Mikoloji

596 soru

Soru 101Soru →

Kemoterapi alan nötropenik bir hastanın kan kültüründen maya mantarı izole edilmiştir. Laboratuvar incelemesinde etkenin çimlenme borusu (germ tüp) oluşturmadığı; mısır unu agarda ise pseudohif ve blastokonidiler oluşturduğu saptanmıştır. Antifungal duyarlılık testinde bu suşun amfoterisin B'ye karşı intrensek dirençli olduğu veya tedavi sırasında hızla direnç geliştirdiği belirlenmiştir. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Candida lusitaniaeCandida\ lusitaniae

Cevap

Amfoterisin B'ye intrensek direnç gösteren ve mısır unu agarda pseudohif oluşturan etken Candida lusitaniaeCandida\ lusitaniae türüdür.
Doğru seçenek Candida lusitaniaeCandida\ lusitaniae'dır; çünkü bu tür klinik izolatlar arasında amfoterisin B'ye karşı intrensek direnç göstermesi veya tedavi altında hızla direnç kazanması ile karakterizedir. Mikroskobik olarak pseudohif ve blastokonidi oluşturması tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve mikroskobik verileri analiz et.
Nötropenik hastada fungemi; çimlenme borusu negatif, mısır unu agarda pseudohif (+) bulguları Candida türlerini (albicans dışı) düşündürür.
Çimlenme borusu negatifliği C. albicansC.\ albicans ve C. dubliniensisC.\ dubliniensis'i dışlar; pseudohif varlığı ise C. glabrataC.\ glabrata'yı dışlar.
2
Antifungal direnç profilini değerlendir.
Amfoterisin B direnci saptanmıştır.
Amfoterisin B'ye karşı intrensek direnç veya tedavi sırasında gelişen direnç, Candida lusitaniaeCandida\ lusitaniae için en spesifik tanısal ipucudur.

Anahtar Kavram

Candida lusitaniaeCandida\ lusitaniae'nın amfoterisin B direnci
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 102Soru →

32 yaşında HIV pozitif erkek hasta, son 10 gündür artan kuru öksürük ve efor dispnesi ile başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral bazallerde hafif raller duyuluyor. Laboratuvar incelemesinde CD4+CD4^+ T-lenfosit sayısı 160/mm3160/mm^3 ve serum laktat dehidrogenaz (LDH) düzeyi 550U/L550 U/L olarak saptanıyor. Toraks BT'de bilateral perihiler yaygın buzlu cam manzarası izlenmesi üzerine yapılan bronkoalveoler lavaj (BAL) örneğinin Gomori Methenamine Silver (GMS) boyamasında 'ezilmiş pin-pon topu' görünümünde kistler saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan etken ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membranında ergosterol bulunmaması nedeniyle amfoterisin B gibi poliyen grubu ilaçlara intrensek dirençlidir.

Cevap

Hücre membranında ergosterol bulunmaması nedeniyle poliyen grubu ilaçlara intrensek dirençli olması doğrudur.
Pneumocystis jirovecii, klasik mantarlardan farklı olarak hücre membranında ergosterol yerine kolesterol barındırır. Bu biyokimyasal özellik, hedefi ergosterol olan amfoterisin B gibi poliyen antifungallere karşı ajanın doğal olarak dirençli olmasına yol açar. Bu nedenle tedavide antifungaller yerine TMP-SMX tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
HIV pozitif hasta, düşük CD4 sayısı (<200/mm3<200/mm^3), yüksek LDH, bilateral buzlu cam manzarası ve GMS boyasında 'ezilmiş pin-pon topu' kistleri P. jirovecii pnömonisini (PJP) işaret eder.
Etkenin morfolojik ve klinik özellikleri tanı koydurucudur.
2
Etkenin biyokimyasal yapısal özelliklerini analiz et.
Mantarların çoğunun aksine P. jirovecii membranında ergosterol değil, kolesterol (veya kolesterol benzeri steroller) içerir.
Bu yapısal fark, antifungal duyarlılık profilini doğrudan etkiler.
3
Farmakolojik etkileşimi kur.
Amfoterisin B ve nistatin gibi poliyenler ergostere bağlanarak etki eder. Ergosterol yokluğu bu ilaçları etkisiz kılar.
İlaç hedef molekülünün bulunmaması intrensek direnç mekanizmasıdır.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin hücre membranı ergosterol yerine kolesterol içerir, bu da poliyen ve azol grubu antifungallere direnç nedenidir.

Daha Fazla Pratik

P. jirovecii'nin trofozoit ve kist formlarının farklı boyanma özelliklerini ve bunların tanıdaki değerini tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 103Soru →

Hematolojik bir malignite nedeniyle kemoterapi alan ve bağışıklık sistemi baskılanmış bir hastada gelişen akciğer enfeksiyonu sırasında alınan doku örneğinin histopatolojik incelemesinde; bölmeli (septalı) ve dikotomik (ikiye çatallanarak) dallanma gösteren hifler saptanmıştır. Bu morfolojik bulgular aşağıdaki mantarlardan hangisi için karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aspergillus

Cevap

Aspergillus türleri, dokuda bölmeli hifleri ve dikotomik dallanma özelliği ile tanınır.
Doku kesitlerinde veya histopatolojik incelemede; düzenli, bölmeli (septalı) ve yaklaşık 45∘45^{\circ} açıyla (dar açı) ikiye çatallanarak (dikotom) dallanan hiflerin görülmesi Aspergillus türleri için patognomonik sayılabilecek morfolojik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik bulguların (septalı hif ve dallanma tipi) değerlendirilmesi
Hiflerin bölmeli (septalı) olması Zygomycetes (Mucor, Rhizopus) grubunu eler. Dallanmanın dikotomik ve dar açılı olması Aspergillus tanısını destekler.
Aspergillus türleri hiflerinin düzenli yapısı ve dallanma açısı ayırt edici temel özelliktir.
2
Klinik bağlamla morfolojinin eşleştirilmesi
Nötropenik hastalarda invaziv akciğer enfeksiyonuna en sık neden olan ve tarif edilen morfolojiye uyan etken Aspergillus'tur.
Aspergillus fumigatus, bağışıklığı baskılanmış hastalarda en yaygın invaziv küf mantarı etkenidir.

Anahtar Kavram

Aspergillus türlerinin dokudaki karakteristik morfolojisi septalı hif ve dar açılı dikotomik dallanmadır.
Tahmini Süre:45s
Soru 104Soru →

3838 yaşında HIVHIV pozitif bir erkek hastada, CD4+CD4+ T lenfosit sayısı 180/mm3180/mm^3 olarak belirlenmiştir. Giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetiyle başvuran hastanın toraks BTBT incelemesinde bilateral perihiler "buzlu cam" opasiteleri izlenmektedir. Bronkoalveoler lavaj örneğinin Gomori Methenamine Silver (GMSGMS) boyamasında kist duvarlarında karakteristik siyah, "çökmüş pin-pon topu" görünümü saptanmıştır. Bu mikroorganizmanın biyolojik özellikleri ve tedavi yaklaşımı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membranında temel sterol olarak ergosterol yerine kolesterol bulunması nedeniyle klasik antifungallere dirençli olup; folat metabolizmasına sahip olması nedeniyle tedavide TMP−SMXTMP-SMX tercih edilmektedir.

Cevap

Pneumocystis jirovecii hücre membranında ergosterol yerine kolesterol içermesi nedeniyle klasik antifungallere dirençlidir ve folat yolu varlığı nedeniyle TMP-SMX ile tedavi edilir.
Doğru ifade, mikroorganizmanın membranında ergosterol yerine kolesterol içermesinin onu klasik antifungallere karşı dirençli kıldığını ve folat yolunun varlığının trimetoprim-sülfametoksazol (TMP-SMX) duyarlılığını sağladığını belirtmektedir. Bu, P. jirovecii'nin mantar dünyasındaki en benzersiz biyolojik özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
HIVHIV pozitif, düşük CD4+CD4+ düzeyi (<200/mm3< 200/mm^3) ve buzlu cam manzarası PneumocystisPneumocystis pnömonisini işaret eder.
Risk faktörleri ve radyoloji tanısal öncelik belirlemede kritiktir.
2
Mikroskobik bulguyu analiz et.
GMSGMS boyasında "çökmüş pin-pon topu" görünümü PP. jiroveciijirovecii kistleri için patognomoniktir.
Altın standart tanı yöntemi morfolojik incelemedir.
3
Biyokimyasal ve farmakolojik özellikleri eşleştir.
Etkenin ergosterol içermemesi nedeniyle amfoterisin B ve azollere dirençli olduğu, folat yolu nedeniyle TMP−SMXTMP-SMX'e duyarlı olduğu bilgisiyle soruyu çöz.
Mantarlar arası ayırıcı tanıda biyokimyasal farklılıklar tedaviyi belirler.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin hücre membranında ergosterol bulunmaması (kolesterol bulunması) ve folat sentez yolu varlığı.

Alternatif Yöntem

Soru kökündeki 'çökmüş pin-pon topu' ifadesi direkt olarak P. jirovecii'ye götürür. Seçeneklerde bu mantarın 'mantar olmasına rağmen antibiyotiklerle tedavi edilmesi' mantığına odaklanmak doğru cevabı bulmayı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 105Soru →

Akut miyeloid lösemi (AML) nedeniyle kemoterapi alan ve derin nötropenisi (<500/mm3<500/mm^3) olan 42 yaşındaki kadın hastada, geniş spektrumlu antibiyotik tedavisine rağmen düşmeyen ateş, öksürük ve hemoptizi gelişiyor. Çekilen toraks BT'de "ters halo belirtisi" (reverse halo sign) saptanıyor. Alınan biyopsi örneğinin gümüşleme (GMS) boyamasında geniş çaplı, bölmesiz (septasız) ve dik açıyla dallanan hif yapıları izleniyor. Bu hastada en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rhizopus oryzae

Cevap

En olası etken Rhizopus oryzae'dir.
Rhizopus oryzae, Mukorales takımına ait bir küf mantarıdır. Dokuda tipik olarak geniş çaplı, şerit benzeri, bölmesiz (coenocytic/pauciseptate) hifler oluşturur ve dallanmalar genellikle 90 derecelik (dik) açıyla gerçekleşir. Nötropenik hastalarda pulmoner tutulum ve radyolojik olarak 'ters halo belirtisi' görülmesi bu tanıyı güçlü bir şekilde destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerini değerlendir
Hastanın nötropenik olması ve tedaviye dirençli ateşi invaziv fungal enfeksiyonu (IFE) düşündürür.
Nötropeni, invaziv aspergilloz ve mukormikoz için en önemli risk faktörlerinden biridir.
2
Radyolojik bulguları analiz et
"Ters halo belirtisi" (merkezi buzlu cam, çevresi konsolidasyon halkası) belirlendi.
Ters halo belirtisi, nötropenik hastalarda mukormikoz (Mucorales) için invaziv aspergilloza göre daha spesifik bir bulgudur.
3
Morfolojik özellikleri incele
Geniş çaplı, bölmesiz (septasız) ve dik açıyla dallanan hifler görüldü.
Bu morfolojik özellikler Mukorales takımındaki mantarlar (Rhizopus, Mucor vb.) için karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Mukormikoz etkenleri (Mucorales), dokuda geniş çaplı, septasız ve dik açıyla dallanan hifler oluşturarak anjioinvazyon ve doku nekrozuna yol açarlar.

Daha Fazla Pratik

Mukormikoz ve İnvaziv Aspergilloz arasındaki ayırıcı tanıda hif çapı ve dallanma açısı farklarını bir tablo halinde çalışınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 106Soru →

6868 yaşında erkek hasta, ağır COVID-1919 pnömonisi nedeniyle yoğun bakım ünitesinde izlenmektedir. Tedavisinde yüksek doz deksametazon ve interlökin-66 inhibitörü (tokilizumab) kullanılmaktadır. Yatışının 1010. gününde solunum parametreleri kötüleşen ve ateşi çıkan hastanın endotrakeal aspirat kültüründe dar açılı dallanma gösteren bölmeli hifler üremiştir. Bu hastada gelişen invaziv pulmoner aspergilloz (IPA) tablosu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum galaktomannan testinin bu klinik durumdaki tanısal duyarlılığı, nötropenik hastalara kıyasla daha düşüktür.

Cevap

Nötropenik olmayan konaklarda (COVID-19 Associated Pulmonary Aspergillosis - CAPA gibi) serum galaktomannan testinin duyarlılığı, nötropenik hastalara göre anlamlı derecede daha düşüktür.
İnvaziv pulmoner aspergillozda (IPA) galaktomannan, mantar hücre duvarından salınan bir polimerdir. Nötropenik hastalarda Aspergillus hifleri kan damarlarını hızla istila eder (anjiyoinvazyon), bu da galaktomannanın kana yüksek miktarda salınmasına neden olur. Ancak ağır COVID-19 veya influenza gibi nötropenik olmayan durumlarda (CAPA/IAPA), enfeksiyon daha çok hava yolu epitelinde lokalize kalma eğilimindedir. Bu durum serum galaktomannan testinin duyarlılığının bu hastalarda düşük kalmasına (genellikle %2020-5050 arası) yol açar; tanıda BAL galaktomannan testi çok daha değerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini ve klinik durumunu değerlendir.
Hasta ağır COVID-19 nedeniyle yoğun bakımda, steroid ve IL-6 inhibitörü (immünsüpresifler) alıyor.
Bu durum, klasik nötropenik olmayan yeni bir risk grubunda invaziv pulmoner aspergilloz (IPA) gelişimini düşündürür.
2
Aspergillus enfeksiyonunun tipini ve yayılım mekanizmasını analiz et.
Nötropenik hastalarda anjiyoinvazyon ön plandayken, bu tip hastalarda (CAPA) hava yolu invazyonu ve lokal inflamasyon baskındır.
Enfeksiyonun mekanizması, tanısal belirteçlerin vücut sıvılarındaki konsantrasyonunu belirler.
3
Tanısal testlerin (Galaktomannan) performansını karşılaştır.
Galaktomannanın kana salınımı hava yolu invazyonunda daha azdır; bu nedenle serum testi genellikle negatif kalırken bronkoalveoler lavaj (BAL) örneğinde pozitiflik daha yüksektir.
Tanısal kararlar verilirken hasta grubuna özel test duyarlılıkları göz önünde bulundurulmalıdır.

Anahtar Kavram

İnvaziv pulmoner aspergillozda galaktomannan testinin duyarlılığı, konakçının bağışıklık durumuna (nötropenik olup olmamasına) ve enfeksiyonun mekanizmasına (anjiyoinvazif vs. hava yolu invazif) bağlı olarak değişir.

Daha Fazla Pratik

İnvaziv aspergilloz risk gruplarında galaktomannan ve beta-D-glukan testlerinin özgüllük farklarını karşılaştıran soruları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 107Soru →

Ayak parmak aralarında kaşıntılı, masere ve beyaz renkli plakları olan bir sporcudan alınan deri kazıntısının Sabouraud dekstroz agardaki (SDASDA) kültüründe; çok sayıda üzüm salkımı şeklinde mikrokonidiler, sarmal (spiralspiral) hifler ve az sayıda ince duvarlı, puro benzeri makrokonidiler gözlenmiştir. Bu etken ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsanlarda deri, tırnak ve saç dokularının tamamını enfekte edebilir.

Cevap

Trichophyton cinsi mantarlar; deri, tırnak ve saç dokularının tamamını enfekte edebilme özelliğine sahiptir.
Soruda tarif edilen morfolojik özellikler (spiral hifler, üzüm salkımı mikrokonidiler) Trichophyton mentagrophytes'e aittir. Trichophyton cinsi, dermatofitler arasında deri, saç ve tırnak dokularının her üçünü de enfekte edebilen tek cinstir. Bu özellik onu Microsporum (tırnak enfeksiyonu yapmaz) ve Epidermophyton (saç enfeksiyonu yapmaz) cinslerinden ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Morfolojik bulguları analiz et
Üzüm salkımı mikrokonidiler, spiral hifler ve puro şeklinde ince duvarlı makrokonidiler Trichophyton mentagrophytes'e işaret eder.
Dermatofit cinslerinin ayrımı mikrokonidi ve makrokonidi yapılarına göre yapılır.
2
Cins düzeyinde doku tropizmini değerlendir
Trichophyton cinsi deri, saç ve tırnakları enfekte eder; Microsporum saç ve deriyi, Epidermophyton ise deri ve tırnağı enfekte eder.
Dermatofitlerin klinik sınıflandırması enfekte ettikleri dokular üzerinden yapılır.

Anahtar Kavram

Dermatofit cinslerinin (Trichophyton, Microsporum, Epidermophyton) doku tropizmi ve mikroskobik ayırıcı özellikleri.
Soru 108Soru →

Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyaliz programında olan ve ağır demir birikimi (hemosiderozis) nedeniyle deferoksamin tedavisi alan bir hastada; ani gelişen tek taraflı periorbital ödem, ptozis ve nazal mukozada siyah renkli nekrotik lezyonlar saptanmıştır. Bu hastadan alınan doku biyopsisinin direkt mikroskobik incelemesinde görülmesi en muhtemel bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geniş çaplı, bölmesiz (pauciseptat) ve dik açılı dallanma gösteren hifler

Cevap

Geniş çaplı, bölmesiz (pauciseptat) ve dik açılı dallanma gösteren hifler
Vakada tanımlanan deferoksamin kullanımı, Mukorales grubu mantarlar (özellikle RhizopusRhizopus türleri) için spesifik bir risk faktörüdür. Bu ilaç, mantarın konaktan demir çalmasını kolaylaştırarak enfeksiyonun hızla ilerlemesine neden olur. Rinoserebral tutulum ve siyah nekrotik eskar varlığında, doku örneğinde geniş çaplı, bölmesiz ve dik açılı (90∘90^{\circ}) dallanan hiflerin görülmesi tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik risk faktörlerini analiz etme
Diyaliz hastası ve deferoksamin kullanımı saptandı.
Deferoksamin, Mukorales grubu mantarlar için demir alımını kolaylaştıran bir siderofor görevi görür.
2
Klinik tabloyu değerlendirme
Rinoserebral mukormikoz (periorbital ödem, ptozis, siyah eskar).
Bu tablo, immün sistemi baskılanmış veya demir yükü artmış hastalarda Mukorales grubu enfeksiyonlarının klasik prezentasyonudur.
3
Etkenin morfolojik özelliklerini belirleme
Geniş çaplı, bölmesiz ve dik açılı dallanan hifler.
Mukorales (Rhizopus, Mucor vb.) mikroskobik olarak Aspergillus'tan bu özellikleriyle ayrılır.

Anahtar Kavram

Deferoksamin tedavisi alan hastalarda rinoserebral mukormikoz riski artar; etken olan Mukorales grubu mantarlar dokuda geniş çaplı, bölmesiz ve dik açılı dallanan hifler oluşturur.

Alternatif Yöntem

Klinik ipucu olarak 'deferoksamin' anahtar kelimesini gördüğünüzde, mantar sorularında aklınıza ilk olarak Mukormikoz (Rhizopus) gelmelidir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 109Soru →

4242 yaşında, Diffüz Büyük B Hücreli Lenfoma tanısıyla kemoterapi alan bir erkek hastada ateş, şiddetli baş ağrısı ve ense sertliği gelişiyor. Yapılan lomber ponksiyonda beyin omurilik sıvısı (BOS) basıncının 280mmH2O280 mmH_2O olduğu, lenfositik pleositoz (120/mm3120/mm^3) ve düşük glukoz seviyeleri saptanıyor. BOS örneğinden yapılan kapsüler antijen lateks aglütinasyon testi pozitif sonuç veriyor. Bu hastada en olası etken olan mikroorganizma için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üreaz enzim aktivitesi gösterir.

Cevap

En olası etken olan Cryptococcus neoformans, üreaz enzim aktivitesi gösteren bir mayadır.
Vakadaki klinik bulgular (lenfoma, yüksek BOS basıncı, lenfositik pleositoz ve pozitif lateks aglütinasyon testi) Cryptococcus neoformans enfeksiyonunu (kriptokokal menenjit) kesin olarak göstermektedir. Bu etkenin en önemli tanımlayıcı biyokimyasal özelliklerinden biri üreaz enzim aktivitesine sahip olmasıdır. Cryptococcus türleri üreazı hidrolize ederek ortamın pH'ını yükseltirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bağlamı ve BOS bulgularını değerlendir.
Lenfoma (immünsüpresyon), yüksek BOS basıncı ve lateks aglütinasyon pozitifliği Cryptococcus neoformans menenjitini işaret eder.
Kriptokokal menenjit tipik olarak fırsatçı bir enfeksiyondur ve lateks aglütinasyon testi tanısal değeri yüksek bir yöntemdir.
2
Etkenin biyokimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerini hatırla.
Cryptococcus neoformans'ın en belirgin özellikleri üreaz pozitifliği, kapsül varlığı ve fenol oksidaz (melanin sentezi) aktivitesidir.
Ayırıcı tanıda Candida gibi diğer mayalardan ayrılmasında üreaz ve melanin sentezi (Kuş yemi agar) testleri kritiktir.

Anahtar Kavram

Cryptococcus neoformans; üreaz pozitifliği, polisakkarit kapsülü ve BOS'ta artmış basınç ile karakterize fırsatçı bir maya mantarıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 110Soru →

Kasık bölgesinde kaşıntılı, kenarları aktif ve eritematöz lezyonları (tineatinea cruriscruris) olan bir hastadan alınan deri kazıntısının mikroskobik incelemesinde; ince ve düzgün çeperli, 2−42-4 hücreli, "tokmak" (klavatklavat) şeklinde makrokonidiler küme yapmış halde gözlenmiş ancak mikrokonidi saptanamamıştır. Bu etken ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saç ve kıl yapılarını enfekte etme özelliği bulunmaz.

Cevap

Epidermophyton floccosum saç ve kıl yapılarını enfekte etmez.
Klinik vakada tanımlanan tokmak şeklindeki makrokonidiler ve mikrokonidi yokluğu EpidermophytonEpidermophyton floccosumfloccosum için karakteristiktir. Bu mantarın diğer dermatofitlerden en temel farkı saç ve kıl yapılarını enfekte etmemesidir (tineatinea capitiscapitis yapmaz).

Adım Adım Çözüm

1
Mikroskobik bulguları analiz et.
İnce çeperli, tokmak şeklinde makrokonidi varlığı ve mikrokonidi yokluğu saptandı.
Bu morfolojik özellikler dermatofitler arasında Epidermophyton floccosum'a özgüdür.
2
Etkenin doku tropizmini değerlendir.
Deri ve tırnak tutulumu varken saç tutulumu yoktur.
Epidermophyton cinsi dermatofitlerin diğer iki cinsinden (Microsporum ve Trichophyton) en önemli klinik farkı saçları enfekte etmemesidir.

Anahtar Kavram

Epidermophyton floccosum'un morfolojik özellikleri ve doku tropizmi (saç tutulumu yapmaması).

Daha Fazla Pratik

Dermatofitlerin Wood lambası bulguları ve SDA kültüründeki makroskobik görünüm farklarını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 111Soru →

6060 yaşında, geçirilmiş tüberküloz öyküsü olan ve akciğerinde kavitasyonel sekelleri bulunan bir hasta, tekrarlayan hemoptizi yakınmasıyla başvuruyor. Radyolojik incelemede sağ üst lobdaki kavite içerisinde serbest hareketli bir kitle saptanıyor. Bronkoalveoler lavaj (BAL) örneğinin mikroskobik incelemesinde, 45∘45^{\circ} açıyla dallanan septat hiflerin yanı sıra çok sayıda iğne ve zarf şeklinde kalsiyum oksalat kristalleri görülüyor. Bu bulgu, etken olarak aşağıdaki mikroorganizmalardan hangisine özgüdür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aspergillus niger

Cevap

Aspergillus niger
Aspergillus niger, metabolik bir yan ürün olarak büyük miktarlarda oksalik asit üretir. Akciğer parankiminde veya kavite içerisinde bu asit kalsiyum ile birleşerek kalsiyum oksalat kristalleri oluşturur. Bu kristaller sitolojik veya histopatolojik incelemede 'iğne' veya 'zarf' şeklinde görülür ve bu durum Aspergillus niger enfeksiyonları (özellikle aspergilloma) için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Tüberküloz sekeli olan bir kavite içinde hareketli kitle (miçetoma/aspergiloma) ve hemoptizi varlığı saptanmıştır.
Hastanın mevcut radyolojik ve klinik bulguları tipik bir aspergilloma tablosuna işaret etmektedir.
2
Laboratuvar bulgusunu analiz et
Mikroskobide septat hiflerin yanı sıra kalsiyum oksalat kristalleri saptanmıştır.
Oksalat kristalleri, ortamdaki oksalik asidin kalsiyum ile reaksiyona girmesi sonucu oluşur.
3
Etkeni belirle
Aspergillus türleri arasında yoğun oksalik asit üretimi yapan tür Aspergillus niger olarak belirlenmiştir.
Aspergillus niger metabolizması sonucu oluşan oksalik asit, aspergilloma olgularında kristallere dönüşerek tanısal ipucu sağlar.

Anahtar Kavram

Aspergillus niger türünün metabolik aktivitesi sonucu kalsiyum oksalat kristalleri oluşturması.

Alternatif Yöntem

Radyolojik olarak 'miçetoma' görülen bir hastada laboratuvarın 'oksalat kristali' vurgusu yapması, doğrudan nadir görülen spesifik bir tür özelliğine (A. niger) odaklanmayı gerektirir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 112Soru →

İnvaziv kandidiyazis tedavisinde kullanılan ekinokandin grubu ilaçların (kaspofungin, mikafungin, anidulafungin) laboratuvar ortamındaki duyarlılık testlerinde, ilaç konsantrasyonu Minimum İnhibitör Konsantrasyon (MI˙KMİK) değerinin çok üzerine çıktığında mantar üremesinin tamamen durmak yerine paradoksal olarak tekrar başladığı gözlenebilir.

Bu 'paradoksal büyüme' (Eagle benzeri etki) fenomeninden sorumlu olan temel hücresel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre duvarındaki kitin sentezinin up-regülasyonu

Cevap

Ekinokandinlerin paradoksal büyüme etkisi, hücre duvarındaki kitin sentezinin artırılmasına bağlıdır.
Ekinokandinler β−1,3\beta-1,3-glukan sentezini inhibe ederek etki gösterirler. Bazı CandidaCandida suşlarında, özellikle kaspofungin gibi ilaçların konsantrasyonu çok yükseldiğinde, hücre duvarı bütünlüğünü korumak adına kompanse edici bir mekanizma olarak kitin sentezi up-regüle edilir. Hücre duvarındaki kitin miktarının artması, glukan eksikliğine rağmen hücrenin parçalanmasını engeller ve paradoksal büyümeye olanak tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Ekinokandinlerin birincil hedefini belirle.
Ekinokandinler, mantar hücre duvarının temel bileşeni olan β−1,3−D−glukan\beta-1,3-D-glukan sentezini sağlayan glukan sentaz enzimini inhibe eder.
Mantar hücresi duvar yapısındaki glukan kaybı ozmotik instabiliteye yol açar.
2
Yüksek ilaç konsantrasyonlarındaki hücresel yanıtı analiz et.
Glukan sentezi tamamen durduğunda, hücre duvarı stresi sinyal yolakları (PKC, HOG) aktive olur.
Hücre hayatta kalabilmek için alternatif bir yapısal destek arar.
3
Paradoksal büyümenin (Eagle etkisi) temelini tanımla.
Hücre, glukan eksikliğini telafi etmek için kitin sentaz enzimlerini aktive ederek hücre duvarındaki kitin miktarını belirgin şekilde artırır.
Artan kitin tabakası, glukan yokluğunda hücreye yapısal direnç kazandırarak yüksek ilaç dozlarında üremenin devam etmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Ekinokandin Paradoksal Etkisi ve Kitin Kompanzasyonu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 113Soru →

42 yaşında, vücudunun %40\%40'ında üçüncü derece yanıklar olan bir hasta, yoğun bakım ünitesinde izlenmektedir. Yatışının 10. gününde yanık sahalarından birinde hızla ilerleyen, siyah nekrotik bir lezyon geliştiği gözleniyor. Lezyondan alınan doku örneğinin mikroskobik incelemesinde; geniş çaplı, bölmesiz (pauciseptat), düzensiz şerit benzeri hif yapıları ve hiflerden yaklaşık 90∘90^\circ açıyla çıkan dallanmalar saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları temel alındığında, en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rhizopus spp.

Cevap

Doku mikroskobisinde geniş, bölmesiz (pauciseptat) ve dik açılı dallanma gösteren hiflerin görülmesi nedeniyle en olası etken Rhizopus türleridir.
Doku örneklerinde izlenen geniş çaplı, bölmesiz (veya pauciseptat denilen çok az bölmeli) ve hiflerden dik açıyla çıkan dallanma yapıları, Mucorales ordusuna ait mantarların (Rhizopus, Mucor gibi) tipik histopatolojik görünümüdür. Yanık hastaları, diyabetik ketoasidoz ve nötropenik hastalar gibi bu enfeksiyon için yüksek risk grubundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörünü ve lezyon özelliğini belirle.
Geniş yanıkları olan hastada gelişen hızlı seyirli siyah nekrotik lezyon, invaziv fungal enfeksiyonu (özellikle Mukormikoz veya Fusaryoz) düşündürür.
Yanıklar, deri bütünlüğünü bozarak fırsatçı küf mantarları için giriş kapısı oluşturur.
2
Mikroskobik morfolojiyi analiz et.
Geniş çaplı, bölmesiz (pauciseptat) ve 90∘90^\circ (dik) açılı dallanma saptanmıştır.
Bu morfolojik özellikler Mucorales ordusuna (Rhizopus, Mucor, Lichtheimia vb.) özgüdür.
3
Etkeni seçenekler arasından seç.
Rhizopus spp. bu morfolojiye uyan tek seçenektir.
Diğer seçeneklerdeki küf mantarları dar ve bölmeli hif yapısına sahiptir.

Anahtar Kavram

Mucorales ordusu üyeleri (Rhizopus, Mucor vb.) dokuda geniş, bölmesiz (veya az bölmeli) ve dik açıyla dallanan hifler oluşturarak anjiyoinvazyon ve nekroza neden olurlar.

Alternatif Yöntem

Dallanma açısı ve bölme (septum) varlığına odaklanarak ayırıcı tanı yapmak: 'Bölmesiz + Dik açı = Mucorales', 'Bölmeli + Dar açı = Aspergillus'.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 114Soru →

48 yaşında, non-Hodgkin lenfoma tanısıyla kemoterapi alan ve 22 gündür ağır nötropenisi (<200<200 /mm3/mm^3) devam eden bir hastada, tedaviye dirençli ateş, öksürük ve nefes darlığı gelişiyor. Toraks BTBT’de multipl nodüler lezyonlar ve tipik "halo belirtisi" saptanıyor. Hastaya intravenöz lipozomal amfoterisin B tedavisi başlanıyor ancak tedavinin ikinci haftasında klinik ve radyolojik ilerleme izleniyor. Yapılan bronkoalveolar lavaj (BALBAL) örneğinin kültüründe Sabouraud dekstroz agarda "tarçın rengi" (cinnamon-brown) koloniler ürediği, mikroskobik incelemede ise vezikülün sadece üst yarısını kaplayan biseriat fiyalidler ve dar açılı dallanan bölmeli hifler görüldüğü rapor ediliyor.

Bu hastada amfoterisin B tedavisine yanıt alınamamasının en olası nedeni ve sorumlu etken eşleştirmesi aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aspergillus terreusAspergillus \ terreus — Amfoterisin B'ye karşı intrensek direnç varlığı

Cevap

Sorumlu etken, tarçın rengi koloni morfolojisi ve biseriat fiyalid yapısı gösteren, amfoterisin B'ye karşı doğal direnciyle bilinen Aspergillus terreusAspergillus \ terreus türüdür.
Vaka sunumunda tarif edilen 'tarçın rengi' (cinnamon-brown) koloni yapısı ve biseriat (çift sıra) fiyalidlerin vezikülün sadece üst kısmında yerleşmiş olması Aspergillus terreusAspergillus \ terreus için tipik morfolojik özelliklerdir. Bu türün klinik açıdan en önemli özelliği, amfoterisin B'ye karşı intrensek (doğal) dirençli olmasıdır; bu durum ampirik amfoterisin B tedavisi altındaki hastalarda klinik kötüleşmeye yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zemini ve radyolojiyi analiz et
Ağır nötropenik hastada nodüler lezyon ve halo belirtisi, invaziv pulmoner aspergilloz (İPA) tablosuna işaret eder.
İPA, nötropenik hastalarda en korkulan fırsatçı küf mantarı enfeksiyonudur.
2
Mikrobiyolojik tanımlama verilerini birleştir
Tarçın rengi koloni + biseriat fiyalidler (vezikülün üst yarısında) = Aspergillus terreusAspergillus \ terreus.
Aspergillus türlerinin ayrımında koloni rengi ve mikroskobik dizilim (fiyalidlerin vezikül üzerindeki yerleşimi ve serisi) kritiktir.
3
Tedavi başarısızlığını açıkla
Aspergillus terreusAspergillus \ terreus, amfoterisin B'ye intrensek (doğal) dirençlidir.
Bu türle gelişen enfeksiyonlarda amfoterisin B tedavisi genellikle başarısız olur ve vorikonazol gibi alternatifler tercih edilir.

Anahtar Kavram

Aspergillus türleri arasında amfoterisin B'ye intrensek direnç gösteren tek önemli tür Aspergillus terreusAspergillus \ terreus'tur.
Soru 115Soru →

Foliküler lenfoma tanısıyla idelalisib (fosfoinositid 3-kinaz delta inhibitörü) tedavisi alan 62 yaşındaki kadın hasta; son 10 gündür giderek artan efor dispnesi, kuru öksürük ve düşük dereceli ateş şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede takipne saptanıyor (30/dakika30/\text{dakika}), akciğer oskültasyonunda belirgin ral veya ronküs duyulmuyor. Arteriyel kan gazında PaO2PaO_2 değeri 64 mmHg64\text{ mmHg} ve serum LDH düzeyi 620 U/L620\text{ U/L} olarak ölçülüyor. Çekilen toraks BT'de bilateral perihiler buzlu cam görünümü izlenen hastada ampirik olarak başlanan polien (amfoterisin B) ve azol (itrakonazol) grubu antifungal tedavilere yanıt alınamıyor. Yapılan bronkoalveoler lavaj (BAL) örneğinin Gomori metenamin gümüş (GMS) boyamasında "çökük pinpon topu" görünümünde kistik yapılar izleniyor.

Bu klinik tabloda en olası etken olan mikroorganizmanın, söz edilen antifungallere (polien ve azoller) doğal olarak dirençli olmasından sorumlu olan temel yapısal özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitoplazmik membranında temel sterol olarak ergosterol yerine kolesterol bulunması

Cevap

Pneumocystis jirovecii'nin amfoterisin B ve azollere dirençli olmasının nedeni, membranında ergosterol yerine kolesterol içermesidir.
Pneumocystis jirovecii, taksonomik olarak mantarlar aleminde yer alsa da birçok biyolojik özelliği protozoonlara benzerlik gösterir. Çoğu mantarın sitoplazmik membranında ana sterol ergosterol iken, P. jirovecii membranında kolesterol bulunur. Amfoterisin B gibi polienler doğrudan ergosterole bağlanarak etki ettikleri için, azoller ise ergosterol sentez yolağını (lanosterol 14-alfa-demetilaz) inhibe ettikleri için bu etkene karşı etkisizdirler. Bu nedenle PJP tedavisinde antifungaller yerine dihidropteroat sentaz ve dihidrofolat redüktaz enzimlerini inhibe eden trimetoprim-sülfametoksazol (TMP-SMX) kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Etkenin Pneumocystis jirovecii (PJP) olduğu belirlenir.
İdelalisib kullanımı, hipoksi, yüksek LDH, bilateral buzlu cam görüntüsü ve GMS boyasında çökük pinpon topu kistleri PJP için patognomoniktir.
2
Mikroorganizmanın biyokimyasal özelliklerinin antifungal mekanizmalarıyla eşleştirilmesi
Polien ve azol grubu ilaçların etkisizliği açıklanır.
Amfoterisin B ergosterole bağlanarak gözenek açar; azoller ergosterol sentezini inhibe eder. P. jirovecii'de ergosterol yerine kolesterol bulunduğu için bu ilaçlar hedef bulamaz.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin fungal sınıflandırmada yer almasına rağmen membran sterol yapısı (kolesterol) nedeniyle polien ve azollere doğal dirençli olması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 116Soru →

Mantarların hücresel organizasyonu, biyokimyasal yapı taşları ve laboratuvar tanı prensipleri değerlendirildiğinde; bu mikroorganizmaların genel özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mantar hücre duvarında peptidoglikan bulunmaması, bu canlıların hücre duvarı sentezini hedefleyen penisilin ve sefalosporin gibi antibiyotiklere karşı doğal dirençli olmasını sağlar.

Cevap

Mantar hücre duvarında peptidoglikan bulunmaması, bu canlıların hücre duvarı sentezini hedefleyen penisilin ve sefalosporin gibi antibiyotiklere karşı doğal dirençli olmasını sağlar.
Mantarların hücre duvarında bakterilerde bulunan peptidoglikan tabakası yer almaz. Bu durum, mantarları peptidoglikan sentezini engelleyerek etki gösteren beta-laktam grubu antibiyotiklere (penisilinler, sefalosporinler vb.) karşı doğal olarak dirençli kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Mantar hücre duvarı yapısını analiz et.
Mantar hücre duvarının kitin, β\beta-glukan ve mannanlardan oluştuğu, peptidoglikan içermediği belirlenir.
Mantar ve bakteri ayrımındaki en temel biyokimyasal farklardan biridir.
2
Antibiyotik etki mekanizması ile ilişkilendir.
Penisilin ve sefalosporinlerin hedefinin peptidoglikan sentezi (transpeptidazlar) olduğu görülür.
Hedef molekülün (peptidoglikan) mantarda bulunmaması doğal direnç oluşturur.

Anahtar Kavram

Mantar hücre duvarı ve membranı, bakteriyel ve hayvansal hücrelerden farklı biyokimyasal bileşenlere (kitin, ergosterol) sahiptir ve bu farklar hem tanı hem de tedavide temel teşkil eder.
Soru 117Soru →

İnvaziv pulmoner enfeksiyon şüphesi olan nötropenik bir hastanın bronkoalveoler lavaj örneğinin gümüşleme (GMSGMS) boyalı preparatında; geniş çaplı (10−20μm10-20 \mu m), ribon (şerit) benzeri, bölmesiz (septasız) hiflerin varlığı ve bu hiflerin ana gövdeden dik açıyla (90∘90^\circ) dallandığı gözlenmiştir. Bu morfolojik bulgular aşağıdaki etkenlerden hangisi ile en uyumludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rhizopus oryzae

Cevap

Rhizopus oryzae
Doğru cevap olan mantar, Mucorales ordusuna aittir. Bu grup mantarlar doku kesitlerinde tipik olarak 10−20μm10-20 \mu m genişliğinde, ribon (şerit) benzeri, septasız veya çok az bölmeli hifler oluşturur. Bu hiflerin dallanmaları karakteristik olarak ana gövdeden yaklaşık 9090 derecelik bir açıyla çıkar. Nötropeni, diyabetik ketoasidoz ve demir yüklenmesi (desferrioksamin kullanımı) bu enfeksiyonlar için temel risk faktörleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik örnekte gözlenen hiflerin morfolojik özelliklerini analiz edin.
Geniş çaplı, ribon benzeri, septasız hifler ve dik açılı dallanma tespit edildi.
Fırsatçı küf mantarlarının doku tanısında hif morfolojisi en kritik ayırıcı özelliktir.
2
Bu morfolojik özellikleri bilinen mantar grupları ile eşleştirin.
Bu özellikler Mucorales ordusu (Rhizopus, Mucor, Lichtheimia vb.) üyeleri için karakteristiktir.
Mucorales üyeleri 'pauciseptate' (çok seyrek bölmeli) ve dik açılı dallanma göstermeleriyle Aspergillus gibi septalı küflerden ayrılır.
3
Seçenekler arasından Mucorales ordusuna ait olan etkeni seçin.
Rhizopus oryzae doğru seçenektir.
Diğer seçeneklerdeki etkenler septalı (Aspergillus, Fusarium, Scedosporium) veya maya/yalancı hif (Candida) yapısındadır.

Anahtar Kavram

Mucorales ve Aspergillus Ayırıcı Tanısı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 118Soru →

45 yaşında sistemik lupus eritematozus (SLE) tanısıyla takip edilen, son iki aydır yüksek doz glukokortikoid ve mikofenolat mofetil tedavisi alan kadın hasta; giderek artan nefes darlığı ve kuru öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde takipneik olan hastanın laboratuvar incelemesinde CD4+ T-lenfosit sayısı 180/mm3180/mm^3 saptanıyor. Toraks BT incelemesinde bilateral yaygın buzlu cam dansiteleri izlenen hastada olası etkene yönelik ampirik tedavi planlanırken, etkenin biyolojik özelliklerinden hangisi amfoterisin B gibi poliyen grubu antifungallere karşı doğal dirençli olmasını açıklar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması

Cevap

Hücre membranında ergosterol yerine kolesterol bulunması
Pneumocystis jirovecii, diğer mantarların aksine hücre membranında temel sterol olarak ergosterol yerine kolesterol barındırır. Amfoterisin B ve nistatin gibi poliyen antifungaller, mantar membranındaki ergosterole bağlanarak gözenekler oluşturur ve hücre ölümüne neden olur. Hedef molekül olan ergosterolün yokluğu, bu ajanı poliyenlere karşı doğal olarak dirençli kılar. Aynı durum ergosterol sentezini engelleyen azol grubu ilaçlar için de geçerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
İmmünosüpresif tedavi (SLE, steroid, MMF), CD4+ < 200/mm3200/mm^3, kuru öksürük ve buzlu cam dansiteleri Pneumocystis jirovecii pnömonisini (PJP) düşündürür.
PJP, T-hücre kusuru olan hastalarda en sık görülen fırsatçı enfeksiyonlardan biridir.
2
Etkenin biyokimyasal yapısını hatırla
Pneumocystis jirovecii mantarlar aleminde yer alsa da hücre membranında ergosterol sentezleyemez, bunun yerine konaktan aldığı veya kendi sentezlediği kolesterolü kullanır.
Bu yapısal fark, klasik antifungal ilaçların etkinliğini belirler.
3
İlaç mekanizması ile yapısal özelliği ilişkilendir
Amfoterisin B (poliyenler) ve azol grubu ilaçlar ergosterol üzerinden etki eder. Membranda ergosterol olmaması bu ilaçlara doğal direnç sağlar.
PJP tedavisinde bu nedenle amfoterisin B değil, TMP-SMX ilk tercihtir.

Anahtar Kavram

Pneumocystis jirovecii'nin hücre membranı ergosterol yerine kolesterol içerir, bu da poliyen ve azol grubu antifungallere karşı doğal direnç nedenidir.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 119Soru →

Yoğun bakım ünitesinde yatmakta olan ve geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı öyküsü bulunan bir hastanın kan kültürlerinden maya mantarı izole edilmiştir. Bu izolat, ticari bir otomatik biyokimyasal tanımlama sisteminde *Candida haemulonii* olarak raporlanmıştır. Antifungal duyarlılık testinde flukonazole karşı yüksek direnç sergileyen, amfoterisin B ve ekinokandinlere karşı ise değişken duyarlılık paternleri gösteren, hastane salgınlarına yol açma potansiyeli yüksek olan bu etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: *Candida auris*

Cevap

Otomatik sistemlerde *Candida haemulonii* olarak hatalı tanımlanan ve çoklu ilaç direnci gösteren etken *Candida auris*'tir.
Doğru yanıt olan *Candida auris*, son yıllarda küresel bir sağlık tehdidi haline gelmiş, özellikle yoğun bakım ünitelerinde salgınlar yapan bir maya mantarıdır. En karakteristik laboratuvar özelliği, Vitek 2 gibi ticari sistemlerde sıklıkla *C. haemulonii*, API 20C'de *C. sake* veya MicroScan'de *C. famata* olarak hatalı tanımlanmasıdır. Ayrıca çoklu ilaç direnci (MDRMDR) en önemli klinik özelliklerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar ipucunun analizi
Otomatik sistemlerde (Vitek 2 gibi) *Candida haemulonii* olarak tanımlanma, *C. auris* için klasik bir tanısal 'tuzaktır'.
*C. auris* yeni tanımlanan bir tür olduğu için eski veri tabanlarına sahip sistemler onu en yakın biyokimyasal benzeri olan *C. haemulonii* ile karıştırır.
2
Direnç profilinin değerlendirilmesi
İzolatın flukonazole yüksek dirençli olması ve diğer antifungallere değişken duyarlılık göstermesi.
*C. auris* suşlarının %90'ından fazlası flukonazole dirençlidir ve birçoğu çoklu ilaç direnci (MDRMDR) sergiler.
3
Epidemiyolojik bağlamın kurulması
Yoğun bakım ünitesinde yatış ve hastane salgın potansiyeli.
*C. auris*, yüzeylerde uzun süre hayatta kalabilmesi nedeniyle hastane ortamında ciddi salgınlara yol açan 'süper maya' olarak bilinir.

Anahtar Kavram

*Candida auris* tanımlama zorlukları ve direnç özellikleri
Soru 120Soru →

Hematolojik malignite nedeniyle kemoterapi alan bir hastanın akciğer biyopsi örneğinden yapılan ekimde, 37∘C37^\circ C ve 50∘C50^\circ C sıcaklıklarda 4848 saat içinde besiyeri yüzeyini tamamen kaplayan, gri-beyaz renkli, pamuksu koloniler üremiştir. Mikroskobik incelemede geniş, bölmesiz hifler ve sporangioforlar arasında yerleşmiş, ilkel (abortif) rizoid yapıları gözlenmiştir. Bu morfolojik ve fizyolojik özelliklere sahip olan mantar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rhizomucor spp.

Cevap

Rhizomucor spp. (Geniş bölmesiz hifler, termofilik üreme ve internodal ilkel rizoidler)
Soru kökünde tanımlanan geniş ve bölmesiz hifler, hızlı üreme özelliği ve pamuksu koloni yapısı bir Mucorales (Zygomycetes) enfeksiyonunu düşündürür. Bu gruptaki mantarların ayrımında rizoidlerin varlığı ve konumu en önemli kriterdir. Rizoidleri internodal (sporangioforlar arasında) yerleşen ve ilkel (abortif) yapıda olan, aynı zamanda 50−54∘C50-54^\circ C gibi yüksek sıcaklıklarda üreyebilen (termofilik) mantar Rhizomucor'dur.

Adım Adım Çözüm

1
Genel morfolojiyi değerlendir
Geniş ve bölmesiz (pauciseptate) hif yapısı, hızlı üreme (lid-lifter) Mucorales ordusuna işaret eder.
Zygomycetes (Mucorales) üyeleri karakteristik olarak septasız/az septalı geniş hiflere sahiptir.
2
Rizoid varlığını ve yerleşimini kontrol et
Sporangioforlar arasında (internodal) yerleşmiş 'ilkel' (abortif) rizoidler saptanmıştır.
Rizoidlerin varlığı ve sporangiofora göre konumu (nodal vs internodal) cins ayrımında kritiktir.
3
Termal toleransı analiz et
50∘C50^\circ C gibi yüksek sıcaklıklarda üreme saptanmıştır.
Rhizomucor cinsi gerçek bir termofilik mantardır ve bu özelliğiyle diğer Mucorales üyelerinden ayrılır.

Anahtar Kavram

Mucorales üyelerinin cins düzeyinde ayırıcı tanısında rizoid yerleşimi ve termotolerans kullanımı.

Daha Fazla Pratik

Mucorales türlerinin serumda (1,3)−β−D−glukan(1,3)-\beta-D-glukan testi ile saptanamadığını (negatif sonuç verdiğini) hatırlayınız.
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 6 / 30Sonraki
Mikoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 6 | Examkin