
2
Ayet metninin ikinci kısmını analiz etme
Ayetteki 'âlemlerin Rabbi' ifadesi, Allah'ın yaratıcı, yönetici ve rızık verici otorite olduğunu gösterir. Bu da rububiyyet tevhidi (yaratmada ve evreni yönetmede Allah'ı birleme) ile doğrudan ilgili olduğundan ikinci öncül doğrudur.
Tevhidin yaratma ve yönetme boyutuyla ilişkisini tespit etmek.
3
Üçüncü öncülün tevhit ve şirk ilişkisi bağlamında değerlendirilmesi
Ayette 'O'nun hiçbir ortağı yoktur' denilerek şirk reddedilmektedir. İbadetlerde riya (gösteriş) yapmak gizli şirk (şirk-i hafi) kabul edilir ve bu durum ibadetin yalnızca Allah rızası için yapılması ilkesini (uluhiyyet tevhidi) doğrudan zedeler. Bu nedenle üçüncü öncül yanlıştır.
Riya ve gizli şirkin tevhit inancı üzerindeki etkisini belirlemek.

Anahtar Kavram

Tevhit (Uluhiyyet ve Rububiyyet Boyutları) ile Şirk İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7694Soru

İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif deyi
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif deyi

Bu dörtlükten hareketle halk edebiyatının genel özellikleri ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şiirde geçen 'abdal' kelimesi, bu eserin dinî-tasavvufî halk edebiyatının öğretici nitelikteki ilahi veya nefes türlerine örnek teşkil ettiğini kanıtlamaktadır.

Cevap

Şiirde geçen 'abdal' kelimesinin bu eserin dinî-tasavvufî halk edebiyatının öğretici nitelikteki ilahi veya nefes türlerine örnek teşkil ettiğini kanıtladığı yargısı söylenemez.
Karacaoğlan'a ait bu dörtlük, biçimsel olarak 8'li hece ölçüsüyle yazılmış bir semaidir. İçerik yönüyle ise sevgiliye (Elif) duyulan dünyevi aşkın lirik bir ifadesidir. Dörtlükte geçen 'abdal olmuş' ifadesi tasavvufi bir terim içermekle birlikte, şiir din dışı/beşeri aşkı işleyen Âşık edebiyatı geleneğine aittir. Bu nedenle, bu şiirin dinî-tasavvufî halk edebiyatının öğretici türleri olan ilahi veya nefes türlerine örnek oluşturduğu yargısı kesinlikle söylenemez. Doğru cevap bu gerekçeyle belirlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüğün biçimsel özelliklerini (hece ölçüsü ve kafiye düzeni) incelemek.
Dörtlük 8'li hece ölçüsüyle söylenmiştir (İn-ce-cik-ten bir kar ya-ğar: 8 hece). Dize sonlarında 'toz-ar' ve 'gez-er' kelimelerindeki 'z' sesleriyle yarım kafiye yapılmış; aorist ekleri (-ar/-er) ve aynen tekrarlanan 'Elif Elif deyi' kısımlarıyla da redif oluşturulmuştur. Bu durum şiirin semai biçimine uygun olduğunu gösterir.
Şiirin biçimsel özelliklerinin halk şiiri geleneklerine (hece ölçüsü ve yarım kafiye eğilimi) uygunluğunu saptamak için ilk adım olarak hece ve uyak analizi yapılır.
2
Dörtlüğün dil ve tema özelliklerini çözümlemek.
Dörtlükte halkın günlük konuşma diline uygun, yabancı etkilerden uzak son derece sade bir Türkçe kullanılmıştır. Tema olarak kış mevsimi (kar yağışı) ve beşeri aşk (Elif'e duyulan sevgi) gibi somut konular lirik bir edayla işlenmiştir. Bu durum İslamiyet öncesi koşuk türünün devamı niteliğindedir.
Halk edebiyatının en temel nitelikleri olan sade dil ve somut konu tercihlerinin metindeki yansımalarını doğrulamak gerekir.
3
Metinde geçen 'abdal' kavramının bağlamını analiz ederek ait olduğu edebi geleneği belirlemek.
Her ne kadar 'abdal' tasavvufi bir kavram olsa da şiirin bütününde dini-tasavvufi bir öğreti veya inanç unsuru (ilahi aşk, vahdet-i vücut vb.) işlenmemiş; dünyevi bir aşk dile getirilmiştir. Karacaoğlan gibi aşıkların şiirlerinde bu tür kavramlar mecazi olarak dervişlik, aşk yolunda avare olmak anlamında kullanılır. Bu nedenle eser tekke edebiyatı nazım türlerinden olan ilahi veya nefes kapsamında değerlendirilemez.
Öğrencilerin şiirdeki tek bir kelimeye bakarak eserin ait olduğu edebi geleneği ve nazım türünü yanlış sınıflandırmasını engellemek amacıyla kelimenin bağlamsal analizi yapılır.

Anahtar Kavram

Halk Edebiyatının Genel Özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7695Soru

Aşağ��daki İslamiyet öncesi Türk edebiyatı sözlü dönemine ait kavramlar ile bu kavramların tanımlarını ve özelliklerini doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Koşuk
Sagu
Sav
Yuğ

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Koşuk terimi lirik şiir tanımıyla (birinci seçenek), Sagu terimi ölüm acısını anlatan şiir tanımıyla (üçüncü seçenek), Sav terimi atasözlerinin ilk biçimi olan özlü söz tanımıyla (dördüncü seçenek), Yuğ terimi ise dinsel cenaze töreni tanımıyla (ikinci seçenek) eşleşmelidir.
Koşuk kavramı, sığır ve şölenlerde kopuzla okunan aşk ve doğa konulu lirik şiirlerdir ve gazel/koşma ile benzerlik taşır. Sagu, yuğ törenlerinde okunan ölüm şiiridir ve ağıt/mersiye ile özdeştir. Sav, bugünkü atasözlerinin kaynağıdır. Yuğ ise bu yas şiirlerinin okunduğu törenin kendisidir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirme her terimi kendi tanımıyla hatasız bağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Koşuk kavramının tanımını ve edebiyattaki karşılıklarını belirleme.
Koşuk; aşk, doğa, yiğitlik konularını işleyen, kopuzla söylenen lirik şiirlerdir. Halk edebiyatındaki koşma ve divan edebiyatındaki gazel ile türsel olarak örtüşür. Bu nedenle ilk kavram, ilgili tanım olan birinci seçenekle eşleşir.
Sözlü dönem şiir türlerinin sonraki dönem edebiyatlarındaki biçimsel ve tematik benzerlerini doğru gruplandırmak.
2
Sagu kavramının tanımını ve diğer dönemlerdeki karşılıklarını bulma.
Sagu; yuğ törenlerinde ölenlerin ardından okunan yas şiirleridir. Divan edebiyatında mersiye, halk edebiyatında ağıt adını alır. Bu doğrultuda ikinci kavram, ölüm acısını ve yiğitlikleri dile getiren üçüncü seçenekle eşleşir.
Yas törenlerinde okunan şiirlerin dönemsel adlarını ve karşılıklarını ayırt etmek.
3
Sav kavramının işlevini ve günümüzdeki karşılığını tespit etme.
Sav; hayat tecrübelerini yansıtan atasözleridir. Dolayısıyla üçüncü kavram, atasözlerinin ilk biçimi olduğunu belirten dördüncü seçenekle eşleşir.
Didaktik nitelikli sözlü dönem nesir/özlü söz ürününü tanımak.
4
Yuğ töreninin tanımını belirleme.
Yuğ; İslamiyet öncesi dönemde gerçekleştirilen cenaze merasimleridir. Dördüncü kavram, dinsel cenaze törenleri açıklamasını içeren ikinci seçenekle eşleşir.
Sözlü dönemin edebiyatı besleyen sosyal/dinsel ritüellerinden birinin adını ve işlevini belirlemek.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Sözlü Dönem Ürünleri ve Karşılıkları
Soru 7696Soru

Kültürel s��reçlerin sosyolojik analizine ilişkin aşağıdaki metinde boş bırakılan yerleri, bu kavramların bilimsel tanımlarını dikkate alarak uygun terimlerle tamamlayınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Bir toplumun üyesi olan bireyin, çocukluktan itibaren o toplumun normlarını, değerlerini ve düşünüş biçimlerini toplumsallaşma kanalları aracılığıyla içselleştirmesi sürecidir. Tarihsel süreçte ipek yolu ticareti veya kitlesel göç dalgaları nedeniyle temasa geçen toplulukların, karşılıklı etkileşim yoluyla birbirlerinin kültürel unsurlarını benimsemesi kavramıyla açıklanır. Bu etkileşimin asimetrik bir boyuta ulaşarak, baskın bir siyasi veya ekonomik gücün etkisiyle azınlık grubun kendi kültürel kimliğini tamamen kaybetmesi ve egemen kültüre entegre olması ise sosyolojide olarak adlandırılır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci boşluğa 'kültürleme', ikinci boşluğa 'kültürleşme', üçüncü boşluğa ise 'asimilasyon' (veya 'kültürel asimilasyon') kavramları gelmelidir.
Metinde yer alan üç boşluk, sosyolojideki kültürel süreçlerin temel ayrımlarını yansıtmaktadır. İlk tanım bireyin kendi toplumunun kültürünü öğrenmesini (kültürleme), ikinci tanım farklı kültürlerin karşılıklı etkileşimini (kültürleşme), üçüncü tanım ise egemen kültürün diğerini eritmesini (asimilasyon) ifade ettiği için bu kavramlar sırasıyla getirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk boşluktaki tanımı analiz etmek.
Bireyin kendi toplumunun kültürel kodlarını öğrenmesi süreci hedeflenmektedir. Bu bireysel d��zeydeki toplumsallaşma sosyolojide kültürleme (enculturation) olarak tanımlanır.
Bireyin kendi kültürünü edinme mekanizmasını saptamak.
2
İkinci boşluktaki etkileşim sürecini analiz etmek.
İki farklı kültürün karşılıklılık esasına dayalı olarak birbirini etkilemesi ve değişime uğraması süreci hedeflenmektedir. Bu süreç kültürleşme (acculturation) kavramına karşılık gelir.
Gruplar arası çift yönlü kültürel alışverişi tanımlamak.
3
Üçüncü boşluktaki asimetrik ve erimeye dayalı süreci analiz etmek.
Baskın bir kültürün etkisiyle zayıf olan kültürün erimesi ve kendi kimliğini kaybetmesi süreci hedeflenmektedir. Bu tek yönlü ve zoraki/gönüllü uyum süreci asimilasyon olarak adlandırılır.
Kültürel erime ve tek taraflı uyumu doğru kavramla eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Kültürleme, kültürleşme ve asimilasyon kavramları arasındaki ayrımlar ve tanımlar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7697Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen İslamiyet Öncesi Dönem'e ait eser/yazıt adları ile sağ sütundaki açıklamaları doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tonyukuk Yazıtı
Altun Yaruk
Kül Tigin Yazıtı
Sekiz Yükmek

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tonyukuk Yazıtı ile devlet adamı ve komutan kimliğiyle bilinen ilk Türk yazar tarafından diktirilen anıt; Altun Yaruk ile Şingko Şeli Tutung tarafından çevrilen hacimli Uygur eseri; Kül Tigin Yazıtı ile Yollug Tigin tarafından taşa kazınan söylev dilinin ilk olgun örneği; Sekiz Yükmek ile beş duyu organı üzerinden Budizm inançlarını açıklayan metin eşleşmektedir.
Tonyukuk Yazıtı devlet adamı Tonyukuk'a; Altun Yaruk, Şingko Şeli Tutung'un çevirisine; Kül Tigin Yazıtı, Yollug Tigin'in hitabet diliyle yazılmış eserine; Sekiz Yükmek ise beş duyu organı üzerinden Budizm'i anlatan metne karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Göktürk Dönemi yazıtlarından Tonyukuk Yazıtı'nın özelliklerini saptamak.
Tonyukuk Yazıtı, vezir Tonyukuk'un (ilk Türk yazar) anılarını içerir ve bağımsızlık mücadelesini anlatır. Bu durum sağ sütundaki üçüncü açıklamayla eşleşir.
Göktürk dönemi dikili taşlarının yazar ve muhteva ayrımlarını doğru belirlemek için bu adım gereklidir.
2
Uygur dönemi eserlerinden Altun Yaruk'un çevirmenini ve içeriğini saptamak.
Altun Yaruk, Şingko Şeli Tutung tarafından çevrilmiş hacimli Budist bir eserdir. Bu durum sağ sütundaki dördüncü açıklamayla eşleşir.
Budist Uygur metinlerinin mütercim ve tema özelliklerini ayırt etmek için bu adım gereklidir.
3
Kül Tigin Yazıtı'nın yazarını ve üslup özelliklerini belirlemek.
Kül Tigin Yazıtı, Yollug Tigin tarafından taşa kazınmış, hitabet dilinin ilk olgun örneğidir. Bu durum sağ sütundaki birinci açıklamayla eşleşir.
Göktürk söylev sanatının temsilcisi ve yazarını tespit etmek için bu adım gereklidir.
4
Sekiz Yükmek metninin anlamını ve felsefi içeriğini belirlemek.
Sekiz Yükmek, 'Sekiz Yığın' anlamına gelir ve beş duyu organı bağlamında Budist ahlakı anlatır. Bu durum sağ sütundaki ikinci açıklamayla eşleşir.
Uygur dönemi dinî-felsefi metinlerinin kavramsal karşılıklarını bulmak için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Göktürk Yazıtları ile Uygur Dönemi metinlerinin yazar, içerik ve dil özelliklerinin ayırt edilmesi
Soru 7698Soru

Aşağıda sol sütunda verilen halk edebiyatı şiir parçalarını, sağ sütunda yer alan doğru nazım biçimi ve nazım türü eşleştirmeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Çukurova bayramlığını giyerken
Çıplaklığın üzerinden soyarken
Şubat ayı kış yelini kovarken
Cennet sana yakışır da yaraşır
Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda adam beğenmez
Medrese kaçkını softa bozgunu
Selam vermeye derviş beğenmez
Şol cennetin ırmakları
Akar Allah deyu deyu
Çıkmış İslam bülbülleri
Öter Allah deyu deyu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci şiir parçası 'Nazım Biçimi: Koşma / Nazım Türü: Güzelleme', ikinci şiir parçası 'Nazım Biçimi: Koşma / Nazım Türü: Taşlama' ve üçüncü şiir parçası 'Nazım Biçimi: Semai / Nazım Türü: İlahi' ile eşleşmelidir.
Eşleştirmede, biçimsel özellikler (hece sayısı) ve içeriksel özellikler (tema) doğru analiz edilmiştir. İlk şiir 11'li hece ölçüsüyle doğayı anlattığı için Koşma/Güzelleme; ikinci şiir 11'li hece ölçüsüyle eleştiri yaptığı için Koşma/Taşlama; üçüncü şiir ise 8'li hece ölçüsüyle dinî tema işlediği için Semai/İlahi ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk dörtlünün hece ölçüsünü ve konusunu analiz edin.
Dörtlük 11'li hece ölçüsüyle yazılmıştır ve doğa güzelliklerinden bahsetmektedir.
11'li hece ölçüsüyle yazılan ve aşk, doğa gibi temaları işleyen halk şiiri nazım biçimi koşmadır. Konusu bakımından doğa güzelliğini anlattığı için de nazım türü güzellemedir.
2
İkinci dörtlünün hece ölçüsünü ve konusunu analiz edin.
Dörtlük 11'li hece ölçüsüyle yazılmıştır ve toplumsal bir eleştiri/yergi barındırmaktadır.
11'li hece ölçüsüyle yazılan halk şiiri nazım biçimi koşmadır. Toplumsal aksaklıkları eleştiren yergi içerikli nazım türü ise taşlamadır.
3
Üçüncü dörtlünün hece ölçüsünü ve konusunu analiz edin.
Dörtlük 8'li hece ölçüsüyle yazılmıştır ve Allah aşkı ile dinî konuları işlemektedir.
8'li hece ölçüsüyle yazılan halk şiiri nazım biçimi semaidir. Allah sevgisini, dinî konuları işleyen tasavvufi nazım türü ise ilahidir.

Anahtar Kavram

Nazım biçiminin şekilsel özelliklere (ölçü, kafiye düzeni) göre belirlenmesi; nazım türünün ise şiirin işlediği konuya/temaya göre belirlenmesi.
Soru 7699Soru

İslam düşüncesinde iman, kul ile Yaratıcı arasındaki bağı kurarken bireye hem sorumluluk yükler hem de ona bir iç huzuru sağlar. İnanç esaslarının bu yönüyle ilgili olarak müminin ruhsal dünyasında iki farklı duygu durumu sürekli bir denge hâlinde bulunur. Kişi, işlediği günahlar nedeniyle Allah'ın azabından emin olamaz; diğer taraftan ne kadar günahkâr olursa olsun O'nun merhametinden ve affından ümidini kesmez. Bu denge, bireyi ne kibirli bir umursamazlığa ne de derin bir karamsarlığa sürükler.

Bu parçada sözü edilen durum, İslam inanç esaslarının aşağıdaki özelliklerinden hangisiyle doğrudan ilgilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Korku ve ümit (havf ve reca) arasında dengeli bir yapıda olması

Cevap

İslam inanç esaslarının korku ve ümit (havf ve reca) arasında dengeli bir yapıda olması
Parçada vurgulanan Allah'ın azabından korkma ama aynı zamanda merhametinden ümitvar olma dengesi, İslam inanç esaslarının korku ve ümit (havf ve reca) arasında dengeli bir yapıda olması özelliğini doğrudan açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki kavramsal ipuçlarını belirlemek
Parçada geçen 'Allah'ın azabından emin olamamak' korkuyu, 'merhamet ve affından ümit kesmemek' ise ümidi temsil etmektedir.
Paragrafın ana fikrinin hangi inanç esası özelliğiyle ilişkili olduğunu bulmak.
2
Kavramları İslam inanç esaslarının özellikleriyle eşleştirmek
Korku (havf) ve ümit (reca) arasındaki bu denge durumu, İslam inanç esaslarının dengeli olma özelliğiyle örtüşmektedir.
Doğru cevaba ulaşarak seçeneği doğrulamak.

Anahtar Kavram

İslam İnanç Esaslarının Özellikleri (Dengeli olması / Havf ve Reca dengesi)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7700Soru

Modern toplumlarda eğitim, bireylerin kendi yetenek ve çabalarıyla toplumsal yapıda yükselmelerini sağlayan meritokratik bir yapı vadeder. Ancak sosyolojik araştırmalar, alt sosyoekonomik düzeydeki ailelerin çocuklarının okul başarısının, üst sosyoekonomik düzeydeki ailelerin çocuklarına kıyasla daha düşük olduğunu ve bu durumun toplumsal sınıfların yeniden üretilmesine yol açtığını göstermektedir. Bu durum, eğitim kurumunun toplumsal yapıda gerçekleştirmesi beklenen aşağıdaki işlevlerinden hangisinin tam olarak hayata geçirilemediğini göstermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal fırsat eşitliğinin sağlanarak yeteneğe dayalı dikey toplumsal hareketliliğin gerçekleştirilmesi

Cevap

Toplumsal fırsat eşitliğinin sağlanarak yeteneğe dayalı dikey toplumsal hareketliliğin gerçekleştirilmesi
Eğitim kurumu, modern toplumlarda bireylere aile kökenlerinden bağımsız olarak yetenekleri doğrultusunda yükselme (dikey toplumsal hareketlilik) şansı vermelidir. Ancak alt sınıflardan gelen öğrencilerin üst sınıflardakilerle aynı eğitim başarısını yakalayamaması ve sınıfsal konumun aynen devam etmesi, eğitimdeki fırsat eşitliğinin tam olarak sağlanamadığını ve dikey hareketliliğin engellendiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki temel sosyolojik sorunu belirleme
Ailelerin sosyoekonomik düzeyinin çocukların akademik başarısını sınırladığı ve sınıfsal eşitsizliği devam ettirdiği saptandı.
Eğitim kurumunun hangi toplumsal işlevinin engellendiğini bulmak için öncelikle metindeki aksaklığı tanımlamak gerekir.
2
Eğitim ve toplumsal yapı arasındaki ilişkili kavramları analiz etme
Meritokrasi (yetenek yönetimi), dikey hareketlilik (sınıf değiştirme) ve fırsat eşitliği kavramlarının bu durumla ilişkili olduğu görüldü.
Soru kökündeki 'meritokrasi' ve 'toplumsal sınıfların yeniden üretimi' ifadelerinin sosyolojik karşılıklarını eşleştirmek için.
3
Seçenekleri değerlendirme ve doğru işleve ulaşma
Fırsat eşitliğinin sağlanamaması durumunun, dikey toplumsal hareketliliği engellediği sonucuna varıldı.
Eğitim yoluyla sınıf atlamanın (dikey hareketlilik) engellenmesinin, fırsat eşitliğinin hayata geçirilememesinden kaynaklandığını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Eğitim ve Toplumsal Hareketlilik İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 385 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin