Çalışma Sermayesi Yönetimi

122 soru

Soru 101Soru

Bir işletmenin stok yönetimi verileri aşağıdaki gibidir:

- Yıllık talep: 10.00010.000 birim
- Sipariş verme maliyeti: 200200 TL/sipariş
- Birim elde bulundurma maliyeti: 44 TL/yıl
- Ortalama tedarik süresi: 55 gün
- Günlük ortalama talep: 2828 birim

İşletme, tedarik süresindeki olası dalgalanmalara karşı halihazırda 4040 birim emniyet stoku tutmaktadır. (Bir yıl 360360 gün kabul edilmektedir.)

İşletmenin ana tedarikçisi, lojistik süreçlerinde yaşanan global aksaklıklar nedeniyle ortalama teslim süresinin 55 gün olarak kalacağını, ancak teslimatlardaki gecikme gün sayısının sapmasının (varyansının) belirgin şekilde artacağını bildirmiştir. İşletme yönetimi, mevcut müşteri hizmet düzeyini (stoksuz kalmama olasılığını) aynen korumaya karar vermiştir.

Bu yeni durum karşısında, işletmenin uygulaması gereken Ekonomik Sipariş Miktarı (ESM) ve Yeniden Sipariş Noktası (YSN) değerleri için aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ESM 1000 birim olarak sabit kalır, YSN ise 180 birimin üzerine çıkarılmalıdır.

Cevap

ESM'nin 1000 birim olarak sabit kalacağını, YSN'nin ise 180 birimin üzerine çıkarılması gerektiğini belirten seçenektir.
Doğru yanıt, ESM formülünün tedarik süresindeki varyansından bağımsız olduğunu ve 1000 birimde sabit kalacağını, buna karşılık artan riskin emniyet stokunu artırmayı zorunlu kıldığını ve dolayısıyla YSN'nin (Beklenen Teslimat Süresindeki Talep + Emniyet Stoku) 180 birimin üzerine çıkması gerektiğini doğru şekilde tespit etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Mevcut Ekonomik Sipariş Miktarını (ESM) hesapla.
ESM=2100002004=1000000=1000ESM = \sqrt{\frac{2 \cdot 10000 \cdot 200}{4}} = \sqrt{1000000} = 1000 birim.
Değişim öncesi temel döngü stoku sipariş miktarını tespit etmek için.
2
Mevcut Yeniden Sipariş Noktasını (YSN) hesapla.
YSN=(28 birim/gu¨n5 gu¨n)+40 birim emniyet stoku=140+40=180YSN = (28 \text{ birim/gün} \cdot 5 \text{ gün}) + 40 \text{ birim emniyet stoku} = 140 + 40 = 180 birim.
Değişim öncesi sipariş tetikleme seviyesini belirlemek için.
3
Tedarik süresindeki varyans (sapma) artışının etkilerini analiz et.
Hizmet düzeyini korumak için artan belirsizliğe karşı Emniyet Stoku artırılmalıdır (>40>40). ESM parametreleri (D,S,HD, S, H) değişmediği için ESM aynı kalır (10001000).
Emniyet stokunun tedarik süresi belirsizliklerini sönümleme işlevi vardır; ESM ise sadece öngörülebilir talep ve maliyet optimizasyonu ile ilgilidir.
4
Yeni YSN değerinin yönünü belirle.
Yeni YSN=140+Yeni Emniyet StokuYSN = 140 + \text{Yeni Emniyet Stoku}. Emniyet stoku 4040'ın üzerine çıkacağı için, YSN de kesinlikle 180180 birimin üzerine çıkarılmalıdır.
Formüldeki toplama işlemi gereği, emniyet stokundaki artış doğrudan YSN'yi yükseltir.

Anahtar Kavram

Ekonomik Sipariş Miktarı ve Emniyet Stoku İlişkisi
Soru 102Soru

Güneş enerjisi panelleri üretimi ve kurulumu yapan Sigma A.Ş., yıl içindeki mevsimsel talep dalgalanmalarına bağlı olarak ortaya çıkan geçici dönen varlık ihtiyacının tamamını ve sürekli dönen varlıklarının ise yarısını kısa vadeli ticari ve banka kredileriyle finanse etmektedir. Şirket yönetimi, makroekonomik göstergelerdeki dalgalanmalar ve olası bir kredi daralması riskine karşı pasif yapısını yeniden yapılandırmaya karar vermiştir. Yeni alınan yönetim kurulu kararına göre şirket; duran varlıklarının, sürekli dönen varlıklarının tamamının ve hatta geçici dönen varlık ihtiyacının önemli bir kısmının finansmanında uzun vadeli tahvil ihracı ve özkaynak kullanımına geçecektir.

Normal getiri eğrisi (kısa vadeli faizlerin uzun vadeli faizlerden düşük olduğu) varsayımı altında, Sigma A.Ş.'nin eski ve yeni finansman politikaları ile bu yapısal değişimin risk-getiri profili üzerindeki beklenen etkisi aşağıdakilerin hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirket atılgan (agresif) finansman politikasından ihtiyatlı (muhafazakâr) finansman politikasina geçiş yapmıştır; bu politika değişikliği işletmenin net çalışma sermayesini büyüterek likidite riskini azaltacak ancak atıl fon oluşumu ve yüksek fonlama maliyeti sebebiyle kârlılığını düşürecektir.

Cevap

Şirketin başlangıçta kısa vadeli kaynakları yoğun kullandığı atılgan (agresif) finansman politikasından, uzun vadeli kaynakları yoğun kullandığı ihtiyatlı (muhafazakâr) finansman politikasına geçiş yaptığını ve bunun likidite riskini düşürüp kârlılığı azaltacağını belirten seçenektir.
Doğru seçenek; işletmenin eski ve yeni finansman stratejilerini ile bunların sonuçlarını eksiksiz analiz etmektedir. İşletmenin eski politikasında sürekli dönen varlıklarının bir kısmı kısa vadeli borçlarla finanse edildiği için politika 'atılgan' statüsündedir. Yeni kararla birlikte geçici dönen varlıkların da bir kısmının uzun vadeli kaynaklarla karşılanması politikayı 'ihtiyatlı' hale getirir. İhtiyatlı politikada işletmenin kısa vadeli yükümlülükleri azalacağından net çalışma sermayesi genişler ve likidite riski düşer. Fakat, bu güvenli yapının bir bedeli vardır: Uzun vadeli fonların faiz oranlarının genelde daha yüksek olması ve ihtiyacın düşük olduğu dönemlerde bu uzun vadeli fonların kasada atıl (boşta) beklemesine rağmen faiz işlemeye devam etmesi, işletmenin genel kârlılığını düşürür.

Adım Adım Çözüm

1
İşletmenin eski (mevcut) finansman politikasını tanımlama
Eski politika: Atılgan (Agresif) Finansman Politikası.
İşletme sadece mevsimsel (geçici) dönen varlık ihtiyacını değil, yapısal olan sürekli dönen varlıklarının yarısını da kısa vadeli kredilerle finanse etmektedir. Kısa vadeli yabancı kaynak kullanımı geçici dönen varlıkları aştığı için bu durum atılgan politikaya işaret eder.
2
İşletmenin yeni finansman politikasını tanımlama
Yeni politika: İhtiyatlı (Muhafazakâr) Finansman Politikası.
İşletme yeni durumda duran varlıklar ve sürekli dönen varlıklara ek olarak, geçici dönen varlıklarının da bir kısmını uzun vadeli (tahvil ve özkaynak) fonlarla finanse edecektir. Uzun vadeli fonlar sürekli varlık ihtiyacını aştığı için bu ihtiyatlı politikadır.
3
Bu politika değişiminin risk ve kârlılık üzerindeki etkisini analiz etme
Likidite riski azalır, kârlılık düşer.
Kısa vadeli borçların yerini uzun vadeli fonların alması net çalışma sermayesini (Dönen Varlıklar - Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar) artırarak işletmenin likidite riskini (ödeme güçlüğü riskini) azaltır. Ancak normal getiri eğrisinde uzun vadeli fonların faiz maliyeti daha yüksektir ve mevsimsel ihtiyacın olmadığı ölü dönemlerde bu fonlar atıl kalarak işletmeye boş yere faiz yükü bindirir, bu da kârlılığı düşürür.

Anahtar Kavram

Çalışma Sermayesi Finansman Politikalarının Risk-Getiri Etkileşimi
Soru 103Soru

Sipariş üzerine özel maksatlı endüstriyel makine üretimi yapan bir sanayi işletmesi, üretim sürecinde ihtiyaç duyduğu yüksek maliyetli ithal parçaları tedarikçilerinden sağladığı ticari kredilerle finanse etmektedir. Aynı zamanda, sözleşme imzaladığı müşterilerinden sipariş anında iş bedelinin büyük bir kısmını nakit avans olarak tahsil etmektedir. İşletmenin yıl boyunca kesintisiz sürdürdüğü temel üretim faaliyetleri için bilançosunda asgari bir hammadde ve nakit düzeyini koruması gerekirken; özellikle ilkbahar aylarında açılan yoğun kamu ihaleleri döneminde kapasite kullanım oranı artmakta ve ek dönen varlık ihtiyacı doğmaktadır.

Bu işletmenin çalışma sermayesi yapısı incelendiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi finansal yönetim teorisine göre kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşletmenin tedarikçilere olan ticari borçları ve müşterilerden tahsil ettiği avansların toplamı, bilançosundaki toplam dönen varlıkları aştığı takdirde, işletmenin negatif net çalışma sermayesi pozisyonunda olduğu kabul edilir.

Cevap

İşletmenin tedarikçilere olan ticari borçları ve müşterilerden tahsil ettiği avansların toplamı, bilançosundaki toplam dönen varlıkları aştığı takdirde, işletmenin negatif net çalışma sermayesi pozisyonunda olduğu kabul edilir.
Net çalışma sermayesi, işletmenin dönen varlıkları ile kısa vadeli yabancı kaynakları (KVYK) arasındaki farkı ifade eder. Ticari borçlar (satıcılara olan borçlar) ve alınan sipariş avansları bilançonun KVYK grubunda yer alır. Eğer bir işletmenin bu nitelikteki kısa vadeli borçlarının toplamı, sahip olduğu brüt çalışma sermayesini (toplam dönen varlıkları) aşarsa, aradaki fark eksi (-) değer alacaktır. Bu durum finansal yönetim literatüründe 'negatif net çalışma sermayesi' olarak adlandırılır ve işletmenin kısa vadeli yükümlülüklerini karşılamada zorlanabileceğini (yüksek likidite riski taşıdığını) gösterir. Doğru ifade bu yapısal matematiksel gerçeği tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Çalışma sermayesi kavramlarının temel tanımlarını hatırlamak.
Dönen varlıklar toplamı Brüt Çalışma Sermayesidir. Dönen Varlıklar - Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar = Net Çalışma Sermayesidir.
Seçeneklerdeki tanımlamaların doğruluğunu teyit etmek için ana formüllere ihtiyaç vardır.
2
Sürekli ve Geçici çalışma sermayesi ayrımını senaryoya uygulamak.
Senaryodaki 'yıl boyunca korunan asgari hammadde/nakit' sürekli çalışma sermayesini, 'ihale dönemindeki ek ihtiyaç' ise geçici çalışma sermayesini yansıtır.
Dönemsel dalgalanmalar ile taban gereksinim arasındaki farkı doğru eşleştirmek için.
3
Negatif Net Çalışma Sermayesi durumunun şartlarını değerlendirmek.
Kısa vadeli yabancı kaynaklar (ticari borçlar, alınan avanslar vb.) toplamının dönen varlıkları geçmesi matematiksel olarak net çalışma sermayesinin sıfırın altına (negatif) düşmesi anlamına gelir.
Doğru seçenekte sunulan önermenin yapısal geçerliliğini kanıtlamak için.

Anahtar Kavram

Brüt, Net, Negatif Net ile Sürekli ve Geçici Çalışma Sermayesi Kavramları
Soru 104Soru

Bilişim teknolojileri alanında faaliyet gösteren ve bugüne kadar yatırımlarının finansmanında vade uyumu (dengeli) yaklaşımını benimseyen Omega A.Ş.'nin yönetim kurulu, piyasadaki kısa vadeli faiz oranlarının uzun vadeli oranlara göre kalıcı olarak düşeceği beklentisiyle yeni bir strateji kararı almıştır. Alınan karara göre işletme;

I. Kasa ve banka mevcudunu asgari seviyeye indirip, alacak tahsil sürelerini kısaltarak satış hacmine oranla daha düşük seviyede bir dönen varlık tutma yoluna gidecektir.
II. Sadece geçici dönen varlıklarını değil, sürekli dönen varlıklarının da önemli bir kısmını kısa vadeli yabancı kaynaklarla finanse etmeye başlayacaktır. Duran varlıkların finansmanında ise uzun vadeli kaynak kullanımına devam edilecektir.

Buna göre, Omega A.Ş.'nin benimsediği yeni çalışma sermayesi yatırım ve finansman politikaları ile bu durumun işletmenin risk-getiri profiline beklenen etkisi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yatırım Politikası: Atılgan, Finansman Politikası: Atılgan / Etki: İşletmenin net çalışma sermayesi daralır, likidite riski en yüksek seviyeye çıkarken beklenen kârlılık artar.

Cevap

İşletmenin aldığı kararlar doğrultusunda yatırım politikası atılgan, finansman politikası atılgandır. Bu durum net çalışma sermayesini daraltarak likidite riskini en yüksek seviyeye çıkarırken, beklenen kârlılığı artırır.
Verilen senaryoda, işletme dönen varlıklarını minimize ederek (I. madde) 'Atılgan Yatırım Politikası' izlemektedir. Aynı zamanda, sürekli dönen varlıklarının fonlamasında uzun vadeli kaynaklar yerine kısa vadeli yabancı kaynakları kullanarak (II. madde) 'Atılgan Finansman Politikası' benimsemiştir. Her iki tarafın da atılgan olması; işletmenin net çalışma sermayesinin (Dönen Varlıklar - Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar) ciddi şekilde daralmasına yol açar. Bu durum işletmenin likidite riskini zirveye taşırken, düşük maliyetli kısa vadeli fon kullanımının ve varlık devir hızının artması kârlılık beklentisini yükseltir.

Adım Adım Çözüm

1
Yatırım politikasını analiz et
Satışlara oranla düşük seviyede dönen varlık (kasa, alacak vb.) tutulması 'Atılgan (Agresif) Yatırım Politikası'dır.
Varlık (aktif) tarafında likiditenin düşük tutulması, kârlılığı artırma amacı taşır ancak riski yükseltir.
2
Finansman politikasını analiz et
Sürekli dönen varlıkların önemli bir kısmının kısa vadeli yabancı kaynaklarla finanse edilmesi 'Atılgan (Agresif) Finansman Politikası'dır.
Kaynak (pasif) tarafında vade uyumu ilkesi terk edilerek, daha ucuz olan ancak geri ödeme baskısı yaratan kısa vadeli fonların ağırlığı artırılmıştır.
3
Risk ve kârlılık etkisini sentezle
Hem aktifte hem pasifte atılgan strateji seçilmesi, işletmenin likidite (ödeme güçlüğü) riskini maksimize ederken, düşük maliyetli fonlama ve yüksek varlık devir hızı sayesinde beklenen kârlılığı artırır.
Risk ve getiri arasında doğru orantı vardır. İşletme, getiri beklentisini yükseltmek için en yüksek riskli bileşimi tercih etmiştir.

Anahtar Kavram

Çalışma Sermayesine Yatırım ve Finansman Politikaları Arasındaki Etkileşim ve Risk-Getiri Ödünleşimi
Soru 105Soru

Bir işletmenin yıllık kredili satış tutarı 3.600.0003.600.000 TL, bilançosunda yer alan ortalama ticari alacaklar kalemi ise 400.000400.000 TL olarak gerçekleşmiştir.

İşletmenin bir yılı 360360 gün olarak kabul edildiğine göre, alacak tahsil süresi (ortalama tahsilat süresi) kaç gündür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 40

Cevap

İşletmenin alacak tahsil süresi 40 gündür.
Alacak tahsil süresi, bir yıldaki gün sayısının alacak devir hızına bölünmesiyle elde edilir. İlk olarak yıllık kredili satışlar (3.600.0003.600.000 TL), ortalama ticari alacaklara (400.000400.000 TL) bölünerek alacak devir hızı 99 olarak bulunur. Ardından 360360 gün, bulunan devir hızına (99) bölünerek ortalama tahsilat süresinin 4040 gün olduğu hesaplanır.

Adım Adım Çözüm

1
Alacak devir hızının hesaplanması.
3.600.000÷400.000=93.600.000 \div 400.000 = 9 defa.
Ortalama tahsilat süresini bulmak için öncelikle alacakların bir yıl içinde kaç kez tahsil edildiğini gösteren alacak devir hızı bulunmalıdır.
2
Alacak tahsil süresinin hesaplanması.
360÷9=40360 \div 9 = 40 gün.
Bir yıldaki kabul edilen gün sayısının (360360) alacak devir hızına bölünmesiyle, alacakların ortalama tahsil edilme süresi gün cinsinden bulunur.

Anahtar Kavram

Alacak Devir Hızı ve Ortalama Tahsilat Süresi (DSO)
Soru 106Soru

Tedarik zinciri optimizasyonu kapsamında hammadde alımlarını değerlendiren bir işletme, nakliye ve gümrükleme gibi her siparişte katlanılan sabit nitelikli giderlerden tasarruf etmek amacıyla tek seferde alım yaptığı parti büyüklüğünü (sipariş miktarını) artırmayı planlamaktadır.

Ekonomik Sipariş Miktarı (ESM) yaklaşımına göre, işletmenin bir defada tedarik ettiği ürün miktarını artırması sonucunda stok maliyet kalemlerinde aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıllık sipariş verme maliyeti düşerken, yıllık elde bulundurma maliyeti artar.

Cevap

İşletmenin tek seferde verdiği sipariş miktarını artırması, yıl içinde verilecek toplam sipariş sayısını azaltacağından yıllık sipariş verme maliyetini düşürür; ancak depoda tutulan ortalama stok miktarını yükselteceğinden yıllık elde bulundurma maliyetini artırır.
Ekonomik Sipariş Miktarı (ESM) modelinde, bir defada verilen sipariş miktarı (Q) ile yıllık sipariş verme maliyeti arasında ters, yıllık elde bulundurma maliyeti arasında ise doğru orantı vardır. İşletme parti büyüklüğünü artırdığında, yıllık talebi karşılamak için daha az sayıda sipariş vermek zorunda kalır ve böylece nakliye, haberleşme gibi her siparişte oluşan maliyetlerin toplamı düşer. Ancak tek seferde daha fazla ürün alındığı için depodaki ortalama stok seviyesi (Q/2Q/2) yükselir. Bu durum depo kirası, sigorta, fire ve sermaye bağlama gibi elde bulundurma maliyetlerinin artmasıyla sonuçlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Sipariş miktarının yıllık sipariş sayısına etkisini değerlendirmek.
Sipariş miktarı artarsa, yıllık ihtiyacı karşılamak için daha az sayıda sipariş verilir ve sipariş verme maliyetleri azalır.
Yıllık sipariş sayısı, yıllık talebin sipariş miktarına bölünmesiyle (D/QD/Q) bulunur. Payda (Q) büyüdükçe sonuç küçülür.
2
Sipariş miktarının ortalama stok düzeyine etkisini değerlendirmek.
Sipariş miktarı artarsa, depoya giren ürün miktarı artacağından ortalama stok düzeyi yükselir ve elde bulundurma maliyeti artar.
Ortalama stok düzeyi, sipariş miktarının yarısına (Q/2Q/2) eşittir. Q arttıkça ortalama stok ve buna bağlı maliyetler doğru orantılı olarak artar.

Anahtar Kavram

Ekonomik Sipariş Miktarı (ESM) Maliyet İlişkileri
Soru 107Soru

Kârlılığını maksimize etmeyi hedefleyen bir perakende işletmesi, varlıklarının finansmanında yeni bir strateji benimsemiştir. Bu stratejiye göre işletme; geçici dönen varlıklarının tamamını ve sürekli dönen varlıklarının da önemli bir bölümünü kısa vadeli yabancı kaynaklarla finanse etmektedir. Duran varlıkların finansmanında ise uzun vadeli yabancı kaynaklar ve özkaynaklar kullanılmaktadır.

Buna göre işletmenin uygulamaya başladığı çalışma sermayesi finansman politikası ve bu politikanın likidite riski ile kârlılık üzerindeki beklenen etkisi aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atılgan (Agresif) finansman politikası uygulanmaktadır; bu durum işletmenin likidite riskini ve beklenen kârlılığını artırır.

Cevap

Atılgan (Agresif) finansman politikası uygulanmaktadır; bu durum işletmenin likidite riskini ve beklenen kârlılığını artırır.
Çalışma sermayesi finansmanında geçici dönen varlıkların yanı sıra, sürekli dönen varlıkların da bir kısmının kısa vadeli yabancı kaynaklarla finanse edilmesi 'Atılgan (Agresif) Finansman Politikası' olarak adlandırılır. Kısa vadeli faiz oranları genellikle uzun vadeli oranlardan daha düşük olduğu için bu tercih işletmenin finansman maliyetini azaltır ve beklenen kârlılığını artırır. Ancak kısa vadeli borçların anapara ve faiz ödemeleri çok daha sık yapılacağından, işletmenin vadesi gelen borçlarını ödeyememe (likidite) riski artar.

Adım Adım Çözüm

1
İşletmenin varlık finansman yapısındaki eşleşmeyi analiz et.
İşletme, geçici dönen varlıklarının tamamını ve sürekli dönen varlıklarının bir bölümünü kısa vadeli kaynaklarla finanse etmektedir.
Vade uyumuna göre hangi çalışma sermayesi finansman politikasının seçildiğini belirlemek için varlık ve kaynak vadelerinin nasıl eşleştiğine bakılmalıdır.
2
Belirlenen finansman yapısının hangi politikaya ait olduğunu tanımla.
Sürekli dönen varlıkların (uzun vadeli ihtiyaç) kısa vadeli yabancı kaynaklarla finanse edilmesi Atılgan (Agresif) Finansman Politikasıdır.
Dengeli politikadan sapılarak kısa vadeli borçlanmaya ağırlık verilmesi agresif bir yaklaşımdır.
3
Atılgan politikanın risk ve getiri üzerindeki etkisini değerlendir.
Kısa vadeli kaynakların faiz maliyeti düşük olduğu için kârlılık artar; ancak bu borçların sürekli yenilenme zorunluluğu likidite (ödeme gücü) riskini yükseltir.
Finansta temel kural olan risk-getiri ödünleşimi (trade-off) gereği, yüksek kârlılık beklentisi yüksek risk üstlenilmesini gerektirir.

Anahtar Kavram

Çalışma Sermayesi Finansman Politikaları ve Risk-Getiri İlişkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 108Soru

Bir perakende işletmesine, toptancısı tarafından hammadde alımlarında '3/153/15, net 6060' ödeme koşulu teklif edilmiştir. İşletme nakit sıkışıklığı nedeniyle ilk 1515 gün içindeki erken ödeme indiriminden faydalanmayıp, fatura bedelini vade sonu olan 60.60. günde ödemeyi tercih etmiştir.

Buna göre, işletmenin erken ödeme iskontosundan vazgeçmesi nedeniyle katlandığı ticari kredinin yıllık maliyeti hesaplanırken dikkate alınması gereken 'fiili kredi kullanım süresi' (vade farkı süresi) kaç gündür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 4545

Cevap

İşletmenin fiili kredi kullanım süresi 4545 gündür.
Ticari kredi maliyeti hesaplanırken ödenen zımni (gizli) faizin hangi süre için geçerli olduğu bulunmalıdır. '3/153/15, net 6060' şartında işletme, faturayı ilk 1515 gün içinde öderse herhangi bir finansman maliyetine katlanmaz. Dolayısıyla kredili kalınan fiili süre, net vadeden (6060 gün) iskontolu ödeme süresinin (1515 gün) çıkarılmasıyla elde edilen 4545 gündür.

Adım Adım Çözüm

1
Ticari kredinin bileşenlerini belirlemek
İskonto süresi = 1515 gün, Net vade = 6060 gün
Maliyet hesabında kullanılacak gün sayısını bulmak için verilen şartların analiz edilmesi gerekir.
2
Fiili kredi kullanım süresini hesaplamak
6015=4560 - 15 = 45 gün
İşletme ilk 1515 gün faturayı bedelsiz (faizsiz) ödeme hakkına sahiptir. Kredi maliyeti, bu ücretsiz dönem bittikten sonra başlayan süreyi kapsar.

Anahtar Kavram

Ticari Kredi Maliyeti Hesaplamasında Vade Farkı
Soru 109Soru

Nakit döngüsü (nakit dönüşüm süresi), bir işletmenin hammadde alımı için yaptığı ödeme ile bu hammaddenin işlenip satılması sonucu tahsil edilen nakit arasındaki zaman dilimini ifade eder ve işletmenin ne kadar süreyle dış finansmana ihtiyaç duyduğunu gösterir.

Buna göre, işletmenin çalışma sermayesi ihtiyacını azaltmak ve nakit döngüsünü kısaltmak isteyen bir finans yöneticisinin aşağıdaki stratejilerden hangisini izlemesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedarikçilere yapılan ticari borç ödemelerinin vadesini uzatmak

Cevap

Tedarikçilere yapılan ticari borç ödemelerinin vadesini uzatmak
Nakit döngüsü; stokların ve alacakların tahsil edilme sürelerinin toplamından, ticari borçların ödenme süresinin çıkarılmasıyla bulunur. Ticari borçların ödenme vadesinin uzatılması, işletmeden nakit çıkışını geciktirir. Formüldeki negatif işaretli bileşen (çıkarılan değer) büyüdüğü için matematiksel olarak sonuç küçülür, yani nakit döngüsü kısalır.

Adım Adım Çözüm

1
Nakit döngüsü formülünü ve bileşenlerini hatırlama.
Nakit Do¨ngu¨su¨=Stok Devir Su¨resi+Alacak Tahsil Su¨resiTicari Borc¸ O¨deme Su¨resiNakit\ D\ddot{o}ng\ddot{u}s\ddot{u} = Stok\ Devir\ S\ddot{u}resi + Alacak\ Tahsil\ S\ddot{u}resi - Ticari\ Bor\c{c}\ \ddot{O}deme\ S\ddot{u}resi
Stratejilerin formüldeki değişkenleri nasıl etkilediğini analiz etmek.
2
Döngüyü kısaltacak matematiksel yönleri belirleme.
Nakit döngüsünün kısalması için toplanan değerlerin (stok ve alacak süreleri) azalması, çıkarılan değerin (ticari borç ödeme süresi) ise artması gerekir.
Ticari borçların daha geç ödenmesi nakit çıkışını geciktirir ve işletmenin finansman ihtiyacını azaltır.

Anahtar Kavram

Nakit Döngüsü Optimizasyonu
Soru 110Soru

Bir perakende işletmesi, stok kontrol süreçlerinde verimliliği artırmak amacıyla mevcut sipariş politikalarını gözden geçirmektedir. İşletmenin temel satış kalemlerinden biri olan belirli bir ürün için yıllık talebi 50.00050.000 birim, her bir tedarik işlemi için katlanılan sabit sipariş maliyeti 200200 TL ve bir birim ürünün yıllık elde bulundurma maliyeti ise 55 TL'dir. İşletme hâlihazırda lojistik kolaylık sağlaması amacıyla bu ürünü her seferinde 5.0005.000 birimlik partiler hâlinde sipariş etmektedir.

Buna göre, işletmenin stok yönetiminde Ekonomik Sipariş Miktarı (ESM) modeline geçiş yapması durumunda, yıllık toplam stok maliyetinde (sipariş verme ve elde bulundurma maliyetleri toplamı) nasıl bir değişim meydana gelir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 4.5004.500 TL azalır.

Cevap

Yıllık toplam stok maliyeti 4.5004.500 TL azalır.
İşletme başlangıçta tek seferde 5.0005.000 birim sipariş vererek sipariş maliyetlerini düşük tutmaktadır (2.0002.000 TL), ancak bu politika yüksek miktarda stok tutulmasına yol açarak elde bulundurma maliyetini 12.50012.500 TL'ye çıkarmaktadır (Toplam: 14.50014.500 TL). ESM formülü uygulandığında optimal sipariş miktarı 2.0002.000 birim olarak bulunur. Bu yeni düzeyde, sipariş maliyeti 5.0005.000 TL'ye yükselirken, ortalama stoku yarıdan fazla azalttığı için elde bulundurma maliyeti 5.0005.000 TL'ye düşer (Toplam: 10.00010.000 TL). Başlangıçtaki toplam maliyet ile yeni optimal maliyet kıyaslandığında, işletme toplam stok maliyetinde 4.5004.500 TL'lik bir düşüş (tasarruf) elde eder.

Adım Adım Çözüm

1
Mevcut durumdaki toplam stok maliyetinin hesaplanması.
Sipariş Sayısı = 50.000/5.000=1050.000 / 5.000 = 10. Yıllık Sipariş Maliyeti = 10×200=2.00010 \times 200 = 2.000 TL. Ortalama Stok = 5.000/2=2.5005.000 / 2 = 2.500 birim. Yıllık Elde Bulundurma Maliyeti = 2.500×5=12.5002.500 \times 5 = 12.500 TL. Mevcut Toplam Maliyet = 2.000+12.500=14.5002.000 + 12.500 = 14.500 TL.
Maliyet tasarrufunu veya artışını ölçmek için referans noktası olarak mevcut poliçenin toplam maliyeti bulunmalıdır.
2
Ekonomik Sipariş Miktarı (ESM) formülünün uygulanarak optimal sipariş miktarının bulunması.
ESM=2×D×SH=2×50.000×2005=4.000.000=2.000ESM = \sqrt{\frac{2 \times D \times S}{H}} = \sqrt{\frac{2 \times 50.000 \times 200}{5}} = \sqrt{4.000.000} = 2.000 birim.
Toplam stok maliyetlerini minimize eden teorik ideal sipariş seviyesi belirlenmelidir.
3
ESM seviyesindeki optimal toplam stok maliyetinin hesaplanması.
Yeni Sipariş Sayısı = 50.000/2.000=2550.000 / 2.000 = 25. Yeni Sipariş Maliyeti = 25×200=5.00025 \times 200 = 5.000 TL. Yeni Ortalama Stok = 2.000/2=1.0002.000 / 2 = 1.000 birim. Yeni Elde Bulundurma Maliyeti = 1.000×5=5.0001.000 \times 5 = 5.000 TL. Optimal Toplam Maliyet = 5.000+5.000=10.0005.000 + 5.000 = 10.000 TL.
Yeni modele geçildiğinde işletmenin katlanacağı minimum maliyet yükünün hesaplanması gerekir.
4
Mevcut maliyet ile optimal maliyet arasındaki farkın alınması.
14.500 TL (Eski)10.000 TL (Yeni)=4.500 TL14.500 \text{ TL (Eski)} - 10.000 \text{ TL (Yeni)} = 4.500 \text{ TL} net maliyet azalışı tespit edilir.
ESM modeline geçişin net finansal etkisini (farkını) bulmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Ekonomik Sipariş Miktarı (ESM) Maliyet Optimizasyonu
Soru 111Soru

Bir kamu hastanesinin malzeme yönetim birimi, stok maliyetlerini optimize etmek amacıyla "Ekonomik Sipariş Miktarı (ESM)" modelini kullanmaktadır. Hastane yönetimi, tedarik süreçlerini tamamen dijitalleştirerek her bir sipariş verme maliyetini %75\%75 oranında düşürmeyi başarmıştır.

Yıllık malzeme talebinin ve birim elde bulundurma maliyetinin değişmediği varsayıldığında, bu gelişmenin hastanenin optimum sipariş miktarı (ESM) ve minimum noktadaki toplam yıllık stok maliyeti üzerindeki oransal etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ESM %50\%50 azalır, toplam yıllık stok maliyeti %50\%50 azalır.

Cevap

ESM %50\%50 azalır, toplam yıllık stok maliyeti %50\%50 azalır.
Ekonomik Sipariş Miktarı (ESM) ESM=2DSHESM = \sqrt{\frac{2DS}{H}} formülüyle hesaplanır. Sipariş verme maliyeti (SS) %75 oranında düşerse, yeni maliyet 0.25S0.25S olur. Bu değer formüldeki karekök dışına 0.50.5 olarak çıkar, bu da ESM'nin başlangıç değerinin yarısına inmesi, yani %50 azalması demektir. Benzer şekilde, optimum noktadaki toplam stok maliyeti TM=2DSHTM = \sqrt{2DSH} formülüyle hesaplandığından, SS'deki %75'lik düşüş (0.250.25 çarpanı), karekök dışına 0.50.5 olarak çıkacak ve toplam maliyeti de %50 oranında azaltacaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Ekonomik Sipariş Miktarı (ESM) formülünü yazarız.
ESM=2DSHESM = \sqrt{\frac{2 \cdot D \cdot S}{H}}
Sipariş maliyetindeki (S) değişimin ESM üzerindeki matematiksel etkisini görmek için.
2
Yeni sipariş verme maliyetini (SyeniS_{yeni}) formülde yerine koyarız.
Syeni=S(10.75)=0.25SS_{yeni} = S \cdot (1 - 0.75) = 0.25S. Yeni ESM=2D(0.25S)H=0.252DSH=0.5ESMeskiESM = \sqrt{\frac{2 \cdot D \cdot (0.25S)}{H}} = \sqrt{0.25} \cdot \sqrt{\frac{2DS}{H}} = 0.5 \cdot ESM_{eski}
Maliyet %75 azaldığında, yeni değer eski değerin %25'i (0.25 katı) olur. Karekök dışına 0.5 olarak çıkar, bu da %50 azalma demektir.
3
Optimum noktadaki toplam stok maliyeti (TM) formülünü yazar ve aynı işlemi uygularız.
TM=2DSHTM = \sqrt{2 \cdot D \cdot S \cdot H}. Yeni TM=2D(0.25S)H=0.252DSH=0.5TMeskiTM = \sqrt{2 \cdot D \cdot (0.25S) \cdot H} = \sqrt{0.25} \cdot \sqrt{2DSH} = 0.5 \cdot TM_{eski}
Toplam maliyet de parametrelerin çarpımının karekökü ile orantılıdır. Sipariş maliyetindeki %75'lik düşüş, optimum toplam maliyeti de %50 oranında azaltır.

Anahtar Kavram

Ekonomik Sipariş Miktarı ve Maliyet Analizi
Soru 112Soru

Nakit giriş ve çıkışlarının belirsiz olduğu ve günlük dalgalanmalar gösterdiği bir piyasada faaliyet gösteren ZETA A.Ş., nakit yönetiminde stokastik bir yaklaşım olan Miller-Orr Modelini kullanmaya başlamıştır. Firma aynı zamanda likidite-karlılık ödünleşimi (trade-off) çerçevesinde nakit döngüsünü optimize etmeyi ve farklı güdülerle tutulan nakit seviyelerini yeniden düzenlemeyi hedeflemektedir.

Bu firmanın nakit ve pazarlanabilir menkul kıymet yönetimi stratejileri değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miller-Orr modeline göre; menkul kıymetlerin nakde dönüştürülmesindeki sabit işlem maliyetlerinin artması veya günlük net nakit akışlarındaki varyansın yükselmesi durumunda, firmanın hedef nakit bakiyesini ve nakit üst sınırını daha yüksek bir seviyede belirlemesi finansal açıdan gereklidir.

Cevap

Miller-Orr modelinde işlem maliyetlerinin veya nakit akışlarındaki varyansın artmasının, hedef nakit bakiyesini ve üst sınırı yükselteceğini belirten ifade doğrudur.
Miller-Orr modelinde hedef nakit dönüş noktası (ZZ) hesaplanırken, menkul kıymet alım-satım işlem maliyetleri ve günlük nakit akışlarının varyansı (σ2\sigma^2) formülün pay kısmında yer alır. Bu nedenle, işlem maliyetlerinin artması veya nakit akışlarındaki belirsizliğin (varyansın) yükselmesi durumunda, firmanın artan risklere karşı korunabilmesi için hedef nakit bakiyesini (ZZ) ve üst nakit sınırını (HH) daha yüksek bir seviyede belirlemesi finansal olarak gereklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Nakit yönetimi modellerinin (Baumol ve Miller-Orr) temel varsayımlarını karşılaştırın.
Baumol modeli nakit akışlarının kesin ve sabit olduğunu varsayarken, Miller-Orr modeli günlük nakit akışlarında rastgele dalgalanmalar (varyans) olduğunu kabul eder.
Modellerin hangi durumlarda uygulanacağının belirlenmesi.
2
Miller-Orr modelindeki hedef nakit bakiyesi (ZZ) formülünün bileşenlerini analiz edin.
Z=3Fσ24k3+LZ = \sqrt[3]{\frac{3 \cdot F \cdot \sigma^2}{4 \cdot k}} + L formülüne göre; sabit işlem maliyeti (FF) ve varyans (σ2\sigma^2) pay kısmında olduğundan, bu değerlerin artması ZZ'yi ve dolayısıyla üst sınırı (HH) artırır.
Değişkenlerin nakit sınırlarına olan matematiksel etkisinin doğrulanması.
3
Nakit döngüsü ve şamandıra (float) yönetimi stratejilerini değerlendirin.
Nakit döngüsünü kısaltmak için tahsilatlar hızlandırılmalı (tahsilat şamandırası kısaltılmalı) ve ödemeler geciktirilmelidir (ödeme şamandırası uzatılmalı).
Nakit yönetimi stratejilerindeki hatalı yönlendirmelerin tespit edilmesi.
4
Likidite ve karlılık arasındaki ilişkiyi yorumlayın.
Likiditenin yüksek tutulması (atıl nakit) fırsat maliyeti yaratarak karlılığı düşürür. İkisi arasında her zaman bir ödünleşim (trade-off) mevcuttur.
Finansal yönetimin temel prensiplerinden olan risk-getiri ödünleşiminin doğrulanması.

Anahtar Kavram

Nakit Yönetim Modelleri ve Nakit Döngüsü Optimizasyonu
Soru 113Soru

Küresel tedarik zincirinde yaşanan ani kesintiler, elektronik bileşen üretimi yapan kurumsal bir şirketin ham madde temin sürelerini öngörülemez hâle getirmiştir. Geçmişte günlük nakit giriş ve çıkışlarını kesin bir doğrulukla (deterministik olarak) tahmin edebilen şirket, mevcut durumda nakit akışlarında yüksek bir günlük varyans ve asimetrik sapmalarla karşı karşıyadır. Şirketin hazine departmanı, likidite riskini güvence altına alırken aynı zamanda âtıl nakdin yaratacağı fırsat maliyetini (kârlılık kaybını) optimum düzeyde dengelemek için nakit yönetimi politikasını güncellemek istemektedir.

Buna göre, şirket yönetiminin nakit ve pazarlanabilir menkul kıymet yönetimi kapsamında alacağı aşağıdaki kararlardan hangisi finansal yönetim ilkeleri açısından doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nakit akışlarındaki rastlantısallık nedeniyle Baumol modeli yerine stokastik yapıdaki Miller-Orr modelinin benimsenmesi, ihtiyat güdüsüyle bulundurulan nakit alt sınırının yükseltilmesi ve kilitli kutu (lock-box) gibi uygulamalarla tahsilat şamandırasının (float) daraltılması

Cevap

Rastlantısal nakit akışlarına uygun olarak Miller-Orr modelinin seçilmesi, ihtiyat güdülü alt sınırın artırılması ve tahsilat şamandırasının daraltılmasını içeren stratejik karar doğrudur.
Doğru strateji; nakit akışlarının rastlantısal olduğu durumlarda çalışabilen tek araç olan Miller-Orr modelinin kullanılması, artan belirsizlik karşısında ihtiyat güdüsüyle tutulan asgari nakit sınırının (güvenlik marjının) yükseltilmesi ve işletmenin likiditesini güçlendirmek için tahsilat şamandırasının (kilitli kutu vb. yöntemlerle) daraltılarak nakit girişinin hızlandırılmasıdır. Bu adımların tümü likidite-kârlılık ödünleşimini yüksek belirsizlik ortamına en uygun şekilde adapte eder.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki nakit akışı yapısının analiz edilmesi
Nakit giriş ve çıkışları kesin (deterministik) yapıdan, varyansı yüksek (stokastik/rastlantısal) yapıya geçmiştir.
Kullanılacak nakit yönetim modelini belirlemek için çevre koşullarının tespiti şarttır.
2
Uygun nakit yönetimi modelinin seçilmesi
Kesinlik varsayan Baumol modeli yerine, dalgalanmalara uygun üst, alt ve dönüş noktaları olan Miller-Orr modeli tercih edilmelidir.
Baumol modeli rastlantısal nakit akışlarında optimal nakit bakiyesini yönetemez.
3
Nakit tutma güdülerinin risk profiline göre uyarlanması
Belirsizlik ve varyans arttığı için 'ihtiyat güdüsüyle' tutulan güvenlik nakit stoku (alt sınır) yükseltilmelidir.
Beklenmeyen ödeme krizlerini önlemek ve likidite riskini düşürmek ancak ihtiyat bakiyesinin artırılmasıyla mümkündür.
4
Nakit döngüsü ve şamandıra (float) optimizasyonunun yönünün belirlenmesi
Tahsilat şamandırası (postada veya işlemde geçen süre) daraltılmalı/kısaltılmalı, nakit girişleri hızlandırılmalıdır.
Likiditeyi artırıp dış kaynak ihtiyacını azaltmanın temel yolu alacakları en kısa sürede tahsil etmektir.

Anahtar Kavram

Nakit Yönetim Modelleri ve Şamandıra (Float) Optimizasyonu
Soru 114Soru

Halka açık bir imalat şirketinin yıl sonu bilançosu ve dipnotları incelendiğinde çalışma sermayesine ilişkin şu bulgulara ulaşılmıştır:

I. Sektördeki diğer firmalara kıyasla, işletmenin toplam aktifleri içinde nakit, alacaklar ve stoklardan oluşan dönen varlık kalemlerinin payı oldukça yüksek tutulmuştur.
II. İşletmenin duran varlıklarının tamamı, sürekli dönen varlıklarının tamamı ve mevsimsel dalgalanmalardan kaynaklanan geçici dönen varlıklarının da önemli bir kısmı; uzun vadeli yabancı kaynaklar ve özkaynaklar kullanılarak finanse edilmiştir.

Bu bilgilere göre, işletmenin benimsediği çalışma sermayesi yatırım ve finansman politikaları ile bunun risk-getiri ödünleşimi üzerindeki etkisine dair aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşletme hem yatırım hem de finansman açısından ihtiyatlı (muhafazakâr) politikalar benimsemiştir; bu yapı likidite riskini en aza indirirken kârlılık potansiyelini de en alt seviyeye çeker.

Cevap

İşletme hem yatırım hem de finansman açısından ihtiyatlı (muhafazakâr) politikalar benimsemiştir; bu yapı likidite riskini en aza indirirken kârlılık potansiyelini de en alt seviyeye çeker.
Verilen senaryoda işletme, dönen varlıklarının payını yüksek tutarak varlık tarafında 'ihtiyatlı (muhafazakâr) yatırım politikası' uygulamaktadır. Finansman tarafında ise geçici dönen varlıkların bir kısmını bile uzun vadeli (daha güvenli ancak maliyetli) kaynaklarla fonlayarak 'ihtiyatlı finansman politikası' benimsemiştir. Varlık tarafında düşük getirili likit değerlerin tutulması ve pasif tarafında daha yüksek maliyetli uzun vadeli fonların ağırlıkta olması, işletmenin toplam riskini (likidite ve refinansman riskini) en aza indirirken kârlılığını da mümkün olan en düşük seviyeye çeker.

Adım Adım Çözüm

1
I. öncüldeki varlık yapısı analiz edilir.
Dönen varlıkların toplam aktif içindeki payının yüksek tutulması, işletmenin likiditesini yüksek tuttuğunu ve dolayısıyla 'ihtiyatlı (muhafazakâr)' yatırım politikası uyguladığını gösterir.
Düşük getirili likit varlıkların fazla olması riski azaltırken aynı oranda kârlılığı da düşürür.
2
II. öncüldeki fonlama (kaynak) yapısı analiz edilir.
Geçici dönen varlıkların dahi kısa vadeli borçlar yerine uzun vadeli kaynaklarla finanse edilmesi, 'ihtiyatlı (muhafazakâr)' finansman politikasıdır.
Uzun vadeli fonlar refinansman riskini (vade riskini) ortadan kaldırır ancak faiz maliyetleri kısa vadeli borçlara göre daha yüksek olduğundan kârlılığı törpüler.
3
İki politikanın risk ve kârlılık üzerindeki birleşik etkisi sentezlenir.
Varlık tarafında düşük getirili fon kullanımı, kaynak tarafında ise yüksek maliyetli fon kullanımı bir araya geldiğinde; işletmenin iflas (likidite) riski sıfıra yaklaşırken, elde edeceği kâr marjı da minimum seviyeye iner.
Risk ve getiri arasında doğru orantılı bir ödünleşimi (trade-off) vardır.

Anahtar Kavram

Çalışma Sermayesinde Yatırım ve Finansman Politikalarının Bütünleşik Analizi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 115Soru

Otomotiv yan sanayisinde faaliyet gösteren Delta A.Ş.'nin finansal tabloları incelendiğinde; duran varlıklarının tamamının ve sürekli dönen varlıklarının yalnızca %60'ının uzun vadeli yabancı kaynaklar ve özkaynaklar (devamlı sermaye) ile finanse edildiği görülmüştür. Sürekli dönen varlıkların kalan %40'lık kısmı ile geçici dönen varlıkların tamamı ise kısa vadeli yabancı kaynaklarla finanse edilmektedir.

Buna göre, Delta A.Ş.'nin uyguladığı çalışma sermayesi finansman politikası ve bu politikanın işletmenin finansal yapısı üzerindeki beklenen etkisi aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atılgan (agresif) finansman politikası uygulanmaktadır; net işletme sermayesini azaltarak likidite riskini yükseltir ancak kısa vadeli kaynak maliyetlerinin genellikle daha düşük olması nedeniyle kârlılığı artırması beklenir.

Cevap

Atılgan (agresif) finansman politikası uygulanmaktadır; net işletme sermayesini azaltarak likidite riskini yükseltir ancak kısa vadeli kaynak maliyetlerinin genellikle daha düşük olması nedeniyle kârlılığı artırması beklenir.
Verilen senaryoda işletme, daimi olarak bilançoda tutulması gereken 'sürekli dönen varlıkların' bir kısmını kısa vadeli borçlarla finanse etmektedir. Bu tercih, işletmenin Atılgan (Agresif) Finansman Politikası uyguladığının kesin göstergesidir. Bu politikanın doğası gereği, kısa vadeli borçların ağırlığı arttığı için net işletme sermayesi daralır ve borç ödeme riski (likidite riski) artar. Diğer yandan, piyasa koşullarında genellikle kısa vadeli fonlamanın faiz yükü uzun vadeli fonlamaya göre daha düşük olduğundan, azalan finansman giderleri işletmenin kârlılığını pozitif yönde etkiler.

Adım Adım Çözüm

1
İşletmenin varlık yapısı ile finansman kaynakları arasındaki vade eşleşmesini analiz et.
Duran varlıkların tümü ve sürekli dönen varlıkların %60'ı uzun vadeli kaynaklarla; sürekli dönen varlıkların %40'ı ve geçici dönen varlıkların tümü ise kısa vadeli kaynaklarla finanse edilmektedir.
Uygulanan finansman politikasının türünü belirlemek için varlıkların likidite süreleri ile kaynakların vade yapısının nasıl eşleştirildiğinin tespit edilmesi ilk adımdır.
2
Tespit edilen eşleşmeye dayanarak uygulanan çalışma sermayesi finansman politikasını tanımla.
Uzun vadeli ve kalıcı bir ihtiyaç olan 'sürekli dönen varlıkların' %40'lık bir kısmının kısa vadeli yabancı kaynaklarla finanse edilmesi, işletmenin Atılgan (Agresif) Finansman Politikası uyguladığını kanıtlar.
Dengeli (vade uyumlu) politikada sürekli dönen varlıkların tamamı uzun vadeli finanse edilirken, atılgan politikada uzun süreli fon gerektiren varlıkların bir bölümü kısa vadeli borçlarla karşılanarak risk alınır.
3
Atılgan finansman politikasının işletmenin risk ve getiri profili üzerindeki yapısal etkisini değerlendir.
Kısa vadeli borç kullanım ağırlığının artması işletmenin likidite (ödeme güçlüğü) riskini yükseltir. Buna karşın, kısa vadeli fonların maliyetinin uzun vadeli fonlara kıyasla daha düşük olması işletmenin faiz giderlerini azaltarak kârlılığını artırır.
Finansal yönetimde risk-getiri ödünleşimi prensibi geçerlidir. Atılgan politika, daha düşük maliyetli kısa vadeli fonları tercih ederek getiriyi maksimize etmeyi amaçlarken, vadesi çabuk gelen borçlar nedeniyle finansal riski üstlenmeyi gerektirir.

Anahtar Kavram

Çalışma Sermayesi Finansman Politikaları ve Risk-Getiri Ödünleşimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 116Soru

Bir imalat işletmesi, pazardaki rekabet avantajını güçlendirmek için mevcut alacak politikasını revize etmeyi düşünmektedir. Yönetim kurulu toplantısında sunulan rapora göre, kredi koşullarının yumuşatılmasıyla birlikte aşağıdaki projeksiyonlar yapılmıştır:

Mevcut Durum Verileri:
- Yıllık satış hacmi: 90.00090.000 birim
- Ortalama tahsilat süresi: 3030 gün
- Şüpheli alacakların satışlara oranı: %2\%2

Politika Değişikliği Sonrası Beklentiler:
- Yıllık satış hacmi: 108.000108.000 birim
- Ortalama tahsilat süresi: 5050 gün
- Şüpheli alacakların satışlara oranı: %4\%4

İşletmenin ürettiği mamulün birim satış fiyatı 100100 TL, birim değişken maliyeti ise 8080 TL'dir. İşletmenin fonlar için öngördüğü fırsat maliyeti (beklenen getiri oranı) %24\%24'tür.

(Analizde 11 yıl 360360 gün olarak alınacak ve alacaklara bağlanan fon hesaplamasında değişken maliyetler temel alınacaktır.)

Buna göre, önerilen kredi politikasının işletmeye sağlayacağı net finansal etki ve alınması gereken karar aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Politika değişikliği sonucunda şirket 36.00036.000 TL net zarara uğrayacağı için revizyon reddedilmelidir.

Cevap

Şirket 36.00036.000 TL net zarara uğrayacağı için revizyon reddedilmelidir.
Kredi standartlarının değiştirilmesi kararı, değişiklikten doğan marjinal (ek) fayda ile marjinal maliyetlerin karşılaştırılmasına dayanır. Marjinal kâr 360.000360.000 TL olarak hesaplanırken; artan şüpheli alacaklar (252.000252.000 TL) ve alacaklara bağlanan ek fonun fırsat maliyeti (144.000144.000 TL) toplam 396.000396.000 TL ek maliyet yaratmaktadır. Bu iki değerin farkı olan 36.000-36.000 TL şirketin bu stratejiyle uğrayacağı net zararı gösterdiğinden revizyon kararı alınmamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ek satışlardan doğan marjinal kârı hesaplama
Artan satış miktarı (108.000 - 90.000) * Birim katkı payı (100 - 80) = 18.000 * 20 = 360.000 TL ek kâr.
Kredi politikasının gevşetilmesi sonucu artan satış hacminin işletmeye getireceği brüt faydayı bulmak için.
2
Alacaklara bağlanan fonun marjinal maliyetini hesaplama
Mevcut fon: (90.000 * 80) / 360 * 30 = 600.000 TL. Planlanan fon: (108.000 * 80) / 360 * 50 = 1.200.000 TL. Marjinal yatırım = 600.000 TL. Fırsat maliyeti = 600.000 * 0,24 = 144.000 TL.
Tahsilat süresinin uzaması ve satışların artmasıyla alacaklarda biriken ve kullanılamayan ek fonun yarattığı kaybı hesaplamak için.
3
Şüpheli alacaklardaki marjinal artışı hesaplama
Yeni şüpheli alacak: (108.000 * 100) * 0,04 = 432.000 TL. Eski şüpheli alacak: (90.000 * 100) * 0,02 = 180.000 TL. Marjinal artış = 432.000 - 180.000 = 252.000 TL.
Gevşeyen standartlar ve artan hacim yüzünden tahsil edilemeyecek tutarlardaki yükselişi maliyet olarak eklemek için.
4
Net finansal etkiyi belirleme
Net Etki = Ek Kâr (360.000) - Marjinal Fon Maliyeti (144.000) - Şüpheli Alacak Artışı (252.000) = -36.000 TL.
Tüm gelir ve gider artışlarını toplayarak kararın net kârlılığa etkisini görmek için.

Anahtar Kavram

Alacaklara Yatırımın Marjinal Analizi
Soru 117Soru

Makine yedek parça üretimi yapan Alfa Endüstri A.Ş., halihazırda satışlarını "net 50" ödeme koşulu ile gerçekleştirmekte olup yıllık 18.000.00018.000.000 TL tutarında kredili satış hacmine sahiptir. İşletmenin mevcut durumda şüpheli alacak oranı %3 ve satışların değişken maliyet oranı %75'tir.

Şirket, nakit akışını hızlandırmak ve satış hacmini artırmak amacıyla "3/15, net 50" şeklinde yeni bir kredi politikasına geçmeyi planlamaktadır. Bu yeni politikaya geçilmesi durumunda;
- Yıllık kredili satışların 21.600.00021.600.000 TL'ye yükseleceği,
- Müşterilerin %60'ının (satış tutarı bazında) nakit iskontosu fırsatından yararlanarak ödemelerini 15. günde yapacağı, kalan müşterilerin ise ödemelerini 50. günde gerçekleştireceği,
- Şüpheli alacak oranının yeni toplam satış hacmi üzerinden %2'ye düşeceği öngörülmektedir.

Şirketin alacaklara bağlanan fonlar için öngördüğü fırsat maliyeti (beklenen getiri oranı) %24'tür. (Bir yıl 360 gün olarak kabul edilecek ve alacaklara bağlanan fonların fırsat maliyeti değişken maliyetler üzerinden hesaplanacaktır.)

Buna göre, Alfa Endüstri A.Ş.'nin yeni kredi politikasına geçmesinin işletme kârlılığına net etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 756.000756.000 TL net fayda

Cevap

Yeni kredi politikasına geçişin net etkisi 756.000756.000 TL net faydadır.
Kredi politikası değişikliklerinde karar verirken elde edilecek tüm getiriler ile katlanılacak tüm maliyetler karşılaştırılır. Marjinal satış kârı (900.000900.000 TL), şüpheli alacaklardaki düşüşten doğan tasarruf (108.000108.000 TL) ve tahsilatın hızlanmasıyla alacaklara bağlanan fondaki azalışın yarattığı fırsat maliyeti tasarrufu (136.800136.800 TL) işletmenin lehinedir. Müşterilere verilen %3'lük iskonto ise işletme aleyhine bir maliyettir (388.800388.800 TL). Tüm bu faktörler netleştirildiğinde şirket 756.000756.000 TL kâr avantajı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Ek satışlardan elde edilecek marjinal (ek) kârı hesapla.
900.000900.000 TL
Satışlar 18.000.00018.000.000 TL'den 21.600.00021.600.000 TL'ye çıkmıştır. Artış = 3.600.0003.600.000 TL. Değişken maliyet oranı %75 olduğuna göre katkı payı oranı %25'tir. Ek Kâr = 3.600.000×0,25=900.0003.600.000 \times 0,25 = 900.000 TL.
2
Şüpheli alacak giderindeki değişimi (tasarrufu) hesapla.
108.000108.000 TL (Tasarruf)
Mevcut şüpheli alacak: 18.000.000×0,03=540.00018.000.000 \times 0,03 = 540.000 TL. Yeni şüpheli alacak: 21.600.000×0,02=432.00021.600.000 \times 0,02 = 432.000 TL. Şüpheli alacaklardaki azalış işletme lehinedir: 540.000432.000=108.000540.000 - 432.000 = 108.000 TL tasarruf.
3
Alacaklara bağlanan fonların fırsat maliyetindeki değişimi (tasarrufu) hesapla.
136.800136.800 TL (Tasarruf)
Mevcut yatırım: 18.000.000×0,75×(50/360)=1.875.00018.000.000 \times 0,75 \times (50 / 360) = 1.875.000 TL. Mevcut maliyet: 1.875.000×0,24=450.0001.875.000 \times 0,24 = 450.000 TL.
Yeni tahsil süresi: (0,60×15)+(0,40×50)=9+20=29(0,60 \times 15) + (0,40 \times 50) = 9 + 20 = 29 gün.
Yeni yatırım: 21.600.000×0,75×(29/360)=1.305.00021.600.000 \times 0,75 \times (29 / 360) = 1.305.000 TL. Yeni maliyet: 1.305.000×0,24=313.2001.305.000 \times 0,24 = 313.200 TL.
Maliyet azalışı: 450.000313.200=136.800450.000 - 313.200 = 136.800 TL tasarruf.
4
Nakit iskontosu maliyetini hesapla.
388.800388.800 TL (Maliyet)
Yeni satışların (21.600.00021.600.000) sadece %60'ı iskontodan yararlanacaktır ve iskonto oranı %3'tür. İskonto Maliyeti = 21.600.000×0,60×0,03=388.80021.600.000 \times 0,60 \times 0,03 = 388.800 TL.
5
Net fayda veya maliyeti bulmak için tüm unsurları topla.
756.000756.000 TL Net Fayda
Net Etki = Ek Kâr (900.000900.000) + Şüpheli Alacak Tasarrufu (108.000108.000) + Fırsat Maliyeti Tasarrufu (136.800136.800) - İskonto Maliyeti (388.800388.800) = 756.000756.000 TL.

Anahtar Kavram

Kredi Politikası Değişikliğinde Marjinal Analiz

Alternatif Yöntem

Marjinal analiz yerine doğrudan Mevcut Durum ile Önerilen Durumun toplam kârı hesaplanıp birbirinden çıkarılabilir.
Mevcut Kâr = Brüt Satış Kârı (18M×0,2518M \times 0,25) - Şüpheli Alacak (18M×0,0318M \times 0,03) - Fırsat Maliyeti (18M×0,75×50/360×0,2418M \times 0,75 \times 50/360 \times 0,24) = 4.500.000540.000450.000=3.510.0004.500.000 - 540.000 - 450.000 = 3.510.000 TL.
Önerilen Kâr = Brüt Satış Kârı (21,6M×0,2521,6M \times 0,25) - Şüpheli Alacak (21,6M×0,0221,6M \times 0,02) - Fırsat Maliyeti (21,6M×0,75×29/360×0,2421,6M \times 0,75 \times 29/360 \times 0,24) - İskonto (21,6M×0,60×0,0321,6M \times 0,60 \times 0,03) = 5.400.000432.000313.200388.800=4.266.0005.400.000 - 432.000 - 313.200 - 388.800 = 4.266.000 TL.
Fark: 4.266.0003.510.000=756.0004.266.000 - 3.510.000 = 756.000 TL Net Fayda.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 118Soru

Yıllık nakit ihtiyaçları ve günlük nakit girişleri önceden kesin olarak bilinen bir sözleşmeli hizmet işletmesi, faaliyet alanını genişleterek anlık müşteri taleplerine dayalı ve nakit girişlerinde yüksek dalgalanma gösteren perakende e-ticaret sektörüne adım atmıştır. Bu yapısal dönüşüm sonucunda günlük net nakit akışlarının varyansı (σ2\sigma^2) önemli ölçüde artmıştır.

Eş zamanlı olarak işletme yönetimi, yakın gelecekte piyasa faiz oranlarında yaşanacak olası düşüşleri değerlendirip tahvil fiyatlarındaki yükselişten sermaye kazancı sağlamak amacıyla nakit rezervlerini artırmış; tedarikçi ödemelerinde ise yasal ödeme sürelerinin son gününü bekleyerek ve çek takas sürelerinden faydalanarak hesaptan fiili nakit çıkışını bilerek geciktiren bir strateji izlemeye başlamıştır.

Buna göre, işletmenin yaşadığı dönüşüm ve aldığı kararlar finansal yönetim perspektifiyle incelendiğinde aşağıdaki ifadelerden hangisi kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nakit akışlarındaki rastgele dalgalanmalar optimum nakit yönetiminde Miller-Orr modelinin tercih edilmesini gerektirirken; tahvil piyasasından kazanç sağlama amacı spekülasyon güdüsünü, ödemelerin geciktirilmesi ise işletme lehine nakit çıkış şamandırası (disbursement float) yaratıldığını gösterir.

Cevap

İşletmenin yüksek varyanslı nakit akışlarına sahip olması sebebiyle Miller-Orr modelini kullanması, faiz düşüşü beklentisiyle tahvil yatırımı için nakit ayırmasının spekülasyon güdüsüne dayanması ve ödemeleri geciktirmesinin nakit çıkış şamandırası (disbursement float) yaratmasıdır.
Verilen senaryoda üç temel finansal yönetim ilkesi test edilmektedir: Birincisi, nakit akışlarının rastlantısal ve yüksek varyanslı olduğu durumlarda Baumol modeli yerine stokastik bir model olan Miller-Orr modeli kullanılmalıdır. İkincisi, işletmenin faiz oranlarındaki düşüş (dolayısıyla tahvil fiyatlarındaki artış) beklentisiyle kâr amacı güderek nakit tutması, Keynesyen teoride spekülasyon güdüsü (speculative motive) olarak adlandırılır. Üçüncüsü, çek takas süreleri veya ödeme vadelerinin son gününü bekleyerek nakit çıkışını geciktirmek, nakdin banka hesabında daha fazla kalmasını sağlayan nakit çıkış şamandırası (disbursement float) yaratma işlemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Nakit yönetim modelini belirleme
Baumol modeli kesin bilinen nakit akışları için geçerliyken, varyansı (σ2\sigma^2) yüksek ve rastlantısal akışlar için Miller-Orr modeli kullanılır.
İşletmenin perakende sektörüne geçişiyle nakit akışları belirsizleşmiştir.
2
Nakit tutma güdüsünü analiz etme
Faiz oranlarındaki düşüşten kaynaklanacak tahvil fiyatı artışlarından kâr sağlama amacı Keynes'in spekülasyon güdüsüyle nakit tutma tanımına uyar.
İşlem güdüsü günlük harcamalar, ihtiyat güdüsü ise beklenmedik riskler içindir. Fırsatları değerlendirmek spekülasyondur.
3
Şamandıra (Float) ve nakit döngüsü etkisini değerlendirme
Ödemelerin geciktirilmesi hesaptan çıkacak nakdin işletmede daha uzun süre kalmasını sağlar. Buna nakit çıkış şamandırası (disbursement float) denir ve nakit döngüsünü kısaltarak likiditeyi artırır.
Ticari borçların ödeme süresi nakit döngüsü formülünde eksi (indirim) kalemidir; artması döngüyü kısaltır ve fon ihtiyacını azaltır.

Anahtar Kavram

Nakit Yönetim Modelleri, Keynesyen Nakit Güdüleri ve Float (Şamandıra) Yönetimi
Soru 119Soru

Ulusal ölçekte perakende sektöründe yer alan ve nakit giriş-çıkışları günlük bazda yüksek belirsizlik barındıran kurumsal bir firma, nakit mevcudunu optimize etmek amacıyla Miller-Orr modelini kullanmaktadır. Son dönemde piyasalarda uygulanan sıkı para politikası nedeniyle faiz oranları (nakit tutmanın fırsat maliyeti) belirgin bir şekilde yükselmiştir. Aynı dönemde firma, entegre bir hazine yönetim sistemine geçerek pazarlanabilir menkul kıymetlerin alım-satımına ilişkin sabit işlem maliyetlerini büyük ölçüde düşürmüştür.

Buna göre, söz konusu iki gelişmenin firmanın nakit yönetim parametrelerine olan etkisi aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hedef nakit bakiyesi düşer ve nakit kontrol sınırları arasındaki genişlik daralır.

Cevap

Hedef nakit bakiyesi düşer ve nakit kontrol sınırları arasındaki genişlik daralır.
Miller-Orr modelinde Hedef Nakit Bakiyesi (Z) hesaplanırken işlem maliyetleri (F) payda, fırsat maliyeti olan faiz oranları (i) ise paydada yer alır. Faiz oranlarının artması ve işlem maliyetlerinin düşmesi, Z değerini matematiksel olarak küçültür. Modelin kurgusu gereği üst ve alt sınır arasındaki genişlik (H), hedef bakiyenin 3 katıdır (H=3Z). Dolayısıyla Z değeri düştüğünde, kontrol sınırları arasındaki marj da otomatik olarak daralacaktır. Mantıksal olarak da işlem maliyetinin ucuzladığı ve faizin yükseldiği bir ortamda işletmeler daha dar bir bantta, daha az nakit ile çalışmayı tercih ederler.

Adım Adım Çözüm

1
Miller-Orr modelinin hedef nakit bakiyesi (Z) formülünü hatırlamak
Z=3Fσ24i3Z = \sqrt[3]{\frac{3 F \sigma^2}{4 i}} formülü yazılır. (F: sabit işlem maliyeti, i: fırsat maliyeti/faiz, σ2\sigma^2: nakit akış varyansı)
Modeldeki değişkenlerin hedef nakit seviyesini nasıl etkilediğini matematiksel olarak görmek için formüle ihtiyaç vardır.
2
Senaryodaki değişimlerin formüle etkisini analiz etmek
Senaryoda ii (faiz) artmakta, FF (işlem maliyeti) ise düşmektedir. Pay (FF) küçülürken payda (ii) büyüdüğü için kesrin bütünü küçülür ve ZZ (Hedef Nakit Bakiyesi) düşer.
Değişkenlerdeki yönsel değişimlerin sonucunu bulmak için oransal analiz yapılır.
3
Kontrol sınırları arasındaki genişliğin (H) değişimini belirlemek
Modelde üst sınır ile alt sınır arasındaki marj H=3ZH = 3Z şeklinde hesaplanır. ZZ düştüğü için HH değeri de kaçınılmaz olarak düşer (marj daralır).
Hedef bakiye ile kontrol sınırları arasındaki doğrusal ilişkiyi kurarak ikinci parametrenin yönünü tayin etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Miller-Orr Nakit Yönetimi Modeli
Soru 120Soru

Küresel dalgalanmalar nedeniyle hammadde temininde kesinti yaşamak istemeyen ve pazar payını korumayı hedefleyen bir üretim işletmesi, asgari güvenlik stoku seviyelerini kalıcı olarak iki katına çıkarmış ve müşterilerine sunduğu vade imkânlarını genişletmiştir. Ancak işletme yönetimi, artan bu sürekli dönen varlık ihtiyacını ve mevcut duran varlıklarının bir kısmını, piyasadaki uzun vadeli fonlama maliyetlerinin çok yüksek olması sebebiyle, 90 gün vadeli yenilenebilir finansman bonoları ve kısa vadeli banka kredileri ile fonlama kararı almıştır.

Buna göre, işletmenin uyguladığı çalışma sermayesi yatırım ve finansman politikaları ile bu durumun işletme üzerindeki etkisi aşağıdakilerin hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yatırım tarafında ihtiyatlı, finansman tarafında ise atılgan (agresif) politika benimsenmiştir; işletmenin üretimdeki kesinti riski azalırken, kısa vadeli borçların çevrilememesi (likidite) riski belirgin şekilde artmıştır.

Cevap

İşletme varlık seviyesini yüksek tutarak yatırımda ihtiyatlı, uzun vadeli varlıkları kısa vadeli kaynakla finanse ederek finansmanda atılgan (agresif) politika benimsemiştir.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, işletmenin güvenlik stoklarını ve müşteri vadelerini artırması dönen varlık hacmini büyüterek yatırımlarda 'ihtiyatlı' bir duruş sergilediğini gösterir. Bu tutum üretim ve satış aksamalarını (faaliyet riskini) azaltır. Ancak bu devasa ve kalıcı (sürekli dönen + duran) varlık yapısını kısa vadeli (90 günlük) finansman bonoları ve banka kredileriyle finanse etmesi, net işletme sermayesini negatife yaklaştırarak likidite riskini zirveye çıkaran tipik bir 'atılgan (agresif) finansman' politikasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İşletmenin yatırım (aktif) politikasını analiz et
Stok seviyelerinin ve alacak vadelerinin artırılması, işletmenin satışlarına oranla yüksek düzeyde dönen varlık tuttuğunu gösterir. Bu durum 'İhtiyatlı (Muhafazakâr) Çalışma Sermayesi Yatırım Politikası'dır.
Yüksek dönen varlık tutmak, stoksuz kalma veya tahsilat kaynaklı üretim/satış kesintisi riskini (faaliyet riskini) düşürür.
2
İşletmenin finansman (pasif) politikasını analiz et
Sürekli dönen varlıkların ve duran varlıkların bir kısmının 90 günlük kısa vadeli yabancı kaynaklarla (KVYK) finanse edilmesi 'Atılgan (Agresif) Finansman Politikası'dır.
Atılgan politikada KVYK miktarı geçici dönen varlıkları aşar ve kalıcı varlıkların finansmanında da kullanılır. Bu durum, borçların vadesi geldiğinde ödenememesi veya yenilenememesi (likidite ve yeniden finansman) riskini ciddi oranda artırır.
3
Risk ve getiri etkilerini birleştir
Operasyonel (faaliyet) risk azalmış ancak finansal (likidite) risk artmıştır.
İki politikanın eşzamanlı uygulanması, firmanın bilanço yapısında karmaşık bir risk profili ortaya çıkarır.

Anahtar Kavram

Çalışma Sermayesine Yatırım ve Finansman Politikaları
ÖncekiSayfa 6 / 7Sonraki