Hematoloji ve Onkoloji

409 soru

Soru 41Soru →

1212 yaşında kız çocuk, sağ boyun bölgesinde 22 aydır bulunan ağrısız, lastik kıvamında şişlik nedeniyle getirilmiştir. Fizik muayenede sağ servikal bölgede 44 cm'lik lenfadenopati saptanmış ve akciğer grafisinde mediastinal genişleme izlenmiştir. Batın tomografisinde splenomegali ve çölyak lenfadenopatiler saptanan hastanın son 66 ayda %15\%15 kilo kaybı ve her gece olan ateş şikayeti olduğu öğrenilmiştir. Bu hastada lenf nodu biyopsisi ile Hodgkin lenfoma tanısı kesinleştiğine göre, Ann Arbor evreleme sistemine göre klinik evre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIIB

Cevap

Ann Arbor evreleme sistemine göre diyaframın her iki tarafındaki tutulum ve B semptomlarının varlığı nedeniyle Evre IIIB.
Ann Arbor evreleme sisteminde, diyaframın her iki tarafındaki lenf nodu bölgelerinin tutulumu (bu vakada sağ servikal/mediastinal ve çölyak/dalak) Evre III olarak sınıflandırılır. Ayrıca hastada ateş ve son 66 ayda %10\%10'un üzerinde (%15)(\%15) kilo kaybı gibi B semptomları bulunduğu için evre IIIB olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Lenf nodu bölgelerinin diyaframa göre konumunu belirle.
Servikal ve mediastinal tutulum diyafram üstü; çölyak lenf nodları ve dalak tutulumu diyafram altıdır.
Diyaframın her iki tarafındaki lenf nodu bölgelerinin tutulması Evre III olarak tanımlanır.
2
Sistemik (B) semptomlarının varlığını kontrol et.
Son 66 ayda >%10>\%10 kilo kaybı ve ateş mevcuttur.
Ateş, gece terlemesi veya son 66 ayda %10\%10’dan fazla kilo kaybı 'B' kategorisini gösterir.
3
Bulguları birleştirerek evreyi sonuçlandır.
Evre III + B semptomları = Evre IIIB.
Hastanın klinik tablosu Ann Arbor IIIB kriterlerini tam olarak karşılamaktadır.

Anahtar Kavram

Hodgkin Lenfomada Ann Arbor Evrelemesi
Soru 42Soru →

55 yaşındaki bir kız çocuk; yaklaşık iki haftadır devam eden halsizlik, bacak ağrısı ve aralıklı ateş şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde solukluk, alt ekstremitelerde yaygın peteşiler ve kot kavisini 33 cm geçen ağrısız splenomegali saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 8.28.2 g/dL, lökosit 14.000/mm314.000/mm^3 ve trombosit 35.000/mm335.000/mm^3 olarak bulunuyor. Periferik yaymada ve kemik iliği aspirasyonunda %80\%80 oranında lenfoblastlar izleniyor. Yapılan sitogenetik analizde t(12;21)t(12;21) (ETV6−RUNX1ETV6-RUNX1) saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve prognozla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saptanan t(12;21)t(12;21) (ETV6−RUNX1ETV6-RUNX1) translokasyonu, çocukluk çağı B-öncül ALL vakalarında en sık görülen yapısal anomali olup prognozu olumlu etkiler.

Cevap

Saptanan t(12;21)t(12;21) (ETV6−RUNX1ETV6-RUNX1) translokasyonu, çocukluk çağı B-öncül ALL vakalarında en sık görülen yapısal anomali olup prognozu olumlu etkiler.
Hastada saptanan t(12;21)t(12;21) (ETV6−RUNX1ETV6-RUNX1) translokasyonu, pediatrik B-hücreli öncül ALL vakalarının yaklaşık %25\%25'inde görülerek en sık rastlanan yapısal kromozomal anomaliyi oluşturur ve klinik olarak mükemmel tedavi yanıtı ve sağkalım ile ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Halsizlik, bacak ağrısı, peteşi ve splenomegali bulguları Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) için tipiktir.
Tanı basamağında klinik ipuçlarını birleştirmek gerekir.
2
NCI Risk kriterlerini uygula
Hasta 55 yaşında (1−91-9 yaş arası) ve lökosit sayısı 14.000/mm314.000/mm^3 (<50.000/mm3<50.000/mm^3) olduğu için "Standart Risk" grubundadır.
Tedavi protokolünü ve prognozu belirlemek için risk sınıflaması şarttır.
3
Sitogenetik anomaliyi yorumla
t(12;21)t(12;21) translokasyonu B-hücreli ALL'de en sık görülen ve prognozu en iyi olan anomalidir.
Moleküler markerlar modern lösemi yönetiminde altın standarttır.

Anahtar Kavram

Çocukluk çağı ALL'de NCI risk kriterleri ve en sık görülen iyi prognostik sitogenetik anomali (t(12;21)t(12;21)).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 43Soru →

6 yaşında bir erkek çocuk, karın şişliği ve nefes darlığı şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan tetkiklerde mediastende kitle ve batın içerisinde cerrahi olarak tamamen çıkarılamayan (unrezektabıl), çevre dokuları invaze etmiş mezenterik yerleşimli yaygın kitle saptanıyor. Biyopsi örneği 'Lenfoblastik Lenfoma' ile uyumlu bulunan hastanın kemik iliği aspirasyonunda blast oranı %15 olarak raporlanıyor; merkezi sinir sistemi incelemesinde ise tutulum saptanmıyor.

Bu hasta St. Jude (Murphy) evreleme sistemine göre hangi evrede değerlendirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IV

Cevap

Hasta, kemik iliğinde %15 oranında blast saptanması nedeniyle Evre IV olarak değerlendirilmelidir.
Çocukluk çağı Non-Hodgkin Lenfomalarında kullanılan St. Jude (Murphy) evreleme sistemine göre; mediastinal kitleler veya cerrahi olarak tamamen çıkarılamayan (unrezektabıl) intraabdominal yaygın kitleler Evre III olarak kabul edilir. Ancak, blast oranı %25'in altında olmak şartıyla kemik iliğinde herhangi bir oranda blast saptanması veya merkezi sinir sistemi tutulumunun gösterilmesi hastayı doğrudan Evre IV kategorisine sokar. Bu vakada blast oranı %15 olduğu için hasta lösemi (ALL) değil, Evre IV lenfomadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanıyı ve başlangıç tutulum yerlerini değerlendir
Lenfoblastik lenfoma; mediastinal ve yaygın abdominal (unrezektabıl) tutulum mevcut.
Primer tutulum yerleri başlangıçta Evre III'ü düşündürür.
2
Kemik iliği aspirasyon bulgularını analiz et
Kemik iliğinde %15 blast saptandı.
Kemik iliği veya santral sinir sistemi tutulumu evrelemeyi doğrudan etkiler.
3
Lösemi-Lenfoma ayrımı ve evreleme kriterlerini uygula
Blast oranı %25'in altında olduğu için lenfoma (Evre IV) tanısı korunur.
St. Jude sisteminde kemik iliği tutulumu (blast < %25) varlığı Evre IV NHL tanımıdır; %25 ve üzeri blast varlığında ise hastalık lösemi (ALL) olarak sınıflandırılır.

Anahtar Kavram

St. Jude (Murphy) evreleme sisteminde kemik iliği tutulumu ve lösemi sınırı.
Soru 44Soru →

1212 yaşında kız çocuk, son iki haftadır giderek artan halsizlik ve bacaklarında kendiliğinden oluşan morluklar nedeniyle başvuruyor. Öyküsünde kronik bir hastalık veya ilaç kullanımı saptanmıyor. Fizik muayenede vücudunun çeşitli yerlerinde peteşi ve ekimozlar izleniyor; boy ve kilosu 50.50. persentilde saptanıyor. Dismorfik bulgu, lenfadenopati veya organomegali saptanmıyor.

Laboratuvar bulguları aşağıdaki gibidir:

ParametreSonuç
Hemoglobin7,2 g/dL7,2 \, g/dL
Beyaz Küre (WBC)2.200 /mm32.200 \, /mm^3
Mutlak Nötrofil Sayısı (ANC)450 /mm3450 \, /mm^3
Trombosit14.000 /mm314.000 \, /mm^3
Retikülosit%0,3\%0,3
MCV92 fL92 \, fL

Kemik iliği biyopsisinde sellülarite %15\%15 (belirgin hiposellüler) bulunuyor ve yağ dokusunda artış izleniyor. Hastanın HLA doku grubu tam uyumlu bir erkek kardeşi olduğu saptanıyor.

Bu hasta için en uygun küratif tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: HLA tam uyumlu kardeşten hematopoetik kök hücre nakli

Cevap

HLA tam uyumlu kardeşten hematopoetik kök hücre nakli
Hastada saptanan bulgular (kemik iliği sellülaritesinin %25\%25'in altında olması, mutlak nötrofil sayısının 500/mm3500/mm^3'ün altında ve trombosit sayısının 20.000/mm320.000/mm^3'ün altında olması) 'Ağır Aplastik Anemi' kriterlerini karşılamaktadır. Çocuk yaş grubunda ağır aplastik anemi tanısı konulduğunda, eğer hastanın HLA tam uyumlu bir kardeş donörü varsa, küratif amaçlı ilk seçenek tedavi hematopoetik kök hücre naklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın pansitopeni derinliğini ve kemik iliği sellülaritesini değerlendir
Sellülarite <%25<\%25, ANC <500/mm3<500/mm^3 ve Trombosit <20.000/mm3<20.000/mm^3 olduğu için 'Ağır Aplastik Anemi' (AAA) tanısı konur.
Tedavi protokolünü belirlemek için hastalığın şiddetini sınıflandırmak gerekir.
2
Etyolojiyi ve donör durumunu kontrol et
Konjenital anomali yok (Edinilmiş AAA) ve HLA tam uyumlu kardeş donör mevcut.
Çocuklarda ağır aplastik anemide donör varlığı tedavi algoritmasını doğrudan değiştirir.
3
En yüksek başarı oranına sahip küratif tedaviyi seç
HLA uyumlu kardeşten hematopoetik kök hücre nakli kararı verilir.
Çocuklarda kardeşten nakil ile sağkalım oranları %90'ın üzerindedir ve immünsüpresif tedaviye göre daha üstündür.

Anahtar Kavram

Ağır Aplastik Anemi Tanı Kriterleri ve Tedavi Algoritması

İpuçları

1
Hastanın laboratuvar değerlerine bakarak ağır aplastik anemi kriterlerini (ANC < 500, Plt < 20k) karşılayıp karşılamadığını kontrol edin.
2
Çocuklarda aplastik anemi tedavisinde donör varlığı, tedavi seçiminde en kritik basamaktır.
3
Uyumlu kardeş donörü olan çocuk hastalarda nakil, immünsüpresif tedaviden daha yüksek başarı oranına sahiptir.

Daha Fazla Pratik

Ağır Aplastik Anemi kriterlerini tekrar edin ve Fanconi Aplastik Anemisindeki tedavi farklılıklarını (düşük doz kemoterapi gereksinimi vb.) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 45Soru →

99 yaşında erkek çocuk, el tırnaklarında giderek artan bozulmalar ve halsizlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde boyun ve göğüs ön duvarında dantel benzeri (retiküler) hiperpigmentasyon, tüm el tırnaklarında atrofi ve distrofi, ağız içinde dilde lökoplaki saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; Hb:8.4 g/dLHb: 8.4\ g/dL, MCV:104 fLMCV: 104\ fL, lökosit sayısı 2.900/mm32.900/mm^3 (mutlak nötrofil sayısı 1.200/mm31.200/mm^3), trombosit sayısı 48.000/mm348.000/mm^3 ve retikülosit oranı %0.2\%0.2 olarak bulunuyor. Bu klinik bulgular ışığında, kesin tanıya ulaşmak için yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lökosit alt gruplarında telomer uzunluğu analizi

Cevap

Kesin tanı için lökosit alt gruplarında telomer uzunluğu analizi yapılmalıdır.
Hastada görülen retiküler hiperpigmentasyon, tırnak distrofisi ve oral lökoplaki bulguları Diskeratozis Konjenita'nın (DC) klasik triadıdır. Bu hastalık telomer biyolojisindeki genetik defektler sonucu oluşur. Tanıda en duyarlı yöntem, periferik kan lökosit alt gruplarında telomer uzunluğunun ölçülmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularının (retiküler hiperpigmentasyon, tırnak distrofisi, oral lökoplaki) analiz edilmesi.
Diskeratozis Konjenita (DC) klasik triadının varlığı saptandı.
Kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromları arasında ayırıcı tanı yapmak için spesifik fizik muayene bulguları kritiktir.
2
Laboratuvar sonuçlarının (makrositik pansitopeni) değerlendirilmesi.
Kemik iliği yetmezliği tablosu onaylandı.
DC hastalarında genellikle ilk dekadda pansitopeni gelişmeye başlar.
3
Hastalığa özgü patofizyolojik mekanizmaya yönelik testin belirlenmesi.
Telomer biyolojisindeki bozukluk nedeniyle telomer kısalığının ölçülmesi gerektiği belirlendi.
Telomer uzunluğu ölçümü (özellikle flow-FISH yöntemi), DC için en duyarlı ve özgül tanısal testtir.

Anahtar Kavram

Diskeratozis Konjenita tanısında klasik klinik triad (deri, tırnak, mukoza) ve telomer kısalığının gösterilmesi.
Soru 46Soru →

55 yaşında bir erkek çocuk, dış merkezde demir eksikliği anemisi tanısıyla başlanan ve 33 ay süreyle düzenli kullanılan oral demir tedavisine yanıt alınamaması nedeniyle polikliniğe getirilmiştir. Hastanın fizik muayenesinde patolojik bir bulgu saptanmamış, laboratuvar incelemelerinde şu sonuçlar elde edilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin (HbHb)10.2 g/dL10.2 \, g/dL11.5−13.5 g/dL11.5 - 13.5 \, g/dL
Ortalama eritrosit hacmi (MCVMCV)61 fL61 \, fL75−87 fL75 - 87 \, fL
Eritrosit sayısı (RBCRBC)5.6×1012/L5.6 \times 10^{12}/L3.9−5.3×1012/L3.9 - 5.3 \times 10^{12}/L
Eritrosit dağılım genişliği (RDWRDW)%12.8\% 12.8%11.5−14.5\% 11.5 - 14.5
Serum ferritin düzeyi75 ng/mL75 \, ng/mL10−150 ng/mL10 - 150 \, ng/mL

Bu hastada ön tanıyı kesinleştirmek için yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hemoglobin elektroforezi

Cevap

Hastada saptanan bulgular ışığında en olası tanı olan beta-talasemi taşıyıcılığının kesin tanısı hemoglobin elektroforezi ile konur.
Hemoglobin elektroforezi, beta-talasemi taşıyıcılığının kesin tanısında kullanılan temel testtir. Bu hastada saptanan düşük MCV değerine karşın eritrosit sayısının yüksekliği (>5×1012/L> 5 \times 10^{12}/L), normal RDW ve normal ferritin düzeyi, ayrıca 33 aylık demir tedavisine yanıtsızlık tipik olarak beta-talasemi taşıyıcılığını işaret eder. Bu durumda HbA2HbA_2 düzeyindeki artışın gösterilmesi tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Demir tedavisine yanıtı ve laboratuvar parametrelerini değerlendir.
33 aylık tedaviye yanıtsızlık, düşük MCVMCV, normal RDWRDW ve normal ferritin saptandı.
Tedaviye yanıtsızlık ve normal ferritin düzeyi, mikrositik aneminin nedeninin demir eksikliği olmadığını gösterir.
2
Eritrosit sayısı (RBCRBC) ve Mentzer indeksini analiz et.
RBCRBC yüksek (5.6×1012/L5.6 \times 10^{12}/L), Mentzer indeksi (MCV/RBCMCV/RBC) ≈10.9\approx 10.9.
RBCRBC sayısının 5×1012/L5 \times 10^{12}/L üzerinde olması ve Mentzer indeksinin 1313'ten küçük olması beta-talasemi taşıyıcılığı için oldukça spesifiktir.
3
Ön tanıyı doğrulamak için altın standart testi seç.
Hemoglobin elektroforezi.
Beta-talasemi taşıyıcılığında HbA2HbA_2 düzeyinin %3.5\% 3.5 üzerinde olması tanı koydurucudur.

Anahtar Kavram

Mikrositer anemilerde yüksek RBC ve düşük Mentzer indeksi ile karakterize olan talasemi taşıyıcılığının tanısında altın standart hemoglobin elektroforezidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 47Soru →

77 yaşında bir erkek çocuk; boynunda şişlik, yüzünde ödem, nefes darlığı ve göğüs duvarındaki yüzeyel venlerde belirginleşme şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde ön mediastende kitle saptanan bu hastada, kitlenin büyük damarlara basısı sonucu gelişen en olası onkolojik acil durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Süperior vena kava sendromu

Cevap

Süperior vena kava sendromu
Hastada tarif edilen yüz ve boyun ödemi, dispne ve göğüs duvarındaki venöz genişleme (venöz kollateral dolaşım), mediastinal kitlenin süperior vena kavaya bası yapması sonucu gelişen Süperior Vena Kava Sendromu (SVKS) tablosu ile tam uyumludur. Bu durum, trakeal bası ile birlikte seyrettiğinde Süperior Mediastinal Sendrom olarak da adlandırılır ve acil müdahale gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Yüzde ödem, dispne ve göğüs venlerinde belirginleşme saptandı.
Bu bulgular vücudun üst kısmındaki venöz dönüşün engellendiğini gösterir.
2
Radyolojik bulguyu (mediastinal kitle) anatomik olarak değerlendir
Ön mediastendeki kitle süperior vena kavaya dıştan bası yapmaktadır.
Süperior vena kava, ince duvarlı ve düşük basınçlı bir damar olduğu için kitle basısına oldukça duyarlıdır.
3
Tanıyı koy
Süperior vena kava sendromu (SVKS).
Vasküler obstrüksiyona bağlı gelişen bu tablo, pediatrik onkolojik acillerden biridir.

Anahtar Kavram

Süperior vena kava sendromu, özellikle mediastinal kitlesi olan çocuklarda görülen, venöz dönüşün engellenmesi sonucu baş, boyun ve kollarda ödem ile karakterize bir onkolojik acildir.
Tahmini Süre:45s
Soru 48Soru →

1111 aylık bir kız çocuk, iştahsızlık ve huzursuzluk şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden 3232 haftalık prematüre doğduğu, 44 aylıkken başlanan demir profilaksisinin 33 ay sonra aile tarafından yanlışlıkla kesildiği ve son aylarda ağırlıklı olarak inek sütü ile beslendiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk saptanıyor, organomegali saptanmıyor. Yapılan tetkik sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuç
Hemoglobin (Hb)9.09.0 g/dL
Ortalama eritrosit hacmi (MCV)6666 fL
Eritrosit sayısı (RBC)4.1×106/μL4.1 \times 10^6/\mu L
Eritrosit dağılım genişliği (RDW)%19.2\%19.2
Serum demiri2222 μg/dL\mu g/dL
Total demir bağlama kapasitesi (TDBK)480480 μg/dL\mu g/dL
Ferritin66 ng/mL
Retikülosit%0.8\%0.8

Bu laboratuvar bulguları ve klinik öykü doğrultusunda, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Demir eksikliği anemisi
Hastanın klinik öyküsünde prematürite (demir depolarının az olması), erken kesilen demir profilaksisi ve inek sütü ağırlıklı beslenme demir eksikliği anemisi için güçlü risk faktörleridir. Laboratuvar bulgularında saptanan düşük Hb ve MCV, mikrositik anemiye işaret eder. Mentzer indeksinin (MCV/RBCMCV/RBC) 13.113.1'den büyük olması (16.116.1) ve RDW'nin yüksekliği demir eksikliğini desteklerken; ferritin düzeyinin belirgin düşüklüğü (66 ng/mL) tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoglobin ve MCV değerlerini değerlendirin.
Hb: 9.09.0 g/dL (Düşük) ve MCV: 6666 fL (Düşük).
Hastada mikrositik anemi olduğunu belirlemek için.
2
Mentzer indeksini hesaplayın (MCV/RBCMCV / RBC).
66/4.1≈16.166 / 4.1 \approx 16.1.
1313'ten büyük değerler demir eksikliği lehinedir; 1313'ten küçük değerler talasemi taşıyıcılığı lehinedir.
3
RDW değerini analiz edin.
RDW: %19.2\%19.2 (Yüksek).
Yüksek RDW, eritrosit boyutlarındaki değişkenliği (anizositoz) gösterir ve demir eksikliği anemisi için karakteristiktir.
4
Demir parametrelerini (Serum demiri, TDBK, Ferritin) yorumlayın.
Serum demiri düşük (2222), TDBK yüksek (480480) ve Ferritin çok düşük (66).
Ferritin düzeyinin düşük olması, demir depolarının tükendiğini gösteren en spesifik bulgudur.

Anahtar Kavram

Mikrositik anemilerin ayırıcı tanısında demir paneli (özellikle ferritin) ve eritrosit indeksleri (RDW, Mentzer indeksi) kritik öneme sahiptir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 49Soru →

6 yaşında bir çocuk, son üç haftadır sabahları artan baş ağrısı, fışkırır tarzda kusma ve yürümede dengesizlik şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede trunkal ataksi ve bilateral papil ödemi saptanıyor. Kraniyal MR görüntülemesinde dördüncü ventriküle bası yapan, orta hat (serebellar vermis) yerleşimli solid kitle izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Medulloblastom

Cevap

Medulloblastom, çocukluk çağında arka çukurun en sık görülen malign tümörü olup vermis yerleşimi ve KİBAS bulguları ile karakterizedir.
Doğru yanıt olan medulloblastom, çocukluk çağının en sık görülen primer malign beyin tümörüdür. Tipik olarak serebellar vermis yerleşimi gösterir ve dördüncü ventriküle bası yaparak obstrüktif hidrosefaliye bağlı KİBAS bulgularına neden olur. Trunkal ataksi, vermis tutulumunun klasik bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları değerlendir
Baş ağrısı, kusma ve papil ödemi Kafa İçi Basınç Artışı Sendromu'nu (KİBAS); trunkal ataksi ise serebellar vermis tutulumunu gösterir.
Hastanın temel şikayetlerinin anatomik ve fizyolojik karşılığını bulmak için.
2
Görüntüleme bulgularını analiz et
Arka çukurda (posterior fossa), orta hatta (vermis) yerleşen ve 4. ventriküle bası yapan solid kitle.
Pediatrik beyin tümörlerinde yerleşim yeri tanı için en belirleyici faktördür.
3
En olası tanıyı belirle
Çocukluk çağında arka çukur orta hattında en sık görülen malign tümör medulloblastomdur.
Epidemiyolojik veriler ve tipik radyolojik yerleşim medulloblastomu öncelikli kılar.

Anahtar Kavram

Medulloblastom, çocuklarda en sık görülen malign santral sinir sistemi tümörüdür ve karakteristik olarak serebellar vermisten köken alarak arka çukur semptomlarına yol açar.

İpuçları

1
Arka çukur yerleşimli kitleler çocuklarda en sık görülen beyin tümörü grubudur.
2
Orta hat (vermis) yerleşimi ve malign özellikler en çok hangi tümörü düşündürür?
3
Dördüncü ventriküle tavanından bası yapan ve KİBAS bulguları veren en sık çocukluk çağı malign tümörü medulloblastomdur.

Daha Fazla Pratik

Medulloblastomun BOS yoluyla yayılım (drop metastaz) özelliğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 50Soru →

44 yaşında bir erkek çocuk, annesi tarafından son birkaç aydır fark edilen halsizlik, oyun oynarken çabuk yorulma ve ciltte solukluk şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Beslenme öyküsünde günde yaklaşık 11 litre inek sütü tükettiği, kırmızı et ve yeşil yapraklı sebzeleri nadiren yediği öğreniliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalarda solukluk saptanıyor, organomegali veya lenfadenopati eşlik etmiyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuç
Hemoglobin (Hb)8.58.5 g/dL
Ortalama Eritrosit Hacmi (MCV)6262 fL
Eritrosit Dağılım Genişliği (RDW)%19.2\%19.2
Eritrosit Sayısı (RBC)3.8×106/μ3.8 \times 10^6/\muL
Serum Ferritin66 ng/mL
Serum Demiri2222 μ\mug/dL
Toplam Demir Bağlama Kapasitesi (TDBK)460460 μ\mug/dL

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Demir eksikliği anemisi
Hastanın klinik öyküsünde aşırı inek sütü tüketimi (>500>500 mL/gün) olması demir eksikliği için önemli bir risk faktörüdür. Laboratuvar verilerinde mikrositoz (düşük MCV) ile birlikte RDW'nin yüksek olması (anizositoz) ve ferritinin belirgin düşük saptanması demir eksikliği anemisi tanısını kesinleştirir. TDBK'nın artmış olması da vücudun demir bağlama ihtiyacının arttığını gösteren klasik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Eritrosit indislerini ve anemi tipini değerlendir
Hb 8.58.5 g/dL (düşük) ve MCV 6262 fL (mikrositer). Hastada mikrositer anemi mevcuttur.
Anemi ayırıcı tanısında ilk adım ortalama eritrosit hacmine (MCV) bakmaktır.
2
Ayırıcı tanı için Mentzer İndeksini hesapla
Mentzer İndeksi = MCV/RBC=62/3.8=16.3MCV / RBC = 62 / 3.8 = 16.3.
İndeksin 1313'ten büyük olması demir eksikliği anemisini, 1313'ten küçük olması talasemi taşıyıcılığını destekler.
3
Eritrosit dağılım genişliğini (RDW) ve demir parametrelerini incele
RDW %19.2\%19.2 (yüksek), Ferritin 66 ng/mL (çok düşük), TDBK 460460 μ\mu g/dL (yüksek).
Ferritin düşüklüğü demir eksikliği anemisi için en spesifik biyokimyasal göstergedir.

Anahtar Kavram

Mikrositer anemilerin ayırıcı tanısında ferritin, TDBK, RDW ve Mentzer indeksi kullanımı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 51Soru →

Kronik sarılık ve solukluk şikayeti ile izlenen 44 yaşındaki bir hastada yapılan fizik muayenede splenomegali saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde Hemoglobin (HbHb) 7.87.8 g/dL, retikülosit %1212, indirekt bilirubin 3.23.2 mg/dL olarak bulunuyor. Periferik yaymada 'echinocyte' (dikenli hücreler) görülüyor. Ozmotik frajilite testi normal sınırlarda saptanan hastada yapılan otohemoliz testinde, hemolizin glukoz ilavesi ile düzelmediği ancak ATP ilavesi ile anlamlı düzeyde azaldığı gözleniyor. Bu hasta ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eritrosit içi 2,32,3-difosfogliserat (2,32,3-DPG) düzeyindeki artış nedeniyle anemi klinik olarak beklenenden daha iyi tolere edilir.

Cevap

Pirüvat kinaz eksikliğinde artan 2,32,3-DPG düzeyi sayesinde aneminin klinik olarak daha iyi tolere edilmesidir.
Pirüvat kinaz (PK) eksikliği olan hastalarda, glikoliz basamağındaki blok nedeniyle eritrosit içerisinde 2,32,3-difosfogliserat (2,32,3-DPG) seviyeleri belirgin şekilde artar. 2,32,3-DPG, hemoglobinin oksijene olan ilgisini (afinitesini) azaltır ve oksijen disosiasyon eğrisini sağa kaydırır. Bu mekanizma sayesinde, hemoglobin seviyesi oldukça düşük olsa bile dokulara sağlanan oksijen miktarı korunur ve hastalar anemiyi diğer hemolitik hastalıklara göre klinik olarak daha iyi tolere ederler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Kronik hemoliz bulguları (indirekt hiperbilirubinemi, retikülositoz, splenomegali) mevcuttur. Ozmotik frajilite normal olduğu için kalıtsal sferositoz olasılığı düşüktür.
Ayırıcı tanıda hemoliz tipini belirlemek gerekir.
2
Otohemoliz testi sonuçlarını yorumla.
Glukoz ile düzelmeyen ancak ATP ile düzelen otohemoliz bulgusu Pirüvat Kinaz (PK) eksikliği için patognomoniktir.
PK eksikliğinde hücre içi ATP üretilemediği için hemoliz glukozla (glikoliz yapılamadığı için) düzelmez, sadece dışarıdan ATP verilmesiyle düzelir.
3
PK eksikliğinin metabolik sonuçlarını analiz et.
Glikolitik yolaktaki blok nedeniyle 2,32,3-difosfogliserat (2,32,3-DPG) birikir.
Bu metabolit hemoglobinin oksijene afinitesini azaltarak oksijenin dokulara daha kolay bırakılmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Pirüvat Kinaz eksikliğinde biriken 2,32,3-DPG'nin oksijen-hemoglobin disosiasyon eğrisini sağa kaydırarak aneminin toleransını artırması.

Alternatif Yöntem

Otohemoliz testinde glukozun etkisizliği doğrudan glikolitik bir enzim defektini düşündürmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 52Soru →

2222 aylık bir kız çocuk, son 22 haftadır giderek artan kusma, halsizlik ve yürümede dengesizlik şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde gövde ataksisi ve fundoskopik incelemede bilateral papil ödem saptanmıştır. Kraniyal MRG'de dördüncü ventrikül tabanından kaynaklanan, beyin sapına bası yapan ve kontrast tutan heterojen kitle izlenmiştir. Yapılan kraniospinal MRG ve BOS sitolojisinde yaygın leptomeningeal metastazlar (drop metastaz) saptanmıştır. Bu hastada tanısı konulan "Grup 33" medulloblastomun en karakteristik moleküler özelliği ve kötü klinik gidişat belirteci aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: MYCMYC gen amplifikasyonu

Cevap

Grup 33 medulloblastomun en karakteristik moleküler özelliği ve kötü prognoz belirteci MYCMYC gen amplifikasyonudur.
Medulloblastomlar günümüzde dört moleküler alt gruba ayrılmaktadır. Grup 33 medulloblastomlar; bebek ve çocuklarda sık görülmesi, tanı anında sıklıkla metastatik olması ve klasik olarak MYCMYC gen amplifikasyonu içermesiyle bilinir. Bu özellikler hastayı "yüksek risk" grubuna sokar ve tüm gruplar arasında en kötü sağkalım oranına sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verileri analiz et
Bebeklik döneminde posterior fossa kitlesi ve yaygın leptomeningeal metastaz (Grup 33 medulloblastom ile uyumlu).
Hastanın yaşı ve metastatik durumu en agresif alt tipi düşündürür.
2
Medulloblastom moleküler alt gruplarını hatırla
WNTWNT, SHHSHH, Grup 33 ve Grup 44 olmak üzere dört ana alt grup vardır.
Modern medulloblastom sınıflaması prognozu belirlemek için moleküler verileri kullanır.
3
Grup 33 belirteçlerini sorgula
Grup 33 belirteci MYCMYC amplifikasyonudur.
MYCMYC amplifikasyonu bu gruptaki agresif biyolojik davranıştan sorumludur.

Anahtar Kavram

Medulloblastomun moleküler alt tiplemesi

Daha Fazla Pratik

Medulloblastomda WNTWNT yolağı aktivasyonunun sağladığı prognostik avantajı ve kemoterapi doz azaltma çalışmalarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 53Soru →

Sıkı vegan diyeti uygulayan bir annenin 2424 aylık çocuğu, sadece anne sütü ile beslenme öyküsü ve belirgin solukluk şikayetiyle getirilmiştir. Yapılan laboratuvar incelemelerinde hemoglobin 7.8 g/dL7.8\ g/dL, MCV 114 fL114\ fL (N: 72−88 fL72-88\ fL) ve RDW değeri artmış olarak saptanmıştır. Bu hastanın periferik yaymasında görülmesi beklenen en karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipersegmente nötrofiller

Cevap

Megaloblastik anemilerde periferik yaymada en karakteristik bulgu hipersegmente nötrofillerdir.
Vaka öyküsü (vegan anne sütü) ve laboratuvar bulguları (yüksek MCV) Vitamin B12 eksikliğine bağlı megaloblastik anemiyi tanımlamaktadır. Bu tablonun periferik yaymadaki en ayırt edici ve erken bulgusu, nötrofillerin beşten fazla loba sahip olması yani hipersegmentasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerini değerlendir
Hemoglobin düşük (7.8 g/dL7.8\ g/dL) ve MCV yüksek (114 fL114\ fL).
Yüksek MCV değeri aneminin makrositer karakterde olduğunu gösterir.
2
Klinik öykü ile birleştir
Annenin vegan diyeti ve sadece anne sütü ile beslenme B12 vitamini eksikliğine işaret eder.
B12 vitamini hayvansal gıdalarda bulunur; vegan annelerin bebeklerinde ciddi eksiklikler gelişebilir.
3
Periferik yayma bulgusunu belirle
Megaloblastik anemide hipersegmente nötrofiller görülür.
DNA sentezi bozulduğunda tüm öncül hücrelerde olduğu gibi lökositlerde de maturasyon bozukluğu ve segment artışı olur.

Anahtar Kavram

Megaloblastik aneminin (B12 ve Folat eksikliği) en tipik periferik yayma bulgusu hipersegmente nötrofillerdir.

İpuçları

1
Hastanın MCV değerinin normalden yüksek olduğuna dikkat edin.
2
Makrositer anemilerde DNA sentezi bozulduğu için hücrelerin çekirdekleri olgunlaşamaz.
3
Vitamin B12 eksikliğinde nötrofil çekirdeklerindeki lob sayısı artar.

Daha Fazla Pratik

B12 vitamini eksikliği ile folat eksikliğini klinik olarak ayırt eden en önemli bulguları (nörolojik semptomlar gibi) tekrar edin.
Tahmini Süre:45s
Soru 54Soru →

22 aylık erkek çocuk, son üç aydır artan halsizlik, iştahsızlık ve toprak yeme şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden, çocuğun temel beslenmesinin günde yaklaşık 11 litre inek sütü olduğu ve ek gıdaları reddettiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde belirgin solukluk ve hafif taşikardi dışında patolojik bulgu saptanmıyor. Laboratuvar inceleme sonuçları aşağıdadır:

ParametreDeğer
Hemoglobin (HbHb)7.8 g/dL7.8\ g/dL
Hematokrit (HctHct)%24\%24
MCVMCV58 fL58\ fL
RDWRDW%20\%20
Eritrosit (RBCRBC) sayısı3.5×1012/L3.5 \times 10^{12}/L
Serum Demiri20 μg/dL20\ \mu g/dL
Serum Ferritin5 μg/L5\ \mu g/L
Total Demir Bağlama Kapasitesi (TDBKTDBK)480 μg/dL480\ \mu g/dL

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Demir eksikliği anemisi
Hastanın öyküsündeki aşırı inek sütü tüketimi demir emilimini bozarak demir eksikliğine zemin hazırlar. Laboratuvarda saptanan mikrositer anemi (MCV<70+yas\c/2MCV < 70 + yaş/2), belirgin RDWRDW yüksekliği, düşük ferritin ve yüksek TDBKTDBK değerleri demir eksikliği anemisi tanısını doğrular. Mentzer indeksi (MCV/RBCMCV/RBC) bu hastada 16.516.5 olarak hesaplanmıştır ve 1313'ten büyük olması tanıyı demir eksikliği lehine desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoglobin ve MCV değerlerini değerlendir
Hb:7.8 g/dLHb: 7.8\ g/dL ve MCV:58 fLMCV: 58\ fL olması, hastada mikrositer anemi olduğunu gösterir.
Anemilerin morfolojik sınıflandırmasında ilk adım eritrosit boyutunu belirlemektir.
2
Eritrosit dağılım genişliği (RDWRDW) ve eritrosit sayısını (RBCRBC) analiz et
RDWRDW'nin yüksek (%20\%20) ve Mentzer indeksinin (58/3.5=16.558 / 3.5 = 16.5) 1313'ten büyük olması demir eksikliğini destekler.
Demir eksikliğinde eritrosit boyutları değişkendir (RDW↑RDW \uparrow), talasemide ise daha homojendir (RDW NRDW\ N).
3
Demir parametrelerini (ferritin, demir, TDBKTDBK) yorumla
Ferritinin çok düşük (5 μg/L5\ \mu g/L), TDBKTDBK'nın yüksek (480 μg/dL480\ \mu g/dL) olması vücut demir depolarının tükendiğini kesinleştirir.
Ferritin, vücut demir depolarını gösteren en özgül biyokimyasal belirteçtir.

Anahtar Kavram

Pediatrik mikrositer anemilerin ayırıcı tanısında demir parametreleri ve RDW kullanımı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 55Soru →

Beş yaşındaki kız hasta, son birkaç haftadır belirginleşen halsizlik, çabuk yorulma ve diş eti kanamaları şikayetleriyle getirilmiştir. Hastanın öyküsünden boy kısalığı nedeniyle çocuk endokrinolojisi tarafından takip edildiği öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde; boy ve kilo 3.3. persentilin altında, mikrosefali, mikroftalmi ve yaygın café-au-lait lekeleri saptanmıştır. Ayrıca her iki el baş parmağının yokluğu (aplazisi) dikkat çekmiştir. Laboratuvar incelemesinde; hemoglobin 6.5 g/dL6.5\text{ g/dL}, MCV 108 fL108\text{ fL}, lökosit 2.200/mm32.200\text{/mm}^3, mutlak nötrofil sayısı 850/mm3850\text{/mm}^3, trombosit 18.000/mm318.000\text{/mm}^3 ve düzeltilmiş retikülosit sayısı %0.2\%0.2 olarak saptanmıştır. Bu hastada kesin tanıya ulaşmak için yapılması gereken en uygun laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) ile indüklenen kromozom kırığı analizi

Cevap

Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) ile indüklenen kromozom kırığı analizi
Hastadaki pansitopeni, makrositoz ve karakteristik fiziksel anomaliler (mikrosefali, boy kısalığı, café-au-lait lekeleri ve baş parmak aplazisi) Fanconi Aplastik Anemisi için tipiktir. Bu hastalığın tanısında altın standart yöntem, DNA çapraz bağlayıcı ajanlar olan diepoksibütan (DEB) veya mitomisin-C (MMC) kullanılarak periferik lenfositlerde kromozom kırıklarının artışının gösterilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının sentezi
Hastada pansitopeni (Hb, WBC, Trombosit düşüklüğü) ile birlikte makrositoz (MCV yüksekliği) mevcuttur.
Kemik iliği yetersizliği bulgularını doğrulamak için gereklidir.
2
Eşlik eden fiziksel anomalilerin değerlendirilmesi
Boy kısalığı, mikrosefali, café-au-lait lekeleri ve özellikle baş parmak aplazisi konjenital bir kemik iliği yetersizliği sendromunu düşündürür.
Ayırıcı tanıyı Fanconi Aplastik Anemisi (FAA) yönüne kaydırır.
3
Kesin tanı testi seçimi
FAA bir DNA onarım defektidir (kromozomal instabilite). Diepoksibütan (DEB) veya mitomisin-C (MMC) gibi ajanlarla indüklenen kromozom kırıklarının gösterilmesi tanısaldır.
Bu bulgular FAA için altın standart tanı yöntemidir.

Anahtar Kavram

Fanconi Aplastik Anemisi (FAA), DNA onarım bozukluğu sonucu gelişen, karakteristik fiziksel anomaliler ve ilerleyici pansitopeni ile seyreden bir hastalıktır.

Daha Fazla Pratik

Fanconi Aplastik Anemili hastalarda renal anomaliler (örn. at nalı böbrek) sık görüldüğü için batın ultrasonografisi istenmesi gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 56Soru →

1414 aylık bir kız çocuk, belirgin solukluk, büyüme geriliği ve tartı alımında duraklama şikayetleriyle getirilmiştir. Öyküsünden standart dozlarda uygulanan vitamin B12B_{12} ve folat tedavisine rağmen aneminin düzelmediği öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde boy ve tartı 33. persentil altında, konjonktivalar soluk saptanmıştır. Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuç
Hemoglobin6.86.8 g/dL
MCV114114 fL
RDW%19\%19
Lökosit4.2004.200/mm³
Trombosit165.000165.000/mm³

Periferik yaymada makrositoz ve hipersegmente nötrofiller izlenmektedir. İdrar incelemesinde iğne benzeri kristaller saptanan bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Herediter orotik asidüri

Cevap

Herediter orotik asidüri
Herediter orotik asidüri, pirimidin sentez yolundaki üridin monofosfat (UMP) sentaz enziminin eksikliğine bağlıdır. Bu durum DNA sentezini bozarak megaloblastik anemiye yol açar. Hastalar standart B12B_{12} ve folat tedavisine yanıt vermezler. Büyüme geriliği eşlik eder ve idrarda aşırı miktarda atılan orotik asit, iğne benzeri kristallere ve idrar yolu tıkanıklıklarına neden olabilir. Tedavisi dışarıdan 'üridin' verilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini analiz et
Yüksek MCV (114114 fL) ve hipersegmente nötrofiller megaloblastik anemiyi gösterir.
Megaloblastik anemi tipik olarak DNA sentezindeki bozukluklar sonucu oluşur.
2
Tedavi yanıtını değerlendir
Vitamin B12B_{12} ve folat tedavisine yanıtsızlık söz konusu.
Klasik nütrisyonel nedenler dışlanarak nadir nedenlere (dirençli megaloblastik anemiler) odaklanılır.
3
Ayırıcı tanı için özgün bulguyu (idrar kristalleri) yorumla
İdrardaki iğne benzeri kristaller orotik asit kristalleridir.
Üridin monofosfat (UMP) sentaz enzim eksikliği pirimidin sentezini bozar ve orotik asit birikimine yol açar.
4
Tanıyı kesinleştir
Herediter orotik asidüri tanısı konulur.
Megaloblastik anemi, büyüme geriliği ve kristallüri triadı bu hastalık için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Herediter orotik asidüri, pirimidin sentezindeki UMP sentaz eksikliği nedeniyle oluşan, vitamin B12B_{12} ve folata dirençli megaloblastik anemi, büyüme geriliği ve idrarda orotik asit kristallerinin görülmesiyle karakterize nadir bir metabolik hastalıktır.

Daha Fazla Pratik

Üridin tedavisinin bu hastadaki hematolojik ve klinik tabloyu nasıl düzelttiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 57Soru →

1212 yaşında bir kız çocuk, sağ supraklaviküler bölgede yaklaşık 22 aydır var olan, ele gelen 3 cm3\text{ cm} çapında ağrısız kitle nedeniyle başvuruyor. Yapılan eksizyonel lenf nodu biyopsisi ile Hodgkin Lenfoma tanısı konuluyor. Evreleme amacıyla çekilen göğüs tomografisinde mediastinal lenfadenopati ve bu kitle ile doğrudan ilişkili, bitişik yerleşimli sağ akciğer üst lobda tek bir parankimal nodül saptanıyor. Batın tomografisi, kemik iliği biyopsisi ve fizik muayenede diyafram altında herhangi bir tutulum izlenmiyor. Hastada ateş, gece terlemesi veya kilo kaybı öyküsü bulunmuyor. Bu hasta Ann Arbor evreleme sistemine göre hangi evrede kabul edilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIE

Cevap

Evre IIE (Diyaframın aynı tarafında nodal kitleye bitişik sınırlı ekstranodal tutulum)
Hodgkin Lenfoma evrelemesinde kullanılan Ann Arbor sistemine göre, diyaframın aynı tarafında iki veya daha fazla lenf nodu bölgesinin tutulması Evre II'dir. Eğer bu nodal bölgelerden birine komşu veya bitişik bir ekstralenfatik organ (burada akciğer) tutulumu varsa, bu durum Evre IIE (Extranodal extension) olarak adlandırılır. Hastada B semptomları (ateş, gece terlemesi, son 6 ayda %10 kilo kaybı) bulunmadığı için tanıya 'A' eki de eklenebilir, ancak seçeneklerde en spesifik ayırıcı özellik 'E' ekidir.

Adım Adım Çözüm

1
Nodal tutulum bölgelerini belirle
Sağ supraklaviküler (boyun) ve mediastinal lenf nodu bölgeleri tutulmuştur. Her ikisi de diyaframın üstündedir.
Evre I ve II'yi III'ten ayırmak için diyafram sınırı kritiktir.
2
Ekstranodal tutulumu analiz et
Akciğer üst lobdaki nodül, mediastinal kitle ile 'bitişik' (contiguous) yerleşimlidir.
Nodal kitleye bitişik sınırlı ekstranodal uzanımlar, o evreye 'E' (Extralymphatic) eki getirilerek sınıflandırılır; yaygın/bağımsız tutulumlar Evre IV kabul edilir.
3
Sistemik (B) semptomlarını değerlendir
Ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı yoktur.
Semptom yokluğu 'A', varlığı 'B' eki ile evreye eklenir.
4
Evreleme sentezini yap
Diyaframın aynı tarafında ≥2\geq 2 lenf nodu bölgesi + bitişik ekstranodal tutulum + semptom yokluğu = Evre IIE.
Ann Arbor kriterlerine göre en doğru ve spesifik tanımlamadır.

Anahtar Kavram

Ann Arbor Evrelemesinde 'E' (Ekstranodal Uzanım) Tanımı
Soru 58Soru →

1010 aylık bir erkek çocuk, belirgin solukluk ve huzursuzluk şikayetleriyle getirilmiştir. Öyküsünden 44 aylıktan itibaren ek gıda verilmediği ve sadece taze keçi sütü ile beslendiği öğrenilmiştir. Fizik muayenede büyüme geriliği ve solukluk dışında nörolojik bir özellik saptanmamıştır. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdaki gibidir:

ParametreSonuç
Hemoglobin7.2 g/dL7.2\text{ g/dL}
MCV110 fL110\text{ fL}
RDW%19\%19
Periferik YaymaHipersegmente nötrofiller

Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Folat eksikliği

Cevap

Beslenme öyküsünde sadece keçi sütü kullanımı olan ve laboratuvarda makrositer anemi ile hipersegmente nötrofiller saptanan bu hastada en olası tanı folat eksikliğidir.
Folat eksikliği, taze keçi sütü ile beslenen çocuklarda karakteristik olarak görülür. Keçi sütünün folat ve vitamin B12B_{12} içeriği düşüktür ancak folat eksikliği çok daha belirgin ve hızlı gelişir. Laboratuvar bulguları (yüksek MCV, hipersegmente nötrofiller) megaloblastik süreci destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Beslenme öyküsünü analiz et.
Taze keçi sütünün folat içeriği son derece düşüktür ve tek başına besin kaynağı olduğunda folat eksikliğine yol açar.
Megaloblastik anemilerde etiyolojiyi belirlemek için beslenme öyküsü kritiktir.
2
Laboratuvar verilerini yorumla.
Düşük hemoglobin (7.2 g/dL7.2\text{ g/dL}) ve yüksek MCV (110 fL110\text{ fL}) makrositer anemiye işaret eder.
Nutrisyonel anemilerde MCV değeri ayırıcı tanıda ilk basamaktır.
3
Periferik yayma bulgularını klinik tablo ile birleştir.
Hipersegmente nötrofiller megaloblastik sürecin (DNA sentez kusuru) karakteristik bir göstergesidir.
Hipersegmente nötrofiller, vitamin B12B_{12} veya folat eksikliğini doğrular.

Anahtar Kavram

Keçi sütü ile beslenen bebeklerde folat eksikliğine bağlı megaloblastik anemi gelişimi.

İpuçları

1
Bebeğin beslenme öyküsündeki taze keçi sütü vurgusuna dikkat edin.
2
Makrositoz (yüksek MCV) ve hipersegmente nötrofiller megaloblastik anemiyi gösterir.
3
Keçi sütü folat bakımından oldukça fakirdir, bu da nutrisyonel folat eksikliğinin klasik bir nedenidir.

Daha Fazla Pratik

Folat eksikliği ve vitamin B12B_{12} eksikliği arasındaki biyokimyasal (homosistein ve metilmalonik asit düzeyleri) farkları gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 59Soru →

8 yaşında erkek çocuk, bir haftadır devam eden karın ağrısı, bulantı ve kusma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde sağ alt kadranda ele gelen kitle saptanıyor. Ultrasonografide ileoçekal invajinasyon görülmesi üzerine acil operasyona alınan hastada, terminal ileumda yerleşmiş ve invajinasyona yol açan kitle eksize ediliyor. Kitlenin histopatolojik incelemesinde çok yüksek mitotik indeks (Ki-67 >%99) ve tingible body makrofajlarının oluşturduğu "yıldızlı gökyüzü" (starry sky) manzarası saptanıyor.

Bu hastanın en olası tanısı ve hastalığın özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastalığın patogenezinde en sık t(8;14) translokasyonu ve c-myc onkogen disregülasyonu rol oynar.

Cevap

Hastalığın patogenezinde en sık t(8;14) translokasyonu ve c-myc onkogen disregülasyonu rol oynar.
Vakada tanımlanan klinik (ileoçekal invajinasyona neden olan kitle) ve patolojik (yıldızlı gökyüzü manzarası, yüksek Ki-67) tablo sporadik Burkitt Lenfoma'yı işaret etmektedir. Burkitt lenfoma, olguların yaklaşık %80'inde c-myc onkogenini (8. kromozom) immünglobulin ağır zincir geninin (14. kromozom) yanına taşıyan t(8;14) translokasyonu ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki klinik bulguları ve operasyon sonuçlarını değerlendir
8 yaşında çocukta ileoçekal invajinasyona neden olan lenfoid kökenli karın kitlesi saptandı.
Çocukluk çağında ileoçekal invajinasyonların (özellikle 2 yaş üstü) öncü lezyonları (lead point) sıklıkla lenfomadır.
2
Histopatolojik bulguları yorumla
Yıldızlı gökyüzü (starry sky) manzarası ve çok yüksek Ki-67 proliferasyon indeksi saptandı.
Bu bulgular sporadik Burkitt Lenfoma (Non-Hodgkin Lenfoma alt tipi) için patognomoniktir.
3
Burkitt Lenfoma'nın karakteristik özelliklerini seçeneklerle eşleştir
Doğru ifade, hastalığın genetiğini tanımlayan c-myc ve t(8;14) translokasyonudur.
Diğer seçeneklerde farklı pediatrik hastalıklara ve immünizasyon kurallarına ait yanlış bilgiler yer almaktadır.

Anahtar Kavram

Burkitt Lenfoma klinik bulguları ve genetiği
Soru 60Soru →

On altı yaşında kız hasta, son iki yıl içerisinde iki kez tekrarlayan derin ven trombozu (DVT) şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Soy geçmişinde annesinde de genç yaşta başlayan benzer trombotik ataklar olduğu öğreniliyor. Hastanın laboratuvar incelemelerinde protrombin zamanı (PT) 2020 saniye (N:11−14N: 11-14), aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTT) 4848 saniye (N:25−35N: 25-35) ve trombin zamanı (TT) 4040 saniye (N:15−22N: 15-22) olarak saptanıyor. Fonksiyonel (Clauss yöntemi) fibrinojen düzeyi 6565 mg/dL (N:200−400N: 200-400) ölçülürken, immünolojik (antijenik) fibrinojen düzeyi 220220 mg/dL saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Disfibrinojenemi

Cevap

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları (DVT öyküsü, PT/aPTT/TT uzaması ve fonksiyonel/antijenik fibrinojen diskordansı) en olası tanının disfibrinojenemi olduğunu göstermektedir.
Disfibrinojenemi, fibrinojenin kalitatif bozukluğudur. Laboratuvar olarak PT, aPTT ve TT'nin uzaması ile karakterizedir. Tanıdaki en kritik ipucu, pıhtılaşma hızına dayalı ölçümlerde (Clauss) fibrinojenin düşük çıkarken, protein miktarına dayalı ölçümlerde (antijenik) normal saptanmasıdır. Vakaların yaklaşık %10−20\%10-20'sinde tekrarlayan trombozlar (paradoksal tromboz) görülmesi bu hastalık için klasik bir TUS bilgisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Koagülasyon testlerini (PT, aPTT, TT) değerlendir.
Her üç testin de (PT, aPTT, TT) belirgin şekilde uzamış olduğu görülmektedir.
PT ve aPTT'nin birlikte uzaması ortak yolak veya fibrinojen kusuruna işaret ederken, TT uzaması doğrudan fibrinojen basamağını gösterir.
2
Fibrinojen ölçüm yöntemlerini karşılaştır.
Fonksiyonel düzey (6565 mg/dL) düşük, antijenik düzey (220220 mg/dL) ise normal sınırlardadır.
Bu durum, kanda fibrinojenin yapısal olarak bulunduğunu ancak fonksiyonel (pıhtı oluşturma) kapasitesinin bozuk olduğunu kanıtlar.
3
Klinik tabloyu (tromboz) laboratuvar ile ilişkilendir.
Genellikle kanama beklenen bir laboratuvar tablosuna rağmen hastada tromboz mevcuttur.
Disfibrinojenemi, fibrinojen molekülündeki defektin türüne göre paradoksal olarak tromboza eğilim (anti-trombin etkisinin azalması vb.) yaratabilir.

Anahtar Kavram

Disfibrinojenemide laboratuvar testlerinde (PT, aPTT, TT) uzama görülmesine rağmen hastalar asemptomatik olabileceği gibi kanama veya paradoksal tromboz ile de başvurabilirler. En önemli laboratuvar bulgusu fonksiyonel ve antijenik fibrinojen düzeyleri arasındaki diskordanstır.

İpuçları

1
Hem PT hem aPTT hem de TT uzamışsa sorun fibrinojen basamağındadır.

Daha Fazla Pratik

Faktör XII eksikliğinin laboratuvar ve klinik (tromboz riski) özelliklerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 21Sonraki
Hematoloji ve Onkoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin