Tüm alıştırma soruları
6755 soru
Güneş henüz dağların arkasından yüzünü göstermemişken köyün gençleri meydanda toplandı. Çantalarını sırtlarına yerleştirip yola koyuldular. Patika yol boyunca sessizce ilerlerken sadece ayaklarının altındaki kuru yaprakların sesi duyuluyordu. Grubun önünde yürüyen Ahmet birden durdu ve elini kaldırarak arkasındakilere işaret etti. Herkes nefesini tutmuş, çalılıkların arasından gelen kıpırtıya odaklanmıştı.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
Türkçede üçüncü tekil şahıs iyelik eki olan *-ı / -i* ile belirtme durumu eki olan *-ı / -i* yazılışları bakımından benzerlik gösterir. Kimi durumlarda bu iki ek, aynı isim üzerinde üst üste gelebilir.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem iyelik eki hem de belirtme durumu eki almış bir isim kullanılmıştır?
Aşağıdaki sol sütunda bir eleştirmenin incelediği eserlerde karşılaştığı anlatım özelliklerine dair değerlendirmeleri, sağ sütunda ise bu değerlendirmelerin ilgili olduğu anlatım ilkeleri verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki değerlendirmeleri sağ sütundaki anlatım ilkeleriyle doğru bir şekilde e��leştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Gazeteci:
(I) ----
Karikatürist:
— Aslında sadece çocukların dünyasına hitap ettiğimi düşünmüyorum. Çizgilerimdeki mizah, yetişkinlerin de günlük hayatta gözden kaçırdığı detayları içeriyor. Dolayısıyla her yaştan okurun kendinden bir parça bulabileceği ortak bir dil oluşturmaya çalışıyorum.
Gazeteci:
(II) ----
Karikatürist:
— Eskiden sadece kâğıt ve mürekkeple çalışırdım, şimdilerde ise dijital tabletler işimi çok kolaylaştırıyor. Ancak ne tür bir teknoloji kullanırsam kullanayım, masanın başına oturduğumda zihnimde beliren o ilk kıvılcım ve çizginin kâğıtla buluştuğu andaki his hiç değişmiyor.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Dijital çizim araçlarının kâğıt üzerindeki çizim hissini ��ldürdüğüne katılıyor musunuz?
II. Son yıllarda karikatür sanatına olan ilginin azaldığını düşünüyor musunuz?
II. Teknolojik gelişmelerin çizim sürecinize ve üretim biçiminize nasıl bir etkisi oldu?
II. Teknolojinin getirdiği kolaylıklar nedeniyle geleneksel yöntemleri tamamen terk mi ettiniz?
II. Çizim yaparken kullandığınız malzemelerin kalitesi eserin başarısını nasıl etkiler?
Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.
Nöroestetik, sanat eserlerinin insan zihninde ve beynindeki biyolojik karşılıklarını deneysel yöntemlerle inceleyen, görece yeni ve disiplinlerarası bir çalışma alanıdır. Bu alanın savunucuları, güzellik ve sanat algısının sadece toplumsal kurallar ya da kültürel kabullerle inşa edilmiş bir değerler bütünü olmadığını, temelde evrimsel süreçlerle şekillenmiş sinirsel mekanizmalara dayandığını ileri sürerler. Örneğin; doğada hayatta kalma ve eş seçme başarısıyla ilişkilendirilen simetri, düzen ve denge gibi görsel ögelerin beyindeki ödül merkezlerini uyarması, biyolojik mirasımızın sanatsal beğenilerimiz üzerindeki belirleyici gücüne örnek gösterilir. Ancak nöroestetik, sanatı ve estetik deneyimi sadece sinir hücrelerinin elektriksel ve kimyasal aktivitelerine indirgediği gerekçesiyle geleneksel sanat tarihçileri ve estetik kuramcıları tarafından sert biçimde eleştirilmektedir. Eleştirmenlere göre sanat; tarihsel bağlamın, toplumsal bellek ve bireysel yaşanmışlıkların oluşturduğu çok boyutlu bir anlam ağının ürünüdür ve laboratuvar koşullarında ölçümlenemez. Bu yönüyle nöroestetik, sanatın karmaşık yapısını bütünüyle açıklamada tek başına yetersiz kalsa da insanın yaratıcı edimlerle kurduğu fiziksel ve biyolojik bağı somut verilerle görünür kılması bakımından önemli bir potansiyel barındırmaktadır.
Bu parçadan hareketle nöroestetikle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Yazmak, her şeyden önce zihindeki gürültüyü susturup mutlak bir sessizliğe sığınma çabasıdır. Çoğu insan yazmayı, kelimelerin kâğıt üzerinde çıkardığı bir ses, bir çığlık olarak görür; oysa gerçek yazınsal yaratım, dış dünyanın uğultusunu dışarıda bırakabilen bir içe dönüş anında başlar. Tıpkı derin bir denize dalan yüzücünün, yüzeydeki dalgaların sesini duyamaz hâle gelmesi gibi, yazar da kalemi eline aldığında kendi derinliğindeki sessizliğe gömülür. Bu sessizlik, hiçbir şey söylememek değil, aksine söylenecek en anlamlı sözlerin mayalanma sürecidir. Nitekim gürültülü bir ortamda üretilen metinler, genellikle yüzeysel bir çırpınışın ötesine geçemezken, sessizliğin süzgecinden geçenler zamana meydan okur. Dolayısıyla yazmak, gürültülü bir dünyada sessizce konuşma sanatıdır.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Aşağıda karışık olarak verilen cümleleri anlamlı bir paragraf oluşturacak şekilde sıralayınız.
Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde belgisiz sözcük, sözcük türü bakımından diğerlerinden farklıdır?
Edatlar (ilgeçler), eklendikleri sözcüklerle birlikte cümlede amaç, neden, araç, benzerlik gibi çeşitli anlam ilgileri kurarlar.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde "için" edatı cümleye "neden-sonuç" ilişkisi katmıştır?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünsüz benzeşmesi (ünsüz sertleşmesi) kuralına örnek olabilecek bir sözcük kullanılmıştır?
(I) Çeviribilimde 1970'li yıllardan sonra ağırlık kazanan işlevselci yaklaşımlar, kaynak metne sadakat ilkesini merkeze alan geleneksel bakış açısını temelden sarsmıştır. (II) Bu yaklaşımların en belirgin temsilcilerinden biri olan Skopos Kuramı, çeviri eylemini her şeyden önce hedef kitleye yönelik amaçlı bir insan davranışı olarak tanımlar. (III) Kuramın kurucularına göre bir çeviri sürecinde verilecek her türlü teknik karar, nihayetinde çevirinin hedef kültürde üstleneceği bu amaca göre şekillenmelidir. (IV) Dolayısıyla erek metnin başarısı, kaynak metinle kurduğu simetriden ziyade, kendi alımlayıcı ortamında üstlendiği işlevsel yeterlilikle ölçülür. (V) Nitekim bu işlevsel yeterlilik, çevirmenin erek kültüre ait dilsel ve kültürel kodları ne ölçüde esneklikle kullanabildiğine bağlıdır. (VI) Bu esneklik ise çevirmeni, salt bir aktarıcı olmaktan çıkarıp hedef kültürün dünyasını inşa eden bağımsız bir yazar konumuna yükseltir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra, "Bahsi geçen amaç doğrultusunda çevirmen, kaynak metnin dilsel biçimini sadakatle korumak yerine hedef kitlenin beklentilerini ve kültürel normlarını önceler." cümlesi getirilirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanmış olur?
Zekâ, çevreye uyum sağlama becerisinden ziyade, mevcut koşulları kendi bilişsel şemalarımıza göre yeniden yapılandırma gücüdür. Bu yönüyle o, pasif bir kabullenme değil, aktif bir biçimlendirme sürecidir. Nitekim psikolog Jean Piaget, zekâyı 'organizmanın çevreyle dengeli bir etkileşim kurmasını sağlayan dinamik bir uyum süreci' olarak tanımlayarak bu kavramın sınırlarını çizer. Zekânın bu dinamik yapısı, onu salt bilgi depolama kapasitesi olan hafızadan çok daha işlevsel ve karmaşık kılar. Tıpkı bir nehrin yatağını aşındırarak kendine yeni bir yol açması gibi zekâ da karşılaştığı engelleri aşmak için yeni düşünce yolları inşa eder. Dolayısıyla zekâyı durağan bir veri seti olarak görmek, insan zihninin evrimsel serüvenini yadsımak anlamına gelir.
Bu parçanın anlatımında düşünceyi geliştirme yollarından tanımlama, tanık gösterme, karşılaştırma ve benzetmeye birlikte başvurulduğu yargısı doğru mudur?
(I) Kitap okuma alışkanlığı, bireyin zihinsel gelişimine ve kelime dağarcığının zenginleşmesine doğrudan katkı sağlar. (II) Düzenli okuyan insanlar, olayları daha geniş bir perspektiften değerlendirebilir ve kendilerini daha iyi ifade edebilirler. (III) Son yıllarda yayınevleri, dijital platformlar üzerinden e-kitap satışlarına ağırlık vermeye başlamıştır. (IV) Ayrıca bu alışkanlık, empati yeteneğini geliştirerek toplumsal ilişkilerde daha anlayışlı bireyler olunmasına zemin hazırlar. (V) Kısacası kitaplar, hem zihni eğiten hem de ruhu olgunlaştıran en değerli dostlardır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Minyatür sanatı, Doğu ve Batı dünyasında çok eski zamanlardan beri el yazması kitapları süslemek ve metni görselleştirmek amacıyla kullanılan, kendine özgü kurallara sahip bir resim dalıdır. (II) Bu sanatta derinlik, ışık ve gölge gibi üç boyutlu unsurlar kullanılmaz; figürler önem derecelerine göre büyüklü küçüklü çizilerek boyanır. (III) Klasik dönem Osmanlı minyatürlerinde genellikle saray yaşamı, savaşlar, sünnet şenlikleri ve tarihî olaylar büyük bir titizlikle resmedilmiştir. (IV) Minyatür yapımında kullanılan malzemelerin seçimi ve hazırlanması, sanatçının ustalığını belirleyen en önemli aşamalardan biridir. (V) Boyaların doğal pigmentlerden elde edilmesi, fırçaların ise özellikle yavru kedilerin ensesindeki tüylerden yapılması bu hazırlık sürecinin hassasiyetini gösterir. (VI) Ayrıca resmin yapılacağı kâğıdın üzerine sürülen ahar maddesi, boyaların kâğıda tutunmasını sağlarken esere uzun ömürlü bir dayanıklılık kazandırır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Aşağıdaki fiillerin çekimlendiği kip ve şahıs özelliklerini doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
I. Yıllar boyunca kütüphanenin loş köşesinde biriken sararmış kâğıtları özenle tasnif etti.
II. Genç yazarın son romanındaki akıcı üslup, okuyucuyu ilk sayfadan itibaren sarmayı başarıyordu.
III. Rüzgârın uğultusu arttıkça deniz kenarındaki ahşap kulübenin pencereleri sarsılmaya başladı.
IV. Hayatın karmaşasından kaçıp bu sakin kasabaya yerleştiğinden beri oldukça mutluydu.
V. Bilim insanları, doğanın gizemlerini çözmek için seçkin bir heyet oluşturmuştu.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde ünsüz benzeşmesi (sertleşmesi) yoktur?
Edebiyat dünyasına yeni adım atan genç yazar, son romanında hayatın tam merkezinden seçtiği gerçek ve reel karakterleri son derece samimi bir dille aktarıyor. Eserdeki kahramanların karşılıklı konuşmalarındaki fısıldaşmaları adeta kendi kulaklarımızla işitir gibi oluyoruz. Yazarın bu i��ten tutumu, okuyucunun eserle arasında zaten öteden beri var olan mevcut mesafeyi tamamen ortadan kaldırıyor ve bizi daha ilk sayfadan itibaren hikâyenin büyülü dünyasına çekiyor.
Bu parçanın anlatımında aşağıdaki ilkelerden hangisine uyulmaması bir anlatım kusuru oluşturmuştur?
Bir polinomunun ile bölümünden kalan 'tir.
Buna göre, olarak tanımlanan polinomunun ile bölümünden kalan kaçtır?
Aşağıdaki cümlede boş bırakılan yerleri, cümleye sırasıyla 'durum' ve 'amaç' anlamı katacak şekilde tamamlamak için hangi edatlar (ilgeçler) getirilmelidir?
Aşağıdaki boşlukları doldurun
Bir ��evirmen olarak masamın başına her oturduğumda, kendimi başka bir zihnin labirentlerinde kaybolmuş hissederim. Yazarın yıllar önce kurduğu cümlelerin ardındaki gizli duyguları, kelimelerin g��lgesinde kalan ince sızıları yakalamaya çalışırım. Bu süreç, sadece bir dilden diğerine sözcük taşımak değildir; adeta o yazarla sessiz bir dertleşmedir. Bazen günlerce tek bir kelimenin, yazarın ruhundaki tam karşılığını bulabilmek için çabalarım. Kitap bittiğinde ise içimi derin bir boşluk duygusu kaplar; sanki çok yakın bir dostumla yollarımız sonsuza dek ayrılmış gibi hissederim. Bu yalnızlık hissiyle başa çıkmak zor olsa da, raflardaki yerini alan her kitapla birlikte başka bir insanın dünyasına dokunmuş olmanın verdiği o buruk ama huzurlu tatmin duygusu beni bir sonraki yolculuğa hazırlar.
Bu parçada kendisinden söz eden çevirmenin en belirgin karakter özellikleri aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?