Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 2221Soru

Rüzgarın hızı, esiş yönündeki basınç farkı ile doğru, bu farkın oluştuğu mesafe ile ters orantılıdır (basınç gradyanı). Diğer tüm koşulların (sürtünme, yer şekilleri vb.) eşit olduğu kabul edildiğinde, aşağıdaki tabloda üç farklı merkez arasında esen rüzgarların basınç farkları ve merkezler arası mesafeleri verilmiştir:

RüzgarBasınç Farkı (mb)Merkezler Arası Mesafe (km)
K rüzgarı10100
L rüzgarı20400
M rüzgarı525

Buna göre, bu rüzgarların hızlarını en yüksek olandan en düşük olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Rüzgarların hızlarına göre en yüksekten en düşüğe doğru sıralaması M rüzgarı, K rüzgarı ve L rüzgarı şeklindedir.
Rüzgarların hızı, birim mesafedeki basınç farkını ifade eden basınç gradyanına bağlıdır. Hesaplanan gradyan değerlerine göre M rüzgarı 0,2 mb/km ile en hızlı, K rüzgarı 0,1 mb/km ile orta hızda, L rüzgarı ise 0,05 mb/km ile en yavaş rüzgardır.

Adım Adım Çözüm

1
Her bir rüzgar doğrultusundaki basınç gradyanını bulmak için basınç farkını merkezler arasındaki mesafeye oranlayınız.
K rüzgarı için 10/100=0110 / 100 = 0{}1 mb/km, L rüzgarı için 20/400=00520 / 400 = 0{}05 mb/km, M rüzgarı için 5/25=025 / 25 = 0{}2 mb/km gradyan değerleri bulunur.
Basınç gradyanı, rüzgarın esiş hızını doğrudan belirleyen temel kuvvettir.
2
Hesaplanan basınç gradyanı değerlerini karşılaştırarak büyükten küçüğe doğru sıralayınız.
Değerlerin büyükten küçüğe sıralanışı 020{}2 (M rüzgarı) > 010{}1 (K rüzgarı) > 0050{}05 (L rüzgarı) şeklindedir.
Gradyan değeri ne kadar yüksekse rüzgarın esiş hızı da o kadar yüksek olur.

Anahtar Kavram

Rüzgarın hızını etkileyen en temel faktörlerden biri olan basınç gradyanıdır (basınç farkının mesafeye oranı).
Soru 2222Soru

Bir siyasal gücün ya da iktidarın varlığını sürdürebilmesi yalnızca kaba kuvvete veya yasalara dayanmasıyla mümkün değildir. İktidarın kararlarının toplum vicdanında kabul görmesi, yönetilenlerin bu güce gönüllü olarak itaat etmesi ve yönetimi haklı bulması gerekir. Eğer bir yönetim halkın rızasını kazanamamışsa, aldığı kararlar yasal olsa bile toplumsal tabanda kalıcı bir karşılık bulamaz.

Bu parçada vurgulanan durum, siyaset felsefesinin aşağıdaki kavramlarından hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meşruiyet

Cevap

Doğru cevap meşruiyet kavramıdır.
Parçada iktidarın sadece yasalara veya güce dayanmasının yetmediği, toplum tarafından kabul edilmesi ve yönetilenlerin rızasını kazanması gerektiği belirtilmektedir. Siyaset felsefesinde siyasal gücün yasal ve ahlaki normlara uygun olarak toplum tarafından onaylanması ve haklı bulunması durumu 'meşruiyet' kavramı ile ifade edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel düşünceyi ve siyasal iktidarın toplum tarafından onaylanması, rızasının alınması gerekliliğini belirlemek.
İktidarın gücünü sürdürebilmesi için sadece kaba kuvvete veya yasalara dayanmasının yetmediği, toplumun onayını alması gerektiği saptanmıştır.
Siyasal iktidarın toplumsal kabulü ve rızasıyla ilişkili temel felsefi kavramı bulmak.
2
Siyaset felsefesinde iktidarın bu toplumsal kabul, onay ve rıza durumunu ifade eden kavramı seçeneklerle eşleştirmek.
Bu durumun 'meşruiyet' kavramı ile adlandırıldığını belirlemek ve doğru seçeneği işaretlemek.
Yönetilenlerin rızası ve iktidarın ahlaki-toplumsal kabulünün meşruiyet kavramının temel tanımını oluşturduğunu bilmek.

Anahtar Kavram

Siyaset Felsefesinde Meşruiyet Kavramı
Soru 2223Soru

İslam epistemolojisinde bilginin güvenilir kaynakları kabul edilen aşağıdaki kavramları, açıklamalarıyla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Selim Akıl
Sadık Haber
Salim Duyular

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Selim Akıl kavramı 'İnsanın önyargılardan, tutkulardan ve bencillikten uzak durarak doğru karar vermesini sağlayan sağlıklı akıl yürütme gücü' ile; Sadık Haber kavramı 'Vahiy (Kur'an-ı Kerim) ve peygamberlerden gelen güvenilir haberler gibi kesin doğruluk içeren bildirimler' ile; Salim Duyular kavramı ise 'Herhangi bir kusur veya bozukluğu bulunmayan beş duyu organı vasıtasıyla dış dünyadan doğrudan elde edilen algılar' ile eşleşmelidir.
İslam düşüncesine göre bilgi kaynakları işlevlerine ve özelliklerine göre tasnif edilmiştir. Sağlıklı düşünme gücü selim akıl ile, dinî ve kesin bildirimler sadık haber ile, sağlıklı organlarla yapılan fiziksel algılar ise salim duyular ile tanımlanır. Doğru eşleştirme bu tanımların esas alınmasıyla kurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Selim Akıl kavramının tanımını ve işlevini belirleme.
Selim akıl, insanın hissi ve nefsî yönelimlerden uzaklaşarak hakikati bulmasını sağlayan sağlıklı düşünme gücüdür. Bu tanım, önyargılardan uzak doğru karar verme gücünü anlatan açıklama ile örtüşür.
Kavramın terim anlamı ile açıklamasını ilişkilendirmek.
2
Sadık Haber kavramının kapsamını belirleme.
Sadık haber, vahiy (Kur'an) ve mütevatir haber (güvenilir yollarla aktarılan haberler) olmak üzere ikiye ayrılır. Bu durum, kesin bilgi sağlayan vahiyli açıklama ile eşleşir.
Sadık haberin bilgi edinmedeki yerini ve bileşenlerini belirlemek.
3
Salim Duyular kavramının tanımını belirleme.
Salim duyular; sağlam, yanıltıcı olmayan beş duyu organıyla elde edilen algılardır. Dolayısıyla kusursuz beş duyu organına yönelik açıklama ile eşleşir.
Duyuların İslam epistemolojisindeki yerini netleştirmek.

Anahtar Kavram

İslam'da bilginin kaynakları ve bu kaynakların tanımları.
Soru 2224Soru

Bir felsefe öğretmeni, felsefi düşüncenin ayırt edici özelliklerini örneklendirmek amacıyla tahtaya bazı durumlar yazmıştır. Aşağıdaki sol sütunda yer alan bu durumları, sağ sütundaki felsefi düş��nce özellikleriyle mantıksal açıdan doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bir biyoloğun, evrimsel süreçlerle ilgili bilimsel bulguları doğrudan kabullenmek yerine, bu bulguların ardındaki yöntemsel varsayımları sorgulayarak incelemesi.
Bir düşünürün, adalet kavramını tartışırken sadece kendi toplumunun yasalarını değil, tüm insanlığı kapsayacak ilkeler ortaya koymayı hedeflemesi.
Bir araştırmacının, ortaya attığı zihin kuramını temellendirirken iddialarını mantıksal tutarlılık ve akla dayalı kanıtlar zinciriyle örerek sunması.
Bir gencin, toplumda genelgeçer kabul gören ahlaki kuralların kaynağını merak ederek 'Bir eylemi iyi kılan temel ölçüt nedir?' sorusunun peşine düşmesi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci durum Eleştirellik ile, ikinci durum Evrensellik ile, üçüncü durum Rasyonellik ile, dördüncü durum ise Sorgulayıcılık ile eşleşmelidir.
Verilen durumlar analiz edildiğinde, biyoloğun varsayımları irdelemesi eleştirellik, düşünürün tüm insanlığı hedeflemesi evrensellik, araştırmacının akla dayalı tutarlı kanıtlar sunması rasyonellik ve gencin ahlakın kaynağını araştırması sorgulayıcılık kavramlarıyla doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk durumdaki biyoloğun tavrını incelemek.
Biyolog verileri doğrudan kabul etmeyip sorgulayarak irdelemektedir; bu durum eleştirel tavırdır.
Eleştirellik, bilgiyi süzgeçten geçirmeyi ve temellerini sorgulamayı gerektirir.
2
İkinci durumdaki adalet arayışını değerlendirmek.
Tüm insanlığı kapsayan evrensel ilkeler aranmaktadır; bu durum evrenselliktir.
Evrensellik, felsefi konuların ve çözümlerin bölgesel veya kişisel kalmayıp tüm insanlığı ilgilendirmesidir.
3
Üçüncü durumdaki zihin kuramı savunmasını analiz etmek.
Düşünceler mantıksal tutarlılık ve akla dayalı olarak temellendirilmektedir; bu durum rasyonelliktir.
Rasyonellik, düşüncelerin akıl ilkelerine ve mantıksal gerekçelendirmelere dayandırılmasıdır.
4
Dördüncü durumdaki gencin ahlak sorusunu incelemek.
Gencin 'nedir' sorusuyla ahlakın kaynağına inmeye çalışması sorgulayıcılıktır.
Sorgulayıcılık, verili durumları ve kabulleri soru sorarak temeline inme çabasıdır.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ayırt Edici Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2225Soru

Varlık felsefesindeki nihilizm ve realizm tartışmaları açısından, 'Nihilizm varlığı yadsırken bu yadsımayı yalnızca metafiziksel alanla sınırlandırır ve fiziksel nesnelerin nesnel varlığını realizm ile ortak bir temelde kabul eder.' önermesi doğruluk değeri bakımından doğru bir yargı mıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen önerme yanlıştır. Nihilizm varlığı hiçbir sınırlandırma yapmaksızın hem fiziksel hem de metafiziksel tüm boyutlarıyla yadsırken, realizm dış dünyadaki nesnelerin insan zihninden bağımsız ve nesnel bir gerçekliğe sahip olduğunu savunur.
Verilen önerme yanlıştır çünkü nihilizm, zihinden bağımsız nesnel bir gerçekliğin varlığını hiçbir sınırlandırma yapmaksızın hem fiziksel hem de metafiziksel tüm boyutlarıyla yadsır. Realizm ise dış dünyadaki nesnelerin insan zihninden bağımsız bir gerçekliğe sahip olduğunu savunduğu için nihilizmle bu konuda tamamen zıt konumdadır.

Adım Adım Çözüm

1
Önermede geçen nihilizm (hiçcilik) akımının varlığı reddetme kapsamını analiz etme
Nihilizm, zihinden bağımsız hiçbir varlığın (ne fiziksel ne de metafiziksel) var olmadığını savunur. Dolayısıyla varlığı yadsırken bunu yalnızca metafiziksel alanla sınırlandırmaz.
Nihilizmin temel ontolojik iddiasının sınırlarını belirlemek.
2
Önermede geçen realizm (gerçekçilik) akımı ile nihilizm arasındaki ilişkiyi değerlendirme
Realizm dış dünyadaki somut nesnelerin insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu savunurken, nihilizm bunu reddeder. Bu iki akım fiziksel nesnelerin varlığı konusunda ortak bir temele sahip değildir, tam aksine zıt kutuplardadır.
İki akım arasındaki temel ontolojik çelişkiyi saptamak.
3
Elde edilen analizler doğrultusunda önermenin doğruluk değerini belirleme
Önermenin 'nihilizmin fiziksel varlığı realizm ile ortak temelde kabul ettiği' yönündeki iddiası yanlıştır.
Önermenin bütüncül doğruluk değerine ulaşmak.

Anahtar Kavram

Nihilizm ve realizmin varlığın varlığına yönelik zıt ontolojik yaklaşımları
Soru 2226Soru

Atmosfer basıncı; sıcaklık, yükselti, yer çekimi ve yoğunluk gibi faktörlerin etkisiyle yery��zünde değişkenlik gösterir. Sıcaklık ile basınç arasında ters orantı bulunurken, yükselti ile basınç arasında da ters orantı mevcuttur. Bu iki faktörün çeliştiği durumlarda yükseltinin basınç üzerindeki belirleyici etkisi sıcaklığa göre çok daha güçlüdür.

Aşağıdaki tabloda beş farklı merkeze ait yükselti ve gerçek sıcaklık değerleri verilmiştir:

MerkezYükselti (mm)Ger��ek Sıcaklık (C^\circ C)
K5005002525
L120012001515
M2000200088
N2800280022
P350035006-6

Buna göre, tabloda verilen merkezlerin hangisinde atmosfer basıncının en düşük olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: P

Cevap

Atmosfer basıncının en düşük olması beklenen merkez P merkezidir.
Doğru cevap P merkezidir. Atmosfer basıncını belirleyen en temel faktör, birim alana düşen gaz sütununun ağırlığı ve yoğunluğudur. Yükselti arttıkça yer çekimi azaldığı ve gazlar seyreldiği için basınç belirgin şekilde düşer. P merkezi 35003500 m ile en yüksek noktadır ve sıcaklığın düşük olması basıncı artırıcı bir etki yapsa da yükselti faktörü bu etkiyi gölgeleyerek basıncın en düşük değerde kalmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Yükselti faktörünün basınç üzerindeki etkisini incelemek.
Yükseldikçe yer çekimi azalır ve atmosferi oluşturan gazlar��n yoğunluğu ile kalınlığı düşer, bu da basıncı doğrudan azaltır.
Yükselti ile basınç arasında güçlü bir ters orantı vardır.
2
Sıcaklık faktörünün basınç üzerindeki etkisini incelemek.
Sıcaklık azaldıkça hava molekülleri büzüşür, yoğunlaşır ve ağırlaşarak yüksek basınç oluşturma eğilimi gösterir.
Sıcaklık ile basınç arasında ters orantı vardır (termik etki).
3
Yükselti ve sıcaklık faktörlerinin baskınlık durumunu kıyaslayarak en düşük basınçlı merkezi bulmak.
Yükseltinin basıncı azaltıcı etkisi, sıcaklığın basıncı artırıcı (soğuma nedeniyle) etkisinden çok daha baskındır. Bu nedenle sıcaklığı 6C-6^\circ C olmasına rağmen en yüksekteki (35003500 m) P merkezinde basınç en düşüktür.
Troposferdeki yükselti farkları, basınç değişiminde sıcaklık değişimlerine göre ana belirleyicidir.

Anahtar Kavram

Yükselti ve sıcaklığın basınç üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması
Soru 2227Soru

Bir düşünür, adalet kavramını temellendirirken önce bireysel vicdandan yola çıkar. Ancak daha sonra toplumsal sözleşmeyi açıklarken vicdanı tamamen dışlayan, yalnızca yasaların otoritesine dayanan bir argüman geliştirir. Kendisine yöneltilen eleştiriler karşısında, "Benim sistemimde her kavram kendi bağlamında doğrudur, dolayısıyla bu iki yaklaşım arasında bir sorun yoktur." diyerek kendini savunur. Eleştirmenler ise düşünürün bu savunmasını kabul etmeyerek, felsefi bir sistemin kendi içinde çelişkisiz akıl yürütmelere dayanması gerektiğini, kurulan sistemin halkalarının birbirini dışlamaması gerektiğini belirtirler.

Buna göre eleştirmenler, sözü edilen düşünürün sisteminde felsefi düşüncenin aşağıdaki özelliklerinden hangisinin eksik olduğunu savunmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tutarlılık

Cevap

Eleştirmenlerin düşünürün sisteminde eksik olduğunu belirttikleri özellik tutarlılıktır.
Eleştirmenler, düşünürün geliştirdiği adalet kuramındaki farklı argümanların birbirini dışladığını ve sistemin kendi içinde çelişkisiz akıl yürütmelere dayanması gerektiğini vurgulamaktadır. Felsefi düşüncede düşünce basamaklarının birbiriyle çelişki barındırmaması ve mantıksal bir uyum içinde olması 'tutarlılık' olarak adlandırılır. Dolayısıyla eleştirmenlerin eksikliğini savunduğu özellik tutarlılıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki eleştirmenlerin eleştiri odağını tespit etmek.
Eleştirmenler, düşünürün adalet kavramını açıklarken sunduğu iki farklı argümanın birbiriyle uyuşmadığını ve birbirini dışladığını belirtmektedir.
Bu durum, düşünürün sisteminde mantıksal bir uyum sorunu olduğuna işaret eder.
2
Bu mantıksal uyum ve çelişkisizlik arayışının felsefi karşılığını bulmak.
Felsefede argümanların veya düşüncelerin kendi içinde çelişki barındırmaması, birbiriyle mantıksal olarak uyumlu olması 'tutarlılık' olarak tanımlanır.
Düşünürün fikirlerinin birbirini dışlamaması gerektiği eleştirisi doğrudan tutarlılık ilkesiyle ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Felsefi düşüncenin ayırt edici özelliklerinden biri olan tutarlılık, sistemdeki önermelerin kendi aralarında mantıksal olarak çelişki barındırmamasıdır.
Soru 2228Soru

İslam epistemolojisinde bilginin sıhhati ve güvenilirliği açısından kabul gören temel bilgi kaynakları ile bu kaynakların tanımlayıcı özellikleri bulunmaktadır.

Buna göre, sol sütundaki bilgi kaynakları ile sağ sütundaki açıklamaların doğru eşleştirmesi nasıldır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Selim Akıl
Sadık Haber
Salim Duyular

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Selim Akıl kavramı ön yargılardan uzak sağlıklı muhakeme gücünü belirten açıklamayla; Sadık Haber kavramı vahiy ve mütevatir haberleri kapsayan açıklamayla; Salim Duyular kavramı ise sağlıklı biyolojik algılama yetilerini belirten açıklamayla eşleşmektedir.
Eşleştirmede Selim Akıl sağlıklı muhakemeyi ifade eden tanımla; Sadık Haber vahiy ve mütevatir haberi bildiren tanımla; Salim Duyular ise yanılsamasız biyolojik algıları bildiren tanımla doğru biçimde eşleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Selim Akıl kavramının özelliklerini analiz etmek.
Selim akıl, yaratılışındaki fıtri temizliği koruyarak ön yargısız karar verebilen muhakeme gücüdür. Bu durum, yaratılıştaki temizliği korumak ve sağlıklı muhakeme gücü ifadelerini içeren açıklamayla uyuşur.
Selim akıl, doğru kararlara ulaşmak ve yaratıcının varlığını kavramak için gerekli olan temiz zihinsel yapıyı temsil eder.
2
Sadık Haber kavramının kapsamını belirlemek.
Sadık haber, vahyi ve mütevatir haberleri kapsar. Bu da beşeri sınırları aşan kesin bilgi içeren açıklamayla örtüşür.
Vahiy ve mütevatir haberler, insanların kendi gözlemleriyle ulaşamayacakları metafizik ve tarihsel gerçekleri aktarır.
3
Salim Duyular kavramının tanımını kontrol etmek.
Salim duyular, fiziki bir engeli ya da yanılsaması olmayan beş duyu organını ifade eder. Bu özellik, dış dünyayı doğrudan tecrübe ettiren biyolojik yetileri içeren açıklamayla uyuşur.
Duyuların bilgi kaynağı sayılabilmesi için yanıltıcı dış unsurlardan ve organ kusurlarından uzak olması gerekir.

Anahtar Kavram

İslam'da bilginin kaynakları ve bu kaynakların özellikleri.
Soru 2229Soru

Dünya'nın Güneş etrafındaki yıllık hareketi ve eksen eğikliğine bağlı olarak aydınlanma çemberinin sınırları yıl içinde sürekli yer değiştirir. Bu yer değiştirme, gece ve gündüz sürelerinin de değişmesine neden olur.

Aşağıda verilen aydınlanma çemberi konumları ile bu konumlarda gerçekleşen durumları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Aydınlanma çemberinin kutup noktalarından (9090^\circ) geçmesi
Aydınlanma çemberinin Kuzey Kutup Dairesi'nin (663366^\circ 33' K) tamamını aydınlıkta bırakacak şekilde kutup dairelerine teğet geçmesi
Aydınlanma çemberinin Güney Kutup Dairesi'nin (663366^\circ 33' G) tamamını aydınlıkta bırakacak şekilde kutup dairelerine teğet geçmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Aydınlanma çemberinin kutup noktalarından geçmesi ekinoks tarihlerindeki eşitlikle; Kuzey Kutup Dairesi'ni aydınlıkta bırakarak teğet geçmesi 21 Haziran tarihindeki Kuzey Yarım Küre en uzun gündüzüyle; Güney Kutup Dairesi'ni aydınlıkta bırakarak teğet geçmesi ise 21 Aralık tarihindeki Güney Yarım Küre en uzun gündüzüyle eşleşir.
Aydınlanma çemberinin kutup noktalarından (9090^\circ) geçtiği ekinoks dönemlerinde (2121 Mart, 2323 Eylül) tüm dünyada gece ve gündüz süreleri eşittir. Aydınlanma sınırının kutup dairelerine (663366^\circ 33') teğet geçmesi ise solstis tarihlerinde (2121 Haziran, 2121 Aralık) gerçekleşir. Kuzey Kutup Dairesi'nin tamamının aydınlık kalması 2121 Haziran yaz solstisine (Kuzey Yarım Küre'de en uzun gündüz), Güney Kutup Dairesi'nin tamamının aydınlık kalması ise 2121 Aralık kış solstisine (Güney Yarım Küre'de en uzun gündüz) karşılık gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Aydınlanma çemberinin kutup noktalarından geçtiği konumu analiz etmek.
Bu konumda aydınlanma sınırının kutup noktalarından (9090^\circ) geçtiği, yani Ekvator'un dik geldiği ekinoks tarihleri (2121 Mart - 2323 Eylül) olduğu ve Dünya genelinde 1212 saat gece-gündüz eşitliği sağlandığı belirlenir.
Ekinoks tarihlerinde aydınlanma çemberi kutup noktalarından geçerek gece ve gündüzü tam yarıya böler.
2
Aydınlanma çemberinin Kuzey Kutup Dairesi'nin tamamını aydınlıkta bıraktığı konumu analiz etmek.
Kuzey Kutup Dairesi'nin (663366^\circ 33' K) tamamen aydınlık alanda kalması, Kuzey Yarım Küre'nin Güneş ışınlarını daha dik açıyla aldığını ve 2121 Haziran yaz solstisine ulaşıldığını gösterir. Bu durumda Kuzey Yarım Küre'de en uzun gündüz yaşanır.
2121 Haziran tarihinde aydınlanma çizgisi kutup dairelerine teğet geçerken Kuzey Kutup Dairesi tamamen aydınlık taraftadır.
3
Aydınlanma çemberinin Güney Kutup Dairesi'nin tamamını aydınlıkta bıraktığı konumu analiz etmek.
Güney Kutup Dairesi'nin (663366^\circ 33' G) tamamen aydınlık alanda kalması, Güney Yarım Küre'nin Güneş ışınlarını daha dik açıyla aldığını ve 2121 Aralık kış solstisine ulaşıldığını gösterir. Bu durumda Güney Yarım Küre'de en uzun gündüz yaşanır.
2121 Aralık tarihinde aydınlanma çizgisi kutup dairelerine teğet geçerken Güney Kutup Dairesi tamamen aydınlık taraftadır.

Anahtar Kavram

Aydınlanma çemberinin kutup noktaları ile kutup daireleri arasındaki yıllık salınımı ve bunun gece-gündüz sürelerine etkisi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2230Soru

Aşağıda verilen empirist (deneyci) felsefeye ait kavramlar ile bu kavramların doğru açıklamalarını e��leştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tabula Rasa (Boş Levha)
İzlenimler (Impressions)
Duyu Deneyimi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Tabula Rasa kavramı John Locke'un zihnin doğuştan boş bir levha olduğu tanımıyla; İzlenimler kavramı David Hume'un canlı ve güçlü algılar tanımıyla; Duyu Deneyimi kavramı ise bilginin duyu organları aracılığıyla edinilmesi tanımıyla eşleşmektedir.
Eşleştirme, empirist felsefenin temel figürleri ve kavramsal çerçevesine tam olarak uymaktadır. Tabula rasa kavramı Locke'un zihnin boş levha olduğu fikriyle, izlenimler Hume'un canlı duyumlar tanımıyla, duyu deneyimi ise tüm bilgilerin kaynağı olan duyusal süreçle doğru biçimde eşleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tabula Rasa kavramının analiz edilmesi ve John Locke'un zihin teorisiyle ilişkilendirilmesi.
Tabula Rasa'nın doğuştan boş bir levha anlamına geldiği ve Locke'un bu kavramı kullandığı belirlenir.
Locke'un rasyonalizme karşı geliştirdiği bu temel tezi doğru açıklamayla eşleştirmek için.
2
İzlenimler kavramının analiz edilmesi ve David Hume'un algı kuramıyla ilişkilendirilmesi.
İzlenimlerin duyusal olarak doğrudan edinilen canlı algılar olduğu belirlenir.
Hume'un empirist yaklaşımındaki algı çeşitlerini birbirinden ayırmak için.
3
Duyu Deneyimi kavramının analiz edilmesi ve empirizmin genel bilgi edinme süreciyle eşleştirilmesi.
Duyu deneyiminin bilginin duyu organları vasıtasıyla zihne aktarılma süreci olduğu belirlenir.
Empirizmin bilgi kaynağı hakkındaki temel iddiasını tamamlamak için.

Anahtar Kavram

Empirizm (Deneycilik) akımının bilgi kaynağı ve zihin yapısına dair temel kavramları.
Soru 2231Soru

Bilim, evrenin ya da olguların bir parçasını kendine konu edinerek deneysel yöntemlerle bu sınırlı alandaki yasaları ortaya koymaya çalışır. Bir biyolog canlı yapıyı, bir astronom gök cisimlerini incelerken araştırdıkları konuyu hazır bir veri olarak kabul ederler; varlığın var olup olmadığını sorgulamazlar. Felsefe ise yöneldiği nesneyi parçalamadan, onu genel ve bütünsel bir biçimde kavramaya çalışır. Varlığı bir bütün olarak ele alırken onun gerisinde yatan ilk ilkeleri ve varlığın kendisinin imkânını sorgular.

Bu parçaya göre felsefe ve bilimin varlığı ele alış tarzı arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilimin varlığı parçalara ayırarak ve doğrudan gözlemlenebilir olgular üzerinden incelemesine kar��ılık, felsefenin varlığı bir bütün olarak ve temeldeki ilkeleriyle sorgulaması.

Cevap

Bilimin varlığı parçalara ayırarak ve doğrudan gözlemlenebilir olgular üzerinden incelemesine karşılık, felsefenin varlığı bir bütün olarak ve temeldeki ilkeleriyle sorgulaması.
Parçada açıklandığı üzere bilim inceleme alanını sınırlandırıp varlığı doğrudan veri olarak alarak çalışırken, felsefe varlığa parçalamadan bütünsel yaklaşır ve onun kökenindeki ilkeleri, imkânını tartışmaya açar. Bu durum iki disiplinin varlığı ele alıştaki temel farkıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki bilimle ilgili nitelikleri belirlemek.
Bilimin evrenin sınırlı bir parçasını ele aldığı, deneysel yöntemler kullandığı ve varlığı sorgulamadan hazır bir veri olarak gördüğü saptanır.
Bilimin varlığa yaklaşım sınırlarını ve ön kabullerini çözümlemek için.
2
Parçadaki felsefeyle ilgili nitelikleri belirlemek.
Felsefenin yöneldiği konuyu parçalamadan bütünsel ele aldığı ve varlığın kendisinin imkânı ile temel ilkelerini sorguladığı saptanır.
Felsefenin varlığı ele alışındaki ayırt edici bütünselliği ve sorgulayıcılığı anlamak için.
3
İki disiplin arasındaki temel farkı karşılaştırarak doğru yargıya ulaşmak.
Bilimin parçacı ve olgusal yaklaşımına karşın felsefenin bütünsel ve ilkeleri sorgulayan karakteri arasındaki fark doğru olarak eşleştirilir.
Paragrafta vurgulanan temel ayrımı seçeneklerde bulmak için.

Anahtar Kavram

Felsefe ve Bilim İlişkisi (Varlığa Yaklaşım Farkı)
Soru 2232Soru

Bir heykeltıraş mermer bloğa şekil verirken aslında mermerin içinde zaten var olan bir formu aç��ğa çıkarmaktadır; mermere dışarıdan yeni bir töz eklemez. Benzer şekilde, insan zihni de dış dünyadan gelen duyusal izlenimlerle tamamen yeni baştan inşa edilen boş bir kap değildir. Duyular, zihinde uyuyan apriori ilkeleri, mantıksal kategorileri ve doğuştan getirdiğimiz ideleri harekete geçiren, onları uyandıran birer uyarandır sadece. Öğrenme denilen süreç, zihnin dışarıdan bilgi ithal etmesi değil, akıl yürütme yoluyla kendi içinde zaten mevcut olan potansiyel doğruları hatırlaması ve bilinç düzeyine çıkarmasıdır.

Bu parçada dile getirilen bilgi görüşünden hareketle, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gerçek bilgi, deneyimden bağımsız olarak zihnin kendi doğasında potansiyel olarak bulunan doğruların akılla fark edilmesidir.

Cevap

Gerçek bilgi, deneyimden bağımsız olarak zihnin kendi doğasında potansiyel olarak bulunan doğruların akılla fark edilmesidir.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, rasyonalist bilgi felsefesine göre gerçek bilgi, deneyimden bağımsız olarak zihnin kendi doğasında potansiyel olarak bulunan doğruların akıl aracılığıyla fark edilmesi ve açığa çıkarılmasıdır. Parçadaki mermer ve heykeltıraş benzetmesi, bilginin dışarıdan alınmadığını, zihinde zaten var olanın hatırlama yoluyla gün yüzüne çıkarıldığını vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel benzetmeyi (heykeltıraş ve mermer) analiz etmek.
Mermerin içindeki hazır formun açığa çıkarılması, insan zihninde bilginin zaten potansiyel olarak mevcut olduğunu simgeler.
Zihnin sıfırdan bilgi üretmediğini veya dışarıdan bilgi ithal etmediğini anlamak için.
2
Duyuların işlevini belirlemek.
Duyular bilgiyi üreten kaynak değil, zihindeki doğuştan gelen ilkeleri uyandıran geçici birer uyarandır.
Duyusal deneyimin rasyonalizmdeki ikincil rolünü kavramak için.
3
Öğrenme tanımını rasyonalist açıdan yorumlamak.
Öğrenme, zihnin kendi içindeki doğruları hatırlaması (anamnesis) ve akıl yoluyla kavramasıdır.
Rasyonalist bilgi felsefesinin temel tezi olan apriori bilginin doğasını saptamak için.

Anahtar Kavram

Rasyonalizm ve Doğuştan Gelen Fikirler (Apriori Bilgi)
Soru 2233Soru

İslam epistemolojisinde bilgi kaynakları; selim akıl, sadık haber ve salim duyular olmak üzere üç ana grupta ele alınır. Bu kaynaklar insanı doğru bilgiye ulaştırmada bağımsız ve kopuk mekanizmalar değil, birbirini tamamlayan ve sınırlayan bir yapıya sahiptir. Örneğin, duyu organlarının algıladığı bir ilüzyon akıl tarafından düzeltilirken; aklın tek başına nüfuz edemediği metafizik ve gayb alemiyle ilgili konular ise vahiy (sadık haber) yoluyla aydınlatılır.

Buna göre bilgi kaynaklarının birbiriyle olan ilişkisi dikkate alındığında;

I. Salim duyularla elde edilen veriler, selim aklın süzgecinden geçirilerek doğru ve rasyonel bilgiye dönüştürülür.
II. Selim akıl, sadık haberin bildirdiği gaybî gerçekleri ve ahiret hallerini duyusal düzeyde deneyimleyip doğrulamadıkça kesin bilgi olarak kabul etmez.
III. Sadık haber, duyu organlarının algı sınırlarını aşan ve aklın tek başına ulaşamayacağı alanlarda insana rehberlik ederek bilgi alanını genişletir.

yargılarından hangileri do��rudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

İslam bilgi felsefesinde bilginin kaynağı ve sınırları bağlamında, salim duyuların aklın işleyişi için veri sağladığı ve sadık haberin aklın sınırlarını aşan gaybî alanlarda rehberlik ettiği tespiti doğrudur.
İslam bilgi felsefesinde salim duyular dış dünyadan verileri toplarken, selim akıl bu verileri yorumlar ve hataları ayıklar (birinci öncül). Aynı zamanda akıl ve duyuların ulaşamadığı metafizik/gayb alanında bilgi edinmek ancak sadık haber (vahiy) ile mümkündür (üçüncü öncül). İkinci öncülde iddia edilen, aklın vahyin bildirdiği gaybî doğruları kabul etmek için bunları bizzat duyusal olarak deneyimlemesi gerektiği yönündeki görüş ise yanlıştır; zira gayb alanı duyusal sınırların ötesindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerin teker teker incelenmesi ve İslam bilgi kaynaklarıyla ilişkilendirilmesi.
Birinci öncülde salim duyular ile selim akıl ilişkisi ele alınmıştır; duyuların veri sağladığı, aklın ise bunu işlediği bilgisi doğrudur. Üçüncü öncülde sadık haberin (vahyin) duyular üstü ve aklın tek başına erişemeyeceği gaybî alanlara dair bilgi verme fonksiyonu belirtilmiştir, bu da doğrudur.
İslam bilgi teorisinde kaynakların birbirini tamamlayıcı rolleri analiz edilmelidir.
2
İkinci öncüldeki iddianın tutarlılığının değerlendirilmesi.
İkinci öncül, aklın gaybî haberleri kabul etmesi için bunları duyusal düzeyde deneyimlemesi gerektiğini savunmaktadır. Ancak gayb alanı duyuların kapsamı dışındadır. Aklın buradaki rolü haberi getiren kaynağın güvenilirliğini doğrulamaktır, duyusal deneyim aramak değildir. Dolayısıyla bu öncül yanlıştır.
Aklın ve duyuların sınırları ile sadık haberin işlev alanı arasındaki ayrım tespit edilmelidir.
3
Doğru yargıların birleştirilerek cevabın belirlenmesi.
Birinci ve üçüncü yargıların doğru, ikinci yargının ise hatalı olduğu belirlenmiştir. Bu durumda doğru olanlar birinci ve üçüncü yargılardır.
Seçenekler arasından doğru kombinasyonu içeren seçeneğe ulaşmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

İslam'da bilgi kaynaklarının mahiyeti, sınırları ve birbirleriyle olan epistemolojik ilişkisi.
Soru 2234Soru
aa, bb ve cc tam sayıları için
a(b+c)a \cdot (b + c)
ve
b(a+c)b \cdot (a + c)
ifadelerinden birinin tek sayı, diğerinin ise çift sayı olduğu bilinmektedir.

Buna göre,
I. a+b+ca + b + c
II. ab+ca \cdot b + c
III. ac+ba \cdot c + b

ifadelerinden hangileri her zaman çift sayıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız I

Cevap

Yalnız I
Doğru cevap 'Yalnız I' ifadesidir. Yapılan ayrıntılı durum analizlerinde, her iki senaryoda da üçüncü değişkenin tek sayı olduğu, ilk iki değişkenden birinin tek, diğerinin ise çift sayı olduğu görülmüştür. Bu durumda, üç sayının toplamı bir çift sayı ile iki tek sayının toplamı olmaktadır. İki tek sayının toplamı çift olduğundan, sonuçta iki çift sayının toplamından elde edilen değer her zaman çift sayı olur.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen iki çarpım ifadesinin teklik-çiftlik durumlarına göre olası iki senaryoyu belirleme.
Durum 1: a(b+c)a \cdot (b + c) ifadesinin tek, b(a+c)b \cdot (a + c) ifadesinin çift olması. Durum 2: a(b+c)a \cdot (b + c) ifadesinin çift, b(a+c)b \cdot (a + c) ifadesinin tek olması.
Soruda ifadelerden birinin tek, diğerinin çift olduğu belirtilmiştir.
2
Durum 1'i (a(b+c)a \cdot (b + c) tek ve b(a+c)b \cdot (a + c) ��ift) analiz ederek değişkenlerin teklik-çiftlik durumlarını bulma.
a(b+c)a \cdot (b + c) tek ise aa tek ve b+cb + c tek olmalıdır. b+cb + c tek ise bb ve cc zıt paritededir (biri tek, diğeri çift). Eğer bb tek olsaydı, cc çift olurdu. Bu durumda a+ca + c toplamı tek olacağından b(a+c)b \cdot (a + c) çarpımı tek olurdu. Ancak bu çarpımın çift olduğu bilindiğinden çelişki doğar. Demek ki bb çift ve cc tek olmalıdır. Sonuç olarak: aa tek, bb çift, cc tektir.
Çarpımın tek olması için her iki çarpanın da tek olması gerektiği bilgisinden başlanarak çelişkisiz durum elde edilir.
3
Durum 2'yi (a(b+c)a \cdot (b + c) çift ve b(a+c)b \cdot (a + c) tek) analiz ederek değişkenlerin teklik-çiftlik durumlarını bulma.
b(a+c)b \cdot (a + c) tek ise bb tek ve a+ca + c tek olmalıdır. a+ca + c tek ise aa ve cc zıt paritededir. Eğer aa tek olsaydı, cc çift olurdu. Bu durumda b+cb + c toplamı tek olacağından a(b+c)a \cdot (b + c) çarpımı tek olurdu. Ancak bu çarpımın çift olduğu bilindiğinden çelişki doğar. Demek ki aa çift ve cc tek olmalıdır. Sonuç olarak: aa çift, bb tek, cc tektir.
İkinci durumda tek olan çarpımın çarpanlarının analizi ile tutarlı değişken değerleri belirlenir.
4
Her iki durumun ortak sonuçlarını çıkararak öncülleri değerlendirme.
Her iki durumda da cc tek sayıdır; aa ve bb sayılarından biri tek, diğeri çift sayıdır. Buna göre:
- I. a+b+ca + b + c toplamı: Biri çift, ikisi tek olan üç sayının toplamı her zaman çift sayıdır (T + Ç + T = Ç).
- II. ab+ca \cdot b + c ifadesi: aa ve bb sayılarından biri çift olduğundan aba \cdot b çarpımı çift olup, buna tek olan cc eklendiğinde sonuç her zaman tek sayıdır (Ç + T = T).
- III. ac+ba \cdot c + b ifadesi: Durum 1 için T · T + Ç = T, Durum 2 için Ç · T + T = T olup her iki durumda da tek sayıdır.
Her iki durumdan elde edilen ortak özellikler yardımıyla öncüllerin teklik-çiftlik durumları kesinleştirilir.

Anahtar Kavram

Tek ve çift tam sayılarda toplama ve çarpma işlemlerinin özellikleri, çarpımın teklik şartı.
Soru 2235Soru

Aşağıda verilen İslam'daki bilgi kaynakları ile bu kaynakların tanımlayıcı açıklamalarını doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Selim Akıl
Sadık Haber
Salim Duyular

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Selim Akıl önyargısız düşünmeyi sağlayan akıl açıklamasıyla; Sadık Haber vahiy ve mütevatir haberleri kapsayan açıklamayla; Salim Duyular ise sağlıklı duyu organlarıyla elde edilen veriler açıklamasıyla eşleşmelidir.
İslam epistemolojisinde bilginin üç temel kaynağı vardır: Selim akıl önyargısız düşünebilen akıldır; sadık haber vahiy ve mütevatir haberleri kapsar; salim duyular ise herhangi bir engeli bulunmayan duyu organlarıyla elde edilen algıları temsil eder. Yapılan eşleştirme bu tanımlarla birebir uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Selim Akıl kavramının tanımını belirlemek.
Selim akıl, önyargısız ve sağlıklı düşünen akıl olduğu için doğru düşünmeyi ve iyiyi kötüden ayırt etmeyi sağlayan akıl açıklaması ile eşleştirilir.
İslam'da bilginin kaynaklarından aklın doğru tanımını tespit etmek.
2
Sadık Haber kavramının tanımını belirlemek.
Sadık haber, vahiy ve mütevatir haberleri kapsadığı için ilahi mesajları ve yalan üzere birleşmesi imkânsız toplulukların aktardığı bilgileri içeren açıklama ile eşleştirilir.
Haber kavramının vahiy ve mütevatir bilgiyi içerdiğini doğrulamak.
3
Salim Duyular kavramının tanımını belirlemek.
Salim duyular, sağlıklı beş duyuyu ifade ettiği için duyu organlarıyla dış dünyadan elde edilen doğrudan veriler açıklaması ile eşleştirilir.
Duyuların fiziksel dünyadan elde edilen doğrudan veri kaynağı olduğunu kavramak.

Anahtar Kavram

İslam'da Bilginin Kaynakları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2236Soru

Felsefe tarihinde evrensel bir ahlak yasasının varlığını reddeden filozoflar, bu reddedişlerini farklı insan doğası ve özgürlük anlayışlarına dayandırmışlardır. Aşağıda sol sütunda yer alan ahlaki yaklaşımları, sağ sütundaki kendilerine özgü ahlak yasasını reddetme gerekçeleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Epiküros'un Hazcılığı
Thomas Hobbes'un Bencilliği
Max Stirner'in Bireyselci Anarşizmi
Jean-Paul Sartre'ın Varoluşçuluğu

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Epiküros'un Hazcılığı - ataraxia ve bireysel huzura odaklanarak genel ahlaki yükümlülükleri reddetme; Thomas Hobbes'un Bencilliği - insanın bencil doğası ve herkesin herkesle savaşı nedeniyle ortak ahlak temelini yadsıma; Max Stirner'in Bireyselci Anarşizmi - bireyin biricikliğini savunarak ahlak yasalarını ve otoriteleri özgürlüğü kısıtlayan soyutlamalar olarak reddetme; Jean-Paul Sartre'ın Varoluşçuluğu - varoluşun özden önce gelmesiyle aşkın ahlak yasalarını yadsıma.
Doğru eşleştirmeler, filozofların evrensel ahlak yasasını reddetme gerekçelerine uygun olarak yapılmıştır. Epiküros bireysel ruhsal dinginliği (ataraxia) merkeze alarak; Hobbes insanın doğuştan gelen bencilliğini ve herkesin herkesle savaşını vurgulayarak; Stirner bireyin biricikliğini savunup ahlaki kuralları özgürlüğü kısıtlayan soyut otoriteler olarak görerek; Sartre ise varoluşun özden önce geldiğini ve insanın değerlerini kendisinin yarattığını savunarak evrensel ahlak yasasını yadsımıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Epiküros'un ahlak felsefesindeki temel kavramı belirleme
Epiküros, hazcılığı zihinsel dinginlik olan 'ataraxia' kavramı ile temellendirir. Bu durum bireysel kurtuluşu amaçlar ve evrensel bir ahlak yasasının reddedilmesine yol açar.
Sol sütundaki Epiküros ifadesi, ataraxia ve bireysel zihinsel dinginlik içeren açıklamayla eşleştirilmelidir.
2
Thomas Hobbes'un insan doğası hakkındaki temel varsayımını analiz etme
Hobbes'a göre insan doğası gereği bencildir (egoist) ve doğal durumda 'herkesin herkesle savaşı' hakimdir. Bu durum ortak/evrensel ahlaki yasanın reddine temel oluşturur.
Hobbes'un bencillik ve savaş durumu vurgusu, bencil doğa ve çıkar odaklı açıklamayla eşleşmelidir.
3
Max Stirner'in anarşist yaklaşımını ve birey anlayışını inceleme
Stirner, 'Biricik ve Kendisi' adlı eserinde bireyi ve onun biricikliğini ahlak, devlet gibi her türlü soyut otoriteden üstün tutar.
Stirner'in 'biricik' kavramı ve ahlakı bireyi kısıtlayan bir soyutlama olarak gören açıklaması doğru eşleşmedir.
4
Jean-Paul Sartre'ın egzistansiyalist (varoluşçu) felsefesini değerlendirme
Sartre, 'varoluş özden önce gelir' ilkesini savunarak insanın kendi özünü özgürce yarattığını belirtir, dolayısıyla evrensel bir ahlak yasasını reddeder.
Varoluşun özden önce gelmesi ve insanın kendi değerlerini yaratması yönündeki açıklama Sartre ile eşleşir.

Anahtar Kavram

Evrensel ahlak yasasını reddeden görüşlerin felsefi temelleri ve filozofların kendilerine has gerekçeleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2237Soru

İslam epistemolojisinde bilginin doğru kabul edilen üç kaynağı vardır. Aşağıdaki tabloda yer alan bilgi kaynağı başlıkları ile bu kaynakların İslam düşüncesindeki işlevlerini, sınırlarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini açıklayan ifadeleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Selim Akıl'ın İşlevi ve Sınırı
Sadık Haber'in Alt Dalları ve Kapsamı
Salim Duyular'ın Rolü ve İlişkisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Selim Ak��l'ın İşlevi ve Sınırı ifadesi ön yargısız düşünme ve gaybın sınırını çizme açıklamasıyla; Sadık Haber'in Alt Dalları ve Kapsamı ifadesi vahiy, mütevatir haber ve metafizik gerçekliklerin bildirimi açıklamasıyla; Salim Duyular'ın Rolü ve İlişkisi ifadesi ise fiziki dünyadan veri toplayıp akla aktarma açıklamasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; 'Selim Akıl'ın İşlevi ve Sınırı' başlığı ön yargıdan uzak düşünme gücü ve gaybın sınırını çizme tanımıyla; 'Sadık Haber'in Alt Dalları ve Kapsamı' başlığı vahiy, mütevatir haber ve metafizik gerçeklikler tanımıyla; 'Salim Duyular'ın Rolü ve İlişkisi' başlığı ise fiziki dünyadan veri toplayıp akla aktarma tanımıyla eşleşmektedir. Bu eşleştirme İslam epistemolojisindeki üç bilgi kaynağının tanımları, sınırları ve birbirleriyle olan bağlarıyla tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Selim akıl kavramının tanımını ve sınırlarını analiz etme
Selim akıl, insanın yaratılışındaki temizliğini koruyan ve ön yargıdan uzak düşünmesini sağlayan yetidir. Vahyi anlamak için gereklidir ancak gayb gibi metafizik sınırları tek başına aşamaz. Bu durum ön yargı, taassup ve ihtirasların yönlendirmesinden uzak kalarak yaratılıştaki temizliğini koruyan düşünme gücüdür açıklamasıyla örtüşür.
İlk kavramın doğru işlevini ve sınırını belirlemek için.
2
Sadık haber kavramının türlerini ve kapsadığı alanları inceleme
Sadık haber, vahiy ve mütevatir haber olmak üzere ikiye ayrılır. Aklın ve duyuların ulaşamadığı gaybî bilgileri ve ibadetlerin uygulanma şekillerini içerir. Bu durum vahiy ve yalan üzerine birleşmeleri aklen imkânsız olan toplulukların verdiği haberleri kapsar açıklamasıyla tam olarak eşleşir.
İkinci kavramın haber niteliğini ve kaynaklarını tespit etmek için.
3
Salim duyular kavramının bilgi elde etme sürecindeki rolünü saptama
Salim duyular, görme, işitme gibi sağlıklı duyu organlarıyla fiziki çevreden elde edilen somut verileri akla ulaştırarak aklın doğru sonuca varmasına yardımcı olur. Bu durum herhangi bir yapısal veya çevresel engeli bulunmayan organlar aracılığıyla fiziki dünyaya dair ilk verilerin toplanmasını sağlar açıklamasıyla örtüşür.
Son kavramın fiziki veri toplama ve akla veri sunma rolünü doğrulamak için.

Anahtar Kavram

İslam'da Bilginin Kaynakları ve Özellikleri
Soru 2238Soru

İslam dinine göre insan, çevresini algılayabilmek ve doğru bilgiye ulaşabilmek için çeşitli yeteneklerle donatılmıştır. Herhangi bir yapısal bozukluğu olmayan göz, kulak, burun, dil ve deri aracılığıyla elde edilen veriler, İslam dininde güvenilir bilgi kaynakları arasında kabul edilir.

Buna göre, beş duyunun sağlıklı bir şekilde işlevini yerine getirmesiyle elde edilen bu bilgi kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Salim duyular

Cevap

Beş duyunun sağlıklı çalışmasıyla elde edilen bilgi kaynağı salim duyulardır.
Sağlıklı bir şekilde çalışan beş duyu organı (göz, kulak, burun, dil ve deri) ile elde edilen bilgiler, İslam epistemolojisinde 'salim duyular' olarak tanımlanır ve kesin bilgi kaynaklarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metnindeki anahtar ifadeleri belirleme
Metinde göz, kulak, burun, dil ve deri gibi duyu organlarının sağlıklı çalışmasıyla elde edilen bilgi vurgulanmıştır.
Sorunun bizden hangi bilgi kaynağını tanımlamamızı istediğini anlamak için.
2
Tanımlanan bilgi kaynağını İslam epistemolojisindeki kavramlarla eşleştirme
Sağlıklı beş duyu organı İslam düşüncesinde 'salim duyular' (havâs-ı selîme) olarak adlandırılır.
İslam'da bilginin kaynakları arasındaki doğru kavramı tespit etmek için.

Anahtar Kavram

İslam'da bilginin güvenilir kaynaklarından salim duyular kavramının tanımı
Tahmini Süre:45s
Soru 2239Soru

Birey, kendi eylemlerinin yegane belirleyicisi olmalıdır. Dışarıdan dayatılan her kural, yasa veya otorite, insanın özgür iradesini ve doğal ahlaki gelişimini engeller. Devletin, hukukun ve dinin ahlak adı altında sunduğu kurallar, aslında insanı denetim altında tutma mekanizmalarıdır. Bu nedenle, tüm insanlar için geçerli, onları tek bir kalıba sokmaya çalışan evrensel bir ahlak yasasından söz edilemez; ahlak ancak bireyin hiçbir otoriteye boyun eğmediği tam bir özgürlük ortamında var olabilir.

Bu parçada dile getirilen görüşler, ahlak felsefesinde evrensel ahlak yasasını reddeden aşağıdaki yaklaşımlardan hangisiyle ilişkilendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anarşizm

Cevap

Her türlü dışsal otoriteyi ve yasayı reddederek ahlakı bireysel özgürlüğe dayandıran anarşist yaklaşım
Paragrafta, devletin, hukukun ve dinin dayattığı kuralların ahlakın önündeki engeller olduğu söylenerek evrensel bir ahlak yasası reddedilmektedir. Bu durum, insanı kısıtlayan tüm kurum ve otoriteleri ortadan kaldırmayı hedefleyen anarşizmin ahlak görüşüyle birebir uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel ahlaki argümanı saptamak.
Metinde yasa, kural ve devlet gibi dış otoritelerin bireysel özgürlüğü kısıtlayarak ahlakın gelişimini engellediği ve bu yüzden evrensel bir yasanın olamayacağı savunulmaktadır.
Sorunun ahlaki reddedişin hangi gerekçeye dayandırıldığını anlamak amacıyla metni analiz etmesi gerekir.
2
Seçeneklerde yer alan akımların evrensel ahlak yasasına ve kurallara yaklaşımını karşılaştırmak.
Ödev ahlakı ve utilitarizm evrensel ahlak yasasını kabul ederken; egoizm çıkarı, nihilizm değerlerin toptan reddini, anarşizm ise her türlü devlet ve kural otoritesinin reddini savunur.
Parçadaki otorite karşıtlığı ile seçeneklerdeki kavramsal tanımları eşleştirmek amacıyla bu analiz gereklidir.
3
Metne en uygun olan seçeneği belirlemek.
Otoritesizliği, devletsizliği ve kuralsızlığı özgür ahlakın temeli sayan anarşist yaklaşım parçadaki iddialarla birebir örtüşür.
Seçenekler arasında parçadaki temel vurguya doğrudan karşılık gelen akımı netleştirmek için sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Evrensel ahlak yasasını reddeden görüşlerden anarşizmin otorite ve kural karşıtı ahlak tezi.
Tahmini Süre:1m 45s
Soru 2240Soru

İlk Çağ filozofu Demokritos'a göre varlığın ilk ögesi (arkhe), bölünemez fiziksel parçacıklar olan atomlardır. Ruh da dahil olmak üzere evrendeki her şey, bu maddi parçacıkların mekanik hareketleri ve birleşmeleri sonucunda meydana gelir. Dolayısıyla somut ve fiziksel dünyanın ötesinde tinsel bir gerçeklikten söz edilemez.

Bu parçadan hareketle, materyalist ontolojinin temel iddiası aşağıdakilerden hangidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığın özü maddi bir yapıya sahiptir ve zihinsel durumlar da bu yapıya indirgenebilir.

Cevap

Varlığın özü maddi bir yapıya sahiptir ve zihinsel durumlar da bu yapıya indirgenebilir.
Parçada Demokritos'un tüm varlığı bölünemez maddi parçacıklar olan atomlar üzerinden açıkladığı ve tinsel kabul edilen ruhu da bu maddi parçacıkların mekanik hareketlerine indirgediği belirtilmektedir. Dolayısıyla doğru seçenek, varlığın özünün maddi bir yapıya sahip olduğunu ve zihinsel durumların da bu yapıya indirgenebileceğini belirten ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı belirleme
Demokritos'un tüm varlığı bölünemez maddi parçacıklar olan atomlar üzerinden açıkladığı tespit edilmiştir.
Varlık felsefesinde filozofun arkhe görüşünü doğru analiz etmek, savunduğu ontolojik akımı bulmanın temel adımıdır.
2
Ruh ve zihin durumlarının parçadaki yerine bakma
Ruhsal süreçlerin de maddi atomların hareketiyle açıklandığı görülmüştür.
Bu durum, zihinsel olanın maddi olana indirgendiği materyalist tezi doğrudan doğrulamaktadır.

Anahtar Kavram

Varlığın Niteliği: Madde Olarak Varlık (Materyalizm)
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 112 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin