Hematoloji

406 soru

Soru 141Soru →

2222 yaşında kadın hasta, son 22 aydır boyun sol tarafında giderek büyüyen ağrısız şişlik ve eşlik eden şiddetli kaşıntı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede sol supraklavikular bölgede 33 cm çapında, lastik kıvamında, hareketli ve ağrısız lenfadenopati saptanıyor. Çekilen akciğer grafisinde mediastinal genişleme izleniyor. Yapılan eksizyonel lenf nodu biyopsisinde, lenfoid nodülleri çevreleyen geniş kollajen bantlar ve "laküner" tipte Reed-Sternberg hücre varyantları saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nodüler sklerozan tip Hodgkin lenfoma

Cevap

Nodüler sklerozan tip Hodgkin lenfoma
Vakadaki genç kadın hasta profili, eşlik eden kaşıntı, mediastinal genişleme (kitle) ve biyopsi bulguları (kollajen bantlar ve laküner hücreler) bir arada değerlendirildiğinde, klasik Hodgkin lenfomanın Nodüler sklerozan alt tipi için tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik özelliklerini ve klinik sunumunu analiz et.
2222 yaşında kadın hasta, mediastinal kitle ve kaşıntı (B semptomu olmasa da HL için tipiktir).
Nodüler sklerozan tip, özellikle genç kadınlarda ve mediastinal yerleşimle en sık görülen alt tiptir.
2
Patolojik bulguları değerlendir.
Geniş kollajen bantlar ve laküner tip Reed-Sternberg hücreleri.
Bu bulgular Hodgkin lenfomanın Nodüler Sklerozan alt tipi için patognomonik sayılabilecek karakteristik özelliklerdir.
3
Ayırıcı tanıları dışla.
Biyopsi ve klinik uyum Nodüler Sklerozan tipi doğrular.
Diğer alt tiplerde bu tipik fibrotik bantlaşma ve laküner hücre varyantları görülmez.

Anahtar Kavram

Nodüler sklerozan tip Hodgkin lenfoma, genç erişkinlerde (özellikle kadınlarda) en sık görülen alt tiptir ve sıklıkla mediastinal tutulum ve histolojide laküner hücreler ile karakterizedir.
Soru 142Soru →

5454 yaşında erkek hasta, son aylarda belirginleşen baş ağrısı ve baş dönmesi şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde splenomegali (33 cm) saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde hemoglobin 18,818,8 g/dL, hematokrit %56\%56, lökosit 12.50012.500/mm³ ve trombosit 410.000410.000/mm³ olarak bulunuyor. Serum eritropoetin (EPO) düzeyi 22 mU/mL (N: 4−244-24) saptanıyor. Periferik kandan bakılan JAK2 V617F mutasyonu negatif sonuçlanan bu hastada, tanıya yönelik bir sonraki en uygun adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: JAK2 ekzon 12 mutasyon analizi

Cevap

JAK2 ekzon 12 mutasyon analizi yapılması en uygun adımdır.
Polisitemia Vera (PV) tanısında WHO 2022 kriterlerine göre hemoglobin yüksekliği ve düşük EPO düzeyi primer bir süreci düşündürür. Vakaların %95-96'sında saptanan JAK2 V617F mutasyonu negatif olduğunda, geri kalan vakaların çoğunda bulunan JAK2 ekzon 12 mutasyonu araştırılmalıdır. Bu mutasyonun saptanması major kriteri karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Hastada hemoglobin/hematokrit yüksekliği, splenomegali ve düşük EPO düzeyi mevcuttur.
Bu kombinasyon sekonder nedenlerden ziyade primer bir miyeloproliferatif süreci (Polisitemia Vera) işaret eder.
2
Moleküler tarama sonuçlarının analizi
En sık görülen mutasyon olan JAK2 V617F negatif saptanmıştır.
Polisitemia Vera vakalarının yaklaşık %95'inde V617F pozitiftir; ancak negatif vakalarda tanı hala mümkündür.
3
Tanı algoritmasına göre sonraki adımın belirlenmesi
JAK2 ekzon 12 mutasyon analizi istenmelidir.
V617F negatif PV vakalarının büyük çoğunluğunda ekzon 12 mutasyonu saptanır ve bu WHO 2022 major tanı kriterlerinden biridir.

Anahtar Kavram

Polisitemia Vera Moleküler Tanı Algoritması

İpuçları

1
Eritropoetin düzeyinin düşük olması, polisiteminin sekonder (reaktif) değil, primer (miyeloproliferatif) olduğunu gösterir.
2
Polisitemia Vera hastalarının neredeyse tamamında (%99+) bir JAK2 mutasyonu mevcuttur.
3
JAK2 V617F negatif PV hastalarında en sık saptanan alternatif moleküler bozukluk ekzon 12 mutasyonudur.

Daha Fazla Pratik

WHO 2022 kriterlerine göre PV tanısı için kemik iliği biyopsisinin ne zaman 'gerekli olmayabileceğini' (masked PV hariç) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 143Soru →

1414 yaşında erkek çocuk, halsizlik ve diş etlerinde kanama şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde boyunun yaş grubuna göre kısa olduğu (<3< 3. persentil), cildinde hiperpigmente maküller (cafe-au-lait lekeleri) bulunduğu ve her iki el başparmağının hipoplazik olduğu saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde pansitopeni ve makrositoz izleniyor. Bu hastada ön tanıya yönelik en spesifik tanısal test aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik kandan mitomisin C ile yapılan kromozom kırılma testi

Cevap

Periferik kandan mitomisin C ile yapılan kromozom kırılma testi
Kromozom kırılma testi (mitomisin C veya diepoksibütan ile), Fanconi anemisi için en spesifik ve tanısal yöntemdir. Bu test, hastanın lenfositlerinin DNA hasarlarına karşı gösterdiği aşırı duyarlılığı ortaya koyar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezle
Pansitopeni + Kısa boy + Cafe-au-lait lekeleri + Başparmak anomalisi
Hastanın klinik tablosu, kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromlarından en sık görüleni olan Fanconi anemisi ile tam uyumludur.
2
Hastalığın patofizyolojisini hatırla
DNA çapraz bağ onarım mekanizmalarında bozukluk
Fanconi anemisi, hücrelerin DNA'ya zarar veren ajanlara karşı aşırı duyarlılığı ile karakterize otozomal resesif bir hastalıktır.
3
Tanısal yöntemi belirle
Kromozom kırılma testi
Tanıda periferik kan lenfositlerinin diepoksibütan (DEB) veya mitomisin C (MMC) gibi ajanlarla uyarılması sonucu oluşan kromozomal kırıkların gösterilmesi altın standarttır.

Anahtar Kavram

Fanconi anemisi, fiziksel anomalilerle seyreden en sık kalıtsal aplastik anemi nedenidir ve tanısı kromozom kırılma testleri ile konur.
Soru 144Soru →

74 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden yorgunluk ve nefes darlığı şikayetleriyle iç hastalıkları polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalarda solukluk saptanırken, organomegali izlenmiyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

- Hemoglobin: 8,28,2 g/dL
- MCV: 108108 fL
- Lökosit: 3.800/mm33.800/mm^3 (Nötrofil: %25\%25, Lenfosit: %70\%70)
- Trombosit: 510.000/mm3510.000/mm^3

Kemik iliği aspirasyonunda mononükleer hipolobüle megakaryositler ve eritroid seride belirgin displazi izleniyor. Myeloblast oranı %8\%8 olarak hesaplanıyor. Sitogenetik incelemede izole del(5q) anomalisi saptanıyor.

Bu hasta için WHO (Dünya Sağlık Örgütü) kriterlerine göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Blast artışlı miyelodisplastik sendrom-1

Cevap

Kemik iliğinde %8 myeloblast saptanması nedeniyle en olası tanı Blast artışlı miyelodisplastik sendrom-1 (MDS-EB-1) seçeneğidir.
Doğru yanıt olan blast artışlı miyelodisplastik sendrom-1 (MDS-EB-1), kemik iliğinde %5\%5 ile %9\%9 arasında blast saptanan hastalar için kullanılan bir WHO kategorisidir. Hastada izole del(5q) mutasyonu ve karakteristik hipolobüle megakaryositler (5q- sendromu bulguları) bulunmasına rağmen, blast oranının %8\%8 (yani ≥%5\geq \%5) olması, hastayı '5q- sendromu' kategorisinden çıkarıp 'MDS-EB-1' kategorisine dahil eder. Bu ayrım prognostik açıdan önemlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Periferik kan bulgularını değerlendir.
Hastada makrositik anemi (MCV108MCV 108), nötropeni (Mutlakno¨trofilsayısı950/mm3Mutlak nötrofil sayısı 950/mm^3) ve trombositoz (510.000510.000) mevcuttur.
MDS'de sitopeniler sıktır ancak del(5q) varlığında trombositoz veya normal trombosit sayıları görülebilir.
2
Kemik iliği morfolojisini ve blast oranını analiz et.
Blast oranı %8\%8 olarak saptanmıştır.
MDS alt tiplerinin belirlenmesinde blast eşikleri (özellikle %5\%5 ve %10\%10) kritiktir.
3
Sitogenetik veriyi morfolojik verilerle birleştirerek WHO sınıflamasını uygula.
İzole del(5q) varlığına rağmen blast oranı %5\%5 eşiğini geçtiği için tanı MDS-EB-1 olur.
WHO sınıflamasında 'İzole del(5q) ile seyreden MDS' (5q- sendromu) tanısı için kemik iliği blast oranının mutlaka <%5<\%5 olması şarttır.

Anahtar Kavram

MDS'de blast oranının sınıflama üzerindeki belirleyici etkisi

Daha Fazla Pratik

IPSS-R skorlamasında del(5q) mutasyonunun hangi risk grubunda (Çok iyi/İyi/Orta/Kötü) yer aldığını tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 145Soru →

69 yaşında erkek hasta, son 4 aydır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve eforla gelen nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde şu sonuçlar saptanıyor:

- Hemoglobin: 8,08,0 g/dLg/dL
- MCVMCV: 105105 fLfL
- Lökosit: 2.200/mm32.200/mm^3
- Mutlak nötrofil sayısı: 900/mm3900/mm^3
- Trombosit: 65.000/mm365.000/mm^3

Periferik yaymada makrositoz ve nötrofillerde hipogranülasyon izleniyor. Kemik iliği aspirasyonunda blast oranı %7\%7 olarak hesaplanıyor, ancak blastların bir kısmında Auer çubukları (AuerAuer rodsrods) gözleniyor. Bu hasta için WHO 2022 kriterlerine göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Artmış blastlı miyelodisplastik sendrom tip 2 (MDS−IB2MDS-IB2)

Cevap

Artmış blastlı miyelodisplastik sendrom tip 2 (MDS−IB2MDS-IB2)
Miyelodisplastik sendromlarda WHO 2022 (ve önceki 2016) sınıflamasına göre, kemik iliği blast oranı %10-19 arasında olduğunda veya blast oranı %5-9 arasında olsa dahi Auer çubukları izlendiğinde tanı 'Artmış Blastlı MDS Tip 2' (MDS with increased blasts 2) olarak konulur. Bu hastada blast oranı %7 olmasına rağmen Auer çubuklarının varlığı belirleyici kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Tam kan sayımı ve periferik yayma bulgularını değerlendir
Pansitopeni, makrositoz ve nötrofillerde displazi (hipogranülasyon) saptandı. Bu tablo kemik iliği yetmezliği veya miyelodisplastik sendromu (MDS) düşündürür.
MDS hastalarında en sık başvuru bulgusu refrakter anemidir ve sıklıkla makrositer karakterdedir.
2
Kemik iliği blast oranını ve morfolojik detayları analiz et
Kemik iliğinde %7 blast ve Auer çubukları saptandı.
Blast oranı %5-19 arası MDS ile uyumludur. Auer çubukları ise klonun matürasyon defektini ve malign potansiyelini gösteren spesifik bir bulgudur.
3
WHO 2022 sınıflama kriterlerini uygula
Blast oranı %7 olmasına rağmen, Auer çubuğu varlığı tanıyı 'Artmış Blastlı MDS Tip 2' kategorisine sokar.
WHO sınıflamasında Auer çubukları, blast sayısı %10'un altında olsa bile tanıyı tip 2 olarak belirleyen kritik bir kriterdir.

Anahtar Kavram

MDS sınıflamasında Auer çubuklarının varlığı, blast oranından bağımsız olarak (ancak %20 altındayken) tanıyı Artmış Blastlı Tip 2 (önceki adıyla EB-2) yapar.

Daha Fazla Pratik

MDS hastalarında lenalidomid tedavisine en iyi yanıt veren sitogenetik anomali olan del(5q) sendromunun özelliklerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 146Soru →

6969 yaşında erkek hasta, son 66 aydır artan halsizlik, iştahsızlık ve yaklaşık 88 kg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral servikal ve aksiller bölgelerde çapları 2−32-3 cm arasında değişen, ağrısız, hareketli lenfadenopatiler ve kosta kenarını 44 cm geçen splenomegali saptanıyor. Yapılan laboratuvar incelemeleri aşağıdadır:

ParametreSonuçAçıklama
Lökosit78.000/μL78.000/\mu L%90\%90 lenfosit
Hemoglobin10,110,1 g/dLNormositik normokrom
Trombosit125.000/μL125.000/\mu L-
Periferik YaymaOlgun görünümlü küçük lenfositlerBelirgin "smudge" hücreleri

Akım sitometrisinde lenfositlerin CD5(+)CD5(+), CD19(+)CD19(+), CD23(+)CD23(+), CD20(zayıf+)CD20(zayıf+) ve sIg(zayıf+)sIg(zayıf+) olduğu saptanıyor. Bu hastada tedavi planlanmadan önce bakılması gereken aşağıdaki özelliklerden hangisinin varlığı, standart kemoimmünoterapi (FCRFCR gibi) yerine doğrudan hedefe yönelik ajanların (BTK inhibitörleri gibi) ilk seçenek olarak tercih edilmesine neden olur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 17p delasyonu (TP53 kaybı)

Cevap

17p delasyonu (TP53 kaybı) varlığı, standart kemoimmünoterapiye karşı direnç oluşturduğu için tedavi stratejisini hedefe yönelik ajanlara (BTK inhibitörleri) kaydıran en kritik faktördür.
Doğru yanıt olan seçenek, 17p17p bölgesinde yer alan TP53TP53 tümör baskılayıcı geninin kaybını ifade eder. KLL'de bu bozukluğa sahip hastalarda p53 yolu işlevsiz olduğu için alkilleyici ajanlar ve fludarabin gibi DNA hasarı üzerinden etki eden kemoimmünoterapi rejimleri (FCR,BRFCR, BR) çok düşük yanıt oranlarına ve kısa süreli sağkalıma sahiptir. Bu nedenle güncel kılavuzlarda, bu mutasyonu taşıyan tüm hastalarda (yaş ve komorbiditeden bağımsız olarak) ilk basamak tedavide BTK inhibitörleri (ibrutinib, akalabrutinib) veya venetoklaks bazlı rejimler önerilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanının netleştirilmesi.
Sonuç: Hastadaki lenfositoz, periferik yaymadaki smudge hücreleri ve akım sitometrisindeki CD5/19/23CD5/19/23 pozitifliği Kronik Lenfositik Lösemi (KLL) tanısını doğrular.
Neden: Bu immünfenotip ve morfoloji KLL'nin altın standart tanı kriterleridir.
2
Klinik evreleme yapılması.
Sonuç: Hemoglobin değerinin 10,110,1 g/dL olması nedeniyle hasta Rai Evre III (Binet Evre C) olarak kabul edilir.
Neden: Rai evrelemesinde hemoglobinin 1111 g/dL'nin altında olması yüksek risk grubunu (Evre III) tanımlar.
3
Tedavi endikasyonunun belirlenmesi.
Sonuç: Hastada B semptomları (kilo kaybı), belirgin splenomegali ve anemi olduğu için tedavi başlanmalıdır.
Neden: Semptomatik veya ileri evre KLL'de tedavi indikasyonu mevcuttur.
4
Tedavi seçimi için genetik belirteçlerin değerlendirilmesi.
Sonuç: 17p17p delasyonu veya TP53TP53 mutasyonu varlığında DNA hasarı üzerinden etki eden standart kemoterapiler (FCRFCR) etkisizdir.
Neden: Bu grupta BTK inhibitörleri (Ibrutinib vb.) veya BCL-2 inhibitörleri sağkalım avantajı sağlar.

Anahtar Kavram

KLL'de 17p delasyonu ve TP53 mutasyonu, kemoimmünoterapiye direncin ve biyolojik agresifliğin en güçlü göstergesidir.
Soru 147Soru →

2424 yaşında, 1616 haftalık gebe kadın hasta, rutin antenatal kontrolünde saptanan anemi nedeniyle konsülte ediliyor. Hastanın halsizlik dışında belirgin bir yakınması yoktur. Fizik muayenesinde konjonktivalarda hafif solukluk dışında özellik saptanmıyor.

Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Değerler
Hemoglobin9,59,5 g/dL12,0−16,012,0 - 16,0
Hematokrit%29\%29%36−46\%36 - 46
Eritrosit (RBCRBC)5,4×106/μL5,4 \times 10^6/\mu L4,0−5,24,0 - 5,2
MCV6262 fL80−10080 - 100
RDW%15,4\%15,4%11,5−14,5\%11,5 - 14,5
Ferritin55 ng/mL15−15015 - 150
HbA2HbA_2%2,2\%2,2%2,0−3,5\%2,0 - 3,5
HbFHbF%1,1\%1,1<%2< \%2

Bu hastada olası bir beta-talasemi taşıyıcılığını doğrulamak veya dışlamak amacıyla izlenmesi gereken en uygun klinik yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi tedavi edildikten sonra hemoglobin elektroforezinin tekrarlanması

Cevap

En uygun yaklaşım, demir eksikliği tedavi edildikten sonra hemoglobin elektroforezinin tekrarlanmasıdır.
Hastada saptanan belirgin düşük ferritin düzeyi demir eksikliğini kanıtlarken; yüksek eritrosit sayısı ve düşük Mentzer indeksi (11,411,4) altta yatan bir talasemi taşıyıcılığını kuvvetle düşündürmektedir. Beta-talasemi taşıyıcılığında normalde %3,5\%3,5'in üzerinde olması beklenen HbA2HbA_2 düzeyi, demir eksikliği varlığında sentez azlığına bağlı olarak normal sınırlarda saptanabilir. Bu nedenle, kesin tanı için demir depoları replasman ile düzeltildikten sonra hemoglobin elektroforezi tekrarlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerini başlangıç düzeyinde analiz et.
Düşük hemoglobin, düşük MCV ve çok düşük ferritin (55 ng/mL) hastada eşlik eden bir demir eksikliği anemisi olduğunu kesinleştirir.
Anemi ayırıcı tanısında ilk adım morfolojik sınıflama ve demir depolarının değerlendirilmesidir.
2
Eritrosit sayısı ve mikrositoz derecesini (MentzerMentzer indeksi) karşılaştır.
Eritrosit sayısı (5,4×1065,4 \times 10^6) hemoglobin düzeyine göre rölatif olarak yüksektir ve Mentzer indeksi (62/5,4=11,462 / 5,4 = 11,4) 1313'ün altındadır.
Mentzer indeksinin 1313'ün altında olması, demir eksikliğine ek olarak bir hemoglobinopati (özellikle beta-talasemi taşıyıcılığı) varlığına dair güçlü bir ipucudur.
3
HbA2HbA_2 düzeyini ve demir eksikliği ile olan etkileşimini değerlendir.
Hastanın HbA2HbA_2 düzeyi (%2,2\%2,2) normal sınırlardadır. Ancak demir eksikliği, HbA2HbA_2 (2α2δ2\alpha 2\delta) sentezini baskılayarak beta-talasemi taşıyıcılığında beklenen yüksek HbA2HbA_2 (>%3,5> \%3,5) değerini yalancı normal düzeylere çekebilir.
Beta-talasemi taşıyıcılığı tanısı HbA2HbA_2 yüksekliği ile konur, fakat şiddetli demir eksikliği bu parametreyi düşürerek tanının atlanmasına yol açabilir.
4
Yönetim planını belirle.
Önce demir eksikliği tedavi edilmeli, depolar dolduktan sonra elektroforez tekrarlanmalıdır.
Talasemi taraması ve tanısı için en güvenilir sonuçlar demir depoları yeterli düzeydeyken elde edilir.

Anahtar Kavram

Demir eksikliği, beta-talasemi taşıyıcılarında HbA2 düzeyini düşürerek tanısal yalancı negatifliğe neden olabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 148Soru →

2424 yaşında erkek hasta, yaklaşık 1010 gün önce başlayan kuru öksürük ve halsizlik sonrası gelişen belirgin yorgunluk ve soğuk havaya maruz kaldığında ellerinde morarma şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, skleralar hafif ikterik saptanıyor; splenomegali eşlik etmiyor. Laboratuvar incelemesinde: Hemoglobin 8.88.8 g/dL, MCV 108108 fL (otomatik sayıcıda), Retikülosit %6\%6, LDH 920920 U/L, İndirekt Bilirubin 3.13.1 mg/dL bulunuyor. Periferik yaymada eritrositlerde rulo formasyonundan farklı, düzensiz kümeleşmeler (aglütinasyon) izleniyor. Direkt Coombs testinde eritrositlerin anti-C3d ile kuvvetli aglütine olduğu, anti-IgG ile reaksiyon saptanmadığı görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Soğuk aglütinin hastalığı

Cevap

Klinik ve laboratuvar bulguları ışığında en olası tanı soğuk aglütinin hastalığıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, hastadaki akrosiyanoz şikayeti, periferik yaymadaki aglütinasyon bulgusu ve Direkt Coombs testindeki spesifik C3d pozitifliği ile tam uyum sağlar. Mycoplasma pneumoniae enfeksiyonu sonrası gelişen bu tablo, klasik bir soğuk aglütinin hastalığı sunumudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoliz varlığını doğrula
Düşük hemoglobin, yüksek LDH, yüksek indirekt bilirubin ve retikülositoz intravasküler/ekstravasküler hemolizi gösterir.
Aneminin etiyolojisini belirlemek için ilk adım hemoliz parametrelerini değerlendirmektir.
2
Klinik ipuçlarını (anamnez) analiz et
Öksürük (Mycoplasma şüphesi) ve soğukta ellerde morarma (akrosiyanoz) soğuk tip antikorları düşündürür.
Tetikleyici faktörler hemolitik anemilerin ayırıcı tanısında kritiktir.
3
Laboratuvar ipuçlarını (periferik yayma ve MCV) yorumla
Yaymadaki aglütinasyon ve yanlış yüksek MCV değeri, eritrositlerin birbirine yapışmasıyla karakterize IgM tipi antikor etkisidir.
Otomatik sayıcılar aglütine olmuş hücre kümelerini tek bir büyük hücre gibi algılayarak MCV'yi yüksek gösterir.
4
Coombs testi sonucunu değerlendir
Yalnızca C3d pozitifliği, antikorun (IgM) düşük afiniteli olup vücut sıcaklığında hücreden ayrıldığını ancak komplemanı aktive ettiğini gösterir.
Soğuk aglütinin hastalığında tanısal altın standart C3d pozitifliğidir.

Anahtar Kavram

Soğuk aglütinin hastalığı (CAD), IgM tipi antikorların eritrositlere düşük sıcaklıklarda bağlanarak komplemanı aktive etmesi ve akrosiyanoz/hemoliz ile sonuçlanması durumudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 149Soru →

2828 yaşında erkek hasta, sol boyun bölgesinde yaklaşık 11 aydır var olan ağrısız kitle ve son 22 aydır yatak çarşaflarını ıslatacak derecede olan gece terlemesi şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sol servikal zincirde 3 cm3\text{ cm} çapında, ağrısız, lastik kıvamında lenfadenopati (LAP) saptanıyor. Çekilen toraks BT incelemesinde mediastende en büyüğü 4 cm4\text{ cm} olan birden fazla konglome lenf nodu izlenirken, batın BT'de herhangi bir patolojiye rastlanmıyor. Lenf nodu biyopsisi "Nodüler Sklerozan Hodgkin Lenfoma" ile uyumlu gelen bu hasta için en uygun Ann Arbor evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIB

Cevap

Diyaframın aynı tarafında iki lenf nodu bölgesi tutulumu ve gece terlemesi varlığı nedeniyle en uygun evre Evre IIB'dir.
Ann Arbor sistemine göre, diyaframın aynı tarafında iki veya daha fazla lenf nodu bölgesinin tutulması Evre II olarak tanımlanır. Hastada boyun (servikal) ve göğüs boşluğu (mediasten) olmak üzere iki bölge tutulmuştur. Ayrıca döküntü yapacak düzeyde gece terlemesi, tanısal değeri olan bir B semptomudur ve evreye eklenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tutulan lenf nodu istasyonlarını belirleyin.
Servikal ve mediastinal bölgeler olmak üzere 2 ayrı bölge tutulmuştur.
Ann Arbor evrelemesinde tutulan anatomik bölge sayısı evreyi belirleyen temel unsurdur.
2
Tutulumların diyafram ile ilişkisini değerlendirin.
Her iki bölge de (boyun ve göğüs içi) diyaframın üst tarafındadır.
Diyaframın aynı tarafındaki birden fazla bölge tutulumu Evre II olarak sınıflandırılır.
3
Sistemik (B) semptomların varlığını kontrol edin.
Hastada gece terlemesi mevcuttur.
B semptomları (ateş, gece terlemesi, kilo kaybı) varlığında evreye 'B' harfi eklenir.

Anahtar Kavram

Ann Arbor Evreleme Sistemi

İpuçları

1
Hastadaki lenf nodu bölgelerinin diyaframın neresinde olduğuna odaklanın.
2
Gece terlemesi, lenfoma evrelemesinde kullanılan 'B semptomları' arasında yer alır mı?

Daha Fazla Pratik

Ann Arbor evrelemesinde ekstranodal organ tutulumu (E takısı) hangi durumda Evre IV olarak kabul edilir, tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 150Soru →

3131 yaşında kadın hasta, son 22 aydır devam eden gece terlemesi ve ateş şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede sağ servikal bölgede 2 cm2\text{ cm} ve sağ aksiller bölgede 3 cm3\text{ cm} çaplı, ağrısız, lastik kıvamlı lenfadenopatiler (LAP) saptanıyor. Servikal LAP biyopsisi "Nodüler Sklerozan Hodgkin Lenfoma (CD15CD15 ve CD30CD30 pozitif)" olarak raporlanıyor. Çekilen toraks ve batın BT'de mediastende 2.5 cm2.5\text{ cm} çaplı lenfadenopati saptanırken, diyafram altında LAP veya organomegali izlenmiyor. Hastanın laboratuvar tetkiklerinde Hemoglobin 10.2 g/dL10.2\text{ g/dL}, Lökosit 3.200/mm33.200/\text{mm}^3 ve Trombosit 110.000/mm3110.000/\text{mm}^3 bulunuyor. Yapılan kemik iliği biyopsisinde Reed-Sternberg hücresi görülmemekle birlikte "non-kazeifiye granülomatöz reaksiyon" saptanıyor. Bu hastanın Ann Arbor sınıflamasına göre evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIB

Cevap

Hastanın lenf nodu tutulumları diyaframın sadece üst kısmında yer aldığı, sistemik semptomları bulunduğu ve kemik iliği biyopsisindeki granülomatöz yapı spesifik tümör hücresi içermediği için en doğru evreleme Evre IIB seçeneğidir.
Hastada saptanan servikal, aksiller ve mediastinal lenfadenopatilerin tamamı diyaframın üzerindedir ve bu durum Evre II ile uyumludur. Ateş ve gece terlemesi 'B semptomu' kriterlerini karşılar. En kritik nokta, kemik iliğinde saptanan granülomların Reed-Sternberg hücresi içermediği sürece hastalık tutulumu (Evre IV) olarak kabul edilmemesidir; bu durum Hodgkin lenfomada sık görülen reaktif bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Lenf nodu istasyonlarının diyaframa göre konumunu belirle.
Servikal, aksiller ve mediastinal tutulumların tamamı diyaframın üstündedir (Evre II).
Ann Arbor evrelemesinde evre, tutulan bölgelerin diyaframa göre dağılımına bağlıdır.
2
Ekstranodal tutulum (karaciğer, kemik iliği vb.) varlığını değerlendir.
Kemik iliğinde granülom saptanmış ancak Reed-Sternberg hücresi görülmemiştir.
Hodgkin lenfomada karaciğer, dalak veya kemik iliğinde görülen granülomlar, tümör hücresi içermedikçe paraneoplastik/reaktif kabul edilir ve evreleme için tutulum sayılmaz.
3
Sistemik (B) semptomların varlığını kontrol et.
Ateş ve gece terlemesi mevcuttur (B takısı).
Tanıdan önceki 6 ay içinde >>%10 kilo kaybı, ateş (>38∘C>38^{\circ}C) veya sırılsıklam gece terlemesi 'B' semptomu olarak tanımlanır.
4
Tüm verileri birleştirerek nihai evreyi belirle.
Evre II + B = Evre IIB.
Hastada diyafram altı tutulum veya gerçek bir ekstranodal yayılım kanıtı yoktur.

Anahtar Kavram

Hodgkin lenfomada granülomatöz reaksiyonların evrelemeye etkisi
Soru 151Soru →

6464 yaşında erkek hasta, 33 yıl önce evre 00 Kronik Lenfositik Lösemi (KLL) tanısı almış ve "izle ve bekle" stratejisiyle takip edilmektedir. Tanı anındaki akım sitometrisi incelemelerinde CD5(+)CD5(+), CD19(+)CD19(+), CD23(+)CD23(+), CD20CD20 (zayıf) ve ZAP−70ZAP-70 negatif saptanmıştır. Hastanın rutin kontrollerindeki lökosit değerleri aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ZamanLökosit Sayısı (/mm3/mm^3)Lenfosit Oranı (%{\%})
6 ay önce45.00045.0008888
3 ay önce62.00062.0009090
Güncel110.000110.0009292

Fizik muayenede bilateral servikal bölgede 22 cm çapında ağrısız lenfadenopatileri mevcuttur. Güncel laboratuvar incelemesinde Hb:11.8g/dLHb: 11.8 g/dL ve Plt:165.000/mm3Plt: 165.000/mm^3 olarak ölçülmüştür.

Bu hastada International Workshop on CLL (IWCLL) kriterlerine göre tedavi başlanması için yeterli olan "aktif hastalık" göstergesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lenfosit ikiye katlanma süresinin (LDT) 6 aydan kısa olması

Cevap

Bu hastada tedavi başlanması için yeterli olan bulgu, lenfosit ikiye katlanma süresinin (LDT) 6 aydan kısa olmasıdır.
Kronik Lenfositik Lösemi (KLL) yönetiminde IWCLL tarafından belirlenen aktif hastalık kriterleri tedavi endikasyonlarını oluşturur. Bu kriterlerden biri de progresif lenfositozdur; lenfosit ikiye katlanma süresinin (LDT) 6 aydan kısa olması veya 2 aylık bir sürede lenfosit sayısının %50\%50'den fazla artması tedavi gerektirir. Hastada lenfosit sayısı 6 ay içinde yaklaşık 2.5 katına çıktığı için bu kriter karşılanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın lenfosit progresyonunu hesapla.
6 ay önce lenfosit sayısı 39.600/mm339.600/mm^3 (45.000×0.8845.000 \times 0.88), güncel değer ise 101.200/mm3101.200/mm^3 (110.000×0.92110.000 \times 0.92)'dir.
Tedavi endikasyonlarından biri olan lenfosit ikiye katlanma süresini belirlemek için mutlak lenfosit sayıları karşılaştırılmalıdır.
2
Lenfosit ikiye katlanma süresini (LDT) değerlendir.
Lenfosit sayısı 6 aydan kısa bir sürede 2 kattan fazla (39.600→101.20039.600 \rightarrow 101.200) artmıştır.
IWCLL kriterlerine göre LDT << 6 ay olması aktif hastalık ve tedavi endikasyonudur.
3
Diğer klinik ve laboratuvar bulgularını tedavi kriterleri açısından kontrol et.
Anemi (Hb<11g/dLHb < 11 g/dL), trombositopeni (Plt<100.000/mm3Plt < 100.000/mm^3) veya masif lenfadenopati (>10> 10 cm) saptanmamıştır.
Bu bulguların yokluğunda sadece progresif lenfositoz ve varsa B semptomları tedavi kararını belirler.

Anahtar Kavram

KLL'de tedaviye başlama kararı evrelemeden bağımsız olarak "aktif hastalık" kriterlerine (kemik iliği yetmezliği, masif/progresif organomegali/lenfadenopati, LDT < 6 ay veya B semptomları) dayanır.
Soru 152Soru →

2424 yaşında erkek hasta, son 22 haftadır artan halsizlik, ateş ve vücudunda oluşan morluklar şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde solukluk, alt ekstremitelerde peteşi ve purpuralar saptanıyor; ancak lenfadenopati veya splenomegali saptanmıyor. Laboratuvar tetkikleri aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuç
Hemoglobin6.86.8 g/dL
MCV9494 fL
Retikülosit%\% 0.30.3
Lökosit1.8001.800/mm3^3
Mutlak Nötrofil Sayısı450450/mm3^3
Trombosit14.00014.000/mm3^3

Bu hastada kesin tanıya ulaşmak amacıyla yapılan kemik iliği biyopsisinde aşağıdakilerin hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hematopoetik hücrelerde azalma ve kemik iliği boşluklarının yağ dokusu ile dolması

Cevap

Hematopoetik hücrelerde azalma ve kemik iliği boşluklarının yağ dokusu ile dolması
Hastanın klinik tablosu (pansitopeni, düşük retikülosit ve organomegali yokluğu) aplastik anemi ile tam uyumludur. Bu hastalığın kesin tanısında kullanılan kemik iliği biyopsisinde, hematopoetik dokunun kaybolması ve ilik boşluklarının yağ dokusu ile yer değiştirmesi (hiposellüler ilik) en karakteristik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analizi
Halsizlik, ateş ve kanama bulguları ile başvuran hastada pansitopeni mevcuttur.
Anemi, nötropeni ve trombositopeni birlikteliği kemik iliği yetmezliğini düşündürür.
2
Laboratuvar ve fizik muayene bulgularının yorumlanması
Düşük retikülosit oranı ve organomegali yokluğu aplastik anemi tanısını destekler.
Retikülosit düşüklüğü üretimin yetersiz olduğunu, organomegali yokluğu ise infiltratif süreçlerin (lösemi, lenfoma) ön planda olmadığını gösterir.
3
Kesin tanı yönteminin belirlenmesi
Tanı için altın standart yöntem kemik iliği biyopsisidir.
Aplastik anemide kemik iliğinde hematopoetik hücrelerin yerini yağ dokusunun aldığı (hiposellülarite) görülmelidir.

Anahtar Kavram

Aplastik Anemi Tanı Kriterleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 153Soru →

3434 yaşında erkek hasta, son bir aydır artan halsizlik, ateş ve inatçı burun kanaması şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede solukluk ve alt ekstremitelerde peteşiyel döküntüler saptanıyor. Tam kan sayımında lökosit 32.000/mm332.000/mm^3, hemoglobin 8.28.2 g/dL, trombosit 28.000/mm328.000/mm^3 olarak bulunuyor. Kemik iliği aspirasyonunda hem granülositik hem de monositik diferansiasyon gösteren blastik hücreler artmış izleniyor. Ayrıca sitoplazmalarında büyük, mor-menekşe rengi anormal granüller içeren displastik eozinofillerin varlığı dikkat çekiyor. Bu hastadaki klinik ve morfolojik bulgulara eşlik etmesi en muhtemel sitogenetik anomali ve ilgili füzyon geni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: inv(16) – CBFB-MYH11

Cevap

inv(16) anomalisi ve CBFB-MYH11 füzyon geni
Soruda tarif edilen vaka, hem granülositik hem de monositik seriye ait blastların görüldüğü ve en önemlisi 'anormal/displastik eozinofillerin' eşlik ettiği bir tablodur. Bu morfoloji FAB sınıflamasına göre AML-M4Eo (Eozinofili ile giden Akut Miyelomonositer Lösemi) ile uyumludur. Bu alt tipin karakteristik sitogenetik bozukluğu inv(16)(p13.1q22) veya daha nadiren t(16;16) olup, moleküler düzeyde CBFB-MYH11 füzyon geni ile sonuçlanır. Bu grup hastalar 'Core Binding Factor (CBF) AML' kategorisinde yer alır ve genellikle yüksek doz Ara-C (HiDAC) tedavisine iyi yanıt vererek iyi prognoz gösterirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Hem granülositik hem monositik diferansiasyon gösteren blastlar (Miyelomonositer lösemi - M4) ve 'anormal displastik eozinofiller' (M4Eo alt tipi) tespit edilmiştir.
Lösemi alt tipini belirlemek, ilişkili genetik bozukluğu tahmin etmek için ilk adımdır.
2
AML-M4Eo ile ilişkili spesifik genetik anomaliyi hatırla
Anormal eozinofillerle giden AML (M4Eo), karakteristik olarak 16. kromozom inversiyonu [inv(16)] veya t(16;16) ile ilişkilidir.
Bu morfolojik bulgu doğrudan Core Binding Factor (CBF) lösemilerinden birini işaret eder.
3
İlgili füzyon genini belirle
inv(16) anomalisi, CBFB ve MYH11 genlerinin birleşmesiyle CBFB-MYH11 füzyon genini oluşturur.
Bu genetik belirteç tanı ve prognoz takibi için esastır.

Anahtar Kavram

AML-M4Eo (Eozinofili ile giden Akut Miyelomonositer Lösemi) tanısında kemik iliğinde displastik eozinofillerin varlığı patognomoniktir ve bu durum inv(16) / CBFB-MYH11 genetik anomalisi ile ilişkilidir.

İpuçları

1
Kemik iliğindeki 'displastik eozinofiller' bu vakanın en ayırt edici özelliğidir.
2
Bu lösemi tipi, t(8;21) ile birlikte 'Core Binding Factor (CBF) AML' grubuna girer ve iyi prognozludur.

Daha Fazla Pratik

t(8;21) ve inv(16) anomalilerinin tedavi protokollerinde hangi kemoterapi ajanının yüksek dozda kullanıldığını araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 154Soru →

1919 yaşında erkek hasta, halsizlik ve çabuk yorulma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalarda hafif solukluk dışında patolojik bulgu saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

ParametreSonuç
Hemoglobin (HbHb)11.411.4 g/dL
Hematokrit (HctHct)%35\%35
Ortalama eritrosit hacmi (MCVMCV)6363 fL
Eritrosit dağılım genişliği (RDWRDW)%13.2\%13.2
Eritrosit sayısı (RBCRBC)5.9×106/μL5.9 \times 10^6/\mu L
Ferritin5555 ng/mL
Serum demiri8080 μg/dL\mu g/dL
Total demir bağlama kapasitesi (TDBKTDBK)310310 μg/dL\mu g/dL

Bu laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: β\beta-talasemi taşıyıcılığı

Cevap

Verilen laboratuvar bulguları ışığında en olası tanı beta talasemi taşıyıcılığıdır.
Beta talasemi taşıyıcılığı tanısı; belirgin mikrositoza (MCV<70MCV < 70 fL) rağmen normal eritrosit dağılım genişliği (RDWRDW), yüksek eritrosit sayısı (RBC>5×106/μLRBC > 5 \times 10^6/\mu L) ve normal demir depoları (Ferritin) ile karakterizedir. Mentzer indeksinin (MCV/RBCMCV/RBC) 1313'ün altında olması bu tanıyı güçlü bir şekilde destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Aneminin morfolojik sınıflandırmasının yapılması
MCVMCV değeri 6363 fL olarak saptanmıştır, bu durum belirgin bir mikrositik anemiyi işaret eder.
Anemi ayırıcı tanısında ilk adım ortalama eritrosit hacmine göre sınıflandırma yapmaktır.
2
Eritrosit sayısı (RBCRBC) ve Mentzer indeksinin değerlendirilmesi
Mentzer indeksi (MCV/RBCMCV / RBC) = 63/5.9≈10.663 / 5.9 \approx 10.6 olarak hesaplanır.
Mentzer indeksinin 1313'ün altında olması talasemi taşıyıcılığını, 1313'ün üzerinde olması ise demir eksikliği anemisini düşündürür.
3
Eritrosit dağılım genişliği (RDWRDW) ve demir parametrelerinin kontrolü
RDWRDW normal (%13.2\%13.2) ve ferritin (5555 ng/mL) normal sınırlardadır.
Demir eksikliği anemisinde RDWRDW yüksekliği ve ferritin düşüklüğü beklenirken, talasemi taşıyıcılığında bu parametreler genellikle normaldir.

Anahtar Kavram

Mikrositik anemilerin ayırıcı tanısında Mentzer indeksi ve RDW kullanımı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 155Soru →

4242 yaşında kadın hasta, son bir aydır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve eforla gelen nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, skleralar hafif ikterik saptanıyor. Batın muayenesinde dalak kot kavisini 33 cm geçecek şekilde palpe ediliyor. Laboratuvar incelemelerinde saptanan bulgular aşağıda tablo halinde sunulmuştur:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin8.28.2 g/dL12−1612-16 g/dL
MCV104104 fL80−10080-100 fL
Retikülosit%88%0.5−1.50.5-1.5
LDH850850 U/L140−280140-280 U/L
İndirekt Bilirubin3.23.2 mg/dL0.2−0.80.2-0.8 mg/dL
Haptoglobin<5<5 mg/dL30−20030-200 mg/dL

Periferik yaymada polikromazi ve yaygın sferositler izleniyor. Yapılan direkt Coombs testi "IgG pozitif, C3 negatif" olarak sonuçlanıyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sıcak tip otoimmün hemolitik anemi

Cevap

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları (hemoliz parametreleri, splenomegali, sferositler ve Direkt Coombs IgG pozitifliği) Sıcak tip otoimmün hemolitik anemi tanısı ile tam uyumludur.
Hastada saptanan indirekt hiperbilirubinemi, LDH yüksekliği ve haptoglobin düşüklüğü hemolizi; retikülositoz ise kemik iliği yanıtını gösterir. Periferik yaymadaki sferositler membrana yönelik bir hasarı işaret ederken, Direkt Coombs testindeki IgG pozitifliği bu hasarın vücut ısısında aktif olan otoantikorlar nedeniyle gerçekleştiğini (Sıcak tip otoimmün hemolitik anemi) kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoliz varlığının teyit edilmesi
Düşük hemoglobin, yüksek LDH, yüksek indirekt bilirubin ve düşük haptoglobin değerleri aktif hemolizi gösterir. Retikülosit artışı kemik iliğinin bu yıkıma yanıt verdiğini kanıtlar.
Aneminin etiyolojisini belirlemek için ilk adım hemolitik süreci üretim bozukluğundan ayırt etmektir.
2
Periferik yayma bulgularının yorumlanması
Yaygın sferositlerin görülmesi, eritrosit membranının bir kısmının dalak makrofajları tarafından eksize edildiğini gösterir.
Sferosit varlığı ayırıcı tanıyı herediter sferositoz ve immün hemolizlere indirger.
3
Direkt Coombs testi sonucunun değerlendirilmesi
IgG pozitifliği, eritrosit yüzeyinde sıcak tip (vücut ısısında aktif) otoantikorların bulunduğunu gösterir.
Bu bulgu, sferositlerin herediter bir bozukluktan değil, immün bir süreçten kaynaklandığını kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Sferositlerin görüldüğü hemolitik anemilerde ayırıcı tanıda Direkt Coombs testi altın standarttır; IgG pozitifliği sıcak tip otoimmün hemolitik anemiyi doğrular.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar sonuçlarına bakarken; sferosit görülen bir hastada MCV değeri genellikle normal veya hafif düşük beklenirken (sferositlerin küçük hacmi nedeniyle), retikülositoz (genç ve büyük hücreler) varlığı MCV'yi normal veya yüksek sınıra çekebilir. Bu vakada 104104 fL olması belirgin retikülositoz ile açıklanır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 156Soru →

2828 yaşında erkek hasta, sağ aksiller bölgede yaklaşık 44 aydır var olan, ağrısız ve yavaş büyüyen bir şişlik nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede aksiller bölgede 33 cm çapında, hareketli ve sert lenfadenopati saptanıyor; sistemik semptom (ateş, kilo kaybı, gece terlemesi) bulunmuyor. Hastadan alınan eksizyonel lenf nodu biyopsisinde nodüler bir yapı içerisinde "popcorn" (patlamış mısır) görünümünde atipik hücreler (L&H hücreleri) izleniyor. İmmünohistokimyasal incelemede bu hücrelerin CD20CD20 ve CD45CD45 pozitif; CD15CD15 ve CD30CD30 negatif olduğu saptanıyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nodüler lenfosit baskın Hodgkin lenfoma

Cevap

Nodüler lenfosit baskın Hodgkin lenfoma
Vakadaki hastada saptanan 'popcorn' hücreleri (L&H hücreleri) ve bu hücrelerin CD20(+)CD20(+), CD45(+)CD45(+), CD15(−)CD15(-), CD30(−)CD30(-) olan immünfenotipi, Nodüler Lenfosit Baskın Hodgkin Lenfoma (NLBHL) tanısı için tipiktir. NLBHL, biyolojik davranışı ve immünfenotipi ile klasik Hodgkin lenfomadan (KHL) ayrılır; KHL'de hücreler genellikle CD15CD15 ve CD30CD30 pozitif, CD20CD20 ve CD45CD45 negatiftir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sunumu değerlendir
Genç erkek hastada izole, yavaş büyüyen aksiller lenfadenopati ve B semptomlarının yokluğu.
Nodüler lenfosit baskın Hodgkin lenfoma (NLBHL) genellikle lokalize hastalık olarak sunulur.
2
Morfolojik bulguyu analiz et
"Popcorn" (L&H) hücrelerinin varlığı.
Bu hücreler NLBHL için karakteristik Reed-Sternberg varyantlarıdır.
3
İmmünohistokimyasal profili yorumla
CD20(+)CD20(+), CD45(+)CD45(+), CD15(−)CD15(-) ve CD30(−)CD30(-).
Klasik Hodgkin lenfomadan farklı olarak NLBHL hücreleri B hücre belirteçlerini korur ve klasik RS belirteçlerini taşımaz.

Anahtar Kavram

Nodüler lenfosit baskın Hodgkin lenfoma (NLBHL) ile Klasik Hodgkin lenfoma (KHL) arasındaki immünfenotipik farklar.

İpuçları

1
Hücrelerin CD20CD20 ve CD45CD45 pozitif olması, onların 'klasik' olmayan bir Hodgkin lenfoma tipi olduğunu düşündürmelidir.

Daha Fazla Pratik

Klasik Hodgkin lenfoma alt tiplerinin (Nodüler sklerozan, Mikst selüler vb.) karakteristik hücrelerini ve immünfenotiplerini tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 157Soru →

2828 yaşında kadın hasta, son 33 aydır dilinde çıkan ve iyileşmeyen ağrılı bir beyaz yara ile el ve ayak tırnaklarında belirginleşen ufalanma şikayetiyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinden çocukluk çağında boyun ve göğüs bölgesinde deri renginde koyulaşma ve yer yer açılmalar olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede; dilde lökoplaki, tüm tırnaklarda distrofik görünüm ve boyun bölgesinde retiküler (ağsı) hiperpigmentasyon izleniyor. Yapılan laboratuvar incelemeleri aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin7.8 g/dL7.8 \text{ g/dL}12−16 g/dL12-16 \text{ g/dL}
MCV104 fL104 \text{ fL}80−100 fL80-100 \text{ fL}
Lökosit2.100/mm32.100 \text{/mm}^34.000−10.000/mm34.000-10.000 \text{/mm}^3
Trombosit42.000/mm342.000 \text{/mm}^3150.000−450.000/mm3150.000-450.000 \text{/mm}^3
Retikülosit%0.3\%0.3%0.5−1.5\%0.5-1.5

Kemik iliği biyopsisinde selülarite %10\%10 olarak saptanmıştır. Bu hastada kesin tanıya ulaşmak için yapılması gereken en spesifik tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Flow-FISH yöntemi ile lökosit telomer uzunluğu ölçümü

Cevap

Diskeratozis konjenita tanısı için lökosit alt gruplarında telomer uzunluğunun Flow-FISH yöntemiyle ölçülmesi en spesifik tanı yöntemidir.
Hastada tarif edilen klinik tablo (tırnak distrofisi, mukozal lökoplaki ve retiküler deri pigmentasyonu), Diskeratozis Konjenita'nın (DKC) klasik tanısal triadıdır. DKC, telomer bakımıyla ilgili genlerdeki mutasyonlar sonucu gelişen bir kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromudur. Bu hastalarda tanı, Flow-FISH (akım sitometrisi ile birleştirilmiş floresan in situ hibridizasyon) yöntemi kullanılarak lökositlerdeki (özellikle lenfosit alt gruplarında) telomer uzunluğunun yaşa göre normalden çok daha kısa olduğunun gösterilmesiyle konur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadı tanımla
Deri hiperpigmentasyonu, tırnak distrofisi ve mukozal lökoplaki.
Bu triad klasik Diskeratozis Konjenita (DKC) tablosuna özgüdür.
2
Kemik iliği bulgusunu yorumla
Pansitopeni ve hiposellüler kemik iliği (kemik iliği yetmezliği).
DKC, kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromlarından biridir.
3
Tanısal testi belirle
Telomer biyolojisi bozukluğu olduğu için telomer uzunluk ölçümü.
DKC patogenezinde kısalmış telomerler yattığı için Flow-FISH ile lökosit telomer uzunluğu ölçümü altın standarttır.

Anahtar Kavram

Diskeratozis konjenita; retiküler deri pigmentasyonu, tırnak distrofisi ve oral lökoplaki triadı ile karakterize, telomer kısalığına bağlı gelişen bir kemik iliği yetmezliği sendromudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 158Soru →

45 yaşında erkek hasta, rutin sağlık taramasında saptanan lökositoz (60.000/mm360.000/mm^3) ve fizik muayenede saptanan splenomegali nedeniyle değerlendiriliyor. Yapılan sitogenetik incelemede t(9;22)(q34;q11)t(9;22)(q34;q11) translokasyonu ve buna bağlı BCR−ABL1BCR-ABL1 füzyon geni pozitif bulunuyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik miyeloid lösemi

Cevap

Kronik miyeloid lösemi
Kronik miyeloid lösemi (KML), miyeloid serinin aşırı çoğalmasıyla karakterize, t(9;22)(q34;q11)t(9;22)(q34;q11) translokasyonu sonucu oluşan Philadelphia (Ph) kromozomuna sahip bir miyeloproliferatif neoplazidir. Bu translokasyon, tirozin kinaz aktivitesi artmış olan BCR−ABL1BCR-ABL1 füzyon proteinini oluşturur ve hastalığın patogenezinden sorumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Belirgin lökositoz (60.000/mm360.000/mm^3) ve splenomegali mevcuttur.
Miyeloproliferatif neoplazilerin ayırıcı tanısında bu bulgular başlangıç noktasıdır.
2
Sitogenetik veriyi analiz et
t(9;22)(q34;q11)t(9;22)(q34;q11) translokasyonu (Philadelphia kromozomu) saptanmıştır.
Bu translokasyon BCR−ABL1BCR-ABL1 füzyon onkogenini oluşturur.
3
Genetik bulgu ile hastalık eşleşmesini yap
BCR−ABL1BCR-ABL1 pozitifliği Kronik Miyeloid Lösemi (KML) tanısı koydurur.
KML, miyeloproliferatif neoplaziler içinde Philadelphia kromozomu ile karakterize olan tek hastalıktır.

Anahtar Kavram

Kronik Miyeloid Lösemi (KML) tanısında Philadelphia kromozomu [t(9;22)t(9;22)] ve BCR−ABL1BCR-ABL1 füzyon geni patognomoniktir.
Tahmini Süre:45s
Soru 159Soru →

4242 yaşında erkek hasta; son 22 aydır devam eden gece terlemesi, aralıklı ateş (38,5∘C38,5^\circ C üzeri) ve son 44 ayda yaklaşık 77 kg (>%10>\%10) kilo kaybı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ supraklaviküler bölgede 2,52,5 cm çapında, ağrısız ve lastik kıvamında lenfadenopati palpe ediliyor. Yapılan evreleme tetkiklerinde batın tomografisinde paraaortik lenf nodlarında büyüme ve dalak parankiminde multipl tümöral tutulum izleniyor. Lenf nodu biyopsisinde Reed-Sternberg hücreleri ile CD15(+)CD15(+) ve CD30(+)CD30(+) saptanıyor. Ann Arbor evreleme sistemine göre, bu hastanın klinik evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIIBIII_B

Cevap

Ann Arbor sistemine göre diyaframın her iki yanındaki lenfatik tutulum (supraklaviküler ve paraaortik/dalak) ve B semptomlarının varlığı nedeniyle doğru evre Evre IIIBIII_B olarak belirlenir.
Hastada diyaframın üzerinde (supraklaviküler) ve altında (paraaortik ve dalak) lenfoid tutulum mevcuttur. Bu durum Ann Arbor sistemine göre Evre III'ü tanımlar. Ayrıca hastada ateş, gece terlemesi ve belirgin kilo kaybı gibi sistemik bulguların bulunması, evreye 'B' harfinin eklenmesini zorunlu kılar. Bu nedenle hastanın klinik evresi IIIBIII_B şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tutulan lenfoid bölgelerin diyaframa göre konumunu belirle.
Diyaframın üstünde sağ supraklaviküler, altında ise paraaortik lenf nodları ve dalak tutulumu mevcuttur.
Evreleme, tutulumun diyafram hattına göre dağılımına dayanır.
2
Dalağın evrelemedeki rolünü değerlendir.
Dalak tutulumu, diyafram altı lenfatik tutulum olarak kabul edilir.
Ann Arbor evrelemesinde dalak, ekstranodal bir organ değil, lenfoid bir yapı olarak sınıflandırılır (Evre III).
3
Sistemik (B) semptomların varlığını kontrol et.
Ateş (>38∘C>38^\circ C), gece terlemesi ve anlamlı kilo kaybı (>%10>\%10) saptanmıştır.
Bu üç semptomdan herhangi birinin varlığı evreye 'B' harfinin eklenmesini gerektirir.
4
Tüm bulguları birleştirerek evreyi ata.
Diyaframın her iki yanı (III) + B semptomları = Evre IIIBIII_B.
Klinik veriler ve radyolojik bulguların kombinasyonu bu sonucu verir.

Anahtar Kavram

Ann Arbor Evreleme Sistemi ve B Semptomları

Alternatif Yöntem

B semptomlarını hatırlamak için 'Ateş, Terleme, Tartı Kaybı' (ATT) kısaltması kullanılabilir. Evrelemede ise 'Diyafram Çizgisi' kuralını unutmayın: Tek taraf = I veya II, İki taraf = III, Organ tutulumu = IV.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 160Soru →

7878 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve eforla gelen nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalarda solukluk saptanıyor, organomegali izlenmiyor. Hastanın laboratuvar bulguları aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuçReferans Aralık
Hemoglobin828{}2 g/dL12−1612 - 16
MCV106106 fL80−10080 - 100
Lökosit3.1003.100 /mm³4.000−10.0004.000 - 10.000
Trombosit92.00092.000 /mm³150.000−450.000150.000 - 450.000

Kemik iliği aspirasyonunda hipersellülarite, eritroid seride megaloblastoid değişiklikler ve %7\%7 oranında miyeloblast saptanıyor.

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyelodisplastik sendrom

Cevap

Miyelodisplastik sendrom
Miyelodisplastik Sendrom (MDS), özellikle yaşlı popülasyonda görülen, kemik iliğinde displastik değişiklikler ve periferik kanda sitopenilerle (bu vakada pansitopeni ve makrositoz) karakterize klonal bir hastalıktır. Kemik iliğinin hipersellüler olması ancak periferin boş kalması 'etkisiz hematopoez' (ineffective hematopoiesis) olarak tanımlanır. %7\%7 blast oranı, vakanın henüz akut lösemiye (>%20>\%20) dönüşmediğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Periferik kan verilerini analiz et.
Pansitopeni (Hb, Lökosit ve Trombosit düşüklüğü) ve makrositoz (MCV>100MCV > 100 fL) saptandı.
Kemik iliğindeki üretim bozukluğunu veya etkisiz hematopoezi tanımlamak için ilk adımdır.
2
Kemik iliği sellülaritesini ve blast oranını değerlendir.
İlik hipersellüler ve blast oranı %7\%7 olarak bulundu.
Hipersellüler ilik varlığı aplastik anemiyi dışlar. Blast oranının %20\%20'den az olması ise tabloyu akut lösemiden ayırır.
3
Displazi ve yaş faktörünü birleştirerek tanıyı koy.
İleri yaşta, hipersellüler ilikte displazi ve pansitopeni birlikteliği Miyelodisplastik Sendrom (MDS) tanısını doğrular.
MDS, ileri yaşın clonal bir kök hücre hastalığıdır ve etkisiz hematopoez nedeniyle periferde sitopeni, ilikte sellülarite artışı ile karakterizedir.

Anahtar Kavram

Etkisiz Hematopoez ve Blast Eşiği

İpuçları

1
İlik sellülaritesi ile periferik kan sayımı arasındaki çelişkiye odaklanın.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 8 / 21Sonraki
Hematoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 8 | Examkin