Tüberküloz

34 soru

Soru 1Soru

88 yaşındaki bir erkek çocuk; yaklaşık 33 haftadır devam eden düşük dereceli ateş, iştahsızlık ve son günlerde belirginleşen nefes darlığı şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde akciğerlerde yaygın ince raller duyuluyor ve batın muayenesinde hepatosplenomegali saptanıyor. Çekilen akciğer grafisinde, her iki akciğer alanında tüm loblara homojen dağılmış, yaklaşık 11-22 mm çapında çok sayıda milimetrik nodüler gölgelenme ("kar yağdı" manzarası) izleniyor.

Bu klinik ve radyolojik tabloya dayanarak en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miliyer tüberküloz

Cevap

Klinik ve radyolojik bulgular miliyer tüberküloz tanısını desteklemektedir.
Miliyer tüberküloz, Mycobacterium tuberculosis basillerinin kan yoluyla yayılması sonucu oluşur. Klinik olarak yüksek/düşük ateş, halsizlik, kilo kaybı ve hepatosplenomegali ile karakterizedir. Radyolojik olarak tüm akciğer alanlarında görülen 11-22 mm çapındaki yaygın nodüler gölgelenmeler (miliyer patern), 'kar yağdı manzarası' olarak adlandırılır ve bu tablo için en tipik tanısal bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın anamnezindeki kronik süreci (3 hafta) ve sistemik bulguları (ateş, iştahsızlık) değerlendir.
Tüberküloz gibi kronik granülomatöz enfeksiyonlar ön plana çıkar.
Miliyer tüberküloz, basillerin hematojen yayılımı sonucu oluşan sistemik bir tablodur.
2
Fizik muayenedeki hepatosplenomegali bulgusunu yorumla.
Basilin kan yoluyla karaciğer ve dalağa da yayıldığını (yaygın tüberküloz) gösterir.
Miliyer tüberküloz sadece akciğeri değil, birçok organı etkileyen bir yayılım şeklidir.
3
Akciğer grafisindeki tipik radyolojik bulguyu (1-2 mm nodüller, kar yağdı manzarası) teşhis et.
Bu radyolojik görünüm miliyer tüberküloz için patognomonik kabul edilen en önemli ipucudur.
Milimetrik odaklar, hematojen yolla tüm loblara yayılan tüberküloz odaklarını temsil eder.

Anahtar Kavram

Miliyer tüberkülozun radyolojik 'kar yağdı' (snowstorm) görünümü ile tanınması.

İpuçları

1
Akciğer grafisindeki 'kar yağdı' (mikronodüler) ifadesi hangi tüberküloz tipini çağrıştırır?
2
Basillerin kan yoluyla (hematojen) yayılması sonucunda akciğer, karaciğer ve dalak gibi organların aynı anda etkilenmesini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Miliyer tüberkülozlu hastalarda PPD testinin anerji nedeniyle negatif çıkabileceğini unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 2Soru

Beş yaşındaki bir erkek çocuk, üç haftadır devam eden ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenede servikal lenfadenopati ve hepatosplenomegali saptanmıştır. Akciğer grafisinde yaygın milier infiltrasyon izlenmiştir. Tüberkülin deri testi (PPD) 4 mm olarak ölçülmüştür. Ailede aktif tüberküloz öyküsü bulunmamaktadır. Bu hastada kesin tanı ve tedavi yaklaşımı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hasta immünokompetan kabul edilerek, üç gün üst üste sabah aç karnına mide açlık suyu (MAS) alınmalı ve sonuç beklenmeden dörtlü tedavi başlanmalıdır.

Cevap

Hasta immünokompetan kabul edilerek, üç gün üst üste sabah aç karnına mide açlık suyu (MAS) alınmalı ve sonuç beklenmeden dörtlü tedavi başlanmalıdır.
Milier tüberküloz, çocuklarda tüberkülozun hematojen yayılımı sonucu oluşan ciddi bir formudur. Klinik bulgular (uzun süreli ateş, kilo kaybı, hepatosplenomegali) ve radyolojik görünüm (milier infiltrasyon) tüberkülozu güçlü bir şekilde desteklemektedir. Ağır tüberküloz olgularında hücresel immün yanıt baskılanabileceği için PPD testi yalancı negatif (anerji) çıkabilir; bu nedenle PPD'nin 4 mm olması tanıyı dışlatmaz. Kesin tanı M. tuberculosis'in izolasyonu ile konur ve çocuklarda bunun için en uygun yöntem, ardışık üç sabah alınan mide açlık suyudur (MAS). Ancak hastalık ciddi seyirli olduğundan, örnekler alındıktan hemen sonra kültür sonucu beklenmeden dörtlü (İzoniazid, Rifampisin, Pirazinamid, Etambutol) antitüberküloz tedaviye başlanması hayati önem taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Uzun süreli ateş, kilo kaybı, hepatosplenomegali ve akciğerde milier infiltrasyon, yaygın (milier) tüberkülozu güçlü bir şekilde düşündürür.
Milier tüberküloz, çocuklarda ciddi ve hayatı tehdit eden bir tablodur.
2
PPD sonucunun yorumlanması
4 mm PPD sonucu negatiftir, ancak milier tüberküloz gibi ağır enfeksiyonlarda bağışıklık sistemi baskılandığı için 'anerji' (yalancı negatiflik) görülebilir.
Bu nedenle PPD negatifliği tanıyı ekarte ettirmez.
3
Tanısal yaklaşımın belirlenmesi
Kesin tanı için bakteriyolojik kanıt (kültür/PCR) gereklidir. Çocuklar balgam çıkaramadığı için en iyi yöntem üç gün üst üste sabah aç karnına mide açlık suyu (MAS) alınmasıdır.
Çocuklar gece boyunca akciğerden gelen sekresyonları yutarlar.
4
Tedavi zamanlamasının belirlenmesi
Klinik tablo ağır olduğu için (milier TB), örnekler (MAS) alındıktan hemen sonra kültür sonuçları beklenmeden tedavi başlanmalıdır.
Tedavide gecikme mortalite riskini artırır.
5
Tedavi rejiminin seçimi
Yaygın tüberkülozda tedavi genellikle dörtlü ilaç (İzoniazid, Rifampisin, Pirazinamid, Etambutol/Streptomisin) ile başlanır.
İkili tedavi veya profilaksi bu tabloda yetersizdir.

Anahtar Kavram

Milier tüberkülozda PPD anerjisi görülebilir; tanı için MAS alınmalı ancak tedavi, sonuç beklenmeden (klinik ve radyolojik şüphe ile) çoklu ilaç rejimiyle başlatılmalıdır.

İpuçları

1
Hastanın klinik tablosu (milier infiltrasyon, hepatosplenomegali) tüberkülozun yaygın ve ağır bir formunu işaret etmektedir.
2
Ağır tüberküloz formlarında bağışıklık sistemi yanıtı baskılanabilir, bu da deri testlerini etkiler.
3
Ciddi enfeksiyonlarda tedaviye başlamak için kültür sonucunu beklemek zaman kaybıdır, ancak tedavi öncesi örnek almak şarttır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

On yaşındaki bir erkek çocuk, akciğer tüberkülozu tanısıyla dörtlü anti-tüberküloz tedavi (izoniazid, rifampisin, pirazinamid, etambutol) almaktadır. Tedavinin ikinci ayında hastanın görme keskinliğinde azalma ve kırmızı-yeşil renkleri ayırt etmede zorluk şikayetleri gelişiyor. Yapılan oftalmolojik muayenede optik nörit saptanıyor.

Bu hastada gelişen yan etkiden aşağıdaki ilaçlardan hangisinin sorumlu olma olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etambutol

Cevap

Etambutol, doza bağımlı optik nörit ve kırmızı-yeşil renk körlüğü yapan anti-tüberküloz ilaçtır.
Doğru seçenek olan etambutol, birinci basamak anti-tüberküloz ilaçlar arasında yer alır ve en bilinen spesifik yan etkisi optik nörittir. Bu durum kendini görme keskinliğinde azalma, santral skotom ve kırmızı-yeşil renk körlüğü ile gösterir. Bu yan etki doza bağımlı olup, ilaç kesildiğinde genellikle geri dönüşümlüdür. Küçük çocuklarda görme keskinliği ve renk körlüğü testlerinin güvenilir şekilde yapılamaması nedeniyle, etambutol 5 yaş altındaki çocuklarda çok zorunlu kalınmadıkça tercih edilmez.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını analiz et
Anti-tüberküloz tedavi alan hastada optik nörit, görme keskinliğinde azalma ve kırmızı-yeşil renk körlüğü gelişmiştir.
Yan etkinin hangi sistem veya organı etkilediğini belirlemek, sorumlu ilacı bulmak için gereklidir.
2
Kullanılan ilaçların karakteristik yan etkilerini eşleştir
İzoniazid periferik nöropati, rifampisin turuncu sekresyon, pirazinamid hiperürisemi, etambutol ise optik nörit yapar.
Her majör anti-tüberküloz ilacın kendine has spesifik bir toksisite profili vardır.
3
Klinik tablo ile ilacı ilişkilendir
Görme bozukluğu ve kırmızı-yeşil renk körlüğü spesifik olarak etambutol toksisitesini işaret eder.
Etambutolün bu spesifik yan etkisi nedeniyle, görme muayenesine uyum sağlayamayan küçük çocuklarda kullanımı genellikle önerilmez.

Anahtar Kavram

Anti-tüberküloz İlaçların Yan Etkileri
Soru 4Soru

22 aylık bir bebek, rutin çocukluk çağı aşı takvimine göre BCG (Bacille Calmette-Guérin) aşısı yapılmak üzere aile sağlığı merkezine getirilmiştir. Ancak bebeğin yapılan tetkiklerinde 'Ağır Kombine İmmün Yetmezlik' tanısı aldığı saptanmıştır. Bu bebekte BCG aşısı uygulamasıyla ilgili en doğru yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aşı canlı bakteri içerdiği için kesinlikle uygulanmamalıdır.

Cevap

BCG aşısı canlı bakteri içerdiği için ağır kombine immün yetmezliği olan hastalarda kesinlikle uygulanmamalıdır.
BCG aşısı canlı bakteri içeren bir aşıdır. Ağır kombine immün yetmezlik (SCID) gibi hücresel bağışıklığın ileri derecede bozuk olduğu durumlarda, aşıdaki bakteriler vücutta kontrolsüzce yayılarak yaygın (dissemine) BCG enfeksiyonuna yol açabilir. Bu nedenle, bu tür immün yetmezliği olan bebeklerde aşı canlı olduğu için kesinlikle uygulanmamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
BCG aşısının türünün belirlenmesi
BCG (Bacille Calmette-Guérin), Mycobacterium bovis'ten elde edilen canlı zayıflatılmış (atenuaye) bir bakteri aşısıdır.
Aşıların canlı veya inaktive olması, kontrendikasyonları belirleyen en temel özelliktir.
2
Hastanın bağışıklık durumunun değerlendirilmesi
Hastada 'Ağır Kombine İmmün Yetmezlik' (SCID) mevcuttur; bu durum hem hücresel hem de hümoral bağışıklığın ciddi şekilde bozulduğu bir tablodur.
Canlı aşılar, bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde kontrolsüzce çoğalarak hastalığa neden olabilir.
3
Klinik kararın verilmesi
Canlı aşıların immün yetmezliği olanlarda uygulanması kontrendikedir; dolayısıyla aşı yapılmamalıdır.
Ağır kombine immün yetmezliği olan bebeklerde BCG aşısı uygulanması, 'disseminat BCG enfeksiyonu' (BCGitis) adı verilen ve sıklıkla ölümcül seyreden tabloya yol açabilir.

Anahtar Kavram

BCG aşısı canlı bir aşıdır ve hücresel immün yetmezliği olanlarda kesin kontrendikedir.
Tahmini Süre:45s
Soru 5Soru

Dört yaşında bir erkek çocuk; yaklaşık iki aydır devam eden öksürük, iştahsızlık ve kilo alamama şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde sağ akciğer orta alanda raller duyulmuş, akciğer grafisinde sağ hiler lenfadenopati ve parankimal infiltrasyon saptanmıştır. Tüberkülin deri testi (PPD) 1616 mm olarak ölçülen hastada, kesin tanı için tüberküloz basili (M.tuberculosisM. tuberculosis) gösterilmek istenmektedir. Bu yaş grubundaki bir hastada bakteriyolojik inceleme amacıyla örnek toplanmasında en uygun yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üç gün üst üste sabah aç karnına mide açlık suyu (gastrik lavaj) aspirasyonu

Cevap

Üç gün üst üste sabah aç karnına mide açlık suyu (gastrik lavaj) aspirasyonu yapılması en uygun yöntemdir.
Beş yaş altındaki çocuklar genellikle balgam çıkaramazlar ve bronşial sekresyonlarını yutarlar. Bu nedenle, gece boyunca biriken bu sekresyonları toplamak amacıyla sabah aç karnına yapılan mide açlık suyu (gastrik lavaj) aspirasyonu, pediatrik popülasyonda bakteriyolojik kanıt elde etmek için en sık kullanılan ve en uygun yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve radyolojik bulgularını değerlendir
Uzun süren öksürük, kilo kaybı ve hiler LAP tüberküloz lehinedir.
Primer tüberkülozun tipik prezentasyonunu tanımak için.
2
Hastanın yaş grubunu göz önünde bulundurarak örnekleme stratejisi belirle
Dört yaşındaki çocuklar etkili balgam çıkaramazlar.
Yaş grubuna uygun tanısal yöntemi seçmek için.
3
Bakteriyolojik kanıt için altın standart yöntemi uygula
Mide açlık suyu aspirasyonu ile kültür ve ARB incelemesi yapılır.
Çocukların gece boyunca yuttukları balgamın midede birikmesi sayesinde basile ulaşılabilir.

Anahtar Kavram

Küçük çocuklarda tüberküloz tanısı için örnek toplama yöntemi
Tahmini Süre:45s
Soru 6Soru

33 yaşında bir kız çocuk, iki haftadır devam eden halsizlik, iştahsızlık ve düşük dereceli ateş şikayetlerine son üç gündür eklenen kusma ve uykuya meyil nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede letarjik görünümde olan hastanın ateşi 38.4C38.4^\circ\text{C} ölçülüyor; ense sertliği mevcut ve sol gözünde içe kayma (66. kafa siniri felci) saptanıyor. Lomber ponksiyon ile alınan beyin omurilik sıvısı (BOS) analizinde; protein 240 mg/dL240\text{ mg/dL}, glukoz 25 mg/dL25\text{ mg/dL} (eş zamanlı kan şekeri 100 mg/dL100\text{ mg/dL}) ve hücre sayısı 200/mm3200\text{/mm}^3 ( ⁣%80\!\%80 lenfosit) saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüberküloz menenjiti

Cevap

Subakut seyir, kranial sinir tutulumu ve lenfositik pleositoz ile birlikte seyreden düşük glukoz/yüksek protein tablosu tüberküloz menenjitini işaret eder.
Hastanın iki haftadır süren subakut klinik tablosu, ense sertliği ve özellikle tüberküloz menenjitinde bazal eksüdanın kranial sinirleri sıkıştırmasıyla oluşan 66. kafa siniri felci varlığı tanı için çok karakteristiktir. Beyin omurilik sıvısında (BOS) saptanan lenfosit hakimiyetli hücre artışı (200/mm3200\text{/mm}^3), proteinin belirgin yüksekliği (240 mg/dL240\text{ mg/dL}) ve glukozun çok düşük olması (25 mg/dL25\text{ mg/dL}) tüberküloz menenjiti tanısını kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve fizik muayene bulgularını değerlendir.
İki haftalık subakut seyir, ateş, meningeal irritasyon bulguları (ense sertliği) ve bazal eksüdayı düşündüren 66. kafa siniri felci.
Tüberküloz menenjiti genellikle haftalar süren prodromal bir evreyle (Evre 11) başlar ve ardından nörolojik bulgular (Evre 22) eklenir.
2
BOS biyokimyasını ve hücre tipini analiz et.
Hücre sayısı 200/mm3200\text{/mm}^3 (lenfosit baskın), protein 240 mg/dL240\text{ mg/dL} (belirgin yüksek), glukoz 25 mg/dL25\text{ mg/dL} (belirgin düşük; BOS/Kan glukoz oranı <0.5<0.5).
Tüberküloz menenjitinde tipik BOS bulgusu lenfositik pleositoz, yüksek protein ve düşük glukozdur.
3
Ayırıcı tanı ve kesin tanıya yönel.
Bakteriyel menenjitte nötrofil hakimiyeti, viral menenjitte normal glukoz olması nedeniyle bu tanılar dışlanır; tüberküloz menenjiti tanısı konulur.
BOS bulgularının kombinasyonu tüberküloz için en spesifik profili oluşturur.

Anahtar Kavram

Tüberküloz menenjitinin tanısal BOS profili: Lenfositik pleositoz, yüksek protein ve düşük glukoz düzeyidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

Dört yaşındaki bir erkek hasta, son on beş gündür giderek artan halsizlik, düşük dereceli ateş ve karakter değişikliği öyküsüyle başvuruyor. Ailesi, hastanın son üç gündür fışkırır tarzda kusmaya başladığını ve sürekli uyumak istediğini belirtiyor. Acil servis değerlendirmesi sırasında hastada 2020 dakika süren jeneralize tonik-klonik nöbet gözleniyor.

Fizik muayenesinde belirgin ense sertliği saptanıyor ve sağ gözde dışa bakış kısıtlılığı (6.6. kranial sinir felci) dikkati çekiyor.

Yapılan lomber ponksiyon incelemesinde beyin omurilik sıvısı (BOS) basıncının arttığı görülüyor. BOS analizinde; hücre sayısı 350350/mm³ (formülde %8080 lenfosit, %2020 nötrofil), protein 250250 mg/dL (normal referans: 154515-45 mg/dL) ve glukoz 1515 mg/dL (eş zamanlı kan şekeri 9090 mg/dL) olarak saptanıyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulguları dikkate alındığında, hastanın kraniyal manyetik rezonans görüntülemesinde (MRG) aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanma olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bazal menenjlerde yoğun kontrast tutulumu ve hidrosefali

Cevap

Bazal menenjlerde yoğun kontrast tutulumu ve hidrosefali
Hastanın 22 haftayı bulan subakut şikayetleri, şuur bozukluğu, kranial sinir felci ve BOS incelemesinde saptanan düşük glukoz, yüksek protein ile lenfositik pleositoz profili 'Tüberküloz menenjiti' ile tam uyumludur. Tüberküloz menenjitinin en karakteristik patolojik ve radyolojik bulgusu, beynin tabanındaki sisternalarda biriken yoğun jelatinöz eksüdadır. Bu kalın eksüda kraniyal sinirleri (özellikle uzun seyirli olan 6.6. siniri) sıkıştırır, kraniyal MRG'de bazal menenjlerde yoğun kontrast tutulumu olarak görülür ve BOS akım yollarını tıkayarak ileti tipli hidrosefali gelişimine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların ve süresinin değerlendirilmesi
İki haftalık subakut ilerleyen semptomlar, şuur değişikliği, nöbet ve 6. kranial sinir felci saptanır.
Hastalığın kronik/subakut doğasını ve fokal nörolojik bası bulgularını tanımlamak için.
2
Lomber ponksiyon (BOS) analizinin yorumlanması
BOS'ta lenfosit hakimiyetinde hücre artışı, çok yüksek protein ve belirgin derecede düşük glukoz saptanır.
Bu BOS profili viral (normal glukoz) ve bakteriyel (nötrofil hakimiyeti) menenjitleri dışlayarak Tüberküloz menenjitini işaret eder.
3
Tüberküloz menenjitin karakteristik radyolojik bulgusunun belirlenmesi
Tüberküloz basilinin neden olduğu kalın jelatinöz eksüda beynin tabanında birikir, bu da bazal menenjial tutulum ve hidrosefaliye yol açar.
Hastalığın patofizyolojisinde bazal sisternaların tıkanması temel klinik (kranial sinir felçleri) ve radyolojik görünümleri oluşturur.

Anahtar Kavram

Tüberküloz menenjitinin tanısal BOS profili ve karakteristik kraniyal MRG (bazal tutulum ve hidrosefali) bulguları

İpuçları

1
Şikayetlerin başlangıç süresine (2 hafta) ve BOS'taki baskın hücre tipine (lenfosit) dikkat ediniz.
2
BOS glukozunun kan glukozuna oranla çok düşük olması viral etiyolojiyi uzaklaştırmanızı sağlar.
3
Bu hastanın tablosu Tüberküloz menenjitidir. Tüberküloz basilinin beyin zarlarında oluşturduğu eksüdanın beyin tabanında (bazal bölgede) biriktiğini ve BOS dolaşımını bozduğunu hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Tüberküloz menenjitinde koruyucu olarak deksametazon kullanılmasının temel nedenlerini ve komplikasyon önleyici etkilerini gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

BOS bulgularını elediğinizde; düşük glukoz nedeniyle viraller, lenfosit hakimiyeti nedeniyle bakteriyeller elenir. Geriye kalan Tüberküloz menenjitinin en çok etkilediği beyin bölgesi bazal menenjlerdir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8Soru

22 yaşında bir kız çocuk, bir aydır devam eden iştahsızlık, kilo kaybı ve son bir haftadır eklenen inatçı öksürük ile solunum sıkıntısı nedeniyle çocuk sağlığı ve hastalıkları polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde vücut sıcaklığı 38.6C38.6^{\circ}C, yaygın mikropoliadenopati ve belirgin hepatosplenomegali saptanıyor. Dinlemekle akciğerlerde bilateral krepitan raller alınıyor. Akciğer grafisinde her iki hemitoraksta tüm akciğer alanlarına homojen yayılmış, yaklaşık 121-2 mm çapında çok sayıda milimetrik nodüler opasite ("kar fırtınası" görünümü) izleniyor. Bu klinik tabloya sahip bir çocuk hastada aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fundus muayenesinde saptanabilen koroid tüberkülleri, tanı için patognomonik bir bulgudur.

Cevap

Fundus muayenesinde koroid tüberküllerinin görülmesi miliyer tüberküloz için tanısal bir bulgudur.
Vakadaki klinik bulgular (ateş, kilo kaybı, HSM) ve radyolojik "kar fırtınası" görünümü tipik miliyer tüberkülozu işaret etmektedir. Miliyer tüberküloz, basillerin hematojen yolla tüm vücuda yayılmasıdır. Bu yayılımın en spesifik ve patognomonik belirtilerinden biri fundus muayenesinde görülen koroid tüberkülleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların analizi.
Uzamış ateş, hepatosplenomegali ve akciğer grafisindeki yaygın mikronodüler opasiteler miliyer tüberkülozu (hematojen yayılım) düşündürür.
Vignette'deki "kar fırtınası" görünümü miliyer tüberküloz için tipiktir.
2
Tanısal özelliklerin değerlendirilmesi.
Miliyer tüberkülozda koroid tüberkülleri fundus muayenesinde görülebilir ve tanı koydurucudur.
Hematojen yayılımın bir göstergesi olarak koroid tabakasında tüberküller oluşur.
3
Eşlik eden risklerin gözden geçirilmesi.
Bu hastalarda yüksek oranda (%20-40) tüberküloz menenjit eşliği görülür.
BOS incelemesi meningeal tutulumu dışlamak için şarttır.

Anahtar Kavram

Miliyer Tüberküloz (Dissemine Tüberküloz)
Soru 9Soru

2828 günlük bir erkek bebek; huzursuzluk, karın şişliği ve sarılık şikayetleriyle çocuk acil servisine getiriliyor. Fizik muayenesinde vücut sıcaklığı 38.4C38.4^\circ C, kalp hızı 165/dk165/dk, karaciğer kosta kenarını 44 cm, dalak ise 33 cm geçiyor; ayrıca yaygın mikro-lenfadenopatileri mevcut. Akciğer grafisinde her iki hemitoraksta yaygın milier infiltrasyon saptanıyor. Annenin doğum sonrası dönemde aktif tüberküloz tanısı aldığı ve tedaviye başlandığı öğreniliyor. Bu bebekteki klinik tablo ve tüberküloz patogenezi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Umbilikal ven yoluyla hematojen bulaş gerçekleşmişse, primer kompleks sıklıkla karaciğerde ve periportal lenf nodlarında yerleşir.

Cevap

Umbilikal ven yoluyla hematojen bulaş gerçekleşmişse, primer kompleks sıklıkla karaciğerde ve periportal lenf nodlarında yerleşir.
Konjenital tüberkülozda, basiller plasentadan umbilikal ven yoluyla fetusun dolaşımına katıldığında ilk durak karaciğerdir. Bu nedenle transplasental yolla bulaşan olgularda primer odak (Ghon odağı) ve ilgili lenfadenopati (primer kompleks) karaciğerde, özellikle periportal bölgede izlenir. Eğer bulaş amniyos sıvısının aspirasyonu veya yutulmasıyla olsaydı, primer odak akciğerde veya gastrointestinal sistemde oluşurdu.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Ateş, hepatosplenomegali ve milier infiltrasyon bulgularının anne öyküsüyle birleşerek konjenital tüberküloz tanısına yönlendirmesi.
Yenidoğanda spesifik olmayan sepsis benzeri bulgular ve annede tüberküloz varlığı konjenital tüberküloz için tipiktir.
2
Bulaş yollarının analiz edilmesi
Konjenital tüberkülozun iki ana yolla (transplasental/umbilikal ven veya amniyos sıvısı aspirasyonu/ingestiyonu) bulaştığının belirlenmesi.
Bulaş yolu, primer kompleksin (odak ve ilgili lenf nodu) vücutta ilk nerede oluşacağını belirler.
3
Primer kompleks lokasyonunun saptanması
Umbilikal ven yoluyla gelen basillerin karaciğere ulaşarak burada (sıklıkla periportal lenf nodlarını içerecek şekilde) primer odak oluşturduğunun saptanması.
Transplasental yolla gelen kan ilk olarak karaciğere ulaştığı için akciğerden önce karaciğerde tutulum ve primer odak oluşması beklenir.

Anahtar Kavram

Konjenital tüberkülozda bulaş yoluna göre primer kompleks lokalizasyonu (Umbilikal ven -> Karaciğer; Aspirasyon -> Akciğer/GİS).

Alternatif Yöntem

Bulaş yolunu anlamak için biyopsi veya otopsi serilerinde primer kompleksin nerede olduğuna bakılır; karaciğer tutulumu varsa 'transplasental', akciğer baskınlığı varsa 'perinatal aspirasyon' düşünülür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 10Soru

55 yaşında bir çocuk, boynunda yaklaşık 11 aydır var olan, ağrısız ve giderek büyüyen kitle şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde sol servikal bölgede, birbirine yapışık (matmat) karakterde, ağrısız multipl lenfadenopati saptanıyor. Hastanın yapılan tüberkülin deri testi (TDTTDT) sonucu 18 mm18\text{ mm} olarak ölçülüyor. Akciğer grafisi normal olan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüberküloz lenfadeniti

Cevap

Tüberküloz lenfadeniti (Skrofula)
Hastadaki kronik, ağrısız ve 'mat' (birbirine yapışık) karakterdeki servikal lenfadenopati ile birlikte saptanan tüberkülin deri testi (TDTTDT) pozitifliği, çocuklarda en sık görülen akciğer dışı tüberküloz formu olan tüberküloz lenfadenitini (skrofula) işaret etmektedir. 15 mm15\text{ mm} üzerindeki TDTTDT değerleri tüberküloz açısından yüksek tanısal değere sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Kronik, ağrısız ve 'mat' karakterde servikal lenfadenopati saptandı.
Çocuklarda akciğer dışı tüberkülozun en sık prezentasyonunu tanımlamak için.
2
Tanısal testi yorumla
TDT sonucunun 18 mm18\text{ mm} olması, BCG aşılı çocuklarda bile anlamlı pozitifliktir.
Enfeksiyonun varlığını doğrulamak için.
3
Ayırıcı tanı yap
Normal akciğer grafisi eşliğinde izole lenfadenopati ve TDT pozitifliği tüberküloz lenfadenitini destekler.
Diğer enfeksiyöz ve onkolojik nedenleri dışlamak için.

Anahtar Kavram

Tüberküloz lenfadeniti (skrofula), çocuklarda en sık görülen akciğer dışı tüberküloz formudur ve tipik olarak ağrısız, 'mat' karakterde lenfadenopati ile seyreder.

Daha Fazla Pratik

Tüberküloz lenfadeniti tanısında altın standart yöntemin ince iğne aspirasyon biyopsisi veya eksizyonel biyopsi ile kültür/PCR olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 11Soru

Tüberküloz menenjit tanısıyla izlenen 55 yaşında bir çocukta, tedavinin ikinci haftasında nörolojik tablonun kötüleştiği, idrar çıkışının belirgin arttığı ve serum sodyum düzeyinin 118118 mmol/Lmmol/L'ye düştüğü saptanıyor. Fizik muayenede hastanın taşikardik ve hipotansif olduğu, deri turgorunun azaldığı ve mukozalarının kuru olduğu gözleniyor. İdrar tetkikinde idrar sodyumu 110110 mmol/Lmmol/L ve idrar osmolalitesi yüksek (>serum>serum) bulunuyor. Bu hastada gelişen hiponatreminin en olası nedeni ve bu aşamada uygulanması gereken tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serebral tuz kaybı sendromu - Sıvı ve sodyum replasmanı

Cevap

Serebral tuz kaybı sendromu tanısı konularak sıvı ve sodyum replasmanı yapılmalıdır.
Serebral tuz kaybı sendromu (CSWS), tüberküloz menenjit gibi ağır intrakraniyal süreçlerde görülür. Hastada serum sodyumu düşük, idrar sodyumu yüksektir (>2040>20-40 mEq/LmEq/L) ve idrar miktarı artmıştır (poliüri). En belirleyici özellik hastanın klinik olarak dehidrate olmasıdır. Bu vakada dehidratasyon bulgularının (hipotansiyon, taşikardi, deri turgorunda azalma) varlığı tanıyı kesinleştirir. Tedavide sıvı kısıtlaması değil, tam tersine agresif sıvı ve sodyum replasmanı gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın volüm durumunun değerlendirilmesi
Taşikardi, hipotansiyon ve deri turgorunda azalma hastanın hipovolemik (dehidrate) olduğunu gösterir.
Hiponatremi ayırıcı tanısında volüm durumu en kritik basamaktır.
2
Serum ve idrar biyokimyasının analizi
Düşük serum sodyumu (118118 mmol/Lmmol/L) ile birlikte yüksek idrar sodyumu (>20>20 mmol/Lmmol/L) saptanması renal yolla sodyum kaybına işaret eder.
Hem SIADH hem de CSWS'de idrar sodyumu yüksektir, ayrım volüm durumuyla yapılır.
3
CSWS ve SIADH ayırıcı tanısının yapılması
Hiponatremi + Hipovolemi + Yüksek idrar sodyumu = CSWS tanısına ulaşılır.
SIADH'ta hastanın övolemik olması beklenirdi.
4
Tedavi planının oluşturulması
İzotonik sıvı replasmanı ve ek sodyum desteği başlanır.
CSWS'de temel sorun sodyum ve beraberinde su kaybıdır; sıvı kısıtlaması (SIADH tedavisi) tabloyu daha da kötüleştirir.

Anahtar Kavram

Serebral Tuz Kaybı Sendromu (CSWS) vs SIADH Ayrımı
Soru 12Soru

Ağır protein-enerji malnütrisyonu (KwashiorkorKwashiorkor) tanısı ile hastaneye yatırılan 33 yaşındaki bir çocukta, aktif akciğer tüberkülozu olan amcasıyla aynı evde yaşama öyküsü saptanmıştır. Hastanın akciğer grafisinde sağ paratrakeal lenfadenopati görülmesine rağmen, yapılan tüberkülin deri testi (PPDPPD) sonucu 2 mm2\ mm (negatif) olarak bulunmuştur. Bu hastada tüberküloz enfeksiyonu şüphesine rağmen PPDPPD testinin negatif saptanmasının en olası mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücresel bağışıklığın baskılanması sonucu gecikmiş tip aşırı duyarlılık yanıtının oluşmaması

Cevap

Hücresel bağışıklığın baskılanması sonucu gecikmiş tip aşırı duyarlılık yanıtının oluşmaması (anerji)
Doğru seçenek, hücresel bağışıklığın baskılanması sonucu anerji gelişmesidir. PPDPPD testi Tip IVIV gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu olup T-lenfositlerin fonksiyonuna dayanır. Kwashiorkor gibi ağır protein-enerji malnütrisyonu durumlarında T-hücre sayısı ve fonksiyonu azaldığı için tüberküloz enfeksiyonu olsa dahi deri testi yanıt vermeyebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini analiz et.
33 yaşında, KwashiorkorKwashiorkor (ağır malnütrisyon) ve aktif TBTB temaslısı bir hasta söz konusudur. Radyolojik bulgu (LAPLAP) enfeksiyon lehinedir.
Klinik tablo tüberküloz enfeksiyonunu düşündürmektedir.
2
PPDPPD testinin immünolojik mekanizmasını hatırla.
PPDPPD (Mantoux) testi, Tip IVIV (gecikmiş tip) aşırı duyarlılık reaksiyonudur ve T-lenfositler aracılığıyla gerçekleşir.
Testin neden negatif çıktığını anlamak için hangi bağışıklık kolunu kullandığını bilmek gerekir.
3
Malnütrisyonun bağışıklık üzerindeki etkisini değerlendir.
Ağır malnütrisyon durumunda hücresel immünite baskılanır ve bu durum testlere karşı 'anerji' (yanıtsızlık) geliştirir.
Enfeksiyon varlığına rağmen negatif sonucun immünolojik açıklamasını oluşturur.

Anahtar Kavram

Ağır malnütrisyon (Kwashiorkor/Marasmus) hücresel bağışıklığı baskılayarak PPD testinde yalancı negatifliğe (anerji) neden olur.

İpuçları

1
PPDPPD testi hangi tip aşırı duyarlılık reaksiyonudur?

Daha Fazla Pratik

Tüberkülozda anerjiye neden olan diğer durumları (kızamık, steroid kullanımı, HIV) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

44 yaşında bir erkek çocuk; 33 haftadır süren inatçı öksürük, iştahsızlık ve kilo kaybı şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde vücut sıcaklığı 38.5 C38.5 \ ^\circ C, bilateral yaygın ince raller saptanmış; batın muayenesinde karaciğer ve dalak kosta kenarını 2s\cˊer2 \'şer cm geçmiş olarak palpe edilmiştir. Akciğer grafisinde her iki akciğer alanında, apekslerden bazallere kadar homojen dağılım gösteren, yaklaşık 12 mm1-2 \ mm boyutunda çok sayıda keskin sınırlı nodüler infiltrasyonlar ("kar fırtınası" manzarası) izlenmektedir. Bebeklik döneminde BCGBCG aşısı yapıldığı bilinen hastanın PPDPPD testi 2 mm2 \ mm saptanmıştır. Bu hasta için en olası tanı ve klinik süreçle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu klinik tablo, yaygın hematojen yayılımı gösteren miliyer tüberkülozdur ve ağır hastalık yüküne bağlı gelişen anarji nedeniyle PPD testi negatif bulunabilir.

Cevap

Bu klinik tablo, yaygın hematojen yayılımı gösteren miliyer tüberkülozdur ve ağır hastalık yüküne bağlı gelişen anarji nedeniyle PPD testi negatif bulunabilir.
Hastanın klinik bulguları (ateş, öksürük, HSM) ve radyolojik olarak izlenen yaygın mikronodüler infiltrasyonlar (miliyer görünüm) patognomoniktir. Miliyer tüberkülozda, basillerin yaygınlığına bağlı gelişen immün süpresyon nedeniyle PPD testi negatif sonuçlanabilir (anarji).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et.
3 haftalık öksürük, ateş, hepatosplenomegali ve akciğer grafisindeki 'kar fırtınası' manzarası, Mycobacterium tuberculosis'in hematojen yayılımını (miliyer tüberküloz) düşündürür.
Miliyer tüberküloz, akciğer grafisinde tipik 1-2 mm'lik mikronodüler infiltrasyonlarla karakterizedir.
2
PPD negatifliğini ve BCG durumunu değerlendir.
BCG aşısı miliyer tüberkülozu her zaman engellemez. Ağır hastalık durumunda hücresel immünitenin geçici olarak baskılanması (anarji) sonucu PPD negatif bulunabilir.
Miliyer tüberkülozlu çocukların %10-25'inde anarji nedeniyle PPD testi negatif saptanır.
3
Yönetim planını belirle.
Tanı için gastrik lavaj örneklerinde ARB ve kültür bakılmalı, tedaviye 4'lü antitüberküloz rejim (İzoniazid, Rifampisin, Pirazinamid, Etambutol) ile başlanmalıdır.
Disseminize tüberküloz formlarında direnç riskini azaltmak ve etkinliği artırmak için çoklu ilaç tedavisi gereklidir.

Anahtar Kavram

Miliyer Tüberküloz ve Anarji Kavramı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

2222 aylık bir erkek çocuk; yaklaşık bir aydır devam eden iştahsızlık, aralıklı ateş ve kilo kaybı şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde yaygın mikrolenfadenopati ve hepatosplenomegali saptanıyor. Akciğer grafisinde her iki akciğer alanında, apekslerden bazallere kadar tüm zonlara simetrik olarak dağılmış, yaklaşık 11-2 mm2\text{ mm} çapında çok sayıda ince granüler nodüler opasiteler (kar fırtınası görünümü) izleniyor. Yapılan tüberkülin deri testi (PPD) 2 mm2\text{ mm} saptanıyor. Bu klinik ve radyolojik bulgular ışığında, hastada öncelikle düşünülmesi gereken tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miliyer tüberküloz

Cevap

Miliyer tüberküloz
Hastanın klinik tablosu (uzamış ateş, kilo kaybı, organomegali) ve akciğer grafisindeki tüm akciğer alanlarını tutan homojen, mikronodüler (miliyer) patern, miliyer tüberküloz tanısı için tipiktir. Miliyer tüberkülozda vücuttaki yoğun basil yükü ve immün sistemin geçici baskılanması sonucu PPD testi negatif saptanabilir ki buna anarji denir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Kronik ateş, kilo kaybı, hepatosplenomegali ve lenfadenopati sistemik bir yayılımı gösterir.
Miliyer tüberküloz, basillerin hematojen yolla yayılması sonucu oluşan sistemik bir hastalıktır.
2
Radyolojik bulguları yorumla
Tüm akciğer alanlarında simetrik, 11-2 mm2\text{ mm}'lik 'kar fırtınası' nodülleri saptandı.
Bu radyolojik patern miliyer tüberkülozun patognomonik bulgusudur.
3
PPD sonucunu analiz et
PPD'nin negatif (2 mm2\text{ mm}) olması tüberkülozu dışlamaz.
Miliyer tüberküloz gibi ağır enfeksiyonlarda vücut immün yanıtı baskılanabilir ve 'anarji' nedeniyle PPD negatif saptanabilir.

Anahtar Kavram

Miliyer tüberkülozun klinik, radyolojik (kar fırtınası görünümü) ve immünolojik (anarji/PPD negatifliği) özelliklerinin tanınması.

Daha Fazla Pratik

Miliyer tüberküloz saptanan çocuklarda santral sinir sistemi tutulumu (tüberküloz menenjiti) açısından mutlaka lomber ponksiyon yapılmalıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 15Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, kreş kaydı öncesi rutin kontrolleri sırasında yapılan tüberkülin deri testi (TDT) sonucunun 14 mm14\text{ mm} saptanması üzerine polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden çocuğun hiç BCG (Bacille Calmette-Guérin) aşısı olmadığı, bilinen bir tüberküloz temas öyküsünün bulunmadığı ve herhangi bir şikayetinin olmadığı öğreniliyor. Fizik muayenesi ve akciğer grafisi tamamen normal olan bu çocuk için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzoniazid ile latent tüberküloz enfeksiyonu tedavisi başlanması

Cevap

İzoniazid ile latent tüberküloz enfeksiyonu tedavisi başlanması
Bu hastada BCG aşısı yapılmadığı için tüberkülin deri testi (TDT) sonucunda BCG aşısının neden olabileceği yalancı pozitiflik payı yoktur. Ulusal yönergelere göre BCG aşısı olmayan ve ek risk faktörü (HIV, temas vb.) bulunmayan çocuklarda 10 mm10\text{ mm} ve üzerindeki değerler pozitif kabul edilir. Hastanın 14 mm14\text{ mm} olan sonucu enfeksiyonu doğrular. Ancak fizik muayenenin ve akciğer grafisinin normal olması, hastanın 'aktif tüberküloz hastası' olmadığını, 'latent tüberküloz enfeksiyonu' (LTBE) taşıdığını gösterir. Bu durumda en uygun yaklaşım, hastalığa ilerlemeyi önlemek amacıyla İzoniazid ile koruyucu tedaviye başlanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Aşı durumuna göre TDT sonucunu yorumla
Hastanın BCG skarı yoktur. BCG aşısı olmayan çocuklarda 10 mm10\text{ mm} ve üzeri TDT sonucu pozitif kabul edilir. 14 mm14\text{ mm} sonucu enfeksiyon lehinedir.
TDT yorumu, bireyin BCG aşı durumu ve risk faktörlerine (temas, immün yetmezlik) göre değişir.
2
Aktif hastalık varlığını değerlendir
Fizik muayene ve akciğer grafisi normal, semptom yok. Aktif tüberküloz hastalığı dışlandı.
Tedavi protokolünü belirlemek için enfeksiyon (latent) ile hastalık (aktif) ayrımı yapılmalıdır.
3
Yönetim planını belirle
Latent tüberküloz enfeksiyonu (LTBE) tanısıyla profilaktik tedavi planla.
Enfekte olmuş ancak hasta olmamış çocuklarda hastalığa ilerlemeyi önlemek için genellikle 696-9 ay süreyle İzoniazid tedavisi verilir.

Anahtar Kavram

BCG aşısı olmayan çocuklarda TDT pozitiflik sınırı 10 mm10\text{ mm}'dir ve asemptomatik pozitiflikte latent tüberküloz tedavisi gerekir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 16Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, steroid duyarlı nefrotik sendrom tanısıyla izlenmektedir. Son 11 aydır 22 mg/kg/gün dozunda prednisolon tedavisi alan hastanın, aktif akciğer tüberkülozu tanısı alan amcasıyla yakın temas öyküsü saptanmıştır. Hastanın fizik muayenesi ve akciğer grafisi normal olarak değerlendirilmiştir.

Bu hastada latent tüberküloz enfeksiyonu varlığını araştırmak için yapılan PPDPPD (Mantoux) testinde pozitiflik sınırı kaç milimetre (mmmm) olarak kabul edilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 55 mmmm

Cevap

55 mmmm değeri, immünsupresif tedavi alan veya aktif vaka ile yakın temaslı çocuklarda tüberküloz enfeksiyonu için pozitiflik sınırıdır.
55 mmmm değeri doğrudur çünkü tüberkülozlu bir şahısla yakın temas öyküsü olanlar ile bağışıklık sistemi baskılanmış (bu vakada olduğu gibi yüksek doz steroid kullanan) hastalarda PPDPPD testi için pozitiflik eşiği 5\geq 5 mmmm olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini belirle
Hasta hem aktif tüberküloz vakası ile temaslıdır hem de yüksek doz steroid (22 mg/kg/gu¨nmg/kg/gün) kullanımı nedeniyle immünsuprese kabul edilir.
Risk grubu, PPDPPD testinin yorumlanması için gereken eşik değeri belirler.
2
İmmünsupresyon kriterlerini kontrol et
Günde 1515 mgmg üzerinde veya 22 mg/kgmg/kg üzerinde en az 11 ay süreyle steroid kullanımı immünsupresyon için yeterli bir kriterdir.
Bağışıklığı baskılanmış çocuklarda hücresel immün yanıt zayıfladığı için PPDPPD eşiği düşürülür.
3
Eşik değeri saptanması
Yüksek riskli gruplarda (HIV pozitif, temaslı, immünsuprese) PPDPPD pozitiflik sınırı 5\geq 5 mmmm'dir.
Enfeksiyonun atlanmaması için en hassas sınır değer seçilir.

Anahtar Kavram

İmmünsupresif çocuklarda PPD (Mantoux) testi yorumlama kriterleri
Soru 17Soru

44 yaşındaki bir kız çocuk, aktif akciğer tüberkülozu tanısı alan annesiyle temas öyküsü nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Yaklaşık 33 haftadır devam eden düşük dereceli ateş, iştahsızlık ve gece terlemesi şikayetleri olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde sağ akciğer orta sahada ral saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ hiler bölgede belirgin lenfadenopati ve parankimal infiltrasyon (Ghon kompleksi) izleniyor. Yapılan PPD (Mantoux) testi 18mm18 mm olarak ölçülüyor. Bu çocuk için en uygun klinik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktif tüberküloz hastalığı kabul edilerek çoklu anti-tüberküloz ilaç tedavisi başlanması

Cevap

Aktif tüberküloz hastalığı kabul edilerek çoklu anti-tüberküloz ilaç tedavisi başlanması
Doğru yanıt olan seçenek, hastanın hem temaslı olması hem de aktif hastalık bulgularına (semptom + radyoloji) sahip olması nedeniyle çoklu anti-tüberküloz tedavisi gerektiğini belirtir. Çocuklarda tüberküloz yönetimi 'temaslı çocukta semptom/grafi (+) ise hastalık tedavisi, her ikisi (-) ise yaşa göre profilaksi' kuralına dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve temas öyküsünün değerlendirilmesi
Annesiyle temas öyküsü olan çocukta ateş ve iştahsızlık gibi tüberküloz ile uyumlu semptomlar mevcuttur.
Tüberküloz yönetiminde ilk adım hastanın semptomatik olup olmadığını belirlemektir.
2
Radyolojik bulguların ve PPD testinin yorumlanması
PPD testi 18mm18 mm (pozitif) ve akciğer grafisi tüberküloz için tipik olan Ghon kompleksini göstermektedir.
Sadece PPD pozitifliği latent enfeksiyonu gösterebilirken, radyolojik bulgular aktif hastalığı işaret eder.
3
Tedavi rejiminin belirlenmesi
Aktif tüberküloz tanısı konulduğu için çoklu ilaç (İzoniazid, Rifampisin, Pirazinamid ve gerekirse Etambutol) tedavisi planlanır.
Aktif hastalıkta direnç gelişimini önlemek için kombinasyon tedavisi şarttır.

Anahtar Kavram

Çocuklarda aktif tüberküloz hastalığı ile latent tüberküloz enfeksiyonu ayrımı; semptom veya radyolojik bulgu varlığında çoklu ilaç tedavisi gerekliliği.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru

33 yaşında bir erkek çocuk; yaklaşık 22 haftadır devam eden düşük dereceli ateş, iştahsızlık ve son 33 gündür eklenen çift görme ile dengesizlik şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde letarjik bir görünümde olan hastanın 66. kranial sinir felci ve ense sertliği saptanmıştır. Akciğer grafisinde her iki akciğer alanında yaygın, küçük (121-2 mm) nodüler opasitelerden oluşan 'milier' patern izlenmiştir. Yapılan PPDPPD testi 00 mm saptanmış, IGRAIGRA (Interferon-Gamma Release Assay) testi ise negatif sonuçlanmıştır. Bu hastanın tanısal değerlendirmesi ve yönetimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milier tüberkülozlu hastaların yaklaşık %3050\%30-50'sinde, yaygın hastalık yüküne bağlı gelişen geçici T-hücre anerjisi nedeniyle başlangıç testleri negatif saptanabilir.

Cevap

Milier tüberkülozda yüksek antijen yükü nedeniyle PPD ve IGRA testleri başlangıçta negatif (anerjik) saptanabilir; bu durum tanıyı dışlamaz.
Tüberkülozun milier formu veya menenjit tutulumu gibi ağır tablolarda, vücuttaki aşırı antijen yükü T-lenfositlerin yanıt verme kapasitesini geçici olarak bozabilir. Bu duruma 'anerji' denir. Bu nedenle, aktif ve yaygın tüberkülozu olan çocukların önemli bir kısmında PPD ve IGRA başlangıçta negatif çıkabilir; bu durum tanıyı dışlatmamalıdır. Tedaviye yanıt alındıkça bu testler pozitife dönebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et.
Milier nodüler patern (akciğer) ve menenjit bulguları (6. sinir felci, ense sertliği) yaygın tüberküloza işaret eder.
Tanıyı koymak için semptomların tüberkülozun hangi formuyla uyumlu olduğunu belirlemek gerekir.
2
Tanısal testlerin (PPD/IGRA) negatifliğini değerlendir.
Negatif testler, ağır hastalık tablosundaki geçici T-hücre anerjisi ile açıklanır.
Hücresel immünite baskılandığında, tüberkülin cilt testi ve IGRA duyarlılığını yitirir.
3
BCG aşısının ve tedavi bileşenlerinin etkisini incele.
BCG aşısı koruyucu olsa da mutlak değildir; MSS tüberkülozunda steroid ve 4'lü tedavi esastır.
Tedavi protokolündeki steroid kullanımı vaskülit ve bazal eksüda riskini azaltarak prognozu iyileştirir.

Anahtar Kavram

Milier Tüberkülozda Anerji ve Tanısal Zorluklar

Alternatif Yöntem

Tüberküloz menenjiti şüphesinde BOS'ta Adenozin Deaminaz (ADA) düzeyinin yüksek saptanması (>10>10 U/L) tanıyı destekleyen hızlı bir biyokimyasal ipucudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

1010 yaşında bir kız çocuk; 33 haftadır devam eden kuru öksürük, iştahsızlık ve 22 kg ağırlık kaybı şikayetleriyle getiriliyor. Akciğer grafisinde sağ paratrakeal ve hiler lenfadenopati ile sağ üst lobda infiltrasyon izleniyor. Hastanın bebeklik döneminde tek doz BCGBCG aşısı olduğu biliniyor. Bu hastanın yönetimi ve ayırıcı tanısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastada IGRAIGRA (InterferonGamaInterferon-Gama Salınım Testi) pozitifliği saptanması, aktif tüberküloz ile latent enfeksiyon ayrımını yapmada altın standarttır.

Cevap

IGRAIGRA testleri aktif tüberküloz hastalığı ile latent tüberküloz enfeksiyonu ayrımını yapamaz.
InterferonGamaInterferon-Gama Salınım Testleri (IGRAIGRA), Mycobacterium tuberculosis'e özgü antijenlere karşı oluşan hücresel immün yanıtı ölçer. Bu testler, tüberküloz enfeksiyonunu (basilin vücuda girdiğini) saptamada oldukça spesifiktir ve BCGBCG aşısından etkilenmezler. Ancak, IGRAIGRA testleri mevcut enfeksiyonun 'latent' (uyuyan) mı yoksa 'aktif' hastalık mı olduğunu ayırt edemezler. Bu ayrım klinik bulgular, radyoloji ve mikrobiyolojik sonuçlar ile yapılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların tüberküloz ile uyumunu değerlendir.
Hastada kronik öksürük, kilo kaybı ve hiler lenfadenopati varlığı tüberküloz şüphesini kuvvetlendirir.
Primer tüberkülozun en sık radyolojik bulgusu hiler lenfadenopatidir.
2
İmmünolojik testleri (PPDPPD, IGRAIGRA) yorumla.
IGRAIGRA pozitifliği sadece hastanın tüberküloz basili ile karşılaştığını (enfekte olduğunu) gösterir.
İmmünolojik testler konak yanıtını ölçer, hastalığın aktivitesini (latent vs aktif) göstermez.
3
Mikrobiyolojik doğrulama yöntemlerini seç.
Çocuklarda balgam çıkarılamadığı için altın standart yöntem mide açlık suyu kültürüdür.
Kültür, yayma incelemesine göre çok daha duyarlıdır ve kesin tanı koydurur.

Anahtar Kavram

Çocukluk çağı tüberkülozunda tanısal testlerin (PPD, IGRA, Mide Lavajı) kısıtlılıkları ve yorumlanması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru

44 yaşında, bebeklik döneminde BCG ile aşılanmış bir kız çocuk; babasına yayma (+)(+) akciğer tüberkülozu tanısı konması üzerine polikliniğe getiriliyor. Çocuğun hiçbir şikayeti bulunmuyor; fizik muayenesi ve akciğer grafisi normal saptanıyor. Yapılan tetkiklerinde PPD testi 12 mm12\text{ mm}, QuantiFERON-TB Gold (IGRA) testi ise negatif olarak rapor ediliyor.

Bu hastanın tıbbi yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beş yaş altı çocuklarda IGRA'nın duyarlılığı düşük olabildiğinden, PPD sonucu esas alınmalı ve latent tüberküloz enfeksiyonu tedavisi başlanmalıdır.

Cevap

Beş yaş altı çocuklarda IGRA'nın duyarlılığı düşük olabildiğinden, PPD sonucu esas alınmalı ve latent tüberküloz enfeksiyonu tedavisi başlanmalıdır.
Çocuk tüberküloz yönetiminde, özellikle 55 yaş altı ve yakın temaslı olan grupta PPD duyarlılığı daha güvenilir kabul edilir. IGRA testleri (QuantiFERON vb.) BCG suşu ile çapraz reaksiyon vermediği için spesifik olsa da, küçük çocuklarda hücresel immün yanıtın yetersizliği nedeniyle yanlış negatiflik oranı yüksektir. Bu nedenle, ulusal ve uluslararası (AAP Red Book) rehberler, temaslı küçük çocuklarda PPD 5 mm\geq 5\text{ mm} ise IGRA'ya bakılmaksızın latent tüberküloz tedavisi başlanmasını önerir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk profilini ve temas öyküsünü değerlendir.
44 yaşında (yüksek riskli yaş grubu) ve babası yayma (+)(+) (yüksek riskli temas).
Çocuklarda tüberküloz yönetimi yaşa ve temasın niteliğine göre değişir.
2
Temaslı çocukta PPD sınır değerini belirle.
Yakın temaslılarda BCG durumuna bakılmaksızın PPD pozitiflik sınırı 5 mm5\text{ mm}'dir.
Yüksek riskli durumlarda yanlış negatiflik riskini azaltmak için sınır değer düşürülür.
3
Tanısal testleri (PPD vs IGRA) klinik rehberlere göre yorumla.
PPD 12 mm12\text{ mm} (Pozitif), IGRA (Negatif). 55 yaş altında IGRA'ya tam güvenilmez; PPD önceliklidir.
Küçük çocuklarda IGRA'nın negatif prediktif değeri erişkinler kadar yüksek değildir.
4
Aktif hastalık ile latent enfeksiyon ayrımını yap.
Semptom ()(-), Fizik muayene ()(-), Akciğer grafisi ()(-) \rightarrow Latent Tüberküloz Enfeksiyonu (LTBE).
Radyolojik ve klinik bulgu yokluğu enfeksiyonun latent evrede olduğunu gösterir.
5
Tedavi protokolünü belirle.
İzoniazid (10 mg/kg/gu¨n10\text{ mg/kg/gün}) ile 99 aylık proflaksi planla.
LTBE tedavisinde standart yaklaşım izoniazid proflaksisidir.

Anahtar Kavram

Tüberküloz temaslısı 55 yaş altı çocuklarda, PPD sınır değeri 5 mm5\text{ mm}'dir ve IGRA negatifliği PPD pozitifliğinde tedaviyi engellemez.

Daha Fazla Pratik

İzoniazid tedavisi alan bir çocukta gelişebilecek yan etkiler (hepatotoksisite, periferal nöropati) ve B6 vitamini desteği gerekliliği konusunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Sayfa 1 / 2Sonraki