Tüm alıştırma soruları

8734 soru

Soru 7781Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen dizeleri, sağ sütunda verilen en belirgin edebî sanatlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hâk-i pâkine varam deyü havadan yellere
Başını taştan taşa urup akar sular kamu
Neden böyle düşman görünürsünüz
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın
Bir hâle-i cihân gibi havalansın suda

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dizeler ile en belirgin edebî sanatların doğru eşleştirmesi şu şekildedir: Birinci dize Hüsn-i Talil, ikinci dize Tezat, üçüncü dize Tecahül-i Arif, dördüncü dize Teşhis.
Suların akmasının sevgilinin toprağına ulaşma amacına bağlanması hüsn-i talil; dost ve düşman kelimelerinin bir arada kullanılması tezat; saçların beyazlığını bilmezlikten gelerek sormak tecahül-i arif; mehtaba uyanma özelliğinin verilmesi ise teşhis sanatıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci dizedeki suların akış nedeninin incelenmesi
Doğal bir akışın, sevgilinin toprağına ulaşma gayesine bağlanarak estetik bir gerekçe sunulduğu (Hüsn-i Talil) saptanır.
Dizedeki temel sanatsal yönelimi belirlemek
2
İkinci dizedeki zıt anlamlı kelimelerin aranması
Dost ve düşman sözcüklerinin karşıtlık oluşturacak şekilde bir arada kullanıldığı (Tezat) tespit edilir.
Dizedeki anlamsal karşıtlığı ortaya çıkarmak
3
Üçüncü dizedeki soru ve anlam ilişkisinin sorgulanması
Saçtaki beyazlıkların kar yağışına benzetilerek şairin kendi yaşlılık durumunu bilmezlikten geldiği (Tecahül-i Arif) görülür.
Soru ifadesinin arkasındaki edebi amacı belirlemek
4
Dördüncü dizedeki insan dışı ögelerin analiz edilmesi
Mehtabın uyanması ifadesinde kişileştirme (Teşhis) yapıldığı belirlenir.
Doğayı insanlaştıran unsurları saptamak

Anahtar Kavram

Edebi Sanatlar (Söz Sanatları)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7782Soru

Kültür, insanın toplumsal bir varlık olarak doğaya ve yaşama eklediği maddi ve manevi değerler bütünüdür. Aşağıda sol sütunda kültürün temel özellikleri, sağ sütunda ise bu özelliklerin sosyolojik açıklamaları karışık olarak verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki kültür özelliklerini sağ sütundaki en uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kültürün öğrenilmiş bir yapı olması
Kültürün tarihsel ve birikimli olması
Kültürün dinamik ve değişken olması
Kültürün toplumsal ve paylaşılan olması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kültürün öğrenilmiş olması sosyalleşme süreciyle sonradan kazanılan davranışları açıklayan ifadeyle; tarihsel olması geçmişten gelen bilgi birikiminin aktarılmasını açıklayan ifadeyle; dinamik olması zaman içindeki yapısal dönüşümleri açıklayan ifadeyle; toplumsal olması ise ortaklaşa üretilen kolektif yapıyı açıklayan ifadeyle eşleşmektedir.
Kültürün öğrenilmiş olması bireyin sosyalleşme süreciyle kuralları edinmesini; tarihsel olması geçmiş kuşakların birikiminin dille aktarılmasını; dinamik olması zamanla yaşanan yapısal dönüşümleri; toplumsal olması ise kolektif ve paylaşılan bir nitelik taşımasını doğru bir biçimde açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kültürün öğrenilmiş olması özelliğinin karşılığı aranır.
Bu özellik biyolojik reflekslerin ötesinde normların sosyalleşme ile edinilmesini belirten ikinci ifadeyle eşleştirilir.
Öğrenme, biyolojik mirasın tersine sonradan edinilen davranış kalıplarını kapsar.
2
Kültürün tarihsel ve birikimli olması özelliği değerlendirilir.
Geçmişten gelen geleneklerin ve dilin sonraki nesillere aktarılmasını anlatan birinci ifadeyle eşleştirilir.
Tarihsellik, zaman içindeki birikimi ve kuşaklar arası sürekliliği temsil eder.
3
Kültürün dinamik ve değişken olması özelliğinin karşılığı bulunur.
Teknolojik ve coğrafi değişimlerle kültürel kalıpların dönüşmesini açıklayan üçüncü ifadeyle eşleştirilir.
Dinamiklik, kültürün değişime açık ve sürekli evrilen yapısını gösterir.
4
Kültürün toplumsal ve paylaşılan olması özelliği analiz edilir.
Tek bir bireyin eseri olmayıp kolektif olarak ortaklaşa üretilmeyi vurgulayan dördüncü ifadeyle eşleştirilir.
Toplumsallık, bireysel eylemlerden ziyade toplumsal etkileşimin kolektif sonuçlarına odaklanır.

Anahtar Kavram

Kültürün Temel Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7783Soru

Bir mantık seminerinde konuşmacı, günlük hayatta ve akademik yazımda sıklıkla kullanılan bazı kavramların tanımlarını mantıksal kurallar çerçevesinde incelemiş ve şu örnekleri vermiştir:

I. Para: Ticari mübadelede kullanılan ve pul olmayan değişim aracıdır.
II. Sanat: Sanatçının estetik bir kaygıyla ortaya koyduğu yaratıcı üründür.
III. Zaman: Ruhun kendi derinliklerinde hissettiği akışkan bir nehir gibidir.

Buna göre, yukarıda verilen tanımlarda sırasıyla hangi tanım koşullarına aykırı davranılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanımın olumlu olması - Tanımda kısır döngü (dairesellik) bulunmaması - Tanımın açık ve net olması

Cevap

Birinci öncülde 'tanımın olumlu olması', ikinci öncülde 'tanımda kısır döngü (dairesellik) bulunmaması', üçüncü öncülde ise 'tanımın açık ve net olması' kurallarına aykırı davranılmıştır.
Birinci öncülde 'tanımın olumlu olması', ikinci öncülde 'tanımda kısır döngü (dairesellik) bulunmaması', üçüncü öncülde ise 'tanımın açık ve net olması' kurallarına aykırı davranıldığını belirten seçenek doğrudur. Çünkü ilk öncülde olumsuz ifade kullanılmış, ikinci öncülde dairesellik yapılmış, üçüncü öncülde ise mecaza başvurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki tanım örneğinin hangi mantıksal kuralı ihlal ettiğini belirlemek.
Tanımda geçen 'pul olmayan' ifadesi, tanımlanan kavramın ne olduğunu belirtmek yerine ne olmadığını gösterdiği için 'Tanım olumlu olmalıdır' kuralını ihlal etmektedir.
Mantık kurallarına göre bir tanım, tanımlanan şeyin niteliklerini olumlu biçimde ortaya koymalıdır.
2
İkinci öncüldeki tanım örneğinin hangi mantıksal kuralı ihlal ettiğini belirlemek.
'Sanat' kavramı tanımlanırken 'sanatçı' ifadesine başvurulması, kavramın kendisini açıklamak için yine kendisine başvurulması anlamına gelir ve 'Tanımda kısır döngü (dairesellik/devir) bulunmamalıdır' kuralını ihlal eder.
Tanım, kendisinden başka bir şeyle açıklanmalıdır; tanımlanan kavramın türeviyle yapılan tanımlar dairesellik yaratır.
3
Üçüncü öncüldeki tanım örneğinin hangi mantıksal kuralı ihlal ettiğini belirlemek.
'Zaman' kavramının 'akışkan bir nehir gibidir' şeklinde mecazi ve şiirsel bir benzetmeyle tanımlanması, tanımın netliğini bozduğu için 'Tanım açık ve net olmalıdır' kuralını ihlal eder.
Tanımda belirsiz, yoruma açık, şiirsel ve mecazi ifadelerden kaçınılmalı, tanımlanan şey açıkça ortaya konmalıdır.

Anahtar Kavram

Klasik Mantıkta Tanım Koşulları ve Kuralları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7784Soru

İslamiyet öncesi Türk destanlarının oluştukları tarihî dönemler ve temsil ettikleri Türk boyları ile devletleri göz önünde bulundurulduğunda, aşağıda özetleri verilen destanların kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama şu şekildedir: Saka dönemini temsil eden destan, Hun dönemini temsil eden destan, Göktürk dönemini temsil eden destan ve en son Uygur dönemini temsil eden destan.
Destanlar oluştukları tarihsel dönemlerin kronolojik sırasına göre en eskiden en yeniye doğru sıralandığında; Saka dönemi destanı en başta, ardından Hun dönemi destanı, daha sonra Göktürk dönemi destanı ve son olarak Uygur dönemi destanı gelmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Destanların hangi tarihî dönem ve toplulukla ilişkili olduğunu tespit edin.
Şehname'de geçen Afrasyab Saka hükümdarı Alp Er Tunga'dır (Saka dönemi). Mete Han'ın hayatı Hun dönemini (Oğuz Kağan Destanı), demir dağın eritilmesi Göktürk dönemini (Ergenekon Destanı), kutsal kaya ise Uygur dönemini (Göç Destanı) temsil eder.
Destanların kronolojik sıralamasını yapabilmek için öncelikle hangi devlet/topluluk dönemine ait olduklarını belirlemek gerekir.
2
Temsil edilen devletlerin/toplulukların tarih sahnesindeki yerini kronolojik olarak sıralayın.
Saka Türkleri (MÖ 7. yy) -> Hun Türkleri (MÖ 2. yy) -> Göktürkler (MS 6-8. yy) -> Uygurlar (MS 8-9. yy) sıralaması elde edilir.
Devletlerin kuruluş ve etkinlik dönemleri, destanların oluşum çağlarını doğrudan belirler.
3
Belirlenen bu kronolojiye göre destanları en eskiden en yeniye doğru dizin.
Alp Er Tunga Destanı, Oğuz Kağan Destanı, Ergenekon Destanı ve Göç Destanı sırası elde edilir.
Elde edilen devlet kronolojisi destanların zaman sıralamasını belirlemede doğrudan rehberdir.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Destanlarının Kronolojik Sıralaması
Soru 7785Soru

Aşağıda sol sütunda âşık edebiyatının bazı önemli temsilcileri, sağ sütunda ise bu şairlerin belirleyici edebî özellikleri ve yaşam öykülerinden kesitler verilmiştir. Bu şairleri kendilerine ait olan özelliklerle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Erzurumlu Emrah
Seyrani
Karacaoğlan
Âşık Veysel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Erzurumlu Emrah - Klasik şiir estetiğine ilgi duyup hem aruz hem heceyi kullanmış, seyahatleri sırasında birçok çırak yetiştirerek kendi adıyla anılan bir âşık okulunun/kolunun kurucusu olmuştur; Seyrani - Toplumsal bozuklukları, rüşvet ve adaletsizlikleri hicvettiği sert taşlamalarıyla tanınmış, hece ölçüsünün yanında divan edebiyatı tarzında aruzla da şiirler kaleme almıştır; Karacaoğlan - Sadece hece ölçüsüyle yazmış, Çukurova ve Toroslar yöresinin göçebe kültürünü, sevgilileri ve tabiatı son derece lirik ve canlı bir dille şiirlerine taşımıştır; Âşık Veysel - Ahmet Kutsi Tecer tarafından edebiyat dünyasına tanıtılmış, küçük yaşta gözlerini kaybetmesine rağmen iç dünyasının zenginliğini, toprak sevgisini ve insan sevgisini yalın bir Türkçe ve sadece hece ölçüsüyle dile getirmiştir.
Erzurumlu Emrah'ın seyahatleri ve kendi adıyla anılan bir kol kurması; Seyrani'nin hicivci kimliği; Karacaoğlan'ın aruza hiç yer vermeyip sadece heceyle yazarak Çukurova coğrafyasını işlemesi; Âşık Veysel'in ise Ahmet Kutsi Tecer tarafından tanıtılması ve gözleri görmemesine rağmen doğa sevgisini işlemesi şairlerin biyografileriyle tam olarak eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Şairlerin ölçü tercihlerini analiz etme
Karacaoğlan ve Âşık Veysel yalnızca hece ölçüsünü tercih ederken; Erzurumlu Emrah ve Seyrani hem aruz hem de hece ölçüsünü kullanmışlardır.
Şairlerin biçimsel özellikleri, eşleştirmede ilk ayrımı yapmaya yardımcı olur.
2
Hem aruz hem hece kullanan şairleri (Erzurumlu Emrah ve Seyrani) ayırt etme
Erzurumlu Emrah seyahatleri ve kurduğu âşık okulu (Emrah Kolu) ile bilinirken; Seyrani toplumsal yergi ve taşlamaları ile tanınır. Bu doğrultuda Erzurumlu Emrah klasik şiir estetiği ve okul kuruculuğu tanımıyla, Seyrani ise taşlama tanımıyla eşleşir.
Benzer teknik özelliklere sahip şairleri tematik ve biyografik detaylarıyla doğru eşleştirmek gerekir.
3
Yalnızca hece ölçüsü kullanan şairleri (Karacaoğlan ve Âşık Veysel) ayırt etme
Karacaoğlan 17. yüzyılda Çukurova/Toroslar göçebe lirik aşk şiirleriyle bilinirken; Âşık Veysel 20. yüzyılda gözlerini kaybetmiş, Ahmet Kutsi Tecer tarafından tanıtılmış lirik toprak şairi olarak eşleşir.
Dönem ve kişisel biyografi farklarından yararlanarak eşleştirmeyi tamamlamak gerekir.

Anahtar Kavram

Âşık Edebiyatı Temsilcilerinin belirleyici özellikleri, yüzyılları, ölçü tercihleri ve edebî yönelimleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7786Soru

XI. yüzyılda kaleme alınan ve Türk yazı dilinin en eski ve en kapsamlı sözlüğü olan *Divânu Lugâti't-Türk*, Türk kültür ve edebiyat tarihi açısından paha biçilmez bir yere sahiptir. Eser, yalnızca bir sözlük olmayıp aynı zamanda Türk boylarının dilleri, ağızları, edebiyatları, yaşayışları, gelenekleri ve coğrafyaları hakkında çok zengin bilgiler barınd��rmaktadır.

Bu parçadan ve eserin genel özelliklerinden hareketle *Divânu Lugâti't-Türk* ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arap dilcisi Halil bin Ahmed'in sözlükçülük metodundan esinlenilerek Arapça yazılan eser; içerdiği halk şiiri örnekleri, atasözleri ve ilk Türk dünyası haritasıyla Türk dilinin ve kültürünün en önemli kaynaklarındandır.

Cevap

Arap dilcisi Halil bin Ahmed'in sözlükçülük metodundan esinlenilerek Arapça yazılan eserin; içerdiği halk şiiri örnekleri, atasözleri ve ilk Türk dünyası haritasıyla Türk dilinin ve kültürünün en önemli kaynaklarından biri olduğunu belirten yargıdır.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, Kaşgarlı Mahmud bu eşsiz eserini Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin Arapça ile eş değer bir zenginliğe sahip olduğunu göstermek amacıyla Arapça olarak yazmıştır. Eseri tasnif ederken Arap sözlükçülük geleneğinin kurucusu Halil bin Ahmed'in sisteminden esinlenmiştir. Eser sadece kelime anlamları vermez; sözlü döneme ait koşuk, sagu, sav gibi edebi ürünleri derleyerek günümüze ulaştırmış ve sonuna ilk Türk dünyası haritasını eklemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Eserin dilini ve yazılış metodunu belirlemek.
Divânu Lugâti't-Türk, Araplara Türkçe öğretmek amacıyla Arapça olarak kaleme alınmış ve Arap sözlükçülük metodolojisi izlenmiştir.
Öğrencilerin eserin yazım dilinin Arapça olduğunu ve klasik Arap dil bilimi yöntemlerinden esinlendiğini ayırt etmesi gerekir.
2
İçerdiği halk edebiyatı verilerini ve yardımcı unsurları kontrol etmek.
Eserde İslamiyet öncesi sözlü döneme ait koşuk, sagu ve sav örnekleri ile Türk dünyasını gösteren bir harita yer almaktadır.
Eserin ansiklopedik ve derleme yönünü tespit etmek doğruluğu kesinleştirir.
3
Diğer geçiş dönemi eserleri ve kavramlarıyla karşılaştırıp yanlış seçenekleri elemek.
Sagu eşleştirmesindeki hata (ağıt-mersiye yer değişimi) ile Kutadgu Bilig, Atabetü'l-Hakayık ve Divân-ı Hikmet'e ait özelliklerin elenmesi sağlanır.
Geçiş dönemi eserlerinin birbiriyle karıştırılan biçimsel ve içeriksel farklarını netleştirmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Divânu Lugâti't-Türk'ün Yapısal ve İçerik Özellikleri
Soru 7787Soru

17. yüzyılın önemli temsilcilerinden biridir. Bir asker-şair (yeniçeri) olarak orduda görev almış, katıldığı seferleri ve tarihî olayları şiirlerinde yalın bir dille işlemiştir. Divan şiiri etkisinden uzak kalarak sadece hece ölçüsünü kullanmış ve Bağdat Kuşatması sırasında gösterdiği kahramanlıkla efsaneleşen genç bir asker için yazdığı yapay destanla tanınmıştır.

Bu parçada sözü edilen âşık edebiyatı temsilcisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kayıkçı Kul Mustafa

Cevap

Kayıkçı Kul Mustafa
Parçada özellikleri anlatılan halk şairi Kayıkçı Kul Mustafa'dır. Kendisi 17. yüzyılda yaşamış bir yeniçeri şairidir. Divan şiiri etkisinden uzak kalmış, tüm şiirlerini sadece hece ölçüsüyle yazmıştır. En önemli ve tanınmış eseri, Bağdat Kuşatması sırasında kahramanlık gösteren genç bir asker için yazdığı yapay destan niteliğindeki Genç Osman Destanı'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki belirleyici ipuçlarını tespit etme
Şairin 17. yüzyılda yaşadığı, yeniçeri (asker-şair) olduğu, divan edebiyatından etkilenmeyip sadece hece ölçüsünü kullandığı ve Bağdat Seferi ile ilgili bir yapay destan yazdığı belirlenir.
Metindeki ipuçlarını analiz etmek bizi doğrudan şairin ismine ve eserine götürür.
2
Tespit edilen özelliklerin şairlerle eşleştirilmesi
Yalnızca hece ölçüsünü kullanan ve Genç Osman Destanı'nı yazan 17. yüzyıl şairinin Kayıkçı Kul Mustafa olduğu saptanır.
Diğer seçeneklerde yer alan Âşık Ömer ve Gevherî divan şiirinden etkilenip aruz ölçüsünü de kullanmışlardır. Köroğlu 16. yüzyıl, Dadaloğlu ise 19. yüzyıl sanatçısıdır.

Anahtar Kavram

17. Yüzyıl Âşık Edebiyatı Temsilcileri ve Eserleri
Soru 7788Soru

İslam terminolojisinde cihat; sözlük anlamındaki 'çaba göstermek, gayret etmek, zorluklara karşı direnmek' manalarından hareketle, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla gösterilen her türlü samimi çabayı ifade eder. Kur'an-ı Kerim'de 'cihat' kelimesi ve türevleri geniş bir anlam yelpazesinde kullanılarak ahlaki, zihni, iktisadi ve fiili mücadelelerin tümünü kuşatır. Buna karşın, doğrudan düşmanla yapılan fiziksel savaşı ve silahlı mücadeleyi tanımlamak için Kur'an'da daha çok 'kıtal' veya 'mukatele' kavramlarına yer verilmiştir. Buradan hareketle cihat, hayatın her anını ve alanını kapsayan sürekli bir kulluk eylemi iken; kıtal, olağanüstü durumlarda başvurulan ve belirli kurallara bağlı olan geçici bir savunma yöntemidir. Ancak tarihsel süreçte bazı yaklaşımlar, bu iki kavram arasındaki hiyerarşik ve kapsam ilişkisini göz ardı ederek cihadı dar bir çerçeveye sıkıştırmıştır.

Bu parçadaki açıklamalardan hareketle, cihat kavramı ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğru olamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fiili savaş (kıtal) durumu sona erdiğinde, Müslümanın dini tebliğ etme, kötülükleri önleme ve nefsini arındırma yönündeki cihat sorumluluğu da nihayete erer.

Cevap

Fiili savaş (kıtal) durumu sona erdiğinde, Müslümanın dini tebliğ etme, kötülükleri önleme ve nefsini arındırma yönündeki cihat sorumluluğu da nihayete erer.
Cihat kavramı, sadece askeri mücadeleyle (kıtal) sınırlı olmayan, insanın nefsiyle mücadelesinden toplumsal ahlakı yayma gayretine kadar hayat boyu devam eden kesintisiz bir kulluk sürecidir. Dolayısıyla fiili savaş durumunun sona ermesi, Müslümanın dini tebliğ etme, kötülükleri önleme ve nefsini arındırma gibi diğer cihat sorumluluklarını sona erdirmez. Bu yönüyle, savaş sona erdiğinde bu sorumlulukların da nihayete ereceğini savunan değerlendirme hatalıdır ve kavramın geniş kapsamıyla çelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen cihat ve kıtal terimlerinin tanımlarını, kapsamlarını ve zaman sınırlarını analiz etmek.
Cihadın hayatın her anını kapsayan sürekli bir kulluk süreci, kıtalin ise olağanüstü durumlara özgü geçici bir savunma yöntemi olduğu tespit edilir.
Kavramlar arasındaki temel farkları belirleyerek seçenekleri doğru değerlendirebilmek.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri parçadaki süreklilik ilkesi açısından karşılaştırarak yanlış değerlendirmeyi bulmak.
Savaş durumunun bitmesiyle birlikte tebliğ, kötülükle mücadele ve nefis terbiyesi gibi cihat sorumluluklarının da biteceğini savunan ifadenin yanlış olduğu ortaya konur.
Parçadaki bilgilerle çelişen seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

Cihat kavramının geniş kapsamı, kıtal kavramı ile arasındaki fark ve ibadet boyutundaki sürekliliği.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7789Soru

Hz. Muhammed'in peygamberlik yönü incelenirken onun Kur’an-ı Kerim’in getirdiği ahlaki ve hukuki ilkeleri kendi hayatında bizzat uygulayarak göstermesi ile vahiyde açıkça belirtilmeyen bazı konularda helal veya haram kılma gibi yeni hükümler koyması sıklıkla ele alınan iki temel durumdur.

Buna göre, bahsedilen bu iki durum sırasıyla Hz. Muhammed’in aşağıdaki görevlerinden hangisi ile doğrudan ilgilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temsil - Teşri

Cevap

İlkelere bizzat uyarak yaşayıp örnek olması 'temsil' görevi; vahiyde açıkça belirtilmeyen bir hususta helal veya haram hükmü koyması ise 'teşri' görevidir.
Kur'an ilkelerinin hayata aktarılarak insanlara pratik olarak gösterilmesi 'temsil' görevinin, Kur'an'da bulunmayan bir konuda bağlayıcı kurallar (helal/haram) getirilmesi ise 'teşri' görevinin tanımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk durumun incelenmesi
Hz. Peygamber'in Kur'an ahlakını ve ilkelerini kendi hayatında yaşayarak somut bir model sunması 'temsil' kavramıyla açıklanır.
Temsil, peygamberin dini hayatı bizzat yaşayarak ümmetine en güzel örnek (üsve-i hasene) olmasıdır.
2
İkinci durumun incelenmesi
Hz. Peygamber'in vahiyde doğrudan zikredilmeyen bazı hususlarda dini kurallar ve yasaklar belirleme yetkisi 'teşri' göreviyle açıklanır.
Teşri, kelime anlamı olarak yasama ve hüküm koyma demektir; İslam hukukunda sünnetin hüküm belirleyici rolünü ifade eder.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in Teşri ve Temsil Görevleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7790Soru

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) toplumsal ve askerî meselelerde ortak aklı işletmesi (istişare) ve alınan kararları uygulama sürecindeki tavrı (kararlılık) İslam tarihinin dönüm noktalarında belirleyici olmuştur. Buna göre, sol tarafta verilen tarihî olaylar ile sağ tarafta verilen istişare ve kararlılık örneklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bedir Gazvesi
Uhud Gazvesi
Hendek Gazvesi
Hudeybiye Antlaşması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bedir Gazvesi, Hubab b. Münzir'in su kuyuları tavsiyesinin uygulanmasıyla; Uhud Gazvesi, meydan savaşı kararının alınıp zırh giyilerek kararlılık gösterilmesiyle; Hendek Gazvesi, Selman-ı Farisi'nin hendek kazılması önerisinin kabulüyle; Hudeybiye Antlaşması ise Hz. Ümmü Seleme'nin tavsiyesi üzerine kurban kesilip tıraş olunmasıyla eşleşir.
Verilen tarihî olaylardaki kararlar incelendiğinde; Bedir'de Hubab b. Münzir'in kuyularla ilgili askerî tavsiyesi, Uhud'da çoğunluğun meydan savaşı yönündeki kararına uyulması ve zırhın giyilmesi, Hendek'te Selman-ı Farisi'nin hendek kazılması fikri ve Hudeybiye'de Hz. Ümmü Seleme'nin kriz anındaki tavsiyesi eşleştirildiğinde her olay kendi tarihî gerçeğiyle eksiksiz olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Bedir Gazvesi'ndeki istişare sürecini analiz etme
Hubab b. Münzir'in kuyuların arkasına konuşlanma fikri kabul edilmiştir.
Bedir Gazvesi, Hubab b. Münzir'in ordu yerleşimi tavsiyesiyle doğrudan ilişkilidir.
2
Uhud Gazvesi'ndeki istişare ve kararlılık sürecini analiz etme
Çoğunluğun meydan savaşı isteği kabul edilmiş ve peygamber zırhını giyerek kararlılık göstermiştir.
Uhud Gazvesi, savunma savaşı yerine meydan savaşı kararı alınması ve geri adım atılmamasıyla ilişkilidir.
3
Hendek Gazvesi'ndeki istişare sürecini analiz etme
Selman-ı Farisi'nin Medine çevresine hendek kazılması önerisi kabul edilmiştir.
Hendek Gazvesi, Selman-ı Farisi'nin hendek kazma stratejisiyle doğrudan ilişkilidir.
4
Hudeybiye Antlaşması sonrasındaki istişare sürecini analiz etme
Hz. Ümmü Seleme'nin tavsiyesiyle Hz. Muhammed'in (s.a.v.) bizzat kurban kesip tıraş olarak sahabeye öncülük etmesi sağlanmıştır.
Hudeybiye Antlaşması sonrasındaki tereddüt, Ümmü Seleme ile yapılan istişare ile çözülmüştür.

Anahtar Kavram

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hayatındaki kritik dönüm noktalarında istişareye başvurması ve karar aldıktan sonra gösterdiği kararlılık (tevekkül ile birleşen azim).
Soru 7791Soru

A��ağıdaki sol sütunda verilen numaralanmış şiir parçalarını, sağ sütunda yer alan ahenk özellikleri (kafiye ve redif türleri) ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Deli gönül ne yatar bir köşede,
Bütün dertler erir tatlı neşede,
Hayat bulur insan camdan şişede.
Sona erdi artık o eski devran,
Yüreğimi yakan bu acı hicran.
Her sabah yollarını gözler dururum,
Gönül kuşu kanadını sana bağlar.
Hasretinden deli divane olurum,
Bülbülün feryat ettiği viran bağlar.
Aşılmaz dağlar olsa da sen gel,
Yoluna çıksa da binbir engel.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Birinci şiir parçası - Tam kafiye ve ek hâlinde redif, İkinci şiir parçası - Redifsiz zengin kafiye, Üçüncü şiir parçası - Cinaslı kafiye, Dördüncü şiir parçası - Tunç kafiye.
Şiir parçalarının ahenk özellikleri analiz edildiğinde; birinci parçada bulunma durum eki '-de' redif, 'şe' sesleri tam kafiyedir. İkinci parçada ek yoktur, 'ran' sesleri zengin kafiyedir. Üçüncü parçadaki 'bağlar' kelimeleri sesteş olduğu için cinaslı kafiyedir. Dördüncü parçada ise 'gel' sözcüğü 'engel' sözcüğünün içinde aynen geçtiği için tunç kafiye oluşmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
İlk şiir parçasındaki dize sonu sözcüklerinin (köşede, neşede, şişede) kök ve ek tahlili yapılır.
Sözcüklerin kökleri 'köşe', 'neşe' ve 'şişe'dir. Sonlarındaki '-de' bulunma durum ekleri aynı işlevde olduğu için rediftir. Köklerde kalan 'şe' sesleri ise iki ses benzerliğiyle tam kafiyedir.
Kafiye ve redif tespiti için öncelikle kelimelerin ek ve köklerine doğru şekilde ayrılması gerekir.
2
İkinci şiir parçasındaki dize sonu sözcüklerinin (devran, hicran) yapısı incelenir.
İki sözcük de kök hâlindedir, dolayısıyla redif yoktur. Sözcüklerin sonundaki 'ran' sesleri üç ses benzerliği gösterdiğinden zengin kafiyedir.
Ek almamış kelimeler arasında sadece kafiye aranır.
3
Üçüncü şiir parçasındaki dize sonu sözcüklerinin (bağlar, bağlar) anlamları karşılaştırılır.
İlk 'bağlar' sözcüğü 'bağlamak' fiilinin geniş zamanı iken ikinci 'bağlar' sözcüğü 'üzüm bağı' isminin çoğuludur. Yazılışları aynı, anlamları farklı olduğu için cinaslı kafiyedir.
Eş sesli sözcüklerin dize sonunda kullanılması cinaslı kafiye oluşturur.
4
Dördüncü şiir parçasındaki dize sonu sözcüklerinin (gel, engel) ses yapısı karşılaştırılır.
'gel' sözcüğü, 'engel' sözcüğünün içinde tamamen yer almaktadır.
Bir kelimenin diğer kelimenin içinde tamamen yer alması tunç kafiye özelliğidir.

Anahtar Kavram

Şiirde ahenk unsurlarını belirlerken kök-ek ayrımına dikkat edilmesi ve kafiye türlerinin ayırt edilmesi.
Soru 7792Soru

Yara benden
Erenler yara benden
Yârimden ayrılmışım
Eksilmez yara benden

Bu dizelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İslamiyet öncesi sözlü dönem ürünü olan "sagu" nazım şeklinin biçimsel ve konusal yönlerden birebir devamı niteliğindedir.

Cevap

İslamiyet öncesi sözlü dönem ürünü olan "sagu" nazım şeklinin biçimsel ve konusal yönlerden birebir devamı niteliğindedir.
Dizeler incelendiğinde şiirin aabaaaba kafiye örgüsüne sahip, ilk dizesi eksik ve cinaslı kafiyeli bir 'kesik mani' olduğu görülür. İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki 'sagu' türünün Anonim Halk edebiyatındaki karşılığı ise mani değil 'ağıt'tır. Dolayısıyla bu dizelerin sagu nazım şeklinin biçimsel ve konusal devamı olduğunu söylemek bilgi yönünden yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen şiirin biçimsel özelliklerini incelemek.
Şiir aabaaaba kafiye düzenine sahiptir. İlk dize 44 heceli, diğer dizeler ise 77 hecelidir. Dize sonlarında sesteş sözcüklerle cinaslı uyak yapılmıştır. Bu özellikler şiirin bir 'kesik (cinaslı) mani' olduğunu göstermektedir.
Nazım biçimini ve türünü doğru belirlemek için hece sayısı, kafiye düzeni ve ses benzerlikleri kontrol edilmelidir.
2
Şiirin tema ve tür ilişkisini değerlendirmek.
Şiirde sevgiliden ayrı düşmenin getirdiği acı ve dert (yara) işlenmiştir. Bu tema lirik şiir türüne ve mani nazım biçiminin duygusal dünyasına uygundur.
Şiirin içeriğinin hangi türe ait olduğunu tespit etmek, seçeneklerdeki tematik yargıları doğrulamak için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki dönem ve nazım türü karşılaştırmalarını analiz etmek.
Sagu, İslamiyet öncesinde ölen kişilerin ardından duyulan acıyı dile getiren yuğ törenlerinde söylenen bir türdür. Bu türün Halk edebiyatındaki karşılığı 'ağıt', Divan edebiyatındaki karşılığı ise 'mersiye'dir. Mani ise aşk, özlem, doğa gibi konuları işleyen bambaşka bir nazım biçimidir. Dolayısıyla mani, sagunun devamı değildir.
Tarihsel dönemler arasındaki nazım şekli ve türü karşılaştırmalarını doğru yaparak yanlış bilgi içeren seçeneği saptamak gerekir.

Anahtar Kavram

Anonim Halk Edebiyatı Nazım Biçimlerinden Mani ve Kesik Mani Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7793Soru

Bir ekosistem araştırmasında biyologlar, inceledikleri bölgedeki bitkiler hakkında yaptıkları çalışmada "Bazı endemik bitkiler kuraklığa dayanıklıdır." önermesinin doğru olduğunu saptamıştır.

Buna göre, karşı olum karesi (Aristoteles karesi) kuralları dikkate alındığında aşağıdaki çıkarımlardan hangisi kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu önermenin çelişiği olan 'Hiçbir endemik bitki kuraklığa dayanıklı değildir.' önermesi kesinlikle yanlıştır.

Cevap

Tikel olumlu bir önerme doğru olduğunda, bu önermenin çelişiği olan tümel olumsuz önerme kesinlikle yanlış olur.
Verilen önerme tikel olumlu (I) formundadır ve doğrudur. Karşı olum karesinde tikel olumlu önermenin çelişiği tümel olumsuz (E) önermedir. Çelişiklik kuralına göre, bir önerme doğru ise onun çelişiği zorunlu olarak yanlıştır. Bu nedenle, çelişik önerme olan 'Hiçbir endemik bitki kuraklığa dayanıklı değildir.' ifadesinin doğruluk değeri kesinlikle yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Önermenin karşı olum karesindeki yerini belirleme
"Bazı endemik bitkiler kuraklığa dayanıklıdır." önermesi tikel olumlu (I) yapısındadır ve doğruluk değeri "Doğru" (D) olarak verilmiştir.
Aristoteles'in karşı olum karesindeki kuralları uygulayabilmek için öncelikle başlangıç önermesinin niceliğini (tümel/tikel) ve niteliğini (olumlu/olumsuz) belirlemek gerekir.
2
Önermenin çelişiğini bulma ve doğruluk değerini saptama
Tikel olumlu (I) önermenin çelişiği (karşı olum karesindeki çapraz köşesi), tümel olumsuz (E) önermedir. Bu önerme "Hiçbir endemik bitki kuraklığa dayanıklı değildir." şeklindedir. Çelişiklik kuralına göre önermelerden biri doğruysa diğeri zorunlu olarak yanlıştır. Dolayısıyla bu önerme kesinlikle yanlıştır.
Çelişiklik ilişkisi, doğruluk değeri geçişlerinde kesinlik sunan en güçlü ilişkidir.
3
Diğer ilişkilerin doğruluk değerlerinin belirsizliğini analiz etme
I önermesinin altığı A (tümel olumlu: "Bütün...") ve alt karşıtı O (tikel olumsuz: "Bazı... değildir") önermeleridir. Tikel bir önerme doğruyken tümel altığının ve alt karşıtının doğruluk değerleri belirsizdir.
Tikel bir önermenin doğru olmasından tümelinin doğruluğu veya tikel olumsuzunun yanlışlığı kesin olarak türetilemez; bu durumlar mantıksal olarak belirsiz (bilinemez) kalır.

Anahtar Kavram

Karşı Olum Karesi ve Çelişiklik Kuralı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7794Soru

Bir öğrenci, x(FxGx)xFxxGx\forall x (Fx \rightarrow Gx) \therefore \exists x Fx \rightarrow \exists x Gx çıkarımının geçerliliğini çözümleyici çizelge (semantik tablo) yöntemiyle denetlemek için şu adımları uygulamıştır:

1. adım: Öncülü aynen alır, sonucun ise değillemesini yazar:
1. x(FxGx)\forall x (Fx \rightarrow Gx) (Öncül)
2. (xFxxGx)\sim (\exists x Fx \rightarrow \exists x Gx) (Değillenmiş Sonuç)

2. adım: 2. önermeyi değillenmiş koşul kuralına göre çözümleyerek alt alta yazar:
3. xFx\exists x Fx
4. xGx\sim \exists x Gx

3. adım: 4. önermeye niceleyici değilleme kuralını uygular:
5. xGx\forall x \sim Gx

Bu aşamada denetleme işlemine devam etmek isteyen öğrencinin, kurallara uygun ve doğru bir sonuca ulaşabilmesi için 4. adımda yapması gereken işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Öncelikle tikel niceleyici içeren 3. önerme aa adıyla özellenerek (FaFa) yazılmalı; ardından tümel niceleyici içeren 1. ve 5. önermeler aynı ad (aa) kullanılarak özellenmelidir.

Cevap

Öncelikle tikel niceleyici içeren önermenin aa adıyla özellenmesi, ardından tümel niceleyici içeren önermelerin aynı aa adıyla özellenmesi gerekir.
Doğru yanıt, öncelikle tikel niceleyici içeren önermenin özellenmesini ve ardından tümel niceleyici içeren önermelerin aynı adla özellenmesini açıklayan seçenektir. Çözümleyici çizelgede tikel özelleme kuralı (TÖ), tümel özelleme kuralından (TÜ) önce uygulanmalıdır. Çünkü tikel özellemede kullanılacak adın daha önce yolda geçmemiş yeni bir ad olması zorunludur. Eğer önce tümel özelleme yapılıp aa adı kullanılsaydı, tikel özellemede aa adı kullanılamazdı ve yeni bir ad seçilmesi gerekirdi. Bu da çıkarımın geçerliliğini denetlerken çelişkinin görülmesini engellerdi.

Adım Adım Çözüm

1
Tikel ve tümel niceleyicilerin bir arada olduğu durumlarda işlem sırasını belirleme.
Tikel özellemenin (TÖ) tümel özellemeden (TÜ) önce yapılması gerektiği saptanır.
Tikel özelleme kuralı gereği, kullanılacak adın (örneğin a) daha önce yolda geçmemiş olması gerekir. Bu kuralı korumak için önce tikel özelleme yapılır.
2
3. adımdaki tikel önermenin özellenmesi.
xFx\exists x Fx önermesi aa adıyla özellenerek FaFa yazılır.
Tikel önermenin yüklemini belirginleştirmek ve niceleyiciden kurtulmak için tikel özelleme uygulanır.
3
Tümel önermelerin tikel özellemede kullanılan adla özellenmesi.
x(FxGx)\forall x (Fx \rightarrow Gx) önermesi FaGaFa \rightarrow Ga ve xGx\forall x \sim Gx önermesi Ga\sim Ga şeklinde aa adıyla özellenir.
Tümel önerme evrendeki tüm elemanlar için geçerli olduğundan, tikel özellemedeki aa adını da kapsar ve çelişki denetimi bu ad üzerinden yürütülür.

Anahtar Kavram

Yüklemler mantığında tikel ve tümel özelleme kuralları ile çözümleme sırası.
Soru 7795Soru

Sembolik mantıkta önermelerin tutarlılığını veya geçerliliğini denetlemek için kullanılan yöntemlerden biri de çözümleyici çizelgedir. Çözümleyici çizelgede kurallar uygulanırken işlem sırasına dikkat edilmesi gerekir. Çok dallı ağaç yapılarında karmaşıklığı engellemek amacıyla öncelik, dallanmaya neden olmayan ve alt bileşenlerin doğrudan aynı hat üzerine dikey olarak yazıldığı kurallara verilir.

Buna göre, aşağıda verilen önermelerden hangisi çözümlenirken ilk adımda doğrudan alt alta yazma kuralı uygulanmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (pq)\sim(p \rightarrow q)

Cevap

Değillenmiş koşul önermesi olan (pq)\sim(p \rightarrow q) ifadesi, çözümleyici çizelgede ilk adımda doğrudan alt alta yazma kuralı uygulanarak çözümlenmelidir.
Değillenmiş koşul önermesi olan (pq)\sim(p \rightarrow q) ifadesi, çözümleyici çizelge kurallarına göre çözümlendiğinde dikey tek bir hat üzerine pp ve q\sim q ifadelerinin alt alta yazılmasıyla açılır. Çözümleyici çizelgede alt alta yazma kuralları çatal açma kurallarına göre öncelikli olduğundan, ilk adımda bu önermeyle başlanarak alt alta yazma kuralı uygulanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen her bir önermenin ana eklemini ve değilleme durumunu belirlemek.
Seçeneklerde değillenmiş tümel evetleme, koşul, değillenmiş koşul, tikel evetleme ve değillenmiş karşılıklı koşul önermeleri bulunmaktadır.
Çözümleyici çizelgede hangi kuralın uygulanacağını belirlemek için önermenin ana ekleminin tespit edilmesi gerekir.
2
Her önerme türü için geçerli olan çözümleyici çizelge kurallarını (çatal açma veya alt alta yazma) eşleştirmek.
Değillenmiş koşul önermesinin dikey hatta alt alta yazmayı gerektirdiği, diğerlerinin ise çatal açmayı gerektirdiği belirlenir.
Çözümleme önceliği dikey hatta yazılan (alt alta yazılan) önermelerde olduğu için bu ayrımın yapılması şarttır.
3
Elde edilen sonuçlara göre alt alta yazma kuralına sahip olan önermeyi doğru seçenek olarak işaretlemek.
(pq)\sim(p \rightarrow q) önermesinin alt alta yazma kuralına uygun tek seçenek olduğu doğrulanır.
Soruda ilk adımda doğrudan alt alta yazılması gereken önerme sorulmuştur.

Anahtar Kavram

Çözümleyici Çizelge Kurallarında Alt Alta Yazma ve Çatal Açma Ayrımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7796Soru

Yahudilikte ibadet ritüelleri, semboller ve kutsal mekânlar tarih boyunca Yahudi kimliğinin muhafaza edilmesinde temel bir işlev görmüştür. Buna göre Yahudilikle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sinagoglarda cemaatle yapılan ibadetler esnasında kutsal rulo halindeki Tevrat tomarlarının saklandığı ve Kudüs yönünü gösteren mihrap benzeri bölmeye Aron ha-Kodeş adı verilir.

Cevap

Sinagoglarda cemaatle yapılan ibadetler esnasında kutsal rulo halindeki Tevrat tomarlarının saklandığı ve Kudüs yönünü gösteren mihrap benzeri bölmeye Aron ha-Kodeş adı verilmesi ifadesi doğrudur.
Sinagoglarda cemaatle yapılan ibadetler sırasında rulo hâlindeki kutsal Tevrat tomarlarının saklandığı ve yön olarak Kudüs'ü gösteren kutsal bölme Aron ha-Kodeş olarak adlandırılır. Bu tanım Yahudilikteki kutsal mekân mimarisiyle tam olarak uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sinagogun iç mimari unsurları ve kutsal objelerin konumlandırılması incelenir.
Aron ha-Kodeş'in Tevrat tomarlarını barındıran ve Kudüs yönünü belirten bölme olduğu tespit edilir.
Soruda verilen doğru tanımın Yahudilikteki kutsal mekân kavramlarıyla eşleşip eşleşmediğini teyit etmek amacıyla yapılır.
2
Diğer seçeneklerde yer alan Yahudilik ritüel, sembol ve mekânlarının (Şabat, Menora, Kipa, Pesah) tanımları ve Hristiyanlık kavramlarıyla olan ilişkisi değerlendirilir.
Bu seçeneklerdeki kavramların yanlış tanımlandığı ve Hristiyanlık kavramlarıyla hatalı biçimde eşleştirildiği tespit edilir.
Yanlış seçeneklerin elenmesi ve doğru yargının netleştirilmesi için gereklidir.

Anahtar Kavram

Sinagogun iç mimari unsurları (Aron ha-Kodeş) ve Yahudi kutsal sembolleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7797Soru

Bir felsefe seminerinde tartışmacılardan biri şu iddiayı ileri sürer:
'Eğer bir toplumda adil bir gelir dağılımı varsa, o toplumda suç oranları düşüktür. Bu ülkede suç oranları oldukça düşüktür. O hâlde bu ülkede adil bir gelir dağılımı vardır.'

Karşı taraf ise bu argümana şu şekilde itiraz eder:
'Vardığınız sonuç sosyolojik verilere uymuyor; çünkü bu ülkede gelir adaletsizliği çok yüksektir ancak sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle suç oranları düşüktür. Dolayısıyla yaptığınız akıl yürütme mantıksal açıdan geçersizdir.'

Buna göre karşı tarafın yaptığı itiraz, mantık bilimi açısından değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karşı taraf, akıl yürütmenin mantıksal geçerliliğini biçimsel yapısı üzerinden denetlemek yerine, önermelerin dış dünyadaki gerçeklikle uygunluğuna (bilgi doğrusuna) dayanarak değerlendirmiştir.

Cevap

Karşı tarafın, akıl yürütmenin mantıksal geçerliliğini biçimsel yapısı üzerinden denetlemek yerine, önermelerin dış dünyadaki gerçeklikle uygunluğuna (bilgi doğrusuna) dayanarak değerlendirmiş olması
Mantık biliminde bir akıl yürütmenin geçerliliği (mantık doğrusu), önermelerin dış dünyadaki nesnel gerçeklikle uyuşup uyuşmamasından (bilgi doğrusundan) tamamen bağımsızdır. İlk tartışmacının akıl yürütmesi biçimsel olarak geçersizdir (ardılı evetleme hatası yapılmıştır). Ancak karşı taraf bu geçersizliği biçimsel kurallarla açıklamak yerine, sonucun olgusal gerçeklikle uyuşmadığını belirterek argümanın geçersiz olduğunu iddia etmiştir. Bu durum, geçerlilik ile bilgi doğruluğunun karıştırıldığını gösteren en net ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki akıl yürütmelerin mantıksal biçimini çözümleme
İlk tartışmacı, 'Eğer pp ise qq dur. qq dur. O halde pp dir.' şeklinde koşullu kıyas yapısı kurmuştur. Bu mantıksal yapı biçimsel olarak geçersizdir (ardılı evetleme hatası).
Akıl yürütmenin mantık kurallarına uygunluğunu (mantık doğrusunu) nesnel gerçeklikten bağımsız olarak tespit etmek gerekir.
2
Karşı tarafın itiraz gerekçesini analiz etme
Karşı taraf, argümanın geçersizliğini biçimsel bir kural ihlaline değil, sonucun dış dünyadaki fiili duruma (gelir adaletsizliğinin yüksek olmasına) uymamasına dayandırmıştır.
İtirazın hangi doğruluk ölçütüne göre yapıldığını belirlemek amacıyla bu adım uygulanır.
3
Geçerlilik ve bilgi doğrusu ilişkisini karşılaştırma
Bir akıl yürütmenin geçerliliği biçimsel yapısına (mantık doğrusuna) bağlıyken; karşı taraf, sonucu dış dünyadaki olgusal durumla (bilgi doğrusuyla) sınayarak geçerlilik hakkında yargıya varmıştır. Bu durum, mantıksal geçerlilik ile bilgi doğrusunun karıştırıldığını gösterir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için mantıksal geçerlilik ile olgusal doğruluğun ayrımını netleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Mantıksal Geçerlilik (Mantık Doğrusu) ile Bilgi Doğrusu Arasındaki Ayrım
Soru 7798Soru

Bir kimsenin, dinin inanç esaslarına çevresindeki insanlardan görerek, araştırma yapmadan ve delillere dayanmadan inanmasına "taklidî iman" denir. Taklidî iman, kişinin karşılaştığı dini veya felsefi itirazlar karşısında sarsıntıya uğrayabilir. Buna karşılık, bilgiye, araştırmaya, delillere ve aklın süzgecinden geçirilmiş bir bilince dayanan imana ise "tahkikî iman" adı verilir. İslam bilginlerine göre her Müslümanın taklidî imandan kurtularak imanını delillerle desteklemesi ve tahkikî seviyeye ulaştırması bir görevdir.

Bu parçadan hareketle taklidî ve tahkikî iman ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İslam bilginlerinin çoğunluğuna göre delillere dayanmayan taklidî iman geçersizdir ve bu durumdaki kişilerin yaptığı ibadetler dini açıdan yok hükmündedir.

Cevap

İslam bilginlerinin çoğunluğuna göre delillere dayanmayan taklidî iman geçersizdir ve bu durumdaki kişilerin yaptığı ibadetler dini açıdan yok hükmündedir.
İslam akaidindeki genel kabule göre, taklidî imana sahip kişilerin imanı geçerli kabul edilir ve bu kişiler dini sorumluluklarını yerine getirdiklerinde ibadetleri de geçerlidir. Dolayısıyla, taklidî imanın tamamen geçersiz olduğunu ve ibadetlerin yok hükmünde olduğunu iddia eden yargı yanlıştır ve parçadan bu sonuca ulaşılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki taklidî ve tahkikî iman tanımlarını ve özelliklerini incelemek.
Taklidî imanın delilsiz ve çevresel etkiyle oluştuğu, tahkikî imanın ise araştırma ve bilgiye dayalı olduğu belirlenir.
Seçeneklerdeki iddiaların parçayla uyumunu test etmek için bu temel bilgiler gereklidir.
2
Seçeneklerdeki dini hükümler ile İslam akaidinin genel kabullerini karşılaştırmak.
Ehl-i Sünnet inancına göre taklidî iman sahibinin mümin kabul edildiği ve ibadetlerinin geçerli olduğu bilgisiyle, taklidî imanın geçersiz ve ibadetlerin yok hükmünde olduğunu öne süren yargının uyuşmadığı tespit edilir.
Soruda istenen ulaşılamaz olan yanlış yargıyı netleştirmek için akaid ilkelerindeki geçerlilik durumunu bilmek gerekir.

Anahtar Kavram

Taklidî ve Tahkikî İman
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7799Soru

Divânu Lugâti't-Türk'ün içeriğinde ve yapısında yer alan bazı unsurlar ile bu unsurların kültür ve edebiyat tarihimiz açısından taşıdığı önem ve işlevler aşağıda verilmiştir. Bu unsurlar ile işlevlerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sözlü Dönem Türlerinin Kayıt Altına Alınması
Eserin Mukaddime (Önsöz) Bölümü
Eserin Sonuna Eklenen Harita
Eserin Çift Dilli (Türkçe-Arapça) Yapısı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sözlü Dönem Türlerinin Kayıt Altına Alınması ile sav, sagu ve koşuk örneklerinin yazıya geçirilmesi; Eserin Mukaddime Bölümü ile halifeye sunuluş gerekçesi ve Türkçenin değerini savunan görüşler; Eserin Sonuna Eklenen Harita ile Türk coğrafyasını gösteren ilk kartografik çalışma; Eserin Çift Dilli Yapısı ile Türkçenin zenginliğini kanıtlamak amacıyla kuralların Arapça açıklanması eşleşmelidir.
Sözlü Dönem Türlerinin Kayıt Altına Alınması ifadesi sav, sagu ve koşukların derlenmesiyle; Mukaddime bölümü eserin halifeye sunuluşu ve dil hakkındaki tezleriyle; harita unsuru Türk coğrafyasını gösteren ilk kartografik çalışma olmasıyla; çift dilli yapı ise Türkçe kuralların Arapça açıklanmasıyla tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sözlü Dönem Türlerinin Kayıt Altına Alınması ifadesi incelenir.
İslamiyet öncesi sözlü kültür ürünleri olan sav, sagu, koşuk ve destan parçalarının ilk kez bu eserde derlendiği bilgisiyle eşleştirilir. Bu da sav, sagu ve koşuk örneklerinin ilk kez yazıya geçirilerek günümüze ulaşmasını sağlaması ifadesiyle uyuşur.
İslam öncesi Türk edebiyatının en eski sözlü verilerinin derlendiği ana kaynak Divânu Lugâti't-Türk'tür.
2
Eserin Mukaddime (Önsöz) Bölümü ifadesi incelenir.
Kaşgarlı Mahmut'un eseri Abbasi halifesi el-Muktedî-Biemrillâh'a sunduğu, yazılış amacını açıkladığı ve Türkçenin Arapça ile at başı yürüdüğünü belirttiği bölüm olduğu bilgisiyle eşleştirilir.
Mukaddime, yazarın amacını, eserin ithafını ve dil hakkındaki görüşlerini içeren kuramsal giriş bölümüdür.
3
Eserin Sonuna Eklenen Harita ifadesi incelenir.
Balasagun'u merkez alan, Türk boylarının yerleşim yerlerini ve sınırlarını gösteren ilk Türk dünyası haritası olduğu bilgisiyle eşleştirilir.
Bu harita tarihteki ilk Türk dünyası haritası ve kartografik çalışma özelliğini taşır.
4
Eserin Çift Dilli (Türkçe-Arapça) Yapısı ifadesi incelenir.
Arapça yazılan eserde Türkçe kelimelerin Karahanlı (Hâkâniye) yazı dili esas alınarak Arapça açıklamalar ve kurallarla sunulması bilgisiyle eşleştirilir.
Kaşgarlı Mahmut, Araplara Türkçeyi öğretmek ve bu dilin zenginliğini göstermek amacıyla Arapça açıklamalar kullanmıştır.

Anahtar Kavram

Divânu Lugâti't-Türk'ün edebî, dil bilimsel ve kültürel özellikleri ile işlevleri
Soru 7800Soru

İslam düşünce geleneğinde Ehl-i Beyt, yalnızca soy birliğine dayalı tarihsel bir topluluğu ifade etmez; aynı zamanda Hz. Peygamber’in sünnetini, ahlaki disiplinini ve rehberliğini sonraki nesillere taşıyan canlı bir örneklik zeminini temsil eder. Kur'an-ı Kerim’de bu ailenin arındırıldığına (Ahzâb suresi, 33. ayet) ve Müslümanlardan onlara karşı sevgi (meveddet) beklendiğine (Şûrâ suresi, 23. ayet) yönelik atıflar, bu sevginin sıradan bir beşerî sevginin ötesinde dinî ve ahlaki bir sorumluluk olduğunu gösterir. Zira Ehl-i Beyt'e yönelik bu sevgi ve bağlılık, müminin Hz. Peygamber'in sünnetini hayata aktarmasında ve onun ahlaki mirasını muhafaza etmesinde dinamik bir işlev görür.

Bu parçadan hareketle Ehl-i Beyt sevgisi ve örnekliği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ehl-i Beyt'i sevmek ve örnek almak, Hz. Peygamber'in sünnetini ve ahlaki mirasını koruyup hayata geçirmede motive edici bir işleve sahiptir.

Cevap

Ehl-i Beyt'i sevmek ve örnek almak, Hz. Peygamber'in sünnetini ve ahlaki mirasını koruyup hayata geçirmede motive edici bir işleve sahiptir.
Ehl-i Beyt'i sevip örnek almanın, Hz. Peygamber'in sünnetini ve ahlaki mirasını koruyup hayata geçirmede motive edici bir işleve sahip olduğunu belirten seçenek doğrudur. Parçada Ehl-i Beyt'in, Hz. Peygamber'in sünnetini ve ahlakını taşıyan bir örneklik zemini olduğu ve bu sevginin sünneti hayata aktarmada dinamik bir işlev gördüğü açıkça belirtilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel vurguyu ve Ehl-i Beyt'in işlevini analiz etmek.
Parçada Ehl-i Beyt'in, Hz. Peygamber'in sünnetini, ahlaki disiplinini ve rehberliğini sonraki nesillere aktaran ve bu yönüyle dinî-ahlaki bir sorumluluk yükleyen yönü vurgulanmıştır.
Soru kökündeki parçanın ana fikrini belirlemek.
2
Seçenekleri analiz ederek parçadaki ana fikirle uyumlu olan yargıyı belirlemek.
Ehl-i Beyt'i sevip örnek almanın, Hz. Peygamber'in sünnetini ve ahlaki mirasını koruyup hayata geçirmede motive edici bir işleve sahip olduğu sonucuna ulaşılır.
Doğru cevabı bulmak ve çeldiricileri elemek.

Anahtar Kavram

Ehl-i Beyt Sevgisi ve Örnekliği
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 390 / 437Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin