Divan Edebiyatı

303 soru

Soru 261Soru

Divan edebiyatında nazım şekilleri bent sayılarına ve yapılarına göre farklılık gösterir. Bu edebiyatta Türklerin kendi yaratıcılığıyla oluşturup kazandırdığı, tek dörtlükten ibaret olan, halk şiirindeki maninin yapısal ve tematik izlerini taşıyan ve aruzun yalnızca belirli bir kalıbıyla yazılan bir nazım şekli vardır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu parçada sözü edilen nazım şeklinin bir örneğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özünü bilenlere bir yâr gerek
Gönlünde ne var ise bî-karâr gerek
Aşkı hırka eyleyip giyen kişiye
Dünyada ne nâm u ne de ar gerek

Cevap

Özünü bilenlere bir yâr gerek... ile başlayan dörtlük (Tuyuğ)
Doğru cevap olan 'Özünü bilenlere bir yâr gerek...' dörtlüğü, Türk şairler tarafından divan edebiyatına kazandırılan ve halk şiirindeki mani gibi tek dörtlükten oluşup 'aaba' şeklinde kafiyelenen 'tuyuğ' nazım şeklinin örneğidir. Şiirin aruz vezni incelendiğinde 'fâilâtün fâilâtün fâilün' kalıbına uygun olduğu ve tuyuğ türünün kurucusu kabul edilen Kadı Burhaneddin'e ait olduğu görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada özellikleri verilen nazım şeklini tespit etmek.
Türklerin divan edebiyatına kazandırdığı, tek dörtlükten oluşan ve halk edebiyatındaki mani nazım ��eklinden etkilenen türün 'tuyuğ' olduğu belirlenir.
Soruda verilen ipuçları (Türklerin kazandırması, tek dörtlük, mani etkisi, tek aruz kalıbı) doğrudan tuyuğ nazım şeklini işaret etmektedir.
2
Seçeneklerdeki dörtlüklerin yapısal ve biçimsel özelliklerini incelemek.
Doğru seçenekte yer alan 'Özünü bilenlere bir yâr gerek...' dörtlüğünün tek dörtlükten oluştuğu, 'aaba' şeklinde kafiyelendiği ve aruzun 'fâilâtün fâilâtün fâilün' kalıbıyla yazıldığı görülür. Ayrıca Kadı Burhaneddin'e ait olan bu şiir tuyuğun en belirgin örneğidir.
Tuyuğ nazım şeklini diğer tek dörtlüklerden (özellikle rubaiden) ayırt etmek için şair, vezin ve köken analizi yapılması gerekir.
3
Diğer seçeneklerdeki şiirlerin nazım şekillerini belirleyerek eleme yapmak.
Diğer şiirlerin rubai, şarkı, mersiye (terkibibent bendi) ve murabba olduğu saptanır.
Yanlış seçeneklerin elenmesiyle doğru seçeneğin netleştirilmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri - Dörtlük ve Bentlerle Kurulanlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 262Soru

Edebiyat tarihi araştırmalarında, şairlerin şiirlerinde kullandıkları dil, mazmunlar ve tema tercihleri onların yaşadığı yüzyıl ve dâhil oldukları edebî ekol hakkında önemli ipuçları verir. Örneğin; tasavvufi derinlikten uzak, dünyevi aşkı, yaşamın zevklerini ve İstanbul Türkçesinin kıvraklığını şiire yansıtan, tasvirlerinde tabiatı canlı bir şekilde kullanan bir şairin rindane tarzı hemen dikkati çeker.

Bu parçada sözü edilen edebî anlayış ve üslup özellikleri dikkate alındığ��nda, aşağıdaki beyitlerden hangisinin 16. yüzyılın bu anlayıştaki temsilcisine ait olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bâkî çemende hayli perîşân imiş varak / Benzer ki bir şikâyeti var rûzgârdan

Cevap

Bâkî çemende hayli perîşân imiş varak / Benzer ki bir şikâyeti var rûzgârdan
Doğru cevap, Bâkî'nin mahlasının geçtiği ve sonbaharda dökülen yapraklar üzerinden canlı bir tabiat tasviri sunan beyittir. Parçada belirtilen dünyevi aşk, yaşamın zevkleri (rindane tarz), tasavvufi derinlikten uzaklık, canlı tabiat tasvirleri ve İstanbul Türkçesi özellikleri 16. yüzyıl Divan şairi Bâkî'nin edebî şahsiyetiyle birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen ipuçlarını analiz etmek.
İpuçları: tasavvuf dışı dünyevi aşk, rindane üslup, İstanbul Türkçesi, canlı tabiat tasvirleri ve 16. yüzyıl şairi olması.
Parçadaki özelliklerin 16. yüzyıl Divan şairi Bâkî'yi işaret ettiğini belirlemek için.
2
Seçeneklerdeki beyitleri şair, yüzyıl ve üslup yönünden karşılaştırmak.
Doğru şıkta yer alan beyitte Bâkî'nin mahlasının geçtiğini, tabiat unsurlarının (çemen, varak, rüzgâr) rindane üslupla betimlendiğini ve 16. yüzyıl dil özelliklerini taşıdığını saptamak.
Şair mahlası, dönemi ve üslubu arasındaki doğru eşleşmeyi onaylamak için.

Anahtar Kavram

16. Yüzyıl Divan Şairi Bâkî'nin Rindane Üslubu ve Edebî Kişiliği
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 263Soru

Klasik Türk edebiyatı (Divan edebiyatı), kendine özgü estetik kuralları, dil yapısı ve zengin kaynak havuzuyla yüzyıllar boyunca varlığını sürdürmüş köklü bir gelenektir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi divan edebiyatının genel özellikleri veya beslendiği kaynaklar arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanatın halkı eğitmede bir araç olarak görülmesiyle birlikte, dilde ve üslupta halkın günlük konuşma diline yakın, sade ve yalın bir anlatım biçimi benimsenmiştir.

Cevap

Sanatın halkı eğitmede bir araç olarak görülmesiyle dilde sadeleşmenin savunulması ve yalın bir anlatım biçiminin benimsenmesi divan edebiyatının değil, Tanzimat I. Dönem ve Halk edebiyatının bir özelliğidir.
Sanatın halkı eğitmede bir araç olarak görülmesiyle dilde sadeleşmenin savunulması ve yalın bir anlatım biçiminin benimsenmesi divan edebiyatının değil, Tanzimat I. Dönem ve Halk edebiyatının bir özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Divan edebiyatının temel estetik anlayışını, dil özelliklerini ve hedeflenen kitleyi analiz etmek.
Divan edebiyatının bireysel konuları işleyen, aruz ölçüsü kullanan, Arapça-Farsça yüklü ağır bir dile sahip ve yüksek zümreye hitap eden bir sanat anlayışı olduğu belirlenir.
Divan şiirinin genel üslup ve sosyo-kültürel bağlamını anlamak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin divan edebiyatının özellikleriyle uyuşup uyuşmadığını ve diğer edebi dönemlerin özelliklerini taşıyıp taşımadığını incelemek.
Sanatın halkı eğitmek için bir araç olarak görülmesi ve dilde sadeleşmenin savunulması özelliklerinin Tanzimat edebiyatı ve Halk edebiyatı geleneklerine ait olduğu tespit edilir.
Doğru seçeneği bulmak ve bilgi yanlışını ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatının Genel Özellikleri ve Kaynakları
Soru 264Soru

Aşağıda sol sütunda 15. ve 16. yüzyıl Divan edebiyatının temsilcisi olan şairler, sağ sütunda ise bu şairlerin belirleyici edebî özellikleri ile sanat anlayışlarını yansıtan beyitleri verilmiştir. Buna göre sol sütundaki şairleri sağ sütundaki uygun açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şeyhî
Necâtî Bey
Fuzûlî
Bâkî

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şeyhî şairi Harnâme beyitiyle; Necâtî Bey şairi atasözü/deyim içeren beyitiyle; Fuzûlî şairi aşk ızdırabı temalı lirik beyitiyle; Bâkî şairi ise hoş sadâ ve dünyevi rindlik içeren beyitiyle eşleşmektedir.
Şairler, yaşadıkları yüzyıl, edebî unvanları (Sultânü'ş-Şuarâ, hekim şair vb.), üslup yönelimleri (hiciv, mahallîleşme, lirik aşk acısı, dünyevi rindlik) ve mahlaslarının geçtiği imzalı beyitleriyle tutarlı ve doğru bir biçimde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki şairlerin yaşadığı yüzyılı ve genel üslup özelliklerini belirleyin.
Şeyhî ve Necâtî Bey 15. yüzyıl; Fuzûlî ve Bâkî ise 16. yüzyıl şairleridir.
Şairlerin dönemlerini ve edebî yönelimlerini bilmek, doğru eser ve beyit eşleştirmesi yapmanın temelini oluşturur.
2
Sağ sütundaki beyitlerin içerdiği mahlasları ve üslup ipuçlarını inceleyin.
Birinci açıklama Harnâme'nin meşhur giriş beyitini içerir; ikinci açıklamada Necâtî mahlası ve deyim yer alır; üçüncü açıklamada Fuzûlî mahlası ve aşk acısı vurgulanır; dördüncü açıklamada ise Bâkî mahlası ve hoş sadâ ifadesiyle dünyevi duruş belirtilir.
Divan şiirinde mahlas beyitleri ve belirgin tema/tür tercihleri (hiciv, lirik aşk, rindlik, mahallîleşme) şair tespiti için kesin kanıttır.
3
Şairlerin edebî karakterleri ile beyitlerdeki temaları eşleştirerek tabloyu tamamlayın.
Şeyhî tıp eğitimi ve hiciv yönüyle; Necâtî Bey atasözü/deyim zenginliğiyle; Fuzûlî aşk acısının yüceliğiyle; Bâkî ise pürüzsüz dil işçiliği ve rindane tavrıyla doğru şekilde eşleşir.
Sanatçıların kişisel yaşamları, unvanları ve poetik tercihleri şiirlerinin biçimsel ve anlamsal yapısını doğrudan belirler.

Anahtar Kavram

15. ve 16. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairlerinin Sanat Anlayışı ve Beyit Analizi
Soru 265Soru

Divan edebiyatında şairler, yüzyıllar içinde farklı estetik anlayışlar ve dil eğilimleri doğrultusunda çeşitli akımlara yönelmişlerdir. Buna göre, sol sütunda verilen edebî akım ve eğilimleri, sağ sütunda yer alan temsil edici beyit örnekleriyle doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mahallileşme Akımı
Sebk-i Hindi
Hikemi Tarz (Nâbî Ekolü)
Türk-i Basit

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki edebî akımlar ile sağ sütundaki beyitlerin doğru eşleşmesi şu şekildedir: Mahallileşme Akımı - Nedim'in İstanbul'u ve somut güzeli anlatan beyiti; Sebk-i Hindi - Naili'nin soyut hayaller ve ağır dille örülü beyiti; Hikemi Tarz - Nabi'nin dünyaya aldanmama öğüdü veren didaktik beyiti; Türk-i Basit - Edirneli Nazmi'nin yabancı kelimelerden uzak, Türkçe kelimelerle yazdığı beyiti.
Doğru eşleşmede; Mahallileşme Akımı Nedim'in somut ve yerel ögeler barındıran beyitiyle, Sebk-i Hindi Naili'nin soyut ve ağır tamlamalı beyitiyle, Hikemi Tarz Nabi'nin öğüt veren beyitiyle, Türk-i Basit ise Edirneli Nazmi'nin yabancı kelimelerden uzak beyitiyle eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin dil, üslup ve içerik özelliklerini inceleyin.
Birinci beyitte Nedim adı geçmekte, İstanbul'dan bahsedilmekte ve somut bir güzellik aranmaktadır. İkinci beyit ağır tamlamalar ve derin soyut mecazlar içermektedir. Üçüncü beyit dünya süslerine aldanmama konusunda didaktik bir öğüt vermektedir. Dördüncü beyit ise tamamen sade, Türkçe kelimelerle kurulmuştur.
Her edebî akımın kendine özgü kelime kadrosu, üslup özellikleri ve konu alanları vardır.
2
Beyit özelliklerini ilgili akımlarla eşleştirin.
Nedim'in beyiti günlük dil ve somut güzelliklerle Mahallileşme Akımı'na; Naili'nin ağır dilli ve karamsar hayalli beyiti Sebk-i Hindi'ye; dünya hayatına dair öğüt içeren beyit didaktik yönüyle Hikemi Tarz'a; sadece Türkçe kelimeler barındıran beyit ise Türk-i Basit akımına karşılık gelir.
Edebî akımların felsefesi ve dil tutumları beyitlerin yapısına doğrudan yansır.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatı akımlarının üslup ve içerik özelliklerine göre ayırt edilmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 266Soru

Aşağıda divan edebiyatı ürünlerinden seçilmiş iki beyit verilmiştir:

I. Beyit:
*Bir eşek var idi zaîf ü nizâr*
*Yük elinden anın katı zâr*

II. Beyit:
*Gâh odunda vü gâh suda idi*
*Dün ü gün kahr ile ukuda idi*

Bu beyitlerin kafiye düzeni ve içerik özellikleri dikkate alındığında, bu beyitlerin aşağıdaki nazım şekillerinden hangisine ait olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mesnevi

Cevap

Mesnevi
Verilen beyitlerin kafiye örgüsü incelendiğinde birinci beytin kendi arasında (aa), ikinci beytin ise yine kendi arasında (bb) kafiyeli olduğu görülmektedir. Divan edebiyatında her beytin kendi arasında kafiyeli olduğu ve genellikle hikaye edici (olay anlatımı) konuların işlendiği nazım şekli mesnevidir. Şeyhî'nin Harnâme adlı mesnevisinden alınan bu beyitler, bu nazım şeklinin en karakteristik özelliklerini yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen beyitlerin dize sonlarındaki ses benzerlikleri incelenerek kafiye şeması çıkarılır.
Birinci beytin dize sonlarında yer alan 'nizâr' ve 'zâr' kelimeleri birbiriyle kafiyelidir (aa). İkinci beytin dize sonlarında yer alan 'suda idi' ve 'ukuda idi' kelimeleri ise kendi aralarında kafiyelidir (bb).
Nazım şeklinin belirlenmesinde kafiye örgüsü en temel yapısal ipucudur.
2
Beyitlerin içerik özellikleri analiz edilerek şiirin türü ve anlatım biçimi belirlenir.
Beyitlerde bir eşeğin durumu ve yaşadığı sıkıntılar olay örgüsü içinde (hikaye edici anlatımla) aktarılmaktadır.
Divan edebiyatında olay anlatımına dayalı konuların hangi nazım şekliyle yazıldığını tespit etmek gerekir.
3
Elde edilen kafiye şeması (aa, bb...) ve hikaye edici anlatım özellikleri divan edebiyatı nazım şekilleriyle eşleştirilir.
Her beytin kendi arasında kafiyeli olduğu ve sınır tanımayan uzunlukta olay anlatımına imkan tanıyan nazım şeklinin mesnevi olduğu belirlenir.
Doğru nazım şekline ulaşmak için biçim ve içerik özelliklerinin birleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Mesnevi nazım şeklinin kafiye örgüsü ve yapısal özellikleri

Alternatif Yöntem

Beyitlerin içerik analizine bakarak da sonuca ulaşılabilir. Birinci beyitte 'bir eşek var idi', ikinci beyitte ise 'gâh odunda vü gâh suda idi' ifadeleriyle bir olay (fabl unsurları barındıran bir hikaye) anlatılmaktadır. Divan edebiyatında bu tarz olay anlatımları sadece mesnevi nazım şekliyle gerçekleştirilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 267Soru

Aşağıda, divan edebiyatı nazım şekillerinden biriyle yazılmış bir şiirden alınan iki beyit verilmiştir:

I. Beyit:
*Fermân-ı aşka cân ile var inkıyâdumuz*
*Hükm-i kazâya zerre kadar yok inâdumuz*

II. Beyit:
*Minnet Hudâ'ya devlet-i d��nyâ fenâ bulur*
*Bâkî kalur sahîfe-i âlemde adumuz*

Bu beyitler ve ait oldukları şiirle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beyitlerin uyak düzeni ve mahlasın kullanılış biçimi, bu şiirin beyit sınırlaması olmayan mesnevi nazım şekliyle yazıldığını kanıtlar.

Cevap

Beyitlerin uyak düzeni ve mahlasın kullanılış biçiminin mesnevi nazım şeklini kanıtladığını belirten seçenek yanlıştır.
Şiirin mesnevi nazım şekliyle yazıldığını iddia eden ifade yanlıştır çünkü mesnevi nazım biçiminde her beyit kendi arasında kafiyelenir (aa, bb, cc...). Oysa verilen beyitlerde kafiye düzeni 'aa' (matla) ve 'ba' (makta) şeklindedir. Bu kafiye düzeni ve mahlas kullanımı, şiirin bir gazel veya kasideye ait olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bu bilgi söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin kafiye şemasını analiz etme.
I. beyit 'inkıyâdumuz / inâdumuz' (aa) şeklinde kafiyelidir. II. beyit ise 'bulur / adumuz' (ba) şeklinde kafiyelidir.
Kafiye şeması nazım şeklinin belirlenmesinde en önemli ipucudur.
2
Beyitlerdeki mahlas kullanımını kontrol etme.
II. beyitte 'Bâkî' mahlası geçmektedir.
Mahlasın bulunduğu beyit makta beytidir ve şiirin sonunu gösterir.
3
Elde edilen verileri mesnevi nazım biçiminin özellikleriyle karşılaştırma.
Mesnevilerde her beyit kendi arasında kafiyelenir (aa, bb, cc...) ve genellikle beyit sınırlaması olmadan hikaye anlatılır. Oysa verilen şiir 'aa' ve 'ba' kafiye düzenine sahiptir ve mahlas barındırmaktadır, bu da onun bir gazel veya kaside olduğunu gösterir.
Mesnevi ile gazel/kaside arasındaki biçimsel farkı ortaya koyarak yanlış yargıyı tespit etmek.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında beyitlerle kurulan nazım şekillerinin (gazel, kaside, mesnevi) kafiye düzeni ve yapısal özellikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 268Soru

Düştü yine bir şûle-i rengîn-i hayâlim
Gülzâr-ı cünûnda dile sığmaz bu melâlim

Bu beyit; özgün ve alışılmamış bağdaştırmaları, insan ruhunun derinliklerindeki ıstırabı hayal dünyasıyla birleştirerek sunması ve ağır dil yapısıyla dikkat çekmektedir.

Bu beyitte belirgin olan edebî akım ve bu akımın Türk edebiyatındaki en önemli temsilcisi aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sebk-i Hindi - Şeyh Galip

Cevap

Sebk-i Hindi - Şeyh Galip
Doğru seçenek, Sebk-i Hindi akımını ve bu akımın en önemli temsilcisi olan Şeyh Galip'i içeren seçenektir. Beyitte yer alan 'şûle-i rengîn-i hayâl' ve 'gülzâr-ı cünûn' gibi derin, soyut ve alışılmamış bağdaştırmalar Sebk-i Hindi'nin karakteristik özelliğidir. Bu tarzın Türk edebiyatındaki en büyük temsilcisi Şeyh Galip'tir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitte geçen tamlamaları ve dil özelliklerini incelemek.
Beyitte 'şûle-i rengîn-i hayâl' (renkli hayal kıvılcımı) ve 'gülzâr-ı cünûn' (delilik bahçesi) gibi alışılmamış, soyut ve ağır tamlamalar kullanılmıştır.
Bu tarz imgesel ve soyut bağdaştırmalar ile ağır dil yapısı, Divan edebiyatında Sebk-i Hindi (Hint üslubu) akımının en belirgin ayırt edici özelliğidir.
2
Bu akımın Divan edebiyatındaki en önemli temsilcisini belirlemek.
18. yüzyıl şairi Şeyh Galip, Sebk-i Hindi akımının Türk edebiyatındaki en büyük ve en yetkin temsilcisidir.
Şeyh Galip, Hüsn ü Aşk adlı mesnevisinde bu üslubun zirve örneklerini vermiştir.
3
Edebi akım ve şair eşleştirmesini doğrulamak.
Belirlenen özellikler Sebk-i Hindi akımına ve şair Şeyh Galip'e aittir.
Seçenekler arasında bu ikilinin doğru olarak eşleştirildiği şıkkı bulmak sorunun doğru cevabına ulaşmamızı sağlar.

Anahtar Kavram

Sebk-i Hindi akımının üslup özellikleri (alışılmamış bağdaştırmalar, soyut hayaller) ve en önemli temsilcisi olan Şeyh Galip.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 269Soru

Divan edebiyatında bir şairin başka bir şairin şiirini be��enip aynı ölçü ve kafiyeyle yazdığı benzer şiirlere 'nazire' denir. Edebiyatımızda bu geleneğin en güzel örneklerinden biri, Necâtî Bey’in ünlü 'döne döne' redifli gazeline yapılan nazirelerdir. Bu nazirelerden biri de dönemin padişahı Fatih Sultan Mehmet’e yakınlığıyla bilinen bir şairimize aittir:

*“Ey büt-i nâ-mihribân bilmez misin kim âh-ı dil*
*Ahmed’i yakmağa bir yeldir esen döne döne”*

Bu bilgiler ve verilen beyit dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beytin sahibi olan şair, 16. yüzyılda yaşamış ve divan şiirinde soyut, kapalı ve ağır bir dil içeren 'Sebk-i Hindî' akımının kurucusu kabul edilmiştir.

Cevap

Beytin sahibi olan şairin 16. yüzyılda yaşadığı ve Sebk-i Hindî akımının kurucusu olduğunu iddia eden yargı
Verilen beyit 15. yüzyıl divan şiirinin önemli temsilcilerinden Ahmet Paşa'ya aittir. Ahmet Paşa 16. yüzyılda yaşamamıştır ve Türk edebiyatında Sebk-i Hindî akımının temsilcisi veya kurucusu değildir. Dolayısıyla şairin 16. yüzyılda yaşadığını ve Sebk-i Hindî akımının kurucusu olduğunu belirten ifade tarihsel ve edebî açıdan yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitte yer alan 'Ahmed' mahlasından yola çıkarak eserin şairini tespit etmek.
Söz konusu beyit 15. yüzyıl şairi Ahmet Paşa'ya aittir.
Beytin hangi sanatçıya ait olduğunu belirlemek, tarihsel ve edebî özelliklerini doğrulamak için ilk adımdır.
2
Tespit edilen şairin yaşadığı yüzyıl ve dâhil olduğu edebî yönelimleri seçeneklerdeki iddialarla karşılaştırmak.
Ahmet Paşa 15. yüzyılda yaşamıştır; Sebk-i Hindî akımı ise 17. yüzyılda ortaya çıkmış olup Ahmet Paşa bu akımın öncüsü veya kurucusu değildir.
Şairin edebî kişiliği ile seçeneklerde verilen yanlış bilgiyi eşleştirerek doğru seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

15. Yüzyıl Divan Şairleri ve Edebî Özellikleri (Ahmet Paşa)
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 270Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen 15. ve 16. yüzyıl Divan edebiyatı şairleri ile sağ sütunda verilen belirleyici edebî özellikleri ve eserlerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şeyhî
Necâtî Bey
Bâkî
Bağdatlı Rûhî

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleştirme şu şekildedir: Şeyhî - Harnâme yazarı olan 15. yüzyıl şairi; Necâtî Bey - Deyim/atasözü kullanan, 'döne döne' gazelinin sahibi 15. yüzyıl ��airi; Bâkî - Sultânü'ş-Şuarâ unvanlı 16. yüzyıl şairi; Bağdatlı Rûhî - Terkibibend yazarı olan 16. yüzyıl şairi.
Doğru eşleştirmede şairlerin yüzyılları ve en karakteristik eser/edebî yönelimleri tam olarak örtüşmektedir. Şeyhî'nin Harnâme eseriyle, Necâtî'nin atasözü/deyim kullanımı ve döne döne gazeliyle, Bâkî'nin din dışı rindane tarzı ve Şairler Sultanı unvanıyla, Bağdatlı Rûhî'nin ise toplumsal yergileri içeren Terkibibend'iyle tanınması bu eşleştirmeyi doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Şeyhî'nin edebî özelliklerini inceleyin.
Şeyhî, 15. yüzyıl şairidir ve hiciv/fabl türündeki eseri Harnâme ile tanınır. Bu bilgiyle Harnâme'nin yazarı olan 15. yüzyıl şairi ifadesiyle eşleşir.
Şeyhî'nin en belirgin eseri olan Harnâme ve yüzyıl bilgisi doğrudan doğru eşe yönlendirir.
2
Necâtî Bey'in özelliklerine odaklanın.
Şiirlerinde atasözlerini ve Türkçe deyimleri kullanan, 'döne döne' redifli gazeliyle tanınan 15. yüzyıl sanatçısının Necâtî Bey olduğu belirlenir.
Necâtî Bey'in mahallîleşme yolundaki dil özellikleri ve ünlü gazeli ayırt edici niteliktedir.
3
Bâkî'nin özelliklerini değerlendirin.
16. yüzyılda yaşayan, tasavvufa şiirlerinde yer vermeyen (din dışı konuları işleyen) ve 'Sultânü'ş-Şuarâ' (Şairler Sultanı) olarak tanınan sanatçı Bâkî'dir.
Bâkî'nin rintlik anlayışı ve edebî gücüyle aldığı Şairler Sultanı unvanı eşleşmeyi kesinleştirir.
4
Bağdatlı Rûhî'yi analiz edin.
16. yüzyılda yaşayan, toplumsal eleştirileri ve insan tiplerini ele alan ünlü Terkibibend şairi Bağdatlı Rûhî'dir.
Rûhî'nin sosyal eleştiri yönü ve Terkibibend'i onun en bilinen edebî kimliğidir.

Anahtar Kavram

15. ve 16. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairlerinin Edebî Özellikleri ve Eserleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 271Soru

Divan edebiyatında şairler, yüzyıllar boyunca dil, üslup ve içerik yönünden farklı estetik anlayışları benimseyerek çeşitli edebî akım ve eğilimlerin temsilcisi olmuşlardır.

Aşağıda solda verilen edebî akım ve eğilimleri, sağda verilen belirleyici özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mahallileşme Akımı
Sebk-i Hindi
Hikemi Tarz
Türk-i Basit Akımı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mahallileşme Akımı günlük hayatı ve İstanbul'u yansıtan özelliklerle; Sebk-i Hindi kapalı ve soyut imgeli anlatımla; Hikemi Tarz didaktik ve ahlaki yaklaşımla; Türk-i Basit ise yalın Türkçe ve 16. yüzyıl temsilcileriyle eşleşmelidir.
Mahallileşme Akımı yerel unsurlar ve Nedim ile; Sebk-i Hindi soyut/kapalı anlatım ve Şeyh Galip ile; Hikemi Tarz didaktik şiir ve Nabi ile; Türk-i Basit ise yalın Türkçe ve Aydınlı Visali ile doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mahallileşme Akımı'nın özelliklerini tespit etme
İstanbul'un somut güzelliklerini ve günlük konuşma dilini şiire taşıyan Nedim ve Enderunlu Vasıf'ın temsil ettiği özellik belirlenir.
Mahallileşme Akımı, şiirde yerelleşmeyi ve halk kültürünü esas alır.
2
Sebk-i Hindi Akımı'nın özelliklerini tespit etme
Şeyh Galip ve Naili'nin temsil ettiği, hayal gücünü zorlayan soyut ve kapalı anlatım özelliği belirlenir.
Sebk-i Hindi, Hint tarzı kapalı, derin ve felsefi mecazlara dayalı bir estetiği savunur.
3
Hikemi Tarz'ın özelliklerini tespit etme
Nabi'nin temsil ettiği, ahlaki ve felsefi didaktik şiir özelliği belirlenir.
Hikemi tarz, toplumsal aksaklıkları gidermek ve okura öğüt vermek amacı taşır.
4
Türk-i Basit Akımı'nın özelliklerini tespit etme
Aydınlı Visali ve Tatavlalı Mahremi'nin temsil ettiği, Arapça ve Farsça kelimelerden kaçınan sade Türkçe özelliği belirlenir.
Türk-i Basit, dilde Türkçeleşme hareketinin Divan şiirindeki ilk adımlarındandır.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatı akımlarının (Mahallileşme, Sebk-i Hindi, Hikemi Tarz, Türk-i Basit) estetik, dil ve temsilci düzeyindeki karakteristik nitelikleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 272Soru

Minnet Hudâ'ya devlet-i dünyâ fenâ bulur
Bâkî kalır sahîfe-i âlemde adımız

Aruz ölçüsüyle kaleme alınan ve şairinin mahlasını barındıran bu beyitle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dönemin şiir anlayışını yansıtan bu beyit, 15. yüzyılın en önemli şairlerinden biri kabul edilen ve 'Sultânü'ş-Şuarâ' olarak anılan sanatçıya aittir.

Cevap

Beytin 15. yüzyıl sanatçısına ait olduğunu öne süren seçenek söylenemez. Beyit, 16. yüzyıl şairi Bâkî'ye aittir.
Verilen beyit, 16. yüzyıl Divan edebiyatının en büyük temsilcilerinden biri olan Bâkî'ye aittir. Bâkî, edebiyatımızda 'Sultânü'ş-Şuarâ' (Şairler Sultanı) unvanıyla anılmaktadır. Ancak kendisi 15. yüzyılda değil, 16. yüzyılda yaşamıştır. Bu nedenle, şairin 15. yüzyıl sanatçısı olduğunu öne süren seçenek bilgi hatası içermektedir ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitte yer alan mahlas tespit edilir.
İkinci dizedeki 'Bâkî' kelimesinin şairin mahlası olduğu belirlenir.
Beytin kime ait olduğunu anlamak için öncelikle mahlasın bulunması gerekir.
2
Mahlası belirlenen şairin edebi kişiliği ve yaşadığı dönem hatırlanır.
Bâkî'nin 16. yüzyılda yaşadığı, 'Sultânü'ş-Şuarâ' unvanını taşıdığı ve rindane gazelleriyle tanındığı bilgisi doğrulanır.
Yazarın kronolojik ve biyografik özelliklerini seçeneklerle karşılaştırmak için bu bilgi gereklidir.
3
Seçeneklerdeki ifadeler beytin dil, edebi sanat ve tema özellikleri açısından değerlendirilir.
Tevriye sanatı, Arapça-Farsça dil özellikleri ve dünyevi ün arzusu gibi unsurlar doğrulanır. Şairin 15. yüzyılda yaşadığına dair ifadenin hatalı olduğu saptanır.
Yanlış olan yargıyı bularak doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

16. Yüzyıl Divan Şairi Bâkî'nin Edebi Kişiliği ve Şiir Analizi
Soru 273Soru

Aşağıdaki sol sütunda Divan edebiyatında beyitlerle kurulan nazım şekilleri, sağ sütunda ise bu nazım şekillerinin belirleyici özellikleri verilmiştir. Nazım şekillerini doğru özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gazel
Kaside
Mesnevi
Kıta

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gazel nazım şekli lirik temaları ve 5-15 beyitlik yapısıyla üçüncü özellikle; kaside övgü amaçlı yapısı ve bölümleriyle ikinci özellikle; mesnevi her beytinin kendi içinde kafiyeli olması ve sınırının olmamasıyla birinci özellikle; kıta ise matlasız yapısı ve xa, xa kafiye düzeniyle dördüncü özellikle eşleşir.
Gazel nazım şekli aşk, güzellik gibi lirik konularla ve 5-15 beyit sınırı ile eşleşir. Kaside, din ve devlet büyüklerine övgü içeren yapısı ve bölümleriyle bilinir. Mesnevi, her beytinin kendi içinde kafiyeli olması sayesinde uzun anlatımlara izin verir. Kıta ise matla beyti olmaksızın xa, xa şeklinde kafiyelenen, genellikle 2-12 beyitlik yapısıyla eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Gazel nazım şeklinin biçim ve içerik özelliklerini belirlemek.
Gazelin 5-15 beyit uzunluğunda olduğu, aa, ba, ca... kafiye şemasına sahip olduğu ve lirik konuları işlediği tespit edilir.
Gazel özelliklerine en uygun tanımı bulmak için.
2
Kaside nazım şeklinin özelliklerini ve bölümlerini incelemek.
Kasidenin övgü içerikli olduğu, 33-99 beyit arasında değiştiği ve nesib, medhiye gibi bölümlerden oluştuğu görülür.
Kaside özelliklerine en uygun tanımı belirlemek için.
3
Mesnevi nazım şeklinin ayırt edici yapısal yönünü saptamak.
Mesnevinin beyit sayısı sınırı olmadığı ve her beytinin aa, bb, cc... şeklinde kendi içinde kafiyeli olduğu belirlenir.
Mesnevi özelliklerine en uygun tanımı seçmek için.
4
Kıta nazım şeklinin kafiye ve yapı özelliklerini analiz etmek.
Kıtanın matlasız olduğu, 2-12 beyit arasında yazıldığı ve xa, xa, xa şeklinde kafiyelendiği saptanır.
Kıta özelliklerine en uygun tanımı tayin etmek için.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Beyitlerle Kurulan Nazım Şekilleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 274Soru

Bir şairin divanından alınan aşağıdaki beyitlerden hangisi, hem biçim (kafiye düzeni) hem de içerik özellikleri dikkate alındığında bir gazelin matla (ilk) beyti olmaya uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cihân-ârâ cihân içindedir arayı bilmezler / O mâhîler ki deryâ içindedir deryâyı bilmezler

Cevap

Cihân-ârâ cihân içindedir arayı bilmezler / O mâhîler ki deryâ içindedir deryâyı bilmezler beyiti, hem aa kafiye şemasına sahip olması hem de lirik-tasavvufi içeriğiyle gazelin matla beyti olmaya uygundur.
Cihân-ârâ ifadesiyle başlayan beyit, hem kendi arasında kafiyeli (aa) kafiye düzenine sahiptir hem de balık ve deniz istiaresi üzerinden lirik-tasavvufi bir konuyu işler. Bu iki özellik, beytin bir gazelin matla (ilk) beyti olduğunu kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin kafiye şemalarını incelemek
Cihân-ârâ ve Harname beyitlerinin kendi arasında kafiyeli (aa) olduğu, diğer beyitlerin ise farklı kafiyelendiği (ab/xa) görülür.
Gazelin ilk beyti (matla) her zaman kendi arasında kafiyeli (aa) olmak zorundadır. Bu kural elenerek aday beyit sayısı ikiye indirilir.
2
Kendi arasında kafiyeli olan beyitlerin içerik özelliklerini değerlendirmek
Harname'den alınan beytin bir hayvanı anlatan didaktik/mizahi bir olay metni (mesnevi), derya ve balık temsilini kullanan beytin ise tasavvufi/lirik bir tema taşıdığı belirlenir.
Gazeller lirik ve felsefi/tasavvufi konuları işlerken, olay anlatımı ve didaktik ögeler mesneviye özgüdür.
3
Doğru beyti seçmek ve mahlas kontrolü yapmak
Şair mahlası barındırmayan ve lirik/tasavvufi konulu, kendi arasında kafiyeli olan beytin matla beyti olduğu kesinleşir.
Matla beytinde genellikle mahlas bulunmaz ve biçim ile içerik olarak gazel türünün tüm özelliklerini yansıtır.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri - Gazel, Mesnevi ve Kıta Ayırıcı Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 275Soru

Divan şiiri, gelişim süreci boyunca tek bir çizgi üzerinde kalmamış; şairlerin estetik yönelimleri ve dil tercihleri doğrultusunda çeşitli edebî akımlara zemin hazırlamıştır. Bu doğrultuda kimi şairler günl��k konuşma dilini, yerel unsurları ve somut yaşamı şiire taşımayı tercih ederken; kimileri ise soyut, kapalı, karmaşık hayallerle örülü ağır bir şiir dili kurmuştur.

Buna göre, aşağıdaki beyitlerin hangisi dil, üslup ve yansıttığı edebî akım bakımından diğerlerinden farklıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yine zevrak-ı derûnım kırılıp kenâra düştü / Lenger-i sabrı kırıldı mevc-i belâya düştü

Cevap

Yine zevrak-ı derûnım kırılıp kenâra düştü / Lenger-i sabrı kırıldı mevc-i belâya düştü
Doğru cevap olan beyit ('Yine zevrak-ı derûnım kırılıp kenâra düştü / Lenger-i sabrı kırıldı mevc-i belâya düştü') 18. yüzyıl şairi Şeyh Galip'e aittir. Bu beyitteki 'zevrak-ı derûn' (gönül kayığı), 'lenger-i sabr' (sabır demiri) ve 'mevc-i belâ' (bela dalgası) gibi alışılmamış bağdaştırmalar, soyut ve acı dolu tasavvufi imgeler ile ağır süslü dil Sebk-i Hindi (Hint Üslubu) akımının en belirgin özellikleridir. Diğer seçeneklerdeki beyitler ise somut yaşamı, günlük konuşma dilini ve İstanbul Türkçesini şiire yansıtan Mahallileşme akımının/eğiliminin örnekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitlerin dil ve kelime kadrosunu analiz etmek
İlk dört beyitte günlük konuşma diline yakın sözcükler, deyimler ve somut unsurlar bulunurken; son beyitte yoğun Arapça-Farsça tamlamalar ve soyut tasarımlar tespit edilmiştir.
Edebî akımların belirlenmesinde dilin sadeliği, imgelerin niteliği ve kullanılan kelime kadrosu belirleyici birer ölçüttür.
2
Beyitlerdeki edebî akım yönelimlerini belirlemek
Sa'd-abad gezisi, semt, mahalle halkı, yalan demek ve yere geçmek gibi unsurlar içeren beyitlerin Mahallileşme akımına ait olduğu; 'zevrak-ı derûn' (gönül kayığı) ve 'lenger-i sabr' (sabır demiri) gibi mecazi ve zihni bağdaştırmalar içeren beyitin ise Sebk-i Hindi (Hint üslubu) akımına ait olduğu belirlenmiştir.
Mahallileşme yerel hayatı ve sade dili savunurken, Sebk-i Hindi soyut dünyayı, derin hayalleri ve kapalı anlatımı temel alır.
3
Farklı olan beyiti ayırt etmek
Son beyit dışındaki tüm beyitler Mahallileşme akımının temsilcileri (Nedim, Necati Bey, Enderunlu Vasıf) tarafından yazılmışken, son beyit Sebk-i Hindi akımının en büyük temsilcisi olan Şeyh Galip'e aittir.
Şeyh Galip'in beyiti hem dilinin ağırlığı hem de kapalı imge dünyası bakımından diğerlerinden tamamen ayrılır.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatında Mahallileşme ve Sebk-i Hindi akımlarının dil, üslup ve içerik özellikleri bakımından karşılaştırılması.
Soru 276Soru

Aşağıda sol sütunda 15. ve 16. yüzyıl Divan edebiyatına ait bazı eserler, sağ sütunda ise bu eserlerin yazarlarına ait belirleyici biyografik ve edebî özellikler verilmiştir. Sol sütundaki eserleri sağ sütundaki doğru sanatçı açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Beng ü Bade
Şah u Geda
Kerem Kasidesi
Harname

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Beng ü Bade - Fuzûlî; Şah u Geda - Taşlıcalı Yahya; Kerem Kasidesi - Ahmet Paşa; Harname - Şeyhî eşleştirmesi doğrudur.
Eserlerin yazarlarıyla doğru bir şekilde eşleştirilmesi şairlerin dönemlerini ve biyografik özelliklerini bilmeyi gerektirir. Beng ü Bade Fuzûlî'ye, Şah u Geda Taşlıcalı Yahya'ya, Kerem Kasidesi Ahmet Paşa'ya, Harname ise Şeyhî'ye aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki Beng ü Bade eserinin yazarı belirlenir.
Beng ü Bade, afyon ile şarabı karşılaştıran alegorik bir mesnevidir ve yazarı 16. yüzyıl şairi Fuzûlî'dir. Bu da sağ sütundaki üçüncü açıklamayla eşleşir.
Eser-şair ve yüzyıl ilişkisini kurmak.
2
Sol sütundaki Şah u Geda eserinin yazarı belirlenir.
Şah u Geda, hamse sahibi olan 16. yüzyıl şairi Taşlıcalı Yahya'ya aittir. Bu da sağ sütundaki dördüncü açıklamayla eşleşir.
Mesnevi türündeki ünlü eserin yazarını tespit etmek.
3
Sol sütundaki Kerem Kasidesi'nin yazarı belirlenir.
Kerem Kasidesi, Fatih Sultan Mehmet'in gazabından kurtulmak için zindanda yazılan ünlü bir kasidedir ve yazarı 15. yüzyıl şairi Ahmet Paşa'dır. Bu da sağ sütundaki birinci açıklamayla eşleşir.
Kaside türündeki eserin arka plan bilgisiyle şairini bulmak.
4
Sol sütundaki Harname'nin yazarı belirlenir.
Harname, hekimlik yapan ve uğradığı saldırı üzerine meşhur hicvi yazan 15. yüzyıl şairi Şeyhî'ye aittir. Bu da sağ sütundaki ikinci açıklamayla eşleşir.
Alegorik hiciv türündeki başyapıtı yazarıyla eşleştirmek.

Anahtar Kavram

15. ve 16. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri, Eserleri ve Edebi Özellikleri
Soru 277Soru

Aşağıda sol sütunda verilen beyitleri, sağ sütunda verilen Divan edebiyatı akım ve eğilimleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Pür-heves olma cihanın lezzet-i bî-hûdesine
Kâse-i zehri sunarlar adını sahbâ koyarak
Bir şûlesi var ki şem-i cânın
Fânûsuna sığmaz âsmânın
Meyhâne mukassî görünür taşradan ammâ
Bir başka ferahlık var içinde a canım
Kocadı sakalı ağardı Nazmî
Yine ol taze yâri arar ister

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci beyit Hikemi Tarz (Nâbî Ekolü), ikinci beyit Sebk-i Hindi Akımı, üçüncü beyit Mahallileşme Akımı ve dördüncü beyit Türk-i Basit Akımı ile eşleşmektedir.
Beyitler dil, üslup ve içerik yönünden incelendiğinde; birinci beyitteki ahlaki öğüt Hikemi Tarz ile, ikinci beyitteki kapalı ve soyut imgeler Sebk-i Hindi ile, üçüncü beyitteki günlük hitap ve yerel ögeler Mahallileşme Akımı ile, dördüncü beyitteki yalın Türkçe ise Türk-i Basit Akımı ile tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci beyitteki 'Pür-heves olma cihanın lezzet-i bî-hûdesine' (Dünyanın boş lezzetlerine heveslenme) ifadesini ve genel anlamını incelemek.
Beytin didaktik ve ahlaki bir öğüt içerdiği tespit edilir. Bu felsefi ve düşünsel yönelim Hikemi Tarz'a (Nâbî Ekolü) aittir.
Hikemi Tarz, şiirde duygu yerine düşünceyi ve ahlaki dersler vermeyi ön plana çıkarır.
2
İkinci beyitteki 'şem-i cân' (can mumu) ve 'fânûs-ı âsmân' (gökyüzü fanusu) gibi soyut, alışılmamış bağdaştırmaları değerlendirmek.
Yoğun hayal gücüne dayalı, anlamca kapalı ve imgesel bir dil kullanıldığı görülür. Bu özellikler bizi Sebk-i Hindi akımına ulaştırır.
Sebk-i Hindi akımı şairleri, şiirde anlaşılması güç, derin ve girift hayaller kurmayı amaçlarlar.
3
Üçüncü beyitte geçen 'meyhâne' mekânını ve 'a canım' hitabını analiz etmek.
Günlük yaşamdan somut bir unsur ile halk söyleyişine ait samimi bir ifadenin aruz ölçüsü içinde kullanıldığı görülür. Bu yaklaşım Mahallileşme Akımı ile eşleşir.
Mahallileşme Akımı, Divan şiirini soyut dünyadan çıkarıp yerel unsurlarla ve günlük dilin doğallığıyla buluşturmayı hedefler.
4
Dördüncü beyitte yer alan kelimelerin (kocadı, sakalı, ağardı, taze, arar, ister) kökenini ve yapısını kontrol etmek.
Beytin yabancı kelimelerden ve Arapça-Farsça dil kurallarından tamamen uzak, yalın ve sade bir Türkçe ile yazıldığı görülür. Bu dil bilinci Türk-i Basit akımını temsil eder.
Türk-i Basit akımı, Divan şiiri formu içinde Türkçe kelimeler ve halk dilindeki söyleyişlerle şiir yazma yönelimidir.

Anahtar Kavram

Divan edebiyatı edebi akım ve eğilimlerinin dil, üslup ve tema özellikleri üzerinden ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 278Soru

Sanma ey hâce ki senden zer ü sîm isterler
Yevm-i lâ-yenfeu'da kalb-i selîm isterler

(Ey hoca! Sanma ki senden altın ve gümüş isterler; hiçbir şeyin fayda vermediği o hesap gününde sadece temiz bir kalp isterler.)

İçerik, üslup ve zihniyet özellikleri dikkate alındığında bu beyit; toplumsal aksaklıkları eleştiren, rindane ve bilgece tavrıyla tanınan ve bu tarzda kaleme aldığı terkibibendiyle Türk edebiyatında derin izler bırakarak Tanzimat Dönemi şairlerine dahi ilham veren 16. yüzyıl Divan sanatçısına aittir.

Buna göre, yukarıda özellikleri ve bir beyti verilen Divan şairi a��ağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağdatlı Rûhî

Cevap

Bağdatlı Rûhî
Verilen beyit, dünyevi zenginlikler yerine manevi temizliğe değer verilmesi gerektiğini öğütleyen bilgece ve rindane bir yaklaşımla yazılmıştır. 16. yüzyıl Divan edebiyatında toplumsal aksaklıkları eleştiren, dünyayı ve insanları gözlemleyip rindane bir üslupla dile getiren ve yazdığı terkibibendiyle ün kazanan şair Bağdatlı Rûhî'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Beyitteki anlam ve üslubun çözümlenmesi
Beyitte dünyalık maddi değerlerin (altın ve gümüşün) geçici olduğu, manevi temizliğin (kalb-i selim) ise asıl önemli değer olduğu vurgulanmaktadır. Bu durum dini-ahlaki, bilgece ve dünyayı önemsemeyen (rindane) bir zihniyeti göstermektedir.
Şairin zihniyet ve üslup özelliklerini belirlemek.
2
Sanatçının edebi kişiliği ve yüzyıl bilgisinin eşleştirilmesi
Parçada 16. yüzyılda yaşamış, toplumsal eleştirileri ve terkibibendiyle tanınmış bir şair aranmaktadır. Bağdatlı Rûhî, bu tanıma uyan en belirgin sanatçıdır.
Doğru şıkkı tespit etmek.

Anahtar Kavram

15. ve 16. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri ve Edebî Üslupları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 279Soru

Aşağıda Bâkî’ye ait bir gazelin beyitleri karışık olarak verilmiştir:

I. Cihânı bî-vefâ gördükte çekildik kûşe-i sabra
Biz ol rind-i belâ-keş âlemin hayrânıyız cânâ

II. Süleymân-ı zamândır adl ile şimdi Bâkî
Der-i lutfunda biz de kem-terîn derbânıyız cânâ

III. Ezelden şâh-ı aşkın bende-i fermânıyız cânâ
Muhabbet mülkünün sultân-ı âlî-şânıyız cânâ

Bu beyitlerin anlamlı ve kurallı bir gazel oluşturacak şekilde baştan sona doğru sıralanışı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Beyitlerin gazel oluşturacak şekilde doğru sıralanışı III - I - II şeklindedir.
Gazelin ilk beyti (matla) kendi arasında kafiyelidir (aa). III numaralı beyitte yer alan 'fermânıyız cânâ' ve 'âlî-şânıyız cânâ' ifadeleri bu kafiye düzenini gösterdiğinden ilk sıradadır. Gazelin son beytinde (makta) şairin mahlası bulunur; II numaralı beyitte 'Bâkî' mahlası geçtiğinden bu beyit sondadır. Gelişme beyti olan I numaralı beyit ise ortada yer alarak III - I - II sıralamasını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Kafiye şemasını belirleme
III numaralı beytin mısra sonları (fermânıyız cânâ / âlî-şânıyız cânâ) kendi arasında kafiyeli olup 'aa' ��emasını oluşturur. I numaralı beyit 'ba', II numaralı beyit ise 'ca' kafiye düzenindedir.
Gazelin ilk beyti (matla) her zaman kendi arasında kafiyeli (aa) olmak zorundadır. Bu yüzden III numaralı beyit ilk sıraya yerleştirilir.
2
Mahlas beytini (makta) bulma
II numaralı beyitte şairin mahlası olan 'Bâkî' ifadesi yer almaktadır.
Gazellerde şairin mahlası son beyitte (makta) geçtiği için II numaralı beyit en sonda bulunmalıdır.
3
Orta beyti yerleştirip sıralamayı tamamlama
Geriye kalan I numaralı beyit, kafiye yapısı ve konu akışı gereği matla ile makta arasında yer alır.
İlk beyit III, son beyit II olduğuna göre doğru sıralama III - I - II şeklinde kurulur.

Anahtar Kavram

Gazel nazım şeklinin yapısal özellikleri, matla ve makta beyitlerinin tespiti ve kafiye örgüsü.
Soru 280Soru

Divan şiirinde şairler, yüzyıllar boyunca farklı estetik anlayışlar ve üslup özellikleri çerçevesinde çeşitli edebî akım ve eğilimlerin etkisi altında kalmışlardır.

Buna göre, aşağıda verilen beyitlerden hangisi, şiiri salt bir duygu aracı olarak görmeyip onu hayata dair gözlemlerin, ahlaki öğütlerin ve bilgece düşüncelerin aktarıldığı öğretici bir zemin olarak kabul eden hikemî tarzın (Nâbî ekolü) temsilcisi olan bir şaire aittir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rüzgârın görmüşüz

Cevap

Bağ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz / Biz neşâtın da gamın da rüzgârın görmüşüz
Dünya bahçesinin hem sonbaharını hem ilkbaharını görmüşüz; biz neşenin de üzüntünün de rüzgarını tecrübe etmişiz anlamındaki beyit, 17. yüzyıl şairi Nâbî'ye aittir. Şair bu beyitte hayata dair tecrübesini ve olgun bilge tavrını ortaya koyarak hikemî (didaktik-felsefi) tarzın en tipik örneğini vermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki edebi akım olan hikemî tarzın (Nâbî ekolü) nitelikleri (bilgelik, hayat tecrübesi, öğreticilik, ahlaki bakış) analiz edilir.
Bu doğrultuda seçeneklerde felsefi ve didaktik yönü ağır basan bir beyit aranması gerektiği anlaşılır.
Hikemî tarz, divan şiirinde soyut aşk acılarından ziyade hayata dair tecrübeleri aktarmayı amaçlar.
2
Seçeneklerdeki beyitlerin anlamları ve ait oldukları edebi akımlar incelenir.
Dünya hayatının iniş çıkışlarını (hazan ve baharını) tecrübe ettiğini bilgece dile getiren beyit tespit edilir.
Her beyit, divan edebiyatındaki farklı bir estetik eğilimi (Mahallileşme, Sebk-i Hindi, Türk-i Basit, Tasavvuf) yansıttığından yanlış olanlar elenir.
3
Belirlenen beytin şairi olan Nâbî ile akım arasındaki bağ doğrulanır.
Bu bilgece ifadelerin hikemî tarzın kurucusu Nâbî'ye ait olduğu kesinleştirilir.
Nâbî, 17. yüzyılda bu tarzın en önemli temsilcisi olup beyit doğrudan onun üslubunu yansıtır.

Anahtar Kavram

Divan Edebiyatındaki Edebî Akımlar ve Hikemî Tarz
ÖncekiSayfa 14 / 16Sonraki
Divan Edebiyatı Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Sayfa 14 | Examkin