Gastroenteroloji

431 soru

Soru 221Soru

5252 yaşında erkek hasta, kronik Hepatit B enfeksiyonuna bağlı Child-Pugh A evresinde kompanse karaciğer sirozu tanısı alıyor. Tarama amaçlı yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagusta orta büyüklükte (GradeGrade 22), üzerinde "red wale" (kırmızı kamçı) belirtileri bulunan varisler saptanıyor. Hastanın daha önce varis kanaması öyküsü bulunmadığı ve aktif şikayeti olmadığı biliniyor. Bu hasta için en uygun birincil (primer) profilaksi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endoskopik varis ligasyonu veya non-selektif beta-bloker tedavisi

Cevap

En uygun yaklaşım endoskopik varis ligasyonu veya non-selektif beta-bloker (propranolol, nadolol veya karvedilol) tedavisine başlanmasıdır.
Karaciğer sirozu olan bir hastada orta veya büyük boyutlu varisler saptandığında ya da küçük varislerin üzerinde kanama riskini artıran "red wale" (kırmızı kamçı) belirtileri varsa birincil profilaksi endikedir. Güncel klinik kılavuzlara göre, bu durumda hem non-selektif beta-blokerler (propranolol, nadolol veya karvedilol) hem de endoskopik varis ligasyonu (EVL) kanama riskini azaltmada etkinliği kanıtlanmış ilk basamak tedavi seçenekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın varis risk profilini değerlendir.
Orta büyüklükte varisler ve üzerinde "red wale" belirtileri saptandı.
Red wale belirtileri ve orta/büyük boyutlu varisler yüksek kanama riski taşır.
2
Birincil (primer) profilaksi endikasyonunu kontrol et.
Hasta daha önce hiç kanamadığı için primer profilaksi endikasyonu vardır.
Yüksek riskli varisleri olan siroz hastalarında kanamayı önlemek hayati önem taşır.
3
Kılavuzlara göre uygun tedavi seçeneklerini belirle.
Non-selektif beta-blokerler veya endoskopik varis ligasyonu uygun seçeneklerdir.
Baveno VII ve AASLD kılavuzları bu iki yöntemi de birinci basamak olarak önerir.

Anahtar Kavram

Sirozda varis kanamasının birincil profilaksisi

Daha Fazla Pratik

Vaka örneğinde hasta kanamış olsaydı (sekonder profilaksi), kombine tedavi (ligasyon + beta-bloker) gerekeceğini hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 222Soru

5454 yaşında erkek hasta, karaciğer sirozu tanısıyla takip edilirken acil servise bol miktarda taze kan kusma şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde kan basıncı 85/5585/55 mmHgmmHg, nabız 118/dakika118/dakika ölçülüyor. Hastaya intravenöz kristaloid resüsitasyonu ve terlipressin infüzyonu başlanıyor. Yapılan acil endoskopide özofagus varislerinden aktif kanama saptanıyor ve endoskopik band ligasyonu (EBLEBL) başarıyla uygulanıyor.

Kanama kontrolü sağlanan bu hastanın uzun dönem takibinde, tekrar kanama riskini azaltmak amacıyla (sekonder profilaksi) yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varisler oblite olana kadar seri EBL uygulanması ve tedaviye non-selektif beta bloker eklenmesi

Cevap

Varisler oblite olana kadar seri endoskopik band ligasyonu (EBL) uygulanması ve tedaviye non-selektif beta bloker eklenmesi bu hasta için en uygun yaklaşımdır.
Geçirilmiş özofagus varis kanaması olan sirotik hastalarda, tekrar kanama riskini azaltmak için en etkili yöntem (sekonder profilaksi), varisler tamamen ortadan kalkana kadar yapılan seri band ligasyonları ile non-selektif beta blokerlerin (propranolol gibi) birlikte kullanılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve mevcut risk faktörlerini değerlendir.
Hasta akut varis kanaması geçirmiş ve EBL ile kontrol altına alınmıştır. Karaciğer sirozu mevcuttur.
Geçirilmiş varis kanaması, sekonder profilaksi endikasyonudur.
2
Sekonder profilaksi için güncel kılavuz önerilerini hatırla.
Kılavuzlar, tekrar kanamayı önlemek için kombine tedaviyi (EBL + NSBB) en üst düzeyde önermektedir.
Kombinasyon tedavisi, re-bleeding (tekrar kanama) oranlarını ve mortaliteyi tek başına uygulanan yöntemlere göre daha belirgin azaltır.
3
Tedavi planını belirle.
EBL seansları varisler kaybolana kadar (242-4 haftada bir) devam ettirilmeli ve hasta tolere edebildiği maksimum dozda propranolol kullanmalıdır.
Tedavi etkinliğinin maksimize edilmesi hedeflenir.

Anahtar Kavram

Özofagus varis kanamalarında sekonder profilaksi (tekrar kanamanın önlenmesi), akut kanama kontrol altına alındıktan sonra zorunludur ve ideal olarak Endoskopik Band Ligasyonu (EBL) ile Non-selektif Beta Bloker (NSBB) kombinasyonu ile yapılır.

İpuçları

1
Akut kanama kontrol edildikten sonra tekrar kanama riski yüksektir.
2
Sekonder profilakside hem endoskopik hem de farmakolojik yöntemlerin birlikte kullanımı en iyi sonuçları verir.
3
Band ligasyonu, varisleri mekanik olarak yok ederken; beta blokerler portal basıncı düşürerek alttaki nedeni kontrol eder.

Daha Fazla Pratik

Varis kanaması yönetiminde Forrest sınıflamasının değil, varislerin derecelendirilmesinin ve Child-Pugh skorunun prognozu belirlediğini unutmayın. Peptik ülser kanamalarında Forrest sınıflamasını tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 223Soru

HBsAgHBsAg ve HBeAgHBeAg pozitif bir anneden doğan bebeğe, doğum sonrası ilk 1212 saat içinde HepatitBHepatit B immünglobulini (HBIGHBIG) ve HepatitBHepatit B aşısının ilk dozu uygulanmıştır. Bebek aşı şemasını takvimine uygun şekilde tamamlamıştır. 9.9. ayda yapılan rutin kontrollerde fizik muayene olağan saptanırken, laboratuvar incelemelerinde; AST:105AST: 105 U/L, ALT:118ALT: 118 U/L (N<40N < 40), Total Bilirubin: 0.60.6 mg/dL saptanıyor. Serolojik incelemede HBsAgHBsAg negatif, AntiHBsAnti-HBs pozitif (150150 mIU/mL) saptanırken, şüphe üzerine istenen HBVHBV DNADNA düzeyi 5.2×1055.2 \times 10^5 IU/mL olarak rapor ediliyor.

Bu bebekteki klinik ve laboratuvar tablosunu en iyi açıklayan durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüzey antijeni (HBsAgHBsAg) epitopunda meydana gelen mutasyon sonucu oluşan tanıdan ve aşıdan kaçış (vaccine-escape) fenomeni

Cevap

HBsAg epitopunda meydana gelen mutasyon sonucu oluşan tanıdan ve aşıdan kaçış (vaccine-escape) fenomenidir.
Hepatit B virüsünün yüzey antijenini (HBsAgHBsAg) kodlayan SS genindeki, özellikle 'a' determinantı olarak bilinen bölgedeki mutasyonlar (en sık G145RG145R), antijenin yapısını değiştirir. Bu durum, hem standart serolojik testlerin antijeni tanıyamamasına (HBsAg negatifliği) hem de aşı veya HBIG ile oluşan nötralizan antikorların virüse bağlanamamasına (aşıdan kaçış) neden olur. Sonuçta hastada koruyucu düzeyde Anti-HBs olmasına rağmen aktif viral replikasyon (yüksek HBV DNA) ve karaciğer enzim yüksekliği izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Serolojik verilerin analizi
Anti-HBs düzeyinin koruyucu eşik olan 1010 mIU/mL'nin çok üzerinde (150150 mIU/mL) olduğu görüldü.
Bebeğin aşıya yanıt verdiği veya immünglobulin ile bağışıklandığı doğrulanmalıdır.
2
Viral replikasyon ve antijen ilişkisinin değerlendirilmesi
HBVHBV DNADNA düzeyinin çok yüksek (>105>10^5 IU/mL) olmasına rağmen HBsAgHBsAg negatif saptandı.
Normal şartlarda bu kadar yüksek viral yükte HBsAg'nin pozitif olması gerekir. Bu durum tanısal bir kaçışa işaret eder.
3
Mekanizmanın belirlenmesi
HBsAg'nin 'a' determinantı bölgesindeki (özellikle G145RG145R gibi) mutasyonlar saptandı.
Bu mutasyonlar HBsAg'nin konformasyonunu değiştirerek hem aşıyla oluşan antikorların virüsü nötralize etmesini engeller hem de tanı kitlerinin antijeni saptamasını imkansız kılar.

Anahtar Kavram

Hepatit B 'Vaccine-Escape' Mutasyonu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 224Soru

5252 yaşında erkek hasta, masif hematemez şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde ikter, asit ve spider anjiyomlar saptanıyor. Kan basıncı 85/5585/55 mmHg, nabız 115115/dakika ölçülüyor. Yapılan acil üst GİS endoskopisinde özofagusta grade 11 (küçük) varisler saptanıyor ancak kanama odağı izlenmiyor. Mide antrumunda 22 cm çapında, üzerinde yerinden oynamayan bir pıhtı (Forrest IIb) bulunan peptik ülser saptanıyor. Pıhtı endoskopik olarak uzaklaştırıldığında, altta fışkırır tarzda arteryel kanama (Forrest Ia) saptanıyor. Bu hastanın yönetiminde en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lezyona endoskopik kombine tedavi (adrenalin enjeksiyonu ve termal/mekanik yöntem) uygulanması ve intravenöz seftriakson tedavisi başlanması

Cevap

Lezyona endoskopik kombine tedavi uygulanması ve intravenöz seftriakson tedavisi başlanması
Karaciğer sirozu olan hastalarda, üst gastrointestinal kanamanın kaynağı ister varis olsun ister varis dışı (bu vakada Forrest Ia peptik ülser), bakteriyel translokasyonu önlemek, re-kanama riskini düşürmek ve sağkalımı artırmak için intravenöz seftriakson (11 g/gün) gibi geniş spektrumlu antibiyotik profilaksisi verilmelidir. Endoskopik olarak Forrest Ia lezyonlarda adrenalin enjeksiyonuna ek olarak mekanik (hemoklips) veya termal (argon plazma koagülasyonu, heater probe) yöntemlerin kombine edilmesi standart tedavi yaklaşımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve altta yatan hastalıklarını değerlendir
Hastada karaciğer sirozu bulguları (ikter, asit, spider anjiyom) mevcut.
Sirozlu hastalarda Gİ kanama yönetimi, standart hastalardan farklılık gösterir.
2
Endoskopik bulguları Forrest sınıflamasına göre yorumla
Kanama odağı varis değil, fışkırır tarzda arteryel kanama gösteren (Ia) bir peptik ülserdir.
Forrest Ia ve Ib lezyonlar en yüksek re-kanama riskine sahiptir ve agresif endoskopik tedavi gerektirir.
3
Endoskopik tedavi modalitesini seç
Sadece adrenalin yerine kombine tedavi (adrenalin + klips veya termal koagülasyon) uygulanır.
Kombine tedavi, yüksek riskli peptik ülserlerde tekli tedaviye göre üstündür.
4
Eşlik eden siroz için gereken ek önlemleri belirle
İntravenöz seftriakson profilaksisi başlanır.
Sirozlu hastalarda Gİ kanama kaynağı ne olursa olsun antibiyotik profilaksisi re-kanama ve mortaliteyi anlamlı düzeyde azaltır.

Anahtar Kavram

Siroz zemininde gelişen varis dışı Gİ kanamalarda antibiyotik profilaksisi ve Forrest Ia lezyon yönetimi.

Daha Fazla Pratik

Forrest sınıflamasına göre endoskopik bulguların re-kanama risk oranlarını ve hangi sınıflarda taburculuğun güvenli olduğunu tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 225Soru

Rutin sağlık taraması sırasında AntiHCVAnti-HCV pozitifliği saptanması üzerine 3939 yaşında erkek hasta polikliniğe başvuruyor. Öyküsünden 2020 yıl önce bir cerrahi operasyon esnasında kan transfüzyonu yapıldığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmayan hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
ASTAST28 U/L28\ U/L0400-40
ALTALT32 U/L32\ U/L0400-40
AntiHCVAnti-HCVPozitifNegatif
Total Bilirubin0.9 mg/dL0.9\ mg/dL0.31.20.3-1.2

Bu hastada aktif enfeksiyon varlığını doğrulamak ve tedavi planını yönlendirmek için bir sonraki aşamada yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: HCV RNA (PCR)HCV\ RNA\ (PCR)

Cevap

Aktif enfeksiyonu doğrulamak için HCV RNA (PCR)HCV\ RNA\ (PCR) testi yapılmalıdır.
AntiHCVAnti-HCV testi yüksek duyarlılığa sahip bir tarama testidir ancak aktif enfeksiyonu (replikasyonu) göstermez. Aktif enfeksiyon varlığını doğrulamak, viral yükü saptamak ve tedaviye başlamak için en uygun ve ilk yapılması gereken tetkik HCV RNAHCV\ RNA (PCR) yöntemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Serolojik tarama sonucunun değerlendirilmesi
AntiHCVAnti-HCV pozitifliği, hastanın virüsle karşılaştığını gösterir ancak aktif enfeksiyonu iyileşmiş olandan ayıramaz.
AntiHCVAnti-HCV bir tarama antikorudur; yalancı pozitiflik veya geçirilmiş enfeksiyon durumlarında da pozitif saptanabilir.
2
Viral replikasyonun kontrol edilmesi
HCV RNAHCV\ RNA testi ile kanda virüs varlığı araştırılır.
Tanının kesinleşmesi ve kronik hepatit C tanısı konulabilmesi için kanda viral nükleik asidin gösterilmesi şarttır.
3
Klinik yönetim planının oluşturulması
Eğer HCV RNAHCV\ RNA pozitif ise genotiplendirme ve evreleme aşamasına geçilir.
Tedavi endikasyonu ancak aktif enfeksiyon kanıtlandıktan sonra konulur.

Anahtar Kavram

Kronik Hepatit C tanı algoritmasında AntiHCVAnti-HCV sonrası ilk adım HCV RNAHCV\ RNA bakılmasıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 226Soru

58 yaşında erkek hasta, Diffüz Büyük B Hücreli Lenfoma tanısıyla R-CHOP (Rituksimab içeren) kemoterapi protokolü için değerlendirilmektedir. Tedavi öncesi yapılan viral seroloji taramasında şu sonuçlar elde edilmiştir:

TestSonuç
HBsAgNegatif
Anti-HBsPozitif (45 mIU/mL)
Anti-HBc IgGPozitif
HBV DNANegatif (Saptanamadı)
Anti-HCVNegatif

Karaciğer fonksiyon testleri normal sınırlarda olan hasta için, Hepatit B virüsü (HBV) reaktivasyonu riski ve yönetimi açısından en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rituksimab yüksek risk (>%10) grubunda yer aldığından, Anti-HBs pozitifliğine bakılmaksızın antiviral profilaksi başlanmalı ve tedavi bitiminden sonra en az 12 ay sürdürülmelidir.

Cevap

Rituksimab yüksek risk (>%10) grubunda yer aldığından, Anti-HBs pozitifliğine bakılmaksızın antiviral profilaksi başlanmalı ve tedavi bitiminden sonra en az 12 ay sürdürülmelidir.
Rituksimab (ve ofatumumab gibi diğer anti-CD20 ajanlar), HBsAg negatif/Anti-HBc pozitif (geçirilmiş enfeksiyon) hastalarda dahi %10'un üzerinde HBV reaktivasyon riskine sahiptir. Bu nedenle, Anti-HBs titresine veya HBV DNA negatifliğine bakılmaksızın tüm bu hastalara antiviral profilaksi (Entekavir veya Tenofovir) başlanmalıdır. Profilaksi süresi, ilacın etkisi geçtikten sonra bağışıklığın toparlanması zaman alacağı için tedavi bitiminden sonra en az 12 ay olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın serolojik durumunu tanımla.
HBsAg (-), Anti-HBc IgG (+), Anti-HBs (+). Bu tablo 'geçirilmiş HBV enfeksiyonu' ile uyumludur. Karaciğerde latent cccDNA bulunur.
Serolojiyi doğru yorumlamak, risk analizi için ilk adımdır.
2
İmmünsupresif tedavinin risk kategorisini belirle.
Rituksimab (anti-CD20), B lenfositleri tüketerek hümoral immüniteyi baskılar. HBV reaktivasyonu açısından YÜKSEK RİSK (>%10) grubundadır.
İlacın türü, reaktivasyon riskini ve profilaksi gerekliliğini belirleyen ana faktördür.
3
Kılavuzlara göre yönetim planını seç.
Yüksek riskli hastalarda (HBsAg negatif olsa bile), reaktivasyonu önlemek için antiviral profilaksi (Entekavir/Tenofovir) şarttır. Profilaksi, immünsupresyon bitiminden sonra en az 12 ay (hatta bazı kaynaklara göre 18 ay) devam etmelidir.
Yüksek risk grubunda pre-emptif izlem yerine doğrudan profilaksi önerilir.

Anahtar Kavram

İmmünsupresif tedavi alan hastalarda HBV reaktivasyon riski, serolojik durum (özellikle Anti-HBc pozitifliği) ve kullanılan ilacın potansiyeline (örn. Rituksimab yüksek risk) göre belirlenir.

İpuçları

1
Hastanın HBsAg negatif ancak Anti-HBc IgG pozitif olması, vücudunda daha önce virüsle karşılaştığını ve karaciğerinde sessiz viral DNA (cccDNA) bulunabileceğini gösterir.
2
Kullanılacak ilaç Rituksimab'dır. Bu ilaç B lenfositlerini hedef alır ve antikor üretimini baskılar. Bu durum HBV reaktivasyonu açısından en yüksek risk kategorisindedir.
3
Yüksek riskli (>%10) ilaç gruplarında (Rituksimab, kök hücre nakli vb.) virüsün tekrar uyanmasını beklemeden (pre-emptif değil) baştan koruyucu ilaç (profilaksi) verilmelidir.

Daha Fazla Pratik

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı nedeniyle Anti-TNF (biyolojik ajan) başlayacak bir hastada HBV yönetiminin nasıl farklılaşacağını araştırın (Orta risk vs Yüksek risk ayrımı).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 227Soru

6262 yaşında kadın hasta, son 44 aydır devam eden, günde 686-8 kez tekrarlayan, sulu ve kansız ishal şikayeti ile başvuruyor. Öyküsünde karın ağrısı, ateş veya kilo kaybı saptanmıyor. Hastanın yaklaşık 22 yıldır gastroözofageal reflü hastalığı nedeniyle lansoprazol kullandığı öğreniliyor. Fizik muayenesi ve rutin laboratuvar tetkikleri (hemogram, CRP, dışkı mikroskopisi) normal olan hastaya yapılan kolonoskopide mukozal görünüm normal olarak değerlendiriliyor.

Bu hastada en olası tanıyı koymak amacıyla yapılması gereken en uygun işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolonun farklı segmentlerinden mukozal biyopsiler alınması

Cevap

En uygun yaklaşım kolonun farklı segmentlerinden mukozal biyopsiler alınmasıdır.
Hastanın kliniği (ileri yaşta kadın, kronik sulu ishal) ve lansoprazol kullanımı, tipik bir mikroskopik kolit tablosunu düşündürmektedir. Mikroskopik kolitlerin karakteristik özelliği kolonoskopinin makroskobik olarak normal olmasıdır. Bu durumda kesin tanı koymak için kolonun farklı segmentlerinden biyopsi alınması ve histopatolojik inceleme yapılması gereklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
İleri yaş, kadın cinsiyet, kronik sulu ishal ve PPI (lansoprazol) kullanımı belirlendi.
Bu kombinasyon mikroskopik kolit için klasik bir risk profilidir.
2
Endoskopik bulguları değerlendirme
Kolonoskopinin makroskobik olarak normal olduğu saptandı.
Mikroskopik kolit tanısı koyabilmek için endoskopik olarak normal görünen mukozadan biyopsi alınması şarttır.
3
Tanısal yöntemi belirleme
Segmenter biyopsi sonucunda epitel altı kolajen bandında kalınlaşma veya lenfositik infiltrasyon beklenir.
Hastalık yamalı (patchy) dağılım gösterebileceği için sadece rektumdan değil, farklı kolon segmentlerinden biyopsi alınmalıdır.

Anahtar Kavram

Mikroskopik Kolit Tanı Stratejisi

Daha Fazla Pratik

Mikroskopik kolit tanısı alan bu hastada tedavi yaklaşımı olarak PPI kesilmesi ve gerekirse budesonid tedavisi planlanabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 228Soru

34 yaşında kadın hasta, son 6 aydır giderek artan hem katı hem de sıvı gıdalara karşı yutma güçlüğü ve özellikle geceleri ağza sindirilmemiş gıda artıkları gelmesi şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın yapılan baryumlu özofagus grafisinde özofagus gövdesinde dilatasyon ve distal uçta simetrik daralma ile karakterize "kuş gagası" (bird's beak) görünümü saptanıyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için yapılması gereken en duyarlı ve altın standart tanı yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özofagus manometrisi

Cevap

Akalazya tanısında en duyarlı ve altın standart yöntem, alt özofagus sfinkter basıncını ve peristaltik dalgaları ölçen özofagus manometrisidir.
Özofagus manometrisi, akalazyanın patofizyolojisinde yatan alt özofagus sfinkterinin (AÖS) yetersiz gevşemesini ve özofagus gövdesindeki peristaltizm kaybını sayısal verilerle kanıtlayan en duyarlı yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Hem katı hem sıvı gıdalara disfaji ve regürjitasyon, motor tipte bir motilite bozukluğunu işaret eder.
Mekanik obstrüksiyonlarda genellikle önce katılara, sonra sıvılara karşı disfaji gelişirken; akalazyada her ikisine birden başlar.
2
Radyolojik bulguyu yorumla
Baryumlu grafideki 'kuş gagası' görünümü akalazya için karakteristik bir bulgudur.
Distal özofagustaki simetrik daralma ve proksimal dilatasyon akalazyada tipiktir.
3
En kesin tanı yöntemini seç
Özofagus manometrisi ile AÖS gevşeme kusuru ve aperistaltizmin gösterilmesi tanıyı doğrular.
Manometri, özofagusun motor fonksiyonlarını doğrudan ölçen en duyarlı testtir.

Anahtar Kavram

Akalazya, alt özofagus sfinkterinin (AÖS) yutma sonrası gevşeyememesi ve özofagus gövdesinde peristaltizm kaybı ile karakterize bir hastalıktır; altın standart tanısı manometri ile konur.

İpuçları

1
Disfaji hem katı hem sıvı gıdalara karşı eş zamanlı başladıysa bir motilite bozukluğu düşünülmelidir.
2
Baryumlu grafideki 'kuş gagası' görünümü Akalazya için çok spesifiktir.
3
Özofagusun kasılma gücünü ve sfinkter basınçlarını ölçen test en doğru yanıtı verecektir.

Daha Fazla Pratik

Akalazya tanısı konan bir hastada pseudoakalazyayı dışlamak için mutlaka endoskopi yapılması gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 229Soru

4242 yaşında erkek hasta, 1212 yıldır HBsAgHBsAg pozitifliği nedeniyle takip edilmektedir. Önceki kontrollerinde ALTALT düzeyleri sürekli normal, HBeAgHBeAg negatif, AntiHBeAnti-HBe pozitif ve HBVHBV DNADNA seviyeleri 20002000 IU/mL'nin altında seyreden hastada, son 33 haftadır giderek artan halsizlik, iştahsızlık ve skleralarda sararma şikayetleri başlamıştır. Fizik muayenesinde karaciğer sağ kostal kenarda 33 cm palpabl ve hassas olarak saptanmıştır.

Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

TetkikSonuç
ASTAST820820 U/L
ALTALT960960 U/L
Total Bilirubin5.45.4 mg/dL
HBsAgHBsAgPozitif
AntiHBcAnti-HBc IgGIgGPozitif
AntiHBcAnti-HBc IgMIgMNegatif
HBeAgHBeAgNegatif
AntiHBeAnti-HBePozitif
HBVHBV DNADNA1.4×1031.4 \times 10^3 IU/mL
AntiHDVAnti-HDV IgMIgMPozitif
HDVHDV RNARNAPozitif

Bu klinik tablo ve laboratuvar verilerine göre, hastadaki durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik Hepatit B zemininde gelişen HDV süperenfeksiyonu mevcut olup, HDV replikasyonu HBV replikasyonunu baskılamıştır.

Cevap

Kronik Hepatit B zemininde gelişen HDV süperenfeksiyonu mevcut olup, HDV replikasyonu HBV replikasyonunu baskılamıştır.
Hastada saptanan serolojik tablo (HBsAg pozitif, Anti-HBc IgG pozitif, Anti-HBc IgM negatif) zeminde kronik bir HBV enfeksiyonu olduğunu kanıtlar. Bu zemin üzerinde gelişen şiddetli transaminaz yüksekliği ve eşlik eden Anti-HDV IgM/HDV RNA pozitifliği 'HDV süperenfeksiyonu' tanısını kesinleştirir. HDV virüsü, doğası gereği HBV replikasyonunu baskılayan proteinler sentezlediği için, bu hastalarda karaciğer hasarı çok şiddetli olmasına rağmen HBV DNA düzeyleri şaşırtıcı derecede düşük saptanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın kronik durumunu değerlendir
1212 yıllık HBsAgHBsAg pozitifliği, AntiHBcAnti-HBc IgGIgG pozitifliği ve AntiHBcAnti-HBc IgMIgM negatifliği hastanın 'Kronik Hepatit B' taşıyıcısı olduğunu kesinleştirir.
Akut HBV enfeksiyonunda Anti-HBc IgM pozitif olmalıdır; negatifliği kronik zemini gösterir.
2
Yeni gelişen akut tabloyu analiz et
Belirgin transaminaz yüksekliği (ALT>10×ALT > 10 \times normal) ve ikter, kronik zemin üzerinde akut bir hepatit atağını (flare) gösterir.
Hepatit alevlenmelerinde ayırıcı tanı için viral replikasyon düzeyleri ve ek viral markerlar incelenmelidir.
3
HBVHBV DNADNA ve HDVHDV markerları arasındaki ilişkiyi kur
HBVHBV DNADNA düzeyinin beklenenden düşük (1.4×1031.4 \times 10^3) olmasına rağmen HDVHDV RNARNA ve AntiHDVAnti-HDV IgMIgM pozitiftir.
HDVHDV replikasyonu, HBVHBV gen ekspresyonunu ve HBVHBV DNADNA polimeraz aktivitesini doğrudan suprese ederek HBVHBV DNADNA seviyelerini düşürür (Interferans fenomeni).
4
Tanıyı ve prognozu belirle
Tanı HDVHDV süperenfeksiyonudur. Bu durum, ko-enfeksiyona göre çok daha yüksek kronikleşme ve karaciğer yetmezliği riski taşır.
Taşıyıcı bir hastada yeni bir virüsün eklenmesi (süperenfeksiyon), iki virüsün aynı anda alınmasından (ko-enfeksiyon) klinik olarak daha ağır seyreder.

Anahtar Kavram

Hepatit D (Delta) süperenfeksiyonu ve HBV üzerindeki supresif etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 230Soru

4545 yaşında erkek hasta, yaklaşık 1010 yıldır bilinen duodenum ülseri öyküsü ile başvuruyor. Son 22 haftadır artan epigastrik dolgunluk, yemeklerden 464-6 saat sonra ortaya çıkan ve önceki gün yediği gıdaları içeren, safrasız kusma şikayeti mevcut. Fizik muayenede epigastrik bölgede "çalkantı sesi" (succussion splash) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; pH:7.52pH: 7.52, PCO2:48 mmHgPCO_2: 48\ mmHg, HCO3:34 mEq/LHCO_3^-: 34\ mEq/L, Na+:136 mEq/LNa^+: 136\ mEq/L, K+:2.8 mEq/LK^+: 2.8\ mEq/L, Cl:86 mEq/LCl^-: 86\ mEq/L olarak bulunuyor. Bu hastada tabloya eşlik etmesi beklenen idrar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paradoksal asidüri

Cevap

Hastada saptanan bulgular kronik peptik ülsere bağlı mide çıkış obstrüksiyonu (pilör darlığı) ve buna eşlik eden hipokloremik hipokalemik metabolik alkalozu işaret etmektedir. Bu tabloda beklenen idrar bulgusu paradoksal asidüridir.
Doğru yanıt olan paradoksal asidüri seçeneği, mide çıkış obstrüksiyonu olan hastalarda gelişen hacim kaybı ve hipokloreminin böbrek üzerindeki etkisini açıklar. Hacim kaybı nedeniyle aktive olan Aldosteron, distal tübüllerde sodyumu geri emerken karşılığında hidrojen ve potasyum atılmasına neden olur. Bu durum, kanda alkaloz olmasına rağmen idrarın asidik olmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Kronik duodenum ülseri, safrasız kusma ve çalkantı sesi varlığı Mide Çıkış Obstrüksiyonu (GOO) tanısını koydurur.
Tanı konulmadan fizyopatolojik süreci anlamak mümkün değildir.
2
Metabolik anormalliği analiz et
Mide içeriğinin (HCl) kaybı sonucu Hipokloremik Hipokalemik Metabolik Alkaloz gelişmiştir.
Laboratuvar değerleri (pH>7.45pH > 7.45, düşük ClCl ve KK) bu tanıyı doğrular.
3
Renal kompansasyon mekanizmasını değerlendir
Hacim kaybı sonucu RAAS aktifleşir. Distal tübülde sodyum geri emilimi artar; ancak klor eksikliği nedeniyle sodyumla birlikte emilecek anyon bulunamaz. Elektriksel dengeyi sağlamak için idrara H+H^+ ve K+K^+ salgılanır.
Vücut alkali olmasına rağmen hacim koruma amacıyla idrara asit salgılandığı için buna 'paradoksal asidüri' denir.

Anahtar Kavram

Mide çıkış obstrüksiyonunda gelişen metabolik alkalozun idrar bulgusu (Paradoksal asidüri).

İpuçları

1
Hastadaki kusmanın safrasız olması ve uzun süreli ülser öyküsü tıkanıklığın yerini (pilor öncesi/pilor) düşündürmelidir.
2
Kusma ile kaybedilen temel maddeler su, hidrojen, klor ve potasyumdur. Bu kayıpların böbrekte sodyum geri emilimi üzerindeki etkisini hatırlayın.
3
Aldosteron sodyumu geri alırken elektriksel denge için bir katyon (H+H^+ veya K+K^+) atmalıdır. Hastada klor eksik olduğu için anyon emilimi yapılamaz ve idrar asidik kalır.

Daha Fazla Pratik

Bu hastanın tedavisinde ilk adımın serum fizyolojik (NaCl %0.9NaCl\ \%0.9) ve potasyum replasmanı olduğunu unutmayın; sadece hacim değil, klor replasmanı da paradoksal asidüriyi düzeltir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 231Soru

4646 yaşında erkek hasta, epigastrik bölgede künt ağrı ve son 22 aydır belirginleşen halsizlik şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde 1010 yıldır alkol kullanımı ve üç kez pankreatit nedeniyle hastanede yatış öyküsü mevcuttur. Fizik muayenede dalak kosta kenarını 44 cm geçmektedir; asit, sarılık veya hepatomegali saptanmamıştır. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagus normal izlenirken, fundus bölgesinde izole varisler saptanmıştır. Bu hastada mevcut klinik tabloya neden olan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Splenik ven trombozu

Cevap

Pankreas hastalıkları seyrinde gelişen ve izole gastrik varislerle seyreden tablo splenik ven trombozudur.
Kronik pankreatit, splenik vene komşuluğu nedeniyle ven duvarında inflamasyona ve tromboza yol açabilir. Splenik venin tıkanması sonucunda kan kısa gastrik venler yoluyla mide fundusuna yönlenir, bu da 'izole gastrik varisler' ve 'sinistral portal hipertansiyon' tablosuna neden olur. Hastada hepatomegali ve asit olmaması, primer sorunun karaciğer dışında olduğunu destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın özgeçmişini ve fizik muayene bulgularını analiz et.
Kronik pankreatit öyküsü, splenomegali varlığı; ancak asit ve hepatomegali yokluğu saptandı.
Tablonun karaciğer parankim hastalığından (siroz) ziyade vasküler bir nedene bağlı olduğunu ayırt etmek için gereklidir.
2
Endoskopi bulgularını yorumla.
Özofagus normal, ancak fundusta izole gastrik varisler izlendi.
İzole gastrik varisler 'sinistral portal hipertansiyon' için patognomonik bir bulgudur.
3
Pankreas hastalıkları ile vasküler komplikasyonlar arasındaki ilişkiyi kur.
Splenik ven, pankreas gövde ve kuyruğunun hemen arkasından geçer; bu nedenle pankreatit seyrindeki inflamasyon ven trombozuna yol açabilir.
Klinik tabloyu birincil hastalık olan pankreatit ile ilişkilendirmek tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Splenik ven trombozu (Sinistral Portal Hipertansiyon)

Daha Fazla Pratik

Sinistral portal hipertansiyon tedavisinde (kanama varlığında) definitif cerrahi seçenek olan splenektominin rolünü gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 232Soru

2828 yaşında erkek hasta, son 22 yıldır aralıklı olarak devam eden katı gıdalara karşı yutma güçlüğü ve retrosternal yanma şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde mevsimsel alerjik rinit ve çocukluk çağı astımı mevcuttur. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagus lümeninde çok sayıda konsantrik halka (trakealizasyontrakealizasyon) ve beyaz eksüdatif plaklar izleniyor. Özofagus orta ve distal kesiminden alınan biyopsilerde her büyük büyütme alanında (HPFHPF) 2525 eozinofil saptanıyor.

Eozinofilik özofajit tanısı düşünülen bu hasta ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kesin tanı için 88 haftalık yüksek doz proton pompa inhibitörü (PPI˙PPİ) tedavisine yanıtsızlığın gösterilmesi zorunludur.

Cevap

Eozinofilik özofajit tanısında PPİ tedavisine yanıtsızlığın gösterilmesi zorunluluğu güncel kılavuzlarda kaldırılmıştır.
Eozinofilik özofajit (EOÖ) tanısı için güncel kriterler; disfaji/gıda takılması gibi klinik semptomların varlığı ve özofagus biyopsisinde başka bir neden (reflü, enfeksiyon vb.) olmaksızın 15\geq 15 eozinofil/HPFHPF saptanmasıdır. Geçmişte tanı için PPİ tedavisine yanıtsızlık şartı aranırken, 20182018 yılındaki güncel kılavuzlarda bu şart kaldırılmıştır. Artık PPİ tedavisine yanıt veren hastalar da EOÖ tanısı almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguları sentezle.
Genç erkek, atopi (astım/rinit) öyküsü, disfaji ve endoskopide 'trakealizasyon' (halkalar) varlığı tipik olarak eozinofilik özofajiti (EOÖ) işaret eder.
EOÖ, immün/antijen aracılı kronik bir hastalıktır ve sıklıkla atopi ile birliktelik gösterir.
2
Biyopsi sonuçlarını eşik değerlerle kıyasla.
Hastadaki 2525 eozinofil/HPFHPF değeri, tanısal sınır olan 15\geq 15 değerinin üzerindedir.
Histopatolojik tanı için özofagus mukozasında yoğun eozinofilik infiltrasyonun gösterilmesi şarttır.
3
Güncel tanı kriterlerini hatırla.
Eskiden PPİ-yanıtlı özofageal eozinofili (PPİ-REE) ayrı bir antitite iken, 20182018 konsensüsü ile bu ayrım kalkmış ve PPİ yanıtından bağımsız olarak 15\geq 15 eozinofil/HPFHPF varlığı tanı için yeterli görülmüştür.
PPİ'lerin asit baskılama dışında anti-inflamatuar etkilerinin de olduğu ve EOÖ spektrumundaki hastalara iyi geldiği anlaşılmıştır.

Anahtar Kavram

Eozinofilik Özofajit Güncel Tanı Kriterleri
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 233Soru

2828 yaşında erkek hasta, alkol alımını takiben gelişen şiddetli ve tekrarlayan öğürme ve kusmaların ardından taze kan kustuğunu (hematemez) ifade ederek acil servise başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde kronik bir hastalık veya ilaç kullanım öyküsü bulunmuyor. Yapılan fizik muayenesinde kan basıncı 120/80120/80 mmHgmmHg, nabız 82/dakika82/dakika ve batın muayenesi doğal olarak saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mallory-Weiss sendromu

Cevap

Zorlu kusma ve öğürme sonrası gelişen hematemez tablosunda en olası tanı Mallory-Weiss sendromudur.
Mallory-Weiss sendromu, özellikle alkol alımı gibi durumlardan sonra gelişen şiddetli öğürme ve kusmaları takiben ortaya çıkan, gastroözofageal bileşkedeki lineer mukozal yırtıklardan kaynaklanan bir üst gastrointestinal sistem kanamasıdır. Hastanın stabil olması ve klasik öyküsü bu tanıyı desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın anamnezindeki tetikleyici faktörü belirle.
Alkol alımı sonrası şiddetli öğürme ve kusma öyküsü saptandı.
Mallory-Weiss sendromu tipik olarak karın içi basıncın aniden arttığı (kusma, öksürük vb.) durumlarda gelişir.
2
Klinik bulguları ve vital bulguları değerlendir.
Hasta hemodinamik olarak stabil ve taze kan kusma şikayeti mevcut.
Bu sendromda kanama genellikle kendiliğinden durur ve hastaların çoğunda hemodinamik stabilite korunur.
3
Tetikleyici olay ile semptom arasındaki ilişkiyi kurarak tanıyı doğrula.
Kusma sonrası gelişen hematemez, gastroözofageal bileşkedeki mukozal yırtığı (Mallory-Weiss) işaret eder.
Diğer üst GİS kanama nedenleri (ülser, varis) genellikle bu tip bir mekanik zorlanma öyküsü ile başlamaz.

Anahtar Kavram

Mallory-Weiss sendromu, gastroözofageal bileşkede zorlu kusma sonucu oluşan lineer mukozal yırtıklara bağlı kanamadır.

İpuçları

1
Kanama başlamadan hemen önce hastanın yaptığı eyleme (öğürme/kusma) odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Mallory-Weiss sendromunun tanısında altın standart yöntem olan üst GİS endoskopisi bulgularını gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 234Soru

54 yaşında kadın hasta, son 6 aydır devam eden, günde 3 litreyi bulan, çay renginde, kokusuz ve sulu ishal şikayetiyle hastaneye başvuruyor. İshalinin aç kalmakla azalmadığını belirten hastanın fizik muayenesinde genel durumu düşkün, dehidrate görünümde olduğu ve proksimal kaslarda güçsüzlük bulunduğu saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum potasyum düzeyi 2.1 mEq/L, klor düzeyi 114 mEq/L, bikarbonat düzeyi 15 mEq/L ve kalsiyum düzeyi 11.2 mg/dL olarak ölçülüyor. Kan glukozu hafif yüksek (118 mg/dL) bulunan hastanın mide aspirasyonunda aklorhidri saptanıyor. Abdominal tomografide pankreas kuyruk kesiminde 3 cm çaplı soliter kitle izlenen bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: VIPoma

Cevap

VIPoma (Verner-Morrison Sendromu)
Bu vaka, Verner-Morrison Sendromu veya WDHA sendromu (Watery Diarrhea, Hypokalemia, Achlorhydria) olarak bilinen tabloyu tarif etmektedir. Bu sendroma pankreasın adacık hücrelerinden köken alan ve Vazoaktif İntestinal Peptid (VIP) salgılayan tümörler (VIPoma) neden olur. VIP, bağırsaklardan su ve elektrolit sekresyonunu artırarak masif, koleraya benzer sulu ishale yol açar. Bu kayıp ciddi hipokalemiye (kas güçsüzlüğü) ve bikarbonat kaybına bağlı metabolik asidoza neden olur. Ayrıca VIP, gastrik asit sekresyonunu inhibe ettiğinden hastalarda hipoklorhidri veya aklorhidri (mide asidi yokluğu) görülür. Hiperkalsemi ve hiperglisemi de VIPoma vakalarında sık görülen eşlikçi bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
WDHA Sendromu Bulguları
Hastada masif sulu ishal (Watery Diarrhea), kas güçsüzlüğüne yol açan düşük potasyum (Hypokalemia) ve mide asidi yokluğu (Achlorhydria) mevcuttur. Bu üçlü WDHA sendromunu tanımlar.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
Metabolik Asidoz ve Elektrolit Kaybı
VIP (Vazoaktif İntestinal Peptid) etkisiyle bağırsaklardan masif su, potasyum ve bikarbonat atılımı gerçekleşir. Bu durum hipokalemiye ve normal anyon açıklı metabolik asidoza (bikarbonat kaybı) neden olur.
3
Ayırıcı tanıyı yap
Gastrinoma Ekarte Edilir
Diğer ishal yapan nöroendokrin tümörlerden Gastrinoma, asit fazlalığı (hiperklorhidri) ile seyrederken; VIPoma mide asit salgısını baskılayarak aklorhidri yapar. Bu, ayırıcı tanıdaki en kritik noktadır.

Anahtar Kavram

Pankreas Nöroendokrin Tümörleri (pNET) Klinik Sendromları - WDHA (VIPoma)

İpuçları

1
Hastadaki klinik tablo WDHA sendromu (Sulu İshal, Hipokalemi, Aklorhidri) baş harfleriyle özetlenebilir.
2
Mide asidinin baskılanmış olması (aklorhidri), asit salgısını artıran Gastrinoma (Zollinger-Ellison) tanısını ekarte etmenizi sağlar.
3
Bu tabloya 'Pankreatik Kolera' da denir ve Vazoaktif İntestinal Peptid (VIP) salgılayan tümörlerden kaynaklanır.

Daha Fazla Pratik

Gastrinoma (Zollinger-Ellison Sendromu) tanısında kullanılan gastrin düzeyi ve sekretin stimülasyon testi kriterlerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 235Soru

6262 yaşında kadın hasta, son aylarda belirginleşen halsizlik ve çabuk yorulma şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 9.2 g/dL9.2\ g/dL, MCV 114 fL114\ fL, vitamin B12B_{12} düzeyi 120 pg/mL120\ pg/mL (N:200900N: 200-900) ve anti-parietal antikor pozitifliği saptanıyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpus ve fundus mukozasının atrofik olduğu ve mukoza üzerinde çapları 0.40.8 cm0.4-0.8\ cm arasında değişen, çok sayıda polipoid lezyonun bulunduğu izleniyor. Bu klinik tablo ve saptanan lezyonlarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lezyonların patogenezinde, parietal hücre kaybına bağlı gelişen aklorhidrinin tetiklediği hipergastrinemi ve buna ikincil ECL hücre hiperplazisi rol oynar.

Cevap

Patogenezde parietal hücre kaybına bağlı aklorhidri, buna ikincil hipergastrinemi ve ECL hücre hiperplazisi rol oynar.
Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları (vitamin B12B_{12} eksikliği, makrositik anemi, anti-parietal antikor pozitifliği) otoimmün metaplastik atrofik gastrit (AMAG) ile uyumludur. Bu tabloda parietal hücrelerin otoimmün yıkımı sonucu mide asit salgısı azalır (aklorhidri). Aklorhidri, antral G-hücreleri üzerindeki inhibisyonu kaldırarak sekonder hipergastrinemiye yol açar. Gastrin, fundustaki enterokromafin benzeri (ECL) hücreler üzerinde trofik (büyütücü) bir etkiye sahiptir. Uzun süreli hipergastrinemi önce ECL hücre hiperplazisine, ardından Tip 1 Gastrik Nöroendokrin Tümör (NET) gelişimine neden olur. Bu tümörler genellikle multipl, küçük ve iyi diferansiyedir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerini analiz et.
Makrositik anemi (MCV=114 fLMCV=114\ fL), B12B_{12} eksikliği ve anti-parietal antikor pozitifliği saptandı.
Bu bulgular klasik olarak Otoimmün Metaplastik Atrofik Gastrit (AMAG) tanısını koydurur.
2
Endoskopik bulguları yorumla.
Mide korpus/fundus atrofisi ve çok sayıda küçük polipoid lezyon saptandı.
AMAG zemininde korpus ve fundusta izlenen multipl küçük polipler Tip 1 Gastrik Nöroendokrin Tümör (NET) için karakteristiktir.
3
Patofizyolojik mekanizmayı kur.
Parietal hücre kaybı → Aklorhidri → Antral G-hücre stimülasyonu → Hipergastrinemi → ECL hücre uyarımı → NET gelişimi.
Mide asit eksikliği gastrin salınımını tetikler, gastrin ise ECL hücreleri için trofik bir faktördür.

Anahtar Kavram

Otoimmün Atrofik Gastrit ve Tip 1 Gastrik Nöroendokrin Tümör Patogenezi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 236Soru

4242 yaşında erkek hasta, yaklaşık 11 yıldır devam eden sağ alt kadran ağrısı, kilo kaybı ve günde 343-4 kez olan şekilsiz dışkılama şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ alt kadranda ele gelen hassas bir kitle saptanıyor. Kolonoskopik incelemede terminal ileumda striktür ve çekumda sağlam mukoza adalarıyla ayrılan derin ülserler görülüyor; rektumun ise tamamen normal olduğu izleniyor. Bu hasta için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sigaranın bırakılması, hastalık aktivitesini ve cerrahi rezeksiyon riskini azaltan en önemli modifiye edilebilir faktördür.

Cevap

Sigaranın bırakılması, Crohn hastalığında hastalık aktivitesini ve cerrahi gereksinimini azaltan temel faktördür.
Vakadaki klinik bulgular (sağ alt kadran kitlesi, terminal ileum tutulumu, rektal korunma ve skip lezyonlar) Crohn hastalığı tanısını kesinleştirmektedir. Crohn hastalığında sigara kullanımı hem hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştırır hem de klinik seyrini (nüks, cerrahi ihtiyacı) kötüleştirir. Bu nedenle sigaranın bırakılması en kritik yönetim basamaklarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve endoskopik bulguları analiz et.
Sağ alt kadran ağrısı, kitle, skip lezyonlar (atlamalı tutulum), rektumun korunması ve terminal ileum tutulumu Crohn hastalığına işaret eder.
Ülseratif kolitte tutulum devamlıdır ve daima rektumu içerir; Crohn'da ise atlamalı tutulum ve rektal korunma sıktır.
2
Hastalık seyri ve çevresel faktörler arasındaki ilişkiyi değerlendir.
Sigara kullanımı Crohn hastalığında risk faktörü ve alevlendirici iken, ülseratif kolitte 'koruyucu' (veya hafifletici) bir rol oynayabilir.
Epidemiyolojik çalışmalar, sigara içen Crohn hastalarında daha sık nüks ve cerrahi ihtiyacı olduğunu göstermektedir.
3
Ekstraintestinal bulguların aktivite ile ilişkisini kontrol et.
Ankilozan spondilitin bağırsak aktivitesinden bağımsız seyrettiğini doğrula.
Eritema nodozum ve periferik artrit (Tip 1) bağırsak aktivitesini takip ederken, ankilozan spondilit ve PSC bağımsızdır.

Anahtar Kavram

Crohn Hastalığı ve Ülseratif Kolit Ayırıcı Tanısı
Soru 237Soru

3434 yaşında erkek hasta, 88 yıldır Crohn hastalığı tanısıyla takip edilmektedir. Hasta son 22 aydır her iki el bileğinde, metakarpofalangeal eklemlerinde ve dirseklerinde simetrik ağrı ve şişlik şikayetleri ile başvuruyor. Hastanın yapılan fizik muayenesinde her iki gözde ağrı ve fotofobinin eşlik olduğu üveit saptanıyor. Hastanın yapılan kolonoskopik incelemesinde mukozal iyileşme izlenmiş olup, son 11 yıldır karın ağrısı veya diyare gibi gastrointestinal şikayeti bulunmamaktadır. Bu hastanın klinik tablosu ve ekstraintestinal bulguları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hem Tip 2 periferik artrit hem de üveit, altta yatan inflamatuar bağırsak hastalığının klinik aktivitesinden bağımsız seyir gösterebilir.

Cevap

İnflamatuar bağırsak hastalıklarında Tip 2 periferik artrit ve üveit, bağırsak hastalığının klinik aktivitesinden bağımsız seyir gösteren ekstraintestinal manifestasyonlardır.
Doğru yanıt olan seçenek, İBH'deki bazı ekstraintestinal bulguların bağırsak hastalığının o anki şiddetinden veya remisyon durumundan bağımsız olabileceği gerçeğini vurgulamaktadır. Tip 2 periferik artrit (simetrik, poliartiküler) ve üveit (ağrılı, fotofobik) bu 'bağımsız' grubun tipik örnekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Eklem tutulumu paternini analiz et.
Simetrik, küçük ve büyük eklemleri (bilek, MCP, dirsek) içeren çoklu eklem tutulumu (poliartiküler).
Bu patern Tip 2 periferik artriti işaret eder (Tip 1 genellikle asimetrik ve pauciartikülerdir).
2
Göz bulgusunu değerlendir.
Ağrı ve fotofobi ile seyreden tablo üveittir.
Episklerit genellikle ağrısız ve daha yüzeyel bir kızarıklıktır.
3
Bağırsak aktivitesi ile ilişkiyi kur.
Hastanın remisyonda olması, Tip 2 artrit ve üveit ile uyumludur.
Tip 1 artrit, eritema nodozum ve episklerit bağırsak aktivitesiyle paralellik gösterirken; Tip 2 artrit, üveit, ankilozan spondilit ve PSK bağımsızdır.

Anahtar Kavram

İBH'de ekstraintestinal manifestasyonların bağırsak aktivitesi ile ilişkisi.
Soru 238Soru

6868 yaşında erkek hasta, alkolik siroz tanısıyla takip edilirken ani başlayan karın ağrısı ve ateş (38,5C38,5^\circ\text{C}) nedeniyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede batında yaygın hassasiyet ve defans saptanıyor. Hastaya yapılan diagnostik parasentez sonuçları şu şekildedir:

ParametreSonuç
Nötrofil sayısı2400/mm32400/\text{mm}^3
Total protein2,8 g/dL2,8\text{ g/dL}
Glukoz35 mg/dL35\text{ mg/dL}
LDH600 U/L600\text{ U/L}
Eş zamanlı serum LDH180 U/L180\text{ U/L}
Gram boyamaPolimikrobiyal (Gram pozitif koklar ve Gram negatif basiller)

Bu hastada yönetimin bir sonraki aşamasında en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batın bilgisayarlı tomografisi ve cerrahi konsültasyonu istenmesi

Cevap

Batın bilgisayarlı tomografisi ve cerrahi konsültasyonu istenmesi
Asit sıvısında nötrofil sayısı 250/mm3250/\text{mm}^3 üzerinde olan bir hastada Runyon kriterlerinden (protein >1 g/dL> 1\text{ g/dL}, glukoz <50 mg/dL< 50\text{ mg/dL}, LDH >> serum LDH'si) en az ikisinin varlığı ve Gram boyamada polimikrobiyal flora saptanması, tablonun Spontan Bakteriyel Peritonit (SBP) değil, bir perforasyona bağlı Sekonder Peritonit olduğunu gösterir. Bu durumda en uygun yaklaşım acil batın bilgisayarlı tomografisi ile odağı saptamak ve cerrahi konsültasyonu istemektir.

Adım Adım Çözüm

1
Asit sıvısındaki nötrofil sayısını analiz etmek.
Nötrofil sayısı 250/mm3250/\text{mm}^3 üzerinde (2400/mm32400/\text{mm}^3) olduğu için peritonit tanısı doğrulanmıştır.
Peritonit tanısı için altın standart asit sıvısında PNL sayısının 250/mm3250/\text{mm}^3 eşiğini geçmesidir.
2
Runyon kriterlerini asit sıvısı biyokimyasına uygulamak.
Protein >1 g/dL> 1\text{ g/dL}, Glukoz <50 mg/dL< 50\text{ mg/dL} ve LDH >> Serum LDH üst sınırı (veya serum LDH'den yüksek) kriterlerinin üçü de karşılanmaktadır.
Bu kriterlerden en az ikisinin varlığı, Spontan Bakteriyel Peritonit'i (SBP) cerrahi bir nedene bağlı Sekonder Peritonit'ten ayırır.
3
Gram boyama ve klinik muayene bulgularını sentezlemek.
Polimikrobiyal flora ve karındaki defans bulgusu viseral bir perforasyonu (ikincil peritonit) güçlü şekilde destekler.
SBP tipik olarak monomikrobiyaldir. Polimikrobiyal bulgular batın içi kaynaklı bir perforasyona işaret eder.
4
En uygun radyolojik ve klinik aksiyonu belirlemek.
Batın bilgisayarlı tomografisi ile perforasyon odağının aranması ve cerrahi konsültasyonu.
Sekonder peritonit cerrahi bir acildir; sadece medikal tedavi (antibiyotik) perforasyonu tedavi etmeye yetmez.

Anahtar Kavram

Runyon Kriterleri ve Sekonder Bakteriyel Peritonit Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Sekonder peritonit şüphesinde Runyon kriterlerinin sensitivitesini ve spesifitesini gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 239Soru

7070 yaşında erkek hasta, son 66 aydır yemeklerden birkaç saat sonra ağzına sindirilmemiş gıdaların gelmesi, ağız kokusu (halitozis) ve boyunda yutkunma sırasında gurgulama sesi duyulması şikayetleriyle başvuruyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için ilk yapılması gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Baryumlu özofagus grafisi

Cevap

Baryumlu özofagus grafisi, Zenker divertikülü şüphesinde tanıyı koymak için en güvenli ve duyarlı ilk tetkiktir.
Zenker divertikülü, faringoözofageal bileşkede Killian üçgeninden kaynaklanan bir psödodivertiküldür. Klasik bulguları olan regürjitasyon ve halitozis varlığında perforasyon riskinden kaçınmak için baryumlu özofagus grafisi ilk tanı yöntemi olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analiz edilmesi
Halitozis, sindirilmemiş gıda regürjitasyonu ve 'gurgling' sesi Zenker divertikülünü işaret eder.
Bu bulgular faringoözofageal bölgedeki anatomik bir poşu (divertikül) düşündürür.
2
Tanı yönteminin risk-yarar değerlendirmesinin yapılması
Endoskopi gibi girişimsel işlemlerin Zenker divertikülünde perforasyon riski taşıdığı belirlenir.
Endoskop cihazı körlemesine divertikül poşuna girerek özofagus duvarını delebilir.
3
En uygun ilk tetkikin seçilmesi
Baryumlu yutma grafisi istenir.
Anatomik yapıyı en iyi gösteren ve perforasyon riski en düşük olan yöntemdir.

Anahtar Kavram

Zenker divertikülü (faringoözofageal divertikül) klinik sunumu ve tanısal yaklaşım.
Tahmini Süre:45s
Soru 240Soru

5454 yaşında erkek hasta, bilinen alkolik siroz (ChildPughChild-Pugh BB) tanısıyla takip edilmektedir. Son birkaç aydır devam eden belirgin halsizlik ve çabuk yorulma şikayetleriyle başvuran hastanın fizik muayenesinde konjonktivalar soluk saptanıyor; kan basıncı 115/70115/70 mmHg, nabız 7878/dakika olarak ölçülüyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 8.48.4 g/dL, ortalama eritrosit hacmi (MCVMCV) 7474 fL ve ferritin 1212 ng/mL (Du¨s\cu¨kDüşük) saptanıyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagusta varis izlenmiyor; ancak mide proksimalinde (fundus ve korpus) yaygın olarak mozaik benzeri "yılan derisi" görünümü veren kırmızı noktacıklı mukozal değişiklikler gözleniyor. Bu hastada saptanan lezyonların yönetimiyle ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Non-selektif beta bloker tedavi başlanması

Cevap

En uygun yaklaşım, portal basıncı düşürerek kanama riskini azaltan non-selektif beta bloker (propranolol gibi) tedavisine başlanmasıdır.
Portal hipertansif gastropati (PHG), sirozlu hastalarda portal basınç artışına bağlı olarak gelişen ve endoskopide proksimal mide yerleşimli mozaik/yılan derisi görünümü ile karakterize bir tablodur. Bu durum kronik gizli kanamalara ve demir eksikliği anemisine yol açabilir. PHG'nin patogenezi doğrudan portal hipertansiyona dayandığı için, tedavisinde splanknik vazokonstriksiyon yaparak portal venöz basıncı düşüren non-selektif beta blokerler (propranolol veya nadolol) ilk basamakta en uygun seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Sirozlu hastada mikrositer anemi ve demir eksikliği saptanmıştır, bu durum kronik bir gastrointestinal kanamayı işaret eder.
Anemi ve ferritin düşüklüğü, hastadaki halsizliğin nedenini açıklar.
2
Endoskopi bulgularını yorumla
Mide proksimalinde (fundus/korpus) izlenen "mozaik/yılan derisi" görünümü, portal hipertansif gastropati (PHG) için tipiktir.
Bu görünüm, mukoza ve submukozadaki damarların portal hipertansiyon nedeniyle konjesyona uğramasıyla oluşur.
3
Tedavi stratejisini belirle
PHG'nin temel nedeni portal hipertansiyon olduğundan, tedavi portal basıncı düşürmeye yöneliktir.
Non-selektif beta blokerler splanknik vazokonstriksiyon yaparak portal basıncı azaltır ve PHG'den kaynaklanan kanamaları kontrol altına alır.

Anahtar Kavram

Portal Hipertansif Gastropati (PHG) Tanı ve Tedavisi

Alternatif Yöntem

PHG tanısında endoskopik biyopsi genellikle gerekli değildir ve kanama riskini artırabilir; tanı tipik endoskopik görünümle konur.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 12 / 22Sonraki
Gastroenteroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 12 | Examkin