Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7661Soru

Klasik mantıkta Porphyrios Ağacı ile somutlaştırılan kavramlar arası hiyerarşik ilişkileri belirleyen 'beş tümel' (cins, tür, ayrım, özgülük, ilinti) sınıflandırması kullanılır.

Buna göre, sol sütunda verilen beş tümel kavramlarını, sağ sütundaki akıllı telefon hiyerarşisine ait örnek ifadelerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Cins
Tür
Ayrım
Özgülük
İlinti

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cins kavramı 'Elektronik Cihaz' kategorisiyle, Tür kavramı 'Akıllı Telefon' kavramıyla, Ayrım kavramı 'GSM şebekesi üzerinden hücresel arama yapabilme' niteliğiyle, Özgülük kavramı 'IMEI numarası taşıma' özelliğiyle, İlinti kavramı ise 'siyah renkli koruyucu kılıfla kullanılması' durumuyla eşleşmektedir.
Beş tümel tanımları akıllı telefon hiyerarşisine uygulandığında; 'Elektronik Cihaz' üst sınıf olarak cins, 'Akıllı Telefon' bu sınıfın bir üyesi olarak tür, 'GSM şebekesiyle arama yapabilme' onu diğer cihazlardan ayıran ayrım, 'IMEI numarasına sahip olma' yalnızca bu türe has bir özgülük ve 'siyah kılıf kullanma' ise özsel olmayan bir ilinti olur.

Adım Adım Çözüm

1
Cins kavramının tespiti
Cins, genel ve kapsayıcı sınıftır. Örnekteki 'Elektronik Cihaz' ifadesi akıllı telefonu kapsadığı için cinstir.
Beş tümel hiyerarşisinde üstte yer alan ve alttakileri kapsayan kavramı bulmak için.
2
Tür kavramının tespiti
Tür, cinsin altında yer alan daha özel bir sınıftır. Örnekteki 'Akıllı Telefon' ifadesi elektronik cihaz cinsi altındaki türdür.
Cinsin altında gruplanan özel kavramı belirlemek için.
3
Ayrım kavramının tespiti
Ayrım, türü cinsin diğer üyelerinden ayıran özsel farktır. 'GSM şebekesi üzerinden hücresel arama yapabilme' niteliği akıllı telefonu diğer cihazlardan ayırır.
Türü diğer türlerden ayıran temel niteliği saptamak için.
4
Özgülük kavramının tespiti
Özgülük, sadece o türe ait olan niteliktir. 'IMEI numarası taşıma' özelliği yalnızca hücresel iletişim cihazlarına hastır.
Yalnızca o kavrama özgü olan niteliği ayırt etmek için.
5
İlinti kavramının tespiti
İlinti, özsel olmayan, başka nesnelerde de bulunabilen geçici niteliktir. 'Siyah renkli koruyucu kılıf kullanılması' ilintidir.
Kavramın özünü etkilemeyen dışsal özelliği belirlemek için.

Anahtar Kavram

Klasik mantıkta beş tümel (cins, tür, ayrım, özgülük, ilinti) kavramları ve bu kavramların hiyerarşik ilişkileri.
Soru 7662Soru

Yunus Emre’nin;

*Dervişlik dedikleri hırka ile taç değil,*
*Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil.*

dizeleri, tasavvufi hayatın dışsal ve şekilsel boyutundan ziyade özüne ve samimiyetine vurgu yapmaktadır. Bu dizelerde dile getirilen; dış gösterişten ve maddi unsurlardan kaçınarak, dünya malına ve makamına karşı mesafeli durup kalben Allah’a yönelme anlayışı, tasavvufi düşüncenin temellerini oluşturan aşağıdaki kavramlardan hangisiyle doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zühd

Cevap

Zühd
Yunus Emre'nin dizelerinde geçen 'hırka' ve 'taç', dervişliğin dışsal, şekilsel ve toplumsal statü belirten unsurlarını temsil eder. Şair, gerçek dervişliğin bu tür maddi ve dışsal sembollerle değil, kalbin arınması ve samimiyetle mümkün olduğunu belirtmektedir. Tasavvuf literatüründe dünyaya, dünya malına, makam, mevki ve gösterişe değer vermemeyi, bunlara karşı kalben mesafeli durmayı ifade eden kavram zühddür. Bu yönüyle dizelerde dile getirilen anlayış doğrudan zühd kavramıyla ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Yunus Emre'nin şiirindeki ana fikri analiz etme
Şiirde dervişliğin 'hırka ve taç' gibi dışsal sembollerle (şekil ve gösterişle) ilgili olmadığı, asıl dervişliğin gönülde (kalpte) gerçekleştiği vurgulanmaktadır.
Soruda verilen dizelerin tasavvufi arka planını anlamak için şiirin neyi eleştirdiğini ve neyi öne çıkardığını tespit etmek gerekir.
2
Şiirdeki ana fikri tasavvufi kavramlarla eşleştirme
Dünyalık gösterişten, makam ve mevkiden uzak durarak kalbi arındırma ve Allah'a yönelme anlayışının tasavvufta 'zühd' kavramıyla ifade edildiği sonucuna ulaşılır.
Mutasavvıfların dünyaya ve şekle değer vermeme tavrını karşılayan terimi belirlemek amacıyla tasavvufun doğuş dönemine yön veren temel kavramlar gözden geçirilir.

Anahtar Kavram

Zühd kavramı, dünya hayatına, makam ve mevkiye değer vermemeyi, gösterişten uzak durarak kalbi yalnızca Allah sevgisiyle doldurmayı ifade eden temel bir tasavvuf kavramıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7663Soru

Sosyolojide ve antropolojide din kurumunun toplumsal işlevlerine dair çeşitli kuramsal yaklaşımlar geliştirilmiştir.

Buna göre, sol sütunda yer alan kuramcıları sağ sütunda verilen ve onların din kurumuna yaklaşımlarını yansıtan temel aç��klamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Émile Durkheim
Max Weber
Bronislaw Malinowski
Peter Berger

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Émile Durkheim ile toplumsal bütünleşmeyi pekiştiren kolektif ritüeller; Max Weber ile toplumsal değişimi ve ekonomik yapıyı biçimlendiren dinî etik değerler; Bronislaw Malinowski ile kriz anlarında kaygıyı azaltan psikolojik işlev; Peter Berger ile kaosa karşı kurulan koruyucu kutsal örtü (nomos) eşleşmektedir.
Durkheim'ın kolektif ritüellerle bütünleşme vurgusu birinci açıklamayla, Weber'in din-ekonomi ve toplumsal değişim odağı ikinci açıklamayla, Malinowski'deki kriz durumlarında dinin sunduğu psikolojik teselli işlevi üçüncü açıklamayla ve Berger'ın kaosa karşı kurulan koruyucu örtü (nomos) tezi dördüncü açıklamayla tam olarak uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Émile Durkheim'ın din kuramındaki temel kavramı belirleme.
Durkheim'a göre din, toplumsal dayanışmayı ve bütünleşmeyi sağlayan, bireyleri ortak bir cemaat ve ahlaki yapı altında birleştiren kolektif bir olgudur. Bu, birinci açıklama ile doğrudan örtüşür.
Dinin toplumsal bütünleşme işlevi ile Durkheim'ın kuramını ilişkilendirmek.
2
Max Weber'in dinin toplumsal işlevlerine yaklaşımını belirleme.
Weber, dinî inanç sistemlerinin (örneğin Protestan ahlakının) rasyonel ekonomik davranışı tetikleyerek toplumsal değişime yol açtığını ileri sürer. Bu, ikinci açıklama ile örtüşür.
Dinin toplumsal değişim ve ekonomi üzerindeki etkisini Weber'in teziyle eşleştirmek.
3
Bronislaw Malinowski'nin antropolojik din çözümlemesini belirleme.
Malinowski, insanların denetlenemeyen tehlikeler ve kriz durumlarında hissettikleri korku ve kaygıyı dinî inanç ve ritüeller yoluyla dengelediklerini savunur. Bu, üçüncü açıklama ile örtüşür.
Dinin bireysel/psikolojik düzeydeki güvence sağlama işlevini Malinowski'nin görüşleriyle ilişkilendirmek.
4
Peter Berger'ın din kuramındaki temel kavramı belirleme.
Berger, dinin toplumsal kurumları kozmik bir çerçeveye oturtarak meşrulaştırdığını ve insanı anlamsızlık ile kaos tehdidinden koruyan bir 'kutsal şemsiye' (nomos) işlevi gördüğünü belirtir. Bu, dördüncü açıklama ile örtüşür.
Dinin meşrulaştırma ve kaos önleme işlevini Berger'ın nomos kavramıyla eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Din kurumunun sosyolojik ve antropolojik açıdan bütünleştirici, değişim yaratıcı, psikolojik destekleyici ve meşrulaştırıcı kuramsal işlevleri.
Soru 7664Soru

İslam düşüncesinde iman ve İslam kavramları, aralarındaki sıkı münasebete rağmen farklı boyutları temsil eder. İmanın aslı, kalbin derinliklerinde gerçekleşen ve "tasdik" adı verilen içsel kabule dayanır. İslam ise kelime anlamındaki "teslimiyet" ve "boyun eğme" doğrultusunda, bireyin dini hükümleri dış dünyada eyleme dökerek zahiri olarak kabul ettiğini göstermesidir.

Bu bilgiler ışığında;

I. Kalbinde inanç barındırmadığı hâlde toplumsal veya kişisel nedenlerle dini vecibeleri yerine getiren bir kimse, Allah katında mümin sayılmaz.
II. İman ve İslam kavramları pratik hayatta birbirini tamamlasa da kalbi tasdikin bulunmadığı bir dışsal teslimiyet, uhrevi kurtuluş için yeterli değildir.
III. Sözlü beyan (ikrar), imanın dünyevi olarak hukuki bir statü kazanması için gerekliyken; kalbi tasdik, imanın hakikatinin oluşması için yegane rükündür.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Her üç öncülün de (I, II ve III) doğru olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Doğru cevap, verilen üç öncülün de doğru olduğunu belirten seçenektir. İslam düşüncesinde iman, kalbin tasdikiyle gerçekleşir. Dolayısıyla kalbinde inanç olmayan biri dışsal olarak teslim olmuş görünse bile mümin sayılmaz (I. öncül). İman ile İslam pratik hayatta bir bütün oluşturur; ancak kalbi tasdik olmaksızın sadece dışsal bir teslimiyet sergilemek uhrevi kurtuluş için yeterli değildir (II. öncül). Dil ile ikrar (sözlü beyan), kişinin Müslüman toplumda hukuki olarak Müslüman muamelesi görmesi (dünyevi statü) için gerekliyken, imanın Allah katındaki asıl ve vazgeçilmez rüknü kalbin tasdikidir (III. öncül).

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen tanımlar ve kavramlar analiz edilir.
İmanın kalbi tasdik (içsel onay), İslam'ın ise zahiri teslimiyet (dışsal eylem) olduğu belirlenir.
Öncüllerin doğruluk değerini ölçebilmek için temel tanımların tespit edilmesi gerekir.
2
Birinci öncül değerlendirilir.
Kalben inanmayan birinin yalnızca dışsal eylemlerle mümin sayılamayacağı bilgisi doğrudur.
İmanın asıl rüknünün kalbin tasdiki olduğu kelami gerçeğine dayanır.
3
İkinci öncül değerlendirilir.
Kalbi onay olmadan sergilenen dışsal teslimiyetin (İslam) ahirette kurtuluş sağlamayacağı yargısı doğrudur.
Münafıkların ahiretteki durumuna ve imansız amellerin kurtuluşa vesile olamayacağı ilkesine dayanır.
4
Üçüncü öncül değerlendirilir.
Dil ile ikrarın dünyevi (hukuki) statü, kalbi tasdikin ise hakiki iman için gerekli olduğu yargısı doğrudur.
Dünyada kimin Müslüman muamelesi göreceğini belirlemede ikrarın rolünü ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

İslam ve İman İlişkisi, Tasdik ve İkrar Kavramları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7665Soru

Aşağıdaki metinde boş bırakılan yerleri Dede Korkut Hikâyeleri'nde geçen kavram ve şahsiyetleri dikkate alarak uygun ifadelerle doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Dede Korkut Hikâyeleri'nde Oğuz toplumunun yaşayışını yansıtan en önemli unsurlardan biri ad alma geleneğidir. Hikâyelerde gençlerin bir ad sahibi olabilmesi ve toplumda saygın bir yer edinebilmesi için olağanüstü bir göstermesi şarttır. Bu başarıyı gösteren gençlere törenle adını koyan, dua edip hayır dileyen bilge derviş/ozan figürü ise olarak karşımıza çıkar.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk boşluğa gençlerin ad alabilmesi için sergilemeleri gereken kahramanlığı ifade eden 'yararlık', 'yiğitlik' veya 'kahramanlık' kavramı; ikinci boşluğa ise bu töreni yönetip ad veren bilge kişi olan 'Dede Korkut' veya 'Korkut Ata' getirilmelidir.
Dede Korkut Hikâyeleri'nde gençlerin ad alması, onların toplum karşısında rüştünü ispatlamasına yani bir yararlık/yiğitlik göstermesine bağlıdır. Bu yararlığı gösteren gence ad verme yetkisi ve ritüeli ise bilge ozan figürü olan Dede Korkut'a aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde yer alan ad alma geleneğinin koşulunu tespit etmek.
Oğuz kültüründe gençlerin ad kazanması için mutlaka bir yararlık, yiğitlik veya kahramanlık göstermesi gerektiği belirlenir.
Toplumsal kabul ve adlandırma süreci, bireyin topluma fayda sağlayan somut bir kahramanlık sergilemesine bağlıdır.
2
Ritüelde adı koyan bilge derviş/anlatıcı figürünü bulmak.
Bu görevi üstlenen, kopuz çalıp dua eden bilge kişinin Dede Korkut (Korkut Ata) olduğu tespit edilir.
Dede Korkut, hikâyelerin sonunda ortaya çıkan, kabile hayatının düzenini sağlayan ve ad koyma yetkisine sahip bilge atadır.

Anahtar Kavram

Dede Korkut Hikâyeleri'nde Ad Alma Geleneği ve Dede Korkut Figürünün İşlevi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7666Soru

Günümüzde tıp alanındaki gelişmelerle birlikte suni döllenme ve tüp bebek yöntemleri sıklıkla uygulanmaktadır. İslam dini, tıbbi tedavileri teşvik etmekle birlikte neslin korunması ve aile kurumunun zarar görmemesi için biyoetik konularda belirli sınırlar çizmiştir.

Buna göre, yeni üreme teknolojileri ve tüp bebek uygulamalarıyla ilgili;

I. Döllendirilecek yumurta ve spermin nikahlı eşlere ait olması ve embriyonun eşin rahmine yerleştirilmesi,
II. Eşlerden birinin üreme hücresinin yetersiz olduğu durumlarda tıbbi gerekçelerle dışarıdan donör (h��cre bağışçısı) kullanılması,
III. Eşlerden birinin vefat etmesinden sonra, önceden dondurulmuş olan üreme hücreleriyle döllenme işleminin gerçekleştirilmesi

durumlarından hangileri İslam ahlakı ve hukuku açısından caiz görülen uygulamalar arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız I

Cevap

Yalnız I öncülünde yer alan, döllendirilecek hücrelerin nikahlı eşlere ait olması ve embriyonun eşin rahmine yerleştirilmesi uygulaması İslam hukuku açısından caizdir.
Yalnız birinci öncülde belirtilen, üreme hücrelerinin nikahlı eşlere ait olması ve döllenen yumurtanın eşin rahmine yerleştirilmesi durumu neslin korunması ve aile bütünlüğü ilkelerine uygun olduğu için caiz kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Tüp bebek ve suni döllenme uygulamalarının İslam hukukundaki genel geçerlilik şartları incelenir.
İslam dini tedaviyi teşvik eder ancak neslin korunmasını ve evlilik bağının saflığını korumayı temel amaç (makasıdü'ş-şerîa) edinir.
Tedavi yöntemlerinin ahlaki ve hukuki sınırlarını belirlemek için temel dini amaçların dikkate alınması gerekir.
2
Öncüllerde verilen durumların İslam'ın neslin korunması ilkesiyle uyumu değerlendirilir.
Birinci öncüldeki uygulama evlilik birliği içindeki eşler arasında gerçekleştiği için caizdir. İkinci öncüldeki donör kullanımı neslin karışmasına yol açacağı için caiz değildir. Üçüncü öncüldeki ölümle nikah bağının son bulması ilkesi gereğince vefat sonrası döllenme caiz değildir.
Her bir öncülün fıkhi ve biyoetik gerekçelerini analiz etmek doğru sonuca ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

İslam hukukunda neslin korunması ilkesi çerçevesinde tüp bebek ve üreme teknolojilerinin sınırları
Soru 7667Soru

Kültür, yalnızca doğaya eklenmiş insan yapımı nesnelerden ibaret değildir; o aynı zamanda insanın dünyayı algılama, ona anlam verme ve toplumsal düzeni kurma biçimidir. Örneğin, geleneksel bir Türk evinin mimari yapısı (maddi kültür), sadece iklim koşullarına ve coğrafi yap��ya göre şekillenmez. Bu evin oda tasarımı, pencerelerin yerleşimi ve haremlik-selamlık gibi bölmeleri, o toplumun mahremiyet algısını, aile içi ilişkilerini ve dini inançlarını (manevi kültür) doğrudan yansıtır. Bu yönüyle maddi kültür unsurları, manevi kültürün zihniyet dünyasının görünür hale geldiği nesnel alanlar olarak işlev görür.

Buna göre kültürün tanımı, unsurları ve işlevleri dikkate alındığında, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kültürün maddi unsurları, manevi kültürün değer, inanç ve norm dünyasını somutlaştırarak toplumsal yaşamda anlamlı ve işlevsel bir bütünlük oluşturur.

Cevap

Kültürün maddi unsurları, manevi kültürün değer, inanç ve norm dünyasını somutlaştırarak toplumsal yaşamda anlamlı ve işlevsel bir bütünlük oluşturur.
Doğru yanıt, maddi kültür unsurlarının aslında manevi kültürün (inanç, değer, aile içi ilişkiler) bir yansıması ve somutlaşmış biçimi olduğunu ifade eder. Parçada geleneksel evin oda ve pencere tasarımlarının mahremiyet algısıyla şekillendiği örneği verilerek, maddi ve manevi unsurların toplumsal yaşamda bütünsel ve anlamlı bir yapı kurduğu açıkça vurgulanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki mimari örnek üzerinden maddi ve manevi kültür ilişkisini çözümleme
Geleneksel ev tasarımının (maddi öge) iklimden ziyade mahremiyet ve inanç gibi manevi ögelerle şekillendiği tespit edilmiştir.
Maddi kültürün manevi kültürle olan bağını kurabilmek için bu ilk analiz gereklidir.
2
Kültürün bütünsel işlevini ve tanımını parçadaki verilerle ilişkilendirme
Kültürün maddi ve manevi boyutlarının ayrılmaz bir bütün oluşturarak toplumsal yaşama anlam kazandırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Seçeneklerde aranacak temel sosyolojik yargıyı netleştirmek için gereklidir.
3
Çeldiricileri eleyerek parçayla doğrudan uyuşan doğru seçeneği belirleme
Maddi kültürün manevi değerleri somutlaştırdığını ve işlevsel bütünlük kurduğunu belirten yargı doğru cevap olarak seçilmiştir.
Parçanın ana fikrini eksiksiz yansıtan seçeneğin doğrulanması için son adımdır.

Anahtar Kavram

Maddi ve manevi kültür unsurlarının etkileşimi ve bütünsel işlevi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7668Soru

I. Öncül: Bütün filozoflar sorgulayıcıdır.
II. Öncül: Platon bir filozoftur.
Sonuç: O hâlde Platon sorgulayıcı bir filozoftur.

Yukarıda verilen kıyasta, klasik mantığın kıyas kurallarından hangisine uyulmadığı için hatalı bir akıl yürütme yapılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta terim sonuç önermesinde yer almamalıdır.

Cevap

Orta terim sonuç önermesinde yer almamalıdır.
Verilen kıyasta orta terim 'filozof' kelimesidir. Kıyas kuralları gereği, öncüller arasında bağ kuran orta terim sonuç önermesinde tekrar yer alamaz. Ancak bu kıyasta sonuç önermesinde 'filozof' kelimesi kullanılarak kural ihlal edilmiştir. Dolayısıyla doğru yanıt, orta terimin sonuç önermesinde yer almaması gerektiğini belirten ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyasta yer alan terimleri (büyük, küçük ve orta terim) ve bunların konumlarını belirleyin.
Büyük terim 'sorgulayıcı', küçük terim 'Platon', her iki öncülde de ortak olarak kullanılan orta terim ise 'filozof'tur.
Kıyas kurallarından hangisinin ihlal edildiğini denetlemek için öncelikle terimlerin doğru sınıflandırılması gerekir.
2
Kıyasın sonuç önermesini ve içinde geçen terimleri inceleyin.
Sonuç önermesi 'O hâlde Platon sorgulayıcı bir filozoftur' şeklindedir ve bu önermede orta terim olan 'filozof' kelimesi kullanılmıştır.
Klasik kıyas kurallarına göre orta terim, öncülleri birbirine bağlama görevini tamamladıktan sonra sonuçta yer almamalıdır.
3
Elde edilen veriyi kıyas kurallarıyla karşılaştırarak ihlali kesinleştirin.
Orta terimin sonuçta yer alması, klasik mantıktaki 'Orta terim sonuçta yer almaz' kuralına doğrudan aykırıdır.
Hatalı akıl yürütmenin sebebini belirlemek için kurallarla karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Klasik kıyasta orta terimin işlevi ve sonuç önermesinde bulunamayacağı kuralı.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 7669Soru

İslam kaynaklarında Hz. Peygamber’in sünnetinin dinî bir delil ve kurucu unsur olarak kabul edilmesi, onun vahyi yalnızca aktarmakla kalmayıp dinin pratik hayattaki sınırlarını belirleme ve somutlaştırma yetkisine de dayanır. Bu bağlamda, Hz. Peygamber'in risalet sürecindeki bazı uygulamaları şu şekildedir:

I. Kur'an'da doğrudan zikredilmemesine karşın, altın ve ipek kullanımının erkeklere haram kılınması gibi helal-haram sınırlarına dair yeni dinî hükümler vazetmesi
II. Kur'an’ın emrettiği af, m��samaha ve adalet gibi ahlaki ilkeleri kendi şahsi ve sosyal hayatında eksiksiz bir biçimde uygulayarak Müslümanlar için somut bir 'üsve-i hasene' (en güzel örnek) oluşturması

Yukarıda verilen öncüllerdeki uygulamalar, Hz. Muhammed’in peygamberlik görevlerinden sırasıyla hangilerini doğrudan örneklendirmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I: Teşri, II: Temsil

Cevap

Birinci öncüldeki uygulamanın teşri (hüküm koyma), ikinci öncüldeki uygulamanın ise temsil (örnek olma) olduğunu belirten seçenek doğru cevaptır.
Doğru seçenek, I. öncüldeki yeni hüküm koyma faaliyetini 'teşri', II. öncüldeki ahlakı bizzat yaşayarak örnek olma faaliyetini ise 'temsil' olarak tanımlayan seçenektir. Teşri görevi, peygamberin yasama/hüküm koyma yetkisini ifade ederken; temsil görevi ise dinin ahlaki ve pratik boyutunu kendi yaşantısıyla somutlaştırmasını (üsve-i hasene) ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki 'altın ve ipek kullanımının erkeklere haram kılınması' uygulamasını analiz etmek.
Bu uygulama, Kur'an'da açıkça yer almayan bir konuda Hz. Peygamber'in doğrudan dinî bir hüküm koyduğunu gösterir.
Hz. Peygamber'in dinde hüküm koyma yetkisi 'teşri' göreviyle tanımlanır.
2
İkinci öncüldeki 'Kur'an ahlakının şahsi ve sosyal hayatta bizzat uygulanarak en güzel örnek olunması' uygulamasını analiz etmek.
Bu uygulama, Hz. Peygamber'in inanç ve ahlak ilkelerini kendi hayatında yaşayarak somut bir rol model teşkil ettiğini gösterir.
Hz. Peygamber'in inanç, ibadet ve ahlakı bizzat yaşayarak Müslümanlara model olması 'temsil' görevi kapsamındadır.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Teşri ve Temsil Görevleri
Soru 7670Soru

Bir İslam bilgini, namaz kıldığı hâlde yalan söylemekten, gıybet etmekten ve kul hakkı yemekten çekinmeyen bir kişi hakkında şu değerlendirmeyi yapmıştır:

"Bu kişinin kıldığı namaz, fıkhi açıdan geçerlilik şartlarını taşımış ve üzerindeki borcu düşürmüş olabilir. Ancak bu ibadet, Kur'an'ın namaza yüklediği kötülüklerden alıkoyma işlevini yerine getiremediği için ibadetin asıl gayesinden mahrum kalmıştır."

Bu parçadan hareketle İslam'da ibadet ve ibadetin amacı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İbadetlerin şekil yönünden yerine getirilmesi dini bir yükümlülüğün ifası iken; ibadetlerin asıl gayesi, insanın iç dünyasını arındırmak ve ahlaki bir dönüşüm gerçekleştirmektir.

Cevap

İbadetlerin şekil yönünden yerine getirilmesi dini bir yükümlülüğün ifası iken; ibadetlerin asıl gayesi, insanın iç dünyasını arındırmak ve ahlaki bir dönüşüm gerçekleştirmektir.
İbadetlerin şekil yönünden yerine getirilmesi dini bir yükümlülüğün ifası iken; ibadetlerin asıl gayesi, insanın iç dünyasını arındırmak ve ahlaki bir dönüşüm gerçekleştirmektir ifadesini barındıran seçenek doğrudur. Çünkü parçada, ibadetin fıkhi olarak geçerli olup kişiden borcu düşürmüş olabileceği belirtilmekte ancak ibadetin asıl gayesinin ahlaki olgunlaşma ve kötülüklerden uzaklaşma olduğu vurgulanmaktadır. Bu durum ibadetin şekil ve amaç boyutunu mükemmel şekilde açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada sunulan durumun fıkhi ve ahlaki boyutlarını ayrıştırın.
Namaz kılan kişinin fıkhen geçerli bir ibadet yaptığı ancak ahlaki arınma ve kötülüklerden uzaklaşma (namazın asıl gayesi) hedefine ulaşamadığı görülür.
Parçadaki temel tez olan 'ibadetin şekilsel geçerliliği ile ahlaki gayesinin her zaman eş zamanlı gerçekleşmeyebileceği' durumunu kavramak için.
2
İbadetin rükünleri (şekilsel yönü) ile nihai amacı (ahlaki dönüşüm) arasındaki ilişkiyi kuran seçeneği belirleyin.
İbadetin şekilsel ifasının bir yükümlülük olduğunu, asıl hedefin ise kalbi ve ahlaki bir arınma olduğunu belirten ifadenin doğruluğu tespit edilir.
İbadetlerin sadece birer şekilden ibaret olmadığını, ahlaki birer eğitim aracı olduğunu gösteren seçeneği bulmak için.

Anahtar Kavram

İslam'da İbadet ve İbadetin Amacı
Soru 7671Soru

İslam ahlak düşünürleri, insan ruhundaki temel güçleri ve bunların dengelenmesiyle ortaya çıkan başlıca erdemleri tasnif etmişlerdir. Bu erdemler bireysel ve toplumsal hayatın ahlaki çerçevede şekillenmesinde kilit rol oynar. Buna göre, aşağıda verilen ahlaki erdemleri İslam ahlakındaki karşılık gelen tanımlarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hikmet
İffet
Şecaat
Adalet

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hikmet doğru ile yanlışı ayırt etme yeteneğiyle, iffet bedensel arzuları kontrol etmeyle, şecaat cesaret ve yiğitlikle, adalet ise hak sahibine hakkını vermeyle eşleşir.
Hikmet bilgelik ve yerli yerindelikle, iffet bedensel arzuların kontrolüyle, şecaat cesaret ve yiğitlikle, adalet ise hak sahibine hakkını vermeyle ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Ahlaki kavramları analiz etmek.
Hikmet, iffet, şecaat ve adalet erdemlerinin İslam ahlakındaki terim anlamları belirlendi.
Eşleştirmenin doğru yapılabilmesi için öncelikle her kavramın hangi insani güçle ilişkili olduğunu bilmek gerekir.
2
Kavramları tanımlarla eşleştirmek.
Hikmet 'doğru ile yanlışı ayırt edebilme', iffet 'bedensel arzuları kontrol altında tutma', şecaat 'cesaret ve yiğitlik', adalet ise 'her hak sahibine hakkını verme' tanımlarıyla eşleştirildi.
Kavramların terim anlamları ile verilen tanımlar arasındaki kavramsal ilişkiler kurulur.

Anahtar Kavram

İslam Ahlakında Başlıca Erdemler
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 7672Soru

Klasik mantıkta yeter-sebep ilkesinin, bir önermenin aynı anda hem doğru hem de yanlış olamayacağını savunan akıl ilkesi olduğu iddiası do��ru bir yargı mıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

İfade yanlıştır. Bir önermenin aynı anda hem doğru hem de yanlış olamayacağını savunan ilke yeter-sebep ilkesi değil, çelişmezlik ilkesidir.
Verilen iddia yanlıştır, çünkü önermede belirtilen tanım yeter-sebep ilkesine değil, çelişmezlik ilkesine aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Yeter-sebep ilkesinin tanımını analiz edin.
Yeter-sebep ilkesine göre, bir önermenin doğru olduğunu kabul etmek veya bir şeyin varlığını onaylamak için yeterli bir nedenin (gerekçenin) bulunması gerekir.
Soruda geçen ilkenin gerçek tanımını belirlemek için.
2
Soruda verilen iddiadaki tanımı inceleyin.
İddia edilen tanım 'bir önermenin aynı anda hem doğru hem de yanlış olamayacağı' şeklindedir ki bu tanım klasik mantıkta çelişmezlik ilkesine aittir.
İddia edilen özelliğin hangi akıl ilkesine ait olduğunu tespit etmek için.
3
Elde edilen bilgileri karşılaştırarak iddianın doğruluğunu değerlendirin.
Yeter-sebep ilkesine çelişmezlik ilkesinin tanımı yüklendiği için bu iddia yanlıştır.
Doğru yanıtı belirlemek için.

Anahtar Kavram

Akıl ilkelerinden çelişmezlik ve yeter-sebep ilkelerinin tanımları ve aralarındaki fark
Soru 7673Soru

Tarih boyunca bazı inanç sistemlerinde, tanrısal irade ile insan arasında köprü vazifesi gören ruhban sınıfları oluşmuş ve inanç esasları sıradan insanların tek başına kavrayamayacağı karmaşık felsefi gizemler üzerine inşa edilmiştir. Buna karşılık İslam, inanç ilkelerini her insanın fıtraten kavrayabileceği bir yapıda sunmuş; Yaratıcı ile kul arasına hiçbir vasıtanın giremeyeceğini ilan etmiştir.

Buna göre paragrafta, İslam inanç esaslarının aşağıdaki özelliklerinden hangisi vurgulanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sade, anlaşılır ve aracısız olması

Cevap

Sade, anlaşılır ve aracısız olması
Parçada belirtilen 'karmaşık felsefi gizemler barındırmama' durumu inanç esaslarının sade ve anlaşılır olduğunu; 'Yaratıcı ile kul arasına hiçbir vasıtanın giremeyeceği' vurgusu ise inancın aracısız olduğunu gösterir. Dolayısıyla 'Sade, anlaşılır ve aracısız olması' ifadesi parçadaki açıklamayı tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki anahtar ifadeleri tespit etme
'Ruhban sınıflarının olmaması', 'araya vasıta girmemesi' ve 'her insanın fıtraten kavrayabileceği yapıda olması' ifadeleri belirlenmiştir.
Paragrafta ele alınan ana düşünceyi ve İslam inanç esaslarının hangi özelliğine işaret edildiğini anlamak için.
2
Tespit edilen ifadeleri İslam inanç esaslarının özellikleriyle eşleştirme
Karmaşık felsefi gizemlerin olmaması 'sadelik ve anlaşılırlık' özelliğine, ruhbanlık ve vasıtaların reddedilmesi ise 'aracısızlık' özelliğine karşılık gelir.
Seçenekler arasında paragrafın ana fikrini tam olarak karşılayan kavramsal tanımı bulmak için.

Anahtar Kavram

İslam inanç esaslarının sade, açık ve aracısız olması
Soru 7674Soru

Bir mantık öğretmeni, öğrencilerinden aşağıdaki argümanın geçerliliğini çözümleyici çizelge (semantik tablo) yöntemiyle denetlemelerini istemiştir:

Öncüller:
* pqp \rightarrow q
* pr\sim p \rightarrow r

Sonuç:
* qrq \lor r

Sınıftan bir öğrenci tahtaya kalkarak denetleme işlemini şu şekilde başlatmıştır:
1. pqp \rightarrow q (1. Öncül)
2. pr\sim p \rightarrow r (2. Öncül)
3. qrq \lor r (Sonuç)

Öğrenci bu adımdan sonra çizelge kurallarını doğru bir şekilde uygulayarak çözümlemeyi tamamlamış ve çizelgede açık yollar (dallar) kaldığını görerek argümanın geçersiz olduğu sonucuna varmıştır.

Buna göre, öğrencinin yaptığı denetleme işlemi ve ulaştığı sonuçla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geçerlilik denetlemesinde sonucun değilinin alınması gerekirken kendisi yazıldığı için yöntemsel bir hata yapılmıştır ve gerçekte geçerli olan bu argüman yanlış bir şekilde geçersiz olarak nitelendirilmiştir.

Cevap

Geçerlilik denetlemesinde sonucun değilinin alınması gerekirken kendisi yaz��ldığı için yöntemsel bir hata yapılmıştır ve gerçekte geçerli olan bu argüman yanlış bir şekilde geçersiz olarak nitelendirilmiştir.
Çözümleyici çizelgede bir argümanın geçerliliğini denetlemek için öncüller aynen yazılırken sonucun değili alınmalıdır. Sorudaki öğrenci sonucun değilini almayarak yöntemsel bir hata yapmış ve öncüllerle sonucun doğrudan tutarlılığını test etmiştir. Doğru denetlemede sonucun değili olan (qr)\sim(q \lor r) ifadesi çözümlendiğinde tüm dallar kapanmakta ve argümanın geçerli olduğu görülmektedir. Dolayısıyla öğrenci, aslında geçerli olan bir argümanı geçersiz ilan etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Argümanın geçerliliğini denetlemek için gereken doğru başlangıç adımlarını belirlemek.
Çözümleyici çizelgede geçerlilik denetimi için öncüller aynen yazılır (pqp \rightarrow q ve pr\sim p \rightarrow r), sonucun ise değili alınarak ((qr)\sim(q \lor r)) alt alta eklenir.
Geçerlilik kuralları gereği, öncüllerin doğru ve sonucun yanlış olduğu bir durumun imkansız (tutarsız) olduğunu göstermek için sonucun değili alınmalıdır.
2
Sonucun değili alınarak kurulan doğru çizelgeyi çözümlemek.
1. pqp \rightarrow q (Öncül), 2. pr\sim p \rightarrow r (Öncül), 3. (qr)\sim(q \lor r) (Sonucun değili). 3. adımdaki de Morgan kuralı (değillenmiş tikel evetleme) uygulanarak alt alta 4. q\sim q ve 5. r\sim r elde edilir.
Öncelikle alt alta yazma kuralları çözümlenerek çizelgedeki işlem sırası kolaylaştırılır.
3
Kalan koşullu önermeleri sırasıyla çözümleyerek dalları kontrol etmek.
1. adımdaki pqp \rightarrow q önermesi için çatal açılır: Sol dal p\sim p, sağ dal qq. Sağ dal q\sim q ile çeliştiği için kapanır (x). Sol dalda ise 2. adımdaki pr\sim p \rightarrow r önermesi çözümlenir: Sol-sol dal p\sim\sim p (yani pp) olur ve yoldaki p\sim p ile çelişerek kapanır (x). Sol-sağ dal rr olur ve yoldaki r\sim r ile çelişerek kapanır (x).
Çizelgedeki tüm yolların kapanıp kapanmadığını görerek argümanın geçerliliğini saptamak.
4
Bulunan sonucu öğrencinin ulaştığı sonuçla karşılaştırmak.
Doğru yöntemle tüm yollar kapandığı için argüman geçerlidir. Öğrenci ise sonucun değilini almadığı için yöntemsel hata yapmış ve geçerli bir argümana geçersiz demiştir.
Öğrencinin hatasının niteliğini ve bunun sonuca etkisini doğru tespit etmek.

Anahtar Kavram

Çözümleyici Çizelge ile Argüman Geçerliliği Denetleme
Soru 7675Soru

Aşağıda sol sütunda verilen edebi akımları, sağ sütundaki Türk edebiyatından seçilmiş örnek edebi durumlarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Klasisizm
Romantizm
Realizm
Natüralizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Klasisizm ile Şinasi'nin Şair Evlenmesi'ndeki akılcı ve kuralcı tutumu; Romantizm ile Namık Kemal'in İntibah romanındaki duygusal ve zıtlıklara dayalı üslubu; Realizm ile Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası romanındaki gözleme dayalı nesnel gerçekçi yaklaşımı; Natüralizm ile Nabizade Nazım'ın Zehra romanındaki soyaçekim ve çevreye dayalı karakter analizleri eşleşmektedir.
Klasisizm akımının akıl ve kuralcılık ilkeleri Şair Evlenmesi ile; Romantizm akımının coşkunluk ve yazarın kişiliğini gizlememe özellikleri İntibah ile; Realizm akımının gözlemcilik ilkesi Araba Sevdası ile; Natüralizm akımının soyaçekim ve determinizm ilkeleri ise Zehra ile örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klasisizm akımının anahtar kavramları olan akıl ve sağduyu ilkelerini Türk edebiyatındaki eserlerle ilişkilendirme.
Şinasi'nin Şair Evlenmesi'nde aklın rehberliğini seçmesi Klasisizm ile eşleşir.
Klasisizm akımı rasyonalizm temellidir ve tiyatroda ahlaki amaç güder.
2
Romantizm akımının duygu, coşkunluk ve zıtlıklar gibi belirleyici niteliklerini eserlerde arama.
Namık Kemal'in İntibah romanındaki duygusal dil ve zıt karakterler Romantizm ile eşleşir.
Tanzimat Dönemi'nde Namık Kemal romantizmin en önemli temsilcisidir.
3
Realizm akımının gözlem ve nesnel gerçeklik odaklı yapısını temsil eden eseri bulma.
Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası romanı Realizm ile eşleşir.
Araba Sevdası edebiyatımızdaki ilk realist romandır ve gözleme dayanır.
4
Natüralizm akımının soyaçekim ve determinizm ilkelerini içeren eseri tespit etme.
Nabizade Nazım'ın Zehra romanı Natüralizm ile eşleşir.
Natüralizmde insanın kaderini soyaçekim ve çevre belirler; Zehra bu tezi işler.

Anahtar Kavram

Edebi Akımların Türk Edebiyatındaki Yansımaları ve Temsilci Eserlerin Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7676Soru

Sembolik mantık dersinde öğretmen, öğrencilerinden p(pq)\sim p \rightarrow (p \wedge q) önermesinin doğruluk değerlerini tablo çizerek denetlemelerini istemiştir. Bir öğrenci bu önerme için aşağıdaki doğruluk tablosunu hazırlamıştır:

ppqqp\sim ppqp \wedge qp(pq)\sim p \rightarrow (p \wedge q)
DDYDD
DYYYD
YDDYY
YYDYY

Bu tabloya dayanarak p(pq)\sim p \rightarrow (p \wedge q) önermesiyle ilgili yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Önerme tutarlıdır fakat geçerli değildir.

Cevap

Önerme tutarlıdır fakat geçerli değildir.
Önermenin doğruluk tablosundaki sonuç sütununda hem Doğru (D) hem de Yanlış (Y) değerleri yer almaktadır. Bir önermenin tutarlı olması için doğruluk tablosunun en az bir satırında Doğru (D) değeri alması yeterlidir. Geçerli olması için ise tüm satırlarda Doğru (D) değeri alması zorunludur. Bu önerme en az bir satırda Doğru (D) değeri aldığı için tutarlıdır; ancak tüm satırlarda Doğru (D) değeri almadığı için geçerli değildir. Bu nedenle 'Önerme tutarlıdır fakat geçerli değildir' ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Doğruluk tablosunda ana önermenin sonuç sütununu incelemek
Tabloda ana önermenin doğruluk değerleri sırasıyla D, D, Y, Y olarak bulunmuştur.
Önermenin genel doğruluk değer dağılımını görmek tutarlılık ve geçerlilik analizi için ilk adımdır.
2
Tutarlılık denetlemesi yapmak
Önerme en az bir satırda (1. ve 2. satırlarda) Doğru (D) değeri almıştır, bu yüzden tutarlıdır.
Bir önermenin tutarlı olması için doğruluk tablosunun en az bir satırında Doğru (D) değerine sahip olması gerekir.
3
Geçerlilik denetlemesi yapmak
Önerme tüm satırlarda Doğru (D) değeri almamıştır (3. ve 4. satırlarda Yanlış (Y) değeri almıştır), bu yüzden geçerli değildir.
Bir önermenin geçerli olması için doğruluk tablosundaki tüm satırlarda Doğru (D) değeri alması gerekir.

Anahtar Kavram

Doğruluk tablosu yöntemiyle bir önermenin tutarlılığını ve geçerliğini denetleme kuralları
Soru 7677Soru

Ala gözlü benli dilber
Koma beni el yerine
Altın kemerin olayım
Dola beni bel yerine

Bu dörtlünün nazım biçimi ve nazım türü aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmi��tir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nazım biçimi semai, nazım türü güzellemedir.

Cevap

Bu dörtlünün nazım biçimi semai, nazım türü ise güzellemedir.
Verilen dörtlük incelendiğinde her dizesinin 8 heceden oluştuğu görülmektedir. Aşık edebiyatında 8'li hece ölçüsüyle yazılan ve lirik bir eda taşıyan nazım biçimi semaidir. Bu şiirde sevgiliye duyulan aşk ve hayranlık konusu işlendiği için de nazım türü güzellemedir. Bu iki bilginin bir arada doğru verildiği seçenek doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüğün hece ölçüsünü belirlemek için dizelerdeki heceleri sayarız.
Dizelerin tamamının 8 heceden oluştuğu görülür (A-la göz-lü ben-li dil-ber: 8 hece).
Nazım biçimini doğru tespit edebilmek için hece ölçüsünün sayısını bilmemiz gerekir.
2
Dörtlüğün temasını ve işlediği konuyu analiz ederiz.
Şiirde sevgilinin güzelliği, ona duyulan aşk ve bağlılık gibi lirik bir tema işlenmiştir.
Şiirin konusuna göre belirlenen nazım türünü saptamak için temanın belirlenmesi gerekir.
3
Halk edebiyatında 8'li hece ölçüsüyle yazılan lirik şiirlerin biçim ve tür karşılıkların�� eşleştiririz.
8'li hece ölçüsüyle yazılan lirik nazım biçimi 'semai'; aşk ve güzellik konusunu işleyen nazım türü ise 'güzelleme' olarak adlandırılır.
Elde ettiğimiz biçim ve konu özelliklerini edebi terimlerle doğru eşleştirmek için bu adım zorunludur.

Anahtar Kavram

Halk edebiyatında nazım biçimi (şekilsel özellikler: hece sayısı vb.) ile nazım türü (içeriksel özellikler: konu, tema) kavramlarının ayrımı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7678Soru

İslamiyet öncesi Türk edebiyatının yazılı dönemi (Göktürk ve Uygur dönemleri) ile ilgili şu bilgiler verilmiştir:

I. Göktürk Yazıtları'nda yabancı etkilerden uzak, yalın ve ulusal nitelikler taşıyan bir dil tercih edilirken; Uygur metinlerinde yeni dinlerin etkisiyle Sanskritçe, Soğdca ve Çince kelimeler yoğun bir şekilde kullanılmıştır.
II. Orhun Yazıtları'nda yer alan metinlerin tamamı Yolluğ Tigin tarafından kaleme alınmış; bu yazıtlar Türk hitabet ve tarih yazıcılığının ilk örnekleri olarak kabul edilmiştir.
III. Uygur Dönemi'ne ait olan *Sekiz Yükmek*, Mani dininin esaslarını halka anlatmak amacıyla yazılmış, fal kitabı niteliğindeki manzum bir eserdir.
IV. Budist öğretiyi yaymak amacıyla Çinceden Uygur Türkçesine çevrilen *Altun Yaruk* (Altın Işık), içerisinde "Aç Pars Hikâyesi" gibi dinî-ahlaki öyküleri de barındıran hacimli bir yapıttır.

Buna göre, numaralanmış yargılardan hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve IV

Cevap

Birinci ve dördüncü yargıların doğru olduğunu belirten seçenek
Doğru olan seçenekte yer alan birinci yargı, Göktürk ve Uygur dönemlerinin dil özelliklerini doğru bir biçimde karşılaştırmaktadır. Dördüncü yargı ise Altun Yaruk'un Çinceden çevrilmiş Budist bir eser olduğunu ve meşhur Aç Pars hikâyesini barındırdığını doğru olarak aktarmaktadır. Bu iki yargı da tarihî ve edebî açıdan hatasızdır.

Adım Adım Çözüm

1
Göktürk ve Uygur dönemlerinin dil özellikleri karşılaştırılır.
Göktürkçenin yabancı etkilerden son derece uzak ve yalın olduğu, Uygurların ise yerleşik hayata geçip yeni dinleri benimsemesiyle Sanskritçe, Soğdca ve Çince kelimeleri yoğun biçimde kullandığı tespit edilir. Bu durumda birinci yargının doğru olduğu saptanır.
Yazılı dönemin dilsel evrimini ve yabancı dillerle olan ilişkisini doğru analiz etmek.
2
Orhun Yazıtları'nın yazarlık durumları kontrol edilir.
Yazıtların tamamının Yolluğ Tigin tarafından yazılmadığı, Vezir Tonyukuk Yazıtı'nın bizzat Tonyukuk tarafından kaleme alındığı belirlenir. Bu doğrultuda ikinci yargı elenir.
Tarihî metinlerin kimler tarafından ve hangi koşullarda yazıldığını ayırt etmek.
3
Sekiz Yükmek eserinin içerik ve dinî aidiyeti sorgulanır.
Sekiz Yükmek'in Budizm dinine ait olduğu, Mani dinine ait olmadığı ve fal kitabı olmadığı (fal kitabı niteliğindeki eserin Irk Bitig olduğu) anlaşılır. Bu nedenle üçüncü yargının yanlış olduğu belirlenir.
Uygur dönemi dinî ve edebî eserlerinin ayırt edici niteliklerini kavramak.
4
Altun Yaruk eserinin genel yapısı ve içerdiği metinler incelenir.
Eserin Budizm inanışını aşılamak üzere Çinceden çevrildiği ve içinde Aç Pars hikâyesi gibi önemli dinî kıssaları barındıran hacimli bir nesir olduğu doğrulanır. Bu doğrultuda dördüncü yargının doğru olduğu saptanır.
Uygur döneminin en hacimli ve en önemli eserlerinden birinin içeriğine hâkim olmak.
5
Doğru bulunan yargılar bir araya getirilerek nihaî sonuca ulaşılır.
Yalnızca birinci ve dördüncü yargıların doğru olduğu sonucuna varılarak uygun seçenek belirlenir.
Elde edilen verileri birleştirerek doğru seçeneği işaretlemek.

Anahtar Kavram

Göktürk Yazıtları ve Uygur Metinlerinin özellikleri ile karşılaştırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7679Soru

Ayetlerde yer alan tevhit vurgularını doğru kavramak, tevhidin boyutlarını anlamak açısından önem arz etmektedir.

Buna göre, sol sütunda verilen ayet meallerini sağ sütundaki ilgili tevhit boyutlarıyla eşleştirdiğinizde doğru eşleşme nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"De ki: 'Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin egemenliği ve yönetimi (melekûtu) elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan fakat kendisine karşı kimsenin korunup sığınılamayacağı kimdir?' Onlar, 'Allah'tır' diyecekler." (Mü'minûn Suresi, 88-89. ayetler)
"De ki: 'Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. O'nun hiçbir ortağı yoktur.'" (En'âm Suresi, 162-163. ayetler)
"...O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir." (Şûrâ Suresi, 11. ayet)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki egemenlik ve koruyuculuk ayeti Tevhid-i Rubûbiyyet ile, ibadetlerin yalnızca Allah'a sunulması ayeti Tevhid-i Ulûhiyyet ile, benzerinin olmaması ayeti ise Tevhid-i Zât ile eşleşir.
Sol sütundaki ayetlerin ana vurguları analiz edildiğinde; egemenlik, koruyuculuk ve yönetim (melekût) ifadelerinin Allah'ın fiilleri olan rubûbiyyeti; namaz, kurban ve ibadetlerin yalnızca O'na adanması ifadesinin uluhiyyeti; benzerinin olmaması ifadesinin ise zâtının birliğini (Tevhid-i Zât) yansıttığı görülür. Bu durum doğru eşleşmeleri belirler.

Adım Adım Çözüm

1
Ayet meallerindeki anahtar kelimeleri ve teolojik odak noktalarını belirleme
Birinci ayette 'egemenlik, yönetim ve koruma' (melekût); ikinci ayette 'namaz, kurban ve hayatın Allah için olması' (ibadet); üçüncü ayette ise 'benzerinin olmaması' kavramları tespit edildi.
Tevhidin boyutlarını (Zât, Rubûbiyyet, Ulûhiyyet) doğru belirleyebilmek için ayetlerin odaklandığı temel kavramları ayrıştırmak gerekir.
2
Tespit edilen kavramları tevhit boyutlarıyla ilişkilendirme
Egemenlik ve yönetim Rubûbiyyet (yaratma ve idare etme) ile; namaz ve kulluk Ulûhiyyet (ibadet) ile; benzerinin olmaması ise Tevhid-i Zât (zâti benzersizlik) ile eşleşti.
Tevhidin her bir boyutu Allah'ın farklı niteliklerine (zâtı, fiilleri/yaratması, ibadete layık oluşu) karşılık gelir.
3
Elde edilen eşleşmeleri doğrulama ve çeldirici unsurları eleme
Doğru eşleşme: left_1 - right_1, left_2 - right_2, left_3 - right_3 olarak belirlendi. İkinci ayetteki 'Rab' kelimesine aldanıp rubûbiyyete gitme yanılgısı elendi.
İbadet ve kulluk eylemi doğrudan uluhiyyet kapsamındadır; ayette geçen yan kavramlar (Rab sıfatı gibi) yanıltıcı olmamalıdır.

Anahtar Kavram

Tevhit ve Boyutları (Tevhid-i Zât, Tevhid-i Rubûbiyyet, Tevhid-i Ulûhiyyet)
Soru 7680Soru

Kültür, toplumsal yaşamın sürdürülmesinde ve bireylerin sosyalleşmesinde hayati işlevlere sahiptir. Aşağıda kültürün farklı işlevleri ve bu işlevlerin sosyolojik tanımları verilmiştir. Solda yer alan kültür işlevlerini, sağda yer alan uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kültürün Normatif İşlevi
Kültürün Bilişsel İşlevi
Kültürün Bütünleştirici İşlevi
Kültürün Araçsal İşlevi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kültürün normatif işlevi, yazılı ve yazısız kurallarla toplumsal kontrolün sağlanmasıyla; bilişsel işlevi, bireylere dünyayı anlamlandıracak zihinsel şablonlar sunulmasıyla; bütünleştirici işlevi, bireylerin ortak değerler etrafında birleştirilip çözülmenin önlenmesiyle; araçsal işlevi ise biyolojik ve toplumsal ihtiyaçların karşılanmasıyla eşleşmektedir.
Kültürün işlevleri kavramsal olarak incelendiğinde; normatif işlev kurallarla ve toplumsal kontrolle, bilişsel işlev anlamlandırma ve algısal şablonlarla, bütünleştirici işlev toplumsal çözülmenin önlenmesi ve dayanışmayla, araçsal işlev ise insanın temel biyolojik/sosyal ihtiyaçlarının giderilmesiyle eşleşmektedir. Bu eşleştirmeler kavramların sosyolojik anlamlarıyla doğrudan uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kültürün normatif işlevinin sosyolojik tanımını belirlemek.
Normatif (kural koyucu) kavramının, yazılı ve yazısız kurallar ile toplumsal kontrol kurma eylemiyle ilişkili olduğu saptanır.
Toplumsal kuralları düzenleyen ve denetleyen boyutu bulmak.
2
Kültürün bilişsel işlevinin sosyolojik tanımını belirlemek.
Bilişsel kavramının, dış dünyayı anlamlandırmaya yarayan zihinsel şablonlar ve kategoriler sunma tanımıyla eşleştiği belirlenir.
Bireyin algısal ve zihinsel çerçevesini oluşturan yapıyı ayırt etmek.
3
Kültürün bütünleştirici işlevinin sosyolojik tanımını belirlemek.
Bütünleştirici işlevin, toplumsal çözülmeyi önleme ve ortak ritüeller aracılığıyla dayanışmayı tesis etme açıklamasıyla eşleştiği görülür.
Toplumu bir arada tutan entegrasyon mekanizmasını tespit etmek.
4
Kültürün araçsal işlevinin sosyolojik tanımını belirlemek.
Araçsal işlevin, barınma, beslenme gibi biyolojik ve sosyal ihtiyaçların karşılanması için pratik kültürel çözümler sunmasıyla eşleştiği saptanır.
Hayatta kalmayı ve pratik ihtiyaçları gidermeyi sağlayan fonksiyonel boyutu kavramak.

Anahtar Kavram

Kültürün İşlevleri
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 384 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin