Tüm alıştırma soruları
6755 soru
Türkçede bazı yapım ekleri eklendiği sözcüğün türünü değiştirerek isimden fiil yaparken, bazıları ise fiilden isim türetir. Sesteş eklerin bulunması ise sözcüklerin doğru çözümlenmesini gerektirir.
Buna göre, aşağ��daki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükte yer alan yapım eki, işlevi yönüyle diğerlerinden farklıdır?
Gazeteci:
(I) ----
Bilim Felsefecisi:
— Bilimsel bilginin mutlak ve değişmez olduğu algısı, modern bilimin doğasıyla çelişir. Aksine, bilim sürekli bir kendini düzeltme ve yenileme sürecidir. Bir kuramın gücü, onun her soruya nihai ve sarsılmaz cevaplar vermesinden değil; yeni bulgular, gözlemler ve kanıtlar ışığında yanlışlanabilir ve geliştirilebilir olmasından gelir. Bu yüzden bilimsel bilginin değişebilirliğini bir zayıflık değil, bilimin en dinamik ve yapıcı gücü olarak kabul etmek gerekir.
Gazeteci:
(II) ----
Bilim Felsefecisi:
— Kuşkusuz. Eğitim sistemlerinde bilimi yalnızca ezberlenecek formüller, hazır kanunlar ve tamamlanmış bir doğrular yığını olarak sunduğumuzda, sorgulayan zihinlerin önünü tıkamış oluyoruz. Öğrencilere ulaşılan son sonucu ezberletmek yerine; o sonuca giden süreçteki şüpheyi, başarısız denemeleri ve yöntemsel arayışları aktarmalıyız. Ancak bu yolla dogmatik düşünceden uzak, bilimsel okuryazarlığı i��selleştirmiş bir toplum inşa edebiliriz.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Bilimin bu esnek ve kendini yenileyen yapısını geniş kitlelere benimsetmede eğitim sistemine düşen görevler nelerdir?
II. Okullarda fen bilimleri derslerinin saatlerinin artırılması, bilimsel okuryazarlığı doğrudan etkileyen bir unsur mudur?
II. Eğitim müfredatlarında teknolojik imkânların artırılması, öğrencilerin bilimsel sorgulama yeteneklerini nas��l şekillendirir?
II. Formülleri ezberlemekte zorlanan öğrencilerin erken yaşta uygulamalı bilim alanlarına yönlendirilmesi doğru bir yaklaşım mıdır?
II. Eğitimde ezberci yöntemin terk edilmesi durumunda, öğrencilerin akademik başarı düzeyleri nasıl ölçülmelidir?
(I) Kentler, yalnızca taştan ve betondan ibaret fiziksel mekânlar değil; sakinlerinin belleklerini, yaşanmışlıklarını ve toplumsal kimliklerini barındıran canlı birer organizmadır. (II) Bu bağlamda tarihi yapılar ve sokaklar, geçmiş ile gelecek arasında köprü kurarak toplumsal hafızanın mekânsal olarak somutlaşmasını sağlar. (III) Modern kentlerin inşasında kullanılan ileri mühendislik teknikleri, binaların deprem gibi doğal afetlere karşı dayanıklılığını maksimum seviyeye ulaştırmaktadır. (IV) Hafızanın bu fiziksel dayanakları ortadan kalktığında, bireylerin kentle kurduğu aidiyet bağı zedelenir ve toplumsal yabancılaşma süreci hızlanır. (V) Dolayısıyla kentsel dönüşüm projelerinde yalnızca ekonomik ve estetik kayg��larla değil, kentin tarihsel kimliğini koruma bilinciyle de hareket edilmelidir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Aşağıdaki cümleler anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında doğru sıralama nasıl olmalıdır?
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış zamirleri, temsil ettikleri zamir türleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıda numaralanmış paragrafları, bu paragraflarda kullanılan anlatım biçimlerinin belirleyici özellikleriyle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıda sol sütunda verilen ünsüz benzeşmesine uğramış sözcükleri, sağ sütunda verilen bu ses olayının açıklamalarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
(I) Lale, Osmanlı İmparatorluğu'nda sadece bir çiçek değil, aynı zamanda derin bir kültürel semboldür. (II) 18. yüzyılda bu çiçeğe duyulan ilgi o kadar artmıştır ki bu dönem "Lale Devri" olarak adlandırılmıştır. (III) Dönemin şairleri ve sanatçıları, eserlerinde lalenin zarafetini ve renklerini sıkça övmüşlerdir. (IV) Günümüzde ise çiçekçilik sektörü ekonomik olarak büyük bir pazar payına sahiptir. (V) Saray bahçelerini süsleyen bu eşsiz çiçek, çini sanatından el yazması eserlere kadar birçok alanda motif olarak kullanılmıştır.
Bu parçadaki numaralanmı�� cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Aşağ��daki metinde parantez içinde kökleri ve ekleri belirtilen sözcüklerin, ünsüz düşmesi kuralına uygun biçimde türetilmiş hâllerini yazarak {{blank_1}}, {{blank_2}} ve {{blank_3}} ile gösterilen boşlukları doğru şekilde doldurunuz. Bu doğrultuda boş bırakılan yerlere sırasıyla hangi sözcükler getirilmelidir?
Aşağıdaki boşlukları doldurun
Aşağıdaki paragrafta boş bırakılan yerleri, parantez içinde verilen fiillerin belirtilen kip ve şahıs özelliklerine uygun çekimlerini yaparak tamamlayınız.
Aşağıdaki boşlukları doldurun
(I) Karagöz ve Hacivat, taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, perdede oynatılan geleneksel bir Türk gölge oyunudur. (II) Bu oyunda, eğitim almamış ama halk zekasını temsil eden Karagöz ile az çok mürekkep yalamış, yarı aydın Hacivat arasındaki çatışma temel mizah unsurunu oluşturur. (III) Karagöz'ün söylenenleri yanlış anlaması üzerine kurulan diyaloglar, izleyiciyi güldürürken aynı zamanda toplumsal eleştiriler de barındırır. (IV) Karagöz oyunundaki tasvirlerin yapımında genellikle manda veya sığır derisi tercih edilir. (V) Deri, şeffaflaşana kadar özel bir işlemle kazındıktan sonra bitkisel boyalarla renklendirilir ve böylece perdedeki ışığın arkasından canlı görünmesi sağlanır. (VI) Hazırlanan bu figürler, 'yardak' adı verilen yardımcıların da desteğiyle 'hayalî' denilen usta oynatıcı tarafından değnekler vasıtasıyla hareket ettirilir.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
(I) Modern edebiyatta anlatıcı, klasik anlatıdaki gibi her şeyi bilen tanrısal bir figür olmaktan çıkıp sınırlı bilince sahip, hata yapabilen güvenilmez bir özneye dönüşmüştür. (II) Bu durum, okuru sadece edilgen bir alıcı olmaktan çıkararak metnin anlam dünyasını inşa eden aktif bir katılımcı hâline getirir. (III) Yazarın zihnindeki mutlak doğru ortadan kalktığı için okur, anlatıcın��n aktardığı olayları kendi süzgecinden geçirip şüpheyle sorgulamak zorunda kalır. (IV) Zaten bir edebi eseri kalıcı kılan temel unsur da döneminin toplumsal sorunlarına getirdiği cesur ve yenilikçi çözümlerdir. (V) Dolayısıyla modern romanda metnin nihai anlamı, yazar ile okur arasındaki bu etkileşimli ve dinamik gerilimden doğar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
I. Denizciler, antik çağlarda yönlerini bulmak için ço��unlukla gök cisimlerinden faydalanıyorlardı.
II. Ancak bulutlu gecelerde gökyüzü görünmez olduğunda açık denizlerde kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlardı.
III. Bu hayati sorun, Çinlilerin yön bulma özelliğine sahip mıknatıslı iğneyi keşfetmesiyle çözüme kavuştu.
IV. İlk başlarda sadece karada yön tayin etmek için kullanılan bu mıknatıslı araç, zamanla denizcilerin de kullanımına sunuldu.
V. Böylelikle denizciler, hava koşulları ne olursa olsun yönlerini kolayca belirleyip açık denizlerde güvenle seyahat etmeye başladılar.
Sözü edilen bu yeni aygıt, gemilerdeki yön bulma yöntemlerini tamamen değiştirerek deniz ticaretinin gelişmesini sağladı.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin anlam akışına göre, koyu yazılan bu cümle parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra getirilmelidir?
Estetik yaşantı; insanın dış dünyadaki nesneleri kendi öznel algı süzgecinden geçirerek onlara yepyeni, kurmaca bir varlık alanı kazandırması sürecidir. Bu süreçte sanatçı, doğayı pasif bir şekilde taklit etmekten ziyade onu kendi duygu dünyasında yeniden inşa eder. Pozitif bilimler dış dünyayı tamamen nesnel ölçütlerle ve neden-sonuç ilişkileriyle açıklamaya çalışırken sanat ise sezgilerle, tikel olanın biricikliğiyle hakikate yaklaşmayı hedefler. Nitekim ünlü düşünür Croce, 'Sanat, sezginin dışa vurulmuş biçimidir.' diyerek yaratım sürecindeki bu içsel ve özgür yönelime dikkat çeker. Edebiyatta bilinç akışı tekniğiyle zihnin sınırlarının zorlanması ya da resimde kübist formlarla nesnelerin parçalanması, sanatçının dış dünyayı kendi bilincine göre nasıl dönüştürdüğünün en somut örnekleridir. Böylece sanat, sıradan bir taklit olmaktan çıkıp özgün bir yaratıya dönüşür.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi kullanılmamıştır?
Gazeteci:
(I) ----
Yönetmen:
— Sahneye koyduğum oyunlarda önceliğim izleyicide derin bir iz bırakmak ya da onları eğitmek de��ildir. Ben sadece insanın kendi iç dünyasıyla yüzleşmesini, günlük hayatta kaçtığı duygularıyla salondan çıkmadan önce bir kez olsun karşılaşmasını sağlamak istiyorum.
Gazeteci:
(II) ----
Yönetmen:
— Kesinlikle. Klasik metinlerin o ağır, değişmez yapısı günümüz insanının hızlı tüketim alışkanlıklarına uymuyor. Bu yüzden onları modern bir dille, bugünün dekor ve kostüm anlayışıyla harmanlayarak sahneliyorum.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Klasik tiyatro eserlerinin günümüz izleyicisi tarafından anlaşılamadığını mı düşünüyorsunuz?
II. Günümüz tiyatrosundaki dekor ve kostüm tasarımlarını yeterince başarılı buluyor musunuz?
II. Klasik eserleri sahnelerken modern unsurları tercih etmenizin gerekçesi nedir?
II. Klasik oyunların özgün yapısını koruyarak sahnelemenin tiyatroya katkıları nelerdir?
II. Modern tiyatronun klasik metinlerin değerini azalttığı yönündeki eleştirilere katılıyor musunuz?
Türkçede fiil çekim ekleri; eylemlerin zamanını, biçimini ve eylemi gerçekleştiren şahsı belirten eklerdir.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde koyu yazılmış sözcük fiil çekim eki (kip veya şahıs eki) almıştır?
Bilgi felsefesi (epistemoloji), bilginin doğas��nı, kaynağını ve sınırlarını inceleyen felsefe disiplinidir. Bu disiplinin en köklü tartışma alanlarından biri olan bilginin kaynağı probleminde rasyonalizm ve empirizm karşı karşıya gelir. Rasyonalizm, doğru bilginin doğuştan geldiğini ve yalnızca akıl yoluyla kavranabileceğini savunurken empirizm ise insan zihninin doğuşta boş bir levha olduğunu ve her türlü bilginin ancak duyusal deneyimle elde edilebileceğini ileri sürer. Örneğin, rasyonalist düşünürler mantıksal ve matematiksel doğruları bilginin en ideal modeli olarak gösterirler. Buna karşın empiristler, doğa bilimlerindeki gözlemleri temel alarak duyusal algıların sınırları dışında hiçbir verinin zihne ulaşamayacağını iddia ederler. Dolayısıyla rasyonalizm aklın tümdengelimsel gücünü yüceltirken empirizm duyusal deneyimin tümevarımsal gözlemine dayanır. Biri zihnin içsel yeteneklerine odaklanırken diğeri dış dünyanın duyular üzerindeki etkilerini önceler.
Bu parçanın anlatımında aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisi kullanılmıştır?
Türkçede sonu 'k' ünsüzüyle biten bazı kelimelere küçültme eki getirildiğinde kelimenin sonundaki ünsüz düşer. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamaya uygun bir sözcük kullanılmıştır?
Sanatçı, kendisini (I) toplumdan soyutlayamaz; aksine o, herkesin (II) sustuğu anlarda konuşan bir sestir. Birçok (III) yazar, eserlerinde bunu (IV) dile getirirken aslında başkalarına (V) kılavuzluk eder.
Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerden hangisi zamir (adıl) görevinde kullanılmamıştır?
Gazeteci:
(I) ----
Bilişsel Dilbilimci:
— Düşünülenin aksine, dil sadece zihnimizdeki hazır kavramları dış dünyaya aktaran pasif bir araç değildir. Bizler dünyayı dilin bize sunduğu kategoriler aracılığıyla anlamlandırırız. Örneğin, bazı yerli dillerinde sol ve sağ gibi göreceli yön kavramları yoktur; bunun yerine coğrafi yönler (kuzey, güney vb.) kullanılır. Bu dili konuşanlar, kapalı bir odada olsalar bile yönleri milimetrik olarak tayin edebilirler. Yani dilsel yapılar, mekân algımızı doğrudan biçimlendirir ve bilişsel haritamızı çizer.
Gazeteci:
(II) ----
Bilişsel Dilbilimci:
— Kesinlikle. Ancak bu durum, dillerin birbirine çevrilemeyeceği veya insanların farklı düşünme biçimlerini hiçbir şekilde kavrayamayacağı anlamına gelmez. Zihnimiz esnektir. Farklı bir dil öğrenmek, sadece yeni kelimeler ezberlemek değil, dünyaya bakabileceğimiz yeni bir pencere edinmektir. Dilimizin sınırları zihnimizin sınırlarını belirlese de bu sınırlar statik değil, yeni deneyimlerle genişletilebilir dinamik yapılardır.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?
(II) Yeni bir dil öğrenmenin zihinsel esnekliği artırmada ve beyin gelişimini desteklemede nasıl bir rolü vardır?
(II) Farklı dillerin gerçekliği farklı biçimlerde yapılandırması, diller arası çeviriyi ve farklı düşünme biçimlerini anlamayı imkânsız kılar mı?
(II) ��nsan zihninin sınırlarını aşmak ve evrensel bir düşünme biçimi geliştirmek için tek bir ortak dil kullanılması zorunlu mudur?
(II) Kültürel ögelerin bir dilden başka bir dile aktarılması sırasında karşılaşılan en büyük anlamsal kayıplar nelerdir?
(II) Bir dilin dil bilgisi yapısı ile o dili konuşan bireylerin günlük hayattaki iletişim becerileri arasında nasıl bir ilişki vardır?