Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 1081Soru

Türkçede bazı yapım ekleri eklendiği sözcüğün türünü değiştirerek isimden fiil yaparken, bazıları ise fiilden isim türetir. Sesteş eklerin bulunması ise sözcüklerin doğru çözümlenmesini gerektirir.

Buna göre, aşağ��daki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükte yer alan yapım eki, işlevi yönüyle diğerlerinden farklıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Öğretmenimiz, gençlik yıllarında edebiyat dergilerinde şiirler yayımlayan bir yazardı.

Cevap

Edebiyat dergilerinde şiirler yayımlayan bir 'yazardı' ifadesindeki sözcük, fiilden isim yapım eki almıştır; diğer seçeneklerdeki altı çizili sözcükler ise isimden fiil yapım eki almıştır.
Şiirler yayımlayan bir 'yazardı' cümlesindeki altı çizili sözcük, 'yaz-' fiil kökünden türetilmiştir. Buradaki '-ar' eki, fiili isme dönüştüren bir yapım ekidir (fiilden isim yapım eki). Bu nedenle bu sözcük diğerlerinden farklı bir yapım eki almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Altı çizili s��zcüklerin köklerini ve aldıkları ekleri belirleme
'sarardı' (sarı-ar-dı), 'yaşardı' (yaş-ar-dı), 'karardı' (kara-ar-dı), 'suladı' (su-la-dı) ve 'yazardı' (yaz-ar-dı) şeklinde çözümlenir.
Sözcüklerin yapısını incelemek için kök ve ek ayrımının doğru yapılması gerekir.
2
Eklerin işlevlerini ve sözcüklerin tür değişimlerini inceleme
'sarı', 'yaş', 'kara' ve 'su' sözcükleri isim köküdür. Bunlara gelen '-ar' ve '-la' ekleri bu isimleri fiilleştirmiştir (isimden fiil yapım eki). 'yaz-' ise fiil köküdür ve buna gelen '-ar' eki kelimeyi isim yapmıştır (fiilden isim yapım eki).
Yapım eklerinin isimden fiil mi yoksa fiilden isim mi yaptığını belirlemek için kök ile gövde arasındaki ilişki incelenmelidir.
3
Cümledeki bağlama göre sesteş eklerin (geniş zaman eki ile yapım eki) ayrımını yapma
'yazardı' sözcüğü 'yazar idi' şeklinde bir ismi yüklem yapmıştır. Dolayısıyla buradaki '-ar' eki geniş zaman çekim eki değil, fiilden isim yapım ekidir. Diğer sözcüklerdeki '-ar' ise isimden fiil yapım ekidir.
Sesteş eklerin işlevlerini doğru ayırt etmek, hatalı çözümlemelerin önüne geçer.

Anahtar Kavram

Yapım eklerinin eklendikleri sözcüklerin türünü değiştirme işlevleri (isimden fiil ve fiilden isim yapım ekleri)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1082Soru

Gazeteci:
(I) ----
Bilim Felsefecisi:
— Bilimsel bilginin mutlak ve değişmez olduğu algısı, modern bilimin doğasıyla çelişir. Aksine, bilim sürekli bir kendini düzeltme ve yenileme sürecidir. Bir kuramın gücü, onun her soruya nihai ve sarsılmaz cevaplar vermesinden değil; yeni bulgular, gözlemler ve kanıtlar ışığında yanlışlanabilir ve geliştirilebilir olmasından gelir. Bu yüzden bilimsel bilginin değişebilirliğini bir zayıflık değil, bilimin en dinamik ve yapıcı gücü olarak kabul etmek gerekir.

Gazeteci:
(II) ----
Bilim Felsefecisi:
— Kuşkusuz. Eğitim sistemlerinde bilimi yalnızca ezberlenecek formüller, hazır kanunlar ve tamamlanmış bir doğrular yığını olarak sunduğumuzda, sorgulayan zihinlerin önünü tıkamış oluyoruz. Öğrencilere ulaşılan son sonucu ezberletmek yerine; o sonuca giden süreçteki şüpheyi, başarısız denemeleri ve yöntemsel arayışları aktarmalıyız. Ancak bu yolla dogmatik düşünceden uzak, bilimsel okuryazarlığı i��selleştirmiş bir toplum inşa edebiliriz.

Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Bilimsel bilginin sürekli bir değişim ve gelişim içinde olması, onun güvenilir bir kaynak olma niteliğini zedeler mi?
II. Bilimin bu esnek ve kendini yenileyen yapısını geniş kitlelere benimsetmede eğitim sistemine düşen görevler nelerdir?

Cevap

Birinci boşluğa bilimsel bilginin değişebilirliğinin bir zayıflık olup olmadığını soran soru; ikinci boşluğa ise bilimin bu yapısını topluma benimsetmede eğitime düşen rolleri sorgulayan soru getirilmelidir.
Doğru seçenekte yer alan ilk soru, uzmanın bilimsel bilginin mutlak olmaması ve değişebilirliğinin bir zayıflık olmadığı yönündeki açıklamasıyla doğrudan örtüşmektedir. İkinci soru ise uzmanın eğitim sistemine yönelik getirdiği eleştiriler ve bilimsel okuryazar bir toplum yaratmak için sunduğu önerilerle tam bir uyum sağlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk paragraftaki uzmanın yanıtı analiz edilir.
Uzmanın, bilimsel bilginin mutlak olmadığını, değişebilirliğinin bir zayıflık değil, aksine dinamik bir güç olduğunu belirttiği saptanır.
İlk boşluğa gelecek sorunun, bilginin değişebilirliği ve bunun bilimin değerine/güvenirliğine etkisi üzerine olması gerektiğini anlamak.
2
İkinci paragraftaki uzmanın yanıtı analiz edilir.
Uzmanın, eğitim sisteminin bilimi ezberlenecek kurallar bütünü olarak vermesini eleştirdiği ve sorgulama sürecini benimsetmesi gerektiğini belirttiği görülür.
İkinci boşluğa gelecek sorunun, bilimin sorgulayıcı yapısını topluma kazandırmada eğitim sistemine düşen görevleri araması gerektiğini belirlemek.
3
Elde edilen verilerle seçenekler karşılaştırılır.
İlk boşluk için değişebilirliğin güvenirliği zedeleyip zedelemediğini, ikinci boşluk için de eğitim sistemine düşen rolleri sorgulayan ifadeleri içeren seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Her iki sorunun da uzman yanıtlarıyla tam bir anlamsal ve mantıksal uyum içinde olmasını sağlamak.

Anahtar Kavram

Diyalog tamamlama sorularında, uzmanın verdiği yanıtların ana düşüncesini ve iletmek istediği temel mesajı saptayarak boş bırakılan yerlere uygun soruları yerleştirme.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1083Soru

(I) Kentler, yalnızca taştan ve betondan ibaret fiziksel mekânlar değil; sakinlerinin belleklerini, yaşanmışlıklarını ve toplumsal kimliklerini barındıran canlı birer organizmadır. (II) Bu bağlamda tarihi yapılar ve sokaklar, geçmiş ile gelecek arasında köprü kurarak toplumsal hafızanın mekânsal olarak somutlaşmasını sağlar. (III) Modern kentlerin inşasında kullanılan ileri mühendislik teknikleri, binaların deprem gibi doğal afetlere karşı dayanıklılığını maksimum seviyeye ulaştırmaktadır. (IV) Hafızanın bu fiziksel dayanakları ortadan kalktığında, bireylerin kentle kurduğu aidiyet bağı zedelenir ve toplumsal yabancılaşma süreci hızlanır. (V) Dolayısıyla kentsel dönüşüm projelerinde yalnızca ekonomik ve estetik kayg��larla değil, kentin tarihsel kimliğini koruma bilinciyle de hareket edilmelidir.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III

Cevap

Üçüncü cümle (deprem dayanıklılığı ve mühendislik tekniklerinden bahseden cümle) paragrafın genelindeki kentsel bellek ve tarihi kimlik temasından uzaklaştığı için düşüncenin akışını bozmaktadır.
Paragrafta genel olarak kentlerin beton ve taştan ibaret olmadığı, toplumsal hafızayı ve kimliği barındırdığı, tarihi yapıların geçmiş ile gelecek arasında köprü kurduğu ve kentsel dönüşümde bu kimliğin korunması gerektiği anlatılmaktadır. Ancak üçüncü cümlede konudan sapılarak modern kent inşasındaki ileri mühendislik tekniklerinden ve binaların depreme karşı dayanıklılığından bahsedilmiştir. Dördüncü cümledeki 'Hafızanın bu fiziksel dayanakları' ifadesi, ikinci cümledeki 'tarihi yapılar ve sokaklar' kavramına bağlandığı için, araya giren üçüncü cümle düşüncenin akışını bozmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genelinde işlenen ana konuyu ve tematik bütünlüğü belirlemek.
Metnin genelinde kentlerin toplumsal hafıza, tarihi kimlik ve aidiyet bağlamıyla ilişkisi ele alınmaktadır.
Akışı bozan cümleyi bulmak için öncelikle yazarın savunduğu ana düşünceyi ve konunun sınırlarını çizmek gerekir.
2
Numaralanmış cümleler arasındaki anlamsal ve yapısal bağlantıları incelemek.
Birinci cümledeki genel kent tanımından sonra ikinci cümlede 'Bu bağlamda...' denilerek tarihi yapılar ile hafıza ilişkisi kurulmuştur. Dördüncü cümledeki 'Hafızanın bu fiziksel dayanakları...' ifadesi de doğrudan bu yapılara işaret etmektedir.
Cümleler arasındaki köprü kurucu ifadeleri tespit etmek, akışın kesintiye uğradığı noktayı görmeyi sağlar.
3
Konunun dışına çıkan veya farklı bir alt başlığa geçiş yapan cümleyi belirlemek.
Üçüncü cümlede, kentsel bellek temasıyla ilgisi olmayan 'modern mühendislik teknikleri ve deprem dayanıklılığı' konusuna geçilmiştir. Bu cümle, ikinci ve dördüncü cümleler arasındaki güçlü bağı koparmaktadır.
Metnin bütünüyle uyumsuz olan, düşünce zincirini kesintiye uğratan ifade akışı bozan cümledir.

Anahtar Kavram

Paragrafta düşüncenin akışını bozan cümleyi bulma; cümleler arası anlamsal, yapısal ve tematik ilişkileri analiz etme becerisidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1084Soru

Aşağıdaki cümleler anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında doğru sıralama nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Cümlelerin anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturacak biçimde doğru sıralanışı: Edebiyat eleştirisinde uzun süre hâkim olan geleneksel yaklaşım... -> Ancak yirminci yüzyılın ikinci yarısında... -> Bu sarsıntının en radikal ifadesi... -> Barthes, metnin kaynağını... -> Böylelikle yazarın otoritesi sarsılırken... sırasını takip etmelidir.
Cümlelerin doğru sıralaması geleneksel edebiyat eleştirisinden başlayıp bu anlayışın postyapısalcı kuramlarla sarsılmasına, ardından Roland Barthes'ın bu sarsıntıyı temsil eden makalesine ve makalenin okuru ön plana çıkaran sonucuna uzanan mantıksal bir sıra takip eder.

Adım Adım Çözüm

1
Giriş cümlesinin belirlenmesi
Giriş cümlesi olarak bağımsız bir yargı bildiren cümle seçildi.
Edebiyat eleştirisindeki geleneksel yaklaşımı tanımlayan cümle, kendinden önce herhangi bir gönderme yapmadığı için ilk sıradadır.
2
Karşıtlık ve geçiş ifadesinin tespiti
Geleneksel yaklaşıma karşıt kuramları sunan cümle seçildi.
'Ancak' bağlacı ve 'yazar merkezli bakış açısı' ifadesi, doğrudan ilk cümledeki geleneksel yaklaşıma gönderme yapar.
3
İşaret sıfatı ve isim tamlaması köprüsünün kurulması
Roland Barthes'ın makalesinin geçtiği cümle sıraya eklendi.
'Bu sarsıntının' ibaresi, bir önceki cümledeki 'kökten sarsacak argümanlar' ifadesini niteler.
4
Kişi ismine ve düşüncenin açıklamasına odaklanılması
Barthes'ın görüşünü detaylandıran cümle sıraya dahil edildi.
Önceki cümlede geçen Roland Barthes isminin ardından onun tezinin ne olduğu açıklanmıştır.
5
Sonuç bağlacıyla metnin tamamlanması
Okuru merkeze yerleştiren sonuç cümlesi en sona yerleştirildi.
'Böylelikle' ifadesi tüm argümanı toparlayarak yazarın otoritesinin sarsılmasını ve okurun ön plana çıkmasını bir sonuca bağlar.

Anahtar Kavram

Paragrafın anlam ve yapı yönünden mantıksal akışını kurma ve cümleler arası anlamsal köprüleri çözümleme.
Soru 1085Soru

Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış zamirleri, temsil ettikleri zamir türleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sanatçı, karşılaştığı toplumsal sorunları doğrudan aktarmak yerine bunları estetik bir biçime dönüştürerek sunar.
Edebiyat eleştirmenlerinin bir kısm�� nesnel davranmaya çalışsa da kimileri kişisel beğenilerini kararlarının önüne koyar.
Yazarın son romanındaki kahramanlar, gerçek hayattaki insanlara o kadar benziyor ki okurken onların acısını paylaşıyorsunuz.
Geçmişin tozlu sayfalarını aralayan bu tarihçi, aradığı hakikati bulmak için k��tüphanelerde ne aramaktadır?

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci cümledeki 'bunları' sözcüğü işaret zamiriyle, ikinci cümledeki 'kimileri' sözcüğü belgisiz zamirle, üçüncü cümledeki 'onların' sözcüğü kişi zamiriyle, dördüncü cümledeki 'ne' sözcüğü soru zamiriyle eşleşmektedir.
Verilen cümlelerdeki koyu renkli zamirler sırasıyla işaret zamiri, belgisiz zamir, kişi zamiri ve soru zamiri tanımları ile birebir eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümledeki 'bunları' sözcüğünün hangi varlığın yerini ne şekilde tuttuğunu belirlemek.
'bunları' sözcüğü insan dışı bir varlık grubu olan 'toplumsal sorunlar' ifadesinin yerini işaret yoluyla tutmaktadır, bu yüzden işaret zamiridir.
İsimlerin yerini işaret yoluyla tutan sözcükler işaret zamiri olarak adlandırılır.
2
İkinci cümledeki 'kimileri' sözcüğünün işlevini belirlemek.
'kimileri' sözcüğü bazı eleştirmenlerin yerini kesinlik bildirmeden tutmaktadır, bu yüzden belgisiz zamirdir.
Temsil ettiği isimlerin yerini belirsiz bir şekilde tutan sözcükler belgisiz zamir sınıfına girer.
3
Üçüncü cümledeki 'onların' sözcüğünün neyin yerini tuttuğunu analiz etmek.
'onların' sözcüğü insan olan roman kahramanlarının yerini tuttuğu için kişi zamiridir.
'O' ve 'onlar' zamirleri insan dışı varlıklar için işaret, insanlar için ise kişi zamiri olarak kullanılır.
4
Dördüncü cümledeki 'ne' sözcüğünün cümleye kattığı anlamı belirlemek.
'ne' sözcüğü aranan nesnenin yerini soru yoluyla tuttuğu için soru zamiridir.
İsimlerin yerini soru yoluyla tutan ve cevabı yine isim veya zamir olan sözcüklere soru zamiri denir.

Anahtar Kavram

Zamirler (Adıllar)
Soru 1086Soru

Aşağıda numaralanmış paragrafları, bu paragraflarda kullanılan anlatım biçimlerinin belirleyici özellikleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Yapay sinir ağları, insan beyninin bilgi işleme yöntemlerinden esinlenerek geliştirilmiş bir makine öğrenmesi algoritmasıdır. Bu sistemler, birbirine bağlı yapay sinir hücrelerinden oluşan katmanlar aracılığıyla verileri analiz eder. Girdi katmanından alınan veriler, ağırlıklandırılmış bağlantılar üzerinden gizli katmanlara aktarılır ve burada matematiksel işlemlerden geçirilerek çıktı üretilir.
Edebiyatta 'saf şiir' anlayışının toplumsal meselelerden tamamen arındırılmış bir estetik yaratabileceği fikri, gerçeğin yalnızca bir yüzüne bakmaktır. Bir ��air, ne kadar soyut dünyalara sığınırsa sığınsın, içinde yaşadığı çağın dilini ve dolayısıyla o çağın sancılarını dizelerine taşımaktan kaçınamaz. Sanatı fildişi kuleden ibaret görenler, dilin toplumsal bir bellek olduğunu ve her kelimenin geçmişin izlerini taşıdığını göz ardı etmektedir.
İhtiyar kütüphaneci, titreyen elleriyle tozlu raflardan birini araladı ve eski deri ciltli kitabı çıkardı. Kitabın kapağını yavaşça açtığında, sayfaların arasından sararmış bir mektup zarfı yere düştü. Eğilip zarfı aldı, üzerindeki silik yazıyı okumaya çalışırken gözlüklerini düzeltti. Dışarıda aniden başlayan yağmurun sesi, kütüphanenin loş sessizliğini bölerken o, zarfı cebine koyup kapıya yöneldi.
Kanyonun tabanından yukarıya doğru yükselen dik kalker duvarlar, ikindi güneşinin altında altın sarısı ve kızıl tonlara bürünmüştü. Aşağıda, yeşilin binbir tonunu barındıran sık çınar yapraklarının arasından köpürerek akan nehir, vadiye serin bir nem yayıyordu. Keskin çam kokusuyla karışan toprak kokusu, uçurumun kenarında açan mor dağ çiçeklerinin hafif esintisiyle etrafa dağılıyordu.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci paragraf açıklayıcı özelliklerle (bilgi verme), ikinci paragraf tartışmacı özelliklerle (tez savunma), üçüncü paragraf öyküleyici özelliklerle (olay akışı), dördüncü paragraf ise betimleyici özelliklerle (zihinde izlenim uyandırma) eşleşmektedir.
Eşleştirme, paragrafların baskın anlatım yönleri (bilgi verme, tezi savunma, olay akışı, zihinsel resim çizme) dikkate alınarak yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci metnin dil ve anlatım özelliklerini analiz etmek
Metinde yapay sinir ağları nesnel, terimsel ve öğretici bir dille açıklanmaktadır.
Metnin yazılış amacının bilgi verme olduğunu belirlemek.
2
İkinci metnin amacını ve üslubunu belirlemek
Metinde 'saf şiir' anlayışının toplumsal konulardan uzak kalamayacağı savunulmakta ve karşıt bir düşünce çürütülmeye çalışılmaktadır.
Yazarın bir tezi kanıtlama ve savunma çabasının tartışmacı anlatıma ait olduğunu saptamak.
3
Üçüncü metindeki hareket ve olay durumunu gözlemlemek
Metinde kütüphanecinin kitabı alması, zarfı bulması ve cebine koyması gibi hareket unsurları zaman akışıyla verilmektedir.
Zaman, mekân, kişi ve olay ögelerinin öyküleyici anlatımı oluşturduğunu bilmek.
4
Dördüncü metindeki görsellik düzeyini saptamak
Kalker duvarların rengi, nehrin akışı, kokular ve vadi betimlenerek okuyucunun zihninde bir sahne canlandırılmaktadır.
Sözcüklerle resim çizme ve izlenim kazandırmanın betimleme olduğunu tespit etmek.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım Biçimleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1087Soru

Aşağıda sol sütunda verilen ünsüz benzeşmesine uğramış sözcükleri, sağ sütunda verilen bu ses olayının açıklamalarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

sınıfta
çiçekçi
coşku
1923'te

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

"sınıfta" sözcüğü bulunma durumu eki alan -da ekinin sertleşmesiyle, "çiçekçi" sözcüğü -ci ekinin sertleşmesiyle, "coşku" sözcüğü -gı ekinin sertleşmesiyle, "1923'te" ifadesi ise sayıya gelen -de ekinin sertleşmesiyle eşleşir.
Verilen sözcüklerin tamamı "f, s, t, k, ç, ş, h, p" sert ünsüzlerinden biriyle bittiği için, bu sözcüklere gelen "c, d, g" ile başlayan ekler sertleşerek sırasıyla "ç, t, k"ye dönüşmüştür. Bu durum ünsüz benzeşmesinin temel kurallarıyla tam olarak uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kelimelerin kök/gövde sonundaki ünsüzleri ve gelen ekleri belirleme.
"sınıf" (f), "çiçek" (k), "coş-" (ş) ve "1923 (üç)" (ç) sözcüklerinin hepsi "f, s, t, k, ç, ş, h, p" sert ünsüzleriyle bitmektedir.
Ünsüz benzeşmesinin gerçekleşmesi için kelimenin sert ünsüzle bitmesi gerekir.
2
Kelimelere gelen eklerin orijinal biçimlerini ve uğradıkları değişimi inceleme.
-da/-de bulunma durumu eki, -ci yapım eki ve -gı yapım eki yumuşak ünsüzlerle (c, d, g) başlar; ancak bu kelimelere geldiğinde sertleşerek sırasıyla -ta/-te, -çi, -ku olmuştur.
Sert ünsüzle biten kelimelerden sonra gelen eklerin başındaki yumuşak ünsüzler (c, d, g) sertleşerek ç, t, k olur.
3
Kelimeler ile açıklamaları eşleştirme.
sınıfta -> bulunma eki -da sertleşmesi, çiçekçi -> -ci eki sertleşmesi, coşku -> -gı eki sertleşmesi, 1923'te -> sayıya gelen -de eki sertleşmesi.
Her kelimedeki ünsüz sertleşmesi türü ve eki açıklamalardaki ifadelerle bire bir örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Sert ünsüzle (f, s, t, k, ç, ş, h, p) biten bir sözcüğe "c, d, g" yumuşak ünsüzleriyle başlayan bir ek geldiğinde, ekin başındaki yumuşak ünsüzlerin sertleşerek "ç, t, k" ünsüzlerine dönüşmesine ünsüz benzeşmesi (sertleşmesi) denir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1088Soru

(I) Lale, Osmanlı İmparatorluğu'nda sadece bir çiçek değil, aynı zamanda derin bir kültürel semboldür. (II) 18. yüzyılda bu çiçeğe duyulan ilgi o kadar artmıştır ki bu dönem "Lale Devri" olarak adlandırılmıştır. (III) Dönemin şairleri ve sanatçıları, eserlerinde lalenin zarafetini ve renklerini sıkça övmüşlerdir. (IV) Günümüzde ise çiçekçilik sektörü ekonomik olarak büyük bir pazar payına sahiptir. (V) Saray bahçelerini süsleyen bu eşsiz çiçek, çini sanatından el yazması eserlere kadar birçok alanda motif olarak kullanılmıştır.

Bu parçadaki numaralanmı�� cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Düşüncenin akışını bozan cümle, günümüz çiçekçilik sektörünün pazar payından bahseden dördüncü cümledir.
Paragrafta genel olarak Osmanlı İmparatorluğu'ndaki lale kültürü, Lale Devri ve bu çiçeğin sanat ile edebiyattaki yeri işlenmektedir. Ancak dördüncü cümlede konu tamamen değiştirilerek günümüz çiçekçilik sektörünün ekonomik boyutuna değinilmiştir. Beşinci cümledeki 'bu eşsiz çiçek' ifadesi, üçüncü cümledeki lale tasvirlerini doğrudan niteleyip devam ettirdiği için dördüncü cümle çıkarıldığında anlam bütünlüğü ve düşünce akışı eksiksiz bir şekilde sağlanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki tüm cümlelerin ortak konusunu ve ana eksenini belirleyin.
Birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci cümlelerin Osmanlı tarih ve kültüründeki lale motifini ve önemini ele aldığını tespit edin.
Metnin genelinde hangi konunun işlendiğini netleştirmek için bu temel adımdır.
2
Cümleler arasındaki anlamsal geçişleri inceleyin.
Dördüncü cümlede konunun aniden günümüz çiçekçilik sektörünün ekonomik pazar payına kaydığını fark edin.
Paragrafın genel anlamsal örüntüsüne uymayan düşünceyi belirlemek için.
3
Dördüncü cümle çıkarıldığında üçüncü ve beşinci cümlelerin birbirine bağlanıp bağlanmadığını kontrol edin.
Beşinci cümledeki 'bu eşsiz çiçek' ifadesinin doğrudan üçüncü cümledeki lale tasvirleriyle anlamlı bir şekilde birleştiğini görün.
Akışın dördüncü cümle olmaksızın sorunsuz bir şekilde devam ettiğini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Paragrafta akışı bozan cümleyi bulma
Soru 1089Soru

Aşağ��daki metinde parantez içinde kökleri ve ekleri belirtilen sözcüklerin, ünsüz düşmesi kuralına uygun biçimde türetilmiş hâllerini yazarak {{blank_1}}, {{blank_2}} ve {{blank_3}} ile gösterilen boşlukları doğru şekilde doldurunuz. Bu doğrultuda boş bırakılan yerlere sırasıyla hangi sözcükler getirilmelidir?

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Edebiyat eleştirmeninin, genç şairlerin eserlerini hiçbir zaman (küçük-ümse-diği) görülmemiştir. O, her eserde parlatılmayı bekleyen bir cevher arar. Şehrin tarihi dokusunu koruyan o eski (kalk-dır-ım) taşlarında yürürken sonbaharın gelişiyle iyice (seyrek-el-en) yaprakların hüznünü hissederdi.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Boş bırakılan yerlere sırasıyla 'küçümsediği', 'kaldırım' ve 'seyrelen' sözcükleri getirilmelidir.
Boş bırakılan yerlerde sırasıyla 'küçümsediği' (küçük-ümse-), 'kaldırım' (kalk-dır-ım) ve 'seyrelen' (seyrek-el-en) sözcükleri yer almalıdır. Bu sözcüklerin tamamında yapım eki alırken 'k' ünsüzünün düştüğü görülmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci boşluktaki parantez içi ifadenin (küçük-ümse-diği) ek-kök analizinin yapılması
küçük-ümse-diği -> küçümsediği
'küçük' isim köküne '-ümse-' yapım eki getirildiğinde kelime sonundaki 'k' ünsüzü düşer.
2
İkinci boşluktaki parantez içi ifadenin (kalk-dır-ım) ek-kök analizinin yapılması
kalk-dır-ım -> kaldırım
'kalk-' fiil köküne fiilden fiil yapım eki olan '-dır-' getirildiğinde kök sonundaki 'k' ünsüzü düşer.
3
Üçüncü boşluktaki parantez içi ifadenin (seyrek-el-en) ek-kök analizinin yapılması
seyrek-el-en -> seyrelen
'seyrek' isim köküne isimden fiil yapım eki olan '-el-' getirildiğinde kök sonundaki 'k' ünsüzü düşer.

Anahtar Kavram

Türkçede sonu 'k' ünsüzüyle biten bazı sözcükler, yapım eki (özellikle '-el-', '-se-', '-dir-' vb.) aldıklarında kök sonundaki 'k' ünsüzü düşer. Bu ses olayına ünsüz düşmesi denir.
Soru 1090Soru

Aşağıdaki paragrafta boş bırakılan yerleri, parantez içinde verilen fiillerin belirtilen kip ve şahıs özelliklerine uygun çekimlerini yaparak tamamlayınız.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Edebiyat tarihimizin tozlu sayfalarını karıştıran her araştırmacı, geçmişte yaşamış sanatçıların aslında bugünün insanına seslendiğini çok iyi (görmek: geniş zaman, 3. tekil şahıs). Eğer bu gerçeği görmezden gelirsek onlar��n eserlerindeki derin anlamı hiçbir zaman tam olarak (kavramak: geniş zamanın olumsuzu, 1. çoğul şahıs). Oysa ki klasikleri her okuduğumuzda kendimize dair yepyeni bir şeyler (bulmak: şimdiki zamanın rivayeti, 1. çoğul şahıs).
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Boşluklara sırasıyla 'görür', 'kavramayız' ve 'buluyormuşuz' sözcükleri getirilmelidir.
Cümlelerin anlam akışına, kişi ve zaman uyumuna göre boşluklara sırasıyla 'görür' (geniş zaman 3. tekil şahıs), 'kavramayız' (geniş zamanın olumsuzu 1. çoğul şahıs) ve 'buluyormuşuz' (şimdiki zamanın rivayeti 1. çoğul şahıs) getirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci boşluktaki 'görmek' fiilini geniş zaman 3. tekil şahısa göre çekimlemek.
görür
Cümledeki 'her araştırmacı' ifadesi 3. tekil şahsı belirtir. Genel geçer bir durum ifade edildiği için fiil geniş zaman eki olan '-ür' alarak 'görür' biçiminde çekimlenir.
2
İkinci boşluktaki 'kavramak' fiilini geniş zamanın olumsuzu 1. çoğul şahısa göre çekimlemek.
kavramayız
Koşul cümlesindeki 'gelirsek' fiili 1. çoğul şahsı (biz) gösterdiğinden, 'kavramak' fiili de geniş zamanın olumsuzu olan '-maz/-mez' ekinin 1. çoğul şahıs versiyonu (-mayız) ile çekimlenerek 'kavramayız' olur.
3
Üçüncü boşluktaki 'bulmak' fiilini şimdiki zamanın rivayeti 1. çoğul şahısa göre çekimlemek.
buluyormuşuz
Şimdiki zaman eki '-uyor' ve ek-fiilin rivayeti '-muş' birleşerek 'buluyormuş' birleşik zamanlı fiilini oluşturur. 1. çoğul şahıs eki olan '-uz' eklendiğinde ise fiil 'buluyormuşuz' şeklini alır.

Anahtar Kavram

Fiil Çekim Ekleri (Kip, Şahıs ve Ek-fiil ile Birleşik Zamanlı Fiiller)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1091Soru

(I) Karagöz ve Hacivat, taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, perdede oynatılan geleneksel bir Türk gölge oyunudur. (II) Bu oyunda, eğitim almamış ama halk zekasını temsil eden Karagöz ile az çok mürekkep yalamış, yarı aydın Hacivat arasındaki çatışma temel mizah unsurunu oluşturur. (III) Karagöz'ün söylenenleri yanlış anlaması üzerine kurulan diyaloglar, izleyiciyi güldürürken aynı zamanda toplumsal eleştiriler de barındırır. (IV) Karagöz oyunundaki tasvirlerin yapımında genellikle manda veya sığır derisi tercih edilir. (V) Deri, şeffaflaşana kadar özel bir işlemle kazındıktan sonra bitkisel boyalarla renklendirilir ve böylece perdedeki ışığın arkasından canlı görünmesi sağlanır. (VI) Hazırlanan bu figürler, 'yardak' adı verilen yardımcıların da desteğiyle 'hayalî' denilen usta oynatıcı tarafından değnekler vasıtasıyla hareket ettirilir.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

İkinci paragraf dördüncü cümle ile başlar. İlk üç cümlede Karagöz ve Hacivat oyununun genel tanımı ve karakterlerin mizahi çatışması anlatılırken, dördüncü cümleden itibaren oyundaki tasvirlerin yapım malzemesi ve teknik sürecine geçilmiştir.
Dördüncü cümleden itibaren oyunun karakterlerinden ve mizahi yapısından uzaklaşılarak oyunda kullanılan figürlerin (tasvirlerin) yapımında tercih edilen malzemelere ve bunların hazırlanma süreçlerine geçilmiştir. Dolayısıyla paragraf dördüncü cümleyle bölünmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki cümlelerin konularını ve odaklandıkları yönleri belirlemek.
İlk üç cümlenin oyunun tanımı, karakter özellikleri ve diyalog yapısına; dördüncü cümleden itibaren ise oyundaki kuklaların (tasvirlerin) yapım malzemesi ve oynatım aşamalarına odaklandığı görülür.
Paragraf bölme sorularında metindeki iki farklı konunun veya aynı konunun farklı yönlerinin ayrım noktasını bulmak gerekir.
2
Giriş cümlesi olmaya uygun, kendinden önceki cümleyle doğrudan yapısal bağı bulunmayan ilk cümleyi tespit etmek.
Dördüncü cümle olan 'Karagöz oyunundaki tasvirlerin yapımında genellikle manda veya sığır derisi tercih edilir.' ifadesi, kendinden önceki karakter açıklamalarından bağımsız yeni bir başlangıç cümlesi niteliğindedir.
İkinci paragrafın ilk cümlesi, yeni bir konuya giriş yaptığı için bağımsız bir yapıya sahip olmalıdır.
3
Seçeneklerle karşılaştırarak doğru seçeneği belirlemek.
Dördüncü cümlenin yer aldığı seçeneğin doğru cevap olduğu doğrulanır.
Akışın yön değiştirdiği cümle olan dördüncü cümle, ikinci paragrafın ilk cümlesi olmalıdır.

Anahtar Kavram

Paragrafı İki Paragrafa Bölme
Soru 1092Soru

(I) Modern edebiyatta anlatıcı, klasik anlatıdaki gibi her şeyi bilen tanrısal bir figür olmaktan çıkıp sınırlı bilince sahip, hata yapabilen güvenilmez bir özneye dönüşmüştür. (II) Bu durum, okuru sadece edilgen bir alıcı olmaktan çıkararak metnin anlam dünyasını inşa eden aktif bir katılımcı hâline getirir. (III) Yazarın zihnindeki mutlak doğru ortadan kalktığı için okur, anlatıcın��n aktardığı olayları kendi süzgecinden geçirip şüpheyle sorgulamak zorunda kalır. (IV) Zaten bir edebi eseri kalıcı kılan temel unsur da döneminin toplumsal sorunlarına getirdiği cesur ve yenilikçi çözümlerdir. (V) Dolayısıyla modern romanda metnin nihai anlamı, yazar ile okur arasındaki bu etkileşimli ve dinamik gerilimden doğar.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV

Cevap

Dördüncü cümle (IV)
Dördüncü cümlede konu tamamen değişerek edebi eserleri kalıcı kılan unsurlara ve toplumsal sorunlara yönelmiştir. Paragrafın kalanında ise modern romanda anlatıcının değişen konumu ve bu durumun okuru anlam inşasında nasıl aktif kıldığı anlatılmaktadır. Dördüncü cümle bu anlamsal zinciri kırdığı için akışı bozmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genel konusunu ve ana düşüncesini belirleme
Paragrafta modern edebiyattaki güvenilmez anlatıcı figürü ve bunun okuru anlam üretim sürecinde aktif kılma dinamiği ele alınmaktadır.
Akışı bozan cümleyi bulabilmek için metnin ne anlattığını ve hangi odak noktasına sahip olduğunu anlamak gerekir.
2
Cümleler arasındaki anlamsal ve yapısal bağlantıları inceleme
Birinci cümlede anlatıcının sınırlı bilince büründüğü belirtilmiş, ikinci cümlede 'Bu durum' ifadesiyle bunun okuru aktif kıldığı açıklanmış, üçüncü cümlede okurun sorgulama zorunluluğu detaylandırılmış, beşinci cümlede ise 'Dolayısıyla' ifadesiyle bu etkileşim sonuca bağlanmıştır. Dördüncü cümle ise birden konuyu 'eserin kalıcılığı ve toplumsal sorunlar' eksenine kaydırmıştır.
Cümle geçişlerindeki bağlaçları, işaret sıfatlarını ve anlam ortaklıklarını inceleyerek bütünlüğü bozan cümleyi tespit etmek için bu inceleme gereklidir.
3
Akışı bozan cümleyi paragraftan çıkararak sağlamasını yapma
Dördüncü cümle çıkarıldığında, üçüncü cümledeki okurun sorgulama süreci doğrudan beşinci cümledeki 'yazar ile okur arasındaki bu etkileşimli ve dinamik gerilim' ifadesine pürüzsüz biçimde bağlanmaktadır.
Seçilen cümlenin doğru olduğundan emin olmak için paragrafın kalan kısmının tutarlılığını test etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta anlam birliği ve düşünce akışını kesintiye uğratan odak kaymalarını tespit etme.
Soru 1093Soru

I. Denizciler, antik çağlarda yönlerini bulmak için ço��unlukla gök cisimlerinden faydalanıyorlardı.
II. Ancak bulutlu gecelerde gökyüzü görünmez olduğunda açık denizlerde kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlardı.
III. Bu hayati sorun, Çinlilerin yön bulma özelliğine sahip mıknatıslı iğneyi keşfetmesiyle çözüme kavuştu.
IV. İlk başlarda sadece karada yön tayin etmek için kullanılan bu mıknatıslı araç, zamanla denizcilerin de kullanımına sunuldu.
V. Böylelikle denizciler, hava koşulları ne olursa olsun yönlerini kolayca belirleyip açık denizlerde güvenle seyahat etmeye başladılar.

Sözü edilen bu yeni aygıt, gemilerdeki yön bulma yöntemlerini tamamen değiştirerek deniz ticaretinin gelişmesini sağladı.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin anlam akışına göre, koyu yazılan bu cümle parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV.

Cevap

Koyu yazılan cümle, parçadaki dördüncü cümleden sonra getirilmelidir.
Dördüncü cümleden sonra getirilmelidir. Çünkü dördüncü cümlede mıknatıslı aracın denizcilerin kullanımına sunulduğu belirtilerek bir araç tanıtılmıştır. Getirilmesi istenen cümle de 'Sözü edilen bu yeni aygıt...' şeklinde başlayarak bu araca gönderme yapmakta ve onun gemilerdeki seyrüseferi nasıl değiştirdiğini açıklamaktadır. Beşinci cümledeki 'Böylelikle' ifadesi de bu değişimin sonucunu özetlediği için anlam akışı kusursuz bir şekilde tamamlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki cümlelerin anlamsal ve yapısal ilişkilerini incelemek.
İlk iki cümlede denizcilerin yön bulma yöntemleri ve sisli havalardaki kaybolma tehlikesi anlatılmış; üçüncü cümlede mıknatıslı iğnenin keşfiyle bu sorunun çözüldüğü belirtilmiştir. Dördüncü cümlede bu aracın denizcilere sunulduğu aktarılmış, beşinci cümlede ise genel bir sonuca varılmıştır.
Paragrafın mantıksal akışını ve olay sırasını tam olarak belirlemek için bu adım gereklidir.
2
Eklenecek cümledeki anahtar ifadelere ve bağlantı ögelerine dikkat etmek.
Koyu yazılan cümlede geçen 'Sözü edilen bu yeni aygıt' ifadesinin, kendisinden önce tanıtılmış olan somut bir araca gönderme yapması gerektiği saptanmıştır.
Referans sözcükler, cümleler arasındaki köprüleri tespit etmek için en kesin ipuçlarını sunar.
3
Cümleyi uygun boşluğa yerleştirerek anlam akışını kontrol etmek.
Dördüncü cümlede geçen 'bu mıknatıslı araç' ifadesinden hemen sonra koyu yazılan cümlenin gelmesiyle 'Sözü edilen bu yeni aygıt' bağlantısı kurulur. Ardından gelen beşinci cümledeki 'Böylelikle' ifadesi de bu bütünlüğü mantıklı bir şekilde sonuca bağlar.
Yerleştirilen cümlenin hem öncesindeki hem de sonrasındaki cümleyle tutarlı bir bağ oluşturduğunu doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta anlam akışını sağlayan referans sözcükler ve mantık sırasına göre cümle yerleştirme.
Tahmini Süre:50s
Soru 1094Soru

Estetik yaşantı; insanın dış dünyadaki nesneleri kendi öznel algı süzgecinden geçirerek onlara yepyeni, kurmaca bir varlık alanı kazandırması sürecidir. Bu süreçte sanatçı, doğayı pasif bir şekilde taklit etmekten ziyade onu kendi duygu dünyasında yeniden inşa eder. Pozitif bilimler dış dünyayı tamamen nesnel ölçütlerle ve neden-sonuç ilişkileriyle açıklamaya çalışırken sanat ise sezgilerle, tikel olanın biricikliğiyle hakikate yaklaşmayı hedefler. Nitekim ünlü düşünür Croce, 'Sanat, sezginin dışa vurulmuş biçimidir.' diyerek yaratım sürecindeki bu içsel ve özgür yönelime dikkat çeker. Edebiyatta bilinç akışı tekniğiyle zihnin sınırlarının zorlanması ya da resimde kübist formlarla nesnelerin parçalanması, sanatçının dış dünyayı kendi bilincine göre nasıl dönüştürdüğünün en somut örnekleridir. Böylece sanat, sıradan bir taklit olmaktan çıkıp özgün bir yaratıya dönüşür.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi kullanılmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sayısal verilerden yararlanma

Cevap

Sayısal verilerden yararlanma
Sayısal verilerden yararlanma tekniği, savunulan düşünceyi kanıtlamak için istatistiki bilgilerin, anket sonuçlarının veya ölçülebilir sayısal değerlerin kullanılmasını gerektirir. Metinde 'en' veya 'ziyade' gibi nitelik belirten karşılaştırma unsurları yer alsa da hiçbir sayısal veri veya istatistiki gösterge bulunmamaktadır. Bu nedenle sayısal verilerden yararlanılmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçanın giriş cümlesi 'Nedir?' sorusu yöneltilerek incelenir.
'Estetik yaşantı; ... sürecidir.' ifadesinin estetik yaşantının tanımını yaptığı belirlenir ve tanımlama elenir.
Metindeki kavramların açıklanma biçimini saptamak.
2
Metinde pozitif bilimler ile sanatın kıyaslandığı kısım aranır.
'Pozitif bilimler ... çalışırken sanat ise ... hedefler.' cümlesindeki karşılaştırma tespiti yapılarak karşılaştırma elenir.
Yazarın düşüncelerini açıklarken kıyaslamadan yararlanıp yararlanmadığını bulmak.
3
Metinde doğrudan bir alıntı veya yetkin bir kişinin düşüncesinin aktarımı kontrol edilir.
Croce'nin 'Sanat, sezginin dışa vurulmuş biçimidir.' sözünün aktarıldığı görülerek tanık gösterme elenir.
Düşünceyi destekleyici otorite veya görüşün sunulup sunulmadığını saptamak.
4
Düşüncenin somut örneklerle desteklenip desteklenmediği incelenir.
Edebiyattaki bilinç akışı tekniği ile resimdeki kübist formların örnek olarak verildiği saptanarak örneklendirme elenir.
Yazarın soyut iddiaları somut uygulamalarla bağdaştırıp bağdaştırmadığını anlamak.
5
Paragrafta sayısal veri, yüzde veya istatistiki bir nicelik bulunup bulunmadığı taranır.
Metinde karşılaştırma edat ve zarfları ('en', 'ziyade') dışında herhangi bir sayısal veri bulunmadığı, bu ifadelerin de sayısal veri sayılamayacağı teyit edilerek doğru seçeneğe ulaşılır.
Kalan son seçeneğin doğruluğunu netleştirmek.

Anahtar Kavram

Düşünceyi Geliştirme Yolları
Soru 1095Soru

Gazeteci:
(I) ----

Yönetmen:
— Sahneye koyduğum oyunlarda önceliğim izleyicide derin bir iz bırakmak ya da onları eğitmek de��ildir. Ben sadece insanın kendi iç dünyasıyla yüzleşmesini, günlük hayatta kaçtığı duygularıyla salondan çıkmadan önce bir kez olsun karşılaşmasını sağlamak istiyorum.

Gazeteci:
(II) ----

Yönetmen:
— Kesinlikle. Klasik metinlerin o ağır, değişmez yapısı günümüz insanının hızlı tüketim alışkanlıklarına uymuyor. Bu yüzden onları modern bir dille, bugünün dekor ve kostüm anlayışıyla harmanlayarak sahneliyorum.

Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Oyunlarınız aracılığıyla izleyicide uyandırmak istediğiniz temel etki nedir?
II. Klasik eserleri sahnelerken modern unsurları tercih etmenizin gerekçesi nedir?

Cevap

Oyunların izleyicide uyandırmak istediği temel etkiyi ve klasik eserlerde modern unsurların kullanılma gerekçesini soran seçenek doğru yanıttır.
Diyalogda yönetmenin verdiği cevaplar incelendiğinde; birinci cevapta oyunlarında seyirciye vermek istediği duygu ve yaratmak istediği etki ('insanın kendi iç dünyasıyla yüzleşmesi') açıklanmıştır. İkinci cevapta ise klasik metinleri sahnelerken neden modern bir üslup ve güncel ögeler kullandığının gerekçesi ('klasik metinlerin ağır yapısının günümüz insanının hızlı tüketim alışkanlıklarına uymaması') belirtilmiştir. Bu doğrultuda, izleyicide uyandırılmak istenen temel etkiyi ve klasik eserlerde modern unsurların tercih edilme gerekçesini sorgulayan sorular diyalogu anlamlı bir şekilde tamamlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci boşluktan sonra gelen yönetmenin yanıtını analiz edin.
Yönetmenin önceliğinin insanları eğitmek değil, onların kendi iç dünyalarıyla yüzleşmesini sağlamak olduğu görülür. Bu durum doğrudan seyirci üzerinde yaratılmak istenen etki ile ilgilidir.
Konuşmacının amacını ve hedeflediği etkiyi belirlemek.
2
İkinci boşluktan sonra gelen yönetmenin yanıtını analiz edin.
Yönetmen klasik metinlerin ağır yapısının günümüz insanının hızlı tüketim alışkanlıklarına uymadığını, bu yüzden onları modernleştirerek sahnelediğini açıklamaktadır.
Yönetmenin klasik eserleri sahnelerken modern unsurları seçme nedenini saptamak.
3
Belirlenen konuları karşılayan soru çiftini seçeneklerden bulun.
Seyircide uyandırılmak istenen temel etkiyi ve klasiklerin modern unsurlarla sahnelenme gerekçesini soran seçenek doğru olarak tespit edilir.
Diyalogun bütünsel anlam akışını ve bağlam uyumunu tamamlamak.

Anahtar Kavram

Diyalog tamamlama sorularında konuşmacının verdiği yanıtların hangi soruların karşılığı olduğunu bulmak için metindeki anahtar kelimelere, yanıtların amacına ve konunun odağına dikkat edilmelidir.
Soru 1096Soru

Türkçede fiil çekim ekleri; eylemlerin zamanını, biçimini ve eylemi gerçekleştiren şahsı belirten eklerdir.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde koyu yazılmış sözcük fiil çekim eki (kip veya şahıs eki) almıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Her akşam yatmadan önce mutlaka birkaç sayfa kitap okur.

Cevap

koyu yazılmış sözcüğün geniş zaman kip eki aldığı 'Her akşam yatmadan önce mutlaka birkaç sayfa kitap okur.' ifadesidir
Doğru cevap olan cümlede geçen 'okur' sözcüğü, 'oku-' fiiline gelen '-r' geniş zaman kip ekini (fiil çekim eki) almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kip ve şahıs eklerinin (fiil çekim eklerinin) sadece fiil kök veya gövdelerine gelebileceği kuralını hatırlamak.
İsim soylu sözcüklerin aldığı çekim ekleri (iyelik, çoğul vb.) ile yapım eklerinin bu kapsama girmediği belirlenir.
Sözcüklerin türünü ve eklerin işlevlerini doğru ayırt edebilmek için bu temel bilgi gereklidir.
2
Seçeneklerdeki koyu yazılmış sözcükleri kök ve eklerine ayırarak analiz etmek.
'yazar' sözcüğü yapım eki almış bir isimdir; 'sorularım' ve 'öğrenciler' isim çekim eki almıştır; 'tanıdık' ise sıfat-fiil yapım eki almıştır. 'okur' sözcüğü ise geniş zaman kip eki almıştır.
Her bir seçenekteki ekin görevini belirleyerek yanlış seçenekleri elemek ve doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Fiil Çekim Ekleri (Kip ve Şahıs Ekleri)
Tahmini Süre:50s
Soru 1097Soru

Bilgi felsefesi (epistemoloji), bilginin doğas��nı, kaynağını ve sınırlarını inceleyen felsefe disiplinidir. Bu disiplinin en köklü tartışma alanlarından biri olan bilginin kaynağı probleminde rasyonalizm ve empirizm karşı karşıya gelir. Rasyonalizm, doğru bilginin doğuştan geldiğini ve yalnızca akıl yoluyla kavranabileceğini savunurken empirizm ise insan zihninin doğuşta boş bir levha olduğunu ve her türlü bilginin ancak duyusal deneyimle elde edilebileceğini ileri sürer. Örneğin, rasyonalist düşünürler mantıksal ve matematiksel doğruları bilginin en ideal modeli olarak gösterirler. Buna karşın empiristler, doğa bilimlerindeki gözlemleri temel alarak duyusal algıların sınırları dışında hiçbir verinin zihne ulaşamayacağını iddia ederler. Dolayısıyla rasyonalizm aklın tümdengelimsel gücünü yüceltirken empirizm duyusal deneyimin tümevarımsal gözlemine dayanır. Biri zihnin içsel yeteneklerine odaklanırken diğeri dış dünyanın duyular üzerindeki etkilerini önceler.

Bu parçanın anlatımında aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisi kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karşılaştırma

Cevap

Karşılaştırma
Metin boyunca bilgi edinme sürecinde aklı ön plana çıkaran rasyonalizm ile deneyimi ön plana çıkaran empirizm akımları karşılaştırılmıştır. Paragraftaki 'savunurken', 'ise', 'buna karşın', 'yüceltirken... dayanır' ve 'biri... diğeri...' gibi ifadeler bu iki yaklaşımın mukayese edildiğini açıkça göstermektedir. Bu nedenle metinde karşılaştırma düşünceyi geliştirme yoluna başvurulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genel temasını ve cümlelerin işlevlerini analiz etmek
Paragrafın bilgi felsefesindeki iki farklı akımı (rasyonalizm ve empirizm) ele aldığı görülür.
Düşünceyi geliştirme yollarını belirleyebilmek için öncelikle metnin içeriği ve cümle yapılarının ne amaçla kurulduğu belirlenmelidir.
2
Metindeki anahtar ifadeleri ve karşılaştırma unsurlarını incelemek
'Rasyonalizm ... savunurken empirizm ise ...' ve 'Buna karşın ...' gibi ifadelerle iki akım arasındaki farklar ortaya konmuştur.
Yazarın iki farklı düşünceyi veya kavramı ortak ya da farklı yönleriyle ele alıp almadığını tespit etmek karşılaştırma yöntemini doğrular.
3
Çeldirici seçeneklerin metindeki varlığını kontrol etmek
Metinde tanık gösterme (alıntı), sayısal veri, benzetme veya kişileştirme gibi yolların bulunmadığı tespit edilir.
Diğer seçeneklerin neden elendiğini netleştirmek doğru cevaba kesin olarak ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Düşünceyi Geliştirme Yolları (Karşılaştırma)
Soru 1098Soru

Türkçede sonu 'k' ünsüzüyle biten bazı kelimelere küçültme eki getirildiğinde kelimenin sonundaki ünsüz düşer. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamaya uygun bir sözcük kullanılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Soğuk kış günlerinde sıcacık bir çorba i��mek gibisi yoktur.

Cevap

Soğuk kış günlerinde sıcacık bir çorba içmek gibisi yoktur.
Ünsüz düşmesi, Türkçede genellikle sonu 'k' ünsüzüyle biten kelimelere '-cik/-cek' küçültme ekleri getirildiğinde yaşanır. Sıcak çorba ifadesinin geçtiği cümledeki 'sıcacık' sözcüğü 'sıcak' kökünden türetilmiştir ve ek alırken kelime sonundaki 'k' harfi düşmüştür. Bu sebeple doğru yanıt sıcak çorba seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki cümlelerde yer alan sözcükler kök ve eklerine ayrılarak ses olayları yönünden incelenir.
Cümlelerdeki kelimelerin yapısı tahlil edildiğinde ünlü daralması, ünsüz yumuşaması gibi farklı ses olayları tespit edilir.
Kelime düzeyindeki ses olaylarını doğru saptayabilmek için kök-ek analizinin yapılması gerekir.
2
'Sıcacık' sözcüğünün türetilme aşaması incelenir.
'Sıcak' kelimesine '-cik' eki getirildiğinde kelimenin sonundaki 'k' sesinin düştüğü ve kelimenin 'sıcacık' halini aldığı görülür.
Küçültme ekiyle yapılan ünsüz düşmesi kuralının bu sözcükte gerçekleştiğini doğrulamak amacıyla bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Ünsüz Düşmesi
Soru 1099Soru

Sanatçı, kendisini (I) toplumdan soyutlayamaz; aksine o, herkesin (II) sustuğu anlarda konuşan bir sestir. Birçok (III) yazar, eserlerinde bunu (IV) dile getirirken aslında başkalarına (V) kılavuzluk eder.

Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerden hangisi zamir (adıl) görevinde kullanılmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III.

Cevap

III. sözcük olan 'Birçok' sözcüğü zamir değil, belgisiz sıfat görevindedir.
III. sözcük olan 'Birçok', bir isimden ('yazar' isminden) önce gelerek onu belgisiz sıfat görevinde belirtmiştir. Bu nedenle zamir değil, sıfat görevindedir. Diğer tüm numaralanmış sözcükler (kendisini, herkesin, bunu, başkalarına) ismin yerini tutan zamirlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada numaralanmış sözcüklerin cümle içindeki görevlerini ve bir ismi belirtip belirtmediklerini incelemek.
I. sözcük olan 'kendisini' (dönüşlülük zamiri), II. sözcük olan 'herkesin' (belgisiz zamir), IV. sözcük olan 'bunu' (işaret zamiri) ve V. sözcük olan 'başkalarına' (belgisiz zamir) sözcüklerinin doğrudan isimlerin yerini tuttuğu belirlenir.
Zamirler, isimlerin yerini geçici olarak tutan sözcüklerdir.
2
III. numaralı 'Birçok' sözcüğünün kendisinden sonra gelen isimle ilişkisini analiz etmek.
'Birçok yazar' tamlamasında 'Birçok' sözcüğünün bir ismi (yazar) belirsizlik yönüyle belirttiği ve belgisiz sıfat görevinde olduğu tespit edilir.
Belgisiz sözcükler bir ismin önüne gelip onu belirtirse sıfat, ismin yerini tutarsa zamir olur.

Anahtar Kavram

Zamirlerin (adılların) işlevsel özellikleri ve sıfatlardan ayırt edilmesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1100Soru

Gazeteci:
(I) ----
Bilişsel Dilbilimci:
— Düşünülenin aksine, dil sadece zihnimizdeki hazır kavramları dış dünyaya aktaran pasif bir araç değildir. Bizler dünyayı dilin bize sunduğu kategoriler aracılığıyla anlamlandırırız. Örneğin, bazı yerli dillerinde sol ve sağ gibi göreceli yön kavramları yoktur; bunun yerine coğrafi yönler (kuzey, güney vb.) kullanılır. Bu dili konuşanlar, kapalı bir odada olsalar bile yönleri milimetrik olarak tayin edebilirler. Yani dilsel yapılar, mekân algımızı doğrudan biçimlendirir ve bilişsel haritamızı çizer.

Gazeteci:
(II) ----
Bilişsel Dilbilimci:
— Kesinlikle. Ancak bu durum, dillerin birbirine çevrilemeyeceği veya insanların farklı düşünme biçimlerini hiçbir şekilde kavrayamayacağı anlamına gelmez. Zihnimiz esnektir. Farklı bir dil öğrenmek, sadece yeni kelimeler ezberlemek değil, dünyaya bakabileceğimiz yeni bir pencere edinmektir. Dilimizin sınırları zihnimizin sınırlarını belirlese de bu sınırlar statik değil, yeni deneyimlerle genişletilebilir dinamik yapılardır.

Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (I) Dilin işlevi yalnızca zihnimizdeki hazır kavramları aktarmakla mı sınırlıdır, yoksa dil dünyayı algılama şeklimizi de yapılandırır mı?
(II) Farklı dillerin gerçekliği farklı biçimlerde yapılandırması, diller arası çeviriyi ve farklı düşünme biçimlerini anlamayı imkânsız kılar mı?

Cevap

(I) Dilin işlevi yalnızca zihnimizdeki hazır kavramları aktarmakla mı sınırlıdır, yoksa dil dünyayı algılama şeklimizi de yapılandırır mı?
(II) Farklı dillerin gerçekliği farklı biçimlerde yapılandırması, diller arası çeviriyi ve farklı düşünme biçimlerini anlamayı imkânsız kılar mı?
Doğru olan seçenekteki sorular, diyalogdaki boşlukları anlam ve akış bakımından tam olarak tamamlar. İlk soru, dilin sadece bir araç mı olduğu yoksa dünyayı algılama şeklimizi mi belirlediğini sorarak uzmanın 'dil sadece pasif bir araç değildir, mekân algımızı biçimlendirir' cevabıyla örtüşür. İkinci soru ise farklı gerçeklik algılarının diller arası çeviriyi ve anlaşmayı imkânsız kılıp kılmadığını sorgulayarak uzmanın 'Kesinlikle. Ancak bu durum dillerin çevrilemeyeceği anlamına gelmez' yanıtıyla mantıksal bir bütünlük oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Diyaloğun ilk bölümünde bilişsel dilbilimcinin verdiği cevabın ana fikri ve anahtar kelimeleri incelenir.
Uzman, dilin zihindeki hazır kavramları aktaran pasif bir araç olmadığını, aksine dünyayı anlamlandırmamızı ve mekân algımızı şekillendirdiğini belirtmektedir. Bu durum, dilin işlevinin sadece aktarımla sınırlı olmayıp algıyı yapılandırdığına dair bir soruya karşılık gelir.
Gazetecinin ilk sorusunun kapsamını belirlemek için uzmanın ilk cevabının ana düşüncesini tespit etmek gerekir.
2
Diyaloğun ikinci bölümünde bilişsel dilbilimcinin verdiği cevabın giriş cümlesi ve bütünü analiz edilir.
Uzman 'Kesinlikle' diyerek onay vermekte, ardından 'Ancak bu durum dillerin birbirine çevrilemeyeceği veya insanların farklı düşünme biçimlerini hiçbir şekilde kavrayamayacağı anlamına gelmez' diyerek esnekliği vurgulamaktadır. Bu, farklı dilsel gerçekliklerin çeviriyi ve anlaşmayı engelleyip engellemediğini sorgulayan bir soru gerektirir.
İkinci boşluğa gelecek sorunun uzmanın ikinci cevabıyla hem onaylama ('Kesinlikle') hem de sınırlandırma yönünden örtüşmesi gerekir.
3
Belirlenen iki sorunun seçeneklerdeki karşılıkları kontrol edilerek doğru seçenek tespit edilir.
Dilin işlevinin sadece hazır kavramları aktarmakla sınırlı olmadığını ve algımızı şekillendirdiğini sorgulayan ilk soru ile diller arası çevirinin ve anlaşmanın imkânsız olup olmadığını soran ikinci sorunun bir arada bulunduğu seçenek belirlenir.
Seçenekler arasında hem bağlamsal hem de mantıksal açıdan diyalogla tam uyum sağlayan doğru yanıtı bulmak için.

Anahtar Kavram

Paragrafta soru-cevap ilişkisi ve düşünce akışına göre diyalog tamamlama.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 55 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin