Gastroenteroloji

431 soru

Soru 1Soru

5454 yaşında kadın hasta, sağ üst kadranda ani başlayan ağrı ve bulantı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenede, sağ üst kadranda derin palpasyon uygulanırken hastanın inspirasyonunun (nefes almasının) ağrı nedeniyle aniden kesildiği gözleniyor. Bu klinik tabloyu tanımlayan fizik muayene bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Murphy belirtisi

Cevap

Sağ üst kadranda derin palpasyon sırasında ağrı nedeniyle nefes almanın durması Murphy belirtisi olarak adlandırılır.
Sağ üst kadranda derin palpasyon sırasında ağrı nedeniyle nefesin aniden kesilmesi durumu, literatürde klasik olarak Murphy belirtisi olarak tanımlanır ve akut kolesistit için oldukça spesifik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada sağ üst kadran ağrısı ve palpasyonla tetiklenen inspiratuar arrest (nefes kesilmesi) mevcut.
Bu spesifik bulgu, inflamasyona uğramış safra kesesinin palpasyon sırasında diyaframa temas etmesiyle oluşur.
2
Tanımlanan bulguyu tıbbi terminoloji ile eşleştir.
İnspiratuar arrest eşittir Murphy belirtisi.
Murphy belirtisi akut kolesistit tanısında kullanılan en hassas fizik muayene bulgularından biridir.

Anahtar Kavram

Akut kolesistit tanısında fizik muayene bulguları (Murphy belirtisi).

İpuçları

1
Bu bulgu özellikle akut kolesistit tanısında altın standart muayene yöntemlerinden biridir.

Daha Fazla Pratik

Akut kolesistitin ultrasonografik bulgularını (kese duvar kalınlaşması, perikolesistik sıvı) gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 2Soru

4848 yaşında erkek hasta, yoğun alkol alımı sonrası ortaya çıkan şiddetli öğürme ve kusmaları takiben aniden başlayan, retrosternal bölgede sırta vuran yırtılır tarzda ağrı ve nefes darlığı şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede kan basıncı 90/6090/60 mmHgmmHg, nabız 118/dk118/dk, solunum sayısı 26/dk26/dk saptanıyor. Hastanın boyun ve prekordiyal bölgesinde palpasyonla krepitasyon palpe ediliyor. Akciğer grafisinde sol plevral efüzyon ve mediastinal genişleme gözleniyor. Bu klinik tabloda tanıyı kesinleştirmek için öncelikle tercih edilmesi gereken tanısal yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Suda eriyen kontrast madde ile özofagografi

Cevap

Suda eriyen kontrast madde ile özofagografi
Vakada tanımlanan tablo, zorlu kusma sonrası gelişen Mackler triadı (kusma, göğüs ağrısı, cilt altı amfizem) ile karakterize Boerhaave sendromudur. Bu durumda tanıyı doğrulamak için en uygun ve güvenli ilk tetkik, mediastinit riskini azaltmak amacıyla suda eriyen kontrast madde ile yapılan özofagografidir. Eğer suda eriyen madde ile sızıntı gösterilemezse ancak şüphe devam ediyorsa, daha yüksek duyarlılığa sahip olan baryumlu grafiklere geçilebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Zorlu kusma sonrası göğüs ağrısı ve cilt altı amfizem (Mackler Triadı) varlığı tespit edildi.
Bu bulgular tipik olarak özofagusun tam kat rüptürü olan Boerhaave sendromuna işaret eder.
2
Tanısal stratejinin belirlenmesi
Özofagus bütünlüğünün değerlendirilmesi için kontrastlı görüntüleme gerekliliği saptandı.
Perforasyon şüphesinde doku içine sızabilecek maddenin güvenliği en önemli kriterdir.
3
Kontrast madde seçimi
Suda eriyen kontrast madde (Gastrografin) seçildi.
Baryumun neden olabileceği şiddetli mediastinit tablosundan kaçınmak için suda eriyen ajanlar ilk tercihtir.

Anahtar Kavram

Boerhaave Sendromu Tanı Yönetimi
Soru 3Soru

6565 yaşında, uzun süredir kontrolsüz tip 22 diyabet öyküsü olan erkek hasta; ani başlayan şiddetli sağ üst kadran ağrısı, bulantı ve titreme ile yükselen ateş (39,4C39,4^\circ C) şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede sağ hipokondriyumda belirgin hassasiyet ve rebound saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökositoz (21.000/mm321.000/mm^3) ve hafif transaminaz yüksekliği saptanıyor. Bilgisayarlı tomografide safra kesesi duvarında ve lümeninde gaz kabarcıkları izleniyor. Bu hastada en olası mikrobiyolojik etken ve uygulanması gereken tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Clostridium perfringens — Acil kolesistektomi

Cevap

En olası etken Clostridium perfringens'tir ve tedavi yaklaşımı acil kolesistektomi olmalıdır.
Klinik senaryoda sunulan 'diyabetik hasta, septik tablo ve görüntülemede duvar içi/lümen içi gaz' üçlüsü amfizematöz kolesistiti tanımlar. Bu durumda en sık sorumlu tutulan patojen Clostridium perfringens'tir. Yüksek gangren (%7575) ve perforasyon riski nedeniyle altın standart tedavi acil kolesistektomidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerini ve semptomları değerlendir.
İleri yaş, diyabet varlığı ve ani başlayan ağır sepsis bulguları (yüksek ateş, lökositoz) saptandı.
Amfizematöz kolesistit tipik olarak yaşlı ve diyabetik erkeklerde görülür.
2
Radyolojik bulguları yorumla.
BT'de safra kesesi duvarında ve lümeninde gaz kabarcıkları saptandı; bu bulgu 'Amfizematöz Kolesistit' tanısı için patognomoniktir.
Görüntülemede saptanan gaz, safra kesesi duvarındaki iskemiyi ve gaz oluşturan mikroorganizmaların varlığını gösterir.
3
En olası mikrobiyolojik etkeni belirle.
Amfizematöz kolesistitte en sık izole edilen anaerob bakteri Clostridium perfringens'tir.
Bu bakteri hızlı gaz üretimi ve doku nekrozu yapma özelliğiyle karakterizedir.
4
En uygun tedavi stratejisini seç.
Acil cerrahi (kolesistektomi) kararı verildi.
Standart kolesistite göre amfizematöz formda gangren ve perforasyon riski çok daha yüksektir; cerrahi geciktirilmemelidir.

Anahtar Kavram

Amfizematöz kolesistit, diyabetik hastalarda görülen, gaz oluşturan mikroorganizmaların (başta Clostridium perfringens) neden olduğu ve acil cerrahi gerektiren bir kolesistit formudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4Soru

4545 yaşında erkek hasta, epigastrik bölgede kuşak tarzında ağrı ve sonrasında gelişen melena (siyah dışkılama) şikayeti ile acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde 1010 yıldır kronik alkol kullanımı ve tekrarlayan akut pankreatit atakları öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde epigastrik hassasiyet dışında ek özellik saptanmayan hastanın laboratuvar incelemesinde hemoglobin 7.27.2 g/dL, lökosit 12.400/μL12.400/ \mu L, serum amilaz 420420 U/L ve serum bilirubin düzeyleri normal saptanıyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide ve duodenum mukozası doğal izleniyor, ancak papilla Vateri'den lümen içine aktif kan sızıntısı olduğu gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hemosuccus pancreaticus

Cevap

Kronik pankreatit öyküsü olan bir hastada papilla Vateri'den kan gelmesi (Wirsungoraji) en olası Hemosuccus pancreaticus tanısını düşündürür.
Hastada saptanan kronik pankreatit öyküsü, epigastrik ağrıyı takip eden melena ve endoskopide papilla Vateri'den kan gelmesi (Wirsungoraji), patognomonik olarak hemosuccus pancreaticus tanısını işaret eder. Bu durum genellikle bir psödoanevrizmanın pankreatik kanal ile ilişki kurması sonucu oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın anamnezindeki risk faktörlerini değerlendir.
Kronik alkol kullanımı ve kronik pankreatit öyküsü saptandı.
Pankreatit, peripankreatik damarlarda (en sık splenik arter) psödoanevrizma gelişimine yol açabilen temel risk faktörüdür.
2
Klinik tabloyu sentezle.
Epigastrik ağrı + Melena + Pankreatit öyküsü (Brunner triadı).
Bu üçlü semptom kompleksi nadir görülen hemosuccus pancreaticus için tipiktir.
3
Endoskopik bulguyu yorumla.
Mide/duodenum normal ancak papilla Vateri'den kan gelmektedir.
Kanamanın kaynağının üst GİS lümeni değil, ampullaya açılan kanallar (safra yolu veya pankreatik kanal) olduğunu kanıtlar.
4
Ayırıcı tanıyı netleştir.
Normal bilirubin ve pankreatit öyküsü ile hemobili dışlanarak hemosuccus pancreaticus tanısına ulaşılır.
Hemobili de benzer endoskopik bulgu verir ancak genellikle bilier bir patoloji veya travma sonrası görülür; sarılık eşlik edebilir.

Anahtar Kavram

Hemosuccus pancreaticus (Wirsungoraji), bir peripankreatik arter psödoanevrizmasının (genellikle splenik arter) pankreatik kanal içine rüptüre olması sonucu gelişen nadir bir üst gastrointestinal sistem kanaması nedenidir.

Daha Fazla Pratik

Pankreatik psödoanevrizmaların kesin tanısında ve tedavisinde altın standart yöntemin anjiyografi ve embolizasyon olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5Soru

2424 yaşında erkek hasta, 11 haftadır süregelen halsizlik, iştahsızlık ve bulantı sonrası gelişen sarılık şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede skleralar ikterik ve karaciğer sağ kot kavsinin 22 cm altında hassas olarak palpe ediliyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde AST:1350AST: 1350 U/L, ALT:1620ALT: 1620 U/L ve Total Bilirubin: 6.86.8 mg/dL saptanıyor. Hastanın HBsAgHBsAg ve AntiHCVAnti-HCV sonuçları negatif olarak raporlanıyor.

Bu hastada kesin tanı için öncelikle bakılması gereken serolojik tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-HAV IgM

Cevap

Akut Hepatit A tanısını kesinleştirmek için bakılması gereken tetkik Anti-HAV IgM'dir.
Hastada görülen prodromal belirtiler (bulantı, iştahsızlık) ve laboratuvarda saptanan belirgin transaminaz yüksekliği tipik bir akut viral hepatit tablosudur. Viral hepatit panelinde B ve C etkenleri dışlandığında, özellikle genç erişkinlerde en sık görülen neden Hepatit A'dır. Akut Hepatit A tanısı serumda Anti-HAV IgM pozitifliği ile konur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Halsizlik, iştahsızlık gibi prodromal belirtiler ve belirgin transaminaz yüksekliği (>1000>1000 U/L) akut viral hepatiti düşündürür.
Yüksek transaminazlar ve sarılık akut hepatoselüler hasarın göstergesidir.
2
Dışlanan nedenleri değerlendir.
HBsAgHBsAg ve AntiHCVAnti-HCV negatifliği, Hepatit B ve C'yi dışlar.
En sık görülen diğer viral etkenler elendiğinde geriye kalan en olası neden Hepatit A'dır.
3
Tanısal testi belirle.
Anti-HAV IgM testi istenir.
Akut Hepatit A enfeksiyonunun standart tanı yöntemi serumda IgM tipi antikorların gösterilmesidir.

Anahtar Kavram

Akut Hepatit A Tanısı

Daha Fazla Pratik

Hepatit A serolojisinde IgM ve IgG değişim zamanlarını gösteren grafikleri incelemek kalıcılığı artıracaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 6Soru

6262 yaşında kadın hasta, son 66 aydır giderek artan yorgunluk, halsizlik ve epigastrik bölgede dolgunluk hissi şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemelerinde hemoglobin 9.29.2 g/dLg/dL, MCVMCV 115115 fLfL ve serum B12B_{12} vitamini düzeyi 110110 pg/mLpg/mL (Normal: >200>200) saptanıyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide antrumunun doğal olduğu, ancak korpus ve fundus mukozasının soluk ve atrofik görünümde olduğu izleniyor. Alınan biyopsilerde korpus ve fundusta yoğun inflamasyon ve parietal hücre kaybı raporlanıyor. Bu hasta için aşağıdakilerden hangisi beklenen bir bulgudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum gastrin düzeylerinde belirgin artış

Cevap

Serum gastrin düzeylerinde belirgin artış görülmesi beklenen bir bulgudur.
Doğru yanıt serum gastrin düzeylerinde belirgin artıştır. Otoimmün gastritte, midenin asit üreten parietal hücreleri (korpus ve fundus yerleşimli) otoimmün saldırı sonucu yok olur. Ortaya çıkan aklorhidri, mide antrumunda yer alan G hücrelerini uyararak yoğun gastrin salınımına ve hipergastrinemiye neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını sentezle.
Makrositik anemi (MCVMCV 115115 fLfL) ve düşük B12B_{12} düzeyi, korpus/fundus yerleşimli atrofik gastrit ile birleştiğinde 'Otoimmün Metaplastik Atrofik Gastrit' (Tip A Gastrit) tanısını koydurur.
Parietal hücrelerin kaybı hem intrinsik faktör eksikliğine (Pernisiyöz anemi) hem de asit kaybına yol açar.
2
Hormonal geri bildirim mekanizmasını değerlendir.
Mide asidinin azalması (aklorhidri), antrumdaki G hücreleri üzerindeki negatif feedback mekanizmasını ortadan kaldırır.
Vücut asit azlığına yanıt olarak G hücrelerinden daha fazla gastrin salgılar.
3
Tanıyı beklenen laboratuvar bulgusuyla eşleştir.
Sekonder hipergastrinemi ve buna bağlı olarak ECL hücre hiperplazisi gelişir.
Bu tablo Tip A gastritin en karakteristik hormonal özelliğidir.

Anahtar Kavram

Otoimmün Gastrit (Tip A) Patofizyolojisi: Parietal hücre kaybı → Aklorhidri → Antral G-hücre uyarımı → Hipergastrinemi.
Soru 7Soru

4848 yaşında kadın hasta, bilinen sistemik skleroz tanısıyla izlenmektedir. Son 44 aydır artan karın şişkinliği, kramplar ve günde 343-4 kez olan, kötü kokulu, tuvalete yapışan ve yüzen dışkılama şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ciltte diffüz sertleşme ve parmaklarda sklerodaktili saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 10.210.2 g/dL, ortalama eritrosit hacmi (MCV) 108108 fL, serum B12B_{12} vitamini düzeyi düşük (130130 pg/mL), serum folat düzeyi ise normalin üst sınırının üzerinde (2222 ng/mL) bulunuyor. Bu hastadaki klinik tabloya ve laboratuvar bulgularına neden olan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnce bağırsakta bakteriyel aşırı çoğalma

Cevap

Sistemik skleroz zemininde gelişen ince bağırsakta bakteriyel aşırı çoğalma (SIBO), staza bağlı bakterilerin B12B_{12} vitaminini kullanması ve folat sentezlemesi sonucu karakterize vitamin dissosiasyonuna neden olur.
Doğru seçenek olan ince bağırsakta bakteriyel aşırı çoğalma (SIBO), sistemik skleroz gibi bağırsak motilitesini bozan durumlarda sık görülür. Bakteriler lümendeki B12B_{12} vitaminini tüketerek eksikliğine yol açarken, kendi sentezledikleri folatı lümene salarak serum folat düzeyinin yükselmesine neden olurlar. Bu 'vitamin dissosiasyonu' (düşük B12B_{12}, yüksek folat) SIBO tanısı için oldukça karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın primer hastalığı ve malabsorbsiyon bulgularını değerlendir
Sistemik sklerozda intestinal dismotiliteye bağlı staz gelişir, bu da SIBO için zemin hazırlar.
Motilite bozuklukları ince bağırsak içeriğinin ilerlemesini yavaşlatarak bakteriyel kolonizasyona izin verir.
2
Anemi tipini ve vitamin düzeylerini analiz et
Makrositer anemi (yüksek MCV) ile birlikte düşük B12B_{12} ve yüksek folat düzeyi saptanmıştır.
Bu spesifik laboratuvar kombinasyonu (B12 düşük, Folat yüksek) SIBO için patognomonik sayılabilir.
3
Bakteriyel aşırı çoğalmanın metabolik etkilerini belirle
Lümen içindeki bakteriler diyetle alınan B12B_{12} vitaminini kendileri için kullanır, ancak metabolik aktiviteleri sonucu folat üretip dolaşıma verirler.
Bakterilerin B12B_{12} tüketimi ve folat sentezi arasındaki bu fark, ayırıcı tanıda anahtar rol oynar.

Anahtar Kavram

İnce Bağırsak Bakteriyel Aşırı Çoğalma (SIBO) ve Vitamin Dissosiasyonu

Alternatif Yöntem

Laboratuvar bulgularında 'B12 ↓' ve 'Folat ↑' kombinasyonu görüldüğünde, sistemik hastalık öyküsü (skleroderma, diyabetik otonom nöropati, cerrahi kör lup) varlığında doğrudan SIBO düşünülmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

4545 yaşında erkek hasta, işe giriş muayenesi sırasında yapılan tetkiklerde tesadüfen HBsAgHBsAg pozitifliği saptanması üzerine polikliniğe başvuruyor. Hastanın bilinen bir hastalığı olmadığı, alkol veya sürekli ilaç kullanımı bulunmadığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmayan hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans
ASTAST22 U/L22\ U/L<40 U/L<40\ U/L
ALTALT26 U/L26\ U/L<40 U/L<40\ U/L
Toplam Bilirubin0,9 mg/dL0,9\ mg/dL<1,2 mg/dL<1,2\ mg/dL
HBsAgHBsAgPozitifNegatif
AntiHBsAnti-HBsNegatifPozitif
HBeAgHBeAgNegatifNegatif
AntiHBeAnti-HBePozitifNegatif
AntiHBc IgGAnti-HBc\ IgGPozitifNegatif
HBV DNAHBV\ DNA1.150 IU/mL1.150\ IU/mL-
Karaciğer USGUSGNormal karaciğer parankimi-

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastanın tanısı ve yönetimi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnaktif HBsAg taşıyıcılığı; 6126-12 ay aralıklarla ALT takibi

Cevap

Hastanın tablosu inaktif HBsAg taşıyıcılığı ile uyumludur ve bu durumda 6-12 ay aralıklarla ALT takibi yapılması en uygun yaklaşımdır.
Hastanın HBsAg pozitifliği kronik bir süreci, HBeAg negatifliği ve düşük HBV DNA düzeyi (<2.000 IU/mL<2.000\ IU/mL) ise düşük replikatif fazı gösterir. ALT düzeylerinin normal olması karaciğerde aktif bir nekroinflamasyon olmadığını kanıtlar. Bu bulgular toplandığında hastanın inaktif taşıyıcı evresinde olduğu saptanır ve güncel rehberlere göre bu hastalar 6126-12 ayda bir ALT ile izlenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Serolojik belirteçlerin kronisite açısından değerlendirilmesi
HBsAg pozitif ve Anti-HBc IgG pozitif olması, sürecin en az 66 aydır devam ettiğini ve kronik bir tablo olduğunu gösterir.
Akut ve kronik ayrımı için Anti-HBc IgM/IgG ayrımı kritiktir.
2
Replikasyon ve inflamatuar aktivite düzeyinin belirlenmesi
HBeAg negatif, Anti-HBe pozitif ve HBV DNA düzeyinin 2.000 IU/mL2.000\ IU/mL altında (1.150 IU/mL1.150\ IU/mL) olması düşük replikasyonu; ALT'nin normal olması ise karaciğer hasarının olmadığını (immün kontrol) gösterir.
Kronik HBV enfeksiyonunun evresini belirlemek için replikasyon ve karaciğer enzim dengesine bakılır.
3
Evreye uygun yönetim planının seçilmesi
İnaktif taşıyıcı evresindeki hastalar için tedavi gerekmez, ancak reaktivasyon riskine karşı periyodik ALT izlemi önerilir.
Hepatit B rehberleri düşük riskli hastalarda invaziv işlemler yerine takibi önermektedir.

Anahtar Kavram

Hepatit B serolojisinde inaktif taşıyıcı (immün kontrol) evresinin tanınması ve izlem kriterleri.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

5858 yaşında erkek hasta, bilinen karaciğer sirozu tanısıyla izlenmekteyken şiddetli hematemez şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan ilk değerlendirmede kan basıncı 85/5585/55 mmHgmmHg, nabız 115/dakika115/dakika saptanıyor. Hastaya uygun kristaloid resüsitasyonu ve intravenöz terlipressin tedavisi başlanıyor. Bu hastanın akut yönetiminde, bakteriyel infeksiyon riskini ve tekrar kanama oranlarını azaltarak sağkalımı artırdığı kanıtlanmış olan ve tedaviye mutlaka eklenmesi gereken yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Profilaktik antibiyotik tedavisi

Cevap

Akut varis kanaması yönetiminde sağkalım avantajı sağlayan kritik adım profilaktik antibiyotik tedavisidir.
Akut varis kanaması ile başvuran karaciğer sirozu hastalarında, bakteriyel infeksiyonlar (özellikle spontan bakteriyel peritonit) hastaların yaklaşık yarısında görülür. Profilaktik antibiyotik kullanımı (tercihen intravenöz Seftriakson veya oral Norfloksasin), infeksiyon insidansını, erken tekrar kanama riskini ve hastane içi mortaliteyi anlamlı şekilde azaltmaktadır. Bu nedenle güncel kılavuzlarda (AASLD, EASL) standart bakımın bir parçası olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun ciddiyetini ve tanıyı belirle
Hasta akut varis kanaması ve hemorajik şok tablosundadır.
Resüsitasyon ve vazoaktif tedaviye ek olarak komplikasyonların önlenmesi gerekir.
2
Enfeksiyon riskini ve mortalite ilişkisini değerlendir
Sirotik hastalarda akut kanama anında bakteriyel enfeksiyon (özellikle SBP) gelişme riski çok yüksektir ve bu durum mortaliteyi doğrudan artırır.
Enfeksiyonlar erken tekrar kanama (rebleeding) riskini tetikler.
3
Kılavuzlara dayalı kanıta dayalı tedaviyi seç
Profilaktik antibiyotiklerin (Ceftriaxone veya Norfloxacin) sağkalımı artırdığı kanıtlanmıştır.
Antibiyotikler enfeksiyonu önleyerek karaciğer yetmezliğinin derinleşmesini ve tekrar kanamayı engeller.

Anahtar Kavram

Akut varis kanamasında sağkalımı artıran üç temel müdahale: Vazoaktif ilaçlar, endoskopik tedavi ve profilaktik antibiyotiklerdir.
Soru 10Soru

5252 yaşında kadın hasta, rutin kontrol sırasında bakılan tetkiklerinde AntiHCVAnti-HCV pozitifliği saptanması üzerine polikliniğe başvuruyor. Hastanın hikayesinde 19901990 yılında geçirdiği bir cerrahi operasyon sırasında kan transfüzyonu yapıldığı öğreniliyor. Fizik muayenesi normal olan hastanın laboratuvar bulguları aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralığı
ASTAST4848 U/L0400-40
ALTALT5656 U/L0400-40
AntiHCVAnti-HCVPozitifNegatif

Bu hastada kronik hepatit C tanısını doğrulamak için yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: HCVHCV RNARNA (PCR)

Cevap

Kronik hepatit C tanısını doğrulamak için HCVHCV RNARNA testi (PCR yöntemiyle) yapılmalıdır.
AntiHCVAnti-HCV testi pozitif saptanan bir hastada, bu durumun geçirilmiş bir enfeksiyona mı yoksa aktif/kronik bir enfeksiyona mı bağlı olduğunu ayırt etmek için kanda virüs replikasyonunu gösteren HCVHCV RNARNA testi yapılmalıdır. PCR yöntemiyle bakılan HCVHCV RNARNA, tanıyı doğrulamada altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
AntiHCVAnti-HCV sonucunun yorumlanması
AntiHCVAnti-HCV testi bir tarama testidir ve sadece kişinin virüsle karşılaştığını gösterir; aktif enfeksiyon ile geçirilmiş enfeksiyon ayrımını yapamaz.
Virolojik maruziyetin belirlenmesi ilk adımdır.
2
Aktif enfeksiyonun kanıtlanması
Kanda virüsün genetik materyalinin (HCVHCV RNARNA) PCR yöntemiyle saptanması gerekir.
Tanıyı kesinleştirmek için virüs replikasyonunun gösterilmesi şarttır.
3
Klinik kararın verilmesi
Eğer HCVHCV RNARNA pozitif ise kronik hepatit C tanısı kesinleşir ve tedavi planlamasına geçilir.
Tanı algoritmasının tamamlanması.

Anahtar Kavram

Hepatit C tanı algoritmasında AntiHCVAnti-HCV tarama, HCVHCV RNARNA ise doğrulama testidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 11Soru

6262 yaşında erkek hasta, makattan taze kırmızı kan gelmesi (hematokezyahematokezya) ve halsizlik şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde kronik diz ağrısı nedeniyle düzensiz NSAI˙I˙NSAİİ kullanımı öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde kan basıncı 105/65105/65 mmHgmmHg, nabız 110110/dakika ve turgor-tonus azalmış olarak saptanıyor.

Hastanın laboratuvar inceleme sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin9,29,2 g/dLg/dL13,517,513,5-17,5 g/dLg/dL
BUNBUN4848 mg/dLmg/dL7207-20 mg/dLmg/dL
Kreatinin0,90,9 mg/dLmg/dL0,61,20,6-1,2 mg/dLmg/dL

Bu hastada kanama odağını belirlemek amacıyla yapılması gereken ilk tanısal işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üst gastrointestinal endoskopi

Cevap

Üst gastrointestinal endoskopi yapılması en uygun ilk tanısal işlemdir.
Üst gastrointestinal endoskopi yapılmalıdır çünkü hastadaki yüksek BUN/KreatininBUN/Kreatinin oranı (53,353,3), sindirilmiş kan proteinlerinin emilimine bağlı olarak gelişen üre artışını gösterir ve bu durum hematokezyaya rağmen odağın üst GİS'te olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Hasta hematokezya ile başvurmuş ancak taşikardik ve BUN/KreatininBUN/Kreatinin oranı oldukça yüksektir (53,353,3).
Hematokezya (parlak kırmızı kan) genellikle alt GİS kanaması olsa da, üst GİS kanamalarında bağırsak pasajı çok hızlıysa hematokezya görülebilir.
2
BUN/KreatininBUN/Kreatinin oranının anlamını yorumla.
Oranın 3030'un üzerinde olması üst gastrointestinal sistem kanamasını işaret eder.
Üst GİS'ten gelen kanın ince bağırsaklarda sindirilmesi ve geri emilmesi sonucu kan üre azotu (BUNBUN) yükselirken, kreatinin düzeyi genellikle sabit kalır veya prerenal etkilenme ile daha az yükselir.
3
Tanısal önceliği belirle.
Üst gastrointestinal endoskopi seçeneğine yönel.
Üst GİS kanaması şüphesi olan hemodinamik olarak anstabil veya belirgin anemisi olan hastada odak saptamak için ilk ve en önemli işlem endoskopidir.

Anahtar Kavram

Hematokezyası olan bir hastada BUN/KreatininBUN/Kreatinin oranının >30>30 olması, kanama odağının üst gastrointestinal sistemde olduğunu güçlü bir şekilde düşündürür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru

3838 yaşında erkek hasta, uzun süredir devam eden ve yüksek doz proton pompa inhibitörü (PPI) tedavisine rağmen tam kontrol altına alınamayan epigastrik ağrı ve günde 454-5 kez olan sulu diyare şikayetiyle başvuruyor. Laboratuvar incelemelerinde serum kalsiyum düzeyi 11.411.4 mg/dLmg/dL, fosfor 2.22.2 mg/dLmg/dL, klor 106106 mEq/LmEq/L ve açlık serum gastrin düzeyi 750750 pg/mLpg/mL (NN: <100<100) olarak ölçülüyor. Yapılan sekretin stimülasyon testinde gastrin değerinin bazal seviyeye göre 350350 pg/mLpg/mL arttığı gözleniyor. Endoskopik ultrasonografide duodenum duvarında 33 adet 5105-10 mmmm çapında hipoekoik lezyon ve pankreas kuyruğunda 1212 mmmm çapında bir kitle izleniyor.

Bu hastada tedavi planlanırken cerrahi olarak atılması gereken ilk adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Öncelikle paratirodektomi uygulanarak serum kalsiyum düzeyinin normale getirilmesi

Cevap

Öncelikle paratirodektomi uygulanarak serum kalsiyum düzeyinin normale getirilmesi
Vaka bir Multiple Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN-1) tablosudur. Zollinger-Ellison Sendromu (ZES) olan hastaların yaklaşık %20-25'inde MEN-1 eşlik eder. MEN-1 varlığında gastrinomlar genellikle duodenum yerleşimli, multifokal ve küçük (mikrogastrinoma) karakterdedir, bu nedenle cerrahi olarak tamamen temizlenmeleri zordur. Hiperkalsemi, gastrin salınımını potansiyalize ettiği için, tedavideki ilk cerrahi adım her zaman hiperparatiroidizmin düzeltilmesidir. Bu yaklaşım serum gastrin düzeylerini belirgin şekilde düşürerek semptomatik kontrolü kolaylaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının sentezi
Dirençli ülserler + Diyare + Hipergastrinemi + Pozitif sekretin testi = Zollinger-Ellison Sendromu (ZES). Hiperkalsemi + Hipofosfatemi = Primer Hiperparatiroidizm.
Hastada birden fazla endokrin organ tutulumu (pankreas, duodenum, paratiroid) olduğu için MEN-1 sendromu tanısı konur.
2
ZES ve MEN-1 birlikteliğinde yönetim önceliklerini belirleme
MEN-1 ile ilişkili gastrinomalarda cerrahi kür şansı düşüktür (%10'un altı) çünkü lezyonlar genellikle çok sayıda ve mikroskobiktir.
Hiperkalsemi, gastrinom hücrelerinden gastrin salınımını doğrudan stimüle eder ve mide asit sekresyonunu artırır.
3
Cerrahi strateji seçimi
İlk olarak paratirodektomi yapılarak kalsiyum dengesi sağlanmalıdır.
Kalsiyumun normale dönmesi, bazal gastrin seviyelerini düşürebilir ve semptomların yüksek doz PPI ile daha kolay kontrol edilmesini sağlar.

Anahtar Kavram

MEN-1 sendromu eşliğinde görülen Zollinger-Ellison Sendromu'nda yönetim önceliği paratiroid cerrahisidir.

İpuçları

1
Hastadaki hiperkalsemi ve hipofosfatemi bulgularını mide şikayetleriyle birleştirerek bir sendrom tanısı düşünün.
2
MEN-1 sendromunda pankreas/duodenum lezyonları genellikle multifokaldir ve cerrahi kür zordur.
3
Kalsiyum seviyesinin gastrin salınımı üzerindeki uyarıcı etkisini ve hangi cerrahinin bu dengeyi düzelteceğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Zollinger-Ellison sendromu tanısında sekretin testinin fizyolojik temelini ve tanısal eşik değerlerini tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 13Soru

5252 yaşında kadın hasta, son 11 yıldır devam eden, günde 686-8 kez tekrarlayan, kansız ve sulu ishal şikayetiyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesi ve laboratuvar tetkikleri (tam kan sayımı, sedimentasyon, CRP, dışkı incelemesi) normal olarak değerlendiriliyor. Yapılan kolonoskopik incelemede mukoza tamamen normal görünümde olup, alınan seri biyopsilerin histopatolojik incelemesinde yüzey epitelinin hemen altında 1515 μm\mu m kalınlığında eozinofilik bir bant saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kollajenöz kolit

Cevap

Kollajenöz kolit
Kollajenöz kolit, orta ve ileri yaştaki kadınlarda daha sık görülen, endoskopik olarak mukozanın normal olduğu ancak mikroskobik incelemede subepitelyal mesafede kollajen tabakasının (genellikle >10>10 μm\mu m) kalınlaştığı kronik bir kolit tipidir. Hastaların temel şikayeti ağrısız, sulu ishaldir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Orta yaşlı bir kadında kronik sulu ishal ve normal laboratuvar bulguları
Fonksiyonel bağırsak hastalıkları ile mikroskopik kolit ayrımı için başlangıç noktasıdır.
2
Endoskopik bulguların yorumlanması
Normal kolonoskopik görünüm
Enflamatuar bağırsak hastalıkları gibi makroskopik hasar yapan nedenleri dışlar.
3
Histopatolojik korelasyon
Subepitelyal mesafede 1010 μm\mu m'den kalın kollajen bant saptanması
Bu bulgu kollajenöz kolit için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Normal kolonoskopik görünüme rağmen kronik sulu ishal şikayeti olan hastalarda mikroskopik kolitler (kollajenöz ve lenfositik) akla gelmelidir; biyopside kalın kollajen bandı görülmesi kollajenöz koliti tanımlar.

Alternatif Yöntem

Normal endoskopik bulgulara rağmen 'organik' bir ishal (gece uyandıran, ciddi hacimli) varlığında mikroskopik koliti düşünmek tanıyı hızlandırır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 14Soru

5252 yaşında kadın hasta, kuşak tarzında yayılan şiddetli karın ağrısı ve kusma şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde epigastrik hassasiyet ve defans saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum amilaz düzeyi 12001200 U/L (N: 01100-110), lipaz düzeyi 850850 U/L (N: 0600-60) bulunuyor. Hastanın tıbbi öyküsünden son 11 yıldır tekrarlayan nefrolitiazis atakları olduğu ve kabızlık şikayetinin bulunduğu öğreniliyor. Bu hastada pankreatit etyolojisine yönelik yapılan tetkiklerde aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum kalsiyum düzeyinde artış ve fosfor düzeyinde azalma

Cevap

Serum kalsiyum düzeyinde artış ve fosfor düzeyinde azalma
Hastada saptanan akut pankreatit tablosuna eşlik eden böbrek taşı ve kabızlık öyküsü, altta yatan nedenin hiperkalsemi (muhtemelen primer hiperparatiroidizm) olduğunu göstermektedir. Hiperkalsemi, pankreatik asiner hücrelerde tripsinojenin vaktinden önce aktivasyonuna yol açarak inflamasyonu tetikler. Primer hiperparatiroidizmde PTH fazlalığına bağlı olarak serum kalsiyumu yükselirken, idrarla fosfor atılımı arttığı için serum fosfor düzeyi düşük saptanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımlama
Kuşak tarzı ağrı ve pankreatik enzim yüksekliği ile 'Akut Pankreatit' tanısı konur.
Amilaz ve lipaz düzeylerinin normalin 3 katından fazla olması tanısaldır.
2
Etyolojik ipuçlarını değerlendirme
Nefrolitiazis (böbrek taşı) ve kabızlık bulguları 'Hiperkalsemi' ve 'Primer Hiperparatiroidizm' olasılığını güçlendirir.
Hiperkalsemi, pankreatik kanallarda kalsiyum birikimine ve tripsinojenin erken aktivasyonuna neden olur.
3
Biyokimyasal parametreleri belirleme
Primer hiperparatiroidizmde yüksek kalsiyum ve düşük fosfor saptanır.
Paratiroid hormon (PTH) kemikten kalsiyum rezorpsiyonunu artırırken böbrekten fosfor atılımını artırır.

Anahtar Kavram

Hiperkalsemiye bağlı akut pankreatit ve primer hiperparatiroidizm ilişkisi.
Soru 15Soru

7272 yaşında erkek hasta, aort kapak replasmanı sonrası 1010. günde yoğun bakım ünitesinde takip edilirken; ateş (39,2C39,2^\circ C), sağ üst kadranda hassasiyet ve yeni gelişen hipotansiyon (85/5085/50 mmHg) nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde sağ üst kadranda belirgin hassasiyet ve defans saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit 22.400/mm322.400/mm^3, total bilirubin 1,41,4 mg/dL, ALP 140140 U/L ve amilaz 6565 U/L olarak bulunuyor. Abdominal ultrasonografide (USG) safra kesesi duvarı 66 mm (kalınlaşmış), kese çevresinde serbest sıvı ve sonografik Murphy işareti pozitifliği mevcut olup lümende taş veya çamur izlenmiyor. Hasta yüksek doz vazopresör desteği altında olup genel durumu TG18 (Tokyo Guidelines 2018) kriterlerine göre "Grade III (Ağır)" akut kolesistit ile uyumludur. Bu hastanın yönetiminde en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Perkütan kolesistostomi drenajı ve intravenöz geniş spektrumlu antibiyoterapi

Cevap

Perkütan kolesistostomi drenajı ve intravenöz geniş spektrumlu antibiyoterapi başlanması bu hasta için en uygun yaklaşımdır.
Bu hastada postoperatif dönemde gelişen ateş, sağ üst kadran hassasiyeti ve USG'de taşsız kolesistit bulguları 'Akut Akalkülöz Kolesistit' tanısını koydurur. Tokyo Guidelines 2018 (TG18) kriterlerine göre, kardiyovasküler disfonksiyon (vazopresör ihtiyacı) varlığı tabloyu 'Grade III (Ağır)' olarak sınıflandırır. Bu evredeki ve cerrahi riski yüksek olan hastalarda, kolesistektomi öncesinde safra kesesinin perkütan drenajı (kolesistostomi) ve antibiyoterapi ile hastanın stabilize edilmesi önerilen ilk basamak tedavidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryonun analizi
Büyük cerrahi sonrası yoğun bakımda yatan hastada ateş, RUQ ağrısı ve lökositoz mevcut.
Bu tablo genellikle kritik hastalarda görülen akut akalkülöz kolesistiti düşündürür.
2
Görüntüleme bulgularının değerlendirilmesi
USG'de taş saptanmaması ancak duvar kalınlaşması ve sıvı izlenmesi, tanıyı kesinleştirir.
Akalkülöz kolesistit, safra stazı ve iskemi sonucu taş olmaksızın gelişen bir inflamasyondur.
3
Şiddet evrelemesi (TG18 kriterleri)
Hipotansiyon ve vazopresör ihtiyacı organ yetmezliğine (Grade III) işaret eder.
Tedavi seçimi hastanın genel durumu ve hastalığın şiddetine göre belirlenir.
4
Yönetim stratejisinin belirlenmesi
Septik şoktaki Grade III hastada acil kolesistektomi yüksek mortaliteye sahiptir.
TG18 kılavuzuna göre, Grade III kolesistitte ilk adım acil safra kesesi drenajı (perkütan kolesistostomi) ve tıbbi stabilizasyondir.

Anahtar Kavram

Akut akalkülöz kolesistit tanısı ve Tokyo Guidelines 2018'e göre Grade III (ağır) vakaların yönetimi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 16Soru

24 yaşında kadın hasta, çocukluk çağından beri aralıklı olarak tekrarlayan sağ üst kadran ağrısı ve hafif sarılık atakları öyküsüyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede sağ üst kadranda hassasiyet saptanıyor ancak palpabl kitle alınmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde alkalen fosfataz (ALP) ve GGT düzeyleri hafif yüksek, bilirubinler normal sınırda bulunuyor. Batın ultrasonografisi ve ardından çekilen MRCP tetkikinde, intrahepatik safra yollarının normal olduğu, ancak ekstrahepatik safra kanalında (koledok) 3.5 cm çapında fuziform kistik genişleme olduğu izleniyor. Safra kesesi taşı veya çamuru saptanmıyor. Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kistin total eksizyonu ve Roux-en-Y hepatikojejunostomi

Cevap

Kistin total eksizyonu ve Roux-en-Y hepatikojejunostomi
Sorudaki vaka, ekstrahepatik safra kanalının fuziform dilatasyonu ile karakterize 'Todani Tip 1 Koledok Kisti' ile uyumludur. Bu kistler, içerdikleri pankreatikobiliyer reflü ve kronik inflamasyon zemininde yüksek oranda kolanjiyokarsinom gelişim riski taşırlar. Bu nedenle güncel kılavuzlardaki standart tedavi yaklaşımı, kistin (ve sıklıkla safra kesesinin) tamamen çıkarılması (total eksizyon) ve safra akışının Roux-en-Y hepatikojejunostomi ile yeniden sağlanmasıdır. Bu yöntem malignite riskini en aza indiren tek küratif yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Genç hasta, tekrarlayan ağrı/sarılık ve MRCP'de koledokta fuziform genişleme bulgusu 'Todani Tip 1 Koledok Kisti' tanısını koydurur.
Ekstrahepatik safra kanalının kistik dilatasyonu koledok kistinin tipik tanımıdır.
2
Hastalığın doğal seyrini ve risklerini hatırla
Koledok kistlerinde safra stazı ve pankreatikobiliyer reflü nedeniyle zamanla kolanjiyokarsinom gelişme riski çok yüksektir (%10-30).
Bu risk nedeniyle tedavi stratejisi semptom kontrolünden ziyade kanser profilaksisi üzerine kuruludur.
3
En uygun cerrahi yöntemi seç
Kist duvarının tamamen çıkarılması (total eksizyon) kanser riskini en aza indiren tek yöntemdir. Safra akışının devamlılığı için Roux-en-Y hepatikojejunostomi yapılır.
Basit drenaj (kistoduodenostomi) veya stentleme kisti yerinde bıraktığı için malignite riskini devam ettirir.

Anahtar Kavram

Koledok kistleri (özellikle Tip 1), yüksek kolanjiyokarsinom riski taşıyan prekanseröz lezyonlardır ve tedavisi kistin total eksizyonudur.

İpuçları

1
Bu hastalık doğumsal bir anomali olup, tedavi edilmezse safra yolu kanseri riski taşır.
2
Tedavideki temel amaç sadece safrayı akıtmak değil, kanserleşme potansiyeli olan dokuyu vücuttan uzaklaştırmaktır.
3
Kist duvarı yerinde bırakılırsa (drenaj) kanser riski devam eder; bu yüzden 'eksizyon' (çıkarma) şarttır.

Daha Fazla Pratik

Todani sınıflamasındaki diğer kist tiplerinin (Tip 4 ve Tip 5/Caroli hastalığı) yönetim farklarını inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 17Soru

3434 yaşında erkek hasta; tekrarlayan peptik ülserler, kronik ishal ve böbrek taşı öyküsü ile başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde açlık serum gastrini 900900 pg/mL (N: <100<100), mide asit pHpH değeri 1.61.6 (N:>3.0N: >3.0), serum kalsiyumu 11.611.6 mg/dL (N:8.510.5N: 8.5-10.5) ve paratiroid hormon (PTHPTH) düzeyi 140140 pg/mL (N:1065N: 10-65) saptanıyor. Hastaya uygulanan sekretin stimülasyon testi sonucunda serum gastrin düzeyinde 250250 pg/mL'lik bir artış gözleniyor. Görüntüleme yöntemlerinde pankreasta belirgin kitle saptanmazken, duodenum duvarında multipl milimetrik nodüller izleniyor. Bu hastanın klinik yönetiminde, gastrinomaya yönelik cerrahi planlamadan önce yapılması önerilen en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paratiroidektomi ile hiperkalseminin kontrol altına alınması

Cevap

Hastada saptanan bulgular ışığında öncelikle paratiroidektomi ile hiperkalseminin kontrol altına alınması en uygun yaklaşımdır.
Klinik tabloda sunulan hasta, gastrinoma ve primer hiperparatiroidizmin birlikteliği ile karakterize Multiple Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN-1) sendromuna sahiptir. MEN-1 hastalarında hiperkalsemi, gastrinoma hücrelerinden gastrin salınımını tetikleyen güçlü bir uyarandır. Bu vakalarda gastrinomaya yönelik cerrahi girişimden önce hiperparatiroidizmin paratiroidektomi ile tedavi edilmesi standart yaklaşımdır. Kalsiyum düzeylerinin normale dönmesi, hipergastrinemiyi hafifletir ve hatta bazı hastalarda ülser semptomlarının tamamen kontrol altına alınmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Zollinger-Ellison Sendromu (ZES) ve hiperparatiroidizm varlığı
Tekrarlayan ülserler, ishal ve yüksek gastrin (900900) ZES'i; hiperkalsemi ve yüksek PTHPTH ise hiperparatiroidizmi gösterir.
2
Sendromik tanının konulması
Multiple Endokrin Neoplazi Tip 1 (MEN-1) tanısı
Gastrinoma ve primer hiperparatiroidizmin birlikteliği tipik olarak MEN-1 sendromuna işaret eder.
3
Fizyopatolojik etkileşimin değerlendirilmesi
Kalsiyumun gastrin üzerindeki uyarıcı etkisi
Hiperkalsemi, gastrinoma hücrelerinden gastrin salınımını doğrudan uyararak peptik ülser şiddetini artırır.
4
Yönetim önceliğinin belirlenmesi
Önce paratiroidektomi yapılması
MEN-1 hastalarında paratiroidektomi sonrası kalsiyumun normale dönmesi, bazal gastrin düzeylerini düşürebilir ve gastrinomaya yönelik cerrahinin başarısını artırabilir.

Anahtar Kavram

MEN-1 sendromunda gastrinoma ve hiperparatiroidizm birlikteliğinde yönetim önceliği paratiroidektomidir.
Soru 18Soru

2828 yaşında erkek hasta, 44 yıldır ülseratif kolit (pankolit) tanısıyla izlenmektedir. Şiddetli atak nedeniyle hastaneye yatırılan hastaya 60 mg/gu¨n60 \text{ mg/gün} intravenöz metilprednizolon tedavisi başlanmıştır. Tedavinin 7272. saatinde yapılan değerlendirmede; hastanın günde 1010 kez kanlı dışkılamasının devam ettiği, nabzının 110/dk110/\text{dk}, ateşinin 38.2C38.2^\circ\text{C} ve CRP düzeyinin 75 mg/L75 \text{ mg/L} olduğu saptanmıştır. Fizik muayenede bağırsak sesleri azalmış, laboratuvar incelemesinde serum albümin 2.4 g/dL2.4 \text{ g/dL}, magnezyum 1.3 mg/dL1.3 \text{ mg/dL} ve total kolesterol 105 mg/dL105 \text{ mg/dL} bulunmuştur. Bu hastanın yönetiminde siklosporin yerine infliksimab tercih edilmesinin veya siklosporin kullanımından kaçınılmasının en öncelikli tıbbi gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşük magnezyum ve total kolesterol düzeylerinin siklosporine bağlı nöbet (konvülsiyon) riskini artırması

Cevap

Düşük magnezyum ve total kolesterol düzeylerinin siklosporine bağlı nöbet riskini artırması nedeniyle infliksimab tercih edilmelidir.
Şiddetli ülseratif kolit atağında intravenöz steroid tedavisine 33 gün içinde yanıt alınamayan (steroid-refrakter) hastalarda 'kurtarma tedavisi' olarak siklosporin veya infliksimab tercih edilir. Ancak siklosporin kullanımı sırasında görülen nörotoksisite (özellikle grand-mal nöbetler), serum total kolesterol düzeyinin 120 mg/dL120 \text{ mg/dL}'nin altında olması ve hipomagnezemi varlığında belirgin şekilde artar. Bu hastada her iki risk faktörü de mevcut olduğu için siklosporinden kaçınılması veya infliksimabın tercih edilmesi en doğru yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik şiddeti değerlendir
Hasta günde 10 kanlı dışkılama, taşikardi (110 bpm) ve yüksek CRP (75 mg/L) ile şiddetli ülseratif kolit (ASUC) kriterlerini karşılamaktadır.
Kurtarma tedavisi (rescue therapy) ihtiyacını belirlemek için steroid yanıtı kontrol edilmelidir.
2
Steroid yanıtını analiz et
IV 60 mg60 \text{ mg} metilprednizolonun 7272. saatinde klinik düzelme yok (Oxford/Travis kriterlerine göre başarısızlık).
Steroid-refrakter hastada siklosporin veya infliksimab arasında seçim yapılmalıdır.
3
Laboratuvar bulgularını siklosporin yan etkileriyle ilişkilendir
Magnezyum (1.3 mg/dL1.3 \text{ mg/dL}) ve kolesterol (105 mg/dL105 \text{ mg/dL}) değerleri belirgin şekilde düşüktür.
Siklosporin, hipomagnezemi ve hipokolesterolemi varlığında kan-beyin bariyerini daha kolay geçer ve nörotoksisiteye (özellikle nöbetlere) neden olur.

Anahtar Kavram

Steroid-refrakter akut şiddetli ülseratif kolit yönetiminde siklosporin kontrendikasyonları ve risk faktörleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

2626 yaşında kadın hasta, bilinen ülseratif kolit (pankolit) tanısıyla şiddetli aktivite atağı nedeniyle hastaneye yatırılıyor. Yatışının 3.3. gününde 6060 mg/gün intravenöz metilprednizolon tedavisi altındayken; günde 55 kez kanlı dışkılama ve CRPCRP düzeyinin 6262 mg/L olduğu saptanıyor (Yatış öncesi CRPCRP değeri: 8080 mg/L). Bu hasta için Oxford (Travis) kriterlerine göre en olası klinik öngörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut bulgularla hastanın bu yatışında kurtarma tedavisine (infliksimab/siklosporin) veya cerrahiye ihtiyaç duyma olasılığı yaklaşık %85\%85'dir.

Cevap

Mevcut bulgularla hastanın bu yatışında kurtarma tedavisine veya cerrahiye ihtiyaç duyma olasılığının yaklaşık %85 olduğunu belirten ifade doğrudur.
Şiddetli ülseratif kolit atağı ile yatırılan hastalarda intravenöz steroid tedavisinin 3. günündeki yanıt çok kritiktir. Oxford (Travis) kriterlerine göre; 3. günde dışkı sayısının 8'den fazla olması VEYA dışkı sayısının 3-8 arasında olup CRP'nin 45 mg/L'den yüksek olması steroid başarısızlığını öngörür. Bu durumdaki hastaların yaklaşık %85'i o yatış döneminde ya infliksimab/siklosporin gibi bir kurtarma tedavisine ya da kolektomiye ihtiyaç duyar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut klinik durumunu tanımlayın.
Şiddetli Ülseratif Kolit atağı (ASUC) tanısıyla İV steroid tedavisi almaktadır.
Yönetim planı hastanın atak şiddetine göre belirlenir.
2
Tedavi yanıtını değerlendirmek için Oxford (Travis) kriterlerini uygulayın.
Yatışın 3. günü; dışkı sayısı 5 (3-8 arası) ve CRP 62 mg/L (> 45 mg/L) olarak saptanmıştır.
Oxford kriterleri, İV steroid tedavisinin 3. gününde başarısızlığı öngörmek için kullanılır.
3
Kriterlerin klinik çıktısını yorumlayın.
Bu kriterleri karşılayan hastalarda steroid direnci ve buna bağlı olarak kurtarma tedavisi veya cerrahi gereksinimi %85'tir.
Zamanında müdahale (kurtarma tedavisi veya kolektomi) mortaliteyi azaltır.

Anahtar Kavram

Akut Şiddetli Ülseratif Kolit (ASUC) yönetiminde Oxford (Travis) kriterleri kullanılarak 3. günde steroid yanıtı değerlendirilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

Kronik alkol kullanımına bağlı karaciğer sirozu tanısı olan 62 yaşında erkek hasta, ağızdan taze kan gelmesi (hematemez) şikayetiyle acil servise getiriliyor. Hemodinamik stabilizasyonu sağlanan hastaya yapılan acil üst gastrointestinal sistem endoskopisinde; özofagusta kanama stigmata taşımayan orta boy varisler, duodenumda ise aktif sızıntı şeklinde kanayan (Forrest Ib) 1,5 cm çaplı ülser saptanıyor. Bu aşamada hastaya uygulanması gereken en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülser zeminine endoskopik tedavi (klips veya termal) uygulanması ve yüksek doz intravenöz proton pompası inhibitörü infüzyonu

Cevap

Ülser zeminine endoskopik tedavi (klips veya termal) uygulanması ve yüksek doz intravenöz proton pompası inhibitörü infüzyonu
Hastada karaciğer sirozu olmasına rağmen, endoskopik bulgular kanamanın varislerden değil, duodenumdaki aktif sızıntı gösteren (Forrest Ib) ülserden kaynaklandığını göstermektedir. Forrest Ib sınıfındaki ülserler 'aktif kanamalı' kabul edilir ve en uygun tedavi yaklaşımı endoskopik hemostaz yöntemleri (klips, termal koagülasyon, skleroterapi vb.) ile birlikte yüksek doz intravenöz PPI tedavisidir. Bu kombinasyon re-kanama riskini ve mortaliteyi anlamlı ölçüde azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Kanama kaynağını belirle
Endoskopide varisler 'kanama stigmata taşımayan' (temiz) görünümdeyken, duodenum ülseri 'aktif sızıntı' (Forrest Ib) halindedir. Kanama kaynağı ülserdir.
Siroz hastalarında her üst GİS kanaması varis kaynaklı değildir; %15-20 oranında peptik ülser görülebilir.
2
Forrest sınıflandırmasına göre risk belirle
Forrest Ib (Aktif sızıntı), yüksek re-kanama riski taşıyan ve mutlaka endoskopik tedavi gerektiren bir gruptur.
Forrest Ia ve Ib aktif kanamayı, Forrest IIa görünür damarı ifade eder ve hepsi endoskopik müdahale endikasyonudur.
3
Uygun tedaviyi seç
Endoskopik hemostaz (mekanik, termal veya enjeksiyon) + Yüksek doz IV PPI.
Sadece medikal tedavi (PPI) aktif kanamayı durdurmada yetersiz kalır. Vasoaktif ilaçlar (terlipressin/somatostatin) ise sadece varis kanamasında etkilidir.

Anahtar Kavram

Sirozlu hastalarda GİS kanaması yönetimi ve Forrest sınıflandırmasına göre peptik ülser tedavisi
Sayfa 1 / 22Sonraki
Gastroenteroloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin