Hematoloji ve Onkoloji

409 soru

Soru 1Soru

1515 yaşında bir erkek çocuk, son 1010 gündür giderek artan nefes darlığı, öksürük ve yüzünde şişlik şikayeti ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenede superior vena cava sendromu bulguları (yüzde pletore, juguler venöz dolgunluk) ve bilateral servikal lenfadenopati saptanıyor. Akciğer grafisinde ön mediasteni genişleten plevral efüzyonun eşlik ettiği dev bir kitle izleniyor. Plevral sıvı sitolojisinde bol miktarda lenfoblastik hücre görülürken, kemik iliği aspirasyonunda lenfoblast oranı %18\%18 olarak raporlanıyor.

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: T-hücreli lenfoblastik lenfoma

Cevap

T-hücreli lenfoblastik lenfoma tanısı, mediastinal kitle varlığı ve kemik iliği blast oranının %25\%25'in altında olmasıyla konur.
T-hücreli lenfoblastik lenfoma, çocukluk çağı Non-Hodgkin lenfomalarının yaklaşık %30\%30'unu oluşturur ve tipik olarak adolesan erkeklerde anterior mediastinal kitle ile prezente olur. Tanısal olarak kemik iliğindeki blast oranının %25\%25'ten az olması gerekir. Hastada saptanan %18\%18 blast oranı bu kriteri karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sunumu değerlendir.
Adolesan erkek hastada mediastinal kitle ve superior vena cava sendromu saptandı.
Bu tablo pediatrik yaş grubunda sıklıkla T-hücreli maligniteleri (NHL veya ALL) düşündürür.
2
Hücre tipini ve yayılımını incele.
Plevral sıvı ve kemik iliğinde lenfoblastik hücreler görüldü.
Bu durum sürecin lenfoblastik karakterde olduğunu doğrular.
3
Kemik iliği tutulum oranına göre lösemi-lenfoma ayrımı yap.
Kemik iliği blast oranı %18\%18 olarak bulundu.
WHO ve St. Jude sınıflamasına göre, kemik iliğinde %25\%25 altında blast bulunması lenfoma (NHL), %25\%25 ve üzeri bulunması lösemi (ALL) olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

T-hücreli lenfoblastik lenfoma ile T-ALL arasındaki ayrım, kemik iliğindeki lenfoblast oranının %25\%25 eşiğine dayanır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru

Üç yaşında bir kız çocuk, bebeklik döneminden itibaren başlayan sık tekrarlayan burun kanamaları, diş eti kanamaları ve vücudunda kolay morarma şikayetleriyle polikliniğe getirilmiştir. Özgeçmişinde anne ve babası arasında ikinci derece kuzen evliliği olduğu öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde her iki alt ekstremitede ve gövdede yaygın peteşi ve ekimozlar saptanmıştır. Karaciğer ve dalak palpe edilememiş; lenfadenopati saptanmamıştır. Yapılan laboratuvar tetkik sonuçları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin10,8 g/dL10,8 \text{ g/dL}111411-14
Lökosit6.800/mm36.800/mm^35.00015.0005.000-15.000
Trombosit Sayısı215.000/mm3215.000/mm^3150.000450.000150.000-450.000
MPV8,8 fL8,8 \text{ fL}7117-11
Kanama Zamanı>15 dakika> 15 \text{ dakika}272-7
PT12,6 saniye12,6 \text{ saniye}111411-14
aPTT30 saniye30 \text{ saniye}253525-35

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glanzmann trombastenisi

Cevap

Vakada sunulan klinik ve laboratuvar bulguları Glanzmann trombastenisi tanısı ile tam uyumludur.
Glanzmann trombastenisi, trombosit membranındaki Glikoprotein IIb/IIIa (integrin αIIbβ3\alpha_{IIb}\beta_3) kompleksinin eksikliği veya fonksiyon bozukluğu nedeniyle oluşur. Bu hastada trombosit sayısı ve MPV normaldir, ancak pıhtılaşmanın ilk aşaması olan agregasyon (trombositlerin birbirine bağlanması) yapılamadığı için kanama zamanı ileri derecede uzamıştır. Akraba evliliği öyküsü, hastalığın otozomal resesif geçişli olmasıyla uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
Peteşi, ekimoz ve mukozal kanamalar (epistaksis, diş eti kanaması) primer hemostaz kusurunu düşündürür.
Primer hemostaz kusurları trombosit sayısı veya fonksiyon bozukluklarından kaynaklanır.
2
Trombosit sayısı ve MPV değerinin yorumlanması
Trombosit sayısı (215.000/mm3215.000/mm^3) ve MPV (8,8 fL8,8 \text{ fL}) normal sınırlardadır.
Normal sayı ve boyut, Bernard-Soulier (dev trombosit) ve ITP (düşük sayı) tanılarını dışlar.
3
Coagülasyon testlerinin ve kanama zamanının analizi
PT ve aPTT normal, kanama zamanı ise >15 dakika> 15 \text{ dakika} (uzamış) olarak saptanmıştır.
Normal PT/aPTT sekonder hemostaz (pıhtılaşma faktörleri) kusurunu dışlarken, uzamış kanama zamanı trombosit fonksiyon bozukluğunu doğrular.
4
Kalıtım ve son tanı sentezi
Akraba evliliği otozomal resesif geçişi destekler; normal sayı/MPV ve uzamış kanama zamanı Glanzmann trombastenisini (GP IIb/IIIa defekti) işaret eder.
Glanzmann trombastenisi, trombosit agregasyonunun bozuk olduğu klasik bir primer hemostaz hastalığıdır.

Anahtar Kavram

Trombosit sayısı ve morfolojisinin (MPV) normal olduğu durumlarda primer hemostaz tipi kanama ve uzamış kanama zamanı, trombosit agregasyon bozukluklarını (özellikle Glanzmann) düşündürmelidir.

Daha Fazla Pratik

Trombosit agregasyon testlerinde ristosetin ile agregasyonun normal, diğer ajanlarla (ADP, Epinefrin, Kollajen) bozuk olması Glanzmann tanısını kesinleştirir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 3Soru

Dört yaşında bir kız çocuk, son üç aydır artan halsizlik ve iştahsızlık şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden kırmızı et tüketmediği, beslenmesinin ağırlıklı olarak makarna ve süt ürünlerinden oluştuğu öğreniliyor. Laboratuvar tetkik sonuçları aşağıda sunulmuştur:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin (Hb)9.2 g/dL9.2 \text{ g/dL}11.513.511.5 - 13.5
MCV66 fL66 \text{ fL}758775 - 87
RDW%19\% 19%11.514.5\% 11.5 - 14.5
Serum demiri22 \mug/dL22 \text{ \mu g/dL}5012050 - 120
Toplam demir bağlama kapasitesi (TDBK)460 \mug/dL460 \text{ \mu g/dL}250400250 - 400
Ferritin5 ng/mL5 \text{ ng/mL}106010 - 60

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Demir eksikliği anemisi
Hastada saptanan mikrositer anemi (düşük Hb ve MCV), yüksek RDW (anizositoz), düşük serum demiri, artmış toplam demir bağlama kapasitesi ve özellikle tanı koydurucu olan düşük ferritin düzeyi, demir eksikliği anemisi tanısını netleştirir. Kırmızı et tüketmemesi de bu tanıyı klinik olarak desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoglobin ve MCV değerlerini değerlendir.
Hb 9.2 g/dL9.2 \text{ g/dL} ve MCV 66 fL66 \text{ fL} saptanması, hastada mikrositer anemi olduğunu gösterir.
Tanı basamaklarında ilk adım aneminin tipini (mikrositer/makrositer) belirlemektir.
2
Demir depolarını (ferritin) ve demir bağlama kapasitesini incele.
Ferritin düzeyinin 5 ng/mL5 \text{ ng/mL} (çok düşük) ve TDBK'nın 460 \mug/dL460 \text{ \mu g/dL} (yüksek) olması demir depolarının tükendiğini gösterir.
Ferritin düşüklüğü demir eksikliği anemisi için en spesifik laboratuvar bulgusudur.
3
RDW değerini kontrol ederek ayırıcı tanı yap.
RDW'nin %19\% 19 (yüksek) olması, eritrosit boyutlarının değişken olduğunu (anizositoz) ve tablonun demir eksikliği ile uyumlu olduğunu teyit eder.
Talasemi taşıyıcılığında RDW genellikle normal sınırlarda kalırken, demir eksikliğinde erkenden yükselir.

Anahtar Kavram

Pediatrik yaş grubunda mikrositer aneminin en sık nedeni demir eksikliğidir ve kesin tanı düşük ferritin düzeyi ile konur.

Daha Fazla Pratik

Demir eksikliği anemisi tedavisinde hemoglobin artışından sonra demir depoları dolana kadar tedaviye devam edilmesi gerektiğini hatırlayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 4Soru

99 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 66 aydır giderek artan halsizlik ve son birkaç haftadır bacaklarında kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boyu ve baş çevresi 3.3. persentilin altında saptanıyor. Gövdesinde ve aksiller bölgesinde yaygın sütlü kahve lekeleri (café-au-lait) ve hipopigmente alanlar izleniyor. Her iki el başparmak yapısı ve diğer sistem muayeneleri doğal olan hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuç
Hemoglobin (Hb)7.2 g/dL7.2\text{ g/dL}
Beyaz Küre (BK)2.900/mm32.900/\text{mm}^3
Trombosit42.000/mm342.000/\text{mm}^3
Retikülosit%0.2\%0.2
HbF%7.5\%7.5

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fanconi aplastik anemisi

Cevap

Fanconi aplastik anemisi
Hastada saptanan pansitopeni, düşük retikülosit sayısı, boy kısalığı, mikrosefali ve sütlü kahve lekeleri (café-au-lait) kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromlarından Fanconi aplastik anemisi ile tam uyumludur. Başparmak muayenesinin doğal olması tanıyı dışlamaz; çünkü vakaların bir kısmında başparmak anomalisi görülmeyebilir. Ayrıca HbF yüksekliği bu hastalarda sık görülen destekleyici bir laboratuvar bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar değerlerini analiz etmek
Hb, BK ve Trombosit değerlerinin düşük olması pansitopeniyi; düşük retikülosit oranı ise kemik iliği üretim yetersizliğini gösterir.
Tanısal sürece pansitopeninin tipini belirleyerek başlamak gerekir.
2
Fizik muayene bulguları ile kemik iliği yetmezliğini ilişkilendirmek
Boy kısalığı, mikrosefali ve café-au-lait lekeleri konjenital (kalıtsal) bir kemik iliği yetmezliği sendromuna işaret eder.
Edinilmiş ve kalıtsal formları ayırt etmek için fiziksel anomaliler kritiktir.
3
En olası sendromu saptamak
Fanconi aplastik anemisi en sık görülen kalıtsal kemik iliği yetmezliğidir. Hastaların %30\%30'unda başparmak anomalisi olmayabilir, ancak diğer bulgular tanıyı destekler.
Tipik klinik prezentasyon ve yaş grubu (genellikle 5105-10 yaş) tanıyı doğrular.

Anahtar Kavram

Fanconi aplastik anemisi, pansitopeni ve karakteristik fiziksel anomalilerle (boy kısalığı, cilt lekeleri, mikrosefali) seyreden en yaygın kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromudur.

Daha Fazla Pratik

Fanconi aplastik anemisi şüphesinde kesin tanı için periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) veya mitomisin-C ile yapılan 'kromozom kırık analizi' istenmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

2020 aylık bir kız çocuk, yaklaşık bir aydır devam eden, diyetle düzelmeyen sulu ishal ve buna bağlı gelişen hipokalemi nedeniyle pediatri servisine yatırılıyor. Fizik muayenesinde batın sol üst kadranda sert, fikse ve orta hattı hafifçe geçen bir kitle palpe ediliyor. Abdominal bilgisayarlı tomografide kitlenin içerisinde noktasal kalsifikasyonlar içerdiği ve çölyak arteri çevrelediği (encasement) görülüyor. Bu hasta için en olası tanı ve bu klinik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanıda öncelikle nöroblastom düşünülmelidir; bu hastadaki gibi sulu ishal ve hipokalemi ile seyreden paraneoplastik tablo, genellikle tümörün daha matür bir histopatolojiye sahip olduğunu gösterir.

Cevap

Tanıda öncelikle nöroblastom düşünülmelidir; eşlik eden sulu ishal (Kerner-Morrison sendromu) genellikle tümörün matür (diferansiye) bir histopatolojiye sahip olduğunu gösterir.
Vaka sunumundaki kitlenin orta hattı geçmesi, noktasal kalsifikasyonlar içermesi ve büyük damarları çevrelemesi (encasement) tipik olarak nöroblastom lehinedir. Bu tümörde görülen inatçı sulu ishal ve hipokalemi tablosu, vazoaktif intestinal peptid (VIP) salınımına bağlı gelişen Kerner-Morrison sendromu olarak bilinir. Bu sendromun varlığı, patolojik olarak tümörün daha matür (diferansiye) formları olan ganglionöroblastom veya ganglionörom lehine bir bulgudur ve genellikle daha iyi prognozla ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların analizi
Orta hattı geçen, kalsifikasyon içeren ve damarları çevreleyen (encasement) kitle nöroblastomu işaret eder.
Wilms tümörü genellikle tek taraflıdır ve kalsifikasyon nadirdir (<%10< \%10).
2
Paraneoplastik sendromun tanımlanması
Sulu ishal ve hipokalemi tablosu Kerner-Morrison sendromu (vazoaktif intestinal peptid - VIP salınımı) ile uyumludur.
Nöroblastomda VIP salınımı karakteristik bir paraneoplastik fenomendir.
3
Histopatolojik ve prognostik korelasyon
VIP salınımı genellikle daha olgun (matür) hücre içeren ganglionöroblastom/ganglionöromlarda görülür.
Matür tümörler biyolojik olarak daha az agresiftir ve prognozları daha iyidir.

Anahtar Kavram

Nöroblastomda Kerner-Morrison Sendromu (VIP salınımı) ve diferansiye histoloji ilişkisi.

Daha Fazla Pratik

Nöroblastomun diğer paraneoplastik sendromu olan Opsoklonus-Miyoklonus (Dans eden gözler-dans eden ayaklar) sendromunun prognozla ilişkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 6Soru

6 yaşında bir kız çocuk, son 3 gündür vücudunda giderek artan morluklar ve tekrarlayan burun kanaması şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde yaygın ekimoz ve peteşiler saptanıyor; ancak lenfadenopati veya organomegali saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

TetkikSonuç
Hemoglobin7.8 g/dL7.8 \text{ g/dL}
Lökosit14.200/mm314.200 \text{/mm}^3
Trombosit18.000/mm318.000 \text{/mm}^3
PT / aPTT18 sn (Uzamıs¸)/48 sn (Uzamıs¸)18 \text{ sn (Uzamış)} / 48 \text{ sn (Uzamış)}
Fibrinojen110 mg/dL (Du¨s¸u¨k)110 \text{ mg/dL (Düşük)}

Periferik yayma incelemesinde sitoplazmasında demetler halinde çok sayıda Auer çubuğu içeren blastlar (faggot cells) izleniyor. Bu klinik tablo ve morfolojik bulgularla en olası tanı ve ilişkili sitogenetik bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut promiyelositik lösemi - t(15;17)t(15;17) (PML-RARA)

Cevap

Akut promiyelositik lösemi - t(15;17)t(15;17) (PML-RARA)
Hastada saptanan kanama diyatezi, koagülasyon testlerindeki bozukluk (DİK tablosu) ve periferik yaymadaki çok sayıda Auer çubuğu içeren blastlar (faggot cells) tipik bir Akut Promiyelositik Lösemi (AML M3) sunumudur. Bu lösemi alt tipinde görülen karakteristik sitogenetik bozukluk t(15;17)t(15;17) (PML-RARA) translokasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Belirgin kanama bulguları, düşük fibrinojen ve uzamış koagülasyon testleri (PT, aPTT) hastada Disemine İntravasküler Koagülasyon (DİK) olduğunu gösterir.
AML alt tipleri arasında DİK ile en güçlü ilişki AML M3 (Akut Promiyelositik Lösemi) alt tipindedir.
2
Morfolojik bulguların değerlendirilmesi
Blastlar içerisinde demetler halinde görülen Auer çubukları (faggot cells) tanımlanmıştır.
Bu morfolojik bulgu AML M3 tanısı için patognomoniktir.
3
Sitogenetik korelasyon
AML M3 tanısı ile ilişkili karakteristik translokasyon saptanmıştır.
Akut promiyelositik lösemide t(15;17)t(15;17) sonucunda PML-RARA füzyon geni oluşur ve bu durum ATRA (tüm-trans retinoik asit) tedavisine yanıtı belirler.

Anahtar Kavram

Akut Promiyelositik Lösemi (AML M3) tanısında DİK tablosu, Auer çubukları (faggot cells) ve t(15;17)t(15;17) birlikteliği.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

1818 aylık bir erkek çocukta saptanan abdominal kitle; batında orta hattı geçmekte, aorta ve vena kavayı daraltmadan çepeçevre sarmakta (encasement) ve yaygın kalsifikasyonlar içermektedir. Kemik iliği aspirasyonunda rozet formasyonu oluşturan küçük yuvarlak mavi hücreler saptanmıştır. Bu hasta ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastanın 1212 aydan küçük olduğu varsayılsaydı; kemik iliği tutulumu varlığı, Evre 4S4S (özel evre) tanısının konulmasını her durumda kesin olarak engellerdi.

Cevap

Hastanın 12 aydan küçük olması durumunda kemik iliği tutulumunun Evre 4S tanısını her durumda engelleyeceğini belirten ifade yanlıştır; çünkü bu evrede nükleuslu hücrelerin %10'undan az olması kaydıyla kemik iliği tutulumuna izin verilir.
Evre 4S4S (veya INRGSS sınıflamasına göre MS), bebeklerde görülen ve deri, karaciğer veya kemik iliği ile sınırlı metastazları tanımlayan özel bir evredir. Bu evrenin en kritik özelliklerinden biri, kemik iliği tutulumunun 'yok' olması gerekmemesidir; toplam çekirdekli hücrelerin %10\%10'undan azının tutulması durumunda hala Evre 4S4S tanısı konulabilir. Bu nedenle 'kesin olarak engellerdi' ifadesi tıbben yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Orta hattı geçme, kalsifikasyon ve vasküler encasement bulguları nöroblastomu (NB) işaret eder.
Wilms tümörü genellikle orta hattı geçmez, kalsifikasyon nadirdir ve damarları sarmak yerine iter (displacement).
2
Metastatik durum ve evrelemeyi kontrol et
Kemik iliği tutulumu metastatik (Evre 4 / M) hastalığı gösterir.
Küçük yuvarlak mavi hücrelerin kemik iliğinde görülmesi uzak yayılım kanıtıdır.
3
Evre 4S (MS) kriterlerini hatırla
12-18 aydan küçük çocuklarda sınırlı metastaz (karaciğer, deri, kemik iliği < %10) Evre 4S olarak tanımlanır.
Bu evre, metastatik olmasına rağmen çok iyi prognoza sahiptir ve kendiliğinden gerileyebilir.

Anahtar Kavram

Nöroblastom ve Wilms tümörü ayırımı ile nöroblastom evreleme/prognoz kriterlerinin sentezi.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 8Soru

Kafatası kemiğinde ağrılı bir şişlik fark edilen 55 yaşındaki bir çocuğun çekilen direkt grafisinde, 'zımba deliği' (punchedoutpunched-out) görünümünde litik bir lezyon saptanmıştır. Bu lezyondan alınan biyopsi örneğinde aşağıdaki belirteçlerden hangisinin immünhistokimyasal olarak pozitif saptanması Langerhans hücreli histiyositoz (LCHLCH) tanısını doğrular?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CD1aCD1a

Cevap

Langerhans hücreli histiyositoz tanısında en spesifik immünhistokimyasal belirteçlerden biri CD1aCD1a antijenidir.
Langerhans hücreli histiyositoz, dendritik hücrelerin (Langerhans hücreleri) anormal proliferasyonu ile seyreden bir hastalıktır. Bu hücreler immünhistokimyasal olarak CD1aCD1a, S100S100 ve Langerin (CD207CD207) ile pozitif boyanırlar. Özellikle CD1aCD1a ve Langerin bu hastalık için oldukça spesifiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguyu analiz et
Çocuk hastada kafa kemiğinde saptanan 'zımba deliği' (punchedoutpunched-out) lezyon, Langerhans hücreli histiyositoz (LCHLCH) için tipik bir bulgudur.
LCHLCH, çocukluk çağında litik kemik lezyonlarının en sık nedenlerinden biridir.
2
LCHLCH tanısını doğrulayacak patolojik belirteci belirle
Tanı için histopatolojik incelemede Langerhans hücrelerinin görülmesi ve immünhistokimyasal olarak pozitiflik saptanması gerekir.
Kesin tanı için spesifik yüzey belirteçleri (CD1aCD1a veya Langerin/CD207CD207) kullanılmalıdır.

Anahtar Kavram

Langerhans hücreli histiyositoz tanısında CD1aCD1a, S100S100 ve Langerin (CD207CD207) pozitifliği karakteristiktir.
Tahmini Süre:45s
Soru 9Soru

8 yaşında bir erkek çocuk, mediastinal kitle ve T-hücreli Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) ön tanısıyla çocuk hematoloji-onkoloji servisine yatırılıyor. Hastanın yapılan ilk değerlendirmesinde saptanan laboratuvar bulguları aşağıdadır:

TetkikSonuç
Ürik asit12 mg/dL12\text{ mg/dL}
Potasyum5,2 mEq/L5,2\text{ mEq/L}
Fosfor6,5 mg/dL6,5\text{ mg/dL}
Kalsiyum8,2 mg/dL8,2\text{ mg/dL}

Hastanın öyküsünden geçmişte bakla tüketimi sonrası sarılık ve koyu renkli idrar nedeniyle hastaneye yatışının olduğu öğreniliyor.

Tümör lizis sendromu açısından yüksek riskli kabul edilen bu hastada, hiperürisemi kontrolü için aşağıdaki ilaçlardan hangisinin kullanımı kesinlikle kontrendikedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rasburicase

Cevap

Rasburicase kullanımı, hastanın öyküsündeki fava fasulyesi (bakla) duyarlılığına bağlı olası Glukoz-6-Fosfat Dehidrogenaz (G6PD) eksikliği nedeniyle kesinlikle kontrendikedir.
Doğru seçenek olan rasburicase, ürik asidi parçalayan bir enzimdir. Bu süreçte ortaya çıkan hidrojen peroksit, G6PD eksikliği olan hastalarda eritrositlerin parçalanmasına (hemoliz) yol açar. Sorudaki bakla yeme öyküsü bu genetik eksikliğin en tipik göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Bakla tüketimi sonrası sarılık ve koyu renkli idrar öyküsü, hastada Glukoz-6-Fosfat Dehidrogenaz (G6PD) eksikliği olduğunu düşündürür.
G6PD eksikliği olan bireylerde bakla tüketimi (favizm) akut oksidatif hemolize neden olur.
2
İlacın etki mekanizmasının analizi
Rasburicase (rekombinant urat oksidaz), ürik asidi daha çözünür olan allantoine çevirirken yan ürün olarak hidrojen peroksit (H2O2H_2O_2) açığa çıkarır.
Açığa çıkan hidrojen peroksit güçlü bir oksidandır.
3
İlaç ve hastalık etkileşiminin saptanması
G6PD eksikliği olan eritrositler hidrojen peroksidi nötralize edemez ve şiddetli hemoliz gelişir.
Bu nedenle rasburicase, bilinen veya şüphelenilen G6PD eksikliğinde kesin kontrendikedir.

Anahtar Kavram

Tümör lizis sendromu yönetiminde kullanılan Rasburicase, G6PD eksikliği olan hastalarda oksidatif hemoliz riski nedeniyle kontrendikedir.

Daha Fazla Pratik

Tümör lizis sendromunda kalsiyum-fosfat çarpımı (Ca×PCa \times P) 7070'in üzerine çıktığında gelişebilecek komplikasyonları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

Akut halsizlik ve gözlerde sararma şikayetiyle getirilen 88 yaşındaki bir kız hastanın laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin düzeyinin düşük, indirekt bilirubin ve retikülosit sayısının yüksek olduğu saptanmıştır. Bu hastada saptanan hemolizin otoimmün bir süreçten kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemek amacıyla yapılması gereken ilk tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Direkt Coombs testi

Cevap

Hemolizin immün kaynaklı olup olmadığını belirleyen temel test Direkt Coombs testidir.
Laboratuvarda hemoliz bulguları (anemi, indirekt hiperbilirubinemi, retikülositoz) saptanan bir hastada, bu durumun vücudun kendi eritrositlerine karşı oluşturduğu antikorlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığını gösteren en özgül ve hızlı test Direkt Coombs testidir. Bu test, eritrosit yüzeyindeki IgG veya C3 varlığını kanıtlayarak otoimmün hemolitik anemi (OHA) tanısını koydurur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Düşük hemoglobin, yüksek indirekt bilirubin ve yüksek retikülosit sayısı aktif bir hemoliz tablosunu işaret eder.
Tanı sürecinde önce hemolizin varlığı, sonra ise nedeni belirlenmelidir.
2
Hemoliz etiyolojisini (immün vs non-immün) sınıflandır
Otoimmün hemolitik anemilerde eritrosit yüzeyinde antikorlar bulunur.
Tedavi yaklaşımı immün ve non-immün nedenler için tamamen farklıdır.
3
Spesifik tanı testini seç
Direkt Coombs testi pozitifliği otoimmün süreci doğrular.
Bu test doğrudan hasta eritrositleri üzerindeki immünoglobulinleri saptar.

Anahtar Kavram

Otoimmün hemolitik anemilerin tanısında Direkt Coombs (Antiglobulin) testi altın standarttır.

İpuçları

1
Hemolizin 'immün' yani antikor kaynaklı olup olmadığını anlamaya çalışın.
2
Eritrositlerin üzerine yapışmış antikorları arayan testi hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İndirekt Coombs testinin kullanım alanları ile Direkt Coombs testi arasındaki farkları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 11Soru

4 yaşındaki bir erkek çocuk, vücudunda aniden çıkan kırmızı noktalar ve morluklar nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden iki hafta önce viral bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenede yaygın peteşi ve ekimozlar saptanırken; organomegali, splenomegali veya lenfadenopati saptanmıyor.

Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

TetkikSonuç
Hemoglobin12,2 g/dL12,2\text{ g/dL}
Lökosit7.800/mm37.800\text{/mm}^3
Trombosit sayısı14.000/mm314.000\text{/mm}^3
MPV11,8 fL11,8\text{ fL} (Normal: 711 fL7-11\text{ fL})
Kanama ZamanıUzamış
PT12,5 sn12,5\text{ sn} (Normal)
aPTT32 sn32\text{ sn} (Normal)

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmmün trombositopenik purpura

Cevap

Verilen klinik öykü ve laboratuvar verileri doğrultusunda en olası tanı İmmün Trombositopenik Purpura (ITP) olarak belirlenmiştir.
İmmün trombositopenik purpura (ITP), çocuklarda viral enfeksiyonları takiben aniden gelişen, fizik muayenede organomegali saptanmayan ve laboratuvarda izole trombositopeni ile karakterize bir tablodur. MPV'nin yüksek olması periferik yıkımı ve kemik iliğinin reaktif cevabını destekler. PT ve aPTT testlerinin normal olması, pıhtılaşma faktörlerinde bir sorun olmadığını (sekonder hemostazın sağlam olduğunu) kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve fizik muayene bulgularını değerlendir.
Viral enfeksiyon sonrası ani peteşi/ekimoz gelişimi ve organomegali yokluğu.
Organomegali yokluğu, lösemi gibi malign süreçlerin dışlanması açısından kritik bir negatif bulgudur.
2
Laboratuvar verilerindeki trombosit sayısını ve koagülasyon parametrelerini analiz et.
İzole trombositopeni (14.000/mm314.000\text{/mm}^3) saptandı, PT ve aPTT normal bulundu.
Primer hemostaz bozukluklarında trombositopeni veya fonksiyon bozukluğu beklenirken, sekonder hemostaz (PT/aPTT) normal kalır.
3
MPV ve kanama zamanı ilişkisini yorumla.
Artmış MPV (11,8 fL11,8\text{ fL}) ve uzamış kanama zamanı.
İmmün yıkım nedeniyle kemik iliği genç ve büyük trombositler (yüksek MPV) üretir; düşük trombosit sayısı ise kanama zamanını doğal olarak uzatır.

Anahtar Kavram

İzole trombositopeni ile seyreden çocukluk çağı kanamalarında, viral enfeksiyon öyküsü ve normal organ muayenesi varlığında ilk düşünülmesi gereken tanı İmmün Trombositopenik Purpura'dır.
Tahmini Süre:45s
Soru 12Soru

Dört aylık kız hasta, annesi tarafından beslenme sırasında çabuk yorulma ve cilt renginde soluklaşma fark edilmesi üzerine polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde belirgin soluk görünümde olan hastanın yarık damağı olduğu ve sol alt sternal kenarda 3/63/6 şiddetinde pansistolik üfürüm duyulduğu not ediliyor. Karaciğer ve dalak palpe edilmiyor. Tam kan sayımında; Hemoglobin: 4.8 g/dL4.8\text{ g/dL}, Lökosit: 9.200 /mm39.200\text{ /mm}^3, Trombosit: 410.000 /mm3410.000\text{ /mm}^3, Ortalama Eritrosit Hacmi (MCV): 106 fL106\text{ fL} ve düzeltilmiş retikülosit oranı: %0.1\%0.1 olarak saptanıyor. Periferik yaymada makrositoz dışında belirgin özellik saptanmıyor.

Bu hastanın tanısını doğrulamaya yönelik olarak aşağıdaki testlerden hangisinin istenmesi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eritrosit adenozin deaminaz (eADA) enzim aktivitesinin ölçülmesi

Cevap

Eritrosit adenozin deaminaz (eADA) enzim aktivitesinin ölçülmesi
Hastada saptanan bir yaş altı başlangıç, şiddetli anemi, makrositoz, düşük retikülosit oranı ile yarık damak ve kalp defekti gibi konjenital anomalilerin varlığı, doğumsal bir saf kırmızı küre aplazisi olan Diamond-Blackfan Anemisi (DBA) ile uyumludur. DBA tanısını desteklemek için en sık kullanılan ve en spesifik laboratuvar belirteci, eritrosit adenozin deaminaz (eADA) enzim aktivitesindeki artıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını yaş, fizik muayene ve laboratuvar parametreleri ile değerlendirmek
4 aylık hastada makrositer anemi (MCV 106 fL), şiddetli retikülositopeni, normal lökosit ve trombosit sayıları ile birlikte yarık damak ve VSD ile uyumlu pansistolik üfürüm tespit edilmiştir.
Hematolojik hastalıkların yaşa, hücre hacmine (MCV) ve eşlik eden sendromik anomalilere göre sınıflandırılması ayırıcı tanı için şarttır.
2
Olası tanıları ekarte etmek ve en olası tanıyı belirlemek
İzole kırmızı dizi aplazisi (saf kırmızı küre aplazisi), 1 yaş altı başlangıç, makrositoz ve konjenital anomalilerin (yarık damak, kalp defekti) varlığı tablonun Diamond-Blackfan Anemisi (DBA) olduğunu net olarak gösterir.
Diğer benzer tablo olan TEC normositerdir ve anomalilerle gitmez; Fanconi aplastik anemisi ise izole anemi değil pansitopeni yapar.
3
DBA için spesifik olan doğrulayıcı laboratuvar testini seçmek
DBA hastalarının büyük çoğunluğunda eritrosit adenozin deaminaz (eADA) enzim aktivitesi yüksek saptanır.
Bu test, DBA tanısını destekleyen ve ayırıcı tanıda oldukça spesifik olan bir biyobelirteçtir.

Anahtar Kavram

Diamond-Blackfan Anemisi klinik özellikleri ve tanısı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 13Soru

33 aylık bir kız bebek, belirgin solukluk şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve ağırlığı 1025.10-25. persentilde saptanıyor. Her iki el başparmağının üç falankslı (trifalangeal) olduğu ve hafif mikrognati varlığı dikkati çekiyor. Organomegali saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

ParametreDeğer
Hemoglobin (Hb)5.55.5 g/dL
Ortalama Eritrosit Hacmi (MCV)104104 fL
Beyaz Küre Sayısı (WBC)8.200/mm38.200/mm^3
Trombosit Sayısı350.000/mm3350.000/mm^3
Retikülosit Sayısı%0.1\%0.1

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diamond-Blackfan anemisi

Cevap

Diamond-Blackfan anemisi
Vakada sunulan 33 aylık bebekteki izole makrositer anemi ve retikülositopeni bulguları, eşlik eden trifalangeal başparmak anomalisi ile birlikte tipik Diamond-Blackfan anemisi (DBA) tablosudur. DBA, ribozomal protein mutasyonlarına bağlı gelişen konjenital bir saf eritroid aplazi durumudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (yaş ve fizik muayene) değerlendirilmesi
33 aylık bebekte saptanan trifalangeal başparmak ve mikrognati, konjenital bir kemik iliği yetmezliği sendromunu düşündürür.
Diamond-Blackfan anemisi vakalarının yaklaşık %50\%50'sine fiziksel anomaliler eşlik eder.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Yüksek MCV (makrositoz), çok düşük retikülosit (%0.1)(\%0.1) ve normal beyaz küre/trombosit sayıları saptanmıştır.
Bulgular 'izole saf eritroid aplazi' tablosuna işaret eder; bu da pansitopeniden farklıdır.
3
Ayırıcı tanının netleştirilmesi
Erken başlangıç, makrositoz ve eşlik eden anomaliler tanıyı doğrular.
Geçici çocukluk çağı eritroblastopenisi (TEC) normositerdir ve anomaliler eşlik etmez; Fanconi ise genellikle pansitopeni ile daha geç yaşta gelir.

Anahtar Kavram

Diamond-Blackfan anemisi (DBA), erken bebeklik döneminde ortaya çıkan konjenital saf eritroid aplazi tablosudur. Makrositer anemi, retikülositopeni ve trifalangeal başparmak gibi karakteristik iskelet anomalileri en önemli tanısal ipuçlarıdır.

Daha Fazla Pratik

Diamond-Blackfan anemisi tanısında eritrosit adenozin deaminaz (eADA) seviyesinin yüksekliğinin tanısal değerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru

Diş eti kanamaları ve sık tekrarlayan epistaksis şikayetleriyle getirilen 8 yaşındaki kız çocuğunun fizik muayenesinde alt ekstremitelerde yaygın ekimozlar saptanırken, hepatosplenomegali veya lenfadenopatiye rastlanmamıştır.

Laboratuvar tetkiklerinde:
- Hemoglobin: 12.5 g/dL
- Lökosit: 7.800/mm³
- Trombosit: 58.000/mm³
- PT ve aPTT: Normal
- Kanama Zamanı: Uzamış (>15 dakika)

Periferik yayma incelemesinde trombositlerin %40-50'sinin eritrosit boyutuna yakın dev formda olduğu görülmüştür. Trombosit agregasyon testlerinde ADP, kollajen ve epinefrin ile yanıt alınırken, ristosetin ile agregasyonun gerçekleşmediği; normal plazma eklenmesiyle de bu bozukluğun düzelmediği (yanıt alınamadığı) belirlenmiştir.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bernard-Soulier Sendromu

Cevap

Bernard-Soulier Sendromu
Vaka, Bernard-Soulier Sendromu'nun klasik üçlüsünü sunmaktadır: 1) Trombositopeni, 2) Periferik yaymada Dev Trombositler, 3) Ristosetin ile agregasyon yokluğu. Ayırıcı tanıda en kritik nokta, ristosetin defektinin normal plazma ile düzelmemesidir. Von Willebrand hastalığında eksik olan vWF plazma ile yerine konulunca test düzelir; ancak Bernard-Soulier sendromunda sorun trombosit yüzeyindeki GPIb-IX-V reseptörünün eksikliğidir, bu nedenle dışarıdan vWF (plazma) verilmesi agregasyonu sağlamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Mukokütanöz kanama (primer hemostaz bozukluğu) mevcut.
Kanama zamanının uzaması ve normal PT/aPTT primer hemostaz kusurunu gösterir.
2
Trombosit sayısı ve morfolojisini analiz et
Trombositopeni (58.000) ve Dev Trombositler var.
Dev trombosit varlığı ayırıcı tanıyı daraltır (Bernard-Soulier, May-Hegglin vb.). ITP ve vWD'de dev trombosit beklenmez.
3
Agregasyon testlerini yorumla
İzole Ristosetin yanıtsızlığı var ve normal plazma ile düzelmiyor.
Ristosetin ile agregasyon olmaması vWD veya Bernard-Soulier'i düşündürür. Normal plazma (vWF kaynağı) eklendiğinde düzelmemesi, sorunun faktör eksikliği değil reseptör (GPIb-IX-V) eksikliği olduğunu kanıtlar. Bu da Bernard-Soulier tanısını kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Bernard-Soulier Sendromu Tanı Kriterleri: Trombositopeni + Dev Trombositler + Ristosetin Agregasyon Kusuru (Plazma ile düzelmeyen)
Soru 15Soru

77 yaşında, bilinen dirençli epilepsi tanısı olan ve yaklaşık 1.51.5 yıldır yüksek doz fenitoin tedavisi alan bir çocuk; son iki aydır belirginleşen halsizlik, iştahsızlık ve solukluk yakınmalarıyla getiriliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, dilde papilla kaybı (atrofik glossit) saptanıyor; nörolojik muayene ise bazal hastalığı dışında yaş grubuyla uyumlu ve doğal bulunuyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 8.28.2 g/dLg/dL, MCV 106106 fLfL, lökosit ve trombosit sayıları normal sınırlarda saptanıyor. Periferik yaymada makroovalositler ve hipersegmente nötrofiller izleniyor.

Bu hastadaki hematolojik tablonun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fenitoin kullanımına bağlı folat emiliminin veya metabolizmasının bozulması

Cevap

Fenitoin kullanımına bağlı folat emiliminin veya metabolizmasının bozulması
Fenitoin, barsaklardan folat emilimini azaltarak veya folat metabolizmasında görevli enzimlerle etkileşime girerek megaloblastik anemiye yol açabilir. Hastadaki yüksek MCV ve periferik yaymadaki hipersegmentasyon bulguları, uzun süreli antiepileptik kullanımıyla birleştiğinde folat emiliminin veya metabolizmasının bozulması tanısını doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın tam kan sayımı ve periferik yayma bulgularını analiz et.
Düşük hemoglobin (8.28.2 g/dLg/dL), yüksek MCV (106106 fLfL) ve hipersegmente nötrofiller makrositik/megaloblastik anemi tablosunu gösterir.
Megaloblastik anemilerin temel laboratuvar bulgusu yüksek MCV ve çekirdek olgunlaşma bozukluğuna bağlı hipersegmentasyondur.
2
Etiyolojik faktörleri (beslenme, ilaç, malabsorbsiyon) sorgula.
Hastanın uzun süreli fenitoin kullanım öyküsü saptanmıştır.
Bazı ilaçlar (fenitoin, metotreksat, sulfasalazin) folat emilimini veya metabolizmasını bozabilir.
3
Ayırıcı tanıda nörolojik bulguları ve ilaç spesifikliğini değerlendir.
Nörolojik muayenenin doğal olması ve fenitoin öyküsü folat eksikliğini Vitamin B12B_{12} eksikliğinden ayırır.
Vitamin B12B_{12} eksikliğinde nörolojik bulgular sık görülürken, folat eksikliğinde genellikle beklenmez.

Anahtar Kavram

İlaca bağlı (fenitoin) folat eksikliği ve megaloblastik anemi gelişimi.

Alternatif Yöntem

Hastanın serum ve eritrosit içi folat düzeyleri ile Vitamin B12B_{12} düzeyleri ölçülerek laboratuvar olarak kesin ayrım yapılabilir. Ayrıca serum homosistein düzeyindeki artışın yanında metilmalonik asit düzeyinin normal olması folat eksikliğini kesinleştirir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 16Soru

1414 yaşında bir erkek çocuk, sağ diz bölgesinde yaklaşık 33 aydır devam eden ve son zamanlarda geceleri de belirginleşen ağrı şikayetiyle getirilmiştir. Özgeçmişinde bebeklik döneminde bilateral lökokori (beyaz göz bebeği) nedeniyle tedavi gördüğü ve bir gözünün enüklee edildiği öğrenilmiştir. Fizik muayenede distal femurda hassas, sert bir kitle palpe edilmiştir. Çekilen diz grafisinde distal femur metafizinde kortikal destrüksiyon, yumuşak doku kütlesi ve periostta "güneş ışınları" (sunburstsunburst) görünümü saptanmıştır.

Bu klinik tabloya göre hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osteosarkom

Cevap

Herediter retinoblastom öyküsü ve metafizyer yerleşimli güneş ışınları manzarası gösteren kemik tümörü varlığında en olası tanı Osteosarkomdur.
Herediter retinoblastom tanısı almış çocuklarda sekonder malignite gelişme riski artmıştır ve bu grup hastada en sık görülen kemik tümörü osteosarkomdur. Osteosarkom tipik olarak uzun kemiklerin metafiz bölgesinde (özellikle diz çevresi) yerleşir, ağrı ve sert kitle ile başvurur. Radyolojik olarak kortikal destrüksiyonun eşlik ettiği litik/sklerotik alanlar ve periost reaksiyonları (güneş ışınları manzarası, Codman üçgeni) tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın özgeçmişindeki kritik bulguyu değerlendir
Bebeklik döneminde bilateral lökokori ve enükleasyon öyküsü, herediter retinoblastom (RB1RB1 gen mutasyonu) varlığına işaret eder.
RB1RB1 mutasyonu taşıyan bireylerde yaşamın ilerleyen dönemlerinde sekonder kemik tümörleri, özellikle osteosarkom riski çok yüksektir.
2
Klinik ve radyolojik lokalizasyonu analiz et
Distal femur metafizi, osteosarkomun en sık görüldüğü bölgedir.
Kemik tümörlerinde anatomik yerleşim (metafiz vs. diyafiz) ayırıcı tanıda anahtar rol oynar.
3
Spesifik radyolojik bulguyu yorumla
"Güneş ışınları" (sunburstsunburst) ve Codman üçgeni gibi periost reaksiyonları osteosarkom için tipiktir.
Bu bulgular tümörün hızlı büyümesine bağlı periostun yukarı kalktığını ve kemik dışına uzanım gösterdiğini kanıtlar.

Anahtar Kavram

Herediter retinoblastom (RB1RB1 mutasyonu) ile Osteosarkom birlikteliği ve radyolojik özellikleri.

Daha Fazla Pratik

Ewing sarkomu için karakteristik genetik translokasyonu ve küçük yuvarlak mavi hücreli tümör morfolojisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

9 yaşında bir erkek çocuk, sağ boyun bölgesinde yaklaşık 5 aydır var olan ve yavaş büyüme gösteren ağrısız şişlik nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Çocuğun ateş, gece terlemesi veya kilo kaybı gibi sistemik şikayetleri bulunmuyor. Fizik muayenede sağ servikal bölgede 3×33 \times 3 cm boyutlarında, lastik kıvamında, mobil ve ağrısız lenfadenopati saptanıyor.

Yapılan eksizyonel lenf nodu biyopsisinde; küçük lenfositler ve histiyositlerden oluşan bir zemin üzerinde, geniş ve çok loblu çekirdeğe sahip "patlamış mısır (popcorn)" hücreleri izleniyor. İmmünohistokimyasal boyamada bu atipik hücrelerin CD20(+) ve CD45(+) iken, CD15(-) ve CD30(-) olduğu raporlanıyor.

Bu hastadaki klinik ve patolojik bulgulara göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nodüler lenfosit baskın Hodgkin lenfoma

Cevap

Nodüler lenfosit baskın Hodgkin lenfoma
Eksizyonel biyopsi materyalinde 'patlamış mısır (popcorn)' hücrelerinin (L&H hücreleri) görülmesi ve bu hücrelerin CD20(+), CD45(+) (B hücre ve lökosit ortak antijeni pozitif) olup, klasik Hodgkin lenfoma belirteçleri olan CD15 ve CD30 açısından negatif olması Nodüler Lenfosit Baskın Hodgkin Lenfoma için patognomoniktir. Ayrıca klinik olarak sistemik B semptomlarının olmaması ve prepubertal erkek çocukta yavaş büyüyen izole servikal lenfadenopati bu klasik tanıyı mükemmel şekilde destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik prezantasyonu değerlendir.
B semptomlarının (ateş, terleme, kilo kaybı) eşlik etmediği, kronik ve yavaş büyüyen izole servikal lenfadenopati mevcuttur.
Klinik gidişatın indolent (yavaş seyirli) bir lenfoproliferatif sürece işaret ettiğini belirlemek için.
2
Biyopsi hücre morfolojisini incele.
Çok loblu çekirdeğe sahip 'patlamış mısır (popcorn)' hücreleri (L&H hücreleri) saptanmıştır.
Popcorn hücreleri Nodüler Lenfosit Baskın Hodgkin Lenfomanın karakteristik histopatolojik bulgusudur.
3
İmmünohistokimyasal belirteçleri yorumla.
Hücreler B hücre belirteci olan CD20 ve lökosit ortak antijeni olan CD45 açısından pozitifken, klasik Hodgkin belirteçleri olan CD15 ve CD30 açısından negatiftir.
Bu immünofenotipik profil, hastalığı klasik Hodgkin lenfomadan kesin olarak ayırt etmemizi sağlar.

Anahtar Kavram

Nodüler Lenfosit Baskın Hodgkin Lenfoma Tanısal Özellikleri

İpuçları

1
Soruda bahsedilen atipik hücreler klasik 'baykuş gözü' (Reed-Sternberg) görünümünde değil, çok loblu popcorn (patlamış mısır) şeklindedir.
2
Hücreler klasik Hodgkin belirteçleri olan CD15 ve CD30 açısından negatif; ancak klasik Hodgkin'de bulunmayan CD20 (B hücre) ve CD45 belirteçleri açısından pozitiftir.
3
Klasik olmayan immünofenotipe ve Popcorn (L&H) hücrelerine sahip, genellikle yavaş seyirli Hodgkin lenfoma alt tipi hangisidir?

Daha Fazla Pratik

Klasik Hodgkin lenfoma alt tiplerinin (Nodüler Sklerozan, Mikst Selüler, Lenfositten Zengin ve Lenfositten Fakir) prognoz sıralamasını ve tipik klinik bulgularını gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

İmmünofenotip farklılıklarını akılda tutmak için şu kuralı hatırlayın: Klasik Hodgkin Lenfoma = Kural 15 ve 30'dur (CD15+, CD30+). Nodüler Lenfosit Baskın tipte ise bu kural bozulur (CD15-, CD30-), B hücreye daha çok benzer (CD20+).
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 18Soru

44 yaşında bir çocuk, rutin çocuk sağlığı izlemi sırasında sağ karın bölgesinde fark edilen bir şişlik nedeniyle değerlendiriliyor. Yapılan fizik muayenede sağ böbrek lojunda yerleşen, düzgün yüzeyli, sert ve orta hattı geçmeyen bir kitle saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde mikroskobik hematüri dışında özellik saptanmıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Wilms tümörü

Cevap

Wilms tümörü (Nefroblastom)
Wilms tümörü tanısı doğrudur; çünkü hastanın yaşı (44 yaş), kitlenin düzgün sınırlı olması ve orta hattı geçmemesi bu tümörün en karakteristik klinik sunumudur. Ayrıca böbrek tutulumuna bağlı olarak görülen mikroskobik hematüri tanıyı desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve kitle özelliklerini değerlendir.
44 yaşında, düzgün yüzeyli ve orta hattı geçmeyen kitle.
Wilms tümörü genellikle 343-4 yaşlarında pik yapar ve kapsüllü olduğu için düzgün sınırlı, lokalize bir kitle olarak sunulur.
2
Eşlik eden laboratuvar bulgularını analiz et.
Mikroskobik hematüri varlığı.
Böbrek parankimini invaze eden tümörlerde (Wilms gibi) hematüri sık görülen bir bulgudur.
3
Nöroblastom ile ayırıcı tanısını yap.
Kitle orta hattı geçmediği için Wilms tümörü tanısı kesinleşir.
Nöroblastomun aksine Wilms tümörü nadiren orta hattı geçer ve genellikle daha 'sessiz' bir klinik tabloya sahiptir.

Anahtar Kavram

Wilms tümörü (nefroblastom), çocukluk çağının en sık görülen böbrek tümörü olup; düzgün sınırlı kitle, orta hattı geçmeme ve hematüri/hipertansiyon ile karakterizedir.
Tahmini Süre:45s
Soru 19Soru

1111 yaşında erkek çocuk, son iki aydır giderek artan halsizlik ve diş eti kanamaları şikayetiyle getirilmiştir. Özgeçmişinde bebeklik döneminde at nalı böbrek nedeniyle takip edildiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde boy ve ağırlık 33. persentilin altında, mikrosefali ve gövdede birkaç adet sütlü kahve lekesi saptanıyor. Her iki el başparmakları ve ön kolların anatomik yapısı normal olarak değerlendiriliyor. Laboratuvar incelemesinde; hemoglobin 6.26.2 g/dL, lökosit 2.2002.200/mm³ (mutlak nötrofil sayısı 750750/mm³), trombosit 18.00018.000/mm³, retikülosit %0.2\%0.2 ve MCV 105105 fL bulunuyor. Bu hastada kesin tanıyı koymak için en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) ile indüklenmiş kromozom kırık analizi

Cevap

Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) ile indüklenmiş kromozom kırık analizi yapılarak Fanconi Aplastik Anemisi doğrulanmalıdır.
Hastada saptanan pansitopeniye eşlik eden konjenital anomaliler (at nalı böbrek, mikrosefali, sütlü kahve lekeleri) Fanconi Aplastik Anemisi için tipiktir. Bu hastalığın kesin tanısı, hücrelerin DNA çapraz bağlayıcı ajanlara karşı hassasiyetini ölçen diepoksibütan (DEB) testi ile konur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların sentezi
Pansitopeni + Makrositoz + Konjenital anomaliler (Kısa boy, mikrosefali, at nalı böbrek, cilt bulguları).
Hastanın hem hematolojik hem de sistemik anomalileri olduğu belirlenmelidir.
2
Ayırıcı tanı yapılması
Fanconi Aplastik Anemisi (FAA) ön plana çıkar.
FAA, kalıtsal kemik iliği yetersizliklerinin en sık nedenidir ve hastaların bir kısmında başparmak anomalisi olmayabilir.
3
Tanısal testin belirlenmesi
Kromozom kırık analizi (DEB testi).
FAA'da DNA tamir mekanizması bozuktur; DEB gibi ajanlarla hücreler uyarıldığında karakteristik kromozom kırıkları oluşur.

Anahtar Kavram

Fanconi Aplastik Anemisi tanısında başparmak anomalisi olmasa dahi sendromik bulgular eşliğinde DEB testi altın standarttır.

Alternatif Yöntem

Kromozom kırık analizi için periferik kan yerine deri fibroblastları kullanılması, mozaisizm şüphesi olan durumlarda tercih edilebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 22 aydır devam eden halsizlik, çabuk yorulma ve toprak yeme (pika) şikayetleri ile polikliniğe getirilmiştir. Fizik muayenesinde belirgin solukluk ve hafif taşikardi dışında patolojik bulgu saptanmamıştır. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuç
Hemoglobin (Hb)8.28.2 g/dL
Ortalama eritrosit hacmi (MCV)6060 fL
Eritrosit dağılım genişliği (RDW)%19.5\%19.5
Eritrosit sayısı (RBC)3.3×106/μL3.3 \times 10^6/\mu L
Serum demiri1818 μ\mug/dL
Total demir bağlama kapasitesi (TDBK)460460 μ\mug/dL
Ferritin66 ng/mL

Bu hastanın tanı ve ayırıcı tanısı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi ile kronik hastalık anemisi ayrımında; ferritin düzeyinin inflamasyon nedeniyle yanıltıcı olabildiği durumlarda, serum çözünür transferrin reseptör düzeyinin artmış olması demir eksikliğini destekler.

Cevap

Doğru yanıt, demir eksikliği anemisi ile kronik hastalık anemisi ayrımında serum çözünür transferrin reseptör düzeyinin artmış olmasının demir eksikliğini desteklediğini belirten seçenektir.
Demir eksikliği anemisinde (DEA) demir depoları tükenmiş ve hücrelerin demir ihtiyacı artmıştır. Bu durum serum çözünür transferrin reseptör (sTfR) düzeyinin yükselmesine neden olur. Kronik hastalık anemisinde (KHA) ise demir depoları dolu ancak demir kullanımı kısıtlıdır; bu nedenle sTfR düzeyi normal saptanır. Ferritin inflamasyondan etkilenirken sTfR etkilenmez, bu da sTfR'yi DEA ve KHA ayrımında en değerli marker yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerini analiz et.
Hb düşük (8.28.2), MCV düşük (6060), RDW yüksek (%19.5\%19.5), RBC düşük (3.33.3), Ferritin düşük (66), TDBK yüksek (460460).
Bu bulgular klasik bir mikrositik hipokrom anemi olan Demir Eksikliği Anemisi'ne (DEA) işaret eder.
2
Mentzer İndeksini hesapla.
MCV / RBC = 60/3.3=18.160 / 3.3 = 18.1.
Sonucun 1313'ten büyük olması DEA lehinedir (Talasemi taşıyıcılığında genellikle <13<13 olur).
3
Kronik Hastalık Anemisi (KHA) ile ayırıcı tanı yap.
DEA'da TDBK yüksek ve sTfR yüksektir; KHA'da ise TDBK düşük/normal ve sTfR normaldir.
İnflamasyon durumunda ferritin bir akut faz reaktanı olarak yükselebilir, bu durumda sTfR ayrıcı tanıda en güvenilir parametredir.

Anahtar Kavram

Demir eksikliği anemisi ile diğer mikrositik anemilerin (β\beta-Talasemi taşıyıcılığı ve Kronik Hastalık Anemisi) laboratuvar parametreleri ile ayrımı.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar sonuçlarında RDW yüksekliği ve Mentzer indeksinin 13'ten büyük olması doğrudan demir eksikliği lehinedir; bu bilgiyle talasemi şıkları (B ve E) hızlıca elenebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Sayfa 1 / 21Sonraki