Hematoloji

406 soru

Soru 301Soru

24 yaşında erkek hasta, bir aydır süregelen yaygın kemik ağrıları ve sol göz kapağında progresif şişlik nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sol orbitada palpabl, sert bir kitle (miyeloid sarkom/klorom) saptanıyor. Yapılan tetkiklerde lökosit sayısı 22.500/μL22.500/\mu L, hemoglobin 8,1g/dL8,1 g/dL ve trombosit sayısı 28.000/μL28.000/\mu L olarak ölçülüyor. Periferik yaymada sitoplazmalarında belirgin Auer çubukları izlenen, %4040 oranında blast saptanıyor. Akım sitometrik incelemede blastların CD13, CD33 ve miyeloperoksidaz (MPO) pozitif olduğu; ayrıca aberran olarak CD19 ve CD56 eksprese ettiği belirleniyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, bu hastada saptanması en olası sitogenetik anomali aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: t(8;21)(q22;q22)t(8;21)(q22;q22)

Cevap

Hastanun klinik ve laboratuvar bulguları ile en uyumlu sitogenetik anomali t(8;21)(q22;q22)t(8;21)(q22;q22) translokasyonudur.
Doğru yanıt olan t(8;21)(q22;q22)t(8;21)(q22;q22), Akut Miyeloid Lösemi (özellikle FIGO/WHO sınıflamasına göre AML-M2) ile ilişkilidir. Bu spesifik genetik bozukluk; belirgin Auer çubukları içeren matür blastlar, orbitada sık görülen miyeloid sarkomlar (klorom) ve blast yüzeyinde CD19 ile CD56 gibi belirteçlerin aberran ekspresyonu ile karakterizedir. TUS sınavında 'CD19 pozitif AML' veya 'klorom ile başvuran AML' dendiğinde akla ilk gelmesi gereken translokasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Lösemi tipinin belirlenmesi
Blastlarda Auer çubuklarının varlığı ve MPO pozitifliği, vakanın Akut Miyeloid Lösemi (AML) olduğunu kanıtlar.
AML ve ALL ayırıcı tanısında morfoloji ve enzim boyanması ilk adımdır.
2
Klinik ipuçlarının analizi
Orbitada kitle (klorom/miyeloid sarkom), AML'nin belirli sitogenetik tipleriyle, özellikle t(8;21)t(8;21) ile güçlü ilişki gösterir.
Bazı translokasyonlar spesifik ekstramedüller tutulum paternleri sergiler.
3
İmmünofenotipik aberrasyonun değerlendirilmesi
AML blastlarında CD19 (normalde bir B-hücre belirtecidir) ve CD56 pozitifliği, t(8;21)t(8;21) varlığı için son derece spesifik bir laboratuvar bulgusudur.
Aberran antijen ekspresyonu, altta yatan genetik bozukluklar hakkında önemli ipuçları sağlar.
4
Tanısal eşleştirme
Auer çubukları + Klorom + CD19/CD56 pozitifliği kombinasyonu t(8;21)t(8;21) tanısını doğrular.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınıflamasında bu özellikler tipik bir alt grubu tanımlar.

Anahtar Kavram

AML-M2 (t(8;21)t(8;21)) alt tipinin karakteristik klinik (klorom), morfolojik (belgin Auer çubukları) ve immünofenotipik (aberran CD19/CD56) özellikleri.
Soru 302Soru

5252 yaşında erkek hasta; son 33 ayda vücut ağırlığının %11\%11’ine denk gelen 99 kg kilo kaybı, gece terlemesi ve 38,6C38,6^\circ C’ye varan ateş şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ supraklaviküler bölgede 33 cm ve sol aksiller bölgede 22 cm çapında, ağrısız, hareketli lenfadenopatiler (LAP) saptanıyor. Çekilen kontrastlı toraks BT incelemesinde ön mediastende 1212 cm çapında konglomerat lenf nodu kitlesi izleniyor; bu kitlenin komşuluğundaki plevra yüzeyine doğrudan invaze olduğu ancak plevral efüzyonun eşlik etmediği raporlanıyor. Batın BT’de çölyak bölgede patolojik lenf nodları ve dalakta multipl hipodens nodüler lezyonlar saptanıyor. Kemik iliği aspirasyon ve biyopsisi normal olarak değerlendiriliyor. Aksiller lenf nodu biyopsisinde Reed-Sternberg hücreleri izleniyor; immünohistokimyasal incelemede bu hücrelerin CD15 (+) ve CD30 (+) olduğu saptanıyor.

Bu hastanın Ann Arbor sınıflamasına göre klinik evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIIEBIII_{EB}

Cevap

Hastanın klinik evresi, diyaframın her iki tarafındaki lenf nodu bölgelerinin tutulması, B semptomlarının varlığı ve plevraya doğrudan invazyonun bulunması nedeniyle Evre IIIEBIII_{EB}’dir.
Doğru yanıt olan seçenek, hastanın tüm klinik bulgularını tam olarak kapsamaktadır. Hastada diyaframın üstünde (supraklaviküler, aksiller, mediastinal) ve altında (çölyak, dalak) lenfatik doku tutulumu olduğu için temel evre III’tür. Mediastinal kitlenin plevraya doğrudan invaze olması, yaygın bir ekstranodal tutulumdan ziyade 'E' (extranodal extension) ekini gerektirir. Ayrıca hastada tanımlanan kilo kaybı, ateş ve gece terlemesi klasik 'B' semptomlarıdır. Bu üç bileşenin birleşimi sonucu evre IIIEBIII_{EB} olarak netleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Lenfatik bölgelerin diyaframa göre konumunu belirle.
Supraklaviküler, aksiller ve mediastinal bölgeler diyafram üstü; çölyak lenf nodları ve dalak diyafram altıdır.
Ann Arbor sisteminde evre III, diyaframın her iki yanındaki lenf nodu bölgelerinin tutulumunu ifade eder.
2
Ekstranodal tutulumun niteliğini analiz et.
Plevra tutulumu mediastinal kitleden doğrudan invazyon (kontigüite) yoluyladır; dalak ise evreleme sisteminde lenfoid bir organ olarak kabul edilir.
Doğrudan komşuluk yoluyla olan sınırlı ekstranodal tutulumlar 'E' eki ile gösterilir ve evreyi doğrudan IV yapmaz. Dalak tutulumu Hodgkin lenfomada evre III kapsamındadır.
3
Sistemik (B) semptomları kontrol et.
Ateş, gece terlemesi ve son 66 ayda %10\%10’dan fazla kilo kaybı mevcuttur.
Bu bulgular evreye 'B' ekinin eklenmesini gerektirir.
4
Tüm verileri birleştirerek evreyi belirle.
Evre III + E (Plevra) + B (Semptomlar) = Evre IIIEBIII_{EB}.
Hastada diyaframın her iki yanında tutulum, sınırlı ekstranodal invazyon ve sistemik semptomlar bir aradadır.

Anahtar Kavram

Ann Arbor Evreleme Sistemi ve E/B Eklerinin Kullanımı

Daha Fazla Pratik

Ann Arbor evrelemesinde dalağın (S) ve doğrudan yayılımın (E) özel durumlarını pekiştirmek için Non-Hodgkin Lenfoma ile aralarındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 303Soru

Kolonoskopi sırasında terminal ileum ve kolonda çok sayıda polipoid lezyon (lenfomatoz polipozis) saptanan 58 yaşındaki erkek hastanın biyopsi örneğinde; diffüz, küçük ve çentikli çekirdeğe sahip lenfoid hücre infiltrasyonu izleniyor. Yapılan immünofenotipik incelemede hücrelerin CD19(+), CD20(+), CD5(+) ve CD23(-) olduğu belirleniyor. Bu hastadaki en olası tanıya özgü sitogenetik anomali aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: t(11;14) translokasyonu sonucu Siklin D1 aşırı ekspresyonu

Cevap

Hastalığın Mantle Hücreli Lenfoma olduğu ve t(11;14) translokasyonu ile karakterize olduğu seçenektir.
Soruda verilen klinik 'lenfomatoz polipozis' tablosu ve CD5(+)/CD23(-) immünofenotipi, Mantle Hücreli Lenfoma tanısını koydurur. Mantle hücreli lenfomanın patogenezindeki temel olay, 11. ve 14. kromozomlar arasındaki translokasyon - t(11;14) - sonucu Siklin D1 geninin (BCL-1) IgH promoteri kontrolü altına girerek aşırı eksprese olmasıdır. Bu durum hücre siklusunun disregülasyonuna yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve immünofenotipik bulguları analiz et.
Hasta 58 yaşında, 'lenfomatoz polipozis' (Mantle hücreli lenfoma için tipik GI tutulumu) mevcut. İmmünofenotip: B hücresi (CD19+, CD20+), CD5(+) ve CD23(-).
Lenfoma alt tipini belirlemek için klinik ve laboratuvar verilerini birleştirmek gerekir.
2
CD5 pozitif B hücreli lenfomaların ayırıcı tanısını yap.
CD5(+) B hücreli lenfomalar temel olarak KLL (Kronik Lenfositik Lösemi) ve Mantle Hücreli Lenfoma'dır. KLL genellikle CD23(+) iken, Mantle Hücreli Lenfoma CD23(-) dir.
CD5/CD23 ayrımı bu iki hastalığı ayırt etmenin en güvenilir yoludur.
3
Belirlenen tanıya özgü genetik anomaliyi eşleştir.
Tanı Mantle Hücreli Lenfoma'dır. Bu hastalık t(11;14) translokasyonu ve buna bağlı Siklin D1 (Bcl-1) aşırı ekspresyonu ile karakterizedir.
Mantle hücreli lenfomanın patognomonik genetik özelliği sorulmaktadır.

Anahtar Kavram

Mantle Hücreli Lenfoma Tanı Kriterleri
Soru 304Soru

64 yaşında erkek hasta, son 3 aydır devam eden gece terlemesi, halsizlik ve istem dışı 66 kg kaybetme şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede bilateral servikal, supraklaviküler ve aksiller bölgelerde çapları 232-3 cm arasında değişen, ağrısız, hareketli lenfadenopatiler ve kot kavsini 55 cm geçen splenomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde lökosit sayısı 124.000/μL124.000/ \mu L (lenfosit oranı %92\%92), hemoglobin 9.89.8 g/dL, trombosit sayısı 88.000/μL88.000/ \mu L olarak bulunuyor. Periferik yaymada olgun görünümlü küçük lenfositler ve çok sayıda "smudge" (ezik) hücresi görülüyor. Flow sitometrik incelemede CD5(+)CD5(+), CD19(+)CD19(+), CD23(+)CD23(+), CD200(+)CD200(+) ve yüzey immünglobülin (sIg) zayıf pozitifliği saptanıyor. Yapılan sitogenetik incelemede (FISH) del(17p)del(17p) ve p53p53 mutasyonu tespit edilen bu hasta için en uygun ilk basamak tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İbrutinib (BTK inhibitörü) monoterapisi

Cevap

İbrutinib (BTK inhibitörü) monoterapisi
Hastada saptanan del(17p)del(17p), 17. kromozomun kısa kolunda bulunan TP53TP53 tümör baskılayıcı geninin kaybı anlamına gelir. Bu mutasyona sahip KLL hastaları klasik kemoterapi rejimlerine (alkilleyici ajanlar, pürin analogları) yanıt vermezler. İbrutinib, B hücresi reseptör (BCR) sinyal yolağındaki Bruton Tirozin Kinaz (BTK) enzimini p53'ten bağımsız bir şekilde inhibe ederek bu yüksek riskli grupta belirgin sağkalım avantajı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Lenfositoz, splenomegali, lenfadenopati ve akış sitometrisi (CD5+, CD19+, CD23+) bulguları hastayı Kronik Lenfositik Lösemi (KLL) tanısına götürür.
KLL tanısı için mutlak lenfosit sayısının >5000/μL>5000/ \mu L olması ve tipik flow sitometri markerlarının varlığı gereklidir.
2
Tedavi endikasyonunun belirlenmesi
Hastada B semptomları (kilo kaybı, gece terlemesi) ve Rai Evre IV (trombositopeni < 100.000/ \mu L) mevcuttur.
İleri evre (Rai III-IV veya Binet C) veya semptomatik hastalık varlığında tedavi başlanmalıdır.
3
Genetik belirteçlere göre tedavi seçimi
Sitogenetikte del(17p)del(17p) ve p53p53 mutasyonu saptanmıştır.
17p17p delesyonu varlığında kemoimmünoterapi (FCR, BR gibi) etkisizdir; bu hastalar BTK inhibitörleri (İbrutinib, Akalabrutinib) veya BCL-2 inhibitörleri (Venetoklaks) gibi yeni ajanlarla tedavi edilmelidir.

Anahtar Kavram

Kronik Lenfositik Lösemi'de (KLL) 17p17p delesyonu varlığı, standart kemoimmünoterapilere direnç göstergesidir ve ilk basamakta BTK inhibitörlerinin (İbrutinib vb.) kullanımını zorunlu kılar.
Soru 305Soru

3434 yaşında kadın hasta, son birkaç haftadır giderek artan halsizlik ve göz aklarında hafif sararma şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, skleralar ikterik saptanıyor ve hafif splenomegali eşlik ediyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 8.28.2 g/dL, ortalama eritrosit hacmi (MCV) 9292 fL, retikülosit %7\%7, indirekt bilirubin ve laktat dehidrogenaz (LDH) düzeyleri yüksek bulunuyor. Periferik yayma incelemesinde polikromazi ve yaygın sferositler görülüyor.

Bu hastada aneminin immün kaynaklı (Otoimmün Hemolitik Anemi) olup olmadığını ayırt etmek için öncelikle yapılması gereken laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Direkt Coombs testi

Cevap

Direkt Coombs testi, hemolitik bulguları ve periferik yaymasında sferositleri olan bir hastada immün mekanizmayı doğrulamak için istenmesi gereken ilk ve en önemli testtir.
Hastada klinik (sarılık, splenomegali) ve laboratuvar (anemi, retikülositoz, indirekt bilirubin/LDH yüksekliği) bulguları hemolizi göstermektedir. Periferik yaymada sferositlerin görülmesi durumunda ayırıcı tanıda iki ana hastalık öne çıkar: Herediter Sferositoz (kalıtsal) ve Sıcak Tip Otoimmün Hemolitik Anemi (immün). Bu iki tabloyu birbirinden ayırmanın en hızlı ve güvenilir yolu Direkt Coombs (Direkt Antiglobulin) testidir. Bu testin pozitif olması, eritrositlerin yüzeyinde antikorların (genellikle IgG) bulunduğunu ve yıkımın immün mekanizmayla gerçekleştiğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Düşük hemoglobin, yüksek retikülosit, yüksek indirekt bilirubin ve LDH varlığı hemolizi kanıtlar.
Hastanın anemisinin yıkım kaynaklı (hemolitik) olup olmadığını belirlemek için.
2
Periferik yayma bulgusuna odaklan
Sferositlerin görülmesi, eritrosit membran kaybını işaret eder.
Sferositler hem Herediter Sferositozda hem de Sıcak Tip Otoimmün Hemolitik Anemide (OİHA) görülen ortak bulgudur.
3
Ayırıcı tanı için spesifik testi seç
Direkt Coombs (DAT) testi istenmelidir.
Testin pozitifliği eritrosit yüzeyinde antikor/kompleman varlığını (immün yıkım) kanıtlar ve kalıtsal bir hastalık olan Herediter Sferositozdan ayrımı sağlar.

Anahtar Kavram

Hemolitik anemide sferosit görüldüğünde en önemli ayırıcı tanı basamağı Direkt Coombs testidir.
Soru 306Soru

55 yaşında erkek hasta, son iki haftadır giderek artan halsizlik, bacak ağrıları ve ateş şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde belirgin solukluk, servikal ve aksiller bölgelerde çok sayıda lenfadenopati ile splenomegali saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 7.2g/dL7.2 g/dL, lökosit sayısı 52.000/μL52.000/\mu L ve trombosit sayısı 35.000/μL35.000/\mu L olarak ölçülüyor. Periferik yayma incelemesinde %85\%85 oranında lenfoblastlarla uyumlu blastik hücreler izleniyor. Bu hastadaki malign hücrelerin lenfoid kökenli (Akut Lenfoblastik Lösemi) olduğunu kanıtlamak için öncelikle aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terminal deoksinükleotidil transferaz (TdT) pozitifliği

Cevap

Malign hücrelerin lenfoid kökenli olduğunu gösteren en spesifik bulgu Terminal deoksinükleotidil transferaz (TdT) pozitifliğidir.
Terminal deoksinükleotidil transferaz (TdT), lenfoid öncül hücrelerde ifade edilen bir DNA polimerazdır. ALL vakalarının %95\%95'inden fazlasında pozitif olarak saptanır ve hücrelerin lenfoid kökenli olduğunu kanıtlamada en değerli immünofenotipik/sitokimyasal belirteçlerden biridir. AML vakalarında ise genellikle negatiftir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve yaş grubunu analiz edin.
Çocukluk çağında (55 yaş), kemik ağrısı ve lenfadenopati ile seyreden akut lösemi tablosunda ALL ön plandadır.
ALL, çocukluk dönemindeki en sık görülen malignitedir.
2
Miyeloid ve lenfoid seri ayrımı için kullanılan spesifik belirteçleri değerlendirin.
TdT lenfoid seriye, MPO ise miyeloid seriye özgü belirteçlerdir.
Hücrelerin morfolojik benzerliği nedeniyle kesin tanı için sitokimyasal ve immünofenotipik analiz gereklidir.
3
Seçenekler arasından lenfoid hücreler için karakteristik olanı seçin.
Terminal deoksinükleotidil transferaz (TdT), lenfoblastların %95\%95'inden fazlasında pozitif saptanır.
TdT, sadece lenfoid öncül hücrelerin erken gelişim evrelerinde ifade edilen bir enzimdir.

Anahtar Kavram

Akut lösemilerde hücre serisinin belirlenmesinde TdT (lenfoid) ve MPO (miyeloid) ayrımı temeldir.
Tahmini Süre:45s
Soru 307Soru

2828 yaşında kadın hasta, çocukluğundan beri devam eden halsizlik ve solukluk şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, skleralar hafif ikterik saptanıyor ve dalak kot kavsini 44 cm geçiyor. Laboratuvar tetkiklerinde; hemoglobin 8,88,8 g/dL, MCV 6262 fL, RDW %18\%18, retikülosit %7,5\%7,5 olarak saptanıyor. Periferik yaymanın parlak krezil mavisi (supravital boya) ile incelenmesinde eritrositler içerisinde çok sayıda küçük inklüzyon cisimciği ("golf topu" görünümü) izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hemoglobin H hastalığı

Cevap

Hemoglobin H hastalığı
Hemoglobin H hastalığı, dört alfa globin geninden üçünün delesyonu sonucu oluşur. Beta zincirlerinin fazlalığı tetramerler (β4\beta_4) oluşturur ve bu tetramerler supravital boyalarla (parlak krezil mavisi) eritrosit içinde çökerek 'golf topu' görünümüne neden olur. Klinik olarak mikrositik hemolitik anemi, splenomegali ve hafif ikter ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Anemi tipini belirle
MCV 6262 fL değeri hastada belirgin bir mikrositik anemi olduğunu gösterir.
Tanısal algoritmanın ilk basamağı morfolojik sınıflamadır.
2
Aneminin mekanizmasını değerlendir
Yüksek retikülosit (%7,5\%7,5), ikter ve splenomegali varlığı aneminin hemolitik karakterde olduğunu kanıtlar.
Mikrositik anemiler genellikle üretim kusuru (demir eksikliği, talasemi taşıyıcılığı) kaynaklıdır; hemolitik seyir ayırıcı tanıyı daraltır.
3
Spesifik laboratuvar bulgusunu yorumla
Parlak krezil mavisi ile izlenen 'golf topu' görünümü, çöken beta globin zincirlerini (HbH) temsil eder.
Bu bulgu 3-gen delesyonu ile seyreden alfa talasemi (HbH hastalığı) için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Hemoglobin H Hastalığı (Alfa Talasemi)
Soru 308Soru

2525 yaşında kadın hasta; yaklaşık 22 aydır sol boyun bölgesinde ve sol koltuk altında fark ettiği, ağrısız şişlikler nedeniyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sol supraklaviküler bölgede 33 cm ve sol aksiller bölgede 22 cm çapında, lastik kıvamında, mobil lenfadenopatiler saptanıyor. Hastanın ateş, gece terlemesi veya son 66 ayda %10\%10’dan fazla kilo kaybı öyküsü bulunmuyor. Eksizyonel lenf nodu biyopsisinde CD15CD15 ve CD30CD30 pozitif Reed-Sternberg hücreleri saptanıyor. Bu hasta için en olası Ann Arbor evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIA

Cevap

Ann Arbor evreleme sistemine göre, diyaframın aynı tarafında (bu vakada her ikisi de diyafram üstünde) iki veya daha fazla lenf nodu bölgesinin tutulması ve sistemik semptomların (ateş, gece terlemesi, kilo kaybı) bulunmaması 'Evre IIA' olarak tanımlanır.
Ann Arbor evreleme sistemine göre; diyaframın aynı tarafında iki veya daha fazla lenf nodu istasyonunun (sol supraklaviküler ve sol aksiller) tutulması 'Evre II' olarak sınıflandırılır. Hastada ateş, gece terlemesi veya anlamlı kilo kaybı gibi sistemik bulguların (B semptomları) bulunmaması ise evreye 'A' son ekinin eklenmesini gerektirir. Bu nedenle hastanın durumu en iyi Evre IIA olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Tutulan lenf nodu bölgelerini ve diyaframla ilişkisini belirle.
Sol supraklaviküler ve sol aksiller bölgeler tutulmuştur; her ikisi de diyaframın üstündedir.
Ann Arbor evrelemesinde temel kriterlerden biri diyaframa göre tutulum yeridir.
2
Tutulan bölge sayısına göre temel evreyi belirle.
Diyaframın aynı tarafında iki bölge tutulduğu için temel evre II'dir.
Tek bölge Evre I, aynı tarafta birden fazla bölge Evre II'dir.
3
B semptomlarının (ateş >38C>38^{\circ}C, gece terlemesi, 66 ayda >%10>\%10 kilo kaybı) varlığını kontrol et.
Hastada bu semptomların hiçbiri yoktur, bu nedenle 'A' takısı eklenir.
Sistemik semptomların varlığı evreleme sonrası 'B', yokluğu 'A' olarak belirtilir.

Anahtar Kavram

Ann Arbor evrelemesinde evre II, diyaframın tek tarafında iki veya daha fazla lenf nodu bölgesinin tutulumudur.
Tahmini Süre:45s
Soru 309Soru

88 yaşında erkek çocuk, halsizlik ve sık tekrarlayan burun kanamaları şikayetleri ile babası tarafından polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde hastada boy kısalığı, mikrosefali ve her iki el başparmağında hipoplazi olduğu gözleniyor. Laboratuvar incelemelerinde elde edilen bulgular aşağıdadır:

ParametreDeğer
Hemoglobin7,57,5 g/dL
MCV104104 fL
Lökosit3.2003.200/mm³
Trombosit42.00042.000/mm³
Retikülosit%0,2\%0,2

Bu hastada klinik tabloya neden olan ön tanıyı doğrulamak amacıyla istenmesi gereken en spesifik tarama testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEBDEB) ile indüklenen kromozom kırık analizi

Cevap

Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEBDEB) veya mitomisin CC ile indüklenen kromozom kırık analizi
Hastanın klinik tablosu (boy kısalığı, başparmak anomalisi, mikrosefali) ve laboratuvar bulguları (makrositer pansitopeni) en sık kalıtsal kemik iliği yetmezliği olan Fanconi anemisi ile tam uyumludur. Bu hastalığın kesin tanısında ve taramasında hücrelerin DNA çapraz bağlayıcı ajanlara duyarlılığını ölçen kromozom kırık analizi altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezle
Hastada boy kısalığı, mikrosefali ve başparmak hipoplazisi gibi yapısal anomalilerin varlığı saptandı.
Bu tipik fiziksel bulgular, kemik iliği yetmezliğinin edinsel değil konjenital/herediter bir nedene bağlı olduğunu düşündürür.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
Hemoglobin, lökosit ve trombosit düşüklüğü (pansitopeni) ile birlikte düşük retikülosit oranı ve yüksek MCVMCV değeri bulundu.
Bu tablo, kemik iliğinin üretim kapasitesinin azaldığı aplastik anemi tablosunu destekler.
3
Tanıyı doğrula
Fanconi anemisi ön tanısı ile kromozom kırık analizi planlanmalıdır.
Fanconi anemisi, DNA tamir mekanizmasındaki bozukluk nedeniyle kromozomal instabilite ile karakterizedir ve spesifik tanısı DEBDEB gibi ajanlarla tetiklenen kromozom kırıklarının gösterilmesiyle konur.

Anahtar Kavram

Fanconi anemisi, en sık görülen kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromudur ve tanısı DEBDEB/mitomisin CC ile indüklenen kromozom kırık testi ile konur.

Daha Fazla Pratik

Fanconi anemisi olan hastalarda ileri yaşlarda gelişebilecek miyelodisplastik sendrom (MDSMDS) ve akut miyeloid lösemi (AMLAML) riskini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 310Soru

2222 yaşında erkek hasta, idrar renginde ani koyulaşma ve halsizlik şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünden iki gün önce üriner sistem enfeksiyonu nedeniyle trimetoprim-sulfametoksazol kullanmaya başladığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde hafif ikter saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 9.59.5 g/dL, retikülosit %7\%7 ve indirekt bilirubin artışı saptanıyor; periferik yaymada 'ısırılmış hücreler' (bite cells) görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz eksikliği

Cevap

En olası tanı Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) eksikliğidir.
Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz eksikliği, dünyada en sık görülen eritrosit enzim eksikliğidir. Sulfonamidler (trimetoprim-sulfametoksazol) gibi oksidatif ilaçlar hemoglobinin çökelerek Heinz gövdeleri oluşturmasına neden olur. Dalak makrofajları bu gövdeleri eritrositlerden 'ısırarak' çıkardığında periferik yaymada tipik 'ısırılmış hücreler' (bite cells) izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Genç erkek hasta, trimetoprim-sulfametoksazol (oksidatif ilaç) kullanımı sonrası ani gelişen sarılık ve koyu idrar (hemoliz).
G6PD eksikliğinde hemoliz genellikle enfeksiyon, ilaçlar veya bakla gibi oksidatif stres yaratan bir tetikleyici sonrası başlar.
2
Periferik yayma bulgusunu analiz et.
'Isırılmış hücreler' (bite cells) saptanması.
Oksidize olan hemoglobinin (Heinz gövdeleri) dalaktaki makrofajlar tarafından ısırılarak temizlenmesi sonucu bu karakteristik hücreler oluşur.
3
Bulguları tanı ile birleştir.
Akut hemoliz + Oksidatif tetikleyici + Bite cells = G6PD eksikliği.
Bu üçlü kombinasyon TUS'ta G6PD eksikliği için en yüksek verimli tanısal paterndir.

Anahtar Kavram

G6PD eksikliği; X'e bağlı geçiş gösteren, oksidatif stres (ilaç/enfeksiyon) sonrası 'ısırılmış hücre' morfolojisi ile seyreden bir hemolitik anemidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 311Soru

68 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolünde saptanan lökositoz nedeniyle iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde bilateral servikal ve aksiller bölgelerde çapları 1.521.5-2 cm arasında değişen, mobil ve ağrısız lenfadenopatiler saptanıyor. Karın muayenesinde dalak, kot kavsini 33 cm geçiyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

ParametreDeğer
Lökosit45.000/mm345.000/mm^3 (%90 lenfosit)
Hemoglobin13.2g/dL13.2 g/dL
Trombosit190.000/mm3190.000/mm^3

Periferik yaymada olgun görünümlü küçük lenfositler ve belirgin "smudge" (ezilme) hücreleri saptanıyor. Bu hastada ön tanıyı kesinleştirmek amacıyla öncelikle yapılması gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik kandan akım sitometrisi

Cevap

Periferik kandan akım sitometrisi
Kronik Lenfositik Lösemi (KLL) tanısında en kritik adım, periferik kanda artmış olan lenfositlerin klonal olduğunu kanıtlamaktır. Periferik kandan yapılan akım sitometrisi; hücrelerin yüzey belirteçlerini (özellikle CD5+, CD19+, CD20+ zayıf, CD23+) göstererek tanıyı kesinleştirir. Smudge hücreleri (ezilme hücreleri) periferik yaymada KLL için karakteristiktir ancak tanısal değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları değerlendirilir.
İleri yaş, izole lenfositoz, lenfadenopati, splenomegali ve yaymada 'smudge' hücreleri varlığı saptandı.
Bu tablo tipik olarak Kronik Lenfositik Lösemi (KLL) düşündürür.
2
KLL tanı kriterleri gözden geçirilir.
Tanı için periferik kanda monoklonal B-lenfosit sayısının 5.000/mm3\geq 5.000/mm^3 olması gerekir.
Kesin tanı için bu hücrelerin klonalitesinin gösterilmesi şarttır.
3
Tanıyı kesinleştirecek en uygun test seçilir.
Periferik kandan akım sitometrisi ile klonalite (CD5, CD19, CD23 pozitifliği) belirlenir.
KLL, kemik iliği biyopsisine gerek kalmadan periferik kandan tanısı konulabilen bir hastalıktır.

Anahtar Kavram

Kronik Lenfositik Lösemi Tanı Algoritması

İpuçları

1
Hastanın yaşını, belirgin lenfositozunu ve periferik yaymadaki ezilme hücrelerini göz önüne alın.
2
KLL tanısı, akut lösemilerin aksine invaziv bir işlem (kemik iliği) gerektirmeden kandan konulabilir.

Daha Fazla Pratik

KLL tanısı konulan bir hastada kötü prognozu gösteren sitogenetik anomaliyi (17p delesyonu) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 312Soru

Halsizlik, solukluk ve bacaklarda kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle başvuran 2626 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde yaygın peteşiler saptanıyor; ancak lenfadenopati veya hepatosplenomegali izlenmiyor. Hastanın laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

İncelemeSonuçReferans Değer
Hemoglobin6,56,5 g/dL121612-16 g/dL
MCV9696 fL8010080-100 fL
Lökosit sayısı1,2×1031,2 \times 10^3/μL4,010,0×1034,0-10,0 \times 10^3/μL
Mutlak nötrofil sayısı180180/μL150070001500-7000/μL
Trombosit sayısı14×10314 \times 10^3/μL150450×103150-450 \times 10^3/μL
Retikülosit oranı (düzeltilmiş)%0,30,3%0,51,50,5-1,5

Yapılan kemik iliği biyopsisinde selülarite %1515 (hiposelüler) olarak saptanıyor ve hematopoetik hücrelerin yerini yağ dokusunun aldığı görülüyor. Bu hastanın 'Çok Ağır Aplastik Anemi' (Very Severe Aplastic Anemia) olarak sınıflandırılmasını sağlayan temel laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutlak nötrofil sayısının 200200/μL'nin altında olması

Cevap

Hastanın mutlak nötrofil sayısının 200200/μL'nin altında olması, tablonun 'çok ağır aplastik anemi' (VSAA) olarak sınıflandırılmasını sağlar.
Aplastik anemide şiddet sınıflandırması Camitta kriterlerine göre yapılır. Kemik iliği selülaritesinin %2525'in altında olduğu durumlarda; mutlak nötrofil sayısı < 500500/μL, trombosit sayısı < 20.00020.000/μL ve düzeltilmiş retikülosit oranı < %11 bulgularından ikisinin bulunması 'Ağır Aplastik Anemi' (SAA) tanısı koydurur. Eğer bu kriterlere ek olarak mutlak nötrofil sayısı < 200200/μL ise tablo 'Çok Ağır Aplastik Anemi' (VSAA) olarak tanımlanır. Hastada nötrofil sayısı 180180/μL olduğu için bu sınıfa girer.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Hastada pansitopeni, retikülositopeni ve hiposelüler kemik iliği mevcut. Fizik muayenede organomegali saptanmaması aplastik anemi (AA) tanısını destekler.
AA tanısı için kemik iliği selülaritesinin %25'in altında olması ve periferik kanda en az iki seride düşüklük gereklidir.
2
Ağır aplastik anemi (SAA) kriterlerini hatırla.
Camitta kriterlerine göre; kemik iliği selülaritesi < %25 ve periferik kanda (Nötrofil < 500/μL, Trombosit < 20.000/μL, Retikülosit < %1) bulgularından en az ikisinin varlığı SAA tanısı koydurur.
Bu hastada tüm kriterler (Nötrofil 180, Trombosit 14.000, Retikülosit %0,3) SAA ile uyumludur.
3
Çok ağır aplastik anemi (VSAA) ayrımını yap.
SAA kriterlerini karşılayan bir hastada mutlak nötrofil sayısı < 200/μL ise tablo 'Çok Ağır' (Very Severe) olarak adlandırılır.
Hastanın nötrofil sayısı 180/μL olduğu için bu kritik eşiğin altındadır.

Anahtar Kavram

Aplastik Anemide Şiddet Sınıflandırması
Soru 313Soru

2222 yaşında, Orak Hücreli Anemi (HbSSHbSS) tanılı kadın hasta, şiddetli vazo-oklüzif kriz nedeniyle hastaneye yatırılmış ve 22 ünite eritrosit süspansiyonu (ESES) transfüzyonu almıştır. Hastanın yatış sürecindeki laboratuvar seyri aşağıdaki tabloda sunulmuştur:

ParametreBaşvuruTransfüzyon Sonrası (11. gün)Klinik Kötüleşme (88. gün)
Hemoglobin (g/dLg/dL)7.47.49.29.24.84.8
Retikülosit (%\%)8.58.54.24.20.60.6
İndirekt Bilirubin (mg/dLmg/dL)2.82.81.91.96.46.4
LDH (U/LU/L)45045038038021502150

Bu hastada gelişen klinik tablo için en olası tanı ve en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperhemoliz sendromu - İntravenöz immünglobulin ve kortikosteroid tedavisi

Cevap

Hiperhemoliz sendromu tanısı konulmalı ve intravenöz immünglobulin (IVIGIVIG) ile kortikosteroid tedavisine başlanmalıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, Orak Hücreli Anemi hastalarında transfüzyon sonrası gelişebilen ve hemoglobinin başlangıçtaki bazal değerinin bile altına düşmesiyle karakterize 'Hiperhemoliz Sendromu'nu doğru tanımlamaktadır. Laboratuvar verilerindeki masif hemoliz bulguları (LDHLDH artışı) ve retikülositopeni varlığı bu tanıya yönlendirir. Tedavide immün sistemin modülasyonu (IVIGIVIG ve steroidler) hayati önem taşırken, ek transfüzyonlardan kaçınılması gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemoglobin seyri analiz edilir.
Hemoglobinin 4.84.8 g/dLg/dL ile transfüzyon öncesi bazal değer olan 7.47.4 g/dLg/dL'nin bile altına düştüğü saptanır.
Hiperhemoliz sendromunun en tipik özelliği, hastanın hem donör hem de kendi eritrositlerini yıkmasıdır.
2
Hemoliz ve üretim parametreleri karşılaştırılır.
Çok yüksek LDHLDH ve bilirubin değerlerine rağmen retikülositlerin %0.6\%0.6 gibi çok düşük bir seviyeye gerilediği görülür.
Hiperhemoliz sendromunda masif hemolizle birlikte paradoksal bir retikülositopeni eşlik edebilir; bu durum aplastik krizle karışabilir ancak hemoliz bulguları ayrımı sağlar.
3
Tedavi stratejisi belirlenir.
Ek transfüzyondan kaçınılarak IVIGIVIG ve yüksek doz steroid başlanmasına karar verilir.
Bu vakalarda ek transfüzyon hemolizi şiddetlendirerek fatal sonuçlara yol açabilir; immün sistemin baskılanması esastır.

Anahtar Kavram

Orak Hücreli Anemide Hiperhemoliz Sendromu
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 314Soru

7171 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden aşırı halsizlik, diş eti kanamaları ve vücudunda kendiliğinden oluşan morluklar (ekimoz) şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, cildinde peteşi ve ekimozlar saptanıyor; organomegali veya lenfadenopati izlenmiyor. Laboratuvar tetkik sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuç
Hemoglobin6.86.8 g/dL
MCV105105 fL
Lökosit2.1002.100 /mm³ (nötrofil %25\%25)
Trombosit28.00028.000 /mm³
Retikülosit%0.4\%0.4

Periferik yaymada pansitopeni, makrositoz ve hipogranüle, hiposegmented nötrofiller (Psödo-Pelger-Huet) izleniyor. Kemik iliği aspirasyon ve biyopsisinde hücresel zenginlik artmış olup, miyeloid seride olgunlaşma kusurları ve %12\%12 oranında tip I-II blast saptanıyor.

Bu hasta için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınıflamasına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyelodisplastik sendrom - artmış blast tip 2 (MDS-EB-2)

Cevap

Miyelodisplastik sendrom - artmış blast tip 2 (MDS-EB-2)
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınıflamasına göre, kemik iliğinde blast oranının %1019\%10-19 arasında olması veya blast oranından bağımsız olarak Auer cisimciklerinin saptanması 'Miyelodisplastik sendrom - artmış blast tip 2' (MDS-EB-2) tanısını koydurur. Bu hastada blast oranının %12\%12 olması bu tanı ile uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Tam kan sayımı ve periferik yayma bulgularını değerlendiriniz.
Hastada makrositik anemi, lökopeni ve trombositopeni (pansitopeni) mevcuttur. Psödo-Pelger-Huet anomalisi miyelodisplastik sendrom (MDS) için karakteristik bir bulgudur.
MDS'de etkisiz hematopoez sonucu sitopeniler ve morfolojik anormallikler görülür.
2
Kemik iliği aspirasyonundaki hücresellik ve blast oranını inceleyiniz.
Kemik iliği hiperselülerdir ve %12\%12 oranında blast içermektedir.
WHO kriterlerine göre MDS alt tiplerini belirlemede blast yüzdesi en kritik parametredir.
3
Blast oranına göre WHO sınıflamasını yapınız.
Blast oranı %1019\%10-19 aralığında olduğu için tanı MDS-EB-2'dir.
EB-1 için sınır %59\%5-9, EB-2 için ise %1019\%10-19 (veya Auer cisimciği varlığı) olarak belirlenmiştir.

Anahtar Kavram

MDS-EB-2 tanısı için kemik iliği blast oranının %10-19 olması veya Auer cisimciklerinin görülmesi gereklidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 315Soru

28 yaşında kadın hasta, son üç haftadır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve bacaklarında kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde belirgin solukluk ve her iki alt ekstremitede yaygın peteşiler saptanıyor; hepatosplenomegali veya lenfadenopati izlenmiyor. Kemik iliği biyopsisinde selülarite %20 olarak raporlanıyor. Hastanın laboratuvar bulguları şu şekildedir:

ParametreDeğer
Hemoglobin7,2 g/dL7,2\text{ g/dL}
MCV96 fL96\text{ fL}
Lökosit1.800/mm31.800/\text{mm}^3
Mutlak Nötrofil Sayısı450/mm3450/\text{mm}^3
Trombosit18.000/mm318.000/\text{mm}^3
Mutlak Retikülosit Sayısı15.000/mm315.000/\text{mm}^3

Bu hastanın klinik ve laboratuvar bulguları Camitta kriterlerine göre değerlendirildiğinde en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şiddetli aplastik anemi

Cevap

Şiddetli aplastik anemi
Doğru cevap olan şiddetli aplastik anemi tanısı, hastanın kemik iliği selülaritesinin %25'in altında olması ve eşlik eden üç periferik sitopeni kriterinden (nötrofil <500<500, trombosit <20.000<20.000, retikülosit <20.000<20.000) üçünü de karşılaması nedeniyle konulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Kemik iliği selülaritesini değerlendir
Selülarite %20 (<<%25 olduğu için kriteri karşılar)
Aplastik anemi şiddet sınıflandırması için ilk adım kemik iliği boşluğunu değerlendirmektir.
2
Periferik kan mutlak sayılarını kontrol et
Nötrofil 450/mm3450/\text{mm}^3 (<500<500), Trombosit 18.000/mm318.000/\text{mm}^3 (<20.000<20.000), Retikülosit 15.000/mm315.000/\text{mm}^3 (<20.000<20.000)
Camitta kriterlerine göre üç periferik değerden ikisinin eşik değerin altında olması gerekir.
3
Şiddetli ve Çok Şiddetli ayrımını yap
Nötrofil sayısı >200/mm3>200/\text{mm}^3 olduğu için tanı Şiddetli Aplastik Anemi'dir.
Nötrofil sayısının 200200 altına düşmesi hastalığı 'Çok Şiddetli' kategorisine taşır.

Anahtar Kavram

Aplastik Anemi Camitta Şiddet Kriterleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 316Soru

35 yaşında bir kadın hasta, son birkaç aydır giderek artan halsizlik ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde belirgin solukluk dışında ek bir bulgu saptanmıyor. Laboratuvar sonuçları aşağıda sunulmuştur:

ParametreDeğerReferans Aralığı
Hemoglobin6.56.5 g/dL121612-16 g/dL
Lökosit (WBC)7.2007.200/mm³4.00010.0004.000-10.000/mm³
Trombosit280.000280.000/mm³150.000450.000150.000-450.000/mm³
Retikülosit%0.1\%0.1%0.51.5\%0.5-1.5

Bu hastaya yapılan kemik iliği aspirasyon ve biyopsisinde; miyeloid ve megakaryositer serilerin normal olduğu, ancak eritroid öncüllerin neredeyse tamamen yok olduğu saptanmıştır.

Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saf eritrosit aplazisi

Cevap

Verilen klinik ve laboratuvar bulguları ışığında en olası tanı Saf Eritrosit Aplazisi'dir.
Saf eritrosit aplazisi, kemik iliğinde diğer kan hücrelerinin üretimi normalken, eritroid serinin seçici olarak yokluğu veya belirgin azalmasıyla tanımlanır. Bu hastada lökosit ve trombosit sayılarının normal sınırlarda kalması ve kemik iliğinde sadece eritroid öncüllerin izlenmemesi bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Periferik kan sayımını değerlendirin.
Lökosit ve trombosit sayıları normaldir ancak derin bir anemi (6.56.5 g/dL) ve çok düşük bir retikülosit oranı (%0.1\%0.1) mevcuttur. Bu durum izole bir üretim bozukluğuna işaret eder.
Tanısal süreçte hangi kan hücre dizilerinin etkilendiğini belirlemek, ayırıcı tanıyı daraltmak için kritiktir.
2
Kemik iliği bulgularını analiz edin.
Kemik iliğinde diğer tüm seriler korunmuşken sadece eritroid öncüllerin (proeritroblast vb.) yokluğu saptanmıştır.
Pansitopeni yapan nedenlerden (Aplastik anemi gibi) ziyade, sadece eritrosit üretimini engelleyen bir patolojiyi doğrulamak gerekir.
3
Bulguları birleştirerek tanıyı koyun.
İzole eritroid seri yetmezliği "Saf Eritrosit Aplazisi" (Pure Red Cell Aplasia) tanımına tam olarak uymaktadır.
Kemik iliği yetmezlikleri içinde spesifik olarak tek bir hücre hattını hedef alan en klasik tablo budur.

Anahtar Kavram

Saf Eritrosit Aplazisi (PRCA), kemik iliğinde eritroid öncüllerin seçilememesi, periferik kanda ise normokrom normositer anemi ve retikülositopeni ile karakterize, diğer serilerin (lökosit ve trombosit) korunduğu bir kemik iliği yetmezliği tablosudur.

Daha Fazla Pratik

Saf eritrosit aplazisi tanısı alan bir hastada, bu duruma eşlik edebilecek en sık mediastinal kitle olan 'Timoma' açısından toraks BT istenmesi gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 317Soru

3838 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden inatçı kaşıntı ve öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede sol supraklaviküler bölgede 22 cm boyutunda ağrısız lenfadenopati (LAPLAP) saptanıyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde (BTBT) mediastende 66 cm'lik konglome lenf nodu kümesi, batın BTBT'de ise paraaortik bölgede patolojik boyutta lenf nodları izleniyor. Supraklaviküler lenf nodu eksizyonel biyopsisinde Reed-Sternberg hücreleri izleniyor; immünohistokimyasal incelemede CD15CD15 (+)(+) ve CD30CD30 (+)(+) saptanıyor. Hastanın son 66 ayda ateş, gece terlemesi veya kilo kaybı öyküsü bulunmadığı bilindiğine göre, bu hastanın Ann Arbor sistemine göre klinik evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre III-A

Cevap

Hastanın evresi, diyaframın her iki tarafındaki lenf nodu tutulumu ve B semptomlarının yokluğu nedeniyle Evre III-A'dır.
Ann Arbor evreleme sisteminde, diyaframın her iki tarafında (üstte supraklaviküler/mediastinal, altta paraaortik) lenf nodu tutulumu olması hastalığı Evre III yapar. Hastada tanısal B semptomları (ateş, drenching gece terlemesi, son 6 ayda %10 kilo kaybı) bulunmadığı için evreye 'A' eki getirilir. Kaşıntı klinik bir bulgu olsa da evreleme kriteri olan B semptomlarından biri değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Lenf nodu bölgelerinin diyaframa göre konumunu belirle.
Supraklaviküler ve mediastinal bölgeler diyaframın üzerinde; paraaortik bölge ise diyaframın altındadır.
Ann Arbor evrelemesinde evre II ve III ayrımı diyafram sınırına göre yapılır.
2
Diyaframın her iki tarafındaki tutulumu değerlendirerek temel evreyi belirle.
Diyaframın hem üstünde hem de altında lenfatik tutulum olduğu için hastalık Evre III'tür.
Diyaframın her iki tarafındaki lenfatik bölgelerin tutulumu Evre III olarak tanımlanır.
3
B semptomlarının (ateş, gece terlemesi, kilo kaybı) varlığını kontrol et.
Hastada ateş, gece terlemesi ve anlamlı kilo kaybı yoktur; kaşıntı bir B semptomu değildir.
Sadece belirli semptomlar (ateş > 38°C, gece terlemesi, 6 ayda %10'dan fazla kilo kaybı) 'B' sonekini getirir.

Anahtar Kavram

Ann Arbor evrelemesinde B semptomlarının tanımı ve diyaframın rolü.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 318Soru

3232 yaşında erkek hasta, boyun ve kasık bölgesinde fark ettiği ağrısız şişlikler nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sol servikal bölgede 33 cm ve sağ inguinal bölgede 22 cm büyüklüğünde, mobil, lastik kıvamlı lenfadenopatiler saptanıyor. Hastada ateş, gece terlemesi veya son 66 ayda anlamlı kilo kaybı saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hafif lökositoz dışında özellik bulunmuyor; ancak batın tomografisinde splenomegali ve dalak parankiminde birkaç nodüler lezyon saptanıyor. Servikal lenf nodu biyopsisinde CD15CD15 ve CD30CD30 pozitif Reed-Sternberg hücreleri izleniyor. Bu hasta için en olası Ann Arbor evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIIA

Cevap

Hastanın evresi IIIA olarak belirlenmelidir çünkü diyaframın her iki tarafında lenfoid tutulum mevcut olup sistemik B semptomları yoktur.
Ann Arbor evreleme sistemine göre, diyaframın her iki tarafında (hem üstünde hem altında) lenf nodu bölgelerinin tutulması Evre III olarak tanımlanır. Bu hastada servikal (üst) ve inguinal (alt) lenfadenopatiler mevcuttur. Ayrıca dalak tutulumu da Evre III sınırları içerisinde kabul edilir. Hastada ateş, gece terlemesi veya vücut ağırlığının %10'undan fazla kilo kaybı (B semptomları) saptanmadığı için evreye 'A' soneki eklenerek sonuç Evre IIIA olarak kesinleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Sistemik (B) semptomlarını değerlendir.
Hasta ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı olmadığını belirttiği için evreye 'A' eki getirilir.
Ann Arbor sisteminde B semptomlarının varlığı prognozu ve evreyi etkiler.
2
Lenfatik tutulum bölgelerinin diyaframla ilişkisini belirle.
Servikal (diyafram üstü) ve İnguinal (diyafram altı) bölgelerde tutulum olduğu için hastalık evre III düzeyindedir.
Diyaframın her iki yanındaki lenf nodu tutulumu evre III tanımıdır.
3
Dalak tutulumunun evreye etkisini analiz et.
Dalak (S) tutulumu da evre III kapsamında değerlendirilir.
Dalak, Ann Arbor evrelemesinde karaciğer veya kemik iliğinden farklı olarak lenfatik bir organ kabul edilir.

Anahtar Kavram

Ann Arbor Evreleme Sistemi ve Dalak Tutulumu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 319Soru

2222 yaşında erkek hasta, çocukluğundan beri var olan hafif sarılık ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde dalak kot kavisini 44 cmcm geçiyor. Laboratuvar bulguları şu şekildedir:

- Hemoglobin (HbHb): 8.88.8 g/dLg/dL
- Hematokrit (HctHct): %2626
- Retikülosit: %1515
- İndirekt Bilirubin: 3.83.8 mg/dLmg/dL
- LDHLDH: 620620 U/LU/L

Periferik yaymada ekinositler (burr cells) saptanıyor. Direkt Coombs testi negatif, ozmotik frajilite testi ise normal sınırlarda bulunuyor. Bu hastada aneminin beklenen klinik etkisini hafifleten ve doku oksijenlenmesini artıran temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eritrosit içi 2,32,3-difosfogliserat (2,3DPG2,3-DPG) düzeyinin artması

Cevap

Eritrosit içi 2,32,3-difosfogliserat (2,3DPG2,3-DPG) düzeyinin artması
Pirüvat kinaz eksikliği, ATPATP yetersizliği nedeniyle eritrositlerin erken yıkımına yol açan bir enzim defektidir. Ancak glikolitik yolaktaki blokaj, bir önceki basamakta yer alan 2,32,3-difosfogliserat metabolitinin eritrosit içinde birikmesine neden olur. Artan 2,3DPG2,3-DPG düzeyi, hemoglobinin oksijen disosiasyon eğrisini sağa kaydırarak hemoglobinin oksijene olan afinitesini azaltır. Bu sayede, anemik durumlarda dokulara daha fazla oksijen bırakılması sağlanır ve hastalar anemi düzeyine göre daha az semptomatik olabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Kronik hemolitik anemi (indirekt bilirubinüri, splenomegali, yüksek retikülosit)
Hastanın çocukluktan beri süregelen sarılık ve anemi bulguları konjenital bir hemolitik süreci işaret eder.
2
Ayırıcı tanı için spesifik testleri değerlendir
Otoimmün hemoliz (Coombs negatif) ve Herediter Sferositoz (Normal ozmotik frajilite) dışlandı.
Negatif Coombs ve normal ozmotik frajilite bizi nonsperositik enzim eksikliklerine yönlendirir.
3
Periferik yayma ve morfolojiyi yorumla
Ekinositlerin (burr cells) görülmesi Pirüvat Kinaz (PKPK) eksikliğini düşündürür.
Ekinositler, PKPK eksikliğinde görülen tipik morfolojik bulgulardır.
4
Patofizyolojik sonucu belirle
2,3DPG2,3-DPG birikimi ve sağa kayma
Glikolizin son basamağındaki blokaj nedeniyle 2,3DPG2,3-DPG artar, bu da hemoglobinin oksijene afinitesini azaltarak doku oksijenlenmesini iyileştirir.

Anahtar Kavram

Pirüvat kinaz eksikliğinde 2,3DPG2,3-DPG birikimi ve doku oksijenlenmesi üzerindeki etkisi
Tahmini Süre:1m 45s
Soru 320Soru

25 yaşında erkek hasta, son 3 haftadır giderek artan halsizlik, efor dispnesi ve bacaklarında kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede yaygın peteşi ve ekimozlar saptanıyor; organomegali veya lenfadenopati saptanmıyor. Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreDeğer
Hemoglobin7.2 g/dL7.2\text{ g/dL}
MCV96 fL96\text{ fL}
Retikülosit%0.3\%0.3 (Mutlak: 8.500/mm38.500/\text{mm}^3)
Beyaz Küre2.400/mm32.400/\text{mm}^3
Mutlak Nötrofil Sayısı450/mm3450/\text{mm}^3
Trombosit12.000/mm312.000/\text{mm}^3

Kemik iliği aspirasyon ve biyopsisinde hücresellik %15\%15 saptanmış olup yağlı ilik görünümü mevcuttur; displazi veya blast artışı izlenmemiştir. Sitogenetik analiz normaldir.

HLA-uygun kardeş donörü saptanamayan bu hasta için en uygun ilk basamak tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: At-Antitimosit globülin (ATG), Siklosporin ve Eltrombopag kombinasyonu

Cevap

At-Antitimosit globülin (ATG), Siklosporin ve Eltrombopag kombinasyonu ile uygulanan üçlü immünsupresif tedavi, HLA-uygun kardeş donörü olmayan genç ağır aplastik anemi hastaları için en uygun ilk basamak yaklaşımdır.
Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları (pansitopeni + hiposellüler ilik + normal sitogenetik) Ağır Aplastik Anemi (AAA) ile uyumludur. AAA tanılı 40 yaş altı hastalarda, HLA-uygun kardeş donörü saptanamadığı durumlarda güncel rehberler, standart immünsupresif tedaviye (At-ATG ve Siklosporin) TPO-reseptör agonisti olan Eltrombopag'ın eklenmesini ilk basamak tedavi olarak önermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanı ve Şiddet Belirleme
Ağır Aplastik Anemi (AAA)
Kemik iliği hücreselliğinin <%25 olması ve periferik kanda nötropeni (<500/mm³), trombositopeni (<20.000/mm³) ve düşük retikülosit sayısı kriterlerinden en az ikisinin karşılanması AAA tanısı koydurur.
2
Hasta Yaşı ve Donör Durumunu Değerlendirme
Genç hasta (25 yaş) ve uygun kardeş donör yok.
40 yaş altı AAA hastalarında tedavi algoritması HLA-uygun kardeş donörün varlığına göre şekillenir.
3
Tedavi Seçimi
Üçlü İmmünsupresif Tedavi (İST)
Genç hastalarda uygun kardeş donör varsa ilk seçenek Allo-KİT'tir; donör yoksa At-ATG + Siklosporin + Eltrombopag kombinasyonu en yüksek yanıt oranlarını sağlayan standart ilk basamak yaklaşımdır.

Anahtar Kavram

Ağır Aplastik Anemi Yönetim Algoritması
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 16 / 21Sonraki
Hematoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 16 | Examkin