Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7801Soru

Hz. Muhammed'in peygamberlik vazifeleri, İslam dininin teorik ve pratik boyutlarının anlaşılmasında kurucu bir role sahiptir. İslam âlimleri bu vazifeleri işlevlerine göre çeşitli kavramlarla sınıflandırmışlardır.

Buna göre, sol sütunda verilen Hz. Muhammed'in peygamberlik görevlerini sağ sütunda yer alan doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Teşri
Temsil
Tebyin
Tebliğ

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Teşri görevi yeni hüküm koyma tanımıyla; Temsil görevi en güzel örnek olma tanımıyla; Tebyin görevi kapalı hükümleri açıklama tanımıyla; Tebliğ görevi ise ilahî mesajları ulaştırma tanımıyla eşleşmektedir.
Peygamberlik görevlerinin her biri farklı bir işleve sahiptir. Teşri yeni hüküm koymayı, Temsil dinî hayatı yaşayarak örnek olmayı, Tebyin vahiyleri açıklamayı, Tebliğ ise ilahî mesajı ulaştırmayı ifade eder. Eşleştirme bu temel işlevsel ayrımlara göre yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hz. Muhammed'in yasama ve hüküm koyma görevi olan Teşri kavramının tanımını belirlemek.
Teşri görevi, Kur'an'da doğrudan bulunmayan konularda hüküm koymayı ifade eder; bu nedenle 'Kur'an'da doğrudan yer almayan dinî hükümleri ve uygulamaları belirleyerek kural koyması' tanımıyla eşleşir.
Teşri kelimesinin kökeni şeriat ve yasama ile ilgilidir ve peygamberin dinî kural koyma yetkisini temsil eder.
2
Hz. Muhammed'in dinî ilkeleri bizzat yaşayarak örnek olması görevi olan Temsil kavramının tanımını belirlemek.
Temsil görevi, peygamberin Kur'an ahlakını bizzat yaşayarak model olmasını ifade eder; bu nedenle 'Kur'an'ın öngördüğü inanç ve ibadet ilkelerini bizzat yaşayarak ahlakıyla insanlığa en güzel örnek olması' tanımıyla eşleşir.
Temsil, yaşantısal olarak örnekliği ve dinin pratik boyutunu en güzel şekilde göstermeyi (üsve-i hasene) kapsar.
3
Hz. Muhammed'in vahiyleri açıklama görevi olan Tebyin kavramının tanımını belirlemek.
Tebyin görevi, Kur'an'ın kapalı hükümleri olan mücmel ayetleri açıklamayı ifade eder; bu nedenle 'Kur'an'ın kapalı, genel veya anlaşılması zor olan ibadet ve muamele hükümlerini açıklığa kavuşturması' tanımıyla eşleşir.
Beyan kökünden gelen tebyin, açıklığa kavuşturmak ve izah etmek anlamına gelir.
4
Hz. Muhammed'in vahiyleri insanlara ulaştırma görevi olan Tebliğ kavramının tanımını belirlemek.
Tebliğ görevi, Allah'tan gelen vahiyleri eksiksiz olarak insanlara ulaştırmayı ifade eder; bu nedenle 'Allah'tan gelen ilahî mesajları, insanî bir yorum katmaksızın aynen muhataplarına bildirmesi' tanımıyla eşleşir.
Tebliğ, kelime anlamı olarak ulaştırmak demektir ve vahyin ilk muhataplara duyurulması sürecini yönetir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in peygamberlik görevlerinin (Teşri, Temsil, Tebyin, Tebliğ) tanımları ve aralarındaki farklar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7802Soru

İslam terminolojisinde cihat; kelime kökeni itibarıyla 'güç yetirmek, zahmet çekmek, tüm gayretini ortaya koymak' anlamlarına gelen geniş kapsamlı bir kavramdır. Müslümanın Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla inancı, hayatı ve değerleri uğrunda gösterdiği her türlü yapıcı çabayı ifade eder. Kur'an-ı Kerim'de ve hadislerde bu kavram; nefisle mücadele, ilim tahsili, iyiliği yayma (emir bi'l-ma'ruf) ve kötülükten sakındırma (nehiy ani'l-münker) gibi ahlaki ve entelektüel boyutları kapsar. Öte yandan, düşmana karşı silahla yapılan savaş durumunu ifade etmek üzere Kur'an'da daha çok 'kıtal' veya 'mukatele' kavramları tercih edilmiştir. Cihadın bir cüzü olan kıtal, ancak meşru müdafaa ve zulmü engelleme gibi zorunlu şartlarda başvurulan arızi (geçici) bir yöntemdir.

Bu parçadan hareketle cihat ve kıtal kavramları hakkında;

I. Cihat, hayat boyu devam eden ahlaki ve fikri bir sürekliliği ifade ederken; kıtal, olağanüstü durumlarda başvurulan geçici bir eylemdir.
II. Kıtal kavramı, cihadın kapsamını belirleyen ve onu anlamca sınırlandıran üst bir çatı kavramdır.
III. İslam'da savaş (kıtal), kendi başına bir amaç değil, adaleti sağlamak ve zulmü ortadan kaldırmak için başvurulan bir araçtır.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

I ve III
Parçada cihadın hayat boyu süren ahlaki ve entelektüel bir mücadele olduğu, kıtalin ise yalnızca meşru müdafaa gibi olağanüstü ve zorunlu hallerde başvurulan arızi bir yöntem olduğu belirtilmiştir. Bu durum birinci öncülü doğrular. Ayrıca kıtalin meşru müdafaa ve zulmü engelleme gibi durumlar için bir yöntem olduğu vurgusu, savaşın kendi başına bir amaç olmadığını, adaleti temin etmek için bir araç olarak görüldüğünü ortaya koyar; bu da üçüncü öncülü doğrular. İkinci öncülde ise kıtalin cihadı kapsayan bir çatı kavram olduğu iddia edilmiş fakat parçada tam aksine kıtalin cihadın bir cüzü (parçası) olduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla doğru yanıt 'I ve III' yargılarını içeren seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki 'cihat' ve 'kıtal' kavramlarının tanımlarını ve kapsamlarını analiz etmek.
Cihadın hayatın tüm alanlarını kapsayan sürekli ve ahlaki bir mücadele olduğu; kıtalin ise savaş durumunu ifade eden, cihadın bir parçası (cüzü) ve savunma/zulmü önleme amaçlı geçici (arızi) bir araç olduğu tespit edilir.
Kavramların doğru anlam sınırlarını belirlemek öncülleri değerlendirebilmek için gereklidir.
2
Elde edilen veriler doğrultusunda verilen öncülleri tek tek değerlendirmek.
I. öncülün doğru olduğu (cihadın sürekliliği ve kıtalin geçiciliği), II. öncülün yanlış olduğu (kıtalin çatı kavram değil cüz olduğu), III. öncülün doğru olduğu (kıtalin zulmü önlemek için bir araç olduğu) görülür.
Öncüllerin doğruluğunu test ederek nihai sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Cihat ve kıtal kavramlarının kapsamı ve aralarındaki ilişki
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7803Soru

İnsan, diğer canlılar gibi dış dünyaya doğrudan uyum sağlayacak kalıtsal-biyolojik donanımlardan (post, pençe, fildişi vb.) yoksun olarak doğar. Bir kutup ayısı soğuktan korunmak için kalın bir kürke sahipken, insan barınaklar inşa etmek, giysiler üretmek ve ısınma araçları geliştirmek zorundadır. Kutup dairesinde yaşayan bir eskimonun iglosu ile çölde yaşayan bir bedevinin çadırı, insanın doğa karşısındaki bu biyolojik yetersizliğini aşma çabasının ürünüdür. Bu yapay çevre ve yaşam bilgisi kuşaktan kuşağa aktarılarak birikir ve toplumsal yaşamın temelini oluşturur.

