Tüm alıştırma soruları

6755 soru

Soru 1961Soru

Aşağıda felsefi düşüncenin bazı ayırt edici özellikleri ve bu özelliklere ait açıklamalar verilmiştir. Buna göre, özellikleri doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Refleksiflik
Kümülatiflik
Rasyonellik

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Refleksiflik kavramı düşüncenin kendi üzerine yönelmesiyle, kümülatiflik bilginin yığılarak birikmesiyle, rasyonellik ise iddiaların akıl ve mantık ilkelerine dayandırılmasıyla eşleşmelidir.
Eşleştirme yapıldığında, refleksiflik kavramı zihnin kendi düşünme eylemine yönelmesiyle; kümülatiflik felsefi bilginin tarih boyunca yığılıp birikmesiyle; rasyonellik ise iddiaların akla ve mantığa dayandırılmasıyla doğru şekilde ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak 'Refleksiflik' kavramının anlamı incelenir.
Refleksiflik, düşüncenin kendi üzerine dönmesidir. Bu durum, 'Düşüncenin kendi üzerine yönelmesi' açıklamasıyla eşleşir.
Refleksif olma, felsefede zihnin kendi ürettiği iddiaları tekrar düşünme nesnesi yapması anlamına gelir.
2
İkinci olarak 'Kümülatiflik' kavramı değerlendirilir.
Kümülatiflik, yığılma ve birikme anlamına gelir. Bu yüzden 'Felsefi bilginin tarih boyunca yığılarak birikmesi' açıklamasıyla eşleşir.
Felsefe tarihi boyunca ortaya atılan görüşler birbirini tamamen yok etmez, aksine üst üste yığılarak felsefe mirasını zenginleştirir.
3
Son olarak 'Rasyonellik' kavramının tanımı incelenir.
Rasyonellik, akılcılık demektir. Bu tanım, felsefenin aklı ve mantığı temel almasıyla doğrudan ilişkilidir.
Rasyonel düşünce, dogmatik temellere değil, aklın süzgecinden geçmiş mantıklı argümanlara dayanır.

Anahtar Kavram

Felsefi Düşüncenin Ayırt Edici Özellikleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1962Soru

Dünya'nın eksen eğikliği ve yıllık hareketine bağlı olarak farklı enlemlerde Güneş ışınlarının düşme açıları ve gece-gündüz süreleri yıl boyunca değişim gösterir.

Buna göre, aşağıda solstis (gün dönümü) tarihlerinde verilen enlemler ile bu enlemlerde gerçekleşen coğrafi özellikleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

2121 Haziran tarihinde Kuzey Kutup Dairesi (663366^\circ 33' K)
2121 Aralık tarihinde Yengeç Dönencesi (232723^\circ 27' K)
2121 Haziran tarihinde Ekvator (00^\circ)
2121 Aralık tarihinde Güney Kutup Noktas�� (9090^\circ G)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşen çiftler sırasıyla: 21 Haziran'da Kuzey Kutup Dairesi 46°54' güne�� açısı ve 24 saat gündüz ile; 21 Aralık'ta Yengeç Dönencesi 43°06' güneş açısı ve en uzun gece ile; 21 Haziran'da Ekvator 66°33' güneş açısı ve gece-gündüz eşitliği ile; 21 Aralık'ta Güney Kutup Noktası ise 23°27' güneş açısı ve 24 saat gündüz (Güneş'in batmaması) ile eşleşir.
Doğru eşleştirmeler, Dünya'nın yıllık hareketi sırasında eksen eğikliğine bağlı olarak güneş ışınlarının enlemlere düşme açısının matematiksel hesabı ve solstis günlerindeki aydınlanma dairesi sınırlarının değişimiyle tam uyumludur. Ekvator'da her zaman gece-gündüz eşitken, kutup daireleri ve kutup noktaları solstis tarihlerinde 2424 saatlik gündüz veya gece durumlarını yaşarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Solstis tarihlerinde Güneş ışınlarının hangi enlemlere dik açıyla (9090^\circ) düştüğünü saptayınız.
2121 Haziran solstisinde Güneş ışınları Yengeç Dönencesi'ne (232723^\circ 27' K), 2121 Aralık solstisinde ise Oğlak Dönencesi'ne (232723^\circ 27' G) dik açıyla düşer.
Geliş açısı hesaplamalarında Güneş'in dik düştüğü enlem temel referanstır.
2
Kuzey Kutup Dairesi (663366^\circ 33' K) enleminin 2121 Haziran tarihindeki değerlerini hesaplayınız.
Güneş ışınlarının geliş açısı 90(66332327)=465490^\circ - (66^\circ 33' - 23^\circ 27') = 46^\circ 54' olarak bulunur. Bu tarihte Kuzey Yarım Küre'de en uzun gündüz yaşanır ve Kuzey Kutup Dairesi'nde gündüz süresi 2424 saattir.
Aynı yarım kürede yer alan enlemlerin farkı alınarak geliş açısı bulunur.
3
Yengeç Dönencesi (232723^\circ 27' K) enleminin 2121 Aralık tarihindeki durumunu hesaplayınız.
Güneş ışınlarının geliş açısı 90(2327+2327)=430690^\circ - (23^\circ 27' + 23^\circ 27') = 43^\circ 06' olarak hesaplanır. Kuzey Yarım Küre kış başlangıcında olduğundan yılın en dar açısı alınır ve en uzun gece yaşanır.
Farklı yarım kürelerdeki enlemler toplanarak 9090^\circ'den çıkarılır.
4
Ekvator'un (00^\circ) 2121 Haziran tarihindeki durumunu inceleyiniz.
Güneş ışınlarının geliş açısı 902327=663390^\circ - 23^\circ 27' = 66^\circ 33' olur. Ekvator'da aydınlanma dairesinin konumu nedeniyle her zaman gece ve gündüz süreleri 1212 saat olarak eşittir.
Ekvator çizgisi Dünya'nın şeklinden dolayı aydınlanma çemberi tarafından daima iki eşit parçaya bölünür.
5
Güney Kutup Noktası'nın (9090^\circ G) 2121 Aralık tarihindeki durumunu analiz ediniz.
Güneş ışınlarının geliş açısı 90(902327)=232790^\circ - (90^\circ - 23^\circ 27') = 23^\circ 27' olur. Güney Yarım Küre yaz mevsimini yaşadığından kutup noktasında 2424 saat boyunca gündüz yaşanır (Güneş batmaz).
Kutup noktaları solstis tarihlerinde eksen eğikliği derecesine eşit bir açıyla Güneş ışığı alır.

Anahtar Kavram

Eksen Eğikliği ve Yıllık Hareketin Sonuçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1963Soru

Fiziki coğrafyanın alt dalları, yeryüzündeki doğal olayları ve süreçleri incelerken çeşitli yardımcı bilim dallarının verilerinden ve yöntemlerinden yararlanır.

Aşağıda verilen coğrafi araştırma konularını, bu araştırmalarda doğrudan yararlanılan yardımcı bilim dallarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Fırat ve Dicle nehirlerinin havza genişlikleri ile akım düzenlerinin (debi) mevsimsel değişimlerinin analiz edilmesi
Akdeniz kıyılarında yayılış gösteren maki bitki topluluklarının fizyolojik özelliklerinin ve tür çeşitliliğinin sınıflandırılması
Toros Dağları'ndaki karstik aşınım şekillerinin gelişiminde etkili olan kireç taşı (kalker) tabakalarının mineralojik ve yapısal özelliklerinin analiz edilmesi
İç Anadolu Bölgesi'ndeki rüzgâr aşındırmasına maruz kalan tarım alanlarındaki toprak örtüsünün horizon yapısın��n ve fiziksel özelliklerinin incelenmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Fırat ve Dicle nehirlerinin akım düzenlerinin incelenmesi Potamoloji ile; maki bitki topluluklarının incelenmesi Botanik ile; karstik aşınım şekillerini olu��turan kireç taşlarının analizi Litoloji ile; toprak örtüsünün horizon yapısının incelenmesi ise Pedoloji ile eşleşmektedir.
Verilen araştırma konularından akarsuların akım özelliklerinin incelenmesi potamoloji ile; bitki topluluklarının yapısal analizi botanik ile; kireç taşı gibi kayaç tabakalarının yapısı litoloji ile; toprak katmanlarının (horizon) incelenmesi ise pedoloji ile doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Akarsuların akım düzenlerini ve debilerini inceleyen yardımcı bilim dalını tespit etmek.
Fırat ve Dicle nehirlerinin debi analizleri potamoloji (akarsu bilimi) ile ilişkilendirilir.
Potamoloji, akarsuların akış özelliklerini ve rejimlerini doğrudan inceleyen hidroğrafya alt bilim dalıdır.
2
Bitki topluluklarının özelliklerini inceleyen yardımcı bilim dalını tespit etmek.
Maki bitki topluluklarının fizyolojik özellikleri ve tür çeşitliliği botanik (bitki bilimi) ile eşleşir.
Botanik, bitkilerin anatomik ve fizyolojik yapılarını inceleyerek biyocoğrafyaya veri sağlayan temel biyoloji dalıdır.
3
Kayaç özelliklerini inceleyen yardımcı bilim dalını tespit etmek.
Kireç taşı (kalker) tabakalarının mineralojik yapısının incelenmesi litoloji (taş bilimi) ile eşleşir.
Litoloji, yer kabuğunu oluşturan kayaçların bileşimlerini inceleyerek jeomorfolojiye yardımcı olur.
4
Toprak katmanlarını ve yapısını inceleyen yardımcı bilim dalını tespit etmek.
Toprak örtüsünün horizon ve fiziksel özelliklerinin incelenmesi pedoloji (toprak bilimi) ile eşleşir.
Pedoloji, toprakların oluşumunu, gelişimini ve yapısını inceleyen ve jeomorfolojiye katkı sunan bilim dalıdır.

Anahtar Kavram

Fiziki Coğrafyanın Alt Dalları ve Yardımcı Bilim Dalları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1964Soru

Bir heykeltıraşın heykel yapabilmesi için hem işleyeceği bir mermer bloğa (malzeme) hem de bu mermere vereceği biçimi tasarlayan zihinsel gücüne (form) ihtiyacı vardır. Yalnızca mermerin varlığı bir heykel oluşturmaya yetmeyeceği gibi, malzemenin olmadığı durumlarda sadece heykel fikri de somut bir sanat eseri ortaya koyamaz.

Buna göre, parçadaki heykeltıraş benzetmesi bilgi felsefesindeki görüşlerden hangisinin bilgi edinme sürecine dair yaklaşımını örneklendirir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilginin kaynağında hem deneyin getirdiği ham maddeyi hem de aklın bu ham maddeyi düzenleyen kalıplarını gören kritisizm

Cevap

Bilginin kaynağında hem deneyin getirdiği ham maddeyi hem de aklın bu ham maddeyi düzenleyen kalıplarını gören kritisizm
Doğru seçenek, kritisizmin temel ilkesini yansıtmaktadır. Parçadaki heykeltıraşın mermer bloğa (deneyimle gelen ham madde) ve bu mermere vereceği biçime (akılsal kalıplar) ihtiyaç duyması, kritisizmin bilginin oluşumu için hem deneyi hem de aklı zorunlu gören yaklaşımını tam olarak örneklendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki heykeltıraş benzetmesini analiz edin.
Mermer blok duyusal tecrübeyi (deney), heykeltıraşın zihnindeki tasarım gücü ise aklın form verme işlevini temsil eder.
Benzetmenin ögelerini bilgi teorisi kavramlarıyla eşleştirmek gerekir.
2
Malzeme ve zihinsel gücün birlikteliğinin bilgi edinmedeki karşılığını değerlendirin.
Benzetmede iki unsur da zorunludur. Bilgi felsefesinde bu durum, bilginin oluşması için hem deneyin (ham madde) hem de aklın (kategoriler) bir arada bulunması gerektiğini ifade eder.
Görüşün sentezci yapısını ortaya koymak için.
3
Bu sentezci yaklaşımı savunan felsefi akımı belirleyin.
Hem akıl hem deneyin birlikteliğini savunan, 'Deney olmadan kavramlar boş, kavramlar olmadan deneyler kördür' ilkesiyle bilinen akım Kritisizmdir.
Seçenekler arasından doğru yaklaşımı eşleştirmek için.

Anahtar Kavram

Kritisizm ve Kant'ın Bilgi Sentezi
Soru 1965Soru

Aşağıda yeryüzünde nüfusun dağılışını etkileyen faktörlere bağlı olarak şekillenen bazı bölgeler ve bu bölgelerin nüfus özellikleri verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki bölgeleri sağ sütundaki nüfus özellikleri ve bunun temel nedenleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Amazon ve Kongo havzaları
Kuzey Afrika ve Orta Avustralya
Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'nın doğusu
Sibirya ve Kuzey Kanada

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleştirme şu şekildedir: Amazon ve Kongo havzaları yüksek sıcaklık, nem ve gür orman örtüsüyle; Kuzey Afrika ve Orta Avustralya kuraklık ve su kıtlığıyla; Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'nın doğusu sanayi, ticaret ve uygun iklim koşullarıyla; Sibirya ve Kuzey Kanada ise düşük sıcaklıklar ve donmuş topraklarla eşleşmektedir.
Dünya nüfusunun yeryüzündeki dağılışı düzenli değildir. Amazon ve Kongo havzaları aşırı nem ve gür bitki örtüsü nedeniyle; Kuzey Afrika ve Orta Avustralya kuraklık ve su kaynaklarının yetersizliği nedeniyle; Sibirya ve Kuzey Kanada ise düşük sıcaklıklar nedeniyle seyrek nüfuslanmıştır. Buna karşın Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'nın doğusu uygun iklim özellikleri ve gelişmiş sanayi faaliyetleri sayesinde yoğun nüfuslu alanlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Ekvatoral bölgedeki nehir havzalarının doğal özelliklerini analiz etme
Amazon ve Kongo havzalarının çok sıcak, nemli ve gür ormanlarla kaplı olmasından dolayı seyrek nüfuslu olduğu belirlenir.
Ekvatoral iklimin nüfus üzerindeki sınırlayıcı etkisini tespit etmek.
2
Dönenceler çevresindeki karasal ve çöl bölgelerinin iklim şartlarını değerlendirme
Kuzey Afrika ve Orta Avustralya'nın şiddetli kuraklık ve su azlığı nedeniyle seyrek nüfuslandığı belirlenir.
Kuraklığın nüfus dağılışına etkisini analiz etmek.
3
Sanayileşmiş küresel merkezlerin beşerî ve ekonomik koşullarını inceleme
Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'nın doğusunun sanayi ve ticaret faaliyetleri sayesinde yoğun nüfuslu olduğu belirlenir.
Ekonomik faaliyetlerin nüfus yoğunluğuna etkisini ortaya koymak.
4
Kutup altı yüksek enlemlerin sıcaklık koşullarını değerlendirme
Sibirya ve Kuzey Kanada'nın aşırı soğuklar ve donmuş topraklar nedeniyle seyrek nüfuslandığı belirlenir.
Düşük sıcaklıkların yerleşme üzerindeki olumsuz etkisini tespit etmek.

Anahtar Kavram

Dünya genelinde nüfusun dağılışını etkileyen fiziki (iklim, su kaynakları, bitki örtüsü) ve beşerî (sanayileşme, ticaret) faktörler.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 1966Soru

Yükseltisi 1400 metre1400\text{ metre} olan bir merkezin gerçek sıcaklığı 8C8^\circ\text{C} olarak ölçülmüştür.

Buna göre, bu merkezin deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı kaç C^\circ\text{C}'dir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 15C15^\circ\text{C}

Cevap

Bu merkezin deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı 15C15^\circ\text{C}'dir.
Deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklık hesaplanırken yükseltiden kaynaklanan sıcaklık farkı bulunur ve gerçek sıcaklığa eklenir. Her 200 metre200\text{ metre} yükseltide sıcaklık 1C1^\circ\text{C} azaldığına göre, 1400 metre1400\text{ metre} yükseltideki bu merkezde sıcaklık farkı 1400/200=7C1400 / 200 = 7^\circ\text{C} olur. Merkez deniz seviyesine indirgendiğinde (yükseltisi azaldığı için) sıcaklığı artacaktır. Bu sebeple sıcaklık farkı gerçek sıcaklığa eklenir: 8C+7C=15C8^\circ\text{C} + 7^\circ\text{C} = 15^\circ\text{C} bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezin yükseltisinden kaynaklanan sıcaklık farkını bulmak için yükselti değerini 200'e böleriz.
1400/200=7C1400 / 200 = 7^\circ\text{C} sıcaklık farkı bulunur.
Troposferde yükseldikçe her 200 metrede sıcaklık ortalama 1 derece azalır.
2
Deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı bulmak için bu farkı merkezin gerçek sıcaklığına ekleriz.
8C+7C=15C8^\circ\text{C} + 7^\circ\text{C} = 15^\circ\text{C} elde edilir.
Deniz seviyesi (0 metre0\text{ metre}), yüksekteki bu merkeze göre daha alçakta yer aldığından daha sıcaktır. Bu nedenle fark gerçek sıcaklığa eklenmelidir.

Anahtar Kavram

Deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklık hesaplamalarında yükseltiden kaynaklanan sıcaklık kaybı (her 200 metrede 1 derece) hesaplanarak gerçek sıcaklık değerine eklenir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1967Soru

Bir fotoğraf makinesinin net bir görüntü kaydedebilmesi için hem dış dünyadan gelen ��şığa hem de bu ışığı toplayıp işleyecek dahili bir mercek ve sensör sistemine ihtiyacı vardır. Karanlık bir odada ışık olmadan makinenin mekanizması tek başına hiçbir şey kaydedemez; diğer yandan, makine olmadan boşluğa yayılan ışık dalgaları da bir fotoğraf karesi oluşturamaz.

Bu benzetmede dile getirilen durum, bilgi felsefesindeki aşağıdaki yaklaşımlardan hangisinin bilgi edinme sürecine dair görüşünü destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kritisizm

Cevap

Kritisizm
Fotoğraf makinesi benzetmesinde ışık, dış dünyadan aldığımız duyusal verileri (deneyimi); mercek ve sensör ise bu verileri düzenleyen zihinsel yapıları (aklı) temsil eder. Bilginin oluşması için hem dış dünyadan gelen verilere hem de zihnin bu verileri işleme gücüne ihtiyaç olduğunu savunan yaklaşım kritisizmdir.

Adım Adım Çözüm

1
Benzetmedeki unsurları felsefi kavramlarla eşleştirin.
Dış dünyadan gelen ışık duyusal deneyimi (a posteriori), makinenin dahili mercek ve sensör sistemi ise zihnin doğuştan getirdiği bilgi kalıplarını (a priori) temsil eder.
Paragraftaki analojinin hangi bilgi kuramına karşılık geldiğini anlamak için sembollerin çözülmesi gerekir.
2
Tek yanlı bilgi kuramlarının neden elendiğini analiz edin.
Işık olmadan makinenin çekim yapamaması empirizmin (deneyciliğin) tek başına yetersiz olduğunu, makine olmadan ışığın fotoğraf oluşturamaması ise rasyonalizmin (akılcılığın) tek başına yetersiz olduğunu gösterir.
Paragrafın her iki kaynağın da birlikteliğini zorunlu kıldığını görmek için tek yanlı kuramlar dışlanır.
3
Sentezci yaklaşımı belirleyin.
Akıl ile deneyi birleştiren, bilginin oluşumunda hem duyusal verilerin hem de zihinsel kategorilerin rol oynadığını savunan yaklaşım Kant'ın kritisizm (eleştiricilik) akımıdır.
Analojinin vardığı nihai sentezin kritisizm akımına ait olduğunu tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Kritisizm, bilginin oluşumunda duyusal deneyim (deney) ile zihinsel formların (akıl) sentezini savunur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1968Soru

Hegel'e göre evrensel ruh (Geist) durağan bir töz değil; sürekli bir oluş, dinamik bir kendini gerçekleştirme sürecidir. Geist, başlangıçta kendi içine kapalı saf bir potansiyel iken, doğada kendi özüne yabancılaşarak maddi ve nesnel bir biçim kazanır. Ancak bu maddi aşama nihai hedef değildir; Geist, insan bilincinde, kültürde ve felsefede kendi özünün farkına vararak kendine geri döner. Dolayısıyla doğadaki her nesne, tinsel olanın kendini dışsallaştırmasının geçici bir uğrağından ibarettir. Bu parçadan hareketle idealist felsefenin varlığa yaklaşımı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maddi evren, kendi başına bağımsız bir gerçekliğe sahip olmayıp, tinsel bir ilkenin kendini açımlama ve gerçekleştirme sürecinin geçici bir görünümüdür.

Cevap

Maddi evren, kendi başına bağımsız bir gerçekliğe sahip olmayıp, tinsel bir ilkenin kendini açımlama ve gerçekleştirme sürecinin geçici bir görünümüdür.
Doğru cevap seçeneği, parçada anlatılan idealist varlık görüşünü tam olarak yansıtmaktadır. Parçada Hegel'in Geist (tinsel ilke) kavramı üzerinden maddi dünyadaki her nesnenin aslında tinsel olanın kendini dışsallaştırmasının geçici bir biçimi olduğu belirtilmiştir. Bu durum, maddi evrenin bağımsız bir varlığı olmadığını, aksine tinsel (ideel) bir ilkenin kendini gerçekleştirme sürecindeki bir tezahürü olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel kavramların ve düşünürün (Hegel) savunduğu ana tezin belirlenmesi.
Parçada Hegel'in 'Geist' (ruh/tin) kavramının durağan olmadığı, doğada kendini dışsallaştırarak maddi nesneleri oluşturduğu ve en nihayetinde insan bilincinde kendine geri döndüğü tezi tespit edilir.
İdealist varlık felsefesinin (idealizmin) bu parçadaki spesifik yansımasını doğru çözümlemek için metnin kavramsal örgüsünü kurmak gerekir.
2
Maddi varlık ile tinsel/ideel varlık arasındaki ilişkinin parçaya göre yönünün analiz edilmesi.
Metne göre doğadaki maddi nesnelerin 'Geist'ın kendini dışsallaştırmasının geçici bir biçimi' olduğu, dolayısıyla maddenin birincil veya bağımsız bir töz olmadığı, tinin (ideanın) bir ürünü olduğu sonucuna varılır.
İdealizmin temel iddiası olan 'varlığın özünün idea/düşünce olduğu' ilkesinin Hegelci diyalektik süreçte nasıl kurgulandığını anlamak.
3
Seçeneklerin analiz edilerek idealist felsefenin bu yaklaşımını doğru açıklayan ifadenin bulunması.
Maddi evrenin kendi başına bağımsız bir gerçekliği olmadığını, tinsel bir ilkenin kendini gerçekleştirme sürecinin geçici bir görünümü olduğunu belirten seçeneğin parçayla tam olarak uyuştuğu görülür.
Paragraftan doğrudan çıkarılabilecek tek ve kesin yargıyı saptamak.

Anahtar Kavram

İdealist felsefede varlığın ilk öğesinin (arkhe) madde değil, düşünce, idea veya tin (tinsel ilke) olduğu; maddi dünyanın ise bu tinsel ilkeye bağlı ikincil bir gerçeklik taşıdığı fikridir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 1969Soru

Hakan, karşılaştığı ahlaki durumlarda ne yapacağına karar verirken ne tamamen dış etkenlerin rüzgarıyla savrulduğunu ne de mutlak bir başıboşluk içinde olduğunu düşünmektedir. Ona göre insan, aklını kullanıp bilgi birikimini artırdığı, karakterini eğittiği oranda kendi kararlarının efendisi olur ve eylemlerinde özgürleşir.

Hakan’ın bu düşünceleri, ahlaki eylemlerde özgürlük problemiyle ilgili hangi felsefi görüşü desteklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otodeterminizm

Cevap

Otodeterminizm
Otodeterminizm (ahlaki özerklik) görüşüne göre insan, kendi aklını ve iradesini geliştirdiği, kendisini ahlaki açıdan eğittiği ölçüde özgürleşir ve kendi eylemlerinin belirleyicisi olur. Metinde Hakan'ın insanın aklını kullanarak ve kendini eğiterek kendi kararlarının efendisi olacağını belirtmesi bu görüşü doğrudan yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel iddiayı ve vurgulanan kavramları analiz etmek.
Paragrafta insanın aklını kullanarak, kendini eğiterek ve bilgi birikimini artırarak ahlaki kararlarında özgürleşebileceği vurgulanmaktadır.
Soruda savunulan felsefi görüşü bulabilmek için metindeki özgürlük anlayışının sınırlarını çizmek gerekir.
2
Ende edilen verileri ahlak felsefesindeki özgürlük yaklaşımları ile karşılaştırmak.
İnsanın kendi iradesi ve aklıyla özgürlüğünü inşa edebileceğini, yani ahlaki açıdan özerk olabileceğini savunan görüşün otodeterminizm olduğu belirlenir.
Felsefi akımların tanımları ile metindeki örnek davranışı eşleştirmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Otodeterminizm (Ahlaki Özerklik)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 1970Soru

Bilim İnsanı: "Biz laboratuvarda nöronların elektriksel aktivitelerini ve sinaptik bağların hafıza oluşumundaki rolünü inceliyoruz. 'Beyin bilgiyi nasıl depolar?' sorusuna olgusal ve denetlenebilir yanıtlar arıyoruz."

Filozof: "Yaptığınız araştırmalar zihnin maddi temellerini anlamamız açısından son derece ufuk açıcı. Ancak ben 'Bilginin kaynağı ve sınırı nedir?' ya da 'Zihin ile beden arasındaki ilişki ontolojik olarak nasıl temellendirilebilir?' diye soruyorum. Benim sorum, sizin doğrudan gözlemlediğiniz sinaptik bağların ötesinde, 'bilme' eyleminin kendisinin ne olduğunu ve kavramsal imkanını soruşturmaktadır."

Buna göre, filozofun sorularını bilim insanının sorularından ayıran temel nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Felsefi soruların, olgusal dünyayı betimlemekle yetinmeyip bilme ve var olma gibi kavramsal süreçlerin doğasını kendi üzerine yönelerek sorgulayan refleksif bir yapıya sahip olması

Cevap

Felsefi soruların, olgusal dünyayı betimlemekle yetinmeyip bilme ve var olma gibi kavramsal süreçlerin doğasını kendi üzerine yönelerek sorgulayan refleksif bir yapıya sahip olması
Doğru olan seçenekte ifade edildiği gibi, felsefi sorular olgusal dünyayı betimlemekle yetinmez; bu açıklamaların ve bilme süreçlerinin zihinsel, kavramsal ve ontolojik zeminini kendi üzerine dönerek (refleksif bir biçimde) sorgular.

Adım Adım Çözüm

1
Diyalogda geçen bilim insanı ve filozofun sorularının yöneldiği hedefleri belirlemek.
Bilim insanı olgusal dünyaya (beynin yapısı, nöronlar) odaklanırken, filozof kavramsal dünyaya (bilginin kaynağı, bilme eylemi) odaklanmaktadır.
Soruların nesnesini ve yönelimini belirlemek aralarındaki temel farkı ortaya koymanın ilk adımıdır.
2
Filozofun 'bilme eyleminin kendisinin ne olduğunu sorgulama' ifadesini felsefi kavramlarla ilişkilendirmek.
Düşüncenin, kendi üzerine yönelerek bilme sürecini sorgulaması felsefedeki 'refleksiflik' (kendi üzerine dönme) özelliğine karşılık gelir.
Felsefi düşünce ve soruların en belirgin ayırt edici niteliğini saptamak amacıyla bu ilişki kurulur.
3
Seçenekleri analiz ederek felsefenin refleksif ve kavramsal yapısını doğru açıklayan şıkkı bulmak.
Felsefi soruların olgusal tasvirin ötesine geçerek kavramsal süreçleri refleksif biçimde sorguladığını belirten seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Çeldirici seçeneklerdeki kavram yanılgılarını eleyerek doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Felsefi soruların refleksif, kavramsal ve sorgulayıcı yapısının bilimsel soruların olgusal ve betimleyici yapısından farkı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1971Soru

Aydınlanma çemberinin kutup noktalarından teğet geçtiği ekinoks tarihlerinde, yeryüzündeki tüm merkezler için ortak olarak gerçekleşen durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gece ve gündüz sürelerinin yeryüzünün her yerinde eşitlenmesi

Cevap

Gece ve gündüz sürelerinin yeryüzünün her yerinde eşitlenmesi
Ekinoks tarihlerinde (21 Mart ve 23 Eylül) aydınlanma çemberi kutup noktalarından teğet geçer. Bu geometrik konum nedeniyle Dünya üzerindeki tüm paralel daireleri tam ortadan ikiye bölünür. Sonuç olarak, Dünya üzerindeki tüm merkezlerde gece ve gündüz süreleri 12'şer saat olarak eşitlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Aydınlanma çemberinin kutup noktalarından teğet geçmesinin geometrik anlamını belirlemek.
Aydınlanma sınırının kutup noktalarından geçmesi, Dünya üzerindeki tüm paralel dairelerinin tam ortadan ikiye bölünmesi anlamına gelir.
Gece ve gündüz sürelerinin uzunluğu, enlemlerin aydınlık ve karanlık tarafta kalan yaylarının oranına bağlıdır.
2
Paralellerin eşit bölünmesinin süreye etkisini hesaplamak.
Tüm enlemler iki eşit parçaya bölündüğü için yeryüzündeki her noktada 12 saat gece ve 12 saat gündüz yaşanır.
Bir paralelin yarısı aydınlık yarısı karanlık olduğunda günlük dönüş süresi eşit olarak paylaşılır.
3
Diğer seçeneklerdeki durumların neden ortak olamayacağını doğrulamak.
Mevsimlerin zıt olması, Güneş'e olan uzaklığın günberi tarihiyle (3 Ocak) sınırlı kalması, enlem derecesine göre açının değişmesi ve kutuplardaki 6 aylık süreçlerin tarihe göre farklılık göstermesi nedeniyle diğer seçenekler elenir.
Soruda her iki ekinoks tarihi için de Dünya genelinde geçerli olan ortak ve genel kural aranmaktadır.

Anahtar Kavram

Ekinoks tarihlerinde aydınlanma çemberinin konumu ve gece-gündüz eşitliği
Soru 1972Soru

İnsanın bilme yetisini sorgulayan felsefe tarihinde, bilginin kaynağını aklın soyutlama gücünde ya da deneyin sınırlarında arayan yaklaşımlara karşı güçlü bir muhalefet gelişmiştir. Bu muhalefetin Doğu dünyasındaki öncülerinden Gazali, aklın kendi sınırları içinde çelişkilere düştüğünü belirterek, hakikatin perdesinin ancak inançla temizlenmiş bir kalbe inen ilahi bir ışıkla (kalp gözü) aralanabileceğini savunur. Batı dünyasında ise Henri Bergson, zekanın maddeyi kontrol etmek amacıyla gerçekliği dondurup parçalara ayıran, statik ve mekânsal yapısını eleştirir. Bergson'a göre, evrenin özü olan sürekli akışı ve kesintisiz oluşu (süre) kavrayabilecek yegane güç, nesnesinin içine doğrudan nüfuz eden sezgidir.

Bu metindeki açıklamalardan hareketle, Gazali ve Henri Bergson’un bilgi felsefesindeki ortak yönelimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duyuların ve analitik zekanın parçalayıcı sınırlarını aşarak gerçekliği aracısız ve bütünsel bir kavrayışla yakalamaya çalışmak

Cevap

Duyuların ve analitik zekanın parçalayıcı sınırlarını aşarak gerçekliği aracısız ve bütünsel bir kavrayışla yakalamaya çalışmak
Gazali ve Bergson rasyonalist ve empirist bilgi kaynaklarının sınırlarını vurgulamışlardır. Metinde de belirtildiği üzere, Gazali aklın çelişkilerini aşmak için kalp gözüne yönelirken, Bergson zekanın dondurucu ve parçalayıcı yapısına karşı sürekliliği kavrayan sezgiyi öne çıkarmaktadır. Dolayısıyla her iki düşünür de zekanın ve duyuların sınırlarını aşan, gerçekliğin özüne doğrudan ve aracısız ulaşan bir bilme yetisini savunmaktadır. Bu durum doğru seçenekte ifade edilen yönelimle örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde yer alan Gazali ve Bergson'un ortak eleştiri noktalarını saptamak.
Gazali ve Bergson'un her ikisinin de akıl, duyu ve analitik yetileri hakikate ulaşmada yetersiz bulduğu belirlenir.
Düşünürlerin ortak paydasını oluşturacak temel eleştiri odağını belirlemek.
2
Sezginin ve kalp gözünün bu eleştirilerin yerine neyi ikame ettiğini incelemek.
Her iki düşünürün de doğrudan, aracısız ve bütünsel bir kavrayışı öne çıkardığı görülür.
Bilgi kaynağının niteliğini sezgisel açıdan anlamlandırmak.
3
Elde edilen sonuçları seçeneklerle karşılaştırmak.
Duyuların ve zekanın sınırlarını aşarak gerçekliği bütünsel ve aracısız kavramayı savunan yargının doğru yanıt olduğu tespit edilir.
Sezgiciliğin temel epistemolojik tezini seçenekler içinden doğrulamak.

Anahtar Kavram

Entüisyonizm (Sezgicilik) Bilgi Kaynağı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1973Soru

Yer kabuğunda meydana gelen tektonik kökenli depremlerin özelliklerini ve etkilerini inceleyen sismoloji biliminde birçok temel kavram kullanılmaktadır. Aşağıda sol sütunda verilen deprem bilimi terimlerini, sağ sütunda yer alan doğru tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hiposantr (Deprem Odağı)
Episantr (Deprem Merkez Üssü)
Magnitüd (Deprem Büyüklüğü)
İntensite (Deprem Şiddeti)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hiposantr kavramı yer kabuğunun derinliklerindeki iç odak noktasıyla, Episantr kavramı bu odağın yeryüzündeki izdüşümü olan dış merkezle, Magnitüd sismograf yardımıyla saptanan toplam enerji miktarıyla, İntensite ise depremin yeryüzündeki yapılar ve insanlar üzerinde yarattığı hasar derecesiyle eşleşmektedir.
Yapılan eşleştirmede depremin yeraltındaki başlangıç noktası (hiposantr) derinlikteki tanımıyla, yeryüzündeki izdüşümü (episantr) dış merkez tanımıyla doğru ilişkilendirilmiştir. Deprem sırasında açığa çıkan enerjinin aletsel karşılığı büyüklük (magnitüd) olarak adlandırılırken, bu sarsıntının canlılar ve yapılar üzerindeki tahrip edici etkisi ise şiddet (intensite) olarak nitelendirilerek doğru bir şekilde tanımlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hiposantr kavramının fiziksel konumunu tespit etmek.
Hiposantr (deprem odağı), sismik dalgaların üretilip çevreye yayıldığı yer kabuğu içerisindeki en derin kaynaktır.
Depremin iç merkezini ve başlangıç noktasını doğru tanımlamak.
2
Episantr kavramının coğrafi konumunu belirlemek.
Episantr (deprem merkez üssü), hiposantr noktasından yüzeye çizilen en kısa dik hattın yeryüzüne ulaştığı dış merkezdir.
İç merkez ile dış merkez arasındaki geometrik ve sismik ilişkiyi kurmak.
3
Deprem büyüklüğü (magnitüd) kavramının ölçüm yöntemini ve niteliğini belirlemek.
Magnitüd, sismograf cihazının kaydettiği dalga genliğine göre belirlenen, açığa çıkan toplam enerjinin nesnel ifadesidir.
Depremin fiziksel gücünü gösteren aletsel ölçümü tanımlamak.
4
Deprem şiddeti (intensite) kavramının gözlemsel niteliğini saptamak.
Şiddet, depremin binalarda yarattığı yıkım, doğadaki değişimler ve insanlar tarafından algılanma derecesi gibi sosyo-çevresel etkilere dayanır.
Depremin büyüklüğü ile yarattığı hasar (şiddet) arasındaki farkı netleştirmek.

Anahtar Kavram

Depremlerin Oluşumu ve Temel Kavramları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1974Soru

(I) İnsan belleği, geçmişi bir kamera gibi eksiksiz ve değiştirmeden kaydeden pasif bir depo değildir. (II) Aksine, hatırlama süreci, geçmiş deneyimlerin zihinde her seferinde yeniden inşa edildiği aktif bir yapılandırma faaliyetidir. (III) Bellek araştırmalarında genellikle kelime listeleri, görsel uyaranlar veya yaşanmış kişisel olaylar gibi farklı deney araçları kullanılır. (IV) Kişi geçmişteki bir olayı hatırlarken o anki duygularından, edindiği yeni bilgilerden ve toplumsal beklentilerden etkilenerek anıyı farkında olmadan yeniden şekillendirir. (V) Bu durum, görgü tanıklarının ifadelerindeki tutarsızlıkların ya da sahte anıların ortaya çıkmas��nın temel psikolojik gerekçesidir.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III

Cevap

Düşüncenin akışını bozan cümle III numaralı cümledir.
Doğru yanıt III numaralı cümledir. Parçanın genelinde insan belleğinin sabit bir kamera kaydı gibi çalışmadığı, aksine anıları dinamik bir biçimde yeniden yapılandırdığı ve şekillendirdiği anlatılmaktadır. Birinci, ikinci, dördüncü ve beşinci cümleler bu düşünsel zincirin halkalarını oluştururken; üçüncü cümle bellek araştırmalarında kullanılan deney araçlarına ve yöntemlere değinerek konunun yönünü ve bakış açısını değiştirmiştir. Bu cümle parçadan çıkarıldığında anlam akışı kesintisiz bir biçimde sağlanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçanın genelindeki ana düşünce ve konuyu belirlemek için tüm cümleler okunur.
Parçanın insan belleğinin durağan/pasif bir kayıt cihazı olmadığı, aksine dinamik ve aktif bir şekilde anıları yeniden inşa eden (yapılandıran) bir süreç olduğu konusu üzerine kurulduğu tespit edilir.
Akışı bozan cümleyi bulabilmek için öncelikle metnin ortak paydasını ve yazarın odak noktasını anlamak gerekir.
2
Cümleler arasındaki anlamsal ve yapısal köprüler (bağlayıcı unsurlar, ortak anahtar kelimeler) incelenir.
Birinci ve ikinci cümlelerin birbirini tamamladığı (depo değildir - aksine aktif yapılandırmadır), dördüncü cümlenin bu aktif yapılandırmanın nasıl gerçekleştiğini (farkında olmadan yeniden şekillendirme) anlattığı, beşinci cümlenin ise 'Bu durum' ifadesiyle dördüncü cümleye bağlanarak bu şekillendirmenin sonuçlarını (görgü tanıklığı, sahte anılar) açıkladığı görülür.
Paragrafı oluşturan cümlelerin birbirine nasıl bağlandığını analiz etmek, bu zinciri kıran yabancı ögeyi ortaya çıkarır.
3
Metnin genel konusuyla çelişen veya konuyu farklı bir yöne (örneğin yöntemsel detaylara) çeken cümle belirlenir.
Üçüncü cümlenin, belleğin yapısı ve anıların yeniden üretilmesi tartışılırken birdenbire 'bellek araştırmalarında kullanılan materyallere ve deney araçlarına' geçiş yaptığı görülür. Bu cümle, konuya dair farklı bir odak noktası (yöntembilim) getirdiği için akışı bozmaktadır.
Akışı bozan cümle, parçayla tamamen ilişkisiz olmasa bile konunun işleniş yönünü veya bakış açısını değiştiren cümledir.

Anahtar Kavram

Paragrafta akışı bozan cümleyi belirleme
Soru 1975Soru

Aşağıdaki coğrafi bölgeleri, nüfus dağılışını belirleyen temel faktörler ve bu nüfuslanmanın özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ganj ve Brahmaputra Deltası
Kuzey Amerika'nın Doğu Kıyıları
Kongo Havzası
Orta Avustralya

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ganj ve Brahmaputra Deltası tarımsal/Muson özellikleriyle, Kuzey Amerika'nın Doğu Kıyıları sanayi/finans özellikleriyle, Kongo Havzası ekvatoral/gür orman özellikleriyle, Orta Avustralya ise dinamik yüksek basınç/kuraklık özellikleriyle eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede Ganj ve Brahmaputra Deltası geleneksel çeltik tarımı ve Muson yağışlarıyla (tarımsal bölge), Kuzey Amerika'nın Doğu Kıyıları sanayi ve finansla (beşerî bölge), Kongo Havzası yüksek sıcaklık/nem ve gür ormanlarla (ekvatoral bölge), Orta Avustralya ise dinamik yüksek basınç kaynaklı kuraklıkla (kurak bölge) eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ganj ve Brahmaputra Deltası'nın coğrafi konumu ve tarımsal potansiyeli analiz edilir.
Bu bölgenin Muson yağışları ve alüvyal topraklar sayesinde tarımsal nüfus yoğunluğu yüksek bir yer olduğu belirlenir ve Muson iklimine dair açıklamayla eşleştirilir.
Tarımsal elverişlilik, Güneydoğu Asya'daki nüfus yoğunluğunun temel nedenidir.
2
Kuzey Amerika'nın Doğu Kıyıları'nın sosyo-ekonomik yapısı incelenir.
Sanayi, ticaret, finans ve ulaşım ağlarının gelişmişliğiyle nüfusun yoğunlaştığı belirtilen beşerî açıklama ile eşleştirilir.
Sanayi ve hizmet sektörleri bu bölgedeki yoğun nüfuslanmanın birincil nedenidir.
3
Kongo Havzası'nın iklim ve bitki örtüsü özellikleri değerlendirilir.
Sıcaklık, nem ve gür yağmur ormanları nedeniyle nüfusun seyrek olduğu ekvatoral açıklama ile eşleştirilir.
Aşırı sıcaklık ve nem, yerleşmeyi zorlaştıran fiziki etkenlerdir.
4
Orta Avustralya'nın iklim koşulları göz önünde bulundurulur.
Dinamik yüksek basınç etkisiyle oluşan kuraklık ve çöller nedeniyle nüfusun seyrek olduğunu belirten kurak bölge açıklamasıyla eşleştirilir.
Su kaynaklarının kıtlığı nüfus dağılışını doğrudan kısıtlar.

Anahtar Kavram

Dünya genelinde nüfusun dağılışı homojen olmayıp, fiziki (iklim, yer şekilleri, su kaynakları) ve beşerî (sanayileşme, tarım, ulaşım) faktörlerin karşılıklı etkileşimine göre şekillenir.

Alternatif Yöntem

Alternatif olarak, bölgelerin mutlak konumları (enlemleri) ve iklim tipleri (Ekvatoral, Muson, Çöl vb.) göz önünde bulundurularak fiziki kısıtlamalar hızlıca elenebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1976Soru

Tarih yazımı, geçmişte meydana gelmiş olayların tarafsız bir dökümünü yapmaktan çok daha karmaşık bir zihinsel faaliyettir. Tarihçi, belgelerin sunduğu ham verileri seçerken, düzenlerken ve anlamlandırırken kaçınılmaz olarak kendi çağının değer yargılarını, kavramsal araçlarını ve ideolojik konumunu işe koşar. Bu durum, tarihin geçmişin eksiksiz ve değişmez bir kopyası olduğu yönündeki yaygın inancı sarsmaktadır. Geçmiş, kendi başına dilsizdir; ona ses veren, olaylar arasında neden-sonuç ilişkileri kurarak bir 'anlatı' inşa eden tarihçinin kendisidir. Dolayısıyla her tarihsel metin, geçmişe ait gerçeklik kırıntılarından hareketle inşa edilmiş, yazarının bakış açısıyla sınırlı birer yeniden kurgulamadır. Bu kurgusallık, tarihin bir bilim olmadığı anlamına gelmez; aksine onun, insan elinden çıkma bir inşa süreci olduğunu ve her neslin geçmişi kendi soruları ışığında yeniden yazmak zorunda olduğunu gösterir. Geçmişin bilgisi, durağan bir miras değil, şimdiki zaman ile geçmiş arasındaki kesintisiz ve dinamik bir diyalogdur.

Bu parçada vurgulanmak istenen asıl düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarih yazımı, geçmişi olduğu gibi yansıtmak yerine, tarihçinin bugünden kurduğu bakış açısıyla şekillenen dinamik bir yeniden inşa sürecidir.

Cevap

Tarih yazımı, geçmişi olduğu gibi yansıtmak yerine, tarihçinin bugünden kurduğu bakış açısıyla şekillenen dinamik bir yeniden inşa sürecidir.
Tarih yazımının geçmişi doğrudan kopyalamak yerine tarihçinin bakış açısıyla yeniden kurulan dinamik bir süreç olduğunu belirten ifade metnin ana düşüncesidir. Paragrafta tarihçinin ham verileri kendi çağının değer yargıları ve sorularıyla işlediği, tarihin geçmiş ile bugün arasında dinamik bir diyalog olduğu vurgulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metni okuyarak yazarın ele aldığı temel konuyu ve bakış açısını belirlemek.
Metinde tarih yazımının belgeleri doğrudan aktaran tarafsız bir süreç olmadığı, tarihçinin kendi dönemi ve yorumuyla şekillenen kurgusal/dinamik bir nitelik taşıdığı tespiti yapılmıştır.
Ana düşünceyi bulmak için öncelikle metnin ne hakkında yazıldığını ve yazarın bu konudaki temel iddiasını anlamak gerekir.
2
Metinde geçen yardımcı düşünceleri ve detayları tespit ederek bunları ana düşünceden ayırmak.
Tarihçinin ham verileri seçmesi, her neslin tarihi kendi sorularıyla yeniden ele alması gibi unsurlar ana düşünceyi destekleyen yardımcı yargılar olarak belirlenmiştir.
Seçeneklerdeki çeldiriciler genellikle bu tür yardımcı düşüncelerden oluştuğu için bunları ayırt etmek doğru şıkka ulaşmayı kolaylaştırır.
3
Metindeki temel savı genelleyen ve hiçbir cümleyi doğrudan kopyalamadan sentezleyen en kapsamlı yargıyı seçeneklerde aramak.
Tarih yazımının geçmişi doğrudan yansıtmak yerine tarihçinin bugünden kurduğu bakış açısıyla şekillenen dinamik bir yeniden inşa süreci olduğunu belirten ifadenin ana düşünceyi tam olarak karşıladığı görülmüştür.
Ana düşünce, metindeki tüm yardımcı düşünceleri kapsayan ve yazarın okuyucuya iletmek istediği en temel mesajı içeren genel yargıdır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Soru 1977Soru

Bir su arıtma cihazında filtre ömrü, kullanılan su miktarına göre kısalmaktadır. Yeni takılan bir filtrenin başlangıçtaki kapasitesi %100'dür. Cihazdan geçen her 120 litre su için filtrenin kapasitesi %8 azalmaktadır.

Filtre kapasitesi %30'un altına düştüğünde arıtma kalitesi yetersiz hale gelmekte ve filtrenin değiştirilmesi gerekmektedir.

Buna göre, filtrenin değiştirilmesine gerek kalmadan bu cihazdan filtrelenebilecek su miktarının (litre cinsinden) alabileceği değerleri ifade eden en geniş aralık aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: [0,1050][0, 1050]

Cevap

Filtrenin değiştirilmesine gerek kalmadan filtrelenebilecek su miktarının alabileceği değerleri gösteren en geniş aralık [0, 1050] aralığıdır.
Filtrenin değiştirilmemesi koşulu kalan kapasitenin %30 veya daha fazla olmasıdır. Eşitsizlik 100x1530100 - \frac{x}{15} \geq 30 olarak kurulup çözüldüğünde x1050x \leq 1050 elde edilir. Su miktarı negatif olamayacağı için en geniş değer aralığı her iki sınır da dahil olmak üzere [0, 1050] olur.

Adım Adım Çözüm

1
Kalan filtre kapasitesini su miktarına bağlı olarak veren matematiksel ifadeyi oluşturmak
Başlangıç kapasitesi %100 olup her 120 litrede %8 azaldığına göre, xx litre su filtrelendiğinde kalan kapasite yüzdesi C(x)=1008120x=100x15C(x) = 100 - \frac{8}{120}x = 100 - \frac{x}{15} olarak ifade edilir.
Kapasite kaybının doğrusal olmasından yararlanarak su tüketimine bağlı kalan kapasite modelini kurmak gerekir.
2
Filtrenin değiştirilmesini gerektirmeyen sınır koşulunu belirleyip eşitsizliği kurmak
Kapasite %30'un altına düşmemelidir. Dolayısıyla C(x)30C(x) \geq 30 olmalıdır. Buradan 100x1530100 - \frac{x}{15} \geq 30 eşitsizliği elde edilir.
Değiştirme kriteri olan %30 sınırının güvenli tarafta kalması için eşitsizlik yönünün büyük veya eşit olması gerekir.
3
Eşitsizliği çözerek maksimum su miktarını bulmak
x1570-\frac{x}{15} \geq -70 eşitsizliğinin her iki tarafı 15-15 ile çarpıldığında eşitsizlik yön değiştirir ve x1050x \leq 1050 elde edilir.
Eşitsizliğin her iki tarafı negatif bir sayıyla çarpıldığında yön değiştireceği kuralını uygulayarak x'in üst sınırını bulmak gerekir.
4
Fiziksel sınırlamaları da ekleyerek en geniş aralığı belirlemek
Su miktarı negatif olamayacağından x0x \geq 0 olmalıdır. Bu durumda çözüm kümesi 0x10500 \leq x \leq 1050 yani [0,1050][0, 1050] aralığı olur.
Gerçek hayat problemlerinde miktarların negatif olamayacağı kısıtını ekleyerek matematiksel çözümü gerçek durumla uyumlu hale getirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Birinci dereceden bir bilinmeyenli eşitsizliklerin kurulması, çözülmesi ve negatif sayıyla çarpma/bölme durumunda eşitsizliğin yön değiştirmesi kuralı.

Alternatif Yöntem

Filtrenin değiştirilme sınırına gelmesi için kapasitesinin en fazla %70 azalması gerekir. Her 120 litrede %8 azalıyorsa, %70 azalması için gereken su miktarı doğru orantı kurularak bulunabilir: 120 litrede %8 azalıyorsa, x litrede %70 azalır. Buradan 8x = 120 * 70 ve x = 1050 litre bulunur. Kapasite kaybı en fazla %70 olabileceğinden su miktarı 0 ile 1050 litre arasında (sınırlar dahil) olmalıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 1978Soru

Fitoremediasyon; ağır metaller, pestisitler ve petrol türevleri gibi çevresel kirleticilerin bitkiler kullanılarak topraktan veya sudan temizlenmesi yöntemidir. Geleneksel kimyasal ve fiziksel temizleme yöntemlerine göre oldukça düşük maliyetli ve çevre dostu bir alternatif sunan bu biyolojik teknik, ekosistemin doğal yapısını bozmadan kirleticileri zararsız hâle getirmeyi amaçlar. Bazı hiperakümülatör bitkiler, kökleri aracılığıyla bünyelerine aldıkları zararlı maddeleri yapraklarında depolayarak toprağı ıslah ederler. Ancak bu sürecin en büyük sınırlılığı, bitki büyüme hızına bağlı olarak temizleme işleminin uzun yıllar alabilmesidir. Ayrıca kirleticilerin bitki tarafından emildikten sonra besin zincirine karışmasını önlemek için bu bitkilerin hasat edilip kontrollü bir şekilde bertaraf edilmesi gerekmektedir.

Bu parçada fitoremediasyon yöntemi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hangi kimyasal kirleticilerin temizlenmesinde diğer yöntemlerden daha yüksek başarı oranına ulaştığına

Cevap

Hangi kimyasal kirleticilerin temizlenmesinde diğer yöntemlerden daha yüksek başarı oranına ulaştığına
Metinde fitoremediasyonun temizlediği zararlı maddeler (ağır metaller, pestisitler ve petrol türevleri) belirtilmiş ve yöntemin geleneksel yöntemlere kıyasla daha çevre dostu ve düşük maliyetli olduğu söylenmiştir. Ancak bu yöntemin söz konusu kirleticiler üzerinde diğer yöntemlerden daha yüksek bir başarı oranına ulaştığına dair hiçbir karşılaştırma veya veri bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metni dikkatlice inceleyerek fitoremediasyon yönteminin özellikleri, maliyeti, sınırlılıkları ve uygulama aşamaları hakkında bilgi toplamak.
Yöntemin biyolojik olduğu, düşük maliyetli ve çevre dostu olduğu, bitki büyüme hızına göre süresinin değiştiği, yapraklarda depolama yapıldığı ve besin zincirini korumak için kontrollü hasat gerektiği belirlenir.
Seçeneklerin doğruluk kontrolünü doğrudan metne dayandırarak yapabilmek için paragrafın ana hatları tespit edilmelidir.
2
Seçenekleri paragraftaki ifadelerle karşılaştırarak eleme sürecini başlatmak.
Düşük maliyet ifadesiyle ekonomiklik, bitki büyüme hızıyla tamamlanma süresini belirleyen etken, yaprakta depolama ile toplanma bölümleri, hasat edilip bertaraf edilme ile besin zincirini koruma tedbiri eşleştirilir ve bu seçenekler elenir.
Paragrafta açıkça değinilen yardımcı düşünceleri tespit edip devre dışı bırakmak hedeflenir.
3
Eşleşmeyen ve dışarıda kalan seçeneğin paragrafta yer alıp almadığını teyit etmek.
Fitoremediasyon yönteminin diğer geleneksel temizleme yöntemlerine göre başarı oranını kıyaslayan herhangi bir ifadeye rastlanmaz.
Metinden çıkarılamayacak olan asıl yargıyı saptayarak doğru cevaba ulaşmak sağlanır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünceler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 1979Soru

Müzik, genellikle seslerin ritmik ve melodik bir düzen içinde bir araya gelmesiyle tanımlanır; ancak bu yaygın tanım, sanatsal üretimin en kurucu ögelerinden birini, yani sessizliği (es) göz ardı eder. Bir müzik yapıtındaki sessizlik anları, yalnızca ses perdeleri arasında kalan pasif ve durağan boşluklar ya da teknik birer geçiş koridoru olarak görülmemelidir. Aksine sessizlik, sesin sınırlarını belirginleştiren, ona dramatik gerilimini ve biçimsel derinliğini kazandıran aktif bir yapı taşıdır. Besteci, notaların arasına yerleştirdiği eslerle dinleyiciye zihinsel bir dinlenme alanı sunmayı amaçlamaz; tam tersine, zihinde bir önceki tınının yankısını canlı tutarken bir sonrakine yönelik estetik beklentiyi inşa eder. Dolayısıyla müzikte sessizlik, fiziksel olarak sesin yokluğu anlamına gelse de işlevsel açıdan sesin anlam kazanmasını ve duygu yüklenmesini sağlayan kurucu ve yönlendirici bir varoluş biçimidir. Notaların kendi başlarına taşımakta zorlanacağı estetik ağırlık, sessizlikle kurulan bu diyalektik karşıtlık sayesinde dinleyicinin algı dünyasında somutlaşarak anlam kazanır.

Bu parçadan hareketle, 'Müzikal yapıtlardaki sessizlik, seslerin dinleyici zihninde estetik bir anlam kazanmasını sağlayan aktif ve belirleyici bir unsurdur.' yargısı doğrudur.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Parçadan hareketle müzikal yapıtlardaki sessizliğin, seslerin dinleyici zihninde estetik bir anlam kazanmasını sağlayan aktif ve belirleyici bir unsur olduğu yargısı doğrudur.
Verilen yargı, parçada detaylandırılan sessizliğin müzikal yapıdaki aktif, yönlendirici ve anlam kurucu işlevini doğrudan özetlemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki anahtar kavramları ve yazarın odaklandığı temel temayı belirlemek.
Metinde müzik, ses ve sessizlik (es) arasındaki ilişki ele alınmakta; sessizliğin sanatsal üretimdeki aktif rolü vurgulanmaktadır.
Metnin kavramsal çerçevesini kurarak ana düşünceye ulaşmayı kolaylaştırmak.
2
Sessizliğe yüklenen işlevleri ve yazarın iletmek istediği asıl mesajı saptamak.
Sessizliğin sesin sınırlarını belirlediği, estetik beklenti ve gerilim yarattığı ve seslerin zihinde anlam kazanmasını sağlayan kurucu bir öge olduğu sonucuna varılır.
Yardımcı düşünceleri eleyerek paragrafın nihai amacını ve ana iletisini saptamak.
3
Sunulan yargıyı, saptanan ana düşünce ile karşılaştırıp doğruluk değerini belirlemek.
Verilen yargının, metinde savunulan 'sessizliğin estetik anlam yaratmadaki aktif ve kurucu rolü' ana fikrini tam olarak yansıttığı görülür.
Önermenin parçaya göre doğruluk derecesini netleştirmek.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce; yazarın metinde okuyucuya doğrudan ya da dolaylı yoldan iletmeyi amaçladığı temel mesaj veya savdır.
Soru 1980Soru

Bir kırtasiyeci, özdeş defterler ile özdeş kalem kutularını genişliği sabit olan boş bir rafa yan yana dizecektir. Defterlerin her birinin kalınlığı, kalem kutusunun kalınlığından 2 cm2\text{ cm} daha fazladır.

Kırtasiyeci;
- Bu rafa 8 defter ve 6 kalem kutusunu aralarında boşluk kalmayacak biçimde dizdiğinde rafta 15 cm15\text{ cm} boş yer kalıyor.
- Aynı rafa 5 defter ve 12 kalem kutusunu aralarında boşluk kalmayacak biçimde dizdiğinde ise rafta 9 cm9\text{ cm} boş yer kalıyor.

Buna göre, bu rafın genişliği kaç cm'dir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 87

Cevap

Rafın genişliği 87 cm'dir.
Doğru yanıt olan 87 cm değerine ulaşmak için öncelikle kalem kutusunun kalınlığı xx cm, defterin kalınlığı ise x+2x + 2 cm olarak belirlenir. Rafın genişliği her iki durumda da eşit olduğundan 8(x+2)+6x+15=5(x+2)+12x+98(x + 2) + 6x + 15 = 5(x + 2) + 12x + 9 denklemi kurulur. Bu denklem çözüldüğünde x=4x = 4 bulunur. Değer yerine yazıldığında raf genişliği 14(4)+31=8714(4) + 31 = 87 cm olarak elde edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kalem kutusunun kalınlığı xx cm kabul edilerek defterin kalınlığı xx cinsinden yazılır ve her iki durum için raf genişliğini veren cebirsel ifadeler oluşturulur.
Defter kalınlığı = x+2x + 2 cm olur. Birinci durumdaki raf genişliği: 8(x+2)+6x+158(x + 2) + 6x + 15 cm. İkinci durumdaki raf genişliği: 5(x+2)+12x+95(x + 2) + 12x + 9 cm.
Rafın toplam genişliğini veren iki farklı cebirsel ifadeyi birbirine eşitlemek amacıyla değişkenler tanımlanmıştır.
2
Elde edilen iki cebirsel ifade birbirine eşitlenerek birinci dereceden bir bilinmeyenli denklem çözülür.
8(x+2)+6x+15=5(x+2)+12x+914x+31=17x+193x=12x=48(x + 2) + 6x + 15 = 5(x + 2) + 12x + 9 \Rightarrow 14x + 31 = 17x + 19 \Rightarrow 3x = 12 \Rightarrow x = 4 cm.
Her iki dizilim de aynı rafı doldurduğu için raf genişlikleri eşittir. Bu eşitlikten kalem kutusunun kalınlığı olan xx değeri elde edilir.
3
Bulunan xx değeri, raf genişliğini belirten ifadelerden birinde yerine yazılarak toplam genişlik hesaplanır.
W=14(4)+31=87W = 14(4) + 31 = 87 cm.
Soru bizden rafın toplam genişliğini bulmamızı istemektedir.

Anahtar Kavram

Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemlerin kurulması ve çözülmesi
ÖncekiSayfa 99 / 338Sonraki
Tüm alıştırma soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin