Mikoloji

596 soru

Soru 21Soru

Tropikal bölgede yaşayan 4040 yaşında erkek hasta, burun çevresinde ve üst dudakta yaklaşık 88 aydır devam eden, ağrısız, tahta sertliğinde ve giderek büyüyen şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede cilt bütünlüğünün korunduğu, ancak alttaki dokulara sıkıca yapışık, gode bırakmayan ödem saptanıyor. Biyopsi örneğinin histopatolojik incelemesinde; granülomatöz inflamasyon zemininde, geniş (1010-2020 μm\mu m), ince duvarlı ve az septalı hif yapılarını çevreleyen belirgin eozinofilik materyal (Splendore-Hoeppli fenomeni) izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etkenin laboratuvar tanısında aşağıdakilerden hangisinin görülmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kültürde, üzerinde spinöz çıkıntılar bulunan karakteristik "villöz" konidyumların görülmesi

Cevap

Kültürde spinöz çıkıntılı villöz konidyumların görülmesi
Vakada tanımlanan klinik tablo (yetişkin hasta, rinofasiyal sert ödem) ve histopatolojik bulgular (geniş hifler etrafında Splendore-Hoeppli fenomeni) Conidiobolus coronatus tarafından oluşturulan rinofasiyal entomoptoromikozu işaret etmektedir. Bu mantarın laboratuvar tanısında, kültürde oluşan primer konidyumların yüzeyinden çıkan ikincil spinöz çıkıntılar (villöz konidyumlar veya "corona") patognomonik bir özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Yetişkin hasta, tropikal bölge, rinofasiyal (burun-yüz) bölgede ağrısız, tahta sertliğinde ödem.
Rinofasiyal entomoptoromikoz (Conidiobolus coronatus) yetişkinlerde bu spesifik bölgeyi tutar.
2
Histopatolojik bulguları analiz et
Geniş, az septalı hifler ve Splendore-Hoeppli fenomeni.
Bu bulgular Entomophthorales takımındaki mantarlar (Basidiobolus ve Conidiobolus) için karakteristiktir.
3
Etkeni spesifiye et ve tanı yöntemini belirle
Conidiobolus coronatus kültüründe "corona" (korona) benzeri spinöz çıkıntılar izlenir.
Basidiobolus ranarum genellikle çocuklarda ekstremiteleri tutarken, Conidiobolus yetişkinlerde yüz bölgesini tutar.

Anahtar Kavram

Subkutan Entomoptoromikoz (Zygomycosis)

Daha Fazla Pratik

Basidiobolus ranarum ve Conidiobolus coronatus arasındaki yaş ve anatomik yerleşim farklarını tablo haline getirerek çalışınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 22Soru

HIV pozitif tanısı olan ve CD4+ T lenfosit sayısı 48/mm348/mm^3 olarak saptanan 3535 yaşındaki bir hastada, iki haftadır devam eden şiddetli baş ağrısı ve konfüzyon gelişmiştir. Hastanın beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesinde çini mürekkebi (India ink) preparatında geniş kapsüllü maya hücreleri izlenmiştir.

Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cryptococcus neoformans

Cevap

En olası etken, çini mürekkebi preparatında görülen geniş kapsüllü maya hücreleri ve AIDS zeminindeki menenjit bulguları nedeniyle Cryptococcus neoformans'tır.
Cryptococcus neoformans, doğada kuş dışkılarıyla (özellikle güvercin) ilişkili olan, vücuda solunum yoluyla giren ve immünsüpresiflerde menenjite yol açan kapsüllü bir mayadır. Polisakkarit yapısındaki bu kapsül, çini mürekkebi (India ink) preparatında boyayı reddederek maya hücresi etrafında belirgin şeffaf bir alan oluşturur ve bu özellik tanı için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zemini analiz et.
HIV pozitifliği ve CD4+ sayısının 100/mm3100/mm^3 altında olması, fırsatçı enfeksiyon riskini (özellikle Kriptokok) gösterir.
Cryptococcus neoformans, hücresel immünitesi baskılanmış hastalarda en önemli nörotropik mantardır.
2
Laboratuvar bulgusunu yorumla.
BOS'ta çini mürekkebi ile görülen geniş kapsül, tanı koydurucudur.
Çini mürekkebi parçacıkları büyük polisakkarit kapsülden içeri giremez ve maya hücresi etrafında bir 'hale' oluşturur.
3
Ayırıcı tanı yap.
Candida, Aspergillus veya Pneumocystis bu morfolojik özelliği göstermez.
Sadece Cryptococcus cinsi tıbbi önemi olan belirgin kapsüllü maya formundadır.

Anahtar Kavram

Cryptococcus neoformans'ın en önemli virülans faktörü ve tanısal özelliği olan polisakkarit kapsülünün çini mürekkebi ile gösterilmesi.
Tahmini Süre:45s
Soru 23Soru

Klinik mikrobiyoloji laboratuvarında, mikotik keratit şüphesi olan bir hastadan alınan kornea kazıntı örneği %10\%10'luk KOH (potasyum hidroksit) ve Calcofluor white ile muamele edilerek floresan mikroskobunda inceleniyor. Bu prosedürde; konak hücre proteinlerinin ve keratinin alkali ortamda hidrolize uğramasına karşın mantar hücre duvarının yapısal bütünlüğünü korumasını sağlayan ve Calcofluor white boyasının primer bağlanma hedefi olan iskelet yapının biyokimyasal bileşimi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: β(14)\beta-(1 \rightarrow 4) glikozidik bağları ile bağlı NN-asetilglukozamin polimerleri

Cevap

Mantar hücre duvarının alkaliye dirençli ana iskeleti olan kitin, β(14)\beta-(1 \rightarrow 4) glikozidik bağları ile bağlı NN-asetilglukozamin birimlerinden oluşur.
Mantarların hücre duvarı, insan hücrelerinden farklı olarak kitin ve glukan gibi alkali hidrolize dirençli polisakkaritler içerir. Kitin, mantarın 'iskelet' yapısını oluşturan, en içte yer alan ve mekanik dirençten sorumlu olan bileşendir. Biyokimyasal olarak β(14)\beta-(1 \rightarrow 4) glikozidik bağları ile birbirine bağlanmış NN-asetilglukozamin (GlcNAc) ünitelerinden oluşur. Calcofluor white boyası da bu spesifik β\beta-bağlı yapılara bağlanarak floresan verir.

Adım Adım Çözüm

1
KOH preparatının çalışma prensibini analiz et.
KOH, ortamı alkali yaparak insan hücrelerindeki proteinleri ve keratini hidrolize eder; ancak mantar hücre duvarındaki polimerler bu işleme dirençlidir.
Mantar duvarını konak hücrelerinden ayırmak için seçici hidroliz gereklidir.
2
Calcofluor white boyasının bağlanma özgünlüğünü belirle.
Bu boya, özellikle kitin ve selülozda bulunan β\beta-bağlı polisakkaritlere yüksek afinite gösterir.
Floresan ışıma yoluyla mantar elemanlarının görünürlüğünü artırmak için.
3
Mantar hücre duvarının 'iskelet' (skeleton) bileşenini tanımla.
En içte yer alan, hücreye şeklini ve direncini veren tabaka kitindir (chitin).
Alkaliye en dirençli ve yapısal bütünlükten sorumlu ana tabaka kitindir.
4
Kitinin biyokimyasal alt birimlerini ve bağ tipini eşleştir.
Kitin, NN-asetilglukozamin (GlcNAc) monomerlerinin β(14)\beta-(1 \rightarrow 4) bağları ile dizilmesiyle oluşur.
Doğru biyokimyasal tanımı yapmak için.

Anahtar Kavram

Mantar hücre duvarı bileşenleri ve tanısal yöntemlerin (KOH/CW) biyokimyasal temeli.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 24Soru

Bir mikrobiyoloji laboratuvarında, deri kazıntısı örneği üzerinden yapılan incelemede mantar elemanlarını daha net görebilmek amacıyla örnek %1020\%10-20'lik KOHKOH (potasyum hidroksit) ile muamele edilmiştir. Mantarların yapısal özellikleri ve laboratuvar tanı yöntemleri dikkate alındığında, bu uygulama ve mantar hücresi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mantar hücre duvarına rijidite sağlayan temel polisakkarit olan kitin, NN-asetilglukozamin polimeridir.

Cevap

Mantar hücre duvarına rijidite sağlayan temel polisakkarit olan kitin, N-asetilglukozamin polimeridir.
Mantarların hücre duvarı, bakterilerden farklı olarak kompleks polisakkaritlerden oluşur. Kitin, bu duvara yapısal destek ve rijidite sağlayan temel bir bileşendir ve NN-asetilglukozamin ünitelerinin uzun zincirlerinden meydana gelir. Bu özellik mantarları hayvan (hücre duvarı yok) ve bakteri (peptidoglikan) hücrelerinden ayıran temel farklardan biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre duvarı bileşenlerinin analizi
Mantarların hücre duvarı kitin, glukan ve mannan içerirken, bakterilerde peptidoglikan bulunur.
Mantar ve bakteri ayrımındaki temel yapısal farkı belirlemek için.
2
KOHKOH preparasyonunun amacını değerlendirme
KOHKOH, keratin ve hücresel döküntüleri eriterek mantar elemanlarının görünürlüğünü artırır, ancak mantar duvarını eritmez.
Tanısal yöntemin mekanizmasını anlamak için.
3
Besiyeri ve çevresel koşulların kontrolü
SDASDA asidik bir besiyeridir ve dimorfik mantarlar sıcaklığa bağlı form değiştirir (37C37^\circ C = maya).
Kültür ve morfoloji özelliklerini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Mantar Hücre Yapısı ve Tanı Prensipleri

Daha Fazla Pratik

Mantarlarda kullanılan antifungal ilaçların etki mekanizmalarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:50s
Soru 25Soru

Mantar hücresinin yapısal biyokimyası ve laboratuvar tanısında kullanılan histokimyasal yöntemler arasındaki ilişki incelendiğinde; hücre duvarı bileşenlerinin sentezi, organizasyonu ve boyanma özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: β\beta-1,3-glukan sentaz kompleksi tarafından sentezlenen glukan zincirleri, hücre duvarının temel iskeletini oluşturur ve gümüşleme (GMS) yönteminde kullanılan periyodik asit ile oksitlenerek siyah renkli çökmeyi sağlayan aldehit gruplarını açığa çıkarır.

Cevap

Mantar hücre duvarındaki glukanlar β\beta-1,3-glukan sentaz tarafından sentezlenir ve GMS boyamasındaki periyodik asit oksidasyonu ile aldehit grupları oluşturarak gümüş çökelmesini sağlarlar.
Mantar hücre duvarının ana yapısal bileşeni olan β\beta-1,3-glukanlar, membran yerleşimli bir enzim kompleksi tarafından sentezlenir. GMS (Gomori Methenamine Silver) boyası polisakkaritleri periyodik asit ile oksitleyerek gümüşü indirgeyen aldehitleri oluşturur; bu durum mantarların dokuda siyah renkte görülmesini sağlayan temel biyokimyasal süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Mantar hücre duvarı sentez mekanizmasını tanımla.
Hücre duvarının rijit iskeleti, plazma membranındaki β\beta-1,3-glukan sentaz kompleksi tarafından sentezlenen polimerlerden oluşur.
Mantar hücresinin yapısal bütünlüğü ve ilaç hedefleri için bu enzim kritiktir.
2
Histokimyasal boyama mekanizması (GMS) ile biyokimyasal yapı arasındaki ilişkiyi kur.
GMS boyasındaki periyodik asit, duvar polisakkaritlerindeki 1,2-glikol gruplarını aldehitlere oksitler.
Gümüş iyonlarının indirgenerek siyah renk vermesi için aldehit gruplarının açığa çıkması gerekir.
3
Bakteriyel ve fungal hücre duvarı farklarını ayırt et.
Mantar duvarında muramik asit veya D-amino asitler (D-Ala gibi) bulunmaz; sadece polisakkaritler (glukan, kitin) ve proteinler bulunur.
Bu fark, antibiyotiklerin neden mantarlara etki etmediğini ve boyanma özelliklerindeki farkı açıklar.

Anahtar Kavram

Mantar Hücre Duvarı Biyokimyası ve GMS Boyama Mekanizması
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 26Soru

4242 yaşında sarkoidoz tanısı olan ve uzun süredir yüksek doz kortikosteroid kullanan kadın hasta, son bir haftadır şiddetlenen baş ağrısı ve zaman zaman ortaya çıkan konfüzyon nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ense sertliği ve bilateral papil ödem saptanıyor. Lomber ponksiyonda beyin omurilik sıvısı (BOS) basıncı 320320 mm H2OH_2O olarak ölçülüyor. BOS'un çini mürekkebi preparatında geniş kapsüllü maya hücreleri görülüyor.

Bu mikroorganizmanın laboratuvar tanısında kuş yemi (Niger seed) agarı kullanılmasının ve bu besiyerinde siyah-kahverengi koloniler oluşturmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fenol oksidaz (lakkaz) enzimi ile melanin üretmesi

Cevap

Mikroorganizmanın fenol oksidaz (lakkaz) enzimi aracılığıyla melanin üretmesi
Correct answer correctly identifies that the dark pigmentation in Niger seed agar is due to the activity of the phenol oxidase (laccase) enzyme, which synthesizes melanin from phenolic compounds.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini ve klinik tablosunu değerlendir.
Sarkoidoz ve steroid kullanımı hücresel immüniteyi baskılar; papil ödem ve yüksek BOS basıncı kriptokok menenjiti ile uyumludur.
Cryptococcus neoformans fırsatçı bir patojendir ve T-hücre kusuru olanlarda santral sinir sistemi enfeksiyonuna eğilimlidir.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla.
Çini mürekkebinde kapsüllü maya görülmesi Cryptococcus tanısını doğrular.
Polisakkarit kapsül, çini mürekkebindeki partikülleri dışlayarak maya hücresi etrafında halel (ışık halkası) oluşturur.
3
Kuş yemi agarı ve pigmentasyon mekanizmasını hatırla.
Fenol oksidaz (lakkaz) enzimi, melanin sentezinden sorumludur.
Bu enzim, kuş yemi agarındaki fenolik bileşikleri oksitleyerek siyah-kahverengi melanin pigmenti oluşumuna yol açar; bu aynı zamanda bir virülans faktörüdür.

Anahtar Kavram

Cryptococcus neoformans'ın fenol oksidaz (lakkaz) enzimi aracılığıyla melanin sentezleyerek kuş yemi (Niger seed) agarda koyu renkli koloniler oluşturması.

İpuçları

1
Etkenin kuş yemi agarda renk değiştirmesi, bir enzimin besiyerindeki maddeleri oksitlemesiyle ilgilidir.
2
Bu enzim aynı zamanda mikroorganizmayı oksidatif stresten koruyan ve nörotropizmine katkıda bulunan melanin maddesini üretir.
3
Siyah-kahverengi kolonilerin nedeni, fenol oksidaz (lakkaz) enziminin aktivitesidir.

Daha Fazla Pratik

Cryptococcus gattii ile C. neoformans arasındaki konak profili ve CGB agar farklarını tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 27Soru

Antifungal ilaçların kombinasyon tedavilerinde veya ardışık kullanımlarında ortaya çıkan ilaç etkileşimleri klinik başarıyı doğrudan etkileyebilir. Deneysel bir modelde, mantar hücrelerine önce ergosterol biyosentez yolağını hedef alan bir azol türevi uygulanmış; belirli bir süre sonra ortama poliyen yapılı Amfoterisin B eklenmiştir. Bu uygulamada Amfoterisin B'nin fungisid etkinliğinin, tek başına kullanımına kıyasla belirgin şekilde azaldığı (antagonizma) saptanmıştır.

Buna göre, gözlenen bu antagonistik etkileşimin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Azollerin ergosterol sentezini baskılayarak Amfoterisin B'nin bağlanacağı hedef molekül miktarını azaltması

Cevap

Azollerin ergosterol biyosentezini baskılaması sonucu, Amfoterisin B'nin bağlanacağı hedef molekül olan ergosterolün membran üzerindeki miktarının azalması ve böylece ilacın etkinliğinin düşmesidir.
Doğru yanıt, azollerin etki mekanizması sonucu oluşan durumun diğer ilacın etkisini nasıl engellediğini açıklar. Azoller, lanosterolün ergosterole dönüşümünü (14-alfa demetilaz üzerinden) engeller. Membrandaki ergosterol miktarı azaldığında, Amfoterisin B tutunacak yer bulamaz ve por oluşturma yeteneğini kaybeder.

Adım Adım Çözüm

1
İlaçların mekanizmalarını hatırla
Azoller 14-alfa demetilazı inhibe ederek ergosterol sentezini durdurur; Amfoterisin B ise membrandaki ergosterole doğrudan bağlanarak por oluşturur.
Antagonizmanın nedenini anlamak için her iki ilacın hedef molekül ilişkisini kurmak gerekir.
2
Ardışık uygulamayı analiz et
Önce azol verilmesi, mantar hücresinin yeni ergosterol üretmesini engeller ve membrandaki ergosterol içeriğini zamanla fakirleştirir.
İlaçların uygulama sırası, hedef molekülün o anki varlığını belirler.
3
Etkileşimi sonuçlandır
Amfoterisin B eklendiğinde bağlanacak yeterli ergosterol bulamaz, por oluşturamaz ve fungisid etkisi azalır (antagonizma).
Bir ilacın etkisinin, diğer ilacın hedefi yok etmesi nedeniyle azalması klasik bir farmakodinamik antagonizma örneğidir.

Anahtar Kavram

Farmakodinamik Antagonizma: Substrat/Hedef Tüketimi

Daha Fazla Pratik

Poliyenlerin (Amfoterisin B) insan hücrelerine toksisitesinin neden az olduğunu (kolesterol vs. ergosterol seçiciliği) ve lipid formülasyonlarının bu toksisiteyi nasıl azalttığını inceleyin.

Alternatif Yöntem

Klinik pratikte bu antagonizma riski nedeniyle, özellikle ağır enfeksiyonlarda poliyen ve azol kombinasyonları yapılırken genellikle poliyenlerin önce başlanması veya birlikte başlanması tercih edilebilir; azol ön tedavisi poliyen etkisini kırabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 28Soru

Kriptokokal menenjit tanısı alan bir hastada, etken olan Cryptococcus neoformansCryptococcus\ neoformans’ın hücre duvarı bileşiminde β\beta-(1,3)-D-glukanın düşük oranda bulunması ve kapsül yapısının hedef enzimi maskelemesi nedeniyle tedavi seçenekleri dışında kalan (doğal dirençli) antifungal ilaç grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekinokandinler

Cevap

Ekinokandinler, hedefledikleri β\beta-(1,3)-D-glukanın CryptococcusCryptococcus hücre duvarında az bulunması nedeniyle bu etkene karşı klinik olarak etkisizdir.
Ekinokandinler (örneğin kaspofungin), mantar hücre duvarının temel bileşenlerinden biri olan β\beta-(1,3)-D-glukanın sentezinden sorumlu olan glukan sentaz enzimini inhibe ederler. Cryptococcus neoformansCryptococcus\ neoformans ve diğer CryptococcusCryptococcus türleri, hücre duvarlarında bu glukan tipini çok düşük oranlarda bulundurdukları ve diğer glukan tiplerine (örneğin α\alpha-glukan) sahip oldukları için ekinokandinlere karşı doğal olarak dirençlidirler. Bu nedenle kriptokokal menenjit tedavisinde ekinokandinler klinik olarak etkisizdir.

Adım Adım Çözüm

1
Etken mikroorganizma ve antifungal hedefleri arasındaki ilişkiyi değerlendir.
Cryptococcus neoformansCryptococcus\ neoformans, kapsüllü bir maya mantarıdır.
Tedavi seçeneğini belirlemek için ilacın etki mekanizması ile mantarın yapısal özellikleri eşleşmelidir.
2
Ekinokandinlerin etki mekanizmasını hatırla.
Ekinokandinler (Kaspofungin, Mikafungin, Anidulafungin), β\beta-(1,3)-D-glukan sentaz enzimini inhibe ederek hücre duvarı sentezini bozar.
Soruda belirtilen 'β\beta-(1,3)-D-glukan düşüklüğü' bu ilaç grubunun hedefiyle doğrudan ilişkilidir.
3
CryptococcusCryptococcus türlerinin ekinokandinlere duyarlılığını analiz et.
CryptococcusCryptococcus türlerinin hücre duvarında α\alpha-glukanlar ve β\beta-(1,6)-glukanlar baskındır, β\beta-(1,3)-glukan ise çok azdır.
Hedef molekülün azlığı veya yokluğu, o ilaç grubuna karşı doğal (intrinsik) direnç gelişmesine neden olur.

Anahtar Kavram

Antifungal İlaçların Hedef Spesifikliği ve Doğal Direnç
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 29Soru

3030 yaşında bir erkek hasta, her iki kasık bölgesinde kaşıntılı, kenarları belirgin, ortası iyileşme eğiliminde olan eritematöz lezyonlar şikayetiyle başvuruyor. Lezyonlardan alınan deri kazıntısının %10\%10 KOH incelemesinde septalı hifler görülüyor. Kültürde sarı-yeşil renkli koloniler oluşuyor ve mikroskobik incelemede "tokmak" (klavye) benzeri, düzgün çeperli, 242-4 hücreli makrokonidiyumların kümeler oluşturduğu saptanıyor. Mikroskobik incelemede mikrokonidiyum ise gözlenmiyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Epidermophyton floccosum

Cevap

Epidermophyton floccosum
Epidermophyton floccosum, dermatofitler arasında mikrokonidiyum oluşturmayan tek cinstir. Makrokonidiyumları ise düzgün çeperli, tokmak (klavye/lobut) benzeri olup genellikle 2-4 hücrelidir ve kümeler oluşturma eğilimindedir. Vaka sunumundaki tinea cruris tablosu ve mikroskobik veriler bu etkenle tam örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Kasık bölgesindeki kaşıntılı ve kenarları belirgin lezyonlar tinea cruris ile uyumludur.
Vaka sunumundaki lokalizasyon ve morfoloji tipik bir kutanöz mikoz tablosudur.
2
Mikroskobik bulguları analiz et
Tokmak benzeri, düzgün çeperli makrokonidiyumlar ve mikrokonidiyum yokluğu saptandı.
Dermatofitlerin cins düzeyinde ayrımı makro ve mikrokonidiyum özelliklerine dayanır.
3
Etkeni tanımla
Epidermophyton floccosum.
Sadece makrokonidiyum oluşturan (mikrokonidiyum oluşturmayan) ve makrokonidiyumları tokmak/lobut şeklinde olan tek dermatofit cinsidir.

Anahtar Kavram

Epidermophyton floccosum mikroskobik morfolojisi

İpuçları

1
Dermatofitler arasında hangi cinsin mikrokonidiyum oluşturmadığını hatırlayın.
2
"Tokmak" veya "lobut" şeklindeki makrokonidiyumlar hangi etkene özgüdür?

Daha Fazla Pratik

Dermatofitlerin kıl, deri ve tırnak tutulum özelliklerini (hangi cins hangisini tutmaz) tekrar edin.
Tahmini Süre:50s
Soru 30Soru

Akut myeloid lösemi (AML) tanısıyla izlenen ve kemoterapi sonrası derin nötropenisi (<500/μL<500/\mu L) gelişen 5858 yaşındaki bir hastada, tedaviye dirençli ateş ve öksürük şikayetleri başlıyor. Toraks BT'de periferik yerleşimli nodüller ve etrafında "halo bulgusu" saptanıyor. Serum galaktomannan testi pozitif saptanan hastanın bronkoalveoler lavaj (BAL) örneğinin gümüşleme (GMS) ile boyanmasında, dar açıyla (4545^{\circ}) dallanan, düzenli septalı hifler görülüyor. Etkenin konak hücrelerinde apoptozu indükleyen, makrofaj fagositozunu ve T-hücre aktivasyonunu inhibe ederek immün sistemden kaçışında rol oynayan temel virülans faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gliotoksin

Cevap

Gliotoksin, invaziv pulmoner aspergilloz etkeni olan Aspergillus fumigatus'un makrofaj fagositozunu engelleyen ve konak hücrelerinde apoptozu indükleyen temel virülans faktörüdür.
Vakadaki klinik, radyolojik (halo bulgusu) ve mikroskobik (4545^{\circ} dallanan septalı hifler) veriler İnvaziv Pulmoner Aspergilloz'u (İPA) işaret etmektedir. Gliotoksin, İPA'nın en sık etkeni olan Aspergillus fumigatus tarafından üretilen, fagositozu engelleyen ve konak hücrelerinde apoptozu indükleyerek immün sistemden kaçışı sağlayan temel ekzotoksindir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve radyolojik bulguları değerlendiriniz.
Lösemi hastasında nötropeni zemininde gelişen ateş, öksürük, toraks BT'de 'halo bulgusu' ve galaktomannan pozitifliği invaziv pulmoner aspergillozu (İPA) tanımlar.
İnvaziv aspergilloz, nötropenik hastalarda en sık görülen fırsatçı küf mantarı enfeksiyonudur.
2
Mikroskobik bulguları yorumlayınız.
GMS boyasında görülen 4545^{\circ} açılı, septalı hifler Aspergillus türlerine özgü morfolojik özelliktir.
Zygomycetes (Mucorales) türleri septasız ve geniş açılı dallanma gösterirken, Aspergillus düzenli septalı ve dar açılı dallanır.
3
Etkenin immün kaçış mekanizmasını hatırlayınız.
Aspergillus fumigatus, gliotoksin adı verilen metaboliti ile fagositozu inhibe eder ve lenfosit aktivasyonunu baskılar.
Gliotoksin, NF-κB aktivasyonunu inhibe ederek hücre içi sinyal yollarını bozar ve apoptozu tetikler.

Anahtar Kavram

Aspergillus fumigatus'un virülans faktörleri arasında yer alan gliotoksin, konak immün yanıtını (makrofaj ve T-hücreleri) baskılayarak anjiyoinvazyonu ve doku yayılımını kolaylaştırır.

Daha Fazla Pratik

Aspergillus fumigatus'un termotolerans özelliği (50C50^{\circ}C üzerinde üreyebilme) ve uniseriat fiyalid yapısını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 31Soru

77 yaşında bir erkek çocuk, saçlı deride belirgin kepeklenme, kaşıntı ve bölgesel saç dökülmesi şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenede lezyonlu bölge Wood lambası ile incelendiğinde parlak yeşil floresan verdiği görülüyor. Saç tellerinin %10\%10 KOH ile mikroskobik incelemesinde sporların saç şaftının dışında yerleştiği (ektotriks) saptanıyor. Sabouraud dekstroz agarda (SDA) üretilen kolonilerden yapılan mikroskobik preparatta mekik benzeri (iğ şeklinde), uçları sivri, kalın ve pürüzlü çeperli, çok hücreli (66 veya daha fazla hücre içeren) makrokonidiler baskın olarak izleniyor. Bu hastadaki klinik tabloya ve laboratuvar bulgularına göre en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Microsporum canis

Cevap

Microsporum canis
Hastada görülen parlak yeşil Wood floresanı ve mikroskobik incelemedeki mekik benzeri (spindle-shaped), kalın ve pürüzlü çeperli, çok hücreli makrokonidiler Microsporum canis için tipik özelliklerdir. Ayrıca ektotriks saç yerleşimi bu etkenle uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablo ve Wood lambası bulgusunu değerlendir.
Tinea capitis tablosu ve Wood lambasında yeşil floresan varlığı, etkenin Microsporum cinsine ait olduğunu düşündürür.
Wood lambası, belirli dermatofitlerin (özellikle Microsporum türleri) teşhisinde hızlı ve önemli bir ipucudur.
2
Mikroskobik morfolojiyi analiz et.
Mekik benzeri, kalın ve pürüzlü çeperli, çok hücreli makrokonidilerin görülmesi tanıyı kesinleştirir.
Dermatofitlerin tür düzeyinde ayrımı, kültürdeki makrokonidi ve mikrokonidilerin morfolojik özelliklerine dayanır.

Anahtar Kavram

Microsporum canis morfolojik ve klinik özellikleri
Soru 32Soru

Vajinal kaşıntı ve peynir kesiği benzeri akıntı şikayeti olan bir hastanın muayenesinde vajinal pH 4,24,2 saptanmıştır. Alınan örneğin mikroskobik incelemesinde tomurcuklanan maya hücreleri ve psödohifler görülmüş; serumda 37C37^{\circ}C'de 22 saatlik inkübasyon sonucunda germ tüp testi pozitif olarak değerlendirilmiştir. Bu tabloya neden olan etken ve uygulanan testle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnkübasyon süresinin 33 saati aşması durumunda Candida tropicalis gibi türlerde yalancı pozitif sonuçlar görülebilir.

Cevap

İnkübasyon süresinin 3 saati aşması durumunda Candida tropicalis gibi türlerde yalancı pozitif sonuçlar görülebileceği ifadesi doğrudur.
Doğru ifade olan 'sürenin 3 saati aşması durumunda yalancı pozitiflik görülebilmesi', testin spesifisitesini korumak için gereken teknik bir sınırlamadır. Candida tropicalis gibi türler uzun inkübasyonlarda psödohif oluşturmaya başlar ve bu yapılar başlangıç evresindeyken germ tüpü ile karıştırılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve ilk laboratuvar verilerini analiz et.
Vajinal akıntı, normal pH (4,24,2) ve maya hücreleri/psödohif varlığı Candida vajinitini destekler.
Kandidiyazis ayırıcı tanısında pH'ın normal kalması, bakteriyel vajinozis ve trikomoniyazisten ayrımda önemli bir ipucudur.
2
Germ tüp testinin teknik prensiplerini hatırla.
Germ tüp testi, protein zengini bir ortamda (serum) 37C37^{\circ}C'de yapıldığında 22-33 saat içinde sonuç verir.
Bu süre, yalancı pozitiflikleri önlemek ve gerçek germ tüpü oluşumunu gözlemlemek için optimize edilmiştir.
3
Testin kısıtlılıklarını ve morfolojik özelliklerini değerlendir.
Gerçek bir germ tüpü ana hücreden çıktığı noktada daralma (boğum) göstermez; sürenin uzaması diğer türlerde psödohif oluşumuna neden olur.
Yalancı pozitiflikler (özellikle C. tropicalis kaynaklı) hatalı tür tanımlamasına ve yanlış tedavi yönetimine yol açabilir.

Anahtar Kavram

Germ tüp testi, Candida albicans ve Candida dubliniensis tanımlamasında kullanılan morfolojik bir hızlı tanı yöntemidir ve teknik uygulama süresi spesifisite için kritiktir.

Daha Fazla Pratik

Candida dubliniensis ve Candida albicans ayrımında kullanılan 45°C'de üreme testi ve klamidospor dizilim farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 33Soru

Kalp nakli sonrası immün baskılayıcı tedavi alan 5050 yaşında bir erkek hastada; ateş, kuru öksürük ve ilerleyici nefes darlığı gelişmiştir. Toraks BT incelemesinde bilateral yaygın 'buzlu cam' manzarası izlenmiştir. Bronkoalveoler lavaj örneğinin Gomori metenamin gümüş (GMSGMS) boyamasında siyah renkli, ortası çökmüş 'ezilmiş pin-pon topu' görünümünde kistler saptanmıştır. Bu klinik tabloya neden olan etkenle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Membran yapısında ergosterol bulunmaması, polien grubu antifungallere karşı yanıtsızlığın temel nedenidir.

Cevap

Pneumocystis jirovecii'nin membranında ergosterol bulunmaması, amfoterisin B gibi polien grubu ilaçlara direncin temelidir.
Pneumocystis jirovecii pnömonisi, özellikle CD4 sayısı 200/mm3200/mm^3'ün altına düşen veya yüksek doz kortikosteroid alan immün baskılanmış hastalarda görülür. GMS boyasında görülen karakteristik kist yapıları tanıda değerlidir. Bu mantarın en önemli ayırıcı özelliği, membranında ergosterol yerine kolesterol içermesidir. Bu nedenle, amfoterisin B ve azoller gibi ergosterolu hedefleyen ilaçlar etkisizdir; tedavi ve profilakside folik asit sentezini inhibe eden TMP-SMX tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve morfolojik bulguları analiz etme
Bilateral buzlu cam manzarası ve GMS boyasında 'ezilmiş pin-pon topu' kistleri, etkenin Pneumocystis jirovecii olduğunu gösterir.
Bu bulgular P. jirovecii pnömonisi (PCP) için karakteristiktir.
2
Etkenin biyokimyasal özelliklerini hatırlama
P. jirovecii bir mantardır ancak klasik mantarların aksine membranında ergosterol değil, kolesterol bulunur.
Bu yapısal fark, antifungal duyarlılık profilini belirler.
3
Antifungal direnç mekanizmasını belirleme
Amfoterisin B gibi polienler ergosterole bağlanarak etki eder; bu yapı bulunmadığı için ilaç etkisiz kalır.
Hedef molekülün yokluğu doğal dirence neden olur.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin sitoplazmik membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması ve bunun antifungal dirençteki rolü.
Soru 34Soru

Saçlı deride dökülme ve kaşıntı şikayetiyle başvuran 2424 yaşındaki bir hastanın fizik muayenesinde saçların deri seviyesinde kırıldığı ve 'kara nokta' (black dot) görünümü oluşturduğu saptanmıştır. Yapılan Wood lambası incelemesinde floresan saptanmayan hastadan alınan saç örneğinin mikroskobik incelemesinde, sporların saç şaftının içinde dizildiği (endotriks) belirlenmiştir. Bu klinik tabloya en sık neden olan etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trichophyton tonsurans

Cevap

Trichophyton tonsurans
Trichophyton tonsurans, Wood lambasında floresan vermeyen ve saç liflerinin içinde sporların biriktiği endotriks tutulum ile karakterize 'kara nokta' tinea kapitisin en yaygın etkenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Saçların deri seviyesinde kırılması (kara nokta) ve Wood lambasında floresan negatifliği saptandı.
Bu bulgular tipik olarak endotriks yerleşimli tinea kapitis olgularını ektotriks formlardan ayırır.
2
Mikroskobik bulguları değerlendir
Saç şaftının içinde spor dizilimi (endotriks) gözlendi.
Endotriks yerleşim, mantarın saç lifinin içine penetre olduğunu ve orada spor oluşturduğunu gösterir.
3
Etkeni tanımla
Endotriks yerleşimli ve Wood negatif 'kara nokta' tablosuna en sık Trichophyton tonsurans neden olur.
Erişkinlerde ve kentsel bölgelerde görülen tinea kapitis olgularında bu etken ön plandadır.

Anahtar Kavram

Tinea kapitis olgularında endotriks (saç içi) ve ektotriks (saç dışı) yerleşim ile Wood lambası bulgularının ayırıcı tanısı.
Soru 35Soru

İmmün süpresif bir hastadan alınan bronkoalveoler lavaj (BAL) örneğinin sitolojik incelemesinde; Giemsa boyası ile yapılan preparatlarda kist içindeki trofozoitlerin çekirdekleri seçilebilmesine rağmen kist duvarının boyanmadığı, Gomori-Methenamine Silver (GMS) boyası ile ise karakteristik 'ezilmiş pin-pon topu' görünümündeki kist duvar yapısının net olarak seçilebildiği gözlenmiştir. Bu etkene yönelik aşağıdaki ifadelerden hangisi mikrobiyolojik özellikleri açısından en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması, poliyen grubu antifungallere karşı doğal dirençli olmasının temel nedenidir.

Cevap

Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması, poliyen grubu antifungallere karşı doğal dirençli olmasının temel nedenidir.
Pneumocystis jirovecii'nin en ayırıcı mikrobiyolojik özelliği, hücre membranında ergosterol yerine kolesterol içermesidir. Bu yapısal fark, ergosterolü hedef alan Amfoterisin B (poliyen) ve azol grubu antifungallere karşı doğal direnç oluşturur. Tedavide bu nedenle folat yolunu hedef alan TMP-SMX kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Boyama özelliklerinden etkeni tanımla
Pneumocystis jirovecii
GMS ile duvarın, Giemsa ile sadece çekirdeklerin boyanması ve kist morfolojisi P. jirovecii için karakteristiktir.
2
Etkenin membran yapısını analiz et
Kolesterol içerir, ergosterol içermez.
Tipik mantarların aksine, bu etken kolesterol sentezleyen bir metabolizmaya sahiptir.
3
Yapısal özellik ile tedavi yanıtını ilişkilendir
Amfoterisin B ve azollerin etkisizliği.
Poliyenler (Amfoterisin B) ve azoller ergosterele bağımlı etki gösterdiklerinden, kolesterol içeren bu etkene karşı etkisizdirler.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin taksonomik olarak mantar olmasına rağmen, membranında ergosterol yerine kolesterol bulundurması ve bu durumun antifungal duyarlılık profilini (poliyen ve azol direnci) belirlemesi.
Soru 36Soru

Crohn hastalığı nedeniyle uzun süredir azatiyoprin ve 20 mg/gu¨n20 \text{ mg/gün} prednizolon kullanan 4545 yaşında bir kadın hasta; son 22 haftadır giderek artan kuru öksürük, hafif ateş ve eforla gelen nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde akciğer oskültasyonu doğal bulunurken, toraks BT incelemesinde her iki akciğerde yaygın "buzlu cam" dansiteleri saptanıyor. Bu hastada olası etkenle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanıda gümüşleme (GMSGMS) boyasında "çökmüş pin-pon topu" şeklinde kistlerin görülmesi

Cevap

Pneumocystis jirovecii tanısında gümüşleme (GMS) boyasında kistlerin görülmesi en karakteristik bulgudur.
Pneumocystis jirovecii pnömonisinde tanıda Gomori Metenamin Gümüşleme (GMS) boyası kullanıldığında, kistler koyu kahverengi/siyah renkte boyanır ve ortası çökmüş veya fincan tabağına benzeyen (çökmüş pin-pon topu) tipik bir görünüm sergilerler. Bu, TUS sınavlarında sıkça sorgulanan en karakteristik tanısal özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
İmmün baskılanmış hasta (steroid + azatiyoprin kullanımı), subakut seyirli kuru öksürük, dispne ve radyolojide buzlu cam manzarası.
Bu tablo tipik bir Pneumocystis jirovecii pnömonisini (PJP) düşündürür.
2
Etkenin biyolojik özelliklerini hatırla
P. jirovecii bir mantardır ancak klasik besiyerlerinde üremez ve membranında ergosterol yerine kolesterol bulunur.
Bu yapısal farklar etkenin antifungal duyarlılığını ve laboratuvar tanısını belirler.
3
Tanı yöntemlerini karşılaştır
Kesin tanı mikroskobik yöntemlerle (GMS, Giemsa veya DFA) konur. GMS boyasında kistler tipik görünüm verir.
Gomori Metenamin Gümüşleme (GMS) boyası kist duvarını boyayarak çökmüş pin-pon topu veya fincan tabağı görünümünü ortaya çıkarır.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin tipik morfolojik tanısı ve membran yapısı.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 37Soru

4242 yaşında sistemik lupus eritematozus (SLESLE) tanısı olan ve üç aydır yüksek doz metilprednizolon kullanan kadın hasta; progresif baş ağrısı, bulantı ve hafif ateş şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan lomber ponksiyon incelemesinde BOS basıncı 280 mmH2O280 \text{ mmH}_2\text{O}, glukoz düzeyi düşük ve lenfosit hakimiyetinde pleositoz saptanıyor. BOS örneğinin çini mürekkebi boyamasında geniş kapsüllü maya hücreleri görülüyor. Bu hastada etken olan mikroorganizmanın identifikasyonunda kullanılan ve fenol oksidaz enzim aktivitesi sonucu melanin sentezine bağlı olarak koyu renkli koloniler oluşturan besiyeri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bird Seed (Niger Seed) Agar

Cevap

Bird Seed (Niger Seed) Agar, Cryptococcus türlerinin fenol oksidaz aktivitesini melanin sentezi yoluyla gösteren spesifik besiyeridir.
Vakada tanımlanan yüksek doz steroid kullanımı, kafa içi basınç artışı bulguları ve çini mürekkebinde saptanan kapsüllü maya hücreleri Cryptococcus neoformans menenjiti için tipiktir. C. neoformans'ın en önemli identifikasyon özelliklerinden biri fenol oksidaz (lakkaz) enzimine sahip olmasıdır. Bird Seed (Niger Seed) Agar, bu enzimin kafeik asit substratını melanin pigmentine dönüştürmesini sağlar ve besiyerinde koyu kahverengi-siyah koloniler oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Steroid kullanımı (immünsupresyon), yüksek BOS basıncı ve çini mürekkebinde kapsüllü maya varlığı Cryptococcus neoformans menenjitini işaret eder.
Hastanın bağışıklık durumu ve tipik BOS bulguları etkeni belirlemede ilk adımdır.
2
Etkenin biyokimyasal özelliklerinin hatırlanması
Cryptococcus türleri üreaz pozitifliği ve fenol oksidaz enzim aktivitesi ile karakterizedir.
İdentifikasyon aşamasında spesifik enzim aktiviteleri ayırt edicidir.
3
Uygun besiyerinin seçilmesi
Fenol oksidaz aktivitesi Bird Seed (Niger Seed) agar üzerinde melanin üretimi ile saptanır.
Bird Seed agar, fenol oksidaz enzimini test eden klasik tanı yöntemidir.

Anahtar Kavram

Cryptococcus neoformans tanısında fenol oksidaz enzim aktivitesi ve Bird Seed (Niger Seed) Agar kullanımı.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 38Soru

Güneydoğu Asya (Tayland, Vietnam) seyahati öyküsü olan, ileri evre HIV enfeksiyonu bulunan bir hasta; yüksek ateş, kilo kaybı ve gövdesinde ortası göbekli (umbilike) papüler deri lezyonları ile başvuruyor. Hastadan alınan kan kültürünün 25C25^\circ C'de inkübasyonunda, besiyerine kırmızı renkli bir pigment salgılayan ve hızlı üreyen küf formunda bir mantar izole ediliyor. Bu etkenin doku örneklerindeki veya 37C37^\circ C'deki tipik morfolojik görünümü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Makrofajlar içerisinde transvers bir septum (bölme) oluşturarak fisyon yoluyla çoğalan oval maya hücreleri

Cevap

Doku örneklerinde makrofajlar içinde bulunan, tomurcuklanma yerine transvers bir septum (bölme) ile fisyon yaparak çoğalan oval maya hücreleri
Vakadaki Güneydoğu Asya (Tayland, Vietnam) seyahati, HIV birlikteliği ve özellikle 25C25^\circ C'de kültürde kırmızı difüzyon pigmenti salgılanması Talaromyces marneffei (eski adıyla Penicillium marneffei) tanısını koydurur. Bu mantarın endemik diğer dimorfik mantarlardan en temel farkı, maya fazında tomurcuklanma yerine transvers bir septum oluşturarak fisyon (ikiye bölünme) yoluyla çoğalmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve coğrafi verileri analiz et
Güneydoğu Asya seyahati, HIV pozitifliği ve göbekli deri lezyonları Talaromyces marneffei enfeksiyonunu (talaromikoz) düşündürür.
T. marneffei bu bölgede endemiktir ve özellikle immün yetmezlikli hastalarda fırsatçı enfeksiyon yapar.
2
Laboratuvar bulgularını değerlendir
25C25^\circ C'de kırmızı pigment salgılayan küf formu saptanmıştır.
Bu özellik, endemik dimorfik mantarlar arasında T. marneffei'ye özgü (patognomonik) bir bulgudur.
3
Doku morfolojisini belirle
Etken dokuda (veya 37C37^\circ C'de) tomurcuklanma yerine transvers septum ile fisyon yapan mayalar oluşturur.
Histoplazma'dan en önemli morfolojik farkı budur.

Anahtar Kavram

Talaromyces marneffei, Güneydoğu Asya'ya özgü, 25C25^\circ C'de kırmızı pigment üreten ve maya fazında fisyon (tomurcuklanma değil) ile çoğalan endemik bir mantardır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 39Soru

1212 yaşında bir çocuk hasta, uyluk bölgesinde yaklaşık 33 aydır yavaş büyüyen, ağrısız ve oldukça sert (tahta kıvamında) bir şişlik şikayetiyle başvuruyor. Hastanın genel durumu iyi olup, lezyon üzerinde ülserasyon, fistül ağzı veya drenaj izlenmiyor. Alınan doku biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; geniş, ince duvarlı, seyrek septalı hif yapıları ve bu hiflerin çevresinde yoğun eozinofilik, granüler radiyer bir materyal (Splendore-Hoeppli fenomeni) saptanıyor. Bu klinik ve histopatolojik bulgulara göre, en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: *Basidiobolus ranarum*

Cevap

Subkutan entomofitormikoz tablosu ve histopatolojik Splendore-Hoeppli fenomeni varlığında en olası etken *Basidiobolus ranarum*'dur.
Vakadaki uyluk yerleşimi, çocuk yaş grubu ve ağrısız, çok sert (tahta kıvamında) subkutan kitle tanımı, klasik bir subkutan entomofitormikoz (basidiobolomikoz) tablosudur. Histopatolojik olarak hiflerin çevresindeki belirgin eozinofilik radiyer birikim (Splendore-Hoeppli fenomeni) *Basidiobolus ranarum* için tanı koydurucu temel bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik prezantasyonu analiz et
Çocuk hasta, uyluk yerleşimi ve 'tahta sertliğinde' ağrısız subkutan kitle saptandı.
Subkutan mikozlar arasında Basidiobolus enfeksiyonu (Subkutan Entomofitormikoz) tipik olarak bu klinik tabloyla kendini gösterir.
2
Histopatolojik bulguları yorumla
Geniş, seyrek septalı hifler ve çevrelerinde eozinofilik materyal (Splendore-Hoeppli fenomeni) görüldü.
Bu fenomen, konak immün yanıtının mantar hifleri etrafında birikmesiyle oluşur ve Entomophthorales takımındaki mantarlar için karakteristiktir.
3
Ayırıcı tanı yap
Lezyonun yerleşimi (yüz yerine ekstremite) ve hastanın yaşına göre Basidiobolus, Conidiobolus'tan ayırt edildi.
Conidiobolus coronatus daha çok yetişkinlerde ve yüz bölgesinde (rinofasiyal) enfeksiyon yapar.

Anahtar Kavram

Subkutan Entomofitormikoz (Basidiobolomikoz)

İpuçları

1
Histolojideki eozinofilik radiyer birikim, 'Splendore-Hoeppli fenomeni' olarak adlandırılır.
2
Bu tablo, 'Zygomycetes' sınıfı içinde yer alan ancak klasik mukormikozdan klinik olarak ayrılan entomofitormikoz grubuna aittir.

Daha Fazla Pratik

Rinofasiyal yerleşimli benzer bir tabloyu (Conidiobolus) ve diğer subkutan mantarların karakteristik histopatolojik cisimciklerini (örn. sklerotik cisimcikler) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 40Soru

4545 yaşında erkek hasta, her iki ayak tabanında ve parmak aralarında uzun süredir devam eden kaşıntı, deri kalınlaşması ve unsu pullanma şikayetiyle başvuruyor (mokasen ayak tablosu). Lezyonlardan alınan kazıntı örneğinin %10\%10 KOHKOH incelemesinde septalı hifler ve artrokonidyumlar saptanıyor. Sabouraud Dekstroz Agar (SDASDA) besiyerinde yapılan kültürde, üst yüzeyi beyaz-pamuksu, besiyerinin arkasına geçen kan kırmızısı (deep reddeep\ red) pigment oluşturan koloniler ürediği gözleniyor. Bu etkene ait en tipik mikroskobik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hifler boyunca tek tek dizilmiş, çok sayıda "gözyaşı damlası" şeklinde mikrokonidyumlar

Cevap

Hifler boyunca tek tek dizilmiş, çok sayıda "gözyaşı damlası" şeklinde mikrokonidyumlar görülen Trichophyton rubrum, bu klinik tablonun en yaygın etkenidir.
Vakada tanımlanan mokasen ayak tablosu ve kültürde besiyeri arkasına geçen kırmızı pigment, en sık görülen dermatofit olan Trichophyton rubrum'u işaret etmektedir. Bu türün mikroskobik incelemesinde hifler boyunca dizilmiş, gözyaşı damlası formunda çok sayıda mikrokonidyum izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Mokasen ayak (ayak tabanında kronik kalınlaşma ve pullanma) tablosu kronik dermatofitozu düşündürür.
Tinea pedis vakalarının büyük çoğunluğuna dermatofitler neden olur.
2
Kültür özelliklerinin analizi
SDA besiyerinde beyaz pamuksu koloni ve tersinde kan kırmızısı pigment oluşumu saptandı.
Bu özellikler Trichophyton rubrum tanısı için altın standarttır.
3
Mikroskobik görünümün belirlenmesi
T. rubrum mikroskobunda karakteristik gözyaşı damlası şeklinde mikrokonidyumlar görülür.
Dermatofit türleri mikroskobik morfolojilerine (makro ve mikrokonidyum yapıları) göre ayırt edilir.

Anahtar Kavram

Trichophyton rubrum, kronik tinea pedis ve mokasen ayak tablosunun en yaygın etkenidir; besiyeri arkasında kırmızı pigment oluşturması ve gözyaşı damlası şeklinde mikrokonidyumları ile tanımlanır.

İpuçları

1
Besiyeri arkasındaki kırmızı pigment hangi dermatofit türünü akla getirir?

Daha Fazla Pratik

Dermatofitlerin saç, deri ve tırnak tropizmlerini karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 2 / 30Sonraki
Mikoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 2 | Examkin