Bu parçada kültürün aşağıdaki işlev veya özelliklerinden hangisi vurgulanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsanın doğaya uyum sağlamasını ve fiziksel çevre üzerinde denetim kurmasını kolaylaştırması

Cevap

İnsanın doğaya uyum sağlamasını ve fiziksel çevre üzerinde denetim kurmasını kolaylaştırması
Doğru cevap, kültürün insanın biyolojik olarak yetersiz yaratılmış doğasına bir katkı sağlayarak çevreye uyumunu kolaylaştırdığını vurgulayan seçenektir. Parçada insanın diğer canlılar gibi post veya pençe gibi doğal koruyucularla doğmadığı, bunun yerine giysi ve barınak gibi kültürel araçlarla yapay bir çevre yaratarak doğayla mücadele ettiği ve hayatta kaldığı belirtilmiştir. Bu durum kültürün doğrudan fiziksel çevreye uyum sağlama işlevine dayanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki ana fikri ve anahtar kavramları analiz etme.
Paragrafta insanın biyolojik donanımsızlığı, buna karşın barınak, giysi gibi araçlar üretmesi ve bu araçlar sayesinde farklı coğrafyalarda (kutup, çöl) hayatta kalabilmesi vurgulanmaktadır.
Sorunun neyi ölçtüğünü anlamak için metindeki temel argümanı belirlemek gerekir.
2
Kültürün işlevleri ile metindeki örneklerin ilişkisini kurma.
İglo ve çadır gibi maddi kültür unsurları, insanın doğaya (fiziksel çevreye) uyum sağlama gereksiniminden doğmuştur.
Kültürün tanımı ve işlevlerinden hangisinin bu duruma karşılık geldiğini tespit etmek gerekir.
3
Seçenekleri değerlendirme ve çeldiricileri eleme.
İnsanın doğaya uyumunu ve çevre üzerinde denetim kurmasını kolaylaştırma seçeneği doğru olarak belirlenirken; kültürleme, kültürleşme, statü-rol veya dikey hareketlilik ile ilgili çeldiriciler elenir.
Sorunun doğru cevabına ulaşmak ve kavram kargaşalarını önlemek amacıyla her seçeneğin metinle uygunluğunu denetlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Kültürün İşlevleri ve Çevreye Uyum
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7804Soru

İslam ahlakının kaynakları ve bu kaynakların değer oluşumundaki işlevlerine dair;

I. Vahiy, ahlaki ilkelerin nihai meşruiyet ve evrensellik zeminini oluştururken selim akıl bu ilkelerin kavranmasını ve hayata geçirilmesini sağlar.
II. Örf ve adetler, vahyin temel ilkeleriyle çelişmediği sürece toplumsal ahlak kurallarının belirlenmesinde yardımcı bir kaynak olarak kabul edilir.
III. İslam ahlakının kurucu kaynakları olan Kur'an ve Sünnet, ahlaki normları bütünüyle rasyonel temellere indirgeyerek aklın bağımsız otoritesini esas alır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

İslam ahlakında vahiy ahlakın kurucu temeli iken selim akıl bu ilkeleri anlama ve hayata geçirme aracıdır; örf ise dinin kurallar��yla çelişmediği sürece yardımcı bir değer kaynağıdır. Dolayısıyla doğru yargılar I ve II nolu ifadelerdir.
Vahiy ahlakın nihai kaynağı iken, selim akıl bu ilkelerin kavranıp hayata aktarılmasını sağlar. Örf de dinin özüyle çelişmediği sürece toplumsal ahlakın belirlenmesinde yardımcı bir kaynaktır. Dolayısıyla birinci ve ikinci öncüller doğrudur. Ancak üçüncü öncül İslam ahlakının aklı bağımsız bir din dışı otorite olarak görmediği ve her şeyi rasyonel zemine indirgemediği gerçeğiyle çelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülün değerlendirilmesi
Doğru
İslam ahlakının asli kaynakları olan Kur'an ve Sünnet (vahiy) ahlaki değerlerin nihai kaynağıdır. Selim akıl ise bu kuralları anlama, yorumlama ve eyleme dökmede asli bir role sahiptir.
2
İkinci öncülün değerlendirilmesi
Doğru
Örf ve adetler İslam ahlakında ikincil/yardımcı kaynaklar arasındadır. Ancak bir örfün ahlaki bir değer olarak kabul edilebilmesi için vahyin açık hükümleriyle çelişmemesi gerekir.
3
Üçüncü öncülün değerlendirilmesi
Yanlış
İslam ahlakı rasyonalist felsefelerden farklı olarak vahyi temele koyar. Akıl kendi başına tamamen bağımsız bir otorite değildir ve tüm ahlak sistemi salt rasyonel temellere indirgenemez.

Anahtar Kavram

İslam ahlakının asli kaynakları (Kur'an, Sünnet) ve ikincil kaynaklarının (akıl, örf) ahlaki değerlerin oluşumundaki bütüncül ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7805Soru

Bir mantık kitapçığında yer alan alıştırmaları çözen bir öğrenci, aşağıdaki tanımları incelemektedir:

I. Kuş, uçabilen bir hayvandır.
II. Güzel, çirkin olmayan şeydir.
III. Akıl, akıllıca düşünmeyi sağlayan yetidir.

Buna göre, verilen tanımlarda sırasıyla klasik mantığın hangi tanım koşulları ihlal edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Tanımın tam (câmi ve mânî) olması, II. Tanımın olumlu olması, III. Tanımda dairesellik (kısır döngü) bulunmaması

Cevap

Verilen tanımlarda sırasıyla tanımın tam (câmi ve mânî) olması, tanımın olumlu olması ve tanımda dairesellik (kısır döngü) bulunmaması kuralları ihlal edilmiştir.
Verilen tanımlardan birincisinde uçamayan kuşların dışarıda kalması ve kuş olmayan uçanların içeri alınması nedeniyle tanımın tam (câmi ve mânî) olması kuralı; ikincisinde güzelin ne olduğunun değil ne olmadığının söylenmesi nedeniyle tanımın olumlu olması kuralı; üçüncüsünde ise aklın yine akıllıca kavramıyla tanımlanması nedeniyle kısır döngü (dairesellik) yasağı ihlal edilmiştir. Bu sıralamayı içeren seçenek doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki 'Kuş, uçabilen bir hayvandır.' tanımını analiz edin.
Bu tanım hem kuş olmayan uçan canlıları (örneğin yarasa) kapsamakta hem de uçamayan bazı kuş türlerini (örneğin devekuşu) dışarıda bırakmaktadır. Dolayısıyla 'tanımın tam (câmi ve mânî) olması' kuralı ihlal edilmiştir.
Tanım, tanımlanan kavramın tüm bireylerini içine almalı ve dışındakileri dışarıda bırakmalıdır.
2
İkinci öncüldeki 'Güzel, çirkin olmayan şeydir.' tanımını analiz edin.
Tanım, güzelin ne olduğunun açıklanması yerine ne olmadığının belirtilmesiyle yapılmıştır. Dolayısıyla 'tanımın olumlu olması' kuralı ihlal edilmiştir.
Bir kavramın tanımı, zorunlu olmadıkça olumsuz niteliklerle yapılmamalıdır.
3
Üçüncü öncüldeki 'Akıl, akıllıca düşünmeyi sağlayan yetidir.' tanımını analiz edin.
Tanımlanan 'akıl' terimi, kendisini açıklamak için yine kendi türevi olan 'akıllıca' terimiyle tanımlanmıştır. Dolayısıyla 'tanımda dairesellik (kısır döngü) bulunmaması' kuralı ihlal edilmiştir.
Bir kavram kendisiyle veya kendi türeviyle tanımlanmamalıdır.

Anahtar Kavram

Klasik mantıkta tanım koşulları ve kuralları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7806Soru

Canan gidecekmiş diye feryat edip ağlar
Gözümdeki yaşlar gibi çağlar deli çaylar

Bu dizelerde aşağıdaki edebî sanatlardan hangisi yoktur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tecahül-i Arif

Cevap

Tecahül-i Arif
Dizelerde tecahül-i arif (bilmezlikten gelme) sanatı bulunmamaktadır. Tecahül-i arif, bilinen bir durumun nükte amacıyla bilinmiyormuş gibi gösterilmesidir. Şiirdeki diğer edebi sanatlar mevcuttur: Çayların çağlamasının gözyaşlarına benzetilmesiyle teşbih; çayların ağlamasıyla teşhis ve dolaylı olarak kapalı istiare; çayların akışının sevgilinin gidişine bağlanmasıyla da hüsn-i talil sanatı yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dizelerdeki benzetme ögelerini inceleme.
'Gözümdeki yaşlar gibi çağlar deli çaylar' dizesinde 'gibi' edatıyla çayların çağlaması gözyaşlarına benzetilmiştir. Bu durum teşbih (benzetme) sanatının olduğunu gösterir.
Şiirdeki benzetme ilişkilerini saptamak amacıyla.
2
Dizelerdeki kişileştirme ve aktarma durumlarını inceleme.
'deli çaylar'ın 'feryat edip ağlaması' insani bir durumdur. Doğal unsurlara insani özellik verilerek teşhis (kişileştirme) yapılmıştır. Kendisine benzetilen insan söylenmeyip benzetilenin özellikleri verildiği için aynı zamanda kapalı istiare kurulmuştur.
Doğa unsurlarının insani davranışlar sergilemesi üzerinden yapılan aktarmaları saptamak amacıyla.
3
Neden-sonuç ilişkilerini ve şairin olayları bağladığı sebepleri inceleme.
Çayların çağlaması doğa olayıdır ancak bu olay 'canan gidecekmiş diye' gerçekleşiyor gibi gösterilmiştir. Bu durum hüsn-i talil (güzel nedenleme) sanatını oluşturur.
Doğa olaylarının ardındaki şiirsel/öznel nedenleri belirlemek amacıyla.
4
Tecahül-i arif sanatının varlığını sorgulama.
Dizelerde şairin bildiği bir şeyi bilmezlikten geldiğini gösteren soru sorma veya hayret bildirme durumları yoktur. Dolayısıyla bu sanat dizelerde bulunmamaktadır.
Metinde aranılan ve olmayan edebi sanatı netleştirmek amacıyla.

Anahtar Kavram

Edebî Sanatlar (Söz Sanatları)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7807Soru

İslamiyet öncesi Türk destanlarında sıklıkla karşımıza çıkan 'kurt' motifi, destanın ait olduğu topluluğa ve anlatının içeriğine göre farklı roller üstlenmektedir. Örneğin, bir Göktürk destanında soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Türklerin dişi bir kurt tarafından beslenip kurtarılması ve çoğalması anlatılırken; bir Uygur destanında ise hükümdarın kızlarını ilahi bir güçle evlendirmek istemesi üzerine Tanrı'nın erkek bir kurt şeklinde tecelli ederek bu evliliği gerçekleştirmesi ve soyun bu şekilde devam etmesi konu edilir.

Bu parçada bahsedilen destanlar sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bozkurt - Türeyiş

Cevap

Bozkurt - Türeyiş
Parçada belirtilen ilk anlatıda dişi bir kurdun soyu kurtarması ve çoğalması anlatılmaktadır ki bu Göktürklere ait Bozkurt Destanı'dır. İkinci anlatıda ise Tanrı'nın erkek bir kurt şeklinde gelerek hükümdarın kızlarıyla evlenmesi ve soyun çoğalması konu edilmiştir ki bu da Uygurlara ait Türeyiş Destanı'dır. Dolayısıyla doğru sıralama Bozkurt - Türeyiş şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk tanımı analiz etmek.
Göktürklere ait olan ve soyun dişi bir kurt tarafından kurtarılıp çoğaltılmasını anlatan destanın Bozkurt Destanı olduğu tespit edilir.
Mitolojik kurt motifinin dişi kurt olarak belirdiği ve Göktürklerin soyunu başlattığı destan Bozkurt Destanı'dır.
2
Parçadaki ikinci tanımı analiz etmek.
Uygurlara ait olan ve Tanrı'nın erkek bir kurt şeklinde tecelli ederek hükümdarın kızlarıyla evlenmesini anlatan destanın Türeyiş Destanı olduğu tespit edilir.
Uygur destanları arasında erkek kurt motifiyle soyun çoğalmasını konu edinen destan Türeyiş Destanı'dır.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Destanlarındaki Motifler ve İçerikler
Soru 7808Soru

Tâhâ suresi 14. ayetinde: "Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur; onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl." buyrulmaktadır. Bu ayette yer alan "beni anmak için namaz kıl" ifadesiyle namazın kılınma gerekçesi ve ibadetin temel amacı belirtilmiştir. Buna göre, ayette vurgulanan ve İslam'da ibadetin asıl gayesini oluşturan durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaratıcı ile kurulan bağın zikir yoluyla sürekli kılınması ve O'nun varlığının bilincinde olunması

Cevap

Yaratıcı ile kurulan bağın zikir yoluyla sürekli kılınması ve O'nun varlığının bilincinde olunması
Doğru seçenek olan ifadede belirtildiği gibi, Tâhâ suresi 14. ayetinde geçen 'beni anmak için namaz kıl' ifadesi, ibadetlerin asıl amacının Yaratıcı ile olan bağı sürekli kılmak, O'nu hatırda tutmak ve kulda bir Allah bilinci oluşturmak olduğunu gösterir. Zikir kelimesi de anmak, hatırlamak ve unutmamak anlamına gelerek doğrudan bu manevi bağı temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Ayette geçen 'beni anmak için namaz kıl' ifadesini ve 'namaz kıl' ile 'kulluk et' buyruklarının bağlamını incelemek.
Ayette namazın kılınma gerekçesinin doğrudan Allah'ı zikretmek ve O'nun bilincinde olmak şeklinde açıklandığı tespit edilir.
Ayetteki anahtar kelime olan 'anmak' (zikir) ifadesinin ibadetin nihai amacıyla ilişkisini kurmak için bu analiz gereklidir.
2
Belirlenen zikir ve anma amacını seçeneklerde ifade edilen kavramlarla karşılaştırmak.
İbadet edenin Yaratıcı ile olan bağını canlı tutması ve O'nu hatırda bulundurması ifadesinin ayetteki zikir gayesiyle birebir örtüştüğü görülür.
Ayetin mesajına en uygun kavramsal karşılığı bulup doğru seçeneği belirlemek amacıyla.
3
Diğer seçenekleri elemek için fıkhi kurallar ve ibadetin kabul şartları açısından incelemek.
Mükellefin sorumlulukları (farz/sünnet) veya ibadetin kabul şartları (niyet/ihlas) gibi diğer unsurların, ayette namazın gerekçesi olarak doğrudan sunulmadığı anlaşılır.
Çeldiricilerin neden elenmesi gerektiğini doğrulayarak cevabın sağlamasını yapmak için.

Anahtar Kavram

İslam'da ibadetin temel amacı, kulun Yaratıcısı ile manevi bir bağ kurması, O'nu zikretmesi ve hayatının her anında Allah bilincini (takva ve ubudiyyet) canlı tutmasıdır.
Soru 7809Soru

Yahudi tarihinin şekillenmesinde etkili olan ve dinî kimliğin kurumsallaşma sürecini belirleyen aşağıdaki tarihsel gelişmeleri, en eskiden en yeniye doğru kronolojik olarak sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik olarak en eski olay Hz. İbrahim'in Kenan diyarına göçü ve ahitleşmesidir. Bunu sırasıyla Hz. Musa liderliğinde Mısır'dan çıkış, Kral Süleyman'ın Birinci Mabed'i inşası, Babil Sürgünü ve nihayetinde Romalılar tarafından İkinci Mabed'in yıkılarak diasporanın başlaması takip eder.
Yahudilik tarihi açısından kronolojik olarak en eski olay Hz. İbrahim ile başlayan Atalar Dönemi'dir. Bunu Mısır esaretinden kurtuluşu simgeleyen Sina Ahdi ve Mısır'dan çıkış izler. Krallık döneminde ibadetin merkezileşmesini sağlayan Birinci Mabed'in Kral Süleyman tarafından inşası üçüncü sırada yer alır. MÖ 586'daki Babil Sürgünü ilk mabedin yıkılışını temsil ederken, MS 70 yılındaki Roma işgali İkinci Mabed'in yıkılarak Yahudi diasporasının yayılmasına neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Yahudi tarihinin kurucu atası olan Hz. İbrahim dönemine ait ahitleşme olayını en başa yerleştirme.
Hz. İbrahim dönemi (MÖ 2000'ler) başlangıç olarak belirlendi.
Yahudi tarihinin ve inancının başlangıcı bu ahitleşmeye dayandırılır.
2
Uluslaşma ve şeriatın alınması süreci olan Mısır'dan çıkış ve Sina Ahdi'ni ikinci sıraya yerleştirme.
Hz. Musa ve Sina Ahdi (yaklaşık MÖ 13. yy) ikinci sıraya alındı.
Mısır esaretinin sona ermesi ve On Emir'in gelişi, yerleşik krallık döneminden öncedir.
3
Krallık döneminin zirvesi ve merkezi ibadet sisteminin başlangıcı olan Birinci Mabed'in inşasını yerleştirme.
Kral Süleyman ve Mabed inşası (yaklaşık MÖ 960) üçüncü sıraya alındı.
Mabed inşası, Musa dönemindeki Seyyar Çadır (Tabernacle) aşamasından yerleşik tapınak sistemine geçişi sağlar.
4
Mabed'in ilk kez yıkıldığı ve Babil'e sürgünün gerçekleştiği kırılma noktasını belirleme.
Babil Sürgünü (MÖ 586) dördüncü sıraya yerleştirildi.
Süleyman Mabedi'nin yıkılması ve sürgün, Krallık döneminin yıkılışından sonra gerçekleşmiştir.
5
Son aşama olarak İkinci Mabed'in Romalılarca yıkılması ve kalıcı diasporanın başlamasını yerleştirme.
Roma İstilası ve II. Mabed'in Yıkılışı (MS 70) son sıraya yerleştirildi.
Roma dönemi, Yahudiliğin antik dünyadaki son büyük bağımsızlık mücadelesinin bitişini ve küresel yayılımı ifade eder.

Anahtar Kavram

Yahudi Tarihinin Kronolojik Dönüm Noktaları
Soru 7810Soru

Klasik mantık kuralları uyarınca, tikel olumsuz bir önerme olan 'Bazı öğrenciler sporcu değildir' önermesinin düz döndürmesi yapılamazken; tikel olumlu bir önerme olan 'Bazı insanlar öğretmendir' önermesinin ters döndürmesi 'Bazı öğretmen olmayanlar insan olmayan değildir' şeklinde gerçekleştirilir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen ifade yanlıştır.
Verilen ifade yanlıştır çünkü klasik mantıkta tikel olumlu (I) önermelerin ters döndürmesi bulunmamaktadır. İfadedeki 'Bazı insanlar öğretmendir' önermesi tikel olumlu olduğundan ters döndürme işlemine tabi tutulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Önermelerin nicelik (tümel/tikel) ve nitelik (olumlu/olumsuz) özelliklerini tespit etmek.
'Bazı öğrenciler sporcu değildir' önermesi tikel olumsuz (O), 'Bazı insanlar öğretmendir' önermesi ise tikel olumlu (I) yapıdadır.
Döndürme kurallarının doğru uygulanabilmesi için öncelikle önermelerin tiplerinin (A, E, I, O) belirlenmesi gerekir.
2
Tikel olumsuz (O) önerme için düz döndürme kuralını sorgulamak.
Tikel olumsuz (O) önermenin düz döndürmesi yoktur.
Düz döndürme kurallarını simgeleyen E-C-I-B (E->E, A->I, I->I) formülünde görüldüğü üzere O önermesinin karşılığı yoktur. Bu durum ifadenin ilk kısmını doğrular.
3
Tikel olumlu (I) önerme için ters döndürme kuralını sorgulamak.
Tikel olumlu (I) önermenin ters döndürmesi yoktur.
Ters döndürme kurallarını simgeleyen A-B-O-G (A->A, E->O, O->O) formülünde görüldüğü üzere I önermesinin karşılığı yoktur. Bu yüzden 'Bazı insanlar öğretmendir' önermesi ters döndürülemez ve ifadenin ikinci kısmı yanlış olur.

Anahtar Kavram

Klasik mantıkta önermelerin düz ve ters döndürme kuralları ile bu işlemlerin yapılamadığı istisnai önerme tipleri.
Soru 7811Soru

Aşağıda Yahudilik inancına ait bazı ritüeller ve semboller ile bunlara ilişkin açıklamalar verilmiştir. Sol sütunda yer alan kavramları sağ sütunda verilen doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Menora
Şofar
Tallit
Yom Kippur

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Menora ile yedi kollu şamdan açıklaması; Şofar ile koç boynuzundan yapılan ritüel aracı açıklaması; Tallit ile Tevrat emirlerini hatırlatan dua şalı açıklaması; Yom Kippur ile en kutsal kefaret günü açıklaması eşleşmektedir.
Eşleştirmede her bir kavram kendine has ayırt edici nitelikleriyle eşleşmiştir. Menora yedi kollu şamdan olarak tapınak sembolüdür; Şofar tövbe ve ibadet dönemlerinde ses çıkarma amaçlı üflenen koç boynuzudur; Tallit beyaz renkli ve saçaklı dua şalıdır; Yom Kippur ise Yahudiliğin en kutsal kefaret ve arınma günüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların analiz edilmesi
Sol sütundaki kavramlar Menora (sembol), Şofar (sembol/ritüel aracı), Tallit (sembol/ibadet giysisi) ve Yom Kippur (ritüel/kutsal gün) olarak belirlenir.
Yahudilik inancına ait sembol ve ritüellerin doğru eşleştirilebilmesi için öncelikle kavramların genel işlevlerinin ve anlamlarının bilinmesi gerekir.
2
Tanımlarla eşleştirme yapılması
Menora yedi kollu şamdanı tanımlayan açıklamayla; Şofar tövbe uyanışı için üflenen koç boynuzu açıklamasıyla; Tallit sabah ibadetlerinde giyilen dua şalı açıklamasıyla; Yom Kippur ise oruç ve ibadetle geçirilen kefaret günü açıklamasıyla eşleştirilir.
Tevrat'ta ve Yahudi geleneğinde bu kavramların her birine yüklenen işlevler, tanımlardaki ayırt edici özelliklerle doğrudan örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Yahudilikte Ritüeller, Semboller ve Kutsal Mekanlar
Soru 7812Soru

İslam dininde iman olgusunun bireyde gerçekleşmesi ve olgunlaşması sürecinde tasdik, ikrar, taklidî iman ve tahkikî iman kavramları farklı boyutları ve düzeyleri ifade eder. Aşağıda verilen imanla ilgili kavramları, bu kavramların kelam ilmindeki karşılıkları ve tanımlarıyla do��ru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tasdik
İkrar
Taklidî İman
Tahkikî İman

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tasdik kavramı kalbin şüphe duymadan doğrulamasıyla; ikrar kavramı imanın dille söylenerek hukuki statü kazanmasıyla; taklidî iman delilsiz ve araştırmasız çevre taklidiyle oluşan inançla; tahkikî iman ise bilgi ve araştırmaya dayalı sarsılmaz inançla eşleşmektedir.
Tasdik kalben onaylama, ikrar dil ile açıklama, taklidî iman delilsiz inanma ve tahkikî iman delille inanma kavramlarıyla eşleştiğinden bu eşleştirme doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların kelamî tanımlarını analiz etme
Tasdik, ikrar, taklidî iman ve tahkikî iman kavramlarının iman ve İslam boyutlarındaki işlevleri belirlendi.
Eşleştirmenin doğru yapılabilmesi için her kavramın kelam ilmindeki sınırlarının anlaşılması gerekir.
2
Kavramları uygun açıklamalarıyla eşleştirme
Tasdik kalbi doğrulamayla, ikrar dil ile ikrarla, taklidî iman araştırmasız inançla, tahkikî iman ise delilli inançla eşleştirildi.
İman ve İslam ilişkisinde her bir kavramın inanç üzerindeki etkisi ve işlevi bu eşleşmeleri zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

İslam ve iman kavramları ile iman türleri arasındaki farklar ve ilişkiler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7813Soru

XIX. yüzyılda yaşamış; memleketi Erzurum'dan ayrılarak Anadolu'nun pek çok bölgesini gezmiş ve bu seyahatlerin etkisiyle şiirlerinde gurbet temasını derinden işlemiştir. Klasik medrese eğitimi almasının da etkisiyle Divan edebiyatına ilgi duymuş, hem aruz hem de hece ölçüsünü kullanmıştır. Aruzla yazdığı divan, kalenderî ve selislerin yanı sıra asıl şöhretini hece ölçüsüyle söylediği, duygu dolu koşma ve semaileriyle kazanmıştır. Kendisinden sonra gelen birçok halk şairini etkileyerek kendi adıyla anılan bir âşık kolunun kurucusu olmuştur.

Bu parçada özellikleri belirtilen âşık edebiyatı sanatçısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erzurumlu Emrah

Cevap

Erzurumlu Emrah
Parçada söz edilen özellikler (19. yüzyılda yaşama, medrese eğitimi alma, aruz ve heceyi birlikte kullanıp divan, kalenderî, selis yazma, gurbet teması ve bir âşık kolu kurma) doğrudan Erzurumlu Emrah'a aittir. Erzurumlu Emrah, kurduğu 'Emrah Kolu' ile Tokatlı Nuri gibi birçok halk şairini etkilemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarını analiz etme
Tanıtılan şairin 19. yüzyılda yaşadığı, hem hece hem de aruz ölçüsünü kullandığı, divan, kalenderî, selis gibi türlerde yazdığı, gurbet temasını işlediği ve kendi adıyla anılan bir âşık kolu kurduğu tespit edilir.
Şairin kimliğini belirlemek için ayırt edici özellikleri gruplandırmak gerekir.
2
��airleri ölçü ve yüzyıl özelliklerine göre eleme
Karacaoğlan (17. yüzyıl ve sadece hece) ile Âşık Ömer (17. yüzyıl) zaman ve biçim yönünden elenir. Dadaloğlu (sadece hece) elenir. Seyranî ise daha çok taşlamalarıyla tanınır ve böyle bir âşık kolunun kurucusu değildir. Geriye tüm şartları sağlayan Erzurumlu Emrah kalır.
Seçeneklerdeki şairlerin biyografik ve edebi niteliklerini parçadaki bilgilerle karşılaştırarak doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Temsilcileri ve Edebî Özellikleri

Alternatif Yöntem

Şairlerin yüzyıllarını ve ölçü tercihlerini (sadece hece / hem hece hem aruz) gruplandırarak eleme yöntemiyle de doğru cevaba ulaşılabilir. Örneğin Karacaoğlan ve Dadaloğlu'nun aruz kullanmadığı bilinirse bu iki seçenek doğrudan elenir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7814Soru

Aşağıda doğru düşünme ve mantık disiplini kapsamında verilen durumları, karşılarındaki en uygun kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

"Su 100C100^\circ\text{C}'de kaynar." önermesinin laboratuvar ortamındaki gözlem ve ölçüm sonuçlarıyla uyuşması durumu.
Bir argümanda yer alan "Bütün insanlar ölümlüdür." ve "Hiçbir insan ölümlü değildir." yargılarının aynı anda doğru kabul edilmesinin engellenmesi, akıl yürütmenin kendi içinde çelişki barındırmama özelliği.
Bir çıkarımda sonucun öncüllerden zorunlu ve mantıksal olarak çıkarılması, akıl yürütme formunun kurallara tam olarak uyması.
"Bütün üçgenler dört kenarlıdır. ABC bir üçgendir. O hâlde ABC dört kenarlıdır." çıkarımında, önermelerin içeriği dış dünyada yanlış olmasına rağmen akıl yürütme formunun kendi içindeki kurallara ve mantık ilkelerine uygun olması durumu.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yapılan eşleştirmede: Su kaynama derecesi örneği Bilgi Doğruluğuyla; çelişkisiz olma durumu Tutarlılıkla; öncüllerden sonucun zorunlu çıkması Geçerlilikle; içeriğin yanlış olmasına rağmen kurallara uygunluk ise Mantıksal Doğrulukla eşleşir.
Verilen durumlar mantık ve doğru düşünmenin temel kavramlarıyla tam olarak örtüşmektedir. Suyun kaynama derecesi olgusal bir kanıtla doğrulandığı için bilgi doğruluğu; çelişen iki önermenin elenmesi tutarlılık; sonucun zorunlu çıkması geçerlilik; yanlış içerikli çıkarımın kurallara uygunluğu ise mantıksal doğruluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Dış dünya ile uygunluk gösteren önermenin analiz edilmesi.
Gözlem ve deney verilerine uygun olan suyun kaynama derecesine ilişkin yargının bilgi doğruluğuyla (maddi doğruluk) eşleştiği belirlenir.
Bilgi doğruluğu, düşüncenin yöneldiği nesneyle uyuşma derecesini ölçer.
2
Argümanın kendi içindeki çelişkisizlik durumunun incelenmesi.
Birbiriyle çelişen iki önermenin aynı anda kabul edilmemesinin tutarlılık ilkesine karşılık geldiği saptanır.
Tutarlılık, bir sistemdeki önermelerin birbiriyle çelişki oluşturmamasıdır.
3
Sonucun öncüllerle olan mantıksal bağının değerlendirilmesi.
Sonucun öncüllerden zorunlu olarak türetilmesinin geçerlilik kavramıyla eşleştiği saptanır.
Geçerlilik çıkarım formunun, öncüller doğruyken sonucun yanlış olmasını engelleyecek yapıda olmasıdır.
4
Olgusal olarak yanlış fakat biçimsel olarak doğru olan çıkarımın değerlendirilmesi.
Dış dünyada yanlış olan üçgen ve kenar sayısı önermelerinden kurallara uygun biçimde sonuç çıkarılmasının mantıksal doğrulukla (biçimsel doğruluk) eşleştiği saptanır.
Mantıksal doğruluk, önermelerin nesnel gerçekliğine bakılmaksızın çıkarım kurallarına uygun olma durumudur.

Anahtar Kavram

Mantığın Konusu, Bilgi Doğruluğu ile Mantıksal Doğruluk Ayrımı, Geçerlilik ve Tutarlılık
Soru 7815Soru

İslam hukukunda sünnetin dinî bir kaynak olarak kabul edilmesinde, Hz. Peygamber’in vahyi yalnızca insanlara bildirmekle kalmayıp hayatın her alanında kurucu ve uygulayıcı roller üstlenmesi etkili olmuştur. Nitekim o, Kur’an-ı Kerim’de doğrudan hükmü bulunmayan bazı yiyeceklerin haram kılınması veya fıtır sadakası gibi malî ibadetlerin sınırlarının çizilmesi hususunda hükümler koymuş; diğer taraftan ise dürüstlüğü, adaleti, komşuluk ilişkilerini ve ibadetlerin edasını bizzat kendi hayatında uygulayarak Müslümanlar için somut bir model oluşturmuştur.

Bu parçada değinilen Hz. Peygamber’in uygulamaları, sırasıyla onun hangi peygamberlik görevlerini örneklendirmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşri - Temsil

Cevap

Teşri - Temsil
Parçada belirtilen ilk durum olan Kur'an-ı Kerim'de doğrudan yer almayan konularda hüküm koyma, helal ve haram sınırları çizme yetkisi Hz. Peygamber'in 'teşri' (yasama) görevini ifade eder. İkinci durum olan ahlakî ve ibadî kuralları bizzat hayatında uygulayarak Müslümanlara somut bir model oluşturması ise onun dinî hayatı en güzel şekilde yaşayıp örnek olması anlamına gelen 'temsil' görevidir. Dolayısıyla doğru sıralama 'Teşri - Temsil' şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk durumu analiz etmek
Kur’an-ı Kerim’de doğrudan hükmü bulunmayan konularda yeni kurallar/hükümler koyma (haram kılma, ibadet sınırları belirleme vb.) ifadesinin 'teşri' (yasama, hüküm koyma) görevine ait olduğu belirlenir.
Hz. Peygamber'in dini konularda kural ve kanun koyma yetkisini ifade eden kavram teşridir.
2
Parçadaki ikinci durumu analiz etmek
Adaleti, dürüstlüğü ve ibadetleri bizzat yaşayarak Müslümanlar için somut bir model oluşturması ifadesinin 'temsil' (örnek olma, dini temsil etme) görevine ait olduğu belirlenir.
Hz. Peygamber'in inanç, ibadet ve ahlak ilkelerini hayatına yansıtarak ümmetine örnek olmasına temsil denir.
3
İki görevin sırasını birleştirerek doğru seçeneğe ulaşmak
İlk durum teşri, second durum temsil olduğundan doğru sıralama 'Teşri - Temsil' şeklinde olmalıdır.
Parçadaki anlatım sırasına göre kavramların eşleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Teşri ve Temsil Görevleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7816Soru

Aşağıda sol sütunda verilen dinî-tasavvufî Türk edebiyatı temsilcilerini, sağ sütundaki en belirgin özellikleri ve eserleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hacı Bayram Veli
Aziz Mahmud Hüdayi
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Kazak Abdal

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hacı Bayram Veli - Bayramiyye tarikatı ve 'Noldu bu gönlüm' ilahisi; Aziz Mahmud Hüdayi - Celvetiyye tarikatı ve mensur eserleri; Erzurumlu İbrahim Hakkı - Marifetname ve Tefvizname; Kazak Abdal - 17. yüzyıl hicivli şathiyeleri.
Eşleştirme, dinî-tasavvufî Türk edebiyatı şairlerinin yüzyıl, tarikat ve eser bazındaki ayırt edici niteliklerine dayanmaktadır. Hacı Bayram Veli Bayramiyye ve 'Noldu bu gönlüm' ile; Aziz Mahmud Hüdayi Celvetiyye ve mensur tasavvuf eserleriyle; Erzurumlu İbrahim Hakkı Marifetname ve Tefvizname ile; Kazak Abdal ise 17. yüzyıl hicivli şathiyeleriyle doğru bir şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Temsilcilerin yaşadıkları yüzyılları ve kurdukları tarikatları belirleme
Hacı Bayram Veli 15. yüzyılda Bayramiyye'yi, Aziz Mahmud Hüdayi 16-17. yüzyılda Celvetiyye'yi kurmuştur.
Kronolojik ve kurumsal bilgiler eşleştirme sürecinde en belirgin ayırt edici unsurlardır.
2
Eser ve şair eşleştirmesini yapma
Marifetname ve Tefvizname adlı eserler 18. yüzyıl şairi Erzurumlu İbrahim Hakkı'ya aittir.
Eser-yazar bilgisi tekke edebiyatı sorularında doğrudan sonuca götüren temel verilerdendir.
3
Şiir tarzı ve üslup özelliklerini değerlendirme
Toplumsal aksaklıkları ve yozlaşmış din anlayışını alaycı bir dille yeren şathiyeler 17. yüzyılda yaşamış Kazak Abdal'a aittir.
Kazak Abdal'ın hicivci tekke şairi kimliği onu diğer mutasavvıflardan kalın çizgilerle ayırır.

Anahtar Kavram

Tekke (Dinî-Tasavvufî) Edebiyatı Temsilcileri ve Eserleri
Soru 7817Soru

Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerleri uygun sosyolojik kavramlarla tamamlayınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Kültür, insan topluluklarının tarihsel süreç içinde ürettikleri ve kuşaktan kuşağa aktardıkları maddi ve manevi ögelerin bütünüdür. Kültürün manevi unsurları arasında yer alan ve toplumsal hafızanın aktarımını, düşüncenin somutlaşmasını sağlayan en temel taşıyıcı unsur olarak tanımlanır. Öte yandan, bireylerin toplumsal yaşam içindeki davranışlarını düzenleyen, yaptırımlarla desteklenmiş kurallar ve beklentiler bütünü olan ve yine kültürün manevi boyutunu oluşturan öge ise kavramıyla ifade edilir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Metindeki birinci boşluğa 'dil' (veya 'lisan'), ikinci boşluğa ise 'norm' (veya 'normlar') kavramları gelmelidir.
Kültürün manevi unsurları arasında toplumsal aktarımı sağlayan en temel sembolik sistem dildir. Toplumdaki davranış kurallarını belirleyen ve yaptırımla desteklenen yapılar ise normlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ilk boşluğun ait olduğu cümleyi analiz etmek.
İlk boşlukta, manevi kültürün bir parçası olan, toplumsal hafızayı aktaran ve düşüncenin somutlaşmasını sağlayan temel taşıyıcı unsur sorulmaktadır. Bu tanım sosyolojide 'dil' kavramına karşılık gelir.
Kültürel ögelerin nesilden nesile aktarılmasını sağlayan en önemli sembolik araç dildir.
2
Metindeki ikinci boşluğun ait olduğu cümleyi analiz etmek.
İkinci boşlukta, toplumsal yaşamı düzenleyen ve yaptırımlarla desteklenen kurallar bütünü sorulmaktadır. Bu tanım sosyolojide 'norm' (veya 'normlar') kavramına karşılık gelir.
Bireyin toplumsal ilişkilerde nasıl davranması gerektiğini belirleyen yazılı veya yazısız kurallara norm denir.

Anahtar Kavram

Kültürün manevi unsurları (dil ve normlar) ve bunların işlevleri.
Soru 7818Soru

Bir önermenin geçerliliğini çözümleyici çizelge (semantik tablo) yöntemiyle denetlemek isteyen bir öğrenci, öncelikle önermenin değillemesini alır. Değillenen önerme çözümleyici çizelge kurallarına göre açılır. Çözümleme sonucunda tüm yolların kapalı olması, değillenen önermenin tutarsız olduğunu; dolayısıyla orijinal önermenin geçerli olduğunu gösterir.

Bu bilgiden hareketle, bir öğrenci (pq)(qp)(p \rightarrow q) \lor (q \rightarrow p) önermesinin geçerliliğini denetlemek için bu önermenin değillemesini alarak çözümleyici çizelge adımlarını uygulamıştır.

Buna göre, öğrencinin yaptığı denetleme işlemi ve ulaştığı sonuçla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Değillenen önermeye sırasıyla yalnızca alt alta yazma kuralları uygulanır; oluşan tek yol kapandığı için önermenin geçerli olduğu sonucuna ulaşılır.

Cevap

Değillenen önermeye sırasıyla yalnızca alt alta yazma kuralları uygulanır; oluşan tek yol kapandığı için önermenin geçerli olduğu sonucuna ulaşılır.
Çözümleyici çizelgede geçerlilik denetimi yapılırken önermenin değillemesi alınır. Değillenen (pq)(qp)(p \rightarrow q) \lor (q \rightarrow p) önermesi, tikel evetleme değillemesi olduğu için alt alta yazma kuralı ile açılır. Buradan elde edilen değillenmiş koşul önermeleri de alt alta yazma kuralları ile çözümlenir. Sonuçta oluşan tek yol üzerinde çelişik önerme çiftleri (pp ile p\sim p, qq ile q\sim q) bulunduğundan yol kapanır. Değillemesi tutarsız olan önerme geçerli kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Önermenin geçerliliğini denetlemek amacıyla öncelikle önermenin değillemesi alınır.
[(pq)(qp)]\sim[(p \rightarrow q) \lor (q \rightarrow p)] önermesi elde edilir.
Çözümleyici çizelgede geçerlilik denetlemesi, önermenin değillemesinin tutarsız olup olmadığının kontrol edilmesiyle yapılır.
2
Değillenen ana eklem olan tikel evetleme değillemesine (\sim\lor) kuralı uygulanır.
(pq)\sim(p \rightarrow q) ve (qp)\sim(q \rightarrow p) önermeleri alt alta yazılır.
Tikel evetleme önermesinin değillemesi çözümleyici çizelgede alt alta yazma kuralına tabidir.
3
Elde edilen değillenmiş koşul önermelerine (\sim\rightarrow) kuralları uygulanır.
(pq)\sim(p \rightarrow q) önermesinden pp ve q\sim q alt alta yazılır. (qp)\sim(q \rightarrow p) önermesinden ise qq ve p\sim p alt alta yazılır. Böylece tek yolda p,q,q,pp, \sim q, q, \sim p önermeleri birikir.
Koşul önermesinin değillemesi, ön bileşenin kendisi ve art bileşenin değili şeklinde alt alta yazılarak çözümlenir.
4
Oluşan yoldaki önermelerin çelişki durumu kontrol edilerek çizelge kapatılır.
Aynı yol üzerinde hem pp ve p\sim p hem de qq ve q\sim q bulunduğu için yol kapanır (Kapalı yol).
Bir yol üzerinde bir önerme ile onun değillemesi birlikte bulunuyorsa o yol çelişki barındırır ve kapatılır.
5
Çizelgenin kapanma durumuna göre orijinal önermenin geçerliliği hakkında karar verilir.
Tüm yollar kapandığı için değillenen önerme tutarsızdır, bu nedenle orijinal önerme geçerlidir.
Değillemesi tutarsız olan bir önerme mantıksal olarak geçerlidir.

Anahtar Kavram

Çözümleyici çizelgede tikel evetleme değillemesi ve koşul değillemesi kuralları ile geçerlilik denetimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7819Soru

Salih amel; inançla bütünleşen, ihlas ve niyet şartıyla Allah'ın r��zasına uygun olarak yapılan her türlü faydalı iş, davranış ve ibadettir. Bir amelin 'salih' niteliği kazanabilmesi veya bu niteliği kaybetmesi belirli kriterlere bağlıdır.

Buna göre, sol sütunda verilen durum ve davranış örneklerini, sağ sütunda verilen salih amelin kabulü, kapsamı veya geçersizliği ile ilgili ilkelerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir kimsenin, çevresindekilerin takdirini kazanmak amacıyla bir hayır kurumuna büyük miktarda bağışta bulunması
Bir kimsenin, ibadet niyeti taşımaksızın sırf sağlıklı kalmak amacıyla düzenli olarak oruç tutması
Bir kişinin, muhtaç birine yardım ettikten sonra bu iyiliğini hatırlatarak onu minnet altında bırakması
Bir meslek sahibinin dürüstlükle çalışarak insanların hayatını kolaylaştırmayı amaçlaması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci durum ikinci ilkeyle (gösteriş barındıran bağışın ihlas şartını yitirmesi), ikinci durum birinci ilkeyle (niyetsiz oruç tutmanın ibadet değeri kazanmaması), üçüncü durum üçüncü ilkeyle (başa kakmanın ameli yok etmesi) ve dördüncü durum dördüncü ilkeyle (dürüst mesleki çalışmanın salih amel kapsamına girmesi) eşleşmektedir.
Doğru eşleştirme, amellerin niyet, ihlas, kapsam ve ameli iptal eden durumlar (başa kakma) açısından Kur'an ve sünnet ölçütlerine göre değerlendirilmesiyle elde edilir. Çevrenin takdirini istemek ihlası; ibadet dışı amaçlar sahih niyeti yok ederken, iyiliği başa kakmak amelin sevabını siler. Mesleğini dürüstçe yapmak ise geniş kapsamlı salih amel tanımına uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci durumun niyet ve ihlas boyutu açısından analiz edilmesi
Başkalarının beğenisini kazanmak amacıyla yapılan bağışın riya barındırdığı ve ihlas şartını taşımadığı tespit edilir.
Amellerin kabulünün temel şartı ihlastır; gösteriş amacıyla yapılan ameller dini değerini yitirir.
2
İkinci durumun ibadet niyeti açısından incelenmesi
Allah rızası olmaksızın, sadece sağlık için tutulan orucun dini anlamda salih amel sayılmayacağı belirlenir.
Bir eylemin salih amel olabilmesi için imanla birlikte Allah rızasını gözeten sahih bir niyetle yapılması gerekir.
3
Üçüncü durumun ameli geçersiz kılan ahlaki davranışlar açısından değerlendirilmesi
İyiliği başa kakarak karşıdakini minnet altında bırakmanın, o iyiliğin sevabını tamamen yok eden bir unsur olduğu tespit edilir.
Kur'an-ı Kerim'de başa kakma ve eziyetin sadakaları boşa çıkaracağı açıkça belirtilmiştir.
4
Dördüncü durumun salih amelin kapsamı yönünden analiz edilmesi
Dürüst bir şekilde çalışarak topluma faydalı olmayı hedeflemenin geniş kapsamlı salih amel tanımına uyduğu sonucuna varılır.
Salih amel sadece belirli ritüellerden ibaret olmayıp, iman ve iyi niyetle yapılan her türlü faydalı faaliyeti içine alır.

Anahtar Kavram

Salih amelin tanımı, kabul edilme kriterleri, onu geçersiz kılan durumlar ve kapsam genişliği.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7820Soru

İslam ahlak düşüncesindeki kaynaklar ve bunların değer oluşumundaki işlevlerine ilişkin aşağıda verilen açıklamaları, ilgili oldukları temel kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ahlaki değerlerin (hüsün ve kubuh) kaynağının insan aklı olamayacağını, bir eylemin iyi veya kötü olmasının ancak ilahi buyrukla belirlenebileceğini savunan kelami görüşlerin temellendirildiği asıl kaynak
Vahiy vasıtasıyla gelen evrensel ahlak ilkelerinin yeni karşılaşılan meselelere uygulanmasında, dinin genel amaçları doğrultusunda ahlaki çıkarım yapan ve vahye muhatap olan beşeri yetkinlik
İslam'ın inanç ve ahlak ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla, belirli bir toplumun zamanla benimsediği ve ahlaki değerlerin şekillenmesinde yardımcı kaynak işlevi gören toplumsal uygulamalar
Kur'an-ı Kerim'de teorik ve genel ilkeler olarak bildirilen ahlak kurallarının, bireysel ve toplumsal hayatta nasıl uygulanacağını gösteren, ahlakın yaşayan en somut ve pratik modeli

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki ahlakın kaynaklarına dair açıklamaların sırasıyla Vahiy (Kur'an-ı Kerim), Selim Akıl, Örf ve Sünnet kavramlarıyla eşleştirilmesi gerekir.
Ahlakın kaynakları İslam ahlak felsefesinde hiyerarşik ve bütüncül bir yapı arz eder. Vahiy değerlerin kurucu ve nihai meşruiyet kaynağıyken; akıl vahyi anlayan, yorumlayan ve uygulayan yetidir. Sünnet bu ilkelerin en yetkin pratik modeliyken, örf ise naslara aykırı düşmediği ölçüde ahlaki hayatı yerel düzeyde şekillendiren ikincil bir unsurdur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ifadedeki ahlaki iyilik ve kötülüğün (hüsün ve kubuh) kaynağına ilişkin kelami yaklaşım analiz edilir.
Bu yaklaşımın ahlakı ilahi buyruğa, dolayısıyla vahye dayandırdığı belirlenir.
İslam kelamındaki eş'arilik gibi ekoller ahlakın kurucu kaynağının vahiy olduğunu kabul eder.
2
İkinci ifadedeki vahyi anlamlandıran ve ahlaki çıkarım yapan beşeri yeti değerlendirilir.
Bunun selim akıl olduğu tespit edilir.
Din ahlaki ilkeleri sunarken, insanın bu ilkeleri idrak edip hayata geçirmesinde aklı bir araç olarak konumlandırır.
3
Üçüncü ifadedeki toplumsal pratikler ve alışkanlıklar kavramı incelenir.
Bunun örf ile ilişkili olduğu sonucuna varılır.
Örf, nassa aykırı olmamak şartıyla toplumsal alanda ahlaki kuralları besleyen ikincil kaynaklardandır.
4
Dördüncü ifadedeki ahlakın yaşayan somut ve pratik modeli ifadesi ele alınır.
Bu modelin Hz. Peygamber'in sünneti olduğu saptanır.
Sünnet, Kur'an'daki ahlaki prensiplerin ete kemiğe bürünmüş halidir.

Anahtar Kavram

İslam Ahlakının Kaynakları
ÖncekiSayfa 391 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin