Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7701Soru

İki bileşenli mantıksal önermelerin doğruluk değerlerini denetlemek amacıyla hazırlanan bir doğruluk tablosunda FF ve GG önermelerinin aldığı değerler şu şekildedir:

ppqqFFGG
DDDY
DYYD
YDDY
YYDY

Buna göre, doğruluk tablosundaki verilerden hareketle FF ve GG önermeleriyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FF ve GG önermeleri birlikte tutarsızdır.

Cevap

F ve G önermeleri birlikte tutarsızdır.
Doğruluk tablosunda iki önermenin birlikte tutarlı olması, en az bir satırda her iki önermenin de aynı anda 'D' (doğru) değerini almasına bağlıdır. Tablo incelendiğinde, F önermesinin 'D' olduğu satırlarda G önermesi 'Y' değerini almış; G önermesinin 'D' olduğu satırda ise F önermesi 'Y' değerini almıştır. İkisinin de aynı anda 'D' olduğu hiçbir satır bulunmadığından, bu önermeler birlikte tutarsızdır.

Adım Adım Çözüm

1
F önermesinin doğruluk değerlerini sütun boyunca incelemek.
F önermesinin doğruluk değerleri sırasıyla D, Y, D, D olarak verilmiştir. Bir satırda yanlış (Y) değeri aldığı için bu önerme geçerli değildir, ancak en az bir satırda doğru (D) değeri aldığı için tutarlıdır.
Seçeneklerdeki tekil geçerlilik ve tutarlılık iddialarını değerlendirmek.
2
G önermesinin doğruluk değerlerini sütun boyunca incelemek.
G önermesinin doğruluk değerleri sırasıyla Y, D, Y, Y olarak verilmiştir. İkinci satırda doğru (D) değeri aldığı için bu önerme tutarlıdır.
G önermesinin tek başına tutarlılık durumunu saptamak.
3
F ve G önermelerini birlikte ele alarak eşdeğerlik ve birlikte tutarlılık durumunu denetlemek.
F ve G'nin her ikisinin de aynı satırda 'D' değerine sahip olduğu hiçbir satır yoktur. Bu nedenle birlikte tutarsızdırlar. Ayrıca karşılıklı satırlardaki doğruluk değerleri aynı olmadığından (örneğin ilk satırda biri D diğeri Y) eşdeğer de değillerdir.
Önermeler arasındaki ilişkileri belirlemek.

Anahtar Kavram

Doğruluk tablosunda tutarlılık, geçerlilik ve eşdeğerlik tanımları ile denetlenmesi.
Soru 7702Soru

Karac'oğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç beş arşın bezden gayrı biçilmez
Dünya benim diyen yalan dünyadır

Halk edebiyatının biçim ve içerik özelliklerini yansıtan bu dörtlükten hareketle yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dize sonlarında yer alan '-ülmez / -ilmez' ekleri tam kafiye; köklerdeki 'ç' sesleri ise redif görevinde kullanılmıştır.

Cevap

Dize sonlarında yer alan ve aynı görevde kullanılan eklerin kafiye de��il redif oluşturması, köklerdeki tek ses benzerliğinin ise yarım kafiye olması nedeniyle 'tam kafiye ve rediflerin yer değiştirildiği' değerlendirme yanlıştır.
Dize sonlarında yer alan ve aynı görevde kullanılan eklerin kafiye değil redif oluşturması, köklerdeki tek ses benzerliğinin ise yarım kafiye olması nedeniyle 'tam kafiye ve rediflerin yer değiştirildiği' değerlendirme yanlıştır. Türk halk edebiyatında ek durumundaki benzerlikler redif, köklerdeki benzerlikler ise kafiye olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerin hece sayılarını ve nazım birimini inceleme.
Şiirin dörtlük nazım birimiyle yazıldığı ve her dizenin 1111 heceden oluştuğu (1111'li hece ölçüsü) görülür.
Halk şiirinin biçimsel özelliklerini belirlemek için hece ölçüsü ve nazım birimi kontrol edilmelidir.
2
Dörtlüğün sonundaki mahlas (tapşırma) varlığını tespit etme.
İlk dizede yer alan 'Karac'oğlan' ifadesi, aşığın şiirde mahlasını kullandığını (tapşırma yaptığını) gösterir.
Aşık edebiyatı geleneklerine göre şairler son dörtlükte tapşırma yaparlar.
3
Dize sonlarındaki ses benzerliklerini kafiye ve redif açısından çözümleme.
'göç-ül-mez', 'iç-il-mez', 'biç-il-mez' kelimelerinde yer alan '-ülmez / -ilmez' ekleri aynı görevdeki edilgenlik ve olumsuz geniş zaman ekleridir, dolayısıyla rediftir. Köklerde kalan 'göç-', 'iç-', 'biç-' kelimelerindeki tek ortak ses 'ç' ünsüzüdür ve yarım kafiyedir.
Kafiye kökte aranırken, dize sonundaki aynı işlevli ekler ve sözcükler redif oluşturur.

Anahtar Kavram

Halk Şiirinde Kafiye, Redif, Ölçü ve Tapşırma Analizi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7703Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen şiir parçalarını, sağ sütundaki ahenk özellikleri (ölçü, kafiye ve redif) açıklamalarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fermân-ı aşka cân iledir inkiyâdımız
Hükm-i kazâya rızâdır i'tiyâdımız
Karac'oğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç beş güzel sevmek ile geçilmez
Her nefeste eyledik yüz bin günah
Bir günaha etmedik hiçbir gün ah
Yollarda kalan gözlere yaşlar doluyorken
Ufkunda senin leyle-i yâdım soluyorken

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci parça zengin kafiye ve redif içeren aruzlu beyitle; ikinci parça yarım kafiye ve redif içeren 11'li hece ölçülü dörtlükle; üçünc�� parça cinaslı kafiyeyle; dördüncü parça ise tam kafiye ve redif içeren dizelerle eşleşmektedir.
Verilen şiir parçalarının ahenk özellikleri analiz edildiğinde; birinci beyitteki 'inkiyâdımız / i'tiyâdımız' kelimelerinde zengin kafiye ve iyelik eki redif bulunması, ikinci parçada 'göçülmez / içilmez / geçilmez' kelimelerinde yarım kafiye ve edilgenlik-olumsuzluk eki redif olması, üçüncü beyitte sesteşlikten ötürü cinaslı kafiye bulunması ve dördüncü parçada 'doluyorken / soluyorken' kelimelerinde tam kafiye ve şimdiki zaman-zarf fiil eki redif bulunması eşleşmeleri tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyitteki ('inkiyâdımız' / 'i'tiyâdımız') kelimeleri ek ve köklerine ayırarak inceleme
Kelimelerin kökleri 'inkiyâd' ve 'i'tiyâd'dır. Geriye kalan '-ımız' ekleri birinci çoğul şah��s iyelik eki olup aynı görevde kullanıldığı için rediftir. Köklerdeki 'yâd' ses grubunda yer alan şapkalı 'â' harfi iki ses değerinde kabul edildiğinden toplamda üç/dört ses benzerliğiyle zengin kafiye oluşur.
Kelime sonlarındaki ses benzerliklerinin türünü (kafiye mi redif mi) doğru tespit etmek.
2
İkinci şiir parçası dize sonlarındaki ('göçülmez', 'içilmez', 'geçilmez') kelimelerini inceleme ve hece sayımı yapma
Üç dizenin de hece sayısı 11'dir. Kelimelerin kökleri 'göç-', 'iç-' ve 'geç-' fiilleridir. Bu köklere gelen '-ül / -il' edilgenlik ekleri ve '-mez' olumsuzluk ekleri görevdeş olduğundan '-ülmez / -ilmez' kısmı rediftir. Köklerdeki tek ortak ses olan 'ç' ise yarım kafiyeyi oluşturur.
Halk şiirinde hece ölçüsü ve ses benzerliği ilişkisini çözümlemek.
3
Üçüncü beyitteki ('günah' / 'gün ah') ses benzerliğini kelime anlamlarıyla birlikte analiz etme
Dize sonlarındaki 'günah' (şeriat kurallarına aykırı davranış) ve 'gün ah' (gün kelimesi ile pişmanlık/üzüntü belirten ah ünlemi) ifadeleri sesteş olup anlamları tamamen farklıdır. Dolayısıyla burada cinaslı kafiye yapılmıştır.
Sesteş sözcüklerin dize sonundaki işlevlerini ayırt etmek.
4
Dördüncü şiir parçasındaki ('doluyorken' / 'soluyorken') sözcüklerini ahenk yönünden inceleme
Kelimelerin kökleri 'dol-' ve 'sol-' fiilleridir. Üzerlerine gelen '-uyor' şimdiki zaman eki ve '-ken' zarf-fiil eki aynı işlevdedir, bu yüzden '-uyorken' rediftir. Köklerdeki 'o' ve 'l' sesleri (iki ses benzerliği) tam kafiyeyi oluşturur.
Ek halinde redif ile tam kafiye ilişkisini saptamak.

Anahtar Kavram

Şiirde ahengi sağlayan ölçü, kafiye ve redif unsurlarının analizi
Soru 7704Soru

Ahzâb Suresi 21. ayetinde mealen şöyle buyrulmaktadır: *'Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için güzel bir örnek (üsve-i hasene) vardır.'*

Bu ayetin indiriliş ortamı olan Hendek Savaşı'nın getirdiği ağır psikolojik ve fiziksel zorluklar (kuşatma, açlık, korku) göz önünde bulundurulduğunda, ayette vurgulanan 'üsve-i hasene' kavramı ve sünnete bağlılık ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üsve-i hasene, Hz. Peygamber’in zor şartlar altında sergilediği ahlaki erdemleri, tevekkülü ve dirayeti içselleştirerek benzer durumlarda bunları davranış modeli olarak benimsemektir.

Cevap

Üsve-i hasene, Hz. Peygamber’in zor şartlar altında sergilediği ahlaki erdemleri, tevekkülü ve dirayeti içselleştirerek benzer durumlarda bunları davranış modeli olarak benimsemektir.
Doğru seçenek, 'üsve-i hasene'nin özünü oluşturan ahlaki erdemlerin zor zamanlarda dahi içselleştirilerek davranış modeli haline getirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Hendek Savaşı gibi zor bir imtihan sürecinde Hz. Peygamber'in gösterdiği teslimiyet, şecaat ve azim, onun ahlaki temsilinin en somut örneklerindendir.

Adım Adım Çözüm

1
Ayet metnindeki 'üsve-i hasene' (en güzel örnek) kavramının ve bu ayetin indiği Hendek Savaşı ortamının tarihsel bağlamının analiz edilmesi
Ayette geçen örnekliğin, savaş kuşatması altındaki korku, açlık ve belirsizlik anlarında Peygamber'in gösterdiği sabır, azim ve tevekkül gibi ahlaki tutumları öne çıkardığı anlaşılır.
Sünnetin ve peygamber örnekliğinin salt şekilsel davranışların ötesinde, ahlaki bir zihniyet inşası taşıdığını anlamak için bu tarihsel bağlam kritiktir.
2
Seçeneklerin bu analiz ışığında değerlendirilmesi
Zor durumlarda sergilenen ahlaki değerlerin içselleştirilmesini ifade eden seçeneğin ayetin mesajıyla örtüştüğü belirlenir.
Kavramsal kargaşaya düşmeden, üsve-i hasene kavramının ahlak odaklı tanımına ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Üsve-i Hasene ve Sünnetin Ahlaki Boyutu
Soru 7705Soru

İnançla ilgili felsefi akımlar, Tanrı'nın varlığı ve bu konudaki bilginin imkânı çerçevesinde farklı yaklaşımlar geliştirmişlerdir. Aşağıda verilen inanç meseleleri ile bu meselelerin temel iddialarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ateizm
Deizm
Agnostisizm
Nihilizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Ateizm kavramı Tanrı'nın varlığını kesin olarak reddeden yaklaşımla; Deizm kavramı evreni yaratan ancak müdahale etmeyen Tanrı anlayışıyla; Agnostisizm kavramı Tanrı'nın varlığının bilinemeyeceğini savunan epistemolojik yaklaşımla; Nihilizm kavramı ise her türlü aşkın anlam ve inancı reddeden yaklaşımla eşleşir.
Eşleştirmede Agnostisizm, Tanrı'nın varlığının veya yokluğunun insan aklının ve bilgi kaynaklarının sınırlarını aşması sebebiyle bilinemeyeceğini savunan yaklaşımla; Ateizm, aşkın bir gücü dışlayarak Tanrı'nın varlığını kesin olarak reddeden yaklaşımla; Deizm, Tanrı'nın evreni yarattığını fakat vahiy göndermediğini belirten yaklaşımla; Nihilizm ise nesnel anlam ve aşkın değerlerin olmadığını savunan yaklaşımla eşleşir. Bu dağılım kavramların doğru tanımlarını yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Agnostisizm kavramının bilgi teorisi (epistemolojik) boyutu incelenir.
Bu yaklaşımın, Tanrı'nın varlığı veya yokluğu konusunun insan bilgisinin sınırlarını aşması sebebiyle bilinemez olduğunu savunduğu saptanır.
Sorunun odağı olan agnostisizmin doğru iddiayla ilişkilendirilmesi hedeflenir.
2
Ateizm kavramının Tanrı'nın varlığına yönelik yaklaşımı incelenir.
Tanrı'nın varlığını kesin bir dille reddeden ve doğaüstü gücü dışlayan iddiayla eşleştiği belirlenir.
Ateizmin yokluk iddiasının, agnostisizmin bilinemezlik iddiasından ayırt edilmesi sağlanır.
3
Deizm kavramının yaratıcı ve din ilişkisi analiz edilir.
Yaratıcıyı kabul eden fakat peygamberliği ve vahyi dışlayan iddiayla eşleştiği görülür.
Tanrı'nın varlığını kabul edip kurumsal dini reddeden bu yaklaşımın sınırları netleştirilir.
4
Nihilizm kavramının varlık ve değer boyutu değerlendirilir.
Nesnel anlama ve aşkın inançlara karşı çıkan iddiayla eşleştiği tespit edilir.
Değer ve anlamın yokluğunu savunan yaklaşım doğru biçimde eşleştirilerek soru çözülür.

Anahtar Kavram

Agnostisizm ve Diğer Güncel İnanç Problemleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7706Soru

Tasavvufi yollar, İslam'ın ahlaki boyutunu öne çıkaran ve kendilerine özgü eğitim metotları, zikir şekilleri ile ritüelleri olan ekollerdir. Bu ekoller ve karakteristik özellikleri ile ilgili;

I. Nakşibendiyye ekolünde, dünyadan ve toplumdan tamamen el etek çekmek yerine 'halk içinde Hak ile beraber olmak' anlamına gelen 'halvet der encümen' esası benimsenmiştir.
II. Abdülkadir Geylânî'nin görüşleri etrafında şekillenen Kadiriyye, İslam dünyasının ilk sistemleşen tasavvufi yolu kabul edilir ve toplu zikirlerde sesli (cehrî) yöntemi esas alır.
III. Mevleviyye ekolünde ney ve kudüm eşliğinde icra edilen, evrendeki her şeyin Allah'ı zikrettiğini sembolize eden dönüş hareketlerine dayalı ritüele 'semah' adı verilir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Birinci öncülde belirtilen 'halvet der encümen' Nakşibendiyye ekolünün temel prensibidir ve halk içindeyken bile kalben Allah ile olmayı ifade eder. İkinci öncüldeki Kadiriyye ekolünün kurucusu ve zikir yöntemi bilgisi doğrudur. Üçüncü öncüldeki Mevleviyye ritüelinin ismi ise 'semah' değil 'sema' olmalıdır; semah Alevilik-Bektaşilik geleneğine aittir. Bu nedenle doğru ifadeler I ve II'dir.
Doğru olan seçenekte I ve II numaralı öncüller yer almaktadır. Nakşibendiyye ekolünde yer alan 'halvet der encümen' ilkesi, kişinin halkın içindeyken bile kalbini yaratıcı ile bir tutması anlamına gelir ve bu ekole aittir. Kadiriyye ekolü ise İslam tarihindeki ilk kurumsallaşan tasavvufi oluşumdur ve toplu ayinlerinde cehri (sesli) zikri uygular. Dolayısıyla bu iki bilgi de doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki Nakşibendiyye ekolüne ait 'halvet der encümen' kavramının analizi yapılır.
Bu ilke, bireyin toplumdan soyutlanmadan, günlük işlerini yaparken dahi kalbini Allah ile meşgul tutmasını ifade eder ve Nakşibendiyye'ye aittir. İfade doğrudur.
Ekolün ahlaki ve manevi eğitim yönteminin doğru tanımlanıp tanımlanmadığını belirlemek için.
2
İkinci öncüldeki Kadiriyye ekolüne dair kurucu, sistemleşme sırası ve zikir yöntemi bilgileri kontrol edilir.
Kadiriyye, Abdülkadir Geylânî'ye nispet edilir, ilk sistemli tarikattır ve zikirlerini cehrî (sesli) yaparlar. İfade doğrudur.
Ekolün tarihi ve pratik niteliklerinin doğruluğunu teyit etmek için.
3
Üçüncü öncüldeki Mevleviyye ritüelinin kavramsal adı incelenir.
Mevleviyye ekolündeki bu ritüelin adı 'sema'dır. Öncülde geçen 'semah' ise Alevilik-Bektaşilik ekolünün cem törenlerinde yapılan bir uygulamadır. İfade yanlıştır.
Benzer isimli tasavvufi kavramların (sema/semah) doğru ekollerle eşleştirilip eşleştirilmediğini ayırt etmek için.
4
Elde edilen sonuçlar doğrultusunda doğru olan öncüller bir araya getirilir.
Yalnızca I ve II numaralı öncüller doğrudur. Doğru seçenek belirlenir.
Soru kökündeki yönlendirmeye uygun olarak doğru yargıları birleştirmek için.

Anahtar Kavram

Tasavvufi Yolların Ayırt Edici Kavramları ve Ritüelleri
Soru 7707Soru

Hanefî mezhebi, mükellefin davranışlarını (ef'al-i mükellefin) sınıflandırırken delilin niteliğini esas almış ve farz ile vacip ayrımına gitmiştir. Eğer bir emrin yapılmasına dair delil, sübut ve delalet yönünden kesin ise (ayet veya mütevatir hadis gibi) bu 'farz' olarak adlandırılır. Ancak emir kesin olmakla birlikte zannî bir delile (ahat hadis gibi) dayanıyorsa 'vacip' kabul edilir. Diğer mezhepler ise bu iki kavramı çoğunlukla aynı kategoride değerlendirmiştir. Benzer bir ayrım yasaklar konusunda da yapılmış; kesin delille sabit olan yasaklar 'haram', zannî delille sabit olanlar ise 'tahrîmen mekruh' olarak adlandırılmıştır.

Bu parçaya göre, Hanefî mezhebinin ef'al-i mükellefin sınıflandırmasındaki bu metodolojik yaklaşım�� hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükmün mükellef üzerindeki bağlayıcılık derecesini belirlerken, hükmün kaynağı olan delilin bilgi değerini ve kesinliğini göz önünde bulundurmuştur.

Cevap

Hükmün mükellef üzerindeki bağlayıcılık derecesini belirlerken, hükmün kaynağı olan delilin bilgi değerini ve kesinliğini göz önünde bulundurmuştur.
Hanefî mezhebi fıkhî hüküm çıkarırken delilin kesinliğini (kat'î) ve zannîliğini ölçüt almıştır. Eğer delil kesin ise farz/haram, zannî ise vacip/tahrîmen mekruh olarak derecelendirme yapmıştır. Bu durum, hükmün kaynağı olan delilin bilgi değerinin göz önünde bulundurulduğunu açıkça gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel argümanı analiz etmek.
Hanefî mezhebinin ef'al-i mükellefin sınıflandırmasında delilin kat'î (kesin) ve zannî (kesin olmayan) olmasını temel ölçüt aldığı belirlenir.
Mezhebin fıkhî metodolojisini doğru kavramak için.
2
Farz-vacip ve haram-tahrîmen mekruh ilişkisini değerlendirmek.
Kesin delile dayanan emirlerin farz, zannî delile dayananların vacip; kesin delile dayanan yasakların haram, zannî delile dayananların tahrîmen mekruh sayıldığı görülür.
Hükümlerin derecelendirilme gerekçesini saptamak için.
3
Seçenekleri analiz ederek parçayla uyuşan doğru yargıyı tespit etmek.
Hanefîlerin hüküm koyarken delilin bilgi değerini (kesinlik düzeyini) esas aldığı sonucuna ulaşılır.
Soru kökünün bizden istediği doğru çıkarımı yapmak için.

Anahtar Kavram

Ef'al-i Mükellefin ve Fıkıh Metodolojisinde Delil Sınıflandırması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7708Soru

Klasik mantıkta iki kavram arasındaki kaplam ve içlem ilişkisi, bu kavramların birbirini içine alma veya dışlama durumlarına göre belirlenir. Bir felsefe öğretmeni, tahtaya KK ve LL kavramları arasındaki ilişkiyi göstermek amacıyla şu iki bilgiyi yazmıştır:
- 'Bütün KK'ler LL'dir.' önermesi doğrudur.
- 'Bütün LL'ler KK'dir.' önermesi yanlıştır.

Buna göre, KK ve LL kavramları arasındaki ilişkiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: KK ve LL arasında tam girişimlik ilişkisi vardır ve KK kavramının içlemi LL kavramının içleminden daha zengindir.

Cevap

K ve L arasında tam girişimlik ilişkisi vardır ve K kavramının içlemi L kavramının içleminden daha zengindir.
Verilen öncüllere göre K kavramının tüm elemanları L kümesine dahildir fakat L'nin tüm elemanları K kümesine dahil değildir. Bu durum klasik mantıkta 'tam girişimlik' ilişkisini ifade eder (KLK \subset L). Kaplamı daha dar olan K kavramı, L kavramına göre daha fazla ayırt edici özelliğe (içleme) sahiptir. Bu nedenle K'nin içlemi L'ninkinden daha zengindir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncülleri analiz etme
'Bütün K'ler L'dir' önermesinin doğru, 'Bütün L'ler K'dir' önermesinin ise yanlış olduğu belirlenir. Bu, K sınıfına ait her elemanın L sınıfına da ait olduğunu ancak L sınıfında olup K sınıfına ait olmayan elemanların bulunduğunu gösterir.
Verilen bilgilerin kavram kümesi üzerindeki yansımasını anlamak.
2
Kavramlar arası ilişki türünü saptama
Bir kavramın diğerinin tüm elemanlarını kapsadığı ancak diğerinin onu tamamen kapsamadığı bu durum klasik mantıkta 'tam girişimlik' ilişkisidir (KLK \subset L).
Küme mantığı ile kavramlar arası ilişkiyi eşleştirmek.
3
Kaplam ve içlem analizini gerçekleştirme
Kaplamı daha küçük olan K kavramının içlemi (ortak nitelik sayısı) L kavramından daha fazladır. Dolayısıyla K'nin içleminin L'den daha zengin olduğu sonucuna ulaşılır.
Klasik mantıktaki ters orantı yasasını uygulayarak doğru cevabı bulmak.

Anahtar Kavram

Klasik Mantıkta Kavramlar Arası İlişkiler ve İçlem-Kaplam İlişkisi
Soru 7709Soru

Halk hikâyelerinde kahramanın âşık olma süreci genellikle sıradışı bir olayla başlar. Kahraman rüyasında kutsal bir kişinin (pir, derviş, Hızır vb.) elinden aşk şerbetini içer ve orada kendisine gösterilen sevgilinin resmine bakarak ona gönül verir. Uykudan uyandığında ağzından ve burnundan kan süzülür, geçici bir dilsizlik yaşar. Çevresindekilerin getirdiği sazı eline alarak irticalen (doğaçlama) şiirler söylemeye başlar. Bu olaydan sonra kahraman, sevgilisinin peşinden gurbete çıkar.

Bu parçada söz edilen ve kahramanın âşıklık yeteneği kazanmasıyla sevgilisinin peşine düşmesini sağlayan geleneksel motif aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bade içme

Cevap

Bade içme
Parçada tasvir edilen olaylar zinciri (rüyada pir elinden şerbet içilmesi, uykudan uyanınca ağzından köpük/kan gelmesi ve irticalen saz çalıp şiir söylenmesi), Türk halk edebiyatında âşıkların mahlas almalarını, saz çalmaya başlamalarını ve sevgilinin peşinde yola çıkmalarını sağlayan 'bade içme' (veya düşte bade içme) motifini doğrudan tanımlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen bilgilerin hangi edebi türe ve geleneğe ait olduğunu belirlemek.
Metinde geçen rüyada pir elinden aşk şerbeti içilmesi, doğaçlama şiir söyleme yeteneği kazanılması ve sevgilinin peşinden gurbete gidilmesi unsurları halk hikâyelerine ve âşıklık geleneğine aittir.
Doğru kavrama ulaşabilmek için öncelikle anlatım özelliklerinin ait olduğu edebi geleneğin tespit edilmesi gerekir.
2
Parçada anlatılan ana olayı ve bu olayın edebiyattaki terimsel karşılığını analiz etmek.
Kahramanın uykuda bir içecek (şerbet, şarap, su vb.) içmesi ve bu sayede saz çalıp şiir söyleme (âşık olma) yeteneği elde etmesi 'bade içme' terimiyle karşılanır.
Halk hikâyelerindeki bu geçiş ritüeli edebiyat tarihinde spesifik bir motif olarak isimlendirilmiştir.
3
Çelişen diğer seçenekleri değerlendirmek ve yanlışlama yapmak.
Ad alma, soylama ve yum soylama kavramları Dede Korkut Hikâyelerine özgü unsurlarken; döşeme ise masal ve halk hikâyelerinin başlangıcındaki kalıplaşmış giriş bölümüdür. Bu nedenle parçadaki tasvir doğrudan 'bade içme' motifini gösterir.
Seçenekler arasındaki kavramsal farkların ortaya konulması kesin sonuca ulaşılmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Halk Hikâyelerinde Bade İçme Motifi
Soru 7710Soru

İslam'ın inanç ve ahlak esaslarının açıklandığı aşağıdaki metinde boş bırakılan yerleri uygun dini terimlerle tamamlayınız; bu doğrultuda boşluklara sırasıyla hangi kavramlar yazılmalıdır?

Aşağıdaki boşlukları doldurun

İslam düşüncesinde, kulun her an Yaratıcı'nın gözetimi altında olduğu bilinciyle hareket edip görevlerini en güzel şekilde yapmasını ve O'na sanki görüyormuşçasına ibadet etmesini ifade eden kavram olarak tanımlanır. Kulun bu ahlaki olgunluğa ulaşabilmesi ve hak yola yönelip o doğrultuda yaşamını sürdürmesi ise doğrudan ilahi bir rehberlik olan ve kulun iradesiyle yöneldiği kavramıyla doğrudan ilişkilidir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Metindeki ilk boşluğa 'ihsan', ikinci boşluğa ise 'hidayet' kavramı getirilmelidir.
İlk boşluk kulun her an Allah'ın gözetiminde olduğunu hissederek en güzel şekilde ibadet etmesini ifade ettiği için 'ihsan' kavramıyla doldurulmalıdır. İkinci boşluk ise kulun doğru yola yönelmesi ve ilahi rehberliği kabul etmesini ifade ettiğinden 'hidayet' olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin ilk kısmındaki 'Allah'ı sanki görüyormuşçasına ibadet etmek' ve 'görevleri en güzel şekilde yapmak' ifadelerini analiz etmek.
Bu tanım, İslam literatüründe ihsan kavramına karşılık gelmektedir.
İhsan kavramının asıl manası, kulluğun en üst düzeyde, samimiyetle ve güzellikle yapılmasıdır.
2
Metnin ikinci kısmındaki 'hak yola yönelmek' ve 'ilahi rehberlik' ifadelerini değerlendirmek.
Bu rehberlik ve doğru yolu bulma durumu hidayet kavramıyla ifade edilir.
Hidayet, kulun kendi iradesini kullanarak Allah'ın gösterdiği doğru yola yönelmesidir.

Anahtar Kavram

Hidayet ve İhsan kavramlarının tanımları ve aralarındaki ilişki.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7711Soru

Çözümleyici çizelge (semantik tablo) yöntemiyle bir argümanın geçerliliğini denetlemek isteyen bir öğrenci, öncülleri pqp \rightarrow q ve qr\sim q \lor r, sonucu ise pr\sim p \lor r olan bir argümanı ele almaktadır. Öğrenci, denetleme kurallarını doğru bir şekilde uygulayarak çözümleme adımlarını tamamlar.

Buna göre, denetleme süreci bittiğinde oluşan çözümleyici çizelge ve bu çizelgeden hareketle ulaşılan sonu��la ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çözümleme sonucunda tüm yollar kapandığı (×\times) için başlangıç önermeleri kümesi tutarsızdır ve bu durum argümanın geçerli olduğunu gösterir.

Cevap

Çözümleme sonucunda tüm yollar kapandığı için başlangıç önermeleri kümesi tutarsızdır ve bu durum argümanın geçerli olduğunu gösterir.
Çözümleme sonucunda tüm yolların kapalı olması (tutarsızlık), öncüllerin doğru olup sonucun yanlış olmasının imkansız olduğunu gösterir. Bu durum mantıksal olarak argümanın geçerli olduğu anlamına gelir. Doğru seçenek bu durumu ifade eden yargıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Öncülleri (pqp \rightarrow q ve qr\sim q \lor r) olduğu gibi yazıp, sonucun değilini ((pr)\sim(\sim p \lor r)) başlangıç kümesine ekleriz.
Denetlenecek başlangı�� kümesi elde edilir: {pq,qr,(pr)}\{p \rightarrow q, \sim q \lor r, \sim(\sim p \lor r)\}.
Çözümleyici çizelgede bir argümanın geçerliliğini denetlemek için öncüller ile sonucun değilinin birlikte tutarsız olup olmadığına bakılır.
2
İlk olarak alt alta yazma kuralına tabi olan (pr)\sim(\sim p \lor r) önermesini çözümleriz.
Yola alt alta p\sim\sim p ve r\sim r yazılır. Çifte değilleme kuralıyla p\sim\sim p ifadesinden pp elde edilir.
Çözümleyici çizelgede işlem kolaylığı sağlamak amacıyla öncelikle dallanmayan (alt alta yazılan) önermeler çözümlenir.
3
Ardından tikel evetleme içeren qr\sim q \lor r önermesini çözümleriz.
Çatal açılarak sol dala q\sim q, sağ dala rr yazılır. Sağ dal, yoldaki r\sim r ile çeliştiği için kapanır (×\times).
Tikel evetleme önermesi çözümleyici çizelgede çatal açma (dallanma) kuralına göre çözülür.
4
Açık kalan sol dala (q\sim q) koşul önermesi olan pqp \rightarrow q önermesini çözümleyerek ekleriz.
Sol dalın altına çatal açılarak soluna p\sim p, sağına qq yazılır. Sol alt dal yoldaki pp ile çeliştiği için kapanır (×\times). Sağ alt dal ise yoldaki q\sim q ile çeliştiği için kapanır (×\times).
Koşul önermesi (\rightarrow) çatal açma kuralıyla çözülür. Yoldaki çelişen önermeler saptandığında o yollar kapatılır.
5
Tüm yolların kapalı olma durumunu kontrol ederiz.
Tüm yolların kapandığı saptanır. Bu durum, başlangıç kümesinin tutarsız olduğunu ve dolayısıyla argümanın geçerli olduğunu doğrular.
Çözümleyici çizelgede öncüller ile sonucun değilinden oluşan küme tutarsız (tüm yollar kapalı) çıkarsa argüman geçerlidir.

Anahtar Kavram

Çözümleyici çizelge ile argüman geçerliliği denetleme
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7712Soru

Bir felsefe kulübü toplantısında öğrenciler, hazırlayacakları bildiri için bazı temel kavramların tanımlarını şu şekilde yapmışlardır:

I. Öğretmen: Okullarda ders saatleri içinde öğrencilere müfredat konularını aktaran kamu görevlisidir.
II. Özgürlük: Bireyin eylemlerinde herhangi bir engelleme veya tutsaklık altında olmaması durumudur.
III. Mantık: Doğru akıl yürütme yollarıyla mantıklı düşünmenin kurallarını gösteren disiplindir.

Klasik mantığın tanım kuralları göz ��nünde bulundurulduğunda, bu tanımlarda sırasıyla hangi kuralların ihlal edildiği söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanımın tam (câmi ve mâni) olması - Tanımın olumlu olması - Tanımda kısır döngü (dairesellik) bulunmaması

Cevap

Tan��mın tam (câmi ve mâni) olması - Tanımın olumlu olması - Tanımda kısır döngü (dairesellik) bulunmaması seçeneği doğrudur.
Verilen tanımlardan birincisinde öğretmen tanımının çok dar tutularak bazı fertleri dışarıda bırakması tam olma kuralını; ikincisinde özgürlük kavramının olumsuz yargıyla tanımlanması olumlu olma kuralını; üçüncüsünde mantık kavramının kendisiyle tanımlanması ise kısır döngü yasağını ihlal etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki öğretmen tanımı incelenir.
Tanım, özel okul öğretmenlerini veya ders saatleri dışında eğitim verenleri dışarıda bıraktığı için çok dar kapsamlıdır. Bu durum tanımın tam (câmi ve mâni) olması kuralının ihlalidir.
İlk tanımın mantıksal uygunluğunu ölçmek.
2
İkinci öncüldeki özgürlük tanımı incelenir.
Özgürlük kavramı, 'tutsaklık altında olmaması' şeklinde olumsuzlama içeren ifadelerle tanımlanmıştır. Doğası gereği olumlu olan bir kavram olumsuz terimlerle tanımlanamayacağından tanımın olumlu olması kuralı ihlal edilmiştir.
İkinci tanımın mantıksal yapısını değerlendirmek.
3
Üçüncü öncüldeki mantık tanımı incelenir.
Mantık kavramı, yine aynı kökten türeyen ve onu varsayan 'mantıklı' sözcüğüyle tanımlanmıştır. Bu durum dairesel bir tanıma yol açtığından kısır döngüden kaçınılması kuralının ihlalidir.
Üçüncü tanımın mantıksal tutarlılığını sorgulamak.
4
İhlal edilen kuralların doğru sıralamasını seçeneklerle eşleştirmek.
Sıralama sırasıyla; tam olması, olumlu olması ve kısır döngü içermemesi şeklindedir.
Sıralamayı doğrulayıp sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Tanım Koşulları ve Mantıksal İhlaller
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7713Soru

Seni görmek için ey şûh-ı cihan, uykudan<br>Uyanır her sabah naz ile nergisler

Bu beyitte yer alan edebî sanatın benzeri aşağıdaki dizelerin hangisinde vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ateşten kızaran bir gül arar da
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi

Cevap

Ateşten kızaran bir gül arar da / Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi
Soru kökündeki beyitte nergis çiçeklerinin her sabah uykudan uyanıp açması (doğal bir olay), sevgilinin güzel yüzünü görme isteğine (şairane ve güzel bir nedene) bağlanarak 'hüsn-i talil' sanatı yapılmıştır. Çoban çeşmesi dizelerinde de çeşmenin bağdan bağa akıp gezmesi (doğal durum), ateşten kızaran bir gül araması gibi şairane bir amaca bağlanarak yine 'hüsn-i talil' sanatı gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla doğru yanıt çoban çeşmesini içeren seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüldeki beyitte yer alan edebî sanatı belirleyin.
Beyitte nergislerin her sabah açması (doğal olay), sevgilinin şûh yüzünü görme isteğine (şairane ve güzel bir nedene) bağlandığı için hüsn-i talil sanatı tespit edilmiştir.
Soruda verilen dizelerdeki edebî sanatın doğru belirlenmesi, seçenekler arasından benzerini bulabilmek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki dizeleri inceleyerek hüsn-i talil sanatı içeren seçeneği bulun.
'Ateşten kızaran bir gül arar da / Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi' dizelerinde çeşmenin akması (doğal durum), kırmızı bir gül araması gibi şairane bir nedene bağlandığı için hüsn-i talil sanatı bulunmuştur.
Öncüldeki sanatla aynı olan şıkkı belirlemek için seçeneklerdeki tüm edebî sanatlar çözümlenmelidir.

Anahtar Kavram

Hüsn-i talil sanatının tanımı ve dizelerde tespiti
Soru 7714Soru

Kar buz kamug erüşdi
Taglar suvı akışdı
Kökşin bulıt örüşdi
Kayguk bolup örişür

İslamiyet öncesi Türk edebiyatı sözlü dönemine ait bu dörtlükle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kopuz eşliğinde ve yuğ adı verilen törenlerde okunan bu şiir türünün Halk edebiyatındaki karşılığı ağıt, Divan edebiyatındaki karşılığı ise mersiyedir.

Cevap

Kopuz eşliğinde ve yuğ adı verilen törenlerde okunan bu şiir türünün Halk edebiyatındaki karşılığı ağıt, Divan edebiyatındaki karşılığı ise mersiyedir.
Verilen dörtlük doğanın canlanmasını, karların erimesini konu edinen bir koşuk örneğidir. Koşuklar yuğ törenlerinde değil, sığır ve şölen adı verilen törenlerde kopuz eşliğinde söylenir. Halk edebiyatındaki biçimsel karşılığı koşma, Divan edebiyatındaki benzeri ise gazeldir. Dolayısıyla, bu şiirin yuğ törenlerinde okunduğunu, Halk edebiyatındaki karşılığının ağıt ve Divan edebiyatındaki karşılığının mersiye olduğunu belirten seçenek yanlış bilgi içermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dörtlüğün içeriğini ve temasını incelemek.
Dörtlükte karların erimesi, dağ sularının akması ve bulutların yükselmesi gibi doğa olayları ve baharın gelişi anlatılmaktadır.
Şiirin türünü doğru tespit edebilmek için öncelikle temasının belirlenmesi gerekir.
2
Edebi türü ve bu türün özelliklerini belirlemek.
Bahar ve doğa temalı bu şiir İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki 'koşuk' türüne aittir. Koşuklar sığır ve şölen adı verilen törenlerde söylenir.
Şiirin ait olduğu tören tipini ve türü belirleyerek seçeneklerdeki tören ve tür eşleştirmelerini kontrol etmek gerekir.
3
Türün sonraki dönemlerdeki edebi karşılıklarını sorgulamak.
Koşuk türünün Halk edebiyatındaki karşılığı 'koşma', Divan edebiyatındaki karşılığı ise 'gazel'dir. Seçenekte belirtilen ağıt ve mersiye ise sagu türünün karşılıklarıdır.
Edebi dönem karşılıkları arasındaki kavramsal farkları karşılaştırarak yanlış bilgiyi saptamak gerekir.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Sözlü Dönem Ürünlerinden Koşuk Türü ve Özellikleri
Soru 7715Soru

Aşağıda sol sütunda verilen sembolik önermeleri, sağ sütunda ��özümleyici çizelge (ağaç) yöntemiyle çözümlendiklerinde uygulanacak ilk işlem kuralı ve bu işlemlerin sonuçlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

(pq)\sim(p \rightarrow q)
(pq)\sim(p \land q)
pqp \lor q
pqp \land q

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Değillenmiş koşul önermesi [(pq)\sim(p \rightarrow q)] ile alt alta pp ve q\sim q yazılması; değillenmiş tümel evetleme önermesi [(pq)\sim(p \land q)] ile çatal açılarak sol kola p\sim p, sağ kola q\sim q yazılması; tikel evetleme önermesi [pqp \lor q] ile çatal açılarak sol kola pp, sağ kola qq yaz��lması; tümel evetleme önermesi [pqp \land q] ile alt alta pp ve qq yazılması eşleşir.
Eşleştirmede çözümleyici çizelge kurallarına göre tümel evetleyici karakterdeki önermelere (tümel evetleme ve değillenmiş koşul) alt alta yazma, tikel evetleyici karakterdeki önermelere (tikel evetleme ve değillenmiş tümel evetleme) ise çatal açma kuralları uygulanarak doğru açılımlar elde edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
(pq)\sim(p \rightarrow q) önermesinin çözümleyici çizelge kuralını belirlemek.
Bu önerme değillenmiş koşul önermesidir. Çözümleme kuralına göre alt alta yazma uygulanır. Üst satıra pp, alt satıra q\sim q yazılır. Bu durum ilk seçenekle eşleşir.
Bir koşul önermesinin değili, ancak ön bileşeni doğru ve art bileşeni yanlış olduğunda doğru olur.
2
(pq)\sim(p \land q) önermesinin çözümleyici çizelge kuralını belirlemek.
Bu önerme değillenmiş tümel evetleme önermesidir. Çözümleme kuralına göre çatal açma uygulanır. Sol kola p\sim p, sağ kola q\sim q yazılır. Bu durum ikinci seçenekle eşleşir.
Bir tümel evetleme önermesinin değili, bileşenlerinden en az birinin yanlış olduğunu ifade eder.
3
pqp \lor q önermesinin çözümleyici çizelge kuralını belirlemek.
Bu önerme tikel evetleme önermesidir. Çözümleme kuralına göre çatal açma uygulanır. Sol kola pp, sağ kola qq yazılır. Bu durum üçüncü seçenekle eşleşir.
Tikel evetleme önermesinin doğru olması için bileşenlerinden en az birinin doğru olması yeterlidir.
4
pqp \land q önermesinin çözümleyici çizelge kuralını belirlemek.
Bu önerme tümel evetleme önermesidir. Çözümleme kuralına göre alt alta yazma uygulanır. Üst satıra pp, alt satıra qq yazılır. Bu durum dördüncü seçenekle eşleşir.
Tümel evetleme önermesinin doğru olması için her iki bileşeninin de doğru olması gerekir.

Anahtar Kavram

Çözümleyici çizelgede temel eklemlerin çözümleme kuralları ve çatal açma ile alt alta yazma ayrımı
Soru 7716Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen eğitim sosyolojisine ait kavramları, sağ sütunda yer alan günlük hayattan örneklendirilmiş açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Eğitimin Açık (İstendik) İşlevi
Eğitimin Gizli (Yan) İşlevi
Meritokratik Eğitim Anlayışı
Eğitim ve Dikey Hareketlilik İlişkisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eğitimin Açık (İstendik) İşlevi ile okulların akademik bilgi ve meslek kazandırması; Eğitimin Gizli (Yan) İşlevi ile resmi müfredat dışı zaman yönetimi ve kurallara uyum kazanılması; Meritokratik Eğitim Anlayışı ile statülerin kişisel yetenek, çaba ve başarıyla belirlenmesi; Eğitim ve Dikey Hareketlilik İlişkisi ile dar gelirli bir aileden gelen bireyin eğitimle yönetici statüsüne yükselmesi eşleşmektedir.
Eşleştirmede her kavram kendi sosyolojik tanımıyla eşleşmektedir: Eğitimin planlı ve hedeflenen amaçları (okuma yazma, akademik bilgi) açık işlevle; planlanmamış ama doğal süreçte kazanılan davranışlar (zaman yönetimi, kurallara uyum) gizli işlevle; liyakat esası (çaba ve yeteneğe göre statü kazanma) meritokrasiyle; eğitim sayesinde statü basamaklarında yukarı tırmanma (yöneticiliğe yükselme) ise dikey hareketlilik kavramıyla açıklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Eğitimin planlı ve ilan edilen işlevini belirleme
Eğitimin okuma yazma, akademik disiplin ve meslek kazandırma gibi hedefleri eğitimin açık işlevidir. Bu durum üçüncü açıklama ile eşleşir.
Açık işlevler, kurumların kuruluş amacına uygun olan ve bilinen/istenen sonuçları ifade eder.
2
Eğitimin dolaylı ve yazılı olmayan işlevini belirleme
Zaman yönetimi, otoriteye uyum ve akran ilişkileri gibi ders dışı kazanımlar gizli işlevdir. Bu durum ikinci açıklama ile eşleşir.
Gizli işlevler resmi müfredatta doğrudan yer almayan, toplumsallaşma sürecinde kazanılan yan çıktılardır.
3
Liyakate dayalı statü dağılımı kavramını eşleştirme
Çaba, yetenek ve başarıya dayalı statü dağılımı meritokrasidir. Bu durum dördüncü açıklama ile eşleşir.
Meritokrasi, ayrıcalıklar yerine bireysel başarı ve liyakati temel alan sistemdir.
4
Sınıfsal/statüsel konum değişimini eşleştirme
Alt statüden üst statüye geçiş (dar gelirli aileden yöneticiliğe) dikey toplumsal hareketliliktir. Bu durum birinci açıklama ile eşleşir.
Bireyin tabakalar arasındaki yukarı veya aşağı yönlü hareketi dikey hareketlilik olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

Eğitimin toplumsal yapı üzerindeki işlevleri, meritokratik dağılım ve toplumsal hareketliliğe olan etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7717Soru

İslam dini, inanılması zorunlu olan esasları belirli bir sistem dahilinde sunmuş ve bu esasların her birine kendine özgü nitelikler yüklemiştir. Aşağıda sol sütunda verilen İslam inanç esaslarına dair kavramları, sağ sütunda yer alan ve bu kavramların sınırlarını ya da işlevlerini gösteren akademik açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tevkifîlik
Tecezzi Kabul Etmeme
Fıtrata Uygunluk

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tevkifîlik kavramı inanç esaslarının yalnızca vahiy yoluyla belirlenmesiyle; Tecezzi Kabul Etmeme kavramı inanç esaslarının bölünmez bir bütün olmasıyla; Fıtrata Uygunluk kavramı ise insanın doğuştan gelen inanma eğilimiyle uyum içinde olmasıyla eşleşir.
Tevkifîlik kavramı inanç esaslarının sadece vahiy yoluyla belirlenmesiyle; Tecezzi Kabul Etmeme kavramı inanç esaslarının bölünmez bir bütün olmasıyla; Fıtrata Uygunluk kavramı ise insanın doğuştan gelen inanma eğilimiyle uyum içinde olmasıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Tevkifîlik teriminin kökenini ve dinî terim anlamını analiz etmek.
Tevkifîlik terimi, dinî hükümlerin sınırlarının şâri (Allah) tarafından belirlendiğini ve aklın buraya müdahale edemeyeceğini gösterir. Bu durum, inanç esaslarının sadece vahiy yoluyla belirlendiğini belirten açıklamayla eşleşir.
Kavramın tanımı doğrudan kaynağın beşer dışı olmasına dayanır.
2
Tecezzi teriminin anlamını ve inanç ilkelerindeki yerini incelemek.
Kelam ilminde tecezzi bölünme, parçalanma demektir. İnanç esaslarının tecezzi kabul etmemesi, bir bütün olarak kabul edilmeleri gerektiği ve bölünemeyeceği anlamına gelir. Bu da inanç sisteminin bir bütün olduğunu belirten açıklamayla eşleşir.
İslam'da imanın geçerliliği için tüm esaslara şeksiz şüphesiz inanılması şarttır.
3
Fıtrat kavramının yaratılışla olan ilişkisini kurmak.
Fıtrat, insanın doğuştan getirdiği temiz ve doğruyu bulmaya meyilli yapısıdır. İslam inanç esaslarının fıtrata uygun olması, insanın bu yapısıyla tam bir uyum göstermesini ifade eder.
İnsanın yaratılış özellikleriyle inanç esaslarının uyumlu olması fıtrat kavramının temelidir.

Anahtar Kavram

İslam İnanç Esaslarının Özellikleri (Tevkifîlik, Tecezzi Kabul Etmeme, Fıtrata Uygunluk)
Soru 7718Soru

Aşağıdaki tasavvufi ekolleri, manevi eğitimlerinde öne çıkan temel ilke, kavram veya ritüelleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mevleviyye
Nakşibendiyye
Yeseviyye
Kadiriyye

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mevleviyye ekolü sema töreni ve tennure ile; Nakşibendiyye ekolü halvet der encümen ilkesi ve hafi zikir ile; Yeseviyye ekolü hikmet şiirleri ve sadelik ile; Kadiriyye ekolü ise ilk sistemli tasavvufi ekol olması, cehri zikri ve yedi yapraklı gül sembolü ile eşleşir.
Mevleviyye, sema töreni, tennure ve sikke ile; Nakşibendiyye, 'halvet der encümen' ilkesi ve hafi (gizli) zikir ile; Yeseviyye, 'hikmet' şiirleri ve Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan ahlak öğretisi ile; Kadiriyye ise ilk sistemli ekol olması, cehri zikir ve gül sembolü ile doğru biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki Mevleviyye ekolünü inceleyerek sağ sütunda onunla ilgili özellikleri aramak.
Mevleviyye ekol��, Mevlana'nın görüşlerine dayanır ve ney, kudüm eşliğinde yapılan sema töreniyle bilinir. Bu özellikler ikinci açıklama ile eşleşir.
Mevleviyye ekolünün en ayırt edici pratik özelliği sema törenidir.
2
Sol sütundaki Nakşibendiyye ekolünü inceleyerek sağ sütunda onunla ilgili özellikleri aramak.
Nakşibendiyye, hafi (sessiz) zikri ve halk içinde Hak ile beraber olmayı ifade eden 'halvet der encümen' ilkesini savunur. Bu özellikler dördüncü açıklama ile eşleşir.
Bahaeddin Nakşibend'in sistemleştirdiği bu ekolde sessiz zikir ve kalbi denetleme öne çıkar.
3
Sol sütundaki Yeseviyye ekolünü inceleyerek sağ sütunda onunla ilgili özellikleri aramak.
Yeseviyye ekolü, Hoca Ahmet Yesevi'nin hikmet adı verilen şiirleriyle ve ahlak merkezli sade yaşamıyla tanınır. Bu özellikler birinci açıklama ile eşleşir.
Yeseviyye ekolünün temel öğretileri Divan-ı Hikmet'e dayanır.
4
Sol sütundaki Kadiriyye ekolünü inceleyerek sağ sütunda onunla ilgili özellikleri aramak.
Kadiriyye, İslam tarihinin kurumsallaşan ilk tasavvufi ekolü olup cehri (sesli) zikir ve yedi yapraklı gül sembolüne sahiptir. Bu özellikler üçüncü açıklama ile eşleşir.
Abdülkadir Geylani'ye dayanan Kadiriyye ekolünün kurumsal tarihi ve sembolleri ayırt edicidir.

Anahtar Kavram

İslam Düşüncesinde Tasavvufi Yollar ve Ekollerin Temel Özellikleri, Kurucuları ve Ritüelleri
Soru 7719Soru

Aşağıda verilen durum ve davranış örneklerini, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) örnekliği ve sünnetine bağlılık bağlamında ilgili oldukları kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir Müslümanın, Hz. Peygamber’in sadece dış görünüşünü veya şekilsel davranışlarını taklit etmekle yetinmeyip; onun ahlaki özünü, niyetini ve ibadet bilincini içselleştirerek hayatına yansıtması.
Toplumda yardımlaşma ve dayanışma duygusunun zayıfladığı, bireyselliğin arttığı bir dönemde, Hz. Peygamber’in 'komşusu açken tok yatan bizden değildir' düsturunu yeniden toplumsal ilişkilerin merkezine taşımaya çalışmak.
Bir yöneticinin, Hz. Peygamber’in adaleti, istişareyi ve emaneti ehline vermeyi esas alan yönetim anlayışını kendi idari kararlarında mutlak bir rehber ve model olarak kabul etmesi.
Kur’an’da yer alan 'Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasakladıysa ondan kaçının' (Haşr, 7) ayeti doğrultusunda, Hz. Peygamber’in helal ve haram sınırlarına kesin olarak bağlı kalıp bunları uygulaması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci durum İttiba, ikinci durum Sünnetin İhyası, üçüncü durum Üsve-i Hasene ve dördüncü durum İtaat kavramıyla eşleşmektedir.
Eşleştirmede her bir durum, sünnete bağlılığın farklı boyutlarını (ittiba, sünnetin ihyası, üsve-i hasene ve itaat) kavramsal tanımlarına ve MEB müfredatındaki anlam sınırlarına tam olarak uygun şekilde yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci durumun analizi yapılır.
Durumda şekilsel taklidin ötesine geçerek ahlaki özü içselleştirme vurgulanmıştır. Bu durum, Hz. Peygamber’in izinden bilinçli ve sevgiyle gitmeyi ifade eden 'İttiba' kavramıyla eşleşir.
İttiba, sadece dışsal eylemleri değil, Peygamber'in ahlaki ve zihni arka planını kavramayı gerektirir.
2
İkinci durumun analizi yapılır.
Durumda zayıflayan toplumsal bir değeri (komşu hakkı) sünnet bilinciyle yeniden canlandırma gayreti anlatılmaktadır. Bu da unutulmuş sünnetlerin canlandırılması olan 'Sünnetin İhyası' kavramıyla eşleşir.
Toplumda ihmal edilen Peygamberi bir uygulamayı tekrar işlevsel hale getirmek sünnetin ihyasıdır.
3
Üçüncü durumun analizi yapılır.
Durumda Hz. Peygamber'in yönetim ilkelerinin bir yönetici tarafından model ve rehber edinilmesi söz konusudur. Bu, Peygamber’in inananlar için ideal bir ahlaki örnek olması anlamındaki 'Üsve-i Hasene' kavramıyla eşleşir.
Üsve-i Hasene, Peygamber’in hayat tarzının ve ahlakının Müslümanlar için en güzel örnek kılınmasıdır.
4
Dördüncü durumun analizi yapılır.
Durumda ayet referansıyla helal-haram sınırlarına kesin bağlılık ve buyruklara boyun eğme vurgulanmaktadır. Bu doğrudan 'İtaat' kavramıyla eşleşir.
İtaat, otoritenin emir ve yasaklarına rıza gösterip boyun eğmektir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in örnekliği (üsve-i hasene) ve sünnetine bağlılık biçimleri (ittiba, itaat, sünnetin ihyası)
Soru 7720Soru

Tam girişimlik ilişkisiyle birbirine bağlı iki kavramdan kaplamı daha geniş olan kavram, aynı zamanda diğer kavramı da kapsadığı için içlemi daha zengin olan kavramdır.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen ifade yanlıştır.
Verilen ifade yanlıştır çünkü klasik mantıkta içlem ile kaplam ters orantılıdır; kapsayan (kaplamı geniş olan) kavramın içlemi daha dardır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramlar arası ilişkilerden tam girişimlik ilişkisini tanımlama ve kavramların konumunu belirleme.
Tam girişimlik ilişkisinde bir kavram diğerinin tüm elemanlarını kapsar (örneğin, 'hayvan' ve 'kedi' kavramlarında 'hayvan' kavramı tüm kedileri kapsamaktadır).
İlişkinin yapısını çözümlemek amacıyla yapılmıştır.
2
İçlem ve kaplam kavramları arasındaki mantıksal ilişkiyi hatırlama.
Klasik mantık kurallarına göre içlem (bir kavramın işaret ettiği nesnelerin ortak özellikleri) ile kaplam (bir kavramın içine aldığı elemanlar) arasında ters orantı bulunur.
Hangi kavramın içleminin daha fazla olduğunu tespit etmek amacıyla yapılmıştır.
3
Tam girişimlikteki kavramları içlem-kaplam kuralına göre değerlendirme.
Kaplamı geniş olan üst kavram (hayvan) daha az ortak özelliğe (içleme) sahipken, kaplamı dar olan alt kavram (kedi) daha fazla özelliğe (içleme) sahiptir. Dolayısıyla kaplamı geniş olanın içlemi daha azdır. Bu durum önermedeki iddiayla çelişir.
Verilen ifadenin doğruluk değerini belirlemek amacıyla yapılmıştır.

Anahtar Kavram

Tam girişimlik ilişkisinde kavramların içlem ve kaplam özellikleri arasındaki ters orantı
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 386 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin