Tüm alıştırma soruları
6755 soru
Kâğıdın kokusunu içine çekerek kitap okumanın yerini alan dijital ekranlar, sadece okuma mecramızı değil, zihnimizin bilgiyi işleme biçimini de dönüştürüyor. Kimi araştırmacılar, ekran karşısında yapılan okumaların yüzeysel bir taramadan ibaret olduğunu ve derinlemesine kavrayışı engellediğini savunuyor çünkü kayan kelimeler odaklanmayı zorlaştırıyor. Örneğin tabletlerden okunan hızlı metinler, bilgiyi hafızada tutma süresini kısaltmaktadır. Oysa dijitalleşme, bilgiye erişim hızını artırarak zihinsel sınırlarımızı genişletmektedir. Fiziksel bir kitaba dokunmanın verdiği haz yadsınamaz ancak bilginin demokratikleşmesi yolunda dijital mecraların sunduğu imkânlar, kâğıdın nostaljik cazibesinden çok daha işlevseldir. Bu bağlamda iki mecrayı birbirinin alternatifi olarak görmek yerine, zihinsel gelişimi destekleyen farklı araçlar olarak kabul etmek gerekir.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Aşağıdaki cümlelerde geçen edatların (ilgeçlerin) cümlelere kattığı anlam ilgilerini belirleyiniz. Buna göre, sol sütunda verilen cümleleri sağ sütundaki anlam ilgileriyle doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
(I) Arkeoloji, geçmişte yaşamış insan topluluklarının kültürel ve sosyal yapılarını, onlardan kalan maddi kalıntıları inceleyerek aydınlatmaya çalışan bir bilim dalıdır. (II) Bu bilim dalı, kazılardan elde edilen buluntuları tasnif etmek ve tarihlendirmek için geleneksel yöntemlerin yanı sıra modern teknolojinin sunduğu imkânlardan da yararlanır. (III) Son yıllarda ise geçmişteki üretim süreçlerini ve yaşam koşullarını daha iyi kavramak adına deneysel arkeoloji adında yeni bir çalışma alanı öne çıkmaktadır. (IV) Deneysel arkeolojide araştırmacılar, antik dönem tekniklerini ve aletlerini bizzat kullanarak geçmişteki nesnelerin nasıl imal edildiğini deneysel olarak yeniden üretirler. (V) Örneğin, binlerce yıl önceki bir seramik kabın hangi fırınlama teknikleriyle pişirildiğini anlamak için o dönemin şartlarına uygun fırınlar inşa edilir. (VI) Bu uygulamalı çalışmalar sayesinde, sadece teorik varsayımlarla açıklanamayan pek çok teknik detay ve zanaat sırrı somut verilerle açıklığa kavuşturulmuş olur.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.
Çeviri faaliyeti, tarihsel süreçte uzun bir dönem boyunca bir dilden diğerine sözcük aktarma ya da en iyi ihtimalle kaynak metnin içeriğini hedef dilde sadakatle yeniden üretme çabası olarak görülmüştür. Bu geleneksel yaklaşımda çevirmen, metnin gölgesinde kalan, kendi sesini duyurmaması gereken pasif bir aracı konumundaydı. Ancak yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren gelişen dilbilimsel, kültürel ve edebi kuramlar, çevirmenin rolünü bu edilgen sınırlardan kurtararak onu metnin aktif bir yeniden üreticisi konumuna yükseltmiştir. Artık modern dünyada çeviri, yalnızca iki dil arasındaki mekanik bir kod değişimi olarak değil; iki farklı kültür, dünya görüşü ve tarihsel dönem arasında kurulan dinamik bir diyalog ve müzakere süreci olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda, çevirideki 'sadakat' kavramı da biçimsel ve sözcüksel bir benzerlikten ziyade, kaynak metnin hedef dilde yarattığı estetik ve anlamsal etkinin eş değer bir biçimde yeniden inşa edilmesi olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla günümüzde başarılı bir çeviri, asıl metni kelimesi kelimesine taklit ederek donduran değil, onun estetik özünü ve ruhunu hedef dilin sanatsal olanaklarıyla yeniden var eden bir yaratıcı eylemdir.
Bu parçaya göre modern çeviri anlayışındaki 'sadakat' kavramıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Aşağıdaki paragrafta bir gökyüzü gözlemcisinin iç dünyası ve deneyimleri anlatılmaktadır.
Gecenin sessizliğinde, şehir ışıklarının uzağındaki bu tepede teleskobumun başına geçtiğimde, evrenin sonsuzluğu karşısında kendi küçüklüğümü bir kez daha derinden hissederim. (I) Her gece üşenmeden saatlerce gökyüzünü taramak, o ufacık ışık sızıntılarının peşinden gitmek her yiğidin harcı değil kuşkusuz; fakat içimdeki o çocuksu merak beni hep bu soğuk gecelerde uyanık tutuyor. (II) Bazen saatlerce tek bir yıldız kümesini gözlemlememe rağmen hiçbir yeni ayrıntı yakalayamadığım olur; yine de pes etmeden ertesi gece aynı koordinatlara çeviririm merceği. (III) Keşke yıllar önce, gökyüzüne dair bu tutkumu profesyonel bir akademik kariyere dönü��türecek cesareti kendimde bulabilseydim; şimdi sadece amatör bir gözlemci olarak kalmanın burukluğunu yaşıyorum. (IV) Yine de gecenin karanlığında kayan tek bir gök taşının bıraktığı izi görmek, içimdeki tüm o yorgunluğu ve hayal kırıklıklarını bir anda silip süpürmeye yetiyor.
Buna göre, sol sütundaki numaralandırılmış cümlelerde dile getirilen durum ve tavırları, sağ sütundaki karakter özellikleri ve duygularla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Bir sanatçının, iç dünyasındaki fırtınaları okura aktarırken kelimelerin arkasına gizlenip onları süslü elbiselerle sahneye çıkarması, ilk bakışta göz kamaştırıcı gelebilir. Ancak bu pırıltılı örtü, okurun zihnini yorarak anlatılmak istenen özün netleşmesini engeller. Edebî bir eserde asıl başarı; söz sanatlarının, imgelerin ve yapay süslemelerin ağırlığından kurtulup düşünceyi en sade, en gösterişsiz haliyle sunabilmektir.
Bu parçada yazarın edebî eserler için vurguladığı anlatım niteliği aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Eko-eleştiri, edebiyat eserlerini çevre ve insan dışı doğa ile olan ilişkileri bağlamında ele alan disiplinlerarası bir yaklaşım olarak son yıllarda önem kazanmıştır. (II) Bu yaklaşımın savunucuları, metinlerin sadece toplumsal sınıflar ya da bireysel psikolojiler üzerinden okunmasının çevre krizini görünmez kıldığı görüşündedir. (III) Doğa tasvirlerinin ard��ndaki kültürel kodları çözerek insan merkezci bakış açısını deşifre etmeyi hedeflerler. (IV) Örneğin, klasik bir romanda geçen orman betimlemesi, sadece kahramanın ruh halini yansıtan bir dekor değil; kendi içinde bir özne olarak çözümlenir. (V) Böylelikle edebiyatın, ekolojik bilincin inşasında ne denli dönüştürücü bir güce sahip olduğu gözler önüne serilmeye çalışılır.
Bu parçanın anlam bütünlüğünün sağlanması için "Söz konusu deşifre etme eylemi ise anlatıdaki doğa unsurlarının pasif birer nesne olmaktan çıkarılmasıyla başlar." cümlesi numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra getirilmelidir?
(I) Bal arıları, kovan dışındaki zengin besin kaynaklarının yerini diğer arılara bildirmek için özel bir haberleşme yöntemi kullanır. (II) "Arı dansı" olarak adlandırılan bu ritmik hareketler, besin kaynağının kovana olan uzaklığını ve güneşin konumuna göre açısını belirtir. (III) Kovan içindeki diğer arılar bu dansı izleyerek yiyeceğin tam koordinatlarını öğrenir ve doğrudan hedefe yönelir. (IV) Arıcılık, son yıllarda alternatif bir kazanç kapısı olarak kırsal bölgelerde hızla yaygınlaşmaktadır. (V) Böylece arılar, kovan dışındaki kaynakları aramak için fazladan enerji ve zaman harcamaktan kurtulmuş olurlar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Genç yazar, zihninde (I) filizlenen düşünceleri kâ��ıda dökerken oldukça titiz davranıyordu. Yaşamın (II) karmaşasından sıyrılıp kendi iç dünyasına sığındığı bu anlarda, kelimelerin gücüne inanıyordu. Eserindeki her cümlenin, okurun ruhunda derin bir iz bırakmasını, onun hayallerini beslemesini (III) istiyordu. Yazmak, onun için adeta bir sığınaktı; bu yüzden saatlerce masa başında oturmaktan, çevresindeki (IV) ayrıntıları incelemekten asla gocunmazdı. Sonunda, gecenin karanlığı ağarmaya (V) başladığında ilk taslağı tamamlamış olmanın huzuruyla derin bir nefes aldı.
Bu parçadaki numaralanmış s��zcüklerden hangisi, yapı bakımından diğerlerinden farklıdır?
Aşağıda verilen cümleleri, içerdikleri en belirgin düşünceyi geliştirme yollarıyla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki sözcükleri, aldıkları eklere göre yapısal özelliklerini belirten açıklamalarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
A��ağıda verilen metin parçalarını, kullanılan en belirgin düşünceyi geliştirme yollarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Aşağıdaki numaralanmış cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralanması için boşlukları uygun Roma rakamlarıyla (I, II, III, IV, V) doldurunuz.
I. İşte bu yüzden gökkuşakları genellikle yağmurun hemen ardından, güneş aniden açtığında ortaya çıkar.
II. Yağmur damlaları, güneş ışınlarını kırarak gökyüzünde rengârenk bir kuşak oluşturur.
III. Bu büyüleyici manzarayı izlemek ise her yaştan insan için büyük bir keyif kaynağıdır.
IV. Gökyüzünde beliren bu doğa olayına halk arasında gökkuşağı adı verilir.
V. Gökkuşağının görülebilmesi için havada su damlacıklarının bulunması ve güneşin uygun bir açıyla vurması gerekir.
Aşağıdaki boşlukları doldurun
2. cümle:
3. cümle:
4. cümle:
5. cümle:
Bağlaç olan 'ki', kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır ve cümlede genellikle iki yargıyı birbirine bağlama görevi üstlenir. Ek olan '-ki' ise sözcüğe bitişik yazılır; eklendiği sözcüğün türüne göre ilgi zamiri ya da sıfat yapan yapım eki olarak işlev görür.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ki' bağlaç görevinde kullanılmıştır?
Bir şehirde uygulanan iki farklı taksi ücret tarifesine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir:
* Birinci tarifede; açılış ücreti olup gidilen her bir kilometre için ücret alınmaktadır.
* İkinci tarifede; açılış ücreti alınmayıp gidilen her bir kilometre için ücret alınmaktadır.
Bu şehirde birinci tarifeyi kullanan bir müşterinin kilometre yolculuk sonunda ödediği toplam ücret, aynı mesafeyi ikinci tarifeyle gitmesi durumunda ödeyeceği toplam ücretten daha az olmaktadır.
Buna göre, müşterinin gittiği yol mesafesi kilometre cinsinden bir tam sayıdır.
Sanatçı, yapıtlarında (I) kendisini sorgularken aslında (II) hepimizin ortak duygularına tercüman olur. Onun başarısı, kendi dünyasından çok (III) başkalarınınkine odaklanabilmesinde yatar. Kimi eleştirmenler (IV) buradaki derinliği göremezken (V) kimileri bunu hemen fark eder.
Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Gazeteci:
(I) ----
Arkeolog:
— Sahaya çıkıp kazıya başlamadan önce, bölgeyle ilgili yazılı kaynakları, eski haritaları ve daha önce yapılmış araştırmaları aylarca inceleriz. Yani kazı alanındaki ilk toprağı kazmadan önce zihinsel ve teorik hazırlığımızı tamamlamış oluruz.
Gazeteci:
(II) ----
Arkeolog:
— Toprak altından çıkardığımız küçük bir çömlek parçası ya da antik bir alet bile geçmiş insanların yaşam biçimleri, ticaret ağları ve teknolojileri hakkında bize çok şey söyler. Bu sayede insanlık tarihinin karanlıkta kalmış sayfalarını aydınlatırız.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Bulunan tarihi eserlerin laboratuvar ortamında incelenmesi ne kadar sürer?
II. Kazı çalışmalarından elde edilen buluntuların insanlık tarihi açısından değeri nedir?
II. Kazı çalışmalarından elde edilen buluntuların insanlık tarihi açısından değeri nedir?
II. Tarih öncesi dönem insanlarının yaşam tarzını günümüzdekiyle kıyaslayabilir misiniz?
II. Antik kentlerin mimari yapısı hakkında hangi belgelere sahibiz?
(I) Göçmen kuşlar, her yıl binlerce kilometrelik mesafeleri aşarak mevsimsel göçlerini gerçekleştirirler. (II) Bu yolculuk sırasında yollarını kaybetmemek için dünyanın manyetik alanından ve güneşin konumundan yararlanırlar. (III) Bazı kuş türleri ise gece seyahat ettikleri için yıldız haritalarını pusula olarak kullanır. (IV) Kuşların kanat yapıları, havada daha uzun süre kalmalarını sağlayacak şekilde aerodinamik özelliklere sahiptir. (V) Tüm bu doğal yön bulma sistemleri sayesinde hedeflerine hiç şaşırmadan ulaşmayı başarırlar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akış��nı bozmaktadır?
Aşağıdaki cümlelerde koyu harflerle belirtilen zamirleri, karşılarında verilen uygun zamir türleriyle eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Antik Yunan tiyatrolarının, özellikle de Epidaurus’un olağanüstü akustiği uzun yıllar boyunca gizemini korumuştur. En arka sıradaki izleyicinin bile sahnedeki fısıltıları net bir şekilde duyabilmesi, kimi araştırmacılarca rüzgârın yönüyle ya da şans eseri oluşmuş bir mimari başarıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Ancak son yapılan araştırmalar, kireçtaşından yapılan oturma sıralarının belirli bir düzende yerleştirilmesinin, düşük frekanslı arka plan seslerini filtrelerken yüksek frekanslı ses dalgalarını doğrudan izleyiciye yansıttığını ortaya koymuştur. Bu mimari deha, tesadüfi bir yapılaşmanın değil, ses dalgalarının yayılım ilkelerine dair derin bir sezgisel kavrayışın somut bir ürünüdür.
Bu parçanın anlatımında, gözleme dayalı ayrıntıların okurda izlenim uyandıracak biçimde sunulduğu betimleyici anlatım ile olayların bir akış içinde aktarıldığı öyküleyici anlatım biçimleri ağır basmaktadır.