Mikoloji

596 soru

Soru 41Soru

Kontrolsüz diabetes mellitus tanısı olan 55 yaşındaki erkek hasta; yüz bölgesinde ani başlayan ağrı, şişlik ve burun kanaması şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede sert damakta siyah renkli nekrotik bir lezyon (eskar) saptanıyor. Alınan doku biyopsisinin histopatolojik incelemesinde geniş, bölmesiz (pauciseptate) ve yaklaşık 9090^{\circ}'lik dik açıyla dallanma gösteren hifler izleniyor. Bu klinik tablo ve morfolojik bulgulara göre en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rhizopus oryzae

Cevap

Klinik ve morfolojik bulgular Rhizopus oryzae tarafından oluşturulan mukormikozu işaret etmektedir.
Rhizopus oryzae, özellikle diyabetik hastalarda görülen invaziv rinoserebral mukormikozun en sık nedenidir. Histopatolojik olarak dokuda geniş (ribbon benzeri), bölmesiz veya çok az bölmeli (pauciseptate) hiflerin ana gövdeden yaklaşık 9090^{\circ}'lik açıyla (dik açı) dallandığı görülür. Sert damaktaki siyah nekrotik eskar, damar invazyonu (anjiyoinvazyon) sonucu oluşan doku infarktının tipik bir göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Risk faktörünü ve klinik tabloyu analiz et
Kontrolsüz diyabet ve sert damakta siyah eskar varlığı rinoserebral mukormikoz tablosunu düşündürür.
Mukorales grubu mantarlar özellikle diyabetik ketoasidoz durumunda invaziv enfeksiyon yapma eğilimindedir.
2
Morfolojik özellikleri değerlendir
Geniş, bölmesiz hifler ve 90 derecelik dallanma saptandı.
Bu özellikler Mucorales (Rhizopus, Mucor, Lichtheimia) takımına özgüdür ve Aspergillus'tan ayrımı sağlar.
3
Ayırıcı tanı yap ve etkeni belirle
Tanı: Mukormikoz; En olası etken: Rhizopus oryzae.
Rhizopus türleri insanlarda görülen mukormikoz olgularının en yaygın nedenidir.

Anahtar Kavram

Mukormikozda patognomonik morfolojik bulgu; geniş, bölmesiz (pauciseptate) hiflerin dik açıyla dallanmasıdır.
Soru 42Soru

Rinoserebral tutulumu olan bir hastadan alınan doku biyopsisinin direkt mikroskobik incelemesinde geniş, bölmesiz ve dik açıyla dallanan hif yapıları gözlenmiştir. Sabouraud Dekstroz Agar'da çok hızlı üreyen ve besiyeri kapağını yukarı itecek kadar bol hava miseli oluşturan ('lid-lifter' özelliği) bu mantarın mikroskobik incelemesinde, rizoidlerin (köksü yapılar) tam sporangiyoforların çıkış noktasında (nodal yerleşimli) olduğu saptanmıştır.

Bu morfolojik özellikler aşağıdaki mantarlardan hangisi için karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rhizopus spp.

Cevap

Rhizopus spp. cinsi mantarlar, nodal yerleşimli rizoidleri ve bölmesiz hif yapılarıyla karakterizedir.
Doğru seçenek olan mantar cinsi (Rhizopus), rinoserebral mukormikozun en sık etkenidir. Mikroskobik olarak hifleri geniş ve bölmesizdir. Kültürde çok hızlı ürer ve sporangiyoforların tam çıkış noktasında (nodal) yerleşmiş belirgin rizoid yapıları içerir. Bu 'nodal rizoid' özelliği onu Lichtheimia (internodal) ve Mucor (rizoid yok) cinslerinden ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Doku örneğindeki hif morfolojisini analiz et.
Geniş, bölmesiz ve dik açıyla dallanan hifler Mucorales (Zygomycetes) takımına işaret eder.
Bu morfolojik özellikler Mucor, Rhizopus ve Lichtheimia gibi fırsatçı küf mantarları için ortaktır.
2
Kültürdeki üreme hızını ve koloninin fiziksel davranışını değerlendir.
'Lid-lifter' özelliği, Mucorales üyelerinin çok hızlı ve bol hava miseli oluşturarak besiyeri kapağını zorlamasını ifade eder.
Hızlı üreme tanıda önemli bir ipucudur.
3
Mikroskobik yapıda rizoidlerin (köksü yapılar) konumunu incele.
Rizoidlerin sporangiyoforun tam tabanında (nodal) olması Rhizopus cinsini tanımlar.
Rizoid yerleşimi, Mucorales üyelerini (Rhizopus: nodal, Lichtheimia: internodal, Mucor: rizoid yok) birbirinden ayıran en spesifik mikroskobik özelliktir.

Anahtar Kavram

Mucorales üyelerinin ayırıcı tanısında rizoid varlığı ve yerleşimi (nodal vs internodal) kritik rol oynar.
Soru 43Soru

Klinik mikolojide, mantar hücre duvarındaki β\beta-(1,3)-D-glukan sentezini hedefleyen ekinokandin grubu ilaçların etkinliği, mantar türleri arasındaki hücre duvarı kompozisyonu farklarından etkilenir.

Buna göre, etkenin hücre duvarı yapısındaki farklılıklar (hedef molekülün yetersizliği) nedeniyle ekinokandinlere karşı intrinsik (doğal) direnç gösteren ve bu grup ilaçlarla tedavi edilemeyen klinik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kriptokokozis

Cevap

Hücre duvarında ekinokandinlerin hedeflediği glukan polimerlerinin eksikliği nedeniyle Cryptococcus neoformans enfeksiyonu (Kriptokokozis) bu ilaçlarla tedavi edilemez.
Kriptokokozis etkeni olan Cryptococcus neoformans, hücre duvarında ekinokandinlerin hedefi olan β\beta-(1,3)-D-glukan polimerlerini ya çok düşük miktarda bulundurur ya da bu enzim kompleksi ilaca duyarlı değildir. Bu yapısal özellik nedeniyle Cryptococcus türleri ekinokandinlere (kaspofungin, mikafungin, anidulafungin) karşı doğal (intrinsik) olarak dirençlidir ve klinik tedavide bu ilaçlar tercih edilmez.

Adım Adım Çözüm

1
Ekinokandinlerin etki mekanizmasını tanımlamak.
Kaspofungin, mikafungin ve anidulafungin gibi ilaçlar, mantar hücre duvarı bileşeni olan β\beta-(1,3)-D-glukan sentezini glukan sentaz enzim kompleksini inhibe ederek engeller.
İlacın spektrumunu anlamak için önce hangi moleküler yapıyı hedeflediğini bilmek gerekir.
2
Farklı mantar türlerinin hücre duvarı bileşimini karşılaştırmak.
Candida ve Aspergillus türlerinin hücre duvarında bol miktarda 1,3-beta-glukan bulunurken; Cryptococcus, Mucorales ve Fusarium gibi gruplarda bu molekül ana yapısal bileşen değildir veya ekinokandinlerin bağlanabileceği şekilde organize olmamıştır.
İntrinsik direncin temelinde hedef molekülün yokluğu veya yapısal farklılığı yatar.
3
Klinik tablo ile eşleştirmek.
Kriptokokozis etkeni olan Cryptococcus neoformans ekinokandinlere doğal dirençli olduğu için bu enfeksiyonda kaspofungin gibi ilaçlar kullanılmaz.
Teorik mekanizma bilgisini klinik uygulama ve direnç profili ile birleştirmek doğru sonucu verir.

Anahtar Kavram

Ekinokandinler (Kaspofungin vb.) β\beta-(1,3)-D-glukan sentezini inhibe eder; ancak Cryptococcus neoformans, Zygomycetes (Mucor/Rhizopus) ve Fusarium türleri bu hedefin eksikliği/farklılığı nedeniyle ekinokandinlere karşı intrinsik dirençlidir.
Soru 44Soru

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı nedeniyle uzun süreli sistemik kortikosteroid tedavisi alan 6262 yaşında erkek hasta, sağ el sırtında yaklaşık 44 aydır yavaş büyüyen, ağrısız, fluktuasyon veren kistik bir kitle şikayetiyle başvuruyor. Kitlenin cerrahi eksizyonu sonrası yapılan histopatolojik incelemede; kistik yapının fibröz bir kapsülle çevrili olduğu, lümen içerisinde granül oluşumu saptanmadığı, ancak Fontana-Masson boyası ile pozitif boyanan düzensiz, pigmente hif yapıları ve tomurcuklanan maya benzeri hücreler izlendiği rapor ediliyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları temel alındığında, en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Exophiala jeanselmei

Cevap

Subkutan feohifomikoz (feohifomikotik kist) tablosuna en uygun etken Exophiala jeanselmei'dir.
Verilen vakadaki klinik tablo 'subkutan feohifomikotik kist' ile uyumludur. Fontana-Masson boyasının melanin pigmentini boyaması, etkenin dematiyöz bir mantar olduğunu kanıtlar. Dokuda sklerotik cisimcikler (kromoblastomikoz) veya granüller (miçetoma) yerine pigmente hif ve tomurcuklanan hücrelerin görülmesi feohifomikoz tanısını koydurur. Exophiala jeanselmei bu tablonun en yaygın nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
İmmünosüpresyon (kortikosteroid kullanımı) ve travmatik inokülasyon alanında (el sırtı) kistik bir lezyon varlığı saptandı.
Subkutan kistik lezyonlar feohifomikoz için tipik bir prezantasyondur.
2
Histopatolojik ve boyanma özelliklerinin değerlendirilmesi
Fontana-Masson pozitifliği dokuda melanin varlığını (dematiyöz mantar), pigmente hif ve maya yapıları ise feohifomikozu işaret eder.
Fontana-Masson boyası melanin pigmentini spesifik olarak boyar; feohifomikozda dokuda hif yapıları korunurken, kromoblastomikozda sklerotik cisimcikler oluşur.
3
Ayırıcı tanıda diğer subkutan mikozların elenmesi
Granül yokluğu miçetomayı, sklerotik cisimcik yokluğu kromoblastomikozu eler.
Miçetomada mutlaka granül (tane) ve genellikle fistülleşme beklenir.

Anahtar Kavram

Feohifomikoz, dokuda sklerotik cisimcikler veya granüller oluşturmadan, düzensiz pigmente (dematiyöz) hifler ve maya benzeri hücreler ile karakterize bir enfeksiyondur.
Soru 45Soru

Bazı patojen mantarlar, çevresel koşullara bağlı olarak morfolojik yapılarını değiştirebilme (termal dimorfizm) yeteneğine sahiptir. Bu mantarların doğadaki veya oda ısısındaki (25C25^\circ C) laboratuvar kültürleri ile insan vücudundaki (37C37^\circ C) baskın formları aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 25C25^\circ C: Küf formu / 37C37^\circ C: Maya formu

Cevap

Termal dimorfizm gösteren mantarlar oda ısısında (25C25^\circ C) küf formu, vücut ısısında (37C37^\circ C) ise maya formu sergilerler.
Doğru yanıt olan seçenek, termal dimorfizmin klasik kuralını yansıtmaktadır: Mantarlar düşük sıcaklıkta (25C25^\circ C) çok hücreli hif yapılarından oluşan küf formunda, yüksek sıcaklıkta (37C37^\circ C) ise tek hücreli maya formunda bulunurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Termal dimorfizm kavramını tanımlayın.
Mantarların sıcaklığa bağlı olarak iki farklı morfolojik formda (küf ve maya) bulunabilmesidir.
Soruda istenen eşleştirmenin temelini bu biyolojik özellik oluşturur.
2
Sıcaklık ve morfoloji eşleşmesini kontrol edin.
25C25^\circ C (oda ısısı/dış ortam) = Küf formu; 37C37^\circ C (vücut ısısı/konak dokusu) = Maya formu.
Patojen mantarlar konak dokusuna adapte olmak için vücut ısısında maya formuna dönüşürler.

Anahtar Kavram

Termal Dimorfizm

Alternatif Yöntem

Hafıza tekniği olarak 'Mold in the Cold' (25C25^\circ C) ve 'Yeast in the Heat' (37C37^\circ C) tekerlemesi kullanılabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 46Soru

Amerika Birleşik Devletleri'nin Büyük Göller (Great Lakes) çevresinde yaşayan ve akciğer enfeksiyonu ön tanısıyla takip edilen bir hastanın biyopsi örneğinde, 37C37^{\circ}C ortamda ana hücreye geniş bir tabanla bağlanan, kalın duvarlı ve tek tomurcuklu maya hücreleri saptanmıştır. Bu mikroorganizmanın doğada veya 25C25^{\circ}C kültür ortamındaki morfolojik görünümü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Septalı hifler ve armut biçimli mikrokonidyumlar

Cevap

Septalı hifler ve armut biçimli mikrokonidyumlar
Vakada tanımlanan 'geniş tabanlı tomurcuklanan maya' (broad-based budding yeast) ve Büyük Göller bölgesi maruziyeti Blastomyces dermatitidis için patognomoniktir. Dimorfik mantarlar 37C37^{\circ}C'de maya, 25C25^{\circ}C'de küf formundadır. Blastomyces'in 25C25^{\circ}C kültüründe septalı hifler ve kısa konidiyoforlar ucunda armut biçimli mikrokonidyumlar (lolipop görünümü) izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki coğrafi bölge ve morfolojik bulguları analiz et.
Büyük Göller bölgesi ve 'geniş tabanlı tomurcuklanan maya' bulgusu Blastomyces dermatitidis'i işaret eder.
Sistemik mikozlarda bölge ve doku formu tanı için kritiktir.
2
Etkenin termal dimorfizm özelliğini değerlendir.
Verilen bulgu 37C37^{\circ}C (maya/doku) fazıdır; sorulan ise 25C25^{\circ}C (küf/kültür) fazıdır.
Sistemik mikozlar ısıya bağlı olarak faz değiştirirler.
3
B. dermatitidis'in küf fazı özelliklerini belirle.
Bu mantar oda ısısında septalı hifler ve karakteristik armut biçimli mikrokonidyumlar oluşturur.
Her dimorfik mantarın kendine has bir küf fazı morfolojisi vardır.

Anahtar Kavram

Blastomyces dermatitidis'in termal dimorfizmi ve Great Lakes bölgesi endemikliği.
Tahmini Süre:45s
Soru 47Soru

2828 yaşında bir erkek sporcu, ayak parmak aralarında kaşıntılı, masere ve yer yer skuamlı lezyonlar nedeniyle başvuruyor. Lezyondan alınan kazıntının oda ısısındaki kültüründe beyaz, granüler yüzeyli koloniler üremektedir. Mikroskobik incelemede hifler boyunca üzüm salkımı benzeri (enen grappegrappe) mikrokonidi kümeleri ve spiral hifler gözleniyor. Laboratuvarda yapılan üreaz ve saç perforasyon testleri pozitif sonuçlanıyor. Buna göre, bu hastadaki enfeksiyondan sorumlu olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trichophyton mentagrophytes

Cevap

Trichophyton mentagrophytes
Trichophyton mentagrophytes, kutanöz enfeksiyonlarda granüler koloniler oluşturması, mikroskobik olarak üzüm salkımı benzeri mikrokonidi kümeleri ve spiral hifler içermesi ile karakterizedir. Ayrıca üreaz ve saç perforasyon testlerinde pozitif sonuç vermesi, onu en önemli ayırıcı tanısı olan Trichophyton rubrum'dan ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablo ve yerleşimin değerlendirilmesi
Ayak parmak arası (Tinea pedis) tutulumu dermatofit enfeksiyonunu düşündürür.
Etkenin dermatofit olduğunu doğrulamak için ilk adımdır.
2
Morfolojik bulguların analizi
Üzüm salkımı şeklinde mikrokonidiler ve spiral hifler saptanmıştır.
Bu bulgular Trichophyton türleri arasında ayırıcı tanıda değerlidir.
3
Biyokimyasal testlerin yorumlanması
Üreaz (+) ve Saç perforasyon (+) sonuçları alınmıştır.
Bu testler özellikle T. mentagrophytes'i T. rubrum'dan ayırmada altın standarttır.

Anahtar Kavram

Dermatofit türlerinin laboratuvar testleri (üreaz, saç perforasyon) ve mikroskobik morfoloji ile ayırıcı tanısı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 48Soru

Arizona'nın Phoenix bölgesinde yaşanan şiddetli bir toz fırtınası (haboob) sonrasında, bir inşaat sahasında çalışan 34 yaşındaki erkek hastada yüksek ateş, nefes darlığı ve plöretik karakterde göğüs ağrısı gelişmiştir. Hastanın bronkoalveoler lavaj örneğinin Grocott-Gomori methenamine silver (GMS) boyamasında 60100μm60-100 \mu m çapında, kalın duvarlı ve içerisinde çok sayıda endospor barındıran sferüller saptanmıştır. Bu etkenin laboratuvar tanısı amacıyla Sabouraud Dextrose Agar (SDA) besiyerinde oda ısısında (25C25^\circ C) üretilmesi durumunda, mikroskobik incelemede görülmesi beklenen karakteristik morfolojik yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varil şeklinde, aralarında boşluklu (disjunktör) hücreler bulunan artrokonidiler

Cevap

Varil şeklinde, aralarında boşluklu (disjunktör) hücreler bulunan artrokonidiler
Vakada tanımlanan klinik tablo ve doku bulguları (Arizona maruziyeti, sferüller) Coccidioidomycosis tanısını koydurur. Coccidioides türleri laboratuvar ortamında (25C25^\circ C) üretildiğinde hiflerin fragmantasyonu ile oluşan, varil şeklinde ve aralarında boşluklu (disjunktör) hücreler barındıran artrokonidiler görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve coğrafi verileri analiz et
Arizona (Güneybatı ABD), toz fırtınası maruziyeti ve pulmoner semptomlar Coccidioidomycosis (Vadi Ateşi) ile uyumludur.
Coccidioides türleri endemik bölgelerde toprakta bulunur ve toz fırtınalarıyla havaya karışan sporların inhalasyonuyla bulaşır.
2
Doku fazı morfolojisini değerlendir
Doku örneğinde (BAL) görülen 60100μm60-100 \mu m boyutundaki endosporlu sferüller, Coccidioides immitis/posadasii için patognomoniktir.
Diğer sistemik mikozların aksine, Coccidioides dokuda maya hücresi değil, sferül yapısı oluşturur.
3
Etkenin 25C25^\circ C (küf) fazı özelliklerini hatırla
Laboratuvar kültürlerinde (oda ısısında) bu mantar, karakteristik artrokonidiler oluşturur.
Termal dimorfizm gereği, etkenin doğadaki/kültürdeki formu ile dokudaki formu farklıdır.

Anahtar Kavram

Coccidioides immitis'in termal dimorfizmi: Dokuda sferül/endospor, kültürde (25C25^\circ C) ise disjunktör hücreli artrokonidi formundadır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 49Soru

Kronik seyirli bir subkutan enfeksiyon tablosunda; etkilenen bölgede belirgin doku şişliği (tümefaksiyon), deri yüzeyine açılan sinüs yolları ve bu yollardan karakteristik granüllerin (taneciklerin) gelmesiyle tanımlanan klinik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miçetoma

Cevap

Doku şişliği, fistülize sinüs yolları ve granül çıkışı ile karakterize olan klinik tablo miçetomadır.
Miçetoma (Madura ayağı), travmatik inokülasyon sonrası gelişen kronik bir enfeksiyondur. Belirgin doku şişliği (tümefaksiyon), deri yüzeyine açılan ve granül içeren eksüdanın boşaldığı sinüs yolları hastalığın en karakteristik özelliğidir. Bu tabloya hem mantarlar (eumiçetoma) hem de aktinomisetler (aktinomiçetoma) neden olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada tümefaksiyon (şişlik), sinüs yolları ve granül drenajı olduğu saptandı.
Bu üçlü bulgu (triad) subkutan mikozlar arasında spesifik bir tanıya yönlendirir.
2
Bulguları hastalıklarla eşleştir.
Belirtilen triad miçetoma (Madura ayağı) için patognomoniktir.
Diğer subkutan mikozlar (sporotrikoz, kromoblastomikoz vb.) farklı morfolojik özellikler gösterir.

Anahtar Kavram

Miçetoma Tanı Triadı: Tümefaksiyon + Sinüs yolları + Granüller

İpuçları

1
Bu hastalık 'Madura ayağı' olarak da bilinir.

Daha Fazla Pratik

Eumiçetoma ve aktinomiçetoma arasındaki etken ve tedavi farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 50Soru

Kronik lenfositik lösemi tanısıyla takip edilen ve kemoterapi sonrası ateş, kuru öksürük ve ciddi hipoksi tablosu gelişen bir hastada serum LDH düzeyi 550550 U/LU/L saptanmıştır. Bronkoalveoler lavaj örneğinin gümüşleme yöntemleri ile incelenmesinde tipik 'ezik pinpon topu' kistleri görülmüştür. Bu klinik tabloya neden olan mikroorganizmanın tedaviye direnç mekanizması ve patogenezi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol içermesi nedeniyle polienlere dirençlidir; yüzeyindeki Majör Yüzey Glikoproteini (MSG) genlerindeki varyasyonlar ile bağışıklıktan kaçar.

Cevap

Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol içermesi nedeniyle polienlere dirençlidir; yüzeyindeki Majör Yüzey Glikoproteini (MSG) genlerindeki varyasyonlar ile bağışıklıktan kaçar.
Doğru seçenek, mikroorganizmanın temel biyokimyasal ve genetik özelliklerini birleştirir. PneumocystisPneumocystis jiroveciijirovecii, diğer mantarlardan farklı olarak hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulundurur; bu durum polien grubu ilaçların bağlanacağı hedefi ortadan kaldırarak doğal direnç oluşturur. Aynı zamanda, yüzeyindeki MSG proteinlerini genomik rekombinasyon yoluyla sürekli değiştirerek (antijenik varyasyon) konak bağışıklık sisteminden kaçmayı başarır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin ve mikroskobik bulguların değerlendirilmesi.
Hipoksi, yüksek LDH (>500>500 U/LU/L) ve gümüşleme boyasında görülen 'çökmüş pinpon topu' kistleri, etkenin PneumocystisPneumocystis jiroveciijirovecii olduğunu gösterir.
Bu bulgular immün yetmezlikli hastalarda görülen PCP (Pneumocystis pnömonisi) için karakteristiktir.
2
İlaç direnç mekanizmasının biyokimyasal temeli.
Etkenin hücre membranında ergosterol yoktur, temel sterol kolesteroldür.
Amfoterisin B (polienler) ve azoller doğrudan ergosterole veya sentezine etki ettiğinden, etken bu ilaçlara doğal olarak dirençlidir.
3
Patogenez ve bağışıklıktan kaçış stratejisinin belirlenmesi.
Hücre yüzeyinde bulunan Majör Yüzey Glikoproteini (MSG), tek bir ekspresyon bölgesine (UCS) yüzlerce sessiz genden birinin taşınmasıyla sürekli değişir.
Bu antijenik varyasyon süreci, konağın geliştirdiği antikorların etkisiz kalmasını ve enfeksiyonun devamlılığını sağlar.

Anahtar Kavram

PneumocystisPneumocystis jiroveciijirovecii mantarlar aleminde yer almasına rağmen membranda kolesterol içermesi nedeniyle polien ve azollere dirençli olup, MSG varyasyonu ile antijenik değişim yaparak bağışıklıktan kaçar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 51Soru

Kasık bölgesinde kaşıntılı ve eritemli lezyonları olan 3232 yaşında bir erkek hastanın fizik muayenesinde lezyonların kıl foliküllerini etkilemediği ve saçlı deride herhangi bir tutulum olmadığı saptanmıştır. Deri kazıntılarının potasyum hidroksit (KOHKOH) incelemesinde bölmeli hifler görülmüştür. Sabouraud dekstroz agar (SDASDA) kültüründe üretilen kolonilerin mikroskobik incelemesinde; ince ve düz duvarlı, 242-4 hücreli ve tokmak (klava) şeklinde makrokonidilerin küme oluşturduğu, ancak mikrokonidilerin hiç bulunmadığı bildirilmiştir. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Epidermophyton floccosum

Cevap

Dermatofitler arasında saç tutulumu yapmayan, klava (tokmak) şeklinde ince-düz duvarlı makrokonidilere sahip olan ve mikrokonidi içermeyen etken Epidermophyton floccosum'dur.
Epidermophyton floccosum, dermatofitler içinde saç tutulumu yapmayan tek cinstir. Mikroskobik incelemede gözlenen ince ve düz duvarlı, 2-4 hücreli, tokmak (klava) şeklindeki makrokonidiler ve mikrokonidilerin yokluğu bu tür için tanısal özelliklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tropizmin değerlendirilmesi
Dermatofitlerden Microsporum ve Trichophyton cinsleri saç tutulumu yaparken, Epidermophyton cinsi sadece deri ve tırnak tutulumu yapar.
Vakada saç ve kıl folikülü tutulumunun olmaması bizi doğrudan Epidermophyton cinsi üzerine yoğunlaştırır.
2
Makrokonidi morfolojisinin analizi
İnce-düz duvarlı ve klava (tokmak) şeklindeki makrokonidiler Epidermophyton için karakteristiktir.
Microsporum iğ şeklinde kalın/pürüzlü duvarlı, Trichophyton ise silindirik ince/düz duvarlı makrokonidilere sahiptir.
3
Mikrokonidi varlığının kontrolü
Epidermophyton cinsinde mikrokonidi bulunmaz.
Trichophyton bol miktarda, Microsporum ise az sayıda mikrokonidi içerir; bu ayrım tür düzeyinde tanı için kritiktir.

Anahtar Kavram

Dermatofitlerin cins düzeyinde ayrımında kullanılan doku tropizmi (saç/deri/tırnak) ve konidi morfolojisi özellikleri.

Daha Fazla Pratik

Dermatofitlerin Wood lambası altındaki floresan verme özelliklerini (örn. Microsporum canis - yeşil floresan) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 52Soru

Brezilya'nın Minas Gerais eyaletinde şeker kamışı tarlalarında çalışan 48 yaşındaki erkek hasta; progresif kilo kaybı, ses kısıklığı ve diş etlerinde kanamalı, ağrılı yaralar şikayetiyle kliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde sert damakta ve diş etlerinde granülomatöz, hemorajik karakterde "stomatitis moriformis" (dutsu stomatit) lezyonları saptanıyor. Akciğer grafisinde her iki orta ve alt zonlarda "kelebek kanadı" görünümüne benzer infiltrasyonlar izleniyor. Biyopsi materyalinin potasyum hidroksit (KOHKOH) ile incelenmesinde; kalın duvarlı, merkezi bir maya hücresinden çok sayıda tomurcuklanma ile oluşan "gemi dümeni" (mariner's wheel) görünümü saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan etken ve hastalığın patogenezi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konaktaki 17β17\beta-östradiol hormonu, etkenin çevre formundan patojenik maya formuna dönüşümünü inhibe ederek kadınlarda hastalık insidansını azaltır.

Cevap

Paracoccidioides brasiliensis enfeksiyonlarında 17β17\beta-östradiolün küf-maya geçişini inhibe etmesi, premenopozal kadınlarda semptomatik hastalığın nadir görülmesini açıklar.
Vakada tanımlanan klinik tablo (Güney Amerika maruziyeti, oral mukoza tutulumu ve mikroskobide gemi dümeni görünümü) Paracoccidioides brasiliensis enfeksiyonuna işaret etmektedir. Bu mantarın en dikkat çekici epidemiyolojik özelliği, erkeklerde kadınlara göre çok daha sık görülmesidir. Bunun nedeni, kadınlık hormonu olan 17β17\beta-östradiolün mantar sitoplazmasındaki bir reseptöre bağlanarak çevreden alınan hif formunun dokudaki hastalık yapıcı maya formuna dönüşmesini engellemesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki verileri (Latin Amerika lokasyonu, mukozal lezyonlar, gemi dümeni görünümü) analiz et.
Etkenin Paracoccidioides brasiliensis olduğu saptandı.
Brezilya endemik bölgedir, "stomatitis moriformis" ve "gemi dümeni" yapıları bu patojen için patognomoniktir.
2
Etkenin biyolojik özelliklerini ve cinsiyet farklılığının nedenini değerlendir.
17β17\beta-östradiol hormonunun hif formundan (patojenik olmayan) maya formuna (patojenik) dönüşümü reseptör düzeyinde engellediği hatırlandı.
Bu biyolojik bariyer, kadınların maruz kalsalar bile hastalığı erkeklere göre çok daha az geliştirmesinin ana sebebidir.
3
Diğer seçeneklerdeki morfolojik ve biyokimyasal özellikleri sistemik mikozlarla karşılaştır.
Diğer seçeneklerin Coccidioides ve Histoplasma'ya ait özellikler olduğu teyit edildi.
Ayırıcı tanıda dimorfizm özelliklerinin (sıcaklık-form ilişkisi) doğru eşleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Paracoccidioides brasiliensis patogenezinde hormonal inhibisyon (östrojen etkisi) ve termal dimorfizm.
Soru 53Soru

Dermatofitlerin klinik ayrımında doku tropizmi ve Wood lambası bulguları önemli yer tutar. Saç ve deri tutulumu yapabilen ancak tırnakları tutmayan, Wood lambası muayenesinde ise parlak yeşil floresan veren mantar cinsi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Microsporum

Cevap

Saç ve deri tutulumu yapıp tırnakları tutmayan ve Wood lambasında parlak yeşil floresan veren dermatofit cinsi Microsporum'dur.
Dermatofitler arasında Microsporum cinsi, keratinize dokulardan saç ve deriyi enfekte etmesi ancak tırnakları tutmaması ile ayrılır. Wood lambası muayenesinde saç şaftı boyunca yerleşen sporların parlak yeşil floresan vermesi, bu cinsin (özellikle M. canis ve M. audouinii) en tipik klinik bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Dermatofit cinslerinin enfekte ettikleri dokuları (tropizm) karşılaştırın.
Microsporum saç ve deriyi; Trichophyton saç, deri ve tırnağı; Epidermophyton ise deri ve tırnağı tutar.
Doku tropizmi dermatofitlerin sınıflandırılmasında temel kriterdir.
2
Wood lambası floresan özelliklerini değerlendirin.
Parlak yeşil floresanın Microsporum türleri için tanısal olduğu belirlenir.
Wood lambası, belirli mantar türlerinin metabolitlerini saptayarak hızlı tanı sağlar.

Anahtar Kavram

Dermatofitlerin doku tropizmleri ve Wood lambası karakteristikleri
Tahmini Süre:40s
Soru 54Soru

Tekrarlayan derin doku apseleri ve lenfadenit öyküsü olan 1212 yaşındaki erkek hastada, son bir haftadır devam eden ateş, yan ağrısı ve öksürük şikayetleri üzerine çekilen toraks BT'de akciğerde invaziv nodüler lezyonlar ve komşu kotlarda destrüksiyon saptanıyor. Biyopsi materyalinde dar açılı dallanan septalı hiflerin yanında çok sayıda 'Hülle hücreleri' gözleniyor. Kültürde üreyen etkenin mikroskobik incelemesinde küresel, kapalı eşeyli üreme yapıları (kleistotesyumlar) tanımlanıyor. Bu vaka ve etken ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etken mantarın Aspergillus nidulans olarak tanımlanması, bu hasta grubunda görülen yüksek lokal invazyon ve kemik yayılımı riski ile uyumludur.

Cevap

Aspergillus nidulans olarak tanımlanan etkenin, KGH hastalarında kemik invazyonu yapma eğiliminin yüksek olması doğrudur.
Vakada tanımlanan tekrarlayan apseler ve invaziv mantar enfeksiyonu Kronik Granülomatöz Hastalığı (KGH) düşündürmektedir. 'Hülle hücreleri' ve eşeyli üreme yapısı olan 'kleistotesyum' görülmesi, etkenin Aspergillus nidulans olduğunu kesinleştirir. Literatürde, A. nidulans'ın KGH hastalarında A. fumigatus'tan daha az sıklıkla görülmesine rağmen, akciğerden komşu kemik dokularına (kotlar, vertebra) doğrudan invazyon yapma ve daha ölümcül seyretme eğiliminde olduğu bilinmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Tekrarlayan apseler ve KGH şüphesi olan bir çocukta kot destrüksiyonu yapan invaziv bir akciğer enfeksiyonu saptandı.
KGH hastalarında Aspergillus türleri en önemli mortalite nedenidir.
2
Mikroskobik bulguları tanımla
Hülle hücreleri ve kleistotesyum varlığı, etkenin Aspergillus nidulans (teleomorf adı: Emericella nidulans) olduğunu gösterir.
Hülle hücreleri, Aspergillus nidulans'ın eşeyli üreme aşamasıyla ilişkili karakteristik kalın duvarlı hücrelerdir.
3
Etken ve konak arasındaki spesifik ilişkiyi kur
Aspergillus nidulans, KGH'da A. fumigatus'tan daha agresif ve kemik invazyonuna meyilli bir seyir izler.
KGH'daki nötrofil fonksiyon bozukluğu, belirli Aspergillus türlerinin dokuda yayılımını engelleyemez.

Anahtar Kavram

Aspergillus nidulans'ın Kronik Granülomatöz Hastalık'taki (KGH) spesifik patojenitesi ve morfolojik özellikleri (Hülle hücreleri, kleistotesyum).

Daha Fazla Pratik

Aspergillus terreus'un Amfoterisin B direnci ve aksesuar konidi (aleuriokonidi) oluşumu ile A. nidulans özelliklerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 55Soru

Kontrolsüz diyabet ve ketoasidoz tanısıyla izlenen bir hastada, rinoserebral mukormikoz tablosu gelişmiştir. Doku örneklerinin mikroskobik incelemesinde geniş, septasız ve dik açıyla dallanan hif yapıları saptanmıştır. Bu enfeksiyonun patogenezinde, etkenin (örneğin RhizopusRhizopus oryzaeoryzae) vasküler endotel hücrelerine tutunmasını ve doku invazyonunu sağlayan, özellikle asidoz ve hiperglisemi durumunda endotel hücre yüzeyinde ekspresyonu artan temel reseptör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: GRP78 (Glikozla regüle edilen protein 78)

Cevap

Mukorales invazyonunda rol oynayan temel endotel reseptörü GRP78 (Glikozla regüle edilen protein 78)'dir.
Glikozla regüle edilen protein 78 (GRP78), vasküler endotel hücreleri üzerinde bulunan bir ısı şok proteini derivesidir. Diyabetik ketoasidozda görülen yüksek glikoz ve asidik pH düzeyleri, endotel hücrelerinde GRP78 ekspresyonunu belirgin şekilde artırır. Rhizopus türleri, yüzeylerindeki CotH proteinleri aracılığıyla bu reseptöre bağlanarak angioinvazyon sürecini başlatırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve morfolojiyi değerlendir
Diyabetik ketoasidoz (DKA) zemini ve geniş, septasız hifler Mukormikoz (örneğin Rhizopus oryzae) tanısını koydurur.
DKA, Mukormikoz için en önemli risk faktörlerinden biridir.
2
Patogenez mekanizmasını hatırla
Asidoz ve hiperglisemi, hem mantarın büyümesini kolaylaştırır hem de konak hücrelerindeki bazı reseptörlerin ekspresyonunu artırır.
Mantarın vasküler endoteli istila etmesi (angioinvazyon) hastalığın progresyonu için kritiktir.
3
Spesifik moleküler etkileşimi belirle
Mantar yüzeyindeki CotH proteinleri, endotel hücrelerindeki GRP78 reseptörüne bağlanır.
Bu etkileşim, mantarın endotel hücresi içine alınmasını ve damar dışına sızmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Mukormikoz patogenezinde endotel invazyonu, fungal CotH proteinleri ile konak GRP78 reseptörü arasındaki etkileşime dayanır.
Soru 56Soru

Ağır vücut yanıkları nedeniyle yanık ünitesinde izlenen ve profilaktik amaçla flukonazol tedavisi başlanan bir hastada, tedavinin 10. gününde gelişen septik tablo üzerine alınan kan kültürlerinde maya mantarı üremesi saptanıyor. Sabouraud dekstroz agarda (SDA) mat, kuru ve yayılma eğilimi gösteren koloniler oluşturan bu etkenin mısır unlu Tween 80 agardaki mikroskobik incelemesinde; uzun silindirik blastokonidyumların yalancı hifler boyunca 'kibrit çöpü' (matchstick) görünümü oluşturacak şekilde dizildiği görülüyor. Bu etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CandidaCandida kruseikrusei

Cevap

CandidaCandida kruseikrusei
Doğru seçenek olan mantar türü, flukonazole karşı intrinsik (doğal) direnç göstermesiyle bilinir. Bu durum, flukonazol profilaksisi alan hastalarda neden enfeksiyon etkeni olarak karşımıza çıktığını açıklar. Morfolojik olarak mısır unlu agarda gösterdiği 'kibrit çöpü' görünümü, uzun silindirik hücrelerin yalancı hiflerle yaptığı özgün bir dizilimdir. Ayrıca kültürde oluşturduğu mat ve kuru koloniler diğer parlak yüzeyli CandidaCandida türlerinden ayrılmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı değerlendir.
Hastada flukonazol profilaksisine rağmen gelişen bir 'breakthrough' (atılım) enfeksiyonu mevcuttur.
Profilaktik tedaviye dirençli bir türün varlığını düşündürür.
2
Kültür özelliklerini analiz et.
SDA besiyerinde 'mat, kuru ve yayılma eğilimi gösteren' koloni yapısı saptanmıştır.
Bu morfoloji CandidaCandida kruseikrusei için tipik bir özelliktir.
3
Mikroskobik bulguları yorumla.
Mısır unlu agarda saptanan 'kibrit çöpü' (matchstick) görünümü en önemli ayırıcı tanıdır.
Uzun silindirik blastokonidyumların bu özel dizilimi CandidaCandida kruseikrusei'ye özgüdür.

Anahtar Kavram

CandidaCandida türlerinin ayırıcı tanısında flukonazol direnç profili ve mısır unlu agardaki mikroskobik morfoloji kritiktir.

Alternatif Yöntem

Flukonazol profilaksisi altında gelişen kandidemi vakalarında akla ilk gelmesi gereken iki türün C.kruseiC. krusei (intrinsik direnç) ve C.glabrataC. glabrata (doza bağımlı/kazanılmış direnç) olduğu hatırlanarak, pseudohif varlığı üzerinden ayrım yapılabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 57Soru

5454 yaşında, kronik sarkoidoz tanısı ile uzun süredir yüksek doz kortikosteroid tedavisi alan bir kadın hasta, 22 haftadır giderek artan baş ağrısı ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede hafif ense sertliği saptanıyor. Lomber ponksiyon ile alınan beyin omurilik sıvısının (BOS) açılış basıncı 310 mmH2O310\ mmH_2O, proteini 125 mg/dL125\ mg/dL, glukozu 28 mg/dL28\ mg/dL ve hücre sayısı 65/mm365/mm^3 (%90\%90 lenfosit) olarak saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken mantarın tanısında kullanılan aşağıdaki özelliklerden hangisi karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Niger seed (kuş yemi) agarda fenol oksidaz enzim aktivitesi sonucu melanin sentezleyerek koyu renkli koloniler oluşturması

Cevap

Niger seed (kuş yemi) agarda fenol oksidaz enzim aktivitesi sonucu melanin sentezleyerek koyu renkli koloniler oluşturması
Kortikosteroid kullanan veya hücresel immünitesi baskılanmış hastalarda subakut seyirli, BOS basıncının belirgin arttığı lenfositik menenjit tablolarında en olası etken Cryptococcus neoformans'tır. Bu mantarın Niger seed (Bird seed / Kuş yemi) agarda fenol oksidaz (lakkaz) enzimi aracılığıyla melanin sentezlemesi ve siyah-kahverengi koloniler oluşturması en karakteristik tanımlama özelliklerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir
Kortikosteroid kullanımı (immünsupresyon), subakut menenjit bulguları, BOS'ta yüksek basınç, lenfositik pleositoz ve düşük glukoz saptandı.
Bu bulgular öncelikle fungal menenjiti, özellikle Cryptococcus neoformans enfeksiyonunu düşündürür.
2
Olası etkenin (Cryptococcus) ayırt edici özelliklerini belirle
Etkenin kapsüllü bir maya olduğu, üreaz pozitif olduğu ve fenol oksidaz enzimini sentezlediği bilinmektedir.
Tanısal testler bu biyokimyasal ve morfolojik özelliklere dayanır.
3
Seçeneklerdeki biyokimyasal özellikleri etken ile eşleştir
Niger seed agar testi fenol oksidaz aktivitesini ölçer ve Kriptokok için spesifiktir.
Bu enzim substratları melanin pigmentine dönüştürerek tanımlamaya olanak sağlar.

Anahtar Kavram

Cryptococcus neoformans'ın fenol oksidaz aktivitesi ve Niger seed agarda melanin üretimi tanısal bir kriterdir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 58Soru

Antifungal ilaçlar, seçici toksisite sağlamak amacıyla mantar hücresine özgü farklı metabolik yolakları hedef alırlar. Mantar hücresinde translasyon sürecinde görev alan Elongasyon Faktörü 2 (EF2EF2) molekülüne yüksek afinite ile bağlanarak EF2GDPribozomEF2-GDP-ribozom kompleksini stabilize eden ve ribozomun mRNAmRNA üzerindeki translokasyon basamağını durdurarak protein sentezini inhibe eden antifungal ilaç grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sordarinler

Cevap

Sordarinler, mantar hücresinde Elongasyon Faktörü 2 (EF2EF2) molekülüne bağlanarak protein sentezini inhibe eden ilaç grubudur.
Sordarinler (örneğin Sordarin, GM237354), mantar hücresine özgü Elongasyon Faktörü 2 (EF2EF2) proteinine bağlanarak EF2GDPribozomEF2-GDP-ribozom kompleksini stabilize eder. Bu durum, ribozomun mRNA üzerinde bir sonraki kodona ilerlemesini (translokasyon) engelleyerek protein sentezini durdurur. Memeli EF2EF2'sine göre mantar EF2EF2'sine karşı çok daha yüksek afinite göstermesi seçici toksisite sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Antifungal ilacın hedef molekülünü tanımla.
Hedef molekül Elongasyon Faktörü 2 (EF2EF2) olarak belirlendi.
Soruda protein sentezinin translokasyon aşamasının EF2EF2 üzerinden inhibe edildiği belirtilmiştir.
2
Seçeneklerdeki ilaçların etki mekanizmalarını karşılaştır.
Sordarinlerin EF2EF2 inhibitörü olduğu, Tavaborol'ün tRNA sentetaz inhibitörü olduğu, diğerlerinin ise hücre duvarı veya nükleik asit hedefli olduğu görüldü.
Doğru antifungal sınıfını belirlemek için mekanizmaların spesifik hedefleri bilinmelidir.

Anahtar Kavram

Sordarinler, mantarlarda translasyonun uzama (elongasyon) aşamasını, Elongasyon Faktörü 2'yi (EF2EF2) hedefleyerek bloke eden protein sentezi inhibitörleridir.
Soru 59Soru

Tropikal bir iklimde yaşayan 4242 yaşındaki erkek hasta, yüzün orta hattında (burun ve üst dudak) yaklaşık 66 aydır devam eden, ağrısız ve giderek genişleyen sert bir şişlik ile başvurmuştur. Fizik muayenede burun mukozası ve çevre dokularda belirgin, gode bırakmayan, odunsu sertlikte ödem saptanmıştır. Lezyondan alınan derin doku biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; geniş çaplı, ince duvarlı ve nadir septalı hiflerin etrafında yoğun eozinofilik 'Splendore-Hoeppli' materyali izlenmiştir. Bu klinik tablo için en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Conidiobolus coronatus

Cevap

Yüzün orta hattında odunsu sertlikte ödem yapan ve histopatolojide eozinofilik radyasyonlarla çevrili geniş hiflerle karakterize olan etken Conidiobolus coronatus'tur.
Vakadaki klinik tablo (yüz bölgesinde odunsu sertlikte şişlik) ve histopatolojik bulgular (Splendore-Hoeppli fenomeni ile çevrili geniş hifler) klasik bir Conidiobolus coronatus enfeksiyonunu tanımlamaktadır. Bu etken, özellikle tropikal bölgelerde yetişkinlerde rinoserfasiyal (burun-yüz) tutulum ile karakterize subkutan entomoftoromikoz tablosuna neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik prezantasyonun değerlendirilmesi
Yetişkin hasta, tropikal bölge öyküsü ve yüz orta hattında (burun/dudak) odunsu sertlikte progresif şişlik saptandı.
Subkutan entomoftoromikozun iki formu (Conidiobolus ve Basidiobolus) arasındaki en temel fark anatomik yerleşim ve yaş grubudur.
2
Histopatolojik bulguların analizi
Geniş, ince duvarlı, az septalı hifler ve bu hifleri çevreleyen Splendore-Hoeppli materyali (eozinofilik sleeve) izlendi.
Zygomycetes grubundaki bu etkenlerin dokudaki tipik görünümü, çevrelerinde gelişen yoğun immün reaksiyonun göstergesi olan Splendore-Hoeppli fenomenidir.
3
Ayırıcı tanının yapılması
Gövde tutulumu/çocuk (Basidiobolus) ve lenfokutanöz yayılım (Sporothrix) elenerek yüz tutulumu (Conidiobolus) tanısına ulaşıldı.
Conidiobolus coronatus tipik olarak yetişkinlerin yüz dokularını tutar ve cerrahi ile antifungal tedavi gerektiren ciddi deformitelere yol açabilir.

Anahtar Kavram

Subkutan Entomoftoromikozlar ve Conidiobolus coronatus'un klinik-patolojik özellikleri.

Daha Fazla Pratik

Subkutan mikozlarda Splendore-Hoeppli fenomeni görülen diğer durumları ve bunların ayırıcı tanısındaki morfolojik farkları gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 60Soru

2525 yaşında erkek hasta, ayağında kaşıntılı ve sulanan lezyonlar şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede ayak parmak aralarında maserasyon ve küçük veziküller saptanıyor. Lezyonlardan alınan deri kazıntısının Sabouraud Dekstroz Agar (SDA) besiyerindeki kültüründe beyaz, granüler yapıda koloniler ürediği görülüyor. Mikroskobik incelemede bol miktarda üzüm salkımı şeklinde mikrokonidyumlar ve karakteristik spiral hifler gözleniyor. Ayrıca etkene yönelik yapılan üreaz testi 22 gün içinde pozitif sonuç veriyor. Bu etken için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: In vitro saç delme testi (hair perforation test) pozitiftir.

Cevap

Trichophyton mentagrophytes in vitro saç delme testi (hair perforation test) pozitif sonuç veren bir dermatofittir.
Soruda tanımlanan klinik tablo (tinea pedis) ve laboratuvar bulguları (spiral hifler, üzüm salkımı mikrokonidyumlar, hızlı üreaz pozitifliği) Trichophyton mentagrophytes etkenine aittir. Bu etkenin en önemli ayırıcı laboratuvar özelliklerinden biri, in vitro saç delme testinin (hair perforation test) pozitif olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Ayak parmak arası lezyon (tinea pedis), granüler koloni, üzüm salkımı mikrokonidyumlar, spiral hifler ve pozitif üreaz testi.
Bu bulgular birincil olarak Trichophyton mentagrophytes'i işaret eder.
2
T. mentagrophytes ile T. rubrum ayırıcı tanısını yap.
T. mentagrophytes üreaz (+) ve saç delme testi (+); T. rubrum üreaz (-) ve saç delme testi (-)'dir.
TUS sınavlarında bu iki etkenin ayrımı sıkça sorgulanan bir konudur.

Anahtar Kavram

Trichophyton mentagrophytes, spiral hifleri, bol mikrokonidyumları ve pozitif üreaz/saç delme testleri ile Trichophyton rubrum'dan ayırt edilir.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 3 / 30Sonraki
Mikoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin