Tüm alıştırma soruları
6755 soru
eşitsizlikleri sağlanmaktadır.
ifadesinin değeri kaçtır?
Türkçede tek heceli bazı sözcüklere küçültme eki (-cık / -cik) getirildiğinde veya bazı sözcükler pekiştirildiğinde sözcükte fazladan bir ünlü ortaya çıkar. Bu ses olayına ünlü türemesi denir.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlü türemesine uğramış bir sözcük kullanılmıştır?
Aşağıdaki parçada bir ahşap oyma ustasının meslek hayatına dair bazı duygu ve düşünceleri numaralanmış cümlelerle verilmiştir:
'Ihlamur kokulu küçük atölyemde, elimdeki keskiyi ahşabın liflerinde yavaşça gezdirirken zamanın akışını unutur, başka bir aleme geçerim. (I) Yıllar boyu bu sert budakları sabırla ve inatla yonttum; her bir kıvrımda kararlılığın ve emeğin ham maddeyi nasıl dönüştürdüğünü gözlerimle gördüm. (II) Ancak günümüz çıraklarının aceleciliğini, bir an önce ün kazanma hırslarını gördükçe mesleğin geleceği adına derin bir endişeye kapılmaktan kendimi alamıyorum. (III) Keşke ben de zamanında o yaşlı ustamın öğütlerine daha çok kulak kabartsaydım, onun titizliğini daha erken yaşlarda sahiplenseydim diye düşünürüm bazen. (IV) Yine de tezgahımın başına geçip ham bir ağaç parçasını sanata dönüştürmek, beni içsel bir dinginliğe ve büyük bir mesleki doyuma ulaştırıyor.'
Buna göre, numaralanmış cümleleri ifade ettikleri baskın duygu veya karakter özellikleriyle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Türkçede ünsüzle biten bir kelimenin son harfi, kendinden sonra gelen ve ünlüyle başlayan kelimenin ilk harfine bağlanarak okunur. Buna 'ulama' denir. Ancak kelimeler arasında herhangi bir noktalama işaretinin bulunması ulamayı engeller.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünsüzle biten bir sözcükten sonra ünlüyle başlayan bir sözcük gelmesine rağmen noktalama işareti nedeniyle ulama gerçekleşmemiştir?
Gazeteci:
(I) ----
Uzman:
Günde en az yedi saat uyumak; beynin gün içinde öğrendiği bilgileri işlemesi, hafızayı güçlendirmesi ve konsantrasyonu yüksek tutması için gereklidir. Yetersiz uyku doğrudan zihinsel verimliliğimizi düşürür.
Gazeteci:
(II) ----
Uzman:
Öncelikle kafeinli içecekleri yatmadan en az altı saat önce tüketmeyi bırakmalıyız. Ayrıca uyuduğumuz odanın sessiz, karanlık ve hafif serin olması da uyku kalitesini doğrudan artırır.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Akşam saatlerinde spor yapmak uyku düzenini nasıl etkiler?
II. Yatmadan önce kafein tüketimi uykumuzu nasıl etkiler?
II. Uyku kalitesini artırmak için günlük hayatta nelere dikkat etmeliyiz?
II. Teknolojik aletlerin yatak odasında bulundurulması uykuyu böler mi?
II. Karanlık ortamlarda uyumanın biyolojik nedenleri nelerdir?
"Kimi insanlar hayatı bir tiyatro sahnesi gibi görür, kimileri ise bu sahnenin sadece seyircisi olmayı seçer."
Bu cümledeki koyu yazılmış sözcüklerin türü aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?
Bir hibrit otomobil, bataryası tamamen doluyken sadece elektrik motoruyla, bataryası boşaldığında ise sadece benzinli motoruyla hareket etmektedir. Bu aracın elektrik motoruyla gittiği her kilometre için enerji maliyeti TL, benzinli motoruyla gittiği her kilometre için ise TL'dir. Bu araçla bataryası tam doluyken yola çıkan bir sürücü, yolculuk boyunca kilometre cinsinden birer tam sayı olan mesafeleri elektrikli ve benzinli motorlarla katetmiştir. Yolculuk sonunda toplam kilometre yol giden aracın toplam enerji maliyeti TL olduğuna göre, bu araç benzinli motoruyla kaç kilometre yol gitmiştir?
Her ve gerçel sayısı için eşitliği yalnızca koşulu sağlandığında geçerlidir.
Yukarıda karışık olarak verilen cümleleri, anlamlı ve kurallı bir paragraf oluşturacak şekilde sıralayınız.
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
(I) Akustik ekoloji, seslerin canlılar ve çevreleri arasındaki ilişkileri nasıl şekillendirdiğini inceleyen görece yeni bir çalışma alanıdır. (II) Bu disiplin, doğal ortamlardaki seslerin canlıların iletişim, avlanma ve yön bulma davranışları üzerindeki etkilerini çözümler. (III) Özellikle sanayileşmeyle birlikte artan insan kaynaklı gürültülerin yaban hayatındaki ekolojik dengeleri nasıl bozduğu bu araştırmaların odağında yer alır. (IV) Seslerin çevreyle etkileşimi kadar, insan zihninde ve kültüründe bıraktığı izler de sosyologlar ve müzikologlar tarafından ele alınmaktadır. (V) Çeşitli toplulukların kendilerine özgü oluşturduğu "ses peyzajları", o toplumun yaşam pratiklerini, ritüellerini ve mekânla kurduğu bağı anlamlandırmada önemli ipuçları sunar. (VI) Örne��in geleneksel bir pazar yerindeki satıcı nidaları veya kırsal bir bölgedeki rüzgâr uğultusu, o coğrafyanın kültürel kimliğinin işitsel birer taşıyıcısıdır. (VII) Bu işitsel ögelerin kaybolması, sadece bir sesin yitip gitmesi değil, o topluma ait kolektif hafızanın da silinmesi anlamına gelir.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
(I) Pusula, yön bulmayı kolaylaştırarak denizcilik tarihini kökten değiştiren en önemli icatlardan biridir. (II) Manyetik bir iğne vasıtasıyla yön gösteren bu araç, denizcilerin açık denizlerde yollarını kaybetmeden güvenle ilerlemesini sağlamıştır. (III) Çin'de icat edilip Arap tüccarlar aracılığıyla Avrupa'ya ulaşan bu buluş, coğrafi keşiflerin kapısını aralamıştır. (IV) Denizcilikteki geleneksel kullanımının ötesinde pusulalar, günümüzde havacılık sektöründe de yön tayini için kritik bir öneme sahiptir. (V) Özellikle uçaklarda tercih edilen cayroskopik pusulalar, manyetik sapmalardan etkilenmeyerek pilotlara son derece hassas rota bilgisi sunar.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Gazeteci:
(I) ----
Nörobilimci:
Unutmayı genellikle zihinsel bir kusur veya bellek sisteminin bir sızıntısı olarak görme eğilimindeyiz. Oysa beynimiz, gereksiz ayrıntıları ayıklayıp sadece yaşamsal bilgileri saklamak üzere programlanmış aktif bir temizlik mekanizmasına sahiptir. Eğer her şeyi en ince ayrıntısına kadar hatırlasaydık, zihnimiz sürekli bir veri bombardımanı altında ezilir; soyutlama yapma, genel kurallar çıkarma yeteneğimizi tamamen kaybederdik. Yani unutmak, öğrenmenin önündeki bir engel değil; beynin sağlıklı karar alabilmesi için sunduğu evrimsel bir adaptasyondur.
Gazeteci:
(II) ----
Nörobilimci:
Elbette, bu iki süreç birbirinin zıddı gibi görünse de aslında aynı madalyonun iki yüzüdür. Bellek, geçmişin pasif bir kaydı değildir; gelecekteki olası senaryoları simüle etmek için kullanılan dinamik bir veri tabanıdır. Beyin, geçmiş deneyimleri unutarak onları şablonlaştırır ve bu şablonlar sayesinde yeni karşılaştığı durumlara hızla uyum sağlar. Dolayısıyla, geçmişi seçici bir şekilde geride bırakamayan bir bellek, geleceği tasarlama ve öngörüde bulunma becerisinden yoksun kalacaktır.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Beyindeki anıların depolandığı bölgelerin hasar görmesi, bireyin hayal gücünü tamamen ortadan kaldırır mı?
II. Belleğin geçmişteki travmatik olayları baskılama eğilimi, bireyin psikolojik savunma mekanizmalarıyla mı ilgilidir?
II. Zihnimizin geçmişte yaşananları seçici olarak geride bırakmasıyla geleceğe yönelik öngörülerde bulunması arasında nasıl bir bağ vardır?
II. İnsan beyninin geçmişteki anıları dinamik bir şekilde yeniden kurgularken gerçeği saptırdığını söyleebilir miyiz?
II. Geçmiş deneyimlerin şablonlaştırılması sürecinde, duygusal yoğunluğu yüksek olan anıların rolü nedir?
Yazı, insanlık tarihinin gelişimini hızlandıran ve kuşaklar arası bilgi aktarımını sağlayan en önemli dönüm noktalarından biridir. Sümerlerin çivi yazısını bulmasıyla başlayan bu tarihsel süreç, Mısırlıların hiyeroglif yazısıyla yepyeni bir boyut kazanmıştır. Çivi yazısında kil tabletler üzerine sivri uçlu kamışlarla sert işaretler kazınırken, hiyeroglifte genellikle taş veya papirüs üzerine resim ve semboller çizilmiştir. Sümer yazısı ilk dönemlerde daha çok ticari ve hukuki kayıtları tutmak amacıyla kullanılırken, Mısırlılar yazıyı dini törenler, anıtlar ve saray arşivleri için de kullanmışlardır. Bu iki kadim yazı sistemi, farklı coğrafyalarda doğup gelişmiş olsalar da insanlığın ortak bilgi mirasın��n şekillenmesinde benzer roller oynamışlardır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
Sanatı müzelere hapsetmek, onu yaşamın devingen ritminden koparıp steril birer nesneye dönüştürmekten başka ne işe yarar? Bir tablonun, bir heykelin gerçek yeri; tozlu koridorlar, soğuk ışıklar altındaki sergi salonları değil, insanın günlük yaşamının tam ortasıdır. Müzeler, sanat eserini koruma bahanesiyle onu dondurur, izleyiciyle arasına görünmez ama aşılmaz duvarlar örer. Oysa Floransa sokaklarında, bir binanın alınlığında zamana meydan okuyan o heykel, sadece estetik bir seyirlik değil, o kentin soluk alan canlı bir parçasıdır. Sanat yapıtı, etrafındaki kaosla, gürültüyle ve insan çığlığıyla beslenir. Onu bu doğal ekolojisinden söküp alıp duvarlara çivilediğinizde geriye sadece teknik bir ustalık kalır, sanatın ruhu değil.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Yapım ekleri, eklendiği sözcüğün anlamın�� değiştiren ya da sözcüğün türünü (isimken fiil, fiilken isim vb.) farklılaştıran eklerdir.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde koyu yazılı sözcük isimden fiil yapım eki almıştır?
Aşağıdaki cümlelerde geçen altı çizili sözcüklerdeki ses olaylarını veya ses özelliklerini, sol sütundaki dil bilgisi açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Bir edebiyat eleştirmeni olarak incelediğim bu yapıtta beni en çok şaşırtan, yazarın dilsel tasarrufa olan inancı oldu. Yazar, adeta bir kelime kuyumcusu gibi çalışarak metnin dokusunu oluşturmuş. Cümleler o kadar sıkı örülmüş ki tek bir sözcüğü bile yerinden oynatsanız bütün bir paragrafın dengesi bozuluyor; anlamda ciddi bir daralma veya boşluk meydana geliyor. Bu, yazarın metnini oluştururken gereksiz hiçbir dilsel ögeye yer vermediğinin en açık kanıtıdır.
Bu parçada sözü edilen yapıt, aşağıdaki anlatım ilkelerinden hangisiyle nitelendirilebilir?
(I) Edebiyat sosyolojisi, edebi metinlerin yazıldığı dönemin toplumsal koşullarıyla ilişkisini inceleyen ve son yıllarda disiplinler arası çalışmalarda öne çıkan bir araştırma alanıdır. (II) Bu disiplin, yazarın toplumsal aidiyetinin metnin kurgusuna ve karakter tasarımlarına nasıl yansıdığını nesnel ölçütlerle ortaya koymayı amaçlar. (III) Edebi eseri yalnızca estetik bir nesne olarak görmeyip onu toplumsal bir belge olarak okumak, metnin arka planındaki zihniyet dünyasını anlamamızı kolaylaştırır. (IV) Lucien Goldmann, edebiyat sosyolojisi alanında geliştirdiği "oluşumsal yapısalcılık" kuramıyla bu alana metodolojik açıdan yön vermiş önemli kuramcılardan biridir. (V) Ünlü araştırmacı, eser ile toplumsal grupların zihniyet dünyaları arasında doğrudan bir paralellik kurarak metin çözümlemelerine yeni bir boyut kazandırmıştır. (VI) Goldmann'ın bu yöntemi, özellikle roman türünün burjuva sınıfının yükselişiyle olan tarihsel bağını açıklamada bugün bile güncelliğini korumaktadır.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Günümüz dünyasında gürültü, yalnızca kulaklarımızı sağır eden bir ses yoğunluğu değil; zihinlerimizi de işgal eden amansız bir kuşatmadır. Her köşeden yükselen dijital bildirimler, bitmek bilmeyen bilgi akışları ve sürekli konuşma zorunluluğu, insanı kendi iç sesinden fersah fersah uzaklaştırıyor. Oysa sessizlik, sanıldığı gibi sesin yokluğu veya edilgen bir suskunluk hâli değildir; bilakis zihnin kendini yeniden inşa ettiği, düşüncelerin olgunlaştığı aktif bir eylemdir. Nitekim ünlü bir düşünürün de belirttiği gibi, "En derin sözler, sessizliğin toprağında filizlenir." Tıpkı bir müzik parçasındaki esler gibi, sessizlik de hayatın karmaşasına anlam katan, onu yaşanabilir kılan yegâne unsurdur.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
(I) Geleneksel Türk evleri, doğayla uyumlu ve çevre dostu bir mimari anlayışın en güzel örneklerindendir. (II) Bu evlerin inşasında kullanılan ahşap, kerpiç ve taş gibi malzemeler tamamen yerel kaynaklardan elde edilirdi. (III) Günümüzde betonarme yapıların artmasıyla birlikte geleneksel mimari ustaları artık yetişmemektedir. (IV) Doğal malzemelerin tercih edilmesi, konutların nefes almasın�� ve mevsim şartlarına kolayca uyum sağlamasını kolaylaştırırdı. (V) Böylece hem insan sağlığı korunur hem de çevreye en az zarar veren yaşam alanları oluşturulurdu.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?